- TÜRÜM = SUDUR = EMANATION[İng., Alm.] = ÉMANATION[Fr.] = EMANATIO[Lat.]
- TÜRÜM ile TÜRÜMCÜ/LÜK
- TUŞ/KLAVYE KISAYOLLARI
( Ctrl + Alt + Delete: Çalışan uygulamaların bir dizinini ekrana getirir. Tekrar basıldığında bilgisayarı baştan başlatır.
Ctrl + Delete: Metin düzenleme uygulamalarında imlecin bulunduğu konumdan sözcüğün sonuna kadar olan bölümü siler.
Ctrl + End: İmleci dizin ya da belgenin sonuna taşır.
Ctrl + Esc: Windows tuşunun bulunmadığı klavyelerde Başlat menüsünün açılması için kullanılır.
Ctrl + Home: İmleci dizin ya da belge başına taşır.
Ctrl + A: Etkin pencere üzerinde yer alan seçilebilir tüm nesnelerin ya da metnin seçilmesini sağlar.
Ctrl + C: Seçilen nesneyi panoya kopyalar.
Ctrl + N: Yeni bir pencerede yeni dosya oluşturur. Internet Explorer?da ise yeni tarayıcı penceresi açar.
Ctrl + O: Aç penceresini ekrana getirir.
Ctrl + P: Etkin belgeyi yazdırır.
Ctrl + S: Etkin belgeyi kaydeder.
Ctrl + V: Panoya kopyalanmış metin ya da grafiği imlecin bulunduğu konuma yapıştırır.
Ctrl + X: Seçilen nesneyi bulunduğu konumdan keserek panoya kopyalar.
Ctrl + Z: Son işlemi geri alır.
Shift + Delete: Seçili dosyaların Geri Dönüşüm Kutusu?na gönderilmeden doğrudan silinmesini sağlar.
Shift + Tab: Tuşları arasında ters yönde hareket sağlar.
Alt + Enter: Seçili dosya ya da klasör için Özellikler penceresini çağırır.
Alt + Esc: Pencereler arasında geçiş yapar.
Alt + Tab: Pencereler arasında geçiş yapar.
Alt + PrintScreen: Seçili uygulama penceresinin görüntüsünü panoya kopyalar.
Alt + Spacebar: Seçili dosya için Özellikler penceresini ekrana getirir.
Alt + S: Başlat menüsünü ekrana getirir.
Print Screen: Ekrandaki tüm görüntüyü panoya kopyalar.
Ok Tuşları: Sayfanın kaydırılmasını, uygulamaya bağlı olarak seçili nesnenin hareket ettirilmesini sağlar.
BackSpace: Windows Gezgini'nde ve Bilgisayarım klasöründe klasör seviyesini değiştirir.
Delete: Seçilen nesneyi siler.
Esc: Son işlemi iptal eder ya da menüyü açar.
Windows + R: "Çalıştır" penceresini ekrana getirir.
Windows + E: Windows Gezgini'ni ya da Bilgisayarım klasörünü ekrana getirir.
Windows + F: Bilgisayardaki Dosya ve klasörler için arama penceresi ekrana gelir.
Windows + Break: "Sistem Özellikleri" penceresini ekrana getirir.
Windows + F1: Windows Yard?mı ya da Yardım ve "Destek Merkezi" penceresini ekrana getirir.
Windows + D: Tüm pencerelerin simge durumuna küçültülmesini ve Windows masaüstünün görüntülenmesi sağlar. Tekrar basıldığında pencereler eski konumuna geri döner.
Windows + TAB: Görev çubuğunda yer alan tuşlar ve uygulamalar arasında geçiş yapar.
Windows + M: Tüm pencereleri simge durumuna küçültür.
Windows + Shift + M: Tüm pencereleri simge durumuna küçültme işlemini geri alır. )
(

)
- TUŞ SAYISI | GOL | ADET | ADED | KEMMİYYET | NÜSHA ile/||/<> NÜSHA ile/||/<> SAYI
( 1 Bir yapıtın bir yazının basılmış ya da yazılmışlarından her biri 2 sayı Aynı tipte yapılan veya aynı basımdan çıkan şeylerin her biri Karşılaşma sırasında yumrukoyuncularının yaptıkları vuruşları değerlendirmek için yan hakemlerce kullanılan birim Kılıçoyunu yarışmalarında geçerli bir dürtüş ya da vuruşla elde edilen sonuç Buna göre kendisine geçerli bir vuruş ya da dürtüş yapılmış oyuncu bir sayı alır Erkeklerde beş kadınlarda dört sayı almış oyuncu yeniktir Topun kurallara uygun bir vuruşla bütünü ile kale direkleri ve kale çizgisi arasında kalan alandan geçmesi durumu Basketbol oyununda topun sepete girmesiyle ulaşılan sonuç Bu giriş oyun sırasında olursa 2 serbest atıştan yapılmışsa 1 olarak kabul edilir Oyun süresi içinde en çok sayı yapan takım yenmiş sayılır Süreli yayınların her çıkışında aldıkları sıra numarası doğal sayı tümsayı gerçek sayı karmaşık sayı sayal sayı sıral sayı sayı boncuğu Her birisine dokuzar devingen yuvar geçirilmiş birbirine koşut çubukları tutan bir çerçeveden oluşan işlencelerne aygıtı Anlamdaş çörkü doğal sayı sıral sayı sayal sayı Bir küme oluşturan nesnelerin ya da birimlerin niceliğini gösteren değer Bir çokluğun bir birimle belirlenimi Sayma eylemi ile ortaya çıkar Ama sayma zamanla ilgili bir olaydır oysa sayının kendisi hiç bir niteliksel belirlenimi olmadığı gibi zaman belirleniminden de de sıyrılmıştır zamanın dışındadır Felsefede Nicel bakımından göz önüne alınmış şeyler topluluğunu ölçüp karşılaştırarak soyutlama ile elde edilen temel kavram Sıra sayı sırayı dizeyi belirtir birinci ikinci bayağı sayı niceliği belirtir bir iki Sayıyı temel ilke yapan Pythagorasçı öğretiye göre nesnelerin özü gerçeği varlığın ana özdeği sayıdır Her şey sayı bağlantılarına göre düzenlenmiştir sayılarla bilinebilir Aristoteles sayıyı ölçülebilen miktar olarak tanımlar bu yüzden bir henüz bir sayı değildir Oysa Lockea göre sayı birimin ya da birin en yalın tasarımıdır birin yinelenmesinden ve bu ikisinin birleştirilmesinden 2 ile gösterilen tasarım oluşur Berkeley sayıyı bir düşünme ürünü olarak