Beş(5) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 47.158 başlık/FaRk ile birlikte,
47.158 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(13/190)
- AŞAĞI-YUKARI
- SERFİ-İ ESÂSÎ[Osm.] / PRINCIPAL SERIES[İng.] / HAUPTSERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASAL DİZİ/SERİ
- PRINCIPAL PLANE[İng.] / PLAN PRINCIPAL[Fr.] / HAUPTEBENE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASAL DÜZLEM
- PRINCIPAL AXIS[İng.] / AXE PRINCIPAL[Fr.] / HAUPTACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASAL EKSEN
- ŞUÂ-İ ESÂSÎ[Osm.] / PRINCIPAL RAY[İng.] / HAUPTSTRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ASAL IŞIN
- PRINCIPAL FRACTION[İng.] / HAUPTSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= ASAL KESİR/KESİT
- PRINCIPAL FOCUS[İng.] / FOYER PRINCIPAL[Fr.] / HAUPTBRENNPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ASAL ODAK
- ASAL SAYILARDA:
MILLS ile/ve/||/<> WRIGHT
( )
- SÖZCÜKLER:
ASALAKLAŞTIRILMIŞ/JOKERLEŞTİRİLMİŞ/KATİLLEŞTİRİLMİŞ/SIĞINAKLAŞTIRILMIŞ/ÇİLİNGİRLEŞTİRİLMİŞ ile/ve/||/<> ÇIKINTILAŞTIRILMIŞ/PİÇLEŞTİRİLMİŞ
- ASALAK ile YARIMASALAK
( ... İLE Üzerinde yaşadığı konakçı bitkiden, bazen hazır besin maddesi alan, gerektiğinde, kendibeslek yaşayabilen, klorofili bitkilerde görülen, tam olmayan asalaklık durumu. )
- ASALAKBİLİM ile PARAZİTOLOJİ[İng. PARASITOLOGY | Fr. PARASITOLOGIE][Osm. Ar. TUFEYLİYYÂT]
( Asalakları inceleyen bilim dalı. )
- ASÂLAR:
KAŞAĞ ile MU'ÎN/İTTİKÂ ile DESTECÛB ile ŞEŞBER ile MÜTTEKÂ ile ZERDESTE ile CEVGÂN
- ASALE[Ar.] ile ASÂLÉ[Ar.]
( Çok zehirli bir yılan. İLE Bal peteği. )
- ASALI MUKABELEİHİLMİSİL değil/yerine/= KARŞILIKLILIK
- A'SAM ile A'SÂM-ÜL YÜMNÂ
( Ön ayakları beyaz olan at, geyik ya da koyun. İLE Sağ ayağı beyaz olan at, geyik ya da koyun. )
- AŞAMA ile AŞAMALI/LIK ile AŞAMA SIRASI
- AŞAMA ile/ve/değil EŞİK
- AŞAMA ile ETAP
( PHASE vs. LAP/STAGE )
- AŞAMA ile/ve NOKTA
( PHASE/GRADE vs./and POINT )
- AŞAMA ile/ve SIRA
( TERETTÜB[Ar. < RÜTÛB]: Sıralanma, sırasında olma, sırası gelme. | Ait olma, icab etme, gerekme. )
( Dün, ben sizin gibiydim; yarın, siz de benim gibi olacaksınız! )
( PHASE/GRADE vs./and ORDER )
- AŞAMALAR/MERTEBELER:
US'TA/AKIL'DA ile/ve/||/<>/> ANLIK'TA/NEFS'TE ile/ve/||/<>/> TİN'DE/RUH'TA
( Anlayış. İLE/VE/||/<>/> Temizlenme. İLE/VE/||/<>/> Tekâmül. )
- AŞAMALI ile/ve/||/<> DALGA DALGA
- AŞAMA/SAFHA ile/ve/||/<> KATMAN
- ASAMBLE[Fr. < ASSEMBLÉE] değil/yerine/= KURUL
- ASAMSKRİTA[Sansk.](WU-WEİ[Çince]) ile
( Geçici olana dair olmayan. Neden-sonuç ilişkisine maruz olmayan. Doğumsuzluk ve ölümsüzlük dünyası. )
- ÂSÂN[Ar.] değil/yerine/= KOLAY
- ASANDAN değil/yerine/= ÇIKAN
- ASANSÖRDE:
DOĞRUCA ADIM ATMAK değil/yerine ADIM ATMADAN ÖNCE AYNAYI (KENDİNİ AYNADA) GÖRMEK
- AŞANTUĞRUL, NASUH (İST., 1953) :
( Kuaför olarak çalışma hayatına atıldı. 1972'de CHP'ye üye oldu ve 15 yıl süre mahalle sorumlusu, İlçe Yönetim kurulu üyesi, İl delegesi ve 2009 - 2014 tarihleri arasında 6'ncı dönem. Sarıyer Belediye Meclisi üyesi olarak görev yaptı. Sarıyerliler Derneği (SA - DER) olup uzun süre Yönetim Kurulu üyesi olarak görev aldı. Sarıyer Spor Kulübü Üyesi ve Divan Kurulu üyesidir. )
- AŞANTUĞRUL, ORHAN (İST. 1938) :
( Sarıyerlidir. Baba mesleği olan ciğercilik mesleğini devam ettirmiştir. Meslek kuruluşlarına üye olup İstanbul Umum Sakatatçılar Derneği Başkanlığını 10 yıl süre ile yapmıştır. )
- AŞAR ile AŞARİ ile AŞARCI/LIK
- AŞAR/AŞARÎ[Ar.] değil/yerine/= ONDALIK
( Türkiye’de 1925 yılına kadar tarımsal ürünün onda biri oranında aynî olarak alınan vergi. | Ondalık. )
- ÂSÂR-I ATÎKA değil/yerine/= ESKİ YAPITLAR
- AŞAR'İ değil/yerine/= ONDALIK
- ASCERTAIN vs. LEARN
- AŞÇI ile YEMEK KİTABI ile PİŞMİŞ ile TENCEREDE PİŞMİŞ ile PİŞMİŞ PİRİNÇ ile AŞÇILIK ile OCAK ile YEMEK PİŞİRMEK ile OCAK
( COOK vs. COOKBOOK vs. COOKED vs. COOKED IN POT vs. COOKED RICE vs. COOKEDNESS vs. COOKER vs. COOKING vs. COOKSTOVE )
( پختن ile پخت و پز کردن ile پزانيدن ile پز ile طباخ ile خوراک پز ile آشپز ile کوک ile کتاب خوراک پزي ile کتاب طباخي ile مطبوخ ile پخته ile ديگي ile پلو ile پختگي ile خوراکپز ile پريموس ile طباخي ile آشپزي ile طبخ ile پخت و پز ile پخت ile خوراک پزي ile چراغ خوراک پزي )
( POKHTAN ile POKHT VE PEZ KARDAN ile PEZANYDAN ile PEZ ile طباخ ile KHORAK PEZ ile ASHPAZ ile KOK ile KETAB KHORAK PEZY ile KETAB TABAKHY ile مطبوخ ile POKHTEH ile DYGY ile PLO ile POKHTGY ile KHORAKPEZ ile PARYMOS ile طباخي ile ASHPAZY ile TABKH ile POKHT VE PEZ ile POKHT ile KHORAK PEZY ile CHARAGH KHORAK PEZY )
- ASCII ile/değil/yerine/> ANSI ile/değil/yerine/> ISO-8859-1 ile/değil/yerine/> Unicode UTF-8
( Başlangıçta. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Windows'ta. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> HTML4'te. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> HTML5'te. )
- ASDIC ile SONAR
- ASEBİ ile/||/<> ÂSİ ile/||/<> CELÂLÎ
( Hırçın ve sinirli kişi. İLE/||/<> Yasalara başkaldıran, isyan eden. İLE/||/<> İlk olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıkan Bozoklu Derviş Celal'in adamlarına ve ondan yana olanlara sonraları da türeyen eşkıyaya verilen ad. )
