BEŞ(5) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- ÇAPAKLANMAK ile ÇAPAKLANABİLMEK ile ÇAPAK ile ÇAPAKLI ile ÇAPAKSIZ

- ÇAPAR ile ÇAPAR

( Postacı, ulak. | Benekli. [hayvan ve bitkide] | Derisi, kılları ve gözleri, renk özdeği yokluğundan dolayı renksiz olan insan ya da hayvan. AKŞIN, ALBİNO. İLE Takadan büyük bir çeşit Karadeniz kayığı. )

- ÇAPAR ile ÇAPARİ

- CAPE TOWN ile ÜMİT BURNU ile PELERİN

- ÇAPGUT = ÇAPUT
[<

( Çaput, şilte. )

- CAPİT- ile/||/<> CEPHAL-/-CEPHALİSİA/-CEPHALOUS/-CEPHALİSM/-CEPHALUS/-CEPHALY ile/||/<> ENCEPHAL-/ENCEPHALO- ile/||/<> CRAN- ile/||/<> CEREBR-/CEREBRİ-/CEREBRO- ile/||/<> CORTİCO-/CORTİC- ile/||/<> ARACHNO- ile/||/<> AMYGDAL-/AMYGDALO- ile/||/<> FRONT-

( Baş. İLE/||/<> Başla ilgili, başın biçimi, baştaki anormallik. İLE/||/<> Kafatası. İLE/||/<> Beyin. İLE/||/<> Beyinle ilgili. İLE/||/<> Korteksle ilgili, bir örgenin yüzeyel tabakası. İLE/||/<> Örümcek, ince ağ benzeri yapı [araknoid: Beyin zarlarından biri]. İLE/||/<> Badem biçiminde, tonsille ilgili. İLE/||/<> Alın, ön. )

- CAPITANIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= KAPİTANYAN EPOKU

( Günümüzden yaklaşık olarak 265.100.000 ile 259.900.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimi. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ÇAPKIN ile/ve/değil/||/<> ALKOL ÇAPKINI

- ÇAPLA

( Maden kazmak için kullanılan çelik kalem. )

- ÇAPLAMAK ile ÇAPLA


- CAPR/COMPUTER AIDED PATIENT REGISTRATION değil/yerine/= BİLGİSAYAR DESTEKLİ SAYRI KAYDI

- CROSS PRODUCT[İng.] ile/değil/yerine/= ÇAPRAZ ÇARPIM

- ÇAPRAZ ÇUBUK ile KEMİKLERİN ile TATAR YAYI ile MELEZ ile MELEZ

- ÇAPRAZ SORGU ile ÇAPRAZ REFERANS ile ÇAPRAZ ŞEKİLLİ

- ÇAPRAZLAMAK ile ÇAPRAZLAŞMAK ile ÇAPRAZLAŞTIRMAK ile ÇAPRAZ/LIK ile ÇAPRAZ KUR ile ÇAPRAZ ATEŞ ile ÇAPRAZ SORGU ile ÇAPRAZ KAFİYE ile ÇAPRAZ SORGULAMA

- CAPRICORN değil/yerine/= OĞLAK BURCU

- ÇAPULLAMAK ile ÇAPULLANMAK ile ÇAPUL ile ÇAPULA ile ÇAPULCU/LUK ile ÇAPULACI/LIK

- ÇAPUT BAĞLAMA ile/ve/<> SALAMA

( ... İLE/VE/<> Sahalar'ın, çaput bağlamaya verdikleri ad. )

- CAPUT[İng.] değil/yerine/= CAPUT

( Latince köklü, "baş" anlamına gelen bir ektir. Örneğin, "caput vertebralis" ifadesi "omurganın baş kısmı" anlamına gelmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ÇAPUT ile ÇAPUTLAMA


- ÇAKIR/ÇAQIR = MAVİ
[<

- ÇAR ÇUR (ETMEK)[İSRAF ETMEK] ile/ve/||/<> PEŞKEŞ ÇEKMEK

- CAR-T İLE GENE DRİVE İLE BASE EDİTOR ile/||/<> GEN TERAPİLERİ

( İleri gen modifikasyon uygulamaları. )
( Formül: CAR = scFv + CD3ζ )

- CAR-T İLE TCR-T İLE NK-CAR ile/||/<> MÜHENDİSLİK İMMÜNOTERAPİ

( Tasarlanmış immün hücreler. )
( Formül: scFv-CD3ζ-CD28 )

- CAR :/yerine ARABA

- CAR ile CARİ ile CART ile CAR CAR ile CARİ KUR ile CARİ PARA ile CART CURT ile CARİ GİDER ile CARİ HESAP ile CARİ ÜCRET ile CARİ MASRAF

- ÇAR ile ÇASAR[< Macarca < Lat.]

( ... İLE Viyana'da oturan, Alman imparatorlarına verilen san. )

- ÇAR =/< SEZAR

( Rusça. =/< Latince. )
( Rus imparatorlarına ve Bulgar krallarına verilen san. =/< ... )

- CARCİN- ile/||/<> SCİRRH-/SCİRRHO-/-SCİRRHUS ile/||/<> SCLER-/SCLERO-

( Kanser. İLE/||/<> Sert, sert kanserle ilgili. İLE/||/<> Sert, sklera ile ilgili, sklera ile bağlantılı. )

- CARDIOVERTER-DEFİBRİLLATOR değil/yerine/= YÜREK İÇİ DİZEMDÜZELTİR


- CARE ABOUT vs. CARE FOR

- CARE :/yerine BAKIM, İLGİLENMEK

- ÇARE[Fars.] değil/yerine/= ÇÖZGE

- ÇARENİN BULUNMASI/BULUN(A)MAMASI ile BAŞARI/BAŞARISIZLIK

- Çaresizi DİNLE!!!

