- SİGA/SAGA/SIYGA[Ar.] değil/yerine/= KİP
( Fiilin çekiminden oluşan türlü biçimlerden her biri. | Kalıba dökmek. )
- TEKSİF EDEN[Osm.] / CONDENSER[İng.] / CONDENSATEUR[Fr.] / KONDENSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SIĞAÇ, YOĞUNLAŞTIRICI, KONDENSER
- SİGAR ile SİGARA/LIK ile SİGARACI/LIK ile SİGARALI ile SİGARASIZ/LIK ile SİGARA BÖCEĞİ ile SİGARA BÖREĞİ ile SİGARA KAĞIDI ile SİGARA TABLASI ile SİGARA AĞIZLIĞI ile SİGARA TABAKASI ile SİGARA TİRYAKİSİ
- SİGARA İÇEN ile/ve/değil/<> İÇİREN/İÇTİREN/İÇTİRTEN
( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Etkin/Edilgin/Ettirgen. )
( [ne yazık ki] İçmeyenler. İLE/VE/DEĞİL/<> İçenler ve içmeyenler. )
- SIĞINTI ve/||/<>/> SIKINTI
- SIGMA NEGATIVE HYPERONIC ATOM[İng.] / ATOME HYPERONIQUE NÉGATIF SIGMA[Fr.] / SIGMA-MINUS-HYPERONISCHES ATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= SİGMA EKSİ HİPERONİK ATOM
- SİGORTALAMAK ile SİGORTALANMAK ile SİGORTALATMAK ile SİGORTA ile SİGORTACI/LIK ile SİGORTALI/LIK ile SİGORTASIZ/LIK ile SİGORTA PRİMİ ile SİGORTA POLİÇESİ
- SİGORTALAYAN SİGORTALANAN
- SİHÂ'[Ar. çoğ. ESHİYE] ile SİHÂH/SIHÂH[Ar. < SAHÎH]
( İnce deri. | Beyin zarı. İLE Doğrular, gerçekler. )
- ŞİİR ile/ve/||/<> BALAD[Fr. < BALLADE]/BALAT
( ... İLE/VE/||/<> Orta Çağ'da, üç bentten oluşan bir Batı şiiri türü. | Batı'da, belirli danslara eşlik eden bir şarkı türü. | Serbest biçimli, romantik, müzik araçlarıyla çalınan ya da şarkı olarak okunan yapıt. )
- ŞİİR ve/<> ŞUUR
- ŞİİR/LER ve/||/<>/>/< ŞAİR/LER
( Az bilinen ["]çoklar["]. )
- CLOSE PACKING[İng.] / DICHTE PACKUNG (DER ATOME)[Alm.] ile/değil/yerine/= SIK İSTİFLENME
- SİK ile/değil SIK
- ŞIK[Ar. < ŞİKK] ile ŞIK[Fr. < CHIC]
( Seçenek. İLE Güzel, zarif, modaya uygun. | Güzel, modaya uygun giyinmiş olan. | Yerinde, uygun. )
- SİKE SİKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÖKE SÖKE (AL[DIR]MAK/YAP[TIR]MAK)
- SİKE SİKE ile/ve/değil/||/<> SİKKE SİKKE (ÖDEMEK)
- SİKİL" ile/değil/< SKILL[İng.]
- SIKILAMAK ile SIKILANMAK ile SIKILAŞTIRMAK ile SIK ile SIĞ ile SIKI/LIK ile SIKICA ile SIKICI/LIK ile SIK SIK ile SIKI DOKU ile SIKI FIKI/LIK ile SIKI SIKI ile SIKI DÜZEN ile SIK OTLATMA ile SIKI AĞIZLI ile SIKI SIKIYA ile SIKI DENETİM ile SIKI DENETİMCİ/LİK
- ŞIKIRDAMAK ile ŞIKIRDATMAK
- SIKIŞMIŞLIK ile/ve/||/<>/> SIKILMIŞLIK
- COMPRESSIBILITY FACTOR[İng.] / FACTEUR DE COMPRESSIBILITÉ[Fr.] / KOMPRESSIBILITÄTSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SIKIŞTIRILABİLİRLİK ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ
- ŞIKK-I:
EVVEL ile/ve/||/<>/> SÂNÎ ile/ve/||/<>/> SÂLİS
( [Mâliye teşkilâtının ayrıldığı, ...] birinci mâlî bölge. İLE/VE/||/<> İkinci mâlî bölge. İLE/VE/||/<> Üçüncü mâlî bölge. )
- SIKLAŞTIRMA ile SIKILAŞTIRMA
- SİKLET değil SIKLET[Ar.]
( Ağırlık, yük. | Sıkıntı. )
- SIK/LIK ile/ve/||/<> SIKI/LIK ile/ve/||/<> YOĞUN/LUK
- HEXAHYDROBENZENE, CYCLOHEXANE[İng.] / HEXAHYDROBENZÈNE[Fr.] / HEXAHYDROBENZOL[Alm.] ile/değil/yerine/= SİKLOHEKSAN
- CYCLOOLEFIN[İng.] ile/değil/yerine/= SİKLOOLEFİN
- CYCLOPARAFFIN[İng.] / CYCLOPARAFFIN[Fr.] / CYCLOPARAFFIN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİKLOPARAFİN
- CYCLOPROPANE[İng.] / CYCLOPROPANE[Fr.] / CYCLOPROPAN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİKLOPROPAN
- CYCLOTRON WAVE[İng.] / ONDE CYCLOTRON[Fr.] ile/değil/yerine/= SİKLOTRON DALGASI
- FRÉQUENCE CYCLOTRON[Fr.] / ZYKLOTRONFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SİKLOTRON FREKANSI
- CYCLOTRON RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DE CYCLOTRON[Fr.] / ZYKLOTRONSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SİKLOTRON IŞINIMI
- CYCLOTRON RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE CYCLOTRON[Fr.] / ZYKLOTRONRESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SİKLOTRON REZONANSI
- CYCLOTRON EMISSION[İng.] ile/değil/yerine/= SİKLOTRON SALIMI
- CYCLOTRON FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= SİKLOTRON SIKLIĞI
- CYCLOTRON[İng.] / CYCLOTRON[Fr.] / ZYKLOTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= SİKLOTRON
- SİKMEK ile/değil SİLKMEK
- SİKMEK ile/ve/||/<> SİLMEK
- SİLAHLAMAK ile SİLAHLANMAK ile SİLAHLANDIRMAK ile SİLAHSIZLANMAK ile SİLAHSIZLANDIRMAK ile SİLAH/LIK ile SİLAHLI/LIK ile SİLAHÇI/LIK ile SİLAHSIZ/LIK ile SİLAH ARKADAŞI
- SİLAHŞÖR değil SİLAHŞOR
- SİLDİRMEK ile SİLDİRTMEK ile SİLDİRİLMEK ile SİLDİREBİLMEK
- SILICAM[İng.] ile/değil/yerine/= SİLİKAM
- SİLİKAT[Fr./İng. < SILLICATE] ile KANBİYİT[Fr. < CANBYTE]
( Yapı malzemesi olarak kullanılan cam, çimento, tuğla vb. nesnelerin bileşiminde bulunan, silisik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuz. İLE Hidratlı doğal demir silikat. )
