BEŞ(5) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- ÖLÜ DENİZ ile ÖLÜDENİZ

( Lût Gölü. [Ürdün / İsrail] İLE Fethiye'de. )
( Deniz seviyesinden 400 m. aşağıdadır. İLE ... )
( Dünyanın en çukur bölgesidir. [Hakkari'den başlayıp Mozambik'e kadar uzanan ve büyük olasılıkla bir deprem sonrası oluşan rift çukurunda bulunan gölde hiçbir canlı yaşamadığından dolayı, ölü deniz olarak anılmaktadır.] İLE ... )
( Normal denizlerden 10 kat daha tuzludur. [24 farklı mineral içeren bu gölden, Potasyum minerali elde edilmektedir.] İLE ... )

- DEAD TIME[İng.] / TEMPS MORT[Fr.] / TOTZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÜ ZAMAN

- ÖLÜ değil NEYYİD(E)

- ÖLÜ ile ÖLÜ SARHOŞ ile ÇIKMAZ SOKAK ile ÖLÜ YÜK ile ÖLÜ ALAN ile ÖLÜ YIKAYICI ile ÖLÜ YIKAMA ile ÖLDÜRMEK ile SON TESLİM TARİHİ ile ÖLÜMCÜL

- ÖLÜ ile/ve/değil ŞEHİT

- OLUÇ, ŞAHİN (ZİLE, 1942)

( Deniz Ast. Sb. Okulundan mezun oldu ve Deniz Kuvvetlerinin değişik birimlerinde görev yaptıktan sonra emekli oldu. 13 yaşında ut çalmayı öğrendi. Dr. Fahrettin Erkin Soy'dan usul, nota ve repertuar dersleri aldı. İleri Türk Müziği Konservatuarına devam etti. Hüseyin Saadettin Arel'in kurduğu konservatuarda usul, nota¸makam ve geçkileri ile prozodi dersleri aldı. Gölcük Müziği Derneğini, 1983'te de Sarıyer Musiki Derneğini kurdu. Sarıyerliler Derneği'nin kurduğu Türk Sanat Müziği korosunu hazırladı. Sarıyer Belediyesi bünyesinde kurulan koronun hazırlanmasına da yardımcı oldu. Çalışmalarına devam etmektedir. )

- OLUK ile YİVLİ

- ÖLÜLER KİTABI değil GÜNIŞIĞINA ÇIKIŞ KİTABI

- ÖLÜM-KALIM (MESELESİ)

- ÖLÜM:
KALP/BEYİN DURDUĞUNDA
ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> UNUTULDUĞUMUZDA


- ÖLÜM KORKUSU < GÖVDE ZANNI

- ÖLÜM ile/ve GÖMÜT/SİN OBRUĞU/MEZAR/MAKBER/E / MERKAD/MERKAT/METFEN[Ar.], GÛR[Fars.], MAŞATLIK[Yahudi mezarlığı], DARÎH/ZARÎH[Ar.]/NEKROPOL[Yun.]

( Ölüler kokmasın diye, derin çukurlara gömülür. Ölçünün olmadığı dönemlerde bu çukurların derinliğini "mezarı kazanın beline kadar" diyerek ölçüye vurmuşlardır. Bu, "bele kadar" ölçüsü, eril gövdeler içindir. Dişil gövdeler daha yağlı olduklarından, onların mezarlarını, "mezarı kazanın göğsüne kadar" diyerek tarif etmişlerdir. )
( Yakının ölümünü kabul aşamaları: Reddediş > Öfke > Uyum > Üzüntü > Kabul )

- ÖLÜM değil İRTİHAL ETMEK

( Allah ihmal etmez, imhal eder. [Mühlet verir.] )
( Kağıtların biraradalığı. İLE/DEĞİL Okunması gereken. )

- ÖLÜM ile/ve "IŞIK KAYBI" (SENDROMU)

- ÖLÜM ile/||/<> KIYIM/CİNAYET[Ar.] ile/||/<> ÖZKIYIM/İNTİHAR[Ar.]

- ÖLÜM ile/ve KÜÇÜK ÖLÜM

( ... İLE/VE Orgazm. )

- ÖLÜM ile/ve MATEM

( Ölüm sonrasında kendini paralamak, aşırı tepkiler göstermek, çok uzun süre matem tutmak uygun/yerinde değildir. )
( ... ile/ve YUĞ/DOHIYA )

- ÖLÜM ile/ve/||/<>/> MİRAS

( Hak. İLE/VE/||/<>/> Helâl. )

- ÖLÜM ile/ve/||/<>/> SITMA

( "Ölümü gösterip sıtmaya râzı etmek." )

- ÖLÜM yerine/değil VEFÂT


- ÖLÜM ile/ve YAKÎN

- ÖLÜMCÜL HASTALIKLARIN ÖĞRENİLMESİNDE:
REDDETME
ile/ve/<>/> ÖFKE ile/ve/<>/> PAZARLIK ile/ve/<>/> DEPRESYON ile/ve/<>/> KABUL

- ÖLÜMDEN SONRA, YAŞAMIN OLUP OLMADIĞI değil/yerine ÖLÜMDEN ÖNCE, SENİN, YAŞAMDA OLUP OLMADIĞIN

- OLUMLANMAK ile OLUMSUZLANMAK ile OLUMSUZLAŞTIRMAK ile OLUMLU/LUK ile OLUMSAL/LIK ile OLUMSUZ/LUK ile OLUMLAMA ile OLUMLU FİİL ile OLUMLU CÜMLE ile OLUMLU EYLEM ile OLUMLU TÜMCE ile OLUMSUZ FİİL ile OLUMSUZ CÜMLE ile OLUMSUZ EYLEM ile OLUMSUZ TÜMCE ile OLUMSUZLUK EKİ ile OLUMSUZLUK KELİMESİ

- Olumlu anlamda DİNLE!!!

- Olumlu KONUŞ!!!

- Olumlu KONUŞ!!!

