BEŞ(5) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- KOÇAK ile KOÇAKLAMA

- KOCAKARI SOĞUKLARI
(EYYÂM-I HUSUM, BERD-İ ACÛZ):
SIN[Ar.]
ile/ve/||/<>/> SİNNABER[Ar.] ile/ve/||/<>/> VABIR[Ar.] ile/ve/||/<>/> AMİR[Ar.] ile/ve/||/<>/> MUTEMİR[Ar.] ile/ve/||/<>/> MUALLEL[Ar.] ile/ve/||/<>/> MATFİYÜLCEMER[Ar.]

( "Acüz", omurgamızdaki "kuyruk sokumu" dediğimiz son kemiğin adıdır. Yani soğuğun kuyruk sokumuna kadar duyumsanmasından dolayı böyle bir benzetme olmuş. Bu sözcük, Arapça'da kocakarı anlamına gelen "acüze" sözcüğü ile karıştırılınca, bir de üstüne bu soğuklarda çok fazla yaşlı kadının yaşamını yitirmesi söz konusu olunca, deyim, halkın ağzında "kocakarı soğukları" olarak kalmış. )
( Mart ayının ortalarında[11-17 Mart arasında] buz gibi bir soğuk getiren hava durumu. )

- KOCAKARI/LIK ile KOCAKARI İLACI ile KOCAKARI MASALI ile KOCAKARI SOĞUĞU

- KOCAMAK ile KOCALMAK ile KOCATMAK ile KOCA/LIK ile KOCALI/LIK ile KOCAALİ ile KOCAELİ ile KOCASIZ/LIK ile KOCA KOCA ile KOCAELİLİ/LİK ile KOCA BEBEK ile KOCA YEMİŞ ile KOCA KUŞLUK

- KOCAMAN ALKIŞ değil/yerine/= BÜYÜK ALKIŞ

- KOÇAN ile KOÇANCI/LIK

- KOÇAN ile MISIR KOÇANI/FUÇA

- KOCATAŞ BARBAROS İLKÖĞRETİM OKULU

( Kocataş mahallesinde Kocataş İlkokulu adı ile 1984'te açıldı, 1990/1991 öğretim yılında Kocataş Barbaros İlköğretim okulu olarak ismi değiştirildi. )

- KOCATAŞ CAMİİ

( Kocataş mahallesindeki iki camiden biridir. Mahallenin ismini taşımaktadır. Cami 1983 yılında yapılmıştır ve tarihi bir özelliği yoktur. )

- KOCATAŞ ESENTEPE CAMİİ

( Kocataş mahallesindeki ikinci cami olup, tarihi bir özelliği yoktur. )

- KOCATAŞ SPOR PARKI

( Kocataş mahallesinde giriştedir. )

- KOCATAŞ YOLCU GEMİSİ

( 75 baca No.lu gemi Şirket - i Hayriye İşletmesinin Hasköy tersanesinde yolcu gemisi olarak inşâ edildi. 157 gros, 65 net tonluktu, teknesi çelik saçtandı. Uzunluğu 33 metre, genişliği 6,6 litre, su kesimi 2 metre idi. 330 beygir gücünde 3 silindirli buhar makinesi vardı ve uskurluydu. 1939'da hizmete girdi, 10 mil yapabiliyor, yaz kış 373 yolcu alabiliyordu. 14 Kasım 1984'te hizmet dışı bırakıldı. )

- KOCATAŞ, NECMEDDİN MOLLA (İST. 1875 - 1949)

( Turşucuzade Ahmet Efendi'nin oğlu olup İstanbul'da doğdu. Hukuk okudu ve 1896'da mezun olarak İstanbul Savcı yardımcısı olarak göreve başladı. 1900'da Selanik İstinaf Mahkemesi Savcısı daha sonra İstanbul'da Ticaret Mahkemesi üyeliği ve Bidayet Mahkemesi Savcılığında bulundu. Sultan II. Abdülhamit'e yapılan suikastın yargılamalarında savcı olarak görev yaptı ve olayı Ermeni militanların yaptığını tespit ederek cezalandırılmalarını sağladı. 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanından sonra 4 ay Bağdat Valiliği yaptı. I. ve II. Dönemde Kastamonu Milletvekili olarak Meclis - i Mebusan'a girdi. Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa (1909 - 1910) ve Sadrazam İbrahim Hakkı Paşa kabinelerinde Adliye Nazırı (Bakan) olarak görev aldı. Cumhuriyet döneminde de bir dönem (1923 - 1927) Kastamonu milletvekili olarak TBMM'de bulundu. 1913'te Şirket - i Hayriye'de uzun yıllar yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptı. Sarıyer'deki Kocataş Yalısının üst yamaçlarında, Kocataş tepesinden çıkan Kocataş suyu ismini soyadı olarak aldı. )

- KOCAYEMİŞ PARKI

( Sarıyer Merkez Mahallesindedir. Kocayemiş Aralığı Sokağı üzerindedir. 775,49 m²'lik bir alan üzerindedir. 408,00 m²'lik yeşil alanı, 109,29 m² çocuk oyun alanı ve 165,52 m²'lik spor alanı bulunmaktadır. )

- KÖÇEK ile/değil KOÇAK

( Kadın kılığına girip çengi gibi oynayan erkeklere verilen ad. | Ağırbaşlı davranışları olmayan kişi. | Deve yavrusu, köşek. İLE Yürekli, yiğit. | Eliaçık, cömert. )

- KÖÇEK ile KÖŞEK

( Kadın kılığına girip çengi gibi oynayan erkeklere verilen ad. | Ağırbaşlı davranışları olmayan kişi. İLE Bir yaşına kadar olan deve yavrusu. )

- KOÇOĞLU, VEHBİ (İST. 1968)

( Vücut Geliştirme Sporcusu ve Antrenör, Genç yaşta vücut gelişkttirme bporunaü başladı ve 1988'de profesyonelliğe geçti, Değişik yıllarda Türkiye birincilikleri gibi üstün dereceler yaptı. 2001'de Balkan ve Akdeniz Ülkeleri Şampiyonluğu, 2008'de Almanya'da Dünya Üçüncülüğü, Kıbrıs'ta Şampiyonlar Şampiyonluğu, 2010 da NAC Hamburg'da 85 kiloda Dünya Şampiyonluklarını kazandı. Antrenör olarak genç sporcuları yatiştirmektedir. )

- KÖÇRÜM ile KÖÇÜK ile KÖÇÜT
[<

( Ani ve şiddetli korku. | Dehşet. İLE İnsanın kalçası. | Koyunun yağlı kuyruğu. İLE At. )

- KOD[Fr. < CODE] değil/yerine/= YAZAÇ, ŞİFRE

- KOD ile KOD KİTABI ile KOD MESAFESİ ile KOD ÖĞESİ ile KOD DELİKLERİ ile KOD SETİ ile KOD DEĞERİ ile KOD VEKTÖRÜ ile KOD SÖZCÜĞÜ ile KODLAR


- KOD ile SİMGE

- KODAMAN ile/||/<> KERLİ FERLİ["KELLİ FELLİ" değil!]

