Altı(6) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 54.002 başlık/FaRk ile birlikte,
54.002 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(216/217)
- ZEMİN ile/ve/<> BAĞLAM
- ZEMİN ile/ve/<> OLANAK
- ZEMİN ile ZEMİN KAT ile KARA KUVVETİ ile ZEMİN PLANI ile ZEMİN KİRASI ile TEMEL DURUM ile ÖĞÜTÜLMÜŞ BUĞDAY VE ET ile TOPRAKLAYICI ile ASILSIZ ile TOPRAKLI ile KANARYA OTU
( GROUND vs. GROUND FLOOR vs. GROUND FORCE vs. GROUND PLAN vs. GROUND RENT vs. GROUND STATE vs. GROUND WHEAT AND MEAT vs. GROUNDER vs. GROUNDLESS vs. GROUNDLING vs. GROUNDSEL )
( آسيابي ile زمين ile دوخ ile کوبيده ile طبقه همکف ile اشکوب هم کف ile نيروي زميني ile طرح عمومي ile طرح اساسي ile اجاره عرصه ile کمترين نيرو ile نيروي اساسي ile هريسه ile پايهگذار ile واهي ile بي اساس ile بي اصلص ile گياه زميني ile تير پايه )
( ASYABY ile ZAMYNE ile دوخ ile KUBYDAH ile TABAGHEH CPEHMAKF ile ESHKUB NPAM KOF ile NEYROY ZAMYNEY ile TARH AMOMY ile TARH ASASY ile EJAREH ARSEH ile KAMTARYNE NEYRO ile NEYROY ASASY ile هريسه ile PAYCPEHGOZAR ile VAHY ile BEY ASAS ile BEY ESLES ile GYAH ZAMYNEY ile TYR PAYYEH )
- ZEMİN ile ZEMİN LAMBASI ile DÖŞEME ile DÖŞEME TAHTASI ile DÖŞEME
( FLOOR vs. FLOOR LAMP vs. FLOORAGE vs. FLOORBOARD vs. FLOORING )
( اشکوب ile طبقه ile چراغ پايهدار ile فضاي صحن ile کف تخته اي ile کف سازي )
( ESHKUB ile TABAGHEH ile CHARAGH PAYCPEHDAR ile FAZAY SAHN ile KOF TAKHTEH AY ile KOF SAZY )
- ZEMMETMEK[Ar. < ẔEMM + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> YERMEK
- ZEMZEM[Ar.] ile Zemzem[Ar.]
( Yavaş ve hafif türkü söyleme. | Türk müziğinde en az 5-6 yüzyıllık bir mürekkep makam.[örneği kalmamıştır] İLE Kâbe yakınlarındaki ünlü kuyu.[Bİ'R-İ/ÇÂH-I/ÇEH-İ ZEMZEM][HEMZE, TAYYİBE, TAHİRE, ŞARABÜ'L-EBBAR] )
( Kadın. [PÎRE-ZEN: Koca-karı.] İLE "Vurucu, vuran, atan, çalan" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler oluşturur. [DEST-ZEN: El vurucu, işe başlayan. | HANDE-ZEN: Kahkaha atan.] )
- ZEMZEM[Ar. < ZEMZEM] ile/değil/yerine/=/||/<> ZEMZEM
( zemzem suyu Kâbe yakınında bulunan bir kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu zemzem suyu )
- ZEMZEM ile ZEMZEM SUYU
- ZEN:
ANLAŞILABİLMESİ ANLAŞILAMAMASINDA ile/ve/||/<> ANLAŞILMAMASI DA ANLAŞILABİLMESİNDE
- ZEN BUDİZM/İ değil ZEN
- ZEN ile/ve/||/<>/< BUDİZM/FELSEFE
( ZEN vs./and/||/<>/< BUDHISM/PHILOSOPHY )
- ZENAAT değil ZANAAT
- ZENÂBÎL[Ar. < ZENBÎL/ZİNBÎL] ile ZENÂBÎR[Ar. < ZÜNBÛR]
( Zenbiller. İLE Eşek arıları. )
( Kadınlar. | Vurucular, dövücüler. İLE "Vurarak" anlamıyla birleşik sözcükler oluşturur. [TA'NE-ZENÂN: Söverek, küfür ederek.] )
- ZENANE[Fars. < ZENĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZENNE
( Kadın işi Orta oyununda veya Karagöz de kadın rolüne çıkan erkek oyuncu )
- ZENB - SEİYYE
- ZENB - YANLIŞ(HATÂ)
- ZENB ile/||/<> KUYRUK
( İlk önce gelip yerleşmiş öğenin ilk önce erişileceği demek ki listeye ilk girenin ilk çıkacağı biçimde kurulan ve yaşatılan veri yapısı Ard uç ya da bir hayvanın arda doğru uzanan kesimi guyruk Kara sabanda sürme sırasında elle tutulan kısım Beyağıl Ulukışla Niğde guyruk Aşağıdinek Şarkikaraağaç Isparta astronomi Art uç ya da bir hayvanın arda doğru uzayan kesimi anat Kauda Az guyrug guyruk koyrık koyrok kuyrık Sart kuyruk Tar kuyruk kuyruk kuyruk kuyrık Bar kūruk kuyruk Alt Tel Kuğ Küer kuyruk Koy Kaça kuzuruk kuzruk xuzurux kuduruk kuturuk xüre Eski Türkçeden başlayarak kullanılır kudruk Orta Türkçede kudruk kuδruk olarak geçer Eski Kıpçakçada kuyruk biçimi göze çarpar Gombocz NyK 35 275276 KSz 13 33 Moğolca qudurġa la croupière biçimiyle birleştirmişir Sonraki yayınlarda bu birleştirmenin sıklıkla geçtiğini görüyoruz Bang Túrán 1918 307 Vladimirtsov SrGr 322 Ramstedt KWb 195a Räsänen LTS 164 MTS 100 V 296b Ligeti KSİNA 83 15 AOH 12 2223 Kałużyński ME 51 Egorov ÊS 313 Clark AOH 32 375 Clausona göre ED 604 Moğolca qudurġa biçimi Türkçeden alınmıştır Kałużyński ME 51 Yakutça kudurğan Bauchriemen biçiminin Moğolca qudurġadan geldiğini yazmıştır Musaev LTJa 151157 diyalektlerde kullanılan biçimleri gözden geçirmiştir Rusça kurdjuk biçimi Türk diyalektlerinden kalma bir biçimdir Dmitriev Stroj 540 Vasmer REW 2 424425 Şipova STRJa Rusça kurdjuk biçimi ses bakımından düşündürücüdür Dobrodomov VJa 4 1974 113 Bulgarca kujrùk Sırpça kùrjuk biçimleri de Türkçeden geçmiştir BER 3 82 Škaljić Turc 422 Skok EtRj 2 243 )
( QUEUE, PUSHUP LIST | TAIL | QUEUE | SPOOL | CAUDA )
( QUEUE, FILE | QUEUE )
( SCHWANZ )
( GUYRUG[Az.]~GUYRUK[Tkm.]~KOYRIK[Tatk.]~KOYROK[Bşk.]~KUYRIK[Nog.]~KUYRUK[Krg.]~KUYRUK[Kklp.]~KUYRIK[Kzk.]~KUYRUK[Özb.]~KUZRUK[Şor.]~KUZRUK[Sag.]~XUZURUX[Hak.]~KUDURUK[Soy.]~KUTURUK[Yak.]~XÜRE[Çuv.] )
- ZENCEFİL ve/||/<> KAKULE
( ... VE/||/<> Zencefilgillerden, sıcak iklimlerde yetişen güzel kokulu bir bitki. | Bu bitkinin bahar olarak kullanılan tohumu. )
( ... et/||/<> ELETTARIA CARDAMOMUM )
- ZENCİ[Ar.]/SİYAHÎ[Fars. + Ar.] ile/değil/yerine/<> KARAŞIN
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/<> Rengi karaya çalan, esmer kişi. )
- ZENCİ/FELLAH[Ar.] ile/değil/yerine/= SİYAH/KARA TENLİ
- ZENCÎR[Fars.] ile ZENCÎR[Fars.]
