BEŞ(5) YAZAÇLI SÖZCÜKLER
- KÖPRÜ ile KÖPRÜ İNŞAATI ile KÖPRÜ KAZIĞI ile KÖPRÜ
- KÖPRÜCÜK KEMİĞİ ile KÜREK KEMİĞİ/KEBZE
- KÖPRÜLENMEK ile KÖPRÜ ile KÖPRÜCÜ/LÜK ile KÖPRÜLÜ ile KÖPRÜ YOL ile KÖPRÜLEME ile KÖPRÜ ÜSTÜ ile KÖPRÜLEME AMELİYATI
- KÖPRÜLÜ MEHMET PAŞA ile/ve/||/<>/> FAZIL AHMET PAŞA ve MUSTAFA PAŞA
- FOAM, LATHER[İng.] / MOUSSE[Fr.] / SCHALE, KRUSTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÖPÜK, SABUN KÖPÜĞÜ
- KOPUK ile/ve/değil/<> BAĞLANTISIZ
- KOPUK ile/ve/değil/yerine/||/<> İLGİSİZ
- KÖPÜK ile KİMYASAL ÇAPRAZ BAĞLI POLİETİLEN KÖPÜK
- KÖPÜK ile KÖPÜK KAUÇUK
- KOPUK/LUK ile/ BOŞ/BOŞLUK
- [ne yazık ki]
KOPUK/LUK ve/< GÜVENSİZ/LİK
- KOPUK/LUK ile KAYITSIZ/LIK
- KÖPÜRMEK ile KÖPÜLEMEK ile KÖPÜKLENMEK ile KÖPÜREBİLMEK ile KÖPÜK ile KÖPÜKLÜ ile KÖPÜKSÜZ
- KOPUŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GİT-GEL
- KOPUŞ ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK
- KOPUZ ile KOPUZCU/LUK
- KOPUZ ile/||/<> MORİNKHUUR
- KOPUZ ile/<> TEL BURGULARI
- KOPYA ÇEKMEK ile/ve/değil "BAKMAK"
- KOPYA[İng. < COPY]/NÜSHA[Ar.] değil/yerine/= EŞLEM
- KOPYALAMA[İng. REPLICATION] ile/||/<> PRİMER (ÖNCÜL)[İng. PRIMER] ile/||/<> TEKRARLAYAN DNA[İng. REPETITIVE DNA]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KOPYALAMAK ile KOPYA KOPYA ile İKİYÜZLÜLÜK
- KOPYALAMAK ile KOPYALANMAK ile KOPYALAYABİLMEK ile KOPYA ile KOPYACI/LIK ile KOPYA FİLM ile KOPYA KALEMİ ile KOPYA KAĞIDI ile KOPYA DEFTERİ ile KOPYA MÜREKKEBİ
- KÖR GÖZE PARMAK ile/ve/||/<> AVA GİDERKEN AVLANMAK ile/ve/||/<> CİN OLMADAN, ADAM ÇARPMAK ile/ve/||/<> DİMYAT'A, PİRİNCE GİDERKEN, ELDEKİ BULGURDAN OLMAK
- KALMA!:
KÖR ve/||/<> SAĞIR ve/||/<> DİLSİZ
- KÖR NOKTA[İng. BLIND SPOT] ile/||/<> OPTİK[İng. OPTICS]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KÖR ÖLÜR, BADEM GÖZLÜ OLUR ile İYİ OLUR, ALLAH'TAN; KÖTÜ OLUR, SENDEN/ELDEN BİLİRLER
- KÖR TALİH" ile "KARAYAZI"
- KÖR-TOPAL (İŞLEMEK, YÜRÜTMEK)
- KÖR-TOPAL ile DERME-ÇATMA
- KÖR ile ÇIKMAZ SOKAK ile KÖRBAĞIRSAK ile KÖR KALPLİ ile KÖR NOKTA ile KÖRÜ KÖRÜNE ile KÖRLÜK
- KÖR ile KURYE ile KÖRİ ile KÖRİ
- KORDİYERİT ile/||/<> IOLİT
- KORDON[Fr. < CORDON] ile/ve/||/<> KABLO[Fr. < CABLEAU]
- KORKAK/LAR ile/ve/değil/yerine KAÇAN/LAR
- KORKMAK ile/değil HATIRINI KIRMA ÇEKİNCESİ
- KORKMAZ, YUSUF (ERZURUM, 1971)
- KORKTEKS[Fr. < CORTEX] değil/yerine/= KABUK, DIŞ KATMAN
- KORKU + BİLGİSİZLİK = NEFRET
- KORKU ENERJİSİ" değil KORKU
- KORKU(HAVF) ile HAŞYET(ALLAH'TAN KORKMA) ile İTTİKÂ ile HEYBET
- KORKU/KORKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAYGI/SAYMAK
- KORKU ve ÜZÜNTÜ değil/yerine/>< BİREŞİM(TEVHİD)
- KORKU ile/ve/||/<>/> AĞRI ile/ve/||/<>/> GERGİNLİK
- KORKU ile ANLAYIŞ EKSİKLİĞİ
- KORKU ile/ve/<> BÂTIL İNANÇ
- KORKU ve/> BERRAKLIK ve/> ERK(GÜÇ) ve/> YAŞLILIK
Görüşmelerimiz sırasında, ... tutarlı bir biçimde, "bilgi kişisi" sözcüklerini kullanıyor ya da bu kavrama göndermeler yapıyordu. Ama bununla ne demek istediğini hiç açıklamamıştı. Bunu, ona sordum.
