Bugün[07 Temmuz 2026]
itibarı ile 54.002 başlık/FaRk ile birlikte,
54.002 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(215/217)


- ZÂHİR ile AŞİKÂR


- ZAHİR ile ZAHİRE ile ZAHİRİ


- ZAHİRE[Ar. < ẔAḪĪRE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAHİRE

( Gerektiğinde kullanılmak için saklanan tahıl aşlık )


- ZÂHİRE[Ar.] ile ZÂHİRE[Ar. < ZEVÂHİR] ile ZAHÎRE[Ar. < ZAHÂİR]

( Dışarı fırlamış göz, lokma göz. İLE Parlak. İLE Gerektiği zaman harcanmak üzere ambarda saklanan hubûbat, yiyecek. )


- ZÂHİREN[Ar.] ile ZÂHİRÎ[Ar.]

( Görünüşte, görünüşe göre, göründüğü gibi, meydanda olarak. İLE Görünen, görünürdeki. | Ebû Dâvûd-ı Zâhirî'nin kurduğu mezhebe ait/mensup. )


- AŞK:
ZÂHİRÎ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BÂTINÎ


- ZÂHİRÎ MUAMELE[Ar.]/SCHEINGESECHAEFT[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜŞTEKİ İŞLEM


- ZAHİRÎ ile/ve HARİCÎ ile/ve AYNÎ


- ZAHİRİ[Ar. < ẒĀHİRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAHİRÎ

( Görünen görünürdeki yapmacık )


- ZAHMET OLMAZSA ile/değil SAKINCASI YOKSA


- ZAHMET ile/değil/yerine/= GÜÇLÜK


- ZAHMET[Ar. < ZAḤMET] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜÇLÜK (BİR ZAHMET)


- ZAHMET ve/||/<> HİKMET ve/||/<> İBRET


- ZAHMET ile/değil/yerine/= SIKINTI, EZİYET, RAHATSIZLIK | ZOR, GÜÇ | YORGUNLUK


- ZAHMET ile ZAHMETLİ/LİK ile ZAHMETSİZ/LİK ile ZAHMETSİZCE


- ZAHMET[Ar.] ile ZAMET[< SAMET < SAMED]


- ZAHR ile/||/<> SAĞRI ile/||/<> DAM DERESİ

( Mimarlık Damlarda iki ayrı yöndeki eğik yüzeylerin meydana getirdikleri dam dereleri ile mahya aşıkları arasında kalan üçgen biçimindeki yüzeylere verilen ad a dam deresi mahya ağığı İki koyağı birbirinden ayıran az eğimli yayvan sırt sırt coğrafya Ağızlarda dağın tepesine yakın yokuş yer olarak da geçer Az sağrı atın sağrısı sağrı atıŋ sağrısı saurı savır sawırı atıŋ sawırısı sawır Blk sauru sōrı 1 sağrı 2 yan kıç 3 hayvanın sağrısından çıkan deri Tar sağra Tel sūrı sağır sār Kâşgarlı Mahmuda göre Orta Türkçede sağrı deri olarak geçer Eski Kıpçakçada da sağrı biçimi kullanılır Yakutçada öz Türkçe sözlerin başındaki slerin düştüğünü biliyoruz Ancak Yakutça sārı köm sārı dicke aber nicht feste Stutenhaut biçiminde snin düşmediği göze çarpıyor O nedenle bu biçimin Moğolcadan alındığı açıktır Moğol diyalektlerinde sāri cuir fait de la peau de la croupe dun cheval âne ou mulet olarak kullanılır Farsça saġrī biçimi Türkçeden alınmıştır Tibetçe sagri sagsri Farsçadan alınmıştır Yule HobsonJobson 818 Fransızca Almanca İngilizce gibi belli başlı Avrupa dillerinde de kullanılır chagrin shagreen Chagrin )

( RIDGE )

( CROUPE )

( SCHWELLE )


- ZAHTER[Ar. < SAʿTER] ile/||/<> ...

( çok yıllık mor veya pembe çiçekli ve kuvvetli kokulu bir bitki karakekik Thymbra spicata saᶜtar bir çeşit kekik Başındaki s Türkçede zye çevrilmiştir Bu yolda bilgi almak için Németh I OK 2 313332 ALH 3 159199 Türkçe zahter biçiminde gördüğümüz h de sonradan türemiştir )

( SATAR )


- ZÂİKAVÎ ile/||/<> GUSTATIF[Fr.] ile/||/<> TATSAL

( biyoloji )

( GUSTATIF )


- ZAİM | SENYÖR ile/||/<> SENYÖR[Fr. < SEIGNEUR]

( 1 Egemen hükümdarlara verilen san 2 Orta Avrupasında toprağı olan derebeyi derebeyi )

( SEIGNEUR )

( SEIGNEUR )

( SEIGNEUR )


- ZAİTSEV ile/||/<> KURALI

( Eliminasyon reaksiyonlarında Zaitsev kuralı )

( Alexander Zaitsev tarafından 1875 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1841-1910) (Ülke: Rusya) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Zaitsev kuralı) )


- ZAKKUM[Ar.] ile/değil/yerine/= AĞIAĞACI/AĞIÇİÇEĞİ

( Zakkumgillerden, çiçekleri beyaz ya da pembe renkli, çoğunlukla kurumuş dere yataklarında kendin kendine yetişen, ağılı bir bitki. )

( NERIUM OLEANDER )


- ZAKKUM[Ar. < ZAḲḲŪM] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAKKUM

( Zakkumgillerden Akdeniz ülkelerinde yetişen çiçekleri beyaz veya pembe renkli kışın yapraklarını dökmeyen zehirli bir ağaççık ağı ağacı ağı çiçeği Nerium oleander )


- ZAKKUM ile/||/<> ZAKKUM[Ar. < ZAKKŪM]

( Zakkumgiller Apocynaceae familyasından 6 m kadar boylanan yaprak dökmeyen pembe veya kırmızı çiçekli süs bitkisi olarak da yetiştirilen bitki Ağu ağacı Kalp glikozitleri içeren ve çiftlik hayvanlarında kalp kası nekrozu sonucu ölüme yol açan Antartika hariç dünyanın birçok bölgesinde yaygın olarak bulunan ve 12 adet alt türden oluşan zehirli bir bitki türü Yerel ağızlarda ağı ağacı ağı çalısı ağı çiçeği ağı dalı gibi adlar geçer Ağızlarda zıkkım biçimi ağı olarak kullanılır zaqqūm der Höllenbaum mit bitteren Früchten Suriye bouchée de pain sur laquelle un šēḫ écrit le nom de Dieu après lavoir fortement salée assureton et quon fait manger aux gens soupçonnés de vol celui qui ne peut lavaler est considéré comme le vrai coupable )

( ZAQQŪM )

( ROSE BAY, OLEANDER | BRACKENS )

( LAURIER ROSE )

( ECHTER OLEANDER, LORBEEROSEN )

( NERIUM OLEANDER )


- ZAKKUM[Ar. < ZAḲḲŪM] ile/değil/yerine/=/||/<> ZIKKIM

( zıkkımın kökü zehir zıkkım zehir İçki ve sigara gibi zararlı alışkanlıklar için kullanılan bir söz Sıkıntı veren kimse veya şey )


- ZAKKUMLAŞMAK ile ZAKKUM ile ZAKKUMLU


- ZÂLİM ile/değil/yerine LEVVÂM

( Başkasına kötülük. İLE/DEĞİL/YERİNE Kendine, [kendini geliştirmek üzere] "yüklenme". | Özeleştiri. )

( Zâlime uyan ve/ya da susan, zâlimden beterdir. )


- ZAMAN AŞIMI ile SÜRESİ GEÇMİŞ

( LAPSE vs. LAPSED )

( خرف شدن ile زوال ile گذشت زمان ile ساقط )

( KHARF SHODAN ile ZAVAL ile GOZASHT ZAMAN ile SAGHAT )


- ZAMAN:
BEKLEYİNCE ile/ve/||/<> GECİKİNCE ile/ve/||/<> ÜZÜLÜNCE ile/ve/||/<> MUTLU OLUNCA ile/ve/||/<> ACI ÇEKİNCE ile/ve/||/<> SIKILINCA

( "Yavaşlar". İLE/VE/||/<> "Hızlanır". İLE/VE/||/<> "Can yakar". İLE/VE/||/<> "Kısallır". İLE/VE/||/<> "Bitmek bilmez". İLE/VE/||/<> "Uzar". )


- ZAMAN BİLİMİ | ZAMAN DİZİNİ/KRONOLOJİ[Fr. < CHRONOLOGIE] ile/||/<> ZAMAN BİLİMSEL | ZAMAN DİZİNSEL/KRONOLOJİK[Fr. < CHRONOLOGIQUE]

( zaman bilimi zaman dizini )


- ZAMAN GEÇİRMEK ile/değil/yerine ZAMANI DOLDURMAK


- ZAMAN ...:
" 'GEÇSE/GEÇSİN' DİYE BEKLEDİĞİNDE" ile/ve/||/<> " 'DURSA/DURSUN' DİYE BEKLEDİĞİNDE"

( Durur [gibi algılanır]. İLE/VE/||/<> Geçer [gibi algılanır]. )


- ZAMAN KAZANMAK ile FIRSAT ARAMAK/BEKLEMEK


- ZAMAN ÖLÇME ile/||/<> CHRONOMÉTRAGE[Fr.] ile/||/<> SÜRE ÖLÇÜMÜ

( Yarışlarda ve eğitimde tüketilen süreyi ölçme Saatli dünya ve ülke sonaşamları yol ya da yarışlık koşullarında bu zaman çift süreölçerle ölçülür )

( CHRONOMÉTRAGE )


