Bugün[26 Mart 2026]
itibarı ile 46.157 başlık/FaRk ile birlikte,
46.157 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(70/186)


- HEKIR/HACKER[İng.] değil/yerine/= ÇÖKERTEN


- HAÇLI ile ÇARMIHA GERİLMİŞ ile ÇARMIHA GERİLME ile HAÇ BİÇİMİNDE ile ÇARMIHA GERMEK

( CRUCIFEROUS vs. CRUCIFIED vs. CRUCIFIXION vs. CRUCIFORM vs. CRUCIFY )

( صليبي ile مصلوب ile مصلوب ساختن ile خاجديس ile چارميخ کردن ile به چارميخ کشيدن ile مصلوب کردن ile برصليب آويختن )

( SELYBEY ile MASLUB ile MASLUB SAKHTAN ile خاجديس ile CHARAMYKH KARDAN ile BAH CHARAMYKH KESHYDAN ile MASLUB KARDAN ile برصليب آويختن )


- HAÇLILAR ile HAÇLI SEFERİ

( CRUSADERS vs. CRUSADE )

( جنگ مذهبي ile غزا ile جنگ صليبي ile جنگجويان صليبي )

( JANG MAZZEHABY ile غزا ile JANG SELYBEY ile JANGJOYAN SELYBEY )


- HAÇSI KOROLLA, HAÇ BİÇİMİNDE KOROLLA = TÜVEYC-İ SALÎBÎ = COROLLE CRUCIFORME


- HAD SAFHA değil/yerine/= İLERİ EVRE


- HAD ile/ve HARAM

( Akılda. İLE/VE Dinde. )


- HAD ile/ve/<>/< MATLA'[< TULÛ | çoğ. MATÂLİ']


- HADAR ile/ve/||/<> SÜKÛN


- HÂDD ile HADD[çoğ. HUDÛD] ile HADD ile HADD ile HADD ile HÂD[Fars.]

( Keskin. | Sivri. | Dar. | Sert, etkili, tesirli. | Ekşi. | Azgın ve iltihaplı çıban/yara/hastalık. | Gergin. İLE Sınır, iki devlet toprağının birleştiği yer, kenar. | Derece. | Gerçek değer. | Şeriatçe verilen ceza. | Bir önermede konu ile yüklemden her biri, terim. | Cebirde oran/tenasüp ya da denklem/muadeleyi oluşturan bölümlerden her biri. | Bir şeyin sonu. İLE Tümel/küllî var oluşun tanıklığına/müşâhedesine erdiren bir yol. İLE Denizden gelen gürültülü ses. | Gürültü ile yıkılan. | Gürültülü bir sesle çağıran. İLE Yanak. | Yeri yarma, yeri kazma. İLE Çaylak. )


- HADDÂ'[Ar. < HUD'A] ile HADDÂ[Ar.]

( Aldatıcı, dalavereci. İLE Deve çobanı. )


- HADDE değil/yerine/= SÜZGEÇ, İMBİK

( Ezilerek biçimlendirilebilen mâdenlerin kütük, levha, çubuk biçimindeki parçalarını, aralarındaki mesâfeler gittikçe daralan bir dizi silindir ya da makara arasından geçirmek sûretiyle saç, tel, ray vb. duruma getiren makine. )


- HADDELEMEK ile HADDE ile HADDECİ/LİK ile HADDE FABRİKASI


- HADD-İ TÂM(MÂHİYET) ile/ve HADD-İ NÂKIS ile/ve RESM-İ TÂM ile/ve RESM-İ NÂKIS

( Tam tanım.(yakın(karib) cins + yakın fasıl)(İnsan, düşünen canlıdır). İLE/VE
Eksik tanım.(uzak(baid) cins + yakın fasıl)(İnsan, düşünen nesnedir). İLE/VE
Tam tanıtım.(yakın(karib) cins + gerekli özellik)(İnsan, gülen canlıdır). İLE/VE
Eksik tanıtım.(uzak(baid) cins + gerekli özellik)(İki ayak üzeri yürüyen, tırnakları geniş, tüysüz/kılsız, dik yürüyen, tab'an gülen) )


- HADDİNDEN FAZLA değil/yerine/= GEREĞİNDEN ÇOK


- HADDİ/Nİ AŞMA ile/ve/||/<>/>/< "RAHATLIK"

( HADDİ/Nİ AŞMA ile/ve/||/<>/>/< "RAHATLIK" )


- HADDİNİ AŞMAK ile ÇIĞRINDAN ÇIKMAK


- Haddini bildirmek için KONUŞ!!!


- HADDİ'Nİ BİLDİRMEK ile HADDİNİ "BİLDİRMEK"

( Bir şeyin/durumun. İLE Bir kişinin/tutumun. )

( Sınırların bilgisini belirtmek/anlatmak. İLE Haddini aşanı engellemek.[bedelini ödetmek üzere ya da öncelikli olmamalı!] )


- Haddini bilmek için KONUŞ!!!