- ÇARESİZLİK ile/ve/değil/yerine/<> SABIR

- CAREY-FOSTER BRIDGE[İng.] / PONT DE CAREY-FOSTER[Fr.] / CAREY-FOSTERSCHE BRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= CAREY-FOSTER KÖPRÜSÜ

- CARİ HESAP değil/yerine/= SÜREN SAYIŞ

- CÂRİ MASRAF değil/yerine/= DÖNEM GİDERİ

- CARİ PARA değil/yerine/= GEÇER PARA


- CARİ ÜCRET değil/yerine/= GEÇER ÖDENÇ

- ÇARIK-ÇÜRÜK

- ÇARIK ile/ve/||/<>/> CIZLAVAT/CIZLAVET[< GISLAVED - İSVEÇ(Jönköping bölgesi)]["CIZDAVET" değil!]

( Eski İskandinav dilinde büyük ölçüde bir kişinin adı (Gísli) + "orman/ahşap" (ved) birleşiminden türemiştir. )

- CARİYE/HALAYIK / AS/AWINÇU/KÜNG[dvlgtrk] ile/||/<> KARVAŞ/KARAVAŞ ile/||/<> MUTAK ile/||/<> HASEKİ ile/||/<> HASEKİ İKBAL

( ... İLE/||/<> Haremdeki cariye. İLE/||/<> Osmanlı'da özgürlüğü geri verilmiş kul ya da karavaş. İLE/||/<> Karavaşlar arasından seçilen, sultan gözdesi.[Erkek çocuk doğuran, saray cariyesi.] İLE/||/<> Sultanın gözde cariyesi. )

- ÇARK ETMEK ile/değil/yerine/>< FARK ETMEK

- ÇARK ile/ve/||/<> DİŞLİ

- ÇARKA ile ÇARKACI

- ÇARLİSTON ile ÇARLİSTON BİBER ile ÇARLİSTON MARKA ile ÇARLİSTON MARKA KERESTE

- CARLTON OTELİ

( Yeniköy, Köybaşı caddesi üzerinde ve Sait Halim Paşa yalısının yanında idi. Turizm Bankasına ait olan otel yirmi yıl kadar hizmet ettikten sonra 1986'da kapatıldı, sonra da yıktırıldı. )

- CARNIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= KARNİYAN EPOKU

( Günümüzden 235.000.000 ile 228.000.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- CARNOT ÇEVRİMİ ve/||/<> İDEAL ÇEVRİM

- CARNOT VERİMİ ile/||/<> GERÇEK VERİM

( Carnot ideal maksimum, gerçek kayıplar sürtünme. )
( Formül: η = 1-T_c/T_h teorik )
( Sadi Carnot tarafından 1824 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1796-1832) (Ülke: Fransa) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Carnot çevrimi, termodinamik) )

- CARO'S ACID[İng.] ile/değil/yerine/= CARO ASİDİ

- ÇARPIŞMA ile/||/<> ÇARPIŞMA FREKANSI ile/||/<> ÇARPIŞMA KURAMI ile/||/<> ÇARPIŞMA MATRİSİ / SAÇILMA MATRİSİ ile/||/<> ÇARPIŞMASIZ BOLTZMANN DENKLEMİ / VLASOV DENKLEMİ ile/||/<> ÇARPIŞMA ETKİ KESİTİ / ÇARPIŞMA TESİR KESİTİ / ETKİ KESİTİ / TESİR KESİTİ ile/||/<> ÇARPIŞMAYLA İYONLAŞMA ile/||/<> ÇARPIŞMAYLA UYARMA ile/||/<> ÇARPIŞMA YOĞUNLUĞU

- COLLISION EXCITATION[İng.] / EXCITATION PAR COLLISION[Fr.] / ERREGUNG DURCH STOSS, ERREGUNG MIT DEM ZUSAMMENSTOSS[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇARPIŞMAYLA UYARMA

- HASİLİ ZARP[Osm.] ile/değil/yerine/= ÇARPM

- ÇARPMA İKİLİĞİ ile ÇEKİM İKİLİĞİ

- CARRY :/yerine TAŞIMAK

- ÇARŞI-PAZAR (DOLAŞMAK)

- ÇARŞI ile ÇARŞILI ile ÇARŞISIZ ile ÇARŞI AĞASI ile ÇARŞI EKMEĞİ


- ÇARŞI ile KAPALI ÇARŞI ile ALIŞVERİŞ MERKEZİ(AVM)

( ... İLE Tonoz ya da kubbelerle örtülü, yanları kapalı, çeşitli dükkânlardan oluşan büyük çarşı binâsı. İLE ... )

- ÇARŞI[Fars. < ÇÂR/ÇEHÂR:Dört. + SU: Yol. ]/SUK[Arapça] ile PAZAR[Fars. < BAZAR]

( Dükkânların bulunduğu alışveriş yeri. İLE Satıcıların belirli günlerde mallarını sattığı geçici yer. | Belirli bir şeyin satıldığı yer, piyasa. | Alışveriş. | Cumartesi ile pazartesi arasındaki gün. )

- ÇARŞILAR:
ÜSTÜ AÇIK
ile/ve/||/<> KAPALI ile/ve/||/<> BEDESTEN

- CÂRÛ/CÂRUB[Fars.] değil/yerine/= SÜPÜRGE

- ÇARUK/ÇARUQ ile ÇARUK/ÇARUQ / ÇARUKLUK/ÇARUQLUG
[<

( Çarık. İLE Oğuzların bir kolunun adı. )

- ÇARUN[YAGMA] = ÇINAR
[<

- ÇARX[Azr.] = TEKER[Tr.]

