| ORTA YAZACA GÖRE |
- FRÉQUENCEMÈTRE DIFFÉRENTIEL[Fr.] / DIFFERENTIAL-FREQUENZMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL FREKANSÖLÇER
- GALVANOMÈTRE DIFFÉRENTIEL[Fr.] / DIFFERENTIAL-GALVANOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GALVANOMETRE
- PERMÉABILITÉ DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIAL-PERMEABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GEÇİRGENLİK
- GAIN DE TENSION DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIAL-SPANNUNGSGEWINN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GERİLİM KAZANCI
- RÉSISTANCE D'ENTRÉE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIALEINGANGWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GİRİŞ DİRENCİ/EMPEDANSI
- IMPÉDANCE D'ENTRÉE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GİRİŞ EMPEDANSI
- MESURE D'ENTRÉE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIALEINGANGMESSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GİRİŞ ÖLÇÜMÜ
- ENTRÉE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIALEINGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GİRİŞ
- THERMOMÈTRE À AIR DIFFÉRENTIEL[Fr.] / DIFFERENTIAL-LUFTTHERMOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL HAVALI SICAKLIKÖLÇER/TERMOMETRESİ
- DİFERANSİYEL HESAP değil/yerine/= AYRIMSAL SAYIŞ
- DIFFERENTIAL-THERMOANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL ISIL ÇÖZÜMLEME
- DIFFERENTIALER FUNKTIONSFÄHIGER VERSTÄRKER, DIFFERENTIAL-OPERATIONSVERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL İŞLEMSEL YÜKSELTEÇ
- CHAMBRE DE L'IONISATION DIFFÉRENTIEL[Fr.] / DIFFERENTIAL-IONIZATIONRAUM/IONISATIONSKAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL İYONLAŞMA ODASI
- DÉTECTEUR DE FUITE DIFFÉRENTIEL[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL KAÇAK DEDEKTÖRÜ
- DIFFERENTIAL-GEWINNSTEUERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL KAZANÇ DENETİMİ
- POULIE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL MAKARA
- DIFFERENTIAL PULSE POLAROGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL PULS POLAROGRAFİSİ
- RELAIS DIFFÉRENTIEL[Fr.] / DIFFERENTIAL-RELAIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL RÖLE
- DIFFERENTIAL-SIGNALUMFORMER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL SENSÖR
- DIFFERENTIAL-THERMOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL SICAKLIK ÖLÇER
- DIFFERENTIAL-LECKSTELLENDETECTEUR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL SIZINTI DEDEKTÖRÜ
- DIFFERENTIAL-ABSORPTIONSVERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL SOĞURULMA ORANI
- DIFFERENTIAL-TRANSFORMATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL TRANSFORMATÖR
- DIFFERENTIAL-VOLTMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL VOLTMETRE
- DIFFERENTIAL METHODS[İng.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL YÖNTEMLER (KİNETİK)
- DİFTERİ[Fr. < DIPHTÉRIE] değil/yerine/= KUŞPALAZI
- DIFFUSOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZÖR
- DIFFUSION CURRENT[İng.] / COURANT DE DIFFUSION[Fr.] / DIFFUSION STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON AKIMI, İD
- DIFFUSION CLOUD CHAMBER[İng.] / CHAMBRE DU NUAGE DIFFUSÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON BULUT ODASI
- DIFFUSION KERNEL[İng.] / GERME DE DIFFUSION[Fr.] / DIFFUSIONSKERN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON ÇEKİRDEĞİ
- ÉQUATION DE LA DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON DENKLEMİ
- DİFÜZYON[Fr. < DIFFUSION] değil/yerine/= GEÇİŞME. | YAYILIM
- DIFFUSION GRADIENT[İng.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON EĞİMİ
- GRADIENT DE DIFFUSION[Fr.] / DIFFUSIONSGRADIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON GRADYANI
- DIFFUSION VELOCITY[İng.] / VITESSE DE DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON HIZI
- DIFFUSION COEFFICIENT[İng.] / DIFFUSION COEFFICIENT, COEFFICIENT DE LA DIFFUSION[Fr.] / DIFFUSION KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON KATSAYISI, D (POLAROGRAFİK)
- DIFFUSION NUMBER[İng.] / NOMBRE DE DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON SAYISI
- DIFFUSION CAPACITANCE[İng.] / CAPACITÉ DE LA DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON SIĞASI
- DIFFUSION TRANSISTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON TRANSİSTÖRÜ
- DIFFUSION LENGTH[İng.] / LONGUEUR DE DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON UZUNLUĞU
- NÜFÛZ[Osm.] / DIFFUSION[İng.] / DIFFUSION[Fr.] / DIFFUSION[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON
- DIFFUSED JUNCTION RECTIFIER[İng.] / REDRESSEUR À JONCTION DIFFUSÉE[Fr.] / GESTREUTE VERBINDUNG GLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU EKLEM DOĞRULTUCU
- DIFFUSED JUNCTION TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À JONCTION DIFFUSÉE[Fr.] / GESTREUTE VERBINDUNG TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU EKLEM TRANSİSTÖR
- DIFFUSED JUNCTION[İng.] / JONCTION DIFFUSÉE[Fr.] / GESTREUTE-VERBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU EKLEM
- DIFFUNDIERTER EMITTER-KOLLEKTOR-TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU EMİTER-KOLLEKTÖR TRANSİSTÖRÜ
- DİĞER ile/ve/değil/yerine/||/<>/></< DEĞER
"MEĞER"lerimizi bir cebimize, "KEŞKE"lerimizi öteki cebimize koymak durumunda kalırız. )
- DİH[Fars.] ile -DİH[Fars.] ile DÎH[Fars.]
