| ORTA YAZACA GÖRE |

- EVİN/EWİN ile TAHIL
[<

( Tahıl tanesi, tohum. İLE ... )

- EVJEN METHOD[İng.] / MÉTHODE D'EVJEN[Fr.] / EVJEN-METHODE, EVJENSCHES VERFAHREN[Alm.] ile/değil/yerine/= EVJEN YÖNTEMİ

- EVLÂD-I SULBİYE/SULBİYYE ile/||/<> EVLÂD-I ÜMM

( Vakıfta birinin çocuklarını anlatan terim.[Birin torunları, onun evlâd-ı sulbiyyesidir.]. İLE/||/<> Ölenin, ana bir oğlan ve kız kardeşleri. )

- EVLENMEK ile/ve/||/<>/< EĞLENMEK

- EVRÂD[Ar. < VİRD] ile/ve/||/<> EZKÂR[Ar. < ZİKR]

( Okunması âdet olunan dini dualar. | Her zaman, dilde ve ağızda dolaşan sözler. İLE/VE/||/<> Anmalar, anımsamalar/hatırlamalar, bildirmeler, söylemeler. | Zikirler. )

- PHASE DIAGRAM[İng.] / DIAGRAMME DE PHASE[Fr.] / PHASENDIAGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= EVRE/FAZ DİYAGRAMI

- EVREN/EVRAN ile EVRENG[Fars.] ile Evren

( Gök var olanların bütünü. kâinat, cihan, âlem, kozmos. | Düzenli ve uyumlu bir bütün olarak düşünülen tüm var olanlar. kâinat. | Büyük yılan. | Kişinin içinde yaşadığı, ilişkide bulunduğu ortam. İLE Taht. İLE Ankara iline bağlı ilçelerden biri. )

- EVREN/EWREN ile EVREN
[<

( Demirci ocağı biçiminde yapılan ekmek fırını. İLE ... )

- EVRİM AĞACI[İng. EVOLUTIONARY TREE] ile/||/<> ATASAL[İng. ANCESTRAL] ile/||/<> EDİNİLMİŞ[İng. ACQUIRED] ile/||/<> FİLOGENETİK[İng. PHYLOGENETIC] ile/||/<> FİLOGENETİK AĞAÇ[İng. PHYLOGENETIC TREE] ile/||/<> FOSİL[İng. FOSSIL] ile/||/<> KARDEŞ GRUPLAR[İng. SISTER GROUPS] ile/||/<> KARDEŞ TÜRLER[İng. SIBLING SPECIES/SISTER SPECIES] ile/||/<> PALEONTOLOJİ[İng. PALEONTOLOGY]

( Türlerin ya da popülasyonların birbirleriyle olan evrimsel ilişkilerini gösteren çizimlerdir. Belirli canlıları kapsayabileceği gibi, var olmuş, olan ve olacak olan tüm türleri de kapsamaktadır. Paleontolojik çalışmalarda atalar fosil kayıtlarından bilinebilir, ancak aynı zamanda günümüzdeki genetik, morfolojik, ekolojik, vb. özelliklerden de ortak ata tahminlerinde bulunulabilir. Aynı zamanda "filogenetik ağaç" olarak da bilinir. @@ Evrim Ağacı üzerinde, ortak atanın torun türlerle ortak olarak paylaştığı özellikler. Zıt anlamlısı edinilmiş ya da gelişmiştir. @@ Evrim Ağacı üzerinde ortak atanın sahip olmadığı; ancak torun türlerden biri ya da birkaçının sonradan edindiği özelliklerin her biridir. @@ Çeşitli organizma grupları arasındaki evrimsel ilişkinin araştırılmasını konu alan bilim dalıdır. Filogenetik ağaçlar ise (filogeni ağacı, evrim ağacı ya da yaşam ağacı olarak da bilinir), bu tarihi şematik olarak göstermemize yarayan araçlardır. @@ Türlerin ya da popülasyonların birbirleriyle olan evrimsel ilişkilerini gösteren bir çizimlerdir. Belirli canlıları kapsayabileceği gibi, var olmuş, olan ve olacak olan tüm türleri de kapsamaktadır. Paleontolojik çalışmalarda atalar fosil kayıtlarından bilinebilir, ancak aynı zamanda günümüzdeki genetik, morfolojik, ekolojik, vb. özelliklerden de ortak ata tahminlerinde bulunulabilir. Aynı zaman "evrim ağacı" olarak da bilinir. @@ Çökelti kayaçları ya da taşlar ile kayaların içinde rastlanan taşlaşmış, canlı parçaları ya da kalıntıları. "Taşıl" olarak da bilinir. @@ Bir evrim ağacı üzerinde aynı ortak atasal düğümden farklılaşmış tür grupları ve soy hatlarıdır. @@ Bir evrim ağacı üzerinde aynı atasal düğüm noktasından farklılaşmış türlerdir. @@ Fosiller üzerinde çalışan bilim alanı. Bu dalın uzmanları paleontolog olarak isimlendirilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- EVRİM[İng. EVOLUTION] ile/||/<> ADAPTİF ÖZELLİK[İng. ADAPTIVE TRAIT] ile/||/<> ADAPTİF YAYILIM[İng. ADAPTIVE RADIATION] ile/||/<> AFİNİTE OLGUNLAŞMASI[İng. AFFINITY MATURATION] ile/||/<> AGNATHA

( En kısa tanımıyla evrim, popülasyon içi gen ve özellik dağılımlarının nesiller içerisindeki değişimidir. Bu tanımdaki her bir basamak, evrim için olmazsa olmazdır: @@ Bir canlının evrim sürecinde kazandığı ve gelişim sürecinde ortaya çıkan, bunun sonucunda o canlının hayatta kalma ve/veya üreme başarısını artıran nitelikleridir. @@ Bir türün kısa zaman içinde birçok farklı türe evrimleşmesi süreci. Bu evrimsel süreç, genellikle bir ortamdaki çeşitli ekolojik boşlukların doldurulması ya da yeni ortamlara uyum sağlanması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Adaptif yayılım sürecine örnek olarak Hispaniola, Küba ve Bahamalar'dan gelen kahverengi anoller (Anolis sagrei), kabuk anolleri (Anolis distichus) ve şövalye anollerinin (Anolis equestris) Karayip Adaları'na yayılması verilebilir. @@ B gözelerinin belirli bir antijen için afinitelerini artırdığı süreçtir. B gözesi spesifisitesinin bu "ince ayarı", B gözesi reseptörlerinin somatik hipermutasyonunun tekrarlanan bir döngüsü ve ardından klonal seçilim yoluyla gerçekleşir. Moleküler düzeyde bir evrimsel mekanizmadır. @@ Latincede "çenesiz" anlamına gelen bir kelimedir. Taksonomide "çenesiz balıklar" süpersınıfı için kullanılır. Bu sınıf, omurgalılar içerisindeki en ilkin çenesiz hayvanları içerir. Yaklaşık 530 milyon yıl önce evrimleşmişlerdir ve günümüzde halen bulunan bir sınıftır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- EVRİM = TEKÂMÜL = EVOLUTION[İng.] = ÉVOLUTION[Fr.] = ENTWICKLUNG, EVOLUTION[Alm.] = EVOLUTIO[Lat.] = EVOLUCIÓN[İsp.]