- CASE :/yerine DURUM, DAVA

- CASH :/yerine NAKİT

- CASİMİR ETKİSİ ile/||/<> VAN DER WAALS KUVVETİ

( Casimir etkisi vakum dalgalanmalarından kaynaklanan kuvvetken, Van der Waals moleküler elektrik dipol etkileşimidir )
( Formül: F ∝ 1/d⁴ )
( Hendrik Casimir tarafından 1948 yılında keşfedildi/formüle edildi. )

- CASİMİR İLE LAMB İLE AHARONOV-BOHM ile/||/<> KUANTUM VAKUM ETKİLERİ

( Boş uzayın kuantum etkileri. )
( Formül: F_Casimir = -ℏcπ²/240d⁴ )
( Georg Ohm tarafından 1827 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1789-1854) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Ohm yasası, elektrik direnci) )

- CASSEGRAIN FOCUS[İng.] / CASSEGRAIN-FOKUS[Alm.] ile/değil/yerine/= CASSEGRAİN ODAĞI

- FOYER DE CASSEGRAIN[Fr.] ile/değil/yerine/= CASSEGRAİN ODAK NOKTASI

- CAST :/yerine OYUNCU KADROSU, ATMAK

- CASUS[Ar.]/AJAN[Fr./İng. < AGENT] değil/yerine/= ÇAŞIT

- ÇAT ile ÇATI ile ÇATICI/LIK ile ÇATILI ile ÇAT PAT ile ÇATISIZ ile ÇAT KAPI ile ÇATI KATI ile ÇATI ARASI ile ÇATI ETEĞİ ile ÇATI EKLERİ ile ÇATI FARESİ ile ÇATI KİRİŞİ ile ÇATI ÖRTÜSÜ ile ÇATI KAPLAYICI ile ÇATI PENCERESİ

- CAT- ile/||/<> EN- ile/||/<> END-/ENDO-/ENTO-/ESO- ile/||/<> EP-/EPİ- ile/||/<> DEXTR-/DEXTRO- ile/||/<> DİST-/DİSTO- ile/||/<> DORS-/DORSİ-/DORSO- ile/||/<> HYP-/HYPO- ile/||/<> HYPER- ile/||/<> HYPS-/HYPSİ-/HYPSO- ile/||/<> E-/EC-/EX-/EXO-/OE- ile/||/<> EXTRA-/EXTRO- ile/||/<> MES-/MESO- ile/||/<> MET-/META- ile/||/<> İM- ile/||/<> İN- ile/||/<> İNTER- ile/||/<> İNTRA-/İNTRO- ile/||/<> LATER-/LATERİ-/LATERO- ile/||/<> ULTRA- ile/||/<> UN- ile/||/<> SUB- ile/||/<> SUPER- ile/||/<> SUPRA- ile/||/<> SYN- ile/||/<> TRANS- ile/||/<> PERİ- ile/||/<> PRE-/PRAE-/PRO- ile/||/<> PROT-/PROTO- ile/||/<> RETRO- ile/||/<> PAN-/PANT-/PANTO- ile/||/<> CO-/COM-/CON- ile/||/<> POST- ile/||/<> PLEİO-/PLEO- ile/||/<> MEDİ-/MED- ile/||/<> MULT-/MULTİ-

( Aşağı, alt, uzak, karşıt, cot, ile. İLE/||/<> İçine, içine koymak, içte kapatmak, çevrelemek. İLE/||/<> İçinde, iç tarafta. İLE/||/<> Yukarıda, üstte, arasında, önde, yanda, tarafında, dışta, üstte, üzerinde, ek olarak. İLE/||/<> Sağda, sağa doğru, sağ tarafta. İLE/||/<> Distal, merkezden uzakta, ayrı, arkada. İLE/||/<> Sırt, sırtla ilgili, dorsal geri, arka. İLE/||/<> Altında, aşağıda, normalden az. İLE/||/<> Üzerinde, üstünde, yukarısında, ötesinde, normalden fazla, aşırı. İLE/||/<> Yüksek, yükseklik, yukarıda, yukarı, yukarıya. İLE/||/<> Ötesinde, dış, kapalı, -den, bütünüyle, olmaksızın, dışında, dış tarafta, bütünüyle. İLE/||/<> Dışında, fazladan, ötesinde, üstüne, ek olarak. İLE/||/<> Orta, arada, birleştirici bölüm, kısmı, ikincil. İLE/||/<> Sonra, ötesinde, arasında, değişim, dönüşüm, başkalaşım. İLE/||/<> Değil, olmayan, olumsuz anlam veren ön ek. Yokluk, eksik, olmaksızın. İLE/||/<> İçine, içte, içinde, e doğru, üzerinden. İLE/||/<> Arasında, içlerinde, çevrelenmiş, sarılmış. İLE/||/<> İçinde, içine, içe doğru. İLE/||/<> Yan, yanda, yan tarafta. İLE/||/<> Ötesinde, aşırı, fazla. İLE/||/<> Değil, eksik, yoksun. İLE/||/<> Boyunca, ötesinde, bütünü ile. İLE/||/<> Altında, yakınında, hemen hemen, yakın, eksik, az çok. İLE/||/<> Yukarıda, aşırı, üzerinde. İLE/||/<> Yukarıda, üzerinde, üstünde. İLE/||/<> İle, birlikte, yapışık, kaynaşmış, bağlantı [b, m, p öncesi sym, l öncesi syl olur]. İLE/||/<> Önce, önünde. İLE/||/<> Çevresinde, yakınında, ötesinde, dolaylarında. İLE/||/<> İlk kez, ilk durum. İLE/||/<> Geri, sırt, arka, arkada. İLE/||/<> Bütün, genel, hepsi. İLE/||/<> İle, birlikte. İLE/||/<> Sonra, arkasında, daha sonra. İLE/||/<> Daha fazla. İLE/||/<> Orta, orta çizgi ve düzlemle ilgili, mediyal, ara, arada. İLE/||/<> Çok, fazla, aşırı, çok sayıda bölüm tutan. )

- ÇATAK ile ÇATAK BAYRAK

-

- ÇATAL ÇEŞME

( Bâbıâli'dedir. )

- ÇATAL ÇEŞME ile/ve ÇATAL ÇEŞME

( Bâbıâli'de, Molla Çelebi Sokağı'nda, cami karşısında. [1881] İLE/VE
Bağdat Caddesi'nde. [1767][1947'de yeri kaydırılmıştır] )

