( Var olan DNA molekülünün bir kopyasını yapma. @@ DNA sentezinin başlamasını sağlayan nükleik asit dizisidir. Polimerin "3' ucu"na DNA polimeraz bağlanır ve tepkimeleri (DNA kopyalama/replikasyonu) başlatır. @@ Kromozom DNA'sının anlamı olmayan DNA zinciri parçalarıdır. Normalde herhangi bir işlevleri yoktur; ama kromozoma başlık oluşturarak (capping) kopyalamanın ardından gerçekleşebilecek genetik bilgi kayıplarını önler (çünkü dizinin 3' sonunda bir sarkıntı oluşuma neden olur). Tekrarlayan dizinler DNA zincirinin herhangi bir yerinde görülebilir.İnsan genomunun %20'si tekrarlayan DNA dizinlerinden oluşur. DNA zincirnin sonunda tekrarlayan dizilere telomer denir. DNA kopyalanırken zincirin son kısımları kopyalanamaz ve bu nedenle telomerler kısalır. Yaşlılığın ve ölümün bundan kaynaklandığı düşünülmektedir. Hücresel aktivitelerde görevli olmadıkları için işlevsel bir kayıp oluşmaz.
( Her bir gözün görme alanı içinde retinada optik diske (göz sinir başları) denk gelen küçük alan. Bu alanda fotoreseptör bulunmadığından bu alanda görüntü algılaması yapılamaz. @@ Işık özelliklerini, hareketlerini, ışığın ölçümünü, sınıflandırılmasını ve ışığın etkileşimini inceleyen fiziğin alt dalı. Günlük hayatta ve teknolojide sıklıkla yararlanılan optik, gözle görülebilen ışık dalgalarının yanı sıra gözle görülemeyen kızılötesi ve morötesi ışık dalgalarının hareketlerini incelemektedir.
( Gelişimlerinin bir kısmında notokord bulunduran canlılar. Notokord, tamamen geliştiğinde vücut boyunca uzanan bir çubuktur. Vücudunu sertleştirir ve hareket esnasında destek görevi görür. Tüm kordalılar omurgalı değil. @@ Embriyonik mezodermde oluşan ve omurgalı embriyoların ön-arka yönünü sağlayan sopa biçiminde uzantı. Aynı zamanda sinir sistemi, iskelet ve çoğu kasın oluşumunu başlatır. @@ Kordalılar şubesinin yarım kordalılar, gömlekliler ve başı kordalılar alt şubelerini içeren bölümüdür.
( Bir nesneyi başka bir nesne ile uyarlı kılan bağ. | Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi, bağlılık. | İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü, deneştirme. | İki ya da daha fazla değişken arasındaki bağıntı. | Görelilik. | İki ya da daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık ya da eşitlik. )
( Gözün ön kısmını kaplayan ve yaklaşık 12 milimetre olan şeffaf zar. Kenarları dışında kan damarı içermez, ancak sinirler bulundurur ve temasa karşı oldukça hassastır. @@ Aqueous humor siliyer uzantılar tarafından, kan sıvısının süzülmesiyle oluşur. Kornea ve iris arasındaki boşluğu doldurur ince, sulu bir sıvıdır. Bu sıvı göz içi basıncını oluşturur, kornea ve lensini besler ve göze şeklini verir. @@ Göz kapaklarının iç kısmını ve göz küresinin kornea dışındaki ön kısmını örten mukozal bir yapıdır. Kısımları şöyle ayrılır; Palpebral konjuktiva göz kapaklarının iç yüzeyini kaplar, oküler (bulbar) konjuktiva da gözün ön tarafında bulunur ve forniks konjoktiva kendi üzerine kıvrılarak oluşmuş bir tabakadır. @@ Gözbebeğini çevreleyen ve göze rengini veren kaslı bölge. Lensin önünde ve korneanın arkasında bulunur. İriste bulunan kaslar, gözbebeğinin boyutunu kontrol eder ve retinaya ne kadar ışığın ulaşacağını ayarlar.
( Tehlikeden kurtulmak, korunmak için yapılmış yer. | Sığınılan, saklanılan yapı, mağara gibi yer. | Koruyan, esirgeyen, saklayan kişi. İLE Ambalajlanan malı dış etkilere karşı korumak için ambalaj çatısına çakılan tahta, kontrplak vb. malzeme. İLE Otsu, genellikle 30-70 cm. boyunda, çok yıllık, pembe çiçekli, hayvan yemi olarak kullanılan bir bitki. )
( Uzun bir egzersizin ardından bazı insanların coşku, öfori hissi yanında azalmış anksiyete ve acı hissetme kabiliyetinde azalma biçiminde tanımlanabilecek his yaşama durumu. Bu durumun artan endorfin hormonuyla ilgili olduğu düşünülüyor. @@ Aşırı mutlu, heyecanlı ve özgüvenli olma hali. Kişi yoğun neşe ve heyecan yaşamakta olup bunların düzeyi, koşulların gerektirdiklerinden çok daha fazladır.