- ZAMAN VE ENERJİ TÜKETİMİMİZ:
"NASIL GÖRÜNDÜĞÜMÜZ" ile/değil/yerine NASIL GÖRDÜĞÜMÜZ


- ZAMAN VERDİM ile/değil/yerine SÜRE KOYDUM


- ZAMAN YÖNETİMİNDE:
ACİL ve ÖNEMLİ ile/ve/||/<> ÖNEMLİ ve ACİL DEĞİL
ile/ve/||/<>
ACİL DEĞİL ve ÖNEMSİZ ile/ve/||/<> ÖNEMSİZ ve ACİL

( Hemen yap/alım! İLE/VE/||/<> Yapacağımız zamanı belirle/yelim!
İLE/VE/||/<>
İşi yapabilecek biri(leri)ne yönlendir/elim! İLE/VE/||/<> Yapma/yalım! )


- ZAMAN ve ZEMİN(BAĞLAM) ile/ve/değil/yerine/||/<> ZİHİN ve ZEMİN(KOŞULLAR)

( Bir şeyin(/durumun/olgunun/olayın), öyle olması ya da olmamasındaki, az ya da çok oranında(etmenliliğinde) olmasındaki belirleyiciler. )

( Dış. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> İç. )

( İkincil. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Birincil. )


- ZAMAN ile GÖRELİ ZAMAN

( TIME vs. RELATIVE TENSE )


- ZAMAN ile SAHİB-İ ZAMAN

( AKILLARINDAN GEÇİRDİKLERİ KÂİNATTA OLUŞMAYA BAŞLAYAN KİŞİ | ALLAH'IN AYNASIDIR )


- ZAMAN ve ZAMANE'DEN ŞİKÂYET


- ZAMANA YAYMAK ile/ve/<> SONRAYA BIRAKMAK


- ZAMANE[Ar. < ZAMĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAMANE

( zamane adamı zamane çocuğu İçinde bulunulan zaman dönem Yakınma veya hafifseme yoluyla şimdiki zaman )


- ZAMANI ARTIRMAK ile/ve/<>/değil ETKİ ALANINI GENİŞLETMEK


- ZAMANI DEĞİL" ile "SIRASI DEĞİL"


- ZAMANI DURDURMAK ile/ve/||/<> ZAMANDA YOLCULUK ile/ve/||/<> ZAMANDAN KAÇMAK ile/ve/||/<> ZAMANI HİSSETMEK ile/ve/||/<> ZAMANI BIRAKMAK

( Öperek. İLE/VE/||/<> Okuyarak. İLE/VE/||/<> Müzik dinleyerek. İLE/VE/||/<> Yazarak. İLE/VE/||/<> Soluk alarak. )


- ZAMANI GELDİĞİ ZAMAN ... değil ZAMANI GELDİĞİNDE ...


- ZAMANI GELİRSE" ile/ve "ZAMANI GELDİĞİNDE"


- ZAMANI:
NEREDE GEÇİRDİĞİMİZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NASIL GEÇİRDİĞİMİZ

( Gövdemizle ilişkilidir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Anlığımızla(zihnimizle) ilişkilidir. )

( Nicelikseldir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Nitelikseldir. )


- ZAMANI ÖLDÜRMEK" ile/değil "ZAMANI DEĞERLENDİRMEK"


- ZAMAN-I RÂHİ | DÖRDÜNCÜ ZAMAN ile/||/<> DÖRDÜNCÜ ZAMAN

( Bugünü de kapsayan en yeni yerbilim dönemi jeoloji )

( QUATERNARY )

( QUATENAIRE | TEMPS QUATERNAIRE )

( QUARTÂR )


- ZÂMÂN-I/ASR-I SAADET -ile

( HZ. MUHAMMED'İN YAŞADIĞI DÖNEM | ÖMRÜNÜ SAADETE KAVUŞTURAN KİŞİ )


- ZAMANIN ve/||/<> MEKÂNIN: SAF GÖRÜSÜ

( [ÖNCEL/A PRIORI]
[Sadece İnsan'da.] )


- ZAMANINDA ORADA/YERİNDE OLMALI!


- ZAMANINDA YA DA ZAMANSIZ SÖYLENMİŞ SÖZLER ile/ve GERÇEK YA DA YANLIŞ SÖZLER ile/ve HOŞ YA DA ACI SÖZLER ile/ve YARARLI YA DA YARARSIZ SÖZLER ile/ve NAZİK VE GÜCENDİRİCİ SÖZLER

( WORDS AT THE RIGHT TIME OR UNTIMELY vs./and TRUE OR FALSE WORDS vs./and NICE/SWEET OR GRIEF WORDS vs./and BENEFICIAL OR USELESS WORDS vs./and POLITE AND OFFEND WORDS )


- ZAMANINI:
"ÇALMAK" ile/değil ALMAK


- ZAMANI/VAKTİ HARCAMAK değil/yerine ZAMANI/VAKTİ KULLANMAK


- ZAMANLAMAK ile ZAMANLAYABİLMEK ile ZAMAN ile ZAMANE ile ZAMANLI ile ZAMANSIZ/LIK ile ZAMAN EKİ ile ZAMAN AŞIMI ile ZAMAN ZAMAN ile ZAMAN ZARFI ile ZAMAN AYARLI ile ZAMAN BİLİMİ ile ZAMAN BİRİMİ ile ZAMAN DİZİNİ ile ZAMAN TÜNELİ ile ZAMANE ADAMI ile ZAMANE ÇOCUĞU ile ZAMAN BİLİMSEL ile ZAMAN BELİRTECİ ile ZAMANLI ZAMANSIZ


- ZAMÂN/ZEMÂN[Ar. çoğ. EZMİNE] ile ZAMÂN[Ar.]

( Zaman, vakti, çağ, devir. | Süre, mehil. | Mevsim. | Fiillerde, geçmiş, şimdiki, gelecek ve geniş zamanlardan her biri. İLE Kefil olma, kefillik. | Bir şeyin mislini ya da değerini vermek üzere zarara karşı kefil olma, garanti. )


- ZAMAZİNGO ile/||/<> ZIMBIRTI / DOST, METRES

( zımbırtı dost metres Kökenini bilmiyoruz )


- ZAMAZİNGO ile/değil/yerine/=/||/<> ZIMBIRTI | METRES

( zımbırtı metres )


- ZAMBAK ile ADA SOĞANI

( ... İLE Zambakgillerden, soğanından ilaç olarak yararlanılan bazı nesneler elde edilen çok yıllık bir bitki. )

( ... cum URGINEA MARITIMA )


- ZAMBAK ile AFRİKA ZAMBAĞI


- ZAMBAK ile AKÇÖPLEME

( ... İLE Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi. )

( ... cum VERATRUM ALBUM )


- ZAMBAK ile/= AKZAMBAK

( Zambakgillerden, 90-100 cm. yüksekliğinde, güzel ve iri çiçekli, çok yıllık bir süs bitkisi, top zambak. İLE/= Zambakgillerden, süs bitkisi olarak yetiştirilen, çiçeği diş ve yüz şişlerinin tedavisinde kullanılan bir bitki. )

( LILIUM CANDIDUM )


- ZAMBAK ile ARTVİN ZAMBAĞI


- ZAMBAK ile/||/<> ASPİDİSTRA[Fr.]

( ... İLE Zambakgillerden, genellikle saksıda yetiştirilen, yaprakları doğrudan doğruya topraktan çıkan bir süs bitkisi. )


- ZAMBAK ile İNCİÇİÇEĞİ

( ... İLE Zambakgillerden, temren biçimindeki yaprakları arasında ince bir sap üzerinde, küçük çan biçiminde beyaz çiçekler açan bir süs bitkisi. )

( ... cum CONVALLARIA )


- ZAMBAK ile KUM ZAMBAĞI

( LILIUM cum PANCRATIUM MARITIMUM )


- ZAMBAK ile TÜKÜRÜKOTU

( ... İLE Zambakgillerden, 20-30 santimetre yüksekliğinde, küçük, beyaz ya da sarı çiçekli, otsu ve çok yıllık bir bitki. )

( LILIUM cum ORNITHOGALUM UMBELLATUM )


- ZAMBAK ile/||/<> ZAMBAK[Ar. < ZANBAK]

( botanik Zambakgiller Liliaceae familyasından sarı beyaz kırmızı ya da pembe çiçekli soğanlı çok yıllık otsu Türkiyede 6 türü bulunan Lilium türlerine verilen ad )

( LILY )

( LIS | LILY )

( LILIE )

( LILIUM )


- ZAMBEZİ IRMAĞI ile ...


