Bugün[07 Temmuz 2026]
itibarı ile 54.002 başlık/FaRk ile birlikte,
54.002 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(204/217)


- VARLIK FELSEFESİ/VAHDET-İ VÜCÛD ile/ve/sonra/> BİRİCİK OLMAK

( İlk felsefe. İLE/VE/SONRA/> En son. )


- VARLIK İÇİNDE VARLIK ile/ve/||/<> YOKLUK İÇİNDE YOKLUK


- VARLIK İÇİNDE YOKLUK ile/ve/||/<> YOKLUK İÇİNDE VARLIK


- VARLIK İLKELERİ ile/ve/> VAROLUŞ NİTELİKLERİ


- VARLIK/AD "OLUŞTURUCULUK/VERİCİLİK" ile/ve/değil/||/<>/> AKIL


- VARLIK SIRADÜZENİ(HİYERARŞİSİ) ile/ve BİLGİ SIRADÜZENİ(HİYERARŞİSİ)

( EXISTENCE HIERARCHY vs./and KNOWLEDGE HIERARCHY )


- VARLIK-BİLGİ TASAVVURU ile/ve AHLÂK TASAVVURU

( Varlık ve Bilgi Tasavvuru olmayanın Ahlâk Tasavvuru olmaz. )


- VARLIK-BİLGİ TASAVVURU ile/ve AHLÂK TASAVVURU

( Varlık ve Bilgi Tasavvuru olmayanın, Ahlâk Tasavvuru olmaz. )

( Ahlâk, kendimiz ve başkalarıyla kurduğumuz ilişkiler bütünüdür. )

( Ahlâk: İnsanla/kişilerle ilgili bilgileri birleştirmek. )

( Ahlâk: Ödev sorumluluğu. )

( )

( EXISTENCE-KNOWLEDGE IMAGINATION vs./and MORALS IMAGINATION )


- VARLIK-VAROLAN-ANLAM/BİLGİ


- VARLIK | VAROLUŞ/MEVCUDİYET[Ar. < MEVCŪDİYYET] >< YOKSULLUK | HİÇLİK/YOKLUK

( varlık varoluş )


- VARLIK/VAROLUŞ ve/||/<> HAK ve/||/<> HAREKET


- VARLIK >< YOKLUK ile/ve/<> BAŞLANGIÇ >< BİTİŞ


- VARLIK-YOKLUK ile/değil VERİP-VERMEMEK


- VARLIK ile/ve / ile/ve OLASI SONSAL SOYUTLAMA/LAR

( En son soyutlama. İLE/VE Yapılabilen/yapılabilecek soyutlamalar. )


- VARLIK ile/ve/||/<> ÂLEM


- VARLIK ile ARA-VARLIK(NOUS)


- VARLIK ile ARAÇ/ENSTRÜMAN

( EXISTENCE vs. INSTRUMENT )


- VARLIK ile/ve BİÇİM

( EXISTENCE vs./and FORM )


- VARLIK ile/ve BİR/LİK

( Çeşitlilik içinde birlik, doğaldır ve iyidir. )

( Herkes diye bir şey yok. Varlık birdir fakat biz kendimizi yok edersek görürüz. )

( )

( EXISTENCE vs./and UNITY )

( VÜCUD ile/ve VAHDET )

( HEN ile ON )


- VARLIK ve/=/<> BÜTÜNLÜK


- VARLIK ve/<> DARLIK


- VARLIK ve/= DİRENÇ[+]/DİRÂYET[YETENEK]


- VARLIK" ile/değil/yerine DİRİMLİ/CANLI | NESNE


- VARLIK ile/ve ENSTRÜMAN

( EXISTENCE vs./and INSTRUMENT )


- VARLIK ile GÖLGE

( Gölge, silindirle ezilemez. )


- VARLIK ile/ve/||/<>/>/< GÖZLEM/NAZAR[Ar.]


- VARLIK ile/ve/= HAREKET

( EXISTENCE vs./and/= MOVEMENT )


- VARLIK ile/||/<> HİÇLİK

( Varoluşçuluk )

( Søren Kierkegaard tarafından 1843 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1813-1855) (Ülke: Danimarka) (Alan: Felsefe, Teoloji) (Önemli katkıları: Varoluşçuluk öncüsü) )


- VARLIK ile/ve İKİLEM

( EXISTENCE vs./and DILEMMA )


- VARLIK ile/ve İNSAN


- VARLIK ile/ve/< İNSAN

( Kişinin, varoluşunu açıklayabilecek hiçbir örnek olamaz/yoktur. )

( EXISTENCE vs./and HUMAN )


- VARLIK ile/ve İRÂDE


- VARLIK ile/ve İRÂDE

( EXISTENCE vs./and WILL )


- VARLIK ve/<>/||/= İYİLİK


- VARLIK KAŞİF

( EXISTENCE
DISCOVERER )


- VARLIK ve/<> KUDRET


- VARLIK ve KÜRE

( Küre, varlığı simgeler. )

( ... VE Bir düzlemin üzerinde, aynı anda iki noktaya birden değemez. )

( EXISTENCE and SPHERE
The sphere symbolize the existence. )


- VARLIK ile/ve MANTIK

( EXISTENCE and LOGIC )


- VARLIK ile/ve MANTIK

( EXISTENCE vs./and LOGIC )


- VARLIK ile/ve/<> METAFİZİK

( ... İLE Fiziğin konusu olanları/olabilecekleri konu kılmaz. )

( Varlık, metafiziğin söz konusudur. )


- VARLIK = MEVCUDİYET = BEING[İng.] = ÊTRE[Fr.] = SEIN, SEIENDE[Alm.] = ENS, ESSE[Lat.] = TO ON, EINAI[Yun.]


- VARLIK ile/ve MÜRİD


- VARLIK ile/ve MÜRİT

( EXISTENCE vs./and DISCIPLE )


- VAR-LIK ile/ve MUTLAK-LIK

( EXIST-ENCE vs./and ABSOLUTE-NESS )


- VARLIK ile/ve NOKTA

( Nokta, uzayın yokluğu, olumsuzlamasıdır. )

( Noktada yol yoktur. )

( ... İLE/VE Ahâdiyet simgesi. | Tanımsız. )

( EXISTENCE vs./and POINT )


- VARLIK ile/ve OLANAK

( ... İLE/VE Akılsal olarak olasılık verme. )

( EXISTENCE vs./and POSSIBILITY )


- VARLIK ile/ve OLASI SONSAL SOYUTLAMA/LAR

( En son soyutlama. İLE/VE Yapılabilen/yapılabilecek soyutlamalar. )

( EXISTENCE vs./and PROBABLE APOSTERIORI UNIVERSALISATION/S )


- VARLIK ile/ve/||/<> ÖZ ile/ve/||/<> KAVRAM


- VARLIK ile/||/<> ÖZGÜRLÜK

( Varoluş özden önce gelir )

( Jean-Paul Sartre tarafından 1943 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1905-1980) (Ülke: Fransa) (Alan: Felsefe) (Önemli katkıları: Varoluşçuluk, özgürlük ve sorumluluk) )


- VARLIK ve RAHMET

( EXISTENCE and MERCY AND GRACE )


- VARLIK ile/ve RIZÂ'

( EXISTENCE vs./and CONSENT )


- VARLIK ile SAYI/SI

( EXISTENCE vs. QUANTITY OF EXISTENCE )


- VARLIK ile/ve SINIRLILIK

( EXISTENCE vs./and LIMITEDNESS )


- VARLIK ve/> SÜREKLİLİK

( EXISTENCE vs./> CONTINUITY )

( VÜCUD ve/> BEKÂ )


- VARLIK ile/ve TAHSİL EDİLEN VAROLUŞ


- VARLIK ile VAR OLUŞ


- VARLIK ile VARLIK


- VARLIK ile VARLIK


- VARLIK ile/ve VARLIK OLARAK VARLIK

( ... ile/ve MİN-HAYSU-HÜVE-HÜVE )


- VARLIK ile VARLIKLI/LIK ile VARLIKSIZ ile VARLIK KARTI ile VARLIK BİLİMİ ile VARLIK NEDENİ ile VARLIK SEBEBİ ile VARLIK BİLİMCİ ile VARLIK BİRLİĞİ


- VARLIK/VUCUD ile/ve/değil/||/<>/> VAROLAN/VAROLUŞ/MEVCUDİYET

( Anlamın olduğu yerdir. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Anlam aranmaz/bulunmaz. )

( Nedeni, kendinde olan. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Nedeni, dışarıda olan. )

