BEŞ(5) YAZAÇLI SÖZCÜKLER
- YILANIN:
BURNU ve/||/<> JACOBSON ÖRGENİ
- YILDIRIM, OSMAN (TONYA, 1965)
- YILDIRIM/LIK ile YILDIRIMLI ile YILDIRIM AŞKI ile YILDIRIM TAKLA ile YILDIRIM NİKAHI ile YILDIRIM SİPERİ ile YILDIRIM TELGRAF
- KORULAR'DA:
YILDIZ, BEBEK, EMİRGÂN, TARABYA, BÜYÜKDERE, BELGRAT ile/ve ABRAHAM, BEYKOZ, ÇUBUKLU, KANDİLLİ, VANİKÖY, KUZGUNCUK(FETHİ PAŞA)
- YILDIZ KÜTLELİ KARA DELİK ile/||/<> SÜPER KÜTLELİ KARA DELİK
- YILDIZ PARALAKSI/IRAKLIK AÇISI ve/||/<>/> DOPPLER ETKİSİ/KAYMASI ve/||/<>/> FAUCAULT SARKACI
- STELLAR SPECTRUM[İng.] / SPECTRE STELLAIRE[Fr.] / STERNSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YILDIZ TAYFI/SPEKTRUMU
- YILDIZ, OLKAN SERDAR (SARIYER, 1982)
- YILDIZ ile TAKIMYILDIZ
- YILDIZÇİÇEĞİ = DALYA
- YILGAR/SATKIN/HAİN[Ar.] ile/ve/değil BİLGİSİZ/CAHİL[Ar.]
- YILGI ile YILGIN/LIK ile YILGINCA ile YILGIN YILGIN
- YILKI(OTLAK) ATI(/ÖZGÜR/YABAN AT) değil/= HERGELE
)[Dünya üzerinde yaşayan yaban atı yoktur. Sonuncusu, 1909 yılında, Rusya'da, hayvanat hapishanesinde ölmüştür.] )
- YILKI ile/ve/||/<> TAKHİ(PRZEWALSKI ATI)
- YILLIK BİTKİ ile UZUN SÜRELİ BİTKİ
- YILLIK ile YILLIK ETKİNLİK ile YILLIK CIVA ile YILLIK RAPOR ile YILLIK
- YILMAZ, AHMET (AKÇAABAT, 1954)
- YILMAZ, M. FARUK (İST. 1948)
- YILMAZ, MURAT (TRABZON, 1951 - )
- YİNE DE ile/ve/||/<> BU SAYEDE ile/ve/||/<> DEMEK Kİ
- YIN-YANG ile/ve KLEIN ŞİŞESİ
- YİRMİ YIL ÇALIŞAN ÖĞRETMEN:
[ya] BİR YILLIK "DENEYİMİNİ", YİRMİ YIL BOYUNCA TEKRAR EDEN
ile/değil/yerine/ne yazık ki/ya da/><
YİRMİ YILLIK DENEYİMİ OLAN
- YİRMİ/LİK ile YİRMİNCİ ile YİRMİ BEŞLİK ile YİRMİ BİNLİK ile YİRMİLİK DİŞ ile YİRMİ YAŞ DİŞİ ile YİRMİ MİLYONLUK
- YİRMİSEKİZ ÇELEBİ MEHMET EFENDİ ile YEDİ-SEKİZ HASAN PAŞA
- DISSIPATION FACTOR[İng.] / DISSIPATIONSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YİTİM ÇARPANI
- DISSIPATION FUNCTION[İng.] / DISSIPATIONSFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= YİTİM İŞLEVİ
- DISSIPATION LOSS[İng.] ile/değil/yerine/= YİTİM KAYBI
- YIVIŞMAK ile YIVIŞ YIVIŞ
- YİYECEK:
BESİN ve/||/<>/> SÜPÜRGE
- YİYECEK VE İÇECEK ile YEMEK ŞİRKETİ
- YİYECEK ile GIDA ÜRÜNLERİ ile GIDA ZEHİRLENMESİ ile YİYECEK TEMİNİ ile YEMEK GELGİTİ ile YİYECEKSİZ ile GIDALAR ile GIDA MADDESİ ile GIDA MADDELERİ
- YİYECEK ile/ve/||/<>/> YEMEK
- [ne yazık ki]
"YİYELİM-İÇELİM, KİMSEYE DOKUNMAYALIM" ve/||/<>/>/< "YİYEYİM-İÇEYİM, KESEME DOKUNMAYAYIM"
- YİYİM ile YİYİŞ ile YİYİCİ/LİK ile YİYİMLİ
- YKDS/MANAGERIAL DECİSION SUPPORT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= YÖNETİMSEL KARAR DESTEK DÜZENİ