"Bilgi kişisi, öğrenimin zorluklarına katlanmayı göze almış kişidir," diye yanıtladı. "Acele etmeden, bocalamadan, erk ve bilgi gizlerinin sökülmesi, çözülmesi yolunda, gidebileceği son aşamaya varmış olan bir kişidir."
"Her isteyen, bilgi kişisi olabilir mi?"
"Hayır, herkes olamaz."
"Bilgi kişisi olmak için insan ne yapmalıdır öyleyse?"
"Dört doğal düşmanına meydan okuyup onları yenmelidir."
"O dört düşmanını yenen bir kişi, bilgi kişisi olur mu?"
"Evet. Ancak, dört düşmanının her birini yenebilen kişiye, 'bilgi kişisi' denir."
"Bu düşmanları yenen herkes, 'bilgi kişisi' olur mu?"
"Hepsini yenen herkes, 'bilgi kişisi' olur."
"Bu düşmanlarla savaşıma geçmeden önce, yapılması gereken başka şeyler yok mudur?"
"Yoktur. Her isteyen, bilgi kişisi, olmayı deneyebilir ama çok azı gerçekten başarır bu işi -doğal bir şey bu-. Bilgi kişisi olma yolunda karşılaşılan düşmanlar, gerçekten korkunç şeylerdir; çoğu kişi, yenik düşer onlara."
"Nasıl düşmanlar bunlar, ... ?
Düşmanlar konusunda konuşmak istemedi. Bu konuyu anlamam için daha çok zaman olduğunu söyledi. Sözü değiştirmemek amacıyla benim bir bilgi kişisi olup olamayacağımı sordum. Bunu kimsenin kestiremeyeceğini bildirdi. Ama bir bilgi kişisi olup olamayacağımı gösteren herhangi bir ipucu bulunup bulunmadığını ısrarla sorunca, bunun, o dört düşmanla savaşımımın sonucuna bağlı olduğunu -onları yenebiliyor muyum yoksa onlara yeniliyor muyum- ama o savaşımın sonucunu şimdiden bilmesinin olanaksızlığını belirtti.
"Savaşımın sonucunu görebilmek için büyü yapmak ya da fala bakmak olanaklı mıdır?" diye sordum. Hiçkimsenin, ne araç kullanırsa kullansın, bu savaşımın sonucunu önceden bilemeyeceğini, kesin bir dille anlattı. Neden olarak da bilgi kişisi olmanın, geçici bir şey olduğunu gösterdi. Bu noktayı açıklamasını istediğimde, yanıtı şöyle oldu:
"Bilgi kişisi olmak sürekli değildir! Bir kişi, tam olarak bilgi insanı olamaz. Ancak, çok kısa bir an için olunuverir. Dört düşmanı yendikten sonra!"
"Söylesene, nasıl düşmanlar bunlar?"
Yanıt vermedi. Yine üsteledim ama konuyu değiştirdi ve başka şeyler anlatmaya başladı.
( Ertesi gün... )
Gitmeye hazırlanıyorken, birden, bilgi kişinin düşmanlarını yine sormak geldi içimden. Uzun süre uzakta kalacağımı, söyleyeceklerini yazarsam, bu konuları düşünme fırsatını bulabileceğimi anlatarak onu ikna etmeye çalıştım.
