- MOHS-SKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= MOHS CETVELİ
- MOHS MİKYASI[Osm.] / MOHS SCALE[İng.] ile/değil/yerine/= MOHS ÖLÇEĞİ
- MOIST vs. WET
- MOKSHA[Sansk.] ile ...
( Dünyevi mevcudiyetten kurtuluş, özgürleşme. "Mukta", kurtulmuş insan. | Bağımsızlaşma, iç özgürlük. )
- POINT[İng.] ile/değil/yerine/= MOKTA
- MOLE FRACTION[İng.] / FRACTION DE MOLE[Fr.] / MOLENBRUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= MOL KESRİ
- MOL, PROF. DR. TORUL(İST.1940)
( Üniversite Öğretim Üyesi. İlk ve ortaokulu Kasımpaşa'da okudu. 1959'da İstanbul Atatürk Erkek Lisesi ve 1963 yılında da İ.Ü. Orman Fakültesinden mezun oldu. 1966 yılında İ.Ü. Orman Fakültesi Orm an Entom lojisi ve Koruma Anabilim Dalında asistan olarak göreve başladı. 1972 yılında Ormancılık İlimleri Doktoru, 1979 yılında Doçent, 1988 yılında da Profesör oldu. 1996 - 2007 yılları arasında Orman Entomolojisi ve Koruma Anabilim Dalı Başkanlığı yaptı, 18.01.2007 tarihinde emekli oldu. Or. Fakültesini bitirdikten sonra, 1963 Kasım ile 1964 Nisan ayları arasında İstanbul Bahçeköy Or. İşl. Müdürlüğü'nde Orman Yüksek Mühendisi olarak görev yaptı. 1964 - 1966 tarihleri arasında askerlik hizmetini yaptı. 1974 - 1987 yılları arasında ÖSYM İstanbul İl Sınav Yönetici Yardımcılığı görevini sürdürdü. Yayınlanan kitapla: 1) Önemli Kelebek Familyaları ve Özellikleri. 2) Marmara ve Ege Bölgeleri Ormanlarında Yaşayan Geometridae Türleri Üzerinde Araştırmalar. 3) Elazığ Ormanlarında Yemlik Yaprak Yararlanmasının Orman Ağaçlarına Etkileri. 4) Populasyon Dinamiği. 5) Yaban Hayvanları Bilgisi H. Çanakçıoğlu). 6) Orman Entomolojisi Zararlı ve Yararlı Böcekler (H. Çanakçıoğlu). 7) Orman Entomolojisi (Genel Bölüm) –H. Çanakcıoğlu -). 8)Tohum ve Kültür Zararlıları (H. Çanakçıoğlu). 9) Böceklerde Davranış. 10) Yaban Hayatı Bilgisi kitaplarını yayımladı ve ayrıca pek çok bilimsel makale ve rapor yazdı. )
- MOLA ile MOLAS ile MOLALI ile MOLASIZ ile MOLA TAŞI
- MOLAL SOLUTION[İng.] / SOLUTION MOLAL[Fr.] / MOLALE LÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAL ÇÖZELTİ
- MOLAR SUSCEPTIBILITY[İng.] / SUSCEPTIBILITÉ MOLAIRE[Fr.] / MOLARE SUSZEPTIBILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR ALINGANLIK
- MOLAR DISPERSION[İng.] / DISPERSION MOLAIRE[Fr.] / MOLARE STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR DAĞILIM/DAĞILMA/SAÇILMA
- MOLAR VOLUME[İng.] / VOLUME MOLAIRE[Fr.] / MOLVOLUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR HACİM
- MOLAR CONDUCTIVITY[İng.] / CONDUCTIBILITÉ MOLAIRE[Fr.] / MOLARE LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR İLETKENLİK
- MOLAR HEAT CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ DE LA CHALEUR MOLAIRE[Fr.] / MOLARE WÄRMEKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR ISI SIĞASI
- MOLAR REFRACTION[İng.] / RÉFRACTION MOLAIRE[Fr.] / MOLREFRAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR KIRILMA
- MOLAR POLARIZATION[İng.] / POLARISATION MOLAIRE[Fr.] / MOLARE POLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR KUTUPLANMA
- MOLAR SPECIFIC HEAT[İng.] / CHALEUR SPÉCIFIQUE MOLAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= MOLAR ÖZGÜL ISI
- MOLAR ABSORPTIVITY[İng.] ile/değil/yerine/= MOLAR SOĞURGANLIK
- MOLAR SURFACE ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE SURFACE MOLAIRE[Fr.] / MOLARE OBERFLÄCHENENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR YÜZEY ENERJİSİ
- MOLAS[Fr.]
( Karbonatlı kumtaşı. )
- MOLAS ile/||/<> MOLAS[Fr. < MOLLASSE]
( Genel olarak çakıl kayaçlı kumlu ya da killi karbon tuzlu ve pek az kor kayaç parçalarını kaplayan dağoluş sonuna ilişkin sığ deniz kayaçları topluluğu olan bir yapısal fasiyes jeoloji )
- MOLDY[İng.] ile/||/<> MOUCEUX[Fr.] ile/||/<> SCHIMMELIG[Alm.] ile/||/<> KÜFLÜ
( Küf bağlamış )
- MÔLE TECTONIQUE[Fr.] ile/||/<> HORST[Alm. < HORST]
( coğrafya )
- MOLECULAR WEIGHT[İng.] / POIDS MOLÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜL AĞIRLIĞI/KÜTLESİ
- MOLECULAR VOLUME[İng.] / MOLAKULAR VOLUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜL HACMİ
- MOLEKÜL:
POLAR ile APOLAR
- MOLEKÜL ile/ve/||/<>/< ELEKTRON ile/ve/||/<>/< ATOM ile/ve/||/<>/< ÇEKİRDEK ile/ve/||/<>/< PROTON - NÖTRON ile/ve/||/<>/< QUARK ile/ve/||/<>/< PLANCK ile/ve/||/<>/< [HIGGS BOZONU?]
( 10üzeri-9 m. İLE/VE/||/<>/< 10üzeri-18 m. İLE/VE/||/<>/< 10üzeri-10 m. İLE/VE/||/<>/< 10üzeri-15 / 10üzeri-14 m. İLE/VE/||/<>/< 10üzeri-15 m. İLE/VE/||/<>/< 10üzeri-19 m. İLE/VE/||/<>/< 10üzeri-43 m. İLE/VE/||/<>/< ??? )
- MOLEKÜL ile/||/<> ETKİN/AKTİF TAŞIMA
( ... İLE/||/<> Az yoğun ortamdan, çok yoğun ortama geçen büyük moleküllerin enerji harcanarak taşınması. )
- MOLECULAR BINDING FORCE[İng.] / FORCE DE LIAISON MOLÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER BAĞ KUVVETİ
- MOLECULAR ATTRACTION[İng.] / ATTRACTION DE MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARANZZIEHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER ÇEKİM
- DIPÔLE MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARER DIPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER ÇİFT KUTUP
- MOLECULAR BEAM EPITAXY[İng.] / ÉPITAXIE PAR JET MOLÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER DEMET EPİTAKSİSİ
- MOLECULAR BEAM[İng.] / FAISCEAU MOLÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER DEMET
- MOLEKÜLER DİNAMİK ile/||/<> STATİK KİMYA
( Moleküllerin hareketlerini ve dinamik davranışlarını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Moleküllerin statik yapısını ve özelliklerini inceleyen bilim dalı. )
- MOLECULAR ROTATION[İng.] / ROTATION MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARE DREHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER DÖNME
- MOLECULAR STOPPING POWER[İng.] / POUVOIR D'ARRÊT MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARES BREMSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER DURDURMA GÜCÜ
- MOLEKÜLER EKOLOJİ ile MİKROBİYOLOJİ
( Moleküler biyoloji tekniklerini kullanarak popülasyonlar ve topluluklar düzeyinde ekolojik soruları inceleyen bir bilim dalı. İLE Mikroorganizmaları inceleyen bir bilim dalı. Bu iki dalın kesiştiği noktada, moleküler biyoloji teknikleri, mikroorganizmaların biyoçeşitliliğini, dağılımını ve işlevlerini anlamak için kullanılmaktadır. )
- MOLECULAR SIEVE[İng.] / MOLEKULAR SIEB[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER ELEK
- MOLECULAR ENERGY LEVEL[İng.] / NIVEAU D'ÉNERGIE MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARES ENERGIENIVEAU[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER ENERJİ DÜZEYİ
- MOLECULAR PHYSICS[İng.] / MOLEKULARPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER FİZİK
- MOLECULAR GAS LASER[İng.] / LASER À GAZ MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARER GASLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER GAZ LAZERİ
- MOLECULAR OPTICS[İng.] / OPTIQUE MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULAROPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER OPTİK
- INTERMOLECULAR FORCE[İng.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLLER ARASI KUVVET
- MOLEKÜLLERDE:
TİTREŞİM ile/ve/||/<> ÖTELEME ile/ve/||/<> DÖNME
- MOLLA ÇELEBİ CAMİİ
( Şeyhulislam Zenbilli Ali Efendi'nin oğlu Fazıl Efendi (ö. 1583) tarafından yaptırılan bu camiye Molla Çelebi Camii deniliyordu. Ancak 1958'de yol yapım çalışmaları sırasında ortadan kaldırıldı. )
- MOLLA FENARİ MESCİDİ
( Rumelihisarı Kalesi içinde Molla Feneri tarafından yaptırılan ve aynı ismi taşıyan Mescide zaman içinde yıkıldı. )
- MOLLA HÜSREV MESCİDİ ile MOLLA HÜSREV MESCİDİ
( Fatih'te, Sofular semtindedir. İLE Fatih'te, Küçük Mustafa Paşa Caddesi'ndedir. )
- MOLLA[Ar. < MEVLÂ] ile/||/<> ...
