Bugün[30 Haziran 2026]
itibarı ile 47.158 başlık/FaRk ile birlikte,
47.158 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(10/190)


- ANLAM GENİŞLEMESİ ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> ANLAM "ŞİŞ(İRİL)MESİ"


- ANLAM İYİLEŞMESİ ile/>< ANLAM KÖTÜLEŞMESİ


- ANLAM/KAVRAM:
NİCELİK EVRENSEL ve/||/<> TİKEL ve/||/<> TEKİL


- ANLAM KAYBI ile/ve/<> ANLAM KAYMASI


- ANLAM:
PARÇADA ile/ve/değil/||/<>/> BÜTÜNDE


- ANLAM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]


- ANLAM SANATLARI'NDA:
İLHAM ile/ve/<> TEVRİYE[< VERÂ] ile/ve/<> İSTİHDAM ile/ve/<> MUGALATA-İ MANEVİYE ile/ve/<> TENÂSÜB[< NİSBET] ile/ve/<> LEFF Ü NEŞR ile/ve/<> TECÂHÜL-İ ÂRİF[/ÂNE/ÎN] ile/ve/<> HÜSN-İ TA'LÎL[< İLLET] ile/ve/<> SİHR-İ HELÂL ile/ve/<> İRSÂD ile/ve/<> MÜBALAĞA ile/ve/<> TEZAD ile/ve/<> İSTİĞRÂK[< GARK][GULÜVV] ile/ve/<> TEKRÎR[< KERR] ile/ve/<> RÜCÛ ile/ve/<> TEFRÎK[< FARK] ile/ve/<> KAT' ile/ve/<> TERDÎD[< REDD] ile/ve/<> İLTİFÂT ile/ve/<> TELMİH ile/ve/<> İRSÂL-İ MESEL

( İki ya da ikiden fazla anlamı olan bir sözcüğü, bir mısra ya da beyitte tüm anlamlarıyla kullanma sanatı. İLE/VE
Bir mısra ya da beyitte, birden fazla anlamı olan bir sözcüğü, anlamlarından sadece yakın anlamını söyleyip uzak anlamını kastetme sanatı. İLE/VE
Bir mısra ya da beyitte, bir sözcüğü hem gerçek, hem mecaz anlamlarını kastederek kullanma sanatı. İLE/VE
Anlamı birden fazla olan sözcük ve deyimleri beyitin anlamını değişik biçimlerde açıklanabilecek biçimde kullanma sanatı. İLE/VE
Bir konuyla ilgili birden fazla sözcüğü bir mısra ya da beyitte sıralama amacı gütmeden kullanmak. İLE/VE
Bir beyitte yer alan, birbiriyle ilgili sözcüklerin sıralanmasıyla yapılan edebî sanat. İLE/VE
Bir anlam inceliği yaratmak ya da bir lâtife yapmak amacıyla, bilinmiyormuş ya da başka türlü biliniyormuş gibi gösterme sanatı. İLE/VE
Nedeni bilinen bir olayı, düşsel ya da gerçekdışı ve güzel bir olaya bağlama yoluyla yapılan edebî sanat. İLE/VE
Bir sözcüğü ya da söz öbeğini hem kendinden önceki sözcüklerin sonunda, hem sözcüklerin başında anlamlı olacak biçimde kullanma. İLE/VE
Bir mısranın secî ya da uyağını bir iki sözcükle ima etme sanatı. İLE/VE
Bir sözün etkisini güçlendirmek için bir şeyi abartılı biçimde az ya da çok göstererek ve lâtifeli bir biçimde anlatma. İLE/VE
İki duygu/düşünce/hayal arasındaki birbirine karşıt özellikleri birarada söyleme. İLE/VE
Över gibi görünerek yermek, yerer gibi görünerek övme sanatı. İLE/VE
Söyleyişi güçlendirmek için belirli bir anlamdaki sözcüğü ya da söz öbeğini yineleme sanatı. İLE/VE
Bir sözün anlamını, bir kavramın gücünü pekiştirmek için, o sözden/kavramdan cayar gibi görünüp cayılmış görünen sözü/kavramı daha güçlü biçimde belirtmek. İLE/VE
İki şey arasındaki farkı belirtmek. İLE/VE
Söyleyişin gücünü artırmak için, sözü [mısrayı, satırı] yarıda kesmek. İLE/VE
Sözü, beklenmedik, çarpıcı bir sonuca bağlama sanatı. İLE/VE
Şiirde bir duygulanma ya da duygu değişikliğiyle şiirdeki konuyu değiştirmeden seslenilen kişiyi ya da varolanı değiştirmek. İLE/VE
Bilinen bir olay, kişi ya da nükte, fıkra, atasözünü dolaylı biçimde anlatma, ima etme sanatı. İLE/VE
Bir düşünceyi pekiştirmek amacıyla bir atasözü ya da o değerde bir söz öbeğini alıntılamak/kullanmak. )


- ANLAM TEKLİĞİ ile/ve/||/<> GÖRÜNÜŞ ÇOKLUĞU


- ANLAM VAROLANI ile/ve BİLGİ VAROLANI

( Anlam üretimi varsa. İLE/VE Veri ve bilgi sahibi. )

( Aşkın. İLE/VE Özdeş. )

( İnsan. İLE/VE Beşer. )


- ANLAM VERMEK ile ANLAM YÜKLEMEK


- ANLAM YİTİMİ ile/ve DİRENÇ YİTİMİ

( LOSS OF MEANING vs./and LOSS OF RESISTANCE )


- ANLAM ile/ve ÂLEM


- ANLAM ile/ve ALT ANLAM

( ... ile/ve HIPONOIA )

( MEANING vs./and SUB MEANING )


- ANLAM ile/ve AMAÇ

( MEANING vs./and AIM )


- ANLAM ile/ve/<> AMAÇ


- ANLAM/MA'NÂ ile/ve AMAÇ

( Denilmek istenilen şey. İLE/VE İstenilenin düzenlenmesi. )

( MEANING vs./and AIM )


- ANLAM ile ANLAM VERİCİ

( Ne olmadığını anlamak, anlamaya olanak/ortam yaratır. )


- ANLAM ile/ve/<> ANLAM VERME

( MEANING vs./and/<> TO GIVE MEANING )


- ANLAM ile/ve/||/<>/> ANLAMA ile/ve/||/<>/> ANLAMLANDIRMA


- ANLAM ile/ve/<> ANLAMI ANLAMAK

( MEANING vs./and/<> TO UNDERSTAND THE MEANING )