( Makam. İLE Zincir. )
- ZENCİR[Fars. < ZENCĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> ZİNCİR
( emir komuta zinciri kar zinciri patinaj zinciri saadet zinciri söz zinciri suluk zinciri Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet Altın veya gümüşten yapılmış takı Hükümlülerin eline ayağına vurulan demir bağ )
- ZENEB-İ ZÜHRE | ÇİÇEK SAPI ile/||/<> ÇİÇEK SAPI
( botanik 1 Çiçek başını taşıyan sap 2 Bir yere bağlı olarak yaşayan protozoonlarda denizlâlelerinde organizmayı yere bağlayan sap 3 Eklem bacaklılarda karın ve gövde arasındaki bağ 4 Beynin farklı kısımlarını birleştiren sinir telleri demeti Pedünkül )
( PEDUNCLE, FLOWER STALK )
( PÉDONCULE | PÉDONCULE, TIGE FLORALE )
( BLÜTENSTIEL )
( PEDUNCULUS: KÜÇÜK AYAK )
- ZENER DIODE[İng.] / DIODE ZENER[Fr.] / Z-DIODE, ZENER-DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZENER DİYODU
- ZENGİN, ETHEM (İSPİR, 1944) :
( Üniversiteyi İnşaat Mühendisi olarak tamamladı ve inşaat müteahhidi olarak iş hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- ZENGİN ve/||/=/<> GÖNÜL AÇAN(FETHEDEN)
( En zengin kişi/ler, gönül fetheden(ler)dir. )
- ZENGİN ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< HESAPSIZ
- ZENGİN[Fars. :Ağır.] ile KALANTOR[İt.]
( ... İLE Gösterişi seven varlıklı kişi. )
- ZENGİN ile/değil/yerine VARLIKLI
( Yılmaz Özdil'in, Mustafa Koç yazısı için burayı tıklayınız... )
- ZENGİNKEN, FAKİR DÜŞMEK ile/ve/||/<> ZÂLİMLER ARASINDA, ÂLİM OLMAK ile/ve/||/<> HATIRLIYKEN, İTİBARSIZLAŞMAK
- ZENGİNLEMEK ile ZENGİN EKMEK ile ZENGİNLENMEK ile ZENGİNLEŞMEK ile ZENGİNLEŞTİRMEK ile ZENGİN/LİK ile ZENGİN ERKİ ile ZENGİN KAFİYE
- ENRICHMENT FACTOR[İng.] / FACTEUR D'ENRICHISSEMENT[Fr.] / BEREICHERUNG FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ZENGİNLEŞTİRME ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ
- ZENGİNLİK ile BAŞARI
- ZENGİNLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAŞARI
- ZENGİNLİK ile/ve/<>/değil/yerine BOLLUK
- ZENGİN/LİK ile/ve/değil/yerine/||/< ENGİN/LİK
- ZENGİN/LİK ile GÜÇLÜ/LÜK
- ZENGİN/LİK ile KALKINMIŞ/LIK
- ZENNE/ZENANE[Fars. < ZENĀNE] ile/||/<> ZUHURİ/ZUHURİ[Ar. < ẒUHŪRĪ]
( Kadın işi Orta oyununda veya Karagöz de kadın rolüne çıkan erkek oyuncu )
- ZENNE ile/||/<> ZENNE[Fars. < ZENÂNE]
( Kar Ort O Kadın tipi Orta oyununda kadın rolünü erkek oyuncular oynardı Karagöz oyununda bu tip çeşitli kadın tasvirleriyle görülür Bunlar dansçılar büyücüler Arap halayıklar ve genç kızlar gibi bölümlere ayrılırlar Türk gölge ve ortaoyunlarında kadın tipi Değişik toplum sınıflarından gelen genç ve yaşlı tiplerdir Gençleri gönül işlerinde yaşlılar ise gülmeceyi desteklemekte kullanılan figürlerdir Bunlar genellikle olumsuz çizilmişlerdir ahlak kurallarını çiğnerler kocalarını aldatırlar paraya önem verirler iç güzellikten çok dış güzellikle ilgilenirler Hatta evli olanları bile bu kalıplar dışında değildir Evli kadınlar dırdırcı kocalarını usandıran tiplerdir Bunlar para ile satın alınabilen para için herşeyi yapabilen tipler olup toplum içinde birer mal durumundadırlar Geleneksel Türk tiyatrosunda saygıdeğer kadın tipleri anneler ve bir de platonik sevgi bağını yürüten çok genç kişilerdir )
- ZENO[İng. ZENO] ile/||/<> ZENOBİYOZ[İng. XENOBIOSIS] ile/||/<> ZENOFOBİ[İng. XENOPHOBIA] ile/||/<> ZENOİK[İng. XENOIC]
( Yunanca acayip, yabancı anlamlarına gelen ön ek. @@ Bir sosyal böcek türü kolonisinin diğer böyle bir türün yuvasında yaşaması durumu. Kendi yavrularını ayrı tutarlar, fakat serbestçe dolaşarak besinleri yerler. @@ Yabancılara karşı duyulan aşırı korku olarak bilinen, Yunanca'da "yabancı" anlamına gelen ξένος ("xénos") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phóbos") kelimelerinden oluşan bir terim. @@ Başka organizmaların boş kabuklarında yaşama.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ZEOLITE[İng.] / ZEOLITHE[Fr.] / ZEOLITH[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEOLİT
- ZEPHYR[Fr. < ZÉPHYR] ile/değil/yerine/=/||/<> ZEFİR
( Genellikle gömlek yapımında kullanılan çizgili ince pamuklu bir kumaş türü )
- ZEPLİN[Alm. < ZEPPELIN] ile/değil/yerine/=/||/<> HAVA GEMİSİ
- ZERAFE, ZERRAFE[Ar. < ZERĀFE, ZERRĀFE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZÜRAFA
( Geviş getiren memelilerden Afrika da yaşayan çok uzun boylu ve boyunlu derisi benekli ot yiyen hayvan Giraffa camelopardalis Bir tür oya )
- ZERÂFET değil ZARÂFET(KİYÂSE/T: Akıllıca davranış, akıllılık.)
- ZERAVENT[Ar. < ZERĀVEND] ile/değil/yerine/=/||/<> LOHUSA OTU
- ZEREFŞAN[Fars.] ile/değil/yerine/= HALKÂR[Fars.]
( Bezeme, süsleme. İLE Sulu altınla gölgeli tarzda yapılan süsleme.[Klasik tezhip çeşitlerinden biri] )
- ZEREN, DR. NECDET (VİDİN, ROMANYA, 1894 - 1979) :
( Tıbbiye'yi bitirdi. Sarıyer'de uzun yıllar Hükümet Doktoru olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 14 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. İstanbul İl Genel Meclis Üyesi olarak yaptı. )
- ZER-İ MAHBUB ile/||/<> TUĞRALI
( Üzerinde ay resmi bulunan Osmanlı altın paralarından biri )
- ZERK[Ar.] ile/değil/yerine/= İÇİTİM
( Bir sıvıyı, şırınga ile verme. )
- ZERRÂ'[Ar. < ZER'Î]/ZÜRRÂ[Ar.] ile ZERRÂH/ZÜRRÂH[Ar. çoğ. ZERÂRÎH]
( Ekinci, çiftçi. İLE Kuduz böceği. )
- ZERRE MİSKAL (İLGİSİ BULUNMAMAK) -ile
- ZERRİN KÜLÂH ile/||/<> ÜSKÜF[Yun.]
( Yayabaşı ve daha yüksek aşamalardaki yeniçeri subaylarının giydikleri ağız yanı dört parmak eninde sırma ile işlenmiş börk Eski kaynaklarda başlık olarak geçer Eskiden gemicilerin kullandıkları külahlara da uskuf adı verilirdi Yerel ağızlarda da üsküf külah başlık olarak kullanılır İtal scuffia headdress Türkçede scuf fianın başındaki sc ünsüz düğümü ü ünlüsüyle çözülmüştür Arapça ve Rumcaya da geçmiştir usqūfiya Suriye skûfa R σκούφια )
( SCUFFIA )
- ZERRİN[Fars.] ile/değil/yerine/= FULYA
( Altından yapılmış. | Altın rengi, sarı. | [bitki] Fulya. )
- ZERRİN[Fars. < ZERRĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> ZERRİN
( Altından yapılmış fulya Altın rengi sarı Bu renkte olan )
- ZERZEVÂT/SEBZEVÂT[Fars.] ile/değil/yerine/= GÖVERİ/GÖVERTİ
- ZEVAL ile ZEVAT ile ZEVALİ ile ZEVALSİZ/LİK ile ZEVAL VAKTİ ile ZEVALİ SAAT
- ZEVALİ[Ar. < ZEVĀLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZEVALÎ
( zevalî saat Zeval ile ilgili )
- ZEVCE-İ MEDHÛLETÜN BİHÂ[Ar.] ile ZEVCE-İ GAYR-İ MEDHÛLETÜN BİHÂ[Ar.]
( Gerdeğe girmiş eş/zevce. İLE Henüz gerdeğe girmemiş eş/zevce. )
- ZEVCİY-YÜL-ESÂBİ'[Ar.] / ARTIODACTYLES[Fr.] ile ...
