| ORTA YAZACA GÖRE |

- LAMINAR FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT LAMINAIRE[Fr.] / LAMINARE STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KATMANLI/LAMİNER AKIŞ/AKIM

- KATMERLENMEK ile KATMERLEŞMEK ile KATMERLEŞTİRMEK ile KATMER ile KATMERCİ/LİK ile KATMERLİ ile KATMERSİZ ile KATMER KATMER ile KATMERLİ BADEM ile KATMERLİ YALAN ile KATMERLİ İYELİK ile KATMERLİ KATMERLİ ile KATMERLİ BİRLEŞİK ZAMAN

- CATHODIC OVER POTENTIAL[İng.] / SURTENSION CATHODIQUE[Fr.] / KATHODISCHE ÜBERSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KATODİK AŞIRI GERİLİM

- CATHODIC INHIBITORS[İng.] / INHIBITEURS CATHODIQUES[Fr.] / KATHODISCHE INHIBITOREN[Alm.] ile/değil/yerine/= KATODİK İNHİBİTÖR

- CATHODIC STRIPPING ANALYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= KATODİK SIYIRMA ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ

- CATHODIC[İng.] / CATHODIQUE[Fr.] / KATHODISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KATODİK

- CATHOLYTE[Fr.] / KATHOLYT[Alm.] ile/değil/yerine/= KATOLİT

- KATOLOG değil KATALOG

- CATHODE COMPARTMENT[İng.] / CA'TODO COMPARTMENT[Fr.] / KATOENENRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KATOT BÖLMESİ

- CATHODE DEPOLARIZER[İng.] ile/değil/yerine/= KATOT DEPOLARİZÖRÜ


- CATHODE DARK SPACE[İng.] / ESPACE SOMBRE CATHODIQUE[Fr.] / KATHODENDUNKELRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KATOT KARANLIK BÖLGESİ

- CATHODE MODULATION[İng.] / MODULATION DE CATHODE[Fr.] / KATHODENMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= KATOT KİPLEMESİ

- CATHODE[İng.] / KATHODE[Fr.] / KATHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= KATOT

- KATRANLAMAK ile KATRANLANMAK ile KATRANLATMAK ile KATRAN ile KATRANCI/LIK ile KATRANLI ile KATRANSIZ ile KATRAN RUHU ile KATRAN SUYU ile KATRAN TAŞI ile KATRAN YAĞI ile KATRAN ÇAMI ile KATRAN AĞACI

- KATRE/KATRA[Ar. çoğ. KATER, KATARÂT] değil/yerine/= DAMLA

( Damla, damlayan şey. )

- COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT[Fr.] / KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= KATSAYI

- CATION ANALYSIS[İng.] / KATION ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KATYON ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ

- CATION EXCHANGE RESIN[İng.] ile/değil/yerine/= KATYON DEĞİŞİM REÇİNESİ

- KATION AUSTAUSCH RESINATE[Alm.] ile/değil/yerine/= KATYON DEĞİŞTİRİCİ REÇİNE

- CATION[İng.] / CATHION[Fr.] / KATION[Alm.] ile/değil/yerine/= KATYON


- CATION DETERGENT[İng.] / RÉACTIFS DÉTERGENT[Fr.] / KATIONISCHE REINIGUNGSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KATYONİK DETERJAN

- CAOUTCHOUC, INDIA RUBBER[İng.] / CAOUTCHOUC[Fr.] / KAUTSCHUK[Alm.] ile/değil/yerine/= KAUÇUK

- KAURONILIK ACID[İng.] ile/değil/yerine/= KAURONOLİK ASİT

- KAVAK ile/değil ÇINAR[Fars. < ÇENÂR]

( Anadolu Kavağı'ndakiler, çınardır. )
( Söğütgillerden, sulak bölgelerde yetişen, boyu bazı türlerinde 30-40 metreye değin çıkan, kerestesinden yararlanılan uzun boylu bir ağaç. İLE İki çeneklilerden, otuz metreye kadar uzayabilen, gövdesi kalın, uzun ömürlü, geniş yapraklı bir ağaç. )

- KAVGALAŞMAK ile KAVGA ile KAVGACI/LIK ile KAVGALI/LIK ile KAVGASIZ/LIK ile KAVGASIZCA ile KAVGA ADAMI ile KAVGA KAŞAĞISI

- KÂVÎ[Ar. < KEYY | çoğ. KÂVİYÂN] ile KAVÎ[Ar. < KUVVET]

- CHAVICOL[İng.] / CHAVICOL[Fr.] / CHAVICOL[Alm.] ile/değil/yerine/= KAVİKOL

- KAVL/KAVİL[Ar.] ile/ve/<> KELÂM

( Yok olanı, var ettiğimiz olana verdiğimiz ad. İLE/VE/<> Var olana ilim vermek. )

- KAVLAMAK ile KAVLANMAK ile KAVLATMAK ile KAVLAŞMAK ile KAVLAK

- KAVONOZ değil KAVANOZ[Yun.]

( Plastik, cam vb. nesnelerden yapılmış ağzı geniş, çeşitli boylarda kap. )

- KAVRAM "KARGAŞASI" değil KAVRAM KARMAŞASI

( Kargaşa, kişiler arasında olandır. )

- KAVRAM ÜRETMEK ile/ve/değil/||/<> KURAM ÜRETMEK

- KAVRAM ile/ve/||/<>/> KURAM

( Bir kuramın varoluşu[ontolojisi] yoksa herhangi bir kuramdır. )
( Kavram ve kuram, genellikle bilim, felsefe ve öteki akademik alanlarda kullanılan iki temel kavramdır.

Bir kavram, genellikle bir düşüncenin ya da bir şeyin anlıksal[zihinsel] karşılığıdır/temsilidir. Kavramlar, genellikle somut ya da soyut var olanları tanımlamak için kullanılır. "masa", "adâlet", "eşitlik" gibi kavramlar, düşünceleri ya da nesneleri karşılar/temsil eder.