Bir süre, ikircikli, bekledi; sonra konuşmaya başladı:
"Bir kişi, öğrenmeye başlayınca, amaçlarının neler olduğunu kesin olarak bilmez. Başka bir niyeti vardır, amaçları belirgin değildir. Hiçbir zaman gerçekleşemeyecek ödüller ummaktadır. Çünkü, öğrenmenin "zorluklarını" bilmiyordur henüz."
"Yavaş yavaş öğrenmeye başlar -önceleri azar azar, sonra da büyük parçalar halinde-. Çok geçmeden, düşünceleri çatışır. Öğrendiği şey, umduğu, düşlediği gibi çıkmamıştır; bu durum, onu korkutur. Öğrenim, hiç de beklendiği gibi olmamıştır. Öğreniminin her adımı, yepyeni görevler yükler kişiye; kişinin korkuları, acımasızca birikir, baş kaldırır. Bir savaş alanına döner yaşamı.
"İşte, doğal düşmanların birincisiyle böyle karşılaşılır: Korkuyla! Yenmesi güç, hain, korkunç bir düşmandır korku. Tüm yol boyunca saklanır, ummadığın yerlerde, sinsi sinsi bekler seni. Eğer, onu karşında gördüğün zaman, kaçmaya başlarsan, unut artık bilgiye ulaşmayı."
"Korkup kaçan kişiye ne olur?"
"Bir şey olmaz. Ama öğrenemez bir daha. Korkusunu göğüslemesi, korkusuna karşın, öğrenme yolunda, bir adım daha ilerlemeyi göze alması gerekir. Bir adım daha, bir adım daha. Korkuyla dolmalı... Evet! Ama korksa da ilerlemeyi sürdürmeli, durmamalı! Bu işin yöntemi böyledir! Bu birinci düşmanın, pes edeceği bir an gelecektir. Kişiye, güven gelir. Niyeti daha da güçlenir. Öğrenmeyi, öyle korkutucu bir şey gibi görmez artık."
"Bu sevinçli an gelince, birinci doğal düşmanını yendiğini çok iyi bilir kişi."
"Hemen mi olur bu, yoksa, azar azar mı?
"Azar azar olur ama korkusunun kaybolması çabuk olur. Birdenbire olur."
"Ama yeni bir şeyler gelirse başına, yine korkmaz mı kişi?"
"Hayır. Korkusunu, bir kez yitirmeyegörsün. Kişi, artık yaşamında korku nedir bilmez. Korkunun yerini, zihin berraklığı alır -korkuyu silen bir zihin berraklığı-. Artık, o kişi, ne istediğini biliyordur; o isteklerini nasıl doyuracağını da biliyordur. Yeni öğrenimleri kazanmak için adımlarını nasıl atması gerektiğini sezer; her şey apaçık çıkmıştır ortaya. Artık, hiçbir şey saklı değildir bu kişiden."
"Bu da, ikinci düşmanın karşısına çıkarır onu: Berraklık! Ulaşılması, o denli zor olan zihin berraklığı, korkuyu kovar ama kör eder insanı aynı zamanda."
"Kişinin, kendinden kuşku duymasına yol açar, istediği şeyi yapabileceği inancını verir ona. Çünkü, o kişi, artık, herşeyi apaçık görebilmektedir. Berraklığın yüreklendirdiği kişi, bir türlü durmak bilmez. Ama büyük bir hata yapmaktadır. Bu işin, bir eksik yanı vardır. Kişi, kendini bu sözde erke bırakırsa, ikinci düşmanına boyun eğmiş sayılır. Ve öğrenme diye bir şey kalmaz. Sabırlı olması gereken yerde aceleci olacak ya da acele edilmesi gereken yerde sabırlı olmayı yeğleyecektir. Zaman gelecek, artık, yeni bir şey öğrenme yetisini yitirecektir."
"Bu tür bir yenilgiye uğrayan kişiye ne olur? Ölür mü?"
"Hayır, ölmez. İkinci düşmanı, bu kişinin, bir bilgi insanı olma çabasını kösteklemiştir; artık, bu kişi, bilgi insanı olmayı istemek yerine, devingen, kıvrak bir savaşçı olmayı yeğleyebilir. Ya da soytarı olmayı. Ne var ki, kendine pek pahalıya mal olan o berraklık, hiçbir zaman karanlığa ve korkuya dönüşmeyecektir. Yaşam boyunca, her şeyi açıkça görecektir ama yeni bir şey öğrenemeyecektir, öğrenme özlemi çekmeyecektir."