- ANLAM ile/ve ANLAM'IN ANLAMI


- ANLAM ile BELİRTMEK

( DENOTATION vs. DENOTE )

( علامت تفکيک ile علامت بودن ile علامت گذاردن )

( ALAMET TAFAKYK ile ALAMET BODAN ile ALAMET GOZARDAN )


- ANLAM ile/ve/<>/>/< BÜTÜNLÜK

( Anlam, bütünlük gerektirir. )

( Meaning needs integrity. )

( Anlamak, beğenmenin başlangıcıdır. )

( MEANING and/<> INTEGRITY )


- ANLAM ile/ve/||/<> ÇIĞLIK

( [Bazen/bazı durumlarda ...]
Anlam var, çığlık yok. @@ "Çığlık" var, anlam yok. )


- ANLAM ile/ve/değil/||/<> "ÇIKARIM"


- ANLAM ile/ve/> DAYANAK

( MEANING/SENSE vs./and/> SUPPORT )


- ANLAM ile/ve/||/<>/< DEĞER ile/ve/||/<>/< AMAÇ

( "Herkeste, [zannı] var." İLE/VE/||/<>/< "Herkeste var." İLE/VE/||/<>/< Herkeste yok. )

( MEANING and/< WORTH and/< AIM )


- ANLAM ile/ve/<> DERİNLİK

( Anlam, amaca yönelik olandır/olmalıdır. )

( MEANING vs./and/<> DEEPNESS )


- ANLAM ile/ve/değil EŞİK


- ANLAM ile/ve/> ETKİ

( Anlam varsa ifadesi sonsuza kadar gider. )

( MEANING vs./and/> EFFECT )


- ANLAM ve/=/||/<> FARK

( MEAN and/=/||/<> DIFFERENCE )


- ANLAM ile/ve İÇLEM

( ... İLE/VE Bir kavramın çağrıştırdığı kaplama giren niteliklerin ya da taşıdığı özelliklerin tümü. | Bir nesnenin içeriğini oluşturan şey. )


- ANLAM ile/ve/<> İMLEM

( MEANING vs./and/<> TO SYMBOLIZE )


- ANLAM ile/ve/<> İŞLEV

( MEANING vs./and/<> FUNCTION )


- ANLAM ile KAVRAM

( vs./and/||/<> CONCEPT )


- ANLAM ile/ve KAVRAM

( MEANING/SENSE vs./and CONCEPT )


- ANLAM ve KRİZ

( MEANING and CRISIS )


- ANLAM ile/ve/<> MUTLULUK

( MEANING vs./and/<> HAPPINESS )


- ANLAM ile/ve NEDEN/İLLET

( MEANING vs./and REASON )


- ANLAM ile/ve/<> SORUMLULUK

( MEANING vs./and/<> RESPONSIBILITY )


- ANLAM ile/ve/<> TAD

( Bir şeyin anlamı olmazsa, tadı/lezzeti de olmaz. )

( MEANING vs./and/<> EFFECT )


- ANLAM ve/<> TARİH ve/<> DİL

( MEANING/SENSE and/<> HISTORY and/<> LANGUAGE )


- ANLAM ile/ve/<> USTALIK

( MEANING vs./and/<> PROFICIENCY )


- ANLAM ile/ve YORUM

( MEANING vs./and INTERPRETATION )


- ANLAM/A ile/ve/<> ANLAMLANDIRMA

( TO UNDERSTAND vs./and/<> TO GIVE A MEANING )


- ANLAMA = FEHM, İDRAK = UNDERSTANDING, COMPREHENSION[İng.] = COMPRENDRE[Fr.] = DAS VERSTEHEN, HET VERSTAAN[Alm.] = ENTENDER, COMPRENDER[İsp.] = COMPREHENSIO[Lat.] = HE DIANOIA[Yun.] = MEFHUM[Ar.] = DARK[Fars.]


- ANLAMA ile/ve/> YENİDEN KURMA


- Anlamadan DİNLE!!!


- Anlamadıklarını, anlamanın kurallarıyla KONUŞ!!!


- Anlamak için DİNLE!!!


- ANLAMAK ile/ve ALMAK

( MEANING vs./and TO GET )


- ANLAMAK ve/||/<> ANILARI OLMAK

( Ancak, anıları olanlar anlar. )


- ANLAMAK ile/ve EYLEM

( Eylemin en yüksek biçimi, dildir/sözdür. )

( TO UNDERSTAND vs./and ACTION )

( VERSTEHEN mit/und AKTION/HANDLUNG )


- ANLAMAK ile "HAZM ETMEK"

( TO UNDERSTAND vs. "DIGESTION" )


- ANLAMAK ile/ve İDRAK ETMEK


- ANLAMAK ile/ve (İLKELERE BAĞLI) ÇEVİRİ

( MEANING vs./and (FAITHFUL) TRANSLATION )


- ANLAMAK ve/<> "ÖLMEK"

( Anlamak, "ölmeye" başlamak demektir. )


- ANLAMAK ile/ve TAKDİR ETMEK

( TO UNDERSTAND vs./and TO APPRECIATE )


- ANLAMAK ile "YARGI/LAMAK"

( Nezâketle dinlemek, akıllıca yanıt vermek, dengeli inceleme ve tarafsız karar vermek yargıcın özelliklerindendir. )

( TO UNDERSTAND vs. TO JUDGE/MENT )


- ANLAMA(MA)K ile/ve İDRAK ETME(ME)K

( Haller sonsuz sayıdadır. Birini idrak edince hepsini idrak etmiş olursunuz. )

( (LACK OF) MEANING vs./and (NOT) TO COMPREHEND
The aspects are infinite in number. Realise one, and you will realise all. )


- ANLAMAMAK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< İŞİNE GELMEMEK


- ANLAMA(MA)K ile/değil KABUL ETME(ME)K

( [not] (NOT) TO UNDERSTAND vs./but (NOT) TO ACCEPT )


- [ne yazık ki]
"ANLAMAMAZLIKTAN GELMEK" ile/ve/||/<> "İŞİNE GELMEMESİ"


- ANLAMAMIŞSIN/YANLIŞ ANLAMIŞSIN / ANLAMAMIŞSIN/YANLIŞ ANLAMIŞSIN değil SANIRIM ANLATAMAMIŞIM / ANLATAMAMIŞIMDIR BELKİ/SANIRIM


- ANLAMBİLİM = SEMANTICS[İng.] = SÉMANTIQUE[Fr.] = WORTBEDEUTUNGSLEHRE, SEMANTIK[Alm.] = SEMANTICO[İt., İsp.] = İLM el-DELÂLET[Ar.] = NAMÛGÂRŞİNASÎ[Fars.] = SEMANTIEK[Felm.]