Dilde simgeler ya da sözcükler olarak tanımlanır ve bireylerin düşünme ve iletişim kurma yeteneklerini yönlendirir.

Genellikle bir nesnenin ya da bir durumun temel özelliklerini ya da niteliklerini tanımlamak için kullanılır.

İLE/VE/||/<>/>



Bir kuram, genellikle bir görüngüyü, bir olguyu ya da belirli bir alanı açıklamak ya da açıklamak için geliştirilmiş dizgeli bir açıklamadır.

Genellikle gözlemlere dayanarak olgu ve görüngüleri anlamak, öngörmek ya da açıklamak için kullanılır.

Bilimde, felsefede, matematikte ve öteki alanlarda kullanılır.[evrim, kütleçekim kuramı]

Genellikle bir dizi varsayım, ilke ve kavramın bir araya getirilmesiyle oluşturulur ve denenir. Bilimsel yöntemle desteklenir. Bilişsel karşılıklardır ve genellikle düşünceleri ya da nesneleri tanımlamak için kullanılır ancak dizgeli açıklamalardır. Genellikle gözlemlere dayanarak olgu ve görüngüleri anlamak ya da açıklamak için kullanılır. Ancak kavramları kullanarak tanımlama yapılır. )
( FaRkLaR Kılavuzu içinde daha geniş tarama olarak şu sayfaları da okuyabilirsiniz...

FaRkLaR.net/kavram/kavram

FaRkLaR.net/kavram/kuram )

- KAVRAM ve/||/<>/= SAF DÜŞÜNCE/DÜŞÜNME

- KAVRAMAK ile KAVRANMAK ile KAVRATMAK ile KAVRANILMAK ile KAVRAMLAŞMAK ile KAVRATABİLMEK ile KAVRAYABİLMEK ile KAVRAYIVERMEK ile KAVRAMLAŞTIRMAK ile KAVRAK ile KAVRAM ile KAVRAÇ ile KAVRAMCI/LIK ile KAVRAMSAL/LIK ile KAVRAM YAZI ile KAVRAM KARMAŞASI

- KAVUK ile/değil KOVUK

( Pamuktan yapılmış, üzerine sarık sarılan erkek başlığı. | İçi boş şey. | İdrar torbası. İLE/DEĞİL Bir şeyin oyuk durumunda bulunan iç bölümü. )

- KAVUK/LUK ile KAVUKLU ile KAVUKÇU/LUK ile KAVUKSUZ

- KAVUN ile DİVLEK/DÜĞLEK/DÜVLEK

( ... İLE Kalın kabuklu, olgun kavun. | Olgun, ufak kavun. | Kelek. )

- KAVURMAK ile KAVURTMAK

- KAVURMA/LIK ile KAVURMAÇ ile KAVURMACI/LIK ile KAVURMALI


- KAVUŞSAK ile KAVUŞTAK

- KAVVAM[Ar.] ile/değil/<> KAVRAM

( Gözleyen ve koruyan. İşlerin sorumluluğunu alıp iyi yöneten. İLE/VE/||/<>/< Bir nesnenin ya da düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı. )

- KAVZAMAK[yerel] ile/=/<>/< KAVRAMAK

( Sıkı tutmak, kavramak. | Korumak, muhafaza etmek. İLE/=/<>/< Elle sıkıca tutmak. | Bir nesne ya da düşünceyi her yönüyle anlamak. | Motorlu araçlarda debriyaj pedalı görev yapmak. | Motorlu araçlarda lastik yolu kavramak. )

- KAYAÇ ile GABRO[İt. GABBRO]

( ... İLE Renkli minerallerden [amfibol, piroksen, olivin] oluşan, bir tür kayaç. )

- KAYBETMEK:
ÇOK DEĞER VERMEK
ile/ve/||/<> KIZAMAMAK ile/ve/||/<> "KIYAMAMAK" ile/ve/||/<> ÜZEMEMEK ile/ve/||/<> "ALTTAN ALMAK"

- KAYBETMEK ile/değil/yerine/>< KAYDETMEK

- [ne yazık ki]
KAYDIR
ile/ve/||/<>/> KAKTIR

- KAYDIRMAK ile KAYDIRTMAK ile KAYDIRILMAK ile KAYDIRABİLMEK

- KAYGAN/ZIYPAK ile KAYAĞAN

( Islak ya da düz olduğundan kaydırıcı özelliği bulunan ya da üzerinde kayılan. İLE Üzerinde kolaylıkla kayılan. )

- KAYGI/ENDİŞE[Fars. :Düşünce.] ile ÇEKİNME/ÇEKİNCE


- KAYICI ile/ve/||/<>/>< YAKICI (< bağlamında/terslikte YIKICI/KIYICI)

( Sevdâlı/âşık.[Bilinci kaymış olan kişi.] [Durum, koşul ve karşılıksızlık durumlarında olasılık olarak davranışlarında kıyıcı ve yıkıcı olabilir.] İLE/VE/||/<>/>< ... İLE/VE/||/<>/>< Sevilen/mâşuk. [Herhangi bir ölçüt olmaksızın âşık olana ya da "kendine yönelmiş olana" karşı, davranışlarında ve sözlerinde, bağlam, olanak ve terslik olarak (%1 - 99 arası) kıyıcı ve yıkıcı[0/1 (Evet/Hayır!)] olabilir.] )

- KAYIK ile/ve KAYAK

( ... İLE/VE Eskimoların kullandığı tek kişilik kayık. )

- KAYIP ile/değil KAYMA

- [ne yazık ki]
KAYIP
ile KOPUK

- KAYIP ile/||/<> TEHLİKE

( Öğrenip düşünmeyen kişiler. İLE/||/<> Düşünüp öğrenmeyen kişiler. )

- KAYIP değil/yerine/= YİTİK

- KAYIRMAK ile KAYIRTMAK ile KAYIRILMAK ile KAYIR ile KAYIRICI/LIK

- KAYISI[Fars. KAYSİ]/MIŞMIŞ[Ar.] ile ŞEKERPARE[Fars.]