- ÇATAL ile/ve/||/<> AYRIM

- ÇATAL ile ÇATLAK

- ÇATAL ile/ve/değil EŞİK

- ÇATAL ile/ve/||/<> MAKAS

- ÇATAL ile/ve/||/<> YARIK

- ÇATALHÖYÜK DUVAR RESİMLERİ ile/||/<> MAĞARA RESİMLERİ

( Çatalhöyük duvar resimleri yerleşim içi sanat İLE mağara resimleri doğal mekanda sanattır. Çatalhöyük günlük yaşam sahneleri İLE mağara resimleri av hayvanları gösterir. İki sanat toplumsal yapı İLE farklı zihinsel dünyaları yansıtır. )
( Ian Hodder tarafından 1993 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1948-) (Ülke: İngiltere) (Alan: Arkeoloji) (Önemli katkıları: Çatalhöyük kazıları, post-işlemeci arkeoloji, sembolik ve bilişsel arkeoloji yaklaşımları) )

- ÇATALHÖYÜK YERLEŞİM DÜZENİ ile/||/<> MODERN KENT PLANI

( Çatalhöyük bitişik evler damdan giriş İLE modern kent sokak ve kapı girişlidir. Çatalhöyük toplulukçu düzen İLE modern kent bireyci planlama gösterir. Hodder Çatalhöyük'te sosyal eşitlik İLE hiyerarşik olmayan yapı buldu. )
( Ian Hodder tarafından 1993 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1948-) (Ülke: İngiltere) (Alan: Arkeoloji) (Önemli katkıları: Çatalhöyük kazıları, post-işlemeci arkeoloji, sembolik ve bilişsel arkeoloji yaklaşımları) )

- ÇATALHÖYÜK ile/ve/||/<>/> HACILARHÖYÜK

- ÇATALLANMA ile/ve/||/<> GARİP AÇI


- CATCH :/yerine YAKALAMAK

- CATERING[İng.] değil/yerine/= TOPLU YEMEK SUNUMU

- ÇATI PRİZMA = AMİCİ PRİZMASI

- ÇATI ile BEŞİKÖRTÜSÜ

( ... İLE İki yana akıntısı olan çatı. )

- ÇATIKLAŞMAK ile ÇATIK/LIK ile ÇATIK KAŞ ile ÇATIK YÜZ ile ÇATIK KAŞLI/LIK ile ÇATIK SURAT ile ÇATIK YÜZLÜ/LÜK ile ÇATIK ÇEHRE ile ÇATIK SURATLI/LIK ile ÇATIK ÇEHRELİ/LİK

- ÇATIR ÇATIR (KIRILMAK | OSURMAK | HARCAMAK)

- ÇATIR ÇATIR ile ÇATIR ÇUTUR

- ÇATIR ÇUTUR (KIRILMAK)

- ÇATIRTI ile ŞAKA YAPMAK ile ÇATLAMAK ile BASKI ile ÇATLAK ile KIRIK FISTIK ile KRAKER ile ÇATLAMA

- ÇATIŞMAK ile ÇATIŞILMAK ile ÇATIŞTIRMAK ile ÇATIŞABİLMEK ile ÇATIŞTIRILMAK ile ÇATIŞ


- ÇATKI ile KAŞBASTI

( Uc uca, birbirine çatılan şeylerin bütünü. | Sehpa. | Alından geçerek başın çevresine çember gibi bağlanan bağ, kaşbastı. | Bir işin bütününün ya da parçalarının biraraya getirilmesinde uyulan yöntem. İLE Başa ve alna bağlanan bağ. )

- ÇATLAMAK ile ÇATLATMAK ile ÇATLATILMAK ile ÇATLATABİLMEK ile ÇATLAYABİLMEK ile ÇATLAYIVERMEK ile ÇATLAK/LIK ile ÇATLAK SES ile ÇATLAK ZURNA

- ÇATMAK ile ÇATMACI/LIK ile ÇATMA KAŞ

- CAUCHY İLE D'ALEMBERT İLE RAABE ile/||/<> YAKINSAKLIK TESTLERİ

( Serilerin yakınsaklığını belirleyen testler. )
( Formül: lim |aₙ₊₁/aₙ| < 1 )

- CAUCHY SAYISI = HOOKE SAYISI

( Sıkıştırılabilir akış incelemelerinde kullanılan, akışkanın yoğunluğuyla hızının karesinin çarpımının, hacmine oranına eşit, boyutsuz bir sayı. )

- CAUSE vs. MEANS

- [not] CAUSE OF vs. CAUSES OF ONE

- CAUSE vs. REASON

- CAUSE :/yerine SEBEP

- ÇAVAR/ÇUVAR ile/<> ÇAVARLIG
[<

( Ateş yakmak için kullanılan çalı çırpı. İLE/VE/||/<>/> Çalı çırpısı bol yer. )
( ÇUVAR ÇUVAR: Biçiminde ikileme olarak da kullanılır. )

- ÇAVJU = ANEM
[<

( Gövdesi ve dalları kırmızı olan ve dağlarda büyüyen bir ağaç. [Kızıl, acı meyveleri vardır.] )

- ÇAVLI/ÇAWLI ile ÇAVLI/ÇAWLI[Kençek]
[<

( Şahin. İLE Ateş yakmakta kullanılan şeftali çekirdekleri ve ceviz kabukları. )

- ÇAVULDUR, ORHAN (BURHANİYE, 1920 - )

( Tekel Genel Müdürlüğü bünyesinde memuriyet hayatına başladı. Büyükdere Kibrit Fabrikası Müdürlüğü yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )

- ÇAVUŞ/LUK ile ÇAVUŞ KUŞU ile ÇAVUŞ ÜZÜMÜ ile ÇAVUŞ KUŞUGİLLER

- ÇAXŞU = ÇALI
[<

( Şimşir çalısı.[Gözle ilgili rahatsızlıkları tedavi etmek için kullanılırdı.] )

- ÇAY ile ÇAYELİ ile ÇAY OCAĞI ile ÇAY SAATİ ile ÇAY KAŞIĞI ile ÇAY TAKIMI ile ÇAY ŞEKERİ ile ÇAY BAHÇESİ ile ÇAY BARDAĞI ile ÇAY FİNCANI ile ÇAY SERVİSİ ile ÇAY MAKİNESİ

- ÇAY ile/ve/değil/yerine/<> YEŞİL/KÖK ÇAY

- ÇAYCI İSTEPAN/DR. HULUSİ BEHÇET YALISI

( Yeniköy, Köybaşı Caddesindeki yalılardan biri de Çaycı İstepan Yalısıdır. Ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Dr. Hulusi Behçet adı ile anılan yalının son sahibi Necati Aslan'dır. )

- CAYDIRICILIK ile/ve/||/<> ISLÂH EDİCİLİK

- CÂYİ'[Ar. çoğ. CİYÂ'] ile CÂYİR[Ar.]

