BEŞ(5) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- supozituvar/supp./suppos.[Lat. < SUPPOSITORIUM] değil/yerine/= FİTİL,

- SUPPLEMENT[İng.] ile/||/<> KATKI MADDESİ

( 1 Gıda katkı maddeleri 2 Karma yeme veya o karma yemin bir kısmına belirli bir gereksinimi karşılamak amacıyla katılan genellikle çok küçük miktarlarda kullanıldıklarında dikkatli işlem ve karıştırma gerektiren madde veya maddeler karışımı )

- SUPPLY[İng.] ile/||/<> SUNUM | ARZ[Ar. < ARZ | AR. < ʿARZ]

( sunum Satıcıların belirli bir dönemde piyasada değişik fiyatlardan satmaya razı olduğu mal hizmet ya da üretim faktörü miktarı )

- SUPPLY :/yerine TEDARİK ETMEK

- SUPPOSED :/yerine SÖZDE, VARSAYILAN

- SUPRAMOLECULAR KİMYA ile/||/<> KOORDİNASYON KİMYASI

( Supramolecular kimya zayıf etkileşimlerle büyük yapılar oluştururken İLE koordinasyon kimyası güçlü kovalent bağlar kurar )
( Formül: K_association )

- SUPRAMOLEKÜLER KİMYA ile/||/<> KOORDİNASYON KİMYASI

( Moleküller arası zayıf etkileşimleri inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Metal atomları ve ligandlar arasındaki koordinasyon bağlarını inceleyen bilim dalı. )

- SÜPÜRGE ÇALISI/FUNDA = SÜPÜRGE OTU

( Fundagillerden, çiçekleri pembe, küçük bir çana benzeyen, işlenmemiş topraklar üzerinde yetişen; kökünden, ağızlık; dallarından, kaba süpürge yapılan, çalı görünüşünde bir bitki. )

- SÛR[Ar. çoğ. ESVÂR, SÎRÂN] ile SÛR[Ar.] ile SU'R[Ar. çoğ. ES'ÂR] ile SÛR[Ar.]

( Şehrin etrafına çekilen yüksek duvar, kale, hisar. İLE Boynuzdan yapılmış büyük boru. | Kıyamette, Hz. İsrâfil'in üfleyeceği boru. İLE Artık.[yiyecek-içecek için] İLE Düğün. | Ziyafet. | Şenlik. )

- SUR'A[Ar.] ile SURÂH[Ar.] ile SURÂH[Ar.]

( Güreşte, çoğunlukla ters dönmüş olan. İLE Çığlık, feryad. İLE Delik, gedik. )

- SÜRAHİ ile İBRİK

( ... İLE Su ve sulu şeyler koymaya yarayan, kulplu, emzikli kap. )

- SÜRALGA/PİYASA[İt. < PIAZZA:Meydan.] ile KARABORSA[Tr.(KARA) + İt. < BORSA]

( Satıcıların mal satmak için bir araya geldiği yer, pazar. | Bir yol üzerinde gidip gelerek gezinme. | Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat. | Arz ve talebin karşılaştığı alan. | Ortalık. İLE Piyasada olmayan bir malın gizlice yüksek fiyatla alınıp satılması işi. )

- SÜRAT | HAD | VİTES, SÜRAT | SÜRAT | HIZ ile/||/<> HIZ ile/||/<> ALICI HIZI

( alıcı hızı gösterici hızı seslendirme hızı Türlü donanım birimlerinin birim zamanda gerçekleştirdikleri işlem sayısı örn 1500 satır dakika yazıcı hızı 1100 kart dakika okuyucu hızı Bir durgan konaç dizgesindeki bir noktaya göre bir devingen noktanın konum yöneyinin süreye göre türevi Devinimdeki bir cismin birim zamanda aldığı yol 1 Birim zamanda alınan yol ile ölçülen devinim niceliği 2 Bir kimyasal tepkimede ürünlerin birim zamandaki oluşum niceliği Belli bir zaman aralığı içindeki nicel bir değişmenin başlangıç değerine göre oransal anlatımı göreli hız 1 fizik Birim zamanda alınan yol niceliği 2 motor Motorlu taşıtların gidiş ve çekişini düzenlemeye yarayan dişli düzeni Yön belirtmeden verilen birim zamanda alınan yol niceliği Bir cismin ya da bir dalganın birim zamanda aldığı yol fizik Bir olay ya da işlemin birim zamanda olan oranı oran Demografi ve epidemiyolojide en sık kullanılan ölçümler olan incelenen nüfusta belirli bir sürede görülen belli bir olay sayısının bu olay bakımından risk altında bulunan nüfus dilimine bölünmesiyle elde edilen ve çoğunlukla on binde veya binde şeklinde ifade edilen ölçüt )

- SÜRAT[Ar. < SURAT] ile SURAT[Ar. < SURET]

( çabukluk. | Alınan yolun harcanan zamana oranı. | hız. @@ Yüz. | Somurtkanlık, asık yüzlülük. | Soğuk davranma. )

- SÜR'AT[Ar.] ile ÂCELE["ACALE" değil!]

- SÜRAT[Ar.] ile/ve/||/<> HIZ

( Bir nesnenin birim zamanda aldığı yolun büyüklüğü. @@ Bir nesnenin birim zamanda aldığı yolun yönlü büyüklüğü. | Alınan yolun, harcanan zamana oranı. | Çabukluk. | Bir devimden doğan güç, şiddet. )

- SPEED[İng.] ile/değil/yerine/= SÜRAT

- SURAT ile SURATLI ile SURATSIZ/LIK ile SURAT DÜŞKÜNÜ

- SURAT[Ar.]/ÇEHRE[Fars. ÇİHRE] değil/yerine/= YÜZ

- SÜRAT-İ SÂHAVÎ ile/||/<> AREAL VELOCITY[İng.] ile/||/<> VITESSE ARÉOLAIRE[Fr.] ile/||/<> FLÄCHENGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/||/<> ALAN HIZI

( Devinen bir cismi duran bir noktaya konsayı başlangıcı birleştiren doğru parçasının yarıçap vektörü birim zamanda süpürdüğü alan )

- SÜRATLENMEK ile SÜRATLENDİRMEK ile SÜRAT ile SÜRATLİ/LİK ile SÜRATSİZ/LİK ile SÜRAT KATARI

- SÜRC-İ KELÂM ile/||/<> SLIP OF THE TONGUE OR OF THE PEN[İng.] ile/||/<> DİL SÜRÇMESİ

( Söz ya da yazıyle belirtilmek istenen bir düşüncede kimi sözcüklerin istenmeden araya girmesi ve anlamı kökünden değiştirmesi Ruhsal çözümcülere göre bu sözde yanılgı bilinçaltında tutulmaya uğraşılan bir duygu dilek ya da düşüncenin ortaya çıkışıdır )

- SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA ile ÇEVRE KORUMA

( Bugünkü gereksinimleri karşılamak için doğal kaynakları gelecek kuşaklar için de koruyarak kalkınmaktır. İLE Doğal çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi için yapılan çalışmalar. )

- SÜRE ile SÜREÇ

( Sınırı/Dışı. İLE Hacmi/İçi. )

- SURE[Ar.] ile SÜRRE[Ar. < SURRE]

( Kur'ân-ı Kerîm'in yüz on dört bölümünden her biri. @@ Akçe, para kesesi, para çıkını. | Osmanlı sultanlarının, her yıl hac zamânında Haremeyn[Mekke ve Medîne] halkına dağıtılmak üzere özel bir alay düzenleyerek gönderdiği para ve armağanlar. )

- SÜREBİLMEK ile SÜREKLİLEŞTİRMEK ile SÜRE ile SÜREK ile SÜREÇ ile SÜRELİ/LİK ile SÜREKLİ/LİK ile SÜREKÇİ/LİK ile SÜRESİZ/LİK ile SÜREKSİZ/LİK ile SÜRERLİK ile SÜRE SONU ile SÜREK AVI ile SÜREKLİCE ile SÜRELETME ile SÜRE AŞIMI ile SÜRE ÖLÇÜMÜ ile SÜRER DURUM ile SÜREKLİ ÜNSÜZ ile SÜREKSİZ ÜNSÜZ ile SÜRERLİK FİİLİ ile SÜREKLİLİK İLKESİ ile SÜRERLİK GÖRÜNÜMÜ

- SÜREÇ İŞÇİLİĞİ ve/||/<> SÜREKLİLİK

- SÜREÇ ile SONUÇ (Merkezlilik)

( Ağaç, meyvesinden tanınır. )

- SÜREÇ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- SÜREÇ | PROSES[İng. < PROCESS] ile/||/<> ...


- SÜREÇ/YOL:
SABIR İLE
ve/||/<>/> NİYAZ İLE

- SÜREÇ ile/ve AKIBET

- SÜREÇ ile/ve AKIŞ

- SÜREÇ ile/ve AŞAMA

- SÜREÇ ile/ve/<> AŞAMALI BİRLİK

- SÜREÇ ile/ve/||/<>/< DAYANÇ/ÇIDAM/SABIR

( Ancak, anlayış, aydınlatır. )

- SÜREÇ ile/ve/||/<> DENEYİM ile/ve/||/<> DUYGU

- SÜREÇ ile/ve/<>/değil DÖNGÜ

- SÜREÇ ile/ve DÖNÜŞÜM

( Belirli bir seviyeye (olgunluğa/kemâle) ulaşmadan dönüşüm gerçekleşemez fakat dönüştürücü öğe/ler içeridedir. )

- SÜREÇ ve/||/<> EYTİŞİM/DİYALEKTİK


- SÜREÇ ile FETRET[Ar.]

( ... İLE İki peygamber ya da sultan arasında peygambersiz/sultansız geçen süre. | İslâm'a göre, Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında geçen süre. | İki olay arasındaki süre. | Hükümet gücünün gevşediği bir yerde, düzenin yeniden kurulmasına kadar geçen süre. )

- SÜREÇ ile/ve/<> GELİŞİM

- SÜREÇ ile/ve İÇERİK

- SÜREÇ ile/ve İZ

- SÜREÇ ile/ve MEKANİZMA

- SÜREÇ ile/ve/<> MÜCADELE

- SÜREÇ ile/ve OLUŞUM

( Taşı delen, suyun gücü değil damlaların sürekliliğidir. )

- SÜREÇ ile/ve/||/<> ÖRGÜTLENME BİÇİMİ

- SÜREÇ ile/ve/<> ÖZELLİK

- SÜREÇ ile PROSEDÜR


- SÜREÇ ile/ve/||/<>/> SERENCÂM[Fars.] ile/ve/||/<>/> İNSİCÂM[Ar.]

( Aralarında birlik olan, belirli bir düzen ya da zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi. İLE/VE/||/<>/> Bir işin sonu. | Başına gelen. | Olay/vak'a. İLE/VE/||/<>/> Düzgünlük, tutarlık, bağdaşım. )

- SÜREÇ ile/ve/||/<> SİLSİLE

- SÜREÇ ile/ve SÖYLEYİŞ/BİÇEM/ÜSLÛP

( ... İLE/VE Konuşmacının, duygu, düşünce ve bilgilerini, ötekine iletme biçimi ya da yolu/yöntemi. )
( Yanlış üslûp, doğru sözün cellâdıdır. )

- SÜREÇ ile/ve SÜREÇ İÇİNDEKİ BAĞLAM

- SÜREÇ ile SÜREGİDEN

- SÜREÇ ile/ve SÜREKLİLİK

- SÜREÇ ile/ve/değil TANIM

- SÜREÇ ile/ve/<> TARİHSELLİK

- SÜREÇ ile/ve TARÎK

- SÜREÇ ile/ve/||/<> TÜRÜM

( ... İLE/VE/||/<> Varolanların oluşumu. )

- VETÎRE[Osm.] / PROCESS[İng.] / PROCESSUS[Fr.] / PROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREÇ

- SÜREÇ = VETİRE = PROCESS[İng.] = PROCESSUS[Fr.] = PROZESS[Alm.] = PROCESSUS[Lat.] = PROCESO[İsp.]

- SÜREÇ ile/ve YAPI

- SÜREÇ ile/ve/<> YOL

- SÜREÇTE (OLMAK) ve/||/<> AKIŞTA (OLMAK)

- SÜREK:
NEŞE
ve/<> MİZAC ve/<> MEŞREB

- CONTINUOUS WAVE GAS LASER[İng.] / LASER À GAZ À ONDE CONTINUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ DALGA GAZ LAZERİ

- CONTINUOUS WAVE LASER[İng.] / LASER À ONDE CONTINUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ DALGA LAZERİ

- CONTINUOUS WAVE[İng.] / ONDE CONTINUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ DALGA

- Sürekli DİNLE!!!