( Gülgillerden, sıcak ya da ılık iklimlerde yetişen, çiçekleri pembemsi beyaz bir ağaç. | Bu ağacın, açık turuncu renkte, eti sulu, güzel kokulu, tek ve sert çekirdekli tatlı meyvesi. İLE Çok tatlı bir tür kayısı. | Bir tür hamur tatlısı. )
( KAYISI: KAJSZIJA[Bulgarca]
CAIS/CAISI/CASIA[Romence]
KAJSIJA[Hırvatça]
KAJSI[Arnavutça]
KAJSZI[Macarca, Tatarca] )

- KAYIT-KUYUT (ALTINA GİRMEK(ME)K)

- KAYIT ile/ve/||/<>/> KALIT


- KAYIT[Ar. < KAYD] ile KAYIT

( Bir yere mal ederek deftere geçirme. | Bir yazının, bir hesabın tarih, numara vb.nin ya da kopyasının bir yerde yazılı bulunması. | Önem verme. | Resmî belge. | Sesi ya da görüntüyü manyetik bant üzerine geçirme işlemi. | Şart. | Sınırlama, davranışlarını çerçeveleme. İLE Pencere çerçevesi. | Araç, eşya. | Yiyecek. )

- KAYIT/LI ile/ve/değil/||/<>/< KANIT/LI

- KAYMAK ile KAYMAKLANMAK ile KAYMACA ile KAYMAKLI ile KAYMAKÇI/LIK ile KAYMAK TAŞI ile KAYMAK KAĞIDI ile KAYMAK TAKIMI ile KAYMAK TABAKASI ile KAYMAKLI DONDURMA

- KAYMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAYNAK

- KAYNAK/KAYNARCA/GÖZ/PINAR/MEMBA[Ar. < MENBA] ile/ve/||/<> KAYNAÇ/GAYZER[Fr. < GEYSÉR]

( Bir suyun çıktığı yer. İLE Volkan bölgelerinde, belirli aralıklarla su ve buhar fışkırtan sıcak kaynak. )

- KAYNAMAK ile KAYNATMAK ile KAYNAŞMAK ile KAYNATILMAK ile KAYNAKLANMAK ile KAYNAŞTIRMAK ile KAYNATABİLMEK ile KAYNAYIVERMEK ile KAYNAŞABİLMEK ile KAYNAK ile KAYNAR ile KAYNAÇ ile KAYNAKLI ile KAYNAKÇA ile KAYNAKÇI/LIK ile KAYNARCA ile KAYNAŞLI ile KAYNAKÇACI ile KAYNAK KİŞİ ile KAYNAK SUYU ile KAYNAÇ TAŞI ile KAYNAK MAKİNESİ ile KAYNAK KOROZYONU

- BOILING WATER REACTOR[İng.] / RÉACTOR À EAU BOUILLANTE[Fr.] / SIDEWASSER REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYNAR SULU REAKTÖR

- FUSION REACTOR[İng.] / RÉACTEUR DE FUSION[Fr.] / FUSIONSREAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYNAŞMA TEPKİLEŞİMİ/REAKTÖRÜ

- KAYPAK ile/ve/||/<> KAYTAK

( Dönek. İLE/VE/||/<> Kuytu. | Sözünde durmayan. | Yağcı, dalkavuk, numaracı. )

- KAYSI değil KAYISI


- CATION SUBSTITUTION RÉSINE[Fr.] ile/değil/yerine/= KAYTON DEGİŞİTİRİCİ REÇİNE

- KAYYUM/KAYYIM ile MÜTEVELLİ

( Belirli bir malın yönetilmesi ya da belirli bir işin yapılması için görevlendirilen kişi. | Cami görevlisi. İLE Bir vakfın yönetimi, kendine verilmiş kişi. )

- KAZÂ/KADÂ ile/ve/||/<>/> KADER/KADAR

( Gereksinim. İLE/VE/||/<>/> Ölçü. )
( Gerekeni/gereksinimi ölçülendirmek. )
( Tekil. İLE/VE/||/<>/> Çoğul. )
( Kaderin gerçekleşmesi/vukû bulması, bilinmesi, görülmesi. İLE/VE/||/<>/> Bilinmez. )
( Göz. İLE/VE/||/<>/> Bakış/bakma. )
( Zorunluluk/cebr. İLE/VE/||/<>/> Özgürlük[seçenek/yeğleme]. )
( Tümel. İLE/VE/||/<>/> Tikel. )
( Var oluş/olan. İLE/VE/||/<>/> Bilgi. )

- KAZDIRMAK ile KAZDIRTMAK ile KAZDIRILMAK

- CASEIN[İng.] / CASÉINE[Fr.] / KASEIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KAZEİN

- KAZIKLAMAK ile KAZIKLANMAK ile KAZIK ile KAZIKLI ile KAZIKÇI/LIK ile KAZIK KÖK ile KAZIK FREN ile KAZIK MARKA ile KAZIKLI HUMMA

- KÂZIM ile/ve/||/<>/> KÂZÎM

( Öfkesini tutan. [ara sıra] İLE/VE/||/<>/> Öfkesini tutan. [sürekli] )

- KÂZIM/KEZÎM[Ar. çoğ. KÂZIMÎN] ile KÂZIM/KAZIMA["ka" uzun okunur] ile KAZIM

( Kızgınlığını, öfkesini, hırsını yenen. İLE Kemirici.[hayvan] İLE Kazmak eylemi. )

- KAZIMAK ile KAZ ile KAZA ile KAZI ile KAZALI ile KAZILI ile KAZASIZ/LIK ile KAZ TÜYÜ ile KAZ ADIMI ile KAZASIZCA ile KAZ KAFALI/LIK ile KAZA KIRIM ile KAZI BİLİMİ ile KAZA DAİRESİ ile KAZA KURŞUNU ile KAZI BİLİMCİ ile KAZI BİLİMSEL ile KAZASIZ BELASIZ ile KAZA KIRIM EKİBİ

- KAZMAK ile KAZIMAK


- KEBÂD[Ar.] ile KEBBÂD[Ar.]