( 1 Büyük kadı 2 Medrese öğrencisi )
- MOLLA SUYU ÇEŞMESİ
( Zekeriyaköy'deki Molla Bağının içindedir. Çeşmenin kim tarafından ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. )
- MOLLA SUYU
( Zekeriyaköy'de Molla bağının içinden çıkan bir memba suyudur. Bağın içinde olduğu için halka açık değildir. )
- MOLLA ile BEŞİK ULEMÂSI
- MOLLA ile/ve KULAK MOLLASI
- MOLLA değil MEVLÂ
- MOLLA[Ar. < MEVLÂNÂ] ile MOLLA[Ar.] ile MOLA[İt.]
( [eskiden] Büyük kadı, büyük âlim. İLE [sonradan] Medrese talebesi. İLE Ara verme, dinlenme, duraklama. )
- MØLLER SCATTERING[İng.] / MØLLER-STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MØLLER SAÇILMASI
- MOLOZ DUVAR ile/||/<> ...
( Mimarlık Kaba düzlenmemiş taşlarla yapılan duvar )
- MOLOZ ile/||/<> MOLOZ[Yun.]
( Körm O Türk Tulûat Tiyatrolarında figürana verilen ad döküntü Doğaçlama Türk doğaçlama tiyatrosunda figürana verilen ad R μῶλος moles masse de pierre digue môle )
- MOLOZ[Yun.] ile/||/<> TAYFA
( (Körm. O.):Türk Tulûat Tiyatrolarında figürana verilen ad. @@ bk. döküntü. @@ (Doğaçlama) Türk doğaçlama tiyatrosunda figürana verilen ad. @@ < R μῶλος < Lat moles 'masse de pierre, digue, môle'. )
- MOLOZ/LUK ile MOLOZ TAŞ ile MOLOZ DUVAR
- MOLTO ile ...
( ÖTEKİ YÖNDE )
- MOLYVOS ile/ve/<> SİGRİ
( Midilli'de bulunan bu kaleler, 450 yıl boyunca [1462 - 1912], Osmanlı denetimindeydi. )
- MOMENT:
"AN/KIPI/UĞRAK" ile/değil/yerine AŞAMA
- FONCTION D'ONDE DE QUANTITÉ DE MOUVEMENT[Fr.] / BEWEGUNGSGRÖSSE-WELLENFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= MOMENTUM DALGA İŞLEVİ/FONKSİYONU
- MON-/MONO- ile/||/<> UNİ- ile/||/<> HAPL-/HAPLO- ile/||/<> COAG-
( Tek, yalnız, tek başına, eşi olmayan, bir. İLE/||/<> Bir, tek. İLE/||/<> Tek, yalnız, tek başına, eşi olmayan. İLE/||/<> Bir araya gelme, toplanma. )
- MONAD İLE COMONAD İLE ADJUNCTİON ile/||/<> İLERİ KATEGORİ KAVRAMLARI
( Kategori kuramınin soyut yapıları. )
( Formül: μ: T² → T İLE η: Id → T )
- MONAD = MONADE[İng., Fr., Alm.] = MONAS:BİR OLAN[Yun.]
( Eski Yunan felsefesinde, bölünmez birlik. | Leibniz'in felsefesinde, artık bölünemez bir birlik olan sonsuz sayıdaki sözlerin her biri. )
- MONAD[1] ile/ve/||/<> DIAD[2] ile/ve/||/<> TRIAD[3] ile/ve/||/<> TETRAD[4] ile/ve/||/<> PENTAD[5] ile/ve/||/<> HEKSAD[6] ile/ve/||/<> HEPTAD[7] ile/ve/||/<> OGDOAD[8] ile/ve/||/<> ENNEAD[9] ile/ve/||/<> DECAD[10]
- MONADELF, TEK DEMET HALİNDE BİRLEŞİK = VÂHİDÜ'L-AH = MONADELPHE
- MONASTERY/WHITE GRUB[İng.] değil/yerine/= MONASTÈRE/HANNETON FOULON[Fr.] değil/yerine/= MONASTERIUM/POLYPHYLLA FULLO[Lat.] değil/yerine/= KLOSTER/WALKER[Alm.] değil/yerine/= MANASTIR[Yun.]
( (Mimarlık) (Yun. monos = yalnız) Hıristiyan din adamlarının tapınma amacıyla kent hayatından uzakta, kırlık ve dağlık yerlerde yaptıkları dinsel yapı. < R μοναστήριον 'manastır'. )
- MONAT ile MONATÇI/LIK ile MONADİST ile MONADİZM
- MONDO[Jap.] ile KOAN[Jap.]
( Zen öğrencisini, Zen gerçeğine uyandırmak amacı güden Zen Ustası'yla öğrencisi arasında ya da iki Zen Ustası arasında soru-yanıt biçiminde bir söyleşi. İLE Zen'de, aydınlanmak üzere kullanılan bilmece/ler, soru/lar. Paradoksal soru. Çözmesi için bir öğrenciye verilen bir sorun. Zen öğrencilerine derin anlamlarını iyice anlayarak bir çözüm bulmaları için verilen bulmaca benzeri tümceler. )
- MONET ile KLIMT
- MONET ile MANET
( 14 Kasım 1840 ? 05 Aralık 1926 ile 23 Ocak 1832 ? 30 Nisan 1883 )
( ... İLE "Kırda Yemek" tablosu. )
- MONET ile VAN GOGH
- MONEY ORDERS, ORDER OF PAYMENT, ACCOUNTABLE WARRANT[İng.] ile/||/<> ÖDEME EMRİ
( Belli bir kişi adına belli bir miktar ödeme için bir banka veya diğer kuruluşlarca postane gibi düzenlenen yazılı emir )
- MONEY :/yerine PARA
- MONİTÖR[Fr. < Lat.] değil/yerine/= EKRAN
( Her tür çalışmada, yetiştirici. | Ses dalgası iletiminde, iletimi bozmadan ve kesmeden, niteliğini denetleyen düzenek. | Televizyonda, görüntü ile sesin niteliğini eşleme, görüntü seçimini gerçekleştirme, görüntüyü yayınlama gibi işlerin denetlenmesinde kullanılan aygıt. )
- MONITOR[İng.] ile/||/<> GÖZCÜ
- MONO- ile UNİ- ile MULTİ- ile PAN- ile POLİ- ile SEMİ- ile HEMİ-
( Tek-, tekli. İLE Tek. İLE Çok-, çoklu. İLE Tüm. İLE Çok-, aşırı [polidaktili: çok parmaklılık] İLE Yarı-, yarım[semi lunar: yarım aysı] İLE Yarı, yarım. )
- MONOB[İng.] ile/değil/yerine/= MONOB
- MONODENTAT ile/||/<> ÇOK DİŞLİ
( Monodentat tek bağ NH₃, çok dişli chelate EDTA. )
( Formül: Tek İLE çoklu bağlanma )
- MONOFOBİ[İng. MONOPHOBIA] ile/||/<> MONOHİBRİT ÇAPRAZLAMA[İng. MONOHYBRID CROSS] ile/||/<> MONOSPESİFİK[İng. MONOSPECIFIC] ile/||/<> MONOTREM ile/||/<> MONOZOMİ[İng. MONOSOMY]
( Yalnız kalma korkusu olarak bilinen, Yunancada "bir" anlamına gelen μονόφωνος ("mŏnŏ") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim. @@ Bir genetik özelliğin farklı alel çiftlerini taşıyan bireylerin kendi arasında çaprazlanması. Örneğin heterozigot sarı ve yeşil tohum rengi aleline sahip iki bezelye bitkisi çaprazlandığında oluşacak yavruların 3/4'ü sarı, 1/4'ü ise yeşil tohum rengine sahip olacaktır. @@ Sadece bir antijenle tepkimeye giren antikor. @@ Oldukça değişik hayvanlardır ve sadece iki tip monotrem vardır; ekidna ve ornitorenk. Sıcak kanlıdırlar, kılları vardır ve memeliler gibi yavrularını sütle beslerler. Onları değişik kılan yavruları doğurmak yerine yumurtlarlar. Memeliler'in sürüngenlerden evrimleştiğinin en net, yaşayan kanıtlarıdırlar. @@ Diploit organizmanın tek bir kromozom kaybetmesi durumu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- MONOGAMİ ile/||/<> TEKEŞ EVLİLİK
( tekeş evlilik monos tek gamos evlenme Bir hayvanın hayatı sırasında sadece tek eşi olması durumu Tek eşlilk 1 Tek eşlilik 2 Her üreme sezonunda hayvanın tek eşle çiftleşmesi )
- MONOİD İLE YARIGRUP İLE GRUP İLE HALKA İLE MODÜL İLE CAD ile/||/<> CEBİRSEL YAPI HİYERARŞİSİ
( Soyut cebirdeki yapıların gittikçe zenginleşen hiyerarşisi. )
( Formül: (G ile*) İLE (R ile+ ile×) İLE (F ile+ ile×) )
- MONOKOT ile/||/<> DİKOT
