BEŞ(5) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- EWING THEORY OF FERROMAGNETISM[İng.] / THÉORIE DU FERROMAGNÉTISME D'EWING[Fr.] / EWING-FERROMAGNETISMUS-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EWİNG FERROMANYETİZMA KURAMI

- EX VIVO[İng.] değil/yerine/= CANLI DIŞI

- EXACT :/yerine TAM, KESİN

- EXAMINATION :/yerine MUAYENE, SINAV

- EXAMPLE :/yerine ÖRNEK

- EXAPTATION[İng.] değil/yerine/= EŞ ANLAMLAR: YENİDEN İŞLEV KAZANIMI, İŞLEVSEL DÖNÜŞÜM

( Latince Exaptatio Almanca Exaptation Fransızca Exaptation Evrimsel süreçte daha önce farklı bir işlev için oluşmuş yapıların, zamanla değişikliğe uğrayarak yeni işlevler kazanması.[1]

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- EXCEED :/yerine AŞMAK

- EXCEL ile MÜKEMMELLİK

- EXCEPT :/yerine HARİÇ

- EXCESS vs./and STATE OF BELONGING


- EXCHANGE :/yerine DEĞİŞTİRMEK, TAKAS

- EXCITEMENT vs./and HASTE

- EXECUTION vs. DEATH PENALTY

- EXHIBITION :/yerine SERGİ

- EXIST :/yerine VAR OLMAK

- EXISTENCE and UNITY

- EXISTENCE vs./and UNITY

- EXIT[Tr.] değil/yerine/= ÇIKIŞ

- [not] EXPECTATION vs. DREAM

- EXPERIMENT :/yerine DENEY


- EXPERIMENTAL DESIGN ile/||/<> OBSERVATIONAL STUDY

( Experimental design kontrollü deney planlaması yaparken İLE observational study mevcut verilerin analizi yapar )
( Formül: Randomization )

- EXPERT :/yerine UZMAN

- EXPLOITATION vs. ABUSE vs. MANIPULATION

- EXPOSURE :/yerine MARUZ KALMA

- EXPRESS :/yerine İFADE ETMEK

- EXPRESSIBILITY[İng.] değil/yerine/= İFADE EDİLEBİLİRLİK

( İfade edilen bir genin birey üzerindeki etkisidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- EXPRESSION :/yerine İFADE

- ext. sup. alut.[Lat. < EXTENDE SUPER ALUTEM] değil/yerine/= DERİ ÜZERİNE YAYINIZ

- EXTEND vs. WIDEN

- EXTENT :/yerine BOYUT, KAPSAM


- EXTERNALIZED POWER vs./and THE POWERS WHICH EXTERNALIZED

- EXTRA :/yerine EKSTRA

- EXTREME VALUE THEOREM ile/||/<> INTERMEDİATE VALUE

( EVT kapalı aralık max/min, IVT sürekli ara değer. )
( Formül: Max/min existence İLE intermediate )

- EXTREME :/yerine AŞIRI

- EYDÜR

( Söylemek. )

- EYEGÜ ile EYEGÜ
[<

( Bir hayvanın ya da herhangi bir canlının kaburga kemiği. İLE Çadırın çubukları. )

- EYFEL KULESİ ve PISA KULESİ

- EYİCEOĞLU, CELAL (İST. 1914)

( Deniz Harp Okulunu bitirdikten sonra değişik askeri görevler üstlendi, Donanma Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı görevlerinde bulundu ve Oramiral iken emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )

- Eyle ve KONUŞ!!!

- EYLEM/FİİL ile/ve ETKİNLİK/FAALİYET

( Tek. İLE/VE Çok. )
( Somut. İLE/VE Soyut. )
( Fizikteki simgesi: S )