( İleri gelen, para ya makam sahibi kişi. İLE Giyimi düzgün, olgun ve gösterişli kişi. )

- KODON ile/||/<> ANTİKODON

( Kodon mRNA üçlüsü İLE antikodon tRNA eşleşenidir )
( Formül: AUG İLE UAC )

- KODON ile/||/<> İNOZİN[İng. INOSINE] ile/||/<> KODON ÖNYARGISI[İng. KODON BIAS] ile/||/<> KOZAK SEKANSI[İng. KOZAK SEQUENCE] ile/||/<> SESSİZ YER DEĞİŞTİRME[İng. SILENT SUBSTITUTION]

( Belirli bir aminoasit taşıyıcı tRNA üretimi için kullanılan, DNA'da bulunan üçlü baz dizileri. @@ tRNA (antikodon) üzerinde bulunan, kodonda adenin, timin, urasil ya da sitozinle eşleşebilen, modifikasyona uğramış nükleosit. @@ DNA dizilimi içerisindeki kodonların rastgele olmayan dağılımları. @@ Bazı viral mRNA'larda, başlatma AUG 5 'ACCAUGG 3'ü çevreleyen konsensüs dizisi. Ribozomal bağlanmayı ve dolayısıyla protein sentezini kolaylaştırır. En tutarlı konum, başlatma kodonundan (ATG) üç nükleotid önce bulunur ve neredeyse her zaman bir adenin nükleotidir. @@ Bir DNA kodonundaki bir değişikliğin amino asit çevirisinde bir değişikliğe neden olmadığı bir mutasyon.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KÖDÜG ile KÖDÜGLÜG
[<

( İş ve zahmet.[Tek başına kullanılmaz. Yalnızca bu ikileme de görülür.] İLE Emek harcamak, sıkıntı çekmek. )

- KOENFEKSİYON/COINFECTION[İng.] değil/yerine/= EŞBULAŞ, BİRLİKTE BULAŞ

- KOENZİM/COENZYME[İng.] değil/yerine/= EŞENZİM

- KOEVRİM ile/||/<> PARALEL EVRİM

( Koevrim karşılıklı, paralel bağımsız benzer evrimdir )
( Formül: Çiçek-böcek İLE bağımsız )

- KÖFTEHOR[Fars. < KUFTE HAR] değil/yerine/= ÇENESİ DÜŞÜK | ŞARLATAN | ÇAPKIN

- KÖFTE/LİK ile KÖFTER/LİK ile KÖFTECİ/LİK ile KÖFTE HARCI


- KÖGÜRÇGÜN ile KÖGÜZ
[<

( Güvercin. İLE Göğüs. )

- KOĞUŞ[Azr.] = AĞAÇ KAVUĞU[Tr.]

- KOĞUŞ ile BAŞALTI

( ... İLE Gemilerde tayfa ve erlerin ön güverte altındaki koğuşları. )

- KÖHNE[Fars. < KOHNE] ile/ve/||/<> METRUK[Ar.]

( Eskiyip yıpranmış, bakımsız kalmış. | İçinde yaşanılan zamana göre geride kalmış, eskimiş, çağ dışı. İLE/VE/||/<> Bırakılmış, terk edilmiş. | Kullanılmayan. )

- KOHORT ÇALIŞMASI/COHORT STUDY[İng.] değil/yerine/= ORTAK ÖZ ÇALIŞMASI, DÖNEMDAŞ ÇALIŞMASI

- KOHORT/COHORT[İng.] değil/yerine/= ORTAK ÖZ, DÖNEMDAŞ

- KOİL/COIL[İng.] değil/yerine/= SARMAL TIKAÇ, SARGI

- KOJIC ACID[İng.] / ACIDE KOJIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOJİK ASİT

- KOJINSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOJİN ASİT

- KÖK BOYALI ile/ve DOĞAL BOYALI ile/ve KİMYASAL BOYALI


- KÖK GÖZE İLE GÖVDE GÖZE İLE EPİTEL GÖZE ile/||/<> GÖZE FARKLILAŞMASI

( Farklılaşmış göze tiplerinin özellikleri ve işlevleri. )
( Formül: Potency: Totipotent > Pluripotent > Multipotent )

- KÖK HÜCRE KAYNAKLARINDA:
EMBRİYONİK
ile/ve/||/<> FETAL ile/ve/||/<> ERİŞKİN

- KÖK HÜCRE ile/||/<> DİFERANSİYASYON

( Kök totipotent/pluripotent, diferansiyasyon özelleşme. )
( Formül: Potansiyel İLE terminal )

- KOK KÖMÜRÜ ile/||/<> LİNYİT ile/||/<> TURBA

( Yaklaşık olarak % 19-28 uçucu madde çıkaran kömür. @@ )

- KÖK KURDU ile/= DANABURNU

( Toprak içinde yaşayıp bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek. | Aslanağzı çiçeği. )

- CEZİR[Osm.] / RADICAL[İng.] / RADICAL[Fr.] / RADICAL[Alm.] ile/değil/yerine/= KÖK, RADİKAL

- KÖK ile/ve/<>/> ÇİÇEK

( Güçlüdür. İLE/VE/<>/> Güçsüzdür. )
( Çiçeğin gücü ve güzelliği, o kadar "güçlü" olmamasındandır. )

- KÖK ile ÇİFT KÖKLÜ

- KÖK ile ÇOTUK

( ... İLE Dışarıda kalmış ağaç kökü. | Kesilen ağacın, topraktan yukarıda kalan bölümü. )

- KÖK ile KÖK[Fars. < KÛK] ile TOHUM[Fars. < TUHM]["TOĞUM/TOUM" değil!]