- EVSÂM[Ar. < VESM/VEŞM] ile EVSÂM[Ar. < VASM]

( Gövde üzerine bir iğne ile kara bir tozdan yapılan resimler, biçimler ya da yazılan yazılar, döğmeler. İLE Ayıplar, utanmalar, arlar, hayâlar. )

- EVSÂT[Ar. < VASAT] ile EVSAT[Ar. çoğ. EVÂSİT]

( Ortalar. İLE Bir şeyin ortası. | Ortadaki. | Orta, orta halli. | Yüksek ile alçak arası. | Türk müziğinin büyük usûllerindendir. )

- EVTÂR[Ar. < VATAR] ile EVTÂR[Ar. < VETER]

( Gereksinimler, gerekli olanlar. İLE Yaya gerilmiş ipler, kirişler, teller. | Bir eğimin iki ucuna bağlanan düz çizgiler. )

- EVVELİYAT[Ar.] değil/yerine/= ÖNCESİ

- EVVELSİ GÜN değil EVVELKİ GÜN

- EVVELSİ SENE değil EVVELKİ(ÖNCEKİ) YIL/SENE

- EVYE" değil EVİYE[Fr. < ÉVIER]

- EVZÂR[Ar. < VEZER] ile EVZÂR/EFZÂR[Fars.]

( Kaleler, hisarlar, sığınılacak yerler. | Galebeler, üstünlükler. | Dağlar. İLE Sanat/zanaat sahiplerinin kullandıkları aletler. )

- EWALD-KORNFELD METHOD[İng.] / MÉTHODE D'EWALD-KORNFELD[Fr.] / EWALD-KORNFELD-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= EWALD-KORNFELD YÖNTEMİ


- EWALD SPHERE[İng.] / SPHÈRE D'EWALD[Fr.] / EWALDSCHE KUGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= EWALD KÜRESİ

- EWALD METHOD[İng.] / MÉTHODE D'EWALD[Fr.] / EWALD/SCHE METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= EWALD YÖNTEMİ

- EWING THEORY OF FERROMAGNETISM[İng.] / THÉORIE DU FERROMAGNÉTISME D'EWING[Fr.] / EWING-FERROMAGNETISMUS-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EWİNG FERROMANYETİZMA KURAMI

- EXISTENTIAL NATURALISM[İng.] değil/yerine/= VAROLUŞSAL DOĞALCILIK

( Doğanın tamamının, var olanlardan ibaret olduğunu savunan felsefi duruştur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- EXOPLANET[İng.] değil/yerine/= ÖTEGEZEGEN

( Güneş sistemi dışındaki gezegenlerdir. Bu tanıma hem diğer yıldızlar etrafında yörüngede olan hem de yıldızının yörüngesinden ayrılmış ya da galaksi merkezinin yörüngesinde olan "başıboş" gezegenler girer. Fakat diğer yıldızlar etrafındaki ötegezegenlerin keşfi gözlemsel olarak daha kolay olduğundan, bugüne kadar keşfedilen ötegezegenlerin çoğu yıldızların yörüngesindeki gezegenlerdir. Bu tür ötegezegenler, yıldızlarının rengindeki küçük renk değişimleri (yıldızlarını kütle çekimsel olarak salladıklarında) ya da parlaklık azalmaları (yıldızlarının önünden geçtiklerinde) incelenerek keşfedilmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- EXTANT SPECIES[İng.] değil/yerine/= BAKİ TÜR

( Günümüzde varlığını koruyabilmiş türlerdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- EXTREMOPHILE[İng.] değil/yerine/= EKSTREMOFİL

( Aşırı koşullarda yaşayan mikroorganizmalar. Genellikle yüksek sıcaklık, yüksek tuzluluk, asidik ya da alkali pH, yüksek basınç gibi ekstrem çevresel etmenleri kapsar. Zorlu ortamlarda evrimleşmiş ve ekstremozim adı verilen enzimler sayesinde yaşamlarını sürdürmektedirler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- EYÂLÂT[Ar. < EYÂLET] ile EYÂLET[Ar.]

( Vâlîlerin yönetimi altında bulunan bölgeler. İLE Bir vâlînin yönetimi altında bulunan bölge. )

- EYER değil EĞER

- EYERLEMEK ile EYERLENMEK ile EYERLETMEK ile EYER ile EYERCİ/LİK ile EYERLİ ile EYERSİZ ile EYER KAŞI ile EYER KALTAĞI


- EYİLİM değil EĞİLİM

- EYİM değil EĞİM

- EYİTİM değil EĞİTİM

- EYLEM:
KARINCA[< KARIŞTIRARAK]
ve/||/<> KARARINCA/KARARINDA

- EYLEM ile/||/<> EK EYLEM/MECHÛL ile/||/<> EYLEMLİK ile/||/<> ETKEN/EDEN ile/||/<> EDİLGEN EYLEM ile/||/<> BUYRUM ile/||/<> ORTAÇ/FERÎ FİL ile/||/<> GEÇİŞLİ/MÜTEADDÎ ile/||/<> GEÇİŞSİZ/LÂZIM ile/||/<> KİŞİSİZ/MEÇHUL

( ... İLE/||/<> Ad soylu dil birimlerinin yüklem işlevi üstlenmesini sağlayan eylem. İLE/||/<> Başlıca işlevi, eylemin belirttiği oluşu göstermek olan ad özellikli eylemsi. İLE/||/<> Etken biçimde oluşa katılan öğe. İLE/||/<> Öznenin, yapılan işin etkisi altında kaldığını belirten çatıyla kurulan eylem. İLE/||/<> Eylemin yapılması gerektiğini buyurarak anlatan isteme kipi. İLE/||/<> Eylemden türemiş, çoğunlukla ön ad/sıfat, bazen de ad olarak kullanılan eylemsi. İLE/||/<> Nesneyle kullanılan eylem. İLE/||/<> Nesnesiz kullanılan eylem. İLE/||/<> Kişi belirtisi olmayan eylem kipleri ile üçüncü tekil kişi çekimlerinde öznesi belirli olmayan eylem biçimleri için kullanılan bir tanım.+ Diller/Arapca )