- OLUMLU ÖZGÜRLÜK ile/ve OLUMSUZ ÖZGÜRLÜK

( Olumsuz özgürlük de bir olanaktır/olanaklılıktır. )
( Kişi, köleliği ya da engelliliği de yeğleyerek özgür olduğunu "düşünebilir/varsayabilir". )

- OLUMLU TEPKİ değil OLUMLU GERİBİLDİRİM

- OLUMLU YANIT ile KARŞILIK


- OLUMLU ile "OLGUN"

- OLUMLU ile/<> OLUMLU EYLEM

- OLUMLU ile/<> OLUMLU EYLEM ile/<> OLUMLU TÜMCE ile/<> OLUMLU FİİL

- OLUMLU ile/<> OLUMLU TÜMCE

- Olumluyu KONUŞ!!!

- OLUMSUZ BAKIŞ/BAKAN ile/değil/yerine/>< OLUMLU BAKIŞ/BAKAN

( Her çözüm için mutlaka bir "sorun" bulmak/bulanlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Her "sorun" için en az bir çözüm bulmak/bulanlar. )

- OLUMSUZ KOŞULLAR:
GEÇİRİCİ
ile/ve/değil/yerine/<> GEÇİCİ

- OLUMSUZ ÖJENİ ile/>< OLUMLU ÖJENİ

( Uygun olmayanları kısırlaştırma ya da engelleme. @@ Uygun olanlar. )

- ÖLÜMSÜZ YAPITLAR:
ÇOCUK
ve KİTAP ve HAYRAT

- OLUMSUZ = MENFİ = NEGATIVE[İng.] = NÉGATIF[Fr.] = NEGATIV[Alm.] = NEGATIVO[İsp.]


- OLUMSUZLAMA ile/ve/değil DEĞİL

- OLUMSUZLAMA ve ETKİN OLABİLMEK

- OLUMSUZLUĞU/SORUNU/ÇÖZÜMÜ:
HESABA KATMAMIŞ OLMAK
ile/ve/değil/||/<>/>/< GÖZE ALMIŞ OLMAK

- OLUMSUZLUK BELİRTİMİ ile/değil/yerine DURUM BELİRTİMİ

( Sevmiyorum. İLE/DEĞİL/YERİNE Seviyor Değilim. )

- ÖLÜMSÜZ/LÜK ve/||/<>/< ÖZGÜR/LÜK

- OLUMSUZ(NEGATİF) BAKIŞ ile AŞAĞILAYICI BAKIŞ

- OLUP BİTEN ile/ve/||/<> YAŞANAN

- OLUR MU? ile OLMAZ MI?

- OLUR OLMAZ (İŞLER YAPMAK, YERDE KONUŞMAK)

- OLUR ile/ve/||/<> OLMAZ

( Diye bir şey yok! İLE/VE/||/<> Diye bir şey yok! )

- OLUR/LUK ile OLURU ile OLUR OLMAZ

- OLURSA, SORUN OLMAYAN/OLMAYACAK ile OLMASA/YAŞANMASA, DAHA İYİ OLACAK OLAN

- ÖLÜRSE/M" değil ÖLÜNCE

- OLUŞ (VUCUD)

- OLUŞ ile/ve/<>/değil SÜREÇ

- TEMPS DE GÉNÉRATION[Fr.] / GENERATIONSDAUER, GENERATIONSZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= OLUŞMA SÜRESİ

- OLUŞMA ile/ve/<>/değil/yerine ORTAYA ÇIKMA

- OLUŞ'TA(KEVN): SÜKÛN ve/||/<> HAREKET ve/||/<> ELVAN ve/||/<> ASVAT ve/||/<> TUUM(TADLAR) ve/||/<> REVAYİH(KOKULAR) ve/||/<> İTİMAT ve/||/<> HARARET ve/||/<> BÜRÛDET ve/||/<> RUTÛBET ve/||/<> YÜBÛSET(KURULUK) ve/||/<> TELİF ve/||/<> HAYAT ve/||/<> ELEM ve/||/<> KUDRET ve/||/<> İRADET ve/||/<> KERÂHET ve/||/<> ŞEHVET ve/||/<> NEFRET ve/||/<> İTİKAT ve/||/<> ZAN

- OLUŞ(TUR)MAK ile/ve/||/<>/> ÖRGÜTLE(N)MEK

- ÖLÜSÜ KINALI ile ÖLÜSÜ KANDİLLİ


- HEAT OF FORMATION[İng.] / CHALEVR DE FORMATION[Fr.] / BILDUNGSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= OLUŞUM ISISI

- OLUŞUM ile/ve/||/<> DÜZEN

- OLUŞUM ile/ve/||/<> TÜRÜM

( ... İLE/VE/||/<> Varolanların oluşumu. )

- OM MANI PADME HUM ile ...

( SELÂM OLSUN LOTUS'TAKİ CEVHERE )

- o.m.[Lat. < OMNI MANE] değil/yerine/= HER SABAH

- OMACA ile ...

( Üzüm asmasının dip kısmı. )

- OMEGA MINUS PARTICLE[İng.] / PARTICULE OMÉGA MOINS[Fr.] / OMEGA-MINUS-TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= OMEGA EKSİ PARÇACIĞI

- OMEGA MESON[İng.] / MÉSON Ω[Fr.] ile/değil/yerine/= OMEGA MEZONU

- OMEGA[İng.] / OMÉGA[Fr.] / OMEGA[Alm.] ile/değil/yerine/= OMEGA

- OHMIC RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE OHMIQUE[Fr.] / OHMSCHER WIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= OMİK DİRENÇ


- OHMIC LOSS[İng.] / PERTE OHMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= OMİK KAYIP

- OHMIC CONTACT[İng.] / CONTACT OHMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= OMİK TEMAS

- OHMSCHER VERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= OMİK YİTİK

- OMT/OBJECT MODELING TECHNİQUE[İng.] değil/yerine/= NESNE MODELLEME TEKNİĞİ

- ÖMÜR:
KAMET
ile/ve/<> EZAN ARASI

( Cenaze namazı kılınırken, "Er kişi niyetine" denildikten hemen sonra, "Allah-u Ekber" denilerek devam edilir.
["Allah-u Ekber" demeden önce "Ezanını okusaydık" diyene...
"Doğduğunda okunmuştu" diyerek, ezanın karşılığı anımsatılır.] )

