| ORTA YAZACA GÖRE |

- ŞAHKÜL" değil ŞÂKÜL

- SAHNÂN/SAHANÂN/SUHNÂN[Ar.] ile SAHNÂN[Ar.]

( Sıcak gün. | Sıcak, kızgın. İLE Çifte zil. )

- SAHNE ile/<> KONDÜVİT/KONDÜİT[Fr. < CONDUITE]

( ... VE/||/<> Tiyatroda sahneye çıkma sırası gelen kişileri uyarmakla görevli kişi. )

- SAHNELEMEK ile SAHNELENMEK ile SAHNELETMEK ile SAHNELEYEBİLMEK ile SAHNE ile SAHNE DENGESİ ile SAHNE SANATLARI

- SAHR[Ar.] ile SAHR/SUHÛR[Ar. < SAHRE]

( Kaya. İLE Büyük taşlar, kayalar, maden kütleleri. )

- ŞAHS/ŞAHIS/FERT/FERD/INDIVIDU değil/yerine/= BİREY

- SAHTEALELLER[İng. PSEUDOALLELES] ile/||/<> SAHTEBİLİM[İng. PSEUDOSCIENCE]

( Gen gibi davranan ama çaprazlanma (crossing-over) sırasında ayrılabilen gen çiftidir. @@ Bilimsel olarak sunulan fakat bilimsel olmayan iddia, inanış, bilgi ve uygulamaların hepsine verilen isimdir. Bir sahtebilim dışarıdan bakıldığında kolaylıkla anlaşılamayabilir fakat bilimsel yollar, metotlar ve sorular izlendiğinde bilime uymayan, bilimle zıt düşen durumlar oluşturması halinde kolaylıkla anlaşılabilir. Günümüzde en çok tutan sahtebilimler; fal, burçlar, uzay görevleri karşıtlığı, yaratılışçılık, düz dünyacılık ve astroloji yorumlarıdır.[1]

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SAHTELEMEK ile SAHTELETMEK ile SAHTE/LİK ile SAHTECİ/LİK

- SAHÛR[Ar.] ile SAHÛR[Ar. < SİHR] ile SÂHÛR[Ar. < SAHRE] ile SÂÛR[Ar. < SA'R]

( Temcit yemeği, sahur. İLE Gece uyanıklığı, uykusuzluk. | Ay ağılı. İLE Dünyanın aya düşen, ay tutulmasını oluşturan gölgesi. İLE Ocak, fırın. )

- SAHUR ve/<> SEHER


- SÂİB[Ar.] ile SÂİB[Ar. < SEVÂB] ile SÂİB[Ar. < SE'B] ile SAİB[Ar.] ile SAHİB[Ar.]

( Bir yerle, bir şeyle ilişiği olmayan. İLE Yanlışsız, doğru, yanlışlık yapmayan. | Amaca, hedefe uygun. | Hedefe doğru ulaşan. İLE Yağmur getiren bora[İt. < Yun.][: genellikle arkasından yağmur getiren sert ve geçici rüzgâr/yel.]. İLE Çarmıha germek. İLE Sahip[mâlik]. | Bir vasfı olan[hâiz]. | Koruyan[hâmî]. | Bir iş yapmış olan. | Sürekli sohbette bulunan. | Hak yolunu göstermek isteyen mürşid. )

- ŞAİBE[< ŞEVB | çoğ. ŞEVÂİB] ile/değil ŞÂYİA[çoğ. ŞÂYİÂT]

( Leke, kusur, ayıp; noksan, nakîsa. | Art düşünce. | Hile. | Kir, leke | Kötü eser, iz. İLE/DEĞİL Yayılmış haber, yaygın olan, söylenti. )

- SÂİD[Ar. < SUÛD] ile SÂİD[Ar. çoğ. SEVÂİD] ile SAÎD[Ar. < SUÛD]

( Yukarı çıkan, yükselen, kalkan/kalkıcı. | Ön kol. | Pestten tize doğru giden çıkıcı dizi.[>< NÂZİL(İNİCİ): Tizden peste doğru] İLE Kolun dirsekle bilek arasındaki bölümü. İLE Yüksek. | Yukarı çıkan. )

- ŞAİR ile ŞAHİR

( İsmet Özel'in, "Şiir Okuma Kılavuzu" kitabında, açıklamasını bulabilirsiniz. )
( Bir şaire, bir beyit yeter. )
( Şairlerin en kötü "şiirleri", yaşamlarıdır. )

- SAÎR[Ar.] ile SÂİR[Ar. < SEYR] ile ŞÂİR[Ar. < Şİ'R]

( Ateş, alevli ateş. | Tamu, cehennem. İLE Harekette olan, yürüyen, seyir eden. | Bir şeyden kalan başka şey. | Geçen, dolaşan. | Başka, öteki/diğer, gayri. İLE Ozan, şiir yazan/yazarı. )

- ŞAÎR[Ar.] ile ŞÂİR[Ar. < Şİ'R | çoğ. ŞÂİRÂN, ŞUARÂ]

( Arpa. İLE Şair, ozan. )

- SÂK[Ar. çoğ. SİKAN, SÛK] ile SAK/SAKK[Ar. çoğ. SİKÂK, SUKÛK]

( Baldır, incik. | [botanikte] Sap. | [geom.] Kenar. İLE Şer'î mahkemeden verilen îlâm, berat, kadı hücceti ve bunun gibi yazılardaki tabirler, deyimler. | Vesîkalar. )

- SA'KA[Ar.] ile SÂKA/SAKKÂ[Ar. < SEVK | çoğ. SÂİK] ile SAKA[Ar.] ile ŞAKA[Ar.]