açıklar Kanta göre de sayı bir anlık kavramıdır ama somut olarak ancak zaman ve uzay kavramlarının yardımıyla gerçekleşebilir matematik numara matematik Kelimelerin anlattıkları kavramın tek veya çok bazı dillerde ikili üçlü olması temeline dayanılarak yapılan ayırma Tekil Çoğul İkil Üçül Bir kelimenin karşıladığı kavramın teklikçokluk yani sayı bakımından görünümünü yansıtan dil bilgisi kategorisi Bu kategorinin çeşitli dillerde teklik ikilik ve çokluk olmak üzere üç türü vardır İkili sayı özellikle Arapça için geçerlidir sayılar Azerbaycan Türkçesi say Türkmen Türkçesi birlikköplük saan Gagauz Türkçesi sayı Özbek Türkçesi són birlik Uygur Türkçesi san Tatar Türkçesi san berlek Başkurt Türkçesi han berlekküplek sanaw teklikköplük Krç Malk san birlik Nogay Türkçesi san birlik Kazak Türkçesi san birlik Kırgız Türkçesi san Alt too tanıs Hakas Türkçesi san pîr san Tuva Türkçesi san Türkçesi san pir Rusça çislo yedinstvennoye sayı sayı )
- TUŞE/TOUCH[İng.] değil/yerine/= DOKUNUM
- TUSİ ile/||/<> ÇİFTİ
( Dairesel hareketten doğrusal hareket elde etme )
( Nasireddin Tusi tarafından 1247 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1201-1274) (Ülke: İran) (Alan: matematik) (Önemli katkıları: Tusi çifti, trigonometri, Meraga Rasathanesi) )
- TUTACAK ile TUTAÇ ile TUTAK ile TUTAM ile TUTAMAÇ/TUTAMAK
( Sıcak mutfak araçlarını tutmakta kullanılan, birbirine şeritle bağlı bez çifti, tutaç, tutak. İLE Laboratuvar maşası. | Tutacak. İLE Bir şeyin tutulacak yeri. | Tutacak. | Kabza. | Maşa, kerpeten vb. araçların tutmaya yarayan kanatlarından her biri. | Rehine. İLE Avuç içi ya da parmak uçlarıyla tutulabilen miktarda olan. İLE Tutamaç. | Tutunulacak, dayanılacak, güvenilecek nesne. )
- TUTAK ile Tutak
( Bir şeyin tutulacak yeri. | Tutacak. | Kabza. | Maşa, kerpeten vb. araçların tutmaya yarayan kanatlarından her biri. | Rehine. İLE Ağrı iline bağlı ilçelerden biri. )
- TUTAK/KABZA[Ar.] ile/ve/||/<> BALÇAK
( Silah, kılıç vb. şeylerde tutulacak yer, sap. İLE/VE/||/<> Kabza. | Kılıcın sapında/kabzada eli koruyan demir parça/bölüm. )
- TUTAM/GANZİLİS ile TUTAM ile TUTAM ile TUTAM/DİZENEK/TERTİP/NİZAM/FORMAT[İng.]
( Avuç içi ya da parmak uclarıyla tutulabilen miktarda olan. | Deste, demet. İLE Bankacılıkta kullanılan, borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi ya da pay, hisse, parti, lot. | Belge. İLE Durum. İLE Soruların biçimsel özellikleri, dile getirilişi, dizisi, geçişleri ve özel eylem simgeleriyle bir gözlem aracının taşıdığı biçimsel düzen. )
- TUTAMAK ile TUTUCULAŞMAK ile TUT ile TUTU ile TUTUCU/LUK ile TUTULU ile TUTAMAKSIZ ile TUTULU SATIŞ
- TUTAMLAMAK ile TUTAM/LIK ile TUTAM TUTAM
- TUTARLI OLMAK ile/ve/değil/<> TUTARLI DAVRANMAK
( Zorunlu değildir. İLE/VE/DEĞİL/<> Zorunludur. )
( Sorunlu olabilir. İLE/VE/DEĞİL/<> Sorunsuzdur. )
( Her zaman için geçerli olamayabilir. İLE/VE/DEĞİL/<> Çoğunlukla geçerli olmalıdır. )
( "İddia"sında/zannında olabilirsin. İLE/VE/DEĞİL/<> İspat edersin. )
( Söz ile. İLE/VE/DEĞİL/<> Tutum/tavır ile. )
- TUTARLI OLMAK TUTARLI DAVRANMAK
- Tutarlı KONUŞ!!!
- TUTKAL["TUT KAL"] ile/değil/yerine/||/<>/< TUTKU
- BINDER[İng.] / AGGLOMERANT, LIANT, AGGLOMÉRANT[Fr.] / BINDEMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= TUTKAL, YAPIŞTIRICI
- TUTKU:
ISTIRAP değil/yerine/> DEĞİŞİM
( Tutku, kişiyi, ıstıraptan, gelişim ve değişime taşıyan köprüdür. )
- TUTKU (ŞEREH)
- TUTKU ve/||/<>/= AKILSIZ (")BAĞLANMA(")
- TUTKU ile/ve/<> AŞK
( Zamanın unutturduğu. İLE/VE/<> Zamanın unutturmadığı. )
- TUTKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< AŞK
- TUTKU ile/ve ÇİLE
- TUTKU ile/ve/değil/yerine/>< FERÂGAT
- TUTKU ile FETİŞ
- TUTKU ile HIRSLI ile İDDİALI BİR ŞEKİLDE
- TUTKU = İHTİRAS = PASSION[İng., Fr.] = LEIDENSCHAFT[Alm.] = PASSIO[Lat.] = PATHOS[Yun.] = PASION[İsp.]
( Tutuklu kalmak. )
- TUTKU ile/ve/||/<> KORKU
- TUTKU ile KÖSNÜ/ŞEHVET
( ŞEHVET: Maddeye olan bağımlılık. )
( ŞEHVET: Anımsamak - imgelemek - ummak/beklentide olmak. )
( Kişiyi yenik düşüren her istek, kösnüdür/şehvettir. )
( LUST: Bondage to matter. )
( LUST: Remembering - imagining - anticipating. )
( GULMET: Şehvet fazlalığı. )
- TUTKU ile/değil/yerine NEŞE
- TUTKU ile/ve/değil/yerine TUTUM
- TUTKU ile/ve/||/<> US
- TUTKU ile/ve ZAAF
- TUTKULAŞMAK ile TUTKU ile TUTKUN/LUK ile TUTKULU ile TUTKUSAL ile TUTKUSUZ/LUK
- TUTMA ile BULUNDURMA
- TUTMA ile/ve/> GENİŞLETME
- TUTMA ile/ve/değil/||/<>/< TIKANMA
- TUTMAK/SAKLAMAK ile/yerine HEYBEYE ATMAK
- TUTMAK ile YARIŞMA DÜZENLEMEK ile TOPLANTI YAPMAK ile GERİ ÇEKİL ile TUT CANIM ile DAYAN ile TOPLANTI YAPMAK ile BİR GEMİYİ TUTMAK ile BİR DAKİKA BEKLE ile SAYGI DUYMAK ile SORUMLU TUTMAK ile TUTUCU ile TUTMA ile HOLDİNG ŞİRKETİ ile SIKI TUTMAK
- TÜTSÜLEMEK ile TÜTSÜLENMEK ile TÜTSÜLETMEK ile TÜTSÜ/LÜK ile TÜTSÜLÜ ile TÜTSÜ GÖZÜ
- TUTTUĞUN, ALTIN OLSUN! ile/ve/||/<>
ALLAH, NE İSTEĞİN/MURADIN VARSA, VERSİN!