- EYLEM/HAREKET ve/||/<>/>/< SAĞALTIM/TEDAVİ/ŞİFÂ

- EYLEM:
[hem/ne] SONLULUK
ile/ve/||/<>/hem de/ne de SONSUZLUK

- EYLEM:
KARINCA[< KARIŞTIRARAK]
ve/||/<> KARARINCA/KARARINDA

- EYLEM:
ÖZEN
ve/||/<> DİSİPLİN

- EYLEM:
US/AKIL
ve/+/||/<> İSTENÇ/İRÂDE

- EYLEM ve/||/<>/> ANDA OLMAK ve/||/<>/> KENDİLİĞİNDENLİK ve/||/<>/> YARATICILIK

- EYLEM ve BİRLİK

- EYLEM ile/ve/değil/yerine BÜTÜNLÜK İÇİNDE EYLEM

- EYLEM ile/ve/değil/||/=/<>/< DİRENME

- EYLEM ve/<>/>< DÜŞÜNME


- EYLEM ile/||/<> EK EYLEM/MECHÛL ile/||/<> EYLEMLİK ile/||/<> ETKEN/EDEN ile/||/<> EDİLGEN EYLEM ile/||/<> BUYRUM ile/||/<> ORTAÇ/FERÎ FİL ile/||/<> GEÇİŞLİ/MÜTEADDÎ ile/||/<> GEÇİŞSİZ/LÂZIM ile/||/<> KİŞİSİZ/MEÇHUL

( ... İLE/||/<> Ad soylu dil birimlerinin yüklem işlevi üstlenmesini sağlayan eylem. İLE/||/<> Başlıca işlevi, eylemin belirttiği oluşu göstermek olan ad özellikli eylemsi. İLE/||/<> Etken biçimde oluşa katılan öğe. İLE/||/<> Öznenin, yapılan işin etkisi altında kaldığını belirten çatıyla kurulan eylem. İLE/||/<> Eylemin yapılması gerektiğini buyurarak anlatan isteme kipi. İLE/||/<> Eylemden türemiş, çoğunlukla ön ad/sıfat, bazen de ad olarak kullanılan eylemsi. İLE/||/<> Nesneyle kullanılan eylem. İLE/||/<> Nesnesiz kullanılan eylem. İLE/||/<> Kişi belirtisi olmayan eylem kipleri ile üçüncü tekil kişi çekimlerinde öznesi belirli olmayan eylem biçimleri için kullanılan bir tanım.+ Diller/Arapca )

- EYLEM ile/ve/||/<>/> ETKİ

- EYLEM ile/değil EYLEME(K)

- EYLEM ile/ve/değil/||/<>/< EYLEMİN DEĞERİ

( Bilim. | Sanat. | Fizik/doğa. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Felsefe. )

- EYLEM = FİİL = ACTION, ACTIVITY[İng.] = ACTION[Fr.] = AKTION, HANDLUNG[Alm.] = ACTION[Lat.] = ACCIÓN[İsp.]

- EYLEM ile/ve/değil/||/<> İŞLEM

- EYLEM ile/ve/||/<> İŞLEMİ TAMAMLAMAK

- EYLEM ile/ve ÖZGÜRLEŞTİRİCİ EYLEM

( O, ırmağa götürür fakat geçiş size aittir. )

- EYLEM ile ÖZGÜRLEŞTİRİCİ EYLEM(SATSANG)

( O, ırmağa götürür ama geçiş size aittir. )

- EYLEM ile/ve UYGULAMA

( Doğruluk ve eylemin birliği! )
( Bencil olmayan ve arzudan arınmış eylem! )

- EYLEM ve/||/<>/> YOL GÖSTERİCİ/LİK

- EYLEMCİL ÇEKİM

- EYLEMDEN TÜREME AD ile EYLEMDEN TÜREME EYLEM

- EYLEMEK ile EYLEYEBİLMEK ile EYLEM/LİK ile EYLEMCİ/LİK ile EYLEMLİ/LİK ile EYLEMSİZ/LİK ile EYLEM PLANI ile EYLEMSİZLİK İLKESİ

- EYLEM/FİİL ve/> KEMÂL

- Eylemle KONUŞ!!!

- Eylemli KONUŞ!!!