- YLD/YEARS LOST TO DISABILITY[İng.] değil/yerine/= YETİ YİTİMİNE BAĞLI KAYBEDİLMİŞ YAŞAM YILLARI
- YLL/YEARS OF LIFE LOST[İng.] değil/yerine/= KAYBEDİLMİŞ YAŞAM YILLARI
- YOGİ ile GNANİ ile EYLEM İNSANI
- YOĞUN BAKIM ve/||/<>/> YOK'UM(YOĞUM)! BAKIN!
- BITTERN[İng.] / EAU MERE[Fr.] / SALZMUTTERLAUGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUN DENİZ SUYU
- KESİF[Osm.] / DENSE, CONCENTRATED[İng.] / DENSE, CONCENTRÉ[Fr.] / DICHT, KONZENTRIERT[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUN, DERİŞİK
- YOĞUN ile YOĞUN SOĞUK ile YOĞUNLAŞTIRMAK ile YOĞUNLAŞTIRICI ile YOĞUNLUK
- CONDENSATION HEAT[İng.] / CHALEUR DE LA CONDENSATION[Fr.] / KONDENSATIONSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA ISISI
- CONDENSATION POINT[İng.] / KONDENSATION PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA NOKTASI
- TEKASÜF ETMEK[Osm.] / SICH KONDENSIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMAK
- YOĞUNLAŞMAK ile YOĞUNLAŞTIRMAK ile YOĞUNLAŞABİLMEK ile YOĞUNLAŞTIRABİLMEK ile YOĞUN/LUK ile YOĞUN DİSK ile YOĞUNLUKLU ile YOĞUN BAKIM
- YOĞUNLAŞ(TIR)MAK ve/<>/> DAVET
- TEKSİF ETMEK[Osm.] / TO CONDENSE[İng.] / KONDENSIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞTIRMAK
- AEROMETRE[Osm.] / HYDROMETER, AEROMETER[İng.] / HYDROMÈTRE, ARÉOMÈTRE[Fr.] / AREOMETER, DICHTMESSER, DENSIMETER, HYDROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK ÖLÇER
- SPECIFIC RESISTIVITY OF DENSITY[İng.] / RÉSISTIVITÉ SPÉCIFIQUE DE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEPEZIFISCHEWIDERSTAND, SPEZIFISCHER DICHTEWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK ÖZGÜL DİRENCİ
- YOĞUN/LUK ile AZ/LIK >< ÇOK/LUK
- İZÂFÎ SIKLET, KESÂFET[Osm.] / DENSITY[İng.] / DENSITÉ[Fr.] / DICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK
- YOĞUN/LUK ile/ve/değil/||/<>/> YORGUN/LUK
- YOĞURMAK ile HAMUR YOĞURMAK ile YOĞURUCU
- YOĞURMAK ile YOĞURTMAK ile YOĞURTLAMAK ile YOĞURABİLMEK ile YOĞURT ile YOĞURTLU ile YOĞURTÇU/LUK ile YOĞURT OTU ile YOĞURT ÇİÇEĞİ ile YOĞURT TATLISI ile YOĞURT ÇORBASI ile YOĞURTLU KEBAP
- YOK ARTIK ile YOK DAHA NELER
- YOK DEMEK ile/değil/yerine BENİM İÇİN BU/BÖYLE BİR KONU/OLGU YOK DEMEK
- YOK DEMEK ile/değil/yerine GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK
- YOK ETMEK ile BAŞKALAŞTIRMAK
- YOK ETMEK ile/değil BİTİRMEK
- YOK ETMEK ile İMHA ile YOK EDİCİ
- YOK ETMEK ile İMHA ile YOK EDİCİ
- YOK ETMEK ile ORTADAN KALDIRMAK
- YOK ETMEK" ile/ve/<>/değil/yerine TIRNAK İÇİNE ALMAK "..."