( Ac, ac olan, acıkmış. İLE Cevir ve cefâ eden/edici. )

- CAYIR CAYIR (YANMAK)

( Nesnelerde. )

- ÇAYIR-ÇİMEN

- ÇAYIR MANTARI ile HOROZ MANTARI ile KAV MANTARI ile KEÇİ MANTARI/AK MANTAR ile KUZU MANTARI ile YER MANTARI/KEME/KARAKEME/DOMALAN[Lat. TUBER MELANOSPORUM] KARA KEME

( KAV MANTARI: Bazitli mantarlardan, ağaçların gövdesinde ya da dallarında yetişen ve kurusu kav olarak kullanılan bitki.[Lat. FOMES FOMENTARIUS] )

- ÇAYIRBAŞI PARKI

( Sahildedir. Kaptan - ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın heykelinin bulunduğu parktır. )

- ÇAYIRBAŞI STADI

( Çayırbaşı mahallesindedir. Eskiden Tekel Kibrit Fabrikasının sahası idi. Sadece yazlık maçlar oynanırdı. Zamanla alan Sarıyer Belediyesi tarafından takas yolu ile alındı ve semtin takımları için stat haline getirildi. Bu statta ilçenin amatör kulüpleri lig maçlarını oynamakta, antrenmanlarını yapmaktadır. Zemini halıdır. )

- ÇAYIRGÜZELİ

( Buğdaygillerden bir bitki türü. [Lat. EROGROSTIS MAJOR] )

- ÇAYIRGÜZELİ ile ÇAYIROTU

( Buğdaygillerden bir bitki türü. İLE Buğdaygillerden küçük bir çayır otu. )

- ÇAYIRGÜZELİ ile ÇAYIRSEDEFİ ile ÇAYIRTİRFİLİ

( Buğdaygillerden bir bitki türü. İLE Düğünçiçeğigillerden, sulak yerlerde yetişen, kökü iç sürdürücü olarak kullanılan bir bitki. İLE Baklagillerden, hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki. )

- ÇAYIRLAMAK ile ÇAYIRLANMAK ile ÇAYIRLATMAK ile ÇAYIRLAŞMAK ile ÇAYIR/LIK ile ÇAYIRLI ile ÇAYIRSIZ ile ÇAYIR OTU ile ÇAYIR KUŞU ile ÇAYIR TAVUĞU ile ÇAYIR TERESİ ile ÇAYIR YULAFI ile ÇAYIR MANTARI ile ÇAYIR TİRFİLİ

- ÇAYIROTU/FLEOL ile KOKULU ÇAYIROTU

( Çayır oluşturan çeşitli bitkilerin genel adı. | Buğdaygillerden, kuru ve kireçli yerlerde yetişen küçük bir ot. İLE Buğdaygillerden, çayırlarda yetişen, hayvanlar için iyi bir yem olan güzel kokulu bitki. )

- ÇAYLAK ile MISIR ÇAYLAĞI

- ÇAYLI ile ÇAYLIK ile ÇAYLI KEK

- CAZİB ile/ve/<> MUZİB

- CAZİBE/TRAKSİYON değil/yerine/= ÇEKİM

- CEZBE/CAZİBE ile/ve TAHRİK

- CAZİP/CAZİBELİ/CAZİBEDAR değil/yerine/= ÇEKİCİ/ALIMLI/ALBENİLİ

- CAZİP[Ar.] değil/yerine/= ÇEKİM

- CAZIR CUZUR (YANMAK)

- CBIRS/CONTENT-BASED IMAGE RETRIEVAL SYSTEM değil/yerine/= İÇERİK TABANLI GÖRÜNTÜ ERİŞİM SİSTEMİ

- CBS/GEOGRAPHIC INFORMATION SYSTEM değil/yerine/= COĞRAFİ BİLGİ DÜZENİ


- CBS LİMİT ile/||/<> BASİS SET HATASI

( CBS complete basis sonsuz, BSSE süperpozisyon hatası. )
( Formül: Ekstrapole İLE CP düzeltme )

- CC/CORRELATION COEFFICIENT | CLOUD COMPUTING değil/yerine/= KORELASYON KATSAYISI | BULUT BİLİŞİM

- CCMM/CONTİNUITY OF CARE MATURITY MODEL değil/yerine/= BAKIM OLGUNLUĞUNUN SÜREKLİLİĞİ MODELİ

- CDSS/CLINICAL DECİSION SUPPORT SYSTEM değil/yerine/= KLINİK KARAR DESTEK DÜZENİ

- CEASE vs. PAUSE vs. STOP

- CEBÂN[Ar.] ile CEBBÂN[Ar.]