( Bir dik üçgende, bir açının komşu kenar uzunluğunun karşı kenar uzunluğuna oranı olarak tanımlanan bir trigonometrik fonksiyon. Kotanjant, tanjantın tersidir ve trigonometrik analizde önemli bir yere sahiptir. Kotanjant, tanjant fonksiyonuna benzer biçimde periyodik bir yapıya sahiptir ve her π\piπ radyanda bir tekrar eder. Matematik, fizik ve mühendislik alanlarında, özellikle dalga analizleri, faz hesaplamaları ve eğim belirlemelerinde kullanılır. @@ Bir dik üçgende bir açının karşı kenar uzunluğunun komşu kenar uzunluğuna oranı olarak tanımlanan temel bir trigonometrik fonksiyon. Trigonometrik analizde ve açılar arasındaki ilişkileri çözümlemede yaygın olarak kullanılır. Fonksiyon, periyodik bir yapıya sahip olup her π radyanda bir tekrar eder. Bu fonksiyon, matematik, fizik ve mühendislikte, özellikle eğim hesaplamaları, dalga analizleri ve elektrik devrelerinde faz açılarının belirlenmesinde önemlidir.
( Koza. | Kozalaklıların, genellikle dibi yuvarlak, tepesi koni biçiminde ve odunsu dokulu meyvesi, kozak. | Olmamış, kuru, ham meyve. | Bal mumuna basılmış mührün bozulmaması için üzerine yapıştırılan kapakçık. İLE Palamut ağacının ya da karaçalının yemişi. | Çam ve servi kozalağı. | Haşhaş bitkisinin tohumu. | Taneli ve tanesiz mısır koçanı. | Ham meyve. | Etli meyve. | Toparlak, yuvarlak. )
( Evrenbilim, evren bilimi ya da kozmoloji, bir bütün olarak evreni konu alan bilim dalının ismidir. Her ne kadar kozmoloji sözcüğü nispeten yakın zamanlı bir sözcük olsa da, evren tarih boyunca bilim, felsefe, ezoterizm ve din gibi farklı disiplinler tarafından araştırma konusu olmuştur. Kozmoloji ise bir sözcük olarak ilk kez 1730 yılında Christian Wolff'un Cosmologia Generalis isimli eserinde kullanılmıştır. Çağdaş yazında kozmoloji ya da evrenbilim ile genelde fiziksel kozmoloji kastedilmektedir. Bu bağlamda, kozmologlar kozmoloji çalışmalarının içinde astronominin yanı sıra birçok bilim dalını da kullanırlar; biyolojiden matematiğe kadar... Kozmoloji, evrenin yapısını, tarihini ve geleceğini inceler. Fiziksel evrenin bir bütün olarak kavranıp anlaşılmasını sağlamak amacıyla doğa bilimlerini, özellikle gökbilim ve fiziği bir araya getirir. @@ Evrenin kökeninin araştırması ya da evrenin kökeni ile ilgili teorilere verilen genel isim. Kozmoloji ile karıştırılmamalı. Kozmoloji, bir başka adıyla evrenbilim, evreni inceleyen dal. Bu sebeple evreni genel olarak inceler; evreni doğuşundan sonuna kadar inceler, evrenin doğası ve içerdiklerinin doğasına kadar, evrene dair her şeyle ilişkili. Bundan farklı olarak kozmogoni, sadece evrenin doğuşu ve kökeni ile ilgili. Kozmogoni sadece bilimsel olmak zorunda değil; çağdaş bilimin ortaya çıkışına kadar kozmogoni sıklıkla dini bir karaktere sahipti. Bugün farklı kozmogoni anlayışları incelenirken sıklıkla ayrım yapılır; dini karakterde olan kozmogoniler "dini kozmogoni", bilim bazlı incelemelerse "fiziki kozmogoni" başlığı altında işlenir.
