- İSKEMİK PERİYOT/ISCHEMIC PERIOD[İng.] değil/yerine/= YETERSİZ KANLANAN DÖNEM
- İŞKENCE ile İŞKENCECİ/LİK ile İŞKENCELİ ile İŞKENCESİZ
- İSKENDER[< İSKÂNDAR] KENTİ ile/ve/||/<>/> KALINTISI
( Beş. İLE/VE/||/<>/> İki. )
- İŞKİL/İŞKÎL[Ar. < ŞEKL] ile İŞKİL/İŞKÎL[Fars.]
( Güçlük, zorluk. İLE Şüphe, hile. | Kötü bir durumla karşılaşma sanısı, kuruntu, vesvese. | Önden sağ ve arkadan sol ayağı beyaz olan at.[Araplarca hiç makbul sayılmaz] )
- ISLAMAK ile ISLANMAK ile ISLATMAK ile ISLATILMAK ile ISLANABİLMEK ile ISLATABİLMEK ile ISLAH ile ISLAK/LIK ile ISLAK İMZA ile ISLAK KARGA ile ISLAK ZEMİN ile ISLAK MENDİL
- OPERATOR[İng.] / OPÉRATEUR[Fr.] / OPERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= İŞLEMCİ
- İŞLEME ile İŞLEMECİ/LİK ile İŞLEMELİ ile İŞLEMEZLİK
- İSLEMEK ile İSLENMEK
- İŞLEMEK ile İŞLENMEK ile İŞLETMEK ile İŞLETİLMEK ile İŞLETTİRMEK ile İŞLENEBİLMEK ile İŞLETEBİLMEK ile İŞLEYEBİLMEK ile İŞLEK/LİK ile İŞLEM ile İŞLEV ile İŞLEMCİ/LİK ile İŞLEVCİ/LİK ile İŞLEK EK ile İŞLEMSEL ile İŞLERLİK ile İŞLEVSEL/LİK ile İŞLEVSİZ/LİK ile İŞLEM HACMİ
- İŞLEV[İng. FUNCTION] ile/||/<> ANOKSİ[İng. ANOXIA] ile/||/<> B VİTAMİNİ[İng. VITAMIN B] ile/||/<> BAŞLANGIÇTAN GEN TAHMİNİ[İng. AB INITIO GENE PREDICTION] ile/||/<> EULER METODU[İng. EULER METHOD] ile/||/<> TÜREV[İng. DERIVATIVE]
( Bir kümenin her elemanının başka bir kümenin en az bir defa ve yalnız bir elemanıyla ilişkilendiren bağıntı. Tanım kümesindeki tüm elemanlar, değer kümesindeki en az bir elemanla ilişkilendirilir. Tanım kümesinde eşleştirilen bir eleman ikinci defa eşleştirilemez. Değer kümesinde ilişkilendirilen elemanların oluşturduğu kümeye "görüntü kümesi" adı verilir. Fonksiyonlar genellikle f, g ya da h gibi küçük harflerle gösterilirler. Örneğin A ve B isimli iki küme oluşturulursa A'nın her elemanının B'nin en az bir ve yalnız bir elemanıyla ilişkilendiren bağlantıya "A'dan B'ye fonksiyon" denir ve şu biçimde gösterilir: @@ Oksijen yetmezliği, vücut gözelerinin normal fonksiyonlarını gerçekleştirecek oksijenden yoksun kalması anlamına gelen bir terim. @@ Çeşitli metabolik fonksiyonlara sahip olan, suda çözünen bir grup vitamin. Bunlar: tiamin (B1), riboflavin (B2), niasin (B3), pantotenik asit (B5), B6 vitamini, biotin (B7), folik asit (B9) ve B12 vitamini. @@ Genlerin fonksiyonuna ya da organizmanın genetiğine dair herhangi bir bilgi olmamasına karşın, belirli genleri tespit etmek için kullanılan bir işlemsel biyoloji tekniği. Bu başarılabilir, çünkü eksonlar, intronlar, başlatıcılar gibi farklı gen özellikleri, DNA dizilimindeki eşsiz şablonlarla ilişkilidir. @@ Sayısal analizde, diferansiyel denklemlerin yaklaşık çözümlerini bulmak için kullanılan basit bir yöntem. Adını İsviçreli matematikçi Leonhard Euler'den alır. Başlangıç koşulları verilen bir diferansiyel denklemin çözümünü, küçük adımlarla ilerleyerek yaklaşık olarak hesaplar. Özellikle ilk derece adi diferansiyel denklemlerin çözümünde kullanılır ve adım adım, türevin eğim bilgisine dayanarak fonksiyonun değerlerini bulur. Basitliği ve uygulanabilirliği ile öne çıksa da, doğruluğu açısından daha gelişmiş yöntemlerle karşılaştırıldığında sınırlamalara sahiptir. @@ Matematikte bir f(x)f(x)f(x) fonksiyonunun tanım kümesi içinde yer alan bir xxx noktası için anlık değişim miktarı ya da diğer bir tabiri ile o noktadan geçen teğetin sahip olduğu eğim miktarı. Aralarındaki mesafe aaa olan farklı iki nokta üzerinden geçen doğrunun eğimini bulmayı sağlayan:
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- TÂBİ[Osm.] / FUNCTION[İng.] / FUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= İŞLEV
- İŞLEVSEL/FONKSİYONEL ile İŞLETSEL/İŞLEYSEL/MEKANİK
- ISLIKLAMAK ile ISLIKLANMAK ile ISLIK ile ISLIKLI ile ISLIK DİLİ ile ISLIKLI ÜNSÜZ
- ISMARLAMAK ile ISMARLANMAK ile ISMARLATMAK ile ISMARLAYABİLMEK
- İSNÂ-AŞER/İYYE
( CA'FERÎ MEZHEBİNİN ONİKİ İMAM TELÂKKİSİNE DAYANAN KOLU )
- ISOBAR[İng.] değil/yerine/= İZOBAR
( İzobar, kütle numaraları aynı olan atomlardır. Örneğin, klor-37 ve argon-37 atomları izobardır. Çünkü ikisinin de kütle numarası 37'dir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- ISOLEUCINE[İng.] değil/yerine/= İZOLÖSİN
( Doğadaki 20 aminoasitten biridir, proteinlerin yapısına katılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- ISOMORPHIE, ISOMORPHISME[Fr.] ile/değil/yerine/= İSOMORFİİZM
- İSOT/BİBER ile PİSPAS
( ... İLE Yemen'lilerin yemeklerinde kullandıkları çok acı bir biber. )
- ISTROLE[Fr.] ile/değil/yerine/= İSOTOL
- İSPAT/TANIT ile/ve KANIT
( Matematik'te. İLE/VE Matematik dışında. Fizik'te. )
( Öne sürülen bir şeyin doğruluğunu göstermede izlenen düşünce süreci. | Tanıtlamaya yarayan belge ya da herhangi bir şey, beyyine, hüccet. İLE Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge, delil, iz, argüman. | Anlaşmazlık konusu olan şeyde, yargıcın kanılarını oluşturan şey, delil. | Sonurguya ulaşan bir uslamlamanın dayandığı gerçek, delil.