"Ama yenilmemek için yapabileceği bir şey yok mudur?"
"Korkuyu nasıl aşmışsa yine öyle yapmalıdır. Berraklığa, meydan okumalıdır. Elde ettiği berraklığı, önünü daha iyi görüp yeni adımlarını ona göre atmak için kullanmalıdır. En önemlisi de, berraklığının, bir yanlışlık sonucu ortaya çıktığını düşünmelidir. Ve öyle bir an gelecektir ki, bu berraklığın, gözleri önündeki bir noktadan başka bir şey olmadığını anlayacaktır. Böylece, ikinci düşmanını da yenmiş olacaktır. Artık, hiçbir şeyin, ona zarar veremeyeceği bir yere ulaşacaktır. Bu, bir hata olmayacaktır. Bu, gerçek bir erk(güç) olacaktır."
"Bu yere ulaşınca, ardından koştuğu erke, sonunda kavuştuğunu bilecektir. Ne isterse yapar artık bu erkle. Dostu, onun buyruğundadır artık. Ne isterse, yasa odur. Çevresinde ne varsa görmektedir. Ne var ki, üçüncü düşman dikiliverir karşısına: Erk!
"Düşmanların en güçlüsüdür erk. En doğal şey, ona boyun eğmektir. Öyle ya... O kişinin buyruğunda değil midir erk!? Buyurur; kimi sakıncaları göze ala ala, kendi yasalarını, kendi yapar. Çünkü, buyruk ondadır."
"Bu durumdaki biri, yaklaşmakta olan üçüncü düşmanın, pek farkına varmaz. Bir bakmışsın, birdenbire, haberi bile olmadan yitivermiş savaşımı. Düşmanı, onu, kıyıcı, tutarsız bir adam haline getirivermiş..."
"Erkini yitirir mi?"
"Hayır, berraklığını da erkini de hiçbir zaman yitirmez."
"Bilgi kişinindan farkı nedir, öyleyse?"
"Kendi erkine yenilen bir kişi, onu, doğru dürüst yönlendiremeden ölür gider. Yazgısının üstüne, yük gibi biner erki. Böyle biri, kendini yönetemez ve bilmez erkini, ne zaman ya da nasıl kullanması gerektiğini."
"Bu düşmanlardan birine yenilirsen, bu kesin bir yenilgi mi demektir?"
"Evet, kesin yenilgi olur bu. Bu düşmanlardan biri, insanı yenmeyegörsün, artık yapılabilecek bir şey kalmaz."
"Örneğin, erke yenilen bir kişi, yanlışını görerek, durumu düzeltebilir mi?"
"Düzeltemez. Bir kere yenilmeyegörsün, işi bitmiştir artık."
"Ya geçiciyse erke aldanması; ya erki teperse zamanında?"
"Savaşım sürüyor sayılır o durumda. Hâlâ 'bilgi insanı' olmaya çalışıyor demektir bu. Artık, hiç çabalamıyorsa, kendini koyuverirse yenilmiş olur bu kişi ancak."
"Ama bir insan yıllarca korkuya yenik düşebilir ve sonunda korkusunu yenebilir."
"Hayır, doğru değildir bu. Korkuya kapılırsan, korkuyu yenemezsin; çünkü, öğrenmekten ürküyorsundur, öğrenmek için çaba göstermiyorsundur. Ama korkusunun içinde yıllar boyunca sürdürürse öğrenme çabasını, ola ki, korkusunu yenebilir. Çünkü, kendini, korkuya tümüyle bırakmamıştır."
"Üçüncü düşmanı nasıl yeneriz?"
"Ona karşı çıkarak. Bile bile... Kendimizin olmadığını kavrayarak. Tüm öğrendiklerimizi, dikkatle ve inançla kullanarak, sürekli olarak sınırlarımızı zorlamayarak... Kendimizi denetleme durumunda, berraklığın ve erkin, hatalardan da kötü olduğunu görebilirsek, her şeyi denetimimiz altında bulundurduğumuz bir noktaya erişebiliriz. İşte, o noktada, erkimizi nasıl ve ne zaman kullanabileceğimizi biliriz. Üçüncü düşmanı böylece yenmiş oluruz."