( Aklın alanında/sınırlarında. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Zihnin alanında/sınırlarında. )

( VARLIK [< BARLIK] [Türkçe'de V ile başlayan sözcük yoktur.] )

( Tektir. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Çoktur. )

( Varlık, ölçülebilir ile ölçülemezin; sınırlı ile sınırsızın; oranlanabilir ile oranlanamazın harmanıdır. )

( Kendi özüne bağlı olarak varoluş! )

( Varlığın, görünüşte ne başlangıcı ne de sonu vardır, çünkü o her an yeniden başlar. )

( Evrende, herhangi bir şey, ancak, ilişkileriyle varlaşır. )

( Birlik, barış ve varlık üretir. )

( Kendiyle çelişkide olanın, varlığı yoktur. Ya da anlık bir varlığı vardır ki, bu da aynı anlama gelir. )

( Varlaşma, ilişkilerin belirmesi; değişme, ilişkilerin değişmesi; gelişme, ilişkilerin çözülerek, ilgili nesne, olay, olgu için daha üst bir konumda, yeniden kurulmasıdır. )

( Varlığın ve yokluğun ötesinde, hakiki olanın sonsuzluğu yatar. )

( Varlığın, kendi hakkında bilinçli olması gerekmez. )

( Her ne görürseniz, o gördüğünüz, sürekli olarak sizin kendi varoluşunuzdur. )

( Bilincinde olmadığım bir şeyin, "var olmadığı"nı söylemek, tümüyle yanlıştır. )

( Bilinçli deneyiminiz dışında, var olduğunu iddia ettikleriniz, eldeki bilgilerden çıkarılmış sonuçlardır. )

( Bildiğinizi, sonuna kadar araştırın, inceleyin! Varoluşunuzun, bilinmeyen katmanlarına ulaşacaksınız. )

( VARLIK: İçerik(mahiyet) olarak harf, dışlaşmış(tezahür etmiş) olarak rakam. )

( Dış dünyada bulunan varolanların biçimleri, zihinde, kavramlar olarak bulunur. )

( Gerçek var oluşumuzun derin katmanlarına ulaştıkça, zihnimizin, yüzeydeki oyunlarının bizi pek az etkilediğini göreceğiz. )

( Varoluşta, süreklilik olamaz. )

( Kişi, kendi emeğinin varolanıdır. )

( Varlığın dört biçimi/yansıması:
* VUCUD-İ AYNÎ
* VUCUD-İ ZİHNÎ
* VUCUD-İ HATTÎ/KİTABÎ
* VUCUD-İ LİSANÎ/İBARÎ )

( VARLIK:
* Özne-nesne ilişkisinde somut(vucûd fi'l-a'yân [Ar.])
* Zihnî (vucûd fi'l-ezhân [Ar.])
* Sözlü (vucûd fi'l-ibâre [Ar.])
* Yazılı (vucûd fi'l-kitâbe [Ar.]) )

( VUCÛD-U HARİCÎ: Varoluşunu, benim istencime/irâdeme borçlu olmayan. )

( VARLIK: Ne yapacağının araçlarını bilmek açısından bilmek. )

( Bütünlük. İLE/VE/DEĞİL/<> Parça. )

( İlkeseldir. İLE/VE/DEĞİL/<> Olmayabilir. )

( Becoming has, apparently, no beginning and no end, for it restarts every moment.
What contradicts itself, has no being. Or it has only momentary being, which comes to the same.
Beyond being and not-being lies the immensity of the real.
Being need not be self-conscious.
To say that what I am not conscious of does not exist, is altogether wrong.
What you claim exists outside conscious experience is inferred.
Whatever you see it is always your own being that you see.
Investigate what you know to its very end and you will reach the unknown layers of your being.
When you reach the deep layers of your true being, you will find that the mind's surface-play affects you very little.
There can be no continuity in existence. )

( Bâtın. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Zâhir. )

( [not] EXISTENCE vs./and/but/||/<>/> PRESENCE )

( HEN TO ON )

( CUNZAI ile/ve ... )


- VARLIK ile/ve/<> VAROLAN ile/ve/<> TİN

( Hakk. İLE/VE/<> Halk. İLE/VE/<> Hüve. )


- VARLIK ile/ve VAROLMA ile/ve YOKLUK

( Akla ilişkindir. İLE/VE Zamana ilişkindir. İLE/VE Zemine/mekâna ilişkindir. )

( ... İLE/VE Gerçeklik alanıdır. İLE/VE Gerçeklik kavramıyla karşılanamaz. )


- VARLIK ile/ve VAROLUŞ


- VARLIK ve VAROLUŞ ve İNSAN


- VARLIK ve/<> VAROLUŞ ve/<> İNSAN


- VARLIK ile/ve/değil/<> YAŞAMSALLIK/HAYATİYET[Ar.]


- VARLIK ile/ve YOK VARLIK

( ... İLE/VE Tin. )

( Sadece kişi, yoktan varolur. )

( ONTOS ON >< UK ON )


- VARLIK ile/ve/değil/<> YOKLUĞUN VARLIĞI

( ... İLE/VE/DEĞİL/<> İnsan. )


- VAR/LIK ile/>< YOK/LUK

( dır. İLE/>< değildir. )

( Sorun. İLE/>< Hiç. )

( Hiç. İLE/>< Sorun. )

( Dans var, dansçı yok; Dansçı var, dans yok. )

( Seviştirir. İLE/>< Dövüştürür. )

( [varolanın/nesnenin] Yüklem alabilmesiyle. İLE/>< Yüklem alamamasıyla. )

( EXISTENCE vs./>< NONEXISTENCE )


- VARLIK ile/ve YÖNTEM

( EXISTENCE OF WHAT vs./and METHOD )


- VARLIK ile/ve/<> YORUMLANMIŞ VARLIK

( ... İLE/VE/<> Dil. )


- VARLIKBİLİM ile/ve FİZİK

( ONTOLOGY vs./and PHYSICS )


- VARLIKBİLİM ve HAKİKAT

( ONTOLOGY and TRUTH )


- VARLIKBİLİM = MEHBAS-İ VÜCUT = ONTOLOGY[İng.] = ONTOLOGIE[Fr., Alm.] = ONTOLOGIA[Lat.] = ON, ONTOS[Yun.]


- VARLIKBİLİM ile VARLIKDENEYİM

( ONTOLOGY vs. ONTOEXPERIMENT )


- VARLIKLAR/HER "VARLIK" değil VARLIK(VUCUD) ya da HER VAROLAN(MEVCUD)


- ... VARLIKLARINI SÜRDÜRÜYOR değil ... VAROLUŞLARINI SÜRDÜRÜYOR


- VARMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YOLCULUK


- VAROLAN BİLİM(ONTOLOJİ) ile/ve VARLIK FELSEFESİ


- VAROLAN BİLİMİ ile/ve/||/<> UYGULAMALI VAROLAN BİLİMİ


- VAROLAN BİLİMİNDE:
ALAN ile/ve/||/<> ÜST SEVİYE


- VAROLAN/VAROLUŞ GÜDÜSÜ:
AZ ENERJİ HARCAMA ile/ve ÇOK ENERJİ DEPOLAMA

( Kişi, ikisinin de dengesini kuran/sağlayandır. )


- VAROLAN/MEVCÛD ile/ve/=/||/<>/> BİLİNEN/MALUM


- VAROLAN/VAROLUŞ ile/ve GEÇİCİ VAROLAN/VAROLUŞ

( EXISTENCE vs./and TEMPORARY EXISTENCE )


- VAR OLAN ile/ve KAVRAM

( EXIST vs./and CONCEPT )


- VAROLAN ile/ve/<> VAR OLMASI GEREKEN ile/ve/<> HAYAL ETTİĞİNİ/N GERÇEKLEŞTİR(İL)ME(Sİ)

( Bilim. İLE/VE/<> Felsefe. İLE/VE/<> Sanat. )


- VAROLANBİLİMİ ile/ve/||/<>/> BİLGİBİLİMİ

( ONTOLOGY vs./and/=/||/<>/> EPISTEMOLOGY )


- VAROLAN'IN(MEVCUDUN) DÖRT NEDENİ:
MADDÎ ile SURÎ/BİÇİMSEL(FORMEL) ile FAİL/ETKER ile GÂÎ/SONSAL


- VAROLANIN/NESNENİN:
YÜKLEM ALABİLMESİ ile/>< YÜKLEM ALAMAMASI

( Varlık. İLE/>< Yokluk. )


- VAROLAN/LAR'DA:
BİRLİK ve ÖZDEŞLİK ve SÜREKLİLİK ve TÜRDEŞLİK

( ON EXISTENCE: UNITY and IDENTITY and CONTINUITY and HOMOGENEITY )