- ZAMİR ile/||/<> PRONOUN[İng.] ile/||/<> PRONOM[Fr.] ile/||/<> PRONOMEN, FÜRWORT[Alm.] ile/||/<> ADIL

( Derleme adsı içlem adınsı adcıl Kişi özlük gösterme soru ve belirsizlik kavramları vererek varlıkların yerini tutan sözcük Ben sen o biz siz onlar kendim kendin kendi kendisi kendimiz kendiniz kendileri bu bunlar şu şunlar o onlar kim kimi kime kimde kimden kimin ne neyi neye nede neden neyin biri birisi birbiri vb )

( PRONOUN )

( PRONOM )

( PRONOMEN, FÜRWORT )


- ZAMİR-İ FİİLÎ ile/||/<> PERSONAL ENDING[İng.] ile/||/<> DÉSINENCE PERSONNELLE[Fr.] ile/||/<> PERSONALENDUNG[Alm.] ile/||/<> KİŞİ EKİ

( Derleme şahıs eki şahıs bildirici ek Eylem çekimlerinde kullanılan ve kişi gösteren ek Türkçede dört grup kişi eki vardır s 1 Grup Kişi Ekleri 1 K T m geldim gelsem 1 K Ç k geldik gelsek 2 K T n geldin gelsen 2 K Ç iniz geldiniz gelseniz 3 K T geldi gelse 3 K Ç 1er geldiler gelseler II Grup Kişi Ekleri 1 K T im gelmişim geliyorum gelirim geleceğim gelmeliyim 2 K T sin gelmişsin geliyorsun gelirsin geleceksin gelmelisin 3 K T gelmiş geliyor gelir gelecek gelmeli 1 K Ç iz gelmişiz geliyoruz geliriz geleceğiz gelmeliyiz 2 K Ç siniz gelmişsiniz geliyorsunuz gelirsiniz geleceksiniz gelmelisiniz 3 K Ç 1er gelmişler geliyorlar gelirler gelecekler gelmeliler III Grup Kişi Ekleri 1 K T I K Ç 2 K T gel 2 K Ç in gelin 3 K T sin gelsin 3 K Ç sinler gelsinler IV Grup Kişi Ekleri 1 K T im geleyim 1 K Ç lim gelelim 2 K T sin gelesin 2 K Ç siniz gelesiniz 3 K T gele 3 K Ç 1er geleler vb 1 K T im geleyim 1 K Ç lim gelelim 2 K T sin gelesin 2 K Ç siniz gelesiniz 3 K T gele 3 K Ç 1er geleler vb )

( PERSONAL ENDING )

( DÉSINENCE PERSONNELLE )

( PERSONALENDUNG )


- ZAMÎR-İ FİLÎ | ZAMÎR-İ FİİLÎ ile/||/<> PERSONEL ENDING[İng.] ile/||/<> DESINENCE PERSONNELLE[Fr.] ile/||/<> PERSONALENDUNG[Alm.] ile/||/<> ŞAHIS EKİ

( Fiil çekiminde şahıs belirten ek Türkçede dört grup şahıs eki vardır 1 Grup şahıs ekleri 1 şahıs teklik m bildim bilsem 1 şahıs çokluk k bildik bilsek 2 şahıs teklik n bildin bilsen 2 şahıs çoklukInIz UnUz bildiniz bilseniz 3 şahıs teklik bildi bilse 3 şahıs çokluk lAr bildiler bilseler II Grup şahıs ekleri 1 şahıs teklik Im Um bilmişim biliyorum bilirim bileceğim bilmeliyim 2 şahıs teklik sIn sUn bilmişsin biliyorsun bilirsin bileceksin bilmelisin 3 şahıs teklik bilmiş biliyor bilir bilecek bilmeli 1 şahıs çokluk Iz Uz bilmişiz biliyoruz biliriz bileceğiz bilmeliyiz )

( PERSONEL ENDING )

( DESINENCE PERSONNELLE )

( PERSONALENDUNG )


- ZAMÎR-İ MUTAVAAT, MUTAVAAT ZAMÎRİ | DÖNÜŞLÜ ZAMİR ile/||/<> DÖNÜŞLÜLÜK ZAMİRİ

( Söz içinde yapılan işin yapana döndüğünü anlatan ve şahıs kavramını pekiştirerek belirten kendi zamiri. Bu zamir iyelik ekleri alarak bütün şahısları karşılar: kendim, kendin, kendi, kendisi; kendimiz, kendiniz, kendileri: Sen bu işi kendin başarmalısın Bugüne kadar kendisinden herhangi bir haber çıkmadı gibi. )

( REFLEXIVE PRONOUN~REFLEXIVE PRONOUN )

( PRONOM RÉFLÉCHI~PRONOM RÉFLÉCHI )

( PRONOMEN REFLEXIVUM~PRONOMEN REFLEXIVUM )

( REFLEXIVPRONOMEN, RÜCKBEZÜGLICHES FÜRWORT | REFLEXIVPRONOMEN~REFLEXIVPRONOMEN )

( PRONOME RIFLESSIVO~PRONOME RIFLESSIVO )

( ΑΥΤΟΠΑΘΉΣ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / αυτοπαθής αντωνυμία~ΑΥΤΟΠΑΘΉΣ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / αυτοπαθής αντωνυμία )


- ZAMÎR-İ MUTAVAAT, MUTAVAAT ZAMÎRİ ile/||/<> REFLEXIVE PRONOUN[İng.] ile/||/<> PRONOM RÉFLÉCHI[Fr.] ile/||/<> REFLEXIVPRONOMEN, RÜCKBEZÜGLICHES FÜRWORT[Alm.] ile/||/<> DÖNÜŞLÜ ZAMİR

( Söz içinde yapılan işin yapana döndüğünü anlatan ve şahıs kavramını pekiştirerek belirten kendi zamiri Bu zamir iyelik ekleri alarak bütün şahısları karşılar kendim kendin kendi kendisi kendimiz kendiniz kendileri Sen bu işi kendin başarmalısın Bugüne kadar kendisinden herhangi bir haber çıkmadı gibi )

( REFLEXIVE PRONOUN )

( PRONOM RÉFLÉCHI )

( REFLEXIVPRONOMEN, RÜCKBEZÜGLICHES FÜRWORT | REFLEXIVPRONOMEN )

( PRONOMEN REFLEXIVUM )

( PRONOME RIFLESSIVO )

( ΑΥΤΟΠΑΘΉΣ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / αυτοπαθής αντωνυμία )


- ZAMÎR-İ ŞAHSÎ | ŞAHIS ZAMÎRİ ile/||/<> ŞAHIS ZAMİRİ

( Dilbilgisinde söz söyleyen, kendisine söz söylenen ve kendisinden söz edilen kişilerin yerini tutan kelime. Türkçede şahıs zamirleri şahıslar için ben, sen, o; çokluk şahıslar için biz, siz, onlar kelimeleridir. )

( PERSONAL PRONOUN~PERSONAL PRONOUN )

( PRONOM PERSONNEL~PRONOM PERSONNEL )

( PRONOMEN PERSONALE~PRONOMEN PERSONALE )

( PERSONALPRONOMEN~PERSONALPRONOMEN )

( PRONOME PERSONALE~PRONOME PERSONALE )

( ΠΡΟΣΩΠΙΚΉ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / προσωπική αντωνυμία~ΠΡΟΣΩΠΙΚΉ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / προσωπική αντωνυμία )


- ZAMÎR-İ ŞAHSÎ ile/||/<> PERSONAL PRONOUN[İng.] ile/||/<> PRONOM PERSONNEL[Fr.] ile/||/<> PERSONALPRONOMEN[Alm.] ile/||/<> ŞAHIS ZAMÎRİ

( Dilbilgisinde söz söyleyen kendisine söz söylenen ve kendisinden söz edilen kişilerin yerini tutan kelime Türkçede şahıs zamirleri şahıslar için ben sen o çokluk şahıslar için biz siz onlar kelimeleridir )

( PERSONAL PRONOUN )

( PRONOM PERSONNEL )

( PERSONALPRONOMEN )

( PRONOMEN PERSONALE )

( PRONOME PERSONALE )

( ΠΡΟΣΩΠΙΚΉ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / προσωπική αντωνυμία )


- ZAMK[Ar. < ŞAMG] ile/değil/yerine/= TUTKAL/YAPIŞTIRICI


- ZAMK-I ARABÎ | ARAP ZAMKI -ile/||/<>

( (kimya) )


- ZAMKİNOS ile/değil/yerine/=/||/<> ZIMBIRTI | METRES

( zımbırtı metres Kaçıp savuşma )


- ZAMKLAMAK ile ZAMKLANMAK ile ZAM ile ZAMK ile ZAMKLI ile ZAM PAKETİ ile ZAMK AĞACI ile ZAMKLI KAĞIT ile ZAMK AKASYASI ile ZAMK HASTALIĞI


- ZAMMETMEK[Ar. < ŻAMM + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> KATMAK


- ZAN[Ar. < ẒANN] ile/değil/yerine/=/||/<> SANI (ZANNETMEK, ZANNEYLEMEK, ZANNOLUNMAK, HÜSNÜZAN, SUİZAN)


- [ne yazık ki]
ZAN ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> İFTİRA


- ZAN ile/ve/değil/yerine KANAAT


- ZANAAT OLARAK SİMYA ile FELSEFÎ SİMYA ile DİNÎ SİMYA

( Uygulamalar arasında nedensel ilişki kurmadan, herhangi bir teoriye dayanmadan nesneler üzerinde simyevi işlemler yapmak. Burada esas olan nesneleri kullanmaktır. İLE Belirli bir teoriye dayalı olarak ve nedensel ilişkiler kurarak nesneleri tespit ve tasvir etmek. Burada esas olan nesneler içinde kalmaktır. İLE Doğaüstü, mistik ve spritüel güçleri de dikkate alarak belirli ritüeller içinde nesneleri anlamaya çalışmak. Burada esas olan nesnelerin doğaüstü güçlerin işaretleri olduğunu anlamaktır. )

( Bolos (M.Ö. II. yy.) simyayı felsefi bir yöntem haline getiren. )

( Zosimus (M.S. III. sonu, IV yy. başı) simyayı bir din haline getiren. )

( İslâm dünyasında ise simya ilk önce felsefî açıdan dikkate alınmıştır. Cabir b. Hayyân sadece madenleri değil bitkileri ve hayvanları da simyanın konusu kılmıştır. Civa ve kükürt teorisini geliştirerek tüm varolanları yekpare bir sistem içerisinde açıklamaya çalıştı. Bunun için bazı sayısal simgeleri kullandı. Aynı zamanda kurduğu laboratuvarlarla felsefi simyadan 'bilimsel simya'ya(kimya'ya) geçiş yaptı. )


- ZANAAT [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]


- ZANAAT ile EL SANATLARI ile ZANAATKAR ile İŞÇİLİK

( CRAFT vs. CRAFTS vs. CRAFTSMAN vs. CRAFTSMANSHIP )