( İri limon. İLE Ağaç kavununa benzer bir çeşit büyük ve yumuşak bir limon.[dilim dilim kesilerek tatlısı yapılır] )

- KEBÂD[Ar.] ile KEBBÂD/KÜBBÂD[Ar.]

( İri limon. İLE Ağaç kavununa benzer bir çeşit büyük ve yumuşak bir limon.[dilim dilim kesilerek tatlısı yapılır] )

- KEBAP/LIK ile KEBAPLI ile KEBAPÇI/LIK

- KEÇE[Oğuz] ile KEÇE ile KEÇE
[<

( Keçe. İLE Sebze ve meyveleri taşımaya yarayan sepet. İLE Gece. )

- KEÇELEMEK ile KEÇELENMEK ile KEÇELEŞMEK ile KEÇELEŞTİRMEK ile KEÇE ile KEÇECİ/LİK ile KEÇELİ

- KEÇİ ile/ve OĞLAK/OGLAK/OGLAQ/DÖRÜKLÜ

( ... İLE/VE Keçi yavrusu, genç/küçük keçi. )

- KEÇİBOYNUZU ve ÇİTLEMBİK/MELENGİÇ/MENENGİÇ/MERLENGİÇ/MERLENGEÇ/DAVUN

( İkisinde de azcık fakat etkili/hoş bir tad için çok fazla uğraş vermek gerekir. )

- KEFÂF/KİFÂF[Ar.] ile AZIK

( Ancak yetecek, yaşayacak kadar olan azık/yiyecek. İLE Ekmek. )

- KEFAL ile PAÇOZ/PAÇUZ

( ... İLE Kefal türünden bir balık. | [argo] Fahişe. )

- KEFE[Ar. < KEFFE]["KEVE" değil!] ile KEFE

( Terazi gözlerinden her biri. İLE ... )

- KEFE ile/ve/||/<> KESE

- KEFENLEMEK ile KEFEN/LİK ile KEFENCİ/LİK ile KEFENLİ ile KEFENSİZ ile KEFEN BEZİ ile KEFEN PARASI ile KEFEN SOYUCU/LUK

- KEFFÂRET[Ar.] ile KEFÂLET[Ar.]

( Örtücü ve imhâ edici. | Bir mecburiyet altında ya da yanlışlıkla işlenmiş günahı affettirmek ümidiyle şeriata uygun olarak verilen sadaka ya da tutulan oruç. | Günahtan arınma. İLE
Kefillik, birine kefil olma. )

- KEFLEX[İng.] ile/değil/yerine/= KEFFEKS

- KEHF[Ar.] ile KEYF[Ar.]

( Mağara. İLE Araçlı "duyum"/haz.[bkz. 6532] )

- KELÂM ile/ve/||/<> AKAİD/AKÎDE

( Amacı dinî olmakla birlikte temellendirmesi akılsal olan bilim dalı. İLE/VE
İnanca ilişkin ve sem'î[ilgili dinin kutsal metninden alınma] kanıtlara dayalı bilim dalı. )
( Matematik mutlak, fizik mukayyettir. Akaid mutlaktır. )
( NESEF-İ AKAİD'ini okumanızı salık veririz. [TAFTAZÂNİ'nin şerhinden yararlanılabilir.] )

- KELÂM'IN:
İHMÂLİ
değil/yerine/>< İMÂLİ

( Kelâmın imâli, ihmâlinden evlâdır. )
( Kelâmın imâli, mümkün olmaz ise ihmâl olunur. / Kelâm, imâl olunmazsa, ihmâl olunur. )

- KELEBEK/FERÂŞE[Ar. FİRÂŞA] ile FELFELEK

- KELEÇÜ[Oğuz] ile KELEGÜ
[<

( Sözcüklerle anlatma, konuşmak. İLE Tarla sıçanı soyundan, uzun arka ayakları olan küçük bir hayvan. )

- KELEPÇE[Fars. < KELEBÇE] ile/ve/||/<>/> PRANGA[İt. < BRANCA]

( El bileklerine takılan. İLE/VE/||/<>/> Ayak bileklerine takılan. )

- KELEPLEMEK ile KELEPÇELEMEK ile KELEPÇELENMEK ile KELEPÇELETMEK ile KELEP ile KELEPÇE ile KELEPÇİ/LİK ile KELEPÇELİ ile KELEPÇESİZ

- KELÎM[Ar. < KİLÂM] ile KELİM[Ar. < KELİME]

( Söz söyleyen, konuşan. | İkinci kişi.[muhâtab] İLE Sözler. )

- KELÎME değil KELİME

- KELLİ FELLİ değil KERLİ FERLİ

( Saçı olmayan ve yarmak. DEĞİL Güç/kuvvet ve erk/iktidar. )

- KELLNER-OKULAR[Alm.] ile/değil/yerine/= KELLNER OKÜLERİ

- KELVİN ile/||/<> SIVI HİDROJEN[İng. LIQUID HYDROGEN] ile/||/<> TERMOMETRE[İng. THERMOMETER]

( Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) temel sıcaklık birimidir. "Mutlak sıfır sıcaklığı" kavramına dayanan bir sıcaklık ölçeğidir. Genellikle bilimsel gösterimde kullanılır ve diğer sıcaklık ölçeklerinden farklı bir biçimde hesaplanır. Diğer sıcaklık ölçekleri ile sabit orana sahiptir. "K" ile gösterilir. Adını, İskoç fizikçi Lord Kelvin'den alır. @@ Bir element olan hidrojenin (H2) sıvı formudur. LH2 olarak gösterilmektedir. Uzay ve havacılık alanlarında sıkça kullanılmaktadır. Hem daha düşük basınçlarda saklanabildiği için güvenli olması hem de yüksek enerji sağlayabilmesi nedeniyle uzay araçlarında yakıt olarak tercih edilmektedir. Hidrojeni sıvı forma geçirmek için 33 Kelvin'e soğutmak gerekmektedir. @@ Bir cismin ya da sistemin sıcaklığını ölçmede kullanılan alettir. Ölçülen sıcaklığın SI birimi Kelvin'dir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KEMÂL ve/||/<>/< KELÂM