- ASELBENT ile ASELBENT AĞACI
- ASENDAN/ASCENDING[İng.] değil/yerine/= ÇIKAN | YÜKSELEN
- ASETAL ile ASTEALDEHİT ile ASETAMİT ile ASETANİLİT
- ACETATE FIBRE[İng.] / FIBRE D'ACÉTATE[Fr.] / AZETATFASER[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETAT ELYAFI
- ACETATE LACQUER[İng.] / VERNIS, LAQUE ACETATE[Fr.] / ACETAT LACK[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETAT VERNİK
- ACETYLACETONE[İng.] / ACÉTYLACÉTONE[Fr.] / AZETYLAZETON[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETİLASETON
- ACIDE ACÉTOSALICYLIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ASETİSALİSİLİK ASİT
- ACIDE ACÉTOACÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ASETOSETİK ASİT
- AŞEVİ/AŞHANE[Fars.]/LOKANTA[İt.]/RESTORAN[Fr./İng. < RESTAURANT] = YEMEK (PİŞİRME/YEME) YERİ
( Yoksullara parasız yemek yedirilen ya da dağıtılan yer, aşhane. | Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. | Tekkelerde yemek pişirilen yer. )
- ASFİKSİ/ASPHYXIA[İng.] değil/yerine/= HAVASIZ KALMA
- ASGARİ MÜŞTEREK değil/yerine/= ORTAK PAYDA
- ASGARİ ÜCRET[Ar.] değil/yerine/= EN DÜŞÜK ÖDENÇ
- ASGARİ ile ASGARİ TUTAR ile ASGARİ ÜCRET ile ASGARİ MÜŞTEREK
- ASHAB ile/ve ÂLİM
- ASHAB ile MÜCTEHİD
- ASHAB ile/ve/> TABİÎN ile/ve/> TEB-İ TABİÎN
- ASHAB/ESHÂB/SAHÂBE ile İHVÂN
- ASHÂB-I İNTİKAL değil/yerine/= GEÇİNÇ İYELERİ
- ASHÂB-I NAKL ile/ve ERBÂB-I AKL
( Önce inanıp sonra akıl eden. İLE/VE Önce akıl edip sonra inanan. )
- ASHÂB-I/EHL-İ HADİS ile/ve/||/<> ASHÂB-I/EHL-İ REY
- ASHAR[Ar.] ile ASHÂR[Ar. < SIHR]
( Saçı kızıl olan. | Kırmızı tüylü. İLE Evlenme dolayısıyla erkek tarafı akrabalar, güveyler. )
- AŞI ile AŞILANABİLİR ile AŞILANMIŞ ile AŞICI ile AŞILAMA
( GRAFT vs. GRAFTABLE vs. GRAFTED vs. GRAFTER vs. GRAFTING )
( اختلاس ile از راهنادرستيتحصيل کردن ile پيوند کردن ile گياه پيوندي ile متقابلا پيوند زدن ile پيوند زدن ile پيوند گير ile پيوندي ile پيوند کار )
( AKHTELAS ile AZ RANPANNADRESTYTAHSYLE KARDAN ile PEYVAND KARDAN ile GYAH PEYVANDY ile MOTEGHABLA PEYVAND ZADAN ile PEYVAND ZADAN ile PEYVAND GYR ile PEYVANDY ile PEYVAND KAR )
- ASİ ile ASİL/LİK ile ASİT ile ASİTLİ ile ASİTSİZ ile ASİT ALKOL ile ASİT BORİK ile ASİT FENİK ile ASİT KATALİZÖR
- AŞI[Ar.] ile KALEMAŞISI[Ar.]
( ... İLE Ucu kalem gibi kesilmiş çubukla yapılan ağaç aşısı. )
- ASIAN :/yerine ASYALI
- ASIDE :/yerine BİR KENARA
- ASİDİK ile/ve/||/<>/>< BAZİK
( pH değeri 7'den küçük. İLE/VE/||/>< pH değeri 7'den büyük. )
- ASİDİMETRE[Fr.] değil/yerine/= ASİTÖLÇER
- ÂŞIK OLMAK ve/||/<> AŞK OLMAK
- ÂŞIK OLMAK ile AŞK/I YAŞAMAK
- ÂŞIK OLMAK ile/ve/değil/||/<> "ÇARPILMAK"
- AŞIK OLMAK ile DELİCESİNE AŞIK ile DELİCESİNE AŞIK OLMA
( INFATUATE vs. INFATUATED vs. INFATUATION )
( شيفتن ile شيفته و شيدا شدن ile شيفته کردن ile شيفته ile دلفريفته ile شيفتگي )
( شيفتن ile SHYFTEH VE SHYDA SHODAN ile SHYFTEH KARDAN ile SHYFTEH ile دلفريفته ile SHYFATGY )
- ÂŞIK OLMAK ile "HASTA OLMAK"
( FALL IN LOVE vs. "TO BE SICK" )
- ÂŞIK OLMAK ile/ve/||/<> TAKINTILI-ZORLAYICI(OBSESİF-KOMPULSİF) KİŞİLİK BOZUKLUĞU
( Gövdede, aynı biyokimyasal etkileri "yaratıyor"/yaratabiliyor. )
- AŞIK VEYSEL PARKI :
( Fatih Sultan Mehmet (Armutlu) mahallesinde hizmete açılan parklardan biridir. )
- AŞIK VEYSEL PARKI :
( Pınar Mahallesindedir. 2.000,00 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 80,00 m²'lik yeşil alanı, 480,00 m²'lik spor alanı ve 60,00 m²'lik'te bir tesisi bulunuyor. )
- ÂŞIK <> AŞK <> MÂŞÛK(A)
( Rüyasını görür. <> ... <> Uyur. )
( Kayıcı. [Durum, koşul ve karşılıksızlık durumlarında olasılık olarak davranışlarında kıyıcı ve yıkıcı olabilir.] İLE/||/<>/>< ... İLE/||/<>/>< Yakıcı.[Herhangi bir ölçüt olmaksızın âşık olana ya da "kendine yönelmiş olana" karşı, davranışlarında ve sözlerinde, bağlam, olanak ve terslik olarak (%1 - 99 arası) kıyıcı ve yıkıcı[0/1 (Evet/Hayır!)] olabilir.] )
- ÂŞIK ile/ve/||/<> SÂDIK ile/ve/||/<> LÂYIK
- ÂŞİKÂR ile/değil ÂŞİNÂ
- ÂŞİKÂR ile/ve/||/<> BÂRİZ
- ASIKYÜZLÜLÜK ile/değil ZİHNİ MEŞGUL(/KAFASI DOLU) OLMAK
- ASİL ile ÂCİZ ile BASİT
( ASİLLER İDARE EDER ACİZLER ŞİKÂYET EDER BASİTLER İFTİRA EDER )
- ASÎL[Ar.] ile ASÎLE[Ar. çoğ. ASÂİL]
( Öğleden sonranın son bölümü, akşamüstü. | Ölüm. İLE Öğleden sonranın son bölümü, akşamüstü. | Bir şeyin bütünü. | Ölüm. )
- ASIL ile/ve/<> FASIL
- ASIL ile/ve UNSUR
( BASE vs./and ELEMENT )
- AŞILANMA/MAYALANMA:
KUŞKUYU SÖYLEMEK ile/değil/yerine İMANI SÖYLEMEK
- AŞILARDA:
KARMA ile/ve/||/<> KAKMA(GÖZ/T) ile/ve/||/<> YARMA ile/ve/||/<> KALEM ile/ve/||/<> KABUK/KABUK ALTI ile/ve/||/<> YAN ile/ve/||/<> KÖPRÜ ile/ve/||/<> DİLCİKLİ (İNGİLİZ)
(
Bitki/Ağaç Aşılama Yöntemleri ve Kullanım Koşulları
1. Karma Aşı
Tanım: Farklı aşı tekniklerinin bir araya getirilerek uygulandığı sistemdir.
- Ne zaman? Türlere göre değişken
- Ne için? Dayanıklılık + verim kombinasyonu gerektiğinde
- Uygun bitkiler: Turunçgiller, bağ bitkileri, nar
2. Kakma Aşı (Göz Aşısı / T-Aşısı)
Tanım: Kabuk altına göz yerleştirilerek yapılır.