- OMUR[İng. VERTEBRATE] ile/||/<> ADAPTİF BAĞIŞIKLIK[İng. ADAPTIVE IMMUNITY] ile/||/<> AİLEVİ AKDENİZ ATEŞİ[İng. FAMILIAL MEDITERRANEAN FEVER] ile/||/<> AKSİYEL İSKELET[İng. SKELETON AXIALE] ile/||/<> AMFİARTOZ[İng. AMFIARTOSE] ile/||/<> KAFATASI[İng. SKULL] ile/||/<> KEMİK[İng. BONE] ile/||/<> KEMİKLİ BALIK[İng. BONY FISH] ile/||/<> KIKIRDAKLI BALIKLAR (CHONDRİCHTHYES)[İng. CARTILAGINOUS FISH]

( Omurgayı oluşturan kemiklerin her birine verilen addır. Latince tekil ismi vertebra. @@ Lenf gözelerinin antijenlere belirli ve uzun süreli tepkilerini anlatmak için kullanılan genel bir terimdir. Majör histokompatibilite kompleksi, T-gözesi alıcıları (TCR), immunoglobulinlerle birlikte rekombinaz aktivitesine sahip enzimlere ihtiyaç duyar. Çenesiz balıklar haricindeki tüm omurgalılarda bulunmaktadır. @@ Karın, göğüs ya da eklemlerde tekrarlayan ağrılı inflamasyon atakları ile karakterize kalıtsal bir durumdur. Bu ataklara genellikle ateş ve bazen döküntü ya da baş ağrısı eşlik eder. Bazen kalp, beyni ve omuriliği çevreleyen zar ve testisler gibi vücudun diğer bölgelerinde de inflamasyon görülebilir. Etkilenen bireylerin yaklaşık yarısında, ataklardan önce prodrom olarak bilinen hafif semptomlar belirir. Prodromal semptomlar, daha sonra inflamasyon gerçekleşecek olan bölgede hafif rahatsız edici hisleri ya da daha genel rahatsızlık hissini içerir. @@ Vücudun kemik yapısının temel olarak omur, göğüs kafesi ve kafatasından oluşan bölümüdür. @@ Çok az ya da özel durumlarda oynayabilen eklemler. Örnek olarak kalça ve omurga arasındaki eklemler verilebilir. @@ Kafatası, omurgalıların kafasını çevreleyen iskelet yapısı. Kemik ya da kıkırdaktan oluşur ve beyin ve bazı duyu organlarını koruyan bir yapı oluşturur. Üst çene (alt çene değil) kafatasının bir parçasıdır. İnsan kafatasının beyni içeren kısmı (kranyum) küresel ve yüzünüz ile karşılaştırıldığında görece daha büyüktür. Diğer çoğu hayvanda kafatasının yüz kısmı, üst dişler ve burun da dahil olmak üzere, kranyumdan daha büyüktür. İnsanlarda kafatası, atlas olarak adlandırılan, başın sallama hareketine izin veren en yüksek vertebra tarafından desteklenir. Atlas, yan yana hareketine izin vermek için, eksende bir sonraki omurga üzerinde, aksis (axis), döner. @@ Vücut dokularının en serti. Organizmanın en önemli destekçilerinden biri. Kalsiyum bakımından doymuş olduğu için sert. Damar içerirler. Enine bakılacak olursa dış ve iç yüzeylerinin zarla kaplı olduğu görülebilir. Dıştaki zar "periosteum", içteki zar ise "endosteum" olarak adlandırılır. Kemik zarı, sert kemik, süngerimsi kemik, kırmızı kemik iliği, sarı kemik iliği, kan damarları ve eklem kıkırdağı gibi alt bölümleri var. @@ Sınıf Osteichthyes: Omurgalı sınıfı çenesiz ve kıkırdaklı balıklardan sonra gelişti. Çeneleri bulunur, iskeleti kemikten oluşur ve vücutlarını örten pulları vardır. En bilinen bilinen tatlısu ve tuzlu su balıkları bu öbeğe aittir. Yaşayan fosil Coelacanth, akrabaları (loblu balıklar) Devonien jeolojik döneme kadar (363-409 MÖ) izlenebilen kemikli bir balıktır. @@ İlkel 'çeneli' omurgalılar yaklaşık 400 MÖ ortaya çıktılar. İskeletleri tamamen kıkırdaktan oluşur. Sınıf, Elasmobranchii alt sınıfı (köpekbalıklarını, vatozlar) ve Holocephali alt sınıfını (sıçanbalığı) kapsar. Hem MHC sınıf I hem de sınıf II genlerine sahip olan en eski takson. Evrimsel merdivendeki bir sonraki adım kemikli balıktır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ÖMÜR[< ÖMR < UMÜR]/HAYAT[Ar.] değil/yerine/= YAŞAM

- OMURGA STRES KIRIĞI(SPONDILOLIZIS) ile/ve/<> OMURGA KAYMASI(SPONDILOLISTEZIS)

- OMURGADA
YUVAR/DİSK:
OLAĞAN
ile BOZULMUŞ ile BEL VERMİŞ ile FITIK ile İNCELMİŞ

( image )

- OMURGALILAR:
SUCUL
ile/ve/<> KARACIL ile/ve/<> İKİ-YAŞAYIŞLI


- Omurgalı KONUŞ!!!

- OMURGASIZ/LIK ile/değil BİLGE/LİK / İRFAN

- OMUZ OMUZA (VERMEK)

- OMUZ/ÇİĞİN ile/ve KOLTUKALTI

- OMUZLA DİRSEK ARASINDAKİ KEMİK ile DİRSEKLE BİLEK ARASINDAKİ KEMİKLER

- OMUZLAMAK ile OMUZLANMAK ile OMUZLAYABİLMEK ile OMUZ/LUK ile OMUZLU ile OMUZ BAŞI ile OMUZ OMUZA ile OMUZ EKLEMİ

- ON A RECIPROCAL BASIS and ON AN EQUITABLE BASIS

( Karşılıklılık temelinde. VE Hakkaniyet temelinde. )

- AYÂR-İ EVVEL[Osm.] / VORWAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN AYARLAMA

- BIAS CURRENT[İng.] / VORSPANNUNGSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN BESLEME AKIMI

- ÖN BEYİN'DE:
TALAMUS
ile/ve HİPOTALAMUS ile/ve LİMBİK SİSTEM ile/ve BEYİN KABUĞU