- SİLİKAT[Fr. < SILICATE] ile PİROKSEN[Fr. < PYROXENE]
( Silisik asidin, bazlarla birleşerek oluşturduğu tuz. [Yapı malzemesi olarak kullanılan, cam, çimento, tuğla gibi maddelerin bilişiminde bulunur.] İLE Doğal kalsiyum, magnezyum ve demir silikatlarına verilen ad. )
- SILICATE[İng.] / SILICATE[Fr.] / SILIKAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİKAT
- ŞİLİN[İng. SHILLING] ile/||/<> PENİ[İng. PENNY]
( Avusturya para birimi. | Birleşik Tanzanya Cumhuriyeti, Kenya, Somali ve Uganda para birimi. | İngiliz lirasının yirmide biri olan para. @@ Sterlin'in yüzde biri değerindeki para birimi. )
- CYLINDRICAL COORDINATES[İng.] / COORDONNÉES CYLINDRIQUES[Fr.] / ZYLINDERKOORDINATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİNDİRİK KOORDİNATLAR
- CYLINDRICAL CAPACITOR[İng.] / CONDENSATEUR CYLINDRIQUE[Fr.] / ZYLINDERKONDENSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİNDİRİK SIĞAÇ
- SİLİP ATMAK ile SİKİP ATMAK
- SILICE ACID[İng.] ile/değil/yerine/= SİLİSİK ASİT
- SILICON CARBIDE[İng.] / CARBURE DE SILICIUM[Fr.] / SILIZIUMCARBID, KARBORUND[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİSYUM KARBÜR
- SILICON[İng.] / SILICIUM[Fr.] / SILIZIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİSYUM
- SİLKELEMEK ile SİLKELENMEK ile SİLKELENEBİLMEK ile SİLKELEYEBİLMEK
- SILOXANE[İng.] / SILOXANE[Fr.] / SILOXAN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLOKSAN
- SILOXICON[İng.] ile/değil/yerine/= SİLOKSİKON
- SILUNDUM[İng.] ile/değil/yerine/= SİLUDİUM
- SİLÜET[Fr. < SILHOUETTE] değil/yerine/= GÖLGE/KARALTI/KARARTI
- SYM-[İng.] / SYM-[Fr.] / SYM-[Alm.] ile/değil/yerine/= SİM-
- ŞİMAL ile ŞİMALİ ile ŞİMALLİ
- ŞIMARMAK ile ŞIMARTMAK ile ŞIMARTILMAK ile ŞIMARABİLMEK ile ŞIMARTABİLMEK
- SİMBİYOZ/SYMBIOSIS[İng.] değil/yerine/= ORTAK YAŞAM
- SATH-İ TENÂZUR[Osm.] / SYMMETRY PLANE[İng.] / PLAN DE SYMÉTRIE[Fr.] / SYMMETRIEEBENE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ DÜZLEMİ
- TENÂZUR MİHVERİ[Osm.] / SYMMETRY AXIS[İng.] / AXE DE LA SYMÉTRIE[Fr.] / SYMMETRIEACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ EKSENİ
- CENTER OF SYMMETRY[İng.] / CENTRE DE SYMÉTRIE[Fr.] / SYMMETRIEZENTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ MERKEZİ
- SYMMETRY NUMBER[İng.] / NOMBRE DE SYMÉTRIE[Fr.] / SYMMETRIEZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ SAYISI
- TENÂZUR[Osm.] / SYMMETRY[İng.] / SYMÉTRIE[Fr.] / SYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ
- SYMMETRICAL BREAKDOWN CURRENT[İng.] / COURANT DE RUPTURE SYMÉTRIQUE[Fr.] / SYMMETRISCHER DURCHBRUCHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİK KESİLME AKIMI
- ADESE-İ MÜTENÂZİRRA[Osm.] / SYMMETRIC LENS[İng.] / LENTILLE SYMÉTRIQUE[Fr.] / SYMMETRISCHE LINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİK MERCEK
- SİMGELEMEK ile SİMGELEŞMEK ile SİMGELEŞTİRMEK ile SİMGELEŞTİRİLMEK ile SİMGE ile SİMGECİ/LİK ile SİMGESEL/LİK ile SİMGESEL MANTIK
- SİMPATRİK[İng. SYMPATRIC] ile/||/<> SİMPSON 1/3 KURALI[İng. SIMPSON'S 1/3 RULE]
( Aynı coğrafyada yaşayan canlıları belirtmek için kullanılır. @@ İntegral hesaplamasında kullanılan sayısal bir yöntem. Verilen bir fonksiyonun belirli bir integralinin yaklaşık değerini bulmak için kullanılır. Temel olarak, eğri altındaki alanı parabolik dilimlerle yaklaştırarak hesaplar. Özellikle eğrinin düzgün bir biçimde değişmediği yerlerde iyi sonuçlar verir ve yüksek doğruluk sağlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİN[Türkçe]/KABİR/KABR[Ar.], MEZAR/GÛR[Fars.] ile/ve/||/<> TÜRBE/TOMB/KEŞENE/KESENE
( [kökeni/etimolojisi] MEZAR[< ZİYARET[Ar.]): Anadolu Türkçesi'ne anlam değiştirerek, ölünün gömüldüğü yer olarak geçmiştir. İLE
Topraklanmış, toprak örtülmüş. )
( İşlerinizden sıkıldığınızda kabirleri/mezarlıkları, türbeleri ziyaret ediniz. )
- SIN ile/||/<> SİN
( Korkmak, sinmek. | Beğenmek, imrenmek. | Kırılmak. İLE/||/<> Kendini göstermemek için büzülmek, saklanmak, pusmak. | Korku, yılgınlık vb. nedenlerle konuşmamak, hareket etmemek ya da tepki göstermemek. | Hiç çıkmayacak ya da güç çıkacak biçimde işlemek, nüfûz etmek. | Huy, alışkanlık vb. iyice yerleşmek. )
- CINNABAR[İng.] / CINABRE[Fr.] / ZINNOBER[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNABAR
- SINAMAK ile SINANMAK ile SINATMAK ile SINANABİLMEK ile SINAYABİLMEK ile SINAİ ile SINAV ile SINAVSIZ
- SİNAPSİT[İng. SYNAPSID] ile/||/<> İNFERİOR ile/||/<> ÖRİYAPSİT[İng. EURYAPSID] ile/||/<> SİNODONT[İng. CYNODONT] ile/||/<> TERAPSİT[İng. THERAPSID]