- YOK ETMEK ile/değil/yerine/>< YAŞATMAK
- YOK ETMEK ile/değil/yerine YOK OLUŞ
- YOK OLAN ile/değil/yerine ORADA OLAN
- ANNIHILATION RADIATION[İng.] / ANNIHILATION RADIATION[Fr.] / ANNIHILATIONSSTRAHLUNG, VERNICHTUNGSSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YOK OLMA IŞINIMI/IŞINI
- YOK OLMAK ile KAYBOLMA ile ORTADAN KAYBOLDU ile HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMAK ile HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMIŞ ile HAYAL KIRIKLIĞI ile ONAYLAMAMA ile ONAYLAMAMAK ile ONAYLANMADI
- YOK OLMAK ile/ve/=/değil VAR OLMAK
- YOK OLMUŞ ile SOYU TÜKENMİŞ YANARDAĞ ile NESLİ TÜKENME
- YOK YA:
ŞAŞIRMA ile/ve/||/<> DEĞİL'
- YOK ile/ve/değil/yerine CİSMİ OLMAYAN
- YOK ile/değil GEÇERLİ DEĞİL
- YOK ile/değil HENÜZ/ŞU ANDA BİLİNMEYEN
- YOK ile/ve/değil/yerine
Bazı kültürlerde, günlük konuşmada ve felsefede, "Değil-leme" yöntemi ile bazı durumlar için üst bir bilinç kullanılmaktadır. Buna verilebilecek birkaç örnekten biri de Anadolu Kültürü ve Bilgeliği'nde "YOK" sözünün kullanılmamasıdır. "Yok", kavram olarak da, dil ve yaşamsallık açısından da o kadar yerini almıştır ki, bir kişinin farkında olmadan bile kullanması durumunda etrafındakilerden biri, "yok" sözünü kullanmaması gerektiğini uygun bir biçimde belirterek, uyarır o kişiyi. "Yok" sözcüğünü kullanmak yerine "Var değil", "Hak getire", "Hak vere" sözleri kullanılır. Aynı biçimde, "Bitti" yerine de "Bereketlendi" kullanılır. (aynı zamanda "Bitirmek" yerine "Tamamlamak" sözcüğünü kullanmak, zihin programlaması, olgusallık ve dil açısından daha da yerinde bir tanımdır.)
"Evet!" ve "Hayır!" sözcüklerinde de buna benzer, hatta daha da öte bir durum vardır. "Hayır!" sözü, her ne kadar olumsuzluk anlamında kullanılıyor olsa da, bu duruma verilen ad, o olumsuzluktan bir hayır gelmesini ya da geleceğini düşünmekle bağlantılı bir olumlu kılma sözüdür.
Derinlere ve uzun geçmişe dayanan Anadolu Kültürü'nün, din ve tasavvuftan da yararlandığı yaşamsal ve dil üzerindeki bilge tutumlarının günlük konuşmaya ve halka yansıtma çabaları çoğu örnekte görülebilir. "Çok ..." yerine "Yeterli"; "Almak" yerine "Edinmek"; "Fakat" değil "Aynı zamanda" gibi, durumun karşılığını daha derinlemesine verebilecek sözlerin kullanılmasına yönelik çabaları gözlemlemek ve bunlardan üst düzeyde yararlanmak gerekir.