- ANLAM'DA:
DÜŞÜNMÜŞLÜK ile/ve/değil YAŞANMIŞLIK

( IN THE MEANING: [not] TO THINK vs./and/but EXPERIENCE )


- ANLAMIYORSUN! / BENİ ANLAMIYORSUN! ile/değil/yerine SÖYLEDİKLERİMDE ANLAŞILMAYAN NEDİR?

( İkisi de, çok yanlış "ifade"lerdir! İkisinin yerine de,
"Söylediklerimde, anlaşılmayan nedir?" / "Söylediklerimde, anlaşılmayan neyse onu açayım..." vb.,
kişiyi hedef almayan, konuşulan konunun üzerinde durulacak kavramları ve ifadeleri kullanmak gerekir! )


- ANLAM/KAVRAM ve/||/<> NİTELİK ve/||/<> İLİŞKİ ve/||/<> KİPLİK


- ANLAMLANDIRMAK ile/ve "ZEVK ETMEK"


- ANLAMLI BAKMAK ile ALICI GÖZÜYLE BAKMAK


- SIGNIFICANT FIGURE[İng.] / BEDEUTSAME ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLAMLI RAKAM


- ANLAMLI YAŞAM ile/ve/yerine MUTLU YAŞAM

( Geçmiş ve/ya da gelecek üzerine kurulan. İLE/VE/YERİNE ÂN üzerine kurulan. )


- ANLAM/LI = MEAN/ING[İng.] = SIGNIFICATION[Fr.] = BEDEUTUNG[Alm.] = SIGNIFICATO[İt.] = SIGNIFICACION[İsp.] = SIGNIFICATIO[Lat.] = HE DIANOIA, HE DÜNAMIS[Yun.] = MEDLÛL, DELÂLET[Ar., Fars.] = BETEKENIS[Felm.]


- Anlamlı KONUŞ!!!


- ANLAMSAL ÖLÇÜT ile BİÇİMBİLİMSEL ÖLÇÜT ile SESBİLİMSEL ÖLÇÜT

( SEMANTIC CRITERIA vs. MORPHOLOGICAL CRITERIA vs. PHONOLOGICAL CRITERIA )


- ANLAMSIZ ile/değil/yerine KOPUK


- ANLAMSIZ ile SAÇMA

( Saçma/abes olan bir şeye yönelmek, felsefî olarak olanaksızdır! )

( VÂHİ[< VEHY]: Anlamsız, yararsız, önemsiz.
TÜRREHÂT: Saçmasapan sözler. )

( MEANLESS/NON-SENSE vs. ABSURD )


- ANLAR ile/ve/değil/<> AN'IN SÜREKLİLİĞİ


- Anlaşarak KONUŞ!!!


- ANLAŞILABİLİR/LİK ile/ve/||/<>/< YALIN/LIK


- ANLAŞILMAMAK ile/değil KABUL EDİLMEME/GÖRMEMEK


- ANLAŞILMASI AMACIYLA ile/ve/değil PEKİŞTİRMEK ÜZERE


- ANLAŞILMAZ ile/değil ÖRTÜK


- Anlaşılmak için KONUŞ!!!


- ANLAŞMA ile ANLAŞMALI ile ANLAŞMASIZ/LIK ile ANLAŞMAZLIK ile ANLAŞMALI İFLAS


- ANLAŞMA ile/ve/||/<> UZLAŞMA ile/ve/||/<> ALTINI ÇİZME


- Anla-ş-mak için KONUŞ!!!


- ANLATABİLMEK ile/ve/değil/||/<>/< YALIN ANLATABİLMEK


- ANLAT(A)MAZSAK:
ÖĞRENEMEYİZ ile/ve/||/<>/> ÖĞRETEMEYİZ


- Anlatanı DİNLE!!!


- Anlatarak KONUŞ!!!


- ANLATIM/AKTARIM:
YASALARLA ile/ve/<>/> MESELLERLE ile/ve/<>/> MİSALLERLE ile/ve/<>/> MASALLARLA ile/ve/<>/> KAVRAMLARLA

( Hz. Musa ve döneminde/dilinde. İLE/VE/<>/> Hz. İsa ve döneminde/dilinde. İLE/VE/<>/> Hz. Muhammed ve döneminde/dilinde. İLE/VE/<>/> Âriflerin dilinde. İLE/VE/<>/> Filozofların dilinde. )

( Tevrat'ın dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> İncil'in dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> Kur'ân-ı Kerîm'in dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> Âriflerin dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> Filozofların dili/usûlü/üslûbu. )

( Herkese, herkes için. İLE/VE/<>/> Yetişkinlere, yetişkinler için. İLE/VE/<>/> Gençlere, yetişkinlere, yetişkinler için. İLE/VE/<>/> Çocuklara, gençlere, yetişkinlere, sanatçılara. / Yetişkinler ve sanatçılarla. İLE/VE/<>/> Bilgelik aşkı olan herkese, bilgelerle, filozoflarla. )


- ANLATIM:
HZ. DAVUD'A ile HZ. MUSA'YA

( Yol-Yordam-Yöntem. İLE ... )

( Yakarışlarla. İLE Yasalarla. )


- ANLATIMDA:
BİRAZ SONRA değil DAHA SONRA


- ANLATIMDA:
"DÜNKÜ" değil "BİR GÜN ÖNCEKİ"


- ANLATIMDA:
ÜLKE ADI ile/yerine/değil KENT/ŞEHİR ADI


- ANLATIMLARDA:
BİRAZ SONRA değil DAHA SONRA, BİR SÜRE SONRA


- Anlatılanı DİNLE!!!


- Anlatmak için DİNLE!!!