- VAROLDUĞUNDAN DOLAYI DÜŞLENEN ile/ve/||/<> DÜŞLENDİĞİNDEN DOLAYI VAR OLACAK OLAN


- VAROLMA ile VARLIK

( Kişinin elindedir. İLE Üzerine düşünülebilecek/söylenilebilecek herşeyin bulunduğu ve hiçbir şeyin bulunmadığı. )


- VAROL-MASI değil VAR OLMASI


- VAROLUŞ NESNESİ ile/ve VAROLUŞ ÖZNESİ

( EXISTENCE OBJECT vs./and EXISTENCE SUBJECT )


- VAROLUŞ ile/ve/||/<> DİL ile/ve/||/<> MANTIK


- VAROLUŞ ve/<> DİRENÇ


- VAROLUŞ ve/||/<> ÖLÇÜ ve/||/<> FELSEFE ve/||/<> TÜZE ve/||/<> SANAT ve/||/<> SPOR ve/||/<> BÜTÜNLÜK ve/||/<> SUSABİLMEK ve/||/<> YOK/LUK

( Saygı gerek önce
Sonra ölçü
Sonra anlayış gerek
Sonra hak gözetmek
Özen ve duyarlılık gerek
Sürekli hareket gerek
Her an bütünlük
Çoğunlukla susabilmek
Herşeyin ölçütü yok(luk)

[En sonunda, Yaşam ve İnsan/Kişilik] )

( Üzerine düşünülebilecek ve konuşulabilecekler, düşünülmesi ve konuşulması gerekenler/öncelikliler... )


- VAROLUŞÇU MAHİYET ALGISI/YORUMU ile MAHİYET

( Öncelik. İLE Sınır. )

( Sadece insanda. İLE Tüm varolanlarda. )

( Zamansal. İLE Olguların kaynağı. )


- VAROLUŞ'TA:
KUŞKULANILAMAZLIK ile/ve KANITLANAMAZLIK


- VAROLUŞUNDAN RÂZI OLUNMUŞLUK ile/ve/<>/>/< AHLÂKINDAN RÂZI OLUNMUŞLUK

( RÂZİYE ile/ve/<>/>/< MARZİYE )


- VAROŞ ile/<> FAVELA

( Gecekondu mahallelerinde yaşayanlar. İLE/<> Rio de Janeiro - Brezilya gecekondu mahallelerinde yaşayanlar. )


- VARSAĞI ile/||/<> VARSAĞI[TR. < VARSAK + AR. < -I]

( Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türklerinin söyledikleri koşma Dörtlük sayısı üç dört beş kimi zaman daha artık olabilir Biçimce semaiye benzer Semai de varsağı da hece ölçüsünün sekizli kalıbıyladır Aralarındaki ayrım ezgilerden ileri gelir Varsağılarda kabadayıca bir hava vardır Bunun için de behey bre hey gidi gibi ünlemler kullanılır Halk edebiyatı terimi Bir çeşit kayabaşı Varsak ī Yapı bakımından türküye benzer türkü türkī Ermenicede songstress olarak kullanılan varjaktan geldiği yolundaki sav yanlıştır )


- VARSAKİ[Tr. < VARSAK + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> VARSAĞI

( Güney Anadolu Bölgesi nde yaşayan Varsak Türklerinin özel bir ezgiyle söyledikleri koşma )


- VARSAYIMSAL/FARAZİ[Ar. < FARŻĪ] ile/||/<> VARSAYIMSAL/HİPOTETİK[Fr. < HYPOTHÉTIQUE]


- VARSAYMAK ile MUTLAK KABUL ETMEK

( United Kingdom + 19 countries English: turkey The de facto official language of the United Kingdom is English, which is spoken as the primary language of 95% of the UK population. The Welsh language is also an official language in Wales, is the only de jure official language in any part of the United Kingdom, and is the second most spoken language in the United Kingdom. )

( TO SUPPOSE vs. TO ACCEPT AS ABSOLUTE )


- VARSIL/ZENGİN ile/değil/yerine GANÎ


- VARSIL/ZENGİN ile REFHÂN

( ... İLE Varlık içinde yaşayan. )

( MELİ: Zengin, malı çok olan. )

( BÂNEVÂ/BÂNÜVÂ[Fars.]: Mal, mülk sahibi, zengin. | Ünlü/meşhur. )

( BATÎH ile ... )


- VARSIL ile/ve/değil/yerine/||/<> KANAAT SAHİBİ


- VARSILLAŞMAK ile VARSILLAŞTIRMAK ile VARSIL/LIK ile VARSIL ERKİ


- VARSILLIK/ZENGİNLİK(") ile/ve/değil/||/<>/> VARLIK/SERVET

( Bağırır. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Fısıldar. )


- VARSIL/LIK(ZENGİN[Fars. < SENGİN]/LİK) ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/></< YOKSUL/LUK(FAKİR/LİK)/ZÜĞÜRT

( Malı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( Rezilliğin yardımcısı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( )

( Paranın satın alamayacağı bir şeye sahip olana kadar varsıl değilizdir. )

( "Beş parasızmış" gibi yaşadıklarından dolayı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( Yoksulluğu över. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( )


- VARSIL/ZENGİN ile/ve/<> GÖNÇ

( ... İLE Varlıklı. )


- VARSIL/ZENGİN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAYGIN

( Yüksek bir makamda bulunan namuslu biri, görev süresi sona erdiği zaman, varsıl değil saygın biri olmalıdır. )


- VAR/VARLIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< O


- VARYANS ile/||/<> STANDART SAPMA ile/||/<> ARALIK

( Veri dağılım göstergeleri. )

( Formül: σ² = Σ(x-μ)²/n )


- VARYASYON | DEĞİŞİM ile/||/<> DEĞİŞİM ile/||/<> TOPLAM DEĞİŞİM

( Bir gözlemler dizisinde gözlem değerlerinin ortalama çevresindeki yayılmalarının bir anlatımı ay toplam değişim 1 Bir X kümesinin altkümelerinden oluşan A takımı ve küme işlevi Kitaplıkların fazla gereçlerini birbiriyle değiştirme işlemi fizik kimya metalbilim Bir özelliğe ilişkin değerde belirli koşullar altında görülen nicel başkalaşım Bir özelliğe ilişkin değerin belirli koşullar altında azalıp çoğalması Bir niceliğin değerinin artışı ya da azalışı matematik zooloji Bir ekin ünlü uyumlarına ya da ünsüz benzeşmelerine göre türlü biçimlere girmesi İyelik eki i ve değişimleri ı ü u çıkma durumu eki den ve değişimleri dan ten tan vb Mal hizmet ve üretim faktörlerinin iktisadi karar birimleri arasında el değiştirmesi Bir özelliğe ilişkin değerin belirli koşullar altında azalıp çoğalması Çevre etkileriyle canlıların fenotiplerinde meydana gelen değişiklikler modifikasyon Varyasyon değişim )

( VARIATION | EXCHANGE | VARIATION; CHANGE | MODIFICATION )

( VARIATION )

( VARIATION | VARIATION, ÄNDERUNG, VERÄNDERUNG, WECHSEL | ABWEICHUNG | ÄNDERUNG )

( VÄRIATIO )


- VARYOS[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> BALYOZ


- VAŞAK ile KANADA VAŞAĞI

( )

( )

( LYNX cum LYNX CANADENSIS )


- VASAT ile/ve/değil/<> İTİDAL


- VASAT ile/||/<> MILIEU[Fr.] ile/||/<> ORTAM

( zooloji )

( MILIEU )


- VASATİ | AVERAJ | VASATÎ | VASATI | ORTALAMA ile/||/<> ORTALAMAK ile/||/<> ORTALAMA

( Sinema TV 1 Çerçevelemede asıl konuyu çerçevenin ortasına yerleştirme Sinema 2 Bir göstericinin ışıtacını resmin her noktasını eşit yeğinlikte aydınlatacak biçimde düzenleme Sinema TV 3 Bir ışıldağın ışıtacını en yeğin aydınlatmayı sağlayacak biçimde ışıldağın odak noktasına göre ayarlama Açık oyunculardan birinin topu kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş Aritmetik ortalama ortanca ve mod gibi özeksel eğilimi anlamaya yarayan ölçülere verilen genel ad Değerler kümesinin özelliklerini belirtebilecek ağırlık noktasına verilen genel ad örneğin yalın ortalama ortanca doruk değeri vb Bir sıklık dağılımındaki gözlemlerin nicel değerlerini özetleyen ve dağılımın ortaç eğilimini yansıtan ölçüm İklimbilimde örneğin sıcaklık gibi bir hava olayının ay ya da yıl gibi belli süreler içindeki nicelik toplamının o süreyi oluşturan gün sayısına bölünmesiyle elde edilen az çok durağan değer genel uygulayım Bir değer dağılımındaki her bir değerin olasılığı çarpılıp toplandıktan sonra olasılıklar toplamına bölünmesinden çıkan sayı Bir değer dağılımındaki her bir değerin olasılığı çarpılıp toplandıktan sonra olasılıklar toplamına bölünmesinden çıkan sayı Bir niceliğin özdeş koşullar altında alınan ölçümleri toplamının ölçüm sayısına bölümü matematik matematik Gerçekleşen nicelik yaklaşık olarak ortalama Aritmetik ortalama )