- ORTHOGONAL ANTENNAS[İng.] ile/değil/yerine/= DİK ANTENLER
- DÎK[Ar. çoğ. DİYEKE, EDYÂK] ile DÎK[Ar.] ile DİK[Tr.]
- DİK ile DİKİCİ/LİK ile DİKİLİ ile DİK AÇI ile DİK ALASI ile DİK BİÇME ile DİK YAMUK ile DİK ÜÇGEN ile DİK YEL/RÜZGAR ile DİKİLİ TAŞ ile DİK AÇIKLIK ile DİK DURUŞLU/LUK ile DİK SİLİNDİR
- DİKELMEK ile DİKELTMEK ile DİKELEBİLMEK ile DİKEL
- [ne yazık ki]
DİKENLİ TELLER(/SİYE[N]Ç) ile/ve/||/<> JİLETLİ TELLER
Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen kişi, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden biri de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış. Kimi ülkeler telin üretimini, kimi ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi. Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar olup olmadığı kesin bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel örgü bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çekiyor. Çünkü, yasak ya da tehlikeli bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi ile yapısal ve açısal sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet) iğnesi türünden Frenk icatlarına fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış. Yakın geleceğin üst düzey devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli telin saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak bilinen böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da çocuklarımızı hiç mutlu etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde yetmiş oranında okuryazar olmasıyla övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi, plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden bir artış hızına ulaşmış. Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz dolayındaki tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim kalemidir.
Bu denemede, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri üzerinde durulmakta, güncelleşen milli soruna medeni bir çözüm yolu aranmaktadır.
Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hâlâ yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dillerdeki ünlü ansiklopedilerden aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit, madeni tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü vurgulamak için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan yiğitlerimiz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha "dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş çaresi var da dikeninki yok. Dikenli tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara, hırsızlara, savaş esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı) olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim ve turizm tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk bahçelerinde kullanılıyor. Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın kullanıma özenerek, Kançılarya ve Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye etmeye başlamışlar. Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını ve sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.
Genellikle güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da 2000 ton olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de 22.888.900 metrik tona ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır ilk sıraları koruyormuş. BM istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün nitelikli dikenli tellerin daha çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı projelerde, DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış) piyasada "Kirpi" mal diye bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler, dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar. Hatta, et ve süt paketleri üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş. Afrika İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin hayvanlardan çok yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya koymuş.
İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş. Yasa, dikenli telin insana ve hayvanlara zarar verecek biçimde kullanılmasını yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu tel örgüler kaldırılmış, yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş. Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi sayılan şehirlerde görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca, dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz) anlamında kullanılıyor. Kime karşı, neden yasak? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı? belirsiz olan yasağın kendi, tehlikesinden büyük bir simge! "Dikkat Köpek Var!" ihbarı gibi, "Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.
Dikenli telden korunmak için neler yapılabilir? Telin dikenlerini traşlayan elektriklitraş makine patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları sonunda, talep azlığı nedeniyle üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve ucuzundan bir tel makası ve iki kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde kesilip kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu yüzden diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye ediliyor.
En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli telleri, birer yay teli gibi gerip birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50 santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük değil ama geçmeye yetiyor. Gönüller şen olsun! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz, geçilmez, sağlam ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki sakatlar ama kararlı kişileri durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla!
Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki dikenli tel alışkanlığı nasıl giderilebilir? Günlük yaşamımızın parçası olan tellerden vazgeçilebilir mi? Şili, Peru ve Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların piyasaya sürüldüğünü göstermiş. Halkın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel kullanmak yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına yol açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.
Dikenli telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise ve eteklerini yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz serumu yapılmasından ibaret değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun, dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal tepki ve manevi yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle korunmuş kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura saygısızlık, kamu yararına "muzır" olduğuna karar vermiş.