SONURGU: Bir başlangıcın, bir olgunun, bir ilginin renkli ve zorunlu görülen sonucu, vargısı. )
( İçeriden. İLE/VE Dışarıdan. )
- İSPAT/İSBAT ile/ve HÜCCET ile/ve BURHAN ile/ve DELİL
( BELGİT: Bir kişinin, yapmaya ya da ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek üzere imzaladığı resmi kâğıt, senet. | Bir önermeyi tanıtlamak için gösterilen ve daha önce doğru olarak kabul edilen başka önerme. )
- İSPAT/İSBAT ile SUBÛT
( Zihinde. İLE Hem zihinde, hem de dışarıda/nesnede/olguda. )
( ... İLE Gerçekleşme, şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkma. )
- İSPATLAMAK ile İSPATLANMAK ile İSPATLAYABİLMEK ile İSPAT ile İSPATİ ile İSPATLI ile İSPATLI ŞAHİTLİ
- İSPİRTO/LUK ile İSPİRTOCU/LUK ile İSPİRTOLU ile İSPİRTOSUZ ile İSPİRTO OCAĞI
- İSPİYONLAMAK ile İSPİYONLANMAK ile İSPİYONLATMAK ile İSPİYON ile İSPİYONCU/LUK
- İSRAF ET(TİR)MEK değil/yerine/= SAYPA(T)MAK
- İŞRÂK[Ar. < ŞİRK] ile İŞRÂK[Ar. < ŞARK] ile İŞRÎRÂK[Ar.]
( Allah'a ortak koşma, Allah'ın tek/bir oluşuna inanmama. İLE Güneşin doğması, doğarak çevresini ışıklandırması. | Işıklandırma, parlatma. İLE Gözyaşına boğulma, ağlamaktan boğulmak derecesine gelme. )
- ISRAR ile ISRARCI/LIK ile ISRARLI/LIK
- ISRAR ile/değil IZDIRÂR
- ISRAR ile IZRÂR
( Direnme, ayak direme, üsteleme, üstünde durma. İLE Zarar verme, zarara sokma. )
- İSTATİSTİK ile İSTATİSTİKİ ile İSTATİSTİKÇİ/LİK ile İSTATİSTİKSEL
- STATISTICS[İng.] / STATISTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= İSTATİSTİK
- STATISTICAL INDEPENDENCE[İng.] / INDÉPENDANCE STATISTIQUE[Fr.] / STATISTISCHE UNABHÄNGIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= İSTATİSTİKSEL BAĞIMSIZLIK
- STATISTICAL MECHANICS[İng.] / MÉCANIQUE STATISTIQUE[Fr.] / STATISTISCHE MECHANIK[Alm.] ile/değil/yerine/= İSTATİSTİKSEL MEKANİK
- İSTAVRİT ile KRAÇA/KIRAÇA
( ... İLE İstavrit balığının küçüğü. )
- İSTEK/TALEP değil/yerine ADÂLET
- İSTEMEK ile İSTENMEK ile İSTETMEK ile İSTEŞMEK ile İSTENİLMEK ile İSTEKLENMEK ile İSTETTİRMEK ile İSTEYEBİLMEK ile İSTEKLENDİRMEK ile İSTEK ile İSTEM ile İSTER ile İSTEKLİ/LİK ile İSTEMLİ/LİK ile İSTEKSİZ/LİK ile İSTEMSİZ/LİK ile İSTEKSİZCE ile İSTER İSTEMEZ
- İSTENÇ ile İSTENÇLİ/LİK ile İSTENÇÇİ/LİK ile İSTENÇSİZ/LİK ile İSTENÇ DIŞI ile İSTENÇ YİTİMİ
- İSTENMİYEN değil İSTENİLMEYEN
- İSTERİ[Fr. < HYSTÉRIE] değil/yerine/= HİSTERİ
- ISTHMUS[İng.] değil/yerine/= KISTAK
( Tipik olarak her iki tarafında su bulunan iki büyük kara kütlesini birbirine bağlayan dar bir kara şerididir. Bir kıstak, iki su kütlesini ayıran dar bir kara şeridine de atıfta bulunabilir. Her iki durumda da kıstak, iki büyük kara kütlesi ya da su kütlesi arasında bir köprü ya da bağlantı görevi görür. "İsthmus" terimi, "boyun" anlamına gelen Yunanca "isthmos" sözcüğünden gelir.[1] Kıstağın en bilinen örneği, Kuzey ve Güney Amerika'yı birbirine bağlayan ve Atlantik ile Pasifik Okyanuslarını ayıran Panama Kıstağı'dır. Mısır'daki Süveyş Kıstağı, Afrika ile Asya'yı birbirine bağlar ve Kızıldeniz'i Akdeniz'den ayırır. Kıstakların diğer örnekleri arasında Tayland'daki Kra Kıstağı ve Meksika'daki Tehuantepec Kıstağı sayılabilir.[2]
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- İSTİAP/İSTİAB ETMEK ile HACM-İ İSTİÂBÎ
( İçine alma, sığdırma. | Kaplamak, toplamak, tamam etmek. | Tutulmak, zapteylemek. İLE Bir şeyin, içine alabildiği miktar. )
- İSTİÂZA[Ar. < İVAZ] ile İSTİÂZE[Ar. < İYAZ]
( Karşılık olarak bir şey isteme. İLE Allah'a sığınma.[eûzü billâhi min-eş-şeytân-ir-racîm ya da neûzü billâh] | Sığınma. )
- İSTİB'ÂD[Ar. < BU'D] ile İSTİ'BÂD[Ar.]
( Uzaksama, uzak görme, olasılık vermeme. İLE ... )
- İSTİ'BÂR[Ar.] ile İSTİBÂR[Ar.]
( Rüya tabir ettirme. İLE Yoklama, muayene etme. )
- İSTİBKÂ'[Ar. < BEKA]["ka" uzun okunur] ile İSTİBKÂ'[Ar. < BÜKÂ]
( Devamını, sürmesini isteme. | Saklama, koruma, muhafaza etme.[İng., Fr. CONSERVATION] İLE Ağlatma. )
- İSTÎCÂB[Ar.] ile İSTİ'CÂB[Ar. < ACEB]
( Haklı sayma, vacib görme. İLE Hayrette kalma, şaşma, taaccübetme. )
- İSTİDÂ'[Ar.] ile İSTÎDÂ'[Ar. < VEDÂ] ile İSTİD'Â'[Ar. < DUA] ile İSTİDÂA/İSTİZÂA[Ar. < ZİYA]
( El uzatma. İLE Birinin yanına bırakma, bir şeyi saklamak üzere birine emanet etme. İLE Yalvararak isteme. | Dilekçe, istidâ. İLE Aydınlanma, ışıklanma, ziyalanma. )
- İSTİDÂD[Ar.] ile İSTİ'DÂD[Ar.]
( Doğrulma. | Alışma. İLE Bir şeyin kabulüne, kazanılmasına olan doğal eğilim, beceri. | Akıllılık. | Anlayışlılık. | Becerisi olan kişi. )
- ISTIFÂ'[< SAFVET] ile/ve/< İSTİ'FA'[< AFV]
( Bir şeyin hâlisini, temizini seçip alma. | Ayıklama. | Seçme, seçkinlik. İLE/VE Affını isteme. | Bir işten, kendi isteğiyle çekilme. )
- İSTÎFÂ'[Ar. < VEFÂ] ile İSTİ'FÂ'[Ar. < AFV] ile İSTİFHÂM[Ar. < FEHM | çoğ. İSTİFHÂMÂT] ile İSTİHFÂ'[Ar.]