- Ne zaman? İlkbahar ortası veya yaz sonu
- Ne için? Genç, ince gövdelilerde hızlı çoğaltma
- Uygun bitkiler: Elma, armut, kayısı, narenciye
3. Yarma Aşı
Tanım: Kalın anaç yarılarak içine kalem yerleştirilir.
- Ne zaman? İlkbahar başında (özsu öncesi)
- Ne için? Kalın gövde, çeşit değiştirme
- Uygun bitkiler: Ceviz, kestane, kiraz
4. Diğer Aşılama Yöntemleri
a) Kalem Aşı
- İlkbaharda, dinlenme döneminde
- Genç fidanlarda elma, armut, şeftali
b) Göz Aşıları
- T-Göz: Kabuk kolay ayrıldığında yazın yapılır
- Yonga Göz: İlkbahar veya yaz sonu
c) Kabuk Altı Aşı
- Kalın anaç – ince kalem durumunda
- Kabuk kolay ayrılıyorsa (özellikle ilkbaharda)
d) Yan Aşı
- Anaç kenarına yapılan eğik kesiye kalem yerleştirilir
e) Köprü Aşı
- Fare, don veya mekanik zarar gören gövdeleri kurtarmak için
f) Dilcikli İngiliz Aşısı
- Kalem ve anaç aynı kalınlıkta olduğunda güçlü tutunma sağlar
Karşılaştırma Tablosu
| Aşı Türü | Uygulama Zamanı | Anaç Kalınlığı | Uygun Türler | Avantajı |
|---|---|---|---|---|
| Karma Aşı | Değişken | Karışık | Turunçgil, süs bitkileri | Uyum artırımı, kombinasyon sağlama |
| Kakma Aşı | Yaz / İlkbahar | İnce gövde | Elma, armut, şeftali | Hızlı ve verimli üretim |
| Yarma Aşı | İlkbahar başı | Kalın gövde | Ceviz, kiraz, elma | Çeşit değişimi için ideal |
| Kalem Aşı | İlkbahar | İnce – Orta | Şeftali, elma | Genç fidanlarda etkili |
| Kabuk Aşısı | İlkbahar | Kalın gövde | Elma, armut | Kabuk kolay ayrıldığında çok etkili |
| Göz Aşısı | Yaz / Sonbahar | İnce gövde | Narenciye, üzüm | Yüksek tutma oranı |
Hangi Durumda Hangisi Tercih Edilmeli?
| Durum | Uygun Aşı Türü |
|---|---|
| Kalın gövdeli yaşlı ağaç | Yarma Aşı, Kabuk Aşısı |
| Genç fidanlarda çoğaltma | Göz Aşısı, Kalem Aşı |
| Kabuğun kolay ayrıldığı dönem | Kakma Aşı, Kabuk Aşısı |
| Çeşit değişimi ya da gövde onarımı | Yarma Aşı, Köprü Aşı |
| Çok yönlü genetik özellik istenirse | Karma Aşı |
Sonuç İtibarı ile
- Bitki türü ve çeşidi
- Anaç ve kalem yaş/kalınlık oranı
- İklim ve mevsim koşulları
- Kabuğun ayrılma durumu
- Aşının amacı: Verim artırımı, çeşit değiştirme, zarar onarımı
- AŞILARDA:
YARMA(ÇELİK) AŞI ile/ve GÖZ AŞI
- HANGING MERCURY DROP ELECTRODE[İng.] ile/değil/yerine/= ASILI CIVA DAMLA ELEKTROT (ACDE)
- ASILI ile ASILIŞ
- ASILI ile ASILLI
( Asılmış olan, asma, asık, muallak. | Asılmış bir biçimde. İLE Bir kökene dayanan, kökenli. )
- AŞİLİ değil/yerine/= MİDE SALGISI YOKLUĞU
- ASILMAK ile ASILABİLMEK ile ASI ile ASIK ile ASIL/LIK ile ASIM ile ASIR/LIK ile ASILLI/LIK ile ASILSIZ/LIK ile ASIRLARCA ile ASIK SURAT ile ASIL NÜSHA ile ASIM TAKIM ile ASIK SURATLI/LIK ile ASIL SAYILAR
- ASILSIZ HABER değil/yerine/= GERÇEK DIŞI ÇAV
- ASILSIZ İDDİA değil/yerine/= GERÇEK DIŞI SAV
- ASILSIZ İHBAR değil/yerine/= YALAN BİLDİRİM
- AŞIM ile/ve/||/<>/> BAŞIM
( Azıcık. İLE/VE/||/<>/> Ağrısız. )
- ASYMMETRICAL BREAKDOWN CURRENT[İng.] / COURANT DE RUPTURE ASYMÉTRIQUE[Fr.] / ASYMMETRISCHER DURCHBRUCHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİMETRİK KESİLME AKIMI
- ASİMİLE EDİLEBİLİR ile ASİMİLE ETMEK ile ASİMİLE EDİCİ ile ASİMİLATÖR
( ASSIMILABLE vs. ASSIMILATE vs. ASSIMILATIVE vs. ASSIMILATOR )
( قابل تجانس ile سازش کردن ile شبيه ساختن ile تلفيق کردن ile هم جنس کردن ile يکسان کردن ile همانند ساختن ile شباهت دار ile همانند سازنده )
( GHABEL TAJANS ile SAZESH KARDAN ile SHABYYEH SAKHTAN ile TALFYGH KARDAN ile NPAM JENS KARDAN ile YKESAN KARDAN ile CPEHMANAND SAKHTAN ile SHABANPAT DAR ile CPEHMANAND SAZANDEH )
- ÂŞİNA/LIK değil/yerine/= TANIDIK/BİLDİK / TANIŞIK/LIK
- AŞINDIRMAK değil/yerine AŞMAK
- ÂSİR[Ar.] ile ÂSİR/ÂSİRE[Ar.] ile ÂSİR/ÂSİRE[Ar.] ile ASÎR[Ar.] ile ASÎR[Ar.] ile ASÎR[Ar. < USRET]
( Bir söylenceyi/efsaneyi aktaran/nakleden. İLE Ayağı kayan. İLE [Üzüm ve benzerleri gibi şeyleri] Şırasını ya da yağını almak üzere sıkan. İLE Bitişik komşu. | Karmakarışık, dolaşık. İLE Şırası ya da yağı alınmak üzere sıkılmış şey, usâre. İLE Zor, güç, zahmetli. | Titiz. )
- ÂSİRE[Ar.] ile ASÎRE, SECÎR[Ar.]
