| ORTA YAZACA GÖRE |

- TÜMÖRLENMEK ile TÜMÖRLEŞMEK ile TÜMÖR

- ÂYÎNE-İ MUHADDEB, MİRÂT-İ MUHADDEB[Osm.] / CONVEX MIRROR[İng.] / MIROIR CONVEXE[Fr.] ile/değil/yerine/= TÜMSEK AYNA

- TUNCAY'LA ile TUNCA'YLA

- TUNÇLAMAK ile TUNÇLAŞMAK ile TUNÇLAŞTIRMAK ile TUN ile TUNÇ ile TUN TUN ile TUNÇ KAFİYE ile TUNÇ BİLEKLİ

- TUNNEL EFFECT[İng.] / EFFET TUNNEL[Fr.] / TUNNELEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜNEL ETKİSİ

- TUNGSTEN FILAMENT LAMB[İng.] / WOLFRAM FILAMENT LAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= TUNGSTEN FİLAMENT LAMBA

- TUNGSTEN-HALOGEN LAMB[İng.] ile/değil/yerine/= TUNGSTEN-HALOJEN LAMBA

- TÜNİNK[İng. < TUNNING] değil/yerine/= EŞ TİTREME / İNCE AYAR

- TÜNMEK ile/ve/||/<>/> TÜNEK

( Kuşların, kanatlı evcil hayvanların, uyumak için bir dala ya da sırığa konması. | Tabure, yüksekçe iskemle vb. üzerine oturmak. İLE/VE/||/<>/> Kuş, tavuk, horoz vb.nin üzerinde tünedikleri dal ya da sırık. )

- TUR[Fr. < TOUR] değil/yerine/= DOLAŞMA


- TÜRA'[Ar. < TUR'A] ile TÜR'A[Ar. çoğ. TURA', TÜRÜÂT]

( Suyun taştığı yerler. | Kanallar. İLE Suyun taştığı yer. | Kanal. )

- TURA ile TURA ile TUĞRA

( Metal paranın resimli yüzü. | Halat gibi örülmüş iplik çilesi. | Kıvrılarak sıkıştırılmış iplik çilesi. | Bazı oyunlarda, vurmak için kullanılan düğümlenmiş mendil. | Ucu düğümlenmiş bir mendil aracılığıyla yanan ya da yanılanların ebe tarafından cezalandırıldığı bir tür çocuk oyunu. İLE Ev duvarlarını dış etkenlerden korumak için üzerlerine çakılan tahta perde. | Bahçe kapısını korumak için beşik örtüsü biçiminde tahtadan yapılan örtü. | Kadınların başlarına taktığı küçük altın dizisi. | Çatı. | Çatı arası. | Odalardan başka evdeki öteki bölümler. | Sergen. | Düğünlerde oynanan bir çeşit oyun. | Karşı. | Topuz. İLE Osmanlı sultanlarının imza yerine kullandığı, özel bir biçimi olan simgeleşmiş im. )

- TURAN ile TURANİ ile TURANCI/LIK ile TURANLI

- TÜRBÜDIMETRI[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜRBİDİMETRİ

- TURBOMACHINE[İng.] / TURBOMACHINE[Fr.] ile/değil/yerine/= TÜRBOMAKİNE

- TURBULENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜRBÜLANS

- TURBULENT CURRENT/FLOW[İng.] / FLUX TURBULENT[Fr.] / TURBULENTE STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜRBÜLANSLI AKIŞ/AKIM

- TURBULENT LEWIS NUMBER[İng.] / NOMBRE DE LEWIS TURBULENT[Fr.] / TURBULENTE LEWIS-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜRBÜLANSLI LEWİS SAYISI

- TURBULENT[İng.] ile/değil/yerine/= TÜRBÜLANSLI

- HOMOGENEOUS DIFFUSION[İng.] ile/değil/yerine/= TÜRDEŞ DİFÜZYON


- INHOMOGENE DIFFUSION[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜRDEŞ OLMAYAN DİFÜZYON

- HOMOGENEOUS REACTOR[İng.] / RÉACTEUR HOMOGÈNE[Fr.] / HOMOGENER REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜRDEŞ TEPKİLEŞİM/REAKTÖR

- TÜRDİRİLLTİMİ[İng. DE-EXTINCTION] ile/||/<> GERİ ISLAH[İng. BACK-BREEDING] ile/||/<> KLON[İng. CLONE] ile/||/<> YAPAY SEÇİLİM[İng. ARTIFICIAL SELECTION]

( Soyu tükenmiş türlerin bireylerine (genellikle genetik olarak) benzer canlı organizmaların yeniden oluşturulma süreci. Daha uzun tanımıyla türdiriltimi; soyu tükenmiş bir türün genetik açıdan benzer canlılarda yapay seçilim yoluyla geri ıslah, klonlama ve genom düzenlemesi gibi teknikler kullanılarak canlı bir organizmanın nesli tükenmiş türe doğru değiştirilmesi sürecidir. @@ Canlı organizmaların popülasyonları içindeki belirli atasal özelliklerin yeniden ortaya çıkarılması adına yapay seçilimin kullanılması. @@ Ebeveynine genetik olarak birebir benzeyen canlı. Aynı zamanda, genetik olarak birebir aynı olan canlı bireylerini ya da gruplarını da belirtmek için kullanılır. @@ İstenen karakterleri taşıyan canlıların, bir diğer canlı tarafından (genelde insan tarafından) seçilerek bunlardan döl alınması. Pratik olarak bakıldığında, insanoğlunun evrim üzerinde sahip olduğu bir çeşit kontrol yöntemi. Bitkilerde hastalıklara karşı dirençli ve fazla ürün veren türler; sığırlarda da çabuk büyüyen ve fazlaca et ya da süt veren türler bu yapay seçilim yöntemiyle elde edilebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- DERIVATIVE TITRATION CURVE[İng.] ile/değil/yerine/= TÜRETİLMİŞ TİTRASYON EĞRİSİ

- TÜRE(T)ME ile YARATMA

- TÜRKOLOG[Fr. < TURCOLOGUE] değil/yerine/= TÜRKLÜK BİLİMİ UZMANI

- TÜRKOLOJİ[Fr. < TURCOLOGIE] değil/yerine/= TÜRKLÜK BİLİMİ

- TÜRKÜAZ değil TURKUAZ

- TÜRKÜAZ değil TURKUAZ

- TÜRKÜLEMEK ile TÜRKÜLEŞMEK ile TÜRKÜLEŞTİRMEK ile TÜRKÜ ile TÜRKÜCÜ/LÜK


- TÜRLEŞME[İng. SPECIATION] ile/||/<> ANAGENEZ[İng. ANAGENESIS] ile/||/<> COĞRAFİ BARİYERE BAĞLI TÜRLEŞME[İng. ALLOPATRIC SPECIATION] ile/||/<> FİLETİK DÖNÜŞÜM[İng. PHYLETIC TRANSFORMATION] ile/||/<> GEN AKIŞI[İng. GENE FLOW]