( Monokot tek çenekli paralel damar İLE dikot iki çenekli ağlı. )
( Formül: One İLE two cotyledons )
- MONOKOTİL[İng. MONOKOT] ile/||/<> TEPAL
( Tohumlarında tek çeneğe sahip olan bitki grubu. Kapalı tohumlu bitkileri oluşturan 2 öbekten ilki. Embriyonik gelişim esnasında tohumlarında 1 tane çenek oluşumu gözlenir. @@ Bir çiçekte sepal (çanak yapraklar) ve petal (taç yapraklar) ayrımı yapılamıyorsa, çiçek örtüsünü oluşturan kısımlar tepal olarak adlandırılır. Monokotil (tek çenekli) ve bazı "ilkel" dikotil (çift çenekli) bitkilerde karakteristiktir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- MONOTERAPİ/MONOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= TEKLİ SAĞALTIM
- MONT DE LA TABLE[Fr.] ile/||/<> MONS MENSAE[Lat.] ile/||/<> MASA
( astronomi )
- MONT ile MONTE
- MONTAJ | FİKSİYON | YAPILANDIRMA ile/||/<> YAPILANDIRMAK ile/||/<> KURGU
( kurgu Sinema 1 Bir filmin çevrilişi sırasında elde edilen filmler arasında seçim yapmak bunları çevirim oyunluğundaki sıralarına göre dizmek bu çekimlerin uzunluklarını saptamak çekimlerin içerik yönünden ilişkilerini göz önüne almak bunları belirli bir anlatıma göre düzenleme işi böylelikle kurgu yardımıyla filme özgü uzay ve zamanı yaratmak filmsel gerçeği ve evreni kurmak filmin tartımını ve dizemini gerçekleştirmek filmin akıcılığını sağlamak gibi çapraşık ve değişik sonuçları amaçlayan çalışma 2 ABDde Görsel bir etki yaratmak üzere kısa ve çarpıcı çekimlerin birleştirilmesi bu birleştirmeden doğan durum bu iş için ABDde yalnız montage terimi kullanılır asıl kurgu editing terimiyle anlatılır TV 3 Mıknatıslı görüntü kuşağındaki çekimlerin uyumlu bir bütün oluşturacak yolda bir araya getirilmesi 4 Sinemadaki kurgu çalışmasının çok değişik biçiminin televizyonda doğrudan doğruya yayın sırasında ve anında yapılması bu işlem resim seçme terimiyle belirtilir Değişik donanım birimlerinin birleşiminden oluşan bir bilgisayarda birimler arasındaki bağlantıların düzenlenmesi Ve bilgisayarın belli bir sorun üzerinde çalışabilmesi için gerekli ayarların yapılması Kişiyi çevredeki uyaranlar arasından kimilerine karşı daha duyar duruma getiren geçici ama yeniden ortaya çıkabilen bir yatkınlık durumu Olgusal karşılığı olmamakla birlikte usalır bir durumun imgesel tasarımı sinema Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini bir anlam ve uyum bütünlüğü sağlayarak asıl filmi ortaya çıkaracak biçimde birleştirip dizme )
- MONTAJ | TELEVİZYON MONTAJI | KURGU ile/||/<> KURGU
( Sinema 1 Bir filmin çevrilişi sırasında elde edilen filmler arasında seçim yapmak bunları çevirim oyunluğundaki sıralarına göre dizmek bu çekimlerin uzunluklarını saptamak çekimlerin içerik yönünden ilişkilerini göz önüne almak bunları belirli bir anlatıma göre düzenleme işi böylelikle kurgu yardımıyla filme özgü uzay ve zamanı yaratmak filmsel gerçeği ve evreni kurmak filmin tartımını ve dizemini gerçekleştirmek filmin akıcılığını sağlamak gibi çapraşık ve değişik sonuçları amaçlayan çalışma 2 ABDde Görsel bir etki yaratmak üzere kısa ve çarpıcı çekimlerin birleştirilmesi bu birleştirmeden doğan durum bu iş için ABDde yalnız montage terimi kullanılır asıl kurgu editing terimiyle anlatılır TV 3 Mıknatıslı görüntü kuşağındaki çekimlerin uyumlu bir bütün oluşturacak yolda bir araya getirilmesi 4 Sinemadaki kurgu çalışmasının çok değişik biçiminin televizyonda doğrudan doğruya yayın sırasında ve anında yapılması bu işlem resim seçme terimiyle belirtilir Değişik donanım birimlerinin birleşiminden oluşan bir bilgisayarda birimler arasındaki bağlantıların düzenlenmesi Ve bilgisayarın belli bir sorun üzerinde çalışabilmesi için gerekli ayarların yapılması Kişiyi çevredeki uyaranlar arasından kimilerine karşı daha duyar duruma getiren geçici ama yeniden ortaya çıkabilen bir yatkınlık durumu Olgusal karşılığı olmamakla birlikte usalır bir durumun imgesel tasarımı sinema Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini bir anlam ve uyum bütünlüğü sağlayarak asıl filmi ortaya çıkaracak biçimde birleştirip dizme )
- MONTAJ | TELEVİZYON MONTAJI | KURGU ile/||/<> KURGULAMA
( Sinema 1. Bir filmin çevrilişi sırasında elde edilen filmler arasında seçim yapmak, bunları çevirim oyunluğundaki sıralarına göre dizmek, bu çekimlerin uzunluklarını saptamak, çekimlerin içerik yönünden ilişkilerini göz önüne almak, bunları belirli bir anlatıma göre düzenleme işi; böylelikle, kurgu yardımıyla, filme özgü uzay ve zamanı yaratmak, filmsel gerçeği ve evreni kurmak, filmin tartımını ve dizemini gerçekleştirmek, filmin akıcılığını sağlamak gibi çapraşık ve değişik sonuçları amaçlayan çalışma. 2. (ABD'de) Görsel bir etki yaratmak üzere, kısa ve çarpıcı çekimlerin birleştirilmesi; bu birleştirmeden doğan durum (bu iş için ABD'de yalnız montage terimi kullanılır, asıl kurgu editing terimiyle anlatılır). TV. 3. Mıknatıslı görüntü kuşağındaki çekimlerin uyumlu bir bütün oluşturacak yolda bir araya getirilmesi. 4. Sinemadaki kurgu çalışmasının çok değişik biçiminin televizyonda doğrudan doğruya yayın sırasında ve anında yapılması (bu işlem, resim seçme terimiyle belirtilir). @@ Değişik donanım birimlerinin birleşiminden oluşan bir bilgisayarda, birimler arasındaki, bağlantıların düzenlenmesi Ve bilgisayarın belli bir sorun üzerinde çalışabilmesi için gerekli ayarların yapılması. @@ Kişiyi çevredeki uyaranlar arasından kimilerine karşı daha duyar duruma getiren, geçici ama yeniden ortaya çıkabilen bir yatkınlık durumu. @@ Olgusal karşılığı olmamakla birlikte usalır bir durumun imgesel tasarımı. @@ sinema: Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini, bir anlam ve uyum bütünlüğü sağlayarak, asıl filmi ortaya çıkaracak biçimde birleştirip dizme. @@ @@ )
- MONTAJ[Fr.] değil/yerine/= KURGU
- MONTE CARLO İLE FİNİTE ELEMENT İLE SİMPLEX ile/||/<> SAYISAL YÖNTEMLER
( Hesaplamalı bilinmez çözme. )
( Formül: Mesh discretization )
- MONTE CARLO METHOD[İng.] / MÉTHODE DE MONTE-CARLO[Fr.] / MONTE-CARLO-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= MONTE CARLO YÖNTEMİ