( Olgunluğumuz/olgunlaşmamız(kemâlimiz], sözlerimizin altındadır/ardındadır.
[Kemâlimiz, kelâmımızın altındadır.] )

- KEMAN ile KEMANE ile KEMANİ ile KEMANCI/LIK ile KEMANÇE ile KEMAN YAYI ile KEMANE ÇEKME ile KEMANE BALIĞI

- KEMENÇE ile/ve KEMANÇE

- KEMERLEMEK ile KEMER/LİK ile KEMERE ile KEMERCİ/LİK ile KEMERLİ ile KEMERSİZ ile KEMER GÖZÜ ile KEMER BAĞLAMA ile KEMER PATLICANI


- CHEMOABSORPTION[İng.] ile/değil/yerine/= KEMOABSORPSİYON

- CHIMIQUE ADSORPTION[Fr.] / CHEMOSORPTION, CHEMISCHE ADSORPTION[Alm.] ile/değil/yerine/= KEMOSORPSİYON

- KENAR/LIK ile KENARCI ile KENARLI/LIK ile KENARSIZ/LIK ile KENAR SEMT ile KENAR SUYU ile KENAR ATIŞI ile KENAR BOBİNİ ile KENAR MAHALLE

- KENDİ:
"DIŞINDAKİNLER"
değil KENDİ DIŞINDAKİLER

- SPONTANEOUS POLARIZATION[İng.] / POLARISATION SPONTANÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN KUTUPLANMA

- SPONTANEOUS MAGNETIZATION[İng.] / AIMANTATION SPONTANÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN MIKNATISLANMA

- KENDİME/KENDİNE/...YA AİT ile/ve/değil KENDİME/...YA ÖZGÜ

- KENDİNİ AZIMSAMAK değil/yerine/>< KENDİNİ ANIMSAMAK

- KENDİNİ İSPAT (ETME ÇABASI) ile/değil/yerine KONUYU/DURUMU İSPAT

- KENDİNİ "KASMAK" ile/değil KENDİNİ KISMAK


- KENDİNİ TANIMAK ile/ve/<>

( Bulunulan/yaşanılan alanı/coğrafyayı/kültürü tanıyarak (da) kendini tanıyabilirsin! )

- KENDİNİ "UYUTMAK" ile/ve/<> KENDİNİ UNUTMAK

- KENDİNLE KALMAK ile KENDİNE KALMAK

( Hoştur. İLE Kolay değildir. )

- KENDİYLE:
DOLAN
ile/ve/||/<> DOYAN

- KENETLEMEK ile KENETLENMEK ile KENETLENEBİLMEK ile KENE ile KENEF ile KENET ile KENELER ile KENETLİ ile KENE GÖZ ile KENE OTU ile KENE AĞACI ile KENET MİLİ

- KENGER[Fars.]/KENGEL/EŞEK DİKENİ/YABANİ ENGİNAR ile/||/<> AKANTUS/AKANTHUS/ACANTHUS

( Birleşikgillerden, yaprakları dikenli yaban bir bitki. İLE/||/<> Eski Yunan'dan beri süsleme sanatlarında kullanılan bitkisel bir motif. )

- KENNARD PACKET[İng.] / PAQUET DE KENNARD[Fr.] / KENNARD-PAKET[Alm.] ile/değil/yerine/= KENNARD PAKETİ

- KENTLEŞMEK ile KENTLİLEŞMEK ile KENT ile KENTLİ/LİK ile KENTÇİ/LİK ile KENTSEL/LİK ile KENT SOYLU/LUK ile KENT EFSANESİ ile KENTLER ARASI ile KENTSEL DÖNÜŞÜM

- KEPÇE[Fars. < KEFÇE] ile ÇEMÇE/ÇÖMÇE[Oğuz][dvnlgttrk]

( ... İLE Tahta kepçe. )

- KEPEKLENMEK ile KEPEK ile KEPEKLİ ile KEPEKÇİ/LİK ile KEPEKSİZ


- KEPLER TELESCOPE[İng.] / TÉLESCOPE DE KEPLER[Fr.] / KEPLER-TELESKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= KEPLER TELESKOBU

- KERÂMET ile/ve/değil/||/<>/> KERÂHET

( Kerâmetin ilk tecellisi kerâmet de, tekrarı kerâhet. )
( Kerâmet, yapılır da terk edilirse kerâmettir, terk edilmezse kerâhettir. )
( Maneviyat yolunda yürüyenlerin yoluna kerâmet de çıkabilir. Orayı geçerse kerâmet de, orada kalırsa kerâhet. )
( Kerâmet görme ya da gösterme çabası bir tür küfürdür. )
( Kerâmeti beğenip orada kalanlar küfür ehlidir. )
( Kerameti gösterenlerin çoğunluğu, oraya saplanıp kalır. İnsan böyle olacaksa bu yola hiç girmesin daha iyi. )
( Kerâmetin kime yararı var ki? Kimin kudretini kime gösteriyorsun? Kerâmet gösterenler, daha bu yolun büyüklüğünü idrak edememiş olanlardır. Kerâmet çocuk oyuncağıdır. İnsan büyüdükten sonra, çocuk oyuncağıyla uğraşır mı? )
( Bağış, kerem. | İkram, ağırlama. | Velîlerin, gerektiğinde, gösterdikleri olağanüstü durum. | Ermişcesine yapılan iş, hareket ya da söylenilen söz, düşünce. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> İğrenme, tiksinme. | İstemeyerek, baskı ile yapma. | [şer'î] Bir halin/hareketin, açık ve kesin bir biçimde değil delâlet suretiyle men olunması. )

