BEŞ(5) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- SINIR ve/> SÜREKLİLİK ve/> TÜREV ve/> TÜMLEV(İNTEGRAL)

( ... VE/> ... VE/> Türev ve integral, birbirin ters işlemi olarak tanımlanabilir.[Toplama - çıkarma ya da çarpma - bölme gibi] [Sınır ve başlangıç koşulları işin içine girince ilişki biçimi de değişir.] )
(

Türev ve İntegral

Türev Nedir?

Türev, bir şeyin değişim hızını ölçer.

Örnek:

  • Arabayla giderken hız göstergesine bakıyoruz. O anki hızın, türevin bir örneğidir.
  • Gittiğimiz yolun uzunluğu zamanla değişiyorsa türev, bu değişimin "ne kadar hızlı" olduğunu gösterir.

Daha yalın bir anlatımla...

Bir eğri[grafik] üzerinde bir noktaya bakıyoruz. Bu noktadaki eğimin ne olduğunu türevle buluruz.

Matematiksel olarak...

Eğer y = f(x) gibi bir işlev varsa türev f'(x) ya da \( \frac{dy}{dx} \) ile gösterilir ve işlevin "x'e göre değişim hızını" tanımlar.

Günlük yaşam örnekleri...

Örnek Açıklama
Hız Türev, konumun zamana göre türevi olarak hızı verir. (Örneğin: v = \frac{dx}{dt})
Fiyat Değişimi Bir malın fiyatının zamana göre değişim hızını türevle buluruz.

İntegral Nedir?

İntegral, bir şeyin toplamını ya da birikimini ölçer.

Örnek:

  • Bir arabayla gidiyoruz ve hızını biliyoruz. Bu hızla ne kadar yol kat ettiğini bulmak istersek, integral kullanırız.
  • Eğer bir grafik varsa o grafiğin altında kalan alanı hesaplamak için integral kullanılır.

Daha yalın bir anlatımla...

İntegral, parçaları birleştirerek bir bütünü bulur. Türev, bir şeyin "parçalarına" odaklanırken; integral; "parçaları toplayarak" aslına ulaşır.

Matematiksel olarak...

Eğer f(x) bir işlevse integrali \( \int f(x) dx \) ile gösterilir ve işlevin altında kalan alanı tanımlar.

Günlük yaşam örnekleri...

Örnek Açıklama
Toplam yol Eğer hızını biliyorsak, bu hızla ne kadar yol kat ettiğini integral ile hesaplayabiliriz.
Toplam kazanç Eğer saatlik gelirini biliyorsak, bir gün içinde toplam ne kadar kazandığını bulmak için integral kullanırız.

Türev ve İntegralin ilişkisi

Türev ve integral, birbirinin tersidir:

  • Türev: Bir şeyi parçalarına ayırır ve değişim hızını bulur.
  • İntegral: O parçaları birleştirerek ilk durumunu bulur.

Örnek:

  • Eğer bir arabanın hızını (türev) biliyorsak, bu hızdan toplam yolunu [integral] hesaplayabiliriz.
  • Eğer toplam yolun nasıl değiştiğini biliyorsak, bu değişimden, hızını bulabiliriz.

Gündelik benzetmeler:

Kavram Benzetme
Türev Bir filmin her saniyesini çözümlüyoruz. Hangi saniyede, ne oldu? Hızlı mı, yavaş mı değişti?
İntegral Filmin tamamını izliyoruz ve genel olarak ne anlatıldığını öğreniyoruz.
)

- SINIR ve TAŞIYICI

- SINIR ile UC

- İSTENÇ/İRÂDE VE SİNİRBİLİM DENEYLERİNDE:
LIBET
ile/ve/||/<> HAGGARD VE EIMER ile/ve/||/<> HAYNES ile/ve/||/<> FRIED

- SİNİRKANATLILAR ile SİNİROTU

( Saydam olan kanatları, ağ biçiminde damarlarla örtülü, dört kanatlı böcekler takımı. İLE Sinirotugillerden, çiçekleri tek bir sapın ucunda, başak durumunda, yabanıl türleri bulunan ve tıpta kullanılan bir bitki. )

- SINIRLAMAK ile/ve/<> DIŞTALAMAK

- SINIRLAMAK ile SINIRLANMAK ile SINIRLANDIRMAK ile SINIR ile SINIRLI/LIK ile SINIRSIZ/LIK ile SINIR AÇI ile SINIR BOYU ile SINIR DIŞI ile SINIR TAŞI ile SINIRSIZCA ile SINIR KAPISI ile SINIRLI SAYI ile SINIRLI DOĞRU ile SINIRSIZ SAYI ile SINIR KARAKOLU ile SINIRSIZ DOĞRU ile SINIRSIZ YETKİ ile SINIRLI ORTAKLIK ile SINIRLI SORUMLULUK ile SINIRSIZ SORUMLULUK

- SINIR/LANDIRMAK ile/ve/||/<> KOŞUL/LANDIRMAK

- SINIRLANDIRMA ile/ve/||/<>/> SİNİRLEN(DİR)MEME

- SINIRLARI GENİŞLETMEK ile EŞİĞİ YÜKSELTMEK


- LIMITING CURVE[İng.] / GRENZ LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIRLAYICI EĞRİ

- SİNİRLERİ ZAYIF ile SİNİRLERİ KUVVETLİ

- SINIRLI EVREN TASAVVURU ile/değil/yerine SINIRSIZ EVREN TASAVVURU

- Sinirli olduğunda DİNLE!!!

- SINIRLI YORUM ile/ve/||/<> DAR YORUM

- SINIRLI ile/ve KISITLI

- MAHDUD, MÜTENÂHÎ[Osm.] / ENDLICH, FINIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIRLI

- SINIRLI ile SONLU

- SİNİR/Lİ ile/ve/değil TELAŞ/LI

- SİNİRLİLİK ile ASABİ ile TAHRİŞ EDİCİ ile SİNİRLENDİRMEK ile SİNİRLENMİŞ ile RAHATSIZ EDİCİ ile TAHRİŞ


- SİNİRLİLİK ile/ve/<>/değil İSYAN

- SINIRLILIK ile/ve TEKRAR

- SINIR(LI/SIZ) ile SON(LU/SUZ)

- SINIRSIZ EVREN TASAVVURU

- [ne yazık ki]
SINIRSIZ "KONUŞMA"
ile/ve/||/<>/> "SINIRSIZ SAHİP OLMA"

- SİNİR-STRES

- SYNCHROTRON RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT SYNCHROTRON[Fr.] ile/değil/yerine/= SİNKROTRON IŞINIMI/IŞINI

- SİNNEN[Ar. < SENE] ile SİNNÎ[Fars.]

( Yaşça, yaş bakımından. İLE Dişe ait, dişle ilgili. )

- SİNN-İ İNHİTÂT değil/yerine/= ÇÖKKÜNLÜK DÖNEMİ

- SİNNÎ SAMİT | DİŞ ÜNSÜZÜ ile/||/<> DİŞ ÜNSÜZÜ

( Derleme diş konsonu dişsi konson diş sesi Dil ucunun üst dişetlerine dokunmasıyle meydana gelen ünsüz d t c ç th vb Dil ucunun veya dil tacının üst dişlere diş etine veya diş etidamak sınırına dokunması veya yaklaşması ile boğumlanan ünsüzler d t c ç j ş z s n l r dağ taş ceylan çocuk jambon şakrak zeytin soğuk nane lokum rahat gibi Bunlar boğumlama noktasındaki küçük ayrılıklara göre kendi içlerinde de sınıflanmaya giderler d t z s n l r dişdişeti noktalarında boğumlandıkları için tam diş sesleridir c ç j ş ise diş etidamak noktasında boğumlandıkları için dişeti alveolar sesleri durumundadırlar Bunları dişdamak sesleri alveolar olarak gösterenler de vardır Dilimizdeki kadı Osman gibi bazı Arapça kelimelerde yer alan ve artık telâffuz değeri kaybolmuş bulunan peltek z z d ünsüzü ile İngilizcedeki th ünsüzünü karşılayan peltek s s birer dişlerarası ünsüzdür Bunlar dil ucunun ön dişlere dokunması ve ciğerlerden gelen havanın aradan sızması ile boğumlanan sızıcı ünsüzlerdir yerlerine Azerbaycan Türkçesi diş samiti Türkmen Türkçesi diiş çekimsizi Gagauz Türkçesi dişli konson dental konson Özbek Türkçesi tiş undóşi Uygur Türkçesi çiş üzük tavuşi Tatar Türkçesi teş tartığı teloçı tartığı Başkurt Türkçesi teş tartinqihi tişli tutuk Krç Malk tişleni boluşlugubla kuralgan kısık tawuş tişleni boluşlugu bla kuralgan tunakı tawuş Nogay Türkçesi tîs tartıgı Kazak Türkçesi tis dawıssızı Kırgız Türkçesi tişçil ünsüz Alt tiş tuyuk tabış Hakas Türkçesi tîs ün çoh tapsag Tuva Türkçesi tiştin ajık eves ünü Türkçesi tiş soglasnıy üni Rusça dentalnıy soglasnıy zubnoy soglasnıy )