- MONTE CARLO YÖNTEMİ ile/||/<> SONLU ELEMANLAR YÖNTEMİ
( Monte Carlo rastgele örnekleme, FEM deterministik bölümleme )
( Formül: Rastgele sayı İLE Mesh oluşturma )
- MONTE CARLO ile/||/<> MOLEKÜLER DİNAMİK
( MC rastgele örnekleme istatistik, MD deterministik Newton. )
( Formül: Metropolis İLE Verlet )
( Isaac Newton tarafından 1687 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- MONTE CARLO ile/||/<> QUASİ-MONTE CARLO ile/||/<> STOKASTİK SİMÜLASYON
( Rastgele örnekleme yöntemleri. )
( Formül: σ ∝ 1/√N (MC) )
- MONTE ETMEK ile/||/<> MONTE ETMEK
( Bir yapıtı bir taslağı sahneye uygulamak yerleştirmek Uygulama Mikroskobik inceleme için lam üzerine yerleştirilen ince doku kesitinin üzerini koruma ve yapıştırmak amacıyla kanada balsamı entellan ve benzeri saydam maddeyle örtme montaj )
- MONTE ETMEK ile/||/<> UYGULAMAK
( Bir yapıtı, bir taslağı sahneye uygulamak, yerleştirmek (Uygulama). @@ Mikroskobik inceleme için lam üzerine yerleştirilen ince doku kesitinin üzerini, koruma ve yapıştırmak amacıyla kanada balsamı, entellan ve benzeri saydam maddeyle örtme, montaj. )
- MONTE ETMEK değil/yerine/= YERLEŞTİRMEK
- MONTE[Fr. < MONTÉ/MONTER] değil/yerine/= MONTAJ
- MONTEVIDEO ve/<> PUNTA DEL ESTE
( ... VE/<> Uruguay'ın başkenti Montevideo'ya, 139 km. uzaklıkta, dünya çapında üne sahip bir kumsal/plaj. )
( ... VE/<> Plata Irmağı'nın okyanus ile birleştiği uc. [Bir tarafında Atlantik Okyanusu, öteki tarafında ise Plata Irmağı'nın ağzı görülmektedir.] )
( ... VE/<> Irmağın debisi, saniyede 22.000 m³'tür. Okyanus ile buluşan ağzının genişliği 240 km.'dir. )
- MONTEVIDEO'DA:
"ANTİKACILAR SOKAĞI" değil BİT PAZARI
( Adı bu olsa da, antikaya rastlanmamaktadır. DEĞİL Bölgedeki bireylerin, evinden getirdiği çeşitli eşyaların satıldığı yer. )
- MONTH :/yerine AY
- MONTÖR ASİSTANI, MONTAJCI ASİSTANI | KESİCİ ile/||/<> KESİM
( Sinema Filmin kurgusuna hazırlık olarak kesim işini yapan, kaba kurguyu hazırlayan kimse. Kurgucunun yardımcısı. @@ otomobil: Ateşliklerde kıvılcım oluşturmak için elektriğin kesilmesini sağlayan düzen. @@ Yeğinliği güvenlik sınırını aşacak ölçüde yükselince çevrimdeki akımı kesen akımmıknatıssal ya da ısıl aygıt. @@ (biyoloji) @@ @@ Metal tel, şerit, çubuk, kütük vb. parçaları, istenilen büyüklükte kesmek için kullanılan keskin kenarlı araç. )
- MOUNTAIN WAX[İng.] ile/değil/yerine/= MONUM MUMU
- MOOD, MODE[İng.] ile/||/<> MODE[Fr.] ile/||/<> MODUS[Alm.] ile/||/<> TARZ[Ar. < ṬARZ]
( Yüklemin bildirdiği zamanı görülen geçmişe duyulan geçmişe ve dilek şart kipine aktararak elde edilen birleşik fiil kipi Biliyordu biliyormuş bilirse gibi Bu örneklerde fiildeki oluş ve kılışı şimdiki zamandan geçmiş zamana ve şarta aktararak fiilin tarzını oluşturan öge eski er fiilidir bileyorur erdi biliyordu kelmiş erdi gelmişti tutar erse tutarsa vb )
- MOOD[İng.] değil/yerine/= DUYGU DURUMU
- MOOD[İng.] ile/||/<> DUYGU DURUMU
( Sevinçli dertli ya da coşkusal bir tepki göstermek için kişinin içsel hazırlığı )
- MOORE AÇMAZI ile/ve/||/<> BEKLENMEYEN SINAV AÇMAZI ile/ve/||/<> BELİRLENMİŞ ÖĞRENCİ AÇMAZI ile/ve/||/<> INDY AÇMAZI
- MOORE AÇMAZI ile/ve/||/<> BEKLENMEYEN SINAV AÇMAZI ile/ve/||/<> YALANCI İLAÇ AÇMAZI
- mor. dict.[Lat. < MORE DICTO] değil/yerine/= ÖNERİLEN BİÇİMDE
- MOR ile GÖĞEM
( ... İLE Yeşile çalar mor. )
- MOR[Yun.] değil/yerine/= GÖĞEZ/GÜVEZ
- MORAL vs. METAPHYSICS
- MORAL/MORALITY[İng.] değil/yerine/= MORAL/MORALITÉ[Fr.] değil/yerine/= MORALISCH-SITTLICH/MORALITÄT, SITTLICHKEIT[Alm.] değil/yerine/= AHLAK
( 1. Toplu olarak yaşayan bireylerin uymak zorunda bulundukları eylem ve davranış kurallarına verilen ad. 2. Bir kimsenin içinde yaşadığı toplumsal çevrenin törelerine uyma yetisi. @@ 1. a. Belli bir dönemde belli insan topluluklarınca benimsenmiş olan, bireylerin birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen törel davranış kurallarının, yasalarının, ilkelerinin toplamı. b. Çeşitli toplumlarda ve çağlarda kapsamı ve içeriği değişen ahlaksal değerler alanı. 2. Bir kişi ya da bir insan öbeğince benimsenen eyleme kurallarının toplamı. 3. Ahlaksal olan şeylerle bağlantısı olan bir görüşler dizgesi (tek kişinin, bir ulusun, bir toplumun, bir çağın). 4. Felsefenin bir dalı olarak: a. Ahlak üzerine kavramsal öğretiler. b. İnsanların kişisel ve toplumsal yaşamdaki ahlaksal eylemlerine ilişkin sorunları inceleyen felsefe öğretileri. @@ 1. Mutlak olarak iyi olduğu düşünülen veya belli bir yaşam anlayışından kaynaklanan davranış kuralları bütünü. 2. Bir kimsenin iyi niteliklerini veya kişiliğini ifade eden tutum ve davranışlar bütünü, mizaç. )
- MORAL ÖNERME ile FELSEFİ ÖNERME
- MORAL :/yerine AHLAKİ
- MORAL ile MORALİST ile MORALİZM ile MORAL EĞİTİMİ ile MORAL ÇÖKÜNTÜSÜ ile MORAL EĞİTİM MERKEZİ
- MORAL değil/yerine/= ÖZCÜL GÜÇ
- MORALMAN değil MORAL
- MORALMAN değil/yerine/= ÖZCÜL GÜÇÇE
- MORAN ile/||/<> SÜRECİ
( Moran süreci (evrim modeli) )
( Patrick Moran tarafından 1958 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1917-1988) (Ülke: Avustralya) (Alan: İstatistik, Biyoloji) (Önemli katkıları: Moran süreci, popülasyon genetiği) )
- MORBİDİTE[İng. MORBIDITY] ile/||/<> AKUT[İng. ACUTE] ile/||/<> POLİFARMASİ[İng. POLYPHARMACY]
( Bir hastalığa ya da hastalık semptomuna sahip olmayı ya da bir popülasyondaki hastalık miktarını ifade eder. Morbidite oranı, bir hastalık ya da hastalığın bir popülasyonda ortaya çıkma oranını ifade eder ve bir popülasyonun sağlığını ve sağlık ihtiyaçlarını belirlemek için kullanılabilir. Hastalıklar akuttan kronik, uzun süreli durumlara kadar değişebilir. @@ Ani başlayan, kısa süren ve şiddetli seyreden enfeksiyon. @@ Bir hastanın içinde bulunduğu duruma göre birden fazla (beş ya da daha fazla) ilacı düzenli olarak kullanmasıdır. Polifarmasi genellikle multimorbiditenin (çok sayıda uzun vadeli tıbbi duruma sahip olmanın) bir sonucudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- MORBİDİTE/MORBİDITY[İng.] değil/yerine/= HASTA OLMA ORANI | HASTALIK | BOZUKLUK