( Göz çukurunun arka altında tek bir temporal açıklığa sahip olan omurgalı grubu. Diapsidlerdeki arka alt (posteroinferior) çukura yakın bir konumda bulunur. Bu kafatası tipindeki bütün sürüngenlerin soyu tükenmiştir. Ancak memeliler ve memelilere yakın olan canlı türleri bu öbekte yer alır. Filogenetik olarak sinapsitler kendi içinde terapsit denilen bir dal verir. Memeliler ve yakın akrabaları bu alt grup içerisindedir. İnsanda (Homo sapiens) göz çukurundan sonraki ikinci açıklık elmacık kemiğinin kemeri olan arcus zygomaticus'un arkasındadır. Memelilere gelecek dal olan terapsitler dışındaki sinapsitlere aynı zamanda pelikozor denir. Örneğin Dimetrodon bir sinapsit cinsidir ve dinozor değildir. Memelilerle filogenetik olarak daha yakın akrabadır. @@ Alt, altta bulunan, iki ayak üzerinde duran canlılar için ayağa yakın olan taraf, dört ayak üzerinde duran omurgalılar için ventral tarafa yakın olan. Vena cava inferior, kanı vücudun alt tarafından kalbin sağ atrium`una getirir. @@ Göz çukurunun arkasında, sinapsitlere benzer olarak tek bir açıklığa sahip omurgalı grubudur. Ancak deliğin konumu sinapsitlerden farklı olarak göz çukurunun arka üstünde (posterosuperior) yer alır, üstelik daha dar ve uzun bir morfolojiye sahiptir. Bütün türlerinin soyu tükenmiştir. Soyu tükenmiş deniz sürüngenleri olan Plesiosauria ve Ichthyosauria takımı bu kafatası tipi dahilindedir. @@ Kafatasında göz çukurunun arkasında tek delik barındıran sinapsitler içinde memelilere gidecek dal olan terapsitler grubunda insanlar dahil memelilere ve yakın akrabalarına evrimleşecek öbeği oluşturan omurgalılardır. Kelime anlamı "köpek dişli" olan sinodontlar, yaklaşık 260 milyon yıl önce Geç Permiyen'de bir grup terapsitten evrimleşmiştir. Fakat bütün sinodontlar memelilere evrimleşmemiştir. Evrimsel süreç dallanarak süregeldiği için uyum sağlayamanların soyu tükenmiştir. @@ Memelileri ve yakın akrabalarını barındıran, yaklaşık 275 milyon yıl önce yaşamış sinapsit alt grubudur. Sinapsitler gibi kafatasında, göz çukurunun arkasında tek delik bulundururlar. Bacak pozisyonları atasal sürüngen postürü gibi yere paralel değil, daha erekte (dik) ve vücudun merkezine yöneliktir. Bu grup içinde memelilere ulaşacak dal terapsitler içerisindeki sinodont grubudur. Bilinen en eski sinapsitlerden biri Tetraceratops insignis türüdür. Fakat bütün terapsitler memelilere evrimleşmemiştir. Evrimsel süreç dallanarak süregeldiği için uyum sağlayamanların soyu tükenmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİNCAP[< Fars. SİNCÂB] ile KANGURU
( ... İLE Gebelik süreleri 22 - 24 gündür. [Yavruları 1 aylıkken annesinin kesesine geçer.] )
( ... İLE Doğumun kuraklık zamanına gelmesini engelleyebilirler. [Embriyolarını yumurtalıklarından birinde aylarca saklayabilirler.] )
( ... İLE Dişillerin 3 vajinası vardır. [Biri doğurmak, ikisi çiftleşmek üzere] )
( ... İLE Meme bezleri, tam yağlı ve yağsız sütü aynı anda üretebilir. )
( ... İLE Saatte 32 km. hıza ulaşabilirler. [Hızlandıkça daha az enerji harcarlar.][Kullandıkları enerjinin %70'ini geri dönüştürebilirler. (İnsanda ise ancak %20)] )
( ÇEKELEZ/ÇÖKELEZ, DEĞİN, GALLİ, TEYİN ile ... )
( SİNCÂBİYYE[Ar.]: Sincapgiller. )
( ... ile

)
( ... İLE Büyümeleri, hiç durmaz. )
( ... İLE Yavruları, 6.5 aylık olduklarında annelerinin keselerinden çıkarlar. )
( ... İLE Kangurugillerden, Avustralya'da yaşayan, iri, otçul, memeli, ön ayakları kısa, arka ayakları ile kuyruğu uzun ve güçlü, başı küçük, dişisinin karnında yavrularını taşıyacak bir kesesi bulunan keseli hayvan. )
- SİNCAP ile ANADOLU YER SİNCABI
- SİNCAP ile İSOTRİKS SİNCABI
- SİNCAP ile ŞEKER PLANÖRÜ
- ŞİNDİ" değil ŞİMDİ
- SİNE[Fars.] = SADIR/SADR[Ar.]
- SİNE[Ar.] ile SÎNE[Ar.]
( Uyuklama, uyku bastırma, ımızganma. İLE Göğüs, yürek/kalp. )
- SİNEK ile BÜĞE(LEK)/BÜVE(LEK)
( ... İLE Daha çok, sığırlara saldıran, onların kanını emen, vızıltılarıyla tedirginlik yaratan, sokucu sinek. )
- SINEMURIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= SİNEMURİYAN EPOKU
( Günümüzden 199.300.000 ile 190.800.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SINES (SHORT INTERSPERSED ELEMENTS)[İng.] değil/yerine/= KSE (KISA SERPİŞTİRİLMİŞ ELEMANLAR)
( Memelilerin DNA'sında bolca rastlanan her biri yaklaşık 300 baz çifti uzunluğunda olan genetik kodlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİNGAMİ[İng. SYNGAMY] ile/||/<> SİNGENİK[İng. SYNGENEIC]
( Morfolojik olarak benzer iki gözenin birleşmesi ile olan ve bir gözelilerde görülen bir üreme biçimi. @@ Genetiği özdeş (izogenik) üyeleri aynı türden monozigotik ikizlere denir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- ŞINGIRDAMAK ile ŞINGIRDATMAK
- Sînî[Ar.] ile SÎNÎ/SİNÎ[Ar.]