- ANLATMAK değil NAKL ETMEK


- ANLATMAK ile/ve/<> ÖĞRENMEK ÜZERE/İÇİN ANLATMAK

( TO EXPLAIN vs./and/<> TO EXPLAIN TO/FOR TO LEARN )


- ANLATMAK ile/ve ÖYLE/ŞÖYLE/BÖYLE ANLATMAK


- METİN:
ANLATMAYA BAĞLI ile/ve/||/<> GÖSTERMEYE BAĞLI


- ANLATTIĞIMIZ ZAMAN OLAY OLUR değil ANLATSAK OLAY OLUR


- ANLAYAMAMAK ile/ve/<> ANLAM VEREMEMEK


- [hem] ANLA(YA)MAMAK ile/ve/<>/değil/hem de KABUL ETMEMEK/EDEMEMEK


- ANLA(YA)MAMAK ile/ve/değil KABULLEN(E)MEMEK


- ANLA(YAMA)MAK ile/ve KAVRA(YAMA)MAK

( Anlayana, sivrisinek, saz; anlamayana, davul-zurna, az!
Anlayana, davul-zurna, saz; anlamayana, sazı soksan, az! )

( "Karga'nın Bülbül'ü, Bülbül'ün Karga'yı anlaması fakat aradakilerin anlayamaması" )

( (LACK OF) MEANING vs./and (LACK OF) COMPREHEND )


- ANLAYAMAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< (YETERİ KADAR) İLGİLENEMEMEK


- ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL-ZURNA AZ ile/ve/<> BİR TÜMCE YETER SÖZDEN ANLAYANA, DESTAN YAZSAN FARK ETMEZ, SÖZDEN ANLAMAYANA


- Anlayarak KONUŞ!!!


- ANLAYIŞ ile/ve/<> TANIM


- ANLAYIŞ ile/ve/değil/||/<>/> YORUM


- ANLAYIŞLI (OLMAK) ile/değil/yerine ANLAYAN (OLMAK)


- Anlayışlı ol ve KONUŞ!!! -ve


- ANLI-ŞANLI


- ANLI ŞANLI -


- INSTANTANEOUS ACOUSTIC PRESSURE[İng.] / PRESSION ACOUSTIQUE INSTANTANÉE[Fr.] / BLITZSCHNELLER AKUSTISCHER DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLIK AKUSTİK BASINÇ


- AUGENBLICKLICHE DREHACHSE, MOMENTANDREHACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLIK DÖNME EKSENİ


- INSTANTANEOUS AXIS[İng.] ile/değil/yerine/= ANLIK EKSEN


- INSTANTANEOUS FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE INSTANTANÉE[Fr.] / AUGENBLICKSFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLIK FREKANS


- PROMPT NEUTRON FRACTION[İng.] / FRACTION DE NEUTRONS PROMPTS[Fr.] / PROMPT-NEUTRONEN-ANTEIL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLIK NÖTRON KESRİ


- INSTANTANEOUS NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS PROMPTS[Fr.] / PROMPTE NEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLIK NÖTRONLAR


- INSTANTANEOUS REACTIVE DEVICE[İng.] / APPAREIL RÉACTIF INSTANTANÉ[Fr.] / AUGENBLICKLICHE REAKTIVGERÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLIK TEPKİLİ AYGIT


- ANLIK/ZİHİN > US/AKIL ve/||/<>/> BETİMLEME > KAVRAM ve/||/<>/> OLASILIK > ZORUNLULUK (BİLİNCİ)


- ANLIK/ZİHİN ile/ve/||/<> ACUN/DÜNYA / GALAKSİ


- ANLIK ile/ve ANLAK

( [Tasarımsal] Us. İLE/VE Zekâ. | Açıklık, göz önü, karşı. | Bazı hayvanların yatıp yuvarlandığı tozlu yer. )


- ANLIK ile ANLIKÇI/LIK ile ANLI ŞANLI


- INSTANTANEOUS[İng.] / INSTANTANÉ[Fr.] / AUGENBLICKLICH, MOMENTAN[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLIK


- ANLIK ile/ve/<> TAMLIK


- ANLIK = ZİHİN = MIND[İng.] = MENS[Lat.]


- ANLIK(TA)/ZEKÂ(DA):
ALDANMAMAK ile/ve/||/<>/> ALDATABİLMEK


- ANLIK/ZİHİN:
SABİT ile/değil/yerine/>< GELİŞİME AÇIK/YAKIN

( "Zeki görünme isteğinde olur." İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Öğrenme isteğine sahip olur. )

( Zorluklardan kaçınır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Zorluklara kucak açar.
Engellerde, kolaylıkla vazgeçer. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Terslikler karşısında sağlam durur.
Çabayı, yararsız görür. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çabayı, ustalığa giden yol olarak görür.
Yararlı olumsuz geribildirimleri "gereksiz görür." İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Eleştirilerden öğrenir. )


- ANLI/M/IZ değil ALNI/M/IZ


- ANMAK ile ANMA ile HATIRA

( COMMEMORATE vs. COMMEMORATION vs. COMMEMORATIVE )

( گرامي داشتن ile بيادگار نگاه داشتن ile يادگار ile يادبود ile مجلس تذکر ile گرامي داشت ile يادبودي )

( GERAMY DASHTAN ile BEYADEGAR NEGAH DASHTAN ile YADEGAR ile YADBUD ile MOJALS TAZKER ile GERAMY DASHT ile YADBUDY )


- ANMAK ile ANMALIK ile ANMA TÖRENİ ile ANMA GERİLİM


- ANMAK ile/ve/değil/||/<>/< YAŞATMAK


- ANN/ARTIFICIAL NEURAL NETWORK[İng.] değil/yerine/= YAPAY SİNİR AĞI


- ANNE SÜTÜ:
ERİL BEBEK İÇİN ile/ve/||/<> DİŞİL BEBEK İÇİN

( Daha zengin ve enerji yoğun. İLE/VE/||/<> Potasyum ve kalsiyumca daha zengin. )


- ANNE SÜTÜ ile/ve/||/<>/> TİRLE[Fr. < TIRE-LAIT]

( ... İLE/VE/||/<>/> Meme başı üzerine yerleştirilip sütün alınmasına yarayan araç. )


- ANNE ve/||/<>/+ BABA ve/||/<>/> ÇOCUK

( ... ve/||/<>/+ ... ve/||/<>/> Sonuç. )


- ANNE/BABA ile/ve/||/<>/> ÇOCUK ile/ve/||/<>/> TORUN ile/ve/||/<>/> TORLAK

( )

( ... İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> Torun çocuğu. )

( ... İLE/VE/||/<>/> Ceviz [kabuğu]. İLE/VE/||/<>/> Ceviz içi. İLE/VE/||/<>/> ... )


