Altı(6) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 54.002 başlık/FaRk ile birlikte,
54.002 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(214/217)
- CHARGE MULTIPLET[İng.] / MULTIPLET DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK ÇOKLUSU
- CHARGE BALANCE EQUATION[İng.] ile/değil/yerine/= YÜK DENKLİĞİ EŞİTLİĞİ
- CHARGE STORAGE TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À STOCKAGE DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK DEPOLAMALI TRANSİSTÖR
- CHARGE RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSRESISTENZ, LADUNGSWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK DİRENCİ
- CHARGE LINE[İng.] / LIGNE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK DOĞRUSU
- CHARGE ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK ENERJİSİ
- PARITÉ DE CHARGE-CONJUGAISON[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK-EŞLENİK PARİTESİCHARGE CONJUGATİON PARİTY
- CONSERVATION DE LA CHARGE[Fr.] / LADUNGSERHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK KORUNUMU
- CHARGE QUANTIZATION[İng.] / QUANTIFICATION DE LA CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK KUANTALANMASI
- CHARGE CARRIER DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE PORTEURS DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSTRÄGERDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK TAŞIYICI YOĞUNLUĞU
- CHARGE CARRIER[İng.] / PORTEUR DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSTRÄGER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK TAŞIYICI
- CHARGE NEUTRALITY[İng.] / NEUTRALITÉ DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK YANSIZLIĞI
- KANÛN-İ HAMÛLE-İ BERKİYE[Osm.] / CHARGE LAW[İng.] / LOI DE LA CHARGE[Fr.] / LADUNGSGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK YASASI/KANUNU
- CHARGE DENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜK YOĞUNLUĞU
- YÜK ile/değil/yerine/=/||/<> EŞYA | YÜKLÜK
( yük arabası yük asansörü yükçeker yük gemisi yük hayvanı yük katarı yük odası yük treni yük vagonu aşırı yük baz yük dökme yük kuru yük serbest yük deve yükü kar yükü rüzgâr yükü Araba hayvan vb nin taşıdığı şeylerin hepsi Bir şeyin ağırlığı Araba hayvan vb nin taşıyabildiği miktar eşya Birinin üzerine almak zorunda kaldığı ağır görev hamule Tedirginlik veren şey Bir cismin yüzeyinde biriken elektrik miktarı Yüz bin kuruşluk mal veya tutar Doğacak bebek yüklük )
- HAMÛLE[Osm.] / CHARGE, LOAD[İng.] / CHARGE[Fr.] / LADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK
- YÜK ile YÜK ODASI ile YÜK TRENİ ile YÜK GEMİSİ ile YÜK KATARI ile YÜK VAGONU ile YÜK ARABASI ile YÜK HAYVANI ile YÜK ASANSÖRÜ
- UP QUARK[İng.] / QUARK UP[Fr.] / ERHÖHENQUARK[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKARI KUARK
- YUKARI MISIR ile/ve AŞAĞI MISIR
( Doğu. İLE/VE Batı. )
- YUKARI ile AŞAĞI [özellikle asansörde]
( Yukarı çıkacaksanız aşağı okuna basılmaz! Hangi yöne gidecekseniz onun tuşuna basılır. Kendinizi asansör yerine koymayın. Siz nereye gidecekseniz onu bilin yeter. Asansörün programlanması sizin nasıl düşüneceğinizin önceden planlanmış durumudur. Siz tekrar düşünürseniz programı bozmuş olursunuz. )
- YUKARI ile YUKARI MAHALLE
- YUKARI/DA ile/değil AŞAĞI/DA
( Yukarılarda fazla durma, yel alır; aşağılarda fazla durma, sel alır. )
- YUKARIYA değil YUKARI
- YUKAWA FORCE[İng.] / FORCE DE YUKAWA[Fr.] / YUKAWA-KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKAWA KUVVETİ
- YUKAWA MESON[İng.] / MÉSON DE YUKAWA[Fr.] / YUKAWA-MESON[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKAWA MEZONU
- YUKAWA POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL DE YUKAWA[Fr.] / YUKAWA-POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKAWA POTANSİYELİ
- YÜKLEM BİRLİĞİ ile/||/<> ...
( Derleme yüklem öbeği yüklem grubu Yüklemle birlikte kullanılan sözcük veya tamlamalar Bu ev Ihlamura giden birbirine paralel dik yokuşlardan birinin hemen tepesindedir Yalı gezmekle seyretmekle doyulmaz bir güzellikteydi vb )
- YÜKLEM = ATTRIBUTE[İng.] = ATTRIBUT[Fr., Alm.] = ATTRIBUTUM[Lat.]
- YÜKLEM = MAHMUL = PREDICATE[İng.] = PRÉDICAT[Fr.] = PRÄDIKAT[Alm.] = PRAEDICATUM[Lat.] = KATEGOREMA[Yun.]
- YÜKLEM ve/||/<>/= YETİ
- CHARGING CURRENT[İng.] / COURANT DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKLEME AKIMI
- LOADING ERROR[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKLEME HATASI
- YÜKLEME/ŞARJ[Fr. < CHARGE] ile/||/<> YÜKLEME/TAHMİL[Ar. < TAḤMĪL]
- YÜKLEME ile YÜKLEME HALİ ile YÜKLEME DURUMU ile YÜKLEME BOŞALTMA
- YÜKLEMEK ile YÜKLENMEK ile YÜKLETMEK ile YÜKLENİLMEK ile YÜKLETİLMEK ile YÜKLETTİRMEK ile YÜKLENEBİLMEK ile YÜKLETEBİLMEK ile YÜKLEYEBİLMEK ile YÜKLEM ile YÜKLER ile YÜKLEM GRUBU ile YÜKLEM ÖBEĞİ ile YÜKLEM BİRLİĞİ
- YÜKLEM/LER ile/ve/||/<> ÇELİŞİK YÜKLEM/LER
- YÜKLENMEK" ile/ve/<> ABANMAK
- CHARGED CONDUCTOR ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DU CONDUCTEUR CHARGÉ[Fr.] / BELASTETE LEITERENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ İLETKEN ENERJİSİ
- CHARGED CONDUCTOR[İng.] / CONDUCTEUR CHARGÉ[Fr.] / BELASTETER LEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ İLETKEN
- CHARGED PARTICLE[İng.] / PARTICULE CHARGÉE[Fr.] / GELADENER PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ PARÇACIK/TANECİK
- CHARGED SPECIES[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ TÜRLER
- YÜKLÜ/LÜK ile YÜKLÜK ile YÜKLÜCE
- YÜKSEK ATEŞTE(HARLIDA) ISITMAK ile/değil/yerine KISIK ATEŞTE ISITMAK
- HIGH PRESSURE CLOUD CHAMBER[İng.] / HOCHDRUCKNEBELKAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI BULUT ODASI
- HIGH PRESSURE MERCURY VAPOUR LAMP[İng.] / LAMPE À VAPEUR DE MERCURE HAUTE PRESSION[Fr.] / HOCHDRUCKQUECKSILBERDAMPFLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI CIVA BUHARLI LAMBA
- CHAMBRE DU BROUILLARD À LA PRESSION HAUTE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI SİS ODASI
- YÜKSEK BAŞKENTLER:
LHASA ve LA PAZ ve QUITO ve SANAA
( Tibet'te.[En yüksek] VE Bolivya'da.[2. sırada] VE Ekvator'da.[3. sırada.] VE Yemen'de.[2400 m.][4. sırada.][Burada yaşayanların, her yıl en az bir kez deniz seviyesine inmeleri gerekmektedir.] )
- HIGH ENERGY PHYSICS[İng.] / PHYSIQUE DES HAUTES ÉNERGIES[Fr.] / HOCHENERGIEPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİ FİZİĞİ
- HEED REFLECTION, HIGH ENERGY ELECTRON DIFFRACTION REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION PAR DIFFRACTION D'ÉLECTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ ELEKTRON KIRINIMI YANSIMASI
- HIGH ENERGY ELECTRON DIFFRACTION[İng.] / DIFFRACTION D'ÉLECTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIE-ELEKTRONENBEUGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ ELEKTRON KIRINIMI
- HIGH ENERGY NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIENEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ NÖTRONLAR
- HIGH ENERGY PARTICLE[İng.] / PARTICULE DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIETEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ PARÇACIK