( Tamamıyla alma/alınma, ödetilme. İLE Affını isteme. | Bir işten kendi isteğiyle çekilme. İLE Sorma, anlama. Anlamak, öğrenmek için sorma. İLE Saklanma, gizlenme. )
- İSTİFA ile/ve/||/<>/> İSTİĞFAR
( Affını isteme. | Bir işten, kendi isteğiyle çekilme. İLE/VE/||/<>/> Tövbe. | Allah'tan günahın bağışlanmasını isteme. | Estağfirullah. )
- İSTİFLEMEK ile İSTİFLENMEK ile İSTİFLEYEBİLMEK ile İSTİF ile İSTİFA ile İSTİFÇİ/LİK
- İSTİĞASE[Ar.] değil/yerine/= YARDIM İSTEMEK
- İSTİHÂB/ISTIHÂB ile İSTİHÂB ile İSTİHÂB/İŞTİHÂB ile İSTÎÂB[< VAB]
( Saklama, gizleme. | Dostluk kurma. | Konuşma, musâheb etme. İLE Hibe ve armağan olarak isteme. Bağış olarak arzulama. İLE Ağarma, beyazlama, kırlaşma. İLE İçine alma, sığdırma. | Kaplamak, toplamak, tamam etmek. | Tutulmak, zapteylemek. )
- İSTÎHÂLE[Ar. < HAVL | çoğ. İSTİHÂLÂT] ile/<> İSTÎHÂRE[Ar. < HAYR]
( Olanaklı/mümkün olmayış, olanaksızlık/imkânsızlık, olamazlık. | Bir durumdan/halden başka bir duruma/hâle geçiş. [KEVN <> FESAD] | Başkalaşma. [İng. METAMORPHOSE, METAMORPHOSIS | Fr. MÉTAMORPHOSE] İLE Bir işin hayırlı olup olmayacağını öngörmek üzere abdest alıp dua edip uykuya yatma. | Hayırlı olmayı arzu etme.[Fr. ONIROMANCIE] )
- İSTİHÂRE[Ar. < HAYR] ile İSTİ'ÂRE[Ar. çoğ. İSTİÂRÂT] ile İSTİŞÂRE[< ŞÛRÂ | çoğ. İSTİŞÂRÂT]
( Allah'a sual etmek. Bir durumun/işin hayırlı olup olmayacağını öngörmek üzere abdest alıp dua edip uykuya yatma. [Uyku durumu/hali koşulu/şartı yoktur.] | Hayırlı olmayı arzu etme.[Fr. ONIROMANCIE] İLE Ödünç alma, birinden eğreti bir şey alma. | Bir sözcüğün anlamını geçici/eğreti olarak başka bir sözcük üzerine kullanma. İLE Düşünce sorma, danışma. Sohbet ederek sual etmek. )
- İSTİHKAK[Ar. < HAKK]["ka" uzun okunur] ile İSTİKÂK[Ar.] ile İŞTİKAK[Ar. < ŞAKK]
( Hakkı olma, hak kazanma. | Hak kazanılan şey. İLE Bitkilerin çokluktan dolayı birbirine dolaşık/sarmaşık olması. İLE Yarılmış bir şeyin bir bölümünü alma. | Aynı kökten çıkma, türeme. | Aynı kökten türemiş sözcükleri aynı mısra ya da beyitin içinde kullanma sanatı. [teslîm, selâmet, selâm] )
- İSTİHKÂM ile İSTİHDAM
( Düşman saldırısını durdurmak, düşmana karşı savunma yapmak amacıyla düzenlenmiş yer. | İstihkam işleriyle uğraşma. İLE Bir görevde/işte kullanma. )
- İSTİHLÂL[Ar. < HELÂL] ile İSTİHLÂL[Ar. < HİLÂL] ile BERÂ'AT-İ İSTİHLÂL
( Helâl sayma. | Helâlleşme. | Helâl edilmesini isteme. İLE Yeni Ay'ın görünmesi, hilâli görme. | Çocuğun doğar doğmaz ağlamaya başlaması. İLE Bir sözün, yazının ya da yapıtın giriş bölümünde, konuya doğrudan girmeden önce, yapıt sahibinin ustalığını gösteren, dikkat çekici, zarif, sanatlı bir başlangıç yapması. | Edebî metinlerde, özellikle kaside, mersiye, gazel gibi divan edebiyatı ürünlerinde, konuya geçmeden önce yapılan sanatlı ve etkileyici giriş bölümler. [Amaç, dinleyicinin ya da okuyucunun ilgisini çekmek, şairin ustalığını sergilemek ve yapıta güçlü bir giriş yapmak.] )
- İSTİHZA ile/değil İSTİHSA
- İSTİHZÂ[Ar.] ile SUHRİYYET[Ar.]
- İSTÎKA'["ka" uzun okunur] ile İSTÎKA'["ka" uzun okunur] ile İSTİKA'[Ar. < SAKY]["ka" uzun okunur] ile İSTİKA/İSTEKA[İt. < Cerm.]
( Olacak/gerçekleşecek, vuku' bulacak diye endişelenme. İLE Olmasını bekleme, olacak diye endişeye düşme. İLE İçecek su alma, su isteme. İLE Ayakkabıların altını parlatmak için kunduracıların kullandığı kemik. )
- İSTİKLÂL ile/ve/||/<>/> İSTİKBÂL
( Bağımsızlık. İLE/VE/||/<>/> Gelecek. )
- İSTİKŞÂF[< KEŞF | çoğ. İSTİKŞÂFÂT][İSTİŞKÂF değil!] ile/ve/<>/> İSTİŞÂRE
( Keşfetmeye çalışma, ne olup bittiğini öğrenmek için araştırmada bulunma. | [coğr.] Açınsama. İLE Fikir sorma, danışma. )
- İSTÎLÂ'[Ar. < VELY] ile İSTİ'LÂ'[Ar. < ULÜVV]
( Bir yeri kuvvet kullanarak ele geçirme. | Yayılma, kaplama. | Basma.[Jeoloji'de] İLE
Yükselme. | Üste çıkma, üstün gelme. )
- İSTİ'LÂM[Ar. < İLM] ile İSTİLÂM[Ar.]
( Karar bulma, yerleşme. | Kararlaşma, iyice belirli olma. İLE Öpme ya da el sürme. | Kâbe'nin tavâfı sırasında "Hacer-ül-Esved"in elle okşanması ve izdiham dolayısıyla bizzat el sürülemiyorsa uzaktan okşama işaretinin yapılması. | Allah'ın madde ilhâm etmesi niyâzında bulunma. )
- İSTİMÂL[Ar. < AMEL] ile İSTİMHÂL[Ar. < MEHL]
( Kullanma. İLE Zaman, mühlet isteme. )
- İSTİ'NÂD[Ar. < İNÂD] ile İSTİNÂD[Ar.]