- MORDANT[Fr.] / BEIZE, BEIZMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= MORDAN
- MORE :/yerine DAHA FAZLA
- MORE[Fr.] ile/||/<> SÜREK
( Kısa bir açınığın süresi ki uzunluk için birim olarak kabul ediliyor )
- MOREN ile/||/<> BUZULTAŞI
( buzultaşı buzul taş )
- MOREN ile/||/<> MORAINE[İng.] ile/||/<> MORAINE[Fr.] ile/||/<> MORÄNE[Alm.] ile/||/<> BUZUL TAŞ
( Buzulların taşıyıp biriktirdikleri üzerleri çok kez parıltılı ya da çizikli taşlar )
- MORF ile/ve AMORF
( Şekil. İLE/VE Akıl, kavram. | Şekilsiz. )
- MORFEM ile/||/<> ŞEKİL BİRİMİ
( şekil birimi şekil birimi )
- MORFOLOJİ/MORPHOLOGY[İng.] değil/yerine/= BİÇİM BİLİMİ
- MORFOLOJİ[İng. MORPHOLOGY] ile/||/<> ÇEVRE TAKİBİ[İng. ENVIRONMENTAL MONITORING] ile/||/<> DİNAMİK DENGE[İng. DYNAMIC EQUILIBRIUM] ile/||/<> IRAKSAK EVRİM[İng. DIVERGENT EVOLUTION] ile/||/<> JEOMORFOLOJİ[İng. GEOMORPHOLOGY]
( Canlıların fiziksel görünüşlerini inceleyen bilim dalı. Genel olarak, bu görünüşlerin toplamını ifade etmek için de kullanılır. Anatomi ile yakından ilişkilidir; ancak morfoloji daha kapsamlıdır. @@ Kısa sürede oluşan değişimlerin, uzun vadede belirli bir ortalama değer etrafında çeşitlilik göstermesine neden olan morfolojik evrimdir. Dinamik denge olarak da bilinir. @@ Kısa dönemde birçok değişiklik olmasına karşın, uzun dönemde pek fazla morfolojik değişimin gözlenmediği durumlardır. Net evrimsel değişimin az olduğu durumlar için kullanılır. @@ Başlangıçta benzer olan soylar arasındaki morfolojik farklılığın artmasına neden olan bir tür evrimsel değişim. @@ Yeryüzü şekillerinin özelliklerini, oluşumlarını ve kökenlerini inceleyen bilim dalıdır. Jeomorfoloji sözcüğü Yunancada yer anlamına gelen "Geo", şekil anlamına gelen "Morph" ve bilim anlamına gelen "Logos" sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur. Günümüzde jeomorfoloji alanında yapılan bilimsel çalışmalar yeryüzü şekillerinin kökenleriyle ilgilidir. Bu tür çalışmalar, karasal yüzeyin birincil kabartma öğelerini şekillendiren ve değiştiren kuvvetlere odaklanır. Bu kuvvetler, tektonik aktiviteyi ve yüzeysel yer hareketlerini (örneğin, toprak kaymaları ve kaya düşmeleri) içerir. Ayrıca rüzgâr, buzul buzu ve akarsular tarafından oluşturulan kaya döküntülerinin ayrışması, erozyonu ve birikmesi de bu kuvvetlere örnek olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- MORGIÇ(MORTGAGE) değil KONUT KREDİSİ
- MORGÜL, CEMAL (İST. 1947)
( Deniz Yolları Şehir Hatları İşletmesinden emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )
- MORION ile/ve/||/<> HIGGS
- MORİTANYA'DA:
ÇAY ve 3 SUNUM/ANLAMI
( Moritanya'da, ufak bardakta üç kez çay ikram edilir.
1. Yaşamın kendi gibi acıdır.
2. Aşk kadar tatlıdır.
3. Ölüm kadar katıdır. )
- MORKİNOS:
MAVİ YÜZGEÇLİ ile/<> SARI YÜZGEÇLİ ile/<> ÇİZGİLİ YÜZGEÇLİ ile/<> KOCAGÖZ
- MORNING WIND[İng.] ile/||/<> SABA RÜZGARI | SABAH YELİ
( Sabah yeli )
- MORNING WIND[İng.] ile/||/<> SABAH YELİ
( Sabahleyin gün doğusundan esen hafif ve yumuşak rüzgar )
- MORNING[İng.] ile/||/<> MATIN[Fr.] ile/||/<> MORGEN[Alm.] ile/||/<> SABAH[Ar. < ṢABÂH]
( Gün ağarmasından sonraki kısa zaman Bu zaman gün ortasına dek de alınabilir )
- MORNING :/yerine SABAH
- ULTRAVIOLET LAMP[İng.] / LAMPE ULTRAVIOLETTE[Fr.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ LAMBA
- MORÖTESİ | ULTRAVİYOLE ile/||/<> ULTRAVİYOLE ile/||/<> MOR ÖTESİ RADYASYONU
( Mor ötesi radyasyonu Mor ötesi ışın )
- MORPHOLOGY[İng.] ile/||/<> MORPHOLOGIE[Fr.] ile/||/<> FORMENLEHRE[Alm.] ile/||/<> BİÇİM BİLİMİ
( Biçim Bilimi anlamdaş Şekil Bilimi karşılık Morfoloji Morphe biçim Logos bilim Biyolojinin canlının yapı ve biçimi ile uğraşan bir dalı Geniş anlamda Yapı bilimi Anatomi Doku bilimi Histoloji Göze bilimi Sitoloji dallarını içine alır Dar anlamda canlının yalnız dış biçimlerinden bahseder )
- MORS ABECESİ ile/ve/||/<> BREYL(BRAILLE) ABECESİ
( Işık ya da seslerin kullanılarak bilgi aktarılmasını sağlayan yöntem/abece. İLE/VE/||/<> Görme engelliler abecesi. )
( Hem görmeyen, hem de duymayan bir çocuğun, nasıl eğitilip yaşama katılabileceğini ve tek başına ayakta kalabileceğini, böyle bir durumun tüm zorlukları ve buna karşın olan çaba ve çözümlerini de ayrıntılarıyla gösteren, çok etkileyici ve çok başarılı bir film olan "Benim Dünyam" adlı filmi [Uğur Yücel - Beren Saat] izlemenizi salık veririz. )
(

)
( Yıldızlararası(Interstellar) filmini de izlemenizi salık veririz... )
( DUMLUPINAR
"Delikanlı, Askeri Deniz Lisesi'ni kazanır ve Heybeliada'da okula başlar...
Bu arada, tanıştığı o Çanakkale'li kıza âşık olmuştur. Okulla beraber, aşkını büyüterek geliştirir. Arada mektuplaşmalar yazışmalar ve gün gelir, okul biter. Deniz Harp Okulu'nu da bitiren delikanlı, artık, Teğmen olmuştur.
Yine her zaman buluştukları kır kahvesinde buluşmak için randevulaşırlar. Önce delikanlı gelir, sonra da genç kız. Genç kız geldiğinde delikanlının yüzü düşmüş, yüzü asık onu beklemektedir. Genç kız, bu yüzü hiç beğenmemiştir. "Ayrılık zamanı geldi" diye düşünerek hazırlamıştır kendini. Önceki buluşmalardaki o heyecan, o sevinç, artık yoktur delikanlıda...
Usulca yanına yaklaşır ve "Hoş geldin" der. Kuru bir "sen de hoş geldin" diye aldığı yanıt, iyice hüzne boğmuştur genç kızı.
Artık bu aşkın sonuna geldiğini düşünerek sorar;
- "Senin bir sıkıntın mı var?"
- "Evet!"
- "Haydi söyle o zaman, her şeye hazırlıklıyım."v
- "Yaa... Beni bir denizaltıya verdiler", der genç... Kızgınca...
Genç kız, artık rahatlamıştır. Sorunun kendi değil denizaltı olduğunu duyunca içinden bir ohh çeker.
- "Ne var bunda?" diye sorar genç kız.
- "Yaa öyle deme! Biz denizciler, gemideyken sevdiklerimizle haberleşemiyoruz. Denizaltıdan nasıl haberleşeceğiz?"
Ve delikanlı, üzgün bir sesle sorar genç kıza...
- "İstersen ayrılalım!"
- "Hayır! Asla! Ben, seni bırakmam!" diye yanıtlar genç kız.
Delikanlı, beklediği bu yanıtı alır almaz heyecanlanır ve elinde tuttuğu paketi kıza uzatır.