Bu tür çabalar nesne, kavram, olgu ilişkilerinde bireyin ve toplumların yaşanmışlıklarındaki derinliklerden ve geleceğe bir kalıt olarak bırakılmak istenen, insanlığın gelişimine olan etkilerini öngörerek varılmış tutum ve sonuçlardır. Önceki ve "Hayır!" örneğinde olumsuz bir sözün söylenmiyor olmasında bir yasak, haram ya da günah bilincinden çok, bilgece, bilinçli bir tutum söz konusudur.
Bu tutumlar, özellikle sözler için değil daha uygun karşılıkları bulunan davranışlar için de geçerlidir. Örneğin, birine -özellikle bir çocuğa- bir şey vermek istendiğinde, avuç aşağı bakar biçimde uzatmak değil/yerine verilecek olanın, avucun içinde bulunduğu açık bir avuç uzatmaktır.
Bu tür uygulama ve kavramlarda kullanılabilecek tanımlara da örnek olarak, "Aşure/Yemek Pişirmek" yerine/değil "Aşure Kaynatmak"; "Yemek"e yerine/değil "Lokma"ya katılmak/davet; ışığı/mumu/ateşi/ocağı "Söndürmek/Kapatmak" yerine/değil "Dinlendirmek"; "Yakmak/Açmak" yerine/değil "Uyandırmak"; "Ney Sesi" değil/yerine "Ney Sedâsı", "Ney Çalmak" değil/yerine "Ney Üflemek" dendiğini bilmeli; "Saç/sakal/kıyafet düzeltmek" değil "Huy düzeltmek" gibi hem zihinsel, hem yaşamsal kullanımlardan haberdar olmalı; kişi, diline ve kendine gereken özeni ve önemi göstermelidir.
"Körü körüne taklit" yerine/değil "Muhabbetle(Sevgiyle) taklit" etmek, "Emir eden" değil "Hizmet eden" olmak, "Tutmak/saklamak" yerine "Heybeye atmak", "Hakkını vermek" yerine "Hakkını teslim etmek" ve tüm bu ayrıntıları "Akılla tartmak" yerine "Kalple dinlemek" gerekir.
BU İNSAN DEDİKLERİ, EL, AYAKLA, BAŞ DEĞİL
ÂDEM, MÂNÂ'YA DERLER, SURAT İLE KAŞ DEĞİL )
- YOK ile/değil/yerine YOK DENİLEBİLECEK KADAR AZ
- YOKLUĞU PAYLAŞMAK değil VARLIĞI PAYLAŞMAK ve/||/<> İYİ GÜN DOSTU OLMAK değil KÖTÜ GÜN DOSTU OLMAK
- YOKLUK ile/=/||/<>/< BİR ŞEYİN YOKLUĞU
- YOK(OLUMSUZ YANIT/HAYIR ANLAMINDA) ile HAYIR
- YOKSA ... ile AKSİ HALDE ...
- YOKSA["YOKSAM" değil!] ile YA DA
- YOKSUL:
AZA SAHİP OLAN değil "ÇOK"U İSTEYEN
- YOKSUL:
YENİ ile ÖZGÜR ile YARATICI ile BİRLEŞMİŞ ile DÜŞKÜN
- YOKSUL/FAKİR ile/değil EZGİN
- YOKSULLARIN "KURABİLDİĞİ", ANCAK ...:
HAYAL ve/||/<> TURŞU
- YOKSULLUĞU SONLANDIRMAK:
HAYIR İŞİ ile/ve/değil/||/<> ADÂLET
- YOKSUNLUK ile MAHRUM ETMEK ile YOKSUN BIRAKAN
- YOKTU değil KAYITLARDA YOK/BULUNMUYOR
- YOKTUR:
YOLA ÇIKIP VARMAYAN ve/||/<> YOLDAN ÇIKIP VARAN
- YOKUŞ ile/değil/yerine EĞİM/ŞEV[Fars. < ŞÎB]
Oysa ki, bisiklet kullananlar için durum böyle değildir. Bisiklet kullanımında ve bisiklet kullanıcıları için geçerli olan, basıyor oldukları pedaldır. Yeterli olacak olan bacak/kas gücü ve vites kullanımının sunduğu kolaylıklar ile çoğu zaman, neredeyse düz yolda pedal çevirdikleri kadar rahat pedal çevirirler. Bisiklet kullanmayanlar için zannedildiği kadar güç değildir pedal çevirmek ve yol almak.