- SİNNÎ SAMİT | DİŞ ÜNSÜZÜ ile/||/<> PELTEK DİŞ ÜNSÜZÜ

( (Derleme., diş konsonu, dişsi konson, diş sesi) Dil ucunun üst dişetlerine dokunmasıyle meydana gelen ünsüz: d, t, c, ç, (th) vb. @@ Dil ucunun veya dil tacının üst dişlere, diş etine veya diş eti-damak sınırına dokunması veya yaklaşması ile boğumlanan ünsüzler: d, t, c, ç, j, ş, z, s, n, l, r: dağ, taş, ceylan, çocuk, jambon, şakrak, zeytin, soğuk, nane, lokum, rahat gibi. Bunlar boğumlama noktasındaki küçük ayrılıklara göre kendi içlerinde de sınıflanmaya giderler: d, t, z, s, n, l, r diş-dişeti noktalarında boğumlandıkları için tam diş sesleridir. c, ç, j, ş ise diş eti-damak noktasında boğumlandıkları için diş-eti (alveolar) sesleri durumundadırlar. Bunları diş-damak sesleri (alveolar) olarak gösterenler de vardır. Dilimizdeki kadı, Osman gibi bazı Arapça kelimelerde yer alan ve artık telâffuz değeri kaybolmuş bulunan peltek z (z, d) ünsüzü ile İngilizcedeki th ünsüzünü karşılayan peltek s (s) birer dişler-arası ünsüzdür. Bunlar dil ucunun ön dişlere dokunması ve ciğerlerden gelen havanın aradan sızması ile boğumlanan sızıcı ünsüzlerdir. yerlerine bk. @@ Azerbaycan Türkçesi: diş samiti; Türkmen Türkçesi: diiş çekimsizi; Gagauz Türkçesi: dişli konson ~dental konson; Özbek Türkçesi: tiş undóşi; Uygur Türkçesi: çiş üzük tavuşi; Tatar Türkçesi: teş tartığı ~ teloçı tartığı; Başkurt Türkçesi: teş tartinqihi; Kmk: tişli tutuk; Krç.-Malk.: tişleni boluşlugubla kuralgan kısık tawuş ~ tişleni boluşlugu bla kuralgan tunakı tawuş; Nogay Türkçesi: tîs tartıgı; Kazak Türkçesi: tis dawıssızı; Kırgız Türkçesi: tişçil ünsüz; Alt:: tiş tuyuk tabış; Hakas Türkçesi: tîs ün çoh tapsag; Tuva Türkçesi: tiştin a'jık eves ünü; Şor Türkçesi: *tiş soglasnıy üni; Rusça: dentalnıy soglasnıy ~ zubnoy soglasnıy )

- SİNOD ile ...

- SİNOP ile SİNOPLU/LUK

- SİNOVİYA/SYNOVIA[İng.] değil/yerine/= EKLEM SIVISI

- SİNSİ ile İÇTEN PAZARLIKLI

- SİNSİ ile/ve/değil/||/<> SESSİZ

- SİNSİ/LİK ile/ve/değil/<> BİLGİSİZ/LİK

- SİNSİ/LİK ile/ve/||/<>/> SİNİRLİ/LİK

- SİNSİN ile HALK OYUNU

( Geceleyin, ateş çevresinde, genç erkeklerin, davul, zurna eşliğinde oynadıkları halk oyunu. )

- CREUSET DE FUSION EN VERRE FRITTÉE[Fr.] / SINTER GLASSSCHMELZTIEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNTERLENMİŞ CAM KROZE


- SİNTİNE[İt. < SENTINA] ile/||/<> GEMİNİN İÇİNDE EN ALT BÖLÜM

( geminin içinde en alt bölüm İtal sentina well room Latince sentinanın kökenini bilmiyoruz Akdeniz dillerinde yaygın olarak kullanılır sentina sentine Cezayir santīna R σαντίνα )

- ŞİNTO ile ŞİNTOCU/LUK ile ŞİNTOİZM

- SİNÜS | DİKMELİK ile/||/<> DİKMELİK

( Birim çember üzerinde 1 0 noktasından bir x y noktasına dek olan t yayı ya da bu yayı gören özeksel açısı için y yatay konacı Simgesi dkm t y dkm sint y sin Bir açının kıyılarından biri üzerinde alınan bir noktadan öteki kıyıya bir dikme indirildiğinde indirilen dikmenin boyunun uzun kıyıya oranı )

- SINUSGALVANOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNÜS GALVANOMETRESİ

- SİNÜS İLE KOSİNÜS İLE TANJANT ile/||/<> TRİGONOMETRİK FONKSİYONLAR

( Açı-kenar ilişkileri. )
( Formül: tan = sin/cos )

- ŞART-İ CEYB[Osm.] / SINE CONDITION[İng.] / CONDITION DU SINUS[Fr.] / SINUSBEDINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNÜS KOŞULU

- SINUSOSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNÜS OSİLATÖRÜ

- SİNÜS[İng. SINE] ile/||/<> SİNOATRİYAL DÜĞÜM[İng. SINOATRIAL NODE]

( Latince Sinus Almanca Sinus Fransızca Sinus Bir dik üçgenin bir açısının karşı kenar uzunluğunun hipotenüs uzunluğuna oranı olarak tanımlanan temel bir trigonometrik fonksiyon. Açıların ve uzunlukların arasındaki ilişkileri belirlemede ve matematiksel analizde yaygın olarak kullanılmakta. @@ Kalbin doğal pacemakerı olarak bilinir. SA düğüm, kalp atış hızınızı ve ritmini ayarlar. Normal kalp ritmine normal sinüs ritmi denir, çünkü SA (sinüs) düğüm düzenli olarak uyarı oluşturur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SİNÜS ile/||/<> KOSİNÜS

( Trigonometrik fonksiyonların hassas tabloları )
( Takiyüddin tarafından 1570 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1526-1585) (Ülke: Osmanlı/Şam) (Alan: matematik) (Önemli katkıları: İstanbul Rasathanesi, astronomi aletleri, optik) )

- SİNÜS[İng. < Lat.] ile SİNÜS[Lat.] ile SİNÜZOİT/SINUSOID[İng.]

( Kovuk, kanal, boşluk. Örgenlerin ya da dokuların arasında bulunan boşluklar. | Dibi ağzından geniş oyuk/yara. İLE Trigonometrik bir çember üzerine taşınmış bir yayın ucunun ve bu yaya karşılık olan merkez açısının ordinatı. Simgesi: sin İLE Boşlukçuk, toplardamar boşluğu. )

- SİNÜS ile/||/<> TABLO

( Hassas trigonometrik tablolar )
( Ulug Bey tarafından 1440 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1394-1449) (Ülke: Semerkant) (Alan: matematik) (Önemli katkıları: Zij-i Cedid yıldız kataloğu, Semerkant Rasathanesi) )

- SINE GALVANOMETER[İng.] / GALVANOMÈTRE À SINUS[Fr.] ile/değil/yerine/= SİNÜSLÜ GALVANOMETRE

- SİNÜZİT[Fr.] <> REFLÜ[Lat.]