- KERACYANIN[İng.] ile/değil/yerine/= KERASİYANİN

- KERATOLYTIC[İng.] ile/değil/yerine/= KERATOLİTİK

- KERE ile/ve KARE

- KEREN ile/değil KARAN

( Boynuzlu. İLE/DEĞİL Parlamak. )
( )

- KERENES[İng.] ile/değil/yerine/= KERENLER

- KERESTE[Fars. < KERASTE] ile/= KALAS[< Romanya'da Galati kenti]

( Tomrukların boyuna biçilmesiyle elde edilen ve marangozlukla inşaatta kullanılan nitelikli ağaç. | Ayakkabı yapımında kullanılan gereç. | Kaba saba kişi, "kalas". İLE/= Kalın biçilmiş uzun tahta. | Ahşap yapılarda kiriş olarak kullanılan kalın biçilmiş uzun tahta. | Kaba, anlayışsız kişi, "kereste". )

- KERESTE/LİK ile KERESTECİ/LİK ile KERESTELİ

- KERHÂNE ile KÂRHÂNE


- KERÎ ile KERÎ[Fars.] ile KERÎH[Ar. < KERH]

( Kazmak. İLE Örümcek ağı. | Sağırlık. İLE İğrenç, çirkin. | Pis kokan. )

- KERİZ[argo. < KERES] ile KERİZ[Fars. < KARIZ]

( Kumar. | Kolayca kandırılabilen kişi; aptal. | Bir çeşit sazlı sözlü oyun. | Bu oyunun havası. İLE Lağım. | Çirkef.[Fars. < ÇİRK+AB: Pis/bulanık su.] )

- KEROGEN[İng.] / KERNOGENE[Fr.] / KERNOGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KEROGEN

- KEROSINE[İng.] / KÉROSÉNE (PETROLE LAMPANT L)[Fr.] / KEROSIN, (LEUCHT PETROLEUM)[Alm.] ile/değil/yerine/= KEROSEN

- KEROTENES[İng.] ile/değil/yerine/= KEROTENLER

- KERR EFFECTS[İng.] / EFFETS KERR[Fr.] / KERR-EFFEKTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KERR ETKİLERİ

- EFFET KERR MAGNÉTO-OPTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KERR MANYETO-OPTİK ETKİSİ

- KERRAKE/KERÂKE[Ar.] değil/yerine/= ÜSTLÜK

( İnce softan hafif ve dar bir üstlük. )

- KERTİK/KERTÜK ile ÇENTİK
[<

( Ekmeğin ya da benzer bir şeyin çetelesini tutmak için tahtanın üzerine açılan çentik. İLE ... )

- KE'S[çoğ. KÂSÂT, KÜÛS] ile KES[Fars. | çoğ. KESÂN]

( İçi dolu kap/çanak. | Bardak, kadeh. | Şarap dolu bardak/kadeh. | Çanak. Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların hepsi. İLE Kişi, kimse.[HER-KES: Her bir kişi, her kim olursa olsun] )

- KESE[Fars. KİSE] ile/ve/||/<>/> KASA[İt. CASSA]

( Cepte taşınan, içine para vb. konulan, kumaştan ya da örgüden küçük torba. İLE Para ya da değerli nesne saklamaya yarayan çelik dolap. )

- KESE[Fars. < KÎSE] ile/değil KESE ile/değil HAVA KESESİ

( Cepte taşınan, içine para vb. konulan, kumaştan ya da örgüden küçük torba. | Bu küçük torba miktarında olan. | Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap. | Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, gövdeyi ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez. | Birinin mal varlığı. | Organizmanın bazı boşlukları. | Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik. | Beş yüz kuruşluk para birimi. @@ Kısa, kestirme yol. @@ ... )

- KESELEMEK ile KESELENMEK ile KESELETMEK ile KES ile KESE ile KESİ ile KESP ile KESELİ ile KESİCİ/LİK ile KESESİZ ile KESELİLER ile KESİCİ DİŞ ile KESE KAĞIDI ile KESE ÇİÇEĞİ ile KESELİ KURT ile KESE YOĞURDU ile KESİCİ KILIÇ

- KE'SÎ[Ar. < KE'S] ile KESÎ[Fars.]

( Kadehle, bardakla, çanakla ilgili, onlara benzer. | [botanik] Çanaksı. İLE Bir kişi. | İnsanlık, mertlik. )

- KESİF[Ar.] ile KEŞİF[Ar. < KEŞF]

( Yoğun. | Saydam olmayan. | Sık. İLE Ortaya çıkarma, meydana çıkarma. | Var olduğu bilinmeyen bir şeyin ortaya çıkarılması. | Gizli olan bir şey hakkında geniş bilgi edinme. | Bir şeyin olacağını önceden anlama, sezme, tahmin. | Bir olay ya da durumun oluş nedenlerini anlayabilmek için yerinde inceleme yapma. )

- SPECTRE DISCONTINU[Fr.] / UNTERBROCHENES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİKLİ TAYF/SPEKTRUM

- KESYL ALCOHOL[İng.] ile/değil/yerine/= KESİL ALKOL

- CEREYÂN-İ İNKİTA[Osm.] / BREAKDOWN CURRENT[İng.] / COURANT DE RUPTURE[Fr.] / DURCHBRUCHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİLME AKIMI

- BREAKDOWN DIODE[İng.] ile/değil/yerine/= KESİLME DİYODU

- KESİN ile KESKİN


- KESİNKES/KESİN KEZ = KESİNLİKLE

- KATİYET MÜŞÎRİ[Osm.] / PRECISION INDEX[İng.] / INDICE DE PRÉCISION[Fr.] / GENAUIGKEITSINDEX, PRÄZISIONSINDEX[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNLİK İNDİSİ

- PRECISION[İng.] / PRÉCISION[Fr.] / PRÄZISION[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNLİK

- KESİNMEK ile KESİNLEMEK ile KESİNLEŞMEK ile KESİNLEŞTİRMEK ile KESİN/LİK ile KESİN BİLGİ ile KESİN FİYAT ile KESİN KAYIT ile KESİNSİZLİK

- KESÎR[Ar. < KESRET] ile KESÎR[Ar.] ile KESR[Ar. çoğ. KÜSÛR]

( Çok çok olan, bol. | Sık olan, çok kez olan. İLE Kırılmış. İLE Kırma/kırılma, paralama. | Bozma, halel getirme. | [dilb.] Bir harfin esre i okunması. | [mat.] Kesir. )

- KESKİNLETMEK ile KESKİNLEŞMEK ile KESKİNLEŞTİRMEK ile KESKİ ile KESKİN/LİK ile KESKİNCİ/LİK ile KESKİN NİŞANCI/LIK

- KESMEK ile/değil KETMEK

( Nesnelerde. İLE/DEĞİL Sözde/konuşmada. )

- KESTİRMEK ile KESTİRTMEK ile KESTİRİLMEK ile KESTİREBİLMEK ile KESTİRİVERMEK

- KETENTOHUMU (SAREK, ZAREK, ZEREK, ZEYREK, ZERPİK, BIZIKTAN, KIRBASÇEDENE) ile KETEN TOHUMU

( Keten bitkisinin, yağı çıkarılan ya da dövülerek hekimlikte kullanılan küçük taneleri. İLE [argo] Önemsiz, değersiz kişi. )

- KETINES[İng.] ile/değil/yerine/= KETİNLER


- KETOHYDROXYESTRIN[İng.] ile/değil/yerine/= KETOHİDROKSİESTRİN

- KETOHEXOSE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOKHEKSOZ

- KETOXIME[İng.] ile/değil/yerine/= KETOKSİM

- KETOSIDE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOZİD

- KETOSIS[İng.] ile/değil/yerine/= KETOZİS

- KETTÂB ile HATTAT

( Yazı yazan sanatkâr. Yakut el-Musta'simî'den sonra hattât. )

- KEVÇİ/KEWÇİ ile RITL
[<

( Bir ağırlık ölçüsü.[Uygur'dan Kâşgar'a kadar][On rıtl'a denk gelir.] İLE Cam ağırlık. )

- KEVEL/KEWEL ile
[<

( Hızlı ve çevik [hayvan/at]. İLE ... )

- KEVGEK/KEWGEK = KEKEME
[<

( Konuşurken kekeleyen kişi. )

- KEVGİR[Fars. < KEFGÎR] değil/yerine/= SÜZGEÇ


- KEVLİ/KEWLİ[Kençek] ile
[<

( Sulama arkının ağzı. )

- KEVREK/KEWREK ile KEVRİK/KEWRİK
[<

( Herhangi bir esnek, yumuşak bitki.[Örnek: keneotu] İLE Dikenli bir ağaç. )

- KEVŞEK/KEWŞEK ile
[<

( Yumuşak ve esnek herhangi bir nesne, ince bir giysi. İLE ... )

- KEVŞENG/KEWŞENG ile/ve/||/<> SOFRA
[<

( Harman temizlendikten sonra tahılın yığılmasına yardım eden kişiye verilen yemek/armağan. )

- KEVİG/KEWİG ile KIKIRDAK
[<

( Burundaki kıkırdak. İLE ... )

- [ne yazık ki]
!KEYFÎ "İDÂRE"
ile/ve !KEYFÎ "İRÂDE"

- KEYİF ile/değil/yerine/>< KEŞİF

- KEYİF ile/değil/yerine/||/></< KEŞİF

- KEYİK ile KEYLİK/KEYLİG
[<

( Vahşi [geyik]. İLE Vahşi kişi. )

- KEZZAP[Fars. < TİZ+AB] ile TUZRUHU

( Nitrik asit. Organik nesneler üzerinde yakıcı ve sarartıcı bir etki gösteren, birleşiminde bir azot, üç oksijen ve bir hidrojen bulunan, yoğunluğu 1,52 olan, 86 °C'de kaynayan, sanayide kullanılan asit. İLE Hidroklorik asit. Hidrojen ve klordan oluşan, renksiz, havada beyaz dumanlar saçan, suda kolayca eriyen ve fosfor elde edilmesinde, çeliğin pasını gidermede kullanılan keskin kokulu bir gaz. )

- CHI-MESON[İng.] / MÉSON Χ[Fr.] / CHI-MESON[Alm.] ile/değil/yerine/= Kİ MEZONU

- KİÇİMEK ile/ve/||/<> KİÇİNMEK
[<

( Kaşınmak. İLE/VE/||/<> Dayak. | Aşırı eşeysel istek. )

- KÎH[Ar.] ile KİH[Fars. çoğ. KİHÂN]

( İrin, cerahat. İLE Küçük. )

- KIKIRDAK/KAKIRDAK ile/ve KEMİK

( EŞVÂK[Ar. < ŞEVK]: Kemiklerin uzaması. )
( Kemik kadar sert olmayan, dayanıklı, esnek, bükülgen, damarsız bağ dokusu. | Sığır ve danada, hayvanın göğüs boşluğunun arka tarafının alt bölümünde bulunan parça. İLE/VE İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü biçimdeki sert örgenlerin genel adı. | Kemikten yapılmış olan. )
( )

- KIKIRDAMAK ile KIKIRDATMAK ile KIKIRDAK ile KIKIRDAKLI ile KIKIRDAKSIZ ile KIKIRDAK DOKU ile KIKIRDAK BİLİMİ

- KIKUCHI LINES[İng.] / LIGNES DE KIKUCHI[Fr.] / KIKUCHI-ZEILEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KİKUCHİ ÇİZGİLERİ

- KILÂ'[Ar. < KAL'A] ile KILÂA[Ar.]

( Kaleler, surlar. İLE Yelken. )

- KILAVUZ = REHBER = GUIDE[İng., Fr.] = FÜHRER[Alm.] = GUIDA[İt.] = GUÍA[İsp.]