( Çiftparmaklılar. )
- ZEVEBAN | ERİME ile/||/<> ERİME ile/||/<> ERİMEK
( Isı etkisiyle örüt yapıları çözülen katıların sıvı evreye geçmeleri olayı donmanın tersi 1 kimya Bir özdeğin herhangi bir sıvı içerisinde özdecik ya da yükün olarak dağılması olayı 2 fizik Isı etkisiyle katı iken sıvı durumuna geçme Bir katının katı evresinden ısı ve basınç etkisiyle sıvıya dönüşümü çözünme çözünmek Metallerin erime sıcaklıkları üzerinde ısıtılmalarıyle katı durumdan sıvı duruma geçmeleri olayı )
( MELTING, FUSION | DISSOLUTION | MELTING | SOLIDIFICATION )
( FUSION | DISSOLUTION | FONTE | SOLIDIFICATION )
( SCHMELZUNG | SCHMELZEN | ERSTARRUNG )
( FUSIO )
( FUSIONE )
( ΤΉΞΗ / τήξη )
- ZEVEBAN[Ar.] ile/değil/yerine/= ERGİME
- ZEVEBAN[Ar. < ẔEVEBĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> ERGİME
- ZEVİLHAYAT | CANLI >< CANSIZ
- ZEVK ALARAK ile ZEVK VEREREK
- ZEVK ALMAK İÇİN/ÜZERE ile ZEVK VERMEK İÇİN/ÜZERE
- ZEVK[Ar. < ẔEVḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> BEĞENİ | EĞLENCE
( zevk ehli zevkiselim zevküsefa ehlizevk Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinin veya düşünülmesinin insanda uyandırdığı hoş duygu beğeni eğlence )
- ZEVK ile BEĞENİ/İÇ TAT
( ENJOYMENT vs. LIKE )
- ZEVK ile/ve BİRLİK/TEVHİD
- ZEVK ile/ve/<> SEVİNÇ
- ZEVK ile/ve TEVHİD
( Tevhidin tadı, onu kullananındır. )
( Ham tevhidden yararlanılmaz. )
( Her boyaya boyanmak tevhid değildir. )
( Tevhidin hali, kullanandan sarf olunur. )
( Zevk, deryada kaybolmaktır. )
( Tevhidin tadını, aletleri kullanarak dolabı yapanlar bilirler. )
( Birinci tevhid, ağacı kesenin tevhididir. İkincisi mobilyacının, üçüncüsü de o mobilyayı kullananın tevhididir. Tahtacı kestiği ağaca, mobilyacı dolaba imrenmiştir. O tevhid dolabını taşıyan hamalın ise ambalajın içindeki eşyadan haberi yoktur. )
- ZEVK ile/||/<> TOSTE[İng.] ile/||/<> GOÛT[Fr.] ile/||/<> GUSTUS[Lat.] ile/||/<> GESCHMACK[Alm.] ile/||/<> BEĞENİ
( 1 Kesin güvenilir ince ayrımlara varan bir duyguya dayanan estetik yargılama ve değerleme gücü güzeli çirkinden ayırma yetisi 2 Estetik duyumlamanın öznelkişisel rengi ve belirliliği Beğeniler üzerine tartışılmaz 3 Özellikle modada kendini gösteren toplumlara ya da çağlara ilişkin bireyüstü ortak değerleme eğilimi )
( TOSTE )
( GOÛT )
( GESCHMACK )
( GUSTUS )
- ZEVKİNE ERMEK ile/ve/||/<>/< ZEVK VERMEK
- ZEVKLENMEK ile ZEVKLENDİRMEK ile ZEVK ile ZEVKLİ/LİK ile ZEVKÇE ile ZEVKSİZ/LİK ile ZEVK EHLİ
- ZEVRÂK[Ar.] ile/değil/yerine/= KAYIK
( Suya en dayanaklı olan sandal ağacından, hiç çivi kullanmadan yapılır. [Atatürk'ün kullandığı -fotoğraftaki- kayık.] İLE ... )
- ZEVZEK/LİK ile PATAVATSIZ/LIK
- ZEYBEK, GÖKAN (BAYBURT, 1964) :
( İşadamı ve siyasetçi. Darüşşafaka mahallesinde oturuyor. İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesini bitirdi (1985). Kuleli Askeri Lisesi onarımında şantiye şefliği ile iş hayatına atıldı. Siyasi hayata CHP saflarında başladı. Kâğıthane İlçe Belediye Başkanlığı adaylığı (1994), CHP İl Yönetim Kurulu Üyeliği (2001 - 2008), Şirintepe Spor Kulübü Başkanlığı (1999 - 2003), İstanbul Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi ve başkan yardımcısı (2001 - 2008), Toplumsal Saydamlık Hareketi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi (2001 - 2003), Mimarlar Odası ve TMMOB Genel Kurul delegeliği, Bayburt Eğitim Kültür Vakfı Kurucu Meclis Üyeliği (2002 - 2008) gibi görevlerde bulundu. 1999 yerel seçimlerde CHP den Sarıyer Belediye Meclisine üye seçildi. 2018 genel seçimlerinde CHP'den İstanbul Milletvekili seçildi. Şirintepe Spor Kulübü, Sarıyer Spor Kulübü, Atlıspor kulübü gibi pek çok dernekte üye olup, 2012/2013 döneminde Sarıyer Spor Kulübü Yönetim Kuruluda Asbaşkan olarak görev yaptı. )
- ZEYBEK ile KIRIK ZEYBEK
- ZEYBEK ile ZEYBEK HAVASI
- ZEYBEK'TE:
"ALTTAN ÇIRPMA" değil ÜSTTEN ÇIRPMA
- ZEYİLNAME[Ar. < ẔEYL + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> EK POLİÇE
- ZEYNEB ile/ve FÂTIMA
( Salih'lerin annesi. İLE Muhammed'lerin annesi. )
( ZEYNEP[ZEYN - EB: Babasının süsü/güzelliği.] )
- ZEYNEL ABİDİN ve/<> ZEYNEB
- ZEYNEL[Ar.] ile/değil/yerine/= GÜZEL, HOŞ, ONURLU/ŞEREFLİ
- ZEYNEP HATUN ÇEŞMESİ :
( Rumelihisarı'nda Kayalar mevkiinde bulunan bu çeşme (H.1308, M.1890) sahil yolunun genişletilmesi sırasında yıkılarak yok edilmiştir. )
- ZEYREK[Fars. < ZĪREK] ile/değil/yerine/=/||/<> ZEKİ
- ZEYREK[Fars.] ile ZEYREK[Fars.] ile ZEYREK
( Anlayışlı, uyanık, zeki. İLE Ketentohumu. İLE Fatih Sultan Mehmet'in, fetih sonrasında, "benim" diye belirlediği yerler. )
- ZEYTİN AĞACI -ile
- ZEYTİN "ÇEKİRDEĞİ" ile "İNCİR ÇEKİRDEĞİ"
- ZEYTİN DALI ve/||/<> ZEYTİN TANELERİ ve/||/<> ZEYTİNYAĞI
( [gibi] Barış. VE/||/<> Bereket. VE/||/<> Sağlık. )
- ZEYTİN ile ANTİPASTİ[İt.]
( ... İLE Zeytin, çiğ sebze, turşu. )
- ZEYTİN ile DELİ/CE ZEYTİN
( OLIVE vs. ... )
( OLEA EUROPAEA/OLEA SATIVA cum/et ... )
- ZEYTİN ile MÜRVER
( ... İLE Hanımeligillerden, yaprakları karşılıklı, demet durumundaki çiçeklerinden tıpta yararlanılan, meyvesi zeytine benzer bir bitki. )
( Dünyada 40 tür Mürver bulunur.
Mürverin ülkemizde yöreye göre değişen adları vardır...