( Ateş, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve akıntısı ile beliren yüz sinüslerinin yangılanması. İLE Midedekilerin, ağızdan geri gelmesi biçimindeki bir sindirim düzeni sayrılığı. )

- SİNÜZİT ile/||/<> RİNİT

( Sinüslerin yangılanması ile burun tıkanıklığı ve baş ağrısı. İLE/||/<> Burun mukozasının yangılanması ile burun akıntısı ve tıkanıklık. )

- ŞİBH-İ CEYBÎ[Osm.] / SINUSFÖRMIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNÜZOİDAL

- SIGNAL-TO-NOISE RATIO[İng.] / RAUSCHABSTAND, SIGNAL-RAUSCH-VERHÄLTNIS, STÖRABSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNYAL-GÜRÜLTÜ ORANI

- SİNYAL[İng.,Fr. < SIGNAL] değil/yerine/= İMLEM

- SİNYAL ile İPUCU

- SIPA[Abazaca < SPAU: Çocuk.]/KODOK ile/ve KULUN/KOLON

( Eşek yavrusu. İLE/VE Altı aylığa kadar olan at ve eşek yavrusu. )

- SİPAHİ OCAĞI BİNİCİLİK KULÜBÜ

( 22 Mart 1913 yılında kuruldu. Kulübün kurucula: İbrahim Bey (İstanbul Valisi), Ahmet Rıza Bey (Ayandan), Aristidi Bey(Ziraat ve Ticaret Nazırı), Tevfik Bey (Şehremeni), Cavit Bey (Nafia Nazırı), Talat Bey (Posta Telgraf Nazırı), Osman Bey(İstinaf Mahkemesi Azasından), İsmail Hakkı Paşa (Birinci Kolordu Erkan - ı Harp Reisi), Zeki Paşa (Kolordu Kumandanı) Sait Halim Paşa (Şura - ı Devlet Reisi), Salih Paşa (Seryaverde Şehriyari), Fuat Paşa (Birinci Kolordu Süvari Mefettişi), Mahmut Şevket Paşa (Harbiye Nazırı), Mahmut Muhtar Paşa (Bahriye Nazırı), Nazif Paşa (Süvari Daire Reisi)'dir. Sipahi Ocağı Kulübü merkez binası uzun yıllar Yeniköy'de, Tarabya Yolu üzerinde bulunuyordu. Sipahi Ocağı Binicilik Tesisleri Maslak, Üç Yol mevkiinde, İTÜ Kampüsü karşısındadır. Sipahi Ocağı Binicilik Kulübü İstanbul'un en eski binicilik kulübüdür. )

- SİPER | DAYANAK ile/||/<> DAYANAK

( Ağaçişleri makinelerinde işlenen parçayı gerekli konumda ve yönde ilerletmeye yarayan aygıt 1 ağaç işleri İşlenen parçayı gerekli konumda ya da yönde ilerletmeye yarayan aygıt 2 kimya Değişik düzenekleri dayamaya devinimsiz tutmaya yarayan tahta demir vb yapılmış aygıt Altta bulunan temel Niteliklerin taşıyıcısı kendisine bir şey yüklenilen şey töz Bir gerçekliğin onaylanması için olayların görüngülerin arkasında ya da altında bulunması gereken şey cebirde taban geometride )

- SİPER[Fars. < SİPER] ile/||/<> ...

( Ayarlı olarak kâğıt basımını sağlayan araç Aksaray Niğde )

- SİPER ile/değil/||/<> ÇARKIFELEK

( ... İLE/DEĞİL/||/<> Kale kuşatmalarında kullanılan bir tür siper. )

- SİPER[Fars.]/KAZAMAT[Fr. < CASEMATE] değil/yerine/= KUYTU, DULDA[yerel]

( Yağmur, güneş ve yelin etkileyemediği, gizli, kuytu yer. | Esirgeme, koruma. )
( KAZAMAT: Toplardan, bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper. )
( Kışın duldasında, yazın gölgesinde. )

- SİPER[Fars.] ile/<> METRİS[Fars.]

( Askerin, çarpışma sırasında, korunması için yapılan toprak siper. İLE/<> Korunulacak, arkasına, altına ya da içine girerek saklanılacak yer. | Yağmur, güneş ve rüzgârın etkilemediği gizli, kuytu yer, dulda. | Güneş ve yağmurun etkisinden korunmak amacıyla şapka ve kasket gibi şeylerin önüne yapılan çıkıntı, siperlik. | Askerlerin gidiş gelişinde ya da savaşta, karşı tarafa hedef olmadan ateş edebilmesi için kazılmış, üstü açık hendek. | Kuytu, korunulabilen. )

- SİPER ile/||/<> PARRY[İng.] ile/||/<> PARADE[Fr.] ile/||/<> ÇELGİ

( Karşı savut namlusunun bir saldırı ile yöneldiği doğrultuda namlunun sert bölümü ve balçağı çelgiliği ile uygun bir biçimde yakalanması ve çelinmesi durumu Dürtücü ve delici kılıçlarda sekiz kesici kılıçta ise altı türde uygulanan biçimi vardır Bunların her biri bir sayı ile adlandırılmıştır birinci çelgi ikinci çelgi vb )

- SİPER-İ SAİKA[Ar.]/PARATONER[Fr. < PARATONNERRE]["PARATONEL" değil!] değil/yerine/= YILDIRIMSAVAR/YILDIRIMKIRAN/YILDIRIMLIK

- SIPHON/SIPHONÉS[Fr. < SIPHON] değil/yerine/= SIFON[Fr. < SIPHON]

( (fizik) )

- ŞIPIR ŞIPIR (DAMLAMAK)

- SİPSİ ile/||/<> SİPSİ

( Kar Karagöz Matiz ve Külhanbeyin tütün ya da sigara için kullandığı terim Çocukların yaptığı dilli düdük Mamatlar Eğridir Isparta Argo Tütün ya da sigara anlamında kullanılan gölge oyunu argosu )

- SIR:
GİZLİ
ile/değil DİLE GEL(E)MEYEN

- SIR ISAAC NEWTON

( 1687 - PRINCIPIA )

- SIR :/yerine BAYIM

- SIR ve/=/||/<>/< BİLİM

- SIR ile/ve KISIR

- SIR ile/||/<> MYSTERY[İng.] ile/||/<> MYSTÈRE[Fr.] ile/||/<> MYSTERIUM, GEHEIMNIS[Alm.] ile/||/<> GİZEM

( 1 Duyuları aşan usumuzun doğal durumunda varoluşu ve özü bize kapalı saklı kalan şey 2 Doğaüstü inanç doğruları )

- SIR ile/ve SINIR

- SIR ile/ve/değil SINIR

- SIR ile SIRLI ile DON

- ŞİRA ÜL-HANEK ile/||/<> VOILE DU PALAIS[Fr.] ile/||/<> DAMAK ETEĞİ


- ŞİRA ile/||/<> VOILE[Fr.] ile/||/<> ETEK

( biyoloji Az ǝtǝk etek itek etek etek etek etek Tar etek Hal ätǟk Alt Tel Kuğ edek edek idek Orta Türkçeden başlayarak kullanılır etek Eski Kıpçakçada da etek olarak geçer Kökünü bilmiyoruz Ramstedt Formenlehre 139 ätä ät ve Moğolca ete der Erde entlang schleppen biçimleriyle karşılaştırmıştır Çuvaşçada eteğe arăk arkă adı verilir Egorov ÊS 3031 bu adı Türk diyalektlerinde yaşayan etek biçimiyle birleştirmiştir Ancak bu birleştirme ses açısından olanaksızdır Türkçeden Suriye Arapçasına da geçmiştir HalasiKun AO 5 23 )

- SÎR-ÂB/SERAP[Fars.] ile ILGIM

( Suya kanmış. | Doymak, tokluk. | Taze, körpe. İLE Yanılsama. )

- SİRÂC[Ar.] değil/yerine/= IŞIK, KANDİL, MUM, GÜNEŞ

- ORDENTLICHE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= SIRADAN DALGA

- SIRADAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YALIN

- SIRADAN/LIK ile YAVAN/LIK

( ... İLE Yağı az. | Katıksız. | Hoşa gitmeyen, tatsız. | Görgüsüz, bilgisiz. )

- SIRALI İKİLİ ile/||/<> SIRALI İKİLİ

( 1 Öğelerinden biri birinci ötekisi de ikinci öğe olarak nitelendirilen a ve b gibi iki öğeden oluşan ikili Simgesi a b 2 a ve b gibi iki öğe verildiğinde kümesi Simgesi a b )

- SIRALI ile SÖKÜN

( ... İLE Birbiri ardınca gelmek, görünmek. )

- ŞIRA/LIK ile ŞIRAK ile ŞIRACI/LIK ile ŞIRALI ile ŞIRASIZ ile ŞIRAK ŞIRAK ile ŞIRALIK ÜZÜM

- SIRAM-SIRAM (DİZİLMEK)


- SIRASINDA ile GÜNDÜZ VAKTİ

- SIRAT ile/ve/değil EŞİK

- SIRAT ile SIRAT KÖPRÜSÜ

- SIRÂT[Ar.] değil/yerine/= YOL

- SIRÂT/TÂRİK[Ar.] değil/yerine/= YOL

- SİRÂYET[Ar.] değil/yerine/= GEÇME/BULAŞMA

- SİRÂYET ile/ve/<> NÜFÛZ

- SIRÇA[Tr. < SIRIÇGA]/CAM[Fars. < KUPA] ile/ve/||/<>/> AYNA[Ar.]