Yokuş ile Eğim arasındaki fark, tamamen zihinsel ve dilseldir. Bisiklet kullan(a)mayan kişiler, zihinlerindeki yolun/eğimin tamamına "yokuş" diyerek, daha baştan, önyargı ve sonuç odaklılıklarının yarattığı zihinsel ve dilsel engele takılır. Ya da böylesine değiştirilebilecek bir "engel" yerine "yokuş" tanımından vazgeçerek, %90 oranında kolaylaştırabilirler bisiklet üzerine çıkmayı. Düz yol aramak gibi yersiz bir beklentiden de kurtulmuş olur ve bisikletleriyle yol alırlar.
Bisiklet üzerine çıkılır, "yokuş" denilen fakat bisiklet üzerindeyken sadece bir eğim olarak deneyimlenen bu yollarda bir süre bisiklet kullanılırsa, çevrilen pedalın kolaylığı kadar ve sadece yoldaki bir eğim olarak geçilir o süreç ve kolaylıkla tamamlanır, o gözde ve sözde büyütülen eğim. )
- YOKUŞ ile KIRKMERDİVEN
- YOKUŞ ile PALANDÖKEN
- YOKUŞ ile ŞEV[Fars.]
- YOKUŞ ile YOKUŞLU ile YOKUŞÇU ile YOKUŞSUZ ile YOKUŞ AŞAĞI ile YOKUŞ YUKARI
- YOKUŞ ile YURA/KABAN[Erm.]
- [ne yazık ki]
"YOKUŞA SÜRMEK" ile/ve/<> "BİN DEREDEN SU GETİRTMEK" ile/ve/<> "ENSESİNDE BOZA PİŞİRMEK"["kafasında" değil!] ile/ve/<> "TOPU, TACA ATMAK" ile/ve/<> TRİBÜNLERE OYNAMAK ile/ve/<> İPE UN SERMEK
- YOKUŞ/EĞİM:
[hem/ne] ÇIKIŞ ile/ve/değil/hem de/ne de/=/||/<> İNİŞ
- YOL AYRIMI ile KAVŞAK
- YOL GEÇEN HANI ile ...
- YOL GÖSTERMEK ile YOLDAN ÇIKARMAK ile YOL AÇMAK ile KURŞUNİ ile LİDER ile LİDER ATAMA ile BİR KERVANIN LİDERİ ile KÖYÜN LİDERİ ile LİDERSİZ ile LİDERLER ile LİDERLİK ile ÖNDE GELEN ile YOLDAN ÇIKMAK ile YOL AÇAN
- YOL:
İNCE ve/||/<> KILIÇTAN KESKİNCE
- YOL ile/ve ÇIĞIR/SEBİL/PATİKA[Slavca]
- YOL ile/ve SEBİL[Ar.]
