( "Acüz", omurgamızdaki "kuyruk sokumu" dediğimiz son kemiğin adıdır. Yani soğuğun kuyruk sokumuna kadar duyumsanmasından dolayı böyle bir benzetme olmuş. Bu sözcük, Arapça'da kocakarı anlamına gelen "acüze" sözcüğü ile karıştırılınca, bir de üstüne bu soğuklarda çok fazla yaşlı kadının yaşamını yitirmesi söz konusu olunca, deyim, halkın ağzında "kocakarı soğukları" olarak kalmış. )
( Mart ayının ortalarında[11-17 Mart arasında] buz gibi bir soğuk getiren hava durumu. )
( Kocataş mahallesinde Kocataş İlkokulu adı ile 1984'te açıldı, 1990/1991 öğretim yılında Kocataş Barbaros İlköğretim okulu olarak ismi değiştirildi. )
( 75 baca No.lu gemi Şirket - i Hayriye İşletmesinin Hasköy tersanesinde yolcu gemisi olarak inşâ edildi. 157 gros, 65 net tonluktu, teknesi çelik saçtandı. Uzunluğu 33 metre, genişliği 6,6 litre, su kesimi 2 metre idi. 330 beygir gücünde 3 silindirli buhar makinesi vardı ve uskurluydu. 1939'da hizmete girdi, 10 mil yapabiliyor, yaz kış 373 yolcu alabiliyordu. 14 Kasım 1984'te hizmet dışı bırakıldı. )
( Turşucuzade Ahmet Efendi'nin oğlu olup İstanbul'da doğdu. Hukuk okudu ve 1896'da mezun olarak İstanbul Savcı yardımcısı olarak göreve başladı. 1900'da Selanik İstinaf Mahkemesi Savcısı daha sonra İstanbul'da Ticaret Mahkemesi üyeliği ve Bidayet Mahkemesi Savcılığında bulundu. Sultan II. Abdülhamit'e yapılan suikastın yargılamalarında savcı olarak görev yaptı ve olayı Ermeni militanların yaptığını tespit ederek cezalandırılmalarını sağladı. 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanından sonra 4 ay Bağdat Valiliği yaptı. I. ve II. Dönemde Kastamonu Milletvekili olarak Meclis - i Mebusan'a girdi. Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa (1909 - 1910) ve Sadrazam İbrahim Hakkı Paşa kabinelerinde Adliye Nazırı (Bakan) olarak görev aldı. Cumhuriyet döneminde de bir dönem (1923 - 1927) Kastamonu milletvekili olarak TBMM'de bulundu. 1913'te Şirket - i Hayriye'de uzun yıllar yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptı. Sarıyer'deki Kocataş Yalısının üst yamaçlarında, Kocataş tepesinden çıkan Kocataş suyu ismini soyadı olarak aldı. )
( Sarıyer Merkez Mahallesindedir. Kocayemiş Aralığı Sokağı üzerindedir. 775,49 m²'lik bir alan üzerindedir. 408,00 m²'lik yeşil alanı, 109,29 m² çocuk oyun alanı ve 165,52 m²'lik spor alanı bulunmaktadır. )
( Kadın kılığına girip çengi gibi oynayan erkeklere verilen ad. | Ağırbaşlı davranışları olmayan kişi. | Deve yavrusu, köşek. İLE Yürekli, yiğit. | Eliaçık, cömert. )
( Vücut Geliştirme Sporcusu ve Antrenör, Genç yaşta vücut gelişkttirme bporunaü başladı ve 1988'de profesyonelliğe geçti, Değişik yıllarda Türkiye birincilikleri gibi üstün dereceler yaptı. 2001'de Balkan ve Akdeniz Ülkeleri Şampiyonluğu, 2008'de Almanya'da Dünya Üçüncülüğü, Kıbrıs'ta Şampiyonlar Şampiyonluğu, 2010 da NAC Hamburg'da 85 kiloda Dünya Şampiyonluklarını kazandı. Antrenör olarak genç sporcuları yatiştirmektedir. )
( Belirli bir aminoasit taşıyıcı tRNA üretimi için kullanılan, DNA'da bulunan üçlü baz dizileri. @@ tRNA (antikodon) üzerinde bulunan, kodonda adenin, timin, urasil ya da sitozinle eşleşebilen, modifikasyona uğramış nükleosit. @@ DNA dizilimi içerisindeki kodonların rastgele olmayan dağılımları. @@ Bazı viral mRNA'larda, başlatma AUG 5 'ACCAUGG 3'ü çevreleyen konsensüs dizisi. Ribozomal bağlanmayı ve dolayısıyla protein sentezini kolaylaştırır. En tutarlı konum, başlatma kodonundan (ATG) üç nükleotid önce bulunur ve neredeyse her zaman bir adenin nükleotidir. @@ Bir DNA kodonundaki bir değişikliğin amino asit çevirisinde bir değişikliğe neden olmadığı bir mutasyon.