( Gerçekleşse, ikisi de kötü dua/beddua olabilecek, bu kadar ileri/uc derecede ve olanaksız olan "düşünce", "dilek", "dua" ya da "sözlere", "dilde" ve yaşamımızda yer vermemek gerekmektedir. Niyeti ve sözü de abartmak yerine uygun/doğru davranış ve tutumlarımızla, hizmet ederek, eyleyerek, çalışarak ve daha çok vererek ya da paylaşarak yani "el duası olmadan, dil duasının olmayacağını" anlamak ve anımsamak durumundayızdır. Bilgisiz, akılsız, yetersiz yaklaşımlara ya da "üçkâğıtçılıkta", bunlar gibi abartılı sözlere de itibar etmemenin bilgisi ve bilinciyle sağlanabilmektedir. )
- TUTUCU ile APTAL ile KÖLE
( Düşünmeyen. İLE Düşünemeyen. İLE Düşünmüyor olmasına aldırmayan. )
- [ne yazık ki]
TUTUCU ile GERİCİ
- TUTUCU ile MUHAFAZAKAR PARTİ ile KONSERVATİF OLARAK ile MUHAFAZAKARLIK ile KORUMAK
- TUTUCU ile TUTUCU ile TUTUCU/İTİCİ[Fr. TENEUR] ile TUTUCU
( Süregiden toplumsal düzeni, düşünceleri ve kurumları değiştirmeden olduğu gibi korumak isteyen kişi. İLE Tutumlu. İLE Durmalı çıkışlarda, çiftekerciye yardım eden kişi. [Eskiden "itici" denilirdi. Çıkışta, koşucuyu itmek yasak olduğundan, bugün, bu yardımcılara "tutucu" denilmektedir.] İLE Ateş maşası. )
- TUTUK ile TUTUCU
- OCCLUDED WATER[İng.] ile/değil/yerine/= TUTUKLANMIŞ SU
- TUTULMA ile TUTULMA[Ar. HUSÛF/ECLIPSE] ile TUTULMA ile TUTULMA
( Toplum tarafından sevilme, ünlü olma, iyi tanınma, popülarite. | Tutuk duruma gelmek. | Kapatılmak, sarılmak. | Bir örgen ya da bir nesnenin hareket edemez olması. | Yakalanmak. | Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncu yakından izlenmek, tutulmak, markaja alınmak. İLE Bir gök cisminin, araya başka bir cismin girmesiyle bütününün ya da bir bölümünün görünmez duruma gelmesi. | Gözlemciye göre, iki gökcisminden birinin, öbürünü örtmesi. Ay'ın, Güneş'i örtmesi[gün tutulması]; Yer'in, Ay'ı örtmesi[Ay tutulması]. İLE Birine tutkun olma, sevme, âşık olma. İLE Oyuncunun söyleyeceklerini unutması. )
- MÉSON PIÉGÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TUTULMUŞ MEZON
- TUTUM:
GELİŞMİŞ ile/ve/||/<> "ÖĞRENİLMİŞ" ile/ve/||/<> SİNMİŞ
- TUTUM:
ORTADAN KALDIRICI değil/yerine DÖNÜŞTÜRÜCÜ
- TUTUM = ATTITUDE[İng., Fr.] = EINSTELLUNG/HALTUNG[Alm.] = ATTITUDINE[İt.] = ACTIDUD[İsp.]
- TUTUM ile/ve/değil EŞİK
- TUTUM ile/ve KARAKTER
- TUTUM ile/ve/< NİYET
( ... İLE/VE Neden değil Niçin[Ne İçin]. )
( İlke'li düşünmek, niyettir. )
( Niyet, davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )
( Onun, bizim için ne olduğunu, zihinsel tutumumuz belirler. )
( Özbilincim'in, "vicdânım" doğrultusunda eylemek isteğini beslemesi de, 'niyet'tir. )
- TUTUM ile/ve NİYET
( ... İLE/VE Neden değil Niçin(Ne İçin). )
( Niyet davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )
( Onun sizin için ne olduğunu zihinsel tutumunuz belirler. )
- TUTUM NİYET
- TUTUM ile/ve/||/<>/> SİYASET
( İnsanda. İLE/VE/||/<>/> Toplumda. )
- TUTUM ile/ve TAVIR
( Koşullarınızı (belki) değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
( Kibar, asil ve hassas bir tavır içinde olun. )
( İşlerinizde sessiz ve alçakgönüllü bir tavır edinin. )
( Alışkanlık haline gelmiş olan yumuşak tavır, sorunlar karşısında etkisiz kalmaya neden olur. )
( Uyumlu tavrınızdan vazgeçmeyin ve güncel, yararsız çözümlere kapılmayın. )
( Konumunuzu ancak bilinçli tavırlar sağlama alabilir. )
(
Yolcunun zenginliği, kişinin iç varlığıyla barışık olma yeteneğinin simgesidir ve bu durum uyumlu ve çekici bir tavrı yaratır. )
- TUTUM TAVIR
- TUTUM ile TUTUMLU/LUK ile TUTUMSUZ/LUK ile TUTUMSUZCA
- TUTUMLARI BELİRLEMEK ile/ve TUTUMLARDA TUTARLI OLMAK
- TUTUMLULUK ile/ve/||/<> KISINMAK
( ... İLE/VE/||/<> Kendi gereksinimlerini karşılamakta tutumlu davranmak, imsak etmek. )
- TUTUM/U BENİMSEMEK ile/ve/> ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK
- TÜTÜN(/SİGARA/NARGİLE VS.) ve/||/<>
DUMAN değil GAZ
ve/||/<>
"BIRAKMA" değil BAŞLAMAMA
ve/||/<>
İRÂDE
["Evet!"
diyebilme olanağı/gücü/isteği]
değil
İHTİYÂR
["Hayır!"