( ... İLE Posa, cibre. )
- AŞİRET ile/değil/yerine HUKUK
- AŞİRET değil/yerine/= OYMAK
- SUPERHEAVY BOSON[İng.] / BOSON SUPERLOURD[Fr.] / SUPERSCHWERES BOSON[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AĞIR BOZON
- AŞIRI "AKILCILIK" >< YARATICILIK
- OVERCURRENT RELEASE[İng.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AKIM DÜZENİ
- ÜBERSTROMAUSLÖSER[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AKIM RÖLESİ
- OVERCURRENT[İng.] / COURANT EXCESSIF, COURANT DE SURCHARGE, SUPERCOURANT[Fr.] / ÜBERSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AKIM
- SUPERFLUIDE[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AKIŞKAN
- SUPERFLUIDITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AKIŞKANLIK
- AŞIRI ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK ile/ve/<>/>/< YAĞCI/LIK
- HYPERCONJUGATION[İng.] / HYPERCONJUGATION[Fr.] / HYPERKONJUGATION[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI BAĞLANMA, HİPERKONJUGASYON
- AŞIRI DERECE yerine İLERİ DERECE
- SUPERSATURATED SOLUTION[İng.] / AŞIRI DOYGUN ÇÖZELTI[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI DOYGUN ÇÖZELTİ
- İŞBÂ[Osm.] / OVERSATURATION[İng.] / SURSATURATION[Fr.] / ÜBERSÄTTIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI DOYMA/DOYGUNLUK
- [ne yazık ki]
AŞIRI DOYUM ve/||/<>/> KÜSTAHLIK
- ÜBERSÄTTIGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI DOYURMA
- RÉACTEUR SURCRITIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ELEŞTİK TEPKİLEŞİM
- SUPERCRITICITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ELEŞTİKLİK
- FART-İ İNHİLÂL[Osm.] / OVERMELTING[İng.] / SURFUSION[Fr.] / ÜBERSCHMELZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ERGİMEERİME
- AŞIRI GERİLİM ile/||/<> DENGE POTANSİYELİ
( Aşırı gerilim kinetik kayıp η, denge termodinamik Nernst. )
( Formül: η = E - Eeq )
- OVERPOTENTIAL[İng.] / SURTENSION[Fr.] / AŞIRI GERILIM[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI GERİLİM
- AŞIRI HIZ ve/||/<>/> GERÇEKLER
( Aşırı hız yapılan düşünceler, gerçeklere çarparak durur. )
- ULTRA FAST NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS ULTRARAPIDES[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI HIZLI NÖTRONLAR
- SUPRACONDUCTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI İLETKEN
- SUPRACONDUCTIVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI İLETKENLİK
- HYPERFINE STRUCTURE[İng.] / STRUCTURE HYPERFINE[Fr.] / HYPERFEINSTRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI İNCE YAPI
- SUPERCHALEUR[Fr.] / SUPERHITZE[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ISI
- OVERHEAT, SUPERHEATING[İng.] / SURCHAUFFE[Fr.] / ÜBERHITZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ISITMA
- AŞIRI KİBAR/LIK ile/değil AHMAK/LIK
- OVERMODULATION[İng.] / SURMODULATION[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI KİPLEME
- ÜBERMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI KİPLENİM
- AŞIRI KULLANIM ile/değil/yerine YERİNDE KULLANIM
- SUPERGRAVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI KÜTLEÇEKİM
- HYPERFOCAL DISTANCE[İng.] / DISTANCE HYPERFOCALE[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ODAK UZAKLIĞI
- HYPERFOKAL[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ODAKLI
- SUPERRÉSEAU[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ÖRGÜ
- ULTRAPARAMAGNETISM[İng.] / ULTRAPARAMAGNÉTISME[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI PARAMANYETİZMA
- ULTRACENTRIFUGE[İng.] ile/değil/yerine/= AŞIRI SANTRİFÜJ
- ULTRACENTRIFUGATION[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI SANTRİFÜJLEME
- AŞIRI SEVGİ ile/yerine SEVGİ
( GARÂM ile/yerine MUHABBET )
- SUPERCOOLING[İng.] / SURFUSION, SURFRIGÉRATION[Fr.] / UNTERKÜHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI SOĞU(T)MA
- SUPERCOOLED[İng.] ile/değil/yerine/= AŞIRI SOĞUTULMUŞ
- BUHÂR-İ İŞBÂ[Osm.] / OVERSATURATED VAPOR, SUPERHEATED STEAM[İng.] / VAPEUR SURSATURÉE, VAPEUR SURCHAUFFÉE[Fr.][Fr.] / ÜBERSÄTTIGTER DAMPF[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI/SÜPER DOYMUŞ/ISITILMIŞ/KIZGIN BUHAR
- AŞIRI ŞÜPHECİ/LİK ile/ve/> SALDIRGAN/LIK
- OVERVACUUM[İng.] ile/değil/yerine/= AŞIRI VAKUM
- [ne yazık ki]
"AŞIRI YORUM" ile/ve/||/<> "YAMUK DURUŞ"
- AŞIRI YORUMA KAÇMADAN! ile/ve/değil/||/<>/< ELDEN/DİLDEN GELDİĞİNCE
- HYPERCHARGE, OVERLOAD[İng.] / SURCHARGE[Fr.] / ÜBERLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI YÜK
- ULTRA HIGH FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= AŞIRI YÜKSEK FREKANS
- VIDE TRÈS POUSSÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI YÜKSEK VAKUM
- AŞIRI ile AŞIRI SINIR ile AŞIRI BOYUTTA ile AŞIRILIK ile AŞIRILIK YANLISI ile EKSTREMİTE
( EXTREME vs. EXTREME LIMIT vs. EXTREMELY vs. EXTREMISM vs. EXTREMIST vs. EXTREMITY )
( درمنتهياليه ile بي حد و حصر ile غايت ile بافراط ile بي نهايت ile عقيدهافراطي ile افراط کاري ile فزونرو ile افراط کار ile انتها )
( درمنتهياليه ile BEY HAD VE HESR ile GHAYT ile BAFRAT ile BEY NEYAYT ile عقيدهافراطي ile AFRAT KARY ile فزونرو ile AFRAT KAR ile ENTEHYA )
- AŞIRI değil/yerine/>< BAŞARI
- AŞIRI değil/yerine/= ÇOK FAZLA
- AŞIRI ... değil/yerine DAHA YOĞUN ...
- AŞIRI ile FAZLA BAGAJ ile AŞIRI ile AŞIRI DERECEDE ile AŞIRILIK
( EXCESS vs. EXCESS LUGGAGE vs. EXCESSIVE vs. EXCESSIVELY vs. EXCESSIVENESS )
( زياده ile بي اعتدالي ile فزوني ile فضول ile زيادهروي ile زيادتي ile بحد افراط ile زائده ile سرک ile علاوه ile بالابود ile اضافه بار ile بيش از حد ile مفرط ile بيشازاندازه ile افراطي ile زائد ile کثير ile زيادي ile بي شباهت ile گزافي ile افراط ile اسراف )
( ZYADEH ile BEY ETEDALY ile FOZOONY ile فضول ile ZYADEGROY ile زيادتي ile BAHAD AFRAT ile ZAEDEH ile SARK ile ALAVEH ile BALABUD ile EZAFEH BAR ile BEYSH AZ HAD ile MAFART ile BEYSHAZANDAZEH ile AFRATY ile ZAED ile KESYR ile ZYADY ile BEY SHABANPAT ile GOZAFY ile AFRAT ile ESRAF )
- AŞIRI(") ile/değil/yerine/<> ÖTE
- AŞIRILAŞMAK ile AŞIRILABİLMEK ile AŞIRILAŞTIRMAK ile AŞIRI/LIK ile AŞIRIŞ ile AŞIRICI/LIK ile AŞIRI UÇ ile AŞIRI YÜK ile AŞIRI AKIM ile AŞIRI BESİ ile AŞIRI DUYU ile AŞIRI DOYMA ile AŞIRI ERİME ile AŞIRI ETKİN/LİK ile AŞIRI BELLEM ile AŞIRI TAŞIRI ile AŞIRI GERİLİM ile AŞIRI DUYARLIK ile AŞIRI ŞİDDETLİ FIRTINA
- AŞIRILIK ile AŞIRI ile UTANMAZ
( IMMODERACY vs. IMMODERATE vs. IMMODEST )