( Çekirdekte genlerin normal durumunu temsil eden ilişkili histon ve histon olmayan DNA kompleksi. İki biçimde bulunur: ökromatin, daha az miktarlarda bulunur, daha serbesttir ve kopyalanabilir, heterokromatin ise daha sıkıdır ve kopyalanamaz. Dişi memelilerin aktif olmayan X kromozomu, heterokromatin örneğidir. @@ Genetik olarak etkileşime girmeyen, çokça boyanan, geç kopyalanan kromozom kısımları. @@ DNA’nın etrafına sarılan ve kromozoma yapısal destek veren bazik protein. Yüksek arginin/lisin içeriğine sahiptirler. DNA’yı paketleyip düzenleyerek nükleozom ismi verilen birimlere ayırırlar. Histon genleri poli-adenin kuyruğunu kodlamaz. Bütün ökaryotik göze çekirdeğine, kromatinlerde DNA çift ipliği ile beraber nükleozomların yapısına giren H1, H2A, H2B, H3, H4, H5 tipleri bilinmektedir. Prokaryotların bazılarında da histon-benzeri proteinler bulunur. @@ Özel kümeler halinde bulunan modifiye edilimiş histon kalıntılarının, başka kromatin parçalarıyla olan spesifik etkileşimlerinden doğan eşsiz biyolojik sonuçları düzenlediğini öne süren hipotez. @@ Mitoz ve mayoz bölünmenin ilk evresi. Bu evrede kromatin iplikler kısalıp kalınlaşarak kromozomlara dönüşür, sentrozom organeli kendini eşler ve çift kutuplara dağılır, iğ iplikleri oluşur ve son olarak da çekirdek zarı ve çekirdekçik erir. @@ Ökaryotik kromozomların sonunda ardarda tekrarlanan dizilerden oluşur. Kromozomlar, gözenin her bölünmesinde yaklaşık 100bp kaybeder. Telomeraz enzimi kayıp bazları ekleyebilir. Telomer, doğrusal kromozomların uçlarında bulunan, herhangi bir gen kodlamayan, özelleşmiş heterokromatin yapılarıdır.
( Göze çekirdeğinde küçük tanecikler, düzensiz kitleler ya da ağ biçiminde bulunan, soya çekim olaylarını sağlayan, bazı boyalarla hemen boyanabilen nesne. İLE/||/<> Bir kromozomun uzunlamasına iki yarısından her biri. İLE/||/<> Göze çekirdeğinde bulunan DNA ve protein yapısı. )
( Prokaryot ve ökaryot gözelerin çekirdeğinde bulunan, sayısı ve şekli her canlı için sabit ve belirli olan, göze bölünmesi sırasında iplikler halinde ortaya çıkarak koyu renkli boyanan yapılar. Kromozomlar üzerinde genler bulunur. Her kromozom çok uzun bir DNA molekülü ile bu molekülle birlikte bulunan proteinlerin çok sayıda sarmallar meydana getirmesiyle göze bölünmesinin metafaz safhasında belirgin olarak ortaya çıkar. İnterfazda sarmalların kısmen ya da tamamen çözünmesi sebebiyle ayırt edilemezler. Prokaryot gözelerin tek DNA molekülüne de "kromozom" denir. @@ Kardeş kromatitlerin birbirine bağlandığı sentromer bölgesi. İki uçtan birine daha yakın bir yerde bulunan kromozom türüdür. İnsan türünün 13, 14, 15, 21 ve 22. kromozomları bu şekildedir. @@ Kromozom üzerinde belirli bir noktada bulunan, belirli bir genin bilinen farklı varyasyonlarından her birine verilen addır. Kısaca bir genin değişik biçimleri olarak da ifade edilir. Aleller, genlerde aynı karakteristik özelliklerin ortaya çıkmasını sağlar. Örneğin kan gruplarını belirleyen genlerin A, B ve O olmak üzere 3 farklı aleli vardır. Bunların farklı kombinasyonları ile farklı kan grupları oluşur. @@ Bir kodonun sentezlemesi gerekenden farklı bir aminoasiti sentezlemesine neden olan nokta mutasyonudur. Örneğin, Orak Hücre Anemisine sebep olan bir anlamsız mutasyonda 11.kromozomda GAG olması gereken baz dizilimi GTG olur vr 6. aminoasitte "glutamik asit" yerine "valin" sentezlenir. @@ Cavallier-Smith'in önerdiği, çekirdeği ve çubuk şeklindeki kromozomu olan en eski tek gözeli ökaryotları barındıran ama mitokondri ya da plastid içermedeği için prokaryotlar ve ökaryotlar arasındaki bir geçiş basamağı olduğu düşünülen alem. Ayrıca, çekirdeğin evrimini kanıtlamak için organellerden önce için kanıt olarak da kullanıldılar. Bağırsak paraziti Giardia lamblia (protist) buna bir örnek. @@ Genetik olarak bağlanmış gen gruplardaki alellerin belirli kombinasyonları. Bu öbekler aynı kromozomdaki birbirine yakın bölgelerde yer alan genlerin kodlanmasıyla oluşur. CmACS-7 deki tanımlanmış haplotip; @@ Bir alelin homolog karşılığının olmaması durumu. Erkeklerdeki X kromozomunda meydana gelmiş mutasyonlar ya da gen kaybı bu duruma örnek gösterilebilir. @@ Belli bir alel çifti ya da alel serisi bakımından birbirine benzemeyen genlerin bulunduğu kromozomları taşıyan bireylerdir.