- KILBARAK/MİDİLLİ[Yun.] ve KATANA/KADANA[Mac.]

( Küçük at. VE İri yapılı at. )

- CAPILLARY PRESSURE[İng.] / PRESSION CAPILLAIRE[Fr.] / HAARARTIGER-DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL BASINÇ


- CAPILLARY WAVE[İng.] / ONDE CAPILLAIRE[Fr.] / HAARARTIGER-WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL DALGA

- CAPILLARY ELECTROMETER[İng.] ile/değil/yerine/= KILCAL ELEKTROMETRE

- CAPILLARY TUBE, CAPILLARY[İng.] / CAPILLAIRE[Fr.] / KAPILLARY, KAPILLARRÖH, KAPILLARE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL, KILCAL BORU

- CAPILLARY RISE[İng.] / ASCENSION CAPILLAIRE[Fr.] / HAARARTIGER-AUFSTIEG[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL YÜKSELME

- KILDIRMAK ile KILDIRTMAK ile KILDIRABİLMEK

- MAHZEN[Ar.] ile/ve/||/<> KİLER[Fars. < KİLÂR]/ARDİYE[Ar. < ARZİYE] ile/ve/||/<> DEPO[Fr. < DÉPÔT]/DEBBOY ile/ve/||/<> ANTREPO[Fr. < ENTREPOT] ile/ve/||/<> SAKLAK/AMBAR[Fars. < ANBAR]

( Yapılarda yer altı sakla[n]ma/koru[n]ma alanı. İLE/VE/||/<> Evlerde saklanılabilecek yiyecek ve içeceğin [Ar. erzak] saklandığı oda, ambar ya da dolap. İLE/VE/||/<> Korunmak, saklanmak ya da gerektiğinde kullanılmak için nesnelerin konulduğu/saklandığı yer. | Nesnelerin toptan satıldığı ve çokça bulunduğu yer. | Ordu nesne ve araçlarının saklandığı, bakımlarının yapıldığı yer. İLE/VE/||/<> Vergileri ödenmemiş, gümrüğe ait nesnelerin korunması için kurulan alan. İLE/VE/||/<> Genellikle tahıl saklanılan yer. | Yiyecek ve bazı nesnelerin saklanıldığı yer. | Geminin yük koymaya ayrılmış yeri. | Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge. | Kum, çakıl vb. yapı malzemesini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75 santimetre olan küp ölçek. | Nesne taşıma işleri yapan kurum ya da ortaklık. )

- KILIÇLAMAK ile KILIÇLAŞMAK ile KILIÇ ile KILIÇLI ile KILIÇÇI/LIK ile KILIÇ ALAYI ile KILIÇ BACAK ile KILIÇ OYUNU ile KILIÇ BALIĞI ile KILIÇ GAGALI ile KILIÇ PABUCU ile KILIÇ KUŞANMA ile KILIÇ OYUNCUSU ile KILIÇ BALIĞIGİLLER

- KILIF[Ar. < GİLÂF] ile KIRLENT[Fr. < GUIRLANDE]

( Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap. | Yolsuz bir işe bulunan sudan gerekçe. İLE Çiçek ya da yaprak işlemeli süs. | İşlemeli ya da işlemesiz bir tür küçük yastık. )

- KILIFLAMAK ile KILIF ile KILIFLI ile KILIFÇI/LIK ile KILIFSIZ/LIK

- KİLİM ile BİSÂT[Ar. çoğ. BUSAT]

( ... İLE Kilim, minder, döşeme, keçe, yaygı. )

- KİLİTLEMEK ile KİLİTLENMEK ile KİLİTLETMEK ile KİLİTLEYEBİLMEK ile KİLİT ile KİLİTLİ/LİK ile KİLİTSİZ ile KİLİT DİLİ ile KİLİT TAŞI ile KİLİT YERİ ile KİLİT MEVKİ ile KİLİT NOKTA ile KİLİT SARMA ile KİLİTSİZ KÜREKSİZ

- KİLİTLE(N)ME ile/değil DÜĞÜMLE(N)ME

- KILLIAN REACTION[İng.] / KILLIANI REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLLİANİ TEPKİMESİ

- KILOGRAM METER[İng.] / KILOGRAMME MÉTRE[Fr.] / KILOGRAMMMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOGRAM METRE

- KILOCALORIE[İng.] / KILOCALORIE[Fr.] / KILOKALORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOKALORİ

- KILOMETER[İng.] / KILOMÉTER[Fr.] ile/değil/yerine/= KİLOMETRE

- KILOWATT-HOUR[İng.] / KILOWATTHEURE[Fr.] / KILOWATT-STUNDE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOVATSAAT

- KIMILDAMAK ile KIMILDANMAK ile KIMILDATMAK ile KIMILDATABİLMEK ile KIMILDAYABİLMEK

- CHEMISTRY[İng.] / CHIMIE[Fr.] / CHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYA

- CHEMINEMENT ACTIF[Fr.] / CHEMISCH AKTIV, CHEMISCH WIRKSAM[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYACA ETKİN/AKTİF


- CHEMIST[İng.] / CHIMISTE[Fr.] / CHEMIKER[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYACI

- KOL, BAĞ, BAĞ TEŞKİLİ[Osm.] / CHEMICAL BOND, BOND, BONDING, LINKAGE[İng.] / LIAISON[Fr.] / CHEMISCHE BINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL BAĞ, BAĞ, BAĞLANMA

- KİMYEVÎ TERKİP[Osm.] / CHEMICAL COMPOSITION[İng.] / COMPOSITION CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE ZUSAMMENSETZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL BİLEŞİM

- KİMYEVÎ TAHAVVÜL[Osm.] / CHEMICAL CHANGE[İng.] / CHANGEMENT DE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE ÄNDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL DEĞİŞME

- CHEMICAL EQUILIBRIUM[İng.] / EQUILIBRE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL DENGE

- CHEMICAL ENERGY[İng.] / ÉNERGIE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL ENERJİ