- HADDİNİ BİLMEK ve HESABINI BİLMEK

( TO KNOW THE LIMIT and TO KNOW THE ECONOMY )


- HADEME ile/ve/||/<> AMELE


- HADEME[Ar.] ile/ve KAVAS[Ar. < KAVVAS]

( Odacı. İLE/VE Elçilik ya da konsolosluklarda görev yapan hizmetli. | Banka, patrikhane, otel vb. yerlerde hizmetli ya da koruma görevlisi. | Elçilik ve konsolosluklarda koruma görevlisi. )


- HADEME/MÜSTAHDEM değil/yerine/= ODACI/İŞGÖREN


- HADESE(HUDÛS) ile HADESE(HADS)

( Olmak. İLE Sezgi./Sürat-i intikal. )


- HÂDİ'[Ar. < HADÎA] ile HÂDÎ[Ar.] ile HÂDÎ[Ar. < HİDÂYET | çoğ. HEVÂDÎ, HÜDÂT] ile HAYDİ![Ar.]

( Hileci, dolapçı. | Fena, bozuk. İLE Sırada ilk, birinci. | Yenilene yardım eden, yardımcı. İLE Doğru yolu gösteren, hidâyet eden. | Kılavuz, rehber. | Önde giden. | Mızrak ucu. İLE "Hareket geç!" )


- HADIM ETMEK ile HADIM ETME

( CASTRATE vs. CASTRATION )

( خواجه کردن ile اخته کردن ile عقيم کردن ile اختگي )

( KHAJEH KARDAN ile AKHTEH KARDAN ile AGHYM KARDAN ile AKHTGY )


- HÂDİM[< HİDMET] -ile

( HİZMET EDEN, YARAYAN )


- HADIMLAŞTIRMAK ile HADIM/LIK ile HADIM AĞASI


- HÂDİR[Ar.] -ile

( Öten. [güvercin] | Kişneyen. [aygır] | Kükreyen. [arslan], böğüren [deve], anıran [eşek]. )


- HÂDİR[Ar.] ile HÂDİR[Ar. çoğ. HADERE]

( Öten güvercin. | Kişneyen aygır. | Kükreyen arslan, böğüren deve, anıran eşek. İLE Şişen, yumrulanan örgen. )


- HÂDİS ile EZELÎ

( ... İLE Önceden olmayı öncelleme. )


- HADÎS[Ar.] ile HABER[Ar.]


- HADÎS[Ar. < EHÂDÎS] ile HÂDİS[Ar. < HUDÛS]

( Hz. Muhammed'in kutsal sözü/sözleri. | Hadisten bahseden ilim. | Yeni, taze. | Haber, kıssa, söz, söylenti. İLE Çıkan, meydana gelen, hudûs eden. | Yeni, yeni çıkan. )


- HADİS ile HÂDİS(E)

( Peygamber sözü. İLE Meydana gelen. )


- HADİS ile HÂDİS(E)

( Peygamber sözü. İLE Meydana gelen. )


- HADİS ile HADİSE ile HADİSELİ ile HADİSESİZ


- HADİS ile HADÎS-İ KUTSÎ

( Kıyamete kadar tazeliğini kaybetmeyen haber, söz; Hz. Muhammed'in sözü(Bu sözlerin ilmi, anlamı Hak'dan, lafzı Resûllullâh'a muzaffer.) İLE Ma'nâ Allah'ın, söz Hz. Muhammed'in. )


- HADİS ile/ve HADÎS-KEŞFEN

( Kıyamete kadar tazeliğini kaybetmeyen haber, söz; Hz. Muhammed'in sözü(Bu sözlerin ilmi, anlamı Hak'dan, lafzı Resûllullâh'a muzaffer.) İLE İnsana gerek yakazada ve gerek menâmda vahiy ya da işitme suretiyle, Hz. Muhammed'den gelen söz, haber. )


- HADÎS[Ar.] ile KASAS[Ar.]


- HADİS[Ar.] ile/ve/||/<> MÜLK[Ar.]


- HADİS ile TEFSİR


- HÂDİSE değil/yerine/= OLAY | DURUM


- HADİS-İ KUTSÎ ile/ve ÂYET


- HADÎS-İ KUTSÎ ile/ve HADÎS-İ MÜRSEL

( Ma'nâ Allah'ın, söz Hz. Muhammed'in. İLE Hz. Muhammed'den duyulduğu söylenilen söz. )


- HADİS-İ KUTSÎ ile HADİS-İ ŞERÎ


- HADİS-İ KUTSÎ ile/ve HADİS-İ ŞERİF


- HADÎS-İ MÜRSEL ile/ve HADÎS-İ SAHİH

( Hz. Muhammed'den duyulduğu söylenilen söz. İLE Râvîsi sağlam olan hadisler. )


- HADÎS-İ SAHİH ile/ve HADÎS-İ MEVZÛ

( Râvîsi sağlam olan hadisler. İLE Hz. Muhammed'e isnad olunan söz. )


- HADÎS-İ ŞERÎF ile/ve/<> HADÎS-İ KUTSÎ


- HADİSLER'DE:
MERFU ile MEVKÛF ile MEKTÛ


- HADİSTE:
TEDVİN DÖNEMİ ile/ve/||/<>/> TASHİH DÖNEMİ


- HADRON ile/||/<> MEZON

( Hadron kuarklardan (baryon+mezon) İLE mezon kuark-antikuark. )

( Formül: Bileşik İLE qq̄ )


- HADRONIC ATOM[İng.] / ATOME HADRONIQUE[Fr.] / HADRONISCHES ATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= HADRONİK ATOM


- HAF ile HAFİ ile HAFİ CELSE


- HAFFAFZADE EMİRİ EFENDİ DERGÂHI :

( Mirgün'de (Emirgan) bulunuyordu. Zamanla yıkılıp gitti. Son şeyhi Şeyh Ahmet Muhyiddin Efendi olup Kadiriye tarikatı mensubuydu. )