- SÜREKLİ EKSİK ile/ve/<>/> "GEREKSİZ"

- CONTINUOUS LIGHT SOURCE[İng.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ IŞIK KAYNAĞI

- SÜREKLİ KESİR ile/||/<> DECİMAL AÇILIM

( Sürekli kesir [a₀;a₁,a₂,...], decimal 0.abc... formunda. )
( Formül: Kesirli zincir İLE decimal )

- SÜREKLİ OLAMAYACAK OLANI, SÜREKLİ KILMAYA ÇALIŞMAK ile/değil/yerine SÜREKLİ OLABİLİR OLANI, SÜREKLİ KILMAYA ÇALIŞMAK

( Gövdesel. İLE/DEĞİL/YERİNE Zihinsel. )

- CONTINUOUS ABSORPTION SPECTRUM[İng.] / SPECTRE D'ABSORPTION CONTINUE[Fr.] / KONTINUIERLICHES ABSORPTIONSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ SOĞURMA TAYFI/SPEKTRUMU

- SÜREKLİ ÜNSÜZ ile/||/<> SÜREKLİ ÜNSÜZ

( Derleme tonlu konson yumuşak sessiz yumuşak konson sedalı konson Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyle meydana gelen ve sürekli ses veren ünsüz b c d g g bv tonlu ünsüz )

- SÜREKLİ ÜNSÜZ >< SÜREKSİZ ÜNSÜZ

( (Derleme.. tonlu konson, yumuşak sessiz, yumuşak konson, sedalı konson) Ciğerlerden gelen havanın, ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyle meydana gelen ve sürekli ses veren ünsüz : b, c, d, g (g) bv. @@ bk. tonlu ünsüz )

- SÜREKLİ YELLER ile/ve MEVSİMLİK YELLER(MUSON) ile/ve YEREL YELLER

( Tüm yıl boyunca birbirine ters yönde eserler ve okyanus akıntılarına neden olurlar. İLE/VE
Muson yağmurlarında, yön değiştirdikleri Ocak ve Temmuz aylarında dev dalgalar olur. İLE/VE ... )

- SÜREKLİ YELLERDE[İng. TRADE-WIND]:
ALİZE[Fr.] YELLERİ
ile/ve BATI YELLERİ ile/ve KUTUP YELLERİ

( Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yıl süresince düzenli esen rüzgâr. İLE ... İLE ... )

- SÜREKLİ/DAİMA ile/ve/||/<> AŞIRI/LIK


- DÂİMÎ[Osm.] / CONTINUOUS[İng.] / CONTINU[Fr.] / KONTINUIERLICH, STETIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ

- SÜREKLİ/LİK, DEVAM ile/ve TEKRAR

( Tekrarlama, soluğunuza istikrar kazandırır. )
( Tekrara neden olan arzudur. )
( Arzunun olmadığı yerde tekrarlamalar da olmaz. )
( Repetition will stabilise your breath.
It is desire that causes repetition.
There is no recurrence where desire is not. )

- Süreklilik için DİNLE!!!

- SÜREKLİLİK ile/ve/değil DEVR/DEVİR

- SÜREKLİ/LİK ile/ve DÜZENLİ/LİK

( İTTIRAT[Ar.]: Tekdüze olma durumu, düzenlilik. )

- SÜREKLİLİK ile/ve GÜVEN

( Sürekliliği sağlayan, zihindir. )

- SÜREKLİ/LİK ile/ve İLERİYE DÖNÜK/LÜK

- SÜREKLİLİK ve İZLEM/STRATEJİ

- SÜREKLİLİKTE:
ARDIŞIKLIK
ile/ve/||/<>/> TEMAS ile/ve/||/<>/> İÇ İÇELİK

- SÜREKLİLİKTE:
NESNE/CİSİM
ile/ve/||/<>/> DEVİM/HAREKET ile/ve/||/<>/> ZAMAN

( ... İLE/VE/||/<>/> Süreklilik bağlamı/kavramı olmadan da düşünülebilir. İLE/VE/||/<>/> Süreklilik bağlamı/kavramı olmadan düşünülemez. )

- GAYR-İ MUTTARİD, MUNFASİL[Osm.] / DISCONTINUOUS[İng.] / DISCONTINU, SPECTRE D'ABSORPTION DISCONTINU[Fr.][Fr.] / DISKONTINUIERLICH/ES ABSORPTIONSSPEKTRUM, UNSTETIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKSİZ/KESİKLİ SOĞURMA TAYFI/SPEKTRUMU

- DISCONTINUOUS ABSORPTION SPECTRUM[İng.] / UNSTETIGES ABSORPTIONSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKSİZ SOĞURMA TAYFI/SPEKTRUMU

- SÜRELİ İCAP değil/yerine/= SÜRELİ ÖNERİ

- SÜREMPRESYON, SURİMPRESSİON, SÜPERPOZE, ÜST ÜSTE FİLM ÇEKME, ÜST ÜSTE ÇEKİM | BİNDİRME ile/||/<> BİNDİRME

( Sinema 1 Özel bir görsel etki sağlamak amacıyla aynı duyarkatın iki ayrı çevirimde kullanılması ya da iki ayrı çevirimin birbiri üstüne konarak aynı film üzerine basılması bu durumda iki ayrı görüntü birbiri üstüne binmiş olarak ortaya çıkar TV 2 Aynı sonucun ayrı alıcılardan gelen resimlerin aynı anda verilmesiyle televizyonda sağlanması Kırık düzleminin eğim açısı küçük atımı büyük olan ters kırık I sinema Sıklığı yüksek taşıyıcı akıma iletilecek imi sokmayı sağlama yöntemi II 1 sinema iki ayrı çevirimin birbirinin üzerine konarak aynı film üzerine basılması 2 televizyon Bir alıcıdan gelen resimlerin aynı anda verilmesi )

- SÜRESİZ İCAP değil/yerine/= SÜRESİZ ÖNERİ

- SURET | SERGİ ile/||/<> SERGİ

( 1 Devlet hazinesinden ödenecek paranın ne kadar olduğunu gösteren ve alacaklıya verilen belge 2 Yeniçeriler dışındaki ocakların aylıklarının paşa kapısında dağıtılması işlemi Heykel Resim Bir arada sergilenmiş sanat yapıtlarının bütünü bu işin yapıldığı yer a birleşik sergi tüm sergi Leblebicilerin nohutları soğutmak amacıyla yaydıkları yer Güdül Ankara Ülke ürünlerinin tümüyle gösterilmesi duyurulmaları ve satılmaları sağlanılmak amacıyla meydana getirilen büyük sataklar Bir ülke yöre kesim ve gerçek veya tüzel kişilerin kendine özgü ürünlerinin tanıtım ve satışı amacıyla ulusal veya uluslararası düzeyde sürekli veya geçici olarak toplu biçimde gösterildiği yer Resim Sanat yapıtlarının sergilenmesi için hazırlanmış yer a sergi resim müzesi )

- SURET[Ar. < ṢŪRET] ile/||/<> ...