Güney Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli şehirlerde yetişen çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı, vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği görülmüş.* Yakın Doğu'nun Sincan özerk yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan bilimsel söyleşide, Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri çevresindeki tel örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda yetişmiş çocukların 2-3 katlı binalara merdivensiz tırmandıkları görülmüş.
Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve zafer kazanan İtalyan piyadelerinin "Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri istihkam (savaş) aracıdır. Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde, memleket ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem Napoliten serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı, medeniyet yolunda ilerleyen insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı olabilir mi? diye düşünüyorum.
Fantastik çözüm yolları geliyor insanın aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da arkasına yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli tellerin müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri dev akordiyonlar gibi çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden sökülecek dikenli tellerden yapılacak Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız dağıtılabilir. Hele bir düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir! Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?
Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi usta sanatçılarımıza buradan kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal gibi yazarlar, dikenli tel yasaklarına karşı bir kampanya açabilir. Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar da düzenlenebilir. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta Amirliği'nin açılacak yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok (kilo ya da kilometre) dikenli teli en kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte, çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi tarafından Büyük Belde Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı kazanan örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler vermesi de düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve Balkan Oyunları ile Olimpiyat programına alınması için harekete geçirilebilir. Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki başarısından dolayı Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile örülebileceğini sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların güllere karşı daha duyarlı ve saygılı olacaklarını da hayal ediyorum.
Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde bostana giren danalar tasarım önlemleriyle durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış ülkelerde, şehirlerin konut, eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri birbirine karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı anımsatan yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti. Kent bölgeleri yasalarla belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış. Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda, okulda ve otoyoldaki dikenli "yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi dönmek" başarmak anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil kestirmelerin dikkenarlardan yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen prizmanın köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz kalır. Böylece, uygar davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli tele çözüm bulan Belediye (Başkanı), "Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur, vatan olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu değildir.
Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan senindir" diyebilmeliyiz.
* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir silah gibi kullanan sömürgecilere yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin öyküsünü anlatır. Köyün rahibi, dikenli tel örgüyü "Şeytanla top oynayan kişinin işine", Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da sonuç hiç değişmemiş!
Sayın Bozkurt Güvenç'in, İnsan ve Kültür adlı kitabından... )
)- ORTHONORMAL VECTORS[İng.] ile/değil/yerine/= DİKEY BİRİM VEKTÖRLER
- DİKİŞ ile DİKİŞLİ ile DİKİŞÇİ/LİK ile DİKİŞSİZ ile DİKİŞ PAYI ile DİKİŞ İĞNESİ ile DİKİŞ OKUMASI ile DİKİŞ MAKİNESİ
- DİKİZLEMEK ile DİKİZLENMEK ile DİKİZLETMEK ile DİKİZLEYEBİLMEK ile DİKİZ/LİK ile DİKİZCİ/LİK ile DİKİZ AYNASI
- DİKOTOMİ[Fr. < DICHOTOMIE] değil/yerine/= İKİLEŞİM
- DİKROTİK/DICROTIC[İng.] değil/yerine/= ÇİFT VURULU
- DİKTİRMEK ile DİKTİRTMEK ile DİKTİRİLMEK ile DİKTİREBİLMEK
- DİL[Fars.] ile DÎL[Fars.] ile | [Tr.] DİL[Fars.] ile DİL[Fars.]
- DİLATÖR/DİLATORY[İng.] değil/yerine/= GENİŞLETEN
- DILAURYL ETHER[İng.] / ÉTHER DILAURYLIQUE[Fr.] / DILAURYLÄTHER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİLAURİL ETER
- DİLBAZ[Fars.] ile/ve/||/<> DİLBER[Fars.] ile/ve/||/<> DİLRUBA[Fars.]
- DİLENMEK ile/ve/değil/yerine DİLEMEK
- DİLENMEK ile/değil/yerine DİRENMEK
- DİLİ ÖĞRENMEK/ÖĞRETMEK ile/ve/değil/||/<>/>/< DİLİ KULLANMAYI ÖĞRENMEK/ÖĞRETMEK
- DİLİMLEMEK ile DİLİMLENMEK ile DİLİMLETMEK ile DİLİMLENEBİLMEK ile DİLİMLEYEBİLMEK ile DİLİM ile DİLİM DİLİM
- DİLLE ANLATMAK ile/yerine DİLDE YANSITMAK
- DIMETHYLGLYOXIME[İng.] ile/değil/yerine/= DİMETİLGLİKOKSİM
- DİN DERSİ ile/ve/||/<> DÜN DERSİ
- DİN ile DİN ile DIN[Fr. < Yun.]