( بي اندازگي ile فوق العادگي ile بي اعتدال ile منافي عفت ile بي عفت ile بي عصمت ile نا نجيب )
( BEY ANDAZGY ile FOGH OLOADEGY ile BEY ETEDAL ile MENAFY AFAT ile BEY AFAT ile BEY ESMAT ile نا نجيب )
- AŞIRI/LIK ile/ve/değil AYKIRI/LIK
- AŞIRI/LIK ve/<> EKSİK/LİK
( YARASA: "Güzelliğim" "fazla görülmesin" diye gece uçarmış. KUĞU: Güzelliğini sergilemekten, su içmeyi bile boşvererek/unutarak susuzluktan ölmüş. )
( Aşırı gidersen tersi olur. )
( EXCESSIVE/NESS vs./<> DEFICIENT/NESS )
- AŞIRI/LIK["AŞŞIRI" değil!] ile/ve/değil SIRADIŞI/LIK
( [not] "EXCESSIVE/NESS" vs./and/but EXTRAORDINARY/INESS )
- AŞIRI/LIK ile UC
- AŞIRI/LIK ile/ve ZORLAMA
( EXCESSIVE/NESS vs./and COMPULSION )
- AŞIRMA ile AŞIRMACI/LIK ile AŞIRMA KAYIŞ
- ABSİSİK ASİT ile/||/<> AMİNO ASİT ile/||/<> KOLİK ASİT ile/||/<> NÜKLEİK[DNA/RNA] ASİT ile/||/<> SÜLFÜRİK ASİT/ZAÇ YAĞI[H2SO4]
( Bitkilerin büyüme, gelişme ve stres yanıtlarının düzenlenmesinde önemli rolü olan bir bitki hormonu.[Tohum ve tomurcuk dormansisi, filizlenme, stomaların kapanması, yaprakların dirimsel yaşlanması, ozmotik düzenleme, büyümenin engellenmesi gibi çoğu fizyolojik durumda etker.] İLE/||/<> Proteinleri oluşturan temel yapıtaşları.[Bilinen, beşyüz amino asit vardır. Bunların yirmiikisi canlıların yapısına katılır ve yirmisi temel amino asit olarak bilinir.][Her amino asit, DNA tarafından kodlanır. Amino asitler, hem amin, hem de karboksil öbeği içeren moleküldür.] İLE/||/<> Yağ sindirimine yardım eden ve safrada bulunan asit. İLE/||/<> Canlılardaki en büyük molekül türü. Proteinleri kodlayan ve nükleotit zinciri. İLE/||/<> Güçlü ve tehlikeli bir mineral asidi. [Akü sıvısı üretiminde kullanılır.] )
- ASİT[İng. ACID] ile/||/<> A VİTAMİNİ[İng. VITAMIN A] ile/||/<> AKALKÜLYA[İng. ACALCULIA] ile/||/<> ALFA-SARMAL[İng. ALPHA HELIX] ile/||/<> ALKALOZ[İng. ALKALOSIS]
( Suda çözündüğünde hidrojen iyonu (H+) derişimini artıran, pH'ı 0 ile 7 arasında olan kimyasal çözeltiler. Tatları ekşi olan asitler mavi turnusol kağıdının rengini kırmızıya çevirir. Ayrıca gıdaların çoğunda asit bulunmaktadır. Örneğin limonda sitrik asit, sirkede asetik asit, yoğurtta ve sütte laktik asit, elmada malik asit, zeytinyağında oleik asit, üzümde ise tartarik asit bulunur. @@ A vitamini biyolojik aktivitesine sahip hayvansal kaynaklı bileşiklerin tümüne verilen addır. Ana işlevlerini, retinol ile onun iki türevi olan retinal ve retinoik asit gerçekleştirir. Sıcağa ve alkaliye dayanıklı; aside, oksidasyona ve ultraviyole ışınlara duyarlıdır. Karaciğer, süt, yumurta sarısı ve meyveler gibi gıdalarda bulunmaktadır. @@ İnsanların toplama, çıkarma, çarpma ve hatta iki sayıdan hangisinin daha büyük olduğunu belirtme gibi basit matematiksel görevleri yerine getirmekte zorlandıkları sonradan kazanılmış bir bozukluktur. "Edinilmiş diskakuli" olarak da bilinir. Beyin lezyonundan sonra meydana gelebildiği gibi sinir sistemindeki doğuştan bir kusur nedeniyle de oluşabilir. @@ Protein yapısında yaygın olarak bulunan ikincil üç boyutlu yapıdır. Bu dizilimde aminoasitler her peptit içerisindeki karboksil oksijen moleküllerinin hidrojen bağları ile dengelenmesi sayesinde spiral bir yapıda bulunurlar. Miyoglobin ve hemoglobin proteinlerinin %70 civarı alfa sarmal yapısındadır. @@ Kanın asit-baz dengesinin belirli sorunlar nedeniyle bazik olması durumudur. Tedavi edilmezse ölümcül olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ACID ERROR[İng.] / SÄURE FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİT HATASI
- ASİT ile/ve/>< ALKALİ BESİNLER'İ
( MEYVELER'DE:
- TADI ASİT OLAN MEYVELER ile/ve TADI HAFİF ASİT OLAN MEYVELER
( * Portakal - Alkali
* Mandalina - Alkali
* Klementin - Alkali
* Greyfurt - Alkali
* Limon - Alkali
* Nar - Alkali
* Ananas - Alkali
İLE/VE
HAFİF ASİT OLANLAR
* Çilek - Alkali
* Domates - Alkali
* Elma - Alkali
* Armut - Alkali
* Şeftali - Alkali
* Üzüm - Alkali
* Kiraz - Alkali
* Kayısı - Asit
* Erik - Asit )
- TADI TATLI OLANLAR
* Hurma - Alkali
* İncir - Alkali
* Tatlı üzüm - Alkali
* Tatlı elma - Alkali
* Muz - Alkali
- YANSIZ MEYVELER
* Karpuz - Alkali
* Kavun - Alkali
- KURUTULMUŞ MEYVELER
* Erik - Asit
* Kayısı - Asit
* Armut - Alkali
* Elma - Alkali
* İncir - Alkali
* Muz (olgunsa) - Alkali
SEBZELER'DE:
- HAFİF UNLU ile/ve ORTA DERECE UNLU ile/ve ÇOK UNLU
( HAFİF UNLULAR
* Kuşkonmaz - Alkali
* Patlıcan - Alkali
* Mantar - Alkali
* Lahana - Alkali
* Karnabahar - Alkali
* Balkabağı - Alkali
* Salatalık - Alkali
* Kabak - Alkali
* Tere - Alkali
* Ispanak - Alkali
* Hindiba - Alkali
* Yeşil Fasulye - Alkali
* Marul - Alkali
* Mısır/Frenk Salatası - Alkali
* Pırasa - Alkali
* Tatlı Biber - Alkali
* Turp - Alkali
* Semizotu - Alkali
* Kuzukulağı - Asit
İLE/VE
ORTA DERECE UNLULAR
* Enginar - Alkali
* Pancar - Alkali
* Havuç - Alkali
* Kereviz - Alkali
* Brüksel Lahanası - Alkali
* Şalgam - Alkali
* Maydanoz - Alkali
* Radika - "Alkali
* Taze Bezelye - Alkali
* Roka - Alkali
* Bamya - Alkali
* Soğan - Asit
* Sarımsak - Asit
İLE/VE
- ÇOK UNLULAR
* Kestane - Alkali
* Patates - Alkali
* Yer elması - Alkali )
- KURU SEBZELER
* Bakla - Asit
* Kuru fasulye - Asit
* Kuru bezelye - Asit
* Mercimek - Asit
* Soya - Asit
YAĞLI MADDELER
* Avokado - Alkali
* Zeytin - Alkali
YAĞLI KURUYEMİŞLER
* Ceviz - Asit
* Fındık - Asit
* Şamfıstığı - Asit
* Amerikan fıstığı - Asit
* Badem - Alkali
TAHIL VE MAMULLERİ
* Yulaf - Asit
* Buğday - Asit
* Beyaz un - Asit
* Mısır - Asit
* Arpa - Asit
* Kepekli ve beyaz pirinç - Asit
* Çavdar - Asit
* Kepekli ekmek - Asit
* Hamur işleri - Asit
* İrmik - Asit
* Mısır unu - Asit
* Yulaf unu - Asit
* Patates nişastası - Asit
ZARARLI OLANLAR
* Kakao - Asit
* Çay ve kahve - Asit
* Baharat - Asit
* Konserveler - Asit
* Şeker ve şekerli maddeler - Asit
* Her tür pasta ve benzerleri - Asit
* Alkol - Asit )
- ASİT ile ASİT TESTİ ile ASİDİK ile ASİTLİK
( ACID vs. ACID TEST vs. ACIDIC vs. ACIDITY )
( اسيد ile سرکه مانند ile حامض ile جوهر اسيد ile وسيله آزميش ile اسيدي ile اسيد دار ile اسيديته ile حموضت )
( ASYD ile SARKEH MANAND ile حامض ile JOUSAR ASYD ile VESYLAH AZMYSH ile ASYDY ile ASYD DAR ile ASYDYTAH ile حموضت )
- ASİT[İng. < ACIDE] değil/yerine/= EKŞİT
- HAMİZ[Osm.] / ACID[İng.] / ACIDE[Fr.] / SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİT
- ÂSİTÂN[Fars.] ile ÂSTÂN[Fars.]