( حرفه ile حرف ile صنعت گر ile پيشه ور ile صنعت گري )

( HARFEH ile HARF ile SANAT GAR ile PEYSHEH VAR ile SANAT GARY )


- ZANAAT ile ZANAATÇI/LIK


- ZANAATÇI/ZANAATKÂR[Ar. < ṢİNĀʿAT + Fars. -KĀR] ile/||/<> ZANAAT/SINAAT[Ar. < ṢİNĀʿAT]


- ZANAATKÂR[Ar. < ṢİNĀʿAT + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> ZANAATÇI


- ZANAAT/ZANAATKÂR ve FELSEFE/FİLOZOF


- ZANBAK değil ZAMBAK

( Doğruları aşağıdaki biçimdedir! "..." bulunan yerlerde ayrık(yanlış) halini düşününüz! )

( YAZIM(İMLÂ) KILAVUZU! | KÖKENBİLİM/ETİMOLOJİ )

( Masumiyeti simgeler. )

( LILIUM )


- ZANBAK[Ar. < ZANBAḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAMBAK

( ak zambak sarızambak top zambak denizzambağı nergis zambağı Zambakgillerden santimetre yüksekliğinde güzel ve iri çiçeği diş ve yüz şişlerinin tedavisinde kullanılan çok yıllık bir süs bitkisi ak zambak top zambak Lilium candidum )


- ZANGIR ZANGIR / ZINGIL ZINGIL / ZINGIR ZINGIR (TİTREMEK)


- ZANGOÇ[ERM.] ile/||/<> ...

( kilise hizmetini gören ve çan çalan kimse žamgoc žamkoč deacon )

( ŽAMGOC )


- ZANGOÇ[Erm.] ile ...

( Kilise hizmetlerini gören ve çan çalan görevli. )


- ZANGOÇ[Erm. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZANGOÇ

( Kilisenin işlerini yapan ve çan çalan kimse )


- ZANKA/ZANKA[Rus. < ] ile/||/<> TROYKA/TROYKA[Rus. < ]

( İki atlı kızak )


- ZANN[Ar.] ile HİSBÂN[Ar.]


- ZANNETMEK[Ar. < ẒANN + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> SANMAK


- ZANNETMEK/ZEHAP[Ar.] ile ZAMMETMEK[Ar.]

( Sanı, kuşku/şüphe. İLE Katmak. )


- ZANNEYLEMEK[Ar. < ẒANN + Tr. EYLEMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> SANMAK


- ZAPPING[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇGEÇ


- ZAPTEDİLEMEME ile HAMİLE BIRAKMAK ile EMPRENYE ETME ile EMPRENYE ETME

( IMPREGNABILITY vs. IMPREGNATE vs. IMPREGNATING vs. IMPREGNATION )

( استواري ile آبستن نشدني ile باردار کردن ile آبستن کردن ile لقاح کردن ile آبستن کننده ile لقاح ile آبستنسازي ile القاح ile تلقيح )

( ESTAVARY ile ABSTAN NESHODANY ile BARDAR KARDAN ile ABSTAN KARDAN ile LAGHAH KARDAN ile ABSTAN KONANDEH ile LAGHAH ile ABSTENSAZY ile القاح ile TALGHYHE )


- ZAPTİYE ile ZAPTİYE MEMURU


- ZAR ile KITMİR

( ... İLE Hurma ile çekirdeğinin arasındaki zar. )


- ZAR ile PERDE(HİCÂB-I KİBRİYA)


- ZARÂFET:
"GÖZE BATMAK" değil/yerine/>< AKILDA VE GÖNÜLDE KALMAK


- ZARÂFET ve IŞILTI ve GÜZELLİK

( Zarâfet, devingen bir güzelliktir. )

( Zarâfet, doğa tarafından verilmeyen, ancak özne tarafından yaratılan güzelliktir. )

( Zarâfet, her zaman, yalnızca özgürlüğün devindirdiği biçimin güzelliğidir. )

( Her türlü güzellik, gerçek ve görünen devinimin yalnızca bir özelliğidir. )


- ZARAR ile HASARLI ile HASARLAR ile ZARAR VERİCİ

( DAMAGE vs. DAMAGED vs. DAMAGES vs. DAMAGING )

( مظرت ile صدمه ile آزار رساندن ile غرامت ile خسارت ile لتمه ile خسارت زدن ile خسارت وارد آوردن ile صدمه زدن ile ضايعه ile آسيب رساندن ile زيان ile لتمه وارد کردن ile گزند ile للطمه ile نمديده ile آسيب ديده ile عواريه ile عيب دار ile معيوب ile متضرر ile آفت زده ile ضايعات ile خسارت آميز ile آسيب آور ile آسيب رسان )

( مظرت ile SADAMEH ile AZAR RESANDAN ile GHARAMET ile KHSART ile LATMEH ile KHSART ZADAN ile KHSART VARD AVARDAN ile SADAMEH ZADAN ile ZAYE ile ASYBE RESANDAN ile ZYAN ile LATMEH VARD KARDAN ile GOZAND ile للطمه ile NAMADYDAH ile ASYBE DYDAH ile عواريه ile EYBE DAR ile MAYVEB ile MOTEZRAR ile AFT ZADEH ile ZAYAT ile KHSART AMYZ ile ASYBE AVAR ile ASYBE RESAN )


- ZARAR ile KÂRDAN ZARAR

( LOSS vs. LOSS IN PROFIT )


- ZARAR ile ZARAR GÖRMÜŞ ile ZARARLI ile ZARARSIZ

( HARM vs. HARMED vs. HARMFUL vs. HARMLESS )

( گزند ile صدمه ile آسيب ile مضرت ile بدخدمت کردن ile مظرت ile صدمه زدن ile آسيب زدن ile آزار ile گزند رساندن ile ضرر ile آسيب ديده ile زيانبار ile زيانبخش ile مخربي ile مضر ile زيانرسان ile موذيانه ile موذي ile پرگزند ile بيگزند ile بي آزار ile بي ضرر ile کم آزار )

( GOZAND ile SADAMEH ile ASYBE ile مضرت ile BADKHODAMAT KARDAN ile مظرت ile SADAMEH ZADAN ile ASYBE ZADAN ile AZAR ile GOZAND RESANDAN ile ZAR ile ASYBE DYDAH ile ZYANBAR ile زيانبخش ile MOKHARBY ile MAZAR ile زيانرسان ile موذيانه ile MOOZY ile PORGAZAND ile BEYGOZAND ile BEY AZAR ile بي ضرر ile KAM AZAR )


- ZARARI, AZA İNDİRGEMEK değil ZARARI, AZA İNDİRMEK


- ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM AMA ... ile/değil/yerine ... VE ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM


- TOXINE[Fr.] ile/değil/yerine/= ZARARLI NESNE


- [ne yazık ki]
ZARARLILARIN TÜKETİMİNDE:
(")İLGİLİ(/LİK)(") ile/ne yazık ki/<>/> ALICI(/LIK) / MÜŞTERİ(Sİ OLMA) ile/ne yazık ki/<>/> BAĞIMLI(/LIK)

( Başlangıçta. İLE/NE YAZIK Kİ/<>/> Ortada. İLE/NE YAZIK Kİ/<>/> İleride. )


- ZARARSIZ OLMAK ile/ve/değil/yerine/<> HİZMET ETMEK


- ZARBÂN[Ar.] ile ...

( Kertenkeleleri avlayan, kedi büyüklüğünde yırtıcı bir hayvan. )


- ZARF
MAZRUF ile/ve/=/||/<> MEKTUP


- ZARFLAMAK ile MEKTUP

( ENVELOP vs. ENVELOPE )

( درلفاف گذاشتن ile فرا گرفتن ile پاکت )

( DARLEFAF GOZASHTAN ile FARA GARAFTAN ile PAKT )


- ZARFLAMAK ile ZARFLANMAK ile ZARILANMAK ile ZAR ile ZARA ile ZARF ile ZARFLI ile ZARFÇI/LIK ile ZAR ZOR ile ZARFSIZ ile ZARİ ZARİ ile ZART ZURT ile ZARF TÜMLECİ ile ZAR KANATLILAR


- ZARFLARDA:
DURUM ile/ve/||/<> ZAMAN ile/ve/||/<> YER-YÖN ile/ve/||/<> MİKDAR ile/ve/||/<> SORU


- ZARGANA/ZARGANA[Yun. < ] ile/||/<> PİÇUTA/PİÇUTA[Yun. < ] ile/||/<> PLATİ/PLATY[İng. < PLATY] ile/||/<> SİNARİT/SİNARİT[Yun. < ] ile/||/<> TİRHOS/TİRHOS[Yun. < ] ile/||/<> TİRSİ/TİRSİ[Yun. < ] ile/||/<> TORİK/TORİK[Yun. < ] ile/||/<> TRANÇA/TRANCİA[İt. < TRANCIA] ile/||/<> TIRPANA/TIRPANA[Yun. < ] ile/||/<> VATOZ/VATOZ[Yun. < ] ile/||/<> VONOZ/VONOZ[Yun. < ] ile/||/<> USKUMRU/USKUMRU[Yun. < ] ile/||/<> PİRANA/PİRANHA[Fr. < PIRANHA] ile/||/<> ÇİNAKOP/ÇİNAKOP[Yun. < ] ile/||/<> LAGOS/LAGOS[Yun. < ]

( Uskumrumsugillerden santimetre boyunda vücudu silindir biçiminde gaga gibi ince uzun sivri ağızlı bir balık Belone belone )


- ZARGANA[Yun.] ile TİMSAH ZARGANA

( ... ile )

( Uskumrusugillerden, gövdesi silindir biçiminde, gaga gibi ince, uzun, sivri ağızlı bir balık. İLE ... )

( BELONE ACUS cum ATRACTOSTEUS SPATULA )


- ZARGUNÇMÜD = KAPLANMİSKİ/PELENG MÜŞG[Fars.]
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Bir tür fesleğen. )


- ZARİ ZARİ[Fars.] ile/değil/yerine/= HÜNGÜR HÜNGÜR/İNLEYEREK (AĞLAMAK)


- ZARÎFE[Ar.] ile ZÂRİFE[Ar.]