Melesir, Mındarağ, Mindiraç, Patlak, Patlangaç, Patlangıç, Patlangoz, Patlankuç, Patlavuç, Patlayak, Şişni, Yalangoz, Yalankoz. )
(
)
( ... cum SAMBUCUS )
- ZEYTİNBURNU ile/ve ZEYTİN BURNU
( Bakırköy - Kazlıçeşme arasında bulunan bir ilçe. İLE/VE Bakırköy - Yedikule arasında bulunan bir burun. )
( ZEYTİNLİ BURUN: Zeytinburnu'nun ilk adı. )
- ZEYTİN-EKMEĞİ BİRLİKTE YEMEK ile ZEYTİN, ÜSTTE VE KÜRDAN SAPLI YEMEK
( "Gariban olursun." İLE "Havalı/üst sınıf vs. olursun." )
- ZEYTİN/LİK ile ZEYTİNCİ/LİK ile ZEYTİNLİ ile ZEYTİNSİZ ile ZEYTİN DALI ile ZEYTİN KURDU ile ZEYTİN RENGİ ile ZEYTİN EZMESİ ile ZEYTİN GÜVESİ ile ZEYTİN SİNEĞİ
- ZEYTİNYAĞI ve (ÇİĞ) FINDIK/CEVİZ/BADEM/ŞAM FISTIĞI
- ZEYTİNYAĞI ile PAMUKYAĞI
( ... İLE Pamuk çekirdeklerinden elde edilen, zeytinyağına benzer bitkisel yağ. )
- ZEYTİNYAĞINDA:
ACILIK ile/ve/||/<> YAKICILIK
( Bir yemek kaşığı zeytinyağı ağızda yaydıktan sonra yavaşça yutulduğunda, 16. - 20. saniyeler arasında dilin yanlarında ve arka tarafında acılık duyumsanır.[Acılık duyumu uzun sürmez.] İLE/VE/||/<> Gerçek zeytinyağının yakıcılığı, 26. - 29. saniyelerde ortaya çıkar. Yakıcılık, biraz kalıcıdır.[Yakıcılığa neden olan oleocanthal olarak adlandırılan yağa antioksidan özelliği veren, polifenol bileşenidir.] )
( )
- ZEYTÛN ile/||/<> OLIVE TREE[İng.] ile/||/<> OLIVIER[Fr.] ile/||/<> OLEA EUROPAEA[Lat.] ile/||/<> OLIVE, OLBAUM[Alm.] ile/||/<> ZEYTİN[Ar. < ZEYTŪN]
( Zeytingiller Oleaceae familyasından meyvesi yenen ve yağı çıkarılan yapraklarını dökmeyen ağaç ve ağaççıklar Yenen zeytin Olea europaea var europaea yabanî zeytin Olea europaea var sylvestris iyi bilinen türleridir Az zeytun zeytūn Kar zeytun zaytūn Farsçada da zaytūn olarak kullanılır Türkçeden belli başlı Balkan dillerine de geçmiştir zejtìn zextìn Srp zéjtin BER l 631 637 Skok EtRj 3 648 Rusçaya da zetin zitin olarak geçmiştir Vasmer REW l 455 Moğolcada çitun cimis olarak kullanılır Kökenine ilişkin bilgi almak için Vladimirtsov ZKV 5 77 )
( ZAYTŪN )
( OLIVE TREE )
( OLIVIER )
( OLIVE, OLBAUM )
( OLEA EUROPAEA )
( ZEYTUN[Az.]~ZEYTŪN[Tkm.] )
- ZEYTÛN ile/||/<> OLIVE[Fr.] ile/||/<> ZEYTİNSİ
( biyoloji )
( OLIVE )
- ZEYTUN[Ar. < ZEYTŪN] ile/değil/yerine/=/||/<> ZEYTİN
( zeytin dalı zeytin ezmesi zeytin güvesi zeytin kurdu zeytin rengi zeytin sineği zeytinyağı zeytin yeşili yeşil zeytin kalamata zeytini memecik zeytini sele zeytini Zeytingillerden Akdeniz ülkelerinde yetişen metre yüksekliğinde dalları dikensiz yaprakları karşılıklı küçük ve gümüş renginde uzun ömürlü bir ağaç Olea europaea Bu ağacın tazeyken yeşil sonradan kararan yüksek besin değeri taşıyan yağlı meyvesi Bu ağaçtan yapılmış bu ağaçla kaplanmış )
- ZEYTUNİ[Ar. < ZEYTŪNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZEYTİN RENGİ
- ZIBÂBİYE-İ BERRİYYE[Ar.] ile ZIBÂBİYE-İ MÂİYYE[Ar.]
( Kertenkele ve benzeri hayvanlar. İLE Bu sınıfın suda yaşayan bölümü. )
- ZIBARMAK ile/değil/yerine/=/||/<> ÖLMEK | UYUMAK
( ölmek uyumak )
- ZİBİDİ[Fars.] ile ZÜPPE/DANDİ[Fr. DANDY]/DIDON[Fr. < DIS DONC]
( Gülünç olacak derecede kısa ve dar giyinmiş olan. | Yersiz ve zamansız davranışları olan kişi. | Süslü ve yakışıklı. İLE Giyinişte, söz söyleyişte, dilde, düşünüşte, toplumun gülünç ve aykırı saydığı yapmacıklıklara ve aşırılıklara kaçan. )
- ZİFAF[Ar. < ZİFĀF] ile/değil/yerine/=/||/<> GERDEK
- ZİFİR ile ZİFİRİ ile ZİFİRİ KARANLIK
- ZİFİRİ[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇOK KOYU
- ZİFİRİ ile/değil/yerine/= KOPKOYU
- ZİFOS[Yun.] ile/||/<> YERDEN SIÇRAYAN ÇAMUR
( yerden sıçrayan çamur R ζίφος waterspout )
( ΖΊΦΟΣ / ζίφος )
- ZİFT[Osm.] / PITCH, TAR[İng.] / BRAI, GOUDRON[Fr.] / TEER, TEEREN, PECH[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİFT, KATRAN
- PECHKOHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİFT KÖMÜRÜ
- ZİFT[Ar.] ile KATRAN[Ar.]
( Katran ve öteki organik maddelerin buharlaşmasından ya da damıtılmasından elde edilen, kolay kırılan, az ısı ile ergiyen, katı, siyah, parlak madde, kara sakız. İLE Organik maddelerden, kuru damıtma yoluyla elde edilen, sıvı yağ kıvamında, kara renkte, ağır, is kokulu, suda erimeyen bir madde. )
- PROCÉDÉ ZIGER[Fr.] ile/değil/yerine/= ZİGLER KATALİZÖRÜ
- ZİGOFİLLİYE ile/||/<> ZYGOPHYLLACÉES[Fr.] ile/||/<> ZYGOPHYLLACEAE[Lat.] ile/||/<> YABANİ KİMYONGİLLER
( botanik )
( ZYGOPHYLLACÉES )
( ZYGOPHYLLACEAE )
- ZİGOT ÖNCESİ İZOLASYON[İng. PREZYGOTIC ISOLATION] ile/||/<> ZİGOT SONRASI İZOLASYON[İng. POSTZYGOTIC ISOLATION] ile/||/<> ZİGOTAKSİ[İng. ZYGOTAXIS]
( Eş seçimi, zamanlama ve benzeri farklılıklardan ötürü popülasyonlar arasında zigot daha oluşmadan önce ortaya çıkan izolasyon durumudur. Böylece hibrit zigotlar oluşamaz. "Zigot öncesi bariyer" olarak da bilinir. @@ Türler arası çiftleşme sonucu oluşan hibrit formlarda görülen gelişim bozuklukları ya da kısırlık durumlarından ötürü popülasyon içinde üremeye dayalı izolasyonun oluşması durumudur. "Zigot sonrası bariyer" olarak da bilinir. @@ Dişi ve erkek gametler arasındaki doğal çekim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ZİGOT[İng. ZYGOTE] ile/||/<> ALEL DIŞLANMASI[İng. ALLELIC EXCLUSION] ile/||/<> AYRIKLIK (TRANS-DÜZENLEME)[İng. TRANS-ARRANGEMENT] ile/||/<> AYRILMA KURALI[İng. LAW OF SEGREGATION] ile/||/<> BOZUCU SEÇİLİM[İng. DISRUPTIVE SELECTION] ile/||/<> ÇEKİNİK GEN[İng. RECESSIVE GENE] ile/||/<> HETEROZ[İng. HETEROSIS] ile/||/<> HETEROZİGOT AVANTAJI[İng. HETEROZYGOUS ADVANTAGE] ile/||/<> HOMOZİGOT[İng. HOMOZYGOUS]