( Evrimsel süreç içerisinde, çeşitli izolasyon mekanizmaları dahilinde birbirinden ayrılan, eskiden aynı türe ait olan popülasyonların, farklı evrim mekanizmalarının farklı etkileri altında, nesiller içinde birbirlerinden farklı yönlere doğru evrimleşmeleri ve farklı özellikler geliştirmeleri durumudur. Bu farklı yönlere giden evrim sonucunda popülasyonlar bir noktadan sonra farklı türler olarak isimlendirilebilecek kadar farklılaşırlar. Kısaca, bir türden, yeni türlerin evrimine denir.Şempanzeler (Pan troglodytes) ve Bonobolar (Pan paniscus), eskiden tek bir tür iken, Kongo Nehri'nin de oluşumuna ve atasal popülasyonu iki popülasyona bölmesine neden olan bir deprem sonucu oluşan coğrafi izolasyon ile nehrin iki yakasında kalan popülasyonların farklı yönlerdeki evrimsel değişimleri sonucunda, günümüzden 1-2 milyon yıl önce türleşmişlerdir. @@ Evrimsel süreçte türlerin modifikasyonlar sonucu değişmesi ancak türleşmenin (atasından farklı yeni türlerin) oluşmaması durumudur. @@ Türleşmenin, türün farklı gruplarının arasına coğrafi bariyer girmesi sonucu gerçekleşmesi. Modern şempanze (Pan troglodytes) ve Bonobo (Pan paniscus) türlerinin 2 milyon yıl kadar önce, Kongo Nehri'nin akış yönünde meydana gelen ciddi bir değişim sonrasında, ortak atasına ait farklı grupların nehrin iki yakasında kalması sonucu türleştiği düşünülmekte. Primatlar genel olarak ıslanmayı sevmedikleri için ayrılan öbekler birbirleriyle olan bağlarını yitirmiş ve 2 milyon yıl içinde farklı türlere evrimleşmişler. "Alopatrik" türleşme olarak da bilinir. @@ Bir türün, popülasyon bazında ve nesiller içerisinde, herhangi bir türleşme ya da izolasyon olmaksızın, fiziksel özellikleri (fenotip) bakımından farklılaşması, evrim geçirmesidir. "Anagenez" olarak da bilinir. @@ Alellerin bir popülasyondan bir diğerine olan hareketidir. Tipik olarak bireylerin fiziksel yer değiştirmeleri ya da oluşturulan gametlerin rüzgar, akıntılar, organik taşıyıcılar vb. aracılığıyla mesafe kat etmesi sonucu oluşur. Türleşmeyi genellikle yavaşlatsa da, hızlandırdığı durumlar da gözlenmiştir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- TOURNESOL[Fr.] ile/değil/yerine/= TURNİSOL

- LITMUS PAPER[İng.] / PAPIER DE TOURNESOL[Fr.] / LACKMUS PAPIER[Alm.] ile/değil/yerine/= TURNUSOL KÂĞIDI

- LITMUS[İng.] / LACKMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= TURNUSOL

- TURONIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= TURONİN EPOKU

( Günümüzden 93.900.000 ile 89.800.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- TURP ile BAYIRTURPU

( ... İLE İri bir turp türü. )

- TURP ile/||/<> KOLZA

( ... İLE/||/<> Turpgillerden, yağlı tohumlarından elde edilen yağı yapay kauçuk, biyodizel vb.nin yapımında kullanılan mevsimlik bitki. )

- TURP ile ŞALGAM/ÇOMUR

- TURP ile/ve TERME

( ... İLE/VE Yabani turp. )

- TURRE[Ar.] ile/ve PÜRÇEK/ZÜLF/ZÜLÜF[Fars.]/BÂRE[Fars.]/KÜJEK[Argu][dvnlgttrk]

( Alnın bir kısmına düşen saç. Kıvırcık saç lülesi. İLE/VE
Yanağa sarkan saç. Şakaklardan sarkan saç lülesi. | Bele ya da topuğa kadar uzun olan saç. | Sevgilinin saçı. )
( ZÜLF-İ DİL-ÂRÂ: Sevgilinin gönlün süsleyen, gönle hoş gelen zülfü.
ZÜLF-İ DİREFŞÂN: Dalgalanan saç.
ZÜLF-İ MÜŞG-BÂR: Misk saçan zülf.
ZÜLF-İ YÂR: Sevgilinin zülfü, saçı. | Menfaat, çıkar.[Zülfiyara dokunmak deyiminde] )

- TUTAMAK ile TUTUCULAŞMAK ile TUT ile TUTU ile TUTUCU/LUK ile TUTULU ile TUTAMAKSIZ ile TUTULU SATIŞ

- TUTKALLAMAK ile TUTKALLANMAK ile TUTKAL ile TUTKALCI/LIK ile TUTKALLI ile TUTKALSIZ ile TUTKAL ŞERBETİ

- TÜTSÜLEMEK ile TÜTSÜLENMEK ile TÜTSÜLETMEK ile TÜTSÜ/LÜK ile TÜTSÜLÜ ile TÜTSÜ GÖZÜ

- TUTTUR ile/||/<> TÜTTÜR

( Yakalatmak. İLE/||/<> Yakalatmak. )

- TUTUKLAMAK ile TUTUKLANMAK ile TUTUKLATMAK ile TUTUKLATABİLMEK ile TUTUKLAYABİLMEK ile TUTUK/LUK ile TUTUKLU/LUK ile TUTUKSUZ/LUK

- TUTUKLU/TUTUKLA(N)MA ile/ve/değil/||/<>/< GÖZALTINDA/GÖZALTINA ALMA

( [ancak özel ve zorunlu durumlarda] Yargıç dışında, ne savcı, ne de polis tutuklama yapabilir.[yaptıkları tutuklama değil gözaltına alma ve/ya da [sınırlılığında] bulundurmadır] )

- MÉSON PIÉGÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TUTULMUŞ MEZON

- TÜVÂNÂ[Fars. < TEVÂNÂ] değil/yerine/= GÜÇLÜ, DİNÇ, CANLI

- TÜYLÜ["TÜĞLÜ" değil!] ile/ve/||/<>/> TÜLEKMEN

( ... İLE/VE/||/<>/> Kabarık tüylü. )

- TUZ ile BAZAL[Fr. < BASAL]

( ... İLE Bazı çok olan tuz. | Bazın özelliklerini taşıyan. )

- TUZAĞA DÜŞ(ÜR)MEK ile/ve/değil/||/<>/< GAFİL AVLA(N)MAK

- TUZAKLAMAK ile TUZAKLANMAK ile TUZAK ile TUZAKÇI/LIK

- TÜZE(HUKUK) (DAİRESİ) ile/ve/||/<> TÜRE(ADÂLET) (DAİRESİ)
HUKUK ve/||/<> ADÂLET ve/||/<> ÖZGÜRLÜK ve/||/<> MEŞRÛİYET(GEÇERLİLİK)