( Çin'li. | Çin'de yapılmış, Çin işi porselen. İLE Büyük tepsi. )
- SINIF/LAMA ile/ve/||/=/<> SINIR/LAMA
- SINIFLAMAK ile SINIFLANMAK ile SINIFLAŞMAK ile SINIFLANDIRMAK ile SINIFLAYABİLMEK ile SINIF ile SINIFLI ile SINIFSAL ile SINIFSIZ ile SINIF BAŞKANI ile SINIF ÖĞRETMENİ ile SINIF ÖĞRETMENLİĞİ
- SİNİR HÜCRESİ[İng. NERVE CELL] ile/||/<> DENDRİT[İng. DENDRITE] ile/||/<> NÖROTRANSMİTTER[İng. NEUROTRANSMITTER]
( Vücuttaki bilgi iletimini sağlayan özelleşmiş göze tipi. Çekirdek ve organeller "göze gövdesi" adı verilen etrafı "dendrit" adlı kısa dallanmış uzantılarla kaplı olan bir bölgede bulunur. Dendritler sinir gözesine iletilen bilgiyi almakla görevli yapılardır. Dendritlerden çok daha uzun olan "akson" isimli genellikle tek bir tane bulunan dal şeklindeki uzantı ise sinir gözesinin bir başka sinir gözesine bilgi iletiminde görev alır. Akson, bilgiyi ucundaki "sinaps" adlı bir bölgeye iletir. Sinaps bölgesindeki "nörotransmitter" adlı kimyasal haberciler ise bu bilgiyi diğer sinir gözesine aktarır. Bu sayede bilgi iletimi tamamlanmış olur. "Nöron" olarak da adlandırılır. @@ Nöronların, başka bir nörondan gelen elektrokimyasal uyarıyı almakla görevli göze uzantısı. Dallanarak ağaç gibi bir yapı kazanır. Genellikle aldığı uyarı nöron gövdesine taşınır ancak Tek-Kutuplu Nöronlarda (unipolar) dendritten alınan uyarı nöron gövdesini pas geçerek doğrudan aksona taşınır. @@ Bir nöron ile farklı tür bir göze arasında ya da nöronlar arasında iletişimi sağlayan kimyasallardır. Sinir gözelerinden hedef gözelere sinyal iletmekte olan bu kimyasal haberciler, beynin pek çok işlemi düzenlemesine destek olmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİNİR KILIFI/MİYELİN/MYELIN[İng.] ile/ve/||/<> SİNİR GÖZESİ/NÖRON
( Sinir gözelerinin aksonlarını saran yalıtıcı tabaka. İLE/VE/||/<> Sinir gözesi. )
- BOUNDARY POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= SINIR POTANSİYELİ
- SİNİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SINIR
( Yok. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Var. )
- SINIRLAMAK ile SINIRLANMAK ile SINIRLANDIRMAK ile SINIR ile SINIRLI/LIK ile SINIRSIZ/LIK ile SINIR AÇI ile SINIR BOYU ile SINIR DIŞI ile SINIR TAŞI ile SINIRSIZCA ile SINIR KAPISI ile SINIRLI SAYI ile SINIRLI DOĞRU ile SINIRSIZ SAYI ile SINIR KARAKOLU ile SINIRSIZ DOĞRU ile SINIRSIZ YETKİ ile SINIRLI ORTAKLIK ile SINIRLI SORUMLULUK ile SINIRSIZ SORUMLULUK
- SINIRLANDIRMA ile/ve/||/<>/> SİNİRLEN(DİR)MEME
- SYNCHROTRON RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT SYNCHROTRON[Fr.] ile/değil/yerine/= SİNKROTRON IŞINIMI/IŞINI
- SYNCHROTRON[İng.] / SYNCHROTRON[Fr.] ile/değil/yerine/= SİNKROTRON
- SİNOFOBİ[İng. CYNOPHOBIA] ile/||/<> SİNONİM[İng. SYNONYM]
( Köpek korkusu olarak bilinen, Yunancada "köpek" anlamına gelen κύων ("kýōn") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim. @@ 1. Aynı kategoride kullanılan aynı taksonu ifade eden iki ya da daha fazla sayıdaki bilimsel isim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİNONİM[Fr. < SYNONYME] değil/yerine/= EŞ ANLAMLI
- FRITTING, SINTERING[İng.] / FRITTER[Fr.] / FRITTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNTERLEŞTİRME
- SINUSOIDAL[İng.] / SINUSOÏDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= SİNÜSEL
- SINE GALVANOMETER[İng.] / GALVANOMÈTRE À SINUS[Fr.] ile/değil/yerine/= SİNÜSLÜ GALVANOMETRE
- SIGNAL-TO-NOISE RATIO[İng.] / RAUSCHABSTAND, SIGNAL-RAUSCH-VERHÄLTNIS, STÖRABSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNYAL-GÜRÜLTÜ ORANI
- SIGNAL GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR DE SIGNAUX[Fr.] / SIGNALGENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNYAL ÜRETECİ
- SIPA[Abazaca < SPAU: Çocuk.]/KODOK ile/ve KULUN/KOLON
( Eşek yavrusu. İLE/VE Altı aylığa kadar olan at ve eşek yavrusu. )
- SİPER[Fars.]/KAZAMAT[Fr. < CASEMATE] değil/yerine/= KUYTU, DULDA[yerel]
( Yağmur, güneş ve yelin etkileyemediği, gizli, kuytu yer. | Esirgeme, koruma. )
( KAZAMAT: Toplardan, bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper. )
( Kışın duldasında, yazın gölgesinde. )
- SİPER-İ SAİKA[Ar.]/PARATONER[Fr. < PARATONNERRE]["PARATONEL" değil!] değil/yerine/= YILDIRIMSAVAR/YILDIRIMKIRAN/YILDIRIMLIK
- Şİ'R[Ar. çoğ. EŞ'ÂR] ile ŞÎR[Ar.]
( Anlama. | Şiir, edebî değeri olan nazımlı ve uyaklı söz. İLE Arslan. | Süt. | Yiğit, yürekli. )
- SIR:
GİZLİ ile/değil DİLE GEL(E)MEYEN
- Sİ'R[Ar. çoğ. ES'ÂR] ile SÎR[Ar.]
( Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle zorunlu gereksinim maddeleri için devletçe saptanan fiyat. [Fars. NARH] İLE Tok, doymuş. | Sarmısak. )
- ŞIRA[Fars. < ŞİRE] ile/||/<>/> GÜNBALI
( Henüz mayalanmamış üzüm suyu. | Bazı meyve ve sebzelerin özü. @@ Güneş altında bırakılarak koyulaştırılmış üzüm şırası. )
- ŞIRA/ŞÎRE[Fars.] ile/||/<>/> HARDALİYE[Ar.]
( Henüz mayalanmamış üzüm suyu. | Bazı meyve ve sebzelerin özü. @@ İçine hardal katılarak yapılan üzüm şırası. )
- ŞİRÂ'[Ar.] ile ŞİRÂ'/Şİ'RÂ'[Ar.] ile Şİ'RÂ'[Ar.] ile ŞIRA/ŞÎRE[Fars.]
( Satın alma/alınma. @@ Yelken, gemi yelkeni. @@ İki yıldızın adı. @@ Henüz mayalanmamış üzüm suyu. | Bazı meyve ve sebzelerin özü. )
- ŞIRA/LIK ile ŞIRAK ile ŞIRACI/LIK ile ŞIRALI ile ŞIRASIZ ile ŞIRAK ŞIRAK ile ŞIRALIK ÜZÜM
- SIRÇA[Tr. < SIRIÇGA]/CAM[Fars. < KUPA] ile/ve/||/<>/> AYNA[Ar.]