diyebilme olanağı/gücü/isteği]
- TÜTÜN/LÜK ile TÜTÜNCÜ/LÜK ile TÜTÜN RENGİ ile TÜTÜN BALIĞI
- TUTUNMA(MA)K ile DEMİR ATMA(MA)K
- FLAMMABLE GASES[İng.] ile/değil/yerine/= TUTUŞABİLİR GAZLAR
- TUTUŞMAK ile TUTUŞABİLMEK ile TUTUŞUVERMEK ile TUTUŞ
- TUTYA[Ar. < TUTİYA] değil/yerine/= SÜRME
( Sürme. Göz ağrılarına iyi gelen, sürme gibi göze çekilen bir em. | Çinko. | Mor renkli, kokulu bir kır çiçeği. )
- TUTYA | ÇİNKO ile/||/<> ÇİNKO ile/||/<> ÇİNKO[İt. < CINQUE | İT. < ZINCO]
( kimya Sert mavimsi ak renkli pirinç yapımında ve galvanizlemede kullanılan bir metal A A 65 38 A S 30 Ö A 7 14 E S 419 C Vücutta karbonik anhidraz ve alkalin fosfataz gibi enzimlerin tamamlayıcısı niteliğinde proteinlerin biyosentezi kemik diş ve cinsiyet hormonlarının yapısına giren birçok vücut işlevinin sürdürülebilmesi ve bağışıklık sistemi için gerekli olan genellikle üreme verim düşüklüğü çeşitli deri hastalıklarının tedavisi ve önlenmesi amaçlarıyla da kullanılan bir element )
- TUVAL[Fr. < TOILE]/CANVAS[İng.] ile TUVAL[Fr. < TOILE]
( Üzerine resim yapılan, gerdirilmiş keten, kenevir ya da pamuklu kaba kumaş. İLE Bu kumaşın üzerine yapılmış tablo. )
- TUVAL ile TUVACA
- TUVALET ile FERAH ile MALLAR ile EMTİA
- TUVALET ile/ve/<> KUM ODASI
( Malawi'de, tuvaletler, kum odaları biçiminde oluşturuluyor. Bir blok dolunca, bir kolla, kum odaları değiştiriliyor. Kullanılan kum blokları, kurutulup gübre olarak kullanılıyor. Zorunluluktan ve olanaksızlıklardan da olsa önemli bir çevresel ve doğal çözüm sunuyor. )
- TUVALETE GİDİP, GELEYİM yerine "TELEFON EDİP, GELEYİM" (gibi)
- TÜVÂNÂ[Fars. < TEVÂNÂ] değil/yerine/= GÜÇLÜ, DİNÇ, CANLI
- TÜY ile/değil ÖLKER/ÜLGER
( ... İLE/DEĞİL Kadife, şeftali vb.'nin üzerinde bulunan ince tüy. )
- TÜY ile/ve/değil TELEK
( ... İLE/VE/DEĞİL Kuşların gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, çeşitli renklerde kalın eksenli tüy. )
- TÜY ile TÜY KENARI ile TÜYLER ile TÜYLÜ
- TÜY ile/değil ZELFE
( ... İLE/DEĞİL Yeni çıkmaya başlayan kanat tüyü. )
- (TÜYLERİ/M) DİKEN DİKEN
- TÜYLERİNİ ALMAK ile TÜY DÖKÜCÜ
- TÜYLÜ["TÜĞLÜ" değil!] ile/ve/||/<>/> TÜLEKMEN
( ... İLE/VE/||/<>/> Kabarık tüylü. )
- TÜYLÜ ile TÜYLÜ MEŞE ile TÜYLÜ DALAK OTU
- TÜYO ile ÖNERİ
- TUYUĞ ile/||/<> TUYUĞ
( 1 XIV ve XV yüzyıllarda birkaç ozanın yazdığı fâilâtün fâilâtün fâilün ölçüsünde dört dizeli ve a a a uyaklı bir koşuk biçimi Dilberin işi itab ü naz olur Çeşmi cadu gamzesi gammaz olur Ey gönül sabret tahammül kıl ana Yare erişmek işi az az olur Kadı Burhanettin 2 Halk edebiyatında rubainin karşılığı olan bir koşuk biçimi Bir tek dörtlükten oluşur Uyak düzeni mani gibidir On bir heceli olanları aruzun fâilâtün fâilâtün fâilün kalıbına uyar Duyuğ da denir Az kullanılan bir koşuk biçimidir Halk edebiyatı terimi Duyuğ duyuğ )
- TUYUR-I ASÂFİR FIRKASI | ÖTÜCÜ KUŞLAR ile/||/<> ÖTÜCÜ KUŞLAR
( zooloji Kuşlar Aves sınıfnın karinalılar Carinatae bölümünden çeşitli boyda türleri olan türleri genellikle tüneyen ses kaslarının bağlantı ve yerleri dikkate alınarak ses kasları gelişigüzel dizililer Anisomyodi ve ses kasları eşit dizililer Diacromyodi olmak üzere iki alt takımı olan mevcut kuş türlerinin yarısını içine alan 7000 kadar türü bulunan bir takım )
- TUYUR-I ASÂFİR FIRKASI | ÖTÜCÜ KUŞLAR ile/||/<> SERÇE
( (zooloji) @@ Kuşlar (Aves) sınıfnın, karinalılar (Carinatae) bölümünden, çeşitli boyda türleri olan, türleri genellikle tüneyen, ses kaslarının bağlantı ve yerleri dikkate alınarak ses kasları gelişigüzel dizililer (Anisomyodi) ve ses kasları eşit dizililer (Diacromyodi) olmak üzere iki alt takımı olan, mevcut kuş türlerinin yarısını içine alan, 7000 kadar türü bulunan bir takım. )
- TUZ RUHU[Osm.] / SPIRITS OF SALT, HYDROCHLORIC ACID[İng.] / ACID CHLORHYDRIQUE, ESPRIT DE SEL[Fr.] / SALZSÄURE, CHLORWASSERSTOFFSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZ ASİDİ, HİDROKLORİK ASİT
- TUZ-BUZ (OLMAK) UN-UFAK (OLMAK/ETMEK)
- TUZ-EKMEK HAKKI
- TUZ GÖLÜ ile LÛT GÖLÜ ile LA'NGA CO GÖLÜ ile SALT LAKE CITY
( Ankara ile Konya arasında bulunan göl. İLE Ürdün ile İsrail sınırındadır. [Normal denizlerden 10 kat daha tuzludur.] [24 farklı mineral içeren bu gölden, Potasyum minerali elde edilmektedir.] İLE Tibet'tedir. İLE Amerika'nın, Utah eyaletindedir.[Batı yarıküresinin en büyük tuzlu su kütlesi ve dünyadaki tuzluluk oranı en yüksek iç su kütlelerinden biridir.] [Tuz gölleri, balık ve bitkiden yoksundur.] )
( ... ile ... ile

ile ... )
- SALINIMETER[İng.] ile/değil/yerine/= TUZ ÖLÇER
- SALMETER[İng.] ile/değil/yerine/= TUZ YOĞUNLUĞU ÖLÇER
- TUZ ile ASİT TUZU ile BAZİK TUZLAR ile KAYA TUZU ile DENİZ TUZU[HİPERTONİK] ile KAN TUZU[İZOTONİK] ile BİLEŞİMİNDE HİDRAT BULUNAN TUZLAR
( ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE Gövdemizdeki/kanımızdaki[izotonik] tuz, binde dokuz[0,009] oranındadır. İLE Deniz suyundaki[hipertonik] tuz, binde otuzdur[0,030][%3]. İLE ... )
( ... VS. ... VS. ... VS. ... VS. [0,009] in the blood/body. VS. [0,030][%3] in the sea water. VS. ... )
- TUZ ile BAZAL[Fr. < BASAL]
( ... İLE Bazı çok olan tuz. | Bazın özelliklerini taşıyan. )
- TUZ ile ESTER
( Asit ve bazın nötralizasyonu sonucu oluşan bileşik. İLE Asit ve alkolün tepkimesi sonucu oluşan bileşik. )
- TUZ ile TUZ RUHU ile TUZU KURU/LUK ile TUZ EKMEK HAKKI ile TUZ EKMEK DÜŞMANI
- TUZAĞA DÜŞ(ÜR)MEK ile/ve/değil/||/<>/< GAFİL AVLA(N)MAK
- TUZAĞA DÜŞÜRMEK ile TUZAK ile TUZAĞA DÜŞÜRÜCÜ
- [ne yazık ki]
!TUZAK ile/ve/||/<> !KUNDAK
- TUZAK = MANDEPSİ[argo]
- TUZAK ile/ve/değil/||/<> PUSU
( [ne yazık ki] Yakalamaya yarayan araç ya da düzenek. | Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzenek. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Birine saldırmak için saklanarak beklenilen yer. )
- TRAP[İng.] / PIÈGE[Fr.] ile/değil/yerine/= TUZAK
- TUZAK ile/||/<> TUZAK
( Fiziksel kimya aygıtlarında kimi gazları yoğunlaştırarak alıkoyan ya da asıltı taneciklerini tutan kap 1 Bir alıcıdaki istenmeyen ünlemleri eleyen ya da yok eden soğurum süzgeci 2 Boşluk oluşturan emmeçlerde yayınan yağ ya da cıva uçuklarını soğutup yoğuşturarak tutan düzenek Su ürünlerinin bir hazne içerisine girip yakalanmasını sağlayarak kaçmasına engel olan geliştirilmiş av araçları Anadoluda duzak olarak da geçer duzak duzak tuzak tuzak Blk tuzak tuzok tuzak Kırgızlar kıldan yapılmış tuzağa kıltak adını verirler Alt Tel tuzak duzak ilmik ilmikli kapan tuhax tusax ip ilmek zincir bukağı OT tuzak Kökenini bilmiyoruz Türkçe tuzak ile tor ağ biçimi arasında bağlantı kurulamaz tor 1 )
- TUZAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TUZAKLI
- TUZAKLAMAK ile TUZAKLANMAK ile TUZAK ile TUZAKÇI/LIK
- TÜZE(HUKUK) GÜVENLİĞİ / TÜZE(HUKUK) GÜVENCESİ
- TÜZE(HUKUK) ve/<>/|| FİZİK
- TÜZE/HUKUK ve/||/<> SABIR
( Hukuku bilen(/ler), sabreder. )
- TÜZE(HUKUK) ile/<> YAZIN(EDEBİYAT)
( Toplumbilim. İLE/<> Sanat. )
( [Amaç] Adâlet. İLE/<> Dilde ve düşüncede, incelik. )
( Yorum, yasa koyucunun amacına göredir ve gerekçelere bakılır. İLE/<> Çağrışım ve yorumlar, okurdan okura değişir. )
( İkisi de bir "söz" söyler fakat hukuk açısından "kuralın" ya da "yargının" sözü esastır. [Kuralın sözünü, yasa koyucu; yargının sözünü, yargıç söyler. Yargıcın sözü, kuralın sözüne uygun olmak zorundadır.] İLE/<> Önemli[öncelikli] olan, öykünün sözüdür. )
( [sözü] Yasa koyucu ya da yargıç söyler. İLE/<> Önce, yazar; sonra, okur söyler. )
( Akla, mantığa ve toplumsal gerçekliğe dayanır, sınır koyar. İLE/<> Hayal gücü ve yaratıcılık, öne çıkar ve sınırsızdır. )
( [sözü] Zorla söyler, zorla dinletir. İLE/<> Zorla söylemez, ["Heves" sözüdür, muhatapları gönüllüdür.]
["Zorla güzellik olmaz!" ama hukuk olur! Hukuk'un, zorlayıcı/yaptırım gücü vardır.] )
( Tekil öyküler hakkında yargıya varabilmek için olası öykülerin tamamını kuşatacak, "genel kurallar" koymayı amaçlar.[Tekil bir öykünün peşinden giden edebiyat, hukukun sabitlemek, her zaman ve her yerde aynı anlama getirmek istediği sözü açmak, genişletmek, çoğaltmak, yeni anlamlar katmak içindir.] İLE/<> Kişinin, insan öykülerinin peşindedir. )
( Çelişki sevmez, gördüğü yerde çelişkileri bertaraf etmek ister. İLE/<> Çelişkileri kışkırtıp bu çelişkilerden yeni anlamlar doğmasına ebelik yapmayı, en azından böylesi olasılıklar bulunduğunu unutturmamayı arzular. )
( Tekil kişiyi, genel ve soyut koşullar içinde değerlendirir. Yasalar, genel işlemlerdir, belirli bir durum içindeki herkes için düzenlenmişlerdir[tedvîn]. İLE/<> Kişinin, bir başkasından ayrıldığı noktaların peşindedir. )
( Yönlendirmelerle ilgilenmez, eylemle ilgilenir. Hukukun odaklandığı, öncelikle eylemdir, istisnalar dışında, eyleme giden yol önem taşımaz. İLE/<> Bu yoldaki uğrakları, kişinin durumunu, yönlendirmelerini, onu etkileyen etmenleri didikler. )
( Kişinin, neyi, neden yaptığının değil ne yaptığının ve bu yaptığının ne gibi sonuçlar doğurduğunun yanıtını arar. İLE/<> Kişinin derinliğinin ve yapıp ettiklerindeki değişkenlerin peşindedir. Bunun doğal sonucu olarak, edebiyatçı, insanı, "yargılamak" yerine anlamaya çalışır. )
( Süreç ve sonuç birliği, bütünlüğü vardır/aranır. İLE/<> Süreç odaklıdır. )
( Açık, net, sözü uzatmayan ve tartışmaya kapalı
bir ifade biçiminin peşindedir. İLE/<> Sayısız çağrışımlar, uzun soluklu ifadeler kullanır. )
( Hukuk ve Edebiyat Dersleri’nin, Türkiye’deki Serüveni:
Özyeğin Ünv., Bilgi Ünv. [2014 - ...]