( Bitkileri toprağa bağlayan, topraktaki besi maddelerini emmesine yarayan klorofilsiz bölüm. | Kök sap, kök. | Bazı şeylerde dip bölüm. | Sapıyla çıkarılan bitkilerde tane. | Dip, temel, esas. | Kaynak, köken. | Birini bir yere bağlayan manevi temel güçlerin bütünü. | Sözcüğün her türlü ek çıkarıldıktan sonra kalan anlamlı bölümü. | Olağan koşullarda çevresinden yalıtılamayan ancak çok çeşitli tepkimeyi nitelik değiştirmeden kalabilen atom kümesi. | Denklemde bilinmeyenin yerine konulduğunda uygun düşen gerçek ya da birleşik değer.
İLE
Sazı kurmaya yarayan burgu. | Sap.
İLE
Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane. | Soy sop, döl, nesil, sülale. | Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey. | Spermatozoit. )

- KÖK ile KÖK SAP ile KÖK HÜCRE ile KÖK KURDU ile KÖK SAPLI ile KÖK ÖRNEK ile KÖK BOYASI ile KÖK MANTAR ile KÖK BİLGİSİ ile KÖK İŞARETİ ile KÖK KAPLAMA ile KÖK KIRMIZISI ile KÖK BACAKLILAR ile KÖK DOĞRAYICISI

- KÖK ile KÖKEN

- KÖK ile/ve/||/<> KÖKSÜ ile/ve/||/<> KÖKSÜZ

( ... İLE/VE/||/<> Ciğer otlarında ve yosunlarda kökü andıran, bitkinin tutunmasına yarayan bölüm. İLE/VE/||/<> Kökü olmayan. | Temeli, dayanağı ya da aslı olmayan. )

- KÖK ile SAÇAKKÖK

( ... İLE Buğdayda olduğu gibi asıl kökün çevresindeki ek köklerin gelişmesiyle oluşan kök topluluğu. )

- KÖK ile YUMRU KÖK

- KOKAK ile KOKAK AĞAÇ

- KOKAK ile KOKAK/KOKAR AĞAÇ/AYLANDIZ

( Kötü, pis kokan. İLE Sedefotugillerden, Avrupa'ya, Çin'den getirilmiş, kısa zamanda yetişip boy attığından, bir gölge ağacı olarak dikilen, kötü kokan bir ağaç. )

- KOKARCA(AMERİKA/KIR SANSARI) ile ÇİZGİLİ/ŞERİTLİ KOKARCA ile DOMUZ BURUNLU KOKARCA ile KOKAN PORSUK

( 12 türünün çoğunluğu Amerika kıtasında yaşamaktadır. )
( Uzunlukları 12 – 51 cm. (+7 –41 cm. kuyruk) ve ağırlıkları 0,2 - 4,5 kg. olur. Renkleri siyah ya da kahverengi, üzerilerinde beyaz şeritleri ya da benekleri olur. Gövdeleri, zarif ve uzun, bacakları kısa ve kuyrukları çok püsküllü olur. Kazmak için kullandığı ön ayaklarının tırnakları çok uzun ve kıvrıktır. Çoğu türün burnu uzun, gözleri ve kulakları küçük olur. )
( En önemli özellikleri, çok iyi gelişmiş, kötü kokulu bir sıvı üreten anal bezeleridir. Bu kokulu sıvıyı, kendilerini korumak için alti metre bir mesafeye kadar sıçratabilirler. [Anlatılanlara göre bu iğrenç koku, sarımsak, kükürt ve yanık plastik karışımı gibi kokmaktadır.] )
( Hem Amerika'da, hem de Güneydoğu Asya'da yaşarlar. Amerika'daki yayılımları, Kanada'dan Patagonya'ya kadar uzanır. Güneydoğu Asya'da ise Sumatra, Borneo, Cava(Endonezya) adalarından, Filipinler'in güneyine ve Palavan'a kadar uzanır. Yaşam alanı olarak kır, yarı çöl ve çalılık alanlar gibi açık alanları yeğlerler. Fazla ağaçlı ormanları ve sulak alanları sevmezler. )
( Fazla yemek seçmeyen, her şey yiyicilerdir[omnivor]. Daha çok et ile beslenmeyi yeğlerler. Tavşan ve kemiriciler gibi küçük memelileri, kuş, kertenkele, yılan, kurbağa ve böcekleri avlarlar. Bitkisel beslenmeleri kök, meyve ve fındık türlerinden oluşur. )
( Dişi kokarca, 40 ila 65 gün arası süren bir gebelikten sonra genelde 4-5 [nadir olarak 16] yavru dünyaya getirir. Yavrular, ilk başta kör ve çıplaktır ama çok çabuk büyür. 35 gün sonra yürümeye başlarlar, iki ay sonra emzirilmeleri bırakılır ve yarım ya da bir yıl sonra yuvadan uzaklaşıp kendileri üreyebilecek bir olgunluğa ulaşır. Yaşamları, doğada 5-6 yıldır. )

- KOKART ile KOKARCA ile KOKARTLI ile KOKARTSIZ ile KOKAR AĞAÇ

- KOKART[Fr. < COCARDE] değil/yerine/= SİMGE

( Asker şapkalarına takılan ve rengi uluslara göre değişen simge/işaret. | Belirli bir topluluğa özgü olan simge/işaret. )

- KÖKEN DİLLER ile/ve/<> UZLAŞIMSAL DİLLER ile/ve/<> DAVRANIŞSAL DİLLER ile/ve/<> İMGESEL DİLLER ile/ve/<> KURMACA DİLLER ile/ve/<> BİÇİMSEL DİLLER

- KÖKEN TANRI ile MİMAR TANRI ile YARATICI TANRI

- KÖKEN ve/||/<> DOĞUŞ

- KÖKEN ile/ve/değil/||/<>/< KAYNAK

- KÖKEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> OLUŞUM

- KÖKENLENMEK ile KÖKEN ile KÖKENLİ ile KÖKENSEL ile KÖKENSİZ/LİK ile KÖKEN BİLİMİ ile KÖKEN BELGESİ ile KÖKEN BİLGİSİ ile KÖKEN BİLİMCİ ile KÖKEN BİLİMSEL

- KÖKERTMEK ile/= KÖKLEMEK

( Köklemek. | Fide, sebze ya da asma çubuğunun ufaklarını köküyle çıkararak başka yere dikmek. )

- KÖKLÜ SEBZELER

- KÖKLÜ, ZEYNEP (...)