( Talamus, duyu organlarından gelen sinir hücrelerinin beyin kabuğuyla olan ilişkisini sağlar. )
( Hipotalamus, en çok araştırılan beyin kısımlarından biridir. Büyüklüğü küçük bir kesme şeker kadar olmasına karşın, gördüğü işlemler son derece önemli ve değişiktir. Heyecanların ve arzuların denetlendiği merkezdir. Eşeysel davranış, yeme-içme bu merkezce denetlenir. )
( Limbik sistem beyin sapının yukarı kısmıyla ön beyin arasında yer alan sinir hücresi ağından oluşur. Heyecan yaşantısı, saldırma ve kaçma davramışlarıyla ilişkisi vardır. )

- ÖN BİLGİ ile/ve/değil/||/<> BAĞLAM

- ON BOOK:
TO FOLD UP HALF OF(/TIP OF) THE PAPER -
> TO USE SEPARATOR

( KİTAPTA: YAPRAĞIN UCUNU/YARISINI KATLAMAK değil/yerine AYRAÇ KULLANMAK )

- ON DÖNÜM BOSTAN, YAN GEL, YAT OSMAN ile ARMUT PİŞ, AĞZIMA DÜŞ

- [ON] EVERYTHING/PLACE vs. [ON] NOTHING/PLACE

- ÖN ÖDEME ile TAKSİT

- o.n/omn. noct.[Lat. < OMNI NOCTE] değil/yerine/= HER GECE

- ON-PUMP CERRAHİ/ON-PUMP SURGERY[İng.] değil/yerine/= POMPA BAĞLANTILI KALP CERRAHİSİ

- ON SELF vs. TO DRESS

- ON YIL ile ÇÖKÜŞ ile YOZLAŞMIŞ

- ON YÜZLÜ ile DEKAHEDRON


- ÖN ile CEPHE ile ÖNDEN ile CEPHE HATTI

- ON ile ON PARA/LIK ile ON BİRLİ ile ON BİNLİK ile ON PARASIZ/LIK ile ON BİNLERCE ile ON AYAKLILAR ile ON MİLYONLUK

- ON ile ONUNÇ
[<

( On sayısı.[10] İLE Onuncu. )

- Ona göre KONUŞ!!!

- ÖNAL, ERDEM (ELAZIĞ, 1948)

( Bandırmaspor'dan kaleci olarak transfer edildi. 3 sezon (1976 - 1979) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 51 lig, 6 kupa maçı olmak üzere 57 resmi ve ayrıca 23 özel maçla birlikte toplam olarak 80 maçta oynadı. Lig maçlarında 36, kupa maçlarında 13 ve özel maçlarda 25 olmak üzere toplam olarak 74 gol yedi. )

- ÖNAL, RECEP (ELAZIĞ, 1952 - 2007)

( İstanbulspor'dan transfer edildi ve beş sezon (1971 - 1976) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 83 lig, 4 kupa ve 1 turnuva maçı olmak üzere 88 resmi ve ayrıca 46 özel maçla birlikte 134 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 5 ve özel maçlarda 10 olmak üzere takımına 15 gol kazandırdı. Elazığspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )

- ONAY (ALMAK)/ONAYLAMAK ile/ve/değil/yerine OLUR (ALMAK)/OLURLAMAK

- ONAYLAMAK ile ONAYLAMA ile OLUMLU ile OLUMLU CEVAP

- ONAYLA(MA)MAK ile/ve UYGUN BUL(MA)MAK

- ONAYLANIRLIK ile/ve/||/<> KABUL EDİLİRLİK


- ONBİR BOYUT ile/ve/||/<> "PARALEL EVRENLER"

- ONBUL ile ...

( Papua Yeni Gine'nin Avi Köyü'nde bulunan, yuvarlak gözlü, kahverengi, ilginç bir hayvan. )

- ÖNCE:
ALICI(MÜŞTERİ)
değil ÇALIŞAN

- Önce bir DİNLE!!!

- ÖNCE CÂN, SONRA CÂNAN ile/ve/değil ÖNCE CÂNAN, SONRA CÂN

( "Canım var!" diyen ölüdür. )
( Canından vazgeçen ölüler için ölüm var mı? )
( ÂŞIK OLDUR KİM KILÂR CANIN FEDÂ CÂNÂNINA
MEYL-İ CÂNÂN ETMESİN HER KİM Kİ KIYMAZ CÂNINÂ

CÂNI KİM CÂNÂNI İÇİN SEVE CÂNÂNIN SEVER
CÂNI İÇİN KİM Kİ CÂNÂNIN SEVER CÂNIN SEVER )
( [Ancak] Verirsek canı, alırız cananı. )

- Önce dinle, sonra nötr ol ve öyle KONUŞ!!!

- [önce] DÜŞMEYİ BİLMEK ve/<> [sonra] AYAKTA/BİSİKLET ÜSTÜNDE DURMAK/OLMAK

- Önce gözlerin konuşsun sonra sen KONUŞ!!!

- [önce] İÇ YÜZ(Ü) ve/<> [sonra] SON SÖZ(Ü)

( [önce] Öğren/bil. VE/<> [sonra] Söyle. )

- Önce selâm ederek KONUŞ!!!


- ÖNCE SEN!" ile/değil/yerine/||/<>/< SENDEN SONRA

- Önce söz ver sonra KONUŞ!!!

- Önce susmayı öğren! sonra KONUŞ!!!

- [önce] UMUT" sonra UNUT!"

- [önce] YORUM ile/ve/sonra/> AŞIRI YORUM

( YORUM VE AŞIRI Y0RUM (UMBERTO ECO) kitabını okumanızı salık veririz.
)

- ÖNCEDEN BELİRLENMİŞ ile ÖN KISIM

- Önceden KONUŞ!!!

- ÖNCEDEN ile ÖNCEDEN SATIŞ

- ÖNCEL >< ARDIL

- ÖNCEL ile/ve/||/<>/> İLİNEKSEL


- ÖNCEL = MUKADDEM = ANTECEDENT[İng.] = ANTÉCÉDENT[Fr.] = ANTECEDENT[Alm.] = ANTECEDENS[Lat.]