- DİN ile/ve/değil/||/<> MEZHEB/MEZHEP ile/ve/değil/||/<> TARİKAT
- DYNAMIC EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHER GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= DİNAMİK DENGE
- DİNAMİK/DYNAMIC[İng.] değil/yerine/= DEVİNGEN
- DİNAMİTLEMEK ile DİNAMİTLENMEK ile DİNAMİT ile DİNAMİTÇİ/LİK ile DİNAMİT LOKUMU
- DYNAMO[İng.] / DYNAMO[Fr.] ile/değil/yerine/= DİNAMO
- DYNAMOELECTRIC AMPLIFIER GENERATOR[İng.] / AMPLIFICATEUR DYNAMOÉLECTRIQUE[Fr.] / DYNAMOELECTRICVERSCHÄRKERGENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİNAMOELEKTRİK YÜKSELTEÇLİ ÜRETEÇ
- DİNAMOMETRE[Fr. < DYNAMOMÈTRE] değil/yerine/= KUVVETÖLÇER
- MİKYÂS-İ KUVVET[Osm.] / DYNAMOMETER[İng.] / DYNAMOMÈTRE[Fr.] / DYNAMOMETER, KRAFTMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİNAMOMETRE
- DYNAMOSTATIC[İng.] / DYNAMOSTATIQUE[Fr.] / DYNAMOSTATIK, DYNAMOSTATISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= DİNAMOSTATİK
- DYNATRON OSCILLATOR[İng.] / OSCILLATEUR À DYNATRON[Fr.] / DYNATRON-OSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİNATRON SALINGACI/OSİLATÖRÜ
- DYNATRON[İng.] / DYNATRON[Fr.] / DYNATRON[Alm.] ile/değil/yerine/= DİNATRON
- DİNÇLENMEK ile DİNÇLEŞMEK ile DİNÇLEŞTİRMEK ile DİNÇLEŞEBİLMEK ile DİN ile DİNE ile DİNİ ile DİNK ile DİNÇ/LİK ile DİN DIŞI ile DİN ERKİ ile DİN ADAMI ile DİN BARONU ile DİN DORUĞU ile DİNİ BÜTÜN/LÜK ile DİN BİRLİĞİ ile DİNİ BAYRAM ile DİN FELSEFESİ
- DİNDİRMEK ile DİNDİRTMEK ile DİNDİRİLMEK ile DİNDİREBİLMEK ile DİNDİRİVERMEK
- DİNGİLDEMEK ile DİNGİLDETMEK ile DİNGİLDEK/LİK
- DİNLEMEK ve/||/<>/> DİNLENMEK
- DİNLEMEK ile DİNLENMEK ile DİNLETMEK ile DİNLENİLMEK ile DİNLETİLMEK ile DİNLENDİRMEK ile DİNLENEBİLMEK ile DİNLETEBİLMEK ile DİNLEYEBİLMEK ile DİNLEYİVERMEK ile DİNLENDİRİLMEK ile DİNLENCE
- DINEUTRON[İng.] / DINEUTRON[Fr.] / DINEUTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= DİNÖTRON
- DİNSEL ile/ve/değil/yerine DİLSEL
- DİNSİZ ile/ve/değil/||/<>/< DENSİZ
- DIOECIOUS[İng.] değil/yerine/= İKİEVCİKLİ
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DIOXANE[İng.] / DIOXANE[Fr.] / DIOXAN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİOKSAN
- DİPÇİKLEMEK ile DİPÇİKLENMEK ile DİPÇİKLETMEK ile DİPÇİK ile DİPÇİKLİ
- DİPLOMATİK[Fr. < DIPLOMATIQUE] değil/yerine/= DİPLOMASİ İLE İLGİLİ
- DIPROPYL KETONE[İng.] / BUTYRON[Fr.] / BUTYRON[Alm.] ile/değil/yerine/= DİPROPİL KETON
- DIRAC WAVE FUNCTION[İng.] / FONCTION D'ONDE DE DIRAC[Fr.] / DIRAC-WELLENFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRAC DALGA İŞLEVİ/FONKSİYONU
- DIRAC GAMMA ALGEBRA[İng.] / DIRAC-GAMMAALGEBRA[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRAC GAMA CEBİRİ
- DIRAC QUANTIZATION[İng.] / QUANTIFICATION DE DIRAC[Fr.] / DIRAC-QUANTELUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRAC KUANTALAMASI
- DIRAC MATRIX[İng.] / MATRICE DE DIRAC[Fr.] / DIRAC-MATRIX[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRAC MATRİSİ
- DIRAC PARTICLE[İng.] / PARTICULE DE DIRAC[Fr.] / DIRAC-PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRAC PARÇACIĞI
- DIRAFT[İng. < DRAFT] değil/yerine/= TASLAK
- DİREKSİYON/DİDON/GİDON[Fr. < GUIDON] ile/değil YÖNELTEÇ