( Cam, camdan yapılmış. İLE/VE/||/<>/> Camın sırlanmışı. )
- SIRF/AN[Ar. < SİRF + Fars. -EN/AN: olarak.] ile/ve/||/<>/> TÜMEL/KÜLLÎ
( Yalnız, ancak, sâdece. | Baştan aşağı, büsbütün, tümüyle, tamamı ile. | Katışıksız, sâde, hâlis, saf, sâfî. @@ Belirli bir küme içinde olan ögelerin hepsini içine alan. | Tüm kapsamıyla alınmış olan [önerme]. )
- GÖKBÖRİ/KÖPEKYILDIZI/SİRİUS[Fr., Alm., Rusça]/SOTHIS[Mısır]/SEIRIOS[Yun.]/İŞVARA[Hintçe]/ŞİRA[Ar.]:
A ile/ve/||/<> B
- SİRKELENMEK ile SİRKELEŞMEK ile SİRKE/LİK ile SİRKEN ile SİRKECİ/LİK ile SİRKELİ ile SİRKE RUHU ile SİRKE SİNEĞİ
- CIRCULATION PUMP[İng.] / ZIRKULATIONS PUMPE, UMWALZPUMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİRKÜLASYON POMPASI
- SİRKÜLASYON ile SİKLON/SİKLUS/KİKLON[Alm. < KYKLON]
- SIRLAMAK ile SIRLANMAK
- SİRMO ile İNCALİZ/INCALIZ
( Yabani soğan. İLE Turşusu yapılan yabani soğan. )
- SIRTLAN/YELELİKURT/ANDIK/ANDUK ile YABAN KÖPEĞİ
( 4 modern türleri bulunmaktadır. İLE ... )
( Sırtlanların, köpeklerle bir akrabalığı yoktur. [En yakın akrabaları misk kedileridir.] )
( Aslanlarınkinden iki kat büyüklükte kalpleri vardır. İLE ... )
( 5 kilometre boyunca saatte 55 kilometre hızla koşabilirler. İLE ... )
( Sırtlanlar çok miktarda ve çok hızlı yerler. [Gövde ağırlıklarının 3 katı kadar] İLE ... )
( Hedefteki avı kaçmaktan vazgeçene kadar kilometrelerce takip ederler. Kurban pes ettiği anda, karnına ve bacaklarına saldırırlar. İLE ... )
( Av hayvanı ölümlerinin 1/4'ünden sorumlulardır. [Çok sayıdaki bölgede, avladıkları hayvanlar, aslanların en büyük besin kaynağıdır.] İLE ... )
( Tek rakipleri aslanlardır. [Aralarında sürekli bir savaş hali bulunur.][İkisi de birbirinden yemek çalarlar fakat yaygın inancın aksine, daha çok aslanlar sırtlanların leşlerinden aşırırlar.]Bir ısırıştaki uyguladığı çene gücü, aslanınkinden daha fazladır. İLE ... )
( Midelerindeki konsantre hidroklorik asit sayesinde deri ve kemikleri de sindirebilirler. [Kalsiyumun etkisiyle dışkıları beyaz renktedir.] İLE ... )
( Yavruları çiftler halinde doğar. [Yavrulardan birinin egemenlik kurmak için ikizini öldürdüğü sıkça görülmektedir.] İLE ... )
( Dişillerin önderlik ettiği topluluklar halinde yaşarlar. İLE ... )
( Bir ailedeki sırtlan sayısı 80'e kadar çıkabilir.[Fakat avlanmak için küçük gruplara bölünürler.] İLE ... )
( Yaşlanmış aslanlar sürünün dışında kaldıklarından dolayı sırtlanlar tarafından parçalanırlar.] )
( BEHDEL[Ar.]: Sırtlan yavrusu. )
( Etiyopya'nın Harar bölgesinde yaşayan bir hayvansever, her akşam, yüzlerce sırtlanı, tek tek adıyla çağırarak kendi eliyle beslemektedir.[Tebrik ve teşekkür ediyoruz!] )
- ŞİŞELEMEK ile ŞİŞELENMEK ile ŞİŞ ile ŞİŞE/LİK ile ŞİŞECİ/LİK ile ŞİŞ KÖFTE ile ŞİŞ KEBABI
- ŞİŞİRMEK ile ŞİŞİRTMEK ile ŞİŞİRİLMEK ile ŞİŞİREBİLMEK
- ŞİŞLEMEK ile ŞİŞLENMEK ile ŞİŞLETMEK
- ŞİŞMANLAMAK ile ŞİŞMANLATMAK ile ŞİŞMANLAŞMAK ile ŞİŞMANLAYABİLMEK ile ŞİŞMAN/LIK ile ŞİŞMANCA
- SİSTEM[Fr. < SYSTÈME] değil/yerine/= DÜZEN
- SYSTEM[İng.] / SYSTEME[Fr.] / SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= SİSTEM
- SİSTEMATİK[İng. SYSTEMATICS] ile/||/<> SİSTEMİK DÖNGÜ / BÜYÜK KAN DOLAŞIMI[İng. SYSTEMIC LOOP]
( Evrimsel ilişkiler ile canlıların sınıflandırılması bilimidir. Taksonomi ile eş anlamlı olarak kullanılabilir. @@ Kalp ile diğer tüm vücut dokuları arasındaki döngüye denir. Kalp ile akciğerler arasındaki pulmoner döngüden farklıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİSTEMATİK[Fr. < SYSTÉMATIQUE] değil/yerine/= SİSTEMLİ
- SİSTEMLEŞMEK ile SİSTEMLEŞTİRMEK ile SİSTEM ile SİSTEMCİ/LİK ile SİSTEMLİ/LİK ile SİSTEMSİZ/LİK
- CYSTINE[İng.] / CYSTINE[Fr.] / CYSTIN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİSTİN
- SİT[Ar.] ile SÎT[Ar.]