( Sarıyer Belediye Spor Kulübü karate takım sporcusu olup; 2004'te Türkiye Kulüplerarası Şampiyonada birincilik kazandı. )

- KÖKLÜ/LÜK ile KÖKLÜ AİLE


- KOKOROZ ile KOKOROZLANMAK

( Mısır. | Sivri uçlu, uzun şey. | [argo] Çirkin. İLE Göz korkutmak, meydan okumak. )

- KOKOZLUK ile KOKOZLAMAK

( Parasız, züğürt olma durumu. İLE Parayı tüketmek, parasız kalmak. )

- KÖKSAP, RİZOM = SÂK-I ZÂHİF = RHIZOME

( Süsende olduğu gibi her yıl kök süren ve yer üstüne sap çıkaran, çok yıllık yer altı gövdesi. )

- KÖKSÜ ile KÖKSÜZ/LÜK

- KÖKTEN ile KÖKTENCİ/LİK ile KÖKTEN DİNCİ/LİK ile KÖKTEN SÜRME ile KÖKTEN ÇİÇEKLİ

- KOKU KULLANMAK ile/değil/yerine ÖNCE TEMİZ OLMAK/TUTMAK

- ODOROMETER[İng.] / GERUCHSMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKU ÖLÇME AYGITI/CİHAZI

- ODORIMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOKU ÖLÇME AYGITI

- ODORIMETRY[İng.] / ODORIMÉTRIE[Fr.] / ODORIMETRIE, GERUCHSMESSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKU ÖLÇME TEKNİĞİ

- ODOUR INTENSITY[İng.] / INTENSITÉ DE ODEUR[Fr.] / GERUCH STÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKU ŞİDDETİ


- KOKU ile/ve/||/<>/> KORKU

- ODEUR, ODOR[İng.] / ODEUR[Fr.] / GERUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKU

- KOKU ile/ve/||/<> TAD/AROMA

( Burundan gelen. İLE/VE/||/<> Damaktan gelen. )
( Ortonazal. İLE/VE/||/<> Retronazal. )

- KOKULANMAK ile KOKULANDIRMAK ile KOK ile KOKA ile KOKU ile KOKUCU/LUK ile KOKULU ile KOKUSUZ/LUK ile KOK KÖMÜRÜ ile KOKULU KİRAZ ile KOKULU SABUN ile KOKU TEDAVİSİ ile KOKU ALMA DUYUSU ile KOKU ALMA ORGANI ile KOKULU ÇAYIR OTU

- Kokularını DİNLE!!!

- KOKULUKİRAZ = İDRİSAĞACI = MAHLEP[Ar. < MAHLEB]

( Gülgillerden, Anadolu'nun kuzey ve doğu kesimlerinde yüksek yerlerde yetişen, boyu 10 metreye ulaşabilen bir tür ağaç. )

- [ne yazık ki]
"KOKULU" ŞAMPUANLARLA:
"YIKANMAK"
değil KİRLENMEK/KÖTÜ/AĞIR KOKMAK

- KÖKÜNÜ KAZIMAK ile YOK ETMEK

- KOKUŞMAK ile/değil KOKLAŞMAK

- KOKUŞMAK ile KOKUŞ


- KÖKYUK/KÖKYUQ ile/ve/||/<> ÖNDER
[<

( Köy önderlerine ve Türkmen büyüklerine verilen, saygı belirten bir unvan. İLE/VE/||/<> ... )

- KOL KEMİĞİ(HUMERUS) ile/ve/||/<> UYLUK KEMİĞİ(FEMUR)

(

Kol Kemiği ile Uyluk Kemiği arasındaki FaRkLaR

İnsan İskelet Düzeninin İki Önemli Uzun Kemiği

Özellik Humerus Femur
TEMEL ÖZELLİKLER
Tanım Üst bölümün en uzun kemiği Gövdenin en uzun ve en güçlü kemiği
Konum Üst bölüm (kol) Alt bölüm (bacak)
Uzunluk 30 - 35 cm 40 - 50 cm
Ağırlık Hafif En ağır kemik
Kalınlık İnce yapılı Kalın ve masif
ANATOMİK YAPILAR
Proksimal Uç Caput humeri (yarım küre biçiminde) Caput femoris (2/3 küre biçiminde)
Boyun Yapısı Anatomik ve cerrahi boyun Belirgin boyun (kollum femoris)
Baş-Gövde Açısı 130 - 150° 125 - 130°
Özel Çıkıntılar Büyük tüberkül, Küçük tüberkül, Deltoid tüberkül Büyük trokanter, Küçük trokanter
Gövde Özellikleri Spiral oluk (radial sinir için) Linea aspera (kas yapışma yeri)
Distal Uç Kapitulum, Troklea Medial ve Lateral kondil
EKLEM İLİŞKİLERİ
Proksimal Eklem Omuz eklemi (skapula ile) Kalça eklemi (pelvis ile)
Distal Eklem Dirsek eklemi (radius ve ulna ile) Diz eklemi (tibia ve patella ile)
Hareket Genişliği Omuzda çok yönlü, Dirsekte tek düzlem Kalçada sınırlı çok yönlü, Dizde tek düzlem
İŞLEVSEL ÖZELLİKLER
Birincil İşlev Hareket ve manipülasyon Ağırlık taşıma ve yürüme
Yük Taşıma Minimal Tüm gövde ağırlığı
Kas Bağlantıları Deltoid, Biceps, Triceps, Rotator cuff Gluteuslar, Quadriceps, Hamstringler, Adduktörler
KLİNİK ÖNEM
Kırık Sıklığı Orta Yaşlılarda çok yüksek
Kırık Nedenleri Düşme, direkt travma Yüksek enerjili travma, osteoporoz
Sinir Hasarı Riski Radial sinir hasarı Siyatik sinir (nadir)
Kan Kaybı Riski Düşük 1 - 2 litre
İyileşme Süreci Nispeten hızlı Uzun (özellikle yaşlılarda)
Protez Cerrahisi Daha az sıklıkta Çok sık (kalça protezi)
BENZERLİKLER
Kemik Tipi İkisi de uzun (tübüler) kemiktir
Doku Yapısı İkisi de kompakt ve spongioz kemik içerir
Kemik İliği İkisi de kırmızı kemik iliği içerir (kan gözesi üretimi)
Gelişim İkisi de endokondral ossifikasyon ile gelişir
Anatomik Bölümler İki kemik de baş, boyun, gövde ve kondiller içerir
30 - 35 cm
Humerus Uzunluğu
40 - 50 cm
Femur Uzunluğu
%25
Boy Uzunluğuna
Katkı (Femur)
2
Toplam Kemik Sayısı
)