( ... İLE/VE/||/<> Lâyık olana, lâyık olunanı vermek/verebilmektir. )
( Adâlet ancak hakikatten, saadet ancak adâletten doğabilir. )
( Attika mahkemelerinde, suçlu, suçu tespit edildikten sonra, bazı hallerde, kendine uygun gördüğü cezayı kendi isteyebilirdi. )
( Adâlette gecikme olmaz! | Adâletin gecikmesi olmaz/olmamalı! | Adâletin gecikmişi olmaz! )
( "BURNU SÜRTMEK": Yavuz Sultan Selim, hükümdarlığında, hırsızlık yapanları bir direğe bağlar, tanınması için günlerce çarşının içinde dolaştırtırmış. Bugünkü deyimle yüz kızartıcı suçlar dediğimiz çeşitli ahlâki suçlarda ise suçluyu burnu yere sürtecek biçimde bir arabaya yatırtır, burnunu yere sürttürürmüş. "Bırak, burnu sürtsün biraz!" gibi deyimler buradan gelmektedir. Yavuz Sultan Selim'in ilk sekiz yılında yaptığı bu uygulamalarla toplum büyük bir huzura ulaşmış ve hem devletin gücünü, hem de bütçesini üç kat büyütmüştür. )
( ZEMBİLLİ ALİ EFENDİ(CEMÂLÎ)'nin adâlet anlayışını ve uygulamalarını yani kendine neden "Zembilli" denildiğini de araştırmanızı salık veririz. )
( |

ADÂLET DAİRESİ

Adâlet, dünya barışının temelidir.
Dünya bağının sınırlarını devlet belirler.
İşte bu devlet duvarını inşâ edecek, devlete düzen sağlayacak olan hukuktur.
Siyasi güç olmaksızın hukuk, yaptırımlarını yerine getiremez.
Siyasi gücü, askeriye korur.
Askeri gücün yaşamasını ekonomi sağlar.
Ekonomik gücü halk sunar.
Halkın birliğini sağlayacak olan ise adâlettir.

Adl'dir mucib-i salâh-ı cihan
Cihan bir bağdır, divan devlet
Devletin nâzımı şeriattır
Şeriata olamaz hiç hâris illâ mülk
Mülk zabteylemez illâ leşker
Leşkeri cem edemez illâ mal
Malı cem eyleyen raiyettir
Raiyeti kul eder padişah-ı âleme adl. )
( Sayın Muharrem Balcı'nın yayınlarını paylaştığı adresi... www.MuharremBALCI.com )
( Elimizde kudret olmadığı sürece, özgürlük isteriz.
Kudreti ele geçirince üstün olmak isteriz.
Ama başaramazsak, adâlet isteriz. )
( "Kurallara uymak", adâlet değildir. )
( |
  | )
( ... İLE/VE/||/<> Güçler arasındaki denge. )

- TÜZEL ile TÖZEL

( Hukukla ilgili, hukuksal, hukukî. | Hükümle ilgili, hükmî. İLE Tözle ilgili. )

- TUZLAMAK ile TUZLANMAK ile TUZLA ile TUZLAK

- TXT/TEXT[İng.] değil/yerine/= METİN DOSYASI

- TYNDALL EFFECT[İng.] / EFFET TYNDALL[Fr.] / TYNDALL-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TYNDALL ETKİSİ/OLAYI

- TRIPEOD[İng.] / TRÉPIED[Fr.] / DREIFUSS, DREIFUSSGESTELL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇ AYAK

- ÜÇ AYLAR/ŞÜHÛR-İ SELÂSE:
RECEP
ve/> ŞABAN ve/> RAMAZAN

- 3B:
BARIŞ(TIR)MAK ve BÖLÜŞ(TÜR)MEK ve BÜYÜ(T)MEK
ve/||/<>/>/<
3Y:
YÖN ve YÖNTEM ve YÖNETİM


- ÜÇ MİHRAPLI CAMİ

( HOCA HAYRETTİN CAMİİ - EMİNÖNÜ )

- UÇANIN/UÇAĞIN:
İNMESİ
ile/ve/değil/||/<>/< ALÇALMASI

- UCBE[Ar.] ile U'CÛBE[Ar. çoğ. EÂCÎB]

( Şaşılacak şey. İLE Pek acayip şey, garip, şaşılacak şey. )

- DELTA CONNECTION[İng.] / CONNEXION EN DELTA[Fr.] ile/değil/yerine/= ÜÇGEN BAĞLANTI

- ÜÇGENİN İÇ AÇILARI ile/ve/değil/||/<>/< KİŞİNİN İÇ ACILARI

( Bilinir/bilinebilir. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< [çoğunlukla/pek/yeterince] Bilinmez/bilinemez. )

- ÜÇKEN değil ÜÇGEN

- ÜÇLEMEK ile ÜÇLEŞMEK ile ÜÇLER ile ÜÇLER YEDİLER KIRKLAR

- TERNARY SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= ÜÇLÜ SİSTEM

- ÜÇLÜ TEKRARLAMA[İng. TRINUCLEOTIDE REPEAT] ile/||/<> ATAKSİ[İng. ATAXIA] ile/||/<> HUNTİNGTON HASTALIĞI[İng. HUNTINGTON DISEASE] ile/||/<> METİLASYON[İng. METHYLATION]

( Gendeki nükleotitlerden bir üçlünün sayısının artmasıdır.Bir mutasyon, özellikle merkezi sinir sistemi bozukluklarında ortaya çıkan, bu üçlü nükleotit grubunun sayısının artışındandır. Örnekler myotonik distrfi dahil, Huntington hastalığı, Friedreich'in ataksisi ve frajil-X sendromu. Ayrıca polistik over sendromunda, androjen reseptörü geni CAG tekrarlarının sayısında artışa sahiptir. Büyüme daha fazla olabilir verici anne ve babaya bağlı olarak (myotonik distrofi bir anne ve Huntington hastası bir baba) burada aile kökeni ve genetik beklenti gözlemlenebilir. Üçlülerin sayısının artışı hastalığa neden olan genlerin metilasyonunu tetikleyebilir. @@ Kasların nasıl çalıştığını koordine etme konusunda yaşanan sorunlardır. Garip, ağır ya da sakar hareketlere yol açar. Neden gerçekleştiğine bağlı olarak ataksinin etkilerini tedavi etmek ya da tersine çevirmek mümkündür. @@ İnsanlarda en gecikmiş başlangıçlı ve en değişken yaşlı hastalık. Otozomal baskındır. Serebral korteks (beyin korteksi)'in ön loblarını etkiler. On yıldan uzun süreyle artarak devam eden göze ölümü gözükür. Hücre ölümünün kötüye gidişi; kontol edilemeyen hareketler, zihinsel kötüleme ve sonunda ölüm gözükür. Genellikle 30-50 yaşları arasında ilk semptomlar görünür. @@ DNA zincirindeki bazı nükleotitlere metil (CH3) gurubu eklenmesi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ÜÇLÜLÜK:
ANA BÖLÜMLERDE
ile/ve/||/<> ARA BÖLÜMLERDE


- UCB/UCUB/KİBİR[Ar.] değil/yerine/= "KENDİNİ BEĞENME VE GÜVENME"

- UCÛBE[Ar. | çoğ. EÂCÎB] ile/ve/||/<> ÜFKÛHE[Ar.]