( Genellikle söğüt ya da başka ağaç dallarından örülen, yük taşımaya yarayan, kaba ve dayanıklı sepet. | Bu sepetin alabildiği ölçüde olan. | Kıç. İLE Terazi gözlerinden her biri. )
( Külçe. İLE Kayaç. İLE Demet, bağlam. İLE Katı nesnelerin büyük parçası. | Kitle. | Bir nesneye uygulanan güçle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren katsayı ya da nesne niceliği. )
( Yolculuk için hazırlanan yiyecek. | Sefer durumundaki askerler için hazırlanan yiyecek. İLE Genellikle yabancı sınai, ticari ortaklık. | Tiyatro topluluğu. | Aynı görüşü paylaşan, aynı eylemi yapanlar topluluğu. )
( Üst bölümleri bembeyaz ve küme durumunda, tabanı da çoğu kez yatay ve esmer bulut. [Çok yükselirse fırtınaya dönüşebilir.] İLE/||/<> Kule gibi dev bulutlar. [Şiddetli fırtına, dolu, yıldırım ve yoğun yağış getirir.][En tehlikeli bulut türüdür.] İLE/||/<> İnce, tül gibi, yüksek bulutlar. [24 – 48 saat içinde hava değişimini haber verir.][Buz kristallerinden oluşur.] İLE/||/<> Gökyüzünde küçük balık pulu desenleri gibidir.[Hava serin ve istikrarlı olur.]["Hava değişiyor." göstergesidir.] İLE/||/<> Gökyüzünü tül gibi kaplayan ince örtü.[Güneş/ay etrafında hâle oluşturabilir.][Yaklaşan sıcak cephe ve hafif yağışın habercisidir.] İLE/||/<> Gri, yaygın, alçak bulut tabakası.[Kapalı hava, çiseleme, sis ya da pus getirir.][Şafak vaktinde sık görülür.] İLE/||/<> Düşük, kalın ve dalgalı bulut öbekleridir.[Genelde kararlı havadır ve ara ara hafif yağış olur.] İLE/||/<> Gökyüzü orta yükseklikte gri bir tabaka durumundadır.[Uzun sürecek hafif yağmurların habercisidir.] )
( Günümüzden yaklaşık olarak 279.300.000 ile 272.300.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimi. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir.
( Ayrıca "Copy"[İng.] sözcüğünün de köp ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir. İLE Küçük küp. Kumbara. )
( Hititler döneminde kapalı bir alanda büyük küpler yere gömülürdü. Yiyeceklerin aynı ısı ortamında uzun zaman, bozulmadan kalmasını sağlayan bu yöntemde ne kadar çok küpünüz varsa o kadar zenginsinizdir. Baysınız, beysinizdir. En çok küpü olan yani köpetli/kuvvatlı olan şüphesiz ki devletin başı, aynı zamanda Tanrı vekili olan kraldır. )
( Piyango biçiminde düzenlenmiş çekilişlerde kesilerek kullanılan basılı parça. | Gazete ve dergilerin düzenledikleri kampanyalarda verilecek hediye karşılığı olarak biriktirilmesi gereken basılı kâğıtların her biri. | Devlet tahvili, hisse senetleri vb. değerli kâğıtların üzerinde bulunan ve belirli zamanlarda sahibine faiz ya da kazanç payı olarak belirli bir gelir sağlayan kesilmiş parça. | İşveren tarafından çeşitli amaçlarda kullanılmak üzere çalışanlarına verilen para değeri olan fiş. İLE Yalnız bir giysilik dokunmuş ya da kesilmiş, üstün nitelikte kumaş parçası. )
( Yabancı paraların, ulusal para cinsinden değeri. | Düzey. İLE Öteki cinse ilgi göstererek onun hoşuna gitme, zihnini ve gönlünü kazanmaya çalışma. | Birinin duygularını okşayacak biçimde davranarak onun zihnini ve gönlünü kazanmaya çalışma. )
( Sadece tesadüfe ve şansa bağlı bir ayırma yapmak üzere başvurulan her türlü araç, ad çekme. İLE Köyler, kasabalar. İLE Kur'ân'ı, Yedi Kırâet ve On Rivâyet dahilinde okuyan üstad hafızlar. )