- HAFİF BAYGINLIK ile ŞİDDETLİ BAYGINLIK

( SA'KA-İ HAFÎFE ile SA'KA-İ ŞEDÎDE )


- LEICHTER NEBEL[Alm.] ile/değil/yerine/= HAFİF SİS


- LIGHT WATER[İng.] / EAU LÉGÈRE[Fr.] / LEICHTWASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= HAFİF SU


- HAFİF UNLU ile/ve ORTA DERECE UNLU ile/ve ÇOK UNLU

( HAFİF UNLULAR
* Kuşkonmaz - Alkali
* Patlıcan - Alkali
* Mantar - Alkali
* Lahana - Alkali
* Karnabahar - Alkali
* Balkabağı - Alkali
* Salatalık - Alkali
* Kabak - Alkali
* Tere - Alkali
* Ispanak - Alkali
* Hindiba - Alkali
* Yeşil Fasulye - Alkali
* Marul - Alkali
* Mısır/Frenk Salatası - Alkali
* Pırasa - Alkali
* Tatlı Biber - Alkali
* Turp - Alkali
* Semizotu - Alkali
* Kuzukulağı - Asit
İLE/VE
ORTA DERECE UNLULAR
* Enginar - Alkali
* Pancar - Alkali
* Havuç - Alkali
* Kereviz - Alkali
* Brüksel Lahanası - Alkali
* Şalgam - Alkali
* Maydanoz - Alkali
* Radika - "Alkali
* Taze Bezelye - Alkali
* Roka - Alkali
* Bamya - Alkali
* Soğan - Asit
* Sarımsak - Asit
İLE/VE
- ÇOK UNLULAR
* Kestane - Alkali
* Patates - Alkali
* Yer elması - Alkali )

- KURU SEBZELER
* Bakla - Asit
* Kuru fasulye - Asit
* Kuru bezelye - Asit
* Mercimek - Asit
* Soya - Asit

YAĞLI MADDELER
* Avokado - Alkali
* Zeytin - Alkali

YAĞLI KURUYEMİŞLER
* Ceviz - Asit
* Fındık - Asit
* Şamfıstığı - Asit
* Amerikan fıstığı - Asit
* Badem - Alkali

TAHIL VE MAMULLERİ
* Yulaf - Asit
* Buğday - Asit
* Beyaz un - Asit
* Mısır - Asit
* Arpa - Asit
* Kepekli ve beyaz pirinç - Asit
* Çavdar - Asit
* Kepekli ekmek - Asit
* Hamur işleri - Asit
* İrmik - Asit
* Mısır unu - Asit
* Yulaf unu - Asit
* Patates nişastası - Asit

ZARARLI OLANLAR
* Kakao - Asit
* Çay ve kahve - Asit
* Baharat - Asit
* Konserveler - Asit
* Şeker ve şekerli maddeler - Asit
* Her tür pasta ve benzerleri - Asit
* Alkol - Asit

)


- HAFİF ile HAFÎF

( Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni. | Güç ya da yorucu olmayan, kolay. | Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. | Miktarı az, sindirimi kolay yiyecek. | Kalınlığı ya da yoğunluğu az olan. | Etkisi az olan, sert karşıtı. | Önemli olmayan. | Çok dik olmayan sırt, yokuş/eğim. | Gücü az olan, belirli belirsiz. | Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. İLE Türk müziğinin büyük usûllerindendir. )


- HAFÎF[Ar.] ile HAFÎF/HAFFÂF[Ar.] ile HAFÎF[Ar. < HİFFET]

( At koşarken, kuş uçarken, rüzgâr eserken oluşan ses. Hışırtı. İLE Ayakkabı, terlik, kavaf vs. yapan ve satan. İLE Ağır olmayan, yeğni. | Türk müziğinin büyük usullerindendir. )


- HAFİFE ALMAK ile/ve/değil/<> BOŞLAMAK


- HAFİFE ALMAK ile/ve/<> GENELLEMEK


- HAFİFE ALMAK ile (YETERİNCE) ÖNEMSEMEMEK


- HAFİFLEMEK ile HAFİFLETMEK ile HAFİFLEŞMEK ile HAFİFLEŞTİRMEK ile HAFİFLETEBİLMEK ile HAFİFLEYEBİLMEK ile HAFİF/LİK ile HAFİFÇE ile HAFİF UYKU ile HAFİF HAFİF ile HAFİF YOLLU ile HAFİF RÜZGAR ile HAFİF SANAYİ ile HAFİF SIKLET ile HAFİF TERTİP ile HAFİF GÜVERTE ile HAFİF MAKİNELİ ile HAFİF HAPİS CEZASI


- HÂFİR -ile

( Hafreden, kazan, kazıcı, eski yapıt araştıran. )


- HÂFİR[Ar. < HAVÂFİR] ile HAFÎR[Ar. çoğ. HAFÂİR]

( Kazan/kazıcı, hafreden. | At gibi hayvanların tırnağı. İLE Derince kazılmış yer, yer çukuru. | Mezar, kabir. )


- HAFİT/HAFÎD[Ar. çoğ. AHFÂD]/NEVE[Fars.] değil/yerine/= TORUN

( Eril torun. DEĞİL/YERİNE/= ... )


- HAFIZ POST ile/ve/<> ITRÎ


- HAFIZ ile HÂFIZ

( Hıfz edici, saklayıcı. İLE Kur'ân-ı Kerim'i ezberleyen kişi. )


- HAFIZ ile HAFÎZ


- HAFIZ ile HÂFIZ

( Hıfz edici, saklayıcı. İLE Kur'ân-ı Kerim'i ezberleyen kişi. )


- HAFIZ ile HAFIZ ESAD

( HAFEZ vs. HAFEZ ASAD )

( حافظ ile حافظ اسد )

( HAFEZ ile HAFEZ ASAD )


- HAFIZ ile/ve KUR'A HÂFIZI


- HAFÎZ[Ar.] ile RAKÎB[Ar.]