( Karagöz oyunundaki kişi hayvan ve dekor resimlerine Karagözcülerce verilen ad Buna tasvir de denir )

- SURET ile GEOMETRİK BİÇİM

- SÛRET[Ar.] ile HEY'ET[Ar.]

- SÛRET değil/yerine/= PAY


- SÛRET ile/ve/||/<> RUH

( Nesnede. İLE/VE/||/<> Organizmada. )

- SÛRET[Ar.] ile SIBGA[Ar.]

- SÛRET ile/ve/> SÎRET

( Sûret aynı olsa da, sîretler farklıdır. )
( Rahman. İLE/VE Rahim. )
( Biçim, görünüş, kılık. | Tarz, yol, gidiş. | Çare, çözüm. İLE Birinin iç durumu, tavrı, gidişi, ahlâkı. | Durum çevirisi, hal tercümesi, özgeçmiş, biyografi. | Yürüyüş, yaşam süreci. )
( Zihinde oluşan keyfiyet. İLE/VE/> ... )

- SÛRET ile/ve/<>/= SÛRE

- SURET ile SURETA

- SÛRET ile/ve/> SÛVER

( ... İLE/VE/> Sûretlerin toplamı. )

- SÛRET-İ MÜMTAZE değil/yerine/= ÖNCELİKLİ

- SURET-İ TEMSİL, TARZ-İ TEMSİL, TEMSİL | OYUN ile/||/<> TELEVİZYON OYUNU

( Sinema/TV. 1. Oyunluktaki belli bir kimseyi canlandırma işi. 2. Bu işin yapılış biçimi. @@ bk. televizyon oyunu @@ Güreşçinin alıştırmalar sonunda kazandığı bedensel güç ve teknik yeteneklerini kapsayan, karşı güreşçiyi yenmek için uyguladığı, kuralları belli eylem. @@ 1. Tiyatro gösterisi. 2. Oynanmak üzere yazılmış yapıt. 3. Bir sahne sanatçısının oyunu. @@ Kökeninde ve gelişiminde, tarihsel, toplumsal, ekonomik vb. etkenlerden bazılarını taşıyan, kadın erkek bir arada ya da ayrı ayrı, tek tek ya da topluca, genellikle müzik eşliğinde yapılan uyumlu vücut devinimlerinden oluşan evrensel halk kültürü ürünü. bk. halk kültürü, evlenme oyunu, ölüm oyunu, erlik oyunu, erginlik oyunu. @@ Uzak bir amacı ya da ileriye dönük bir memnunluk duygusu ile ilişkisi olmayan, amacı özünde bulunan zevk verici herhangi bir etkinlik. @@ Sahnede oynanmak üzere yaratılmış yazın yapıtı. @@ 1. Bir tiyatro sanatçısının sahnedeki oyunu. 2. Oynanmak üzere yazılmış tiyatro yapıtı. @@ Oynama üzere yazılmış tiyatro yapıtı. @@ ~ Az oyun. -Tkm oyun. -Kklp oyun. -Blk oyun. -Krg oyun 'oyun, eğlence'. -Nog oyun. -Kzk oyın. -Alt, Tel, Şor, Sag oin. -TatK uyın. Tatarcada uin olarak da geçer. En eski yazılı kaynaklardan başlayarak oyun olarak geçer. ~ OT oyun 'oyun; yarış'. < ET oy- 'oynamak' + -(u)n. Yakutçada oy- 'sıçramak' olarak saklanmıştır. Doerfer'in Türkçede *oy- sözünün geçmediği yolundaki açıklaması düşündürücüdür (TMEN 671). Ramstedt (Lautlehre 96) oyun (:> oyna-) biçimlerinin oy- 'spielen, liebkosen' kökünden geldiğini yazmıştır. Poppe (Lautlehre 64, 154) Türkçe oyna- ( )

- SURET-İ TEMSİL, TARZ-İ TEMSİL, TEMSİL ile/||/<> OYUN

( Sinema TV 1 Oyunluktaki belli bir kimseyi canlandırma işi 2 Bu işin yapılış biçimi televizyon oyunu Güreşçinin alıştırmalar sonunda kazandığı bedensel güç ve teknik yeteneklerini kapsayan karşı güreşçiyi yenmek için uyguladığı kuralları belli eylem 1 Tiyatro gösterisi 2 Oynanmak üzere yazılmış yapıt 3 Bir sahne sanatçısının oyunu Kökeninde ve gelişiminde tarihsel toplumsal ekonomik vb etkenlerden bazılarını taşıyan kadın erkek bir arada ya da ayrı ayrı tek tek ya da topluca genellikle müzik eşliğinde yapılan uyumlu vücut devinimlerinden oluşan evrensel halk kültürü ürünü halk kültürü evlenme oyunu ölüm oyunu erlik oyunu erginlik oyunu Uzak bir amacı ya da ileriye dönük bir memnunluk duygusu ile ilişkisi olmayan amacı özünde bulunan zevk verici herhangi bir etkinlik Sahnede oynanmak üzere yaratılmış yazın yapıtı 1 Bir tiyatro sanatçısının sahnedeki oyunu 2 Oynanmak üzere yazılmış tiyatro yapıtı Oynama üzere yazılmış tiyatro yapıtı Az oyun oyun oyun Blk oyun oyun oyun eğlence oyun oyın Alt Tel oin uyın Tatarcada uin olarak da geçer En eski yazılı kaynaklardan başlayarak oyun olarak geçer OT oyun oyun yarış ET oy oynamak u n Yakutçada oy sıçramak olarak saklanmıştır Doerferin Türkçede oy sözünün geçmediği yolundaki açıklaması düşündürücüdür TMEN 671 Ramstedt Lautlehre 96 oyun oyna biçimlerinin oy spielen liebkosen kökünden geldiğini yazmıştır Poppe Lautlehre 64 154 Türkçe oyna oyuna ve oyun biçimlerini Moğolca oǰu küssen Geschlechtsverkehr haben fiiline bağlamıştır Doerfer UAJb N F 1 98 oyun Moğolca oǰo küssen koitieren birleştirmesini tekrar etmiştir )