- EYLEMSİZ HAREKET ile/ve/||/<> KÜTLE ÇEKİMİ ALTINDAKİ NESNENİN HAREKETİ

- EYLEMSİZ "ÖNGÖRÜ" ile/ve/<> ÖNGÖRÜSÜZ "EYLEM"

( Hayal görmek. İLE/VE/<> Karabasan görmek. )

- TRÄGHEITSFLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK AKIŞI


- KÂİDE-İ ATÂLET[Osm.] / PRINCIPLE OF INERTIA[İng.] / PRINCIPE D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSPRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK İLKESİ

- EYLEMSİZLİK ile DEVRE DIŞI BIRAKMAK ile AKTİF DEĞİL ile HAREKETSİZLİK

- EYMEK değil EĞMEK

- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/||/<>/> ÇOKLU EYTİŞİM

- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve DEVİM/DİNAMİK

- EYTİŞİM = FENN-İ MÜNAZARA, İLMİ- CEDEL, İLM-İ HİLAF Ü CEDEL = DIALECTIC[İng.] = DIALECTIQUE[Fr.] = DIALEKTIK[Alm.] = DIALEKTIKE[Yun.] = DIALECTO[İsp.]

- EYTİŞİM(DİYALEKTİK) ve/||/<> GÖRELİLİK ve/||/<> HOLOGRAFİK EVREN ve/||/<> SİBERNETİK ve/||/<> KUVANTUM

- EYTİŞİM(DİYALEKTİK) ile SÜREÇ(VETÎRE)

- EYTİŞİM ve/||/<> YÖNTEMSEL KUŞKU

- EYTİŞİM/DİYALEKTİK:
DOĞAL
ile/ve/||/<> TARİHSEL


- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/||/<> TARİH

- EYÜP ODABAŞI SPORCULAR PARKI

( Yenimahalle meydanında ve eski vapur iskelesinin önündeki alanda yapılan bir parktır. Sarıyer S. K. nün eski milli futbolcusu ve Yöneticisi; Yenimahalle spor Kulübünün kurucularından ve başkanlarından Eyüp Odabaşı'nın adı verilen bir parktır. 650,00 m²'lik bir alan üzerindedir. 160 m²'lik yeşil alanı ve 90 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )

- EYVAH" ile/değil/yerine EYVALLAH

( Temel, yerde bir muz kabuğu görmüş...

- "Eyvah! Yine düşeceğim." demiş. )

- EYVAN ile/||/<> EYVAN BİÇİMİ TÜRBE

( Üç tarafı ve üstü kapalı, bir tarafı tüm genişliği ile bir avluya ya da başka bir mekâna açılan yapı birimi. İLE/||/<> Gövde bölümü eyvan biçiminde olan bir bölüm Anadolu mezar anıtı. )

- EYYAM ile EYYAMCI/LIK ile EYYAM AĞASI ile EYYAM REİSİ ile EYYAM EFENDİSİ

- EZA ile EZAN ile EZANCI ile EZANSIZ/LIK ile EZA CEFA ile EZAN SAATİ ile EZAN VAKTİ

- EZÂLEHU 'AN MEVZİ'İHÎ[Ar.] ile EZELLEHÛ[Ar.]

- EZANİ ile EZANİ SAAT

- EZBER BOZMAK ile/ve/||/<>/>/< FARKLI/YENİ BİR BAKIŞ AÇISI

- EZBER BOZMAK ile KULAĞINA KAR SUYU KAÇIRMAK


- EZBER ile/ve/değil ALIŞKANLIK

( EZBER hem de ALIŞKANLIK )

- EZBER değil/yerine/= BELLEME

- EZBER ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BİLGİ

- EZBER ile !EZBERCİLİK

- EZ-BER[Fars.] ile EZ-DİL[Fars.]

( Zihinde tutma, unutmamaya çalışma. [EZ: -den. | BER: Göğüs. EZ-BER: Göğüsten.(Kalpten/kalbe anlamına!)]["ezberden" değildir/yanlıştır!] İLE Gönülden. )

- EZBER[Ar.] ile/ve/||/<>/< HIFZ/HAFIZA[Ar.]

- EZBER ve/||/<> İTİRAZ

- EZBER ile/ve/||/<> TAKLİT

- EZBER/İ BOZMALI/BOZABİLMELİ!

- EZBERLEMEK ile EZBERLENMEK ile EZBERLETMEK ile EZBERLETEBİLMEK ile EZBERLEYEBİLMEK ile EZBER ile EZBERE ile EZBERCİ/LİK


- Ezdirmemek için DİNLE!!!

- EZECC[Ar.] ile EZEBB[Ar.]