- HAFIZA HÜCRESİ ile/||/<> NAİF HÜCRE

( Hafıza önceden görmüş, naif ilk kez. )

( Formül: Experienced İLE inexperienced )


- HÂFIZA ile HAVZA


- HAFIZA ile/ve ZİKİR


- HAFIZLAMAK ile HAFIZ/LIK ile HAFIZA ile HAFIZALİ ile HAFIZALI/LIK ile HAFIZASIZ/LIK ile HAFIZA KAYBI ile HAFIZA YİTİMİ


- HÂFIZLIK:
3/5/10 SAYFA(DA/SI) OLMAK/KALMAK ve/<> HER CÜZ'DE

( Mushafın, tamamının baştan hıfz edilmiş olduğundan hareket edilir. )


- HAFL/HAFLE[Ar.] ile HAFR/HAFŞ[Ar.]

( Kederlenme, tasalanma. | Toplanma, toplantı. İLE Kazma, kazılma. )


- HAFRİYAT değil/yerine/= KAZIM


- PLANLAMAK:
HAFTA İÇİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAFTA SONU


- HAFTA/LIK ile HAFTA İÇİ ile HAFTA BAŞI ile HAFTA SONU ile HAFTALARCA ile HAFTALIKLI ile HAFTALIKÇI ile HAFTA ARASI ile HAFTA TATİLİ


- HAGEN-POISEUILLE LAW[İng.] / LOI DE HAGEN-POISEUILLE[Fr.] / HAGEN-POISEUILLESCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HAGEN-POİSEUİLLE YASASI


- HAGEN-RUBEN RELATION[İng.] ile/değil/yerine/= HAGEN-RUBEN BAĞINTISI


- RELATION DE HAGEN-RUBENS[Fr.] / HAGEN-RUBENS-BEZIEHUNG, HAGEN-RUBENS-RELATION[Alm.] ile/değil/yerine/= HAGEN-RUBENS BAĞINTISI


- HÂHUT ile/ve İNSAN-I KÂMİL


- HAİKU -ile

( 5-7-5 toplam 17 heceden ve üç dizeden oluşan, geleneksel Japon şiir türü. )


- HAİL[Ar.] değil/yerine ENGEL


- HAİL ile HAİLE


- HAİLE[Ar.] ile/değil/yerine ÜZÜCÜ/AĞLATICI

( Çok acıklı olay. | Koşuk biçiminde yazılmış ağlatı. İLE ... )


- HAİNLİK(TEN) ile/değil KORKU(DAN)


- HAIR vs. HAIRS


- HAİZ OLMAK değil/yerine/= İYE OLMAK/TAŞIMAK


- HÂİZ ile HÂKİM

( Sahip, taşıyan. İLE Egemenliğini yürüten, buyruğunu yürüten, sözünü geçiren. | Başta gelen, başta olan, baskın çıkan. | Duygu, davranış vb.ni iradesiyle denetleyebilen kimse. | Yüksekten bir yeri bütün olarak gören. | Yargıç. | Bilge. | Baskın. )


- HAK ETMEK ile TERFİYİ HAK ETMEK ile HAK EDEN

( DESERVE vs. DESERVE PROMOTION vs. DESERVING )

( شايسته بودن ile لايق بودن ile لايق کردن ile استحقاق داشتن ile شايستگي داشتن ile سزيدن ile مستحق بودن ile سزاوار بودن ile مستحق ترفيع بودن ile لايق ile بسزا ile سزاوار ile مستوجب ile مستحق )

( SHAYSETEH BODAN ile LAYGH BODAN ile LAYGH KARDAN ile ESTAHAQAQ DASHTAN ile SHAYSATGY DASHTAN ile سزيدن ile MOSTAHGH BODAN ile SEZAVAR BODAN ile MOSTAHGH TARFYE BODAN ile LAYGH ile BESEZA ile SEZAVAR ile MOSTOJEB ile MOSTAHGH )


- HAK ETMİŞLİK değil/yerine LÜTÛF


- HAK YEME ile/değil ÜZERİNE GİTME


- HÂK[Ar.] ile HÂK[Ar.] ile HAKK[Ar. çoğ. HUKUK] ile HAKK[Ar.]

( Orta, vasat. | İnsaniyetli, mert ve yiğit adam. İLE Toprak. İLE Allah, tanrı. | Doğruluk ve insaf. | Bir kişiye ait olan şey. | Dava ve iddiada hakikate uygunluk, doğruluk. | Geçmiş/harcanmış emek. | Pay, hisse. | Doğru, gerçek. | Lâyık, münâsip. İLE Kazıma, kazınma, bir şeyin üstünü çelik kalemle yazı ya da resim olarak oyma. | Yazıyı, yanlışı kazıma. )


- HAK ile/ve/||/<>/< HAKLARA SAHİP OLMA HAKKI


- HAK ile HİSSE


- HAK ile/ve/||/<> NASİP


- HAK ile/ve/değil/yerine/||/<> OLANAK//İMKÂN

( [not] RIGHT vs./and/but POSSIBILITY
POSSIBILITY instead of RIGHT )


- HAK = RIGHT[İng.] = DROIT[Fr.] = RECHT[Alm.] = JUS[Lat.]