- EYLEMEK ile EYLEYEBİLMEK ile EYLEM/LİK ile EYLEMCİ/LİK ile EYLEMLİ/LİK ile EYLEMSİZ/LİK ile EYLEM PLANI ile EYLEMSİZLİK İLKESİ

- EYLEMSİZ DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE ile/değil/yerine EYLEMLİ DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE

( El duası olmadan, dil duası olmaz. )
( Yaparak başarırsınız, tartışıp çekişerek değil. )
( Kalbi değiştiren eylemdir. )
( Herşey yapıldığında zihin sessiz kalır. )
( Sağlam bir anlayışa sahip bir kişi, eylemden sakınmaz. )
( İnandığınızı yapın ve yaptığınıza inanın. Başka her şey enerji ve zaman savurganlığıdır. )
( Evinizin eşiğini temizlemeden, komşunuzun damındaki kardan şikâyet etmeyiniz. )

- INERTIA MATRIX[İng.] / MATRICE D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSMATRIX[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK MATRİSİ

- EYLENCE değil EĞLENCE

- EYMEK değil EĞMEK


- EYRİ değil EĞRİ

- EYRING EQUATION[İng.] / ÉQUATION D'EYRING[Fr.] / EYRING-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EYRİNG DENKLEMİ

- EYRING THEORY[İng.] / THÉORIE D'EYRING[Fr.] / EYRING-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EYRİNG KURAMI

- EYTİŞİM(DİYALEKTİK) ve/||/<> GÖRELİLİK ve/||/<> HOLOGRAFİK EVREN ve/||/<> SİBERNETİK ve/||/<> KUVANTUM

- EYV ile/ve

- EZ'AF[Ar. < ZAÎF] ile EZ'ÂF[Ar. < ZI'F]

( Daha/pek zayıf, dermansız, kuvvetsiz. İLE Bir şeyi, iki katı yapan fazlalıklar, katlar. )

- EZBERLEMEK ile EZBERLENMEK ile EZBERLETMEK ile EZBERLETEBİLMEK ile EZBERLEYEBİLMEK ile EZBER ile EZBERE ile EZBERCİ/LİK

- EZDİRMEK ile EZDİRTMEK

- EZGİ/NAĞME[Ar.]/MELODİ[Fr. < MÉLODIE] ile/ve/||/<> ARA NAĞME

( Güzel, uyumlu ses. | Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği söz. İLE Şarkı, türkü, köçekçe vb. küçük güfteli bestelerde, güftenin iki kıtası arasına ya da başına, sonuna da gelebilen, sözsüz çalınan parça. | Sık sık söylenilen söz ya da açılan sorun. )

- EZGİLENMEK ile EZGİLEŞMEK ile EZGİLEŞTİRMEK ile EZGİ ile EZGİN/LİK ile EZGİÇ ile EZGİLİ ile EZGİNCE ile EZGİSEL/LİK


- EZHÂR[Ar. < ZAHR] ile EZHÂR[Ar. < ZEHRE/ZEHERE]

( Arkalar, sırtlar. | Yüzler, satıhlar. İLE Çiçekler. )

- EZKÂR[< ZİK[İ]R]:
ZİKİRLER | ANMALAR, ANIMSAMALAR, SÖYLEMELER

- EZOTERİK ile EKZOTERİK

( Ezoterik: 1.İçsel/Lâtif olan; 2. Üyelerine açık, halka kapalı. İLE
Ekzoterik: Dışsal/Kesif olan, herkese açık olan. )
( Yeraltı suları. İLE Yerüstü suları. )

- EZZA değil ECZA

- F-BLOCK[İng.] ile/değil/yerine/= F-BLOKU

- F CENTERS[İng.] / CENTRES-F[Fr.] ile/değil/yerine/= F MERKEZLERİ

- FABRİKATÖR[Fr. < FABRICATEUR] değil/yerine/= FABRİKACI

- FABRY-PEROT INTERFEROMETER[İng.] / INTERFÉROMÈTRE DE FABRY-PEROT[Fr.] / FABRY-PEROT-INTERFEROMETER, FABRY-PEROT-INTERFERENZSPEKTROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= FABRY-PEROT GİRİŞİMÖLÇERİ

- FAC-/FACİ- ile/||/<> FASCİ- ile/||/<> PROSOP-/PROSOPO-

( Yüz. İLE/||/<> Bant. İLE/||/<> Yüz. )

- FACEBOOK ile X/TWITTER ile YOUTUBE ile LINKEDIN ile INSTAGRAM["INSTANGRAM" değil!] ile PINTEREST ile BLOG ile FOUR SQUARE

( Kurabiye yemeyi seviyorum. İLE Kurabiye yiyorum. İLE Bakın nasıl da yiyorum kurabiyeyi. İLE Nasıl kurabiye canavarı oldum? İLE Buyurun, kurabiye yerkenki fotoğrafım. İLE Kurabiye tarifimi de paylaşayım. İLE Kurabiye yapma/yeme anılarım. İLE Şurada, kurabiye yiyorum. )
( I like eating cookie. VS. I'm eating cookie. VS. This is how I eat my cookie. VS. My skills include eating cookie. VS. Here's a photo of the cookie I eat. VS. Here's my recipe for the cookie. VS. Here's my cookie eating experience. VS. This is where I am eating the cookie. )

- FACTORIAL[İng.] değil/yerine/= FAKTÖRİYEL

( Seçilen bir pozitif tam sayıdan 1'e kadar olan tüm pozitif tam sayıların çarpımıdır. Matematikte "!" işareti ile gösterilir. Gösterimi şöyledir:

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- FAGOSİT[Fr. < PHAGOCYTE] değil/yerine/= YUTAR GÖZE

- FAGOSİTOZ[Fr. < PHAGOCYTOSE] değil/yerine/= GÖZE YUTARLIĞI

- FAHRENHEIT-ARÄOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= FAHRENHEİT AREOMETRESİ

- FAHRENHEIT'S HYDROMETER[İng.] / HYDROMÈTRE DE FAHRENHEIT[Fr.] ile/değil/yerine/= FAHRENHEİT HİDROMETRESİ

- FAİZ ile/ve MÜREKKEP FAİZ

- FAİZLENDİRMEK ile FAİZ ile FAİZCİ/LİK ile FAİZLİ ile FAİZSİZ ile FAİZ HADDİ ile FAİZ ORANI ile FAİZ FİYATI

- FAKAT[Ar.] ile FAKD[Ar.] ile FAKÎD[Ar.]

( Yalnız, ancak, lâkin, ama, şu da var ki. İLE Yokluk, bulunmama. İLE Nadir bulunan.[nesne] )

- FAKÎR-ÂNE[Ar., Fars.] ile FAKÎR-HÂNE[Ar., Fars.]