- ÖNCEL ile ÖNCÜL

- ÖNCELEMEK ile ÖNCE/LİK ile ÖNCEL ile ÖNCECİ/LİK ile ÖNCESİZ/LİK ile ÖNCELİKLİ/LİK ile ÖNCEL DÜZEN ile ÖNCEL BELİRLEME ile ÖNCESİZ SONRASIZ

- ÖNCELİKLE ile/ve/||/<> BAŞTA

- ÖNCELİK/LER ile/ve ÖZLEM/LER

- ÖNCELİKLİ/LER ile/ve GENEL

( İnsanda. İLE/VE Doğada. )
( For human. VS./AND On nature. )

- ÖNCESİ - SONRASI OLMAZ!

- ÖNCESİ ile

- ÖNCE/Sİ ile/ve (...) SONRA/SI["SORA/SORNA" değil!]

- Öncesini-Sonrasını bil de KONUŞ!!!


- ONCHO-/ONCO-/-ONCUS ile/||/<> -PHYMA ile/||/<> ADEN-/ADENO- ile/||/<> -OMA

( Tümör, belirli bir yerdeki tümör. İLE/||/<> Derinin bir bölümünün şişmesi, tümör. İLE/||/<> Bez ile ilgili [adenom: Bez tümörü]. İLE/||/<> Tümör ya da patolojik durum. )

- ÖNCÜ ile/ve/değil/||/<>/< ÖNCÜL

- ÖNCÜ ile/ve/değil/||/<> ÖNE GEÇEN/ÇIKAN

- ÖNCÜLLER ile/ve/||/<> KESİNLİK

- ÖNCÜLLER = MUKADDEMAT = PREMISS[İng.] = PRÉMISSES[Fr.] = PRÄMISSE[Alm.] = PRAEMISSA[Lat.] = ESTABLECIMIENTO[İsp.]

- ÖNCÜLÜK ETMEK ile VESİLE OLMAK

- ÖNCÜ/LÜK ile ÖNCÜL ile ÖNCÜLLER ile ÖNCÜ OYUN ile ÖNCÜ TİYATRO ile ÖNCÜLLER KÜMESİ

- ZEHNTELWERTSDICKE[Alm.] ile/değil/yerine/= ONDA BİR DEĞER KALINLIĞI

- TENTH VALUE LAYER[İng.] / DIXIÈME D'ÉPAISSEUR DE DEMI-ATTÉNUATION[Fr.] ile/değil/yerine/= ONDA BİR KALINLIK DEĞERİ

- ONDA "VAR OLMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> ONUNLA "VAR OLMAK"


- ONDALIK KESİR ile/||/<> ADİ KESİR

( Ondalık virgüllü, adi kesir çizgili gösterimdir )
( Formül: 0.5 İLE 1/2 )

- ONDALIK SAYILARDA:
NOKTA
ile/ve/||/<> VİRGÜL

- ONDALIK SİSTEM ile/||/<> İKİLİ SİSTEM

( Ondalık 10 tabanlı, ikili 2 tabanlı )
( Formül: 0-9 rakamlar İLE 0-1 bitler )

- AŞÂRÎ[Osm.] / DECIMAL[İng.] / DÉCIMAL[Fr.] / DEZIMAL[Alm.] ile/değil/yerine/= ONDALIK

- ONDALIK ile ONDALIK FONKSİYON ile ONDALIK SAYI ile ONDALIK NOKTA ile ONDALIK SAYIYA DÖNÜŞTÜRMEK

- ONDALIK ile ONDALIKÇI ile ONDALIK SAYI ile ONDALIK KESİR ile ONDALIK SİSTEM

- ... ONDAN SONRA ... ile/ve ... DOLAYISIYLA ...

- ÖNDE GELEN ile/ve/değil DİKKATE DEĞER

- ÖNDE OLAN/OLMASI GEREKEN:
EŞEYSELLİK(ERİLLİK/DİŞİLLİK)
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SEVGİ

- ÖNDER


- ÖNDER:
KARAR VERMEK/VEREN
ile/ve/değil/||/<>/< ANLAM VERMEK/VEREN

- ÖNDER:
YARATICI
ile/ve/değil/||/<>/< NARSİSİST

- ÖNDER ile/ve/değil/||/<>/< ATILGAN

- ÖNDER ile/ve/||/<>/> MİLLET

( Taşın arkasına saklanırsa. İLE/VE/||/<>/> Dağın arkasına saklanır. )

- ÖNDERLER":
"MELEK"
ile/ve/||/<> "İNSAN"

( Daha kötüleriyle kıyaslanınca. İLE/VE/||/<> Daha iyileriyle kıyaslanınca. )

- ÖNDERLİK BUNALIMI/KRİZİ ile/ve/<> ÖZERKLİK BUNALIMI/KRİZİ

- ÖNDER/LİK ile/ve ÖNCÜ/LÜK

( )

- ÖNDER/LİK ile ÖNDELİK ile ÖNDEN ÇEKİŞLİ

- ONDÜLAN ATEŞ/UNDULANT FEVER[İng.] değil/yerine/= DALGALI ATEŞ

- ÖNE ÇIKARMAK ile MERKEZE ALMAK


- ÖNE ÇIKARMAK ile TEMEL/E ALMAK

- ONE vs. UNITY vs. INTEGRITY

- ONE WITHIN THE OTHER vs. ONE AFTER THE OTHER/SUCCESSIVELY

- ÖNEM ARZ ETMEK ile ÖNEM ATFETMEK

- ÖNEM VERMEK ile DEĞER/DESTEK VERMEK

- ÖNEM/DEĞER VERMEMEK ile/ve ÖNEMSİZ/DEĞERSİZ GÖRMEK

- ÖNEM ile/ve/<> ANLAM

- ÖNEM ile/ve/<> DEĞER

- ÖNEM/DEĞER ile "ÖLÇÜSÜ"

( Sayılması olanaklı şeyler, her zaman önemli olmayabilir. İLE Önemli şeyler ise her zaman sayılamayabilir. )

- ÖNEMİ YOK ile/değil BELİRLEYİCİLİĞİ YOK


- ÖNEMİ/ETKİYİ:
ARTIRMA
ile/>< AZALTMA

- ÖNEMLİ DEĞİL" değil FAZLA ÖNEMLİ DEĞİL

- ÖNEMLİ DEĞİL ile/ve/değil/yerine ÖNEMSİZ

- ÖNEMLİ FARK ile/ve BÜYÜK FARK

- ÖNEMLİ OLAN" ile/ve/değil/yerine ÖNEMİ OLAN

( Herşeyin bir (az/orta/çok) önemi(değeri) vardır fakat önemli olup olmamayı, öncelik belirler. )