( Bir yumurta ve spermin birleşmesiyle oluşan ilk göze. Anneden ve babadan birer set olmak üzere iki set kromozom bulundurur. Ancak yumurta ve sperm gözelerinin her biri, mayoz bölünme sebebiyle sadece bir set kromozom içerir. Zigotun bölünmesi ve büyümesiyle embriyo oluşur. @@ Heterozigotluk durumunda bir genin bulunabileceği lokustaki iki alelden yalnızca birinin ifade edilmesi durumudur. İmmoglubulin ve T Hücresi Reseptörlerini kodlayan genlerde bu durum görülür. T Hücrelerinde sadece 1 set TCR geni ifade edilir. @@ Ebeveynlerinden mutant ve doğal aleller aktarılmış olan, iki özellik açısından da heterozigot genler. Genlerin karşılıklı iki DNA zincirinde çapraz olarak iki baskın ya da iki çekinik özellik bulunması durumu. Bireyde birbirine bağlı olarak iki baskın gen ve iki çekinik gen varken mayoz bölünme sırasında birbirine bağlı bir çekinik bir baskın gamet oluşması ve çocuğa aktarılması durumunda trans-düzenlemeye rastlanabilir. @@ Bir genin iki farklı alelinin ayrılarak farklı gametlere dağılması. Tamamen rastgele gerçekleşir. Eğer genler homozigot ise gametlerdeki ayrılan genler %100 aynı olur. Fakat eğer ayrılan genler heterozigot ise gametlerin %50'si baskın aleli, diğer %50'si ise çekinik aleli alır. @@ Bir özellik için uçlardaki özelliklerin seçilmesi ve ortada kalan özelliğe karşı olunması. 2 alelle kontrol edilen bir özellik için çekinik ve baskın homozigot genin tercih edilmesi ve heterozigota karşı olunması. Heterozigot bireylerin sayısında azalma görülür. @@ Alelde heterozigot durumdayken fenotipte gözlemlenemeyen genlerdir. Yalnızca homozigot durumdayken fenotipte gözlemlenebilirler. @@ Daha az güçlü homozigot ebeveynlerden oluşan heterozigot dölün alışılmışın dışında bir gelişim, güç gösterip, daha sağlıklı olması. @@ Aşırıbaskınlık. Bir dengeleyici seçilim çeşididir. Bu durumdaki türlerin bazı özelliklerinin genetik temeli açısından heterozigot olan bireyler, homozigot baskın ya da homozigot çekinik genotipe sahip bireylerden avantajlı olurlar. Belirli bir lokusta bulunan heterozigot genotipin, homozigot genotipten daha yüksek uyum başarısına sahip olması durumudur. @@ Kromozomlarda verilen bir alel çifti ya da serisi bakımından aynı genleri taşıyan bireylerdir. Homozigotlar, belirli bir özellik bakımından sadece tek tip gamet meydana getirirler ve bu nedenle de saf olarak görülürler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ZİGOT ile/||/<> ZİGOT ÖNCESİ YALITIM/BARİYER/İZOLASYON ile/||/<> ZİGOT SONRASI YALITIM/BARİYER/İZOLASYON ile/||/<> ZİGOTAKSİ ile/||/<> YUMURTA/OVUM
( Bir yumurta ve spermin birleşmesiyle oluşan ilk göze.[Anneden ve babadan birer set olmak üzere iki set kromozom bulundurur. Ancak yumurta ve sperm gözelerinin her biri, mayoz bölünme nedeniyle sadece bir set kromozom içerir. Zigotun bölünmesi ve büyümesiyle embriyo oluşur.] İLE/||/<> Eş seçimi, zamanlama ve benzeri farklardan ötürü popülasyonlar arasında zigot, henüz oluşmadan önce ortaya çıkan yalıtım durumu. Böylece hibrit zigotlar oluşamaz. İLE Türler arası çiftleşme sonucu oluşan hibrit biçimlerde görülen gelişim bozuklukları ya da kısırlık durumlarından ötürü popülasyon içinde üremeye dayalı yalıtımın oluşması. İLE Dişi ve eril gametler arasındaki doğal çekim. İLE/||/<> İnsan fizyolojisinde, bir sperm gözesi ile döllendiğinde yeni bir organizma durumuna gelebilen, dişi üreme örgenlerinin birinden salınan tek göze. )
- ZİGZAG[Fr. < ZIGZAG] ile/değil/yerine/=/||/<> ZİKZAK
( zikzak dikişi zikzak makinesi Art arda birdenbire ters yöne açılar yapan kırık çizgi Sık sık değişen görüş düşünce veya davranış istikrarsızlık karşılıklı )
- ZIH[Fars.] ile/değil/yerine/= KAYTAN/YAKA
( Giysilerin kol, yaka, etek vb. kenarlarına dikilen şerit ya da kaytan. | Pamuk sicim. | Marangoz işlerinde, ince kenar pervazı. | Sayfa çevresine çekilen çizgi. | Yelkeni yarı kapatmak için kullanılan örgü halat. )
- ZİHARE[Ar. < ẒİHĀRE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAĞARA
( Yakanın üzerine dikilen kürk )
- ZİHİN HESABI ile/değil/yerine/= AN SAYIŞI/USTAN SAYIŞ
- ZİHİN YOĞUNLUĞU ile/ve LİBİDO DÜŞÜKLÜĞÜ
- ZİHİN[Ar. < ẔİHN] ile/değil/yerine/=/||/<> BELLEK | KAVRAYIŞ | KAFA
( zihin açıklığı zihin berraklığı zihin bulanıklığı zihin hesabı zihin jimnastiği zihin karışıklığı zihin yorgunluğu Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü bellek kavrayış kafa )
- ZİHİN ile ZİHİNCE ile ZİHİNSEL ile ZİHİN HESABI ile ZİHİN AÇIKLIĞI ile ZİHİN BERRAKLIĞI ile ZİHİN JİMNASTİĞİ ile ZİHİN YORGUNLUĞU ile ZİHİN BULANIKLIĞI ile ZİHİN KARIŞIKLIĞI
- ZİHİNCE/ZİHNEN[Ar. < ẔİHNEN] ile/||/<> ZİHİNSEL/ZİHNÎ[Ar. < ẔİHNĪ]
- ZİHİNLE KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine/<> "KALBİNLE" BAKMAK
- ZİHİNSEL YALNIZ/LIK ile GÖVDESEL(BEDENSEL) YALNIZ/LIK
( Adam adama yük değil can gövdeye mülk değil. )
( "Ben Gövde'yim" düşüncesinin ötesine geçelim! )
( Yalnızlık çekmenize gerek yok. )
( Tek başına olsa da bir ağaç kadar sağlam durabilmeli ve yaşamı neşeyle algılamalıdır. )
( LONELINESS vs. SOLITUDE/ALONE
Go beyond the l-am-the-body idea.
You need not feel alone. )
- ZİHNEN[Ar. < ẔİHNEN] ile/değil/yerine/=/||/<> ZİHİNCE
- ZİHNEN[Ar.] ile ZİHNÎ[Ar.]
( Zihince, zihinde, zihinle, zihinden. İLE Zihne özgü, zihinle ilgili. )
- ZİHNİ ve GÖNLÜ:
DAR OLAN ile/değil/yerine/>< ZENGİN OLAN
( Dünyayı da sunsan, "Daha yok mu?" der. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kuru ekmek de versen, şükreder. :) )
( Yüzünü asar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yüzü güler. :) )
- ZİHNÎ HESAB ile/||/<> CALCUL MENTAL[Fr.] ile/||/<> ZİHİN HESABI
( matematik )
( CALCUL MENTAL )
- ZİHNİ YORMAK ile/değil/yerine ZİHNİ ZORLAMAK
( Körü körüne zorlukların üstüne gitmek şanssızlığa yol açar. Uyumlu zaman koşullarını beklerken gelişmelerle mutlu olun. )
- ZİHNİN ALTINDA EZİLİRSEK ile/değil/yerine/>< ZİHNİ AŞABİLİRSEK
( Deli oluruz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Veli oluruz. )
- ZİHNİN BURUŞMASI ile/değil/>< TENİN BURUŞMASI
( "Heyecanımızdan vazgeçmemizle".[Olmamalı!] İLE/DEĞİL/>< Yıllarla.[Olabilir.] )
- ZİHNİN:
"DOLULUĞU" ile/ve/değil/yerine/||/<> "YÜKLÜLÜĞÜ"
- Zihnin için DİNLE!!!
- Zihnin için SUS!!!
- ZİHNİN İSTEĞİ ile/ve/değil/||/<>/>/< TENİN İSTEĞİ
- ZİHNİN: "KÖLESİ OLMAK" değil/yerine/>< USTASI OLMAK
- ZİHNİN/AKLIN, ONA ...:
KAYMASI/KAYAR ile/ve/||/<>/> KAÇMASI/KAÇAR
- ZİHNİN OYUNLARI ve NEFSİN TERBİYESİ
- ZİHNİN VE YAŞAMIN:
ARINARAK DÖNÜŞMESİ ile/ve/||/<> DÖNÜŞEREK ARINMASI
- ZİHNİNİ ...:
"YORMAK" değil KULLANMAK
- ZİKADE[Ar. < Ẕİ'L-ḲAʿDE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZİLKADE
( Ay takviminin on birinci ayı )
- ZİKİR/SEMÂ ile/ve/||/<> DEVRÂN
( ... İLE/VE/DEĞİL/||/<> Dînî folklor, zikrullah. | Dünya, felek, zaman, tâlih, kader. | Devir. )
- ZİKİR ile/ve DEM TUTMAK
- ZİKİR ile/ve MANTRA
- ZİKİR ile/ve TASDİK
- ZİKİR ile/ve TESBİH
( Bilinçlidir, anımsama eylemidir. İLE/VE ... )
- ZİKIYMET[Ar.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİ
- ZIKKIM[Ar. < ZAKKŪM] ile/||/<> ...