( CENTRING, (ABD) CENTERING | CENTRE | MEAN | AVERAGE | MEAN, AVERAGE | MEDIA, AVARAGE | CENTER ALIGNMENT )

( CENTRAGE | MOYENNE | VALEUR MOYENNE | DIVISER À DEUX PARTIES ÉGALES | AVERAGE )

( HEREINGEBEN, FLANKEN | DURCHSCHNITT | MITTELWERT | DURCHSCHNITTLICH )


- VASATÎ HATÂ[Ar.] ile VASATÎ MÜRABBAÎ HATÂ[Ar.]

( [matematikte] Herhangi bir şeyin müteaddit ölçülerinin vasatîsi olan rakamı beher ölçü miktarını temsil eden rakamdan çıkarmak sûretiyle elde edilen farklar toplamının ölçü adedine bölümünden elde edilen ± hatâ miktarı. [Fr. ERROR MEDIUS] İLE Herhangi bir şeyin müteaddit ölçülerinin vasatîsi olan rakamı beher ölçü miktarını temsil eden rakamdan çıkarmak suretiyle elde edilen farkların kareleri toplamının kökünün ölçü adedine bölünmesinden elde edilen ± hatâ miktarı. [Fr. ERROR MEDIUS METUENDUS] )


- VASATÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= ORTALAMA


- VASATİ[Ar. < VASAṬĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ORTALAMA (VASATİ SAAT)


- VASAT/LIK ile VASATİ


- VASÎ[< VESÂYET | çoğ. EVSIYÂ'] ile VÂRİS[< VERÂSET | çoğ. VERESE]

( Bir yetimin/öksüzün ya da akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kişi. | Vefât etmiş birinin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kişi. İLE Kendine kalıt/miras kalan kişi/ler. )


- VASÎ[Ar. < VESÂYET | çoğ. EVSIYÂ'] ile VÂSİ/VÂSİA[Ar. < VÜS'AT]

( Bir yetimin/öksüzün ya da akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kişi. | Vefât etmiş birinin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kişi. İLE Geniş, engin, açık, enli, bol. )


- VASITA | ARAÇ ile/||/<> ARAÇ

( Bir özdeği etkileyerek onda değişikliğe yol açan özdek ya da kuvvet Bilgi üretmek üzere seçilen yordamların öngördüğü işlemleri yerine getirmeye yarayan kullanak ya da olanak alet araç )

( AGENT | TOOL, DEVICE | INSTRUMENT | TOOL )

( AGENT )

( REAGENZ )


- VASITA[Ar. < VĀSİṬA] ile/değil/yerine/=/||/<> ARAÇ | ARACI | TAŞIT

( vasıta hâli ağır vasıta nakil vasıtası araç aracı taşıt )


- VASITA[Ar. < VÂSİṬA] ile/||/<> ... | TERCİİ BENT

( Divan edebiyatı terimi Tercii bent )


- VÂSITA[Ar.] ile/değil/yerine/= ARAÇ/TAŞIT


- VASITA ile/değil/yerine/= TAŞIT


- VASITA ile TAŞIT ile ARAÇ


- VASITALI ile/değil/yerine/=/||/<> ARAÇLI | DOLAYLI

( vasıtalı vergi araçlı dolaylı )


- VASITA/LIK ile VASITALI ile VASITASIZ/LIK ile VASITA HALİ ile VASITALI VERGİ ile VASITASIZ VERGİ


- VASİYET ile/değil/yerine/= TUTSUĞ


- VASİYETSİZ ile BAĞIRSAK ile BAĞIRSAK KESİMİ ile BAĞIRSAK

( INTESTATE vs. INTESTINAL vs. INTESTINAL CUT vs. INTESTINE )

( بي وصيت ile رودهاي ile روده بر ile معاء ile روده )

( BEY VASYT ile RUDEHYAY ile RUDEH BAR ile معاء ile RUDEH )


- VASKÜLER/VASCULAR[İng.] ile/değil/yerine/= DAMARLI OLUŞUM | DAMARSAL


- VATAN:
MEZAR ve/||/<> İNSAN ve/||/<> DİL ve/||/<> DÜZEN/NİZAM ve/||/<> TARİH ve/||/<> DESTAN/LAR ve/||/<> GAZÂVATNÂME ve/||/<> TÜRKÜ VE AĞIT ve/||/<> NİNE VE NİNNİ ve/||/<> ROMAN ve/||/<> HATIRAT


- VATAN-MİLLET (ELELE/SAKARYA)


- VATANDAŞ ile SEÇMEN


- VATANİ[Ar. < VAṬANĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> YURTSAL (VATANİ GÖREV, VATANİ VAZİFE)


- VATANINI SEVMEK ve/||/<> ALLAH'I SEVMEK


- VATANLAŞTIRMAK ile VATAN ile VATANİ ile VATANSIZ/LIK ile VATAN BORCU ile VATAN HAİNİ ile VATANİ GÖREV ile VATANİ VAZİFE ile VATAN HAİNLİĞİ


- VATANPERVER[Ar. < VAṬAN + Fars. -PERVER] ile/değil/yerine/=/||/<> YURTSEVER


- VATMAN[İng.] ile KONDÜKTÖR[Fr.]

( Tramvay sürücüsü. İLE Yolcu trenlerinde, biletleri denetleyen ve vagon işlerine bakan görevli. )


- VATNAJÖKULL ile/ve/<> LANGJÖKULL ile/ve/<> HOFSJÖKULL

( Kuzey Kutbu'nda ve İzlanda yakınlarındaki üç büyük buzul. )


- VATOZ ile DİKENLİ/İĞNELİ VATOZ

( ... İLE Karayipler'de yaşarlar. )

( Köpekbalıklarından, sırtında büyük dikenleri olan, kuma gömülü olarak yaşayan bir balık. İLE ... )

( RAJA CLAVATA cum ... )


- VATOZ ile ELMAS VATOZU


- VATOZ ile KIRKAMBARBALIĞI

( ... İLE Büyük bir tür vatoz. )


- VATVAT[Ar. < VAṬVĀṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> EBABİL | YARASA

( ebabil yarasa )


- VAUDEVİLLE[Fr. < VAUDEVILLE] ile/değil/yerine/=/||/<> VODVİL

( Hareketli eğlenceli bir konuya dayanan şarkılara da yer verilen hafif güldürü Meyhanelerde söylenen neşeli alaylı taşlamalı şarkı )


- VAVEYLA[Ar. < VĀVEYLĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇIĞLIK


- VAZ CAYDIM değil VAZGEÇTİM


- VAZCAYMAK" değil VAZGEÇMEK ya da CAYMAK


- VAZDA, NERMİN (VİSEGRAD, YUGOSLAVYA, 1967) :

( Sarajevo (Yugoslavya) kulübünden transfer edildi ve iki sezon (1993 - 1995) Sarıyer'de tescilli kaldı.. Bu süre içinde 35 lig ve 5 kupa olmak üzere 40 resmi ve ayrıca 25 özel maçla birlikte toplam olarak 65 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 6, kupa maçlarında 1 ve özel maçlarda 13 olmak üzere takımına 20 gol kazandırdı. )


- VAZETMEK[Ar. < VAŻʿ + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> KOYMAK


- VAZGEÇ! ile/ve/||/<> VAZGEÇME!

( Dünyadan. İLE/VE/||/<> Kendinden! )


- VAZGEÇMEK[Fars. < VĀZ + Tr. GEÇMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> VAZGEÇMEK

( Kendi hakkı saydığı bir şeyi artık istemez olmak vazgelmek Eskiden beri yapmakta olduğu bir şeyi artık yapmaz olmak Niyetten veya karardan dönmek )


- VAZGEÇMEK ile/değil/yerine DİNLENMEK/ARA VERMEK


- VAZGEÇMEK ile/ve/||/<> GAMBİT[İt. < GAMBETTO: Çelme takma, ayağa takma. < GAMBA: Bacak.]