( İnat etme, direnme. İLE Dayanma. | Güvenme. | Senet, delil, hüccet sayma. )
- İSTİNSÂ'[Ar.] ile İSTİNSÂH[Ar. < NESH] ile İSTİNSÂH[Ar. < NUSH]
( Borç ödemek için zaman/mühlet isteme. | Veresiye almak isteme. İLE Nüshasını çıkarma, bir sûretini çıkarma, kopya etme. )
- İSTİNSÂR[Ar.] ile İSTİNSÂR[Ar. < NASR] ile İSTİNŞÂ'[Ar.]
( Su ya da başka bir ilâç çekip burnu temizleme. | Püskürme. İLE Yardım isteme. İLE Haber/havâdis araştırma. )
- İSTÎRÂ'[Ar.] ile İSTİR'Â[Ar.] ile İŞTİRA[Ar.]
( Çakmak taşından ateş çıkartma. | İki ağaç parçasını birbirine sürte sürte tutuşturma. İLE Riayet isteme. İLE Satın alma. )
- İSTİRÂK[Ar. < SİRKAT] ile İSTİ'RÂK[Ar.] ile İŞTİRÂK[Ar. < ŞİRKET]
( Çalma/çalınma, hırsızlık. İLE Terlemek üzere/için yatmak. İLE Ortaklık, ortak olma, paydaşlık. | Bir işte yer alma, paydaşlık etme. | Bir işe, bir düşünceye katılma, katılım. | İktisadi devlet teşekküllerinin ya da kamu iktisadi kuruluşlarının ya da bağlı ortaklıklarının, sermayelerinin en az yüzde onbeşine, en çok yüzde ellisine sahip bulundukları anonim şirketler. | Bir ortaklık ile işletme arasında, sözkonusu ortaklığın yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılma anlamında sürekli bir bağ yaratan, doğrudan ya da dolaylı sermaye ve yönetim ilişkisi. )
- İŞTİRÂK[Ar. < ŞİRKET] ile/ve/<>/< İŞTİYÂK[Ar. < ŞEVK]
( Ortaklık, ortak olma, paydaşlık. | Bir işte yer alma, paydaşlık etme. | Bir işe, bir düşünceye katılma, katılım. | İktisadi devlet teşekküllerinin ya da kamu iktisadi kuruluşlarının ya da bağlı ortaklıklarının, sermayelerinin en az yüzde onbeşine, en çok yüzde ellisine sahip bulundukları anonim şirketler. | Bir ortaklık ile işletme arasında, sözkonusu ortaklığın yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılma anlamında sürekli bir bağ yaratan, doğrudan ya da dolaylı sermaye ve yönetim ilişkisi. İLE/VE/<>/< Şevklenme, göreceği gelme, özleme. )
- ISTIRAP VERİCİ OLAN:
"KİM OLMADIĞIMIZ" değil KİM OLAMADIĞIMIZ
- ISTIRAP ile/ve/> ÇİLE
( ... İLE/VE/> Kemalâta erdiren ıstırap. )
- İSTİRHÂM[Ar. < RUHM]["İSTİRÂM" değil!] değil/yerine/= YALVARMA
- İSTİ'SÂB[Ar.] ile İSTİS'ÂB[Ar. < SA'B]
( İğrenme. İLE Güç sayma, bir şeyin zor gelmesi. )
- İSTİS'ÂL[Ar. < SUÂL] ile İSTÎSÂL[Ar. < ASL] ile İSTİSHÂL[Ar. < SEHL]
( Soruşturma. İLE Kökünden koparıp çıkarma/çıkarılma, kökünü kurutma. | Bir urun çıkarılması. İLE Kolay sayma/görme. )
- İSTİŞ'ÂR[Ar. çoğ. İSTİŞ'ÂRÂT] ile İSTİŞHÂR[Ar.]
( Yazı ile bildirilmesini isteme. [POLEMİK: Yazarak/yazılı tartışma.] İLE Ün kazanma, şöhret bulma. )
- İSTİ'SÂR[Ar.] ile İSTÎSÂR[Ar.] ile İSTÎSÂR[Ar.] ile İSTİSHÂR[Ar.]
( Bir işin güç olmasını isteme. İLE Bir şeyi nefsine ayırma. [Fr. ÉGOÏSME] İLE Kolaylaşma, kolay sayma/addedilme. İLE Alay etme, eğlenme. )
- İSTİŞÂRE ile/ve İSTİHÂRE
( Sohbet ederek sual etmek. İLE/VE Allah'a sual etmek. [Uyku hali şart değildir.] )
- İSTİSÂRE[Ar.] ile İSTİŞÂRE[Ar. < ŞÛRÂ (çoğ. İSTİŞÂRÂT)]
( Tozutma, toz savurma. | Fitnecilik, fesatçılık etme. İLE Fikir sorma, danışma. )
- İSTİ'TÂF[Ar. < ATF | çoğ. İSTİ'TÂFÂT] ile İSTÎTÂF[Ar.]
( Yardım ve merhamet dileme. İLE Kaplama. )
- İSTİVÂ'[Ar. < SEVÂ] ile İSTİ'FÂ'[Ar. < AFV] ile İŞTİFÂ'[Ar.]
( Birden çok şeyin birbirine eşit ve denk olması. | Düz olma, düzlük. | Kaplama, örtme. | Ortada ve tam bir derecede bulunma. | Mevlevî sikkesinin tam ortasına gelmek üzere önden arkaya doğru çekilen iki parmak eninde yeşil çuha. İLE Affını isteme. | Bir işten kendi isteğiyle çekilme. İLE İyi olma, şifâ bulma. )
- İSTİYÂK[Ar.] ile İŞTİYÂK[Ar. < ŞEVK]
( Misvak kullanma. İLE Şevklenme, göreceği gelme, özleme. )
- İSTİYORUM / İSTEMİYORUM ile/ve/ya da/||/<> SEVİYORUM / SEVMİYORUM
( Hiçbir zaman, bir açıklama yeterliliği ve niteliğinde değillerdir. Daha çok da, kaçmaya ya da dayatmaya yönelik yanıtlardır.
Anımsanması gereken nokta da, sizin kullandığınız oranda ve koşullardaki keyfiyetle, bir başkası da aynı keyfiyetle bunları kullanabilir, karşılık verebilir ve sonuç tam bir hüsran ve boşluk/anlamsızlık yaratır/yaratacaktır.
Dolayısıyla da, yaşamın getirdiği durumlarla/zorunluluklarla yüzleşerek, kaçmaksızın, isteyip-istememe, sevip-sevmeme alanından çıkarmak gerekir. )
- İSTİ'ZÂR[Ar. < ÖZR] ile İSTİZHÂR[Ar. < ZAHR]
( Bağışlamasını isteme, af/özür dileme. İLE Dayanma, güvenme, arka verme. | Yardım isteme, arka/zâhir olmasını isteme. )
- İSTİZLÂL[Ar. < ZİLL] ile İSTİZLÂL[Ar. < ZILL]
( Bayağı/aşağılık görme/görülme, zelil görme. İLE Gölgelenme, gölge altına girme. | Gölgede oturma. | Sığınma. )
- İTAAT ile/değil/yerine/>< İTTİHAT
- ÎTÂB[Ar.] ile İTÂB[Ar.] ile İT'ÂB[Ar. < TAAB]
( Kolsuz, yakasız bayan gömleği, dekolte gömlek. İLE Azarlama, tersleme, paylama, darılma. İLE Yorma/yorulma, zahmet verme. )
- ÎTÂD[Ar.] ile İTÂD[Ar. < ATÂ]
( Kazık çakma. İLE Süt sağarken ineğin ayağına geçirilen ip. )
- ITÂM[Ar.] ile IT'ÂM/İT'ÂM[Ar. < TAAM]
( İşeme tutulması/zorluğu. İLE Yemek yedirme/verme. )
- İT'ÂM[Ar.] ile İT'ÂM[Ar.] ile İTHÂM[Ar.]