- ZIKKIMLANMAK ile ZIKKIM
- ZİKR:
ŞERİAT'TA ile/ve RUHULLAH'TA
( Etmezsen olmaz. İLE/VE "Edersen olmaz." )
- ZİKR-İ LÂZIM İRADE-İ MELZUM VE TERSİ | ÖTELEME ile/||/<> ÖTELEME ile/||/<> ÖTELEMEK
( Bir şeyi anlatmak için ondan önceki ya da sonraki olayları söyleme Matematik bir uzayı ya da uzay içindeki nesneyi aynı doğrultuda bir yerden başka yere götürme işlemi Söz sanatı terimi Bir şeyi anlatmak için ondan önceki veya sonraki olayları söyleme Geçen yıl kardeşimin düğününü yaptık veya Geçen yıl kardeşim ev bark sahibi oldu gibi her ikisi Geçen yıl kardeşim evlendi demektir )
( TRANSLATION | ITERATION | ITERATE | SHIFT )
( MÉTALEPSE | TRANSLATION )
( VERSCHIEBUNG | TRANSLATION )
- ZIGZAG REFLECTIONS[İng.] / RÉFLEXIONS EN ZIGZAG[Fr.] ile/değil/yerine/= ZİKZAK YANSIMALAR
- ZİKZAK ile ZİKZAKLI ile ZİKZAK DİKİŞİ ile ZİKZAK MAKİNESİ
- ZİL-ZURNA (SARHOŞ OLMAK)
- ZİL ile ÇANLAR
( BELL vs. BELLS )
( جرس ile ناقوس ile جلاجل )
( JARS ile NAGHOOS ile JALAJEL )
- ZİL'DE:
PARMAK ZİLİ ile/ve ZİLLİ MAŞA (ARAP)[Çankırı sohbet toplantılarında elden ele özel ezgisi ve gezdirme uygulamalarından.]
- ZILGIT ile/||/<> KORKUTMA, ÇIKIŞMA, TEHDİT
( korkutma çıkışma tehdit Güney Anadoluda kadınların düğünlerde sesle alkışlamaları anlamında da kullanılır Suriye ẓalġūṭa cri suraigu et prolongé que poussent les femmes dans une fête de famille dans une noce ce eri est produit en plaçant la langue contre les dents de manière à faire entendre la syllabe li un grand nombre de fois avec des intervalles à peine sensibles Türkçeden Bulgarcaya da geçmiştir BER 1 593 )
( ẒALĠŪṬA )
- ZILGITLANMAK ile ZILGIT
- ZİLHİCCE/ZİHİCCE[Ar. < Ẕİ'L-ḤİCCE] ile/||/<> ZİLKADE/ZİKADE[Ar. < Ẕİ'L-ḲAʿDE]
( Ay takviminin on ikinci ayı kurban ayı )
- ZILIF | TOYNAK ile/||/<> TOYNAKLILAR
( Toynakları olan memelilerin parmaklarının uç bölgesinde ön tarafını korumaya yarayan boynuz maddesinden yapılmış bir örtü. @@ (biyoloji, zooloji) @@ Toynaklı olan memelilerin parmaklarının uç bölgesinde, ön tarafını korumaya yarayan boynuz maddesinden yapılmış kısım. )
( HOOF | UNGULATES~UNGULATES )
( SABOT | ONGULÉS~ONGULÉS )
( UNGULATA~UNGULATA | UNGULATA, UNGULATA: TOYNAK )
( HUF | HUFTIERE~HUFTIERE )
( ZOCCOLO~UNGULATI )
( ΟΠΛΉ / οπλή~ΟΠΛΗΦΌΡΑ / οπληφόρα )
- ZILIF ile/||/<> TOYNAK
( Toynakları olan memelilerin parmaklarının uç bölgesinde ön tarafını korumaya yarayan boynuz maddesinden yapılmış bir örtü biyoloji zooloji Toynaklı olan memelilerin parmaklarının uç bölgesinde ön tarafını korumaya yarayan boynuz maddesinden yapılmış kısım )
( HOOF | UNGULATES )
( SABOT | ONGULÉS )
( HUF | HUFTIERE )
( UNGULATA )
( ZOCCOLO )
( ΟΠΛΉ / οπλή )
- ZİLKAR İNİ/MAĞARASI ve/<> KÜRE DAĞLARI
- ZİLLET ile/değil/yerine/>< İZZET
( Hor görülme. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Büyüklük, yücelik, ululuk. )
( Hor görmeyi/göstermeyi[zilleti] "olağan/alışıldık" duruma getirmiş kişiler, izzetli kişilerden rahatsız olur ve onlara hakaret eder. )
( Eğer ahlâksızlığı meşrûlaştırmakla ilgili çabası olan için ahlâklı olanlar rahatsızlık verici olur. )
( Belirli düzen ve disiplinlerde "yaşayamayanlar" için düzenli olanlar, düşmandır. )
- ZİLLET ile/değil/yerine/>< MİLLET
- ZİLLET ile TENEZZÜL
- ZİLLET[Ar. < ẔİLLET] ile/değil/yerine/=/||/<> ZİLLET
( Hor görülme )
- ZİLYET[Ar.] ile/değil/yerine/= ELDECİ
( İyesi kendi olsun ya da olmasın, bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kişi. )
- ZİLYET ile/değil/yerine/= ELDECİ
- ZİMÂM-DÂR[Ar., Fars.] ile ZİLYED[Ar.]
( Bir işi elinde tutan, yöneten, yürüten. İLE Bir malı/gayrımenkulü elinde tutan, malı -sahibi olsun ya da olmasın kullanmakta bulunan kişi. )
- ZIMBA ATMAK ile/||/<> PUNCH[İng.] ile/||/<> POINÇONNER[Fr.] ile/||/<> LOCHEN[Alm.] ile/||/<> ZIMBALAMAK
( Sinema Zımbayla delik açmak )
( PUNCH )
( POINÇONNER )
( LOCHEN )
- ZIMBA | DELGEÇ ile/||/<> DELGEÇ
( Sinema Boş film ya da çeşitli mıknatıslı kuşakların yapımında filmin ya da kuşağın tek ya da iki yanına düzenli aralıklarla belirli boyda diş deliği açan aygıt mekanik Karton kayış maden vb şeyleri delme işinde kullanılan araç delgeç )
( PERFORATING MACHINE, PERFORATOR | PUNCH | PERFORATION HOLE, PERFORATION, SPROCKET HOLE )
( PERFOREUSE, MACHINE À PERFORER | EMPORTE-PIÈCE, PERFORATEUR, POINÇON | PERFORATION )
( PERFORIERMASCHINE | PERFORATION, PERFORATIONSLOCH )
( PERFORATRICE )
( ΔΙΑΤΡΗΤΙΚΌ / διατρητικό )
- ZIMBA | DELGEÇ ile/||/<> DELİK
( Sinema Boş film ya da çeşitli mıknatıslı kuşakların yapımında filmin ya da kuşağın tek ya da iki yanına düzenli aralıklarla belirli boyda diş deliği açan aygıt. @@ mekanik: Karton, kayış maden vb. şeyleri delme işinde kullanılan araç.@@bk. delgeç. )
( PERFORATING MACHINE, PERFORATOR | PUNCH | PERFORATION HOLE, PERFORATION, SPROCKET HOLE~PERFORATION HOLE, PERFORATION, SPROCKET HOLE | HOLE )
( PERFOREUSE, MACHINE À PERFORER | EMPORTE-PIÈCE, PERFORATEUR, POINÇON | PERFORATION~PERFORATION | TROU )
( PERFORIERMASCHINE | PERFORATION, PERFORATIONSLOCH~PERFORATION, PERFORATIONSLOCH | BOHRLOCH, LOCH )
( PERFORATRICE~PERFORAZIONE )
( ΔΙΑΤΡΗΤΙΚΌ / διατρητικό~ΟΠΉ / οπή )
- ZIMBA[Fars. < ZUNBE] ile/değil/yerine/=/||/<> DELGEÇ | TEL ZIMBA
( zımba tabancası zımba teli tel zımba delgeç Delgeçle açılan delik tel zımba )
- ZIMBALAMAK ile ZIMBALANMAK ile ZIMBALATMAK ile ZIMBA ile ZIMBALI ile ZIMBASIZ ile ZIMBALI DEFTER
- ZIMBIRTI | METRES/ZAMAZİNGO ile/||/<> ZIMBIRTI | METRES/ZAMKİNOS
( zımbırtı metres )
- ZİMMET/ZİMMET[Ar. < ẔİMMET] ile/||/<> DERCEP/DERCEYB[Fars. < DER + Ar. CEYB]
( zimmet defteri beraatizimmet Üstünde olan şey Kurum ve kuruluşlarda çalışanlara veya para işleri ile uğraşan görevliye imza karşılığı teslim edilen para veya eşya Bir kimsenin yasal olmayan yollardan üzerine geçirip ödemeye zorunlu olduğu para Bir ticaret kuruluşunun borçlarının tümü )
- ZİMMET ile KABZ
- ZİMMET ile/ve MATLUB
( Borç. İLE/VE Alacak. )
- ZİMMET[Ar. < ẔİMMET] ile/değil/yerine/=/||/<> ZİMMET
( zimmet defteri beraatizimmet Üstünde olan şey Kurum ve kuruluşlarda çalışanlara veya para işleri ile uğraşan görevliye imza karşılığı teslim edilen para veya eşya Bir kimsenin yasal olmayan yollardan üzerine geçirip ödemeye zorunlu olduğu para Bir ticaret kuruluşunun borçlarının tümü )