- SÛRETLER" değil SÛRET ile/ve/||/<>/> ŞEKİL değil ŞEKİLLER


- SÛRETLERİ KAVRAMADA:
ZİHİN/AKIL
değil HAYAL

- SURETY, GUARANTOR[İng.] ile/||/<> KEFİL[Ar. < KEFİL]

( Kefalet veren kişi )

- SURETY/LETTER OF SURETY[İng.] değil/yerine/= KEFAL

( Sarp kayalara yakın yaşayan ve cüce bağırsak kelebeğinin ikinci arakonakçılığını yapan, eti yenir, başı geniş, gümüş rengi deniz balığı. @@ (anlamdaş. mavri, Mugil chelo), Kemikli-baliklar (Teleostei) takımının kefalgiller (Mugilidae) familyasından bir balık türü. Kefallerin en büyüğüdür. Atlantik Okyanusu kıyılarında, Akdeniz ve Karadenizde yaşar. @@ (zooloji) @@ Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, kefalgiller (Mugilidae) familyasından, Atlantik Okyanusu kıyılarında, Akdeniz ve Karadeniz'de yaşayan bir tür. @@ Kemikli balıklardan, kefalgiller (Mugilidae) familyasından, boyları 30 cm olabilen, Atlantik Okyanusu kıyılarında, Akdeniz ve Karadeniz’de yaşayan bir tür, mavraki. ~ Az kefal. < R κέφαλι 'Mugil cephalus'. )

- ZAMAN = TIME[İng.] = TEMPS[Fr.] = ZEIT[Alm.] = TEMPUS[Lat.] = KHRONOS[Yun.] = TIEMPO[İsp.]

- DAYANÇ/SABIR:
SÜREYE
ile/ve/değil SÜRECE

- SÜREYYÂ | ÜLKER ile/||/<> ÜLKER

( Boğa Öküz takımyıldızı yakınında görülen birbirine yakın yedi yıldız gerçekte 120 kadar yıldızı olan bir açık yıldız kümesi astronomi )

- SÜREYYA[Ar.]/PERVÎN[Fars.]/PLESIADES değil/yerine/= ÜLKER

( Boğa burcunda, yedi yıldızdan oluşan takım. | Kuzey yarımkürede, Boğa[Sevr] burcunun en parlak yıldızı olan Eddeberân'ın ilerisinde ve Feres-i A'zam yönünde görünen güzel bir yıldız kümesi. )

- SURFACE CODE ile/||/<> COLOR CODE ile/||/<> TORIC CODE

( Kübitleri iki boyutlu bir ızgaraya dizip komşu ölçümlerle hataları saptayan, gerçeklenmesi en kolay ve en umut vaat eden kuantum hata düzeltme kodudur. @@ Aynı ilkeyi, mantık işlemlerini daha kolay yapacak biçimde renklendirilmiş bir örgüde kuran koddur. @@ Kübitleri simit (torus) yüzeyine dizen, topolojik hata düzeltmenin ilk ve kuramsal örneğidir. Üçü de topolojik kuantum hata düzeltme kodlarıdır; yüzey kodu, torik kodun düz yüzeydeki pratik hâlidir. )
( Formül: d = O(√n) )

- SURFACE ile/||/<> HYDROGEL ile/||/<> NANOPARTİCLE

( Malzeme modifikasyonu. )
( Formül: Gel% = Vpol/Vtotal×100 )

- SURFACE :/yerine YÜZEY


- SÜRFE | KURTÇUK ile/||/<> KURTÇUK

( Solucan gibi böcek gibi ilkel hayvanlarda yumurtadan sonra gelen gelişme evresi bebeklik larva biyoloji biyoloji larva )

- SÜRFE | LÂRVA ile/||/<> LÂRVA

( karşılık kurtçuk larva hayalet 1 Ergin karakterlerini kazanmadan önce bağımsız olan genç hayvan 2 Tümbaşkalaşma gösteren böceklerde yumurtadan çıkan henüz pupa evresine geçmemiş kanatsız genel olarak kurt biçimindeki genç hayvan tipi kurtçuk )

- SÜRFE | LÂRVA ile/||/<> PUPA

( (karşılık: kurtçuk), (Lat. larva = hayalet) 1. Ergin karakterlerini kazanmadan önce bağımsız olan genç hayvan, 2. Tüm-başkalaşma gösteren böceklerde, yumurtadan çıkan henüz pupa evresine geçmemiş, kanatsız, genel olarak kurt biçimindeki genç hayvan tipi. @@ bk. kurtçuk. )

- SÜRFE/SURFE[Ar.] ile SÜRFE[Ar.]

( Kurtçuk. İLE Öksürük. )

- SÜRFİLE[Fr.] değil/yerine/= (SEYREK VE ÇAPRAZ) DİKİŞ

- SÜRGÜ/TIRKAZ ile SÜRGÜ

( Kapının kapanması için arkasına yatay olarak yerleştirilen, demir ya da ağaç kol, tırkaz, sürme. | Sıvayı bastırıp düzeltmek için kullanılan büyük mala. | Hastanın, büyük ve küçük abdestini yapabilmesi için altına sürülen kap. | Çoğu kez, bölümlere ayrılmış bir çubuk üzerinde ya bir cetvelin, bir kumpasın ortasına açılmış bir oluk içinde kayabilen, sivri uc ya da küçük lama. İLE Sürülmüş tarlayı bastırmak ve düzeltmek için kullanılan, taştan ya da ağaç kütüğünden tarım aracı, tapan. )

- SÜRGÜ ile CIVATALAYICI

- SÜRGÜ ile/||/<> SÜRGÜ

( sönge söngü söngüye sünge süngü süngüye sürme 1 Ucu çaputlu fırın temizleme sopası Beyköy Şarkikaraağaç Isparta Darıveren Acıpayam Denizli Kemalpaşa İzmir Gürmedere Fethiye Muğla sönge Yenice Gelendost Isparta Amasya söngü Akçaşar Yalvaç Isparta Emet Kütahya söngüye Uşak sünge Mudurnu Bolu süngü Işıklar Bornova İzmir süngüye Dereyalak İnönü Eskişehir 2 Kapının içten kapanmasını sağlayan ağaç kol Çarıksaray Şarki karaağaç Isparta sürme Dereyazıcı Alaca Çorum 3 Harman yerini temizlemek düzeltmekte kullanılan uzun tahta saplı üçgen ya da dikdörtgen biçiminde ağzı olan tahta araç Kırklareli II sürgütahtası Harmanlanmış ekini konulacağı yere götürmekte kullanılan hayvan yardımıyla çekilen kızak Esat Çiftliği Terme Samsun Kuzköy Salman Akkuş Ordu sürgütahtası Amasya fizik tarım Panoları birleşik tutmada kullanılan tahta ya da demir lama )