- YOL ile YOL BEL ile YOL YOL ile YOL AĞZI ile YOL BOYU ile YOL AZIĞI ile YOL ERKAN ile YOL AYRIMI ile YOL EVLADI ile YOL HALISI ile YOL KİLİMİ ile YOL PARASI ile YOL UĞRAĞI ile YOL YORDAM ile YOL İŞARETİ ile YOL KARDEŞİ ile YOL YORGUNU ile YOL HARİTASI ile YOL HARÇLIĞI ile YOL KARDEŞLİĞİ ile YOL YORGUNLUĞU
- YOLA ÇIKMAK:
"YAŞAMDAN KAÇMAK İÇİN" ile/değil/yerine/>< YAŞAMI KAÇIRMAMAK ÜZERE
- YOLCU OLMAK ile/ve/değil YOLDA OLMAK
- YOLCU ile/ve
- YOLCULAMAK ile YOLCU/LUK ile YOLCU TRENİ ile YOLCU GEMİSİ ile YOLCU SALONU
- YOL/CULUK:
DIŞARI DOĞRU değil İÇERİ DOĞRU
- YOLCULUK:
HAYAL GÜCÜ yerine GERÇEKLER
- YOLCULUK ile/ve/değil/yerine/|| SÜREÇ
- YOLDA KALMAK ile SINIFTA KALMAK
- YOLDAN ÇIKAN ile/değil/yerine/>< YOLA ÇIKAN
- YOLDAN ÇIKMIŞ OLMAK ile/ve/değil YOLDAN UZAKLAŞMIŞ OLMAK
- YOLDAŞ:
HIZIR ya da CEBRAİL değilse (BİR) MÜRŞİD-İ KÂMİL GEREK
- YOLDAŞ (OLMAK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HALDAŞ (OLMAK)
- BAŞA GELEN:
YOLDAŞTAN ile/ve/değil/||/<>/< YOLDAN
- YOLLAR ile/ve/değil/||/<>/< TEK/ORTAK YOL
- YOLLU" (OLMAK) ile/değil YOLDA (OLMAK)
- YOLU BİLMEK ile/ve/> YOLDA İLERLEMEK
- YOLUN BAŞI ile/ve/||/=/<> YOLUN SONU
- YOLUNU AÇMAK ile/ve YOLUNU OLUŞTURMAK
- YOL/YÖNTEM ile/ve İŞ ile/ve BİLGELİK
- YÖN ile ARA YÖN/ASYÖN
- CİHET[Osm.] / DIRECTION[İng.] / RICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖN
- YÖN ile YÖN EKİ ile YÖNELİK ile YÖN ZARFI ile YÖN BELİRTECİ ile YÖN GÖSTERME EKİ
- YONCA ile TAVŞANBIYIĞI
- YONCA ile ÜÇGÜL/YABANYONCASI/TİRFİL[Yun.]
- YONCA ile YONGA/KAMGA/ÇİP[İng. CHIP]
- YONCA/LIK ile YONCA YAPRAĞI
- ISOTROPIC FLUID[İng.] / FLUIDE ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ AKIŞKAN
- YÖNELİM/KIBLE:
NAMAZ ile DUA ile ÂŞIK ile İŞ
- YÖNELİMSEL/LİK ile/ve/||/<> ÖZNEL/LİK
- YÖNETİCİ:
ORTALAMA ile/ve/||/<> İYİ ile/ve/||/<> İLERİ
- YÖNETİCİ ile/ve/||/<>/> ASKER
- YÖNETİCİ ile/ve/yerine/değil ÖNDER
- YÖNETİCİLER:
"SEÇKİN" ve/<> "KOZMİK" ve/<> "İLÂHİ"
- YÖNETİM İŞLEMLERİNDE:
YETKİ ile/ve/||/<> BİÇİM ile/ve/||/<> NEDEN ile/ve/||/<> KONU ile/ve/||/<> AMAÇ
- YÖNETİM KONSEYİ ile YÖNETMEK ile YÖNETİŞİM ile MÜREBBİYE ile YÖNETEN ile DEVLET ile HÜKÜMETE SADIK ile HÜKÜMET YETKİLİSİ ile HÜKÜMETE AİT ile HÜKÜMET TERÖRÜ ile HÜKÜMET TERÖRİSTİ ile HÜKÜMETSİZ ile HÜKÜMETLER ile VALİ ile GENEL VALİ ile VALİLER ile VALİLİK
- YÖNETİM/İDÂRE TÜZESİ/HUKUKU ile/ve/||/<> KAMU TÜZESİ/HUKUKU