( İnce ve uzun kaşlı, kalem kaşlı. İLE Kaşlarının kılı çok ve saçı uzun olan. )

- EZEL ile EZELİ/LİK ile EZEL EBET ile EZELİ TAKDİR ile EZELİ REKABET

- EZEL[Ar.] ile EZELL[Ar. < ZELÎL]

( Başlangıcı olmayan geçmiş zaman, öncesizlik. İLE Daha/pek/çok aşağılık kişi. )

- EZEL ile KADÎM

- EZELDE ve/||/<>/> GÜZELDE

( Nokta. VE/||/<>/> Saklı. )

- EZELİ değil/yerine/= BİTİMSİZ

- EZELİ değil/yerine/= ESKİLİ/ÖNCESİZ

- EZGİ/NAĞME[Ar.]/MELODİ[Fr. < MÉLODIE] ile/ve/||/<> ARA NAĞME

( Güzel, uyumlu ses. | Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği söz. İLE Şarkı, türkü, köçekçe vb. küçük güfteli bestelerde, güftenin iki kıtası arasına ya da başına, sonuna da gelebilen, sözsüz çalınan parça. | Sık sık söylenilen söz ya da açılan sorun. )

- EZGİLENMEK ile EZGİLEŞMEK ile EZGİLEŞTİRMEK ile EZGİ ile EZGİN/LİK ile EZGİÇ ile EZGİLİ ile EZGİNCE ile EZGİSEL/LİK


- EZHÂR[Ar. < ZAHR] ile EZHÂR[Ar. < ZEHRE/ZEHERE]

( Arkalar, sırtlar. | Yüzler, satıhlar. İLE Çiçekler. )

- EZHEL[Ar.] ile EZHER[Ar.]

( Pek dalgın ve unutkan. Gaflette çok bulunan. İLE Pek beyaz, güzel ve parlak. )

- EZİCİ "GÖRÜŞ/KANAAT" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ORANTILI/ORANTISIZ "GÜÇ"

- EZİK BÜZÜK

- EZİK ile/değil ALÇAKGÖNÜLLÜ

- EZİK ile ÇÜRÜK

- EZİK/LİK ile EZİK BÜZÜK

- EZİLE BÜZÜLE (İSTEMEK, SÖYLEMEK, SORMAK)

- EZİLMEK ile EZİLEBİLMEK ile EZİLİVERMEK ile EZİLE BÜZÜLE

- Ezilmemek için DİNLE!!!


- EZİNÇ ile EZİNTİ

( Korku ya da heyecan nedeniyle duyulan, şiddetli acı ya da sıkıntı. İLE Açlık etkisiyle midede duyulan tedirginlik, acıkma duyusu. )

- EZKÂR[< ZİK[İ]R]:
ZİKİRLER | ANMALAR, ANIMSAMALAR, SÖYLEMELER

- Ezmek için DİNLE!!!

- Ezmek için SUS!!!

- EZMEK ile EZİLMİŞ ile EZİLMİŞ ile KIRICI

- EZMEK ile EZME BOYA

- EZMEK ile/ve/<> KÜÇÜK DÜŞÜRMEK

- EZMEK ile YEDİRMEK

- EZMEK ile/ve/değil/yerine YOĞURMAK

- EZOTERİK[Fr. < ÉESOTÉRIQUE] değil/yerine/= İÇREK


- F-BAND[İng.] / BANDE-F[Fr.] / F-BAND[Alm.] ile/değil/yerine/= F BANDI

- F-BLOCK[İng.] ile/değil/yerine/= F-BLOKU

- F-LAYER[İng.] ile/değil/yerine/= F KATMANI

- F. NIETZSCHE ve/||/<> S. FREUD ve/||/<> K. MARX

- F-TEST[İng.] ile/değil/yerine/= F-TESTİ

- F ve/||/<> S ve/||/<> T ve/||/<> K ve/||/<> Ç ve/||/<> Ş ve/||/<> H ve/||/<> P
[FISTIKÇI ŞAHAP]

( Bu harfler, ayrık de'lerin kullanımı dışında, ancak, buradaki öteki harflerle kullanılır.
Levent'te | Erdinç'te | Sınıfta | Geçitte, Geçişte | Sancak'ta | Sehpada | Edip'te | Sevinçte, Sevinç'te | Elektrikçi )