( Fakire yakışacak biçimde/sûrette. | Fakircesine. | Nezâket olarak "ben" zamirinin karşılığı. İLE [alçakgönüllülükle] Söz söyleyenin evi. )

- FAKR ile FAHR

( Yokluk, yoksunluk. İLE Övünç. )
( SORU ve YANIT
( [40'LAR MECLİSİ] KİM O? ve
1. MUHAMMED en RESULLULLAH
2. ABDULLAH oğlu MUHAMMED
3. el-FAKR ün FAHRİ: Yokluğum, övüncümdür.
[ Allah'ın hakkı 3'tür sözü, bu deneyimden çıkmıştır.] )

- FAKSİMİLE[Fr. < FACSIMILÉ] değil/yerine/= TIPKIBASIM

- FAKSLAMAK ile FAKSLATMAK ile FAK ile FAKR ile FAKS ile FAK FUK FONU

- FAKTİTİF[Fr. < FACTITIF] değil/yerine/= ETTİRGEN EYLEM

- FAKTÖR[İng.] değil/yerine/= ETKEN/ETMEN

- FAKÜL[Fr. < FACULE] değil/yerine/= BENEK

- FALAKA ile FALAKACI ile FALAKALI ile FALAKASIZ

- FALAN"["FELAN/FELEN" değil!] ile "YANİ"

- FALANCA ..., FİLANCA ...

- FALANJİST[Fr. < PHALANGISTE] değil/yerine/= FALANJ ÜYESİ.[İSPANYA'DA]

- FALCATE[İng.] değil/yerine/= FALKAT

( Ayası orak biçiminde kıvrık olan basit yaprak.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- FALEZ[Fr. < FALAISE] değil/yerine/= YALI YAR

- FALİYET değil FAALİYET

- FALSE CONSENSUS EFFECT[İng.] değil/yerine/= YANLIŞ ORTAKLIK ETKİSİ

( Başka insanlarla; davranış, tutum, inanç bakımından benzerliklerinin abartılması durumudur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- FAMENNIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= FAMENİYAN EPOKU

( Günümüzden yaklaşık olarak 372.200.000 ile 358.900.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir. Kaynaklarda bir örneği görülebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- FAMILYAL/FAMILIAL[İng.] değil/yerine/= AİLEVİ

- FANATİK[Fr. < FANATIQUE] değil/yerine/= BAĞNAZ

- FANATİZM[Fr. < FANATISME] değil/yerine/= BAĞNAZLIK

- FANATİZM[İng. FANATICISM | Fr. < FANATISME] değil/yerine/= BAĞNAZLIK

- FÂNİ[Ar.] ile FANİ[Yun.]

( Ölümlü, gelip geçici, kalımsız. İLE İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti. )

- FÂNİ ile/ve/||/<> FUNNY


- FANNING FRICTION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE FROTTEMENT DE FANNING[Fr.] / FANNING-REIBUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= FANNİNG SÜRTÜNME KATSAYISI

- PHANOTRON[İng.] / PHANOTRON[Fr.] / PHANOTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= FANOTRON

- FANTASTİK[Fr. < FANTASTIQUE] değil/yerine/= HAYALÎ

- FANTOM[Fr. < FANTÔME] değil/yerine/= HAYALET

- PHANTOM[Alm.] ile/değil/yerine/= FANTOM

- FARADAY'S DISC[İng.] / DISQUE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHE SCHEIBE, FARADAYSCHE RUNDSHEIBE[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY DİSKİ

- FARADAY'S LAW OF ELECTROLYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= FARADAY ELEKTROLİZ YASALARI/KANUNLARI

- FARADAY'S LAWS OF ELECTROLYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= FARADAY ELEKTROLİZ YASALARI

- FARADAYSCHES ELEKTROLYSEGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY ELEKTROLİZ YASASI

- FARADAY EFFECT[İng.] / EFFET FARADAY[Fr.] / FARADAY-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY ETKİSİ


- FARADAY'S LAW OF INDUCTION[İng.] / FARADAYSCHES INDUKTIONSGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY İNDÜKSİYON YASASI

- FARADAY DARK SPACE[İng.] / ESPACE SOMBRE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHER DUNKELRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY KARANLIK BÖLGESİ

- FARADAY CYLINDER[İng.] / CYLINDRE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHER ZYLINDER[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY SİLİNDİRİ

- LOIS DE L'INDUCTION DE FARADAY[Fr.] ile/değil/yerine/= FARADAY'IN İNDÜKSİYON YASALARI

- FARADIC CURRENT[İng.] / COURANT FARADIQUE[Fr.] / FARADISCHER STROM, INDUKTIONSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADİK AKIM

- FARENJİT[Fr. < PHARYNGITE] değil/yerine/= YUTAK İLTİHABI

- FARENKS/FARİNKS ile FARİNGEAL

( Boğaz, yutak. İLE Boğaz [ile ilgili], yutak [ile ilgili]. )

- FARK[Ar. çoğ. FURÛK] ile FÂRIK/A[Ar. < FARK] ile FÂRİG[Ar. < FERÂĞ]

( Ayrılık, başkalık, iki ya da daha çok şey arasındaki ayrılık. | Ayırma, ayırlma, seçilme. İLE Fark eden, ayıran. İLE Vazgeçmiş, çekilmiş. | Rahat, âsûde. | Boş, boş kalmış, işini bitirmiş, işsiz. | Bir mülkün, tasarruf, sahip olma, kullanma hakkını başkasına terk eden. )

- FARK ile/ve/||/<> MÜBÎN[Ar. BEYN/BEYÂN]

( ... İLE/VE/||/<> İyiyi, kötüyü [hayr'ı, şer'i] ayıran/ayırabilen. | Açık, apaçık, belirli. )

- FARKLILAŞMA[İng. DIFFERENTIATION] ile/||/<> ENDÜKSİYON[İng. INDUCTION] ile/||/<> F İSTATİSTİĞİ[İng. F STATISTICS] ile/||/<> F-İSTATİSTİKLERİ[İng. F-STATISTICS] ile/||/<> GAUSE KURALI[İng. GAUSE'S RULE]