- DİREKTİF[Fr. < DIRECTIVE] değil/yerine/= YÖNERGE
- DİREKTÖR[Fr. < DIRECTEUR] değil/yerine/= YÖNETMEN
- DİREMEK ile DİRENMEK ile DİRETMEK ile DİREŞMEK ile DİRENİLMEK ile DİRENLEMEK ile DİRENEBİLMEK ile DİRETEBİLMEK ile DİREK/LİK ile DİREN ile DİREY ile DİREKLİ ile DİREKÇİ/LİK ile DİREKSİZ
- RESISTANCE (ELECTRICAL)[İng.] / WIEDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRENÇ (ELEKTRİKSEL)
- OHMMETER[İng.] / OHMMÈTRE[Fr.] / OHMMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRENÇ ÖLÇER, OHMMETRE
- RESISTANCE REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION D'IMPÉDANCE[Fr.] / WIDERSTANDSREFLEXION[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRENÇ YANSIMASI
- DİRETMEK ile/ve/değil/yerine/önce/+/||/<>/></>/< DİRENMEK
- DİRİLMEK ile DİRİLEŞMEK ile DİRİLEBİLMEK ile DİRİLİVERMEK ile DİRİ/LİK ile DİRİL ile DİRİM/LİK ile DİRİĞ ile DİRİCE ile DİRİMLİ ile DİRİKSEL ile DİRİMSEL/LİK ile DİRİ DİRİ ile DİRİ ÖRTÜ ile DİRİL ISI ile DİRİM SUYU ile DİRİMSELCİ/LİK ile DİRİM KURGU ile DİRİKSEL ISI ile DİRİM BİLİMİ ile DİRİM KONİSİ ile DİRİM BİLİMCİ ile DİRİM BİLİMSEL ile DİRİM KURGUSAL
- DİRİM ve/+/||/<>/> ve/+/||/<>/>
- DİRİMBİLİM/DİRİLBİLİM = BIOLOGY[İng.] = BIOLOGIE[Fr.] = BIOLOGIE[Alm.] = BIOLOGIA[İt.] = BIOLOGÍA[İsp.]
- DİRİMBİLİM/DİRİLBİLİM(BİYOLOJİ) ile/ve KİMYA
- DİRSEKLEMEK ile DİRSEKLENMEK ile DİRSEK/LİK ile DİRSEK KEMİĞİ ile DİRSEK TEMASI ile DİRSEK DİRSEĞE
- EXOERGIC COLLISION[İng.] / COLLISION EXOÉNERGÉTIQUE[Fr.] / EXOERGER STOSS, EXOERGICZUSAMMENSTOSS[Alm.] ile/değil/yerine/= DIŞA DÖNÜK ÇARPIŞMA
- DISACCHARIDE[İng.] değil/yerine/= DİSAKKARİT
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DISACCHARIDES[İng.] ile/değil/yerine/= DİSAKKARİTLER
- EXCLUSION PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE D'EXCLUSION[Fr.] / AUSSCHLIESSUNGSPRINZIP, AUSSERUNGSPRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= DIŞ(AR)LAMA İLKESİ
- DIŞAVURUM = İFADE = EXPRESSION[İng., Fr.] = AUSDRUCK[Alm.] = EXPRESIÓN[İsp.]
- DIŞKI(FEÇEZ/FEÇES/GAİTA/KAZÛRÂT/ÇÖMÜK/SIÇMIK/BOK/ÇIKTI) ile GÜBRE[Yun.]/KEMRE
- DİSKUR[Fr. < DISCOURS] değil/yerine/= SÖYLEV, NUTUK
- DIŞLA(N)MAK ile AŞAĞILA(N)MAK
- DIŞLAMAK ile DIŞLANMAK ile DIŞLAŞTIRMAK ile DIŞLANABİLMEK ile DIŞLAYABİLMEK ile DIŞLAYIVERMEK
- DİŞLEMEK ile DİŞLENMEK ile DİŞLETMEK ile DİŞLENEBİLMEK ile DİŞLEYEBİLMEK ile DİŞLEYİVERMEK ile DİŞLEK/LİK
- DISODIUM EDTA[İng.] ile/değil/yerine/= DİSODYUM EDTA
- DİSPANSER[Fr. < DISPENSAIR] değil/yerine/= SAĞLIK OCAĞI
- DYSPROSIUM SALTS[İng.] ile/değil/yerine/= DİSPROSİUM TUZLARI
- DISRUPTIVE SELECTION[İng.] değil/yerine/= DALLANAN SEÇİLİM
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DİSTAL ile/||/<> DİSTALİZE ETMEK ile/||/<> DİSTANSİYON ile/||/<> DİSTENSİYON
- DİSTRİBÜTÖR[Fr. < DISTRIBUTEUR] değil/yerine/= DAĞITICI
- DİSTRİBÜTÖR["DİSPÜTÖR" değil!][İng. DISTRIBUTOR][Fr. DISTRIBUTEUR] değil/yerine/= DAĞITICI/DAĞITIM
- DISULFIDE LINK[İng.] ile/değil/yerine/= DİSÜLFÜR BAĞI
- DIURNAL[İng.] değil/yerine/= DİURNAL
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DIURNAL[İng.] değil/yerine/= GÜNDÜZCÜ
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DÎVÂN[çoğ. DEVÂVÎN] ile DÎVÂN[Fars. < DÎV: Dev. | Şeytan. | Cin.]