( Pek acayip şey, garip, şaşılacak şey. İLE/VE/||/<> Şaşılacak, şaşıp kalınacak şey. )

- ESSENTIAL OIL[İng.] / HUILE ESSENTIELLES, HUILE VOLATILES[Fr.] / ÄTHERISCHE ÖLE[Alm.] ile/değil/yerine/= UÇUCU YAĞ

- VOLATILIZATION[İng.] / VOLATILISATION[Fr.] / VERFLÜCHTIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= UÇUCULAŞMA

- VOLATILIZATION METHODS OF ANALYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= UÇUCULAŞTIRMA İLE ÇÖZÜMLEME/ANALİZ YÖNTEMLERİ

- UÇUKLAMAK ile UÇUKLAŞMAK ile UÇUK/LUK ile UÇUK KAÇIK/LIK

- BUTYLCARBINOL, TERTIARY[İng.] / BUTYLCARBINOL, TERTIAIRE[Fr.] / TERTIÄRER, TERTIÄRES[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇÜNCÜL, TERSİYER, BÜTİLKARBİNOL

- UÇURMAK ile UÇURTMAK ile UÇURULMAK ile UÇURABİLMEK ile UÇURUVERMEK

- UCUZLAMAK ile UCUZLATMAK ile UCUZLATABİLMEK ile UCUZ/LUK ile UCUZCA ile UCUZCU/LUK ile UCU AÇIK ile UCU UCUNA ile UCUN UCUN ile UCU KAPALI ile UCUZ HALKÇILIK

- UFALMAK ile UFALAMAK ile UFALTMAK


- ÜFLEMEK ile ÜFLENMEK ile ÜFLETMEK ile ÜFLEYEBİLMEK ile ÜFLEYİVERMEK ile ÜFLEÇ

- UĞRAMAK ile UĞRANMAK ile UĞRATMAK ile UĞRAŞMAK ile UĞRALAMAK ile UĞRANILMAK ile UĞRAŞILMAK ile UĞRAŞTIRMAK ile UĞRATABİLMEK ile UĞRAYABİLMEK ile UĞRAŞABİLMEK ile UĞRA ile UĞRAK ile UĞRAŞ ile UĞRAK YERİ

- UĞURLAMAK ile UĞURLANMAK ile UĞURLANABİLMEK ile UĞURLAYABİLMEK ile UĞUR/LUK ile UĞURLU/LUK ile UĞURSUZ/LUK ile UĞURU AÇIK/LIK ile UĞUR BÖCEĞİ ile UĞUR PARASI ile UĞUR BONCUĞU ile UĞUR BÖCEKLERİ

- UĞURUN UĞURUN (BAKMAK)

( Bakmıyormuş gibi yapıp kaş altından bakmak. )

- UHDE[< AHD] ile/değil UKDE

( Söz verme, bir işi üzerine alma. | Görev, birinin üzerinde bulunan iş. | Yapma, becerme. | Sorumluluk. İLE/DEĞİL
Düğüm. | Zor, karışık iş. | İstenip de ulaşılamadığından dolayı içe dert olan şey. )

- UKAB[Ar. çoğ. AKABE, IKBÂN]["ka" uzun okunur] ile UKÂB[Ar.]

( Karakuş, kartal, tavşancıl kuşu. | Hz. Muhammed'in alemlerinden birinin adı. | Nesir burcu, Kartal takımyıldızı. İLE Toz, duman. )

- ÜKLE[Ar. < ÜKEL] ile ÜKRE[Ar.]

( Lokma. İLE Çukur. | Top, yuvarlak şey. )

- UKRANYA değil UKRAYNA

- UKŞAMAK/UXŞAMAQ ile UKŞAG/OXŞAG ile UKŞAGU/OXŞAGU
[<

( Teskin etmek ve okşamak. İLE Bir şeyin benzeri ya da aynı türden olanı. İLE Oyuncak. | Kadınlar için kullanılan bir takma ad. )

- ULANMAK ile ULAŞMAK ile ULAŞILMAK ile ULAŞTIRMAK ile ULAŞABİLMEK ile ULAŞIVERMEK ile ULA ile ULAH ile ULAK ile ULAM ile ULAN ile ULAÇ ile ULAŞ ile ULAHÇA ile ULAM ULAM ile ULAÇLI BİRLEŞİK ZAMAN


- ... ÜLKE/Sİ ile/ve/değil/||/<>/< ÜLKÜ/SÜ

- ULKUS/ULCUS[İng.] değil/yerine/= YARA

- ÜLSER/ULCER[İng.] değil/yerine/= YARA

- ULTRAMICROVOLTAMMETRIC ELECTRODE[İng.] ile/değil/yerine/= ULTRAMİKROVOLTAMETRİK ELEKTROT

- TRANSDUCTEUR ULTRASONORE[Fr.] ile/değil/yerine/= ULTRASES DÖNÜŞTÜRÜCÜ

- ULTRASON[Fr. < ULTRASON]["ULTRASYON" değil!] değil/yerine/= YANSILANIM

- ULTRASCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= ULTRASON

- MESSFÜHLER MIT ULTRASCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= ULTRASONİK ÖLÇER

- ULTRAVIOLETT-PHOTOELEKTRONENSPEKTROSKOPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ULTRAVİYOLE FOTOELEKTRON SPEKTROSKOPİSİ

- ULTRAVIOLET/VISIBLE DETECTOR[İng.] ile/değil/yerine/= ULTRAVİYOLE/GÖRÜNÜR BÖLGE DEDEKTÖRÜ


- ULTRAVIOLET/VISIBLE REGION[İng.] ile/değil/yerine/= ULTRAVİYOLE/GÖRÜNÜR BÖLGE

- ULTRAVIOLETTLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= ULTRAVİYOLE LAMBA

- ULTRAVİYOLE[Fr. < ULTRAVIOLET] değil/yerine/= KIZIL ÖTESİ

- ULTRAVIOLET[İng.] / ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRA-MOR, ULTRA- VIYOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ULTRAVİYOLE

- ULÜF[Ar. < ULÛFE] ile ULÛF[Ar. < ELF]

( Yemler, ulûfeler. | Sipahi, yeniçeri maaşları. İLE Binler. )

- ULULAMAK ile ULULANMAK ile ULULAŞMAK

- ULUSLAR ARASI değil ULUSLARARASI

- ULUTMAK ile ULUSLAŞMAK ile ULUSLAŞABİLMEK ile ULU ile ULUM ile ULUS ile ULUSLU ile ULUSÇU/LUK ile ULUSSUZ/LUK ile ULU ORTA

- ÜMM-ÜL-KİTÂB ile ...

( AKL-I EVVEL | ARŞIN ÜSTÜNDEKİ KAZÂ VE KADER LEVHASI | FÂTİHA SÛRESİ | İNSAN-I KÂMİL'İN GÖNLÜ )

- UMURSAMAK ile UMURSANMAK


- UMUT[Türkçe]/ÜMİT[Fars. < UMİD] = RECÂ[Ar.] = HOPE[İng.] = ESPOIR[Fr.] = HOFFNUNG[Alm.] = SPES[Lat.]