( ... İLE/VE/||/<> Satrançta, oyuncunun, açılışta ya da süreçte, amaçlı olarak piyon ya da bir ya da birkaç taşından vazgeçmesi. )

(

Satrançtaki Gambit Açılışları

"Gambit" sözcüğü Türkçe'de çoğunlukla gambit olarak bırakılır; teknik bağlamda Açılış fedâsı da kullanılabilir.

İngilizce Türkçe Açıklama
Queen's Gambit Vezir Gambiti (Vezir Açılış Fedâsı) Beyaz, d4 ardından c4 sürerek c piyonunu fedâ edip merkezde üstünlük kurmayı hedefler.
King's Gambit Şah Gambiti (Şah Açılış Fedâsı) Beyaz, e4'ten sonra f4 oynayıp f piyonunu fedâ ederek hızlı gelişim ve saldırı arar.
Evans Gambit Evans Gambiti İtalyan Açılışı içinde b4 piyon fedâsıyla hızlı taş gelişimi amaçlanır.
Danish Gambit Danimarka Gambiti Beyaz, birkaç piyonu fedâ ederek çok hızlı gelişim ve açık hatlar elde etmeye çalışır.
Benko Gambit (Volga Gambit) Benko Gambiti (Volga Gambiti) Siyah, vezir kanadında piyon fedâ eder; uzun vadede açık hatlar ve kaleler için baskı fırsatları doğar.
Smith-Morra Gambit Smith-Morra Gambiti Sicilya Savunması’na karşı beyaz c3 piyonunu fedâ eder; gelişim temposu kazanmak ister.
Scotch Gambit İskoç Gambiti İskoç Açılışı içinde piyon fedâsına dayalı keskin bir varyanttır.
Latvian Gambit Letonya Gambiti Siyah, e5 sonrası f5 sürerek agresif ama riskli bir fedâ yapar.
Özel adlı açılışlarda [Evans, Benko, Smith-Morra gibi] adlar genellikle çevrilmez; “gambit” bölümü, Türkçe'ye bazen “Açılış fedâsı” olarak aktarılır.
)


- VAZGEÇMEK ile ÖDÜN VERMEK

( TO GIVE UP vs. TO MAKE CONCESSIONS )


- VAZGEÇMEK ile YEĞLEME/TERCİH

( TO GIVE UP vs. TO PREFER )


- VAZGEÇMEK ile YERİNE KOYMAK


- VAZGEÇMEYELİM ve ERTELEMEYELİM ve
ÜŞENMEYELİM

( TO GIVE UP vs. TO POSTPONE/DELAY )


- VAZÎ'A[Ar.] ile HUSRÂN[Ar.]


- VAZİFE, HİZMET | ÜFULE, VAZİFE | TÂBİ | VAZİFE | İŞLEV | FONKSİYON ile/||/<> FONKSİYON ile/||/<> GÖREV

( görev görev matematik 1 Bağımsız değişkenler ile bağımlı değişken arasındaki ilişkinin matematiksel ifadesi 2 işlev görev Bir organın normal olarak yaptığı görev Bilgisayarda uygulanacak bir işi oluşturan öğelerden her biri iş birimi 1 Bir nesnenin ya da bir kimsenin gördüğü iş kendisinden beklenen eylem 2 İş görme yetisi 3 Belli bir değişkenle ilişkili olan herhangi bir matematiksel ifade anlamdaş fonksiyon Bir organ ya da bölgeye özgü olan doğal çalışma functio yerine getirme gerçekleştirme 1 Bir organın başarısı gördüğü iş etkinlik biçimi Ör Görme gözün görevidir 2 Bir etkenin değişmesiyle öteki etkenin de değiştiği bağlılık ilişkisi özellikle iki dizi arasındaki yasal bağlantı zooloji Bir sözcüğün sözdiziminde belirttiği iş Güzeller sevimli olur ad görevinde sıfat Arkadaşım güzel konuşur belirteç görevinde sıfat Okul kitabında yanlış kalmamalıdır dolaylı tümleç görevinde tamlama vb Bir organ ya da bölgeye özgü olan doğal faaliyet Fonksiyon )

( FUNCTION )

( FONCTION )


- VAZİFE | ÖDEV ile/||/<> ÖDEV ile/||/<> EV ÖDEVİ

( 1 Belli bir ders konusu ya da ünitesi ile ilgili olarak öğrencinin yapması gereken zihin ya da beden çalışması 2 Tek bir öğrenciye ya da bütün bir sınıfa üzerinde düşünmeleri ve çalışmaları için verilen konu sorun iş ev ödevi sınıf ödevi Yapmak zorunda olduğumuz yapmamız gereken şey ahlakça yükümlü olduğumuz şey Ödev duygusu 1 Ödevlere karşı sorumluluk duygusu 2 İstemelerimizin belirleyicisi olarak ahlak yasası üzerine bilinç Kant )

( ASSIGNEMENT | DUTY )

( DEVOIR )

( PFLICHT )

( OFFICIUM )


- VAZİFE TAKSİMİ | TAKSİM-İ AMEL | MESAİ TAKSİMİ | İŞ BÖLÜMÜ ile/||/<> İŞ BÖLÜMÜ

( Bir toplumu oluşturan üyelerin ailelerin ve toplulukların işleri aralarında bölüşmeleri toplumsal yerlerine ve biyolojik yapılarına göre belirli işleri yapmaları Bir organizmada çeşitli görev ve çalışmaların o organizmanın ayrı ayrı bölgeleri araciyle yerine getirilmesi zooloji Çalışma alanındaki sonuçları verimli kılmak ve iyiye götürebilmek amacıyla bunları etkileyebilecek her türlü özellikler göz önünde tutularak bu işin görevlileri arasında bilgi görgü ve yeteneklerine göre dağıtımı İşçilerin üretimin belli alt süreçlerinde uzmanlaşması Bir organizmada çeşitli görev ve faaliyetlerin o organizmanın ayrı ayrı bölgeleri tarafından yerine getirilmesi Hayvan sosyetelerinde görevlerin bölünmesi işçi asker arı gibi Vazife taksimi )

( DIVISION OF LABOUR | DIVISION OF LABOR | DIVISION OF IABOUR, DIVISION OF IABOR )

( DIVISION DU TRAVAIL | DIVISION DE TRAVAIL )

( ARBEITSTEILUNG )


- VAZİFE ile/değil/yerine/= GÖREV


- VAZİFE[Ar. < VAẒĪFE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖDEV | GÖREV | GÜNDELİK

( vazife kurbanı vazife şehidi ahlaki vazife son vazife vatani vazife ödev görev gündelik )


- VAZÎFE[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖDEV/GÖREV; İŞ


- VAZİFELENDİRMEK ile VAZİFE ile VAZİFELİ/LİK ile VAZİFESİZ/LİK ile VAZİFE ŞEHİDİ ile VAZİFE KURBANI


- VAZİFELİ ile/değil/yerine/=/||/<> GÖREVLİ | ÖDEVLİ

( görevli ödevli )


- VAZİFEŞİNAS[Ar. < VAẒĪFE + Fars. -ŞİNĀS] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖDEVCİL


- VAZIH | AÇIK ile/||/<> AÇIK ile/||/<> KAPALI, DÜĞÜMLÜ

( Kolayca anlaşılan söz yazı Karşıtı kapalı düğümlü Ev çatılarındaki delik Fındıkoluk Bilecik 1 Tecim işlerinde ve genel olarak ödenekliklerde o kuruluşun gelirleriyle giderleri arasındaki olumsuzdengesizlik giderin gelirden fazla olması 2 Kasa ambar mal değerlerinin sayım sonucu yazılımlara göre eksik çıkması 1 Gelirin gideri karşılamaması durumu 2 gedik net )

( DEFICIT | ON | OPEN | INDIFINITE )

( DÉFICIT | INDÉFINI )

( INDEFINIT, UNBESTIMMT )

( INDEFINITUS )

( CHIARO )

( ΣΑΦΉΣ / σαφής )


- VAZI-İ SAHNE (EDEN), DİRİJÖR, MÜDÜR, DİREKTÖR, METÖR AN SEN, REJİSÖR, SAHNEYE KOYAN, FİLM DİREKTÖRÜ, FİLM REJİSÖRÜ, SİNEMA REJİSÖRÜ, YÖNETİCİ | REJİSÖR, TELEVİZYON REJİSÖRÜ | YÖNETMEN ile/||/<> YÖNETMEN