( Cam, camdan yapılmış. İLE/VE/||/<>/> Camın sırlanmışı. )

- SIRÇA SARAY = ÇİNİLİ KÖŞK

( Arkeoloji Müzesi karşısındadır. )
( 1472'de, Fatih Sultan Mehmet tarafından Mimar Atik Sinan'a yaptırılmıştır. [İçi dışı altı köşeli, firuze renkli çinilerle süslü bir köşktür.] )

- SIRÇA ile/||/<> ...

( 1 Tabak Boyalı Güdül Ankara 2 Sırlı çömlek Çukurhimen Çumra Konya )

- SIRÇA ile SIRÇA KÖŞK

- SIRÇALI KÖŞK değil SIRÇA KÖŞK

- SİREN değil/yerine/= ÜNLER

- SIRÈNE[Fr.] ile/||/<> SİREN[Fr. < SIRÈNE]

( fizik )

- SİRER, REŞAT ŞEMSETTİN (SİVAS, 1903 - 2.10.1953)

( Siyasetçi ve Bürokrat. Sivans'ta doğdu. Sarıyer Piyasa Caddesindeki yalısında ikamet etti. İ.Ü. İktisat Fakültesini bitirdi. Milli Eğitim Bakanlığında Yüksek Öğrenim Genel Müdürlüğü yaptı. 7. 8. Ve 9'cu dönemlerde Türkiye Büyük Millet Mecliste Sivas Milletvekili olarak bulundu. I. Hasan Saka Hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı (5.8.1946 – 9.6.1948) ve 18.Şemsettin Günaltay Hükümetinde (16.1.1949 – 22.5.1950) Çalışma Bakanlığı yaptı. Uzun yıllar eğitimci olarak çalıştı. Köy enstitülerine karşı olan tutumu ile tanınır. Son yıllarında dini içerikli kitaplar yazdı. Adı Sivas'ta bir caddeye verildi. )

- SIR/ESRAR değil/yerine/= GİZ

- SİRET[Ar. < SĮRET] ile/||/<> ...

( Bir kahramanın ya da kavmin efsanesi )

- SIRF/AN[Ar. < SİRF + Fars. -EN/AN: olarak.] ile/ve/||/<>/> TÜMEL/KÜLLÎ

( Yalnız, ancak, sâdece. | Baştan aşağı, büsbütün, tümüyle, tamamı ile. | Katışıksız, sâde, hâlis, saf, sâfî. @@ Belirli bir küme içinde olan ögelerin hepsini içine alan. | Tüm kapsamıyla alınmış olan [önerme]. )

- SIRIK DOMATES ile YER DOMATESİ ile YEŞİL DOMATES ile KAVATA ile OVAL ile ELİKA ile SALKİTO

( Salatalık. İLE Yemeklik. İLE Turşuluk. İLE Dolmalık. [Kızarmayan domates] )

- SIRIK ile HEREK/İSPALYA[Fr.]

( ... İLE Asma, fasulye gibi sarılgan bitkilerin tutunması için yanlarına dikilen sırık. )

- SIRIK ile/||/<> SIRIK

( Sırıkla atlamada kullanılan kamış kauçuk metal vb yapılmış uzun esnek çubuk Balık tutmak için kullanılan ucu topuzlu ağaç İnönü Eskişehir sırık sırık sırık çadır direği sırgı Alt sırık Altay Türkleri sıra biçimini de kullanırlar sırık Kumandılar sarık biçimini de kullanırlar sırak Sagaylar sıra biçimini de kullanırlar sıruk orta Türkçede sıruk çadır direği sırık olarak geçer Eski Kıpçakçada da sıruk biçimi kullanılır Kökünü bilmiyoruz O bakımdan çağdaş diyalektlerde kullanılan biçimler arasındaki ses farkları da açık olarak anlaşılmıyor Çağdaş Türk diyalektlerinde sırığa türlü adlar verilir Blk kuruk kurık Mad sıydam kubu kumma soygū söybe söyge sülgü gibi )

- ŞİRİK ile/||/<> ŞIRLAĞAN

( 'susam yağı' @@ < Erm šīrik 'sesame oil' < Pehl şīrik. )

- ŞİRİK ile/||/<> SUSAM YAĞI

( susam yağı šīrik sesame oil şīrik )

- SIRIK ile/ve TERAZİ

( Değnekten uzun ve kalınca ağaç. İLE/VE İp cambazlarının kullandığı uzun sırık. )

- SIRIKLAMAK ile SIRIK ile SIRIKÇI ile SIRIK HAMALI ile SIRIK DOMATESİ ile SIRIK FASULYESİ

- ŞIRIL ŞIRIL (AKMAK)

( Suyun, sürekli ve ses çıkararak akması. )

- SIRILSIKLAM

- SIRIM ile/||/<> ...

( Bazı şeyleri dikmek ya da bağlamak amacıyla yapılmış deri ip Senirkent Isparta Göçmenler Beypazarı Ankara Yenikent Aksaray Niğde Türkçede sırım gibi ince yapılı ve güçlü sözünde de geçer OT sıδrım Kâşgarlı Mahmudda göre Oğuzca bir veri olan sıδrım deri ip kayış anlamındadır Sıδrım sıδır ise sırım yapmak için deriyi uzunlamasına kesip kıllarını sıyırmak olarak geçer Kıpçakçada sırım olarak kullanılmıştır Ebû Hayyânın Kitabülidrâk lilisânilEtrâkinde ise sıyırım beyaz kayış olarak geçer Clausona göre sıδır to streep peel scrape sözünden yapılmıştır sıδır ı m eki Leksika yazarlarına göre ise sırım sözü sır sıyır biçiminden gelişmiştir )

- SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM

( Dar, uzun tarla parçası. İLE Dönümden küçük toprak ölçüsü. İLE Bataklık kıyılarında biten, sert yapraklı bir çeşit bitki. İLE İnatçı. İLE Kara kuru, sağlam yapılı [kişi]. | Çevik, güçlü. | İnce yapılı ve güçlü. İLE Erikten yapılan ekşi. İLE Çok fazla, sık. İLE Çarık yamalığı, çok dayanıklı. )

- SIRIM ile SIRIMA


- ŞİRİN değil/yerine/= SEVİMLİ

- ŞÎRÎN[Fars.] ile Şîrîn[Fars.]

( Tatlı. | Sevimli, cana yakın. | Türk müziğinde büyük bir usul. İLE Ferhâd[Husrev] ile Şîrîn öyküsünün kahramanı. )

- ŞİRİN[Azr.] = TATLI[Tr.]

- ŞİRİN/LİK / SEVİMLİ/LİK ile/ve/değil/||/<>/< SAF/LIK

- ŞİRİN/LİK / SEVİMLİ/LİK ile/ve/değil/||/<>/< ŞAPŞAL/LIK

- ŞİRİN/LİK ile/ve CANA YAKIN/LIK

- ŞİRİN/LİK ile/ve/||/<> MASUM/İYET

- SİRİYOLOJİK HİYEROGLİF ile/ve TROPOLOJİK HİYEROGLİF

( Bütünü göstermek üzere parça yazılır. İLE/VE Benzerlik ölçütlerine göre bir şey bir başkasının yerine konur. )

- ŞİRK ile/ve/> İŞRAK

- ŞİRK ile/değil KÂMİL KÜFÜR


- ŞİRK ile/ve/||/<> KİBİR

( Tanrı'ya, başka bir şeyi/birini ortak koşmak. İLE/VE/||/<> Tanrı'ya, kendini ortak koşmak. )

- ŞİRK ile ÖRTÜLÜ/GİZLİ ŞİRK

- ŞİRK ile ŞİRKTEN SONRAKİ GÜNAHLAR

- SİRKADİYEN RITIM/CIRCADIAN RHYTHM[İng.] değil/yerine/= GÜNLÜK DİZEM

- SİRKAT | ÇALMA ile/||/<> ÇALMAK

- SİRKAT[Ar.] ile/ve/||/<> KATAKULLİ[Fr. < FAIT ACCOMPLI][argo]