( Hanım. | Altı. İLE Ün, iyi şöhret. | Çatırdı, patırtı. )
- SITMA[İng. MALARIA] ile/||/<> BEHERGLAS[İng. BEAKER] ile/||/<> FOTOSENTETİK PİGMENTLER[İng. PHOTOSYNTHETIC PIGMENTS] ile/||/<> GLUKOZ-6-FOSFAT DEHİDROJENAZ (G6PD) EKSİKLİĞİ[İng. GLUCOSE-6-PHOSPHATE DEHYDROGENASE DEFICIENCY] ile/||/<> ORAK HÜCRE ÖZELLİĞİ[İng. SICKLE CELL TRAIT]
( Genelde tropik ve yarı tropik bölgelerde görülen, yaşamı tehdit eden hastalık. Sıtmaya plasmodya'nın 4 cinsinden herhangi birisi sebep olabilir (Plasmodium falciparum, vivax, ovale, ve malariae). Anafol sivrisineklerin kan emerken bu tek gözeli canlılar da insandan insana geçmiş oluyor. Semptomları: yüksek ateş, beyinde, karaciğerde, böbrekte ve ya da kanda ölümcül düzensizlikler. Dünyada her yıl yaklaşık 100 milyon insana sıtma teşhisi konuluyor. Çoğu çocuk, yaklaşık 1.5 milyon insan her yıl sıtmadan hayatını kaybediyor. Yani her gün 3000 çocuk sıtmadan hayatını kaybediyor. @@ Kimyada sıvıları tutmaya, karıştırmaya, saklamaya, ısıtmaya ve aktarmaya yarayan silindir biçiminde ucunda sıvıların kolay aktarılabilmesi için dudağı bulunan genellikle camdan üretilen laboratuvar malzemesidir. @@ Pigmentler, görünür ışığın sadece belirli dalga boylarını yansıtan kimyasal bileşiklerdir. Bu da onları "renkli" görünmlerine sebep olur. Çiçekler, mercanlar ve hatta hayvan derisi onlara renk veren pigmentler içerir. Işığı yansıtma özelliklerinden daha önemli olanı, bazı dalga boylarını emme kabiliyetleridir. @@ X'e bağlı olarak kalıtılan, alyuvarlardaki G6PD'nın yetersiz miktarda olmasından oluşan metabolik hastalık. Bazı çevresel etmenlere maruz kalınca; bazı ilaçar ve bakla gibi, bireyin alyuvarları patlar ve ağır anemiye sebep olur. Orak göze anemisi gibi bu rahtsızlıkta sıtmay karşı bağışıklık sağlayabilir. İnsanlarda görülen en sık enzim eksikliği rahatsızlığıdır. Akdeniz, Orta Doğu ve Güneydoğu Asya'da sık rastlanan bir durumdur. @@ Genetik olarak kalıtılan çekinik hastalık. Kırmızı kan gözelerinin bir kısmı ya da tamamı orak bir şekile sahip oluyor. Semptomları; acı ve aşırı aneminin yanında kalp, ciğer ve böbrek sorunları. Bu durumda heterozigot özelliğe sahip bireyler, ölümcül problemlere sahip oluyor fakat sıtmaya karşılık yüksek derecede bağışıklığa sahip oluyorlar. Orak göze en çok Orta Afrika popülasyonlarında ve ataları bu bölgeden gelen insanlarda görünüyor. Bu özellik orak göze anemisi diye de adlandırılıyor.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİTOKİNEZ[İng. CYTOKINESIS] ile/||/<> SİTOTAKSİ[İng. CYTOTAXIS] ile/||/<> SİTOTAKSONOMİ[İng. CYTOTAXONOMY] ile/||/<> SİTOTİP[İng. CYTOTYPE]
( Hücre bölünmesi sırasında sitoplazmanın bölünme süreci. Hayvan gözelerinde anafaz, bitki gözelerinde ise telofaz evresinde başlar. Sitokinez süreci; hayvan gözelerinde boğumlanma, bitki gözelerinde ise ara plak ile gerçekleşir. @@ Hücrenin bir uyartıya doğru ya da uyartıdan uzağa doğru hareketi. @@ Kromozom sayısı ve yapısına göre yapılan sınıflandırma. @@ Hücrelerin sitoplazmik bir bölgesi ile tanınan kalıtsal bir karakter.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİTTİN SENE["SİKTİN SENE" değil!] ile Fİ TARİHİNDE
( 60 yıl. | Sonu gelmeyecek kadar uzun zaman. )
- SIVAMAK ile SIVANMAK ile SIVATMAK ile SIVAŞMAK ile SIVALAMAK ile SIVAZLAMAK ile SIVAZLANMAK ile SIVAZLATMAK ile SIVAŞTIRMAK ile SIVANABİLMEK ile SIVA ile SIVACI/LIK ile SIVALI ile SIVACI KUŞU ile SIVACI KUŞUGİLLER
- LIQUID HELIUM[İng.] / HÉLIUM LIQUIDE[Fr.] / FLÜSSIGE MODIFIKATION DES HELIUMS[Alm.] ile/değil/yerine/= SIVI HELYUM
- LIQUID CATHODE[İng.] / CATHODE LIQUIDE[Fr.] / FLÜSSIGE KATHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= SIVI KATOT
- BİLLUR-İ SEYYALE[Osm.] / LIQUID CRYSTAL[İng.] / CRISTAL LIQUIDE[Fr.] / FLÜSSIGKRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= SIVI KRİSTAL
- LIQUID LASER[İng.] / LASER LIQUIDE[Fr.] / FLÜSSIGKEITSLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= SIVI LAZER
- SOLVATION[İng.] / SOLVATISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SIVI SARILIM/SARILMIŞ
- COEFFICIENT OF EXPANSION OF LIQUIDS[İng.] / COEFFICIENT DE L'EXPANSION DES LIQUIDES[Fr.] / FLÜSSIGKEITSAUSDEHNUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= SIVILARIN GENLEŞME KATSAYISI
- SİVİLCE ile ŞÎR-PENÇE[Fars. < ARSLAN-ELİ]
( İçinde irin bulunan, küçük, deri kabarcığı, en küçük çıban. İLE En çok ensede ve sırtta çıkan, çabuk genişleyen ve tehlikeli bir durumda olabilen, çoğu istafilokok mikrobundan ileri gelen bir kan çıbanı. )
- SIVINMAK ile SIVIŞMAK ile SIVINDIRMAK ile SIVIŞABİLMEK ile SIVILAŞTIRMAK ile SIVIKLAŞTIRMAK ile SIVI ile SIVIK ile SIVI YAĞ
- AREOMETER[İng.] / ARÉOMÉTRE[Fr.] / ARÄOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SIVIÖLÇER
- SIVIŞ ile/||/<> SİVİŞ
( Kaçmak. İLE/||/<> Gizlice kaçmak, kimseye görünmemeye çalışarak kaçmak, çekilip gitmek. )
- SIVIŞMAK ile/değil/yerine/>< SAVAŞMAK
- SİVRİSİNEK ile/ve TATARCIK/ANOFEL[Yun.]["ANAFEL" değil!]
( ... İLE/VE Sayrılık, sıtma mikrobu bulaştıran sivrisinek. )
- GRAPHIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SİYAH GRAFİT
- TELLURO NOIR[Fr.] / TELLURGLANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SİYAH TELLÜRYUM
- SİYAHLANMAK ile SİYAHLATMAK ile SİYAHLAŞMAK ile SİYAHLAŞTIRMAK ile SİYA ile SİYAH/LIK ile SİYAK ile SİYASAL/LIK ile SİYA SİYA ile SİYAH IRK ile SİYAH BEYAZ ile SİYAH NOKTA ile SİYAM İKİZİ ile SİYAM KEDİSİ ile SİYASAL PARTİ ile SİYAM İKİZLERİ
- SİYÂK ve SİBÂK
( Sonrası. VE Öncesi. )
- SIYÂNET[Ar.] değil/yerine/= KORU(N)MA
- KÜFÜR:
[ne yazık ki]
SİYASETTE değil/yerine/>< GECE ve TOPRAK ve DENİZ ve DOST
( Hakikati örter. DEĞİL/YERİNE/>< Dünyayı örter. VE Tohumu örter. VE Dibini örter. VE Dostun, ayıbını örter. )
( KÜFR: Bir şeyin üzerini örtmek. )
- SIYÂS/Î[Ar. < SIYSA] ile SİYÂSÎ[Ar.]