- HIGH ENERGY SCATTERING[İng.] / DISPERSION À HAUTE ÉNERGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ SAÇILMA
- HOCHENERGIE-REFLEXIONSELEKTRONENBEUGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ YANSIMALI ELEKTRON KIRINIMI
- HIGH EPITHERMAL NEUTRONS[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK EPİ-ISIL NÖTRONLAR
- HOCHEPITHERMISCHE NEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK EPİTESMEL NÖTRONLAR
- YÜKSEK FİKİRLİ ile YÜKSEK FİKİRLİLİK
( HIGH-MINDED vs. HIGH-MINDEDNESS )
( بامناعت ile بزرگ منش ile مناعت ile بزرگي طبع ile بزرگ منشي )
( BAMENAAT ile BOZORG MONASH ile MENAAT ile BOZORGY TAB ile BOZORG MONASHY )
- BLAST-FURNACE[İng.] / HOUT FOURNEAU[Fr.] / HOCHOFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FIRIN
- YÜKSEK FIRIN ile/||/<> YÜKSEK FIRIN
( Demir cevherlerinin yüksek sıcaklıkta kok ile indirgenerek ham demirin üretildiği fırın kimya )
( BLAST FURNACE )
( HAUT FOURNEAU | HAUT-FOURNEAU )
( HOCHOFEN )
- HOCHFREQUENZSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FREKANS AKIMI
- YÜKSEK FREKANS ile/||/<>/> ÇOK AŞIRI YÜKSEK FREKANS
( Frekansı 3 MHz - 30 MHz, dalga boyu da 100 m. - 10 m. aralığındaki radyo-TV dalgaları bandı. İLE/||/<>/> Frekansı 30 GHz - 300 GHz ve dalga boyu da 1 mm. - 1 cm. aralığındaki radyo-TV dalgaları bandı. )
( TEVALî-i âLi İLE TEVALî-i âLi-i âLâ )
( HiGH FREQUENCY VS. EXTREMELY HiGH FREQUENCY )
( LA FRéQUENCE HAUTE AVEC LA FRéQUENCE HAUTE EXTREMENT )
( HOCHFREQUENZ MiT ULTRAHOCHFREQUENZ )
- TEVÂLÎ-İ ÂLİ[Osm.] / HIGH FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE HAUTE[Fr.] / HOCHFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FREKANS
- HIGH VOLTAGE ELECTRON MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À HAUTE TENSION[Fr.] / HOCHSPANNUNGSELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK GERİLİMLİ ELEKTRON MİKROSKOBU
- YÜKSEK KAFA | ALTLIK ile/||/<> ALTLIK
( Sinema TV Alıcının üzerine yerleştirilerek çalıştırıldığı yüksekliği az ve değişmez silindir biçiminde dayanak Hattatların yazı yazarken kâğıdı üzerine koydukları destek Heykel Baş gövde ya da boy heykellerinin yerden yüksekçe durması için altlarına konulan taş ya da ağaçtan taşıyıcı bölüm haritacılık fotoğrafçılık Duyarkat fotoharita vb altına yapıştırılan nesne At sığır tavuk ve evcil hayvanların barınakları zeminine nem ve dışkıyı emmesi veya hayvanı temiz tutması kaydırmaması amacıyla serilen ot saman lastik kauçuk plastik vb malzemeler )
( HIGH HAT, TOP HAT | PEDESTAL | BOARD | FOOTING | BEDDING | CAMERA SUPPORT, SUPPORT, MOUNTING | ROSTRUM, PLATFORM, PARALLEL )
( RALLONGE SURÉLEVER LA CAMÉRA | PIÉDESTAL | FONDEMENT | SUPPORT DE CAMÉRA | PRATICABLE, PARALLÈLE, PLATEFORME (DE PRISE DE VUES )
( "HIGH HAT" | FUSSGESTELL | STATIV, KAMERASTATIV | PRATIKABEL, TRIBÜNE, PODEST )
( CAVALLETTO )
( ΒΆΣΗ / βάση )
- YÜKSEK KAFA | ALTLIK ile/||/<> DESTEK ile/||/<> SEKİ
( Sinema/TV. Alıcının, üzerine yerleştirilerek çalıştırıldığı, yüksekliği az ve değişmez, silindir biçiminde dayanak. @@ Hattatların yazı yazarken kâğıdı üzerine koydukları destek. @@ (Heykel) Baş, gövde ya da boy heykellerinin yerden yüksekçe durması için altlarına konulan taş ya da ağaçtan taşıyıcı bölüm. @@ haritacılık, fotoğrafçılık: Duyarkat, foto-harita vb. altına yapıştırılan nesne. @@ @@ At, sığır, tavuk ve evcil hayvanların barınakları zeminine nem ve dışkıyı emmesi veya hayvanı temiz tutması, kaydırmaması amacıyla serilen ot, saman, lastik, kauçuk, plastik vb. malzemeler. )
( HIGH HAT, TOP HAT | PEDESTAL | BOARD | FOOTING | BEDDING | CAMERA SUPPORT, SUPPORT, MOUNTING | ROSTRUM, PLATFORM, PARALLEL~CAMERA SUPPORT (MOUNTING), SUPPORT, MOUNTING | BRACE | SUPPORT~ROSTRUM, PLATFORM, PARALLEL | TRIBÜNE | TERRACE | HORSE LEG MARKINGS )
( RALLONGE SURÉLEVER LA CAMÉRA | PIÉDESTAL | FONDEMENT | SUPPORT DE CAMÉRA | PRATICABLE, PARALLÈLE, PLATEFORME (DE PRISE DE VUES~SUPPORT DE CAMÉRA | BÉQUILLE | HAUBAN | SUPPORT | SOUTÈNEMENT | SUPPORTARE~PRATICABLE, PARALLÈLE, PLATEFORME (DE PRISE DE VUES) | TERRASSE )
( ...~...~PODIUM )
( "HIGH HAT" | FUSSGESTELL | STATIV, KAMERASTATIV | PRATIKABEL, TRIBÜNE, PODEST~STATIV, KAMERASTATIV | SSTÜTZE | AUSBAU | STÜTZE~PRATIKABEL, TRIBÜNE, PODEST | ZUSCHAUERTRIBÜNE | TERRASSE )
( CAVALLETTO~SUPPORTO~PIATTAFORMA )
( ΒΆΣΗ / βάση~ΣΤΉΡΙΓΜΑ / στήριγμα~ΕΞΈΔΡΑ / εξέδρα )
- YÜKSEK KALDIRIM ile ...
( Tünel ile Karaköy arasında bulunan yokuş yol ve semt adı. [Adını eskiden burada bulunan merdivenlerden almıştır] )
- YÜKSEK KAN BASINCI | HİPERTANSİYON[Fr. < HYPERTENSION] ile/||/<> ...
( HYPERTENSION )
- YÜKSEK MALİYET/Lİ ile PAHA/LI
- YÜKSEK ÖĞRENİM KALE ÖĞRENCİ YURDU :
( Yavuz Sultan Selim mahallesindedir. Ufuk Sema Eğitim ve Ticaret Kurumuna aiT olan Kale Erkek Öğrenci Yurdu 1998'de açıldı, 2004'te ise Poligon mahallesine taşındı. )
- YÜKSEK OMURGALILAR ile/ve AŞAĞI OMURGALILAR
( FIKARİYYE-İ/FEKARİYYE ÂLİYYE ile/ve FIKARİYYE-İ/FEKARİYYE SÜFLİYYE )
- YÜKSEK ORAN ile/ve YARAR
- HIGH-PERFORMANCE ADSORPTION CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI ADSORPSİYON KROMATOGRAFİSİ
- HIGH PERFORMANCE ION-EXCHANGE CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI İYON DEĞİŞİM KROMATOGRAFİSİ
- HIGH PERFORMANCE LIQUID CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI SIVI KROMATOGRAFİSİ, HPLC
- YÜKSEK RÜTBELİ ile YÜKSEK RÜTBELİ SUBAY
( HIGH-RANKING vs. HIGH-RANKING OFFICER )
( بالارتبه ile عالي مقام ile عاليرتبه ile بلند مرتبه ile تيمسار )
( بالارتبه ile ALY MOGHAM ile ALYRATBEH ile BALAND MORTABEH ile TYMOSAR )
- HOCHTEMPERATURGASREAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIK GAZ SOĞUTMALI REAKTÖR
- HOCHTEMPERATURREAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIK REAKTÖRÜ
- HIGH TEMPERATURE SUPERCONDUCTOR[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIK SÜPER İLETKENİ
- HIGH TEMPERATURE GAS COOLED REACTOR[İng.] / RÉACTEUR REFROIDI AU GAZ À HAUTE TEMPÉRATURE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIKLI GAZ SOĞUTMALI TEPKİLEŞİM/REAKTÖR
- HIGH SPIN COMPLEX[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SPİN KOMPLEKSİ
- YÜKSEK SPİN ile/||/<> DÜŞÜK SPİN
( Geçiş metali komplekslerinde spin durumları. )
( Formül: μ = √(n(n+2)) BM )
- YÜKSEK SPİN ile/||/<> DÜŞÜK SPİN
( Yüksek spin zayıf alan maksimum eşleşmemiş İLE düşük spin güçlü alan. )
( Formül: Δ < P İLE Δ > P )
- YÜKSEK TEKNOLOJİ değil İLERİ TEKNOLOJİ
- NEUTRONS ÉPITHERMIQUES SUPÉRIEURS[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ÜST ISIL NÖTRONLAR
- YÜKSEK UYARANLARIN (KEYİF VERİCİLERİN) ÇOĞU ...:
"KAZANIM" değil/ne yazık ki/></< KANDIRMACA/ALDATMACA
- HIGH VACUUM[İng.] / VIDE POUSSÉ[Fr.] / HOCHVAKUUM, ÜBERVAKUUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK VAKUM
- YÜKSEK VOLTAJ ile/||/<> HIGH TENSION, HT, HIGH VOLTAGE, HV[İng.] ile/||/<> HAUTE TENSION[Fr.] ile/||/<> HOCHSPANNUNG[Alm.] ile/||/<> YÜKSEK GERİLİM
( Sinema TV Yüzlerce volttan oluşan gerilim )
( HIGH TENSION, HT, HIGH VOLTAGE, HV )