Akdeniz Ünv., Kemerburgaz Ünv., Ulus. Antalya Ünv. [2013 - ...]
Turgut Özal Ünv., Yaşar Ün, [2012 - ...]
Kocaeli Ünv., Atılım Ün. [2011 - ...]
Kadir Has Ünv. [2009 - ...]
Ankara Ünv. [2006 - ...]
Galatasaray Ünv. [2005 - 2010]
Bilgi Ünv. [2004 - 2007]
Bahçeşehir Ünv. [2001 - 2010]
Dünyada, edebiyat ve hukuk ilişkisinin, akademide konuşulmaya başlandığı tarihler...
ABD’de, 1800'lerin sonu...
Almanya ve İtalya'da 1920'li yıllar...
Fransa ve İspanya2da 1950'li yıllar... )
( Düz kalıplardan oluşan, tek renkli, sınırlı ifade
olanakları ile iş görür. İLE/<> Sözcükleri, sınırsızca kullanır, benzetmeler, ironiler, çift anlamlar, imâlar ile son derece geniş dil olanaklarına sahiptir. )
( "h" ve "k" ["sert"] İLE/<> "d" ve "b" [yumuşak] )
( Düzenler, emreder, tanımlar ya da bilgilendirir. İLE/<> Belirtir. Duygu ve düşünceleri, estetik kaygılarla dile getirir. )
( Hukuk metni, "yazar" merkezlidir. İLE/<> Edebî metin, okur merkezlidir. )
( Alıcı, satıcı, sanık, mağdur gibi sonsal sınıflandırmalar içinde biriciklikleri pek de düşünülmeden değerlendirilirler.[Katalog suçlar vardır fakat katalog kahramanlar yoktur.] İLE/<> Kişi[kahraman], kendine özgüdür. Biricik olduğu göz ardı edilmez. )
( "Olmayacak" bir öykü üstüne söz söylemez. İLE/<> Gerçeğe aykırı olanla da olanaksız olanla da ilgilenir.
Yasa, olası öykülerde...
Ya kahramana ne yapması gerektiğini söyler: Kural
Ya ne yapmaması gerektiğini: Yasak
Ya yapacağı şeyi nasıl yapacağını: Yöntem/Usûl
Ya kahramanın yaptığı şeyi yapmış sayıp saymayacağını: Tespit
Ya da kahramanın yaptığı ya da yapmadığı şeyin yaptırımını: Ceza, Tazminat vb. )
( Hukuk Fakültesi Mezunu Yazarlar...
Fuat Köprülü, Necati Cumalı, Oktay Rıfat, Ziya Osman Saba, Mithat Cemal Kuntay, Burhan Felek, Samet Ağaoğlu, Metin Önal Mengüşoğlu, Rasim Özdenören, Mevlana İdris, Sibel Eraslan, Nuri Pakdil, Orhan Seyfi Orhon, Şevket Rado, Gülten Akın, Demir Özlü, Vüs'at O. Bener, Orhan
Hançerlioğlu, Asaf Halet Çelebi, Çetin Altan, İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Zeyyat Selimoğlu, Şemsi Belli, Kemal Burkay, Erdal Öz, Yiğit Okur, Ebubekir Eroğlu, Tahir Abacı, Turgay Fişekçi, Akif Kurtuluş, Behçet Çelik, Faruk
Erem...
Hukuk Fakültesi Mezunu Müzisyen...
Şerif Muhiddin Targan
Hukuk Fakültesini yarıda bırakanlar:
Attilâ İlhan, Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Hilmi Yavuz, Ahmet Muhip Dıranas, Melih Cevdet Anday... )
( Hukuk ve Edebiyat Dersleri’nin, Türkiye’deki Serüveni:
Özyeğin Ünv., Bilgi Ünv. [2014 - ...]
Akdeniz Ünv., Kemerburgaz Ünv., Ulus. Antalya Ünv. [2013 - ...]
Turgut Özal Ünv., Yaşar Ün, [2012 - ...]
Kocaeli Ünv., Atılım Ün. [2011 - ...]
Kadir Has Ünv. [2009 - ...]
Ankara Ünv. [2006 - ...]
Galatasaray Ünv. [2005 - 2010]
Bilgi Ünv. [2004 - 2007]
Bahçeşehir Ünv. [2001 - 2010]
Dünyada, edebiyat ve hukuk ilişkisinin, akademide konuşulmaya başlandığı tarihler...
ABD’de, 1800'lerin sonu...
Almanya ve İtalya'da 1920'li yıllar...
Fransa ve İspanya2da 1950'li yıllar... )
( Hukuk ve Edebiyat arasında, buraya kadarki FaRkLaR, Sayın
Mehmet Ali Başaran'ın (avukat ve edebiyatçı) tespitleridir. Katkıları için çok teşekkür ediyor, çalışmalarının ve başarılarının sürekliliğini diliyoruz... )
- TÜZE/HUKUK ile/ve/||/<> AKTÖRE/AHLÂK
( [Hesap] Eylemden sonra. İLE/VE/||/<> Eylemden önce. )
( Görünen ahlâk. İLE/VE/||/<> Görünmeyen hukuk.