- ANNE/BABA-ÇOCUK ve/<> İMAM-CEMAAT

( Ebeveynlerle çocukların bazı durum ve ilişkilerinde, ebeveynlerin bazı yanlışları/hataları, "imam-cemaat" ilişkisindeki gibi dengesiz, abartılı ve uclarda olabilir. )


- ANNE-ÇOCUK İLİŞKİSİ ile/ve/değil/< ANNE-BEBEK İLİŞKİSİ


- ANNE-ÇOCUK İLİŞKİSİNDE:
[ne yazık ki]
İHMÂL (EDEN) ile/ve/ya da/||/<> İŞGÂL (EDEN) ile/ve/ya da/||/<> İSTİSMÂR (EDEN)

( [Sağaltıcıya/terapiste ve sürece] Uyum gösterir. İLE/VE/YA DA/||/<> Uyum göstermez. İLE/VE/YA DA/||/<> Uyum göstermez. )


- ANNEDEN DOĞAN ile/ve "BABADAN" DOĞAN


- ANNEDEN DOĞAN ile/ve KENDİNDEN DOĞAN

( Kendinden doğan, kendinden kurtulan kişi, insandır. )

( Kanın ve kaygının ötesine geçmeyen, insan değildir. )


- ANNEDEN DOĞAN ile/ve "MÜRŞİTTEN" DOĞAN


- ANNELERİN/BABALARIN EN BÜYÜK KORKUSU ile/ve/<> ENGELLİ ANNELERİNİN/BABALARININ EN BÜYÜK KORKUSU

( Çocuklarının ölmesi. İLE/VE/<> Çocuklarından önce ölmek. )


- ANNUİTE[Fr.] değil/yerine/= SÜREKLİ GELİR | BİR BORCUN DÖRT YIL İÇİNDE FAİZİYLE BİRLİKTE ÖDENMESİ GEREKEN TUTARI


- ANOİT ile SİNİR BOZUCU

( ANOIT vs. ANOITING )

( روغن مالي کردن ile روغن مالي ile تدهيني )

( ROGHEN MALY KARDAN ile ROGHEN MALY ile تدهيني )


- ANOMİ ile HİÇÇİLİK/NİHİLİZM

( ... ile LEYSİYYE )

( ... vs. NIHILISM )

( ... avec NIHILISME )


- ANOMİ/ANOMIA[İng.] değil/yerine/= SÖZCÜK BULAMAMA | DEĞER YOKSULLUĞU


- ANONA[İsp.] değil/yerine/= EKVATORDA YETİŞEN BİR MEYVE AĞACI


- ANONS[Fr. < ANNONCE] değil/yerine/= SESLİ DUYURU


- ANORAK[Fr.] değil/yerine/= BAŞLIKLI KISA CEKET


- ANORKİDİ[Fr.] değil/yerine/= BİR CANLIDA ERBEZLERİNİN BULUNMAMASI


- ANOSMİ[Yun.] ile/ve/||/<> ANOSMATİK[Fr.]

( Koku yitimi. İLE/VE/||/<> Beynin koku alma bölümü az gelişmiş olan. )


- ANOSOGNOZİ ile/ve/<> YARISAL BOŞLAMA(İHMAL)

( Anosognozi, daha çok felçli bireylerde görülen, gövdesinin kötürüm bölümünün, kötürüm olduğunun farkında olmamaya ya da buna inanmamaya neden olan bir sinir sayrılığıdır(hastalığıdır). [Anosognozik bir kötürüm sayrının(hastanın), elinin önüne bir kalem koyup bunu kaldırmasını isterseniz, "yorgunum" ya da "kalem gereksinimim yok" gibi yanıtlar alırsınız. Eli felçli olduğundan dolayı, alamayacağının farkında bile değildir. Bazı ileri örnekler de, körken, hâlâ görebildiğini sanabilir. Beynin sağ tarafındaki bir bozulma, bu sayrılığa yol açıyor.] İLE/VE/<> Bu beyin bozulumu sayrılığını yaşayanlar, kendilerinin ve çevrelerinin sadece yarısını algılayabiliyor. [ Sayrı, erkekse, yüzünün sadece bir yarısını traş eder. Öteki yarısının farkında bile değildir. Bir tabak yemek verseniz, sadece yarısını yiyip, yemeğin çok az olduğundan yakınırlar. Çevrelerinin ve gövdelerinin sadece yüzde ellisini algılarlar. ] )

( ANOSOGNOZIA vs./and/<> HEMISPATIAL NEGLECT )


- CEREYÂN-İ KUTB-İ MÜSBƏT[Osm.] / ANODE CURRENT[İng.] / COURANT ANODIQUE[Fr.] / ANODENSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT AKIMI


- ANOT[Fr. < ANODE] değil/yerine/= ARTI UÇ


- ANODE CORROSION EFFECT[İng.] / EFFET DE CORROSION ANODIQUE[Fr.] / ANODENABNUTZUNGSEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT AŞINMA ETKİSİ


- ANODE REGION[İng.] / DOMAINE ANODIQUE[Fr.] / ANODENGEBIET[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT BÖLGESİ


- ANODE PULSE MODULATION[İng.] / MODULATION D'IMPULSION ANODIQUE[Fr.] / ANODENIMPULSMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DARBE KİPLEMESİ/MODÜLASYONU


- ANODE DETECTOR[İng.] / DÉTECTEUR D'ANODE[Fr.] / ANODENDETEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DEDEKTÖRÜ


- ANODE RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE ANODIQUE[Fr.] / INNENWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DİRENCİ


- ANODE SATURATION[İng.] / SATURATION ANODIQUE[Fr.] / ANODENSÄTTIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DOYMASI


- ANODE FALL[İng.] / CHUTE DE L'ANODE[Fr.] / ANODENFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DÜŞÜŞÜ/DÜŞÜMÜ


- ANODE IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE ANODIQUE[Fr.] / ANODENIMPEDANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT EMPEDANSI


- ANODE EFFECT[İng.] / EFFET ANODIQUE[Fr.] / ANODENEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT ETKİSİ


- ANODE VOLTAGE[İng.] / TENSION ANODIQUE[Fr.] / ANODENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT GERİLİMİ


- ANOT İLE KATOT İLE ELEKTROLİT ile/||/<> ELEKTROKİMYASAL BİLEŞENLER

( Elektrokimyasal hücrenin temel parçaları. )

( Formül: Anot: Zn → Zn²⁺ + 2e⁻ )