- "Sana armağan getirdim. Al!"
Kızın kalbi hızla atmaya başlar. Neredeyse duracak gibi olur ve içinde yüzük olduğunu tahmin ettiği paketi heyecanla açar ama şaşkınlıktan duraklar. Paketin içinde bir fener ve mors abecesini gösteren kitap bulunmaktadır. Kız, şaşkınlıkla yine sorar...
- "Bunlar da ne?"
- "Yaa biz Çanakkale boğazından denizaltı ile çok geçeceğiz ve geçişlerimiz hep yüzeyden olur. Sen de fenerle mors abecesini kullanarak sana haber verdiğim zamanlarda yazışırız. Olmaz mı?"
- "Bunlarla mı yazışacağız?" diye sorar genç kız, yeniden.
- "İstemiyorsan ayrılalım!" der delikanlı.
- "Yok! Hayır!" der genç kız... "Ayrılık yok! Yaşasın mors!" diye yineler delikanlıya.
Genç kız, mors abecesi üzerinde çalışmaya başlar. Tüm ayrıntılarıyla öğrenir ve kullanabilir seviyeye gelir artık. Birkaç gün sonra haber gelir delikanlıdan. Gelen iletiye göre beş gün sonra gece saat 01:00'de geçeceğini ve kendine ileti yazmasını, kendinin de ona ileti göndereceğini iletir. Genç kız, belirtilen zaman ve saatte pencerede hazır bekler. Gelibolu'da denizaltı denizden süzülerek geçerken, çevrenin zifiri karanlığında, uzaklardan bir yerden yanan ışık pırıltılarını fark eder güvertedeki komutan ve öteki subaylar... İçlerinden biri...
- "Bakın bakın! İleriden bir yerden ışık yanıp sönüyor" diye dikkat çeker.
- "Çabuk okuyun! Bakalım ne diyorlarmış?" diye emir verir komutan. Subaylardan biri heceleyerek okur...
- "S-e-n-i-s-e-v-i-y-o-r-u-m..."
- "Bu ne lan?"" diye sorar komutan.
Hemen yanında duran delikanlı Teğmen...
- "Komutanım. "O, benim sevgilim!" der en şirin haliyle...
- "Nedir oğlum bu?"
- "Komutanım. Mors abecesi kitabı armağan etmiştim ve ben geçince bana yazarsın demiştim. İşte o!" diye yanıtlar delikanlı Teğmen.
- "Vayy be aferin lan! Desene biz bunca zaman boğazları hep boş geçmişiz."
- "İzin verir misiniz komutanım. Ben de bir ileti göndereyim."
- "Neyle?"
- "Cep fenerim var komutanım." der delikanlı Teğmen.
- "Ne feneri? Aç yansıtıcıyı! Geç başına! Gönder iletini!" der komutanı Teğmen'e...
Yansıtıcıyı açan Teğmen, yanıp söndürürken, sanki Gelibolu'yu yakıp tutuşturuyordu aşkından... İlk kez böyle bir şeyle karşılaşan Gelibolu halkı ise sanki uzaylılar istila etmiş gibi heyecanlanmıştı Teğmen ile genç kızın aşkından.
Gelen iletileri heceleyerek kâğıda dökmeye çalışan genç kız, denizaltı geçtikten sonra elindeki kâğıdı okur.
"S-O-N-S-U-Z-A-K-A-D-A-R!" yazılıydı delikanlıdan gelen iletide.
Bu olay, tüm denizaltıcılar arasında duyulmuştu. Artık herkes delikanlı Teğmen ile genç kızın aşkını anlatıyordu...
Birkaç gün sonra bir haber daha gelir. "Bir hafta sonra gece saat 02:45'te pencerede ol! Ben geçiyorum. Bana ileti gönder. Ama dikkat et! Konvoy durumunda geliyoruz ve ilk denizaltıda ben varım. Sakın sırayı şaşırma!"
Genç kız yine belirtilen saatte pencerede bekler...
Gecenin karanlığında Ege Denizi'nden, Çanakkale Boğazı'na giren denizaltılar süzülerek ilerliyordu. Genç kız, fenerini yakıp söndürerek iletisini göndermeye başladı. Işıkları gören denizaltındaki denizciler...
- "Bakın bakın! Işık, yanıp sönüyor okuyun!"
"S-e-n-i-s-e-v-i-y-o-r-u-m"
- "Vay be! Duyduğumuz doğruymuş. Gerçekten böyle bir aşk varmış!" der denizaltının kaptanı Bahri Kunt.
- "İyi de bu kızın sevgilisinin denizaltısı öndeydi. İlk denizaltıydı. Niye bize ileti gönderdi ki?" diye kendi kendine seslice sormadan edemez kaptan.
- "Komutanım. Herhalde uyuyakaldı ya da sırayı şaşırmıştır." diye yanıtlar subaylardan biri.
- "Yahu geçip gideceğiz. Şimdi kız haber almazsa yanlış anlayacak. Rahat uyuyamaz... Nasılsa gecenin karanlığı. Kimse anlamaz. Açın şu yansıtıcıyı!" emrini verir kaptan Bahri Kunt.
Ve iletiyi gönderir...
"S-O-N-S-U-Z-A-K-A-D-A-R!"
Tarih, 04 Nisan 1953'tü...
O konvoyun 1. denizaltısının adı ise "Dumlupınar"dı...
Çanakkale'nin Nara burnu açıklarında, İsveç bandıralı ve buzkıran donanımlı Naboland gemisinin çarpması sonucu Çanakkale Boğazı'nın derin sularına az önce gömülmüştü...
Konvoydaki 2. denizaltı ise bunu hiç fark etmeden devam etmişti ve boğazdan ilk geçen denizaltı olmuştu...
81 denizcimiz ile beraber o genç delikanlı Teğmen...
"S-O-N-S-U-Z-A-K-A-D-A-R..." sürecek olan son uykularına dalıyordu...
Anılarına saygıyla... Mekânları cennet olsun... )
- MORS "(OLMAK/ETMEK)" ile/değil/||/<> MARS (OLMAK/ETMEK)
- MORSE İLE FLOER İLE CONTACT ile/||/<> DİFERANSİYEL TOPOLOJİ
( Manifoldlar üzerinde analiz. )
( Formül: f: M → R )
- MORSE POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL DE MORSE[Fr.] / MORSEPOTENTIAL, MORSESCHES POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= MORSE POTANSİYELİ
- MORSE THEORY ile/||/<> FLOER HOMOLOGY
( Morse kritik nokta, Floer sonsuz boyut Morse. )
( Formül: Finite dimensional İLE infinite dimensional )
- MORSE[Fr. < MORSE] ile/||/<> MORS ile/||/<> MORS[Fr. < MORSE]
( Odobenus rosmarus Etçiller Carnivora takımının morsgiller Odobenidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 4 m Sırtı yeşilimsi karnı soluk esmerdir Derisi dişi ve yağı için avlanır Kuzey Atlantik Okyanusunda yaşar Memeliler Mammalia sınıfının etçiller Carnivora takımının morsgiller Odobenidae familyasından 4 m kadar uzunlukta sırtı yeşilimsi karnı soluk esmer renkli derisi dişi ve yağı için avlanan Kuzey Atlantik Okyanusunda yaşayan bir tür Memeliler sınıfından etçiller Carnivora takımının morsgiller Odobenidae familyasından 4 m kadar uzunlukta olabilen sırtı yeşilimsi karnı soluk esmer renkli derisi dişi ve yağı için avlanan Kuzey Atlantik Okyanusu nda yaşayan bir tür Ölüm )
- MORTALITE ORANI/MORTALITY RATE[İng.] değil/yerine/= ÖLÜM ORANI
- MORTO ile MORTOCU
- MORUK ile/||/<> MORUK[ERM.]
( Körm O Tulûat tiyatrolarının oyunlarında yaşlı adama verilen ad Doğaçlama Türk doğaçlama tiyatrosunda yaşlı adam için kullanılan ad mōruk beard Bulgarca muruk Türkçeden alınmıştır )
- MORUK[ERM.] ile/||/<> TİRİT ile/||/<> TİRYAKİ
( (Körm. O.):Tulûat tiyatrolarının oyunlarında yaşlı adama verilen ad. @@ (Doğaçlama) Türk doğaçlama tiyatrosunda yaşlı adam için kullanılan ad. @@ < Erm mōruk 'beard'. Bulgarca muruk Türkçeden alınmıştır. )
- MORUKLAMAK ile MORUKLAŞMAK ile MORUK
- MORUQ[Azr.] = AHUDUDU[Tr.]
- MOSCOVIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= MOSKOVYAN EPOKU
( Günümüzden yaklaşık olarak 315.200.000 ile 307.000.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimi. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- MOSQUE[İng.] ile/||/<> MOSQUÉE[Fr.] ile/||/<> MOSCHEE[Alm.] ile/||/<> CAMİ[Ar. < CÂMİʿ]
( Mimarlık Müslümanların içinde toplanıp tapındıkları yapı Esas cami ve avlu gibi iki bölümü vardır Esas cami mihrap mimber vaiz kürsüsü ve dikdörtgen oylumun üzerini örten kubbe ve yan kubbelerden meydana gelir Minareler esas camiin dış duvarlarına ya da içavlu duvarlarına bağlanmıştır Soncemaat yeri esas caminin giriş kapısı olan yüzünde batı yüzünde bulunur )
- MÖSSBAUER EFFECT[İng.] / EFFET MÖSSBAUER[Fr.] / MÖSSBAUER-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= MÖSSBAUER ETKİSİ
- MÖSSBAUER SPECTRUM[İng.] / SPECTRE MÖSSBAUER[Fr.] / MÖSSBAUER-SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= MÖSSBAUER TAYFI/SPEKTRUMU
- MOSTLY vs. EVERY TIME
- MOSTRA[İt. < MOSTRA] ile/||/<> ÖRNEK
( örnek İtal mostra )
- MOTEL ile MOTELCİ/LİK
- MOTEUR[Fr. < MOTEUR] ile/||/<> MOTOR ile/||/<> MOTOR[Fr. < MOTEUR]
( Sinema Çeşitli biçimlerdeki erkeyi mekanik erkeye çeviren aygıt Daha çok elektrik motoru anlamına kullanılır Başka tür erkeyi işleyim erkesine çeviren işlerge motör Akaryakıtla işleyen basit balıkçı teknesi )
- MOTHER OF PEARL DISEASE[İng.] ile/||/<> SEDEF HASTALIĞI
( İnsanlarda deride kırmızı yama tarzında pul görünümlü değişimlerle belirgin kronik deri hastalığı psoryazis )
- MOTHER OF PEARL vs. PEARL
- MOTHS AND BUTTERFLIES[İng.] ile/||/<> PAPILLONS[Fr.] ile/||/<> LEPIDOPTERA[Lat.] ile/||/<> SCHMETTERLINGE[Alm.] ile/||/<> PUL KANATLILAR
( lepis pul pteryx kanat Eklem bacaklı hayvanlardan böcekler Insecta sınıfının kanatlılar Rerygota alt sınıfından vücutları pullarla ya da sık tüylerle kaplı ağız parçaları emmeye elverişli kanatları geniş ve sayısız küçük çekici renkli pullarla örtülü olan tam başkalaşım gösteren lahana kelebeği Pieris brassica küçük tavus kelebeği Saturnia pavonia büyük tavus kelebeği S pyri gündüz tavus kelebeği Vanessa oi akşam tavus kelebeği Smerinthus ocellata kuyruklu kelebek Papillio machaon un güvesi Ephestia kuhniella giysi güvesi Tineola biseliella kürk güvesi Tinea pellionella Apollon kelebeği Parnassius apollo evcil ipek böceği Bombyx mori türleri iyi bilinen bir takım Kelebekler güveler )
- MOTİF | ÖRGE ile/||/<> ÖRGE ile/||/<> ÖĞE
( Öğelerin birleşmesinden doğan ve bir araya geldiklerinde halkbilim ürünleriyle olaylarının oluşumunu sağlayan birimlerden her biri öğe anakonu örge tümgesi örnek ayrık öğe Bir yapıtta sık sık yinelenen süsleyici öğe Resim Süsleme Mimarlık Heykel 1 Bir süslemeyi meydana getiren ana öğelerden her biri 2 Sanatçının yapıtına koymak üzere doğadan seçip ayırdığı görüntü parçası güzelsanatlar mimari Bir çoğu yan yana gelerek bir bezemeyi oluşturan kendi başlarına bir bütün olan öğelerden her biri Yazında ve sanatta sık sık yinelenen temayı vurgulayıcı öğe ya da süs Resim Heykel Doğal biçimlerin görünüş özelliklerini yitirmeden yalınlaştırılması ile örge meydana getirme a örge öğe Koy Kaça uya 1 eklem 2 kuşak nesil üye 1 eklem oynak yeri boğum birleşim bağlantı 2 tabaka katman 3 çağ dönem 4 kuşak nesil Arapça kökenli uzuv ç aza ve Latin kökenli Fransızca organe karşılığında dil inkılabının ilk yıllarından başlayarak kullandığımız üye düşündürücü bir örnektir Bu karşılığın organlar vücut parçaları anlamının yanında herhangi bir topluluğu oluşturan bireylerden her biri aza olarak kullanıldığını biliyoruz Başlangıçta üye aza meclis azası olarak Fransızca membre karşılığında önerilmişti Uzuv olarak ise Fransızca organe örneğine dayanılarak örgen ve örge karşılıkları düşünülmüştü Ne var ki örgen ve örge uzun yaşamadı Osmanlıcadan Türkçeye Söz Karşılıkları Tarama Dergisi adlı sözlükte Arapça uzv olarak üyenin yanında öğe karşılığı da verilmişti Ayrıca öğe üğe öye üye biçimleri de vücudun uzuv ve mafsal gibi kısımları olarak yer almıştı Ancak Tarama Dergisini süzgeçten geçiren Cep Kılavuzu çalışma kolu öğe üğe öye biçimlerini göz ardı ederek Cep Kılavuzuna yalnız üye karşılığını uzuv organ aza olarak almıştı Cep Kılavuzu Çalışma Kolunun kılavuzda Türkçe köklerden geldiği sanılan karşılıklara yer verirken üye sözünün Türkçe olduğunu düşündükleri anlaşılıyor Bu sözün Wilhelm Radloffun anıtsal sözlüğünden alındığı anlaşılıyor Radloff Tarançi diyalektinde vücudun uzuv ve mafsal kısımlarına öğe üğe öye üye adının verildiğini bildirmişti Altay diyalektlerinde ise üye aza uzuv olarak yaygınlık kazanmıştır Diyalektlerde üye biçiminin yanında öye öğe üğe yan biçimlerinin kullanılması normaldir Türkçede söz içindeki ylerin ara sıra ğye çevrildiğini biliyoruz Örn binek hayvanlarının sırtına konulan oturmaya yarayan nesneye verdiğimiz eyer adı son yıllara değin eğer olarak yazılıyordu Eski Türkçede eder biçiminde geçen bu adın dilimizde eyer diye yazılması ve söylenmesi gerekiyordu Ana Türkçe ve Eski Türkçe dlerin dilimizde yye çevrildiğini biliyoruz Bu sözün yazımı sonradan eyer biçimine dönüştü Bu açıklamalardan sonra üye sözünün sanıldığı gibi Türk kökünden gelmediği anlaşılıyor Kâşgarlı Mahmudun anıtsal sözlüğünde üye sözünün geçmemesi düşündürücüdür Daha sonraki Türkçe Kıpçakça sözlüklerde de üyeye rastlanmaması ilginçtir Çağdaş diyalektlerimizin küçük bir bölümünde saklanmış olan bu sözün dilimizin eski bir ögesi olmadığı anlaşılıyor Üyenin kullanıldığı diyalektlerde Moğolca alıntıların büyük bir yer tuttuğunu görüyoruz Bu açıdan Moğolcada uzuv organ eklem nesil anlamındaki üyenin Türkçede bir alıntı olduğu gerçektir Räsänen önce Türk diyalektlerinde kullanılan verileri Moğolca üye ile karşılaştırmış LTS 134 sonra da étymologique sözlüğünde üyeyi Moğolca bir alıntı olarak göstermiştir Rassadin de Zaimstvovanija 68 Yakutçadaki üye ömür insan yaşamı süre zaman yüzyıl sözünün Moğolcadan geçtiğini bildirmiştir )
- MOTİF ile/||/<> LEİTMOTİV