( Bayılma, baygınlık, kendinden geçme durumlarına yol açan bir hastalık. İLE Ardçılar, ordunun gerisinde bulunan askerler. | Evlere, çeşmeden su taşımayı iş edinmiş olan. | Kırsal bölgelerde sulama işlerini düzenleyen ve denetleyen kişi. İLE Kuş. )

- SAKATLAMAK ile SAKATLANMAK ile SAKAT/LIK ile SAKATÇI

- SAKÎ[Ar.] ile SÂKÎ[Ar. < SAKY | çoğ. SUKAT]

( Kırağı, çiy.[Fars. JÂLE, ŞEBNEM, BEŞG, BEŞM | Yun. DROSOSTALIDA] İLE Su veren/dağıtan. | Kadeh, içki sunan. | Baldıra, ya da baldır kemiğiyle ilgili. | İnsana/kişilere, Allah sevgisi/nuru saçan kişi. )

- ŞÂKÎ[Ar. < ŞİKÂYET] ile ŞAKÎ[Ar. < ŞEKÂVET]

( Şikâyetçi, şikâyet eden. İLE Bahtsız, kötü hareketli, haylaz, habîs. | Yol kesen, haydut. )

- ŞAKIMAK ile ŞAKALAŞMAK ile ŞAKALAŞABİLMEK ile ŞAK ile ŞAKA ile ŞAKİ/LİK ile ŞAKACI/LIK ile ŞAKALI ile ŞAKULİ ile ŞAK ŞAK ile ŞAKASIZ ile ŞAKA MAKA ile ŞAKA YOLLU

- SÂKİN[< SÜKÛN] / MUKÎM[< KIYAM] ile/ve ŞÂGİL[< ŞUGL]

( Konutta/meskende yaşayan/oturan, ikâmet eden. İLE/VE
Meşgul eden, edici. | Meşgul olmayı gerektiren. | İşgâl eden, tutan. | Bir mülkte oturan. )

- SAKİNLEMEK ile SAKİNLEŞMEK ile SAKİNLEŞTİRMEK ile SAKİNLEŞEBİLMEK ile SAKİN/LİK ile SAKİNCE ile SAKİN SAKİN

- ŞAKIR ŞUKUR

( Fazlaca şakırtı çıkararak. )

- ŞAKIRDAMAK ile ŞAKIRDATMAK

- ŞAKIRRÂK/ŞIKIRRÂK[Ar.] ile ŞAKRAK[Ar.]

- SAKIZLAŞMAK ile SAKIZLAŞTIRMAK ile SAKIZ ile SAKIZCI/LIK ile SAKIZLI ile SAKIZ AĞACI ile SAKIZ BADEMİ ile SAKIZ DİKENİ ile SAKIZ KABAĞI ile SAKIZ RAKISI ile SAKIZ BAKLASI ile SAKIZ TATLISI ile SAKIZ ENGİNARI ile SAKIZ LEBLEBİSİ

- ŞAKK[Ar. çoğ. ŞÜKUK] ile ŞÂKK[Ar. < MEŞAKKAT]

( Yarma, yarılma, çatlama, yırtma, paralama, kırma. | Yarık, çatlak. İLE Eziyetli, zahmetli. )

- SACCHARIDE[İng.] / SACCHARATE[Fr.] / SACCHARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARAT, SAKKARİT


- SACCHARIFICATION[Fr.] / VERZUCKERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİFİKASYON

- SACCHARIC ACID[İng.] / ACID SACCHARIQUE[Fr.] / SACCHARINSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİK ASİT

- SACHARIMETRY[İng.] / SACCHARIMÉTRIE[Fr.] / ZUCKERMESSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİMETRİ

- SACCHARIN, SACCHARINE[İng.] / SACCHARINE[Fr.] / SACCHARIN, O-BENZOESÄURESULFIMID[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİN

- SACCHARIFICATION, SACCHARIFY[İng.] / SACCHARIFIER[Fr.] / VERZUCKERN[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİTLEŞTİRME

- SACCHAROBIOSE[İng.] ile/değil/yerine/= SAKKAROBİYOZ

- SACCHAROMETER, SACHARIMETRY[İng.] / SACCHARIMÉTRIE[Fr.] / SACCHAROMETER, ZUCKERMESSUNG, ZUCKERMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKAROMETRE, SAKKARİMETRİ

- SACCHARONIC ACID[İng.] / ACIDE SACCHARONIC[Fr.] ile/değil/yerine/= SAKKARONİK ASİT

- SUCROSE, SACCHAROSE[İng.] / SACCHAROSE[Fr.] / SACCHAROSE, SUCROSE, ROHRZUCKER, RÜBENZUCKER[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKAROZ

- SAKLAMAK ile SAKLANMAK ile SAKLATMAK ile SAKLANILMAK ile SAKLANABİLMEK ile SAKLANIVERMEK ile SAKLAYABİLMEK


- ŞAKLAMAK ile ŞAKLATMAK

- SAKMARIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= SAKMARYAN EPOKU

( Günümüzden yaklaşık olarak 295.500.000 ile 290.100.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir. Kaynaklarda bir örneği görülebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SAL'[Ar.] ile SÂL[Ar.]

( Baş tepesinin dazlaklığı/kılsızlığı. İLE Yıl/sene. )

- SALÂHİYET/SELÂHİYET[Ar.] ile/ve/||/<>/> SELÂMET[Ar.]

( Yetki sâhibi, yetkili. İLE/VE/||/<>/> Esenlik. | Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu, kurtuluş. | Anlatıma temel olan düşüncenin her bakımdan doğru ve sağlam olması. )

- SALAM[Azr.] = SELAM[Tr.]

- SALATA ile SELÎTA

( ... İLE İçine zeytinyağı konulan salata. )

- SALÇALAMAK ile SALÇALANMAK ile SALÇA/LIK ile SALÇALI ile SALÇALI MAKARNA

- SALDIRMAK ile SALDIRTMAK ile SALDIRABİLMEK ile SALDIRIVERMEK ile SALDIRTABİLMEK ile SALDIRI ile SALDIRICI/LIK ile SALDIRISIZ

- SALDIRMAK ile/ve/<>/> "SAYDIRMAK"

- SALEP ile ASILMIŞADAM

( ... İLE Salepgillerden, çiçekleri asılmış, bir insana benzeyen ve köklerinden salep çıkarılan bir bitki. )

- SALEP[Ar.] ile SA'LEB[Ar. çoğ. SAÂLİB]

( Salepgillerin örnek bitkisi, orkide. [Lat. ORCHIS] | Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden dövülerek hazırlanan beyaz toz. | Bu tozun, şekerli süt ya da su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek. İLE Tilki. )

- SALGILAMAK ile SALGILATMAK ile SALGINLAŞMAK ile SALGI ile SALGIN/LIK ile SALGILI ile SALGINCI/LIK

- SALÎB[Ar. çoğ. SILÂB] ile SÂLİB[Ar. < SELB]

( Haç. [Fars. ÇELİPÂ] İLE Kapıp götüren, alan, alıp yok eden. | Olumsuzlaştıran/menfîleştiren. | İnkâr eden. )

- SÂLİH[< SALÂH] ile ...