( HAUTE TENSION )
( HOCHSPANNUNG )
- YÜKSEK ZEKÂ ile/ve/değil/<> YARATICILIK
- YÜKSEK ile SAĞLAM
- YÜKSEK ile/||/<> YÜKSEK
( Bir dilin yayılış alanı içinde denizden en uzak yerlerdeki şekline sıfat olur )
( HIGH )
( HAUT )
- YÜKSEK ile YÜKSEK TEKLİF VE DÜŞÜK TEKLİF ile YÜKSEK ÇİZME ile YÜKSEKTEN UÇMAK ile YÜKSEK GELİR ile YÜKSEK ATLAMA ile YÜKSEK FİKİRLİ ile YÜKSEK MORAL ile YÜKSEK POZİSYON ile YÜKSEK RAHİP ile YÜKSEK RÜTBE ile YÜKSEK SIRALAMA ile YÜKSEK RÜTBELİ YETKİLİ ile LİSE ile YÜKSEK SONDAJ ile YÜKSEK HIZ ile YÜKSEK SU ile DAHA YÜKSEK ile DAHA YÜKSEK ile YAYLA ile MAJESTELERİ ile OTOYOL ile OTOYOL DEVRİYESİ
( HIGH vs. HIGH BID AND LOW BID vs. HIGH BOOT vs. HIGH FLYING vs. HIGH INCOME vs. HIGH JUMP vs. HIGH MINDED vs. HIGH MORALE vs. HIGH POSITION vs. HIGH PRIEST vs. HIGH RANK vs. HIGH RANKING vs. HIGH RANKING OFFICIAL vs. HIGH SCHOOL vs. HIGH SOUNDING vs. HIGH SPEED vs. HIGH WATER vs. HIGHER vs. HIGHER UP vs. HIGHLAND vs. HIGHNESS vs. HIGHWAY vs. HIGHWAY PATROL )
( شامخ ile منيع ile شاهق ile عالي ile آسمان پايه ile بو گرفته ile منيف ile مرتفع ile علوي ile سامي ile رفيع ile بلند ile متعال ile سني ile مزايدهومناقسه ile مزايده و مناقسه ile چکمه ile بلند خيال ile ياوه انديش ile پردرآمد ile پرش ارتفاع ile نظر بلند ile با روح ile مقام منيع ile کاهن اعظم ile علو مقام ile بلند پايه ile عالي رتبه ile صاحب منصب ile دبستان ile دبيرستان ile مدرسه متوسطه ile عوام فريب ile پر سرعت ile مد دريا ile والاتر ile عضو ارشد ile کوهسار ile جناب ile والاحضرت ile جاده ile شارع ile شاهراه ile راهبان )
( SHAMOKH ile منيع ile شاهق ile ALY ile ASMAN PAYYEH ile BO GARAFTEH ile منيف ile MORTAF ile ALUY ile سامي ile RAFYE ile BALAND ile MOTAAL ile SANY ile MOZAYDEOOMENAGHASEH ile MOZAYDAH VE MENAGHASEH ile CHEKAMEH ile بلند خيال ile YOH ANDYSH ile PARDARAMAD ile PORSH ERTAFA ile NAZAR BALAND ile BA RUH ile مقام منيع ile KANPAN EAZAM ile ALU MOGHAM ile BALAND PAYYEH ile ALY RATBEH ile SAHEB MONASB ile DABASTAN ile DABYRASTAN ile MADRESEH MOTOSETEH ile عوام فريب ile PAR SARAT ile MAD DARYA ile VALATAR ile OZV ERSHOD ile KUHOSAR ile JENAB ile VALAHAZRAT ile JADEH ile SHARE ile SHARAH ile RANPABAN )
- YÜKSEKLİK | DİKLİK ile/||/<> DİKLİK
( Sinema TV Bir sesin incelik ya da kalınlık derecesi Diklik doğrudan doğruya yinelenime bağlıdır Sesin saniyedeki titreşim sayısı olan yinelenim fiziksel bir olaydır Bu olayın kulağımızdaki etkisi ruhbilimseldir ve diklik denir Yinelenim değiştikçe diklik de değişir diklik derecesine göre seslerin incelik ya da kalınlık durumu ortaya çıkar 1 İki olasılıksal değişken ya da bu değişkenlerin doğrusal işlevleri bağımsız olduğunda değişkenlerin birbirine göre durumu 2 Bir deney tasarımında gözlenmiş değişkenler ya da bunların doğrusal birleşimleri bağımsız olduğunda bu tasarımın durumu Kayalık dikeye yakın sarp yamaç Oransal ölçümlü verilerde dağılımı belirleyen ölçümlerden biri olan ve eğrinin normal dağılıma göre ne kadar yassı veya yüksek olduğunu gösteren aralık )
( PITCH (OF SOUND, OF A NOTE) | ORTHOGONALITY | ESCARPEMENT | KURTOSIS | TONE )
( HAUTEUR (DU SON) | ESCARPEMENT | TON )
( HÖHE, TONHÖHE | ORTHOGONALITAET | STEILHANG | TON )
( ALTEZZA DEL SUONO )
( ΎΨΟΣ ΤΌΝΟΥ / ύψος τόνου )
- YÜKSEKLİK | DİKLİK ile/||/<> TİTREM
( Sinema/TV. Bir sesin incelik ya da kalınlık derecesi. (Diklik, doğrudan doğruya yinelenime bağlıdır. Sesin saniyedeki titreşim sayısı olan yinelenim fiziksel bir olaydır. Bu olayın kulağımızdaki etkisi ruhbilimseldir ve diklik denir. Yinelenim değiştikçe diklik de değişir; diklik derecesine göre seslerin incelik ya da kalınlık durumu ortaya çıkar). @@ 1) İki olasılıksal değişken ya da bu değişkenlerin doğrusal işlevleri bağımsız olduğunda değişkenlerin birbirine göre durumu. 2) Bir deney tasarımında, gözlenmiş değişkenler ya da bunların doğrusal birleşimleri bağımsız olduğunda bu tasarımın durumu. @@ Kayalık, dikeye yakın sarp yamaç. @@ Oransal ölçümlü verilerde dağılımı belirleyen ölçümlerden biri olan ve eğrinin normal dağılıma göre ne kadar yassı veya yüksek olduğunu gösteren aralık. )
( PITCH (OF SOUND, OF A NOTE) | ORTHOGONALITY | ESCARPEMENT | KURTOSIS | TONE~TONE )
( HAUTEUR (DU SON) | ESCARPEMENT | TON~TON )
( ...~TONUS )
( HÖHE, TONHÖHE | ORTHOGONALITAET | STEILHANG | TON~TON | TON, BETONUNG )
( ALTEZZA DEL SUONO~TONO )
( ΎΨΟΣ ΤΌΝΟΥ / ύψος τόνου~ΤΌΝΟΣ / τόνος )
- YÜKSEK/LİK ile/ve/değil/yerine AŞKIN/LIK, MÜTEAL, YÜCE/LİK
( ... ile/ve/değil/yerine PARA )
- YÜKSEK/LİK ile YÜKSEK SES ile YÜKSEK FİYAT ile YÜKSEK FIRIN ile YÜKSEK ATLAMA ile YÜKSEK BASINÇ ile YÜKSEK LİSANS ile YÜKSEK TABAKA ile YÜKSEK TAHSİL ile YÜKSEK YAYLAK ile YÜKSEK GERİLİM ile YÜKSEK SOSYETE ile YÜKSEK TEKNOLOJİ ile YÜKSEKLİK KORKUSU ile YÜKSEK KAN BASINCI
- YÜKSEKTEN KORKMAK ile/ve/değil DÜŞMEKTEN KORKMAK
- YÜKSEKTEN, MEHMET (SARIYER, 1961) :
( Bahçeköylüdür. 1978'de Sultanahmet Meslek Lisesinden mezun oldu. İthalat ve pazarlama alanlarında ticari yaşamını sürdürmektedir. Siyasete 1985'te Sarıyer'de Refah Partisi (RP) saflarında başladı. 1992'de Bahçeköy Belediye Meclis Üyeliğine (RP) den seçildi. 1999 - 2004 yılları arasında Fazilet Partisinden (FP) den Bahçeköy Belediye Meclis Üyeliğine seçildi. Bu parti kapanınca bağımsız olarak görev yaptı. 2004'te ise AKP den Bahçeköy Belde Belediye Meclisi üyesi seçildi. Bahçeköy Spor Kulübü ve Sarıyer Spor Kulübü'nde yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sosyal, kültürel ve sportif amaçlı birçok dernekte üyedir. )
- YÜKSEL, BURHAN (EDİRNE, 1952) :
( Yıldız Kulübünden transfer edildi ve bir sezon (1980/1981) sezonunda Sarıyer Spor Kulübünde tescilli kaldı. 16 lig ve l kupa maçı olmak üzere 17 resmi ve 10 özel maçla birlikte toplam olarak 27 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 1 ve özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 3 gol kazandırdı. )
- YÜKSEL, RIZA :
( CHP saflarında siyaset yaptı ve 1994/1999 döneminde CHP liztesinden Sarıler Belediye Meclisine üye seçildi ve görev yaptı. )
- YÜKSEL, SİNAN (ZARA, 1982) :
( Sarıyer Merkez Mahallesi Muhtarı (2014 - 2019, 2019 - 2024). Sporcu, Ortabayır, Gültepe, Yenimahalle, Çayıbaşı ve Gümüşdere kulüplerinde amatör olarak futbol oynadı. 2014 yerel seçimlerinde Sarıyer Merkez Mahallesi muhtarı seçildi. 2019'da ikinci kez muhtar seçilip görevine devam etmektedir. )
- YÜKSEL, TEOMAN (BÜYÜKDERE, 1954) :
( Büyükdereli sanatçıdır. İlkokulu Büyükdere ilkokulunda, ortaokulu Mümtaz Tarhan Ortaokulunda okuduktan sonra Lise eğitimini Sarıyer'de tamamladı. Askerliğini takiben işe girdi. Ailece müzikle ve estrumanla ilgilendiklerinden aynı yolu takip etti ve profesyonel olarak ses sanatçısı olarak sahne almaktadır. )
- YÜKSELOĞLU, EROL YÜKSEL (İST. 1940) :
( Cihangir Spor Kulübünden transfer edildi. Bir sezon (1963/1964) Sarıyer'de tescilli kaldı. 20 lig ve 8 özel olmak üzere 28 maçta oynadı lig maçlarında 1 ve özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 3 gol kazandırdı. )
- OXIDATION PROCESS[İng.] / ACTION OXYDANTE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEME İŞLEMİ