( Ayrışmamış bir gözenin (örn; bir kök gözenin) vücuttaki spesifik bir gözeye dönüşme işlemine verilen addır. Farklılaşma, bir takım genlerin aktive olduğu, bazılarının inaktive olduğu karmaşık bir süreçtir. Bunun sonucunda farklılaşan bir göze spesifik bir yapıya bürünür ve belirli bir fonksiyonu vardır.Olgunlaşmış bir sinir gözesinin diğer sinir gözeleri ile iletişimi sağlamak üzere elektrokimyasal sinyal alıp vermeyi sağlayan ince, fiber dokuya benzeyen çıkıntıları vardır. Laboratuvar şartlarında bir kök göze diğer gözelere (örn; sinir, kalp ya da pankreas gözesine) dönüştürülebilir ve buna yönlendirilmiş (directed) farklılaşma denir. @@ Fizyolojik gelişme seyrinin tetiklenmesi. Embriyonal gelişmede embriyonun farklılaşması ve determinasyonu için önemli bir faktördür. @@ Wright'ın F-istatistiği olarak bilinen Sewall Wright (1969, 1978) tarafından geliştirilen genetik yapının ölçüldüğü bir istatistiktir. F-istatistikleri populasyon genetiğinde bir populasyonda beklenen muhtemel heterozigotluğu belirlemek için kullanılan bir istatistiktir. FST, toplam genetik varyansın (T alt simgesi) bir alt popülasyonda (S alt simge) bulunan toplam genetik varyansa oranıdır. Değerler 0'dan 1'e değişebilir. Yüksek FST, popülasyonlar arasında önemli derecede farklılaşma anlamına gelir. FIS (akrabalık katsayısı), bir bireyin buldundurduğu, alt popülasyondaki varyansın kendisindekine oranıdır. Yüksek FIS, yüksek akrabalık olduğunu gösterir. @@ Wright'ın F-istatistiği olarak da bilinen populasyon genetiğinde genetik çeşitliliği analiz etmek amacıyla Sewall Wright tarafından geliştirilmiştir. FST, alt popülasyonun toplam genetik varyansın toplam genetik varyansa oranıdır. Değeri 0 ile 1 arasında değişir. Bu değer ne kadar yüksekse populasyonlar arası farklılaşma o kadar fazladır. FIS (soy içi üreme katsayısı), bireyin genetik varyansının alt populasyonun genetik varyansına oranıdır. @@ İki tür aynı anda aynı yerde yaşayamaz (ekolojik olarak aynı türler aynı yaşam ortamında bir arada bulunamaz). Bu, yalnızca niş farklılaşmasının (gaga boyutundaki farklılık, kök derinlikleri, vb.) evrimiyle mümkündür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- FARMAKOLOJİ[Fr. < PHARMACOLOGIE] değil/yerine/= İLAÇ BİLİMİ

- FARMASON[Fr. < FRANCMAÇON] değil/yerine/= MASON

- FARS[Fr. < FARCE] değil/yerine/= GÜLDÜRÜ

- FARZ-I MAHAL değil FARZIMUHAL(OLMAYACAK ŞEY YA!)

- FAŞÂFEŞ[Fars.] ile FEŞFEŞE[Fars.]

( Atılan okun havada çıkardığı ses. İLE Hışırtı. )

- FASÂHAT[Ar.] ile FAZÂHAT[Ar.]

( İyi ve açık konuşma, iyi söz söyleme becerisi, uzdillilik. İLE Alçaklık, edepsizlik. )

- FASET/FACET(TE)[İng.] değil/yerine/= DÜZ, PÜRÜZSÜZ YÜZEY

- FÂSİH[Ar. < FESH] ile FASÎH[Ar. çoğ. FUSAHÂ]

( İptal eden, bozan, çürüten, fesheden. İLE Güzel, düzgün ve açık konuşan, iyi söz söyleme becerisi olan. | Açık, âşikâr, sarih. )

- FASIL[Ar. çoğ. FUSÛL] ile FÂSIL[Ar. < FASL]

( Fasl. | Bir bestekârın aynı makamdan bestelediği iki beste. | Türk müziğinde klasik bir konser programı. İLE Ayıran, bölen, fasleden. )

- FAŞİZAN[Fr. < FASCISANT] değil/yerine/= FAŞİST EĞİLİMLİ


- FASO FİSO

( Sıradan. Anlamsız. )

- FASON[Fr. < FAÇON] değil/yerine/= KESİM

- FAŞTAK FIŞTAK ([ÖZENSİZ] YIKAMAK/YIKANMAK)

- FATALİZM[Fr. < FATALISME] değil/yerine/= YAZGICILIK

- FATÎN/E[Ar. < FITNAT] ile FÂTİN[Ar. < FİTNE]

( Zeki, akıllı, uyanık, anlayışlı, kavrayışlı. İLE Fitneci. )

- FÂTİR[Ar.] ile FATÎR[Ar.] ile FATR[Ar. çoğ. FUTUR]

( Füturlu, durgun, gevşek. | Az sıcak, ılık olan. İLE Mayasız saç ekmeği, bazlama. | Bir çeşit pasta. | Olmamış, derecesini bulmamış şey. İLE Çatlak, yarık. | Mantar. )

- FATURA[İt. < FATTURA] değil/yerine/= SAYIŞÇA

- FATURALAMAK ile FATURALATMAK ile FATURALANDIRMAK ile FATURA ile FATURALI ile FATURASIZ/LIK ile FATURALI HAT ile FATURASIZ HAT ile FATURALI YAŞAM

- FAYDALANMAK ile FAYDALANDIRMAK ile FAYDALANABİLMEK ile FAYDA ile FAYDACI/LIK ile FAYDALI/LIK ile FAYDASIZ/LIK ile FAYDASIZCA

- PHASE SOLUBILITY ANALYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= FAZ ÇÖZÜNÜRLÜK ANALİZİ


- PHASENSCHIEBER-OSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ KAYDIRICI OSİLATÖR

- OSCILLATEUR À DÉPHASAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= FAZ KAYMALI OSİLATÖR

- MODULATION DE PHASE[Fr.] / PHASENMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ KİPLEMESİ

- FAZ[Fr. < PHASE] değil/yerine/= ELEKTRİK GERİLİMİNDE EVRE

- PHASE TITRATION[İng.] / PHASE TITERN[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ TİTRASYONU

- FAZLA ENERJİ ve/<> KARMAŞA / KARGAŞA

- FAZLA FAZLA ile/değil FASLA FASLA

( ... İLE/DEĞİL Yer yer. )

- FEBRILE SEIZURE[İng.] değil/yerine/= FEBRİL KONVÜLSİYON

( Genellikle 6 ay ila 6 yaş arası çocuklarda görülen, ateşin 38 derece ve üstüne çıkması ile meydana gelen nöbetlere verilen isimdir. Halk arasında "ateşli havale" olarak da bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- FEDÂ[Ar. < FİDA] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DESTEK

- FEDÂ[Ar. < FİDA] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KATKI


- FEDÂÎ/SERDENGEÇTİ[Ar.] ile FEDÂKÂR/FİDÂ-KÂR[Ar., Fars.]

( Evre, safha. İLE Kendini ya da kişisel çıkarlarını esirgemeyen, fedâ eden, cömert, eli açık. )

- FEDARASYON değil FEDERASYON

- FEHÎM[Ar. < FEHM] ile FEHM[Ar.]