( Çalma, hırsızlık. İLE/VE/||/<> Yalan dolan, oyun, tuzak, düzen. )

- SİRKE ASİDİ | ASETİK ASİT ile/||/<> ASETİK ASİT

( Sinema Odunun damıtılmasından elde edilen hem selüloz asetat yapılmasında hem de saptama banyosunda kullanılan keskin kokulu aşındırıcı bir sıvı sirke asidi H3CCOOH renksiz sirke kokusunda su ve alkolle her oranda karışan bileşik Pek çok kimyasal özdeğin bireşiminde ayrıca çözücü ve çöktürücü olarak kullanılır Sirke asidi Sirke asidi )

- SİRKE SİNEĞİ ile/||/<> SİRKE SİNEĞİ

( Sirke sinekleri familyasından olup ekşimiş bitkisel maddelere düşkün kirlice sarı renkli 34 mm uzunluğunda çiftekanatlı Bilimsel deneme hayvanı olarak da kullanılan bu sineğin kurtçukları insan sindirim aygıtının raslansal asalağı olabiliyor Drosophila melanogaster Böcekler İnsecta sınıfının ikikanatlılar Diptera takımından bir eklembacaklı türü Uzunluğu 23 mm Sirke ya da çürük meyvelerin bulunduğu yerlerde yaşar Öteki birçok türleriyle birlikte modern kalıtım araştırmalarında deney hayvanı olarak kullanılır meyve sineği )

- SİRKE ile/||/<> ...

( 1 Salatalara ve yemeklere ekşilik vermek üzere konulan ekşimiş üzüm suyu 2 Baş bitinin Pediculus capitis saç üzerinde bırakılmış yumurtası )

- SİRKE ile/||/<> ...

( salatalara yemeklere ekşilik vermek için kullanılan ekşimiş üzüm elma limon vb nin suyu Az sirkǝ sirke sirke suv Blk sirkesū sirke sirke sirka Orta Türkçede sirke olarak geçer Eski Kıpçakçada da sirke biçimi kullanılır Farsçada da sirka vinegar olarak geçer Doerfer CAJ 12 304 75 kökenini açık olarak bilmediğimizi yazmıştır Türkçe Farsça Ona göre TMEN 1237 kültür tarihi açısından İran kökeninden geldiği düşünülebilir Ancak Türkçede olduğu gibi İrancada da etimolojisi yapılamıyor Bu duruma göre üçüncü bir dilden geldiği anlaşılıyor Orta Asya kökenli bir dilden Farsçaya ve Farsçadan Türkçeye geçtiği düşünülebilir Türkçeye doğrudan doğruya Orta Asya dilinden de geçmiş olabilir Daha sonra Oriens 1819 390 daha çok veya kesinlikle Türkçe olduğunu dile getirmişse de son olarak Orta Farsça veriyi göz önüne alarak Farsça olduğunu açıklamıştır Türkçeden Sırpçaya sirće olarak geçmiştir Škaljić Turc 567 Skok EtRj 3 242 )

- SİRKE ile/ve/||/<> ASETİK[Fr. < ACÉTIQUE]

( ... İLE Sirkeyle ilgili, sirkeyle aynı özellikleri taşıyan. )

- SİRKE ile/||/<> BİT YUMURTASI

( bit yumurtası Az sirkǝ sirke Blk sirke sirke sirke sirke sirke sirka sĕrke hĕrke Alt Tel sirke sirge Kaça sırga ak sırga sirge sirge şǎrka Orta Türkçede sirke bit yumurtası olarak geçer Eski Kıpçakçada da sirke olarak kullanılır Eski bir türev olduğu anlaşılıyor Egorov ÊS 335 ekşimiş üzüm suyuna verilen sirke adıyla birleştirmiştir Macarca serke biçimi bit yumurtası olarak eski bir Türk diyalektinden alınmıştır )

- SİRKE[Ar.] ile SİRKE[Ar.]

( Ekşimiş üzüm suyu. | Birtakım kimyasal yöntemlerle hazırlanmış bileşiklerin ortak adı. İLE Bit, tahtakurusu gibi asalak böceklerin yumurtası. )

- SİRKE ile/||/<> SİRKE[Fars. < SİRKE]

( Bit yumurtası Bit yumurtası )

- SİRKECİ ile/ve/||/<>/< SİRKE-Cİ

- SİRKELENMEK ile SİRKELEŞMEK ile SİRKE/LİK ile SİRKEN ile SİRKECİ/LİK ile SİRKELİ ile SİRKE RUHU ile SİRKE SİNEĞİ

- SİRKEN ile/ve/||/<> BAMBA/İSTİFNO

- ŞİRKET ADI ile MARKA

- ŞİRKET SANI/UNVANI[Ar.] ile/ve/<> MARKA

- ŞİRKETLER, HİZMETLERİNDE:
UCUZ İSE
ile/ya da/<> HIZLI İSE ile/ya da/<> NİTELİKLİ İSE

( Niteliksiz ve hızlıdır. İLE/YA DA/<> Ucuz ve niteliksizdir. İLE/YA DA/<> Pahalı ve yavaştır. )
( Dünyada, hiçbir şirket, bir işi, hem ucuz, hem hızlı, hem de nitelikli yapamaz. )

- CIRCULATION PUMP[İng.] / ZIRKULATIONS PUMPE, UMWALZPUMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİRKÜLASYON POMPASI

- SİRKÜLER/CIRCULAR[İng.] değil/yerine/= DAİRESEL | İÇ YAZIM

- ŞIRLAĞAN/ŞIRLANYAĞI = SUSAM YAĞI

- ŞIRLAĞAN ile/||/<> SUSAM YAĞI

( susam yağı şīrrauġan oil of sesam şīr süt rauġan yağ Bulgarca šárlagan ve Sırpça šarlàgan šavlagan biçimleri Türkçeden geçmiştir )

- SIRMA ile/||/<> İNCE GÜMÜŞ TEL

( ince gümüş tel R σύρμα Faden Draht Azeri alanında kullanılan sırma Türkçeden alınmıştır Balkan dillerinde de Türkçeden kalma bir alıntı olarak kullanılır )

- SIRMA ile SIRMALI ile SIRMA SAÇ ile SIRMA SAÇLI

- SİRMO[Fars. < SİRMŪ] ile/||/<> ...

( Doğu Anadoluda yetişen ve otlu peynir yapımında kullanılan bir yabani sarımsak türü Allium vineale Dar bir alanda sirik sirim ve sirmik olarak da geçer Farsçadan veya Kürtçeden alındığı anlaşılıyor sīrmū mountaingarlic Krt sîrmî sîrmûk yabani sarımsak )

- SİRMO ile İNCALİZ/INCALIZ

( Yabani soğan. İLE Turşusu yapılan yabani soğan. )

- SİROZ[Fr. < Yun.]

( Karaciğerin irileşmesi ya da körleşmesi biçiminde görülen hastalık. )

- SIROZ ile/||/<> ...

( Eğirdir Gölünde yaşayan küçük pullu bir çeşit tatlı su balığı Ağızlarda siraz olarak da geçer Kökenini bilmiyoruz Türkçede sırozun sıraza çevrilmesi normaldir Eğirdir Gölünde yaşayan bir balığa verilen eğrez adıyla sirez sıraz arasındaki benzerlik düşündürücüdür )

- SİROZ ile/||/<> HEPATİT

( Karaciğerin süreğen hasar görmesi ile skar dokusu oluşumu. İLE/||/<> Karaciğerin yangılanması ile ilişkili bir bulaş. )

- SİROZ ile SİROZLU

- SIRRI BEY SOKAK

( Sarıyer Merkez Mahallesi sokaklarından biridir. Sefir Zokaktan Kaptan Sokağa gidilirken sol taraftaki bahçe içinde büyük bir ahşap köşk vardı. Bu köşke Sırrı Bey Köşkü deniliyordu. Sırrı Bey Sarıyerli ve Sultan Abdülhamit'in jurnalcilerinden biriydi. Kimse kılına dokunamıyordu. Bu nedenle de işgalcilerle yakın ilişki kurabilmiş ve millicilere kan kusturmuştu. Köşkü, jurnalciliği nedeni ile elde ettiği paralarla yaptırdığı söylentisi yaygındı. Ne var ki. Milli mücadele zaferli sonuçlanınca işler ters döndü. Sarıyerli olması nedeni ile ortadan kaldırılmamış ama gözden uzak da tutulmamıştır. Herkesin nefreti üzerinde olan Sırrı Bey devamlı aşağılanmasının temini için Köşkünün az ilerisindeki sokağa "Sırrı Bey Sokak" ismi verilmiştir. )