( Zarif şey. İLE Fazla, gereksiz söz. )


- ZARİFİ YALISI :

( Tarabya, Yeniköy yolu üzerinde ve koyun güney tarafındadır. Sultan Abdülaziz ((1861 - 1876) devrinde yapıldı. Banker Nikola Zarifis'e bu yalı Sultan Abdülaziz tarafından hediye edildi. Paşa unvanı da verilen Zarifis öldükten sonra birkaç kez el değiştirdiyse de yalının ismi hiç değişmedi. Yalı uzun bir süre Villa Zarifi adı ile otel olarak kullanıldığı gibi 1950'li yıllarda gece kulübü ve restaurant olarak da kullanıldı. Nikola Zarifis'in mirasçıları tarafından yalı 1959'da Süleyman Günaydın ve kardeşlerine ait Günaydın şirketlerine satıldı. )


- ZARP, DARP | ZARP | ZARBETMEK | ÇARPMAK ile/||/<> ÇARPMA ile/||/<> ÇARPMAK

( Karşı oyuncuya iki ayağı yerden kesmeden gövdenin bütün ağırlığı ile yüklenmek Bir küme üzerinde ikili bir işlem matematik fizik matematik Duruşu değiştirmeden sıçrama ve iki ayağı birbirine çarptırma )

( HIT, CHARGE WITH THE BODY | MULTIPLICATION | BATTU | MULTIPLY )

( MULTIPLICATION | COLLISION | MULTIPLIER | PAS BATTU )

( REMPELN | MULTIPLIKATION, VERVIELFACHEN | BATTU )

( MULTIPLICATIO )


- ZARUNLU:
ZARURÎ ile/ve/değil ZORUNLU

( Bazı/çoğu sözler hatalı seslendirildikleri için değil konuşurken, birbirine yakın ya da eş iki sözcüğü bir anda söyleme ya da birini söyleyecekken ani bir karar ve hızla ötekine geçme sonucu çıkan söz(cük)lerdir. )


- GEREKSİNİMLER:
ZARÛRÎ ile/ve/||/<>/> HÂCÎ ile/ve/||/<>/> KEMÂLÎ

( Yaşamak için gerekli olan beslenme ve güvenlikle ilgili gereksinimler. İLE/VE/||/<>/> Zorunlu olmayan, ama varoluşu, insanı rahatlatan unsurlara duyulan gereksinimler. İLE/VE/||/<>/> Kişilerin kaygılarını ve estetik beklentilerini karşılayan gereksinimler. )


- ZARÛRÎ İSTİDLÂL ile MÜMKÜN VE İKNAİ İSTİDLÂL

( Gerekirlilik/Belirleme/Dettermine. İLE Olanaklı/Mümkünlü/Belkililik/Cidal. )

( Doğa. İLE Tin. )

( FARÂBÎ )

( Bkz. HİLMİ ZİYÂ ÜLKEN - İSLÂM DÜŞÜNCESİ - ÜLKEN YAY. )


- ZARURÎ ile HÂCÎ ile TAHSİNÎ


- ZARURİ[Ar. < ŻARŪRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZORUNLU | GEREKLİ

( zorunlu gerekli )


- ZÂT ile/ve/<> MEVCUD


- ZAT ile ZATİ ile ZAT İŞLERİ ile ZATA MAHSUS


- ZATEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... OLMASA DA


- ZATEN" ile/değil/yerine/<>/< AKSİNE/BİLAKİS


- ÖZÜNLÜ/ZÂTÎ ile ARAZÎ

( Öze ilişkin.(Tikellerin gerçekliğinde yer alır.) İLE İlineksel.(Tikellerin gerçekliğinde yer almaz.) )

( İnsan ve ata nispetle "canlı". İLE İnsana nispetle "gülen". )


- ZATÎ[Ar. < ẔĀTĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> KİŞİSEL | ÖZEL | ÖZÜNLÜ

( kişisel özel özünlü )


- ZÂT-ÜD-DİMÂĞ ile/ve/||/<> ZÂT-ÜS-SEHÂYÂ ile/ve/||/<> ZÂT-ÜS-SEHÂYÂ-Yİ DERENÎ

( Beyin dokusunun/nescinin yangısı. @@ Beyin zarı yangısı. @@ Beyin zarı yangısından kaynaklanan beyin veremi. )


- ZÂT-ÜL-ASAB-I BASARÎ ile/||/<> ZÂT-ÜL-CEFN

( Gözde görmeye hizmet eden sinirlerin yangısı. @@ Gözkapağı yangısı. )


- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-KESÎRE[Ar.] ile MYRIAPODES[Fr.] ile ...

( Çokayaklılar. )


- ZÂT-ÜL-ESÂBİ'-İL-MÜFREDE[Ar.] ile ONGULÉS[Fr.] ile ...

( Toynaklılar, tektırnaklılar. )


- ZÂT-ÜL-HURTÛM[Ar.] = PROBOSCIDIENS[Fr.] = ...

( Hortumlu hayvanlar sınıfı, hortumlular. )


- ZÂT-ÜL-KÜRSÎ | KOLTUK ile/||/<> KOLTUK

( Bir takımyıldızın adı astronomi )

( CASSIOPEIA, CAS (CASSIOPEIA) )

( CASSIOPÉE )

( CASSIOPEIA, KASSIOPEIA )

( CASSIOPEIA )


- ZÂT-ÜL-KURÛN-İS-SÂKITA[Ar.] ile ...

( Geyik, karaca gibi sadece erillerinde bulunup mevsim mevsim düşen ve sonra yeniden boynuzu çıkan hayvanlar sınıfı. )


- ZÂT-ÜL-MİSKAB[Ar.] ile ...

( Karınlarının sonunda birer delik bulunan omurgasız hayvanlar. )


- ZÂT-ÜS-SEDÂYÂ-Yİ BAHRİYYE[Ar.] = SIRÉNIENS[Fr.] = ...

( Denizyılanı gibi memeliler sınıfı. )


- ZÂT-ÜS-SIFÂK ile/||/<> ZÂT-ÜS-SIFÂK-İ NİFÂSÎ

( Karın zarı yangısı. @@ Lohusalarda olan karın zarı yangısı. )


- ZAVİYE | AÇI ile/||/<> AÇI

( 22 Bir Açı bir noktadan ayrılan iki doğru çizgi arasındaki açıklıktır Şekil 4 Bu çizgilere o açının Kenar ları denir Bir açının kenarlarının başladığı noktaya o açının Köşe si denir 1 Ortak bir noktadan köşe çıkan iki yarıdoğrunun kıyı oluşturduğu uzambiçim 2 Ortak bir noktadan çıkan iki yarıdoğrudan birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği 3 Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemin oluşturduğu uzambiçim 4 Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemden birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği )

( ANGLE | ACUTE ANGLE )

( ANGLE | ANGLE AIGU )

( WINKEL | SPITZER WINKEL )

( ANGÜLUS | ACUTOS )

( ANGOLO )

( ΓΩΝΊΑ / γωνία )


- ZAVİYE | AÇI ile/||/<> DAR AÇI

( 22. Bir “Açı” , bir noktadan ayrılan iki doğru çizgi arasındaki açıklıktır. Şekil : 4 Bu çizgilere o açının “Kenar” ları denir. Bir açının kenarlarının başladığı noktaya, o açının “Köşe” si denir. @@ 1. Ortak bir noktadan (köşe) çıkan iki yarıdoğrunun (kıyı) oluşturduğu uzambiçim. 2. Ortak bir noktadan çıkan iki yarıdoğrudan birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği. 3. Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemin oluşturduğu uzambiçim. 4. Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemden birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği. )

( ANGLE | ACUTE ANGLE~ACUTE ANGLE )

( ANGLE | ANGLE AIGU~ANGLE AIGU | ANGLE AIGN )

( ANGÜLUS | ACUTOS~ACUTOS )

( WINKEL | SPITZER WINKEL~SPITZER WINKEL )

( ANGOLO~ANGOLO ACUTO )

( ΓΩΝΊΑ / γωνία~ΟΞΕΊΑ ΓΩΝΊΑ / οξεία γωνία )


- ZAVİYE, KAMERA ZAVİYESİ, | ZAVİYE, GÖRÜŞ ZAVİYESİ, BAKIŞ AÇISI | ZAVİYE | GÖRÜŞ AÇISI ile/||/<> GÖRÜŞ AÇISI ile/||/<> AÇI

( açı Başın durumu değiştirilmeden bir nesneye önce bir gözle sonra da öteki ile bakıldığı zaman nesnenin yerinde görülen değişiklik Sinema TV 1 Bir alıcı merceğinin dereceyle belirtilen görüş açısı 2 Bir kimsenin çevresindekileri seçiklikle görebildiği açı 23 Bir açı kenarlarındaki üç harfle gösterilir ve açının köşesindeki harf ortaya gelmek üzere okunur Misal BAC açısı Şekil 5 Bir açı hususiyle yalnız olduğu vakit köşesinin harfile ve yahut köşesine yakın olarak açının içine konulan bir küçük harfle de gösterilir Misal Ayırt edilmeksizin BAC ağısına A açısı veya m açısı da denir Şekil 6 24 Bir açının büyüklüğü kenarlarının uzunluğuna değil ancak kenarlarının arasındaki açıklığa bağlıdır Misal ADB açısının kenarları CDE açısının kenarlarından küçüktür fakat açıklığı onunkinden büyüktür Şekil 7 matematik 1 Ortak başlangıç noktasına sahip iki ışının bileşimi 2 Bir açının ölçüsü için kullanılan kısa ad )