( YARAR, ELVERİŞLİ, İYİ, UYGUN, YAKIŞIR | YETKİSİ VE HAKKI OLAN | DÎNİN EMRETTİĞİ ŞEYLERE UYGUN HAREKETTE BULUNAN )

- SALİH ile/ve SAHİH

- SALİH ve/> SARİH

( Salihlerde gaflet olmaz. )

- SÂLİK-MECZUB ile MECZUB-SÂLİK

- SALİK ile/değil SAİK

- EMISSION SPECTRUM[İng.] / SPECTRE D'ÉMISSION[Fr.] ile/değil/yerine/= SALIM TAYFI/SPEKTRUMU, EMİSYON SPEKTRUMU

- SÂLİM ile/ve/<> SELİM

( Güvende olmak, güven vermek. İLE/VE/<> Duru olmak. )
( Aklın. İLE/VE/<> Kalbin. )
( ... İLE/VE/<> Doğru, dürüst, kusursuz. | Ur ya da bazı sayrılıklarda, sonu iyi, tehlikesiz, kötücül olmayan, iyicil. )

- SALINCAK ile SALINCAKLI ile SALINCAKÇI ile SALINCAKSIZ

- OSCILLATION MODE[İng.] / MODE D'OSCILLATION[Fr.] ile/değil/yerine/= SALINIM KİPİ

- OSCILLATION CENTER[İng.] / CENTRE DE L'OSCILLATION[Fr.] ile/değil/yerine/= SALINIM MERKEZİ

- İHTİZAZ[Osm.] / OSCILLATION[İng.] / OSCILLATION[Fr.] / OSZILLATION, SCHWINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SALINIM, TİTREŞİM

- SALICYLALDEHYDE[İng.] / SALICYLALDÉHYDE[Fr.] / SALIZYLALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLALDEHİT

- SALICYLAMIDE[İng.] / SALICYLAMIDE[Fr.] / SALIZYLAMID[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLAMİT

- SALICYLATE[İng.] / SALIZYLAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLAT

- SALICYLIDENE[İng.] ile/değil/yerine/= SALİSİLDEN

- SALICYLIC ACID[İng.] / ACIDE HYDROXY-2-BENZOCOUPAGE, ACIDE SALICYLIQUE[Fr.] / SALIZYLSÄURE, SPIRSÄURE, O-OXYBENZOESÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLİK ASİT

- SALICYLOL[İng.] ile/değil/yerine/= SALİSİLOL


- SALKIM ile CINGIL/CİNGİL/ŞINGIL

( ... İLE Küçük, üzüm salkımı. | Boncuk, gümüş ya da altın para ile yapılmış, başlığa ya da giysiye takılan süs, )

- SALLAMAK ile SALLANMAK ile SALLATMAK ile SALLANDIRMAK ile SALLANABİLMEK ile SALLAYABİLMEK ile SALLAYIVERMEK

- SALLA(N)MAK ile SİLKELE(N)MEK

- SALLANMAK ile YALPALA(N)MAK

- SALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SAÇMAK

- SALMAK/SALAN ile/ve/||/<> SARMAK/SARAN

- SALTANAT ile SALTANATLI ile SALTANATÇI/LIK ile SALTANATSIZ

- ŞALVAR[Fars. < ŞELVÂR] ile ALTINOLUK

( Genellikle ağı çok bol olan, bele bir uçkurla bağlanan, geniş bir pantolon türü. İLE İşlemeli kadın şalvarı. | Altın sırma ya da kılaptanla işlenmiş çizgili kumaş. | Bu cins kumaşların üstünde bulunan sırma işlemeli yollar. | Sarıkların üstüne sarılan sırma şerit. )

- ŞALVAR[Fars. ŞELVÂR]/DİMİ ile/değil/yerine PANTOLON

( Genellikle, ağı çok bol olan, bele bir uçkurla bağlanan, geniş bir pantolon türü. İLE ... )

- SALVO[İt.] ile SALTO[İt.]

( Yaylım ateşi. | Yoğun bir biçimde yapılan atak. | Gemide kullanıldığı yere göre belirli uzunluğu olan ince halatlara verilen ad. İLE Rakibin gövdesini kollarıyla birlikte kavrayarak yana ya da arkaya savurma, devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu. )

- SALYONGOZ değil SALYANGOZ

- SAMAN[Ar.] ile SÂMÂN[Ar.] ile Sâmân[Ar.]