- HAK ile/ve/||/<> SÂDIK


- HAK ile/ve/||/<>/> YETKİ

( İkisi de verilmez, alınır. )


- HAKAN ile HAN


- HAKAN/LIK ile HAKANİ SENET


- [ne yazık ki]
HAKARET ile KAZF/KAZİF

( ... İLE Nitelikli hakaret. | Atma. | Namuslu bir kadına, zinâ suçunu isnâd etme. )

( HADD-İ KAZF: Namuslu kadınlara iftira edenlere verilen ceza. )


- HAKARET ile/ve SÖZLÜ SALDIRI


- [ne yazık ki]
!HAKARET ETMEK ve/=/||/<>/> !YOK ETMEK


- HAKAS ile HAKASÇA


- HAKEM/LİK ile HAKEMLİ ile HAKEM HEYETİ ile HAKEM KARARI ile HAKEMLİ DERGİ


- HAK-HUKUK (SAHİBİ OLMAK, PEŞİNDE KOŞMAK)


- HAK-HUKUK ile GAK-GUGUK

( Her zaman için. İLE Bazen/bugün. )


- HAKİKAT AHLÂKI ve ÖZGÜRLÜK AHLÂKI

( MORALS OF TRUTH and MORALS OF FREEDOM )


- HAKİKAT ve DİZGE

( TRUTH and SYSTEM )


- HAKİKAT ile MECÂZ ile KİNÂYE

( Kök.(Mutabakat). İLE İkinci anlam yüklemek.(Tazammun/Akıl). İLE Hakikat ile mecâz arasında bırakmak.(İltizam). )


- HAKİKAT =/||/<> NOKTA


- HAKİKAT ve/||/<>/> ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/> DOYUM


- HAKİKAT ve/||/<>/= TAŞ/BİTKİ/HAYVAN


- HAKİKAT ile/ve VAKIA ile/ve SIDKİYET


- HAKİKATE "SAHİP OLMAK" değil HAKİKATTEN HABERDAR OLMAK


- HAKİKATİ İFADE EDEN ile HERŞEYİ/HERKESİ BAĞLAYICI


- HAKİKAT-İ KÂBE ve HAKİKAT-İ KIBLE


- HAKİKAT-İ MUHAMMED ve/=/<> ÖVÜLEN AHLÂK


- HAKİKAT'İ ZİKR ETMEK ile/ve HAKİKAT'İN ŞÜKRÜ


- HAKİKATİ:
[ya] ARAMA! ve/ya da/<> HERKESE VE HER YERDE/ZAMAN AÇIKLAMA!

( [Kişiyi] Yalnız kılar. VE/YA DA/<> Maskara eder. )


- HAKİKATTE:
YALAN ile/ve/||/<> YANLIŞ


- HAKİKÎ:
AYNÎ/HARİCÎ ile/ve/<> ZİHNÎ

( NEFS EL-EMR )


- MEVCUD:
HAKİKÎ ile/ve FARAZÎ/İHTİRAÎ

( Kişiyi/zihni gerektirmez. İLE/VE Kişiyi/zihni gerektirir. )

( Muhalif değil ve fakat mutabık da değildir. İLE/VE ... )


- HAKİM BAKIŞ ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/< YAYGIN BAKIŞ


- HAKİM OLMAK" ile/ve "SAHİP ÇIKMAK"


- HÂKİM OLMAK ile/ve/<> VÂKIF OLMAK


- HAKİM YEL YÖNÜ -ile

( Herhangi bir yerde, rüzgârın yıl içinde en fazla estiği yön. )


- HAKİM ... ile BASKIN ...


- HÂKİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLİRKİŞİ

( Yöntemi/usûlü bilir ve süreci takip etmekle görevli ve yetkilidir. Esasa dayalı bilgi, belge ve kanıtlara dayanarak son kararı belirler. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Esası, içeriği[konuyu, alanı ve terimlerini] (daha) iyi/geniş/derin bilir ve/ya da belirler.[Bazı/çoğu davada, hâkimin değil/yerine bilirkişilerin ortak görüşleri ve uzlaşımsal kararı önceliklidir ya da dikkate alınmalıdır.] )


- HAKİM ... ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GALİP ...


- HÂKİM ile/ve/değil/yerine/||/<> HÂDİM

( Ancak, hizmet eden [hâdim], [duruma/olguya] hâkim olur. )


- HÂKİM[Ar.] ile HAKEM[Ar.]


- HAKİM ile HÂKİM

( Hikmet sahibi. İLE Yargıç. )


- HAKÎM ile HÂKİM ile HAKEM ile HEKİM

( Bilge, hikmet sahibi. İLE Hüküm veren, yargıç. İLE Karar veren. İLE Tabip, tıp doktoru. )

( BİCİŞK ile ... ile ... ile ... )

( ... ile PULENU ile ... ile ... )


- HAKİM ile/ve/<> MUHTESİB


- HÂKİM ile/<> (SULH/CEZA) SORGU HAKİMİ


- HÂKİM değil/yerine/= YARGIÇ


- Hâkim'e KONUŞ!!!