- SIRS/SYSTEMIC INFLAMMATORY RESPONSE SYNDROME[İng.] değil/yerine/= SİSTEMİK ENFLAMATUVAR YANIT SENDROMU, SİSTEMİK YANGISAL YANIT BELİRGESİ

- SIRT DESTEĞİ ile GERİ ile ARKA SOKAK ile İLERİ GERİ ile SIRT OLUŞUMU ile ARKASI ile GERİ ÇEKİLMEK ile YEDEKLE ile ARKA BAHÇE

- SIRT SIRTA

- SIRT ile BALIKSIRTI

( Omurgalı ya da omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm. | İnsanda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm. | Kesici araçların kesmeyen kenarı. | Dağların ya da tepelerin üst bölümü. | İnsanın üstü. | Bir şeyin üstü, üst bölümü. | Dikilmiş ya da ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm. İLE Balık iskeleti biçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş deseni. | Suların toplanmaması için ortası şişkin bir biçimde yapılan yol. | Orta bölümü yüksek olup yanlara doğru alçalan bir biçimde. )

- SIRT/EĞİN ile YAĞIR

( ... İLE Sırt, arka, iki kürek kemiği arası. | Atın omuzları arasındaki yer. | Kel. )

- SIRTI PEK/LİK ile SIRTI SIRA ile SIRTI YUFKA

- SIRTINDAN VURAN('A) ve/<> ARKANDAN KONUŞAN('A)

( Kızma! Ona güvenip arkanı dönen sensin! VE/<> Darılma! Adam yerine koyan sensin! )

- SIRTLAN/YELELİKURT/ANDIK/ANDUK ile YABAN KÖPEĞİ

( 4 modern türleri bulunmaktadır. İLE ... )
( Sırtlanların, köpeklerle bir akrabalığı yoktur. [En yakın akrabaları misk kedileridir.] )
( Aslanlarınkinden iki kat büyüklükte kalpleri vardır. İLE ... )
( 5 kilometre boyunca saatte 55 kilometre hızla koşabilirler. İLE ... )
( Sırtlanlar çok miktarda ve çok hızlı yerler. [Gövde ağırlıklarının 3 katı kadar] İLE ... )
( Hedefteki avı kaçmaktan vazgeçene kadar kilometrelerce takip ederler. Kurban pes ettiği anda, karnına ve bacaklarına saldırırlar. İLE ... )
( Av hayvanı ölümlerinin 1/4'ünden sorumlulardır. [Çok sayıdaki bölgede, avladıkları hayvanlar, aslanların en büyük besin kaynağıdır.] İLE ... )
( Tek rakipleri aslanlardır. [Aralarında sürekli bir savaş hali bulunur.][İkisi de birbirinden yemek çalarlar fakat yaygın inancın aksine, daha çok aslanlar sırtlanların leşlerinden aşırırlar.]Bir ısırıştaki uyguladığı çene gücü, aslanınkinden daha fazladır. İLE ... )
( Midelerindeki konsantre hidroklorik asit sayesinde deri ve kemikleri de sindirebilirler. [Kalsiyumun etkisiyle dışkıları beyaz renktedir.] İLE ... )
( Yavruları çiftler halinde doğar. [Yavrulardan birinin egemenlik kurmak için ikizini öldürdüğü sıkça görülmektedir.] İLE ... )
( Dişillerin önderlik ettiği topluluklar halinde yaşarlar. İLE ... )
( Bir ailedeki sırtlan sayısı 80'e kadar çıkabilir.[Fakat avlanmak için küçük gruplara bölünürler.] İLE ... )
( Yaşlanmış aslanlar sürünün dışında kaldıklarından dolayı sırtlanlar tarafından parçalanırlar.] )
( BEHDEL[Ar.]: Sırtlan yavrusu. )
( Etiyopya'nın Harar bölgesinde yaşayan bir hayvansever, her akşam, yüzlerce sırtlanı, tek tek adıyla çağırarak kendi eliyle beslemektedir.[Tebrik ve teşekkür ediyoruz!] )

- SIRTLAN ile BENEKLİ DİŞİ SIRTLAN

( ... İLE Erilin penisine denk gelecek büyüklükte klitorisleri bulunur. )

- SIRTLAN ile BUDUK

- SIRTLAN ile KARINCAYİYEN SIRTLAN

- SIRTLAN ile OKAPİ

- SIRTTA TAŞINAN GİYSİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YÜZDE TAŞINAN İFADE

- ŞİRYAN | ATARDAMAR | ARTER ile/||/<> ATARDAMAR | ATARDAMAR

( bk. atardamar @@ bk. atardamar @@ Atardamar. @@ Atardamar. @@ @@(karşılık: arter), (Lat. Arteria) : Kanı yürekten akciğerlere ve vücuda taşıyan damarlar. @@ (biyoloji, zooloji) @@ Kanı kalpten akciğerlere ya da vücudun diğer bölgelerine taşıyan damarlar, arter. Çaplarına göre, 0.5 mm çaplı, lümeni dar, endotelyumla kaplı, duvarlarında 1-5 sıralı kas örtüsü bulunan, dış örtüsü ince olan arteryoller, çapları daha büyük, içte ve dışta elastik lamina bulunan, 40 sıra kadar düz kas örtüsü olan kassı arterler ve daha kalın, aort ve bundan ayrılan kolların oluşturduğu büyük elastik arterler şeklinde gruplandırılır. Arter. @@ Kanı kalpten dokulara taşıyan damar, arter. @@ anat. Kalpten dokulara, büyük dolaşımda oksijence zengin, küçük dolaşımda oksijence fakir kanı taşıyan kassıl ve zarsıl kanallar. (Aer : Hava, tereo : taşıyan, kapsayan), arter, arterya. )

- ŞİRYAN | ATARDAMAR | ARTÉRİTE[Fr. < ARTÈRE] ile/||/<> ARTER ile/||/<> ATARDAMAR

( atardamar atardamar Atardamar Atardamar karşılık arter Arteria Kanı yürekten akciğerlere ve vücuda taşıyan damarlar biyoloji zooloji Kanı kalpten akciğerlere ya da vücudun diğer bölgelerine taşıyan damarlar arter Çaplarına göre 0 5 mm çaplı lümeni dar endotelyumla kaplı duvarlarında 15 sıralı kas örtüsü bulunan dış örtüsü ince olan arteryoller çapları daha büyük içte ve dışta elastik lamina bulunan 40 sıra kadar düz kas örtüsü olan kassı arterler ve daha kalın aort ve bundan ayrılan kolların oluşturduğu büyük elastik arterler şeklinde gruplandırılır Arter Kanı kalpten dokulara taşıyan damar arter anat Kalpten dokulara büyük dolaşımda oksijence zengin küçük dolaşımda oksijence fakir kanı taşıyan kassıl ve zarsıl kanallar Aer Hava tereo taşıyan kapsayan arter arterya )

- ŞİRYÂN-I EHBER | ANA ATARDAMAR | AORT ile/||/<> AORT ile/||/<> ANA ATARDAMAR

( ana atardamar anaatardamar ana atardamar Ana atardamar aorta anlamdaş aort Kanı vücude taşımak üzere yürekten çıkan büyük atardamar Kanı vücuda taşımak üzere kalpten çıkan büyük atardamar Aort Kalbin sol karıncığından çıkan kanı kalpten vücudun diğer bölgelerine sevk eden büyük atardamar aorta )

- ŞİRYANI EPHER | ANA ATARDAMAR ile/||/<> ANA ATARDAMAR

( anlamdaş aort Kanı vücude taşımak üzere yürekten çıkan büyük atardamar Kanı vücuda taşımak üzere kalpten çıkan büyük atardamar Aort Kalbin sol karıncığından çıkan kanı kalpten vücudun diğer bölgelerine sevk eden büyük atardamar aorta )

- ŞİRYANI EPHER | ANA ATARDAMAR ile/||/<> AORT

( (anlamdaş. aort): Kanı, vücude taşımak üzere yürekten çıkan büyük atardamar. @@ Kanı vücuda taşımak üzere kalpten çıkan büyük atardamar. Aort. @@ Kalbin sol karıncığından çıkan, kanı kalpten vücudun diğer bölgelerine sevk eden büyük atardamar, aorta. )