( Türlü ekinlerin, taneleri ayrıldıktan sonra kalan sapları ve daha çok bunların harmanda parçalanmışı. İLE Servet, zenginlik. | Rahat, dinçlik. | Düzen. | Kudret, iktidar. İLE Sâmânî devletinin kurucusu. )

- SAMANA ile SAMANYA

( Huzur içinde yaşayan Brahmin. | Rahip. İLE Tümellik. )

- SAMÂNÎ[Ar.] ile Sâmânî[Ar., Fars. çoğ. SÂMÂNİYÂN]

( Saman renginde, açık sarı. İLE Sâmânî devletinden olan. )

- ŞAMATA ile ŞAMATACI/LIK ile ŞAMATALI

- ŞAMDAN/LIK ile ŞAMDANCI/LIK ile ŞAMDANLI ile ŞAMDANSIZ

- SAMİMİYET ve/||/<> SAMİMİ NİYET

- SAMPLING ERROR[İng.] değil/yerine/= ÖRNEKLEME HATASI

( Bir bireyin taşıdığı özelliklerin, popülasyonun genelindeki özelliklerden rastlantısal olarak farklı olması durumudur. Örnekleme hatası, küçük örnek grupları için fazla, büyük örnek grupları için düşüktür. Yani, bir öbekten ne kadar çok örnek alınırsa, o kadar gerçekçi sonuçlar elde edilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ŞAMYEL/ŞAMREL değil ŞAMBREL[Fr. < CHAMBRE A AIR]

( İç lastik. )

- IMAGINARY POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= SANAL POTANSİYEL


- MUHAYYEL RAKAM[Osm.] / IMAGINARY NUMBER[İng.] / NOMBRE IMAGINAIRE[Fr.] / IMAGINÄRE ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= SANAL SAYI

- SANAT:
[hem] ARAÇ OLARAK
ile/ve/hem de/||/<>/> AMAÇ OLARAK

- SAN'AT[Ar. çoğ. SAN'ÂT] ile SAN'ÂT[Ar. < SAN'ÂT]

( Sanat, ustalık, hüner, mârifet. | Bir şeyi güzel yapmak, bir şeyin güzel, beğenilir olması için uygulanan kurallar. İLE Sanatlar, ustalıklar, hünerler. )

- SAN'AT-GER[Ar.] ile SAN'AT-KÂR[Ar.]

( Sanatçı. | Esnaf. İLE Sanatçı, usta. )

- SANATLAŞMAK ile SANAT ile SANATLI ile SANATÇI/LIK ile SANATSAL/LIK ile SANATSIZ/LIK ile SANAT ERİ ile SANAT ADAMI ile SANAT ESERİ ile SANAT FİLMİ ile SANAT OKULU ile SANAT DÜNYASI ile SANAT DANIŞMANI ile SANAT ENSTİTÜSÜ ile SANAT DANIŞMANLIĞI

- SANATTA KALMAK ile/değil/yerine SANATLA KALMAK

- SANDALYE[Ar. < SANDALİYE] değil/yerine/= OTURGA

- SANDALYE/LİK ile SANDALYECİ/LİK ile SANDALYELİ ile SANDALYESİZ ile SANDALYE KAVGASI

- SANDIK[Ar.] ile SANDUKA

( İçine türlü şeyler konulan, tahtadan, dört köşe, kapaklı ev eşyası. | Bir kurumda, para alınıp verilen yer. | Banka. | Yapılarda, kum, çakıl gibi şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü. | Mahalle tulumbacılarının, omuzda taşıdıkları, sandık biçimi tulumba. İLE Mezarın üzerine yerleştirilmiş, tabut büyüklüğünde tahta ya da mermer sandık. )

- SANDIKLAMAK ile SANDIKLANMAK ile SANDIK ile SANDIKLI ile SANDIKÇI/LIK ile SANDIK EMİNİ ile SANDIK ODASI ile SANDIK SEPET ile SANDIK BALIĞI ile SANDIK EŞYASI ile SANDIK KURULU ile SANDIK LEKESİ ile SANDIK BAŞKANI ile SANDIK ÇEVRESİ ile SANDIK MÜŞAHİDİ ile SANDIK GÖZLEMCİSİ ile SANDIK BALIĞIGİLLER ile SANDIK GÖZLEMCİLİĞİ


- ŞANGIRDAMAK ile ŞANGIRDATMAK

- SANI ile SANRI

( Önce, olduğunuzu sandığınız kişi olmadığınızı anlayın. )
( En küçük bir kuşku olmaksızın, kendinizi sandığınız şey olmadığınızı bilin! )
( Understand first that you are not the person you believe yourself to be.
Beyond the least shadow of doubt, that you are not what you believe yourself to be. )

- SANİYE[Osm.] / SECOND[İng.] / SECONDE[Fr.] / SEKUNDE[Alm.] ile/değil/yerine/= SANİYE

- SANIYORUM ile/ve/||/<> SAYIYORUM

- SANLIUN ile/ve SANRON

( Çin Buda'cı okulu. İLE/VE Japon Buda'cı okulu. )

- SANMAK ile/değil/yerine/>< "SAYMAK"

- SANRI[İng. DELUSION] ile/||/<> BİZAR SANRI[İng. BIZARRE DELUSION] ile/||/<> EROTOMANİ[İng. EROTOMANIA] ile/||/<> EROTOMANYA[İng. EROTOMANIA] ile/||/<> GRANDİYÖZ SANRI[İng. GRANDIOSE DELUSION]

( Gerçek olmadığına dair sağlam kanıtlar olmasına karşın kişinin inandığı mantıksız, gerçek dışı inançlar. "Delüzyon" olarak da bilinmektedir. Akıl hastalığına sahip bir birey sanrılar yaşayabilir. Örneğin, bir ajanın kendisini takip ettiğini ya da uzaylıların bedenini ele geçirdiğini düşünebilir. Sanrılar, kişiden kişiye ve durumdan duruma farklılıklar gösterebilir. @@ Gerçekleşmesi açıkça mümkün olmayan sanrı türü. Örneğin kişi, uzaylıların bedenini kontrol ettiğini düşünebilir. @@ Kişinin; yüksek makam, statü, güç, zenginlik ya da şöhret bakımından kendisinden yüksekte olan birinin kendisine âşık olduğunu düşünmesine sebep olan sanrı türü. Örneğin kişi, ünlü bir oyuncunun kendisinden hoşlandığını düşünebilir. @@ Erotomanya bir sanrı türüdür. Bir kişinin, genellikle ünlü, politikacı ya da yüksek mertebe bir kişinin, kendisine aşık olduğunu düşünmesi durumudur. Bu kişiler rastgele kişilere ya da tanıdıklara da takıntı yapabilirler. Aynı zamanda rahatsızlığı tanımlayan Fransız psikiyatristin adına "de Clerambault Sendromu" 'da denir. @@ Kişinin, kendisini olduğundan büyük görmesine sebep olduğu sanrı türü. Kişi; kendini zengin, güçlü ya da özel güçlere sahip olduğunu düşünebilir. "Büyüklük hezeyanı" olarak da isimlendirilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SANRI ile/ve/||/<> SANCI