- KOL SENTIR/CALL CENTER değil/yerine/= ÇAĞRI MERKEZİ

- KOL ile/ve/değil/||/<>/< BACAK

( Denge. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Güç. )

- KOL ile/ve/<> ÖNKOL

( ... İLE/VE/<> Kolun, dirsekle bilek arasındaki bölümü. )

- KOLAJ[Fr. < COLLAGE] değil/yerine/= KES-YAP

- KOLAJ ile/değil KAKOFONİ

- KOLAJEN[İng. COLLAGEN] ile/||/<> FASYA[İng. FASCIA] ile/||/<> TENDON

( Kıkırdak, kemik, eklem ve lif gibi hareket sisteminin yapı taşlarını oluşturan protein. Bağ dokusunun ana bileşeni olarak memelilerde en bol bulunan proteindir. Kolajen, amino asit açısından zengindir ve kaynar suya maruz kaldığında jelatine dönüşür. @@ Latince’de “bant” anlamına gelen fasya; vücut içinde kasların üzerini örten, kasları ve iç organları birbirinden ayıran, bağlayan ve sabitleyen kolajen zar yapılı bir bağ doku katmanıdır. Katmanlarına ve fonksiyonlarına göre birbirinden çeşit olarak ayrılır. @@ Tendon ya da kiriş; vücutta kas dokuyu kemik dokuya bağlayan sert, gergin, oldukça güçlü bant yapısında sıkı fibröz bağ dokuya verilen addır. Kolajen yapılı tendonlar ligamentlere benzer özellik gösterir. Aradaki fark ligamentlerin kemikleri birbirine bağlamasıyken tendonlar kasları kemiklere bağlarlar. Tendonların gözesel bileşenleri tenosit (tendon gözeleri) ve fibroblastlardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- CHOLANE[İng.] ile/değil/yerine/= KOLAN

- KOLAN ile KOLANCI

( Dokuma, kenevir vb. nesnelerden yapılan, yassı ve enlice bağ. | İplikten yapılmış, üzeri işli ince kuşak. İLE Yedekçi. )

- KOLAN ile KOLANCI/LIK ile KOLAN BALIĞI

- KOLAPS/COLLAPSE[İng.] değil/yerine/= GÖÇME | ÇÖKME | SÖNME

- KOLATERAL/COLLATERAL[İng.] değil/yerine/= YANDAL (DAMAR YA DA SİNİR)

- KOLAY DEĞİL fakat (DAHA FAZLA) ZORLAŞTIRMA(YABİLİRİZ)!

- KOLAY DEĞİL fakat (DAHA FAZLA) ZORLAŞTIRMA(YABİLİRSİN)!

- KOLAY KOLAY ile/değil HİÇ

- KOLAY (OLAN) ile/ve/değil/yerine ETKİLİ (OLAN)

- KOLAY OLDUĞUNDAN YAPMAMAK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
(YETERİNCE)
(B)İLGİLENMEDİĞİNDEN/ANLAMADIĞINDAN YAPMAMAK/ERTELEMEK

- KOLAY OLMAYAN:
UYUYANI UYANDIRMAK
değil UYUMA TAKLİDİ YAPANI UYANDIRMAK

- KOLAY OLMAYAN/ZOR "YAŞAM" İÇİN ile/değil/yerine/>< KOLAY YAŞAM İÇİN

( "Kolay/kısa seçimler/sonuçlar". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kolay/kısa olmayan seçimler/süreçler. )

- KOLAY ULAŞIM ile YAKINLIK

- KOLAY "YOL/YÖNTEM" ile/ve/değil/yerine/||/></< KOLAY OLMAYAN YOL/YÖNTEM

( [Yaşamı ...]
Zorlaş[tır]ır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/></< Kolaylaş[tır]ır. )

- KOLAY ile/>< DEĞER

( Kolay, değerin düşmanıdır. )

- KOLAY ile/ve EKONOMİK

- KOLAY ile/ve/değil EN KOLAY

( Doğa, kolayı değil en kolayı tercih eder. )

- KOLAY ile KOLAY DEĞİL

- KOLAY ile KOLAY SANDALYE ile KOLAY DİNLEME ile KOLAY PARA ile KOLAY TEMPOLU ile TOPLANMASI KOLAY ile GEÇMESİ KOLAY ile TAKLİT EDİLMESİ KOLAY AMA ZOR

- KOLAY ile/ve/||/<> KOLAYCA ile/ve/||/<> KOLAYCACIK ile/ve/||/<> KOLAYLAMAK

( Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç(II) ve zor karşıtı. | Kolaylık. | Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe. İLE Oldukça kolay. | Kolaylıkla, sıkıntı çekmeden. İLE Çok kolay. | Çok kolay bir biçimde: İLE Bir işi bitirmek üzere olmak, bir işin sonuna yaklaşmak. )

- KOLAY ile KOLAYCILIK

- KOLAY ile/ve SIRADAN


- KOLAY ile/ve UYGULAMA/PRATİK

( ÂSÂN ile/ve ... )

- KOLAY ile/>< ZOR

( [hiçbir şey ...] Göründüğü kadar kolay değildir. İLE/VE/>< Zannedildiği kadar zor değildir. )

- KOLAYCILIK ile/ve/||/<> KAÇIŞ

- KOLAYCILIK ile/değil/yerine/>< YARDIM GEREKSİNİM EŞİĞİ

- KOLAYLAMAK ile KOLAYLANMAK ile KOLAYLAŞMAK ile KOLAYLAŞTIRMAK ile KOLAYLAŞTIRILMAK ile KOLAY/LIK ile KOLAYCA ile KOLAYCI/LIK ile KOLAY KOLAY