"Bu da kişiyi, öğrenim yolculuğunun sonuna getirir. Bir de ne görürsün! Sonuncu düşman, karşına dikilmiş durmaktadır: Yaşlılık! Düşmanların en acımasızıdır bu. Hiçbir zaman, tümüyle yenemeyeceğimiz bir düşman... Sürekli olarak savaşıp uzak tutmaya çalışmaktan başka yapılacak bir şey yoktur."
"İşte, bu dönemde, kişi, hiçbir şeyden korkmaz; zihni berraktır, sabırsız değildir -tüm erkleri denetimi altındadır-. Ne var ki, bu dönem, aynı zamanda, boyun eğmeyen bir dinlenme isteğinin ortaya çıktığı bir dönemdir. Bir yere uzanmak, unutmak isteğine bırakırsa kendini; yorulur yorulmaz, sürdürdüğü çabayı bırakırsa, son olanağını kaybetmiş olur. Titrek, yaşlı bir yaratık durumuna sokuverir onu düşmanı. Çekilme arzusu, tüm berraklığını, erkini ve bilgisini bastırır."
"Ama kişi, silkinir de yorgunluğundan sıyrılır, yaşamının gereklerini sürdürürse, bu son yenilmez düşmanıyla savaşımda bir an bile olsa başarılı olursa, işte o zaman 'bilgi insanı' olmuş demektir. Berraklığın, erkin ve bilginin egemen olduğu bu an, yeterlidir onun için." )
- KORKU ile/ve/<>/değil ÇARESİZLİK
- KORKU ||/ve/yerine/|| CEHALET ||/ve/yerine/|| BİLGİ ||/ve/yerine/|| CESÂRET
- KORKU ile/yerine CİDDİYE ALMAK
- KORKU[PHOBOS] ile/ve/<> DEHŞET[DEIMOS]
- KORKU > DEHŞET > NEFRET/(><)HAYRANLIK
- KORKU ile/ve/||/<> DENETİM ODAKLI KORKU
- KORKU ile/ve/değil/yerine DİKKAT
- KORKU = FEAR[İng.] = CRAINTE[Fr.] = FURCHT[Alm.] = METUS[Lat.]
- KORKU ile/ve/değil/||/<>/>
SÜRE: Korku, daha kısa sürelidir, kaygı ise uzun süre devam eder.
ŞİDDET: Korku, kaygıdan daha şiddetlidir. )
"Köpek/arı kaygısı" (uzaktaysa/yakınlaşmasa da)
Uçak korkusu (binmeye yaklaştıkça)
"Uçak kaygısı" (binmeden ve düşmesi "düşüncesiyle")
Terk edilme korkusu (ondan daha önce terk edememe düşüncesiyle)
"Terk edilme kaygısı" (bitmeye yaklaştıkça)
[Deneyimleneceklerde, elde etmede, sınırlarda ve sınavlarda...]
Başaramama korkusu (zihnindeki ve "kendince" sınırsız "çözümleriyle")
"Başaramama kaygısı" (çıkarlarının kaybedilecek olması ya da çatışmasıyla)
[Varoluş sürecinde ve gereksiniminde...]
"Ben olamama" korkusu (ötekilerin "gücü" ya da "üstünlüğüyle")
"Ben olamama" kaygısı (aidiyet sağlayamamayla) )
You are love itself - when you are not afraid.
An understanding mind is free of desires and fears.
The more you know yourself the less you are afraid.
Discover your mistake and be free of fear.
The body and the mind are limited and therefore vulnerable; they need protection which gives rise to fear.
Training for the future, developing attitudes is a sign of fear.
Who has not suffered is not afraid.
When you realise that the distinction between inner and outer is in the mind only, you are no longer afraid.
Be free of desires and fears and at once your vision will clear and you shall see all things as they are.
You must know your inner worth and trust it and express it in the daily sacrifice of desire and fear.
Do not be afraid of freedom from desire and fear. It enables you to live a life so different from all you know, so much more intense and interesting, that, truly, by losing all you gain all. )
Face Everything And Rise INSTEAD OF Forget Everything And Run )
Korku ve kaygı, genellikle birbiriyle karıştırılan, yakından ilişkili duygulardır ancak bunlar farklı deneyimlerdir.