( Korkak. İLE Peynirci. )

- CEBE[< Fars.] değil/yerine/= ZIRH, SİLAH

- CEBEL ile/||/<> MAÂDÎN

( Dağ. İLE/||/<> Madenler. )

- CEBELLEŞMEK ile CEBE ile CEBEL ile CEBECİ ile CEBELİ

- CEBERÛT/LUK / ZORBALIK değil/yerine/= GÜCEGEN/LİK


- CEBİN ile CEBİR ile CEBİRSEL ile CEBİ DELİK ile CEBİRSEL DEYİM ile CEBİRSEL İFADE ile CEBİRSEL FORMÜL

- CEBÎN[Ar.] değil/yerine/= KORKAK, YÜREKSİZ | ALÇAK | ALIN

- CEBİR ile/||/<> ALGORİTMA

( Cebir ilminin kurulması ve algoritma kavramı )
( Harezmi tarafından 820 yılında keşfedildi/formüle edildi. (780-850) (Ülke: Harezm) (Alan: matematik) (Önemli katkıları: Cebir ve algoritma, Hint rakamları, astronomi tabloları) )

- CEBİR ile CEBİRSEL ile CEBİR DİLİ

- CEBİR = CEBR[Fars., Ar.] = ALGEBRA[İng., İt., İsp., Dan., Rus.] = ALGÈBRE[Fr.] = ARS RATIOCINANDI PER LITTERAS, ARS PER LITTERAS[Orta Lat.] = ALGEBRA, BUCHSTABENRECHNUNG[Alm.] = ALGEBRA, STELKUNDE[Fel.]

- CEBİR ile/||/<> GEOMETRİ

( Cebirsel denklemlerin geometrik çözümleri )
( Ömer Hayyam tarafından 1070 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1048-1131) (Ülke: İran) (Alan: matematik) (Önemli katkıları: Cebir çalışmaları, takvim reformu, Rubaiyat) )

- CEBİR değil/yerine/= GÜCER

- CEBİRE[Ar.]/KOAPTÖR[Fr.] = SÜYEK

( Kırık ve çıkık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva ya da tenekeden yapılmış, üzeri sargıyla kaplanan levha. | Rayları, iki ucundan birbirine bağlamak için kullanılan delikli metal çubuk. )

- CEB(İ)R[Ar.] değil/yerine/= ZOR, ZORLAMA | DÜZELTME, TAMİR ETME

- CEBREN[Ar.] ile CEBRÎ[Ar.]

( [zarf] İLE [sıfat] )
( Zorla, cebr ile. İLE Zorla, zor altında. | Cebirsel. )

- CEBRÎ İCRA değil/yerine/= GÜCERLE TÜZRE

- CEBRÎ SATIM değil/yerine/= GÜCERLE SATIM

- CEBRİ ile CEBRİ YÜRÜYÜŞ

- CEBR/İCBAR/MECBUR ile HÜKÜM[/HÜKM]/MAHKUM

- CEC-/CECİ-/CECO-/CAEC-/CAECİ-/CAECO- ile/||/<> TYPHL-/TYPHLO-

( Kör, çekumla ilgili. İLE/||/<> Çekumla ilgili, körlükle ilgili. )

- ÇEÇEK ile ÇEÇEK[Çigil]
[<

( Çiçek. İLE Kızamık ya da çiçek sayrılığına verilen ad. )

- ÇEÇEN ile ÇEÇENCE

- CED ile/||/<> ECDÂD ile/||/<> CEDİD

( Dede, ata. İLE/||/<> Büyük babadan başlayarak geriye doğru atalardan her biri. İLE/||/<> Yeni. )

- CEDDE[Ar. < CEDDÂT] ile/ve/> CEDD[Ar. < ECDÂD]

( Babaanne. İLE/VE Dede, büyük baba. )

- CEDEL ile/değil/yerine/<> BURHAN

( Bir bilginin, yanlışları göstermesi. İLE/DEĞİL/YERİNE/<> Savını temellendirmek. )

- CEDEL-İ MAHBÛBE ve CEDEL-İ MAZMÛNE ile/ve/||/<>/> CEDEL-İ MAHMÛD ve CEDEL-İ MAZMÛNE

(

Cedel Türleri: Mahmûd – Mezmûm / Mahbûbe – Mazmûne

1. Mahmûd ve Mezmûm Cedel

Mahmûd ve Mezmûm ayrımı, tartışmanın ya da söylemin amacına ilişkindir. Bu ayrımda ölçüt, tanımın biçimi değil tartışmaya girilme niyetidir.

Mahmûd cedel, hakikati ortaya çıkarmayı hedefler. Kişi, kendi görüşünün yanlış olabileceğini baştan kabul eder. Amaç, galip gelmek değil doğruya yaklaşmaktır. Delil istemek, karşı delili dikkate almak ve gerekirse geri adım atmak, bu türün temel özellikleridir.

Örnekler:

  • “Yanılıyor olabilirim. Verileri birlikte inceleyelim.”
  • “Eğer söylediğin doğruysa düşüncemi değiştiririm.”
  • “Önemli olan, kimin kazandığı değil neyin doğru olduğu.”

Mezmûm cedel, hakikati değil galibiyeti amaçlar. Konu ikincildir; asıl hedef, öteki kişiyi/kişileri susturmak, itibarsızlaştırmak ya da üstünlük kurmaktır. Bu türde otoriteye dayanma, çoğunluğu referans verme, niyet okuma ve kişisel saldırı yaygındır.

Örnekler:

  • “Ben, senden büyüğüm. Tartışma bitmiştir.”
  • “Bu konuda konuşacak yetkinliğin yok.”
  • “Bizi eleştirenlerin niyeti belirli.”

2. Mahbûbe ve Mazmûne Cedel

Mahbûbe ve Mazmûne ayrımı, tanımın nasıl kurulduğuyla ilgilidir. Burada, niyet değil dilsel sunum biçimi belirleyicidir.

Cedel-i Mahbûbe, açık öncüllere dayanır. Konuşan kişi, hangi varsayımlardan hareket ettiğini gizlemez. Dinleyici, iddianın dayandığı kabulleri açıkça görür.

Örnekler:

  • “Adâlet, herkes için önemlidir.”
  • “Güvenlik önemlidir; bu yasa gerçekten buna hizmet ediyor mu?”
  • “Emeğe saygı değerlidir. Bu davranış, buna uyuyor mu?”