- SÜRGÜ ile TAPAN

( ... İLE Tarlaya atılan tohumu örtmek için gezdirilen, ağaçtan geniş araç, sürgü. )

- SÜRGÜLEMEK ile SÜRGÜLENMEK ile SÜRGÜ ile SÜRGÜN/LÜK ile SÜRGÜLÜ ile SÜRGÜSÜZ ile SÜRGÜ KOLU ile SÜRGÜN AVI


- SÜRGÜN ETMEK ile SÜRGÜN

- SÜRGÜN ETMEK değil SÜR(ÜL)MEK

- SÛRÎ/ŞEKLÎ[Ar.]/FORMEL[İng.] değil/yerine BİÇİMSEL

- KOHL[İng.] ile/değil/yerine/= SÜRME

- SÜRME ile SÜRME

( Araç kullanmak. | Kapı kanadını içeriden kapama, dolap kapağını yerinde tutma vb. işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen düzenek, sürgü. | Masa ve dolapta küçük çekmece. | Sürülerek kullanılan. İLE Kirpik diplerine sürülen, siyah boya, sürme, is. )

- SÜRMEDAN[TR. < SÜRME + FARS. < -DÂN] ile/||/<> ...

( ağaç veya kemikten yapılan içine göz sürmesi konulan küçük kap sürmelik sür me eki far dān eki Türkçede Farsça dan ekiyle yapılmış birtakım türevler vardır Türkçe iğnedan iğneden iğnedenlik Türkçe yağdan yağdanlık Türkmence dūzdān tuzluk dūz tuz dān )

- SÜRMEK ile ARABAYLA UZAKLAŞMAK ile KABACA SÜRMEK ile KABA BİR ŞEKİLDE SÜRMEK ile TAHRİK MİLİ ile SÜRÜLEBİLİR ile SÜRÜCÜ ile ARABA KULLANMAK ile SÜRÜŞ TESTİ

- SÜRMEK ile SÜRMELEMEK ile SÜRMELENMEK ile SÜRMELİ ile SÜRMELİK ile SÜRMESİZ ile SÜRME İSKELE ile SÜRME MANTARLARI ile SÜRME MANTARIGİLLER

- SURP BOĞOS ERMENİ KİLİSESİ

( Büyükdere Surp Boğaz Ermeni Kilisesi Piyasa caddesi üzerinde ve İspanya Elçiliği yazlık binası yanındadır. Kilise 1847'de Bogos Amira Bilezikçiyan tarafından şapel olarak inşâ edildi. Bilahare yeniden inşâ edildi ve Patrik Azaryan tarafından 29.9.1885'te kilise olarak ibadete açıldı. )

- SURPLUS LABOUR[İng.] ile/||/<> ARTIK EMEK

( Marksist kuramda artık değer elde etmek için işçilerin gerekli emek zaman dışında harcadıkları fazla emek )

- SÜRRE ALAYI ile/||/<> ...

( Her yıl recep ayının 12 sinde darüssaade ağasının denetimi altında Hicaza gitmek üzere törenle yola çıkarılan ve padişahın armağanlarını taşıyan topluluk )

- SÜRRE ile SÜRRE ALAYI ile SÜRRE EMİNİ

- SÜRRE ile/||/<> SÜRRE[Ar. < SURRE]

( 1 Osmanlı padişahlarının seyyid ile şerif ve ileri gelenlere dağıtılmak üzere her yıl Hicaza gönderdikleri para ve armağanlara verilen ad 2 Yarım yük 50 000 akçe tutarında para için kullanılan bir tecim terimi zooloji )

- SÜRRE-İ RİE | AKCİĞER GÖBEĞİ ile/||/<> BRONŞÇUK ile/||/<> TRAKE

( (biyoloji) @@ anat. Sağ ve sol akciğerin birbirlerine dayandıkları kısım üzerinde, bronkus ve damarların akciğerin içine girdiği yer, hilus pulmonis. )

- ŞURTA ile SAHİBÜ'Ş-ŞURTA

( Önde gidip düşmanla savaşan asker. | Yelkene uygun rüzgâr. İLE Başkent ve öteki büyük merkezlerde, asayiş, şurta teşkilâtı tarafından sağlanırdı. Başlangıçta kadılık makamına bağlı olarak çalışan ve kadıların verdiği cezaları uygulayan bu teşkilât, bir süre sonra müstakil hale getirilmiştir. Görevi, suçluları takip ederek yakalamak olan şurta teşkilâtının başında, merkezde, genellikle nüfûzlu ailelerden seçilen bir görevli bulunurdu. Kentlerde, valilerin emrinde çalışan şurtanın görevi de asayişi korumak ve suçluların yakalanmasını sağlamaktı. )

- SÜRTMEK ile FİNK ATMAK

- ANGLE OF FRICTION[İng.] / ANGLE DU FROTTEMENT[Fr.] / REIBUNGSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME AÇISI

- FRICTION LOSS[İng.] / PERTE PAR FROTTEMENT[Fr.] / REIBUNGSVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME KAYBI

- FRICTION FORCE[İng.] / FORCE DE FROTTEMENT[Fr.] / FRIKTIONSKRAFT/REIBUNGSKRAFT, REIBUNGSKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME KUVVETİ

- INVISCID FLUID[İng.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNMESİZ AKIŞKAN


- SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI/HERD IMMUNITY[İng.] değil/yerine/= KİTLE BAĞIŞIKLIĞI

- SÜRÜ ile ÇOBAN ile ÇOBAN

- SÜRÜ ile/ve/değil/||/<> KİTLE

( Hayvan için. İLE/VE/DEĞİL/||/<> İnsan için. )

- SÜRÜ ile NAHIR

( ... İLE Sığır sürüsü. )

- ŞÜRÛ'[Ar.] ile ŞÜRÛH[Ar. < ŞERH]

( Başlama. İLE Açıklamalar, izahlar, şerhler. )

- SURUÇ ile/||/<> ...