- KOLAYLAŞTIRICI ARABULUCU ile/ve/<> DEĞERLENDİRİCİ ARABULUCU

- KOLAYLAŞTIRMA ile/ve/değil KAÇMA

- KOLAYLAŞTIRMAK ile İRTİFAK HAKKI

- KOLAY/LIK ile YALIN/LIK / BASİT/LİK

- KOLAY/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOĞRUDAN/LIK


- KOLAY/LIK ile/ve/<> YAKIN/LIK

- KOLAY(LIKLA) SÖYLEMEK ile/ve/değil/<> İNAN(M)IYOR OLMAK

- GÜÇ/DAYANIKLILIK/DENGE:
KOL/DA
ile/ve/değil/||/<>/< BACAK/TA

( Yüzmede[özellikle suyun üstünde durmada], tutunma ve tırmanmada kolun gücüne değil bacakların gücüne ve olanaklarına yönelmek/odaklanmanın önceliği ve farkındalığı... )

- KÖLE OLMAK ile "ROBOTLAŞMAK"

( Geçmişin tehlikesiydi. İLE Geleceğin tehlikesi. )

- KÖLE ile/değil/yerine GULÂM[Ar. çoğ. GILMÂN]

- KOLEJ ile KOLEJLİ/LİK

- KOLEJ değil/yerine/= ÖZEL OKUL | BİLGİTEY

- KOLLEKTIVMODELL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLEKTİF MODEL

- KOLEKTİF değil/yerine/= ORTAK(LAŞA)

- CHOLESTERIC MATERIAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOLESTERİK NESNE


- KOLESTEROL'DE:
İDEAL
ile KABUL EDİLEBİLİR ile SINIRDA YÜKSEK ile YÜKSEK

( 180 altı. İLE 180 - 199 İLE 200 - 219 İLE 220 üstü. )

- CHOLIC ACID[İng.] / ACID CHOLIQUE[Fr.] / CHOLÉSURE, GALLENSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLİK ASİT

- KOLİK/COLIC[İng.] değil/yerine/= SANCI

- KÖLİK ile KÖLİGE ile KÖLİKLİG/KÖŞİKLİG ile KÖŞİGE ile KÖLÜK
[<

( Gölge. İLE Koyu gölge. İLE Gölgelik yer. İLE Zayıf gölge. İLE Ödünç alınan. )

- KOLİK[Fr. < COLIQUE] değil/yerine/= SANCI

( Bağırsak, böbrek gibi içi boş organlarda, aralıklı duyulan güçlü sancı. )

- KOLİN ASETİLTRANSFERAZ[İng. CHOLINE ACETYLTRANSFERASE] ile/||/<> ASETİLKOLİN[İng. ACETYLCHOLINE]

( Kolini, asetilkoline sentezleyen enzim. @@ Bazı nöronların sinapslarında bulunan bir tür sinirsel aktarıcıdır. Kısaca "ACh" olarak bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KOLİN ile/ve/||/<> KARNİTİN

( Yumurta tüketimi ile alınır. İLE/VE/||/<> Et, süt ve süt ürünleri, enerji içecekleri ile alınır. )
(



)

- KOLİT[Fr. < COLITE] ile/ve/||/<> ANTERİT[Fr. < ANTERITE]

( Kalın bağırsak yangısı/iltihabı. İLE/VE/||/<> İnce bağırsak yangısı/iltihabı. )

- KOL-KANAT (GERMEK)

( Koruma altına almak. )

- KOLLEKSİYON ÜSTÜ PARKI

( Cumhuriyet Mahallesindedir. 310,00 m²'lik bir alan üzerindedir. 120,00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )

- KOLLİGATİF ÖZELLİK ile/||/<> YOĞUN ÖZELLİK

( Kolligatif parçacık sayısına, yoğun madde miktarından bağımsız. )
( Formül: ΔTf İLE yoğunluk )

- KOLLOİD KİMYA ile/||/<> ÇÖZELTİ KİMYASI

( Kolloid sistemlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Çözeltilerin kimyasını inceleyen bilim dalı. )

- KOLLOİD KİMYA ile/||/<> EMÜLSİYON KİMYASI

( Kolloid sistemlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Emülsiyonların kimyasını inceleyen bilim dalı. )

- KOLLOİD KİMYA ile/||/<> SÜSPANSİYON KİMYASI

( Kolloid sistemlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Süspansiyonların kimyasını inceleyen bilim dalı. )

- KOLLOİD KİMYA ile/||/<> YÜZEY KİMYASI

( Kolloid sistemlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Yüzeylerdeki kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalı. )

- COLLOIDAL METAL[İng.] / KOLLOIDALE METALL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLLOİDAL METAL

- KOLLU ile KOLLUK ile KOLLUK KUVVETİ

- MÉTAL COLLOIDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= KOLOİDAL METAL

- COLUMN RESOLUTION, R[İng.] ile/değil/yerine/= KOLON AYIRMA GÜCÜ, R

- KOLON[Fr. < COLONNE] ile KOLON[Fr. < CÔLON]

( Dikme/sütun. | Katlardaki döşemeleri birbirine bağlayan düşey boru. İLE Kalın bağırsağın gödenden önceki bölümü. )

- KOLON KANSERİ ile/||/<> REKTUM KANSERİ

( Kalın bağırsağın kolon bölümünde olağandışı göze büyümesi ile ilişkili bir kanser türü. İLE/||/<> Kalın bağırsağın rektum bölümünde olağandışı göze büyümesi ile ilişkili bir kanser türü. )

- COLUMN CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= KOLON KROMATOGRAFİSİ

- DİKME/KOLON ile/ve/<> KİRİŞ

( Dikey. İLE/VE/<> Yatay. )

- KOLON ile KOLON KANSERİ ile SÖMÜRGELEŞTİRMEK

- KOLON ile KOLONİ

- KOLON ile SÜTUNLU ile SÜTUNSUZ

- KOLONİZASYON/COLONIZATION[İng.] değil/yerine/= ÖZDEŞ KÜMELENME

- KOLONİZASYON ile/||/<> MANDA

( Bir ülkenin başka bir ülke üzerinde egemenlik kurarak o ülkenin maddi ve manevi kaynaklarını kendi yararına kullanacak biçime getirmesi. İLE Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendini yönetecek bir düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya dek Milletler Cemiyet adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik. )