- FAAL/AKTİF değil/yerine/= ETKİN

- FABRIC :/yerine KUMAŞ

- FABRY-PEROT INTERFEROMETER[İng.] / INTERFÉROMÈTRE DE FABRY-PEROT[Fr.] / FABRY-PEROT-INTERFEROMETER, FABRY-PEROT-INTERFERENZSPEKTROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= FABRY-PEROT GİRİŞİMÖLÇERİ

- FAC-/FACİ- ile/||/<> FASCİ- ile/||/<> PROSOP-/PROSOPO-

( Yüz. İLE/||/<> Bant. İLE/||/<> Yüz. )

- FÂCİ'[Ar. çoğ. FEVÂCİ] ile FÂCİR/E[Ar. < FÜCÛR | çoğ. FECERE/FÜCCÂR]

( Kişiyi dertli eden, keder veren, acıklı. İLE Kötü huylu. | Ayyaş, sefih. | Rezil, habîs, şerîr, şakî. | Yalancı. | Bayanlara düşkün bay, baylara düşkün bayan. )

- FACİALAŞMAK ile FACİALAŞTIRMAK ile FACİA ile FACİALI

- -FACIENT ile/||/<> -FICATION ile/||/<> -FEROUS ile/||/<> FUNCT- ile/||/<> -GEN/-GENE ile/||/<> -GENESIS ile/||/<> HEREDO- ile/||/<> -PRAXIA/-PRAXIS ile/||/<> -PLASIA/-PLASIS/-PLASY ile/||/<> -PLAST/-PLASTIC/-PLASTY/-PLASY ile/||/<> -PARA/-PAROUS ile/||/<> -POIESIS/-POIETIC ile/||/<> NE-/NEO- ile/||/<> -OSIS/SIS- ile/||/<> SEPT-/SEPTI-/SEPTO- ile/||/<> ECH-

( Yapmak, oluşturmak. İLE/||/<> Yapmak, neden olmak. İLE/||/<> Oluşturmak, sağlamak, yapmak. İLE/||/<> Yapma, hizmet, işlev. İLE/||/<> Oluşturulan, yayılan, yönlendirilen, oluşturan, yönlendiren, meydana getiren, babası olmak. İLE/||/<> Herhangi bir şeyin oluşumu, kaynağı. İLE/||/<> Genetiksel. İLE/||/<> Etki, yapma, tedavi uygulamaları. İLE/||/<> Gelişme ile ilgili, oluşum. İLE/||/<> Oluşturan, oluşma, oluşturma olayı, meydana getirme, gelişme, büyüme, canlı ilkel göze. İLE/||/<> Yapma, oluşturma, ortaya çıkarma, doğurma. İLE/||/<> Oluşum ya da yapımla ilgili. İLE/||/<> Yeni, son, yeni gelişen bölüm, anormal yeni oluşum. İLE/||/<> Bir durum, olay, koşul, fizyolojik artım, oluşum. İLE/||/<> Bölme, bölüm/septum ile ilgili, yedi. İLE/||/<> Sahip olmak, birleşmek. )

- FACILITY :/yerine TESİS, OLANAK

- FÂCİR ile FÂCİRE

( Kadınlara düşkün eril kişi. İLE Baylara düşkün, çapkın dişil kişi. )

- FACYO RESTAURANT

( Tarabya, Kireçburnu arasında Araba Yolu Caddesi üzerindedir. Uzun yıllar bilhassa Musevi vatandaşların çok yoğun ilgi gösterdikleri ünlü bir balık restaurantı iken el değiştirerek Urcan Restaurant oldu, bilahare yeniden el değiştirdi. )

- FADE :/yerine SOLMAK, RENGİ ATMAK

- FAGOSİT[Fr. < PHAGOCYTE] değil/yerine/= YUTAR GÖZE

- FAGOSİT ile FAGOSİTE ETMEK ile FAGOSİTE OLMAK ile FAGOSİTOZ

( Yutar göze. İLE Yutmak. İLE Yutulmak. İLE Göze yutarlığı. )

- FAGOSİTOZ değil/yerine/= YUTMA


- FAGOT ile/ve FAGOTTO

- FÂHİŞ ile/değil/yerine/>< FASİH[Ar.]