( İkiz doğurma. İLE Yemek yedirme/verme/verilme. İLE Suçlama. )
- İTÂT[Ar.] ile İTÂAT[Ar. < TAV]
( Düşmanlık, zıtlık. İLE Boyun eğme, dinleme, alınan emre göre davranma. )
- İTELEMEK ile İTELENMEK ile İTELEYEBİLMEK
- İTERASYON[İng. ITERATION] ile/||/<> İTERASYON SAYISI[İng. ITERATION NUMBER] ile/||/<> İTEROPAR[İng. ITEROPAROUS]
( Bir işlemin belirli bir kurala göre ardışık biçimde tekrarlanması. Genellikle matematiksel ve programlama alanlarında kullanılır. Bir problemi adım adım çözmek, her adımda önceki sonuçları kullanarak yeni sonuçlar elde etmek amacıyla yapılır. @@ Belirli bir işlemin ya da süreç adımının tekrar edilme sayısı. Özellikle matematiksel modelleme, bilgisayar programlama ve mühendislik gibi alanlarda kullanılır. Bir algoritmanın ya da işlemin, istenen sonuca ulaşılana kadar kaç kez tekrarlandığını ifade eder. @@ Ömrü içinde birden fazla defa yavru üretebilen canlılardır.Homo sapiens (Modern İnsan), iteropar bir hayvan türüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- ITERATIVE EVOLUTION[İng.] değil/yerine/= TEKRARLANAN EVRİM
( Morfolojik olarak benzer yapıların, evrim tarihi içerisinde, birbirinden bağımsız olarak tekrar tekrar evrimleşmesidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- YTTERBIUM FLUORIDE[İng.] / FLUORURE D'YTTERBIUM[Fr.] / YTTERBIUMFLUORID[Alm.] ile/değil/yerine/= İTERBİYUM FLORÜR
- YTTERBIUM CHLORIDE[İng.] / CHLORURE D'YTTERBIUM[Fr.] / YTTERBIUMCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= İTERBİYUM KLORÜR
- YTTERBIUM OXIDE[Fr.] / YTTERBIUMOXIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= İTERBİYUM OKSİT
- YTTERBIUM SULFATE[İng.] / SULFATE D'YTTERBIUM[Fr.] / YTTERBIUMSULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= İTERBİYUM SÜLFAT
- YTTERBIUM[İng.] / YTTERBIUM[Fr.] / YERBIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= İTERBİYUM
- İTHAM/NÂME["İTAM" değil!] değil/yerine/= SUÇLAMA/LIK
- İTİBAR[Ar. < UBÛR | çoğ. İTİBÂRÂT] ile İHTİBÂR[Ar. < HABER]
( Saygı gösterme. | Önem verme. | Onur/şeref, haysiyet. | Bir şeyin, gerçek değil kararlaştırılan değeri. | İbret alma. | [ticaret] Söz ya da imzanın değeri. [İng./Fr. CREDIT] | Değer. İLE [bir kimseyi] Yoklama, deneme, sınama. )
- İ'TİDÂL[< ADL] ile Î'TİZÂL[< AZL]
( Denge, ölçülülük. İLE Yalnızlığı yeğleyip bir köşeye çekilme, uzlet etme. | İşi terketme. | Topluluktan/cemâatten ayrılma. )
- İ'TİKAL["ka" uzun okunur] ile İ'TİKÂL[Ar.] ile İ'TİKÂL[Ar. < EKL | çoğ. İ'TİKÂLÂT]
( Devenin dizini büküp bağlama. | Güreşte sarmaya getirip yıkma. | Sağmak için koyunun ayaklarını iki bacağı arasına alma. İLE Zorlaşma, müşkilleşme. İLE Kemirerek yeme. | Yaranın gövdeyi sarması/yemesi. | Deniz dalgalarının, karaları döverek aşındırması/oyması.[EROZYON, İng. EROSION, Fr. ÉROSION] )
- İ'TİLÂF[Ar. < ÜLFET | çoğ. İ'TİLÂFÂT] ile İHTİLÂF/ŞİKAK[Ar. < HİLÂFET | çoğ. İHTİLÂFÂT]
( Uyuşma, anlaşma. İLE Antlaşmazlık, uyuşmazlık/uymayış/uymama, ayrılık, aykırılık. )
- İTİLMEK ile İTİŞMEK ile İTİŞTİRMEK ile İTİ ile İTİŞ ile İTİŞ KAKIŞ
- İTİMÂD[Ar. < AMD] ve/> İ'TİKAD[Ar. < AKD]
( Dayanma, güvenme. | Güven, emniyet. VE/> Düğümlenip kalma, bir şeye bağlanma. | İnanma, gönülden onaylayarak inanma. )
- İTİMAT ve İTİKAT
- İTİMAT ve İTİKAT
- İTİNÂ ile/ve/||/<>/> İMTİNÂ
- İTİRAZ ile İTİRAZCI/LIK ile İTİRAZLI ile İTİRAZSIZ/LIK ile İTİRAZSIZCA
- ITLÂ'[Ar.] ile ITLÂ'[Ar. < TULÛ] ile ITRÂ'[Ar. < TARÂVET]
( Havalı şeylere heves etme. | Bir şeyin üstüne bir şey sürme. İLE Bildirme, haberli kılma. İLE Abartılı, aşırı derecede övme. )
- ITLÂK ile/>< İTİLÂK
( Uzaklaşma, ayrı/bağımsız olma, boşanma. İLE/>< Birinin sevgisine yakalanma, tutulma. )
- YTTRIUM ACETATE[İng.] / ACETATE D'YTTRIUM[Fr.] / YTRIUMACETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= İTRİYUM ASETAT
- YTTRIUM BROMIDE[İng.] / BROMURE D'YTTRIUM[Fr.] / YTRIUMBROMID[Alm.] ile/değil/yerine/= İTRİYUM BROMÜR
- YTTRIUM CHLORIDE[İng.] / CHLORURE D'YTTRIUM[Fr.] / YTRIUMCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= İTRİYUM KLORÜR
- YTTRIUM OXIDE[İng.] / OXYDE D'YTTRIUM[Fr.] / YTRIUMOXYD, YTTRIUMERDE[Alm.] ile/değil/yerine/= İTRİYUM OKSİT
- YTTRIUM SULFATE[İng.] / SULFATE D'YTTRIUM[Fr.] / YTRIUMSULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= İTRİYUM SÜLFAT
- YTTRIUM[İng.] / YTTRIUM[Fr.] / YTTRIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= İTRİYUM
- İTTAFEN değil İTHAFEN
- İTTİSAF[Ar. < VASF] ve/< URÛZ[Ar. < ARZ]
( Nitelenme. VE ... )
- İVEDİLENMEK ile İVEDİLEŞMEK ile İVEDİLEŞTİRMEK ile İVEDİ/LİK ile İVEDİLİ
- IVIK/IWIK/IWIQ ile CEYLAN
[<
( Sıklıkla kayalık arazilerde ve çöllerde görülen dişil ceylan. İLE ... )
- İVRİK/İWRİQ ile İBRİK
[<
( itinmek )
- İYİLEŞME/ŞİFA:
SARIMSAK ve/||/+/hem de/<> SARILSAK
- İYİLİKTE:
SAYMAK ile/değil/yerine SAÇMAK
- IODATE[İng.] / JODAT[Alm.] ile/değil/yerine/= İYODAT
- IODOPHOR[İng.] ile/değil/yerine/= İYODOFOR
- IODOFORM[İng.] / IODOFORME[Fr.] / JODOFORM[Alm.] ile/değil/yerine/= İYODOFORM
- ION CURRENT[İng.] / COURANT D'ION[Fr.] / IONENSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON AKIMI