- OXIDATION VALUE[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME DEĞERİ
- KIYMET[Osm.] / OXIDATION NUMBER[İng.] / NOMBRE OXYDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME SAYISI
- TAHMİZ EDİCİ ALEV[Osm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEYİ ALEV
- OXIDIZING FLAME[İng.] / FLAMME OXYDANTE, FEU D'OXYDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEYİCİ ALEV
- YÜKSEL(T)MEK ile/değil/yerine YÜCEL(T)MEK
( İTİLA[Ar.]: Yükselme, yücelme. )
( TO BECOME LOFTY, (TO EXALT/SUBLIMATE) vs. TO RISE/INCREASE, (TO PROMOTE) )
- YÜKSELTMEK ile YÜKSELTİLMİŞ ile YÜKSEKLİK ile ASANSÖR ile ASANSÖR KABİNİ
( ELEVATE vs. ELEVATED vs. ELEVATION vs. ELEVATOR vs. ELEVATOR CAR )
( مرتفع شدن ile تصعيد نمودن ile تصعيد کردن ile مرتفع کردن ile بالا بردن ile مرتفع ساختن ile عالي کردن ile افراشتن ile صعودي ile سامي ile صعود ile تصعيد ile علو ile بالابري ile اعتلاء ile تعالي ile آسانسور ile بالابرنده ile بالابر ile اطاق آسانسور )
( MORTAF SHODAN ile TASAYD NEMUDAN ile TASAYD KARDAN ile MORTAF KARDAN ile BALA BARDAN ile MORTAF SAKHTAN ile ALY KARDAN ile AFRASHTAN ile SOUDY ile سامي ile SOUD ile تصعيد ile ALU ile BALABARY ile اعتلاء ile TAALY ile ASANSOR ile BALABARANDEH ile BALABAR ile OTAGH ASANSOR )
- TAHMİZ ETMEK, TAHAMMUZ ETMEK[Osm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTMEMEK
- YÜKSÜK ile YÜKSÜK OTU ile YÜKSÜK KINA ile YÜKSÜK MAKARNA
- YÜKÜ DAĞITMAK ile MASRAF ÖDEMESİ
( DISBURDEN vs. DISBURDENMENT )
( سبکبال کردن ile سبکبالي )
( SABKABAL KARDAN ile SABKABALY )
- YULA, SELÇUK (ANK. 1959) :
( Bleu Weiss (Almanya) kulübünden transfer edildi ve 4 sezon (1987 - 1991) Sarıyer formasını giydi. Bu süre içinde 76 lig, 9 kupa olmak üzere 85 resmi ve ayrıca 46 özel maçla birlikte 131 maçta Sarıyer takımı formasını giydi. Lig maçlarında 30, kupa maçlarında 4 olmak üzere resmi maçlarda 34 ve özel maçlarda attığı 37 golle toplam olarak takımı hesabına 71 gol kaydetti. Futbol yaşamında 21 A Milli, 9 Ümit Milli ve 13 kez de A Genç Milli takım formasını giydi. A Milli takım maçlarında 4 gol kaydetti.. Galatasaray'a giderek Sarıyer'den ayrıldı. Spor yazarı ve TV'lerde futbol yorumculuğu yapmaktadır. )
- YULAF ile ÇAYIRYULAFI
( ... İLE Buğdaygillerden, yulafa benzeyen bir kır bitkisi. )
( ... cum AVENASTRUM )
- YULAR ile YULARI EKSİK
- YÜLÜME/YÜLMEK/TRAŞ/TIRAŞ[Fars. < TERAŞ] ile/ve/||/<>/> PERDAH[Fars.]
( Saç ya da sakalı kesme işi. | Erkek saçını belirli bir biçim vererek kesme. | Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal. | Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma, belirli bir biçim vermek üzere yontma. | Yalan, asılsız, bıktırıcı, gereksiz söz. İLE/VE/||/<>/> Parlatma, parlaklık verme. | Tıraştan sonra tersine yapılan ikinci tıraş. )
- YUMRUK ile YUMRUKLAŞMA
( FIST vs. FISTICUFFS )
( بامشت گرفتن ile مشت ile مشتبازي )
( BAMESHT GARAFTAN ile MOSHT ile مشتبازي )
- YUMRUKLAMAK ile YUMRULANMAK ile YUMRUKLANMAK ile YUMRUKLAŞMAK ile YUMRUKLAYABİLMEK ile YUMRU/LUK ile YUMRUK ile YUMRU KÖK ile YUMRU TOP ile YUMRU KÖFTE ile YUMRUK TOPU ile YUMRUK HAKKI ile YUMRUK OYUNU ile YUMRUK OYUNCUSU
- YUMŞAK değil YUMUŞAK
- YUMULMAK ile YUMUKLAŞMAK ile YUMUK ile YUMULU ile YUMUK GÖZLÜ
- YUMURTA[İng. EGG] ile/||/<> ALOJENİK[İng. ALLOGENEIC] ile/||/<> AMNİYON[İng. AMNION] ile/||/<> BASIMLAMA[İng. IMPRINTING] ile/||/<> BAŞKALAŞIM[İng. METAMORPHOSIS] ile/||/<> LARVA
( Yumurta, biyolojide, dişi üreme gözesi. Botanikte, yumurta bazen makrogamet olarak da adlandırılır. @@ 1. Aynı türe ait olmasına karşın bireylerin genlerinin farklı olmasıdır. Homo sapiens (modern insan) türünde, tek yumurta ikizleri haricindeki her birey birbiriyle alojeniktir. @@ Sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde dölütü (embriyoyu) saran ve içinde amniyon sıvısı bulunan zardır. Karada yumurtlayan hayvanların tümünün yumurtasında da bulunan amniyon, balıkların ve kurbağagillerin yumurtalarında yoktur. "Amniyos" olarak da bilinir. @@ Kuluçkadan sonra yumurtadan yeni çıkan bir kuşun, örneğin ördeğin, çevresinde ilk yürüyen nesneyi takip etmeye başlaması ve bu nesneye bağlanmasıdır. @@ Bazı böcek ve kurbağa gibi canlıların, yumurtadan çıktıktan sonraki gelişme evrelerinde yapısal ve fiziksel değişikliğe uğrayarak atalarına benzer hale gelmeleri olayına denir. Aynı tür içerisinde, morfolojik, fizyolojik ve anatomik olarak birbirinden tamamen farklı yapılara dönüşmesi olarak da tanımlanabilir. En bilinen örneği, tırtılın belirli bir süre sonra önce koza (pupa) haline, sonra ise kozanın farklılaşarak kelebeğe dönüşmesidir. @@ Başkalaşım geçiren hayvanların yaşamlarının ilk evresi. Bu evre, yumurtadan çıktıktan sonra pupa evresine geçinceye kadar olan dönemi kapsar. Larvalar cinsel gelişimini tamamlamamış genç hayvanlar. Kelebeklerde larvalar "tırtıl" adını alırlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- YUMURTA HÜCRESİ ile/||/<> YUMURTA GÖZESİ
( yumurta gözesi )
- YUMURTA SARISI ile/||/<> YUMURTA SARISI
( Yumurtanın protein ve diğer besin maddeleri içeren embriyo ve larvayı besleyen sarı renkli yarı kristal besin deposu 1 Yağ protein vitamin ve mineral bakımından zengin yumurta içinde yer alan sarı kütle 2 Döllenmiş yumurtada blastula evresinden sonra meydana gelen blastocystin ortasında oluşan yolk kesesini dolduran embriyonun gelişimi için gerekli depo besin maddesi vitellus )
( EGG YOLK | EGG YOLK, YOLK )
- YUMURTA ve OLUŞUM
( 

















)
- YUMURTA ile YUMURTA SARISI
( EGG vs. EGG YOLK )
( خايه ile تخم مرغ ile تخممرغ ile تخم ile زرده )
( خايه ile TAKHAM MORGH ile TAKHMAMARGH ile TAKHAM ile ZARDEH )
- YUMURTALIK[İng. OVARIES] ile/||/<> ALGILAMA[İng. PERCEIVE] ile/||/<> DÖLLENME[İng. FERTILIZATION] ile/||/<> FSH (FOLİKÜL UYARICI HORMON)[İng. FSH] ile/||/<> GENLİK[İng. AMPLITUDE] ile/||/<> GONAD
( Yumurtalıklar dişi gonadlarıdır - başlıca dişi üreme organlarıdır. Bu bezlerin üç önemli fonksiyonu vardır: hormon salgılamak, yumurtaları korumak ve muhtemel döllenme için yumurta üretmek. İnsanlarda dişiler genellikle iki yumurtalıkla birlikte doğarlar. Ergenlik öncesi, yumurtalıklar sadece uzun doku demetleridir. Dişi olgunlaştıkça, yumurtalıkları da olgunlaşır. Olgun yumurtalıklar bir üzüm büyüklüğündedir. @@ Gelen duyusal verileri organize ederek anlamlaştırma sürecidir. Bu süreç sonucunda oluşan anlamlı ürüne algı denir. @@ Dişi ve erkek haploid gametlerinin diploid bir zigot oluşturmak için birleşmesidir. @@ Follikül stimüle edici hormon, gonadotropik hormonlardan biridir (diğeri LH'dır). Her ikisi de hipofiz bezi tarafından kan dolaşımına salınır. Folikül stimüle edici hormon, pubertal gelişim ve kadınlarda yumurtalıklarının, erkeklerde testislerinin gelişmi ve işlevi için gerekli hormonlardan biridir. @@ Genlik, bir dalganın periyodik hareketinde, dalganın tepe noktasından çukur noktasına olan uzaklığının yarısıdır. Genlik, yaylarda telin boyuna, gerginliğine, kesitine, cinsine bağlı olarak değişir. @@ Gamet üreten bir üreme bezi (yumurtalık ya da testis gibi).