Korku, algılanan bir tehdide tepki olarak yaşanan doğal, sağlıklı bir duygudur. Bizi zarardan korumaya yardımcı olan tehlikeye karşı doğal bir tepkidir. Korku, genellikle kısa ömürlüdür ve bulunduğunuz koşullarda belirli bir uyarana tepki olarak ortaya çıkar.
Kaygı ise sinirlilik ve huzursuzluk ile tanımlanan daha uzun süreli bir düşünce zinciridir. Kaygı, genellikle şu andaki belirli bir uyaran yerine gelecekteki olayların ya da kaygıların beklentisiyle tetiklenir. Acil bir tehlike olmadığında bile zamanla devam eden kronik bir durum olabilir.
Genel olarak korku, belirli bir tehdide ya da tehlikeye verilen bir yanıtken; kaygı, gelecekteki tehdit ya da tehlike olasılığına bir yanıttır. İki duygu da bizi harekete geçmeye ve kendimizi korumaya güdüleyebildiğinden ancak belirli durumlarda yardımcı olabilir. Ancak korku ya da kaygı kronikleştiğinde ya da aşırı duruma geldiğinde, zihinsel ve fiziksel sağlığımız üzerinde olumsuz etkileri olabilir.
[English]
Fear and anxiety are closely related emotions that are often confused with one another, but they are distinct experiences.
Fear is a natural, healthy emotion that is experienced in response to a perceived threat. It is a natural response to danger that helps to protect us from harm. Fear is generally short-lived and occurs in the present moment, in response to a specific stimulus.
Anxiety, on the other hand, is a more prolonged emotion that is characterized by feelings of worry, nervousness, and unease. Anxiety is often triggered by anticipation of future events or concerns, rather than by a specific stimulus in the present moment. It can be a chronic condition that persists over time, even when there is no immediate danger present.
In general, fear is a response to a specific threat or danger, while anxiety is a response to the possibility of future threats or dangers. Both emotions can be helpful in certain situations, as they can motivate us to take action and protect ourselves. However, when fear or anxiety becomes chronic or excessive, it can have negative effects on our mental and physical health. )
- KORKU ile/ve/||/<> KIZMA/ÖFKE ile/ve/||/<> ÜZÜNTÜ/ÜZÜLME ile/ve/||/<> UTANMA/UTANÇ[>< AÇGÖZLÜLÜK] ile/ve/||/<> İĞRENME/TİKSİNTİ | ile/ve/||/<> SEVİNÇ(NEŞE)/COŞKU ile/ve/||/<> ŞAŞIRMA/ŞAŞKINLIK/HAYRET
)
)- KORKU ile KORKUNÇ ile KORKUNÇ İŞKENCE
- KORKU ile KORKUTMAK ile KORKMUŞ ile KORKUTUCU ile KORKUNÇ
- KORKU ile/ve/değil/yerine KORUMA
- KORKU ile/ve/değil/yerine OLGU
- KORKU ile/değil/yerine SEVGİ
- KORKU değil/yerine/>< ŞÜKRAN
- KORKU ile TANRI KORKUSU ile KORKUNÇ ile KORKUSUZ ile KORKUSUZCA ile KORKUSUZLUK
- KORKU ile/ve/değil/yerine TARİH BİLİNCİ
- KORKU ile/ve/değil/yerine TEDBİR
- KORKU ile/ve/ya da/<> UKALALIK
- KORKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÜMİT
- KORKU ile/ve/> ÜRKÜ/PANİK[Yun.]
- KORKU ve/||/<>/< ZARAR GÖRMEK
- KORKU/KAYGI [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]
- KORKU/KAYGI [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]
- KORKUTMAK ile KORKUTABİLMEK ile KORKU/LUK ile KORKUT ile KORKUŞ ile KORKULU ile KORKUSUZ/LUK ile KORKULUKLU ile KORKUSUZCA ile KORKULUKSUZ ile KORKU DAMARI
- KÖR-KÜTÜK ÂŞIK değil SIRILSIKLAM ÂŞIK
- KORKUYA DAYALI "SAYGI" ile/değil/yerine SAYGI
- [ne yazık ki]
"KORKUYU, ÖFKE İLE YATIŞTIRMAK" ile/ve/||/<> "ÖFKEYİ, KORKU İLE YATIŞTIRMAK"
- KORNA/ZİL değil/yerine FREN / BEKLEMEK!