- UNCUS[İng.] değil/yerine/= UNKUS

( Unkus, temporal lobun ön ve en medialinde yer alır. Birincil koku alma alanının en büyük kısmını oluşturur.[1] Koku alma, duyular ve bu işlevlerle ilgili olan çok sayıda çekirdek ve korteks ile olan bağlantıları dolayısıyla yeni anıların oluşturulması ile ilişkilendirilir.[2]

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- UNIFORMITARIANISM[İng.] değil/yerine/= ÜNİFORMATERİYENİZM

( İlk olarak modern jeolojinin babası olarak bilinen James Hutton tarafından ileri sürülen, günümüzde bir doğa yasası olarak kabul gören, günümüzdeki süreçlerin benzerlerinin geçmişte de işlediği ve gelecekte de işleyeceği varsayımına dayanan görüştür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ÜNİVARYANT/UNIVARIANT[İng.] değil/yerine/= TEK DEĞİŞKENLİ

- ÜNİVERSİTE["ÜNİVERSTE" değil!] değil/yerine/= BİLİMTEY/EVRENKENT

- UNIVOLTINE[İng.] değil/yerine/= ÜNİVOLTİN

( Bir senede meydana getirilen döl sayısına "voltinizm" ya da "voltin" denir. Eğer yılda bir döl veriliyorsa ünivoltin; yılda iki döl veriliyorsa bivoltin adı verilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- UNLAMAK ile UNLANMAK

- ÜNLEMEK ile ÜNLENMEK ile ÜNLETMEK ile ÜNLEM ile ÜNLEM İŞARETİ

- UNUT! değil/yerine UMUT/ÜMİT

- UNUTMUŞTUM değil UNUTMUŞUM


- UR[Tr.]/TÜMÖR[Fr. < TUMEUR] ile TÜMÜR

( Gözelerin aşırı çoğalmasıyla insan, hayvan ya da bitki dokularında oluşan ve büyüme eğilimi gösteren yumru, bağa, tümör, neoplazma, çingene ahtapotu, vejetasyon. İLE Bağırsakların iç yüzeylerinde bulunan pürtüklerin adı. )

- URANIUM SERIES[İng.] / SÉRIE DE L'URANIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= URANYUM DİZİSİ/SERİSİ

- URANIUM-LEAD DATING[İng.] / DATATION PAR L'URANIUM-PLOMB[Fr.] ile/değil/yerine/= URANYUM-KURŞUN YAŞ TAYİNİ

- TRANSURANIUM ELEMENTS[İng.] / ÉLÉMENTS TRANSURANIENS[Fr.] / TRANSURANE[Alm.] ile/değil/yerine/= URANYUM ÖTESİ ELEMENTLER, TRANSURANYUM ELEMENTLERİ

- URAN-RADIUM-REIHE[Alm.] ile/değil/yerine/= URANYUM-RADYUM SERİSİ

- URANIUM[İng.] / URANIUM[Fr.] / URAN[Alm.] ile/değil/yerine/= URANYUM

- ÜREME[İng. REPRODUCTION] ile/||/<> ADAPTİF DAVRANIŞ[İng. ADAPTIVE BEHAVIOR] ile/||/<> ALELOPATİ[İng. ALLELOPATHY] ile/||/<> ANİZOGAMİ[İng. ANISOGAMY] ile/||/<> ANJİYOSPERM[İng. ANGIOSPERM] ile/||/<> ÇİÇEK[İng. FLOWER] ile/||/<> EŞEYLİ ÜREME[İng. SEXUAL REPRODUCTION] ile/||/<> GAMET ile/||/<> HYPOTRİCH

( Canlı organizmalardan kendilerine benzeyen başka canlılar oluşması; çoğalma. Üreme sadece canlılarda görülen, cansız cisimlerde bulunmayan bir niteliktir.Canlılarda görülen çeşitli üreme yolları başlıca "eşeysiz üreme" ve "eşeyli üreme" adını alan 2 ana öbekte toplanır. @@ Bir hayvanın belirli bir durum ya da çevreye uymasını sağlayan ve hayvanın uzun dönem yaşamkalımını ve üremesini destekleyen herhangi bir davranış. @@ Bir canlının salgıladığı kimyasallardan ötürü başka canlı üzerinde özellikle büyüme, hayatta kalma ve üreme açılarından olumlu ya da olumsuz etkilere neden olmasıdır. Genellikle bitkilerde, alglerde, bakterilerde, resiflerde ve mantarlarda görülür. Bu etkiye neden olan kimyasallara alelokimyasallar denir. Bunlar arasında karbonhidratlar, lipitler, alkaloidler, azot içerikli bileşikler, flavonoid fenolikler başta olmak üzere bazı diğer fenolikler ve terpenoidler bulunur. @@ Bir cinsiyetin diğerinden daha büyük eşey gözesi (yumurta ya da sperm) ürettiği eşeyli üreme şeklidir. Heterogami olarak da bilinir. @@ Üreme organları çiçeklerinde bulunan ve en yakın tarihte evrimleşmiş bitki grubudur. Ayrıntılı bilgiyi buradan alabilirsiniz. @@ Tohumlu bitkilerde eşeysel üreme organlarını bulunduran yapıdır. Tam çiçek ve eksik çiçek olmak üzere iki çeşit çiçek vardır. @@ Mayotik bölünmenin ürünü olan cinsiyet gözelerinin (gamet) birleşmesini gerektiren üreme türü. Her yavru, mayoz sırasındaki bağımsız kromozom dağılımı nedeniyle benzersiz bir genetik kompozisyona sahiptir. @@ Eşeyli üremede öncül eşey gözelerinin mayoz bölünmesi sonucunda oluşan özelleşmiş haploit gözedir. Eşeyli üremede sperm ve yumurtanın birleşmesi yeni bir bireyin gelişimini başlatır. @@ Eşeyli üreyen ya da bölünerek çoğalan Ciliate takımına ait bir protozoa. Eşeyli üremesi konjugasyon ya da gamet füzyonu dolayısıyla olabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- MÜVELLİD[Osm.] / GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR[Fr.] / GENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜRETEÇ, JENERATÖR

- BREEDER ELEMENT[İng.] / ÉLÉMENT FERTILE[Fr.] / BRUT ELEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜRETİM ELEMANI

- ÜRETMEK ile ÜRETİLMEK ile ÜRETTİRMEK ile ÜRETEBİLMEK ile ÜREYEBİLMEK ile ÜRE ile ÜREM ile ÜREMSEL


- URİN-/URİNİ-/URİNO- ile/||/<> UR-/URA-/-URİA/URO-

( Sidik. İLE/||/<> Sidik ile ilgili, işeme ile ilgili, üriner düzenle ilgili. )

- ÜRPERMEK ile ÜRPERTMEK

- MAHSUL[Osm.] / PRODUCT[İng.] / PRODUIT[Fr.] / ERZERREICHERUNG, PRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜRÜN, ÇARPIM

- UŞAK[< URŞAK] ile AYVAZ

( Hizmet eden erkek. | Çocuk. İLE Büyük konaklarda, mutfak ve yemek hizmetlerinde çalıştırılan uşak. | Koca, erkek, eş. | Karşılık, bedel. )

- UŞAK ile MEHTER[Fars. < MİH-TER | çoğ. MİHTERÂN]

( ... İLE Mehterhane takımında görevli kişi. | Osmanlılar'da, çalardıra bakan uşak. )

- ÜŞKÛFE[Fars.] ile ÜŞKÜFTE[Fars.]