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- YUMURTLAMAK ile YUMURTLATMAK ile YUMURTLAYABİLMEK ile YUMURTA/LIK ile YUMURTACI/LIK ile YUMURTA AKI ile YUMURTA ZARI ile YUMURTA ÖKÇE ile YUMURTA SARISI ile YUMURTA HÜCRESİ
- YUMUŞAK ODUN, GÖVDE ODUNUNUN DIŞ TABAKASI = HAŞEB-İ KÂZİB = AUBIER
- SOFT WATER[İng.] / EAU DOUCE[Fr.] / WEICHES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞAK SU
- YUMUŞAMAK ile YUMUŞATMAK ile YUMUŞATILMAK ile YUMUŞAK DAMAK ile YUMUŞAKLAŞMAK ile YUMUŞATABİLMEK ile YUMUŞAYABİLMEK ile YUMUŞAK/LIK ile YUMUŞAKÇA ile YUMUŞAK SU ile YUMUŞAK İNİŞ ile YUMUŞAKÇALAR ile YUMUŞAK BAŞLI ile YUMUŞAK KARIN ile YUMUŞAK YÜZLÜ/LÜK ile YUMUŞAK ÜNSÜZ ile YUMUŞAK AĞIZLI ile YUMUŞAK BUĞDAY
- YUNUS EMRE RİVÂYETLERİNDE:
KÂDI ile/ve/<> ÇİFTÇİ
- YUNUS EMRE ile/ve İSMAİL EMRE
- YUNUS ile BALİNA
( Yunuslar ve balinalar 38 cins ile 90 türden oluşur. )
( Yunuslar, balina ailesinden gelir. )
( Yunuslar, beyinlerinin bir yarısını ve aynı anda zıt yöndeki gözlerini kapatarak uyur. Beynin geri kalanı uyanık kalırken öteki göz, yırtıcı hayvanları ve engelleri izler ve su yüzüne çıkıp soluk almayı anımsar. İLE ... )
( 260'a kadar dişleri olabilir. [Dişleri sadece avı kavramaya yarar.][Avlarını bütün olarak yutar.] İLE ... )
( Yunusların derisi su akışını en üst sınıra çıkaracak biçimde iki saatte bir dökülür ve yenilenir. İLE ... )
( Yunusların ses telleri yoktur. [Çıkardıkları dil şaklatması, ıslık, inilti, ciyaklama ve havlamaya benzer seslerin tümü burun kanallarının altıdanki keselerden gelir ve saniyede 1200'ü bulduğu olur.] İLE ... )
( ... İLE Balinaların kemikleri süngerimsidir ve içi yağla doludur. [Bu sayede su üstünde durabilirler.] )
( Yağlı ve saydam bir salgı, gözleri denizin olumsuz etkisinden korur. )
( Gebelik süreleri 330-360 gündür. İLE Gebelik süreleri 330-365 gündür. )
( Doğum anında dişi yunusların yanında başka iki dişi yunus daha bulunur. Bu hayvanlar anne yunusun iki yanında yüzerler. Görevleri doğum anında savunmasız kalan anne yunusu ve yavruyu korumaktır. Doğum sırasında akan kanın kokusuna gelebilecek köpek balıklarına karşı anneyi ve yavruyu bu yardımcı yunuslar korur. )
( MECÂRÎ-İ HEVÂİYE: Balina, yunus, gergedan gibi bazı hayvanların başlarının üst tarafında bulunan bir ya da iki delik. )
(
ile
)
( Gözleri açık uyurlar. İLE ... )
(
)
(
)
(
)
( DOLPHIN vs. WHALE )
( DELPHINUS cum BALAENA MISTYCETUS )
( ... con LA BALLENA )
- YUNUS ile ÇİN IRMAK YUNUSU
( ... İLE Yangçe Nehri'nde yaşarlar. )
- YUNUS ile DOMUZBALIĞI
( ... İLE Yunusbalığıgillerden, bir memeli türü. )
( ... cum PHOCAENA COMMUNIS )
- YUNUS ile DÖNÜCÜ YUNUS
( ... İLE Her sıçrayış ve dönüşlerinin, farklı anlamları ve iletileri olduğu düşünülmektedir. )
- YUNUS ile/ve GANJ IRMAĞI YUNUSU
( ... ile Hindistan'da, Ganj Nehri'nde yaşarlar. )
( ... ile
)
- YUNUS ile/||/<> KÖRFEZ MUTURU/VAQUITA YUNUSU
- YUNUS ile TATLI SU YUNUSU
( ... İLE Bolivya'da, Amazon Nehri'nde ve Çin'de, Yangtze Irmağı'nda yaşarlar.[Baiji Yunusu] )
- YUNUS/BALİNA ile PASİFİK DOMUZ BALİNASI (MUTUR/YUNUS/AZAK YUNUSU)
( ... cum PHOCOENA PHOCOENA )
- YURDASİN, ATİLLA (İST. 1930 - 2006) :
( Askeri liseden mezun olmasına karşın devam etmedi ve ticarete atıldı. Sarıyerliler Derneği Kurucu Üyesidir. Sarıyer Spor Kulübü'nde bir dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu üyesidir. )
- YURDU ile/||/<> İĞNENİN DELİĞİ
( iğnenin deliği Ağızlarda yurda olarak da geçer Dar bir alanda kullanılan yıldır biçimi hap leg olarak kontrole muhtaçtır śărta delik göz yĕp śărti iğnenin deliği OT urt iğnenin deliği Kâşgarlı Mahmudun verdiği urt biçimi ses bakımından düşündürücüdür Brockelmann OGM 18 γ Çuvaşça śărtanın tanıklığına göre Türkçe yurdunun başındaki y eski bir sestir Buna göre Orta Türkçe urtun başındaki ynin düştüğü anlaşılıyor Clauson ED 201a Anadolu Türkçesinde iğnenin deliğine verilen iğne yurdu adındaki yurt sözünün urtun bozulmuş bir biçimi olduğunu bildirmiş ancak bu sözün yurtun değişikliğe uğramış bir biçimi olamayacağını dile getirmiştir Clauson Şeyh Süleymanın ört sözünün tanımında kullandığı zehir ağı sözlerinin normal olarak zehir anlamına gelen Arapça sammın yanlış anlaşılmasından ortaya çıktığını da bir olasılık olarak vermiştir Ne var ki daha sonra ED 958 urtta yaptığı açıklamayı göz ardı ederek iğne yurdusundaki yurdunun yerleşme yeri anlamına gelen yurtun bozulmuş bir biçimi gibi göründüğünü yazmıştır Çağdaş diyalektlerde yurduya daha çok köz göz iğne gözü ve üt adı verilir örn Alt Tel üt iğne gözü Diyalektlerde üt delik olarak yaygındır Moğolcada sübe le trou dune aiguille olarak geçer Eski ve yeni Türk diyalektlerinde kullanılan biçimlerle Moğolca sübe arasında bir ilişki kurulamaz )
- YURDUM ile YUDUM
- YÜREĞİR ile YÜREĞİ DAR ile YÜREĞİ PEK/LİK ile YÜREĞİ DOLU ile YÜREĞİ KATI/LIK ile YÜREĞİ DAĞLI ile YÜREĞİ DELİK ile YÜREĞİ GENİŞ ile YÜREĞİ TEMİZ/LİK ile YÜREĞİ YANIK/LIK ile YÜREĞİ YUFKA/LIK ile YÜREĞİ YARALI/LIK ile YÜREĞİ AĞZINDA
- YÜREK BİLİMİ | KARDİYOLOJİ ile/||/<> KARDİYOLOJİ[Fr. < CARDIOLOGIE]