- ŞANSIZ ile ŞANSSIZ

( Ünsüz. | Gösterişsiz. | Kılıksız, kıyafetsiz. İLE Şansı olmayan. )

- SANSÜRLEMEK ile SANSÜRLENMEK ile SANSÜRLEYEBİLMEK ile SANSÜR ile SANSÜRCÜ/LÜK ile SANSÜRLÜ ile SANSÜRSÜZ/LÜK


- ZENTIGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAD

- CENTIGRAM[İng.] / ZENTIGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAM

- ZENTIGRAY[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAY

- SANTİMANTAL[Fr. < SENTIMENTAL] değil/yerine/= DUYGULU, İÇLİ, HASSAS

- CENTIMETER[İng.] / CENTIMÈTRE[Fr.] / ZENTIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİMETRE

- SANTONIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= SANTONYAN EPOKU

( Günümüzden 86.300.000 ile 83.600.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ŞANTÖR[Fr. < CHANTEUR] değil/yerine/= ERKEK ŞARKICI

- SANTRANÇ değil SATRANÇ

- CENTRIFUGE[İng.] / CENRIFUGER[Fr.] / TRENNSCHLEUDER, ZENTRIFUGE, SCHLEUDER[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTRİFÜJ

- ŞAPIRDAMAK ile ŞAPIRDATMAK


- ŞAPKA/LIK ile ŞAPKACI/LIK ile ŞAPKALI ile ŞAPKASIZ ile ŞAPKA İŞARETİ

- SAPLAMAK ile SAPLANMAK ile SAPLATMAK ile SAPLANABİLMEK ile SAPLANIVERMEK ile SAPLAYABİLMEK ile SAPLAYIVERMEK

- ŞAPLAMAK ile ŞAPLATMAK ile ŞAPLAK

- SAPLAMAK ile/değil SAPTAMAK

( Hızla batırmak. İLE/DEĞİL Bir şeyi belirgin kılma, tespit. | Yıkanmış gümüş bromürlü tabakanın, gümüş bromür kalıntılarını eritmek için filmin kimyasal bir eriyikten geçirilmesi. )

- SAPTAMAK ile SAPTANMAK ile SAPTANABİLMEK ile SAPTAYABİLMEK

- DEFLECTOR COIL[İng.] / BOBINE DÉFECTEUR[Fr.] / ABLENKSPULE, DEFLEKTORSPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRICI BOBİN

- DEFLECTOR PLATE[İng.] / PLAQUE DÉFLECTRICE[Fr.] / ABLENKPLATTE, DEFLEKTORPLATTE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRICI LEVHA

- DEFLECTING YOKE[İng.] / JOUG DE DÉFLEXION[Fr.] / ABLENKJOCH[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRMA BOYUNDURUĞU

- SAPTIRMAK ile SAPTIRTMAK ile SAPTIRILMAK ile SAPTIRABİLMEK ile SAPTIRICI/LIK

- SARAN ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> SAĞAN


- ŞARAP[Ar. < ŞERÂB]/MÜDÂME/MEY[Fars.] ile/değil HAMR

- ŞARAP ile/değil KEVSER ŞARABI

- ŞARAP ile/ve/değil/> SERAP

- SARARMAK ile SARABİLMEK ile SARA ile SARAK ile SARAT ile SARAY ile SARAÇ/LIK ile SARALI ile SARAYLI ile SARAY KONUT ile SARAY ÇİÇEĞİ ile SARAY LOKMASI ile SARAY MENEKŞESİ

- SARGILI ile/değil SARILI

- SARHOŞ İKEN ile/değil SARHOŞ İSEN

- SARHOŞ[Fars. SER:Baş. + HOŞ] değil/yerine/= ESRİK/ESRÜK[dvnlgttrk]

- SARHOŞ[Fars. < SER-HOŞ] ile MASTOR/MASTUR

( ... İLE İleri derecede sarhoş. )

- SARHOŞLAMAK ile SARHOŞLAŞMAK ile SARHOŞ/LUK ile SARHOŞÇA

- SARİ ile SÂRİ

( Budist rahiplerin giydiği sarı renkli giysi. İLE Bulaşıcı sayrılık. )

- SAR'Î ile SARÎ' ile SÂRÎ[Ar. < SİRÂYET] ile SÂRÎ[Fars.] ile SARÎH[Ar. < SARÂHAT]

- SARILMAK ile SARINMAK

( Sarma eyleminin yapılması. | Bir şeyin üzerine, bir ya da birkaç kez dolanmak. | Kollarını dolamak, kucaklamak. | Tüm gücü ile ele almak. | Büyük bir istekle kendini vermek, benimsemek. | Hemen yapmaya koyulmak, girişmek. İLE Kendi üstüne sarmak. )

- SARIMSAKLAMAK ile SARIMSAKLANMAK ile SARIMSAKLATMAK ile SARIMSAK ile SARIMSAKLI ile SARIMSAK OTU ile SARIMSAK HARDALI

- RAKKAS[Osm.] / PENDULUM[İng.] / PENDULE[Fr.] / PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SARKAÇ

- ŞARKILAŞTIRMAK ile ŞARKILAŞTIRILMAK ile ŞARKI ile ŞARKICI/LIK ile ŞARKILI

- SARMAK ile SARMAŞMAK ile SARMALAMAK ile SARMALANMAK ile SARMAL/LIK ile SARMAN ile SARMAÇ ile SARMA KAFİYE ile SARMAL METOT ile SARMAŞ DOLAŞ ile SARMAL YÖNTEM