( Kaleler. | Köşkler. | Sığınılacak yerler. İLE Siyâset gereği olan. | Diplomatça olan, politik. | Siyâsetle uğraşan. )
- SIYIRMAK ile SIYIRTMAK ile SIYIRABİLMEK ile SIYIRIVERMEK
- SIZILMAK ile SIZIRMAK ile SIZI ile SIZIŞ ile SIZICI ile SIZILI ile SIZISIZ ile SIZIM SIZIM ile SIZICI ÜNSÜZ
- SIZLAMAK ile SIZLANMAK ile SIZLATMAK
- ŞİZOFRENİ[İng. SCHIZOPHRENIA] ile/||/<> EKOPRAKSİ[İng. ECHOPRAXIA] ile/||/<> ELEKTROKONVÜLSİF TERAPİ (EKT)[İng. ELECTROCONVULSIVE THERAPY] ile/||/<> HALÜSİNASYON[İng. HALLUCINATION] ile/||/<> KATATONİ[İng. CATATONIA]
( Kişinin sanrılar ve halüsinasyonlar görmesine, düzensiz düşünce ve davranışlarda bulunmasına sebep olan zihinsel bozukluk. Şizofreni hastaları sanrılar ve halüsinasyonlar sebebiyle günlük hayatlarında birçok engelle` karşılaşabilirler. @@ Başka bir kişinin hareketlerinin istemsiz olarak taklit edilmesidir. Ekopraksi, şizofreni (özellikle katatonik şizofreni), Tourette Sendromu ve diğer bazı nörolojik hastalıkların bir özelliğidir. @@ Hastanın beynine kontrollü bir biçimde elektrik akımı göndererek hastalığın semptomlarını gidermeyi amaçlayan psikiyatrik tedavi yöntemi. Tedaviye artık yanıt vermeyen majör depresyon, bipolar bozukluk ya da şizofreni gibi ağır psikiyatrik hastalıklarda oldukça yaygın kullanılır. Elektrokonvülsif terapi, anestezi yoluyla hastanın bilinci kapalı bir biçimde yapılır. "Elektroşok tedavisi" olarak da bilinmektedir. @@ Kişinin, hiçbir uyarıcı nesne ya da durum olmadan gerçek olmayan şeyleri duyduğu, kokladığı, gördüğü ya da tattığı durum. "Varsanı" ismiyle de bilinmektedir. @@ Kişinin heyecan ve dalgınlık arasında gidip geldiği bir çeşit şizofreni. Katatonide görülen bulgular arasında şunlar yer almaktadır:
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SKALA/SCALE[İng.] ile SPEKTRUM/SPECTRUM[İng.]
( Genellikle ölçü aletlerinde gösterge çizelgesi. | Bir rengin belirli bir tonunun sağa doğru giderek artan oranda beyaz, sola doğru giderek artan oranda siyah katılarak elde edilebilen türevlerini gösteren cetvel. | Bir bestede kullanılabilecek aynı türden sesler kümesi. | Gam. İLE Çeşitlilik. )
- SKALER[İng. SCALAR] ile/||/<> DİVERJANS[İng. DIVERGENCE] ile/||/<> ÖZ ISI[İng. SPECIFIC HEAT] ile/||/<> SÜRAT[İng. SPEED]
( Sadece büyüklüğü olan, yönü olmayan bir niceliktir. Bir sayı ve birimle ifade edilir. Cebirsel olarak işlem yapılabilir. Koordinat dönüşümleri altında değişmezler. Sıcaklık, kütle, zaman, enerji, ısı, iş, basınç ve hacim skaler niceliklerdir. @@ Diverjans, diğer adıyla Uzaksama, üç boyutlu uzay işlemlerinde sıkça kullanılan bir terimdir. Akı yoğunluğu olarak tanımlanır. Skaler bir niceliktir. @@ Bir saf maddenin birim kütlesinin (1 g ya da 1 kg) sıcaklığını 1 °C (ya da 1 K) arttırmak için verilmesi gereken ısı miktarıdır. Birimi J/kg°C ya da J/kgK'dir. Ancak cal/g°C da kullanılabilir. Skaler ve türetilmiş bir büyüklüktür. Öz ısı maddenin ayırt edici bir özelliğidir. @@ Bir hareketli cismin birim zamanda aldığı yoldur. Alınan yol, skaler bir büyüklük olduğundan sürat de skaler bir büyüklüktür ve yönü yoktur. Süratin matematiksel formülü şu şekildedir:
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SKALAR[Alm.] ile/değil/yerine/= SKALER
- SCLERO-, SKLERO[İng.] / SCLERO[Fr.] / SCLERO[Alm.] ile/değil/yerine/= SKLERO
- SKLEROFİLİ[İng. SCLEROPHYLLY] ile/||/<> SKLEROTOM[İng. SCLEROTOME]
( Bir çeşit yapısal savunma olarak kullanılan sert ya da kart yapraklar (Yunanca sklēros- “sert” ve phullon- “yaprak” demektir.). @@ Embriyonik gelişim sırasında somitten ayrılıp, notokordu ve omuriliği çevreleyen ardından omurlara farklılaşan embriyonik göze kümesi. Somitler arasında bulunurlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SCOMBRIN[İng.] ile/değil/yerine/= SKOMBRİN
- SKOR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SPOR
- SLATER'S RULE[İng.] / RÈGLE DE SLATER[Fr.] / SLATER-REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SLATER KURALI
- SLOGAN[Fr./İng.]/KLİŞE[Fr. < CLICHÉ]/MOTTO[İt.] ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE
( Kısa ve çarpıcı, propaganda sözü. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Düşünülmüş söz. )
- SNELL KAVÂNİNİ[Osm.] / SNELL'S LAWS[İng.] / LOIS DE SNELL[Fr.] / SNELLSCHE GESETZE[Alm.] ile/değil/yerine/= SNELL YASALARI
- SNOB/İZM değil/yerine/= ZÜPPE/LİK
- SNOP[İng.]/KÜSTAH[Fars. < GUSTÂH] değil/yerine/= ZÜPPE/DANDİ[Fr. DANDY]/DIDON[Fr. < DIS DONC]
( Seçkin görünmek için bazı çevrelerdeki düşünceleri benimseyen, hayranlık duyan ve onlar gibi davranmaya özenen kişi. )
- SOBA[Macarca SZOBA] ile ŞÖMİNE[Fr. CHEMINEE]
( İçinde, kömür, odun ya da gaz yakılan, elektrikle de çalıştırılabilen ısınma aracı. İLE Odalarda, genellikle duvar kenarlarında tuğla ya da taştan yapılmış, bacası olan yer, ocak. )
- SOBA[Macarca < SZOBA] ile SOPA
( İçinde kömür, odun, gaz yakılan ya da elektrikle de çalıştırılabilen ısınma aracı. İLE Kalın değnek. | Dayak. )
- SOBA/LIK ile SOBACI/LIK ile SOBALI ile SOBASIZ