- HAKİM/HÜKÜMRAN değil/yerine/= EGEMEN


- HAKİMİYET ile BASKIN ile HAKİM OLMAK ile EGEMENLİK

( DOMINANCE vs. DOMINANT vs. DOMINATE vs. DOMINATION )

( غلبه ile تفوق ile حاکمه ile چيره ile حکم فرما ile حکمفرما ile غالب ile تسلط داشتن ile تفوق جستن ile تسلط يافتن ile تفوق يافتن ile مسلط شدن ile مستولي شدن ile استيلاء يافتن ile مستولي گرديدن ile استيلاء ile سلطه ile تسلط ile تحکم )

( GHLEBEH ile تفوق ile HAKAMEH ile CHYRAH ile حکم فرما ile HOKMFARMA ile GHALEB ile TASALT DASHTAN ile TAFOGH JASTAN ile TASALT YAFTAN ile TAFOGH YAFTAN ile MOSALT SHODAN ile MOSTOLY SHODAN ile ESTYLA YAFTAN ile MOSTOLY GARDYDAN ile استيلاء ile SALTEH ile TASALT ile TAHKAM )


- HAKİM/LİK ile HAKİM RÜZGAR


- HAKÎR ile/değil HAKİR

( Değersiz, aşağı, bayağı. İLE Eskiden şalvar ve üç etek entâri yapmakta kullanılan, işlemeli görüntüsü verecek biçimde dokunmuş, sağlam ve kalın bir kumaş çeşidi. )


- HAKÎR[Ar.] (GÖRMEK) ile/||/<> HOR[Fars.] (GÖRMEK)

( Önemsiz, değersiz, bayağı, adi kişi. İLE/||/<>Değersiz, aşağı, bayağı. )


- HAKÎR[Ar.] ile SAGÎR[Ar.]


- HAKK:
DOĞA ve/<> TARİH

( HAKK: Doğa ile tarihin birliği. )

( DIVINE TRUTH: NATURE and/<> HISTORY )


- HAKK ve SABIR


- HAKK ve/||/=/<> VARLIK ve/||/=/<> İNSAN

( Varlıkbilimsel. VE/||/=/<> Bilgibilimsel. )

( Kişinin sırrı. VE/||/=/<> Hakk'ın zâhiri. )


- HAKK ile/ve/<> VUCUD

( Varlık.[verili olarak] | SAMED İLE/VE/<> Varlık.[kazanılmış olarak] )

( İlk doğuş. İLE/VE/<> Hakk'tan oluşan. )

( Görünmüyor. İLE/VE/<> Görünüyor. )


- HAKK'A RAZI OLMAK ile/ve HAKKINA RAZI OLMAK

( İltifatına aldanma, hakaretine yerinme! )

( Allah'a en yakın olduğun an, en küçük göründüğün andır. )

( HAK: Rabbin sana tahsis ettiği. )


- HAK(K)'A TESLİM OLMAK ve/||/<>/>/< KENDİNLE BARIŞIK OLMAK


- HÂKKA[Ar.] ile HAKKA["ka" uzun okunur]

( Sürekli musîbet, âfet, keder. | Kıyâmet günü. İLE Doğrusu.[el-HAKK, HAKKAN, HAKİKATEN] )


- Hakkaniyet için DİNLE!!!


- HAKK-I KARÂR ile/||/<> HAKK-I ŞURB

( Arazi yasasının 78. maddesinde belirtilen nizâsız, on yıllık zilyetlik. İLE/||/<> Su hakkı. )


- HAKK-I MESİL değil/yerine/= SU YOLU ÜLEVİ


- HAKK-I MÜRUR değil/yerine/= GEÇİT ÜLEVİ


- HAKKI PAŞA KONAĞI :

( Sarıyer'de Dursun Fakih Sokaktadır. 20. yy. başlarında yapıldığı söylenen köşk Cumhuriyet döneminden önce Özel Hayriye İlkokulu olarak kullanılmış. Mareşal Fevzi Çakmak (Kavaklı Fevzi) ilkokulu bu okulda okudu. Konak sonraları ikiye bölündü. Tarihi değere olan konak onarıma muhtaç durumdadır. )


- HAKK-I ŞÜRB değil/yerine/= İÇME ÜLEVİ


- HAKKI TESLİM ile/ve/||/<> HAKKA VE HAKK'Â VEFÂ


- ... HAKKI İÇİN değil HAKKI BÂKÎ OLSUN/KALSIN


- HAKKIN, SENİN YANINDA OLDUĞUNA İNANMAK ile/ve/değil/yerine/<> KENDİNİN, HAKKIN YANINDA OLDUĞUNA İNANMAK


- HAKKINDA KİTAP YAZILAN İLK SULTAN -ile

( I. AHMED )


- HAKKINDA ile YÜZ HAKKINDA ile BU KONUDA ile ÖLMEK ÜZERE ile DOĞUM YAPMAK ÜZERE ile BAŞLAMAK ÜZERE

( ABOUT vs. ABOUT FACE vs. ABOUT THIS vs. ABOUT TO DIE vs. ABOUT TO GIVE BIRTH vs. ABOUT TO START )

( حدود ile به حدود ile در باره ile راجعبه ile پيرامون ile در حدود ile در شرف ile در ب^ره ile در مورد ile جهت ديگر ile در ين باره ile در دم مرگ ile زائو ile راهي )

( HADUD ile BAH HADUD ile DAR BAREH ile راجعبه ile PEYRAMON ile DAR HADUD ile DAR SHARF ile DAR BE^RAH ile DAR MOORD ile JOHAT DYGAR ile DAR YNE BAREH ile DAR DAM MORG ile ZAO ile RAHY )


- [ne yazık ki]
HAKKINI ARAMAK ve/||/<>/></> ZULÜM/ZALİM

( Bazı "kişilerin" nasıl zâlimleştiğini görmek istiyorsak, hakkımızı aramayı denemek yeterli olacaktır. )


- HAKKINI İADE ETMEK ve/<> HAKKINI TESLİM ETMEK


- HAKKINI VERMEK değil HAKKINI TESLİM ETMEK


- ... HAKKI ("VERMEK") ile/ve/değil/||/<>/< ... FIRSATI (TANIMAK)


- Hakkını teslim etmek için DİNLE!!!