( Kalbin yapısından işlevlerinden ve kalp hastalıklarından bahseden bilim )
( CARDIOLOGY )
( CARDIOLOGIE )
- YÜREK KASI GEVŞEMESİ | DİYASTOL >< SİSTOL | YÜREK GEVŞEMESİ
( bk. yürek gevşemesi. @@ 1. Yüreğin ritmik gevşemesi. 2. Kontraktil vaküolün ritmik genişlemesi. @@ 1. Kalbin ritmik gevşemesi 2. Kontraktil vakuolün ritmik genişlemesi. @@ Kalpte kulakçık veya karıncık kaslarının ritmik gevşemesi. @@ )
( DIASTOLE | SYSTOLE~SYSTOLE )
( DIASTOLE | SYSTOLE~SYSTOLE )
( ...~SYSTOLE )
( DIASTOLE | SYSTOLE~SYSTOLE )
( DIASTOLE~SISTOLE )
( ΔΙΑΣΤΟΛΉ / διαστολή~ΣΥΣΤΟΛΉ / συστολή )
- YÜREK KASILIMI | SİSTOL ile/||/<> SİSTOL ile/||/<> YÜREK KASINTISI
( yürek kasıntısı 1 Yüreğin kanın dolaşımına yol açan sol karıncığının kasılması 2 Herhangi bir kontraktil vakuolün kasılması Kalbin kulakçık veya karıncık kaslarının kasılması kalbin kasılması )
( SYSTOLE )
( SYSTOLE )
( SYSTOLE )
- YÜREKLENMEK ile YÜREKLENDİRMEK ile YÜREK ile YÜREKLİ/LİK ile YÜREKSİZ/LİK ile YÜREKSİZCE ile YÜREK ACISI ile YÜREK AĞRISI ile YÜREK KARASI ile YÜREK YARASI ile YÜREK DARLIĞI ile YÜREKLER ACISI ile YÜREK ÇARPINTISI
- YURT/VATAN[Ar. < VAṬAN] ile/||/<> YURTSEVER/VATANPERVER[Ar. < VAṬAN + Fars. -PERVER] ile/||/<> YURTSEVER/VATANSEVER[Ar. < VAṬAN + Tr. SEVER] ile/||/<> YURTSAL/VATANİ[Ar. < VAṬANĪ] ile/||/<> YURT/DAR[Ar. < DĀR]
- YURTLANMAK ile YURTLANDIRMAK ile YURT/LUK ile YURTSAL ile YURTSUZ/LUK ile YURT İÇİ ile YURT DIŞI ile YURT ÖZLEMİ ile YURT BİLGİSİ
- YURTTA SULH, CİHANDA SULH ve/||/=/<> BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
- YÜRÜK ile/ve SENGİN
- YÜRÜMEK:
HIZLI OLSUN İSTERSEK ile/ve/değil/||/<> UZAĞA GİTMEK İSTERSEK
( Yalnız. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Birlikte. )
- YÜRÜMEK:
TOPUĞA BASARAK ile/değil/yerine TABANI BASARAK
- YÜRÜME/"YOL ALMA"[GELİŞİM, DEĞİŞİM]:
AYAKKABI İLE değil AKIL İLE!
- MAHREK[Osm.] ile/değil/yerine/= YÜRÜŞE
- YÜRÜTME ile/ve/||/<>/> SÜRDÜRME
- YÜRÜTME ile YÜRÜTME GÜCÜ ile YÜRÜTME KURULU
- YÜRÜYEN BALİNA = OSMANLI
- YÜRÜYÜŞ ile TOZLUK
( GAIT vs. GAITER )
( مشي ile گام برداشتن ile گتر )
( MOSHY ile GAM BARDASHTAN ile GETR )
- YUSUF HEMADANİ ve/<> ARSLAN BABA
- YUSUF, MARDİN (İST. 1916 - 1995) :
( Şair, yazar ve siyaset adamı olarak bildiğimiz Yusuf Mardin, Abdülhamit Dönemi İstanbul Savcısı ve sonrada Adalet Bakanı olan Necmettin Molla'nın (Kocataş) torunu olmakla tanınır. İstanbul'da doğdu (1916 - 1994). Amerikan Kolejini (Robert Kolej), İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi (1940). Siyasete atıldı ve 1949 yılında Mardin Milletvekili olarak Mecliste bulundu. Bilahare Londra da Basın Ataşesi olarak görev yaptı. Türkiye'ye Ankara Turizm Müdürü olarak döndü. Buradan Washington Müşaviri oldu (1969) ve nihayet 1975'te emekli oldu. Yücel dergisi kurucularından biridir (1935), bir sürede Boğaziçi Dergisini çıkardı (1936). Aruz Şiiri yazan şairlerden biridir ve "Bir Ad Bulamadım" (1934), "Romeo ve Jülyet" Manzum Çeviri (1945), "Mezar Taşları" (1946), "İki Damla Yaş" (1947), "Üç Yaprak" (1948), "Bir Semtini Sevmek" (1972), "Sonelerle Seneler" (1982) isimli şiir kitaplarını yayımladı. Ayrıca, İngilizce "Türkçe Gramer" (1961), "Turistin Elkitabı" (1970), "Namık kemal'in Londra Yılları" Byograi (1974), Abdülhak Hamid'in Londrası" Biyografi (1976), ile "Yıllar Boyu Boğaziçi" (1988) ve "Bosphorus Through The Ages" (1988) inceleme eserlerini ve son olarak da "Kocataş Yalısı Anılarım" (1988) kitaplarını yayınladı. Yusuf Mardin'in aruz vezni ile yazılmış bir şiiri, Sarıyer'de Mesarburnu Caddesi üzerinde bulunan Kocataş Suyu Duvar Çeşmesinin kitabesinde yer almaktadır. )
- YUTMAK" ile/ve/||/<>/< FARKETMEMEK
- YUTMAK ile ŞOROLOP
( Birdenbire ve hırsla (yutmak). | Yalan. )
- YUTMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YEMEK
( Hayvanlarda. İLE/VE/YERİNE/||/<>/> İnsanda. )
- YUTMAK ile YUTMA
( INGEST vs. INGESTION )
( داخل معده کردن ile درهيختن ile در هيختن ile درهنج ile فرو بري )
( DAKHAL MADEH KARDAN ile درهيختن ile DAR YEHYKHTAN ile DAREANJ ile FORO BARY )
- YUTUVERMEK/İÇİVERMEK ile/değil/yerine YUTMAK/İÇMEK
( Yeterince çiğnemeden/ağızda tutmadan. İLE/DEĞİL/YERİNE Yeterince[uzunca] çiğnedikten/ağızda tuttuktan sonra. )
( ŞÜRB[Ar.]: İçme, içilme. )
- YUTUVERMEK/İÇİVERMEK(/"MİDEYE İNDİRMEK/BIRAKMAK/ATMAK") ile/değil/yerine ÇİĞNEMEK
- YUVALAMAK ile YUVALANMAK ile YUVARLAMAK ile YUVARLANMAK ile YUVARLATMAK ile YUVARLANABİLMEK ile YUVARLAYABİLMEK ile YUVA ile YUVAK ile YUVAR ile YUVALI ile YUVA KAVUNU ile YUVAR YUVAR
- YUVARLAK RAKKAM ile/||/<> ROUND NUMBERS[İng.] ile/||/<> CHIFFRES RONDS[Fr.] ile/||/<> YUVARLAK SAYI
( Sayıların bölüntüleri atılarak yuvarlak biçime getirilmesi )
( ROUND NUMBERS )
( CHIFFRES RONDS )
- YUVARLAK YÖNDEÇ(PUSULA) ile "SİLVA" TİPİ YÖNDEÇ(PUSULA)
( Küçük ve yuvarlak. İLE Harita ile birlikte kullanılır. )
- YUVARLAMA ile/ve GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK
- YUVARLAMAK ile BURMAK
- YUVARLANMA | RULMAN[Fr. < ROULEMENT] ile/||/<> ...