Visible moral. VS./AND/||/<> Invisible law. )
- TÜZE ile/ve TOPLUMBİLİM
- TÜZE ile TÜZEL/LİK ile TÜZEL KİŞİ/LİK
- TÜZE/HUKUK:
BORU GİBİ değil/yerine HUNİ GİBİ
- TÜZE/HUKUK:
VAR OLAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLMASI GEREKEN
- TÜZE(HUKUK) ile/ve/||/<> ADLÎ TIP
- TÜZE/HUKUK ve/=/||/<>/>/< BÜTÜN/LÜK
- TÜZE(HUKUK) ile/ve/||/<> ÇOKLU TÜZE
- TÜZEL/HUKUKÎ ERDEMLER'DE:
GENELLİK ve/||/<> İLÂN ETME ve/||/<> GERİYE YÜRÜ(TÜLE)MEME ve/||/<> AÇIKLIK ve/||/<> ÇELİŞKİSİZLİK ve/||/<> UYMA OLANAĞI ve/||/<> KALICILIK ve/||/<> İLÂN EDİLEN KURAL İLE RESMÎ EYLEM ARASINDAKİ UYGUNLUK
- TÜZEL/HUKUKÎ ile/ve/||/<>/< TÜREL/ÂDİL
- TÜZEL İŞLEYİŞTE:
İNGİLİZ ile/ve/||/<> AMERİKAN ile/ve/||/<> ALMAN ile/ve/||/<> TÜRK
- TÜZEL ile TÖZEL
( Hukukla ilgili, hukuksal, hukukî. | Hükümle ilgili, hükmî. İLE Tözle ilgili. )
- TÜZEL/HUKUKÎ SORUMLULUK ile/ve/değil/=/||/<>/>/< İNSANÎ/BİREYSEL SORUMLULUK
- TÜZE'NİN TEMEL İLKELERİ - ULPIAN[M.S. 170 - 223]:
ONURLU YAŞAMAK ve/||/<> BAŞKASINI İNCİTMEMEK ve/||/<> HERKESE, HAKKINI TESLİM ETMEK
- TÜZENİN(HUKUKUN):
ÜSTÜNLÜĞÜ ve/||/<> KORUYUCULUĞU
( Kuşkunun bulunduğu durumlarda, haktan yararlanma durum ve yeteneğini genişletmeyle gerçekleşir. )
- TUZLA/MEMLEHA[Ar.] ile Tuzla
( Kıyılarda, tava denilen havuzlara deniz ya da göl suyu akıtıldıktan sonra kurutularak tuz çıkarılan yer. | Tuzlak. İLE İstanbul iline bağlı ilçelerden biri. )
- TUZLAMAK ile TUZLANMAK ile TUZLA ile TUZLAK
- SALT ICE[İng.] ile/değil/yerine/= TUZLU BUZ
- TUZLU SU İÇME(ME)K ile/ve/||/<> KEÇİBOYNUZU YEME(ME)K
- BRINE[İng.] / SAUMURE[Fr.] / SOLE (SALZSOLE), SALZLÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZLU SU
- TUZLUK ile/||/<> TAZE PEYNİR SERTLEŞTİRME DOLABI (-MARAŞ)
( Taze peynir sertleştirme dolabı Maraş )
- TUZLU/LUK ile TUZLUK ile TUZLUCA ile TUZLUKÇU ile TUZLU BALGAM
- TUZSU ile TUZSUZ/LUK
- TUZU KURU OLMAK ile/değil GÖTÜNDE PİRELER UÇUŞMAK
- TÜZÜK ile/ve/||/<>/> YÖNETMELİK
- TVİST ile TVİSTÇİ
- TWENTY :/yerine YİRMİ
- TWETT, M[İng.] ile/değil/yerine/= TWETT, M.
- TWICE :/yerine İKİ KERE
- TWINE[İng.] ile/||/<> KINNAP[Ar. < KİNNEB]
( Kaba şeyler dikmeye bağlamaya yarayan ince sicim veya kalın iplik )
- TWİST ANGLE ile/||/<> MOİRÉ ile/||/<> MAGİC ANGLE
( Üst üste konan iki atomik-ince tabakanın birbirine göre döndürülme açısıdır; bu açı malzemenin elektronik özelliğini kökten değiştirir. @@ İki hafifçe döndürülmüş örgünün üst üste binmesiyle oluşan, çok daha büyük ölçekli yeni bir dönemsel desendir. @@ Grafen tabakalarının, yaklaşık 1,1 derece döndürüldüğünde bantların düzleşip süperiletkenlik gibi güçlü etkileşim olaylarının belirdiği özel açıdır. Üçü, döndürerek malzeme tasarlama (twistronik) alanının temel kavramlarıdır. )
( Formül: θ = 1.1° (magic) )
- TWIST[İng.] ile/||/<> GAM[Ar. < GAMM | FR. < GAMME]
( Ağ ipliklerinin burkulması durumu )
- (not TWO TIMES) TWICE
- TX/ORGAN NAKLİ/TRANSPLANTATION[İng.] değil/yerine/= ÖRGEN AKTARIMI
- TXT/TEXT[İng.] değil/yerine/= METİN DOSYASI
- TYAGA ile ...
( Red, terk. Tyaga tüm çalışmaların meyvelerini red ve terk etmektir. Örneğin, tyaga, karma'yı tutkusuzca ve sonuçları hakkında hiçbir arzu taşımaksızın icra etmelidir, yerine getirmelidir. )
- TYNDALL EFFECT[İng.] / EFFET TYNDALL[Fr.] / TYNDALL-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TYNDALL ETKİSİ/OLAYI
- TYPE I ERROR ile/||/<> TYPE II ERROR
( Type I α doğru H₀ reddi, Type II β yanlış H₀ kabulü. )
( Formül: False positive İLE false negative )
- TYPE OF RHUBARB[İng.] ile/||/<> RHUBARBE[Fr.] ile/||/<> RHEUM RIBES[Lat.] ile/||/<> RHABARBER[Alm.] ile/||/<> IŞKIN
( Karabuğdaygiller Polygonaceae familyasından taban yaprakları geniş yaprakları ve kabukları yenen 4060 cm kadar boyda olan bir bitki türü Yerel ağızlarda ışkın yanında ışgın ve uşgun biçimleri de kullanılır ışgın ravent ışkın Orta Türkçede ışgun ve kışgun olarak geçer Halasi Kun Köprülü Arm 1 47 Eski Kıpçakçada ışkun biçimi kullanılır Farsça aşxūn aşxuwān a sort of dock plant sözünden alınmıştır Farsçada işxūn a sort of dock olarak da geçer Kâşgarlı Mahmudun ışgun yanında verdiği kışgun biçiminin başındaki k sesi açıklanmaya muhtaçtır Teleütlerin ravende verdikleri yışkım ve yışkıt adı düşündürücüdür Bu ad ile ışkın arasında bir bağ kurulabilir mi açık olarak bilmiyoruz Yalnız yışkım adı yanında geçen yışkıt biçiminin bir yazım yanlışı sonunda ortaya çıktığı anlaşılıyor yazısında ш ş ile т nin el yazısındaki biçimi т kolaylıkla karıştırılabilir Örn Radloffun sözlüğünde Tatarca ışkı sözü yanında geçen ıtkı biçimi bu tür bir yazım yanlışı sonunda ortaya çıkmıştır ışkı Katarinskiynin verdiği Başkurtça koroş biçimi de buna benzer bir örnektir Gombocz BTLw 130 bu verinin Türkçe kurumdan başka bir şey olmadığını fark etmemiştir Tzitzilisin ışkının Rumcadan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır GrLw 371 Eren TD 54 332 371 )
- TYPHO[İng.] ile/||/<> TİFO[Yun.]
( Salmonella typhi ile bulaşık besin ve suların neden olduğu ateşli hastalık )
- TYPICAL :/yerine TİPİK, KENDİNE ÖZGÜ
- TYPICALLY :/yerine TİPİK OLARAK
- TZU-JAN[Çince] ile ...