( Zeki, anlayışlı, akıllı. İLE Anlama, anlayış. )

- FELÂ[Ar.] ile FELÂH[Ar.] ile FELAH[Ar.]

( O halde, o zaman. İLE Kurtuluş, selâmet, onma. | Mutluluk, kutluluk. İLE Başlangıç, iptida. )

- FELSEFE:
AKLIN SORUNLARINA YANIT ARAMAK
ve/<>/>
SORU(N)LARINA YANIT ARAMAK
ve/<>/>
ETKİNLİK

( FELSEFE: Aklı kullanma sanatı. )

- FELSEFE:
DÜŞÜNCENİN ...
TARİFİ
ile/ve/değil/||/<>/< TARİHİ

- FELSEFE ile/ve METAFİZİK ile/ve MİSTİSİZM["MİSTİZİM" değil!]

( ... İLE/VE Metafizik sözü ilk defa Peripatos'culardan Rodos'lu Andronikos (M.Ö. I. yy.) tarafından kullanıldığı öne sürülür. İLE/VE ... )
( METAFİZİK: BİLGİ - VARLIK - AHLÂK )

- FELSEFE ve/<> TIP ve/<> TARİH

( Tabakât Literatürü Üzerine Bir İnceleme
[ www.klasikyayinlari.com/ebooks/default.aspx?kitapid=123 ] )

- FEMİNEN[Fr. < FÉMININ] değil/yerine/= KADINSI

- FENER ile FENERCİ/LİK ile FENERLİ ile FENERSİZ ile FENER ALAYI ile FENER BALIĞI ile FENERLİ BURGU ile FENER BALIĞIGİLLER


- FENOKOPİ[İng. PHENOCOPY] ile/||/<> FENOTİPİK ÇEŞİTLİLİK[İng. PHENOTYPIC DIVERSITY]

( Olağandışı çevre koşullarından kaynaklanan ve kendi dışındaki bir genotipin normal dışavurumuna benzeyen fenotipik özellilk. Farklı genetik yapılara sahip olmalarına karşın, farklı türlerin aynı fenotipi göstermesi. @@ Bir popülasyon içerisindeki fenotipik farklılıkların ve çeşitliliğin toplamıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ASİT FENİK[Osm.] / PHENOL[İng.] / PHÉNOL, ACID PHENIQUE[Fr.] / PHENOL[Alm.] ile/değil/yerine/= FENOL

- FENOLOJİ[Fr. < PHÉNOLOGIE] değil/yerine/= BELİRTİ BİLİMİ

- FENOMEN[Fr. < PHÉNOMÈNE] değil/yerine/= OLAY. | GÖRÜNGÜ

- FENOMENİST[Fr. < PHÉNOMÉNISTE] değil/yerine/= GÖRÜNGÜCÜ

- FENOMENİZM[Fr. < PHÉNOMÉNISME] değil/yerine/= GÖRÜNGÜCÜLÜK

- FENOMENOLOJİ[Fr. < PHÉNOMÉNOLOGIE] değil/yerine/= GÖRÜNGÜ BİLİMİ

- FENOTİP[İng. PHENOTYPE] ile/||/<> ALBİNİZM[İng. ALBINISM] ile/||/<> BOMBAY FENOTİPİ[İng. BOMBAY PHENOTYPE] ile/||/<> BULMER ETKİSİ[İng. BULMER EFFECT] ile/||/<> CİNSEL ÇİFTBİÇİMLİLİK[İng. SEXUAL DIMORPHISM]

( Dışyapı. Genetik ve çevresel etkenlerin yarattığı özelliklerin canlının dış görünüşündeki yansımasıdır. Fenotip çoğunlukla genler tarafından belirlenir; ancak bazı koşullarda diğer etkenler, fenotipin genotipe yüzde yüz uymasını engelleyebilir (bkz: hipomorfizm). Fenotip, zaman içinde değişebilir. Birden çok genle kontrol edilen özelliklerin fenotipleri de karmaşıklık gösterir. Genlerin durumuna göre çeşitlilik gösteren fenotip sınıflarına pleiotropik fenotip adı verilir. Biyolojik sınıflandırmanın ilkel aşamasında kullanılan sınıflandırma yöntemi, canlıların görünüşleri; yani fenotipleri üzerine kurulmuştu. Ancak genetik biliminin gelişmesi sonucunda moleküler düzeyde sınıflandırmaya geçilmiştir. Ortak fenotipe sahip canlılar, her zaman evrimsel olarak ortak atadan gelmezler. Yakınsak evrim, fenotiplerin birbirine benzemesini doğurabilir. Modern genetik terminolojisinde, herhangi bir mutasyonun yarattığı değişime de mutant fenotip adı verilir. @@ Deri, saç ve gözlerdeki pigment eksikliğinden kaynaklanan ve kalıtsal bir hastalık. Bu özelliklere sahip kişilere albino denir. Albinizm geni resesif olduğu için fenotip sadece homozigot çekinik durumlarda gözlenir. Albinoların güneşe duyarlı deri ve gözleri vardır. Bu kişilerde göz ve deri kanseri oluşumu daha muhtemeldir. @@ ABO kan öbeği antijen sistemini etkileyen nadir bir durum. Bu fenotipi gösteren bireylerin genotipleri ifade edilememiş A ya da B allelerini bulunduruyor. Fakat kırmızı kan gözeleri bu antijeni göstermiyor, kan grupları O görünüyor. @@ Seçilim sürdükçe genetik çeşitlilik azalır, çünkü çeşitlilik doğa tarafından seçilip azaltılır. Bu azalma ebeveynlerin populasyona göre fenotip çeşitlilik miktarı ile doğru orantılıdır. Çeşitliliği artışı ise genetik mekanizmalar aracılığıyla sağlanır. @@ Bir popülasyon ya da tür içerisindeki bireylerin erkekleri ile dişileri arasındaki fenotipik özelliklerin farklılık göstermesi durumudur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- FEODAL[Fr. < FÉODAL] değil/yerine/= DEREBEYLİKLE İLGİLİ

- FEODALİTE A[Fr. < FÉODALITÉ] değil/yerine/= DEREBEYLİK


- FEODALİZM[Fr. < FÉODALISME] değil/yerine/= DEREBEYLİK DÜZENİ

- FERÂĞ ile/||/<> VEFÂEN FERÂĞ ile/||/<> MERHÛN ile/||/<> GAYR-İ MENKÛL ile/||/<> MEVRÛS MAL ile/||/<> İNTİFÂ ile/||/<> MERİYET/MERİYYET ile/||/<> SÜBÛT-I-ŞERİ

( Satış[Bir mülkün tasarruf, sahip, olma hakkını başkasına terk etme. | Arazi yasasında ise mîrî ya da vakıf arazisinin yararlanma hakkının satışı. İLE/||/<> Taşınmaz mal rehni. İLE/||/<> Rehnedilen mal. İLE/||/<> Taşınmaz mal. İLE/||/<> Miras yolu ile edinilen mal. İLE/||/<> Yararlanma, kullanma. İLE/||/<> Yürürlük. İLE/||/<> Şer'i esaslara göre sabit olan haklar. )

- FERAH FAHUR/FERİH FAHUR[Fars.] ile/ve/||/<>/> FERAH-DEST[Fars.]