( Çiçek. İLE Açılmış çiçek. )

- USKUR ile USKURU ile USKURLU

- ÜSLÛB/ÜSLÛP ile/ve EKOL

- ÜSLUB ile/ve USLÛB

- ÜSLÛP değil/yerine/= SÖYLEYİŞ/BİÇEM


- ÜSLÛP ile TAVIR

( [ne yazık ki] Doğruyu dile getirmenin üslûbundan dem vuranlar, yanlışı en kaba biçimde ifade etmekten kaçınmıyorlar... )

- ÜSLÛP ile TUTUM

- ÜSLUPLAŞTIRMAK ile ÜSLUP ile ÜSLUPLU ile ÜSLUPÇU/LUK ile ÜSLUPSUZ/LUK

- ÜSLÛP'TA:
BİREYSELLİĞİN YÜCELİĞİ
ve GÜZELLİK SEVGİSİ

- UPPER ATMOSPHERE[İng.] / ATMOSPHÈRE SUPÉRIEUR[Fr.] / OBERE ATMOSPHÄRE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜST ATMOSFER

- NEUTRONS ÉPITHERMIQUES[Fr.] / EPITHERMISCHE NEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜST ISIL NÖTRONLAR

- RÉACTEUR ÉPITHERMIQUE[Fr.] / EPITHERMISCHER REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜST ISIL TEPKİLEŞİM/REAKTÖR

- EPITHERMISCHES THORIUM REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜST ISIL TORYUM REAKTÖRÜ

- EXPONENTIAL WAVE[İng.] / ONDE EXPONENTIELLE[Fr.] / EXPONENTIALWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜSTEL DALGA

- EXPONENTIAL EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIENCE EXPONENTIELLE[Fr.] / EXPONENTIALEXPERIMENT, EXPONENTIALVERSUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜSTEL DENEY


- EXPONENTIAL ASSEMBLY[İng.] / ASSEMBLAGE EXPONENTIELLE[Fr.] / EXPONENTIALSYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜSTEL SİSTEM

- ÜSSÎ ZAYIFLAMA[Osm.] / EXPONENTIAL ATTENUATION, EXPONENTIAL EXTINCTION[İng.] / ATTÉNUATION EXPONENTIELLE[Fr.] / EXPONENTIELLE SCHWÄCHUNG, EXPONENTIALLÖSCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜSTEL ZAYIFLAMA

- EXPONENTIAL[İng.] / EXPONENTIELLE[Fr.] / EXPLOSION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜSTEL

- USTILAGO[İng.] değil/yerine/= USTİLAGO

( Mantar Aleminin Basidiomycetes Şubesinden bir cins. Çok polimorfik çiftleşme türleri ile bilinen smut mantarlarını temsil eder.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- USÛL ile USÛL["USÜL" değil!]

( Kökler, asıllar. | Bir kişinin, anne, baba, dede ve nineleri. İLE Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, yöntem. )

- USÛL-Ü FIKIH'TA:
KİTAP
ile/ve/||/<> SÜNNET ile/ve/||/<> İCMÂ ile/ve/||/<> KIYAS

- ÜŞÜMEK ile/ve/değil/<> ÜŞÜTMEK

- UTANIYORUM ile/değil/yerine/>< TANIYORUM!

- UTANMAK ile/ve/||/<> KENDİNE YAKIŞTIR(A)MAMAK

- UTANMAK ve/> UYANMAK


- UTAN(DIRIL)MAK ile/ve/||/<>/> UYAN(DIRIL)MAK

- UTM/UTÜM[Ar.] ile UTUM[Ar.]

( Yabani zeytin ağacı. İLE Köşk. | Taş duvar/yapı. )

- ÜTOPİK[Fr. < UTOPIQUE] değil/yerine/= HAYALÎ

- ÜTÜLEMEK ile ÜTÜLENMEK ile ÜTÜLETMEK ile ÜTÜLEYEBİLMEK

- EXCITED ENERGY LEVEL[İng.] / NIVEAU D'ÉNERGIE EXCITÉ[Fr.] / ANGEREGTES ENERGIENIVEAU[Alm.] ile/değil/yerine/= UYARILMIŞ ENERJİ DÜZEYİ

- STIMULATED EMISSION[İng.] / ÉMISSION STIMULÉE[Fr.] / ANGEREGTE EMISSION[Alm.] ile/değil/yerine/= UYARILMIŞ YAYIN

- EXCITATION ANODE[İng.] / ANODE DE L'EXCITATION[Fr.] / ERREGERANODE[Alm.] ile/değil/yerine/= UYARMA ANODU

- EXCITATION BAND[İng.] / BANDE DE L'EXCITATION[Fr.] / ANREGUNGSBAND[Alm.] ile/değil/yerine/= UYARMA BANDI

- ÎKAZ MÜNHANİSİ[Osm.] / EXCITATION CURVE[İng.] / COURBE D'EXCITATION[Fr.] / ERREGUNGSKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= UYARMA EĞRİSİ

- EXCITATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE D'EXCITATION[Fr.] / ANREGUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= UYARMA ENERJİSİ


- EXCITATION FUNCTION[İng.] / FONCTION D'EXCITATION[Fr.] / ERREGUNGSFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= UYARMA İŞLEVİ/FONKSİYONU

- EXCITATION POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL D'EXCITATION[Fr.] / ERREGUNGSPOTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= UYARMA POTANSİYELİ

- EXCITATION SPECTRUM[İng.] / SPECTRE D'EXCITATION[Fr.] / ERREGUNGSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= UYARMA TAYFI/SPEKTRUMU

- UYARMAK ile UYARTMAK ile UYARLAMAK ile UYARILMAK ile UYARLANMAK ile UYARABİLMEK ile UYARLANABİLMEK ile UYARLAYABİLMEK ile UYARI ile UYARCI/LIK ile UYARLI/LIK ile UYARLIK ile UYARSIZ ile UYARICI/LIK

- UYDUR/UK-KAYDIR/IK/KIYDIRIK

- UYGARLAŞMA ile/ve/<> UYGARLAŞAMAMA

( Nevroz doğurur.[Freud] İLE/VE/<> Yeterince uygarlaşamama, nevroz doğurur.[Adler] )

- UYGULAMAK ile UYGULANMAK ile UYGULATMAK ile UYGULANABİLMEK ile UYGULATABİLMEK ile UYGULAYABİLMEK ile UYGUN/LUK ile UYGUR ile UYGURCA ile UYGUNSUZ/LUK ile UYGULAMALI ile UYGUN ADIM ile UYGUNSUZCA ile UYGUN DEĞER ile UYGUR HARFLERİ ile UYGUN KATMANLAŞMA ile UYGULAMALI BİLİMLER ile UYGULAMALI DİL BİLİMİ ile UYGULAMALI RUH BİLİMİ ile UYGULAMALI TOPLUM BİLİMİ