- ŞİRYANI SEZEN | SOLUK BORUSU ile/||/<> SOLUK BORUSU

( karşılık trakea trachia hava borusu Havanın akciğerlere girip çıktığı ana kanal ana soluk borusu bronş biyoloji 1 Havanın akciğerlere girip çıktığı ana kanal 2 Bitkilerde duvarları halkasal kalınlaşmalara sahip odun dokusu elemanları 3 Böceklerde ve diğer eklem bacaklılarda solunum sisteminin stigma ile dışarı açılan hava dolu tüpçükleri Trakea anat Kıkırdak halkalardan yapılmış yuvarlak veya oval biçimde soluk almaya yarayan organ trake )

- ŞİRYANI SEZEN | SOLUK BORUSU ile/||/<> SOLUNGAÇ ile/||/<> SOLUNUM SİSTEMİ

( (karşılık: trakea), (Lat. trachia=hava borusu): Havanın akciğerlere girip çıktığı ana kanal. @@ bk. ana soluk borusu. @@ bronş (biyoloji) @@ 1. Havanın akciğerlere girip çıktığı ana kanal. 2. Bitkilerde duvarları halkasal kalınlaşmalara sahip odun dokusu elemanları. 3. Böceklerde ve diğer eklem bacaklılarda solunum sisteminin stigma ile dışarı açılan hava dolu tüpçükleri. Trakea. @@ anat. Kıkırdak halkalardan yapılmış, yuvarlak veya oval biçimde soluk almaya yarayan organ, trake. )

- CHAMBRE A' NUAGES[Fr.] / NEBEL KAMMER, DIFFUSIONSNEBELKAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= SİS ODASI/DİFÜZYON BULUT

- SIS/SPATIAL INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= UZAMSAL BİLGİ DÜZENİ

- SİS ile DUMAN

- FOG[İng.] / NUAGES[Fr.] / NEBEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SİS

- SİS ile SİSLİ

- ŞİŞE değil/yerine/= KÜÇÜK ŞİŞE/FLAKON

- ŞİŞE ile/ve/değil/yerine/<> SAĞRAK/KADEH


- ŞİŞE ile SÜBEK

( ... İLE Bazı yerlerde, beşikteki çocukların bacakları arasına yerleştirilen sidik şişesi ya da sidiği bir kaba akıtacak boru. )

- ŞİŞEK ile ÇEBİŞ ile FERİK

( [1 yaşındaki] Koyun. İLE Keçi. İLE Tavuk. )

- ŞİŞEK ile/ve ÖVEÇ

( İki yaşını geçmemiş, doğurmamış koyun. İLE/VE İki-üç yaşındaki eril koyun. )

- ŞİŞELEMEK ile ŞİŞELENMEK ile ŞİŞ ile ŞİŞE/LİK ile ŞİŞECİ/LİK ile ŞİŞ KÖFTE ile ŞİŞ KEBABI

- ŞİŞİRME ile ŞİŞİRMECE ile ŞİŞİRME HABER

- ŞİŞKİNLİK ile NOKRA

( ... İLE Büveleğin neden olduğu, başta sığır olmak üzere çeşitli memeli hayvanlarda, seyrek olarak insanda rastlanılan, ortası delik şişkinliklerle tanınan hastalık. )

- ŞİŞKO >< SISKA

- SİSLİ ile DUMANLI/PUSLU

- ŞİŞLİ ile ŞİŞLİK

- ŞİŞMAN | OBEZ ile/||/<> OBEZ[Fr. < OBÉSE]

( Aşırı yağlı aşırı şişman )

- ŞİŞMAN, İHSAN

( Anavatan Partisi saflarında siyasete başladı ve 1994/1999 döneminde Anmavatan Partisi listesinden yerel seçimlere girdi ve Belediye Meclisine seçilerek görev yaptı. )

- ŞİŞMAN ile/değil/yerine KALIN

- ŞİŞMAN ile SEMİZ

( BEYDAHA: Etine dolgun, iri ve şişmanca hanım. )

- ŞİŞME ile/||/<> ŞİŞME

( Yapısındaki su oranının artması sonucunda ağaçta ortaya çıkan hacim büyümesi ağırlaşma biçim değiştirme olayı turgor botanik I Metal yüzeylerin içyapıdaki çözünük gazların basıncıyle yer yer kabarmaları olayı II 85ten yukarı amonyak ayrışımı ile gerçekleştirilen nitrürlenmiş yüzeylerde beliren kabarma olayı )

- SİSMOGRAF (ÇİN) ile/||/<> MODERN SİSMOGRAF

( Zhang Heng ilk sismografı MS 132de yaptı İLE modern sismograflar 19. yüzyılda gelişti. )
( Zhang Heng tarafından 132 yılında keşfedildi/formüle edildi. (78-139) (Ülke: Çin) (Alan: Astronomi, Mühendislik) (Önemli katkıları: Sismograf, gök küresi) )

- SİSMOLOJİ/SEISMOLOGY değil/yerine/= DEPREMBİLİM

- ŞİST[Fr. SCHISTE] değil/yerine/= KAYAÇ

( Kolayca yapraklara ayrılabilen, silisli, alüminli tortul kayaçların genel adı. | Kömürle karışık, tüm moloz maddelerinin bilimsel adı. | Kil taşı. )

- ŞİST ile/||/<> YAPRAK KAYAÇ

( yaprak kayaç jeoloji kimya )

- SİSTEM FELSEFESİ/FİLOZOFU ile PROBLEM(/SORUN) FELSEFESİ/FİLOZOFU

- SİSTEM | MANZUME, SİSTEM | SİSTEM, MANZUME, MESLEK | HEYET | SYSTÈME[Fr. < SYSTÈME] ile/||/<> SİSTEM ile/||/<> DİZGE

( dizge dizge biyoloji kimya dizge jeoloji dizge anat 1 Organizmada aynı işlevleri gerçekleştirmek için birbirleriyle ilgili bağlantılı organların oluşturduğu birlik veya grup 2 Yol yöntem Kendine özgü bir düzen ve sırası olan topluluk Gezegenler dizgesi Samanyolu dizgesi gözerimi konsayıları dizgesi gibi Yerbilimin zaman birimlerine ilişkin bir dönem süresince oluşmuş katman topluluğu Aralarında ilişkiler bulunan böylece belli bir işlevi olan bir bütün oluşturacak biçimde etkileşen nesneler topluluğu Bir dizgeyi oluşturan nesneler arasında kişiler makineler yordam izlence ya da veriler bulunabilir Ayrıca bu nesneler de kendi başlarına birer dizge niteliği taşıyabilir bu durumda dizgenin altdizgelerinden söz edilir Belirli bir görevi yerine getirmek için bir bütünün parçaları arasında kurulan işlevsel ilişkilerin tümü 1 Ortak kimi özellikleri olan çokluklar kümesi 2 Belirli bir gerçeğe ilişkin kurallar kümesi Herhangi sayıda nesneden oluşan bütün Krş sıralanmış nli dizge yapı Aralarında ilişki bulunan ve amaca göre çevresinden belirli sınırlarla ayrılmış özdek olay ve süreçlerin seçilmiş kümesi Bir birlik oluşturacak biçimde işlevsel olarak örgütlenmiş öğeler bütünü 1 genel uygulayım a Bir bütünü oluşturacak biçimde birbirine bağlı öğelerin tümü b Bir iş işlemi sonuçlandırmak için kullanılan yöntem ile araçların oluşturduğu düzen c donatı 2 kimya fizik metalbilim Üzerinde ölçme yapılan ya da sözkonusu olan belirli nesneler topluluğu 3 elektrik Çok evreli bir dalgalı akımın elektrometre kuvvetinin dönüş değişikliklerinde geçiş düzeni 4 bilişim a Birlikte kullanılan işlem yöntem ve gereçlerin belirli bir örneğini oluşturan birim b Birbirinden ayrı ve değişik işler üreten makinelerin oluşturduğu bütün systema synestanai birlikte yerleştirmek örgütlü bir bütün içinde toplamak bir araya koymak birleştirmek Birlikli bir ilkeye göre düzenlenmiş bütün Bu anlamda 1 Kendi içine kapalı düzenli bir bütün Ör evren yıldızlar dizgesi 2 Bir ilkeye ya da dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşünceler bilgiler öğretiler bütünü 3 Birbirine bağlı bilimsel ya da felsefî düşünceler birliği bir düşün ide yöresinde toplanmış çeşitli bilgiler Dizge kuramdan daha geniştir bir filozofun felsefe dizgesi onun kuramlarının bütününden oluşur Üzerinde ölçme yapılan ya da söz konusu olan belirli nesneler topluluğu Bir bütünü oluşturacak biçimde karşılıklı olarak birbirine bağlı öğelerin tümü Eski Yunan tartıbiliminde sayısı sınırlanmamış olan ve üye membre denilen birçok parçalardan ibaret bulunan uzun dize fizik botanik Bir bütün oluşturacak biçimde karşılıklı olarak birbirine bağlı öğelerin tümü Ülkemizin birçok yerinde dizlik ve dizleme olarak da geçer Türkçe diz kökünden ge ekiyle yapıldığı açıktır Türkçede ge ga ekinin fiillerden birtakım adlar yaptığını biliyoruz Bu türevde ge ekinin dize getirildiği göze çarpıyor )