- DİVAN ile DİVAN ile DİVAN ile DİVAN/SEDİR[Ar. < SADR]
- Dİ(Y)ABET ile Dİ(Y)ABETİK
- DİYABETOLOG[Fr. < DIABÈTOLOGUE] değil/yerine/= DİYABET UZMANI
- Dİ(Y)AFORETİK ile Dİ(Y)AFOREZ
- DIAPHRAGM[İng.] / DIAPHRAGME[Fr.] / BLENDE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAFRAM
- Dİ(Y)AGNOSTİK ile Dİ(Y)AGNOZ
- DİYAGRAM//DIAGRAM[İng./Fr. < Yun.] ile DİYAGRAM[Fr. < Yun.]
- DİYAKRONİ[Fr. < DIACHRONIE] değil/yerine/= ART ZAMANLILIK
- DİYAKRONİK[Fr. < DIACHRONIQUE] değil/yerine/= ART ZAMANLI
- DİYALEKTOLOG[Fr. < DIALECTOLOGUE] değil/yerine/= DİYALEKTOLOJİ UZMANI
- DİYALEKTOLOJİK[Fr. < DIALECTOLOGIEQUE] değil/yerine/= LEHÇE BİLİMSEL
- Dİ(Y)ALİZ ile Dİ(Y)ALİZAT ile Dİ(Y)ALİZÖR
- DIAMAGNETIC SUSCEPTIBILITY[İng.] / SUSCEPTIBILITÉ DIAMAGNÉTIQUE[Fr.] / DIAMAGNETISCHE ANFÄLLIGKEIT/SUSZEPTIBILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAMANYETİK ALINGANLIK
- DIAMAGNETIC FARADAY EFFECT[İng.] / EFFET DIAMAGNÉTIQUE DE FARADAY[Fr.] ile/değil/yerine/= DİYAMANYETİK FARADAY ETKİSİ
- DIAMAGNETIC[İng.] / DIAMAGNÉTIQUE[Fr.] / DIAMAGNETISCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAMANYETİK
- DIAMAGNETISM[İng.] / DIAMAGNÉTISME[Fr.] / DIAMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAMANYETİZMA
- DIAMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAMETİMİ
- Dİ(Y)APAZON ile Dİ(Y)APEDEZ
- TUNING FORK[İng.] / DIAPASON[Fr.] / STIMMGABEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAPAZON
- Dİ(Y)APER ile Dİ(Y)APER RASH
- DİYASTOL/DİASTOLE[İng.] değil/yerine/= YÜREK KASI GEVŞEMESİ
- DIATHERMY[İng.] / DIATHERMIE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİYATERMİ
- KIESELGUR[İng.] / DIATOMITE, KIESELGUR[Fr.] / DIATOMITEN ERDE, KIESELGUR, DIATOMIT, DIATOMEERDE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYATOM TOPRAĞI, KİZELGUR
- (DİYELEKTİK değil/değil/yerine/= DİYALEKTİK) değil/değil/yerine/= EYTİŞİM(SEL)
- Dİ(Y)ET ile Dİ(Y)ETETİK ile Dİ(Y)ETİSYEN
- DİYETİSYEN[Fr. < DIÉTÉTICIEN] değil/yerine/= DİYET UZMANI
- ... DİYEYİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... DİYELİM
- DIOPTER[İng.] / DIOPTRIE[Fr.] / DIOPTRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOPTRİ
- DIOPTRICS[İng.] / DIOPTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİYOPTRİK
- DIODE THEORY[İng.] / THÉORIE DE LA DIODE[Fr.] / DIODENTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOT KURAMI
- DIODE ARRAY DETECTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DİYOT SERİ DEDEKTÖR
- DIODE TRANSISTOR LOGIC CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT DE LA DIODE-TRANSISTEUR LOGIQUE[Fr.] / DIODEN-TRANZISTOR-LOGIK-SCHALTUNG, DTL-SCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOT TRANSİSTÖR MANTIK DEVRESİ
- DÎZ[Ar.] ile DİZ[Ar.] ile | DİZ[Tr.]