- SARRÂF ile/ve/değil/yerine/||/<> SAHHÂF

- ŞARTLAMAK ile ŞARTLANMAK ile ŞARTLAŞMAK ile ŞARKLILAŞMAK ile ŞARTLANDIRMAK ile ŞARJ ile ŞARK ile ŞART ile ŞARKLI/LIK ile ŞARKÇI/LIK ile ŞARTLI/LIK ile ŞAR ŞAR ile ŞARTSIZ/LIK ile ŞART KİPİ ile ŞART ŞURT ile ŞARK ÇIBANI ile ŞARTLI REFLEKS ile ŞARTLI TAHLİYE ile ŞARK KURNAZLIĞI ile ŞARTSIZ REFLEKS ile ŞARTSIZ ŞURTSUZ ile ŞARTLI BİRLEŞİK CÜMLE ile ŞARTLI BİRLEŞİK ZAMAN

- ŞARTSIZ-ŞURTSUZ (KABUL ETMEK, ÖNE SÜRMEK)

- ŞÂŞAA/LI["ŞAŞALI" değil!] değil/yerine/= GÖRKEM | PARILTI, PARLAKLIK


- ŞAŞALAMAK ile ŞAŞABİLMEK ile ŞAŞALATMAK ile ŞAŞAA ile ŞAŞAALI ile ŞAŞAASIZ

- ŞASE[Fr. SACHET] ile ŞASİ[Fr. CHÂSSIS]

( İçine mendil, gecelik vb. şeyleri koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte, kumaştan koruncak. İLE Motorlu kara taşıtlarının iskelet bölümü. | Fotoğrafçılıkta içine duyarlı bir cam ya da kâğıt konulan, yassı, ışık geçirmez kutu. | Yapı işlerinde sürme çerçeve. )

- ŞAŞILMAK ile ŞAŞIRMAK ile ŞAŞILAŞMAK ile ŞAŞIRABİLMEK ile ŞAŞIRIVERMEK ile ŞAŞI/LIK

- ŞÂT[Ar.] ile ŞAT/ŞATT[Ar. çoğ. ŞUTÛT] ile ŞATH[Ar.] ile ŞAT[Fr. CHATTE]

( Koyun. İLE Büyük ırmak. İLE Ciddi bir hissi ya da düşünceyi mizahî bir edayla anlatan şiir. İLE Sığ sularda, ağır yükleri taşımak için kullanılan, altı düz, bir çeşit tekne. )

- SATANİZM[Fr. < SATANISME] değil/yerine/= ŞEYTANA TAPMA

- ŞATHİYE[Ar.] ile ŞÂTIİYE[Ar.]

( Ciddi bir düşünceyi, konuyu, şaka ve alay yollu anlatmak için yazılmış deyişler. İLE Uzunbacaklılar.[Fr. ECHASSIERS] )

- SATIH/SATHİ[Ar.] değil/yerine/= YÜZEY/SEL

- ŞÂTIR[Ar. < ŞETÂRET | çoğ. ŞUTTÂR] ile ŞÂTR[Fars.]

( Neşeli, zevkli, şen, şenlik. | Büyük bir kişinin atı yanında gitmekle görevli ağa. | Tören ve alaylarda, sultanın, vezirin yanında yürüyen görevliler. İLE Yarı, yarım. | Bölüm, parça, kısım. | Dize/mısra. )

- SATIR ile/ve SADIR

- SATIR'DAN ile/ve/yerine SADIR'DAN (OKUMAK/KONUŞMAK)


- SATRANÇ ile SATRANÇLI ile SATRANÇÇI/LIK ile SATRANÇ TAŞI ile SATRANÇ VEZNİ ile SATRANÇ TAKIMI ile SATRANÇ TAHTASI

- SAVAB - HATA ile SEVAP - GÜNAH

- SAVÂB[Ar.] ile SEVÂB[Ar.] ile SEVVÂB[Ar.] ile SAVB[Ar.]

( Doğruluk, dürüstlük. Doğru hareket/davranış/düşünce. | Doğru, dürüst. İLE Ödüllendirilen hareket/davranış/tutum. | Hayırlı hareket, hayır işleme. İLE Elbiseci. İLE Yön/cihet, taraf. )

- SAVATLAMAK ile SAVATLANMAK ile SAVAT ile SAVATLI

- ŞAVK/ŞEVK[Ar.] değil/yerine/= IŞIK

- SAVSAMAK ile SAVSAKLAMAK ile SAVSAKLANMAK ile SAVSAK

- SAVT[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SAMT[Ar.]

( Ses, sadâ[insan sesi], selen. | Bağırma, haykırma, çığlık. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Susmak. )

- SAVT[Ar.] ile SIYÂH[Ar.]

- SAVUNMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAVUŞTURMA

- SAVUNMAK ile KORU(N)MAK


- SAVURMAK ile/değil/yerine/>< SAVUNMAK

- SAVURMAK ile SAVURTMAK ile SAVURABİLMEK ile SAVUR

- SAVUŞMA/CIZLAM[argo] ile SIVIŞMA

( Kaçma. İLE Ortadan kaybolma. )

- SAYDIRMAK ile/ve/||/<>/> SALDIRMAK

- SAYDIRMAK ile SAYDIRTMAK ile SAYDIRABİLMEK

- SAYILAMAK ile SAY ile SAYA ile SAYE ile SAYI ile SAYACI/LIK ile SAYICA ile SAYICI/LIK ile SAYILI ile SAYISAL/LIK ile SAYISIZ/LIK ile SAYI FARKI ile SAYI SIFATI ile SAYI BONCUĞU ile SAYI LEVHASI ile SAYISAL LOTO ile SAYILI FIRTINA ile SAYI GÖSTERGESİ

- SAYIMLAMAK ile SAYIM ile SAYIMLI ile SAYIMSAL ile SAYIMSIZ ile SAYIMLAMACI ile SAYIMLAMALI ile SAYIM BİLİMİ ile SAYIM VERGİSİ

- NUMERICAL APERTURE[İng.] / OUVERTURE NUMÉRIQUE[Fr.] / NUMERISCHE APERTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= SAYISAL AÇIKLIK

- DIGITAL INVERTER[İng.] / INVERSEUR NUMÉRIQUE[Fr.] / DIGITALER INVERTER[Alm.] ile/değil/yerine/= SAYISAL EVİRİCİ