Herhangi bir araç kullananların, yayalara ve büyük araçların, kendinden daha küçük araca öncelik verme zorunluluğunu anlaması/anımsaması gerekmektedir. )
- KORNA değil/yerine IŞIK/SELEKTÖR/SİNYAL
- KORNA[İt. < CORNA] ile/= KLAKSON[Fr. < KLAXON]
- KORNA[İt. < CORNA] ile/değil KORNO[İt. < CORNO]
- [ne yazık ki]
KORNA:
"SELÂMLAMA/VEDÂLAŞMA" ile/ve/||/<> "TEPKİ GÖSTERME" ile/ve/||/<> "ADÂLET ARAMA/SAĞLAMA"
- KORNEA[İng. CORNEA] ile/||/<> GÖZ SIVISI[İng. AQUEOUS HUMOR] ile/||/<> GÖZ SÜMÜKSEL ZARI[İng. CONJUNCTIVA] ile/||/<> İRİS[İng. IRIS]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KORNER[İng. < CORNER] değil/yerine/= KÖŞE | KÖŞE ATIŞI
- KORNER ile KORNER ATIŞI ile KORNER DİREĞİ ile KORNER VURUŞU
- KORO[İt. < CORO] ile KORAL[Fr. < CHORAL]
- KOROİD ile KOROİD CEKET
- CORONA CURRENT[İng.] / COURANT DE COURONNE[Fr.] / KORONASTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KORONA AKIMI
- KORONAL/CORONAL[İng.] değil/yerine/= YANAY-DİKEY
- KORONAL DÜZLEM/CORONAL PLANE[İng.] değil/yerine/= YANAY DÜZLEM
- KORONER ile TAÇ GİYME TÖRENİ ile TAÇ GİYME TÖRENİ
- KOROZYON ile KOROZYON AKIMI ile KOROZYON DERİNLİĞİ
- KORPORASYON[Fr./İng. < CORPORATION] = LONCA[İt. < LOGGIA]
- KORPUS/BODY, CORPUS[İng.] değil/yerine/= GÖVDE | CİSİM
- KORSE ile KORSECİ/LİK ile KORSELİ ile KORSESİZ
- KORT[İng. < COURT]/SAHA[Ar.] değil/yerine/= ALAN
- KORTE[İt. < CORTE]/FLÖRT[Fr./İng. < FLIRT] değil/yerine/= ÂŞIKTAŞLIK
- KORTEJ[Fr. < CORTEGE]/MAİYET[Ar.] değil/yerine/= TÖREN ALAYI
- KORTEKS İLE LİMBİK İLE BEYİN SAPI ile/||/<> BEYİN BÖLGELERİ
- KORUK SUYU ile LİMON SUYU
- KÖRÜK ile/ve HAMLAÇ[Ar.]
- KORUK ile KORUK SUYU ile KORUK LÜFERİ ile KORUK ŞERBETİ
- KÖRÜK ile/||/<> KÖRÜKLEMEK
[<
- KÖRÜKLEMEK ile KÖRÜKLENMEK ile KÖRÜKLEYEBİLMEK ile KÖRÜK ile KÖRÜKLÜ ile KÖRÜKÇÜ/LÜK ile KÖRÜKSÜZ ile KÖRÜKLÜ OTOBÜS
- KORUMA/SAKLAMA(MUHAFAZA) ile/değil/yerine HAYAL
- KORUMAK ile/ve/<> DEVAM ETTİRMEK
- KORUMAK ile/ve/||/<>/> SAHİP ÇIKMAK
- KORUMA/LIK ile KORUMACI/LIK ile KORUMALI ile KORUMASIZ ile KORUMA ARACI ile KORUMA POLİSİ ile KORUMA ÜNSÜZÜ ile KORUMA GÖREVLİSİ
- KORUNMA ile/ve/<> DEĞİM/LİYÂKAT
- KORUNMAK ile KORUNULMAK ile KORUNABİLMEK ile KORUN ile KORUN DOKUSU
- KUVVE-İ MÂSİKE[Osm.] / CONSERVATIVE FORCE[İng.] / FORCE CONSERVATIVE[Fr.] / KONSERVATIVE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUNUMLU KUVVET
- KORUSUN ile KUTSANMIŞ ile KUTSANMIŞ RUH ile KUTLULUK ile NİMET ile KILIK DEĞİŞTİRMİŞ NİMET