- YÖNETİM ile ADALET YÖNETİMİ ile İDARİ ile YÖNETİCİ
)- YÖNETİMDE:
YETKİ ve/||/<> BİÇİM/ŞEKİL ve/||/<> NEDEN ve/||/<> KONU ve/||/<> AMAÇ
- YÖNETİMSEL:
İŞLEM ile/ve/||/<> EYLEM
- YÖNETİMSEL/İDARÎ İŞLEM ile/ve/||/<> YÖNETİMSEL/İDARÎ EYLEM
- YÖNETMEK ile YÖNETİLMEK ile YÖNETTİRMEK ile YÖNETEBİLMEK ile YÖNETİCİ/LİK ile YÖNETSEL ile YÖNETİCİ ÖZETİ ile YÖNETİCİ ASİSTANI
- VECTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNEY
- YONGA/KAMGA ile YONTU
- YONGALAMAK ile YONGA ile YONGAR
- YÖNLENDİRİLEBİLİR YEDEKTE:
KARE ile/ve/||/<> YUVARLAK ile/ve/||/<> ÜÇGEN(BEAMER)
- [ne yazık ki]
"YÖNLENDİRME" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YORUM/LAMA
- ORIENTATION EFFECT[İng.] / EFFET D'ORIENTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNLENME ETKİSİ
- ORIENTATION FORCE[İng.] / FORCE D'ORIENTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNLENME KUVVETİ
- YÖNLÜ SEÇİLİM ile/||/<> DENGELEYİCİ SEÇİLİM
- YÖNLÜ ile YÖNLÜ DOĞRU
- YÖNTEM BİLİMİ | METODOLOJİ[Fr. < MÉTHODOLOGİE] ile/||/<> METOT
- YÖNTEM, METOD, SİSTEM = TARÎK = MÉTHODE, SYSTÈME
- YÖNTEM/METOD ile YOL
- YÖNTEM/TARZ/YAKLAŞIM SORUNU ile/ve/değil/daha çok SONUÇ ÇIKARMA SORUNU
- YÖNTEM/USÛL["USÜL" değil!]/METOD[İng. < METHOD] ile/ve ÜSLÛB
- YÖNTEM ile/ve/değil/yerine AHLÂK
- YÖNTEM ile/ve LOJİ[Yun. < LOGOS]
- METHOD[İng.] / PROCÉDÉ(M), MÉTHODE(F)[Fr.] / METHODE(F), VERFAHREN(N), VORGANG(M)[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖNTEM
- YONTMA ile YONTMA TAŞ ÇAĞI ile YONTMA TAŞ DEVRİ
- YONTMAK ile YONTULMAK ile YONTABİLMEK ile YONT ile YONTU ile YONTUCU/LUK ile YONT KUŞU
- YONUGİ ile/ve/<> KARENBİ ile/ve/<> GİNDO ile/ve/<> SEBU ile/ve/<> DEGOGO
- [ne yazık ki]
YORAN:
KOŞULLARIN "AĞIRLIĞI" ile/ve/değil/||/<>/< ETRAFINI ANLAMAYAN KİŞİLERİN SAĞIRLIĞI
- YORGALAMAK ile YORGA ile YORGAN ile YORGANCI/LIK ile YORGAN YÜZÜ ile YORGAN İPLİĞİ ile YORGAN İĞNESİ ile YORGAN KAVGASI ile YORGAN ÇARŞAFI
- YORGUN/LUK ile/ve/||/<> SAYRI/LIK(HASTA/LIK[Fars. < HASTE: Yorgun.])/İGLELMEK[: Sayrılanmak/hastalanmak.][dvnlgttrk]
- YORGUN/LUK ile YORGUN ARGIN ile YORGUN MERMİ ile YORGUNLUK KAHVESİ
- YORTU[Yun.] ile YORTU
- YORTU[Yun.] ile YORTU
- YÖRÜK ÇADIRLARINDA:
SAĞ TARAF ile/ve/||/<>/> SOL TARAF
- YÖRÜK/YÜRÜK ile/ve/||/<> Yörük/Yürük
[Göçebe yaşam tarzını seçmiş Türkmenler. "Yürümek" sözcüğünden türetilmiştir. Anadolu'da yaylak-kışlak yaşamı sürdüren Türkmen aşiretleri [obaları] için de kullanılır.