- ION-ACOUSTIC WAVE[İng.] / ONDE IONO-ACOUSTIQUE[Fr.] / IONENAKTUSISCHE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON-AKUSTİK DALGASI
- ION IMPLANTATION[İng.] / IMPLANTATION IONIQUE[Fr.] / IONEN-EINFALLZUNG, IONENIMPLANTATION[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON AŞILAMA
- ION SPOT[İng.] / TACHE IONIQUE[Fr.] / IONENPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON BENEĞİ
- ION PAIR[İng.] / PAIRE D'IONS[Fr.] / IONENPAAR[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON ÇİFTİ
- ION DETECTOR[İng.] ile/değil/yerine/= İYON DEDEKTÖRÜ
- ION EXCHANGER[İng.] / IONENAUSTAUSCHER[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON DEĞİŞTİRİCİ
- ION EXCHANGE CHROMATOGRAPHY[İng.] / IONENAUSTAUSCH CHROMATOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON DEĞİŞTİRME KROMATOGRAFİSİ
- ION EXCHANGE[İng.] / ÉCHANGES D'IONS[Fr.] / IONENAUSTAUSCH[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON DEĞİŞTİRME
- ION EXCLUSION CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= İYON DIŞLAMA KROMATOGRAFİSİ
- ION EXCLUSION[İng.] / EXCLUSION D'IONS[Fr.] / IONENAUSSCHUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON DIŞLAMA
- ION ACCELERATOR[İng.] / ACCÉLÉRATEUR D'ION[Fr.] / IONENBESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON HIZLANDIRICISI
- ION SOURCE[İng.] / SOURCE D'IONS[Fr.] / IONENQUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON KAYNAĞI
- ION CHROMATOGRAPHY[İng.] / IONEN CHROMATOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON KROMATOGRAFİSİ
- ION LASER[İng.] / LASER À IONS[Fr.] / IONENLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON LAZERİ
- ION PUMP[İng.] / POMPE À IONS[Fr.] / IONENPUMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON POMPASI
- ION SCATTERING SPECTROSCOPY[İng.] ile/değil/yerine/= İYON SAÇILIM SPEKTROSKOPİSİ
- ION TRAP[İng.] / PIÈGE À IONS[Fr.] / IONENFALLE[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON TUZAĞI
- ION DENSITY[İng.] / DENSITÉ IONIQUE[Fr.] / IONENDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON YOĞUNLUĞU
- ION[İng.] / ION[Fr.] / ION[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON
- ATMOSPHÈRE IONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= İYONİK ATMOSFER
- IONIC CONDUCTANCE[İng.] / CONDUCTION IONIQUE[Fr.] / IONISCHE LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= İYONİK İLETKENLİK
- IONIC CRYSTAL[İng.] / CRISTAL IONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= İYONİK KRİSTAL
- IONIZATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE D'IONISATION[Fr.] / IONISATIONSENERGIE, IONISIERUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= İYONLAŞMA ENERJİSİ
- HEAT OF IONIZATION[İng.] / CHALEUR DE L'IONISATION[Fr.] / IONISATIONSWÄRME, IONISIERUNGSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= İYONLAŞMA ISISI
- IONIZATION CHAMBER[İng.] / CHAMBRE DE L'IONISATION[Fr.] / IONISATIONSKAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= İYONLAŞMA ODASI
- IONIZATION GAUGE[İng.] / JAUGE D'IONISATION[Fr.] / IONISIERUNGSMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= İYONLAŞMA ÖLÇEĞİ/ÖLÇERİ
- IONIZATION POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL D'IONISATION[Fr.] / IONISIERUNGSPOTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= İYONLAŞMA POTANSİYELİ
- IONIZATION CROSS SECTION[İng.] / SECTION EFFICACE D'IONISATION[Fr.] / IONISIERUNGSQUERSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= İYONLAŞMA TESİR KESİTİ
- IONIZATION[İng.] / IONISATION[Fr.] / IONISATION, IONSENSPALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İYONLAŞMA
- IONIZING RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT IONISANT[Fr.] / IONISIERENDE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İYONLAŞTIRICI IŞINIM
- İYONLAŞTIRMAK ile İYON ile İYONLANMA ile İYONLAŞMA ile İYON YUVARI
- IONOMER RESIN[İng.] / IONOMERES HARZ[Alm.] ile/değil/yerine/= İYONOMER REÇİNE
- IONOMER[İng.] ile/değil/yerine/= İYONOMER
- IONONE[İng.] / IONONE[Fr.] / JONON[Alm.] ile/değil/yerine/= İYONON
- IONOSPHÈRE[Fr.] / IONOSPHÄRE[Alm.] ile/değil/yerine/= İYONOSFER
- IONIUM[İng.] / IONIUM[Fr.] / IONIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= İYONYUM
- IODINE PENTOXIDE[İng.] / JOD PENTAOXIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= İYOT PENTAOKSİT
- İYRENÇ/İRENÇ/İİRENÇ değil İĞRENÇ
- İZÂDE[Ar.] ile İZÂDE/İDÂDE[Ar.]
( Ailesini korumak için birine yardımda bulunma. İLE Usturlabın sırtı üzerine konulmuş, mihver ya da meyil etrafında dönen bir nişan cetveli olup, yıldızların yüksekliğini ölçmeye yarar. )
- İZÂFÂT[Ar.] ile İZÂFET[Ar.]
( Ad/isim tamlamaları/takımları, izâfetler. | Dünya ile olan bağlar, ilgiler. | Zincirleme ad/isim takımı. İLE İki şey arasındaki bağ, ilgi. | Ad/isim tamlaması/takımı. )
- İZÂHÎ ile/ve/<> İZÂFÎ
- İZÂM[Ar. < AZÎM] ile İ'ZÂM[Ar. < AZM] ile İ'ZÂM[Ar.]
( Büyükler, ulular. | Kemikler. İLE Büyütme/büyütülme. | Gereğinden fazla önem verme. İLE Yollama, gönderme. )
- İZ'ÂN[Ar.] ile ÎZÂN[Ar.]