- DİZAYN ile DİZAYNCI/LIK ile DİZAYNLI ile DİZAYNSIZ
- DİZE/MISRA ile KOŞA/BEYİT/DISTIQUE
- DİZELEMEK ile DİZİLEMEK ile DİZELEŞMEK ile DİZELEŞTİRMEK ile DİZ ile DİZE/LİK ile DİZİ ile DİZELİ ile DİZİCİ/LİK ile DİZİLİ ile DİZ BAĞI ile DİZ BOYU ile DİZ DİZE ile DİZ ÜSTÜ ile DİZİ DİZİ ile DİZİ FİLM ile DİZ KAPAĞI ile DİZİ EYLEM ile DİZ YASTIĞI ile DİZ AĞIRŞAĞI ile DİZİ PUSULASI ile DİZ KAPAĞI KEMİĞİ
- DİZEM ile/değil DİZYEM[Fr.]
- DİZGİN ile/ve/||/<>/> DİNGİN
- DİZGİNLEMEK ile DİZGİNLENMEK ile DİZGİNLETMEK ile DİZGİNLENEBİLMEK ile DİZGİNLEYEBİLMEK ile DİZGİ ile DİZGİN ile DİZGİCİ/LİK ile DİZGİNSİZ ile DİZGİ YERİ
- DİZİNLEMEK ile DİZİNLENMEK ile DİZİN
- DİZLİK/ŞALVAR[Fars. < ŞELVAR] ile/||/<> ZIVGA
- SQL'DE:
DML ile/ve/||/<>/> DDL ile/ve/||/<>/> DCL ile/ve/||/<>/> TCL
- DNA POLİMERAZ[İng. DNA POLIMERASE] ile/||/<> GENETİK DÜZELTME[İng. GENETIC REPAIR] ile/||/<> HELİKAZ[İng. HELICASE] ile/||/<> KLENOW PARÇASI[İng. KLENOW FRAGMENT] ile/||/<> PRİMAZ[İng. PRIMASE]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DODURDA(N)MAK ile HOMURDAMAK
- NATURAL WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL DALGA BOYU
- GAZ NATUREL[Fr.] / NATURGAS, ERDGAS[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL GAZ
- ZİYÂ-İ TABİÎ[Osm.] / NATURAL LIGHT[İng.] / LUMIÈRE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL IŞIK
- PÉRIODE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL PERİYOT
- NATURAL RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL REZONANS
- NATURAL CONVECTION[İng.] / CONVECTION NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL TAŞINIM/KONVEKSİYON
- NATURAL URANIUM REACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL URANYUM REAKTÖRÜ
- NATURAL URANIUM[İng.] / URANIUM NATUREL[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL URANYUM
- RÉACTEUR À URANIUM NATUREL[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL URANYUMLU TEPKİLEŞİM
- PRODUIT NATUREL[Fr.] / NATÜRLICHER PRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL ÜRÜN (NESNE)
- DOĞAL/TABİÎ YAŞAM/ÖMÜR ile ÖMR-Ü SÂNİ
- DOĞRAMAK ile DOĞRULMAK ile DOĞRULAMAK ile DOĞRULANMAK ile DOĞRULATMAK ile DOĞRULATABİLMEK ile DOĞRULAYABİLMEK ile DOĞRU/LUK ile DOĞRUCA ile DOĞRUCU/LUK ile DOĞRULU ile DOĞRUSAL ile DOĞRUSUZ ile DOĞRU AÇI ile DOĞRU YOL ile DOĞRU AKIM ile DOĞRU DÜRÜST ile DOĞRU ORANTI ile DOĞRU PARÇASI ile DOĞRUCU DAVUT ile DOĞRU ORANTILI ile DOĞRUSAL DENKLEM
- DIRECT CURRENT GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR DE COURANT CONTINU[Fr.] / GLEICHSTROMGENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRU AKIM ÜRETECİ
- DIRECT CURRENT[İng.] / COURANT CONTINU[Fr.] / GLEICHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRU AKIM
- DIRECT NUCLEAR REACTION[İng.] / RÉACTION NUCLÉAIRE DIRECTE[Fr.] / DIREKTE KERNREAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN ÇEKİRDEK TEPKİMESİ/REAKSİYONU
- DIRECT EFFECT[İng.] / EFFET DIRECT[Fr.] / DIREKTER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN ETKİ
- DIRECT IONIZING RADIATIONS[İng.] / RAYONNEMENTS IONISANTS DIRECTS[Fr.] / DIREKTE-IONISIERENDE STRAHLUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN İYONLAŞTIRICI IŞINIMLAR
- DIRECT POTENTIOMETRIC MEASUREMENT[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN POTANSİYOMETRİK ÖLÇME
- DOĞRULTMAK ile DOĞRULABİLMEK ile DOĞRULUVERMEK ile DOĞRULTABİLMEK