Cedel-i Mazmûne, örtük öncüllerle kurulur. Asıl iddia, doğrudan söylenmez; imâ edilir. Dinleyici, boşlukları kendi doldurmaya yönlendirilir. Bu nedenle, yanlış çıkarıma açık bir yapı taşır.

Örnekler:

  • “Bazı kararların kimlere yaradığı açık.”
  • “Bu işin sonunun nereye varacağını biliyorsun.”
  • “Bazı kişiler, böyle davranır, sonra şaşırır.”

3. Türlerin Birlikte Görünümü

Bu iki ayrım, birbirinden bağımsızdır. Mahbûbe olmak, zorunlu olarak Mahmûd olmak anlamına gelmez; Mazmûne olmak da doğrudan Mezmûm sayılmaz.

  • Mahbûbe + Mahmûd: Açık öncüllerle, hakikati arayan ideal tartışma biçimi.
    Örnek: “Güvenlik önemli; bu yasa, gerçekten buna hizmet ediyor mu?”
  • Mahbûbe + Mezmûm: Tanım açık olsa bile amaç, baskı kurmaktır.
    Örnek: “Herkes bunu kabul eder. İtiraz eden, bilgisizdir.”
  • Mazmûne + Mahmûd: Kırıcı olmamak için dolaylı anlatım kullanılır; niyet samimidir.
    Örnek: “Bu yaklaşımın uzun vâdeli etkilerini düşünmek gerekir.”
  • Mazmûne + Mezmûm: İmâ yoluyla suçlama ve itibarsızlaştırma yapılır.
    Örnek: “Bu yasaya karşı çıkanların niyeti mâlum.”

Sonuç itibarı ile ...

Mahmûd ve Mezmûm ayrımı, tartışmanın niyetini;
Mahbûbe ve Mazmûne ayrımı ise tanımın biçimini açıklar.

Bir söylemin sağlıklı ya da sorunlu oluşu,
ne söylendiğinden çok,
nasıl söylendiğiyle ilgilidir.

)

- CEDELLEŞMEK ile CEDEL

- CEDİ ile CEDİT

- CEDÎD ile BİD'AT

( Yeni. İLE Sonradan ortaya çıkan. )

- CEFÂKÂR değil/yerine/= KIRAV/CI

- CEHÂLET KİBARLIĞI ile/değil/yerine KİBARLIK

( "Kibarlığını" yüzüne-gözüne bulaştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE Zamanını, zeminini, gerektiği kadar ve ölçüsünü bilerek/tutturarak, bilinçle. )

- CEHÂLET/CAHİL ile/ve LAUBALİ/LİK

- CEHÂLET ile SIDKİYET(SÂDIK OLMA)

- CEHÂLET ile/ve TEVEKKÜLDEN UZAK OLMAK

- CEHÂLET ile UZAK OLMAK


- CEHÂLET/CÂHİL ile/ve ZULÜM/ZÂLİM

( Cahil kişi, kendinin bile düşmanı iken, başkasına dost olması nasıl beklenir? )
( Zulümle âbâd olanın, sonu, berbâd olur. )

- CEHÂM[Ar.] ile CEHÂN[Ar.]

( Yağmur vermeyen bulut. İLE Dünya. | Sıçrayan, fırlayan, çabuk hareket eden. )

- CEHEL SUTUN = KIRK SÜTUN

- CEHENNEM ile FENA HALDE BÜKÜLMÜŞ

- CEHENNEM" ve/||/<> İYİ NİYET TAŞLARI

- CEHENNEMLEŞMEK ile CEHENNEM/LİK ile CEHENNEMİ ile CEHENNEM TAŞI ile CEHENNEM AZABI ile CEHENNEM HAYATI ile CEHENNEM KÜTÜĞÜ ile CEHENNEM SICAĞI ile CEHENNEM ZEBANİSİ

- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( Bir şeyi mutlak olarak bilmemek.
İLE/||/<>/<
Bilmemek. Bilmediğini bilmek.
İLE/||/<>/<
Bilmemek. Bilmediğini bilmemek. [Olgu ve olaya uygun olmayan kesin inanç.]
İLE/||/<>/<
Bilmemek. Bilmediğini bilmemek fakat bildiğini iddia etmek. ["Bildiğinin" ya da bildiğini varsaydığının, yanlışının, en doğru/kesin olduğunu iddia etmek.]
İLE/||/<>/<
Ötekinin iddiasını/sözünü delilsiz/kanıtsız kabul etmek. )
( ... İLE/VE Tek boyutlu. İLE/VE İki boyutlu. İLE/VE Üç boyutlu. İLE/VE Dört boyutlu. )
( [Felsefe'de] BEBGAİYYE[Ar.]/PSITTACISME[Fr.]: Papağanlık. )
( Sadece bir iyi vardır, bilgi; sadece bir kötü vardır, cehalet. )
( TÂC MÂRİFET TÂCIDIR, SANMA GAYRI TÂC OLA
TAKLİT İLE TOK OLAN, HAKİKATTE AC OLA )
( )
( Anlayanlar(those who get it) <> Anlayıp da anlamamış gibi yapanlar(those who get it do not get it) <> Anlamayanlar(those who do not get it)
-----------------------------------------------------

Anlayanlar(those who get it) <> Anlayıp, anlaşılacak hiçbir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who get it but realise there is nothing to get) <> Anlaşılacak bir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who realise there is nothing to get)
----------------------------------------------------

Anlamayanlar(those who get it) <> Anlamayıp, anlaşılacak hiçbir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who do not get it and realise there is nothing to get) <> Anlaşılacak bir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who realise there is nothing to get)
-----------------------------------------------------

Karmakarışık durumda olanlar/hiçbir nasibi ol(a)mayanlar(those who are very confused) )
( O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini;
çocuktur, onu eğitin/yetiştirin.

O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini;
cahildir, ondan uzakça durun.

O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini;
(belki) uykudadır, onu uyandırın.