( Eşik. İLE Eşik, ayakkabılık. | Dergâh, tekke/tekye. )
- ASİTFAST ile/||/<> ASİT-PROOF
( Aside dirençli. İLE/||/<> Aside dirençli. )
- ÂSİYE[Ar.] ile ÂSİYE[Ar.] ile ÂSİYE[Ar.]
( Sütun, direk, kolon. | Kederli, üzüntülü [kadın]. İLE Hz. Mûsâ'yı, Nil'den çıkararak büyütüp yetiştiren Firavun'un eşinin adı. İLE İsyancı kadın. )
- Âşık'ını DİNLE!!!
- AŞK/IN:
"ACISI"(x ISTIRABI) ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ANISI
- AŞK:
ÇOK UZAK ile/ve/<>/< FAZLA YAKIN
- AŞK DOLU ile AŞK DOLU BAKIŞ ile AŞKLA
( AMOROUS vs. AMOROUS LOOK vs. AMOROUSLY )
( عاشقانه ile نگاه عاشقانه )
( ASHGHANEH ile NEGAH ASHGHANEH )
- AŞK:
İKRAM değil İHSAN
- AŞK (İLE) ve/||/<>/> (B)İLİM (İLE)
( Bulunur, bulmak gerekir. VE/||/<>/> Bilinir, bilmek gerekir. )
- AŞK/MÂŞUK ve/<> MASUMİYET/MASUM
- AŞK OLSUN ile/ve/||/<> AŞK OLSUN ile/ve/||/<> AŞK OLSUN
( Beğenilmeyecek bir davranış/tutum karşısında kınama, sitem bildiren söz. | "Aferin" anlamında bir davranışın, bir tutumun çok beğenildiğini bildiren söz. | Dervişler arasında kullanılan merhabalaşma. )
- AŞK/ÇOĞU DURUM:
[önce] AKIM ve/sonra/||/<>/> BAKIM
- AŞK:
"SANDIĞIMIZ KADAR" ile/değil YANDIĞIMIZ KADAR
- AŞK:
SOHBET ve ZİKİR
- AŞK ile/ve/||/<> ABAYI YAKMAK
- AŞK ile/ve/değil/<> AHİD'E VEFÂ
- AŞK ile/ve/değil ÇEKİM/CÂZİBE
- AŞK ile/ve/değil/yerine/<> COŞKU
( FALL IN LOVE vs./and/<> EXUBERANCE )
- AŞK ve/||/<> DAYANÇ/SABIR
- AŞK ile/ve/||/<>/> EŞEYSELLİK/SEKS
( BÂH-NÂME[Ar., Fars.]: Eşeyselliği konu alan kitap. )
( EŞEYSELLİK (SEKS) :
- Eşey Bilim: Seksoloji.
- Latince "sexus".
- Eşeysel çekim(cazibe): seksapel (ingilizce "sexappeal").
- Orpheus("Nur ile şifa veren"). (Fenike dilinde Nur anlamına gelen Aur, Yunanca'da Arpha ile şifa anlamına gelen Rafae sözcüklerinden oluşmuştur ve "Nur ile şifa veren" anlamına gelmektedir.)
- Üçlemeler(Triad'lar)... (Sevgi-Sezgi-Bilgi), (Güzellik-Bilgi-Güç), (Sevgi-Arınma-Aydınlanma), (Güzel-İyi-Doğru).
American Heritage Sözlüğü'nde
- Sex: 1. a. The property or quality by which organisms are classified according to their reproductive functions. b. Either of two divisions, designated male and female, of this classification.
2. Males or females collectively.
3. The condition or character of being male or female; the physiological, functional, and psychological differences that distinguish the male and the female.
4. The sexual urge or instinct as it manifests itself in behavior.
5. Sexual intercourse.
6. The genitalia.
sexed, sexing, sex.es: To determine the sex of (young chickens).
- sex appeal: n. Physical attractiveness or personal qualities that arouse sexual interest in another person.
- sex cell: n. A gamete.
- sex chromosome: n. Either of a pair of chromosomes, usually, designated X or Y, in the germ cells of human, most animals, and some plants, that combine to determine the sex of an individual, XX resulting in a female and XY in a male.
- sex gland: n. A testis or ovary; gonad.
- sex hormone: n. Any of various animal hormones, such as estrogen and androgen, affecting the growth of function of the reproductive organs and the development of secondary sex characteristics.
- sex.ism: n. Discrimination based on sex, esp. discrimination against women. 2. Attitudes or conditions that promote stereotyping of social roles based on gender. -sex'ist adj. & n.
- sex.less: adj. 1. Lacking sexual characteristics; neuter. 2. Arousing or exhibiting no sexual interest or desire; asexual. -sex'less.ly adv. -sex'less.ness n.
- sex linkage: n. The condition in which a gene responsible for a specific phenotypic trait is located on the X choromoseome, resulting in sexually dependent inheritance of the trait.
- sex-linked: adj. 1. Carried by a sex chromosome, esp. an X chromosome. Used of genes. 2. Sexually determined. Used esp. of inherited traits.
- sex.ol.o.gy: n. The study of human sexual behavior. -sex'o.log'ic, sex'o.log'i.cal adj. -sex.ol'o.gist n.
- sex.pot: n. Informal. A strikingly sexy person.
- sex.tant: n. 1. A navigational instrument used for measuring the altitudes of celestial bodies. 2. Sextant. Sextans. [NLat. sextans, sextant- < Lat., sixth part(from its being graduated in sixths of a circle) < sextus, sixth.]
- sex.tile: adj. Designating the position of two celestial bodies when they are 60 degrees apart. [Lat. sextilis, one sixth < sextus, sixth.]
- sex.u.al: adj. 1. Of, pertaining to, affecting, or characteristic of sex, the sexes, or the sex organs and their functions. 2. Implying or symbolizing erotic desires or activity. 3. Of, pertaining to, or designating reproduction involving the union of male and female gametes. [LLat. sexualis < Lat. sexus, sex.] -sex'u.al.ly adv.
- sexual intercourse: n. Coitus, esp. between humans.
- sex.u.al.i.ty: n. 1. The conditionof being characterized and distinguished by sex. 2. Concern with or interest in sexual activity. 3. The quality of possessing a sexual character or potency.
- sex.u.al.ize: tr.v. -ized, -iz.ing, -iz.es. To make sexual in character or quality.
- sex.y: adj. -i.er, -iest. Arousing or tending to arouse. sexual desire or interest. -sex'i.ly adv. -sex'i.ness n.
- sexual selection: n. Darwinian adjunct of natural selection hypothesizing the preffered hereditary selection of characteristics involved in male courtship displays and combat.
- sex: pref. Six; sexpartite. [Lat. sex, six.]
- sex.a.ge.nar.i.an: n. A person who is sixty years old or between the ages of sixty and seventy.
adj. 1. Being sixty years old or between the ages of sixty and seventy. 2. Of or pertaining to a sexagenarian. [Lat. sexagenarius, sexagenary]
- sex.ag.e.nar.y: adj. 1. Pertaining to or proceeding by sixties. 2. Sexagenarian. -n., pl. -ies. A sexagenarian. [Lat. sexagenarius < sexageni, sixty each < sexaginta, sixty < sex, six.]
- Sex.a.ges.i.ma: n. The Second Sunday before Lent. [LLat. sexagesima < Lat. sexagesimus, sextieth < sexaginta, sixty < sex, six.]
- sex.a.ges.i.mal: adj. Of, relating to, or based on the number 60. [< Lat. sexagesimus sixty.]
- sex.cen.te.nar.y: adj. Pertaining to 600 or to a 600-year period. -n., pl. -ies. A 600th anniversary or its commemoration. [< Lat. sexcenteni, six hundred each : sex, six + centeni, a hundred each < centum, hundred.]