( Evrendeki olguların birçok defa test edilmesiyle doğrulanmış deney ve gözlemler sonucu geliştirilen sistematik bir açıklama. Kuramlar, yasaları açıklamak için kullanılan araçlardır, ispatlanınca yasaya dönüşmezler. Yeni keşfedilen olayları açıklamada yetersiz olabilecekleri gibi bilim insanlarının katkılarıyla geliştirilebilirler. "Kuram" olarak da bilinir. @@ İki bireyin akrabalık bağını belirten ifade. r=n(0.5)Lr = n(0.5)^Lr=n(0.5)
L
ifadesi ile belirlenir. Denklemde rrr akrabalık katsayısı, nnn ortak genlerin yüzde cinsinden ifadesi, LLL ise mayoz sayısı ya da nesil bağlantısını temsil eder. Farklı kuramlarda, farklı ve daha kapsayıcı denklemlere rastlamak da mümkündür. @@ Çağdaş Epistemoloji’de en ünlü Bağlamsalcı metinlerden biri David Annis’in “A Contextualist Theory of Epistemic Justification” adlı metnidir. Bağlamsalcılar, doğru inançların epistemik gerekçelendirilmesinin zamansal ve ilişkisel olarak ele alınması gerektiğini iddia ederler. Örneğin, sahip olduğum bir doğru inancın gerekçesi, “şu an” içinde bulunduğum konu ve zaman bağlamları çerçevesinde ele alınmalıdır. Bir doktora ya da bir esnafın bir doğru inancı gerekçelendirmesi, içinde bulundukları zaman, sosyal çevre ve diğer bağlamları anlayarak mümkündür. Epistemik gerekçelendirmeyi sosyal bir olgu olarak gören bu yaklaşım, bilgi mefhumunu soyut ve teorik bir tartışma alanında ilişkisel ve sosyal bir düzleme çekmektedir. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Doğanın, toplumun ve düşüncenin genel hareket ve gelişme yasalarını araştıran felsefi bilim; bağlamlılığın ve gelişimin genel kuramı ve aynı zamanda düşünce ve eylemin genel yöntemidir. @@ Darwin'in evrim kuramına göre iklim, besin, rekabet vb. şartlara uyabilenlerin yaşamaya devam etmesi, uyamayanların ise yok olması süreci. Bu süreç sebebiyle, hayatta kalmak konusunda avantajlı olanların (uyum başarısı yüksek olanların) kalıtsal özellikleri daha fazla gelecek nesillere aktarılır ve böylece, her yeni nesilde, daha uyumlu bireyler popülasyon içinde çoğalır. Karasal yaşantıdan, denizel yaşantıya geçen memeli hayvanlarda, arka bacakları daha körelmiş bireyler, hem enerji sarfiyatı bakımından, hem de hidrodinamik yapı bakımından diğerlerine göre daha avantajlı. Bu sebeple, evrimsel süreç içinde yunus ve balina gibi memelilerin ataları denizel yaşantıya adapte olurken, arka bacakları giderek kısalmış ve sonunda tamamen yok olmuş. Balinaların vücudunda halen bu arka bacakların kalıntısı olarak, tamamen işlevsiz kemik parçaları, vücut içinde bulunmakta. @@ R.A. Fisher tarafından öne sürülen bu teorinin tam ismi Fisher'ın doğal seçilim hakkında temel teoremidir. Matematiksel gösterimler içermesine karşın bu teorem matematiksel bir teorem değildir. Bu teoremin ana fikri:"Bir organizmanın herhangi bir zamandaki uyum başarısındaki artış yüzdesi,genetik çeşitliliğinin uyum başarısına eşittir." Yani eğer bir populasyonda varyasyon fazlaysa doğal seçilim de fazla olacaktır. @@ Niles Eldredge ve Stephen Jay Gould tarafından 1972'de ileri sürülmüştür. Bu teori, türlerin uzun zaman dilimleri boyunca Doğal Seçilim etkisi altında aslında oldukça az değişime uğradığını; ancak asıl evrimsel değişimlerin, ciddi çevresel değişimlerin olduğu zamanlarda, belirli popülasyonlarda, göreceli olarak hızlı bir şekilde, kısa bir zaman aralığında meydana geldiğini ileri sürer. Evrimin ana mekanizması olarak Genetik Sürüklenme görülür. Günümüzde tek başına kabul edilmemekte, Modern Sentez dahilinde diğer seçilim türlerinin güçlü etkisiyle bir arada ele alınmakta.