- ÖNEMLİ ile/ve/<> CİDDİ

- ÖNEMSEMEK ile CİDDİYE ALMAK

- [ne yazık ki]
ÖNEMSE(ME)MEK
ile/ve/değil/||/<>/< ÇIKAR(SIZLIK)

- ÖNEMSİZ/LEŞME ile/ve/||/<>/||/<>/< SİLİK/LEŞME

- ONENESS vs. UNITY


- ÖNERİ ile/ve/<>/yerine ÇÖZÜM

( Burada/şurada/orada değil! Sende! )

- ÖNERİ ile ÖĞÜT

( NUSH İLE USLANMAYANI ETMELİ TEKDÎR
TEKDÎR İLE USLANMAYANIN HAKKI KÖTEKTİR )

- ÖNERİ ile/ve/||/<> "YOL GÖSTERMEK"

- Önerileri DİNLE!!!

- ÖNERME İLE YÜKLEM İLE MODAL ile/||/<> MANTIK TÜRLERİ

( Farklı mantık sistemleri. )
( Formül: p → q ≡ ¬p ∨ q )

- ÖNERME(KAZA, KAZİYE) ile KIYAS(BURHAN, [DEMONSTRATION])

- ÖNERME[İng. PROPOSITION] ile/||/<> A PRİORİ ile/||/<> BAĞDAŞIMCILIK[İng. COHERENTISM] ile/||/<> DOĞALLAŞTIRILMIŞ EPİSTEMOLOJİ[İng. NATURALIZED EPISTEMOLOGY] ile/||/<> DOĞRULAMA İLKESİ[İng. VERIFICATION PRINCIPLE] ile/||/<> İÇSELCİLİK[İng. INTERNALISM] ile/||/<> ÖNCÜL[İng. PREMISE] ile/||/<> SENTETİK A PRİORİ[İng. SYNTHETIC A PRIORI]