- DIGITAL VOLTMETER[İng.] / VOLTMÈTRE NUMÉRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SAYISAL GERİLİMÖLÇER


- DIGITAL-VOLTMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SAYISAL VOLTMETRE

- ADEDÎ[Osm.] / NUMERICAL[İng.] / NUMÉRIQUE[Fr.] / DIGITALE, NUMERISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= SAYISAL

- SCHAFFER'S SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= SCHAFFNER ASİDİ

- -SCHESIS ile/||/<> -SCHISIS/SCHISTO- ile/||/<> FLUX- ile/||/<> ISCH-/ISCHO-

( Süpresyon, denetim, birikim, akışın önlenmesi. İLE/||/<> Yırtık, dalak, fissür, yapışıklıkların önlenmesi. İLE/||/<> Akış. İLE/||/<> Denetim, eksiklik, durdurma, baskı altına alma. )

- SEL DE SCHLAPPE[Fr.] / SCHIPPESCHALES SALZ, NATRIUM THIOANTIMONAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SCHLİPPE TUZU

- SCHLOTTERBECK REACTIONS[İng.] / SCHLOTTERBECK REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= SCHLOTTERBECK TEPKİMELERİ

- SCHMIDT LINES[İng.] / LIGNES DE SCHMIDT[Fr.] / SCHMIDT-LINIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SCHMİDT ÇİZGİLERİ

- SCHMIDT CORRECTOR[İng.] / CORRECTEUR DE SCHMIDT[Fr.] / SCHMIDT-KORREKTOR, SCHMIDTSCHER KORREKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SCHMİDT DÜZELTİCİSİ

- SCHÖNFLIES CRYSTAL SYMBOLS[İng.] / SYMBOLES CRISTALLINS DE SCHÖNFLIES[Fr.] / SCHÖNFLIES-KRISTALLSYMBOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= SCHÖNFLİES KRİSTAL SİMGELERİ

- SCHOTTEN REACTION[İng.] / RÉACTION DE SCHOTTEN[Fr.] / SCHÖTTEN REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= SCHOTTEN TEPKİMESİ/REAKSİYONU


- SCHOTTKY-BARRIERE-DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= SCHOTTKY BARİYER DİYOTU

- SCHOTTKY EFFECT[İng.] / EFFET SCHOTTKY[Fr.] / SCHOTTKY-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= SCHOTTKY ETKİSİ

- SCHOTTKY DEFECT[İng.] / DÉFAUT DE SCHOTTKY[Fr.] / SCHOTTKY-DEFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= SCHOTTKY KUSURU

- SCHRÖDINGER WAVE FUNCTION[İng.] / FONCTION D'ONDE DE SCHRÖDINGER[Fr.] / SCHRÖDINGER-WELLENFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= SCHRÖDİNGER DALGA İŞLEVİ/FONKSİYONU

- SCHULZE'S RULE[İng.] / SCHULZE>S REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SCHULZE KURALI

- SCHUMANN PLATE[İng.] / PLAQUE DE SCHUMANN[Fr.] ile/değil/yerine/= SCHUMANN LEVHASI

- SCHWARZSCHILD RADIUS[İng.] değil/yerine/= SCHWARZSCHİLD YARIÇAPI

( Bir maddeyi karadeliğe çevirmek için sıkıştırmanız gereken yarıçapa "Schwarzschild yarıçapı" denir. Bir kütle, bu yarıçapa kadar sıkıştırılırsa hiçbir kuvvet onun uzay-zaman tekilliğine çökmesini yani karadelik olmasını engelleyemez.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SCOTOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= SKOTOFOBİ

( Karanlığa karşı duyulan aşırı korku olarak bilinen, Yunancada "karanlık" anlamına gelen σκότος ("scoto-") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim. "Niktofobi" ve "ligofobi" olarak da bilinmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SDK değil STK

( "Sivil Devlet Kuruluşu" DEĞİL Sivil Toplum Kuruluşu )

- ŞEB'ÂN[Ar. < ŞİB | çoğ. ŞİBÂ'] ile ŞEBÂN[Fars.]

( Tok, doymuş. [Fars. SÎR] İLE Geceler. )

- SEBEB ile/ve/<> VETED ile/ve/<> FÂSILA

( İp. İLE/VE/<> Kazık. İLE/VE/<> İp ile kazıkların arası.
[Çadır terimlerinden.] )
( 2 harf. İLE/VE/<> 3 harf. İLE/VE/<> 4 harf ve fazlası. )

- SEBEP ile İLLET

- SEBEP ile MENŞE

- SEBEP ile NEDEN

- SEBEP ile SEBEB-İ HİKMET

- SEBZE/SEBZEVAT/ZERZEVAT değil/yerine/= GÖVERİ/GÖVERTİ/GÖVLÜK/YEŞERTİ/YEŞİLLİK

- SEBZE/LİK ile SEBZECİ/LİK ile SEBZELİ ile SEBZESİZ ile SEBZE ÇORBASI ile SEBZE MEYVE TOPTANCISI ile SEBZE MEYVE TOPTANCILIĞI

- ŞECÂAT[Ar.] ile ŞECCÂT[Ar. < ŞECCE]

( Haksızlığa karşı olan öfke. | Yiğitlik, yüreklilik. İLE Başta ve yüzde oluşturulan yaralar. )

- ŞECERE ile ŞECERECİ ile ŞECERELİ

- ŞECERE[Ar. çoğ. ŞECERÂT] ile ŞECÎR[Ar.]