( Sinema 1 Dar anlamda Bir çevirim oyunluğunun görüntü biçimine sokulması için gerekli çalışmaları yöneten kimse 2 Geniş anlamda Bir filmin gerçekleştirilmesi için oyunluk yazarı görüntü yönetmeni sanat yönetmeni uygulanmanlar oyuncular arasında işbirliği sağlayan bunların çalışmalarını uyumlu biçimde yöneten filmin bir sanat ürünü niteliği kazanmasından sorumlu olan sanatçı sinema sanatçısı TV 3 Bir televizyon izlencesinin gerçekleştirilmesini yapımcı gözetiminde ya da tek başına üstlenen kimse Resmî ya da özel bir okulun bir eğitim kurumunun Millî Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra örgütünde bir yönetim biriminin yönetiminden sorumlu olan kimse Bireycil ya da kümecil oyun yordamında oyunun gidişini yöneterek edimcilere üstlenceler veren ve eylem içinde beliren açık ya da simgesel anlatımları yorumlayan gözlem ve çözümlemelerde bulunan katılımcı gözlemci Bir kuruluşu yöneten ve bu işlemler nedeniyle üzerine sorumluluk alan kişi Bir oyunu gerekli ön hazırlığı ve yorumu yaptıktan sonra dengeli ve sıkı bir düzen içinde doğru inandırıcı ve sanatsal bir biçimde çeşitli alanların sanatçıları uzmanları ve uygulayımcıları ile işbirliği yaparak sahneye çıkaran sanatçı yönetici )

( 1-2. DIRECTOR, FILM DIRECTOR, 3. DIRECTOR (OF TELEVISION, OF PROGRAMMES, OF TELEVISION PROGRAMMES), TELEVISION DIRECTOR, PROGRAMME (ABD: PROGRAM) DIRECTOR | DIRECTOR, PRINCIPAL, HEADMASTER (HEADMISTRESS) | DIRECTOR | PRODUCER, DIRECTOR )

( 1-2. RÉALISATEUR(-TRICÉ) (DE CINÉMA), METTEUR EN SCÈNE (DE CINÉMA), 3. RÉALISATEUR (DE TÉLÉVISION), METTEUR EN SCÈNE (DE TÉLÉVISION), METTEUR EN ONDE, CHEF D'ÉMISSION, CHEF TECHNIQUE DE PRODUCTION | DIRECTEUR (DIRECTRICE), PROVISEUR | DIRECTEUR | METTEUR EN SCÈ )

( 1-2. REGISSEUR, FILMREGISSEUR, REALISATOR, SPIELLEITER, 3. REGISSEUR, FERNSEHREGISSEUR, BILDREGISSEUR, FERMEHDIREK-TOR, FERNSEHPROGRAMMDIREKTOR, PROGRAMMDIREKTOR, STELVE TRENDER FERNSEHDIREKTOR | REGISSEUR, SPIELLEITER )


- VAZIIKANUN[Ar. < VĀŻİʿ + ḲĀNŪN] ile/değil/yerine/=/||/<> YASA KOYUCU


- VAZİYET ETMEK ile/değil/yerine/= EL KOYMAK


- VAZİYET-İ EZHÂR | ÇİÇEK DURUMU ile/||/<> ÇİÇEK DURUMU

( botanik Bir bitkide özel olarak bir araya gelen çiçeklerin meydana getirdiği yapı çiçek başı İnflüoresans )

( INFLORESCENCE )

( INFLORESCENCE )

( BLÜTENSTAND, INFLORESZENZ )

( INFLORESCERE: ÇIÇEK AÇMAYA BAŞLAMAK )


- VAZO[İt. < VASO]/SÜRÂHÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= SULUK/DOLÇA

( ... İLE/DEĞİL İçecek koymaya yarar, cam, plastik vb.den yapılan kap. )


- VAZOKONSTRİKTÖR/VASOCONSTRICTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DAMAR BÜZÜCÜ


- VAZYED[Ar. < VAŻʿ + YED] ile/değil/yerine/=/||/<> VAZİYET

( El koyma )


- VBP/DATA SCIENCE PYRAMID[İng.] ile/değil/yerine/= VERİ BİLİMİ PİRAMİDİ


- VEBA ile VEBAL ile VEBALI


- VEBÂL[Ar.] ile/ve/||/<>/< VİCDAN[Ar.]


- VECÂR/VİCÂR[Ar. çoğ. EVCİRE, VÜCÜR] ile ...

( Kurt, aslan gibi yırtıcı hayvan yatağı, in. )


- VECD ile ŞEHVET


- VECD ve/> VİCDAN ve/> ZEVK

( LAF-Ü-GÜZAF, KIL-Ü-KÂL KALKTIĞINDA GERİYE ZEVK VE VİCDAN KALIR )


- VECDE GELME | ESRİME ile/||/<> ESRİME

( Dinsel büyüsel ve gizemsel uğraşı alanlarındaki din adamlarının büyücülerin dervişlerin özellikle samanların tanrılarla doğaüstü güçlerle kutsal nesnelerle özdeşleşmek sayrıları sağaltmak büyü yapmak geleceği okumak vb için gövdesel devinimlerden kutsal sözlerden oruçlardan müzikten ya da uyuşturucu bitki ve ilâçlardan yararlanmak yoluyla içine düştükleri geçici ruhsal durum Ulaşılan amaç ya da geçen bir olayın önemi değeri ile çoğu zaman orantılı olmayan kendinden geçme Kişinin kendinden geçmesi duyulur dünyanın dışına çıkarak kendini Tanrıyla birleşmiş sayması durumu )

( ECSTASY | ELATION )

( EXTASE )

( EKSTASE )


- VECHE ile/ve/değil İTİBAR


- VECİBE[Ar. < VECĪBE] ile/değil/yerine/=/||/<> BOYUN BORCU


- VECİBE ile/||/<> OBLIGATION[İng.] ile/||/<> OBLIGATION[Fr.] ile/||/<> BORÇ

( OBLIGATION )

( OBLIGATION )


- VECİBE[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖDEV


- VECİH[Ar. < VECH] ile/değil/yerine/=/||/<> YÜZ (VEÇHİŞEBEH, ABUSÜLVECİH, ÂDETİ VEÇHİLE, LAYIKI VEÇHİLE)


- VECİZE/KELÂM-I KİBAR/AFORİZMA[Fr. < APHORISME] ile/değil/yerine/= ÖZDEYİŞ


- VECİZE | ÖZDEYİŞ ile/||/<> ÖZDEYİŞ

( Özlü söz Bir yapıtta özellikle tiyatroda asıl konu olarak ele alınan olaylardan önce geçmiş birtakım başka olguları anlatan ilk bölüm Bir düşünceyi bir duyguyu bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan özlü söz Alnını ne kadar yüksek tutarsan yere o kadar sağlam basarsın Cenap Sahabettin Hasmın sitemin anlamamak hasma sitemdir Nefi Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötettir Ziya Paşa Yükselmeyen düşer ya terakki ya inhitat Tevfik Fikret Şuur devrinde şiir susar şiir devrinde şuur seyirci kalır Ziya Gökalp )

( MAXIM )

( ADOGE | PROLOGUE | APHORISME, MAXIME )

( MAXIME )


- VECİZE[Ar. < VECĪZE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖZDEYİŞ


- VECİZ/LİK ile VECİZE


- VECÎZ/VECÎZE[Ar. < VECÂZET] ile VECÎZE[Ar.]