( ROULEMENT )
- YUVGULAMA ile/||/<> ROLLING[İng.] ile/||/<> LAMINAGE[Fr.] ile/||/<> WALZEN[Alm.] ile/||/<> HADDELEME
( yuvgulama Metalleri haddelerden geçirip sıcak ya da soğuk bozunuma uğratarak istenilen biçime sokma işlemi )
( ROLLING )
( LAMINAGE )
( WALZEN )
- YÜZ GİYDİRMEDE[Adli Tıp'ta]:
AMERİKAN MODELİ ile RUS MODELİ ile İNGİLİZ MODELİ ile İSTANBUL MODELİ
- YÜZ-GÖZ OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/></< SAMİMİ OLMAK
- 100/60 MUMLUK değil 100/60 WATT'LIK
- YÜZ VERİLDİ DİYE ASTARINI İSTEMEK ile ENSEYE TOKAT, GÖTE PARMAK
- YÜZ VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YOL VERMEK
- YÜZ ile ŞAKACI
( FACETIAE vs. FACETIOUS )
( هزليات ile شوخي آميز ile لطيفهدار ile هزل آميز )
( هزليات ile SHOOKHY AMYZ ile LATYFANPANDAR ile CPEHZEL AMYZ )
- YÜZ ile YÜZ AŞAĞI ile YÜZLEŞMEK ile SORUNLARLA YÜZLEŞMEK ile YÜZ YÜZE ile YÜZ YUKARI ile YÜZLER
( FACE vs. FACE DOWN vs. FACE OFF vs. FACE PROBLEMS vs. FACE TO FACE vs. FACE UP vs. FACES )
( لقا ile چهر ile ريخت ile شکل ile رو به رو بودن ile چهره ile صورت ile روبرو شدن ile رو به رو شدن ile سيما ile عارض ile مواجه شدن ile روي ile مواجهه کردن ile رو ile رخ ile از رو بردن ile رودررويي ile بمانعي برخورد کردن ile رودررو ile روبه رو کردن ile بالمواجهه ile بالمشافه ile ورق روبه بالا ile رخساره )
( LAGHA ile CHEHAR ile RYKHT ile SHEKL ile RO BAH RO BODAN ile CHEHAREH ile SORT ile ROBRO SHODAN ile RO BAH RO SHODAN ile SYMA ile AREZ ile MOVAJEH SHODAN ile ROY ile MOVAJEYEH KARDAN ile RO ile RAKH ile AZ RO BARDAN ile RUDARROYY ile BEMANEY BARKHORD KARDAN ile RUDARRO ile ROBEH RO KARDAN ile بالمواجهه ile بالمشافه ile VARGH ROBEH BALA ile RAKHSAREH )
- YÜZ ile/değil/yerine/=/||/<> YÜZEY | TARAF | UTANMA
( yüz akı yüzbeyüz yüz görümlüğü yüz göz yüz havlusu yüz kalıbı yüz kaplama yüz karası yüz kızartıcı suç yüz kiri yüz ölçümü yüz sabunu yüz sineği yüzsuyu yüzüstü yüz yazısı yüz yüze yüze gülücü yüze soğurma yüzü ak yüzü asık yüzü astarlı yüzü astarsız yüzü kara yüzükoyun yüzü pek yüzü yerde yüzü yumuşak arayüz arka yüz asık yüz çatık yüz dış yüz eğri yüz ekşi yüz güler yüz içyüz iç yüz kara yüz paralel yüz ters yüz o yüzden şu yüzden gökyüzü ters yüzü yeryüzü yorgan yüzü eli yüzü düzgün eli yüzü temiz Başta alın göz burun ağız yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm beniz duluk didar sima çehre surat suret vecih faça bet I yüzey Kesici araçlarda ağız Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret taraf Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri utanma )
- YÜZBAŞI/BİNBAŞI ile KOLAĞASI
( ... İLE Osmanlı ordusunda yüzbaşı ile binbaşı arasında yer alan rütbe: )
- YÜZÇEÇ ile GÖĞÜS YÜZGECİ ile SIRT YÜZGECİ ile KARIN YÜZGECİ ile KUYRUK YÜZGECİ ile ANAL YÜZGEÇ
( FIN vs. PECTORAL FIN vs. DORSAL FIN vs. PELVIC FIN vs. CAUDAL/TAIL FIN vs. ANAL FIN vs. )
- YIELD PERCENTAGE[İng.] / GEWINN PROZENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZDE VERİM
- YÜZERGEZER/SUCULKARACIL/AMFİBİ[Fr. < AMPHIBIE] ile/ve/||/<> AMFİBYUMLAR
( İki yaşamlılar. | Yüzergezer. İLE/VE/|/<> Kurbağa ve semenderleri içine alan iki yaşamlı omurgalılar sınıfı. )
- YÜZEY BİLİMCİ/JEOMORFOLOG[Fr. < GÉOMORPHOLOGUE] ile/||/<> YÜZEY BİLİMİ/JEOMORFOLOJİ[Fr. < GÉOMORPHOLOGIE]
- FLÄCHENDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY DİYODU
- SURFACE ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ENERJİSİ
- SURFACE BARRIER[İng.] / BARRIÈRE EXTÉRIEURE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ENGELİ
- SURFACE ACTIVE AGENT, SURFACTANT[İng.] / OBERFLÄCHENAKTIVSTOFFE, NETZMITTEL, SCHAUMERZEUGER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ETKİN/AKTİF NESNE
- EFFET DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ETKİSİ
- NOMBRE DE TENSION SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENSPANNUNGSZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY GERİLİM SAYISI
- KÜBISCH FLÄCHENZENTRIERTES GITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY MERKEZLİ KÜBİ YAKIP
- SURFACE DENSITY[İng.] / DENSITÉ SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YOĞUNLUĞU
- SURFACE CHARGE TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À CHARGE DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YÜK TRANSİSTÖRÜ
- DENSITÉ DE CHARGE SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENLADUNGSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YÜK YOĞUNLUĞU
- YÜZEY ile/ve DÜZLEM
( Derinlik varsa. İLE En ve boydan oluşuyorsa. )
( Şeklin parçası olarak yorumlanması ile. İLE/VE Sonsuz. )
( SURFACE vs./and PLANE )
- YÜZEY ile/ve DÜZLEM
( Derinlik varsa. İLE En ve boydan oluşuyorsa. )
( Şeklin parçası olarak yorumlanması ile. İLE/VE Sonsuz. )
( SURFACE vs./and PLANE )
- İNBİSÂT-İ SATHÎ[Osm.] / SURFACE EXPANSION[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEYE GENLEŞME
- CHALEUR DE L'ADSORPTION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEYE TUTUNMA ISISI
- YÜZEYLEŞMEK ile YÜZEYSELLEŞMEK ile YÜZEYSELLEŞTİRMEK ile YÜZEY ile YÜZEYLİ ile YÜZEYSEL ile YÜZEY BİLİMİ ile YÜZEY BİLİMCİ ile YÜZEY ŞEKİLLERİ ile YÜZEY ARAŞTIRMASI
- YÜZEYSEL UYGULAMA | APLİKASYON ile/||/<> APLİKASYON ile/||/<> YAMA İŞLEME
( yama işleme Uygulama müracaat başvuru )
( APLICATION )
( APPLICATION )
- SURFACE CHARGE DENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEYSEL YÜK YOĞUNLUĞU
- [ne yazık ki]
"YÜZEYSEL/LİK" ile/ve/||/<> "SIĞ/LIK"
- YÜZGEÇ AYAKLILAR ile/||/<> YÜZGEÇ AYAKLILAR
( Memeliler Mammalia sınıfının etçiller Carnivora takımından suda yaşayan vücut yapıları bir mekiğe benzeyen tırnakları körelmiş kuyrukları kısa ve koni biçiminde kulakları çok küçük ve istedikleri zaman kulak deliklerini kapatabilen derilerinin altında kalın bir yağ tabakası bulunan deniz hayvanları ve deniz bitkileri ile beslenen bir alt takım Memeliler Mammalia sınıfından suda yaşayan vücut yapıları bir mekiğe benzeyen tırnakları körelmiş kuyrukları kısa ve koni biçiminde kulakları çok küçük ve istedikleri zaman kulak deliklerini kapatabilen derilerinin altında kalın bir yağ tabakası bulunan deniz hayvanları ve deniz bitkileriyle beslenen bir takım )
( PINNIPEDS )
( PINNIPÈDES )
( FLOSSENFÜSSER )
( PINNIPEDIA, PINNA: TÜY; PES: AYAK | PINNIPEDIA )
- YÜZGEÇ, MEHMET (ARTVİN, 1910 - ?) :
( Büyükdere'de ikamet etti. Tekel Kibrit Fabrikasında imalat kontrolörü olarak çalıştı ve emekli oldu. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübü'nde bir dönem (1946/47) yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- YÜZGEÇ ile SOLUNGAÇ
( SEBÛH[< SİBH] ile GALSAMA/GALSAME )
( FIN vs. GILL )
- YÜZGEÇ ile YÜZGEÇ
( Balıklarda ve yüzen memelilerde, karın ve göğüste çift, sırt ve kuyrukta tek olarak bulunan, hareketi ve dengeyi sağlayan örgenler. İLE Suda iyi yüzen kişi ya da hayvan. )
- YÜZGEÇ ile YÜZGEÇLİ ile YÜZGEÇ AYAKLILAR
- YÜZGEÇAYAKLILAR
( Omurgalı hayvanlardan, memeliler sınıfına giren, morslar ve foklar gibi denizde yaşayan, karada yüzgeçlerini ayak gibi kullanan alttakım. )
- YÜZLEMEK ile YÜZLENMEK ile YÜZLEŞMEK ile YÜZLEŞTİRMEK ile YÜZLEŞEBİLMEK ile YÜZLEŞTİRİLMEK ile YÜZLER ile YÜZLERCE
- YÜZLEŞMEK ile/ve/||/<>/> GERİDE BIRAKMAK
- YÜZLÜ/LÜK ile YÜZLÜK ile YÜZLÜ YÜZLÜ ile YÜZLÜK BİRİMLER BÖLÜĞÜ
- YÜZMEK ve UÇMAK
( İkisinde de her yönde yapılabilecek hareketler çok geniştir. )
- YÜZMEK ile YÜZME HAVUZU ile YÜZME KESESİ
- YÜZSÜZLEŞMEK değil/yerine/>< YÜZLEŞMEK
( Ya hatalarımızla yüzleşiriz ya da hatalarımızla yüzsüzleşiriz. )
- YÜZSÜZLEŞMEK ile YÜZSÜZLEŞTİRMEK ile YÜZSÜZLEŞTİRİLMEK ile YÜZSÜZ/LÜK ile YÜZSÜZCE ile YÜZSÜZ YÜZSÜZ
- YÜZSÜZLÜK = IMPUDENCE[İng., Fr.] = UNVERSCHÄMTHEIT[Alm.] = IMPUDENTIA[Lat.]