( Doğal olarak, kendiliğinden oluşum. )
- U KUARK ile/ve/||/<> D KUARK ile/ve/||/<> ELEKTRON
(
)
- UBİKİTİN[İng. UBIQUITIN] ile/||/<> KOVALENT BAĞ[İng. COVALENT BONDS]
( Ökaryot gözelerde yaygın olarak bulunan, göze proteinlerinin proteazlarla parçalanabilmesi için parçalanacak proteine kovalent bağlarla bağlanan, enzim özelliği bulunmayan, sıcaklığa dayanıklı, 76 amino asitlik küçük bir protein. @@ Kimyada iki atom arasında bir elektron çiftinin paylaşımından kaynaklanan atomlararası bağlantıyı gösteren bağ. Bağlama çekirdeklerinin aynı elektronları elektrostatik olarak çekiminden kaynaklanır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- UBS/SPATIAL INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= UZAMSAL BİLGİ DÜZENİ
- UBÛDET = AŞK VE ŞEVL[çoğ. EŞVÂL]
( ŞEVL: Vazodaki su kalıntısı. | Geniş, ıssız, tenha toprak. )
- ÜÇ AKIL:
MUTLU ve/||/<> YARDIMSEVER ve/||/<> EVRENSEL
- 3 ANA RENK ve/<> 3 ANA BİÇİM
( Sarı, Kırmızı, Mavi. VE/<> Daire, Kare, Üçgen. )
- ÜÇ AŞAĞI, BEŞ YUKARI
- ÜÇ AYLAR/ŞÜHÛR-İ SELÂSE:
RECEP ve/> ŞABAN ve/> RAMAZAN
- UC BİRİM ile UZANTI
- ÜÇ BOYUT/İMTİDAD-I SELÂSE
( * UZUNLUK/BOY
* GENİŞLİK/EN
* DERİNLİK )
- ÜÇ/DÖRT BOYUT ile/ve/değil/||/<>/< 11 BOYUT
- ÜÇÜNCÜ BOYUT:
YÜKSEKLİK değil DERİNLİK
- ÜÇ BÜYÜK TEHLİKE:
DUYGUSUZLUK ile/ve/<> ETKİSİZLİK ile/ve/<> AKILSIZLIK
( "Akıllı" kişilerde. İLE/VE/<> "Duygulu" kişilerde. İLE/VE/<> Etkili kişilerde. )
- ÜÇ ...:
CAN ve/||/<> HAZİNE ve/||/<> DOST ve/||/<> İTİRAZ ve/||/<> İSYAN ve/||/<> KILAVUZ ve/||/<> KIZILAN ve/||/<> HAYRANLIK ve/||/<> DÜŞMAN
( Üç canım var benim: Barış, özgürlük ve adâlet...
Üç hazinem var benim: Liyâkat, asâlet ve cesâret...
Üç dostum var benim: Bilgi, eşduyum ve dirâyet...
Üç itirazım var benim: İnkâr, kibir ve hamâset...
Üç isyanım var benim: Biat, yalakalık ve icâzet...
Üç kılavuzum var benim: Sevgi, alçakgönüllülük ve metânet...
Üç kızdığım var benim: Kıskançlık, tembellik ve cehâlet...
Üç hayranlığım var benim: Hoşgörü, dürüstlük ve zarâfet...
Üç şeye düşmanım ben: Nankörlük, zulüm ve ihânet...
)
- DREHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇ FAZLI AKIM
- THREE PHASED[İng.] / DREI EINGETEILT, DREIPHASE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇ FAZLI
- ÜÇ FİDAN PARKI
( Uskumruköy Mahallesindedir. 3.596,70 m²'lik bir alan üzerindedir. 2.950,00 m²'lik yeşil alana sahiptir, 225,00 m²'lik çocuk oyun alanı ve 60,00 m²'lik spor alanı bulunmaktadır. )
- ÜÇ İSTANBUL <> MİTHAT CEMAL KUNTAY
( kitabını da okumanızı salık veririz. )
- 3 KİŞİ/ARKADAŞ ile/yerine/ve 2, 4, 5, 6 [< üzeri] KİŞİ/ARKADAŞ
( Üç kişi, olanaksız bir üçgen oluşturduğundan, biri, öbeği[grubu] terk etmelidir. )
( Üç kişi, birlikte yürürken, birini yitirir. )
- TRIPLE-BEAM BALANCE[İng.] ile/değil/yerine/= ÜÇ KOLLU TERAZİ
- 3 KULLUVALLAH 1 ELHAM değil 3 İHLÂS (SÛRESİ) 1 FÂTİHÂ (SÛRESİ)
- ÜÇ KÜRE ve/||/<>/> YEDİ KÜRE ve/||/<>/> ONBİR KÜRE
- ÜÇ LOPLU YAPRAK = VARAK-I SÜLÂSÎYÜ'L-FÜSÛS = FEUILLE TRILOBÉE
- THREE CENTERED BOND[İng.] ile/değil/yerine/= ÜÇ MERKEZLİ BAĞ
- ÜÇ NESİL ile/ve/||/<> ÜÇ HAYAT
( Refik Halit Karay )
- ÜÇ NESNE SORUNU:
( 1- Nesneyi oluşturan, bölünemeyen en küçük yapı, temel parçacıklar nelerdir?
İLE/VE/||/
2- Temel parçacıkları birarada tutan, nesneleri oluşturan güç nedir?
İLE/VE/||/
3- Temel parçacıklara kütle kazandıran, yani nesnel evreni oluşturan fiziksel mekanizma nasıl bir şeydir? )
- THREE COLOURS TECHNIQUES[İng.] / TECHNIQUE TRICHROME[Fr.] / DREIFARBENTECHNIK[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇ RENK TEKNİĞİ
- 3 ŞEY TATİL EDİLMEZ
- 3 SÜTUN ile/ve/+ 1 SÜTUN
( Kâbe'de/ki. İLE/VE/+ Kişi/sen! )
( HANNÂN ve MENNÂN ve DEYYÂN ve/+ SÜBHÂN )
- 3 SÜTUN ve 4. SÜTUNUN YERİ
( Hikmet, Güç, Estetik. VE Kişi. )
( KÂBE'DE: HANNÂN, MENNÂN, DEYYÂN ve SÜBHÂN )
- UC ile/değil AGLET
( ... İLE/DEĞİL Ayakkabı bağcıklarının ucunda bulunan bant. )
- BORNE[Fr.] ile/değil/yerine/= UÇ
- UC ile BURUN
- UC ile/değil DORUK-ETEK
- UC ile KUTUP
- UC ile ÖTESİ OLMAYAN
- UC ile TARAF
( Uclar, güdülenmeyi engeller! )
( TARAFEYN: Uclar. )