( Yapılarda direkle kiriş arasında bulunan ağaç parçası Yenikent Aksaray Niğde )

- SÜRÜCÜ KARINCA ile/ve/||/<> ASKER SÜRÜCÜ KARINCA

( ... İLE/VE/||/<> Sürücü karıncaların, 3 katı büyüklüktelerdir. )

- DRIFT CURRENT[İng.] / COURANT DE DÉRIVE[Fr.] / DRIFTSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME AKIMI

- ESPACE DE DÉRIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME BÖLGESİ

- DRIFT WAVE[İng.] / ONDE DE DÉRIVE[Fr.] / DRIFTWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME DALGASI


- DRIFT MOBILITY[İng.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME DEVİNİRLİĞİ

- DRIFT RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE DE DÉRIVE[Fr.] / DRIFTWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME DİRENCİ

- MOBILITÉ DE DÉRIVE[Fr.] / DRIFTBEWEGLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME HAREKETLİLİĞİ

- DRIFT SPEED, DRIFT VELOCITY[İng.] / VITESSE DE DÉRIVE[Fr.] / DRIFTGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME HIZI

- DRIFT TUBE[İng.] / TUBE À DÉRIVE[Fr.] / DRIFTROHR, DRIFTRÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME TÜPÜ

- DRIFT SPACE[İng.] / DRIFTRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME UZAYI

- DRIFT, TRACE[İng.] / DÉRIVE, TRAÎNÉE[Fr.] / DRIFT, GESCHREIBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME

- DRIFT TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À DÉRIVE[Fr.] / DRIFTTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENMELİ TRANSİSTÖR

- FORCE D'ENTRAÎNEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLEYİCİ KUVVET

- SÜRÜM SÜRÜM (SÜRÜNMEK)


- SÜRÜMEK ile SÜRÜLMEK ile SÜRÜNMEK ile SÜRÜTMEK ile SÜRÜKLEMEK ile SÜRÜKLENMEK ile SÜRÜKLETMEK ile SÜRÜNDÜRMEK ile SÜRÜNDÜRÜLMEK ile SÜRÜKLENDİRMEK ile SÜRÜKLENEBİLMEK ile SÜRÜKLEYEBİLMEK ile SÜRÜ ile SÜRÜM ile SÜRÜŞ ile SÜRÜCÜ/LÜK ile SÜRÜMLÜ/LÜK ile SÜRÜSÜZ ile SÜRÜMSÜZ/LÜK ile SÜRÜ SÜRÜ ile SÜRÜ SEPET ile SÜRÜM SÜRÜM ile SÜRÜCÜ KURSU ile SÜRÜCÜ BELGESİ

- SÜRÜNGEN/LER ile KELER/LER

( ZIBÂBİYYE-İ BERİYYE[: Kertenkele ve benzeri hayvanlar.] ile/ve ZIBÂBİYYE-i MÂİYYE[: Bu sınıfın suda yaşayanları.] )

- SÜRÜNGEN/LER ile SKINK/LER[Lat.]

( ... İLE Daha çok çöl bölgelerinde, kurak bölgelerde yaşayan üzerleri pullarla örtülü, küçük gövdeli sürüngenlerin oluşturduğu tür. )

- SÜRÜNÜN PARÇASI OLMAK ile/değil/yerine/>< BÜTÜNÜN PARÇASI OLMAK

- SÜRÜP SÜRÜŞTÜRMEK

- SÜRÛR[Ar.] ile NEŞE/SEVİNÇ | TESKİN/TESELLİ

- SÜRÛŞ ile ...

( MELEK | CEBRÂİL )

- SÜRVEY/SURVEY[İng.] değil/yerine/= ANKET, TARAMA

- SURVEY :/yerine ANKET, ARAŞTIRMA

- SÜRVEYANS/SURVEİLLANCE[İng.] değil/yerine/= GÖZET-İZLE


- SÜRVİ ORANI/SURVİVAL RATE[İng.] değil/yerine/= SAĞ KALIM ORANI

- SÜRVİ/SURVİVAL[İng.] değil/yerine/= SAĞ KALIM

- SURVIVAL :/yerine HAYATTA KALMA

- SURVIVOR GUILT[İng.] değil/yerine/= HAYATTA KALAN SUÇLULUĞU

( Hayatta kalan suçluluğu; başkalarının hayatta kalamadığı fakat kendilerinin kurtuldukları bir durumdan sonra hissettikleri hayatta kalarak yanlış birşey yaptığını hissetme duygusudur. Savaştan sağ çıkan kişiler, doğal afetten kurtulanlar, salgın hastalıktan kurtulanlar, ailesi ya da arkadaşları arasında intihar edenler arasında rastlanır. Bu durumun rastlanması kişinin psikolojik profiline bağlıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SURVIVOR :/yerine HAYATTA KALAN

- Sus artık! SUS!!!

- SÜS BİTKİLERİ = ZÎNET NEBÂTÂTI = PLANTES DE PARADE, PLANTES ORNEMENTALES

- Sus dedik ya! SUS!!!

- SUS! ve DİNLE!!!

- SUS!!! ve düşün!


- SUS!!!:
HAKARET
değil UYARI/DESTEK

- SUS! KONUŞ!!!

- Sus-pus oturacağına KONUŞ!!!

- SUS!!! ve/</><

- SUS! ve/>/< DİNLE! ve/>/< KONUŞ! ve/>/< YAZ!!!

- SÜS ile KENAR SUYU

( ... İLE Kenar süslemesi. )

- SÜS ile KUYUM

( Güzellik veren, güzelleştiren nesne. İLE Değerli metal ve taşlardan yapılan süs eşyası. )

- SÜS ile/ve/||/<> SATIRLARARASI SÜS[BEYN es-SÜTÛR]

- SÜS ile ŞEMSE[Ar.]

( ... İLE Yazma kitapların cildine, baş sayfalarının üst bölümüne ya da kumaşlara, kapı, pencere vb. yerlere işlenen ya da çizilen, güneş biçiminde süs. )

- SÜS ile TUİGA[Samoa dilinde]

( ... İLE Baş süsü. )

- SÜS ile VOLAN[Fr.]

( ... İLE Bir devinimi, bir düzeneğe aktaran ya da makinelerde devinim hızını düzgün tutmaya yarayan tekerlek, düzenteker. | Kadın giysilerinin etek ucu, kol gibi yerlerine verev kesilmiş kumaştan yapılan süs. )

- Susabilmek için DİNLE!!!

- SUSABİLMEK/SÜKÛT ve/||/<> PERHİZ/REJİM ve/||/<> NEŞE ve/||/<> COŞKU

- Susabilmeleri için DİNLE!!!

- Susabilmemiz için DİNLE!!!

- Susabilmen için DİNLE!!!