- KORUYABİLMEK ile KORUYUCU/LUK ile KORUYUCU AİLE ile KORUYUCU ÜNSÜZ ile KORUYUCU KAPLAMA ile KORUYUCU HEKİMLİK
- PROTECTING GROUP[İng.] / SCHUTZ GRUPPE[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUYUCU GRUP
- KORUYUCU KONSEY ile KORUMA ile KORUNAN ile NÖBETÇİ KULÜBESİ ile VASİ ile KORUMASIZ ile VESAYET ile KORUMA ile SINIRLARIN KORUNMASI ile GARDİYAN ODASI
- KÖRV[İng. < CURVE] değil/yerine/= EĞRİ
- KOŞABİLMEK ile KOŞAMLAMAK ile KOŞA/LIK ile KOŞAM ile KOŞAÇ ile KOŞAR ADIM
- ... değil KOŞARADIM (YÜRÜMEK)
- KÖŞE-BUCAK (KAÇMAK, SAKLANMAK, GEZMEK, TANI(T)MAK)
- KÖŞE ÇEŞMELERİ ile/ve DUVAR ÇEŞMELERİ ile/ve MEYDAN ÇEŞMELERİ
- KÖŞE ile/ve/||/<> SEKİ/KÜRSÜ
- KÖSEOĞLU, İSMET (ÇAYELİ, 1949)
- KOSHİ[Jap.] ile ...
- KOŞMA ile KOŞ(UŞ)TURMA
- KOŞMAK ile KOŞUCU ile HAFİF KOŞU
- KÖSNÜ/ŞEHVET ile İŞRET
- KÖSNÜ, ŞEHVET = LUST[İng.] = LUBRICETÉ[Fr.] = LÜSTERNHEIT[Alm.] = LIBIDO[Lat.]
- KÖSNÜ ile KÖSNÜK ile KÖSNÜL/LÜK ile KÖSNÜLÜ
- KÖSNÜLMEK ile KÖS ile KÖSE/LİK ile KÖS KÖS ile KÖSE SAKAL ile KÖSE BUĞDAY
- KOSTANTİNOS (AYİOS) ELENİ (AYİA) KİLİSESİ
- KOSTARİKA (TURGUTLU), AHMET (İST. 1927 - 1994)
- KÖSTEBEK ile ALTIN KÖSTEBEK
- LYE[İng.] / LESSIVE[Fr.] / LAUGE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOSTİK ÇÖZELTİ
- CAUSTIC POTASH[İng.] / POTASSE CAUSTIQUE, HYDROXYDE DE POTASSIUM[Fr.] / ÅTZKALI, KALIUM HYROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= KOSTİK POTAŞ (POTASYUM HİDROKSİT)
- SODIUM HYDROXIDE, CAUSTIC SODA[İng.] / SOUDE CAUSTIQUE, HYDROXYDE DE SODIUM, HYDRATE DE SODIUM, VOIR SOUDE CAUSTIQUE[Fr.] / KAUSTISCHE SODA, ATZNATRON, NATRIUMHYDROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= KOSTİK SODA, SODYUM HİDROKSİT
- KOSTİK[Fr. < CAUSTIQUE] değil/yerine/= DOKU YAKAN
- KOŞTURMAK ile ACELE ETMEK
- KOŞUCU KAFASI[İng. RUNNER'S HIGH] ile/||/<> ÖFORİ[İng. EDUPHORIA]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KOŞUK ile EGLOG[Yun.]
- KOŞUK ile HEZEL[Ar.]/HEZLİYAT
- KOŞUK ile NEŞİD/E[Ar. çoğ. NEŞAİD]
- KOŞUK ile ROMANS[İsp.]
- KOŞUL BELİRTMEK / SORU SORMAK
- KOŞUL ile/ve/<>/||/> KOŞULLU ile/ve/<>/||/> KAVRAM
- KOŞUL ile/ve/değil/||/<> ETMEN
- KOŞUL ile/ve/||/<> NEDENSELLİK
- KOŞUL ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÖNCELİK
- KOŞUL = BAYLAV = ŞART = CONDITION[İng., Fr.] = BEDINGUNG[Alm.] = CONDITIO[Lat.] = CONDICIONAR[İsp.]
- KOŞUL/LAR ile/ve/||/<>/< NEDEN/LER
- KOŞULLU ile BİTİŞİK KOŞULLU ile AYRIK KOŞULLU
(1996'dan beri)