( Anlayış, kavrayış, akıl. | Söz dinleme, boyun eğme, itâat. | Terbiye, edep. İLE Bildirme/bildirilme. | Ezan okuma. )
- İZANAKİ ile/ve/||/<> İZANAMİ
- IZDIRAP[Ar.] değil/yerine/= İÇVURAN
- GRID CURRENT[İng.] / COURANT DE GRILLE[Fr.] ile/değil/yerine/= IZGARA AKIMI
- İZHAR ile İHZAR
- İZLÂK/İZLÂL[Ar.] ile İZLÂL[Ar. < ZÜLL] ile İZLÂL[Ar. < ZILL]
( Ayak kaydırma, sürçtürme. İLE Küçük/hakîr görme, alçaltma. İLE Gölge verme, gölgelendirme. )
- İZLEMEK ile İZLENMEK ile İZLETMEK ile İZLETİLMEK ile İZLETTİRMEK ile İZLENEBİLMEK ile İZLETEBİLMEK ile İZLEYEBİLMEK ile İZLEK ile İZLEM ile İZLEV ile İZLEMCİ/LİK ile İZLENCE ile İZLEKSEL ile İZLEMSEL
- ISO-[İng.] / ISO-[Fr.] / ISO-[Alm.] ile/değil/yerine/= İZO-
- ISOAMYL ALCOHOL[İng.] / ALCOHOL D' ISOAMYLE[Fr.] / ISOAMYLALKOHOL[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOAMİL ALKOL
- ISOAMYL SALICYLATE[İng.] / SALICYLATE D'ISOAMYLE[Fr.] / ASOAMYLSALICYLAT[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOAMİL SALİSİLAT
- PROCESSUS ISOBARE[Fr.] / ISOBARER PROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOBARİK SÜREÇ
- ISOBARIK[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOBARİK
- ISOELECTRIC POINT[İng.] / POINT ISOÉLECTRIQUE[Fr.] / ISOELEKTRISCHER PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOELEKTRİK NOKTA
- ISOÉLECTRIQUE[Fr.] / ISOELEKTRISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOELEKTRİK
- ISOELECTRONIC[İng.] / [Fr.] / ISOELEKTRONISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOELEKTRONİK
- ISOCHROMAT[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOKROMAT
- ISOCHROMATIQUE[Fr.] / ISOCHROMATIK[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOKROMATİK
- ISOMER[İng.] / ISOMÈRE[Fr.] / ISOMER[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOMER
- ISOMERIC TRANSITION[İng.] / TRANSITION ISOMÉRIQUE[Fr.] / ISOMERER ÜBERGANG, ISOMERIE-ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOMERİK GEÇİŞ
- ISOMERIZATION[İng.] / ISOMÉRISATION[Fr.] / ISOMERISATION, ISOMERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOMERLEŞME
- ISOSTERISM[İng.] / ISOSTÉRÈSE[Fr.] ile/değil/yerine/= İZOSTERİZM
- PROCESSUS ISOTHERME[Fr.] / ISOTHERMER PROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTERMAL SÜREÇ
- İZOTON[İng. ISOTONE] ile/||/<> İZOTONİK[İng. ISOTONIC]
( İzoton, nötron sayıları aynı olan, proton sayıları ve kütle numaraları farklı olan iki ya da daha fazla atom türüdür. Örneğin, klor-37 ve potasyum-39 izotondur. Çünkü Klor-37'nin çekirdeğinde 17 proton ve 20 nötron bulunuyor, Potasyum-39'un çekirdeğinde ise 19 proton ve 20 nötron bulunuyor. Bu iki atomun çekirdeğinde bulunan nötron sayıları aynı olduğu için bu atomlar izotondur. @@ Hücrenin bulunduğu ortamın konsantrasyonunun kendisi ile eşit olması durumu. Yunanca "eşitçe bölünmüş, eşitçe ayrılan" anlamında olan "isotonos" sözcüğünden gelmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- ISOTOPE EXCHANGE REACTION[İng.] ile/değil/yerine/= İZOTOP DEĞİŞİM REAKSİYONU
- ISOTOPIC SPIN[İng.] / ISOTOPENSPIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTOP DÖNÜSÜ/SPİN
- ISOTOPE EFFECT[İng.] / EFFET ISOTOPIQUE[Fr.] / ISOTOPISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTOP ETKİSİ
- ISOTOPE SHIFT[İng.] / ISOTOP VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTOP KAYMASI
- ISOTOPIC MOLECULE[İng.] ile/değil/yerine/= İZOTOP MOLEKÜL
- ISOTOPE DILUTION ANALYSIS[İng.] / ISOTOPVERDRÄMMUNGSANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTOP SEYRELTME ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ
- ISOTOPE[İng.] / ISOTOPE[Fr.] / ISOTOP[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTOP
- MOLÉCULE ISOTOPIQUE[Fr.] / ISOTOPES MOLEKÜL[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTOPİK MOLEKÜL
- ISOTRON[İng.] / ISOTRON[Fr.] / ISOTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTRON
- DIÉLECTRIQUE ISOTROPE[Fr.] / ISOTROPES DIELEKTRIKUM[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTROPİK DİELEKTRİK
- ISOVALENT HYPERCONJUGATION[İng.] ile/değil/yerine/= İZOVALENT HİPERKONJUGASYON
- ISOVALENT CONJUGATION[İng.] ile/değil/yerine/= İZOVALENT KONJUGASYON
- J-J COUPLING[İng.] / COUPLAGE J-J[Fr.] ile/değil/yerine/= J-J EŞLEMESİ
- PARTICULE J[Fr.] / J-TEILCHEN/J-PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= J PARÇACIĞI
- JACOBSON ORGANI[İng. JACOBSON ORGAN] ile/||/<> FEROMON[İng. PHEROMONE]
( Bazı omurgalılarda damaga bağlı olarak gelişen koku organıdır. Feromonların algılanmasında rolü olduğu düşünülmektedir. İnsanda körelmiş bir yapı olarak bulunmaktadır. @@ Aynı türün bireyleri arasında haberleşmeyi ve tür içi bireylerin birbirlerini tanımalarını sağlayan kimyasal madde.İnsanda, eşey organlarından salınan feromonlar, eşey organlarının kendine has kokularını kazandırırlar. Bu koku, modern toplumda itici bir unsur olarak görülse de, esasında cinsel dürtüleri arttırıcı niteliktedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- JACOBINE[İng.] / JACOBIN[Fr.] ile/değil/yerine/= JAKOBİN
- JACONECIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= JAKONESİK ASİT
- JACUTINGA[İng.] ile/değil/yerine/= JAKUTİNGA
- JALAPINOLLIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= JALAPİNOLİK ASİT
- JALUZİ ile JAKUZİ
- JAMBOO[İng.] / JAMBUL[İng.] / JAMBOO[Alm.] ile/değil/yerine/= JAMBUL
- JAMIN REFRACTOMETER[İng.] / RÉFRACTOMÈTRE DE JAMIN[Fr.] / JAMIN-REFRAKTOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= JAMİN KIRILMAÖLÇERİ
- JANR[Fr. < GENRE] değil/yerine/= TARZ, TÜR
- JAPANICINE[İng.] ile/değil/yerine/= JAPAKONİN
- JAPANONITE[İng.] / JAPANOKINITIN[Alm.] ile/değil/yerine/= JAPAKONİTİN
- JAPANESE ACID[İng.] / JAPANSAURE[Alm.] ile/değil/yerine/= JAPANİK ASİT