( BINOCULAR PARALLAX )


- ZAVİYE[Ar. < ZĀVİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> KÖŞE | BAKIŞ AÇISI | AÇI

( köşe Küçük tekke bakış açısı açı )


- ZÂVİYE ile/değil/yerine/= AÇI


- ZÂVİYE ile KÖŞE | AÇI | KÜÇÜK TEKKE

( KÖŞE | AÇI | KÜÇÜK TEKKE )


- ZÂVİYE ile/||/<> ZÂVİYE MUSATTAHA

( Açı. İLE/||/<> Düzlemsel açı. )


- ZAVİYE ile/||/<> ZAVİYE[Ar. < ZÂVİYYE]

( 1 Tekkenin küçüğü 2 Kervansarayların seyrek bulunduğu yerlerle geçit ve derbentlerdeki konak yerlerine verilen ad Mimarlık Küçük tekke a dergâh )


- ZÂVİYE-İ MÜTECÂVİRE ile/||/<> ANGLE SOMMET[Fr.] ile/||/<> TEPE AÇISI

( matematik )

( ANGLE SOMMET )


- ZAVİYETAN-T MÜTEVAFİKATAN, MÜTEVAFIK ZAVİYELER | YÖNDEŞ AÇILAR ile/||/<> YÖNDEŞ AÇILAR

( Çaprazın ayrı uçlarında ve aynı yanlarında oluşan birisi iççapraz ötekisi dışçapraz iki açı matematik )

( EXTERIOR-INTERIOR ANGLES, CORRESPONDING ANGLES )

( ANGLES CORRESPONDANTS )

( KORRESPONDIERENDE WINKEL, GEGENWINKEL )


- ZÂVİYEVÎ SÜRAT | AÇISAL HIZ ile/||/<> AÇISAL HIZ

( Devinen bir cismi duran bir noktaya birleştiren doğru parçasının yarıçap vektörü birim zamanda taradığı açı Devinen bir taneciğin seçilen bir özek noktaya göre birim zamanda taradığı açı Radyan sn olarak ölçülen açısal yerdeğişim hızı açılık hızı )

( ANGULAR VELOCITY | ANGULAR ACCELERATION )

( VITESSE ANGULAIRE | VITESSE ACCÉLÉRÉE | ACCÉLÉRATION ANGULAIRE )

( WINKELGESCHWINDIGKEIT | KREISFREQUENZ, WINKELGESCHWINDIGKEIT | WINKELBESCHLEUNIGUNG )

( VELOCITAS ANGULARIS )

( VELOCITÀ ANGOLARE )

( ΓΩΝΙΑΚΉ ΤΑΧΎΤΗΤΑ / γωνιακή ταχύτητα )


- ZÂVİYEVÎ SÜRAT | AÇISAL HIZ ile/||/<> AÇISAL İVME

( Devinen bir cismi duran bir noktaya birleştiren doğru parçasının (yarıçap vektörü) birim zamanda taradığı açı. @@ Devinen bir taneciğin, seçilen bir özek noktaya göre birim zamanda taradığı açı. @@ Radyan/sn. olarak ölçülen açısal yerdeğişim hızı. @@ bk. açılık hızı. )

( ANGULAR VELOCITY | ANGULAR ACCELERATION~ANGULAR ACCELERATION )

( VITESSE ANGULAIRE | VITESSE ACCÉLÉRÉE | ACCÉLÉRATION ANGULAIRE~ACCÉLÉRATION ANGULAIRE )

( VELOCITAS ANGULARIS~... )

( WINKELGESCHWINDIGKEIT | KREISFREQUENZ, WINKELGESCHWINDIGKEIT | WINKELBESCHLEUNIGUNG~WINKELBESCHLEUNIGUNG )

( VELOCITÀ ANGOLARE~ACCELERAZIONE ANGOLARE )

( ΓΩΝΙΑΚΉ ΤΑΧΎΤΗΤΑ / γωνιακή ταχύτητα~ΓΩΝΙΑΚΉ ΕΠΙΤΆΧΥΝΣΗ / γωνιακή επιτάχυνση )


- ZÂVİYEVÎ TA"CİL | AÇISAL İVME ile/||/<> AÇISAL İVME

( Açısal hızın birim zamanda değişim niceliği Açısal hızın raydan sn2 ile ölçülen değişim hızı )

( ANGULAR ACCELERATION )

( ACCÉLÉRATION ANGULAIRE )

( WINKELBESCHLEUNIGUNG )


- ZAYİ ile ZAYİÇE


- ZAYİAT["ZAİYAT" değil!] ile/değil/yerine/= YİTİKLER


- ZAYİAT[Ar. < ŻĀYİʿĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAYİAT

( Yitikler kayıplar )


- ZAYİÇE ile ...

( Yıldızların belirli zamanlardaki yerlerini gösteren cetvel. )


- ZAYİÇE[Fars. < ZĀYİÇE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAYİÇE

( Yıldızların belli bir zamandaki yerlerini durumlarını gösteren çizelge )


- WEAK ACIDS AND BASES[İng.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ASİTLER VE BAZLAR


- ZAYIF | AYRINTILI/İNCE ile/||/<> İNCE YAPILI | DUYGULU/İNCEDEN

( ince ağrı ince ayrım ince bağırsak ince donanma ince düşünceli ince gül yağı ince hastalık incekara ince iş ince karın ağrısı ince kesim ince saz ince ses ince sıva ince tutkal ince ünlü ince yağ ince yapılı ince zar inceden inceye Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan cılız narin kalın karşıtı zayıf Taneleri ufak iri karşıtı Aşırı özen gerektiren kaba karşıtı ayrıntılı Akışkanlığı çok olan yoğun ve koyu olmayan sıvılar Tiz ses kalın karşıtı Hafif gücü az İyiden iyiye enikonu ayrıntılı Düşünce duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan zarif kaba karşıtı )


- ZAYIF ÇEKİRDEK GÜÇ ve/||/<>/> MUON OLUŞUMU


- WEAK INTERACTIONS[İng.] / INTERACTION FAIBLE[Fr.] / SCHWACHE WECHSELWIRKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ETKİLEŞME


- ZAYIF/GÜÇSÜZ OLANI:
"CEZALANDIRMAK" değil KAYITSIZLIK


- LOW LIGAND FIELD[İng.] ile/değil/yerine/= ZAYIF LİGAND ALANI


- ZAYIF ile SISKA/KAKNEM/ARIK

( ... İLE Çok zayıf. | Karın boşluğuna su dolarak karnın şişmesi. )


- ZAYIF ile SÜZÜK/SÜZGÜN

( ... İLE Zayıf, güçsüz, süzgün. | Süzgünleşmiş, süzülmüş. )


- EMSÂL-İ TASGİR[Osm.] / ATTENUATION CONSTANT[İng.] / CONSTANTE D'AFFAIBLISSEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAYIFLAMA SABİTİ


- ATTENUATION LENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ATTÉNUATION[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAYIFLAMA UZUNLUĞU


- ZAYIF/LIK ile/ve/değil/yerine GÜÇSÜZ/LÜK

( [not] WEAK vs./and/but POWERLESS
POWERLESS instead of WEAK )


- ZAZA ile ZAZACA


- ZAZEN ile/||/<> KİNHİN

( Oturarak yapılan Zen Meditasyonu. Gözler çok hafif açık olarak uygulanır. @@ Yürüyerek sürdürülen meditasyon; Sakyamuni Buda'nın aydınlanmaya ulaştıktan sonra altında uyandığı kutsal ağacın gölgesinde yürüdüğü yolundaki söylentiden gücünü alan uygulama. )


- ZEAMET[Ar. < ZEʿĀMET] ile/değil/yerine/=/||/<> BÜYÜK TIMAR


- ZEÂMET[Ar.] ile/ve/||/<> TİMÂR[Ar.]

( Sipâhilere verilen, en büyük timâr. İLE/VE/||/<> Yara bakımı. | Ağaç bakımı. | Hayvan temizleme. | Beslediği sipâhilerle savaşa giden beylere -öşür vergisini almak üzere- ayrılan arâzî. )


- ZEAMET ile/||/<> ZEAMET[Ar. < ZEʿÂMET]

( Yıllık geliri 20 00099 999 akçe olan toprak dirliği Osmanlı İmparatorluğu toprak düzeninde yıllık geliri yirmi bin akçeyle yüz bin akçe arasında olan topraklardan alınan vergi )


- ZEATIN[İng.] ile/değil/yerine/= ZEATİN

( Mısırdan elde edilen adeninin bir türevi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ZEBAN ile ZEBANİ


- ZEBÂNÎ[Ar. çoğ. ZEBÂNİYÂN] ile ZEBÂNÎ[Ar.]