- ZİMMETLEMEK ile ZİMMET ile ZİMMETLİ
- ZİMNEN[Ar. < ŻİMNEN] ile/değil/yerine/=/||/<> ZIMNEN
( Üstü kapalı bir biçimde dolaylı olarak )
- ZIMNEN[Ar.] ile ZIMNÎ[Ar. çoğ. EZYÂL, ZÜYÛL]
( Açıktan olmayarak, dolayısıyla, kapalıca, üstü kapalı olarak. İLE Üstü kapalı, örtülü, açıktan olmayarak, dolayısıyla anlatılan. | Kendiliğinden. )
- ZIMNİ[Ar. < ŻİMNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> GİZLİ | İÇERİK
( gizli içerik )
- ZIMPARA KÂĞIDI ile/||/<> ZIMPARA KÂĞIDI
( Cam granit çakmaktaşı elektrokorund silisyum karpit vb sert keskin kenarlı küçük taneciklerin kâğıt üzerine yapıştırılması yoluyla elde edilen aşındırıcı gereç Aşındırıcı olarak kullanılan üzeri zımpara ile kaplı sert kâğıt )
( EMERY PAPER )
( PAPIEREMERI )
( SCHLEIFPAPIER | SCHMIRGELPAPIER )
- ZIMPARALAMAK ile ZIMPARALANMAK ile ZIMPARA ile ZIMPARA TAŞI ile ZIMPARA TOZU ile ZIMPARA KAĞIDI
- ZİNA YAPMAK ile ZİNA
( FORNICATE vs. FORNICATION )
( طاقي شکل ile قوسي شکل ile خانم بازي کردن ile خانم بازي ile فسق )
( TAGHY SHEKL ile GHOOSY SHEKL ile KHANAM BAZY KARDAN ile KHANAM BAZY ile FESGH )
- ZİNBİL[Ar. < ZİNBĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> ZEMBİL
( zembil otu Hasırdan örülmüş saplı torba )
- ZINC FINGER PROTEIN[İng.] ile/değil/yerine/= ÇİNKO PARMAK PROTEİN
( Küçük yapısal protein motifidir. Görünümü çinko iyonlarının stabil haline ve parmağa benzediği için bu ismi almıştır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CHAIN FISSION REACTION[İng.] / ABBRUCHREAKTION, STÖRUNGSREAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR BÖLÜNME TEPKİMESİ
- CHAIN BRANCHING.[İng.] / RAMIFICATION[Fr.] / KETTEN VERZWEIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR DALLANMASI
- CHAIN DECAY, CHAIN DISINTEGRATION[İng.] / DESINTEGRATION EN CHAIN[Fr.] / KETTENUMWANDLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR DÖNÜŞÜMÜ
- CHAIN ISOMERISM[İng.] / ISOMÉRIE ENCHAIN[Fr.] / KETTEN ISOMERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR İZOMERİSİ
- ZİNCİR | KASKAT[Fr. < CASCADE] ile/||/<> ...
( CASCADE )
- CHAIN FORMATION[İng.] / EN CHAINE[Fr.] / VERKETTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR OLUŞUMU
- CHAIN POLYMERIZATION[İng.] / POLYMÉRISATION ENCHAIN[Fr.] / KETTENPOLYMERISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR POLİMERLEŞMESİ
- ZİNCİR REAKSİYONU ile/||/<> KONTROLLÜ REAKSİYON
( Her fisyonun saldığı nötronların yeni fisyonları tetikleyip tepkimeyi kendiliğinden ve katlanarak büyüttüğü süreçtir; denetimsizse patlamaya yol açar. @@ Fazla nötronların soğurucu çubuklarla yutulup her fisyonun ortalama tek yeni fisyon başlatmasıyla tepkimenin kararlı tutulmasıdır; reaktörler böyle çalışır. İlki katlanan, ikincisi dengede tutulan fisyondur. )
( Formül: k > 1 ~ k = 1 )
- CHAIN CARRIER[İng.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR TAŞIYICISI
- CHAIN REACTION POLYMERIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR-TEPKİME POLİMERLEŞMESİ
- CHAIN REACTION[İng.] / RÉACTION EN CHAÎNE[Fr.] / KETTEN REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR TEPKİMESİ, ZİNCİRLEME TEPKİME
- ZİNCİR ile APİKO[İt. < A PICCO]
( ... İLE Geminin, zinciri toplayıp demirini kaldırmaya hazır olması. | Hazır, tetik. | Derli toplu, süslü, şık. )
- ZİNCİR ile/ve/değil/yerine/||/<> BLOK ZİNCİR
( İki uclu/yönlü. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Altı yönlü/yanlı/yüzlü. )
- ZİNCİR ile BOSA, MANTİLYE
( ... İLE Gemide kullanılan bir zincir. )
- CHAIN[İng.] / CHAINE[Fr.] / KETTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR
- ZİNCİR ile/ve/<> ÇİPO
( ... İLE/VE/<> Gemiyi, istenilen yerde tutmak için bir zincirle denize atılan, iki ya da daha çok kolu bulunan gemi demiri. )
- ZİNCİR ile HALİÇ ZİNCİRİ
( ... İLE Sayın Uğur Genç´in, Haliç Zinciri adlı kitabından, ayrıntılarını inceleyebilirsiniz... )
- ZİNCİR ile/değil/yerine/= İRBAĞ
- ZİNCİR ile/<> ISPARMAÇA[İt.]
( ... İLE/<> Deniz içinde, birkaç zincirin birbirine dolanması. )
- ZİNCİR ile ISTRUMAÇA
( ... İLE Birbirine takılmış zincir. )
- ZİNCİR ile/ve/||/<> KARAMUSAL[İt. < PARAMUSSELLI]
( ... İLE/VE/||/<> Çifte demir atıldığında, geminin dönmesiyle zincirlerin karışmasını önlemek için kullanılan, fırdöndüye bağlı zincir düzeni. )
- ZİNCİR ile KORZA[İt. < CROSE]
( ... İLE Denizin içinde iki zincirin birbirine dolaşması. )
- ZİNCİR ile PRANGA[İt.]
( ... İLE Ağır cezalıların ayaklarına takılan kalın zincir. )
- ZİNCİR ile ZİNCİR ÇETESİ ile ZİNCİR YAPIMCISI ile ZİNCİR YAZICI ile ZİNCİRLEME REAKSİYON ile ZİNCİR HALKASI ile ZİNCİR TESTERE ile ZİNCİRLENMİŞ ile ZİNCİRLEME LİSTE ile ZİNCİR BENZERİ ile ZİNCİRLEME ÇALIŞMA
( CHAIN vs. CHAIN GANG vs. CHAIN MAKER vs. CHAIN PRINTER vs. CHAIN REACTION vs. CHAIN RING vs. CHAIN SAW vs. CHAINED vs. CHAINED LIST vs. CHAINLIKE vs. CHAINWORK )
( سلسله ile زنجير کردن ile زنجيره اي ile زنجيرهاي ile زنجير ile هم زنجير ile زره باف ile چاپگر زنجيري ile واکنش زنجيري ile حلقه زنجير ile اره برقي ile زنجيري ile زنجيردار ile زنجيرهاي کردن ile ليست زنجيره اي ile زنجيروار ile زنجيره )
( SALSALEH ile ZANJYR KARDAN ile ZANJYRAH AY ile ZANJYRAYAAY ile ZANJYR ile NPAM ZANJYR ile ZAREH BAF ile CHAPGAR ZANJYRY ile VAKONASH ZANJYRY ile HALGHEH ZANJYR ile AREH BARGHY ile ZANJYRY ile ZANJYRADAR ile ZANJYRAYAAY KARDAN ile LEYSET ZANJYRAH AY ile زنجيروار ile ZANJYRAH )
- ZİNCİR ile/||/<> ZİNCİR[Fars. < ZENCİR]
( Bir tikel sıralı kümenin tümel sıralı altkümesi Gücü arka tekere aktarmaya yarayan zincir Tam sıralı bir küme Az zǝncir zıncır zıncır Blk sıncır şınjir şınjir şınjır çınjır çınçır zincīr zancīr a chain Türkçeden Bulgarcaya zindžir sindžir olarak geçmiştir BER 1 643 Sırpça sindžir de Türkçeden alınmıştır Škaljić Turc 566 Skok EtRj 3 238 )
( CHAIN )
( CHAÎNE )
( KETTE )
( ZINCĪR )
( ZƎNCIR[Az.]~ZINCIR[Tkm.]~ZINCIR[Tatk.]~ŞINJIR[Nog.]~ŞINJIR[Kklp.]~ŞINJIR[Kzk.]~ÇINJIR[Krg.]~ÇINÇIR[Krg.] )
- ZİNCİRLEME TASIM = KIYAS-I MÜSELSEL = SORITES[İng., Yun.] = SORITE[Fr.] = KETTENSCHLUSS[Alm.]