( motivus gütmek Güdü Birçoğu yanyana gelerek bir tiyatro yapıtını geliştiren ve kendi başlarına birer varlık olan öğe 1 Motif ikiye ayrılır a Ana motif leitmotiv b Yan motif 2 Yazara işlemek üzere gereçi aldıran neden 3 Oyuncuya oyunda davranışını yaptıran neden örge güdü Özellikle proteinlerde görülen ve özel görevi olan üç boyutlu bir alt yapı )
- MOTİF ile MOTİFLİ ile MOTİFSİZ
- MOTİF[Fr.] değil/yerine/= ÖRGE
( Yanyana gelerek bir bezeme işini oluşturan ve kendi başlarına birer birlik olan öğelerden her biri. )
- MOTİF değil/yerine/= ÖRGE
- MOTION FOR DISMISSAL and MOTION FOR NEW TRIAL
( Davanın reddi dilekçesi. VE Davaya yeniden bakılması için dilekçe. )
- MOTOR
- MOTOR END PLATE[İng.] değil/yerine/= MOTOR UÇ PLAK
( Motor sinirlerin aksonlarının dallanarak kas telleri üzerinde oluşturduğu bağlantı bölgesi. Uç organ.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- MOTOR İLE SHUTTLE İLE RATCHET ile/||/<> MOLEKÜLER MAKİNELER
( Nano ölçek mekanik sistemler. )
( Formül: kBT scale energy )
- MOTOR[Fr. < MOTEUR] ve/||/<> KARBÜRATÖR[Fr. < CARBURATEUR]
( Herhangi bir enerjiyi mekanik enerjiye dönüştüren düzenek. VE/||/<> Patlamalı motorlarda akaryakıtı buharlaştırıp hava ile karışmasını sağlayan aygıt. )
- MOTOR[İng.] değil/yerine/= DEVİNIM, HAREKET
- MOTOR ile LOKOMOTİF
- MOTOR ile MAKİNE DAİRESİ ile MAKİNE DAİRESİ ile MÜHENDİS ile MÜHENDİSLİK ile MAKİNİST
- MOTOR :/yerine MOTOR
- MOTOR ile MOTORCU/LUK ile MOTORLU ile MOTORSUZ ile MOTOR YAĞI ile MOTORLU TREN ile MOTORLU TAŞIT ile MOTOR YENİLEME
- MOTTO/SLOGAN değil/yerine/= SAV SÖZ
- MOTTO[İt.] değil/yerine/= ÖZDEYİŞ
- MOUETTE[Fr.] ile/||/<> MARTI[İt. < MARTIN]
( zooloji İtal martin pescatόre yalıçapkını )
- MOULD vs. RUST
- MOULD[İng.] ile/||/<> MOULE[Fr.] ile/||/<> GIESSFORM[Alm.] ile/||/<> ALÇI KALIP | ÖLÜ KALIP
( Heykel Bir şeyin üzerine alçı dökülerek alınan kalıp Bu kalıbın içine alçı dökülür ve özgünün bir kopyası çıkar a ölü kalıp çoğaltma kalıbı )
- MOUNT :/yerine MONTE ETMEK, DAĞ
- MOUSE KULLANICISI ile/ve TOUCHPAD KULLANICISI
( Baylar.[El kullanımı yoğun olduğundan] İLE/VE Bayanlar.[Parmaklarını kullanımı yoğun olduğundan] )
- MOUSE :/yerine FARE
- MOUSE vs. MICE
( Fare. VS. Fareler. )
- MOUTH :/yerine AĞIZ
- MOVE :/yerine HAREKET ETMEK
- MOVIE :/yerine FİLM
- MOZAİK ile/ve/değil/yerine/||/<> AŞURE
- MOZAİK[Fr. < MOSAIQUE] ile FRESK [İt. < Lat.]
( Türlü renklerde, küçük küp biçiminde mermer, taş ya da pişmiş toprak parçalarının yan yana getirilmesiyle yapılan resim ve bezeme işi. İLE Yaş duvar sıvası üzerine, kireç suyunda eritilmiş madensel boyalarla resim yapma yöntemi. | Bu yöntemle yapılmış duvar resmi. )
- MOZAİK ile MOZAİKÇİ/LİK ile MOZAİK PLAKA ile MOZAİK DÖŞEME
- MOZAK ile/||/<> ...
( Araba tekerlerindeki ağaç parmaklıklar Manyas Balıkesir )
- MOZALE/MOZOLE[MAUSOLÉE | Fr. < Yun.] değil/yerine/= ANITMEZAR
- MPEG/MOVING PICTURE EXPERTS GROUP[İng.] değil/yerine/= HAREKETLİ GÖRÜNTÜ UZMANLARI BİRLİĞİ (SAYISAL GÖRÜNTÜ KODLAMASI)
- MR[İng.] değil/yerine/= MAGNETIC RESONANCE | MIXREALITY[İng.] değil/yerine/= MANYETİK REZONANS | KARMA GERÇEKLİK
- MRNA ile/||/<> KEŞİF
( Haberci RNA keşfi )
( François Jacob tarafından 1961 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1655-1705) (Ülke: İsviçre) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Bernoulli sayıları, olasılık teorisi) (Nobel: 1965) )
- MRS :/yerine BAYAN
- MS :/yerine BAYAN
- MUACCELİYET değil/yerine/= SÜREV GELİMİ
- MUÂD[Ar.] ile MUADD[Ar. < ADD]
( Geri çevrilmiş, iade edilmiş. İLE Hazırlanmış, îdâd olunmuş. )
- MUÂDÂ/T[Ar. < UDVÂN] ile MUÂDADAT[Ar.]
( Karşılıklı düşmanlık. İLE Yardım etme. )
- MUADİL | BALYA | DENK ile/||/<> DENK
( 4 875 gram ağırlığındaki miskalin dörtte birine denk olan eski bir ağırlık ölçüsü fizik Tecim eşyasının çember ve demir tellerle bağlanmışı Balya )
- MUADİL ile İKÂME
( Denk, eşit, eşdeğer/li. İLE Yerine koyma, yerine kullanma. )
- MUAF KILMA | BAĞIŞIKLAMA ile/||/<> BAĞIŞIKLAMAK ile/||/<> BAĞIŞIKLAMA
( biyoloji biyoloji 1 Bağışıklanma hastalığa karşı bağışıklık kazanma 2 Bağışıklık kazandırma amacıyla vücuda antijen veya antikor verme bağışık yapma immünizasyon Aşılama )
- MUAF | MUÂF | BAĞIŞIK | İMMÜN ile/||/<> İMMÜN ile/||/<> BAĞIŞIK
( Bağışık Bağışık 1 Gümrük bildirmeliğinde sıfır olan vergi oranı 2 Yurda kesin olarak ve gümrük vergisi alınmadan sokulan mal Herhangi bir nedenle kendisinden vergi alınmayan kimse Vücudu doğuştan ya da daha sonra kazandırılmış yetenekler nedeniyle çeşitli hastalıklara karşı dirençli bulunan o hastalıkları yenebilen biyoloji Bir canlının dolaşım sisteminde antijene karşı olan antikorları ya da T lenfositleri taşıması sonucu mikrop bulaşmasına dayanıklı olması İmmün Belli bir hastalığa veya alerjik duruma karşı dirençli bağışıklık kazanmış immün Özgül olan ve olmayan mekanizmalarla enfeksiyon hastalıklarına karşı korunmuş olan bağışıklık sistemi veya bağışıklık cevabı gelişmiş olan immün )
- MUAF[Ar. < MA'FUVV]["MUHAF" değil!] değil/yerine/= AYRI
( Bağışlanmış, affedilmiş. | Ayrı tutulmuş, ayrıcalık tanınmış. | Özgür. )
- MUAF[Ar.] ile/ve/<> MASUM[Ar.]
- MUALLAK TAŞ ile/ve KARA TAŞ[HACER'ÜL ESVED]
- MUALLÂK ile/ve "ASILI TUTMAK"
- MUALLEL[< İLLET] ile ...
( TA'LİL EDİLMİŞ, SAKAT, EKSİK )
- MUALLİMHANE-İ NÜVVÂB ile/=/<>/> MEKTEB-İ NÜVVÂB ile/=/<>/> MEKTEB-İ KUZÂT
( Kadı yetiştirmek amacıyla açılan okullardı. )
( 1853 ile/=/<>/> 1884 ile/=/<>/> 1911 )
- MUALLİM-İ EVVEL ile/ve/<> MUALLİM-İ SÂNÎ
( Aristoteles. İLE/VE/<> Fârâbî. )
- MUAMELE ETMEK/– MUAMELESİ ETMEK değil/yerine/= DAVRANMAK/–GİBİ DAVRANMAK
- MUAMELE ETMEK ile/||/<> İŞLEM YAPMAK
( işlem yapmak )
- MUAMELE ile/||/<> ACTE[Fr.] ile/||/<> İŞLEM
- MUÂMELE[Ar.] değil/yerine/= İŞLEM, DAVRANIŞ
- MUAMMA ASMAK ile/||/<> ...
( Âşıkların bilmecelerini bir kağıda yazarak gündüzden âşık kahvesinin uygun bir yerine asmaları Bir yere yeni gelen saz ozanlarının yerli ozanlara meydan okumak amacıyla muamma asmaları bir gelenek durumundaydı Duvara asılan muammanın indirileceği gece kimse çözemezse yine ozanın kendisi bir koşuk söyleyerek çözümlerdi )