( Soyağacı. | Atların soyunun yazılı olduğu çizelge. | Küçük ağaç, tek bir ağaç. | Olgun insan./İnsan-ı Kâmil. İLE Kısa, küçük ağaç. )

- RADIATEUR SÉLECTIF[Fr.] / SELEKTIVER STREUKÖRPER[Alm.] ile/değil/yerine/= SEÇİCİ SAÇICI/YAYICI

- MASS-İ MÜNTEHAB[Osm.] / SELECTIVE ABSORPTION[İng.] / SELEKTIVE ABSORPTION[Alm.] ile/değil/yerine/= SEÇİCİ SOĞURMA

- SELECTIVE REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION SÉLECTIVE[Fr.] / SELEKTIVE REFLEXION[Alm.] ile/değil/yerine/= SEÇİCİ YANSIMA

- SEÇİLİM DİFERANSİYELİ (S) VE SEÇİLİME TEPKİ (R)[İng. SELECTION DIFFERENTIAL AND RESPONSE TO SELECTION] ile/||/<> SEÇİLİM UNSURU[İng. SELECTION COMPONENT] ile/||/<> SEÇİLİMCİ TEORİSİ[İng. SELECTIONIST THEORY]

( Hayvan ve bitki türlerinde yapay seçilim gösterilecek tepki matematiksel bir eşitlikle açıklanabilir. @@ Belirli fenotiplere sahip bireylerin, ortalama olarak, başka fenotiplere sahip diğer bireylerden daha yüksek uyum başarısına sahip olmalarına neden olan herhangi bir faktördür. @@ Moleküler düzeydeki birçok değişimden doğal seçilimin sorumlu olduğunu iddia eden bilimsel duruştur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KAVÂİD-İ İNTİHAB[Osm.] / SELECTION RULES[İng.] / RÈGLES DE SÉLECTION[Fr.] / AUSWAHLREGELN, AUSWAHLRICHTLINIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SEÇİM KURALLARI

- SEÇMEK ile SEÇMELİ YEMEK ile SEÇMESİZ YEMEK ile SEÇMEN/LİK ile SEÇMECE ile SEÇMECİ/LİK ile SEÇMELİ ile SEÇME HAKKI ile SEÇMELİ DERS ile SEÇMEN KÜTÜĞÜ ile SEÇMEN LİSTESİ

- -SECT ile/||/<> TME- ile/||/<> -TOME ile/||/<> -TOMY

( Kesmek. İLE/||/<> Kesmek. İLE/||/<> Kesici araç, kesilen bölüm, kesi. İLE/||/<> Kesme işlemi. )

- SEÇTİRMEK ile SEÇTİRTMEK ile SEÇTİREBİLMEK

- SEDÂ/SÂDÂ (ÇIKARMAK):
DİŞLERİN ISLIKLI SESİ YOLUYLA
ile/ve DİLİN HAREKET ETTİRİLMESİ YOLUYLA ile/ve DAMAĞIN BÜZÜLMESİ YOLUYLA ile/ve DUDAKLARIN BİRBİRİNE BASTIRILMASI YOLUYLA ile/ve BURUNDAN SOLUMA YOLUYLA

- ŞEDDELEMEK ile ŞEDDELENMEK ile ŞEDDE ile ŞEDDELİ ile ŞEDDELİ EŞEK


- SEDEF ile SEDEFLİ ile SEDEFÇİ/LİK ile SEDEF OTU ile SEDEF KAKMA ile SEDEF KAKMALI ile SEDEFLİ KALKER ile SEDEF HASTALIĞI ile SEDEF OTUGİLLER

- SEDÎD[Ar. < SEDÂD] ile SEDÎD[Ar.] ile ŞEDÎD[Ar.]

( Doğru, hak. İLE [anatomide] Kapak. İLE Yeğin, şiddetli. )

- SEDÎL[Ar. çoğ. SEDÂİL] ile SEDÎR[Ar. < SADR]

( Askı, perde, zar, örtü. İLE Odanın baş tarafına konulan döşenmiş kerevet. | Karyola. )

- SEEBECK EFFECT[İng.] / EFFET SEEBECK[Fr.] / SEEBECK-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= SEEBECK ETKİSİ

- SEEBECK COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE SEEBECK[Fr.] / SEEBECK-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= SEEBECK KATSAYISI

- ŞEFAAT ile ŞEFAATLİ ile ŞEFAATÇİ/LİK

- SEFER/LİK ile SEFERİ ile SEFERLİ ile SEFER TASI ile SEFERİ HAL ile SEFERİ DURUM

- SEĞİRMEK ile SEĞİRTMEK

- SEGMENT[İng.]["SEKMENT" değil!] değil/yerine/= BÖLÜM | KESİT | PARÇA

- PARÇA/SEGMENT[İng.] ile/ve/değil/||/<> SEKME/TAB[İng.]

( Bölüm. | Kesit. | Parça. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Bölüm. )

- SEGRÈ-DIAGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= SEGRÈ DİYAGRAMI

- ŞEH = ŞAH

- ŞEHÂDET["ŞAADET" değil!] ile ŞAHÂDET

( Tanıklık etmek, şahitlik etmek. | Bir şeyin doğruluğuna inanmak. | Delâlet, alâmet, işaret. | Gözle görülen şeyler. İLE Sevgili. | Güzel. )

- SEHER[Ar. çoğ. ESHÂR] ile SEHER[Ar.]

( Tan yeri ağarmadan biraz önceki zaman. İLE Uykusuzluk, gece uyumama hastalığı. )

- SEHİM/SEHM[Ar.] değil/yerine/= PAY

( Pay/hisse karşılığı/bedeli. | Pay. | Yüksek çelik binaların tepesinin sürekli olarak sağa sola yaylanması. )

- SEHİM/SEHM[Ar. çoğ. SİHÂM/ESHAM] ile SEHM[Fars.]

( Ok. | Yay. | Aksiyon, hisse bedeli. | Pay, hisse, kısım. | [tomruklarda] Eğrilik payı. İLE Korku, dehşet. )

- SEHİM/SEHM ile/||/<> TEZYÎD

( Hisse, pay. İLE/||/<> Artırma. )

- ŞEHİR/MEDİNE[Ar.] değil/yerine/= KENT[< KAND]

( Kişinin katıldığı, hayatı tüm yönleriyle yaşadığını hissedebildiği yer. | Konutların, araçların birarada bulunduğu yer. )
( YATUK )
( POLİS )
( BURG/BURJUVA )
( TEMEDDÜN: Kentleşme. )
( SEMERKAND: Semer'in kenti. )
( )