- sex.en.ni.al: adj. 1. Occurring every six years. 2. Relating to or lasting six years. -n. An event that occurs ever six years. [Lat. sexennium, of six years : sex, six + annus, year.] -sex.en'ni.al.ly adv.
- sex.par.tite: adj. Composed of or divided into six parts, as a groined vault.
- sext(also Sext): n. Eccles. 1. The fourth of the seven canonical hours. 2. The time of day set aside for sext, usually the sixth hour, or noon. [ME sexte < Lat. sexta(hora), sixth(hour) < sextus, sixth.]
- sex.tan: n. A malarial fever with paroxysms recurring every six days. -adj. Occurring or recurring every six days. [NLat. sextana(febris), sextan(fever) < Lat. sextus, sixth.]
- Sex.tans: n. A constellation in the equatorial region of the sky near Leo and Hydra. [NLat., sextant.]
- sex.tet: n. 1. Mus. a. A group composed of six vocalists or musicians. b. A musical composition written for six performers. 2. A group of six persons or things. [Alteration of SESTET.]
- sex.til.lion: n. 1. The cardinal number written 10*21. 2. Chiefly Brit. The cardinal number written 10*36. [Fr. sex-, six (Lat. sex) + million, million.] -sex.til'lion adj. & pron.
- sex.til.lionth: n. The ordinal number that matches the number sextillion in a series. 2. One of sextillion equal parts. -sex.til'lionth adj. & adv.
- sex.to.dec.i.mo: n. pl. -mos. 1. The page size of a book composed of printer's sheets folded into 16 leaves or 32 pages. 2. A book composed of sextodecimo pages. [Lat. sextodecimo, ablative of sextusdecimus, one sixteenth : sextus, sixth + decimus, tenth < decem, ten.]
- sex.ton: n. An employee or officer of a church who is responsible for the care and upkeep of church property and sometimes for ringing bells and digging graves. [ME segerstone < AN segerstaine < Med. Lat. sacristanus, sacristan.]
- sexton beetle: n. The burying beetle.
- sex.tu.ple: tr. & intr.v. -pled, -pling, -ples. To multiply or be multiplied by six. adj. 1. Containing or consisting of six parts; sixfold. 2. Larger or greater by sixfold; multiplied by six. 3. Mus. Having six beats to the measure. -n. A number six times larger than another. [Prob. SEX- + (QUIN)TUPLE] - sex.tu'ply adv.
- sex.tu.plet: n. 1. One of six delivered at one birth. 2. sextuplets. The six offspring of one birth. 3. A group of six similar persons or things; sextet. [SEXTU(PLE) + (TRI)PLET.]
- sex.tu.pli.cate: adj. 1. Six times as many or as much; sixfold. 2. Raised to the sixth power. -tr.v. -cat.ed, -cat.ing, -cates. To sextuple. -n. One of six similar things. [SEXTU(PLE) + (DU)PLICATE.] - sex.tu'pli.cate.ly adv. -sex.tu'pli.ca'tion n. )
( LOVE vs./and/||/<>/> SEX )
( ... ile MÜCAMAA )
- AŞK = (FALL IN) LOVE[İng.] = AMOUR[Fr.] = LIEBE[Alm.] = AMORE[İt.] = AMOR[İsp., Lat.] = HO ER.S, HE FILIA, HE AGAPE[Yun.] = İŞK[Ar., Fars.] = MIN[Felm.]
- AŞK ile GARÂM
- AŞK ve/||/<> GÖNÜL
( İmam. VE/||/<> Cemaat. )
- AŞK ile/ve/<> HELÂK OLMAK
( Aşk/âşık olmadan helâk olunmaz. )
- AŞK ve İCÂD ETMEK
- AŞK ile/ve İHLÂS
( Aşk kelâmını anlamak için âşık olmak gerektir. )
( Âşıklar ölmez! Ölen, hayvân imiş. )
( Aşkta herşeyin mânâsı var, davası yok. )
( AŞK: VASITA-İ VUSLAT-İ İLÂHÎ )
- AŞK ve/> İHSAN
- AŞK ve/> İRFAN
- AŞK ve/> İRFAN
( FALL IN LOVE and/> WISDOM )
- AŞK ve/<> KEMÂL
( AŞK: Kendi olgunluğuna/kemâline olan/yönelik tutku/şevk. )
- AŞK ve MUHABBET ve CEZBE
( Allah'a duyulan. VE İnsan'a duyulan. VE ... )
- AŞK ile/ve/değil/||/<>/< "OLMAZIN"(ÇOK DÜŞÜK OLASILIĞIN) HEYECANI("GERÇEKLEŞME DÜŞÜNCESİ/DÜŞÜ/BEKLENTİSİ")
- AŞK ile/ve/> SAYGI
( FALL IN LOVE vs./and/> RESPECT )
- AŞK ile/ve/||/<> SEVDÂ
( Hevesin geçene kadar. İLE/VE/||/<> Soluğun yetene kadar. )
( ... İLE/VE/||/<> Kalbin ortasındaki kararmaya yüz tutmuş kan. | Aşk, sevgi. | Aşırı sevgiden doğan bir çeşit hastalık. | İstek, heves, arzu. | Çok kara/siyah. | Eskilerin, insan mizâcında kabul ettikleri dört hılttan biri. )
- AŞK ile/ve/||/<>/> SEVGİ
( İçine girme isteği/coşkusu ile. İLE/VE/||/<>/> İçine alma isteği/coşkusu ile. )
( Dudaklarından öpme/öpülme isteği/coşkusu ile. İLE/VE/||/<>/> Yanaklarından öpme/öpülme isteği/coşkusu ile. )
( Gönüldeki durum, kişiye hâkim oluyorsa. İLE/VE/||/<>/> Kişi, gönlündeki duruma hâkim olabiliyorsa. )
( Aşk, düzenliyi ve güzeli, akla ve mûsikî eğitimine uygun bir biçimde sevmektir. )
( Aşk, bilincin kaymasıdır. )
( Özne ile nesnenin, sarmal birliği. )
( Kişinin, aslını bulma zevki. )
( Muhabbet Yolu, Aşk Apartmanı, No.1, o kapıdan gir! )
( Aşkta, herşeyin mânâsı var, davası yok. )
( Aşkta, özün yanmaya, gözün ağlamaya başlar. )
( Meyl edip muhabbet ettiğin şeyin, olmaması durumu. )
( Aşk/Âşık! Ölümden ne korkarsın? Korkma! Ebedî varsın! )
( Dün olmayan. | Güzelliğe duyulan özlem. İLE/VE/||/<>/> ... )
( İTİLÂK: Birinin sevgisine yakalanma, tutulma. )
( Aşk ehline, önce dert düşer, aşk değil! )
( Bağımlılık gibidir.[Kaybedince/kaybedersek, kendini kaybetmiş gibi oluruz/olabiliriz.] İLE/VE/||/<>/> Bağlılık gibidir.[Kaybedince/kaybedersek, bir parçamızı kaybetmiş gibi oluruz/olabiliriz.] )
( Yakıcı. İLE/VE/||/<>/> Isıtıcı. )
( "Seni seviyorum..." [Çünkü sana gereksinimim var.] İLE/VE/||/<>/> Sana gereksinimim var. [Çünkü seni seviyorum...] )
( Coşkulu, tutkulu yaşanır. İLE/VE/||/<>/> Farkındalıklı, derinlikli, dingin ve doyurucudur. )
( Başımızı döndürür. İLE/VE/||/<>/> Dünyayı döndürür. )
( FALL IN LOVE vs./and/> LOVE )
- AŞK ile/ve ŞÜKÜR
- AŞK ile/ve ŞÜKÜR
( FALL IN LOVE vs./and GRATITUDE )
- AŞK ile TAŞKIN SEVGİ, ĞARAM/GARAM
- AŞK ile/ve/değil/||/<> TUTKU
( Bilincin kayması. | Zihnin by-pass'ı. İLE/VE/DEĞİL ... )
( AŞK: Kendi kendini deneyimleme. )
( AŞK: Kara baht. )
( AŞK: Uykuya dalmadan önceki son düşündüğün ve uyandığındaki ilk düşündüğün. [tabii uyuyabiliyorsan] )
( AŞK: Kendi bilgisinin bittiği yerde, aczin başladığı zaman bilinebilir. )
( [not] LOVE vs./and/but PASSION )
- ÂŞK/ÂŞIK ile/ve/<> YANAK
( Âşıkların alınyazısı, sevgililerinin yanaklarında yazmaktadır. )
- AŞKA DÜŞMEK:
GÖNÜL İLE ile ZEKÂ İLE ile AKIL İLE ile DUYGU İLE ile DÜŞMEZSEK
( Yanarız. İLE Kavruluruz. İLE Çıldırırız. İLE Gülünç oluruz. İLE Kalabalığa karışıp ezilir gideriz. )
- AŞKÂR[/Â/E], ÂŞİKÂR/E[Ar.] ile AŞKAR[Ar.]