( Bitkileri toprağa bağlayan, topraktaki besi maddelerini emmesine yarayan klorofilsiz bölüm. | Kök sap, kök. | Bazı şeylerde dip bölüm. | Sapıyla çıkarılan bitkilerde tane. | Dip, temel, esas. | Kaynak, köken. | Birini bir yere bağlayan manevi temel güçlerin bütünü. | Sözcüğün her türlü ek çıkarıldıktan sonra kalan anlamlı bölümü. | Olağan koşullarda çevresinden yalıtılamayan ancak çok çeşitli tepkimeyi nitelik değiştirmeden kalabilen atom kümesi. | Denklemde bilinmeyenin yerine konulduğunda uygun düşen gerçek ya da birleşik değer. İLE Sazı kurmaya yarayan burgu. | Sap. İLE Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane. | Soy sop, döl, nesil, sülale. | Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey. | Spermatozoit. )
( Kötü, pis kokan. İLE Sedefotugillerden, Avrupa'ya, Çin'den getirilmiş, kısa zamanda yetişip boy attığından, bir gölge ağacı olarak dikilen, kötü kokan bir ağaç. )
( 12 türünün çoğunluğu Amerika kıtasında yaşamaktadır. )
( Uzunlukları 12 – 51 cm. (+7 –41 cm. kuyruk) ve ağırlıkları 0,2 - 4,5 kg. olur. Renkleri siyah ya da kahverengi, üzerilerinde beyaz şeritleri ya da benekleri olur. Gövdeleri, zarif ve uzun, bacakları kısa ve kuyrukları çok püsküllü olur. Kazmak için kullandığı ön ayaklarının tırnakları çok uzun ve kıvrıktır. Çoğu türün burnu uzun, gözleri ve kulakları küçük olur. )
( En önemli özellikleri, çok iyi gelişmiş, kötü kokulu bir sıvı üreten anal bezeleridir. Bu kokulu sıvıyı, kendilerini korumak için alti metre bir mesafeye kadar sıçratabilirler. [Anlatılanlara göre bu iğrenç koku, sarımsak, kükürt ve yanık plastik karışımı gibi kokmaktadır.] )
( Hem Amerika'da, hem de Güneydoğu Asya'da yaşarlar. Amerika'daki yayılımları, Kanada'dan Patagonya'ya kadar uzanır. Güneydoğu Asya'da ise Sumatra, Borneo, Cava(Endonezya) adalarından, Filipinler'in güneyine ve Palavan'a kadar uzanır. Yaşam alanı olarak kır, yarı çöl ve çalılık alanlar gibi açık alanları yeğlerler. Fazla ağaçlı ormanları ve sulak alanları sevmezler. )
( Fazla yemek seçmeyen, her şey yiyicilerdir[omnivor]. Daha çok et ile beslenmeyi yeğlerler. Tavşan ve kemiriciler gibi küçük memelileri, kuş, kertenkele, yılan, kurbağa ve böcekleri avlarlar. Bitkisel beslenmeleri kök, meyve ve fındık türlerinden oluşur. )
( Dişi kokarca, 40 ila 65 gün arası süren bir gebelikten sonra genelde 4-5 [nadir olarak 16] yavru dünyaya getirir. Yavrular, ilk başta kör ve çıplaktır ama çok çabuk büyür. 35 gün sonra yürümeye başlarlar, iki ay sonra emzirilmeleri bırakılır ve yarım ya da bir yıl sonra yuvadan uzaklaşıp kendileri üreyebilecek bir olgunluğa ulaşır. Yaşamları, doğada 5-6 yıldır. )
( Kıkırdak, kemik, eklem ve lif gibi hareket sisteminin yapı taşlarını oluşturan protein. Bağ dokusunun ana bileşeni olarak memelilerde en bol bulunan proteindir. Kolajen, amino asit açısından zengindir ve kaynar suya maruz kaldığında jelatine dönüşür. @@ Latince’de “bant” anlamına gelen fasya; vücut içinde kasların üzerini örten, kasları ve iç organları birbirinden ayıran, bağlayan ve sabitleyen kolajen zar yapılı bir bağ doku katmanıdır. Katmanlarına ve fonksiyonlarına göre birbirinden çeşit olarak ayrılır. @@ Tendon ya da kiriş; vücutta kas dokuyu kemik dokuya bağlayan sert, gergin, oldukça güçlü bant yapısında sıkı fibröz bağ dokuya verilen addır. Kolajen yapılı tendonlar ligamentlere benzer özellik gösterir. Aradaki fark ligamentlerin kemikleri birbirine bağlamasıyken tendonlar kasları kemiklere bağlarlar. Tendonların gözesel bileşenleri tenosit (tendon gözeleri) ve fibroblastlardır.
( Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç(II) ve zor karşıtı. | Kolaylık. | Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe. İLE Oldukça kolay. | Kolaylıkla, sıkıntı çekmeden. İLE Çok kolay. | Çok kolay bir biçimde: İLE Bir işi bitirmek üzere olmak, bir işin sonuna yaklaşmak. )
( Yüzmede[özellikle suyun üstünde durmada], tutunma ve tırmanmada kolun gücüne değil bacakların gücüne ve olanaklarına yönelmek/odaklanmanın önceliği ve farkındalığı... )
( Kalın bağırsağın kolon bölümünde olağandışı göze büyümesi ile ilişkili bir kanser türü. İLE/||/<> Kalın bağırsağın rektum bölümünde olağandışı göze büyümesi ile ilişkili bir kanser türü. )
( Bir ülkenin başka bir ülke üzerinde egemenlik kurarak o ülkenin maddi ve manevi kaynaklarını kendi yararına kullanacak biçime getirmesi. İLE Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendini yönetecek bir düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya dek Milletler Cemiyet adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik. )
( Kalpteki fazlalıklar depolanır. VE Beyindeki fazlalıklar depolanır. VE Karaciğerdeki fazlalıklar depolanır. )
( Kanın gereksinim duyulduğunda ve besin sağlayabilmek için özel değişikliğe tâbi tutabilmek üzere çukurlarda ve boşluklarda depo edilmesi zorunluluğu vardır. Nispeten daha güçlü örgenlerdeki fazlalıklar, genellikle daha zayıf örgenlere geçer. )
( Karyolanın yanı başına konulan üstü masa biçimindeki küçük dolap. İLE Amiral yetkisiyle görevli deniz subayı. | Bir kuruluşa bağlı yolcu gemilerinin en eski kaptanı. )
( Sayısal matematik işlemleri yapan bir araç. Başlangıçta sadece toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemlerini yapabilen mekanik makineler vardı. Bunlara hesap makinesi denirdi. Bu makineler bugün kullanılmakta olan elektronik hesap makinelerinden farklıydılar. bk. bilgisayar. @@ @@Sinema/TV. Bilgi depolayan, bu bilgiye bir dizi mantıksal işlem uygulayan ve istenildiğinde bu işlemlerin sonucunu bilgi olarak sunan elektronik aygıt. @@ Çok sayıda aritmetiksel ya da mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, çalışması sırasında bir işletmen'in işe karışması gerekmeksizin, önceden verilmiş bir izlenceye göre, özdevimli olarak yürüten bir veri işleyici. Bir bilgisayar dizgesi elektronik ve mekanik birimlerden oluşan donanım ile bu donanım birimlerini ya da kaynakları istenen işlere yöneltip verimli bir çalışma düzeni içerisinde kullanabilmek için gerekli tüm izlencelerden ve veri yapılarından oluşan yazılım öğelerini kapsar. Minibilgisayar, mikrobilgisayar tanımlarının dışındaki geleneksel bilgisayarlar ana işlem birimlerinin hız ve yapısına, ana belleklerinin sığasına, dış belleklerin ve giriş-çıkış birimlerinin türlülüğüne, sayısına ve hızına göre büyük, ortaboy ya da küçük dizgeler olarak sınıflandırılır. @@ Verilen izlencelere göre sayısal, usbilimsel, abecesel verileri işleyerek amaçlanan sonuçları veren eksicikli (elektronik) aygıt. @@ Veri kartlarına işlenmiş olan verileri, öngörülen işlemleri tanımlayan izlenceye göre her düzeyde işleyerek sayımsal çözümlemeleriyle birlikte çizelgeleyen araç. @@ bilişim: Güçlü bir bellek birimiyle donatılmış, sayısal ve mantıksal işlemleri kendi kendine yapabilen aygıt. @@ Çok sayıda aritmetiksel ya da mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, çalışması sırada bir işletmen'in işe karışması gerekmeksizin, önceden verilmiş bir izlenceye göre özdevimli olarak yürüten bir veri işleyici, @@ Simgesel ve matematiksel işlemler yapan bir araç. Başlangıçta toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemleri yapan bir hesap makinesi idi. Daha sonra geliştirilerek elektronik olan bilgisayarlar elde edilmiştir. )
( Komşu, komşunun her şeyine muhtaçtır. "Kül"(Küllî, Külliyat), "hepsi, her, tamamı" gibi anlamlarda kullanılır. Eğer yanan şeyden arta kalan anlatılmak istenirse, "bile"(... külüne bile ...) eklenerek kullanılabilir. )
( Karbonlu nesnelerin kapalı ve havasız yerlerde için için yanmasından ya da çok uzun süre derin toprak katmanları altında kalıp birtakım kimyasal değişmelere uğramasından oluşan, siyah renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt. İLE Maden kömürünün damıtılmasıyla elde edilen, birleşiminde kömürden çok daha az oranda uçucu nesne bulunan katı yakıt, kok kömürü. İLE Taşkömürünü çok yüksek olmayan sıcaklıkta [500-600 °C'de] damıtarak elde edilen kömür. )
( Kömür gibi bir hiç uğruna, yüzlerce güzelim kömür gözlümüzün, gözlerinin pırıltılarını ve gölgelerini kalbimizde yaşatmaya devam edeceğiz!
Bir şeylerin ihtirası yüzünden, ölmeden önce ölemeyip işçilerin ölmesine göz yumabilenler içinse, ne desek az, ne desek çok olacağından ve onların da sonlarının, gölgeleriyle ortada olduğunu anımsamamız, belki bir nebze daha teselli olabilir ümidiyle...