- UYGULAYICI ile/ve/<>/|| UYGULATICI

( Sanatçı, hem uygulayıcı, hem uygulatıcı olabilmelidir. )

- UYGULAYIM ile UYGULAYIŞ ile UYGULAYICI/LIK ile UYGULAYIMCI/LIK ile UYGULAYIM BİLİMİ

- UYİCAM/UYUCAM" değil UYUYACAĞIM


- UYKU/LUK ile UYKUCU/LUK ile UYKULU/LUK ile UYKUSUZ/LUK ile UYKU SETİ ile UYKU İLACI ile UYKU SAATİ ile UYKU APNESİ ile UYKU SEMESİ ile UYKU TAKIMI ile UYKU TULUMU ile UYKU SERSEMİ ile UYKUCU MAHMUT ile UYKULU UYKULU ile UYKU HASTALIĞI ile UYKU SERSEMLİĞİ

- UYMAZ ile/ve/değil/||/<>/< "UYUMAZ"

- UYUCAK/UYUYUCAK" değil UYUYACAK

- UYUCAK" değil UYACAK

- UYUM BAŞARISI[İng. FITNESS] ile/||/<> AKRABA SEÇİLİMİ[İng. KIN SELECTION] ile/||/<> DİREKT UYUM BAŞARISI[İng. DIRECT FITNESS] ile/||/<> DOLAYLI UYUM BAŞARISI[İng. INDIRECT FITNESS] ile/||/<> EBEVEYN YATIRIM TEORİSİ[İng. PARENTAL INVESTMENT THEORY] ile/||/<> KAPSAYICI UYUM BAŞARISI[İng. INCLUSIVE FITNESS]

( Bir türün gelecek nesillere ne kadar gen aktardığını gösteren ya da gelecek nesillere aktaracağı gen performansının ölçülmesinde kullanılan, ömür boyu eşeysel başarıyı ve hayatta kalma becerisini gösteren terimdir. @@ Tür içindeki bireylerin yalnızca kendi uyum başarılarına yönelik değil, aynı zamanda akrabalarının uyum başarısına yönelik olarak da deneyimledikleri seçilim tipidir. Akrabaların hayatta kalıp üreyebilmesi, bireylerin kendisi tarafından paylaşılan genlerin de başarısı olduğundan dolaylı uyum başarısı ile ilişkilidir. @@ Yavru üretebilme becerisiyle ilişkili olan uyum başarısıdır. Hayatta kalabilmeye ve üremeye doğrudan katkı sağlayan her özellik, direkt uyum başarısını arttırmaktadır. @@ Bir bireyin akrabalarının üreme başarısındaki artıştan ötürü, kendisine benzer genlerin nesiller içerisindeki başarısının artmasına bağlı olarak, ilgilenilen bireyin uyum başarısının artmasıdır.Bir birey (F) düşünün. Bireyin annesi (A), babası (B), kuzeni (K) olsun. Bireyin anne ve babasıyla paylaştığı genlerin benzerliği oldukça yüksektir (0.5 olarak ifade edilir). Kuzeni ile paylaştığı genler de önemli düzeydedir (0.25 olarak ifade edilir). Bu akrabaların evrimsel süreç içerisindeki başarılarının yüksek olması, dolaylı olarak bireyin kendi evrimsel uyum başarısını da arttırmaktadır. Çünkü akrabaları başarılı olup üredikçe, kendisinde bulunan genleri de aktarabilmektedirler. @@ Ebeveyn yatırımı (PI: parental investment), ebeveynin soyunun devam edebilmesi dolayısıyla kendi özelliklerinin doğada sürdürülebilmesi için yavru bakımına yaptığı harcamalardır. Zaman ve enerji en önemli ebeveyn yatırımlarıdır. Ebeveynler, bu teori sayesinde anlaşıldığı gibi, aslında yavrularına "karşılıksız" bir sevgi beslemezler ve "karşılıksız" olarak bakımda bulunmazlar. Evrimsel açıdan bu emeklerinin karşılığı, kendi genlerini büyük oranda taşıyan yavrularının hayatta kalıp, kendilerindeki genleri yaymalarıyla, uyum başarısının dolaylı olarak artması biçiminde döner. @@ En basit tanımıyla direkt uyum başarısı, bireyin üreme ve hayatta kalma başarısı ile dolaylı uyum başarısının (bireyin akrabalarının üreme başarısından kaynaklı evrimsel başarısıdır) toplamıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- UYUMAK/UYKU ile/ve UYUKLAMAK/PİNEKLEMEK/IMIZGANMAK/KÜNGÜLDEMEK/KÜNGÜRDEMEK/ŞEKERLEME/KAYLÛLE

( Günde ortalama 7 saat uyku yeterlidir! [Kişiden kişiye, değişkenlere ve koşullara bağlı olmak üzere 4 - 10 saat arasında olabilir.] )
( SAAT ON[22:00], YATAĞA KON! )
( Uykuya dalma süresi, yaklaşık, 7 dakikadır. )
( Elma, birçok uyarandan daha etkili bir uyku açıcıdır. )
( ÂFTÂB-SÜVÂR[Fars.]: Sabahları erken kalkan, gün doğmadan uyanmak alışkanlığına sahip olan. )
( İHTİMÂM[Ar.]: Elemden/kederden dolayı uyuyamama. )
( Uyuklama durumunda, ereksiyon gerçekleşebilmesi, olağandır. )
( ... İLE Uyuklar gibi hareketsiz oturmak. | Bir yerde, hiçbir iş yapmadan oturmak. )
( KÜNGÜLDEMEK/KÜNGÜRDEMEK: Uyuklamak. | Elden ayaktan düşmek. )

- UYUMAK ile UYUŞMAK ile UYUŞMAK

( Uyku durumu/deneyimi. İLE Kendin geçmek. İLE Birlikte ya da karşılıklı olarak uyumlu hareket etmek ya da hareket etmeye çalışmak. )

- UYUŞUK/TEMBEL[Fars. < TENBEL] ile/ve/=/||/<> HIMBIL

- UYUTMAK ile/ve/||/<> UYANDIRMAK

( Gövdeyi ameliyat etmek için gereklidir. İLE/VE/||/<> Zihni/ni "ameliyat etmek" için gereklidir. )

- UZAK BİR YER ile/ve/<> UZAAAK BİR YER

( Dilde. İLE/VE/<> Belâgatta. )

- UZAM/DÜZLEM/HAYYİZ/VÜSAT[Ar.] ile VÜS'AT[Ar. < VÂSİ/VÂSİA]

( Belirli noktalar toplamı. İLE Geniş, engin, açık, enli, bol. )

- UZA(T)MAK ile/ve/değil/||/<>/< TEKRAR

- SPACE QUANTIZATION[İng.] / ESPACE DE QUANTIFICATION[Fr.] / RAUMQUANTELUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= UZAY KUANTALANMASI

- SPACE CHARGE POLARIZATION[İng.] / POLARISATION DE CHARGE D'ESPACE[Fr.] / RAUMLADUNGSPOLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= UZAY YÜKÜ KUTUPLANMASI

- SPACE CHARGE[İng.] / CHARGE D'ESPACE, CHARGE SPATIALE[Fr.] / RAUMLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= UZAY YÜKÜ

- SPACE-TIME[İng.] / ESPACE-TEMPS[Fr.] / RAUM-ZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= UZAY-ZAMAN

- FEZA[Osm.] / SPACE[İng.] / ESPACE[Fr.] / RAUMGITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= UZAY

- UZAY = MEKÂN = SPACE[İng.] = ESPACE[Fr.] = RAUM[Alm.] = SPATIUM[Lat.] = ESPACIO[İsp.]