Anadolu halkının çok önemli nüfus çoğunluğunu oluştururlar. Balkanlar'daki Türkler arasında da yüksek oranda Yörük bulunmaktadır.
Rumeli Yörükleri: Tanrıdağı Yörükleri, Kocacık Yörükleri, Naldöken Yörükleri, Vize Yörükleri vb. öbeklere ayrılmaktadır.
Bugün Bulgaristan, Yunanistan ve Makedonya'nın dağ köylerinde yaşamaktalar. Osmanlı, tüm Balkanlar'da elde ettiği topraklara sahip olunması için sadece Türkmen/Yörükleri göndermiş ve görevlendirmiştir.
“Cesur, muhârip, iyi yürüyen, eli ayağı sağlam” gibi anlamları yansıtan "Yörük" sözcüğü yerine, “yürük” sözcüğü de kullanılır.
Genel olarak göçer-konar yaşam sürdüren tüm topluluklar için kullanılan bu ad, daha çok göçebe Oğuz boyları için simge (özel ad) olmuştur.
XI. yüzyılda Orta Asya'dan göç eden ve göçebe yaşam sürdüren Oğuzlar, İran'dan geçerek, Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'ya geldi.
Burada da eski yaşam tarzını aynen devam ettirdiler. İlk zamanlar, Türkmen adıyla anılan Oğuzların bir bölümü, yerleşik yaşama geçti.
Anadolu'nun İslâmlaştırılıp Türkleştirilmesi sırasında, Oğuz boyları, Anadolu'nun her tarafına yayıldı. Bir bölümü yerleşik yaşama geçerek Türkmen adını aldı, bir bölümü de göçebe yaşamını sürdürüp Yörük adıyla anıldı.
Osmanlıların Rumeli'ye geçişinden sonra, Yörüklerin önemli bir bölümü de Rumeli'ye göç ettirildi.
Yörük aşiretleri ve obaları adlarında genellikle koyun ve keçi sözcüklerini barındırır. "Karakeçili", "Sarı keçili" gibi.
Aynı zamanda Koyunlu Yörükler diye bilinen Akkoyunlu ve Karakoyunlu aşiretlerinin adı, bu obaların nerede yaşadığını da belirli kılar.] İLE/VE/||/<> Çok ve çabuk yürüyen, iyi yol alan, hızlı giden. | Osmanlı döneminde, otuzar kişilik ocaklar olarak Rumeli'ye yerleştirilen ve savaş zamanlarında geri hizmetlerde çalıştırılan tımarlı asker. )
- YÖRÜK["YÜRÜK" değil!] ile TÜRKMEN[< TURKOMAN < TÜRK-İMAN]
- YÖRÜK ile YÖRÜK ÇADIRI
- | YORULDUĞUMUZ ZAMAN/ZEMİN/KOŞULLAR ve DURULDUĞUMUZ ZAMAN/ZEMİN/KOŞULLAR |
ve/||/<>/>/<
KIRILDIĞIMIZ ZAMAN/ZEMİN/KOŞULLAR
- YORULUYOR İNSAN değil YORULUYORUM
- YORUM:
"DOĞRU ANLAMA" UĞRAŞI ile/ve/değil/<> YANLIŞ ANLAMAMA ÇABASI
- YORUM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- YORUM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- YORUM:
TİKELE DAYALI değil TÜMELE DAYALI
(1996'dan beri)