- ANODE GLOW SPACE[İng.] / DOMAINE LUMINEUX ANODIQUE[Fr.] / ANODENGLIMMLICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT IŞIKLI BÖLGESİ


- ANODE RAYS[İng.] / ANODENSTRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT IŞINLARI


- ANODE DARK SPACE[İng.] / DOMAINE SOMBRE ANODIQUE[Fr.] / ANODENDUNKELRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT KARANLIK BÖLGESİ


- ANODE DISSIPATION[İng.] / DISSIPATION ANODIQUE[Fr.] / ANODENVERLUSTLEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT KAYBI


- ANODE CRITICAL VOLTAGE[İng.] / ANODENKRITISCHE SPANNUNG, KRITISCHE ANODENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT KRİTİK GERİLİMİ


- ANODE NEUTRALIZATION[İng.] / ANODENNEUTRALISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT NÖTRLEŞMESİ


- ANODE EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT ANODIQUE[Fr.] / ANODISCHE LEISTUNGSFÄHIGKEIT, ANODISCHE NUTZLEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT VERİMİ


- NEUTRALISATION D'ANODE[Fr.] ile/değil/yerine/= ANOT YANSIZLAŞTIRMASI


- ANODE LOAD[İng.] / CHARGE DE L'ANODE[Fr.] / ANODENLADUNG, ANODENLAST[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT YÜKÜ


- ANOT ile/||/<> KATOT

( Anotta oksitlenme İLE katotta indirgenme olur )

( Formül: Oksidasyon İLE redüksiyon )


- ARTI UC/ANOT[Fr. < ANODE] ile/ve/||/<>/>< EKSİ UC/KATOT[Fr. < CATHODE] ile/ve/||/<>/>< ANTİKATOT[Fr. < ANTICATHODE]

( Redoks tepkimelerinde, yükseltgenmenin gerçekleştiği elektrottur. Katot'un tersi olarak tanımlanabilecek, artılığı ve eksiliği duruma göre değişen iletken uc. Elektroliz tepkimesinde, anot artı ucta olur. İLE/VE/||/<>/>< İndirgenmenin gerçekleştiği elektrottur. Anot'un antisi olarak tanımlanabilecek, pozitifliği ve negatifliği duruma göre değişen iletken uctur. Devreden akım geçirmesi için dış etkiye gerek yoksa, katot, eksi uc olur. Galvanizli olan kimyasal pil reaksiyonunda ise katot, artı yüklü olur. Katot, bir elektrokimyasal hücrede, indirgenmenin meydana geldiği elektrottur. Bir elektrolizde, Hidrojen'in de açığa çıkmasını önlemek için kullanılır. Eksi uc ya da Negatif yüklü elektrot anlamını taşır. Devreden akım geçirmesi için dış etkiye gerek yoksa, katot eksi uc olur. Galvanizli olan kimyasal pil reaksiyonunda ise katot artı yüklü olur. Katot, daha çok, sıvı ve gazlar üzerinden akım iletilen düzenlerde negatif elektrottur. Elektron tüplerinde ya da lambalarda, ısıtılarak elektron yayan eleman ve elektroliz düzenlerinde bataryanın negatif kutbunun bağlandığı elektrot, katot adını alır. Elektronlar bu elektrot sayesinde sisteme girer. Elektron tüplerinde ve gazlı deşarj lambalarında kullanılan katotlar, soğuk ve sıcak (termoiyonik) olmak üzere iki bölümde incelenebilir. İLE/VE/||/<>/>< Basıncı azaltılmış bir elektrik boşalma tüpünde, katot ışınlarını durdurmak için tüp içerisinde katot karşısına yerleştirilen genellikle metal yaprak. )

( Elektronların çıktığı elektrot. İLE/VE/||/<>/>< Elektronların girdiği elektrot. İLE/VE/||/<>/>< X-ışını tüplerinde elektronların hedef aldığı elektrot. )

( [Yun.] ANOHODOS[ANO: Yukarı. HODOS: Yol.] ile/ve/||/<>/>< KATAHODOS[KATA: Aşağı. HODOS: Yol.] )


- KUTB-İ MÜSBET[Osm.] / ANODE[İng.] / ANODE/ANTIGEL[Fr.] / ANODE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT


- ANOTHER :/yerine BAŞKA


- ANOVA ile/||/<> REGRESSION

( ANOVA grup ortalama karşılaştırma İLE regression ilişki modelleme. )

( Formül: Group comparison İLE relationship modeling )


- ANSAMBL[Fr. < ENSEMBLE] değil/yerine/= ESKİ SOVYETLER'DE VE TÜRK CUMHURİYETLERİNDE, MÜZİK VE OYUN TOPLULUKLARI | TOPLULUK, BÜTÜNLÜK

( Dizenin son sözcüğüyle sonraki dizeyi başlatma sanatı. )


- ANŞEF[Fr.] değil/yerine/= BAŞ, BİRİNCİ


- ANSİKLOPEDİ ile/||/<> BİLİM

( Marifetname İLE dönemin bilimsel bilgilerini toplayan ansiklopedi )

( Erzurumlu İbrahim Hakkı tarafından 1756 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1703-1780) (Ülke: Osmanlı/Erzurum) (Önemli katkıları: Marifetname, ansiklopedik eser) )


- ANSİKLOPEDİK ile ANSİKLOPEDİK BİLGİ ile ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK


- ANSİKLOPEDİYE GİREN ile MEZARA GİREN


- ANSTABİL ANJİNA PEKTORİS/UNSTABLE ANGINA PECTORİS[İng.] değil/yerine/= KARARSIZ GÖĞÜS AĞRISI


- ANSWER :/yerine CEVAP


- ANTA[Yun.] değil/yerine/= BİR DUVARIN BAŞINI YA DA İKİ DUVARIN KÖŞESİNİ OLUŞTURAN GÖMME AYAK


- ANTAGONİZM ile/||/<> ANTAGONİST ile/||/<> ANTAGONİZE ETMEK

( Karşıt etkinlik. İLE/||/<> Karşı gelen, karşıt etkin. İLE/||/<> Karşı gelmek, karşıt etkimek. )


- ANTAGONİZMA[Fr. < ANTAGONISME] değil/yerine/= TEZAT


- ANTANT[Fr. < ENTENTE]["ANTAT" değil!] (KALMAK) değil/yerine/= ANTLAŞMAK

( Anlaşma, uyuşma, uzlaşma, mutabakat. )