( Cehennemlikleri cehenneme atmaya memur edilen melek. İLE Dile ait, dil ile ilgili. )


- ZEBANİ[Ar. < ZEBĀNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZEBANİ

( cehennem zebanisi Cehennemlikleri ateşe atmakla görevli melek cehennem bekçisi )


- ZEBERCED | OLİVİN ile/||/<> OLİVİN[Fr. < OLIVINE]

( Mineral Mg Fe2 SiO4 sarı yeşilimsi sarı kahverengimsi kırmızımsı çizgi ak sertlik 6 57 özgül ağırlık 3 3 rombusal jeoloji olivin )

( OLIVINE )

( OLIVINE )

( OLIVIN )


- ZEBRA BALIĞI[İng. ZEBRAFISH] ile/||/<> DOĞURGANLIK[İng. FECUNDITY]

( Omurgalıların biyolojisi, fizyolojisi ve insan hastalıklarını incelemek için kullanılan bir model organizma (Danio rerio). Yüksek doğurganlık ve kısa üretim süresi, genetik çalışmalar için de elverişlidir. Bir diğer kullanışlı özellik kızartmalarının şeffaf olmasıdır. İnsan hastalıklarına benzeyen yüzlerce mutantı tespit edilmiştir. @@ Bir birey tarafından üretilen gametlerin toplamıdır. Genellikle dişilerin ürettiği yumurta sayısı olarak belirlenir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ZEBRA ile QUAGGA ZEBRASI

( ... İLE Ne yazık ki, soyu tükenmiştir. :( )


- ZEBUR/MEZMÛR ile/ve/||/<>/> TEVRAT[< TAURAT] ile/ve/||/<>/> İNCİL ile/ve/||/<>/> KUR'ÂN

( Yüzelli ilâhi ve dini şiiri kapsayan kitap. İLE/VE Eski Ahit/Sözleşme. İLE/VE Yeni Ahit/Sözleşme. İLE/VE ... )

( ... İLE/VE/||/<>/> 22 harf. İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> 28[27+1] harf. )


- ZECREN[Ar. < ZECREN] ile/değil/yerine/=/||/<> ZECREN

( Yasaklayarak zorla Eziyet ederek )


- ZECREN[Ar.] ile ZECRİ[Ar.]

( Yasaklayarak. | Zorlayarak. | Eziyet ederek. İLE Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan. )


- ZEDELEME ile/ve/<> SARSMA


- ZEDELEMEK ile ZEDELENMEK ile ZEDELEYEBİLMEK ile ZEDELİ ile ZEDESİZ


- ZEEMAN ENERGY[İng.] / ÉNERGIE ZEEMAN[Fr.] / ZEEMAN-ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN ENERJİSİ


- ZEEMAN EFFECT[İng.] / EFFET ZEEMAN[Fr.] / ZEEMAN-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN ETKİSİ


- DÉPLACEMENT DE ZEEMAN[Fr.] / ZEEMAN-VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN KAYMASI


- ZEEMAN DISPLACEMENT[İng.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN YER DEĞİŞTİRMESİ


- ZEEMAN ile/||/<> STARK ile/||/<> PASCHEN-BACK

( Bir atomun enerji düzeylerinin, dış manyetik alan altında birkaç yakın düzeye yarılmasıdır; spektrum çizgileri çoğalır. @@ Aynı yarılmanın, dış elektrik alan altında ortaya çıkmasıdır. @@ Manyetik alan çok güçlendiğinde, spin ile yörünge bağının çözülmesiyle yarılmanın niteliğinin değişmesidir. Üçü de atom düzeylerinin dış alanla yarılmasıdır: manyetik, elektrik ve güçlü-manyetik durum. )

( Formül: ΔE = μB·B )


- ZEFİRİ[Ar. < ZEFĪRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZİFİRÎ

( zifirî karanlık Çok koyu )


- POISON[İng.] / POISON[Fr.] / GIFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİR


- ZEHİR ile/||/<> POISON[İng.] ile/||/<> POISON[Fr.] ile/||/<> GIFT[Alm.] ile/||/<> AĞI

( 1 Bir organizmayı tedirgin eden ya da öldüren özdek 2 Bir metal ya da alaşımın niteliğini bozan özdek 3 Bir tezgenin etkinliğini azaltan ya da yok eden özdek )

( POISON )

( POISON )

( GIFT )


- ZEHİR ile/ve/||/<> ZEHİRLEYİCİ/ZEHİRLİ ile/ve/||/<> ZEHİRCİ

( image )

( Ayrıntılarını okumak için burayı tıklayınız... )

( )

( "Arasındaki FaRkLaR neler?" yazısını okumak için burayı tıklayınız... )


- ZEHİRLEMEK ile ZEHİRLENMEK ile ZEHİRLETMEK ile ZEHİR ile ZEHİRLİ/LİK ile ZEHİRSİZ/LİK ile ZEHİRLİ GAZ ile ZEHİR HAFİYE ile ZEHİR ZIKKIM ile ZEHİR ZEMBEREK


- ZEHİRLEYİCİ(/"ZEHİRLİ") GAZ ile BOĞUCU(ASFİKSİYAN) GAZ

( ... İLE Yanardağ ya da maden ocağı gibi yerlerde çıkan tehlikeli gaz. )

(

Zehirleyici(/"Zehirli") Gazlar ile Boğucu Gazlar Arasındaki Farklar

1. Zehirleyici Gazlar (Toksik Gazlar)

Tanım: Solunduğunda gövdeye kimyasal olarak zarar veren, genellikle gözelere, örgenlere ya da sinir düzenine doğrudan etki eden gazlar.

Etkileri:

  • Gözesel işleyişi bozar.
  • Örgen yetmezliğine ya da ölümcül zehirlenmelere yol açabilir.
  • Etkileri genellikle kalıcı ya da gecikmelidir.
GazÖzelliği
Fosgen (COCl₂)İkinci Dünya Savaşı'nda kullanılan; akciğerlerde sıvı birikmesine neden olur.
Klor (Cl₂)Mukozalarda yanma, öksürük, boğulma hissi.
Hidrojen Siyanür (HCN)Hücrelerin oksijen kullanmasını engeller.
Kükürt Dioksit (SO₂)Solunum yollarında yakışa(tahrişe) neden olur.
Amonyak (NH₃)Göz ve solunum yollarında yanık etkisi oluşturabilir.

2. Boğucu Gazlar (Asfiksiyanlar)

Tanım: Solunduğunda doğrudan oksijenin yerini alarak ya da oksijenin kullanımını engelleyerek boğulmaya yol açan gazlar.

Etkileri:

  • Oksijenin yerini alarak ortamda boğulmaya neden olur.
  • Bazıları kandaki oksijen taşıma işlevini bozar.
  • Bilinç kaybı, baş dönmesi ve ani ölümle sonuçlanabilir.

a) Yalın Boğucular

GazÖzelliği
Azot (N₂)Kapalı ortamda oksijenin yerini alarak boğulmaya yol açabilir.
Metan (CH₄)Yanıcıdır; yüksek yoğunlukta oksijen yetersizliğine neden olur.
Helyum (He)Solunum yerine geçerek boğulmaya neden olabilir.

b) Kimyasal Boğucular

GazÖzelliği
Karbonmonoksit (CO)Hemoglobinle birleşerek oksijen taşınmasını engeller.
Hidrojen Sülfit (H₂S)Sinir düzenine hızla etki eder, solunumu durdurabilir.

Temel Farklar

Özellik Zehirleyici Gazlar Boğucu Gazlar
Etki biçimi Kimyasal zehirleyici etki Oksijen eksikliğiyle boğulma
Hedef Örgenler, gözeler, sinir düzeni Solunum düzeni ve kan dolaşımı
Örnek Gazlar Fosgen, HCN, Klor, NH₃ CO, CH₄, N₂, H₂S
Sonuç Zehirlenme, doku hasarı Bilinç kaybı, ölüm
Kalıcılık Kalıcı ya da gecikmeli etki Genellikle ani etki
)


- NOXIOUS GASES[İng.] / NOCIF GAS[Fr.] / SCHÄDLICHE GASE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİ GAZLAR


- ZEHİRLİ/TOKSİK KALORİ değil/yerine TOK KALORİ


- GIFTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİ


- ZEİR/ZE'R[Ar.] ile ZEÎR[Ar. çoğ. ZEÎRÂT]

( Aslan kükremesi. İLE Gövdenin içinden duyulan doğal ya da hastalıklı ince ses. )


- ZEIS GLANDS[İng.] ile/değil/yerine/= ZEİS BEZLERİ

( Göz kapaklarında Meibomian ve Moll bezleriyle birlikte bulunan, salgılarını kirpik diplerine boşaltan, küçük, sebase bezler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ZEİSE TUZU ile/||/<> KLASİK KOMPLEKS

( Zeise π-kompleks eten, klasik σ-donor NH₃. )

( Formül: K[PtCl₃(C₂H₄)] )


- ZEKÂ | BECERİKLİLİK/DİRAYET[Ar. < DİRĀYET] ile/||/<> ANLAYIŞ | ZEKÂ/FERASET[Ar. < FERĀSET] ile/||/<> ANLAYIŞ | ALGI | ALGILAMA/İDRAK[Ar. < İDRĀK] ile/||/<> ANLAMA | BİLGİ | BİLİŞ/VUKUF[Ar. < VUḲŪF]

( İnce şeyleri kavrayış zekâ beceriklilik )


- ZEKÂ:
(HIZLI) (İSÂBETLİ) "BİRLEŞTİRME/BAĞLANTILANDIRMA/KESKİNLEŞTİRME" BİLGİSİ ile/ve/değil/||/<> AYIRMA BİLGİSİ/YETİSİ


- ZEKÂ-İÇGÜDÜ ile ZEKÂ-İÇTEPİ


- ZEKÂ ile/ve/<> BECERİ/MAHÂRET

( İç duyuların hızlılığı, açıklığı, keskinliği. İLE/VE/<> Gövdenin yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu. Ustalık. )

( Soyutlama gücü. | Bilenme. | Tezkiye. İLE/VE/<> Yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma/sonuçlandırma yeteneği. )

( Kişi, kendine, becerilerini geliştirecek zamanı ayırmalıdır. )

( Kişi, kaba kuvvet kullanırken, ötekiler beceriye başvurur. )

( Arzu ve imgeleme dünyayı yaratır, zekâ ise ikisini bağdaştırarak bir uyum ve barış duygusunu sağlar. )

( Zekâ, yabancıya karşı kullanılır. [yakınlara ya da yakınlar arasında değil!] )

( CERBEZE: Zekâ keskinlği. )

( Desire and imagination create the world and intelligence reconciles the two and causes a sense of harmony and peace. )