- HAKK'LA İSTEMEK ve/<> HALK'LA İSTEMEK


- Hakların için KONUŞ!!!


- HAKLI BULMAK ile/ve/değil/yerine SAVUNMAK

( [not] TO ACKNOWLEDGE TO BE RIGHT vs./and/but DEFENCE
DEFENCE instead of TO ACKNOWLEDGE TO BE RIGHT )


- HAKLI ÇIK(AR)MA ÇABASI ile/ve KÂRLI ÇIK(AR)MA ÇABASI


- HAKLI ÇIKMAK ile/değil/yerine/>< HAKLI OLMAK


- HAKLI/HAKSIZ ÇIKARMAYA ÇALIŞMAK ile/değil/yerine ANLAMAYA ÇALIŞMAK


- HAKLI OLAN ile/değil/yerine AKLI OLAN


- HAKLI OLAN ile/ve/değil/yerine/||/<> HAKÇA OLAN


- HAKLI OLANI, GÜÇLÜ KILAMAMAK ve/ne yazık ki/> GÜÇLÜ OLANI, "HAKLI KILMAK"


- HAKLI OLARAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HALİYLE


- HAKLI OLARAK ile/ve/değil/||/<>/< YERİNDE/GEREKLİ/İSABETLİ OLARAK


- HAKLI OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AKLI OLMAK


- HAKLI ile HAKİKİ


- HAKLI ..." ile/değil/yerine YERİNDE
(BİR KARAR/SONUÇ/TUTUM)


- HAKLILIK/HAKSIZLIK:
MECAZ değil HUKUK


- HAKLI/LIK ve/değil/||/+/<>/< AKILLI/LIK


- [ne/hem] "HAKLI/LIK" ile/ve/ya da/ne de/hem de/<>/>< KIZGIN/LIK

( Ne kadar (")haklı(") olduğumuzu zannetsek de, ne kadar kızgın olsak da,
bazı/çoğu durumu, sakinlikle ve akılla[/tüzeyle] çözerek -ve de en azından çözümleyerek- ilerlemek gerekir. )


- HAKLI/LIK ile/ve VERİCİ/LİK


- HAKLILIK/HAKSIZLIK" ile/değil ABARTI


- HAKLISIN yerine DOĞRU


- HAKLISIN!/YANLIŞSIN! değil DOĞRU!/YANLIŞ!


- HAKSIZLIĞA/YANLIŞ ANLAŞILMAYA:
MÂRUZ KALMAK ile/ve/+/değil/yerine/> MAĞDUR OLMAK ile/ve/+/değil/yerine/> MÜŞTEKÎ OLMAK


- HAL ÇARESİ değil/yerine/= ÇÖZÜM YOLU


- EQUATIONS OF STATE[İng.] ile/değil/yerine/= HAL DENKLEMLERİ


- Hâl ehline zâten SUS!!!


- Hâl ehliyle hem sus, hem KONUŞ!!!


- HAL-HATIR (SORMAK)


- Hâl için DİNLE!!!


- HAL-YOL (ETMEK)


- HAL değil/yerine/= DURUM


- KİŞİ/İNSAN:
HAL ve/<> HAL


- HÂL[çoğ. AHVÂL] ile HÂL[çoğ. AHVÂL] ile HAL[Ar.] ile HAL'[Ar.] ile HÂL[Fars., Ar.]

( Annenin eril kardeşi, dayı. İLE Şimdiki zaman, geçmiş ve gelecek olmayan zaman. | Oluş, bulunuş, sûret, keyfiyet, durum, vaziyet. İLE Pazar yeri; Çözme. İLE Soyma. | Boşanma. | Tahttan indirme. Sultanın makamını terk etmek zorunda bırakılması. İLE Gövdede oluşan ben, nokta. )


- HAL <> HULÛL <> MAHAL


- HAL ve/> MAHAL ve/> TAHALLÜL


- HAL ile MAKAM

( ... ile/ve CÂH/E )


- HÂL ile MAKAM

( Her bireye bakma, kişilerin hallerine bak. Hangisinin hâli kâmilse ona bak. )

( Seni kaldır, beni kaldır! O hali yakalayalım! )

( Bizim için ne din, ne mezhep, ne millet var, yekpâre bir hâl. )

( Geçici. İLE Kalıcı. )


- HAL ile MECAL

( CONDITION vs. POWER )


- HAL ile/ve/||/<> TAKAT


- HÂL ve/> TEMKİN ve/> SÜKÛN


- HÂLÂ ile/ve/||/<> DAİMA/SÜREKLİ


- HALA/HÂLA[Ar. çoğ. HÂLÂT]/EME/BİBİ ile HÂLÂ[Ar.]["HAYLA" değil!] ile HALÂ'[Ar.]