- FÂHİŞ ile İHTİKÂR

- FAHİŞ[Ar.] değil/>< NARH[Fars.]

( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. DEĞİL/>< Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle zorunlu gereksinme maddeleri için devletçe saptanan fiyat. )

- FAHİŞ[Ar.] değil/yerine/= ÖLÇÜYÜ AŞAN/AŞIRI

- FAHİŞE ile GEYŞA

- [ne yazık ki]
!FAHİŞ/FUHUŞ
ile/ve/||/<> !MURABAHA/TEFECİLİK

( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. İLE/VE/||/<> Bir malı, çok fazla kârla satma. | Yasanın izin verdiği sınırdan aşkın faiz alma. )

- FAHRENHEIT SCALE[İng.] / ÉCHELLE FAHRENHEIT[Fr.] / FAHRENHEITSKALE, FAHRENHEIT-SKALE[Alm.] ile/değil/yerine/= FAHRENHEİT ÖLÇEĞİ

- FAHRENHEIT TEMPERATURE SCALE[İng.] / ÉCHELLE DE TEMPÉRATURE FAHRENHEIT[Fr.] ile/değil/yerine/= FAHRENHEİT SICAKLIK ÖLÇEĞİ

- FAHRETTİN ASLAN OKUL YANI PARKI

( 884,00 m² bir alanı kapsar. 600,00 m²'lik yeşil alanı, 99,00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )

- FAHRî değil/yerine/= ONURSAL

- FAHRÎ[Ar.] değil/yerine/= SAYGIL

- FAHRİ/LİK ile FAHRİ KONSOLOS

- FAHŞÂ'(FAHŞ/FÂHİŞ/FUHUŞ)[Ar.] ile FAHS[Ar.]

( Akıl ve mantığın kabul edemeyeceği söz ve iş. | Meşrû olmayan şehvâni haller, fuhuş, zinâ. | Verilen zekâttaki tamahkârlık. İLE Bir şeyin iç yüzünü araştırma/arama. )

- FAHTE[Fars.] ile FAHTE[Fars.]

( Makam. İLE Güvercin/üveyik. )

- FÂİDE[Ar.] ile BEYÂN[Ar.]

- FAİK BEY VE BEKİR BEY (SİMETRİK) YALILARI

( Yeniköy'de Köybaşı caddesinde 1890/95 tarihleri arasında inşâ edilmiştir. Yalı Sara Sultan tarafından ikiz kızları için yaptırılmıştır. Zamanla yalı el değiştirmiştir. İlk el değiştirmede simetrik yalılardan birini Faik Kurtoğlu diğerini Bekir Sıtkı Oyal aldığından bu kişilerin ilk isimle yalı ismi olarak anılmaktadır. Ahşap olup önemli tarihi eserlerdendir. )

- FAİK BEY/PAKİZE HANIM YALISI

( Yeniköy Köybaşı Caddesi üzerindeki 267 kapı No.lu Ahşap tarihi eser yalıdır. "Kabuli Paşa" yalısı olarak da bilinen yalı yıkılmış ve yerine bu yalı 1906 yılında İtalyan mimar Raimondo D‘arenca tarafından inşâ edildi. Yalı Gümüşhane Mutasarrıfı Faik Bey Yalısı olarak bilinmektedir. Yalıya "Simetrik Yalı", "İkiz Yalı" ve "Pakize Hanım Yalısı" da denilmektedir. Yalı 1984'te büyük onarım gördü. 16.955 m²'lik büyük koruluk alanın içinde ve deniz kenarındadır. )

- FÂİL TANRI ile ÂMİL TANRI

- FAIL :/yerine BAŞARISIZ OLMAK


- FAİL ve KÂBİL

- FAİLİ MEÇHUL değil/yerine/= EDİMCİSİ BELİRSİZ/EDİMCİSİ BİLİNMEYEN

- FAİL-İ MUHTAR ile MÛCİB Bİ'Z ZÂT

- FAİL/LİK ile FAİLİ MEÇHUL

- FAIR-PLAY değil/yerine/= DOĞRU/DÜRÜST[Fars.] OYUN

- FAITH[İng.] ile/değil FATİH

- FAITH :/yerine İNANÇ

- FAITH/BELIEF vs. CONFIDENCE/TRUST

- FÂİZ ve/||/<>/> FÂHİŞ[çoğ. FUHUŞ]