- ANT-/ANTİ- ile/||/<> ANTRİ- ile/||/<> OB- ile/||/<> RE- ile/||/<> DE- ile/||/<> DİS- ile/||/<> ANT- ile/||/<> NON-

( -e karşı, karşıt, yerine, zıt. [antibiyotik: Bakterilere karşı kullanılan ilaç.] İLE/||/<> Karşıt, önünde, üzerinde, -e doğru, karşıt yönde. İLE/||/<> Geri, geride, tekrar, karşıt, yeniden. İLE/||/<> -e karşı, karşıt, zıt. İLE/||/<> -den uzakta, bütünü ile, aşağı, kopmuş, yoğunlaşma, bitme, ayrılma, karşıt, ters, bozma, olumsuz, sakin, eksik, yoksun, aşağı, ayrı, değişik. İLE/||/<> Ayrılma, karşıt, ters, bozma, olumsuz, eksik, yoksun değil. İLE/||/<> Bir şeyden türeyen, bir şeyden çıkan. İLE/||/<> Değil, hayır, olmayan, olumsuz. )


- ANTE- ile/||/<> ANTER-/ANTERO- ile/||/<> FRONT-

( Sıra, yerleşim ve zamansal olarak önce, ön, ön alan [antepartum: Doğum öncesi]. İLE/||/<> Ön, öne doğru, önde. İLE/||/<> Alın, ön. )


- ANTEDİLÜVIEN[Fr.] değil/yerine/= TUFAN ÖNCESİ


- ANTEFİKS[Lat. ANTEFIXA] ile ANTEMİYON[Yun. ANTHOS: Çiçek.]

( Eskiden, kiremitlerin uclarını tutmak üzere, yapıların çatılarına ya da frizlerine konulan, çoğu pişmiş topraktan yapılmış süslere verilen ad, kiremit ağızlığı. Saçak uclarına yerleştirilen antefikslerden, kimi zaman çörten olarak da yararlanılırdı. Antefikslerin bir başka türü de iç ve dış frizlerin süslenmesinde kullanılan küçük, alçak kabartmalardır. İLE Eski Yunan ve Roma mimarlıklarında, mermer antefikslerde ya da silmelerde görülen, hanımelini andırır, oymalı bir çeşit süsleme. )


- ANTEGRAT/ANTEGRADE[İng.] değil/yerine/= İLERİYE DOĞRU


- ANTEMORTEM ile/||/<> ANTENATAL ile/||/<> ANTEPARTUM

( Ölüm öncesi. İLE/||/<> Doğum öncesi. İLE/||/<> Doğurma öncesi. )


- ANTENNA AMPLIFIER[İng.] / ANTENNENVERSTÄRKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTEN YÜKSELTECİ


- ANTEN ile ANTENLİ ile ANTENLİ BALIK ile ANTEN YÜKSELTECİ


- ANTENNA[İng.] / ANTENNE[Fr.] / ANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTEN


- ANTEN[Fr. < ANTENNE] ile/ve UYDU ALICISI

( Boşluktaki elektromanyetik dalgaları alan, yayınlayan iletken araç. )


- FRÉQUENCE PROPRE D'ANTENNE[Fr.] ile/değil/yerine/= ANTENİN DOĞAL FREKANSI


- FISTIK:
ANTEP ile/||/<> SİİRT ile/||/<> İRAN


- ANTEP İŞİ ile ANTEP FISTIĞI ile ANTEP FISTIĞIGİLLER


- ANTEP/ŞAM FISTIĞI ile SİİRT FISTIĞI ile ÇAM FISTIĞI


- BAŞÇIK/ANTER[Fr.] = HAŞEFE[Ar.] = ANTHÈRE[Fr.]

( Çiçeklerin tohum taşıyan torbası. )


- ANTET[Fr. < ENTÊTE] değil/yerine/= BAŞLIK


- ANTET ile ANTETLİ ile ANTETSİZ


- ANTET/Lİ[Fr. ENTETE] değil/yerine/= BAŞLIK/LI

( Ticari şirketlerde, resmi dairelerde kullanılan başlıklı kağıt ya da zarf. )


- ANTHRAC-/ANTHRACO- ile/||/<> MELAN-/MELANE-/MELANO- ile/||/<> -NİGRİN-

( Kömür, siyah renk ile ilgili [antrakoz: Akciğerlerde kömür tozu birikmesi]. İLE/||/<> Kara/siyah. İLE/||/<> Kara/siyah. )


- ANTHROP- ile/||/<> ANDR-/ANDRO- ile/||/<> ARRHENO-

( İnsanla ilgili. İLE/||/<> Erkek, erkek cinsi ile ilgili, erkekleştirici, erkeklikle ilgili. İLE/||/<> Erkek. )


- ANTİAGREGAN değil/yerine/= KÜMELEŞİM ÖNLER


- ANTİDİYABETİK değil/yerine/= ŞEKER DÜŞÜRÜR


- ANTİDİYAREİK değil/yerine/= SÜRGÜN KESER


- ANTİDOT değil/yerine/= ZIT İLAÇ | AĞU TUTAN


- ANTİEMPERYALİST[Fr. < ANTIIMPÉRIALISTE] değil/yerine/= EMPERYALİZME KARŞI OLAN


- ANTİENFEKTİF değil/yerine/= BULAŞ KESEN


- ANTİENŞAMATUVAR değil/yerine/= YANGI GİDERİR


- ANTİFİRİKSİYON[Fr.] ile ANTİFİRİZ[İng.] ile ANTİHALO[Fr.]