- DOĞRULUK[İng. TRUTH] ile/||/<> EĞİM[İng. SLOPE] ile/||/<> EPİSTEMİK GEREKÇELENDİRME[İng. EPISTEMIC JUSTIFICATION] ile/||/<> EPİSTEMİK SORUMLULUK[İng. EPISTEMIC RESPONSIBILITY] ile/||/<> EPİSTEMOLOJİK BAŞARI[İng. EPISTEMOLOGICAL SUCCESS] ile/||/<> NORMATİF EPİSTEMOLOJİ[İng. NORMATIVE EPISTEMOLOGY]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BOLOMÉTER LINÉAIRE[Fr.] / LINEARES BOLOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL BOLOMETRE
- RÉACTEUR CONTRÔLÉ LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DENETİMLİ/KONTROLLÜ REAKTÖR
- LINEAR CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER STROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DEVRE
- LINEAR DIFFUSION[İng.] / DIFFUSION LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DİFÜZYON
- LINEAR RECTIFIER[İng.] / REDRESSEUR LINÉAIRE[Fr.] / LINEARE GLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DOĞRULTUCU
- LINEAR INVERTER[İng.] / INVERSEUR LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER INVERTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL EVİRİCİ
- LINEAR ACCELERATOR DRIVEN REACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL HIZLANDIRICILI REAKTÖR
- LINEAR ACCELERATOR BREEDER, REGENERATING REACTOR WITH LINEAR ACCELERATOR[İng.] / RÉACTEUR RÉGÉNÉRATEUR À ACCÉLÉRATEUR LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL HIZLANDIRICILI ÜRETKEN TEPKİLEŞİM/REAKTÖR
- LINEAR POLARIZATION[İng.] / POLARISATION LINÉAIRE[Fr.] / LINEARE POLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL KUTUPLANMA
- LINEAR MAGNETIC AMPLIFIER[İng.] / LINEARER MAGNETISCHER VERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL MANYETİK YÜKSELTEÇ
- LINEAR MOLECULE[İng.] / MOLÉCULE LINÉAIRE[Fr.] / LINEARES MOLEKÜL[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL MOLEKÜL
- DIFFUSION NON LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL OLMAYAN DİFÜZYON
- LINEAR ABSORPTION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE L'ABSORPTION LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER ABSORPTIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL SOĞURMA KATSAYISI
- LINEAR STARK EFFECT[İng.] / EFFET STARK LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER WIRKUNG VON STARK[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL STARK ETKİSİ
- LINEAR SCAN VOLTAMMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL TARAMALI VOLTAMETRİ
- COEFFICIENT DE LA PROPAGATION LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER AUSBREITUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL YAYILMA KATSAYISI
- DOĞUBEYAZIT değil DOĞUBAYAZIT
- DOĞUCU ile/ve/değil/yerine/||/>< DOĞULU
- DOĞURMAK ve/||/<>/> DOYURMAK | ile/ve/değil/||/<>/> YOĞURMAK
- DOKTRİN[Fr. < DOCTRINE] değil/yerine/= ÖĞRETİ
- DÖKTÜRMEK ile DÖKTÜRTMEK ile DÖKTÜREBİLMEK
- DOKU[İng. TISSUE] ile/||/<> ADİPOZ DOKU[İng. ADIPOSE TISSUE] ile/||/<> ADVENTİSYA[İng. ADVENTITIA] ile/||/<> AKSONEM[İng. AXONEME] ile/||/<> AMFİZEM[İng. EMPHYSEMA] ile/||/<> BEYAZ ADİPOZ DOKU[İng. WHITE ADIPOSE TISSUE] ile/||/<> KAHVERENGİ ADİPOZ DOKU[İng. BROWN ADIPOSE TISSUE]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DOKU = NESİÇ, NESC = TISSU
- DÖKÜLMEK ile DÖKÜNMEK ile DÖKÜMLEMEK ile DÖKÜLEBİLMEK ile DÖKÜLÜVERMEK ile DÖKÜK/LÜK ile DÖKÜM ile DÖKÜŞ ile DÖKÜLÜ ile DÖKÜMCÜ/LÜK ile DÖKÜMLÜ
- DOKUMA ile DOKUMACI/LIK ile DOKUMALI ile DOKUMA TEZGAHI
- DOKUMACI ile ÇULHA[Fars. < CÜLÂH]
- DOKÜMAN[Fr. < DOCUMENT] değil/yerine/= BELGE
- DOKÜMANTER[Fr. < DOCUMENTAIRE] değil/yerine/= BELGESEL
(1996'dan beri)