- SODDY-FAJANS RULE[İng.] / RÈGLE DE SODDY-FAJANS[Fr.] / SODDY-FAJANSSCHE REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SODDY-FAJANS KURALI
- SODERBERG ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE DE SODERBERG[Fr.] / SODERBERG-ELECTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= SÖDERBERG ELEKTRODU
- SODIUM-LINE REVERSAL[İng.] ile/değil/yerine/= SODYUM ÇİZGİ EVRİĞİ
- INVERSION DE RAIE DU SODIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= SODYUM ÇİZGİ TERSİNMESİ
- SODIUM DODECYL SULPHATE[İng.] ile/değil/yerine/= SODYUM DODESİL SÜLFAT
- METAHYDRATE SODIUM CARBONATE[İng.] ile/değil/yerine/= SODYUM KARBONAT MONOHİDRAT
- SODIUM CARBONATE[İng.] / CARBONATE DE SODIUM, CARBONATE NEUTRE DE SODIUM CRISTALLISE[Fr.] / NATRIUM CARBONAT, SODA[Alm.] ile/değil/yerine/= SODYUM KARBONAT, SODA
- MİLH[Osm.] / SODIUM CHLORIDE, SALT[İng.] / CHLORURE DE SODIUM, SEL[Fr.] / NATRIUMCHLORID, SALZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SODYUM KLORÜR, TUZ
- SODIUM-SULFUR BATTERY[İng.] ile/değil/yerine/= SODYUM-KÜKÜRT PİLİ
- LIOTHYRONINE SODIUM[İng.] ile/değil/yerine/= SODYUM LİYOTİRONİN
- SODIUM PUMP[İng.] / NATRIUM PUMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= SODYUM POMPASI
- SODIUM COOLED REACTOR[İng.] / RÉACTEUR REFROIDI AU SODIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= SODYUM SOĞUTMALI TEPKİLEŞİM/REAKTÖR
- SODIUM[İng.] / SODIUM[Fr.] / NATRIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SODYUM
- ŞOFBEN[Fr. CHAUFFE-BAIN][" ŞOHBEN" değil!] ile TERMOSİFON[Fr. THERMOSIPHON]
( Gaz ya da elektrikle çalışarak, hızlıca sıcak su sağlayan araç. İLE Sıcak su elde edilen, bir kazan ve içindeki borulardan oluşmuş araç. )
- SOFİST ile/değil/yerine/>< SOFOS/SOPHOS
( Kuşkuya sokar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kuşkudan çıkarır. )
( Utanmayan. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Utanan. )
( Kurt.[vahşi] İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Köpek.[evcilleşmiş] )
( Taklitçiler oluşturur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kendini buldurur. )
- ŞOFÖR[Fr.]["ŞÖFÖR" değil!] değil/yerine/= SÜRÜCÜ
- SOFRA[Ar. < SUFRE] ile/ve MÂİDE[Ar.]
( ... İLE/VE Üzerinde yemek bulunan, kurulmuş sofra. | Yemek, ziyafet. )
- SOFRA ile/ve SIMAT/SİMÂT/SOMAT
( ... İLE/VE Sofra, yemek masası. | Sofraya gelmiş yemekler. | Ziyafet. )
( ... İLE/VE Mevlevî sofrası. )
- SOĞANLAMAK ile SOĞAN EKMEK ile SOĞAN ile SOĞANCI/LIK ile SOĞANLI ile SOĞAN KEBABI ile SOĞAN ÇİÇEĞİ ile SOĞAN YAHNİSİ
- COLD ELECTRONIC[İng.] / ÉLECTRONIQUE FROIDE[Fr.] / KALTELEKTRONIK[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞUK ELEKTRONİK
- COLD CONDUCTOR[İng.] / CONDUCTEUR FROID[Fr.] / KALTER LEITER, KALTTETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞUK İLETKEN
- COLD CATHODE[İng.] / CATHODE FROIDE[Fr.] / KALTE KATHODE, KALTKATHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞUK KATOT
- COLD CATHODE LAMP[İng.] / LAMPE À CATHODE FROIDE[Fr.] / KALKTAHODENLAMPE, KALTE KATHODENLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞUK KATOTLU LAMBA
- KALTES NEUTRON, UNTERTHERMISCHES NEUTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞUK NÖTRON
- SOĞUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SOLUK
- SOĞULMA ile/<> SOĞURMA
( Suyu ya da sütü çekilerek pörsüme. | Irmak, kuyu, pınar gibi yerlerde, suyun çekilip yok olması. İLE Bir madde, bir sıvıyı içine çekmek. | Katı ya da sıvı bir maddeyi, soğurma yoluyla bir gazı içine almak, emmek, massetmek, absorbe etmek. | Bir ortamın, ışık enerjisini belirli nicelikte emmesi. )
- ABSORPTION BAND[İng.] / BANDE DE L'ABSORPTION[Fr.] / ABSORPTIONSBAND[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞURMA BANDI
- ABSORPTION FILTER[İng.] ile/değil/yerine/= SOĞURMA FİLTRELERİ
- MASS EMSÂLI[Osm.] / ABSORPTION INDEX[İng.] / INDICE D'ABSORPTION[Fr.] / ABSORPTIONSINDEX[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞURMA İNDİSİ
- EMSÂL-İ MASS[Osm.] / ABSORPTION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE L'ABSORPTION[Fr.] / ABSORPTIONSKOEFFICIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞURMA KATSAYISI
- ABSORPTION EDGE[İng.] / ARÊTE DE L'ABSORPTION[Fr.] ile/değil/yerine/= SOĞURMA KENARI
- ABSORPTION SPECTRUM[İng.] ile/değil/yerine/= SOĞURMA TAYFI/SPEKTRUMU
- ABSORPTION CROSS SECTION[İng.] / SECTION EFFICACE D'ABSORPTION[Fr.] / ABSORPTION-QUERSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞURMA TESİR KESİTİ
- ABSORPTION CONTROL[İng.] / COMMANDE À L'ABSORPTION[Fr.] / ABSORPTIONSKONTROLLE[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞURMALI DENETİM
- MASSEDİCİ[Osm.] / ABSORBENT[İng.] / ABSORBANT[Fr.] / ABSORBER[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞURUCU
- SÖĞÜT ile SORGUN/SORKUN
( ... İLE Sepetçi söğüdü. )
- SOHBET["SOHPET" değil!] ile/ve/<> MUHABBET
( Aklın dili/aracı sözcükler ve sohbet, gönlün dili muhabbettir. )
( Kişiyi, tümel/küllî akıla götürecek tek şey, muhabbettir. )
( Ehl-i derdin sohbetine mahrem et! )
( ... İLE/VE/<> İçinde sen/ben['den] olmayan. )
( Dil ile. İLE/VE/<> Göz ile. )