( Önermeyi, doğru ve yanlış değerine sahip bir yargı, bir iddia taşıyan cümle olarak düşünmek mümkündür. Pritchard, önermesel bilginin insana özgü olduğunu ve daha sofistike entelektüel yetenekler gerektirdiğini düşünür. Bir cümle biçiminde ileri sürülen, bir şeyin durumunu söyleyen “Dünya yuvarlaktır.”, “Bekârlar, evlenmemiş olanlardır.”, “Baba II, harika bir filmdir.”, ya da “Ay peynirden yapılmış değildir” türünden ifadeler önerme örnekleridir. @@ Önsel, deneyime dayanmayan anlamına gelmektedir. Deneye dayanmayan, deneyden önce gelen ya da ondan bağımsız olarak ulaşılan bilgi için kullanılır. Örneğin, “bir cisim aynı anda birden çok yerde bulunamaz” önerisi "a priori" önermedir. Bu sınıflandırmayı felsefe tarihinde ilk öne süren Aristoteles’tir. @@ Bir önermenin doğru yolla gerekçelendirilip gerekçelendirilmediği sorunu çağdaş epistemolojinin merkezinde yer almaktadır. İnançlarımız, birbirleriyle bağlantılı ve tutarlı bir ağ oluşturabilmesinin doğru inançların gerekçelendirilerek bilgi olarak tanımlanması için yeterli olduğu düşünen yaklaşım Bağdaşımcılık olarak bilinir. Bağdaşımcılara göre sahip olduğumuz inançların epistemik statüleri arasında hiyerarşik bir ilişki yoktur. Doğru inançlarımızın birbirleriyle tutarlı bir ağ oluşturabilmesini epistemik bir sınır olarak kabul eden bu görüşe getirilen en büyük eleştirilerden biri izolasyon sorunudur. Bu eleştiriye göre, inançlarımız birbiriyle tutarlı bir ağ oluştursa da, diğer epistemik ağlarla bağlantılı olmadıkları için, bu ağ içindeki inançların doğruluğunu tehdit edecek inançları kapsamaz. İnançlar tutarlı olsa da, bu kendi içinde tutarlı ağlara tamamen zıt ve kendi içinde tutarlı başka ağlar kurmak mümkündür. Kısacası, bu bağdaşımcı ağlar birbiriyle bağlantılı olmadıklarından ötürü, izolasyon sorunu ortaya çıkar. @@ Bu yaklaşım Dışsalcılığın radikal bir biçimi olarak görülebilir. Çoğu yorumcu bu yaklaşımı bir dönem ünlü Natüralistler savunulduğu ve Natüralizmin ön kabulleri ile epistemolojiye yaklaşıldığını iddia ederek “yerini alma natüralizmi” de demiştir. Hatta öyle ki bu yaklaşımı, Natüralizmin epistemolojideki biçimi olarak da görenler bile olmuştur. Özellikle Quine tarafından sistemleştirilen bu görüşe göre, insanın bilişsel yetileri ve bilgi ile ilişkin zihinsel süreçleri evrimsel bir çerçevede anlaşılır Yani bilen kişi fizyolojik/biyolojik bir yapı olarak dışsal uyarıcılara tepki vermektedir. O halde insan zihni evrimsel bir sürecin sonucu olup çevresel etkilere oldukça duyarlıdır; çevreden gelen girdileri zihnimiz işler ve çıktı olarak karşımızda bilgiyi görürüz. Kimileri için böylesi bir yaklaşım a priori bilginin varlığına şüpheli yaklaşarak a posteriori bilgiyi ön plana almıştır. Peki bu ne demektir? Quine, 1951 yılında yayınlanan “Two Dogmas of Empiricism” (Deneyciliğin İki Dogması) adlı ünlü metninde Kant’ın analitik/sentetik ayrımı ve mantıkçı pozitivistlerin “her anlamlı ifade duyu tecrübelerine dayanır” iddiasını açık bir biçimde dogma olarak tanımlar ve eleştirir. Onun için her inanç ya da bilgi, aksi tecrübeler ışığında revize edilebilirdir, deneye dayanmayan bir inanç ya da bilgiden söz edilemez. İşte bu epistemoloji ile bilim arasındaki bütünlüğe işaret eden ve Natüralizm’in bir türü olarak görülebilecek bir bakış açısı olabilir. Doğallaştırılmış epistemoloji duyu verileri ile başlayan süreci psikolojinin konusu olarak gördüğü için epistemoloji ve psikoloji arasında doğrudan bir bağ kurar. Doğallaştırılmış epistemoloji yaklaşımına göre kanıt ile kuram arasındaki epistemik bağlantı belirlenmelidir, gözlem önermeleri ile teorik çıktılar arasındaki ilişki ancak ve ancak empirik bilimler yoluyla bilinebilir. Doğallaştırılmış epistemoloji bilginin doğasında yer aldığı düşünülen “gerekçelendirme” unsurunun yerine “gözlemsel unsurlar ile kuram arasındaki nedensel ilişki”yi koymak istiyormuş gibi görünüyor. @@ Viyana Çevresi (1920’lerde ortaya çıkmış olan ve Moritz Schlick, Otto Neurath, Fredrich Waismann, Rudolf Carnap ile anılan felsefe ekolü) olarak bilinen ekol tarafından geliştirilen bu yaklaşım anlamlı önermeleri matematiksel ifadeler ve olgu önermeleri olarak ikiye ayırmıştır. Bu ekol anlamı tecrübenin yanı başına koyarak, ancak ve ancak duyu verisine dayanan önermelerin anlamlı ve dolayısıyla doğru olabileceğini iddia etmiştir. Diğer yandan doğrulama ilkesinin zayıf versiyonu (bir ifadenin matematik, mantık ve totoloji olmaksızın ancak duyu tecrübesi ile doğrulanırsa anlamlı olacağı tezi) Mantıkçı Pozitivizm geleneğinin ilk yıllarında savunulmuş ve onların din felsefesine bakışınında temelini atmıştır. @@ İlk kez 1980 yılında BonJour ve Goldman tarafından kullanıldığı bilinen içselcilik (internalism) ve dışsalcılık (externalism) kavramları, çağdaş epistemolojide iki farklı yaklaşımı temsil eder. İçselciler, gerekçelendirmeyi zihne ait içsel durum ve özellikler ile ele almayı tercih eder. İçselciler için sorunun çözümü gerekçelendirmedeki teminat şartının bilişsel olarak doğru inanca sahip kişinin zihninde (yani o kişiye 'içsel' koşullarda) hazır olarak bulunmasında yatar. Diğer bir deyişle, doğru inançların gerekçelendirilmesi, kişinin bu gerekçelendirme sürecinin farkında olması ve inançların kişiye erişilebilir olması ile mümkündür. İçselciliğin yaygın olarak kabul edilen iki biçimi vardır. Bunlardan ilki olan erişimcilik (İng: accessibilism), bir öznenin sahip olduğu inancın epistemik gerekçelendirmesini, öznenin zihnindeki bazı özel erişim türleri ile belirlenebileceğini iddia eder. Bir doğru inancı gerekçelendiren etkenlerin her an erişime ve muhakeme etmeye açık olması, öznenin bakış açısına içsel olan etkenlerin önemine vurgu yapar. BonJour, Audi ve Chisholm’un savunduğu bu yaklaşımda, bir şeyle ilgili tam deneyime sahipsek bilinç, içe bakış ve muhakeme ile bilgiye ulaşabiliriz; inanç ve algı deneyimlerimizin çoğuna muhakeme yeteneğini ile ulaşırız. Bu içselci yaklaşım şu türden iddialar ve kabullere sahiptir; gerekçelendirme bilgi için olmazsa olmaz bir koşuldur, doğru inancın bilgiye dönüşmesi için, öznenin inancın doğruluğuna dair iyi bir nedene sahip olması ve bu nedenin farkında olmalıdır, öznenin bir nedenin içsel olarak farkında olması aynı zamanda öznenin bu nedenine bilişsel anlamda erişimini gerektirir. Öyleyse öznenin bizzat doğru inancı ile neden arasındaki ilişkiye erişimi ve farkındalığının bulunması bu yaklaşım için merkezi bir önem taşımaktadır. Diğer yandan böylesi bir yaklaşım içselciliğin deontolojik statüsüne de dikkat çekmeyi gerektirir. Öznenin neye inanması gerektiği konusunda bir tür yol göstericilik rolünün söz konusu olması deontolojik yaklaşım asli özelliklerinden biridir. İçselcilik büyük oranda deontolojik bir biçimde özneye yol göstericilik rolü üstleniyormuş gibi görünüyor. O halde, öznenin p öncülü ya da c önermesine inanması belirli türden bilişsel görev ve sorumluluklarını yerine getirmesine bağlıdır. Söz konusu epistemik ve bilişsel ödevler, sorumluluklar gerekçelendirmenin normatif boyutuna işaret eder. Diğer yandan bu konudaki tartışmalar daha sonra doğallaştırılmış epistemolojinin normatifliği yok saydığı yönündeki itirazlarla tekrar gündeme gelecektir. @@ Bir sonuca ya da çıkarıma ulaşmakta kullanılan önermeler. Öncüller, savunulan iddia ya da argümanın dayandırıldığı temel fikir ya da yargılardır. Argüman sunarken doğru öncüller sunmak argümanı daha sağlam ve geçerli hâle getirirken kullanılan yanlış öncüller ise argümanı daha zayıf ya da geçersiz kılar. @@ Kant’ın felsefeye kazandırdığı bir kavram olan sentetik a priori, saf görü ile empirik görünün birlikte çalışması sonucunda ortaya çıkan bilgi türüdür. Bir yargının a priori olması, deneyime dayanmaksızın zorunlu ve kesin bilgiyi ifade ederken bir yargının sentetik olması, doğruluğunun içerdiği kavramların tanımlarına dayanamaması bakımından ek bilgi veren niteliğe sahip olduğu anlamına gelmektedir. Sentetik a priori bilgilerin kuruluşu, bağ kurucu bir unsur olan görüye dayanmaktadır. Görü, duyusallığın altına nesne düşürebildiğimiz zaman ortaya çıkmaktadır. Duyusallığın altına nesne düşürmeyi ise duyusallığın formları olan uzam ve zamandan hareketle yaparız. Bir nesnenin kavramını kurabilmek için gerekli olan şey görüdür. Böylelikle biz, altına görü düşürebildiğimiz nesneler üzerine yargıda bulunabiliriz. Bu bağlamda duyusallık ile görü, birbiriyle doğrudan ilişkili kavramlardır. Görü, empirik olgu durumları zemininde oluştuğu zaman sentetik a posteriori yargılar meydana gelmektedir. Öte yandan görünün, saf aklın kökeninde oluşması durumunda ise sentetik a priori yargılar meydana gelmektedir. Bu durumda sentetik a priori yargıların olanağı, olanaklı deneyimin sınırları içerisinde, saf görü ile empirik görünün birlikte çalışmasına bağlıdır. Sentetik a priori bilgilere örnek olarak Kant, matematiğin, geometrinin ve metafiziğin önermelerini ileri sürmüştür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ÖNERME ile İDDİA