O ki, biliyor ama biliyor bildiğini;
bilge kişidir, onu izleyin. )

- CEHL-İ BASİT ile CEHL-İ MÜREKKEB

( Bilmediğini bilen. İLE Bilmediğini bilmeyen. )
( Şekk. İLE Eş-şekk. )
( O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini;
çocuktur, onu eğitin/yetiştirin.
O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini;
cahildir, ondan uzakça durun.
O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini;
(belki) uykudadır, onu uyandırın.
O ki, biliyor ama biliyor bildiğini;
bilge kişidir, onu izleyin. )

- CEHL-İ MÜREKKEB ile/ve ECHEL-Ü CÜHELÂ

( Bilmediğini bilmemek. İLE/VE Bilmediği halde bildiğini doğru kabul etmek ve iddia etmek. )
( TECHÎL (ETMEK): Cahile cahilliğini söylemek. )

- ÇEHOV değil ÇEHOF


- CEHR[Ar.] ile IZHÂR[Ar.]

- CEHRE[< Fars.] ile ÇEHRE[< Fars.]

( Pamuk, yün gibi şeyleri eğirip iplik durumuna getirmeye yarayan araç, iğ. İLE Yüz. | Görünüş. | Somurtkanlık. )

- ÇEHRE ile ÇEHRECE ile ÇEHRELİ ile ÇEHRE ZÜĞÜRDÜ

- ÇEHRE[Fars. ÇİHRE] ile/ve/||/<> ÇEVRE

- CEHRÎ

( AÇIKTAN YA DA YÜKSEK SESLE YAPILAN )

- CEILING :/yerine TAVAN

- ÇEK AUT[İng. < CHECK-OUT] değil/yerine/= ÇIKIŞ İŞLEMİ

- ÇEK CUMHURİYETİ değil/yerine/> ÇEKYA[CZECHIA]

- ÇEKAP/CHECK-UP[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK TARAMASI/YOKLAMASI, TÜM/TAM BAKIM

- ÇEKÇE ile ÇEKÇEK


- ÇEKEK ile ÇEÇGE ile ÇEK ÇUK ile ÇEK
[<

( Çekiç. İLE Dokumacı tarağı. İLE Ivır zıvır, eski eşya. İLE . Çizgili kumaşa[bürd] benzeyen bir pamuklu dokuma.[Atkı, şal gibi şeylerin yapımında kullanılır.] )

- LIXIVIATION, LESSIVAGE, LIXIVITION[Fr.] ile/değil/yerine/= ČEKEME, VYKAMA VE ÇUŽİTLEME

- ÇEKEMEMEK ile ÇEKEM

- CEKET ile CEKETLİ ile CEKETSİZ

- CEKET ile CEPKEN

( ... İLE Kolları yırtmaçlı ve uzun, harçla işlenmiş, bir tür kısa, yakasız, üst giysisi. )

- JACKET[İng.] / CHEMISE[Fr.] ile/değil/yerine/= CEKET

- CEKET ile JAKETATAY[Fr.]

( ... İLE Resmi ziyaret ve davetlerde, erkeklerin giydikleri arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş ceket. )

- CEKET ile KRUVAZE[Fr. < CROISE]

( ... İLE Ön parçaları, birbiri üzerine gelecek biçimde yapılan ceket, yelek. )

- CEKET yerine/değil YEN

- ÇEKİ-DÜZEN (VERMEK)


- ÇEKİ ile ÇEKER

( Tartı. | 250 kg.'a eşit olan, odun, kireç gibi ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan bir ağırlık ölçüsü. | Üzüntü, sıkıntı. İLE Bir tartma aygıtının kaldırabildiği ağırlık miktarı. )

- ÇEKİÇ (KEMİĞİ) ile/ve ÖRS (KEMİĞİ) ile/ve ÜZENGİ (KEMİĞİ) ile/ve ORTA KULAK KEMİKLERİ

( AZM-İ MITRAKA ile/ve AZM-İ SENEDÂNÎ ile/ve AZM-İ RİKÂBÎ ile/ve ... )
( image

image )

- ÇEKİÇ ile BALYOZ/VARYOS[Yun./Lat.]

( Çivi çakma, madenleri dövme vb. işlerde kullanılan saplı bir el aleti. | Yaklaşık 1,20 metre uzunluğundaki madenî tele bağlı ve ağırlığı 7,257 kilogram olan gülle. İLE Taş kırma, kazık çakma, duvar yıkma vb. işlerde kullanılan, iki ucu az keskin, çok iri, ağır çekiç. )

- ÇEKİÇ ile BARDA

( ... İLE Dam ustalarının kullandığı, başının bir ucu çember parçası biçiminde eğri, öbür ucu keskin çekiç. | Fıçıcı keseri. )

- ÇEKİÇ ile DİŞEĞİ

( ... İLE Taşları yontmak için kullanılan, dişli bir çekiç. )

- ÇEKİÇ ile ŞAHMERDÂN[Fars.]

( ... İLE Vurucu ağırlığın, mekanik olarak yükselmesi ve düşmesi sonucu dövme işlemi yapan makine. | Bir yapının, temel kazıklarını çakmakta kullanılan bir çeşit araç. | Çok ağır bir çeşit tokmak ya da çekiç. )

- ÇEKİÇ ile/ve/değil/||/<> TOKMAK

- HAMMERMÜHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİČKİ KŘİVCİ

- ÇEKİÇLEMEK ile ÇEKİÇLENMEK ile ÇEKİÇLETMEK ile ÇEKİÇLENEBİLMEK ile ÇEKİÇLETEBİLMEK ile ÇEKİÇLEYEBİLMEK ile ÇEKİÇ ile ÇEKİÇ ATMA ile ÇEKİÇ KEMİĞİ ile ÇEKİÇ MAKİNESİ

- ÇEKİG ile ÇEKİK/ÇÜPEK ile ÇEKİK
[<

( Bir yazıdaki yardımcı imler. İLE Küçük erkek çocuğunun eşeysel örgeni, pipi. İLE Serçeye benzer benekli bir kuş.[Kayalık yerlerde yaşar.] )