- FÂİZ/FÂİZE[Ar. < FEVZ] ile FÂİZ[Ar. < FEVZ, çoğ. FEVÂİZ]

( İsteğine ulaşan, bir başarı kazanan, fevz bulan. İLE Ödünç verilen paraya karşı alınan kâr. | Bolluk, çokluk, taşkınlık. | Taşan, feyezan eden. )

- FAİZLENDİRMEK ile FAİZ ile FAİZCİ/LİK ile FAİZLİ ile FAİZSİZ ile FAİZ HADDİ ile FAİZ ORANI ile FAİZ FİYATI

- Fakat en başta kendinle KONUŞ!!!

- Fakat "ıııııı"sız KONUŞ!!!

- FAKAT ile/yerine/değil AYNI ZAMANDA

- FAKAT değil AYNI ZAMANDA

- FAKAT[Ar.] ile FAKD[Ar.] ile FAKÎD[Ar.]

( Yalnız, ancak, lâkin, ama, şu da var ki. İLE Yokluk, bulunmama. İLE Nadir bulunan.[nesne] )

- FAKİH ile İLMİHAL BİLEN/HOCA

- FAKİH ile MÜCTEHİD

- FAKÎR[< FAKR][çoğ. FUKARÂ]

( DERVİŞ, ALÇAKGÖNÜLLÜ, DÜNYALIĞI AZ OLAN, YOKSUL, PARASIZ | ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK GÖSTEREREK "BEN" ANLAMINA GELEN )

- FAKİR-FUKARA (YA DESTEK OLMAK)


- FAKİR OLUP DA SABRETMEK ile/ve/<> ZENGİN OLUP DA ŞÜKRETMEK

( İkisi de "pek kolay değil" diye "görülse/zannedilse" de asıl olan, her koşulda ve özellikle de uclarda ve uçurumlarda, yani maddî fakirlik ve zenginlikte, sabır göstermek ve şükrü edâ etmektir. )

- FAKİR ile/ve/||/<> BÂKİR

- FAKİR ile/ve/değil/yerine KANAATKÂR

- FAKÎR[Ar.] ile MÜMLİK[Ar.]

- FAKÎR[Ar.] ile MUSRİM[Ar.]

- FAKİR[Ar.]/ÇIGAY[dvnlgttrk] değil/yerine/= YOKSUL

- FAKİR ile ZÜĞÜRT

- FAKİRİN SABRI ile ZENGİNİN SABRI

( Gaflette olduğu halde, zevkte/neşede olmadığı halde, tüm olumsuz koşullara karşın istikâmet üzere devam etmek. İLE
Çok yalnız olduğu, çok ikram ettiği halde bile taşkınlık yapmayarak istikâmet üzere devam etmek. )

- FAKİRLEŞMEK ile FAKİRLEŞTİRMEK ile FAKİR/LİK ile FAKİRCE ile FAKİRİZM ile FAKİR CEVHER ile FAKİR FUKARA

- FAKİR/LİK ile MİSKİN/LİK

( Çalışmasına karşın yoksul/luk. İLE Çalış(a)madığı için yoksul/luk. )

- FAKO- ile FARMA/KO-

( Göz merceği [ile ilgili]. İLE İlaç [ile ilgili]. )

- FAKR[Ar.] ile HÂCET[Ar.]

- FAKR[Ar.] ile HALLE[Ar.]

- FAKS değil/yerine/= BELGEÇ, BELGEGEÇER

- FAKTİTİF[Fr. < FACTITIF] değil/yerine/= ETTİRGEN EYLEM

- FAKTÖR[İng.] değil/yerine/= ETKEN/ETMEN

- FAKÜL[Fr. < FACULE] değil/yerine/= BENEK

- [gökbilim] FAKÜL[Fr.] değil/yerine/= BENEK

- FALAN FEŞMEKAN

- FALAN FİLAN ile ŞUDUR BUDUR


- FALAN ile FALANJ ile FALANCA ile FALANJİST ile FALAN FİLAN ile FALAN FISTIK ile FALAN FESTEKİZ ile FALAN FEŞMEKAN

- FALAN"["FELAN" değil!] ile "YANİ"

- FALANJİST[Fr. < PHALANGISTE] değil/yerine/= FALANJ ÜYESİ.[İSPANYA'DA]

- FALEZ[Fr. < FALAISE] değil/yerine/= YALI YAR

- FÂLİC[Ar. < FELC] ile FÂLİC[Fars.]