- ÜZENGİLEMEK ile ÜZENGİLENMEK ile ÜZENGİ ile ÜZENGİLİ ile ÜZENGİSİZ ile ÜZENGİ TAŞI ile ÜZENGİ KAYIŞI ile ÜZENGİ KEMİĞİ

- UZLAŞIM/SAL ile UYLAŞIM/SAL


- UZLAŞMA ile UZLAŞMAZ/LIK ile UZLAŞMACI/LIK ile UZLAŞMALI

- UZÛBET[Ar.] ile UZÛBET/UZBET[Ar.]

( Tatlılık, şirinlik, lâtiflik. İLE Bekârlık, ergenlik. )

- ÜZÜM ile/||/<>/> ŞIRA/ŞÎRE[Fars.] ile/||/<>/> ŞARAP[Ar. < ŞERÂB] ile/||/<>/> SİRKE

( CEM ŞÎT: Şarabı bulan. )
( ... İLE Henüz mayalanmamış üzüm suyu. | Bazı meyve ve sebzelerin özü. İLE ... İLE ... )
( Annesi.[helâl] @@ ...[helâl] @@ Kızı.[haram] @@ ...[helâl] )

- ÜZÜM ile ÜZÜMCÜ/LÜK ile ÜZÜMLÜ ile ÜZÜMSÜZ ile ÜZÜM SUYU ile ÜZÜM ÜZÜM ile ÜZÜMLÜ KEK ile ÜZÜM ASMASI ile ÜZÜM HOŞAFI ile ÜZÜM KURUSU ile ÜZÜM ŞEKERİ ile ÜZÜM ŞIRASI ile ÜZÜM PEKMEZİ ile ÜZÜM SALKIMI ile ÜZÜM SİRKESİ ile ÜZÜM KOMPOSTOSU

- UZUN/KISA) SÜRELİ/LİK (/ SOLUKLU/LUK) ile SÜREKLİ/LİK

- LONGITUDINAL DIFFUSION COEFFICIENT, B[İng.] ile/değil/yerine/= UZUNLAMASINA DİFÜZYON KATSAYISI, B

- LONGITUDINAL DIFFUSION TERM, B/U[İng.] ile/değil/yerine/= UZUNLAMASINA DİFÜZYON TERİMİ, B/U

- V-COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT-V[Fr.] / V-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= V KATSAYISI

- V-PARTICLE[İng.] / PARTICULE V[Fr.] / V-TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= V PARÇACIĞI

- VAAD[Ar. VA'D] ile/||/<> TAAHHÜT/D[Ar.] / ÜSTENME/ÜSTLENME

( Bir işi yerine getirmek için verilen söz. @@ Bir şey yapmayı üstüne alma. | Bir işin yapılmasını üzerine alıp resmî olarak sözleşme yapma. )

- VACİB ile MUHTAR

- VÂCİB ile KADÎM

- VACİB ile MÜMKÜN

( Varlığını kendinden alan. İLE Varlığını dışarıdan alan. )

- VA'D[Ar.] ile VÂD[Ar.]

( Söz verme, üstüne alma. | Yapılmasına söz verilen şey. İLE Oğul. )

- VÂHİD ile/ve/||/<>/> ÂHİD/AHÂD

( Bir. İkincisi düşünülemeyen. Sıfat. İLE/VE/||/<>/> Tek. Zât. )

- VÂHİD[Ar.] ile VAHÎD[Ar.] ile FERÎD[Ar.]

- VÂHİM[Ar. < VEHM] ile VAHÎM[Ar. çoğ. VİHÂM, VAHÂMÂ]

( Kuran, kuruntulu. İLE Ağır, sonu tehlikeli, çok korkulu. )

- VAHS/VEHS[Ar.] ile VAHZ[Ar.]

( Ayak altında çiğneme. | Kırma. İLE Çimdikleme. | Sivri bir şey batırarak acıtma. | Isırma, sokma. )

- VAHŞET ile/ve VAHÂMET["VEHÂMET" değil!]

- VAHŞ/VAHÎŞ[Ar.] ile VAHŞ[Ar. çoğ. VAHŞÂN, VUHÛŞ]

( Dört ayaklı hayvanlarda görülen bir hastalık. İLE Yabani, ürkek, insandan kaçan hayvan. | Issız, tenha yer. )

- VAÎD ile VAHÎD

( Birini iyiliğe sevk ve kötülükten uzaklaştırmak için korkutma, yıldırma. @@ Bir. İkincisi düşünülemeyen. Sıfat. )

- VAÎD[Ar.] ile VÂİZ[Ar. < VA'Z | çoğ. VÂİZÂN, VU'ÂZ]

( Birini iyiliğe sevk ve kötülükten uzaklaştırmak için korkutma, yıldırma. İLE Dini öğütlerde bulunan.[ibâdet yerlerinde] )

- VAJİNA[İng. VAGINA] ile/||/<> YAPAY DÖLLENME[İng. ARTIFICIAL FERTILIZATION]

( Latincede "vāgīna" sözcüğünden gelen, Türkçeye "vajina" olarak giren bu sözcüğün kelime anlamı "kılıf" ya da "kın"dır. Dişilerin, lifli ve kaslı (fibromasküler) yapıda olan üreme organının bilimsel adıdır. Canlılarda cinsel birleşme ve çocuk doğumu görevlerine sahiptir. "Vajinit, dişilerde görülen bir tür vajina hastalığıdır ve vajinanın iltihabından bahsederken kullanılır." @@ Cinsel birleşme dışında, başka bir yolla, genellikle deneysel olarak spermlerin vajinaya iletilmesidir. Bu yöntem, seçkin bir erkekten çok sayıda yavru alınmasına yaradığı için hayvancılıkta çok kullanılmaktadır. İnsanlarda da, cinsel iktidarsızlık ve kısırlık tedavisinde, sınırlı da olsa bu yöntemden yararlanılabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- VAK'A ile/ve VAKIA

( Olay, olgu. İLE/VE Gerçeklik. [Düştüğü gibi.] )
( Tekrarlanmayan. İLE/VE Tekrarlanabilir olan. )

- VAKD[Ar.] ile VAKT/VAKİT[Ar. çoğ. EVKAT]

( Ateşin yanması, tutuşması. İLE Vakit, zaman. | Saat, günün çeşitli saatleri. | Mevsim. | Uygun zaman. | Boş zaman. | Geçim. | Çağ, zaman. | Fırsat. | Belirli/belirtilen zaman. )