( Rahat rahat, geniş geniş, ferah ferah. @@ Eli açık, cömert. )

- FERAH[Ar.] ile FERÂH[Fars.]

( Gönül açıklığı, sevinç, sevinme. İLE Bol, geniş, yayvan, açık. | İç açan, aydınlık. )

- FERAH ile REFAH

- FERAHLAMAK ile FERAHLANMAK ile FERAHLATMAK ile FERAHLANDIRMAK ile FERAH/LIK ile FERAHİ ile FERAH FAHUR ile FERAH FERAH

- FERÂMÛŞ[Fars.] ile FERÂMÜŞ[Fars.]

( Unutma, hatırdan çıkma. İLE Ferâmûş'un hafifletilmişi. )

- FERÂSE ile FERÂŞE/PERVÂNE[Fars.]/USKUR[< İng.]

( Kısrak. İLE Geceleri, ışığın etrafında dönen küçük kelebek. Fırıldak. | Çark. | Haberci, kılavuz. | Şems-i Tebrizi. )

- FERÂSET/FİRÂSET[Ar.] ile FERÂŞET[Ar.]

( Anlayışlılık, çabuk seziş. | Binicilik, at yetiştirme bilgisi. | Yiğitlik, mertlik. İLE Kâbe süpürücüsünün hizmeti. )

- FERÂSET[Ar. < FERES(Çok hızlı giden at)] değil/yerine/= SEZGİ/SEZİ/SEZİŞ/ANLAYIŞ

( ZEKÂNIN İNCELMİŞ VE HIZLANMIŞI | EDEB'İN KALBE İNİŞİ | ANLAYIŞTA ÖNE GEÇME | ZEKÂNIN GÖVDEYİ KONTROL ALTINA ALMIŞ ŞEKLİ. (AKIL-ZEKÂ-FERASET) [AYNI ŞEYİN DEĞİŞİK MERTEBELERDE ALDIĞI ADLAR] )

- FERC[Ar. çoğ. FÜRÛC] ile FEREC[Ar.]

( Aralık, yarık, çatlak. | Dişilik örgeni, avret, utyeri, edep yeri. İLE Gam, tasa ve sıkıntıdan kurtulma. Kederden, darlıktan sonra gelen sevinç, teselli. | Zafer. )

- FERÇ/FERC[Ar.] ile/değil FECR[Ar.]

( Dişillerde üreme örgeninin dış bölümü. İLE/DEĞİL Güneş doğmadan önce ortalığın ağarmaya başladığı vakit, tan vakti. | Güneş doğmadan önce gün doğusunda görülen aydınlık, tan kızıllığı. )

- FERFORJE[Fr. < FER FORGÉ] değil/yerine/= DÖKME DEMİR

( Kapılara, pencerelere ya da evlerin iç bölümlerine süsleme amacıyla yapılıp takılan dövme demir. )

- FERÎD[Ar. < FERD] ile FERÎD[Fars.]

( Tek, eşsiz, eşi olmayan. Tasım/kıyas kabul etmez, ölçüsüz. Üstün. İLE Avcı kuş. | Donmuş, katılaşmış şey. )

- FERÎKAN["ka" uzun okunur] ile FERÎKAYN[Ar.]

( Topluluklar. İLE İki askerî fırka, iki taraf. )

- FERİŞTAH[Fars. < FİRİŞTE] değil/yerine/= UZMAN / EN YETKİLİ

- FERMAR değil FERMUAR

- FERMAT PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE DE FERMAT[Fr.] / FERMATSCHES PRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMAT İLKESİ

- FERMEJÜP[Fr. < FERMÉJUP] değil/yerine/= ÇITÇIT

- FERMENE ile FERMENECİ/LİK ile FERMENELİ


- FERMI'S GOLDEN RULES[İng.] / RÈGLES D'OR DE FERMI[Fr.] / FERMI-GOLDENE-REGELN/REGELUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ ALTIN KURALLARI

- FERMI-DIRAC DISTRIBUTION FUNCTION[İng.] / FONCTION DE DISTRIBUTION DE FERMI-DIRAC[Fr.] / FERMI-DIRAC-VERTEILUNGSFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ-DİRAC DAĞILIM İŞLEVİ/FONKSİYONU

- FERMI-DIRAC STATISTICS[İng.] / STATISTIQUE DE FERMI-DIRAC[Fr.] / FERMI-DIRAC-STATISTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ-DİRAC İSTATİSTİĞİ

- FERMI-DIAGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ DİYAGRAMI

- FERMI ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE FERMI[Fr.] / FERMI-ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ ENERJİSİ

- FERMI STATISTICS[İng.] / STATISTIQUE DE FERMI[Fr.] / FERMI-STATISTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ İSTATİSTİĞİ

- FERMI RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE DE FERMI[Fr.] / FERMI-RESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ REZONANSI

- FERMI SELECTION RULES[İng.] / RÈGLES DE SÉLECTION DE FERMI[Fr.] / FERMI-AUSWAHLREGELN[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ SEÇİM KURALLARI

- FERMI AGE THEORY[İng.] / THÉORIE DE L'ÂGE DE FERMI[Fr.] / FERMI-ALTERSTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ YAŞ KURAMI

- FERMION FIELD[İng.] / CHAMP DE FERMION[Fr.] / FERMIONENFELD/FERMIONSFELD[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİYON ALANI


- FERMION[İng.] / FERMION[Fr.] / FERMION[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİYON

- FERMIUM[İng.] / FERMIUM[Fr.] / FERMIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİYUM

- FERRANTI EFFECT[İng.] / EFFET FERRANTI[Fr.] / FERRANTISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= FERRANTİ ETKİSİ

- FERRIMAGNETISM[İng.] / FERRIMAGNÉTISME[Fr.] / FERRIMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= FERRİMANYETİZMA

- FERROELECTRIC DOMAIN[İng.] / DOMAINE FERROÉLECTRIQUE[Fr.] / FERROELEKTRISCHER BEREICH[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK BÖLGE/BÖLÜT

- FERROELECTRIC HYSTERESIS LOOP[İng.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK ERESİM ÇEVRİMİ

- FERROELECTRIC MATERIAL[İng.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK GEREÇ

- BOUCLE D'HYSTÉRÉSISSE FERROELECTRIQUE[Fr.] / FERROELEKTRISCHE HYSTERESESCHLEIFE[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK HİSTEREZİS ÇEVRİMİ