- SİSTEM | MANZUME, SİSTEM | SİSTEM, MANZUME, MESLEK | HEYET ile/||/<> DİZGE

( Kendine özgü bir düzen ve sırası olan topluluk Gezegenler dizgesi Samanyolu dizgesi gözerimi konsayıları dizgesi gibi Yerbilimin zaman birimlerine ilişkin bir dönem süresince oluşmuş katman topluluğu Aralarında ilişkiler bulunan böylece belli bir işlevi olan bir bütün oluşturacak biçimde etkileşen nesneler topluluğu Bir dizgeyi oluşturan nesneler arasında kişiler makineler yordam izlence ya da veriler bulunabilir Ayrıca bu nesneler de kendi başlarına birer dizge niteliği taşıyabilir bu durumda dizgenin altdizgelerinden söz edilir Belirli bir görevi yerine getirmek için bir bütünün parçaları arasında kurulan işlevsel ilişkilerin tümü 1 Ortak kimi özellikleri olan çokluklar kümesi 2 Belirli bir gerçeğe ilişkin kurallar kümesi Herhangi sayıda nesneden oluşan bütün Krş sıralanmış nli dizge yapı Aralarında ilişki bulunan ve amaca göre çevresinden belirli sınırlarla ayrılmış özdek olay ve süreçlerin seçilmiş kümesi Bir birlik oluşturacak biçimde işlevsel olarak örgütlenmiş öğeler bütünü 1 genel uygulayım a Bir bütünü oluşturacak biçimde birbirine bağlı öğelerin tümü b Bir iş işlemi sonuçlandırmak için kullanılan yöntem ile araçların oluşturduğu düzen c donatı 2 kimya fizik metalbilim Üzerinde ölçme yapılan ya da sözkonusu olan belirli nesneler topluluğu 3 elektrik Çok evreli bir dalgalı akımın elektrometre kuvvetinin dönüş değişikliklerinde geçiş düzeni 4 bilişim a Birlikte kullanılan işlem yöntem ve gereçlerin belirli bir örneğini oluşturan birim b Birbirinden ayrı ve değişik işler üreten makinelerin oluşturduğu bütün systema synestanai birlikte yerleştirmek örgütlü bir bütün içinde toplamak bir araya koymak birleştirmek Birlikli bir ilkeye göre düzenlenmiş bütün Bu anlamda 1 Kendi içine kapalı düzenli bir bütün Ör evren yıldızlar dizgesi 2 Bir ilkeye ya da dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşünceler bilgiler öğretiler bütünü 3 Birbirine bağlı bilimsel ya da felsefî düşünceler birliği bir düşün ide yöresinde toplanmış çeşitli bilgiler Dizge kuramdan daha geniştir bir filozofun felsefe dizgesi onun kuramlarının bütününden oluşur Üzerinde ölçme yapılan ya da söz konusu olan belirli nesneler topluluğu Bir bütünü oluşturacak biçimde karşılıklı olarak birbirine bağlı öğelerin tümü Eski Yunan tartıbiliminde sayısı sınırlanmamış olan ve üye membre denilen birçok parçalardan ibaret bulunan uzun dize fizik botanik Bir bütün oluşturacak biçimde karşılıklı olarak birbirine bağlı öğelerin tümü Ülkemizin birçok yerinde dizlik ve dizleme olarak da geçer Türkçe diz kökünden ge ekiyle yapıldığı açıktır Türkçede ge ga ekinin fiillerden birtakım adlar yaptığını biliyoruz Bu türevde ge ekinin dize getirildiği göze çarpıyor )

- SİSTEM[Fr. < SYSTÈME] değil/yerine/= DÜZEN

- SİSTEM = KAİDE, KÂ'İDE = SYSTÈME, MÉTHODE

- SİSTEMATİK[İng. SYSTEMATICS] ile/||/<> SİSTEMİK DÖNGÜ / BÜYÜK KAN DOLAŞIMI[İng. SYSTEMIC LOOP]

( Evrimsel ilişkiler ile canlıların sınıflandırılması bilimidir. Taksonomi ile eş anlamlı olarak kullanılabilir. @@ Kalp ile diğer tüm vücut dokuları arasındaki döngüye denir. Kalp ile akciğerler arasındaki pulmoner döngüden farklıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SİSTEMATİK değil/yerine/= DİZGELİ

- SİSTEMATİK ile TARİHSEL (AÇI/YÖN/DOĞRULTU/BOYUT/AÇILIM)

- SİSTEMATİZE ETMEK değil/yerine/= DİZGELEŞTİRMEK

- SİSTEMİK SİRKÜLASYON/SYSTEMIC CIRCULATION[İng.] değil/yerine/= BÜYÜK KAN DOLAŞIMI

- SİSTEM/MANZUME değil/yerine/= DİZGE

- SISTOMETRİ/CYSTOMETRY[İng.] değil/yerine/= MESANE İŞLEV ÖLÇÜMÜ


- SİT | KONUŞ ile/||/<> KONUŞ ile/||/<> KONUM

( Bir kentin kurulmuş olduğu yerin taşıdığı ve kentin gelişmesine olumlu ya da olumsuz etkisi olan yerbetim koşullarının tümü konum konum Bir dizgide bir damganın oturabildiği ve bir sıra sayısınca tanıtılabilen her bir yer Üzerinde bir konaç dizgesi oluşturulan bir uzayda konaçları aracılığıyla belirlenen nokta Bir ölçme aracını oluşturan birim ya da değerlerin ölçüm sürekliliği üzerindeki göreli yeri Bir kentin uzak ve yakın çevresiyle her türlü ilişikislni sağlayan ve kentin gelişmesini etkileyen coğrafya koşullarının tümü konuş 1 matematik Bir nesnenin özdeksel durumu 2 coğrafya Enlem ve boylamlara göre yeryüzünde bulunulan yer Taneciğin yeri bunu veren konsayılar Bir nesnenin seçilen bir başvuru noktasına eksenine ya da eksenlerine göre yeri konuş coğrafya durum Tanelerin birbirlerine göre durumu bölge yer )

- SİT ile SİTE ile SİT ALANI

- ŞİTÂÎ[Ar.] ile ŞİTEVÎ[Ar.]

( Kışa ait, kışla ilgili. İLE Kışa ait, kışla ilgili. | Kış sebzesi. )

- ŞİTÂİYYE[Ar.] değil/yerine/= KIŞLIK KONUT

- -SİTÂN[Fars.] ile -SİTÂN[Fars.]

( Yer adı yapmaya yarayan ek. [GÜL-SİTÂN: Gül bahçesi, güllük. | SENG-SİTÂN: Taşlı yer, taşlık.] İLE "Alan/alıcı" anlamlarıyla birleşik sözcükler yapar. [DİL-SİTÂN: Gönül alan.] )

- SİTE[Fr. < CITÉ] ile/||/<> KALIP. (*AKSARAY -NİĞDE)

( Kalıp Aksaray Niğde )

- SİTE[Fr. < Yun.] ile POLİS[Fr. < Yun.]

( Daha çok, belirli meslek bireyi için yapılmış ya da belirli amaçlarla kurulmuş konutlar topluluğu. | İlkçağda, kendi yasalarıyla yönetilen, bir ya da birkaç kentten oluşan devlet. | Kent. İLE Kent. | Kent düzenini sağlayan yetkilendirilmiş güç. )