- Susabilmeniz için DİNLE!!!

- Susabilmesi için DİNLE!!!

- SUSAK ile/||/<> ...

( Su kabağından yapılan su kabı Yassıören Senirkent Isparta Ağızlarda su kabağından yapılmış su kaplarına da susak adı verilir susak su kabı Orta Türkçede susgak olarak geçer Eski Kıpçakçada da susgak biçimi kullanılır Çağdaş diyalektlerde su çekmek anlamında kullanılan sus kökünden geldiği açıktır sus gak eki bu eke ilişkin bilgi almak için Brockelmann OGM 32 Diyalektlerde kullanılan susku biçimi de sus kökünden yapılmış bir türevdir Çağdaş diyalektlerde su kabına türlü adlar verilir O bakımdan susak adı dar bir alanda kalmıştır )

- SUSAK ile SUSAK ile SUSAK

( Susamış olan, susayan. İLE Su kabağından yapılmış ya da ağaçtan oyulmuş maşrapa. İLE Salak, aptal. )

- SUSAK/LIK ile SUSAK AĞIZLI ile SUSAK BURUNLU

- SUSAM[Ar. < SİSAM] değil/yerine/= KÜNCÜK

- SUSAM ile SUSAMA ile SUSAMLI ile SUSAMSIZ ile SUSAM YAĞI ile SUSAM HELVASI

- SUSAM ile SUSAM/SÜSEN

( Susamgillerden, sıcak bölgelerde yetişen küçük bir bitki. | Bu bitkinin yağ çıkarılan, öğütülerek tahin elde edilen ve simit vb.nin üzerine serpilen küçük sarımtırak tohumu. İLE Süsen bitkisi. )

- Susamadığın için DİNLE!!!

- SUSAM/SİMSİM/KÜNCÜ[Fars. < KUNCUD] ile/değil ÜZERLİK

( ... İLE/DEĞİL Sedefotugillerden, yaprakları almaşık, çiçekleri beyaz renkte, susama benzeyen tohumları acı olan bir bitki. )

- SUSAMURU ile AVRASYA SUSAMURU

- SUSAMURU ile DEV SUSAMURU/IRMAK KURDU

( ... İLE Amazon ormanlarında yaşarlar. )
( ... İLE Boyları, 2 m.'ye kadar uzunlukta olabilir. )

- SUSAMURU ile/<>/> GALAPAGOS DENİZ ASLANI

- SUSAMURU ile JAPON SUSAMURU


- SUSAN ile/değil/yerine SUSABİLEN

- SÜSEN[Fars.] ile/ve SARI SÜSEN

( Süsengillerden, yaprakları kılıç biçiminde, çiçekleri iri ve mor renkli, güzel görünüşlü ve kokulu, çok yıllık bir süs bitkisi, susam. İLE ... )

- SÜSEN/SUSAM ile KARÇİÇEĞİ

( Süsengillerden, yaprakları kılıç biçiminde, çiçekleri iri ve mor renkli, güzel görünüşlü ve kokulu, çok yıllık bir süs bitkisi. İLE Süsengillerden, beyaz ve pembe çiçekler açan soğanlı bitki. )

- SUSEVER, CİHAT (İST. 1951)

( Beykoz S. K. den transfer edildi ve sekiz sezon (1977 - 1985) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 161 lig, 4 B takımlar ligi, 13 kupa ve 7 turnuva maçı olmak üzere 185 resmi ve 61 özel maçla birlikte toplam olarak 246 maçta oynadı. Lig maçlarında 137, B takımlar ligi maçlarında 5, kupa maçlarında 12, turnuva maçlarında 14 olmak üzere resmi maçlarda 168 ve özel maçlarda yediği 57 golle birlikte toplam olarak 225 gol yedi. Sarıyer takımında kaptanlık görevi de yaptı. Fenerbahçe'ye kiralandıktan sonra da Gaziantepspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Bir süre hakem olarak görev yaptı. Sarıyerli Profesyonel Futbolcular Derneği kurucu üyelerindendir. İ.Ü. Orman Fakültesinde teknisyen olarak çalıştı. )

- SUSKUN KİTAP ile/ve KONUŞAN KİTAP

- SUSKUN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SUSAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SUSABİLEN

- SUSKUNLAŞMAK ile SUSKUNLAŞTIRMAK ile SUSKU ile SUSKUN/LUK

- SÜSLEME ve/||/<>/> İÇ KAPAK SÜSLEMESİ

( ... VE/||/<>/> XVI. ve XVII. yy.'da, sanatların zirvesiydi. )

- SÜSLEMEK ile KİRİŞ

- SÜSLÜ ile KIRNAK

( ... İLE Çalımlı, süslü kişi. | Güzel, titiz. | Cilveli, oynak. | Boylu boslu. | Çevik. | Cariye. )

- SÜSLÜ ile KOKET[Fr. < COQUETTE]

( ... İLE Güzel görünmeye çalışan, süse düşkün, kırıtan kadın. )

- SÜSLÜ ile SÜSLÜ İŞLER

- SÜSLÜ/LÜK ile/değil/yerine/||/<>/< BAKIMLI/LIK

( SÜRRE DEVESİ GİBİ SÜSLENMEK )

- SÜSLÜ/LÜK ile SÜSLÜCE ile SÜSLÜ PÜSLÜ ile SÜSLÜ ÜSLUP

- SUSMA HAKKI ve/||/<> ÂDİL YARGILANMA HAKKI ve/||/<> KENDİNE YÜKLENİLEN SUÇU ÖĞRENME HAKKI ve/||/<> SAVUNMA HAKKI ve/||/<> İFADE SERBESTLİĞİ ve/||/<> MASUMİYET GÖSTERGESİ ve/||/<> SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ ve/||/<> AVUKAT YARDIMI ve/||/<> AYDINLATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ ve/||/<> HUKUK DEVLETİ İLKESİ

- SUSMA HAKKI ve/||/<>/< ALEYHİNE KULLANMAMA

( Suç kuşkusu altında bulunan kişinin, hem soruşturma, hem de yargılama sırasında işlediği iddia edilen suçla ilgili olarak, kendine sorulan sorulara yanıt vermeye, bu yolda kanıt göstermeye zorlanamaması ve bu durumun, kişi aleyhine yorumlanamaması olarak ifade edilebilir. VE/||/<>/< ... )

- SUSMA HAKKI ile/ve/||/<> BAĞIŞIKLIK HAKKI

- SUSMA HAKKI ile/ve/||/<> SAVUNMA HAKKI