- JAPANLAC[İng.] / VERNIS DU JAPAN[Fr.] / JAPONLACK[Alm.] ile/değil/yerine/= JAPON VERNİĞİ
- JAPONIE ACID[İng.] / JAPONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= JAPONİK ASİT
- JARGONIA[İng.] ile/değil/yerine/= JARGONYA
- JASPER[İng.] / JASPE[Fr.] / JASPIS[Alm.] ile/değil/yerine/= JASPER
- JAVANCIN[İng.] ile/değil/yerine/= JAVANSİN
- JECCOLEIN[İng.] ile/değil/yerine/= JEKOLİN
- -GEN[İng.] ile/değil/yerine/= -JEN
- JENERATÖR[Fr. < GÉNÉRATEUR] değil/yerine/= ÜRETEÇ
- JENCOLIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= JENKOLİK ASİT
- JEOLOJİ[İng. GEOLOGY] ile/||/<> AALENİYEN ÇAĞI[İng. AALENIAN STAGE] ile/||/<> AKİTANİYEN ÇAĞI[İng. AQUITANIAN STAGE] ile/||/<> ALBİYEN ÇAĞI[İng. ALBIAN STAGE] ile/||/<> ANAHTAR FOSİL[İng. INDEX FOSSIL] ile/||/<> APSİYEN ÇAĞI[İng. APTIAN STAGE] ile/||/<> JURA[İng. JURASSIC] ile/||/<> KRETASE[İng. CRETACEOUS] ile/||/<> MEZOZOYİK[İng. MESOZOIC]
( Ana inceleme ve çalışma konusu olan dünya ve özellikle taş kürenin içeriğini, özelliklerini, yapısını şekillendiren süreçleri inceleyen bilim dalıdır. Temel olarak dünyayı incelemekle beraber, başka gezegenlerinde yer yapısına dair incelemeler yapan bir bilim dalıdır. @@ Günümüzden 174 milyon ile 170.3 milyon yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Aaleniyen Çağı, Orta Jura Devresi'nin dört bölümünden en küçüğüdür. Bajosiyen Çağı'nın altında, Alt Jura Devresi'ndeki Toarsiyen Çağı'nın üzerinde yer alır. @@ Günümüzden 23.03 milyon yıl ile 20.4 milyon yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Miyosen Devri kayaçlarının en erken ve en alt bölümü olup adını Güneybatı Fransa'daki Aquitaine bölgesinde bulunan kayaçlardan almaktadır. @@ Günümüzden 113 milyon yıl ile 100.5 milyon yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Alt Kretase Devresi'nin altı ana bölümünden en üstte olanıdır. Albiyen Çağı kayaçları; Apsiyen Çağı kayaçlarının üzerinde, Senomaniyen Çağı kayaçlarının altında yer alır. @@ Dar bir jeolojik zaman aralığında yaşamış ve ortam koşullarının değişimi ile yok olmuş, bu zaman aralığını simgeleyen, farklılıkları ve/veya bollukları ile kolayca ayırt edilen ve tanınabilen, geniş bir coğrafi dağılımı olan, içinde bulunduğu katmanın yaşını belirlemede ve birbirinden uzak kayaçları ilişkilendirmede kullanılan fosillerdir. @@ Günümüzden 125 milyon ile 113 milyon yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimi. Dünya çapında biriken kayaları temsil eden Alt Kretase Devresi'ndeki altı ana bölümden beşincisi. Apsiyen Çağı'na ait kayalar Barremiyen Çağı'na ait kayaların üzerinde yer alır ve Albiyen Çağı'na ait kayaların altında bulunur. @@ Jura (201.3-145 myö) bir jeolojik dönem ismidir. Mezozoyik'in 3 majör zaman dilimi olan Triyas, Jura ve Kretase arasında ortancadır. Yaklaşık olarak 201.3 milyon yıl önce ile 145 milyon yıl önceye denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Dinozorların çağı olarak bilinir. Geç Triyas'ta evrimleşmeye başlamış ilkin dinozorların çeşitlendiği ve irileşmenin gözlendiği dönemdir. Okyanusları ve gökyüzünü de sürüngenler doldurmuştur. Ufak boyutları olan memelilerde ise plasentanın evrimi ile doğurma gibi evrimsel çeşitlenmelerin gözlendiği zamandır. Jura, kendi içinde Erken, Orta ve Geç olmak üzere üç zaman diliminde incelenir. @@ Kretase (145-66 myö) bir jeolojik dönem ismidir. Mezozoyik'in 3 majör zaman dilimi olan Triyas, Jura ve Kretase arasından sonuncusu ve en uzun sürenidir. 145 milyon yıl önce ile meteorun Meksika Körfezi'ne çarptığı 66 milyon yıl öncesine denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Yaklaşık olarak 79 milyon yıl sürmüştür. Kretase'nin bitişi ile Senozoyik Zaman'ın ilk dilimi olan Paleojen başlayacaktır. @@ Mezozoyik (251.9-66 myö) bir jeolojik zaman dilimidir. Dinozorların çağı olarak da bilinir. Çünkü dinozorların evrimleşmeye başladığı 251.902 milyon yıl önce ile non-avian dinozorların soyunun tükendiği 66 milyon yıl öncesine denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Mezozoyik'ten sonra Senozoyik, önce ise Paleozoyik gelmektedir. Mezozoyik kendi içinde Triyas, Jura ve Kretase olmak üzere 3 majör dönemde incelenir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- JESACONITINE[İng.] ile/değil/yerine/= JESAKONİTİN
- GYRATOR FILTER[İng.] / FILTRE À GYRATEUR[Fr.] / GYRATORFILTER[Alm.] ile/değil/yerine/= JİRATÖR SÜZGEÇ
- GYRATOR[İng.] / GYRATEUR[Fr.] / GYRATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= JİRATÖR
- GYROMAGNETIC EFFECT[İng.] / EFFET GYROMAGNÉTIQUE[Fr.] / GYROMAGNETISCHES EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= JİROMANYETİK ETKİ
- GYROMAGNETIC[İng.] / GYROMAGNÉTIQUE[Fr.] / GYROMAGNETISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= JİROMANYETİK
- JİVA ile/||/<> JİNA ile/||/<> CİVANMUKTİ
( Kişisel özvarlık. Bireysel ruh. @@ Muzaffer. Doğum-ölüm-yeniden doğum döngüsüne galip gelen, Nirvana'ya ulaşan kişi. @@ Bedenli olarak bu dünyada yaşarken özgürlüğe, kurtuluşa, mutluluğa erişenler. )
- JOSEPHINITE[İng.] ile/değil/yerine/= JOSEFİNİT
- JOSEPH PULITZER ile GEORGES POLITZER
( 10 Nisan 1847 - 29 Ekim 1911 ile 03 Mayıs 1903 - 23 Mayıs 1942 )
- JOSEPHSON CURRENT[İng.] / COURANT DE JOSEPHSON[Fr.] / JOSEPHSON-STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= JOSEPHSON AKIMI
- JOSEPHSON JUNCTION[İng.] / JONCTION JOSEPHSON[Fr.] / JOSEPHSON-KONTAKT[Alm.] ile/değil/yerine/= JOSEPHSON EKLEMİ
- JOSEPHSON EFFECT[İng.] / EFFET JOSEPHSON[Fr.] / JOSEPHSON-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= JOSEPHSON ETKİSİ
- JOULE EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIENCE DE JOULE[Fr.] / JOULE-EXPERIMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= JOULE DENEYİ