- FERROELECTRIC SHUTTER[İng.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK KAPAĞI

- OBTURATEUR FERROÉLECTRIQUE[Fr.] / FERROELEKTRISCHER VERSCHLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK KESİCİ


- FERROELECTRIC CRYSTAL[İng.] / CRISTAL FERROÉLECTRIQUE[Fr.] / FERROELEKTRISCHER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK KRİSTAL

- MATÉRIAU FERROÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK MALZEME

- FERROELECTRIC SUBSTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK ÖZDEK

- FERROELECTRIC[İng.] / FERROÉLECTRIQUE[Fr.] / FERROELEKTRIK[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK

- FERROELECTRICITY[İng.] / FERROÉLECTRICITÉ[Fr.] / FERROELEKTRIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİKLİK

- FERROCHROMIUM[İng.] / FERROCHÔME[Fr.] / FERMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROKROM

- FERROMAGNETIC DOMAIN[İng.] / DOMAINE FERROMAGNÉTIQUE[Fr.] / FERROMAGNETISCHE DOMÄNE, FERROMAGNETISCHER BEREICH[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİK BÖLGE/BÖLÜT

- FERROMAGNETIC MATERIAL[İng.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİK GEREÇ

- FERROMAGNETIC CRYSTAL[İng.] / CRISTAL FERROMAGNÉTIQUE[Fr.] / FERROMAGNETISCHER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİK KRİSTAL

- MATÉRIAU FERROMAGNÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİK MALZEME


- FERROMAGNETISCHES MATERIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİK NESNE

- FERROMAGNETIC SUBSTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİK ÖZDEK

- FERROMAGNETIC, FERROMAGNETICS[İng.] / FERROMAGNÉTIQUE[Fr.] / FERROMAGNETIK[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİK

- FERROMAGNETISM[İng.] / FERROMAGNÉTISME[Fr.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİZMA

- FERROMOLYBDENUM[İng.] ile/değil/yerine/= FERROMOLİBDEN

- FERROMANGAN, EISENMANGAN[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROMOLİDBEN

- FERRONICKEL[İng.] / FERRONICKEL[Fr.] / FERROMOLYBDÄN[Alm.] ile/değil/yerine/= FERRONİKEL

- FERTİL ile FERTİLİZASYON

( Döllenebilen, dölleyebilen. İLE Döllenme, dölleme. )

- FÉRY RADIATION PYROMETER[İng.] / PYROMÈTRE À RADIATION DE FÉRY[Fr.] / FÉRY-STRAHLUNGSPYROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= FÉRY IŞINIM PİROMETRESİ

- FE'S[Ar. çoğ. FÜÛS] ile FES[Ar. < FAS]

( İki yüzlü balta. İLE Şapka yerine kullanılan, kırmızı, kalın çuhadan yapılmış, tepesinde püskülü olan, silindir biçiminde başlık. )

- FES[< Fas] ile/değil FESH

( Şapka yerine kullanılan, kırmızı, kalın çuhadan yapılmış, tepesinde püskülü olan, silindir biçiminde başlık. İLE/DEĞİL Verilmiş bir yargıyı/kararı, bozma, kaldırma. | Dağıtma, dağıtılma, kapatma. )

- FESÂHÂT değil FASÂHÂT

( Hoş ve açık konuşma, uzdillilik, iyi söz söyleme becerisi. )

- FESAHAT[Ar.] ile/ve/||/<> FETAHAT[Ar.] ile/ve/||/<> FETAKAT

( Dilin açıklığı. İLE/VE/||/<> Birinin kapıyı/kutuyu vb. açması. İLE/VE/||/<> Bir nesnenin gevşeyip açılması. )

- OSCILLATEUR DE FESSENDEN[Fr.] / FESSENDEN-OSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= FESSENDEN OSİLATÖRÜ

- FETÂ[Ar. çoğ. FİTYÂN] ile FETHA[çoğ. FETEHÂT]

( Genç, delikanlı, yiğit, mert. | Cömert. Eli açık. İLE Arapça sözcüklerin üzerine konulan üstün işareti. | Delik. )

- FETAL/FÖTAL ile FETUS/FÖTUS/FÖTÜS

( Dölüt [ile ilgili]. İLE Dölüt. )

- FETUS[İng.] değil/yerine/= FETÜS

( Embriyoyu takiben, bir yavrunun doğumdan önceki son gelişme evresidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- FEYEZAN/SEYLAP değil/yerine/= TAŞKIN

- FEYNMAN DIAGRAM[İng.] / DIAGRAMME DE FEYNMAN[Fr.] / FEYNMAN-DIAGRAMM, FEYNMAN-GRAPH[Alm.] ile/değil/yerine/= FEYNMAN ÇİZGESİ/DİYAGRAMI

- FİAT" değil FİYAT

( Alım ya da satımda bir nesnenin/hizmetin para karşılığındaki değeri. [bedel, eder, armağan/hediye, kemal, paha] | Bir mal ya da hizmet için uygun görülen para karşılığı. | Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki. )

- FIBER OPTICS[İng.] / OPTIQUE DES FIBRES[Fr.] / FIBER-OPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= FİBER OPTİK

- FİDEİST[Fr. < FIDÉISTE] değil/yerine/= İNANCI

- FİDEİZM[Fr. < FIDÉISME] değil/yerine/= İNANCILIK

- FİKİR ...:
"TEATRİSİ"
değil TEATİSİ

- FIKIRDAMAK ile FIKIRDATMAK ile FIKIRDAŞMAK ile FIKIRDAK/LIK

- FİKİRLEŞMEK ile FİKİRLEŞTİRMEK ile FİKİR ile FİKİRCİ ile FİKİRLİ/LİK ile FİKİRSİZ/LİK ile FİKİR ADAMI ile FİKİR ESERİ ile FİKİR BABASI ile FİKİR İŞÇİSİ ile FİKİR YAZISI ile FİKİR TEATİSİ ile FİKİR İŞÇİLİĞİ ile FİKİR HÜRRİYETİ

- FİKTİF[Fr. < FICTIF] değil/yerine/= İTİBARİ

- FİL DİŞİ ile FİLDİŞİ

( Filin dişi. ile Renk. )

- FÎL[Ar. çoğ. EFYÂL, FÜYÛL] ile Fİ'L/FİİL[Ar. çoğ. EF'AL, FİÂL]

( En büyük kara memelisi olan hayvan. İLE İş, kâr, amel, zamanla ilgili olup anlamı sağlayan sözcük, eylem. )

- FİL[Ar. < FÎL] ile KİNCER[Fars.]

( ... İLE Büyük fil. )
( EFYÂL/FÜYÛL[Ar. < FÎL]: Filler. [bilinen büyük hayvanlar] )