( Yarım inme, gövdenin yarısına inen inme. İLE Baskın, galip, muzaffer. )

- FALİH RIFKI ATAY PİKNİK YERİ

( Belgrad Ormanı içinde olup Neşet Suyuna bir kilometre uzaklıktadır. Her türlü sosyal ihtiyacı karşılayabilecek kapasitede bir piknik yeridir. Piknik alanı içinde mükemmel içme suyu bulunuyor. Av sahası da piknik yerine yakındır, ayrıca olta balıkçılığı için gelenler hemen yanındaki Kömürcü Bentten yararlanabilir. )

- FALSE CONSENSUS EFFECT[İng.] değil/yerine/= YANLIŞ ORTAKLIK ETKİSİ

( Başka insanlarla; davranış, tutum, inanç bakımından benzerliklerinin abartılması durumudur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- FALSO ile FALSOLU ile FALSOSUZ/LUK

- FAMENNIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= FAMENİYAN EPOKU

( Günümüzden yaklaşık olarak 372.200.000 ile 358.900.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir. Kaynaklarda bir örneği görülebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- FAMOUS vs. KNOWN


- FAN FU[Çince]

( Aydınlanmamış, sıradan kişiler. Tüm bireyler (dolayısıyla Sheng ve Fan Fu'lar) aynı doğayı paylaşmaktalardır. Sheng olanlar kendi doğalarının farkına varmışlar, Fan Fu olanlar ise daha varacaklardır. (bkz. Sheng) )

- FAN ile FANİ/LİK ile FANİ DÜNYA

- FAN ile HAYRAN OLMAK ile HAVALANDIRMAK

- FÂNİ ile/ve/||/<> FUNNY

- FÂNİ[Ar.] değil/yerine/= ÖLÜMLÜ/GELİP GEÇİCİ/KALIMSIZ

- FANNO FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT DE FANNO[Fr.] / FANNO-STRÖMUNG, FANNO-FLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= FANNO AKIŞI

- FANUS ile FANUSLU

- FARAD[İng.] / FARAD[Fr.] / FARAD[Alm.] ile/değil/yerine/= FARAD

- FARAD ile FARADİK

- FARADAIC CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= FARADAY AKIMI


- FARADAY'S DISC[İng.] / DISQUE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHE SCHEIBE, FARADAYSCHE RUNDSHEIBE[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY DİSKİ

- FARADAY EFFECT[İng.] / EFFET FARADAY[Fr.] / FARADAY-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY ETKİSİ

- FARADAY DARK SPACE[İng.] / ESPACE SOMBRE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHER DUNKELRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY KARANLIK BÖLGESİ

- FARADAY TUBE[İng.] / TUBE DE FARADAY[Fr.] / FARADAY-RÖHRE, FARADAY-TUBE[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY TÜPÜ

- FARADIC CURRENT[İng.] / COURANT FARADIQUE[Fr.] / FARADISCHER STROM, INDUKTIONSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADİK AKIM

- FARAZÎ ile AFÂKÎ

- FARBA ile FARBALI ile FARBASIZ

- FARBA/FARBALA[Fr.] değil/yerine FIRFIR

- FARE, FİL, ASLAN, KEDİ, KURT ile/ve ÖTEKİ HAYVANLAR

( Kurt, haseti simgeler. )

- FARE ile/ve BEYAZ ÇÖL FARESİ


- FARE ile BÜYÜK KAFALI KÖSTEBEK FARESİ

- FARE ile GELENİ/TARLA FARESİ

- FARE ile GÜMÜŞ, PİRİNÇ FARESİ

- FARE ile KIR FARESİ/SİVRİ FARE/SOREKS

( ... İLE Uzun burunlu, hortum gibi burnu olan bir fare. Bir numaralı ölüm makinası. Her dakika bir canlı yemek zorundadır. )

- FARE ile LAĞIM FARESİ