- [ne yazık ki]
YÜZSÜZ/LÜK ile/ve/||/<> SIRNAŞIK/LIK
( ... İLE/VE/||/<> Can sıktığına, rahatsız ettiğine aldırmadan, birinden, sürekli, yalvarırcasına istekte bulunan ve bu isteğinde direnen kişi. | Sıkıntı veren, rahatsız eden, musallat olan. )
- YÜZSÜZ/LÜK ile/||/<> YÜZSÜZ/LÜK
- YÜZÜK ile YÜKSÜK
( Parmağa geçirilen, genellikle metal halka. | Yüzük oyunu. İLE Dikiş dikerken, iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde koruncak. | Köklerin ucunda bulunan ve kökün üretken dokusunu korumaya yarayan oluşum. KALENSÖVE )
( RING vs. THIMBLE )
- YÜZÜMÜZ ve/||/<> ÖZÜMÜZ
( Her neye bakarsak ... VE/||/<> Kimde, ne görürsek ... )
- YÜZÜNE-GÖZÜNE BULAŞTIRMAK ile BİR ÇUVAL İNCİRİ BERBAT ETMEK
- YÜZYIL | ÇAĞ/ASIR[Ar. < ʿAṢR] ile/||/<> ESKİLİK | İLK ÇAĞ/ANTİKİTE[Fr. < ANTIQUITÉ]
( asrısaadet saadet asrı yüzyıl çağ )
- YÜZYIL GEÇİŞİNDE ile/ve/||/<>/> BİNYIL GEÇİŞİNDE
- YÜZYILLAR ile YÜZYIL
( CENTURIES vs. CENTURY )
( قرون ile سده ile قرن ile صده )
( GHORON ile SADEH ile GHARN ile SADEH )
- YÜZYILLARA GÖRE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÖNEMLERE GÖRE
- YÜZYIL/LIK ile YÜZYILLARCA
- Z-AXIS[İng.] / AXE-Z[Fr.] / Z-ACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= Z EKSENİ
- Z-SCHALE[Alm.] ile/değil/yerine/= Z KABUĞU
- Z0-BOSON[İng.] / BOSON-Z⁰[Fr.] / Z0-BOSON[Alm.] ile/değil/yerine/= Z0 BOZONU
- ZAAF[Ar.] ile/değil/yerine/= DÜŞKÜN/LÜK
- ZAAF ile/ve/değil/yerine/<> EĞİLİM
- ZÂAM/ZÂAMİL[Ar.] ile/||/<> KEFİL[Ar.]
( İleri süren, iddia eden kişi. @@ Bir kimsenin borcunu ya da yükümlülüğünü üstlenen kişi. | Sorumluluk altına giren kişi. | Güvence veren kişi. )
- ZABIT KÂTİBİ ile/değil/yerine/= TUTANAK YAZMANI
- ZABIT VARAKASI ile/||/<> PROCÈS - VERBAL[Fr.] ile/||/<> TUTULGA
( PROCÈS - VERBAL )
- ZABIT[Ar. < ŻABṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> TUTANAK (ZABIT KÂTİBİ, ZABITNAME, ZABIT VARAKASI, MUTABAKAT ZAPTI)
- ZABIT ile ZABITA ile ZABIT VARAKASI
- ZABİTA[Ar. < ŻĀBİṬA] ile/değil/yerine/=/||/<> ZABITA
( adli zabıta ahlak zabıtası belediye zabıtası Belediye hizmetlerinin güvenliğini sağlamakla görevli yönetim belediye zabıtası )
- HUILE DE VITROL[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAÇ YAĞI
- ZAFER ile/ve BAŞARI
- ZAFERAN[Ar. < ZAʿFERĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> SAFRAN
( safran rengi safran sarısı yalancı safran Hint safranı Süsengillerden baharda çiçek açan santimetre boyunda soğanlı bir kültür bitkisi Crocus sativus Bu bitkinin tepeciklerinin kurutulmasıyla elde edilen bazı yiyecek ve içeceklere tat koku ve sarı renk vermekte kullanılan toz zafran )
- ZAFERAN[Ar. < ZAʽFERĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> SAVRAN
( Altın benzeri )
- ZAFER:
ZEVK ile/ve/||/<> SEVİNÇ
- ZAFRAN | SAFRAN ile/||/<> SAFRAN[Ar. < ZAʿFERÂN]
( botanik Süsengiller Iridaceae familyasına ait soğanlı sonbaharda mor çiçek açan bitkiler Erkek organları toplanıp kurutularak toz hâline getirilir ve boyar madde olarak kullanılır )
( SAFFRON )
( SAFRAN )
( ECHTER SAFRAN )
( IRIDACEAE | CROCUS SATIVUS )
- ZAĞAR ile/||/<> BİR TÜR AV KÖPEĞİ
( bir tür av köpeği Kökeni karışıktır Yalnız Türkçede kullanıldığına göre yabancı bir dilden alındığı anlaşılıyor Kúnos NyK 26 445 Macarcadan geçtiğini öne sürmüştür Ona göre zağar Macarca Windhund olarak kullanılan agárdan alınmıştır Kúnos az agár biçiminden yola çıkarak zağarın başındaki znin Macarca az articleinden kaldığını bildirmiştir Türkçede bir tür av köpeğine verilen kopoy adı da Macarca bir alıntıdır kopó kopoy Ancak Türkçede Macarca az articleini almış başka bir örnek geçtiğini bilmiyoruz Buna karşılık Edelspacher NyK 10 341 Macarca agárın Güney dillerinden alındığını ortaya atmıştır Güney dillerinde zagar olarak geçer zagàr Srp zàgar Art Jagdhund Edelspachere göre zağar biçimi yanlış bir ayırma sonunda a zagár az agár Macarcada agár biçimini almıştır Başka bir deyişle Edelspacher de Kúnosa benzer bir açıklama yapmıştır Yalnız Kúnos Macarca agár biçiminden yola çıkmıştı Edelspacher ise Güney dillerinde geçen zagarı kök olarak kabul etmiştir Kniezsa SzlJsz 584585 Edelspacherin savına katılmamıştır Palló Régi török eredetü igéink Szeged 1982 23 az agár a zagár açıklamasını yeniden vermiştir Munkácsi Ethn 5 73 ÁKE 119122 Macarca agár biçiminin Kafkas dillerinden alındığını yazmıştır Hubschmid Vox Romanica 14 200 zağarın dillerinden geçtiğini dile getirmiştir Şçerbak İRLTJa 127 eski ve yeni diyalektlerde köpek olarak kullanılan sözleri gözden geçirirken zağarı saymakla yetinmiştir İlliçSvitıç Êtimologija 1964 334337 zağarın Kafkas dillerinden alındığını ortaya atmıştır Räsänen V 528a Rumca ζαγάριden geçtiğini açıklamıştır Andriotis EL ζαγάριyi sözlüğüne almamıştır Türkçe zağarın Arapçada da geçtiği anlaşılıyor EtTuhfette parla sözü alzaġarî diye açıklanmıştır Dozyye göre 1 594a zaġar chien de chasse à oreilles pendantes chien couchant anlamına gelir Macarca agárın kökenini açık olarak bilmiyoruz Yaygın bir inanca göre Türk dillerinden kalma bir alıntıdır Bu yolda bilgi almak için Golden RónaTas Arm 49 Ancak Ligeti TörK bu alıntı üzerinde durmamıştır Kakuk ÉlOsm 427 Slavca olduğunu dile getirmiştir Bulgarcada zagàr zàgar zogar biçimleri geçer BER 1 580 )
- ZAĞARA[Ar. < ẒİHÂRE] ile/||/<> ...
( yakanın üzerine dikilen kürk yaka kürkü zaġara the best pieces of leather for sewing round the edges of garments for showing to buyers as musters or samples Kürtçede zagara la bordure dune pelisse olarak geçer Kakukun Eski Zağra Bulgaristan adının zağaradan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır ÉlOsm 146 )
( ZAĠARA )
(1996'dan beri)