( INTELLIGENCE vs./and/<> SKILL/ABILITY )


- ZEKÂ ile/ve/<> KUVVET ile/ve/<> MADDE


- ZEKÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ŞEFKÂT

( [karşısında] Eğiliriz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Diz çökeriz. )


- ZEKA ile ZEKAT ile ZEKALI/LIK ile ZEKASIZ/LIK ile ZEKA YAŞI ile ZEKA TESTİ ile ZEKA BÖLÜMÜ ile ZEKAT KEÇİSİ ile ZEKA GERİLİĞİ ile ZEKA YETENEĞİ


- ZEKÂT ile/ve/||/<> SADAKA ile/ve/||/<> İNFÂK

( Maddî olarak vermek. İLE/VE/||/<> Manevi olarak vermek. İLE/VE/||/<> Geciktirmeden vermek. )


- ZEKER[Ar. < ẔEKER] ile/değil/yerine/=/||/<> ERKEKLİK ORGANI


- ZEKERİYAKÖY ANTRENMAN SAHASI :

( Sarıyer Belediyesi arazisi üzerinde olup Sarıyer Belediylesi tarafından yapılmıştır. Çim sahadır. Gerekli bazı tesisleri varsa da yeterli değildir. Sarıyer Spor Kulübü antrenmanlarkını burada yapmaktadır. )


- ZEKERİYAKÖY HİLL\'S HAYVAN HASTANESİ :

( Zekeriyaköy içinde hayvanlar için Hill's ismini taşıyan bir hayvan hastanesi hizmet vermektedir. )


- ZEKERİYAKÖY MEYDAN ÇEŞMESİ :

( Zekeriyaköy'ün köy meydanına yakın bir yerde olan bu çeşme meydan çeşmesiydi. Çeşme birkaç yer değiştirdi ve nihayet yol çalışmaları sırasında yok edildi (H.1178, M.1764). Bu çeşmenin bir adı da "Hüseyin Ağa Çeşmesi"dir. Çeşmenin üç ayrı kitabesinden ilki muhtarlık binasında korunmaktadır. Diğer ikisi ise kayıp! Bu meydan çeşmesi yapılışından sonra iki kez onarılmıştır. Çeşmenin birinci kitabesi şöyle: Ve minel mai külle şeyn hayy Merhum ve mâğfur el muhtaç ila rahmet - i/ Rabbih - il - gafur sahib - ül hayrat vel - hasenat/ Hüseyin ağanın ruhiycün el - Fâtiha (1178)". Çeşmedeki ikinci kitabede şöyle yazıyordu: Çün inayet kadr - i kayyumdan erişir biz kula/ Sarf eder hayrata varın hiç nazar etmez nola/ Çeşme - i âb - ı hayatı selsebil etti ağa/ Dilerim bari hüdadan akıbet hayroluna/ Sahib - ül hayrat Elhac İsmail Efendinin hayratıdır (1226)" Çeşmenin üçüncü kitabesinde de şöyle yazmaktaydı: Sahib - ül hayrat vel - hasenat Sarıyar'da Köylü Ahmet oğlu derviş Mustafa Ağanın Zevcesi Zübeyde Hanımın hayratı (1305)".Kitabelerden anlaşılmaktadır ki; çeşmenin Hüseyin Ağa tarafından 1178 (1764) yapıldı, İsmail Efendi tarafından 1226 (1811)'da ve Zübeyde Hanım tarafından da 1305 (1887)'de onarıldı. )


- ZEKERİYAKÖY ORHAN KEÇELİ STADI :

( Zekzeriyaköy'de Bahçeköy yolu üzerinde sağ taraftadır. Normal büyüklükte bir antrenman sahasıdır. Tesisi varsa da yeterli değildir. Burada da semt kulüplerinin alt yapı takımları lig maçlarını oynamakta ve zaman zaman da Sarıyer Spor kulübü antrenman yapmaktadır. Bu stadı Seba İnşaatın sahibi Engin - Nedim Keçeli kardeşler yaparak İl Spor Gençlik Müdürlüğüne vermiş ve aile büyüklerkinin ismi stada verilmiştir. )


- ZEKERİYAKÖY ROTARY DERNEĞİ :

( Zekeriyaköy'de, köyün ismini taşıyan Rotary Derneği bulunmaktadır. )


- ZEKERİYAKÖY SPOR KULÜBÜ :

( Murat Sarper, Mustafa Cengiz Aydın, Hikmet Çetin Çakmakçı, Kemal Erdem, Osman Özcan, Ahmet Burak Anişoğlu, Nilgün Yamaner ve Mehmet Ayhan tarafından 30.06.2009 tarihinde kuruldu. Kurucu Başkanı Murat Sarper'dir. Forma renkleri: Sarı - Yeşil'dir. Kulüp binası ve ışıklandırılmış üç tenis kortu bulunuyor. Tenis ve Futbol Şubesi mevcuttur. Futbol takımı 2010/2011 sezonu lig maçlarına II. Kümeden başladı. )


- ZEKİ KİŞİLERİN, İŞE ALINMA AMACI:
NE YAPACAKLARINI SÖYLEMEK ile/değil/yerine İŞVERENLERİN, NE/LER YAPACAĞINI/YAPABİLECEĞİNİ SÖYLEMELERİ


- ZEKİ ile/ve/değil/||/<> PİSLİK


- ZEKİ ile "UYANIK"

( KİYÂSET: Zeki ve uyanık oluş. Zeyreklik, anlayışlılık. )

( ... ile ZEYREK )


- YALNIZLIK:
ZEKİLERDE ile/ve/||/<> ÇIKARSIZLARDA ile/ve/||/<> SAĞDUYULULARDA


- ZEKİ/LİK ile ZEKİCE


- ZELÂZİLNÜVÎS | DEPREMÇİZER ile/||/<> DEPREM OCAĞI

( Depremleri yazan araç. @@ Yerkabuğunun sarsıntılarını çizmede, yeğinliğini belirlemede ve deprem özeğini kestirmede kullanılan duyarlı algıç. )

( SEISMOGRAPH | HYPOCENTER, FOCUS~HYPOCENTER, FOCUS | HYPOCENTRE )

( SÉISMOGRAPHE | SISMOGRAPHE | HYPOCENTRE, CENTRE, FOYER~HYPOCENTRE, CENTRE, FOYER | HYPOCENTRE )

( SEISMOGRAPH | ERDBEBENMESSER | HYPOZENTRUM, HERD~HYPOZENTRUM, HERD | HYPOZENTRUM )

( SISMOGRAFO~IPOCENTRO )

( ΣΕΙΣΜΟΓΡΆΦΟΣ / σεισμογράφος~ΥΠΌΚΕΝΤΡΟ / υπόκεντρο )


- ZELBER[Fars. < SARBÂR] ile/||/<> ...

( büyük yük üzerine konulan küçük yük ek yük Ağızlarda da yük denk olarak kullanılır sarbār a bundle on the top of a load a load carried on the head sar head bār load )

( SARBĀR )


- ZELBER ile ...

( Yük üstüne atılan öteberi. )


- ZELÎL[Ar. < ZİLLET] ile/değil/yerine/= AŞAĞILANAN/HOR GÖRÜLEN

( HOR, HAKİR, ALÇAK, AŞAĞI TUTULAN, AŞAĞILANAN )


- ZELÎL[Ar.] ile ZELÎL[Ar. < ZİLLET | çoğ. EZİLLÂ, EZİLLE, ZİLÂL, ZULLÂN]

( Sürçüp düşen, yanılan. İLE Hor, hakir, alçak, aşağı tutulan, aşağılanan. )


- ZELLE(T) ile ZULÜM

( Sürçüp kayma. İLE Güçlü birinin yasaya ya da vicdana aykırı olarak başkalarına yaptığı her türlü kötülük, haksızlık. )


- ZELZELE, HAREKET-İ ARZ | DEPREM ile/||/<> DEPREM

( Yer sarsıntısı Başlangıç noktası yerin içinde bulunan doğal nedenli yerkabuğu devimi yersarsıntısı Yer kabuğu içindeki katmanların yerinden oynamalarıyla oluşan sarsıntının dışa ve çevreye doğru yayılan titreşim biçimindeki devinimi coğrafya jeoloji )

( EARTHQUAKE, EARTH TREMORS | EARTGQUKE,SEISM | EARTHQUAKE )

( TREMBLEMENT DE TERRE | TREMBLEMENT DE TERRE, SECOUSSE, CHOC | TREMBLEMENT DE TERRE, SÉISME )

( ERDBEBEN | ERDBEBEN, ERDSTOSS )


- ZELZELE[Ar. < ZELZELE] ile/değil/yerine/=/||/<> DEPREM


- DEPREM / ZELZELE/ZİLZÂL/ZELZAL/ZÜLZAL[Ar.] ile/değil/yerine/= YER SARSINTISI/YER SARSAN


- ZEM ile KÜFRÂN


- ZEMBEREK ile ZEMBEREKLİ ile ZEMBEREKÇİ ile ZEMBEREK OTU ile ZEMBEREK KUTUSU


- ZEMBİL[Ar. < ZİNBİL] ile/||/<> HASIRDAN ÖRÜLMÜŞ SAPLI TORBA

( hasırdan örülmüş saplı torba Arapça Suriye veya Farsçadan alındığı anlaşılıyor zambīl zimbīl a basket made of palmleaves zanbīl Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir Skok EtRj 3 649 Andriotis EL 116 117 )


- ZEMBİL[Ar. < ZİNBİL] = ZENBİL[Fars. < ZENBİL]

( Hasırdan ya da hurma liflerinden örülmüş kulplu torba. | Öteberi taşımakta, koymakta kullanılan örme, yassı sepet. )


- ZEMBİL ile ZEMBİL OTU