( Belirli, açık, meydanda. İLE Koyu al. | Kızıl saçlı adam. | Doru[gövdesi kızıl, ayakları ve yelesi kara] at. )
- ASKER SUYU ÇEŞMESİ :
( Yenimahalle'nin Havantepe mevkiinde ve Rumelikavağı'na bakan yamaçtadır. Çeşme bu alanda konuşlanan askeri birliğin ihtiyacını karşıladığı ve askeri birlikçe uzun yıllar korunması ve bakımı yapıldığı için "Asker Suyu" adını almıştır. )
- ASKER[Fars.] ile ASKER, CÜND[Ar.], LEŞKER[Fars.]
( Devredici, seyyar. İLE Er. )
- ASKER ile KAPIKULU
( ... İLE Osmanlı'larda, devletten ödenek alan, sürekli görev yapan atlı ve yaya askerlerden oluşan teşkilat. )
- ASKER ile/ve/||/<> KARACI
( Kara kuvvetlerine bağlı subay, astsubay ya da er. )
- ASKER ile KARAKULLUKÇU
( ... İLE Yeniçeri Ocağı bölüklerinde odaları ve odaya gelen konukların ayakkabılarını temizleme, yemek kaplarını yıkama vb. işlerle görevli er. )
- ASKER ile KOMANDO[Fr. < COMMANDO]
( ... İLE Özel yetiştirilmiş askerlerden oluşan birlik. | Bu birlikte görevli asker. | Vurucu güç. )
- ASKER ile PENCİK[Fars.]
( ... İLE Asker yetiştirilmek üzere, savaş tutsaklarından, beşte bir oranında ayrılan acemioğlan adaylarına verilen ad. )
- ASKER ile SEKBAN[Fars.]
( ... İLE Osmanlılar'da, sınır boylarında görev yapan bir sınıf asker. | Eyalet paşaları ve sancak beylerine bağlı olarak görev yapan bir sınıf asker. )
- ASKER ile/ve/||/<>/>< SİVİL
( Kep ile postal arasında sıkışıp kalma(!) İLE/VE/||/<>/>< Cüzdan ile vicdan arasında sıkışıp kalma(!) )
- ASKER değil/yerine/= SÜER/SÜ
- ASKERÎ ATAŞE değil/yerine/= SÜEL ELÇİGE
- ASKERÎ CEZA KANUNU değil/yerine/= SÜEL KIZIT YASASI
- PİLOT:
ASKERİ ile SİVİL
- ASKERİLEŞMEK ile ASKERİLEŞTİRMEK ile ASKERİLEŞTİRİLMEK ile ASKER/LİK ile ASKERİ ile ASKERCE ile ASKERCİ/LİK ile ASKERİ GÜÇ ile ASKER OCAĞI ile ASKER KAÇAĞI ile ASKER TAYINI ile ASKERİ ATAŞE ile ASKERİ KAPUT ile ASKERLİK ÇAĞI ile ASKERİ AMBARGO ile ASKERİ HASTANE ile ASKERİ İNZİBAT ile ASKERİ RÜŞTİYE ile ASKER HASTANESİ ile ASKERLİK ŞUBESİ ile ASKERLİK DAİRESİ ile ASKERLİK HİZMETİ ile ASKERLİK YOKLAMASI
- ASKER/POLİS ile ZAPTİYE[Ar.]
- AŞKI DOĞURMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AŞKLA DOĞURMAK
- ASKI ile FİŞKA[İt.]
( ... İLE Çapa tırnağını kaldırıp asmak için geminin kenarında bulunan sabit ya da hareketli demir askı. )
- AŞKIM" ile/ve "İMANIM"
- AŞK'IN "AZALMASI/DÜŞMESİ" ile/ve/değil/<> KANIKSAMA
- AŞKIN "AZLIĞI" ile/ve/değil/||/<>/< ÇARESİZLİĞİN ÇOKLUĞU
- AŞK'IN:
BEDELİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KUDRETİ
- AŞKIN EKSİKLİĞİ ile/değil/ne yazık ki/< ARKADAŞLIĞIN EKSİKLİĞİ
- AŞK'IN FİZYOLOJİSİ
( 1. FAZ:(AMFETAMİN FAZI)(6 AY - 3 YIL)
FENİLETİLAMİN
DOPAMİN
NOREPİNEFRİN
2. FAZ: ENDORFİN FAZI
GÜVEN
3. FAZ: OKSİTOSİN FAZI
VAZOPRESSİN + ÖSTROJEN
TESTOSTERON
SERATONİN > MELATONİN
RAHATLAMA > UYUKLAMA(ASETİLKOLİN-UYKUDA SALGILANIR)
(BESLENME)
- AŞK'I BESLEYENLER ile AŞK'I ÖLDÜRENLER
AŞK'I BESLEYENLER:
( * MUTLULUK
* HOŞGÖRÜ
* SEVGİ
* İLGİ
* TEN UYUMU
* DOKUNMA
* BİRLİKTE ZAMAN GEÇİRME
* UYUM
* NEŞE
* ÖZLEM
* FEDÂKÂRLIK
* KISKANÇLIK
* PAYLAŞIM
* SEVGİ VE AŞK SÖZCÜKLERİ
* ROMANTİZM
* SADAKAT
* ÖZEN
* SAYGI
* CESARET
* ÇILGINLIK
* ONAYLAMA
* DÜRÜSTLÜK
* DUYARLILIK )
AŞK'I ÖLDÜRENLER:
( * İHMAL
* İLETİŞİM AZLIĞI
* ÇATIŞAN KİŞİLİK
* BASKICI TUTUMLAR
* SÖZEL VE FİZİKSEL ŞİDDET
* ONU TANIMAMAK
* UMUTSUZLUK
* [BAZEN] EVLİLİK ) )
- AŞK'IN GETİRDİĞİ TUTKU ile/ve TUTKUNUN GETİRDİĞİ BELÂ
- AŞK'IN GIDASI:
ÖZLEM/HASRET ve AYRILIK/HİCRAN
- AŞKIN, ...:
KAPIYI ÇALMASI ile/ve/||/<>/> BACAYI SARMASI
- AŞKIN KİŞİ ile/ve/<> AŞK('IN) KİŞİSİ
- AŞKIN OLMAMA ile/değil ZORUNLU OLMA
- AŞKIN TANRI ile İÇKİN TANRI ile TEVHİD TANRI
( Semitik dinlerde, önce "Aşkın Tanrı" kavramıyla soyutlamaya gidilerek paganlık aşılmak istenmiş (Musevilik); sonra "İçkin Tanrı" kavramıyla "Tanrı Kutu" insana indirgenmiş (Hristiyanlık); sonra iki kavramın birleşmesine gidilerek "Tevhid Tanrı" kavramı oluşmuştur (Müslümanlık). )
- AŞKIN TANRI/LAR ile YARI TANRI/LAR
- AŞKIN(TRANSANDANTAL) ile SOYUT
( AŞKIN: Farkları birliğe getiren ilkeler. )
- AŞKIN YAKIŞTIĞI:
"CANI SENİ/ONU ÇEKENE" değil KENDİNDEN/CANINDAN GEÇENE
- AŞKIN ile AŞKIN
( Sevdiğin, âşık olduğun kişi. İLE Aşan. )
(1996'dan beri)