- ÖNERME ile/ve ÖNCÜL

- ÖNERME ile/ve/değil/||/<>/> ÖNERİ


- ÖNERME ile/ve/değil/||/<>/< ÖRNEK

- ÖNERMEK ile ÖNERİLMEK ile ÖNEREBİLMEK ile ÖNERİ

- ONGOING :/yerine DEVAM EDEN

- Öngör ve KONUŞ!!!

- ÖNGÖRÜ ile/ve İDDİA

- ÖNGÖRÜ ile İLERİ GÖRÜŞLÜ

- ÖNGÖRÜ ile/ve/||/<>/> ÖNERİ

- ÖNGÖRÜ/ÖNGÖRMEK ile/ve/||/<> SEZGİ/SEZMEK

- ÖNGÖRÜ ile UZAK GÖRÜŞ

- ÖNGÖRÜ ile/ve YORUM


- Öngörülü KONUŞ!!!

- ONGUN/ARMA[İt.] ve TUĞRA

( Bir devletin, bir hanedanın ya da bir kentin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf ya da biçim. | Bir kuruluşun simgesi olarak kabul edilen simge. | Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı. İLE Osmanlı sultanlarının imza yerine kullandıkları, özel bir biçimi olan simgeselleşmiş işaret. | Tura. )

- ONGUN ile ONGUN/TOTEM[Fr.]

( Çok verimli, bol, eksiksiz. | Yarar duruma gelmiş, | bayındır. | Mutlu. | Kutlu, uğurlu. İLE İlkel toplumlarda topluluğun kendinden türediği sanılarak kutsal sayılan hayvan, ağaç, rüzgâr vb. doğal nesne ya da olay. | Arma[İt.]. )

- ONGUN/LUK ile ONGUNCU/LUK ile ONGUN BESİ SUYU

- 12 İMAM ve/<> 14 MÂSÛM-U PÂK ve/<> 17 KEMERBEST

- ONİKİGEN ile ON İKİ YÜZLÜ

- ONİKOFAJİ değil/yerine/= TIRNAK KEMİRME

- ONİKS ile/||/<> DİASPOR

( Siyah ve beyaz şeritlere sahiptir. İLE/||/<> Işık altında renk değiştiren bir mineral. )

- ONİKS ile/||/<> HEMATİT

( Siyah ve beyaz şeritlere sahiptir. İLE/||/<> Metalik gri ya da siyah renkte olan bir taş. )

- ONİKS ile/||/<> JASPER

( Siyah ve beyaz şeritlere sahiptir. İLE/||/<> Kırmızı, sarı ve kahverengi renklerde olabilir. )

- ONİKS ile/||/<> RODOKROZİT

( Siyah ve beyaz şeritlere sahiptir. İLE/||/<> Pembe ile beyaz çizgili bir karbonat. )

- ÖNİLGEÇ ile SONİLGEÇ

( PREPOSITION )

- ONION :/yerine SOĞAN

- ÖNİŞ, YUSUF ZİYA (İST. 1892 - 1960)

( Galatasaray'da futbola başladı. Tahsil için İsviçre'ye gittiğinde Servette takımında oynadı. Yurda döndüğünde İsviçre'den beraberinde getirdiği yönetmelikleri Türkçe'ye çevirerek İdman Cemiyetleri İttifakının kurulmasına öncülük etti.1923'te ilk futbol federasyonunun kurulması çalışmalarına katıldı ve ilk başkanı olarak görev yaptı. 1926'ya kadar bu görevi üç kez üstlendi. 1933'te Galatasaray'dan ayrılarak çok büyük başarılar elde eden Güneş Kulübü'nü kurdu ve 1938'e kadar bu kulüp başkanlığını yaptı. Güneş Kulübü'nün kapanması üzerine tekrar Galatasaray'a döndü ve 1950 - 1952 döneminde başkanlığını yaptı. İşinin ehli ve çok otoriter olması nedeniyle "İmparator" lakabıyla anılan Yusuf Ziya Öniş, yalısının bulunduğu Sarıyer'in adını taşıdığı kulüpte Fahri Başkanlık yaptı. vefâtından sonra Sarıyer Stadına "Yusuf Ziya Öniş Stadı" ismi verildi. )

- ÖNKABUL ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< ÖNYARGI

( Çoğu kişi, zihinindeki önyargıları başka bir biçimde düzenlerken düşündüğünü zannetmektedir. )
( Önyargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur. )

- ÖNKABUL ile ÜST KABUL

- Önkabulsüz KONUŞ!!!

- ONKOGEN İLE TÜMÖR SUPRESÖR İLE DNA TAMİR ile/||/<> KANSER GENLERİ

( Kanser gelişiminde rol oynayan gen türleri. )
( Formül: p53: "Genomun koruyucusu" )

- ONKOGEN ile/||/<> TÜMÖR BASKILAYICI

( Onkogen kanser teşvik, baskılayıcı kanser önleme. )
( Formül: Gas pedal İLE fren )

- ONLAR ...:
"ANLARLARSA"
değil ANLARSA

( Çoğuldan sonra tekrar çoğul eki gerekmez/fazlalıktır. )

- ONLAR GİBİ OLMAK ile ONLARDAN OLMAK

- ONLAR ile ONLARCA ile ONLARSIZ