( Kısa, derli-toplu. İLE Özdeyiş, îcazlı söz, lâfzı az mânâsı çok ifade. )


- VECT ile VECTLİ


- VECTEUR[Fr. < VECTEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> VEKTÖR

( Doğrultusu yönü uzunluğu belirli olan ve bir ok işaretiyle gösterilen doğru çizgi yöney Büyüklüğü ile yönü olan nicelik Enfeksiyon etkenini bir konaktan diğerine aktaran genellikle eklem bacaklı omurgalı veya omurgasız taşıyıcı canlı )


- VECTOR FİELD ile/||/<> SCALAR FİELD

( Vector field vektör her nokta İLE scalar field sayı her nokta. )

( Formül: Vector İLE scalar assignment )


- VEGAN BESLEN("ME")MEK/OL("MA")MAK:
HAYVANLARA ve/değil/yerine/||/<>/> BİZE

( Pahalıya mal olur. VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Ucuza mal olur. )

( APUKURYA[Yun.]: Et yenilmeyen dönem. )


- VEGAN YAŞAMDA/BİLİNÇTE:
| "AZALTMACILIK" ya da "AŞAMACILIK" | değil/yerine/>< 6 İLKE

( )


- VEGETABLE MARROW, GOURD[İng.] ile/||/<> GOURDE[Fr.] ile/||/<> LAGENARIA SICERARIA[Lat.] ile/||/<> KÜRBISS[Alm.] ile/||/<> SU KABAĞI

( Kabakgiller Cucurbitaceae familyasından beyaz çiçekli meyvelerinin sap kısmı dar uç kısmı küremsi olan tek yıllık otsu sarılıcı bitkiler )

( VEGETABLE MARROW, GOURD )

( GOURDE )

( KÜRBISS )

( LAGENARIA SICERARIA )


- VEHBÎ, FITRÎ | DOĞUŞTAN ile/||/<> KALITIM

( Bireyin doğduğu andan beri var olan, bununla birlikte kalıtımla ilişkisi olmayan (özellik). @@ Bir varlığın doğasında bulunan, doğduktan sonra kazanılmış, öğrenilmiş şeylerin sonucu olmayan, doğuşla birlikte var olan. //Şunlar doğuştan getirilebilir: 1. Olmuş bitmiş biçimiyle doğuşla birlikte var olan bir özellik (ör. bir sakatlık). 2. Doğuştan var olan ve geliştirilmesi olanağı bulunan bir yetenek (ör. müzik yeteneği). 3. Doğuşla var olan, ama bilinçlendirilmeye gereksinmesi olan. bk. doğuştan ideler @@ Kalıtsal olmayan ve doğuşta meydana gelen fizyolojik ve morfolojik bozukluklar. @@ 1. Doğumda var olan, sonradan biçimlenmemiş, konjenital, konjenitalis. 2. Kalıtsal, herediter, irsî, genetik. )

( CONGENITAL | INNATE | CONGENITAL, INNATE | HEREDITY~HEREDITY | GENETICS | INHERITANCE, HEREDITY )

( INNÉ | CONGÉNITAL, INNÉ | HÉRÉDITÉ~HÉRÉDITÉ )

( HEREDITAS: MIRAS, KALITIM~HEREDITAS: MIRAS, KALITIM )

( ANGEBOREN | VERERBUNG~VERERBUNG )

( CONGENITO~EREDITÀ )

( ΈΜΦΥΤΟΣ / έμφυτος~ΚΛΗΡΟΝΟΜΙΚΌΤΗΤΑ / κληρονομικότητα )


- VEHHÂB[< VEHB] ile/değil/yerine/= ÇOK HÎBE EDEN, FAZLA BAĞIŞLAYAN, KARŞILIKSIZ VEREN


- VEHM ile/ve VEHİM/VÂHİME

( Kuruntu. İLE/VE Tekil/tikel anlamları tespit eden güç. )

( ... avec/et FACULTE ESTIMATIVE )


- VEHM-İ HAVAS, GALAT-I HİS | GALATI İDRAK, İLLÜZYON | VEHİM | İLLÜZYON | LAFZ-I TAKLÎDÎ, SAVT-I TAKLÎDÎ | PARODİ ile/||/<> SATİR | YANILSAMA

( (Yun. Paro-ode = Karşıt ezgi),Ciddi sayılan bir yapıtın bir bölümünü ya da tümünü alaya alarak, biçimini bozmadan ona bambaşka bir öz vererek biçimle öz arasındaki bu ayrılıktan gülünç etki çıkaran tür. Parodi, bir olayı ya da önemsenen bir kişiyi aynı tutumla gülünçleştirebilir (bk. yanılsama.) @@ Ciddi olduğu varsayılan bir yapıtın bir bölümünü ya da tümünü koşutlukları koruyarak alaya alan, biçimini bozmadan ona bambaşka bir içerik vererek, özle biçim arasındaki bu karşıtlıktan gülünç ve eleştirel etkiyi var eden oyun biçimi.@@Göz bağlama. @@ Var olan bir nesne ya da canlıyı yanlış, ayrımlı ya da değişik olarak algılama. @@ Duyu ergenlerinin aldanması; bir görünüşün gerçek sanılması; bir görünüşü gerçek sandıran duygu ve us yanılması. @@ Algı bozukluğu ya da duyu yanılgılarına bağlı olarak nesne ve durumları olduğundan değişik kavrama. @@ ( Lat. illusio = yanılma, aldanma, kuruntu):1. Duyu yanılması, yanlış algılama. (Sanrı = hallucination'dan ayrılığı; algılanan şeyin gerçekten var olmasıdır.) 2. Yanlış tasarım ve umut; kuruntu. 3. Bize gerçek dünyayı bir süre için de olsa unutturan, sanat yoluyla yaratılmış görüntü. (K. Lange sanatın kökenini insanın yanılsamaya duyduğu gereksinme ile açıklamaya çalışır. 'Das Wesen der Kunst', 1911.) @@ Gözbağlama.@@bk. parodi. @@ Türün öteki üyelerinin davranışlarını, öğrenme söz konusu olmadan yansılama eğilimi. @@ Doğa seslerinin yansılanmasından doğan sözler: pat, küt, vız, hır... (Konuşmada, yazın dilinde bunların güçlü seslerinden yararlanılır; . ...;deniz aynı şiddetiyle şırak-şırak dövüp eziyor köhne teknenin şişkin-siyah kuburgasını ) (Tevfik Fikret, Balıkçılar) bk. yansılama uyumu. @@ Ciddî bir eserin, bir şiirin alaylı bir şekilde yazılan benzeri (YANSILAMAK, Parodier). @@ Doğadaki insan dışı canlı ve cansız varlıkların çıkardığı ses ve gürültüleri taklit yolu ile yansıtan sözler: gür gür, çat pat, pat pat, küt küt, hır hır, gürül gürül, hav hav, civ civ, ciyak ciyak, mışıl mışıl, zırıl zırıl, parılda-, patırda-, hırılda- vb. @@ )

( PARODY | SATYR~SATYR )

( PARODIE | STAYRE~STAYRE | SATIRE )

( SATUR~SATUR )

( PARODIE | SATIRE~SATIRE | SATYR )

( PARODIA~SATIRO )

( ΠΑΡΩΔΊΑ / παρωδία~ΣΆΤΥΡΟΣ / σάτυρος )


- VEHM-İ HAVAS, GALAT-I HİS | GALATI İDRAK, İLLÜZYON | VEHİM | İLLÜZYON | LAFZ-I TAKLÎDÎ, SAVT-I TAKLÎDÎ | PARODİ ile/||/<> PARODİ ile/||/<> YANILSAMA ile/||/<> YANSILAMA

( Paroode Karşıt ezgi Ciddi sayılan bir yapıtın bir bölümünü ya da tümünü alaya alarak biçimini bozmadan ona bambaşka bir öz vererek biçimle öz arasındaki bu ayrılıktan gülünç etki çıkaran tür Parodi bir olayı ya da önemsenen bir kişiyi aynı tutumla gülünçleştirebilir yanılsama Ciddi olduğu varsayılan bir yapıtın bir bölümünü ya da tümünü koşutlukları koruyarak alaya alan biçimini bozmadan ona bambaşka bir içerik vererek özle biçim arasındaki bu karşıtlıktan gülünç ve eleştirel etkiyi var eden oyun biçimi Göz bağlama Var olan bir nesne ya da canlıyı yanlış ayrımlı ya da değişik olarak algılama Duyu ergenlerinin aldanması bir görünüşün gerçek sanılması bir görünüşü gerçek sandıran duygu ve us yanılması Algı bozukluğu ya da duyu yanılgılarına bağlı olarak nesne ve durumları olduğundan değişik kavrama illusio yanılma aldanma kuruntu 1 Duyu yanılması yanlış algılama Sanrı hallucinationdan ayrılığı algılanan şeyin gerçekten var olmasıdır 2 Yanlış tasarım ve umut kuruntu 3 Bize gerçek dünyayı bir süre için de olsa unutturan sanat yoluyla yaratılmış görüntü K Lange sanatın kökenini insanın yanılsamaya duyduğu gereksinme ile açıklamaya çalışır Das Wesen der Kunst 1911 Gözbağlama parodi Türün öteki üyelerinin davranışlarını öğrenme söz konusu olmadan yansılama eğilimi Doğa seslerinin yansılanmasından doğan sözler pat küt vız hır Konuşmada yazın dilinde bunların güçlü seslerinden yararlanılır deniz aynı şiddetiyle şırakşırak dövüp eziyor köhne teknenin şişkinsiyah kuburgasını Tevfik Fikret Balıkçılar yansılama uyumu Ciddî bir eserin bir şiirin alaylı bir şekilde yazılan benzeri YANSILAMAK Parodier Doğadaki insan dışı canlı ve cansız varlıkların çıkardığı ses ve gürültüleri taklit yolu ile yansıtan sözler gür gür çat pat pat pat küt küt hır hır gürül gürül hav hav civ civ ciyak ciyak mışıl mışıl zırıl zırıl parılda patırda hırılda vb )