- KOLONYALAMAK ile KOLONYALANMAK ile KOLONYA ile KOLONYAL ile KOLONYALI ile KOLONYASIZ ile KOLONYALİST ile KOLONYALİZM ile KOLONYAL ŞAPKA ile KOLONYALI MENDİL

- KOLORDU ile CESETLER ile CESET BENZERİ ile SIHHİYE GÖREVLİSİ


- KOLPO ile KOLPOCU/LUK

- KOLSU ile KOLSUZ ile KOLSU AYAKLILAR

- SESSELFORM[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLTUK ŞEKLİ

- KOLTUKALTI BEZLERİ ve KULAK ARKASI BEZLERİ ve KASIKTAKİ BEZLER

( Kalpteki fazlalıklar depolanır. VE Beyindeki fazlalıklar depolanır. VE Karaciğerdeki fazlalıklar depolanır. )
( Kanın gereksinim duyulduğunda ve besin sağlayabilmek için özel değişikliğe tâbi tutabilmek üzere çukurlarda ve boşluklarda depo edilmesi zorunluluğu vardır. Nispeten daha güçlü örgenlerdeki fazlalıklar, genellikle daha zayıf örgenlere geçer. )

- KOLYE[Fr. < COLLIER] değil/yerine GERDANLIK

( Çoğu değerli taş ve madenlerden ya da altın paradan yapılmış, boyna takılan takı. )

- RAPESEED OIL, COLZA OIL, COLE OIL, RAPE OIL[İng.] / RUBSAMEN OIL, RAPSSAMENOIL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLZA TOHUMU YAĞI

- KOMA ile/<>/> "BİTKİSEL" "YAŞAM"/DURUM ile/<>/> KİLİT DURUM

- KOMBİ ile KOMBİLİ ile KOMBİNASYON

- KOMBİ (HERMETİK) ile/değil/yerine YOĞUŞMALI KOMBİ

( Küçük alanlarda. İLE/DEĞİL/YERİNE Büyük alanlarda. )
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Daha verimlidir. )
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Daha çevrecidir. )

- KOMBİNE ile KOMBİNE BİLET


- KÖMÇÜ/KÖMÜÇ ile KÖMEÇ ile KÖMİÇE
[<

( Gömü, define. İLE Küllerin içine gömülerek pişirilen yassı ekmek. İLE Sivrisinek. )

- KOMEDİ ile KOMİK

( Sanatçının yaptığı. İLE Abartanın, dozu kaçıranın yaptığı. )

- KOMİK ile GÜLÜNÇ

- KOMİK ile/ve/değil "İNANILMAZ"

- KOMİK ile KOMİK

- KOMİK ile/ve/değil/||/<>/> SAÇMA

- KOMİK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> VAHİM

- KOMİK ile/ve/değil/||/<>/> YAZIK

- KOMİK ile/ve/değil/<> ZAVALLI

- KOMİSYON[Fr., İng.]/SİMSARİYE[Ar.] değil/yerine/= YÜZDE


- KOMİSYONCU/SİMSAR[Ar.] değil/yerine/= ARACI

- KOMİTE değil/yerine/= KURUL

- KOMODİN[Fr. < COMMODINE]["KOMİDİN" değil!]/KOMOT ile KOMODOR[Fr. < COMMODORE]

( Karyolanın yanı başına konulan üstü masa biçimindeki küçük dolap. İLE Amiral yetkisiyle görevli deniz subayı. | Bir kuruluşa bağlı yolcu gemilerinin en eski kaptanı. )

- KOMOF[İng.] ile/değil/yerine/= KOMOF

- KOMPAKT/COMPACT[İng.] değil/yerine/= SIKI | YOĞUN

- KOMPAKT UZAY ile/||/<> HAUSDORFF UZAYI

( Kompakt her açık örtüden sonlu alt örtü, Hausdorff farklı noktalar ayrılabilir )
( Formül: Heine-Borel teoremi İLE T₂ ayırma aksiyomu )

- KOMPAKT ile/||/<> BAĞLI

( Kompakt her açık örtüden sonlu alt örtü İLE bağlı iki açık ayrık yok. )
( Formül: Cover İLE separation )

- KOMPARTIMAN/COMPARTMENT[İng.] değil/yerine/= ODACIK | BÖLÜM

- KOMPETAN[Fr./İng. < COMPETENT]["KOMPEDAN" değil!] değil/yerine/= UZMAN, YETKİN

- KOMPLE ile KOMPLE KİLİT


- COMPLEXING AGENT[İng.] / AGENT COMPLEXANT[Fr.] / ABSCHEIDEMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKSLEŞTİRİCİ

- KOMPLİKASYON/COMPLICATION[İng.] değil/yerine/= ART SORUN

- KOMPLİYANS/COMPLIANCE[İng.] değil/yerine/= UYUNÇ

- KOMPLO KURAMI ile/değil/yerine TEORİ/KURAM

( [düşük/yüksek olasılıklı] Akıl hastalığı içinde. İLE/DEĞİL/YERİNE Akıl[felsefe/bilim/sanat] ile. )

- KOMPRADOR[Fr. < COMPRADOR] değil/yerine/= ARACI

( Aracı. | Çok zengin kişi. | Uzak Doğu ülkelerinde yabancı ortaklıklar hesabına iş sözleşmesi yapan yerli aracı. )