- ZİNCİRLEMEK ile ZİNCİRLENMEK ile ZİNCİR ile ZİNCİRLİ ile ZİNCİRLEME KAZA ile ZİNCİRLEME TEPKİME ile ZİNCİRLEME AD TAMLAMASI ile ZİNCİRLEME İSİM TAMLAMASI ile ZİNCİRLEME SIFAT TAMLAMASI
- ZİNDAN BAYIRI :
( Demirciköy'deki Zindan Bayırı mevki ismini Bizanslar döneminde burada bulunan zindandan aldığı sanılıyor. Suçluların bu zindana konularak cezalarını çektikleri bu zindan Osmanlılar tarafından kullanılmış olduğu söylenmektedir. )
- ZİNDAN[Fars. < ZİNDÂN] ile/||/<> ...
( tutuklu ve hükümlülerin içine konulduğu kapalı yer zindan a prison jail Orta Türkçede zindan olarak türme biçimi geçer Bu biçim erken bir çağda unutulmuşsa da Rusçada tjurma olarak kalmıştır Menges Daher Arm 236237 )
( ZINDAN )
- ZİNDAN[Fars. < ZİNDĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> ZİNDAN
( zindandelen Tutuklu veya hükümlülerin içine konulduğu kapalı yer Çok karanlık ve sıkıntılı yer eşek cenneti )
- ZİNDAN ile ZİNDANCI/LIK
- ZİNDE[Fars.] ile/değil/yerine/= DİNÇ/DİRİMLİ/DİRİ/SAĞLAM
- ZİNDE[Fars. < ZİNDE] ile/değil/yerine/=/||/<> DİRİ (ZİNDE KUVVET)
- ZİNDE[Fars.] ile/ve/||/<>/> İZİNDE
- ZİNDELEŞMEK ile ZİNDELEŞTİRMEK ile ZİNDE/LİK ile ZİNDE KUVVET
- ZİNDE/LİK[Fars.] ile/değil/yerine/= DİNGİN/LİK, DİNÇ/LİK
- ZINDIK KOKLATMAMAK değil ZIRNIK KOKLATMAMAK
- ZINDIK ile/||/<> HERETIC[İng.] ile/||/<> HÉRÉTIQUE[Fr.] ile/||/<> KETZER[Alm.] ile/||/<> TANRITANIMAZ
( Tanrı kitaplarından hiç birine inanmayan )
( HERETIC )
( HÉRÉTIQUE )
( KETZER )
- ZİNDİK[Ar. < ZİNDĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZINDIK
( Tanrı ya ve ahirete inanmayan kimse )
- ZİNHAR[Fars. < ZİNHĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> ASLA
- ZİNHAR[Fars.] ile/değil/yerine/= SAKIN
- ZİNK/CORNET ile ...
( Nefesli bir çalgı. )
- ZİNNAR ÜZÜMÜ ile/ve MAZRUNA ÜZÜMÜ
( Mardin'de. )
- ZİNNİA
( Uzayda yetişen ilk çiçek. )
(
)
- ZINTL ile/||/<> LAVES ile/||/<> HEUSLER
( Metal alaşımlarında özel kristal yapılar. )
( Formül: MgZn₂ İLE MgCu₂ (Laves) )
- ZIPÇIKTI ile/değil/yerine/= TÜREDİ
- ZIPKA ile/||/<> DAR PAÇALI POTUR
( dar paçalı potur Yerel ağızlarda zıvga zıvka zivga zipka zivka biçimleri de geçer Kökenini bilmiyoruz )
- ZIPKIN GİBİ ile/ve/||/<> DİPÇİK GİBİ
- ZIPKINLAMAK ile ZIPKINLANMAK ile ZIPKIN ile ZIPKINCI/LIK
- ZIPLAMAK ile AŞAĞI ATLAMAK ile ATLAMAK ile DIŞARI ATLAMAK ile İP ATLAMA ile TULUM ile ATLAMA ile YERDEN ATLAMA
( JUMP vs. JUMP DOWN vs. JUMP OFF vs. JUMP OUT vs. JUMP ROPE vs. JUMPER vs. JUMPING vs. JUMPING OFF PLACE )
( جست زدن ile جهيدن ile پريدن ile پرش کردن ile خيز ile برجستن ile خيز کردن ile پرش ile جست وخيز کردن ile جهش کردن ile جستن ile خيز گرفتن ile جهش ile ور جستن ile پايين پريدن ile شروع بحمله ile بيرون پريدن ile طناب بازي کردن ile سيم جهشي ile جهنده ile جست و خيز ile پرجهند ile نقطه عزيمت ile شروع بکاري )
( JAST ZADAN ile جهيدن ile PARYDAN ile PORSH KARDAN ile KHYZ ile BARJASTAN ile KHYZ KARDAN ile PORSH ile JAST VAKHYZ KARDAN ile JOHASH KARDAN ile JASTAN ile KHYZ GARAFTAN ile JOHASH ile VAR JASTAN ile PAYYNE PARYDAN ile شروع بحمله ile BEYRON PARYDAN ile TANAB BAZY KARDAN ile SYM JOHASHY ile JOHANDEH ile JAST VE KHYZ ile PORJEKAND ile NAGHTEH AZYMAT ile SHRU BEKARY )
- ZİR ZİR/ZİV ZİV (GEZMEK)
- ZİRA[Fars. < ZİRÂ] ile/||/<> KİMYON
( kimyon Yerel ağızlarda zıra biçimi de geçer zira kimyon zīra cuminseed Tietze Pers zira üzerinde durmamıştır )
( ZĪRA )
- ZİRAAT | TARIM ile/||/<> TARIM
( Topraktan çeşitli ürünler elde etmeye ve geniş anlamıyla hayvancılığa da dayanan yaşamsal etkinlik tarım İnsanların hayvansal bitkisel ve diğer maddelere olan gereksinimlerini karşılamak için planlanmış değişik üretim sistemlerini kapsayan geniş bir terim )
( AGRICULTURE | FIELD )
( AGRICULTURE | CHAMP )
( ACKERBAU | ACKER )
( AGRICULTURA )
( AGRICOLTURA )
( ΓΕΩΡΓΊΑ / γεωργία )
- ZİRAAT | TARIM ile/||/<> TARLA
( Topraktan çeşitli ürünler elde etmeye ve geniş anlamıyla hayvancılığa da dayanan yaşamsal etkinlik. @@ (tarım) @@ İnsanların hayvansal, bitkisel ve diğer maddelere olan gereksinimlerini karşılamak için planlanmış değişik üretim sistemlerini kapsayan geniş bir terim. )
( AGRICULTURE | FIELD~FIELD )
( AGRICULTURE | CHAMP~CHAMP )
( AGRICULTURA~AGER )
( ACKERBAU | ACKER~ACKER )
( AGRICOLTURA~CAMPO )
( ΓΕΩΡΓΊΑ / γεωργία~ΑΓΡΌΣ / αγρός )
- ZİRÂÂT[Ar. < ZİRÂ] ile ZİRÂÂT[Ar.] ile ZİRÂÂT[Ar. < ZİRÂAT]
( Uzunluk ölçüleri. İLE Ekincilikler, çiftçiler, tarımlar. İLE Ekincilik, çiftçilik, tarım. )
- ZİRAAT[Ar. < ZİRÂʿAT] ile/||/<> TARIM
( tarım )
(1996'dan beri)