( PARODY | SATYR )

( PARODIE | STAYRE )

( PARODIE | SATIRE )

( SATUR )

( PARODIA )

( ΠΑΡΩΔΊΑ / παρωδία )


- VEJETASYON[Fr. < VÉGÉTATION] ile/değil/yerine/=/||/<> UR | BİTKİ ÖRTÜSÜ

( vejetasyon coğrafyası ur bitki örtüsü )


- VEKÂLET:
MÜŞTEKÎ ile/ve/değil/||/<> MÜDÂFİ

( [Vekâletnâme] Gerekir. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Gerekmez. )

( Müştekinin vekili olur. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Sanığın/şüphelinin müdâfisi olur. )


- VEKÂLET SÖZLEŞMESİ ile/değil/yerine/= YETKİDEŞLİK BAĞITI


- VEKÂLET ÜCRETİ ile/değil/yerine/= YETKİDEŞLİK ÖDENCİ


- VEKÂLET ile/değil İCÂZET


- VEKÂLET ile/||/<> MANDAT[Fr.] ile/||/<> MANDAT[Alm.] ile/||/<> VEKİLLİK

( MANDAT )

( MANDAT )


- VEKALET ile VEKALET ÜCRETİ


- VEKALETEN ATAMAK ile VEKALETEN ATANMAK ile VEKALETEN


- VEKİL/LİK ile VEKİL VÜKELA


- VEKSİLLOLOJİ[Fr. < VEXILLOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAYRAK BİLİMİ


- VECTOR FIELD[İng.] / CHAMP VECTEURIEL[Fr.] / VEKTORFELD[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR ALANI


- VEKTORKOPPLUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR BAĞLAŞIM KATSAYISI


- VECTOR COUPLING COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DU COUPLAGE DU VECTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR ÇİFTLENİM KATSAYISI


- VECTOR FUNCTION[İng.] / FONCTION VECTORIELLE[Fr.] / VEKTORFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR İŞLEVİ/FONKSİYONU


- VECTOR MESON[İng.] / MÉSON VECTEUR[Fr.] / VEKTORMESON[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR MEZON


- VEKTÖR UZAYI ile/||/<> AFİN UZAY

( Vektör orijin var toplama, afin nokta farkı vektör. )

( Formül: Origin İLE point differences )


- VEKTÖR[İng. VECTOR] ile/||/<> ELEKTRİK ALAN[İng. ELECTRIC FIELD] ile/||/<> ELEKTRİK DİPOL MOMENTİ[İng. ELECTRIC DIPOLE MOMENT] ile/||/<> GRADYAN[İng. GRADIENT] ile/||/<> İVME[İng. ACCELERATION]

( Biyoloji: Plazmit, faj ya da kosmidin yabancı DNA ya klonlamak için yerleştirilmesi. @@ Fizikte sabit ya da hareketli elektrik yüklerine, kendi doğrultusunda bir kuvvet uygulayabilen vektörel alan olarak tanımlanır. Birimi volt/metredir. @@ Elektromanyetizmada elektrik yükleri ile konum vektörleri çarpımlarının toplamına eşit olan elektrik yük dağılımının karakteristik niceliği. Başka bir deyişle iki karşıt yük varlığında, eksi yükten artı yüke doğru olan yer değiştirme vektörünün yükle çarpılmasıyla elde edilen vektörel nicelik. @@ Almanca Gradient Fransızca Gradient Bir fonksiyonun değişim hızını ve yönünü gösteren vektör. Bir skaler alanın her noktasındaki türevlerin birleşiminden oluşur ve fonksiyonun en hızlı artış yönünü belirtir. Matematiksel olarak, gradyan bir vektör alanı oluşturur ve genellikle ∇f sembolü ile gösterilir. @@ Bir hareketlinin birim zamandaki hız değişimi. İvme vektörel bir nicelik olup "a⃗\vec{a} a " ile gösterilir. SI birimi m/s2dir. İvmenin matematiksel formülü şu şekildedir:

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- VEKTÖR:
YEĞİNLİK/ŞİDDET ve/||/<>/> YÖN


- VEKTÖR YEĞİNLİK ŞİDDET ile/||/<> YÖN

( )

( William Rowan Hamilton tarafından 1843 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1805-1865) (Ülke: İrlanda) (Alan: matematik) )


- VEKTÖR[İng. < VECTOR ][Fr. < VECTEUR] ile/değil/yerine/= BİLEŞKE | YÖNEY | TAŞIYICI

( Doğrultusu, yönü, uzunluğu belirli olan ve bir ok imiyle gösterilen doğru çizgi. | Büyüklüğü ile yönü olan nicelik. | Enfeksiyon etkenini bir konaktan diğerine aktaran genellikle eklem bacaklı, omurgalı ya da omurgasız taşıyıcı dirimli. )


- VEKTOR ile/||/<> SKALER

( Hem büyüklük hem yön taşıyan niceliktir; kuvvet, hız, ivme gibi. Toplanırken yönler hesaba katılır (uç uca ekleme), bileşenlerine ayrılabilir. @@ Yalnızca büyüklükle tanımlanan, yön içermeyen niceliktir; kütle, sıcaklık, enerji gibi. Sıradan sayılar gibi toplanır; ikincisi ilkinin yönsüz karşılığıdır ve ilkinin boyu bir bu niceliktir. )

( Formül: F⃗ ~ m )


- VECTOR[İng.] / VEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR


- VEKTÖR ile/ve/değil/||/<>/< VEKTÖR UZAYI

( )

( Bir vektör, vektör uzayının öğesidir. )


- VECTOR PRODUCT[İng.] / PRODUIT VECTORIEL[Fr.] / VEKTORPRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖREL ÇARPIM


- VEL-HÂSIL/VEL-HÂSIL-I KELÂM ile/değil/yerine/= KISACASI/SÖZÜN KISASI


- VELÂYET ile/değil/yerine/= EGELİK


- VELÂYET ile/ve/||/<> HIDÂNE HAKKI


- VELÂYET ile NUSRET[< NASR]

( Ermişlik, velîlik. | Allah dostluğu. | Velî ve ermiş olan kişinin hâli ve sıfatı. | Başkasına sözünü geçirme. | Dostluk, sadâket ile. İLE Yardım. | Allah'ın yardımı. | Başarı, üstünlük. )


- VELED-İ KUL ile/||/<> KULOĞLU

( Ölen evli yeniçerilerin babaları gibi ocakta askerlik yapan çocukları )


- DERLER":
"VELÎ" ile/ve/ne yazık ki "ZINDIK"

( [İşin ...]
Başında. @@ "Sonunda". )


- VELÎME[Ar. çoğ. VELÂİM] ile ...

( Düğün yemeği/ziyafeti, şölen. | Evlenme, düğün. )


- VELİYY[çoğ. EVLİYÂ] ile VELÎ[Fars. < VELÂYET]

( Allah'ın 99 adından biri. | Sahip. | Bir çocuğun her türlü hareketinden ve durumundan sorumlu olan kişi. | Ermiş, eren. İLE Velâkin, ammâ, fakat. )

( "ve er"in kısaltması Ve, eğer. İLE "Sahip, usta, mâlik" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler yapar.[DÂNİŞ-VER: Âlim. | SUHAN-VER: Şair, edip.] )


- VELİYY-ÜD-DİN ile/değil/yerine/= DÎNE SIMSIKI BAĞLI


- VELUR[Fr. < VELOURS] ile/değil/yerine/=/||/<> KADİFE


- VENDANGER[Fr.] ile/||/<> BAĞ BOZMAK

( tarım )

( VENDANGER )


- VENEDİK TÜZÜĞÜ


- VENTİLATÖR[İng. < VENTILATOR] ile/değil/yerine/=/||/<> SOLUNUM CİHAZI


- VENTOUSE[Fr. < VENTOUSE] ile/değil/yerine/=/||/<> VANTUZ

( Deri üzerine yapıştırılarak çekip emmeye yarayan şişe vb alet çekmen Çeşitli hayvanlarda yer değiştirmeye kendini bir yere bağlamaya veya yutmaya yarayan organ çekmen )