- KOMPÜTÜR | KOMPÜTER | HESAP MAKİNESİ ile/||/<> HESAPLAMA | BİLGİSAYAR

( Sayısal matematik işlemleri yapan bir araç. Başlangıçta sadece toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemlerini yapabilen mekanik makineler vardı. Bunlara hesap makinesi denirdi. Bu makineler bugün kullanılmakta olan elektronik hesap makinelerinden farklıydılar. bk. bilgisayar. @@ @@Sinema/TV. Bilgi depolayan, bu bilgiye bir dizi mantıksal işlem uygulayan ve istenildiğinde bu işlemlerin sonucunu bilgi olarak sunan elektronik aygıt. @@ Çok sayıda aritmetiksel ya da mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, çalışması sırasında bir işletmen'in işe karışması gerekmeksizin, önceden verilmiş bir izlenceye göre, özdevimli olarak yürüten bir veri işleyici. Bir bilgisayar dizgesi elektronik ve mekanik birimlerden oluşan donanım ile bu donanım birimlerini ya da kaynakları istenen işlere yöneltip verimli bir çalışma düzeni içerisinde kullanabilmek için gerekli tüm izlencelerden ve veri yapılarından oluşan yazılım öğelerini kapsar. Minibilgisayar, mikrobilgisayar tanımlarının dışındaki geleneksel bilgisayarlar ana işlem birimlerinin hız ve yapısına, ana belleklerinin sığasına, dış belleklerin ve giriş-çıkış birimlerinin türlülüğüne, sayısına ve hızına göre büyük, ortaboy ya da küçük dizgeler olarak sınıflandırılır. @@ Verilen izlencelere göre sayısal, usbilimsel, abecesel verileri işleyerek amaçlanan sonuçları veren eksicikli (elektronik) aygıt. @@ Veri kartlarına işlenmiş olan verileri, öngörülen işlemleri tanımlayan izlenceye göre her düzeyde işleyerek sayımsal çözümlemeleriyle birlikte çizelgeleyen araç. @@ bilişim: Güçlü bir bellek birimiyle donatılmış, sayısal ve mantıksal işlemleri kendi kendine yapabilen aygıt. @@ Çok sayıda aritmetiksel ya da mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, çalışması sırada bir işletmen'in işe karışması gerekmeksizin, önceden verilmiş bir izlenceye göre özdevimli olarak yürüten bir veri işleyici, @@ Simgesel ve matematiksel işlemler yapan bir araç. Başlangıçta toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemleri yapan bir hesap makinesi idi. Daha sonra geliştirilerek elektronik olan bilgisayarlar elde edilmiştir. )

- KOMŞU, KOMŞUNUN KÜLÜNE (BİLE) MUHTAÇTIR değil KOMŞU, KOMŞUNUN 'KÜLL'ÜNE MUHTAÇTIR

( Komşu, komşunun her şeyine muhtaçtır. "Kül"(Küllî, Külliyat), "hepsi, her, tamamı" gibi anlamlarda kullanılır. Eğer yanan şeyden arta kalan anlatılmak istenirse, "bile"(... külüne bile ...) eklenerek kullanılabilir. )

- KOMŞU ile/ve/değil AKRABA

( Çoğu zaman ve durumda komşu akrabadan daha yakındır! )
( Komşu komşunun küll'üne[herşeyine] muhtaçtır. )
( Hayır dile komşuna, hayır gelsin başına. )

- KOMŞU değil KONŞU

- KOMŞU ile/ve ÖTEKİ


- KOMŞUDA PİŞER ve/||/<>/> BİZE DE DÜŞER

- Komşularınla KONUŞ!!!

- KOMŞU/LUK ile KOMŞU AÇI ile KOMŞU HATIRI ile KOMŞU KAPISI

- KOMÜN ile KOMÜNİST ile KOMÜNİZM ile KOMÜN HAYATI

- COAL TAR[İng.] / GOUDRON DE HOUILLE[Fr.] ile/değil/yerine/= KÖMÜR KATRANI

- COAL OIL[İng.] ile/değil/yerine/= KÖMÜR YAĞI

- KÖMÜR ile/ve CEMRE

( ... İLE/VE Ateş halinde kömür. | Kor halinde ateş. )
( KÖMÜR (ORHAN KURAL) kitabından yararlanabilirsiniz. )

- COAL[İng.] / CHARBON, HOVILLE[Fr.] / KOHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÖMÜR

- KÖMÜR ile/ve/||/<>/> ELMAS

( FaRkLaR'ı, bulundukları derinlikleri itibariyle maruz kaldıkları basınçtadır. )

- KÖMÜR ile KOK[İng. < COKE] ile SÖMİKOK[Fr.]

( Karbonlu nesnelerin kapalı ve havasız yerlerde için için yanmasından ya da çok uzun süre derin toprak katmanları altında kalıp birtakım kimyasal değişmelere uğramasından oluşan, siyah renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt. İLE Maden kömürünün damıtılmasıyla elde edilen, birleşiminde kömürden çok daha az oranda uçucu nesne bulunan katı yakıt, kok kömürü. İLE Taşkömürünü çok yüksek olmayan sıcaklıkta [500-600 °C'de] damıtarak elde edilen kömür. )

- KÖMÜR ile KÖMÜR TOZU ile KÖMÜR DALI ile KÖMÜR MADENİ ile KÖMÜR MADENCİSİ ile KÖMÜR MADENCİLİĞİ

- KÖMÜR ile KÖMÜR TOZU ile KÖMÜR KOŞUSU

- KÖMÜR ile MARSIK

( ... İLE Üretilirken gerektiği kadar yakılmadığından, tüterek ve koku vererek yanan, niteliksiz odun kömürü. | Zayıf ve teni koyu renkte olan. )

- KÖMÜR ile/değil ÖKSÜ

( ... İLE/DEĞİL Yarı yanmış odun. )

- KÖMÜR değil/yerine/>< ÖMÜR

( Kömür gibi bir hiç uğruna, yüzlerce güzelim kömür gözlümüzün, gözlerinin pırıltılarını ve gölgelerini kalbimizde yaşatmaya devam edeceğiz!

Bir şeylerin ihtirası yüzünden, ölmeden önce ölemeyip işçilerin ölmesine göz yumabilenler içinse, ne desek az, ne desek çok olacağından ve onların da sonlarının, gölgeleriyle ortada olduğunu anımsamamız, belki bir nebze daha teselli olabilir ümidiyle...

:( ((((

" 'Küçük' bireylerin, gölgeleri büyüdükçe, güneş, batıyor demektir."

)

- KÖMÜR ile/ve/<> ŞİSTLEŞMEK

( ... İLE/VE/<> Kömüre karışmış moloz oranının çok olması yüzünden bir tabaka tümüyle işletilemez olmak )

- KÖMÜR ile/ve/değil/< TÜRBİYE

( ... İLE/VE/DEĞİL/< Kömür oluşumunun başlangıcı. )
( ... İLE/VE/DEĞİL/< Su oranı yüksek ve ısı değeri çok düşüktür. )
( ... İLE/VE/DEĞİL/< İrlanda arazilerinin %17'si türbiyelerle kaplıdır. )
( ... İLE/VE/DEĞİL/< İrlanda halkı, zamanında, türbiyelerden, buzdolabı olarak bile yararlanmış. )