( Babanın kızkardeşi/ablası. İLE Şimdi, henüz, süregiden. İLE Boşluk. | Ayakyolu, helâ. )


- HÂLÂ ile HÂLEN


- HÂLÂ ile/ve/değil/||/<> HENÜZ


- HÂLÂ ile/ve/değil/||/<> HER ZAMAN


- HALA ile/ve TEYZE

( Babayla kardeşlik bağlantısı olan dişil gövdeli kişi. İLE/VE Anneyle kardeşlik bağlantısı olan dişil gövdeli kişi. )

( BÎBÎ[: Sayın bayan, hanım, ev hanımı. | Hala.] ile/ve ... )

( AUNT[Father's sister]. vs./and AUNT[Mother's sister]. )


- HALAÇ ile HALAÇÇA


- HALÂK[Ar.] ile HALAK[Ar.] ile HALAK[Ar. < HALKA]

( Pay, hisse, nasip. İLE Paçavra, yıpranmış eski şey. İLE Halkalar. )


- HALÂK[Ar.] ile NASÎB[Ar.]


- HALAKA/HALKA[Ar.] ile HALAKA[Ar. < HÂLİK]

( Ortası boş, yuvarlak biçim, daire biçiminde olan şey. | Bir çeşit ufak, yağlı ve tuzlu simit. İLE Berberler. )


- HALAKAT[Ar. < HALKA | "ka" uzun okunur] ile HALÂKAT[Ar.]

( Halkalar. İLE Halukluk, iyi ahlâklılık. | Dümdüzlük, düzlük. )


- HALÂS[Ar.] ile KURTULMA, KURTULUŞ

( KURTULMA, KURTULUŞ )


- HÂLÂT[Ar. < HALET] ile HÂLÂT[Ar. < HALA] ile HALAT[Yun.]

( Durumlar, haller, suretler, keyfiyetler, nitelikler. | Meyl, muhabbet, aşk, visal. İLE Halalar. İLE Kenevirden yapılmış çok kalın ip. )


- HALAT ile BORİNA[< İt.]

( ... İLE Dört köşe yelkenlerin, yan yakalarına, alt tarafa doğru bağlanan halat. )


- HALAT ile/ve/<> ÇIMA/CI[İt. CİMA]

( ... İLE/VE/<> Gemiyi iskeleye bağlamak için kullanılan halat. | Halat ucu. )


- HALAT ile GOMBA

( Hasır halat. )


- HALAT ile HALAT ÇEKME ile HALAT FİTİLİ ile HALAT TAMBURU ile HALAT IZGARASI


- HALAT ile İSTİNGA[İt.]

( ... İLE Yelkenleri toplamak için kullanılan halat. )


- HALAT ile İSTRALYA[İt.]

( ... İLE Gemide, direk ve çubukları baş tarafından, burundan tutan halat. | Geminin kaburgalarını birbirine bağlayan demir kuşak. )


- HALAT ile KALÇETE[İt. < CALCETTA]

( ... İLE Elle örülerek yapılan yassı halat. )


- HALAT ile RODA[İt.]

( ...İLE Düzgün sarılmış halat yumağı. )


- HALAT ile SALMASTRA[İt.]

( ... İLE Halat tellerinden, saç gibi örülmüş olan ip. | Özellikle makinelerde birbirine sıkıca değen iki yüzey arasına yerleştirilerek, bu yüzeyler arasına, su, buhar ya da yağların sızmasını önleyen urgan. )


- HALAT ile SARDUN[Yun.]


- HALAT ile/ve SART

( ... İLE/VE Hasır halat. )


- HALAT ile SELVİÇE[İt.]

( ... İLE Gemi armasında bulunan, oynak halat. )


- HALAT ile ŞIPKA

( ... İLE Torpillere karşı ve daha başka işler için gemilerde kullanılan, halattan örülmüş ağ. )


- HALAT ile VARAGELE

( ... İLE Bir şeyi bir yerden başka bir yere çekmek için kullanılan halat. )


- HALAT'LARDA:
BRAGA/MARSPET/PATRISA ile/ve GOMANA ile/ve KANDİLİSA ile/ve İSTRUMAÇA ile/ve VARAGELE ile/ve YOMA

( Gemilerde kullanılan halat. İLE/VE Gemi demirinin bağlı olduğu halat. İLE/VE Gemideki serenleri kaldırmaya yarayan halat. İLE/VE Birbirine takılmış halat. İLE/VE Bir şeyi bir yerden başka bir yere çekmek için kullanılan halat. İLE/VE 3-4 kat kol bükülmüş halat. )


- HALAT/ZİNCİR ile/ve/||/<> AGANTA[İt. < AGGUANTA]

( ... İLE/VE/||/<> Yısa ya da laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir. )


- HALAY ile HORON

( Doğu'da. İLE Karadeniz'de. )


- HALDUR HULDUR (HAREKET ETMEK)


- HALE/HEALTHY LIFE EXPECTANCY[İng.] değil/yerine/= SAĞLIKLI YAŞAM BEKLENTISİ


- HALEF değil/yerine/= ARDIL


- HALEF ile HALEF SELEF/LİK


- HALEF ile SELEF[çoğ. ESLÂF]

( Bir makamın devredildiği kişi. İLE Bir makamın devralındığı kişi. )

( Sonraki, ardıl. İLE Önceki, öncel. )