( Bir makinenin hareketli parçalarının sürtünmesini azaltarak, zamanla aşınmasını önleyecek nitelikte nesne ya da alaşım. İLE Sıvıların donmasını önleyici nesne. İLE Fotoğraf plakaları üzerinde ışığın oluşturduğu lekeleri önleyen nesneler. )


- ANTIFREEZE, ANTIFREEZE AGENT[İng.] / ANTHRACÉENE[Fr.] / FROSTSCHUTZMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTİFRİZ


- ANTİJEN[İng. ANTIGEN] ile/||/<> ADJUVANT ile/||/<> AGAR JELİ İMMUNODİFÜZYON TESTİ[İng. AGAR GEL IMMUNODIFFUSION TEST] ile/||/<> ALOTANIMA[İng. ALLORECOGNITION] ile/||/<> ÇÖKELME (AGLÜTİNASYON)[İng. AGGLUTINATION]

( Tek başına ya da kompleks bir molekül oluşturduktan sonra bağışıklık tepkisini yaratma yeteneğine sahip olan ve bağışıklık sisteminin bir ürünü ile bağlanabilen vücuda yabancı bir madde. @@ Spesifik ve antijenik olmayan, bağışıklık uyarıcı maddelerdir. Özellikle, inaktif aşıların antijenlik değerini arttırmak için birlikte kullanılır. "Artırıcı" ve "destekleyici" kelime anlamları vardır. @@ Antikor ve antijenlerin saptanmasında kullanılan bir testtir. Bir antijen-antikor reaksiyonudur ve yarı katı agar üzerine uygulanır. @@ Bir allojenik bireyin antijen sunan gözeler üzerindeki MHC moleküllerinin T gözeleri tarafından tanınması. In vivo ortamda allograf reddine ve karışık lenfosit reaksiyonuna (mixed lymphocyte reaction, MLR) neden olur. @@ Bu test, bir antijen-antikor reaksiyonudur. Bakterileri, alyuvarların ya da antijenle kaplanmış partiküllerin spesifik antikorlar (aglutinin) tarafından bir araya getirilmesi ve kümelenmesi. Test hem antikor ve hem de antijenlerin saptanmasında kullanılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ANTİJENİK BÖLGE[İng. ANTIGENIC SITE] ile/||/<> ANTİMADDE[İng. ANTIMATTER] ile/||/<> ANTİPARAZİTER[İng. ANTIPARASITIC] ile/||/<> ANTİSEPTİK[İng. ANTISEPTIC] ile/||/<> ANTİSOSYAL KİŞİLİK[İng. ANTISOCIAL PERSONALITY]

( Proteinlerin savunma sistemimiz tarafından algılanıp bir tepkiye neden olan bölgeleridir. @@ Maddenin atomaltı parçacıklarına göre zıt özellik taşıyan parçacıklardan oluşan madde. Antimadde, Büyük Patlama'dan sonra oluşmuştur ve evrende çok az bulunur. Evrendeki tüm parçacıkların bir antiparçacığı vardır. @@ Parazitlerin üremelerine engel olan ya da onları öldüren maddeler. Genellikle belirli bir sınıftaki sınırlı sayıda parazite karşı etkilidirler. @@ Mikroorganizmaların üremelerine engel olan ya da ölümlerine yol açan kimyasal maddeler. Antiseptikler insanlarda genellikle toksik etkiye sahip değildirler. @@ Toplumun kural ve kanunlarına uyamayan, kendini kontrol edemeyen, çekinme ve kontrol özellikleri olmayan davranışlara sahip kişilik türüdür. "Psikopatik kişilik" ya da "psikopat" olarak da bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ANTİK İLE KLASİK İLE MODERN İLE ÇAĞDAŞ ile/||/<> MATEMATİK TARİHSEL DÖNEMLERİ

( Matematiğin tarihsel gelişimi. )

( Formül: Milenyum problemleri )


- ANTİK YUNAN'DA:
HELEN DÖNEMİ ile/ve/<> HELENİSTİK DÖNEM ile/ve/<> ROMA DÖNEMİ

( M.Ö. VI. - IV. yy. İLE/VE/<> M.Ö. IV. - I. yy. İLE/VE/<> M.S. I. - V. yy. )

( )


- ANTİK ile ANTİK. ile ESKİLİK ile ANTİK ÇAĞ ile ESKİLER

( ANCIENT vs. ANCIENT. vs. ANCIENTNESS vs. ANCIENTRY vs. ANCIENTS )

( باستاني ile ديرنه ile عتيقه ile ديرينه ile کهن ile عتيق ile ديرين ile قديم ile باستان ile قدمت ile عهد قديم ile گذشتگان )

( BASTANY ile ديرنه ile ATYGHEH ile DYRYNAH ile KONPAN ile ATYGH ile DYRYNE ile GHADYM ile BASTAN ile GHADMAT ile EAD GHADYM ile GOZASHTGAN )


- ANTİK[Lat.] ile ANTİKA[Lat.] ile ANTİKİTE[Fr.]

( Eski çağ işi, modası geçmiş. İLE Eski çağlardan kalma yapıt. | Davranışlarında tuhaflık görülen kişi. | Bir tür nakış. İLE Eski çağ, özellikle eski yunan ve Roma uygarlıkları. )


- ANTİK ile ARKAİK


- ANTİK[Lat.] ile/ve/değil KADÎM

( ANTIQUE vs./and ANCIENT )

( ... ile/ve GU )


- ANTİKACI ile ANTİKA ile ANTİK ÇAĞ

( ANTIQUARIAN vs. ANTIQUE vs. ANTIQUITY )

( عتيقه شناس ile وابسته بقديم ile عتيق ile عتيقه ile کهنگي ile ديرينگي )

( ATYGHEH SHENAS ile VABASTEH BAGHADYM ile ATYGH ile ATYGHEH ile KONPANGY ile DYRYNAGY )


- ANTİKALAŞMAK ile ANTİK ile ANTİKA/LIK ile ANTİKACI/LIK ile ANTİK ÇAĞ ile ANTİKA MOBİLYA


- ANTİKAPİTALİZM[Fr. < ANTICAPITALISME] değil/yerine/= KAPİTALİZME KARŞI OLMA


- ANTİKİKLON/ANTİSİKLON[Fr.] ile ANTİPARALEL[Fr.]

( Döngü dışı. | Yüksek basınçlı atmosfer kütlesi. İLE Paralel olmayan. )


- ANTİKİTE ile/||/<> AMPİR ile/||/<> SUBMİKEN

( Yaklaşık olarak M.Ö. VI. yy. ile M.S. III. yy. arasındaki Yunan ve Roma kültürlerine verilen ad. İLE/||/<> Batı dillerinde "Empire" olarak tanınan sanat akımının dilimizde kullanılan biçimi. Batı ülkelerinden alınan bir üslûp olup klasik antikitenin bazı özelliklerini yansıtır. İLE/||/<> M.Ö. 2000-1600 yılları arasında en parlak dönemini yaşayan Miken keramik sanatının İ.Ö. XII. yüzyıl sonlarında kısa bir dönem yeniden canlanması. Özellikle Atina'da söz konusu geçiş çağına verilen ad. )


- ANTİKOAGÜLAN değil/yerine/= PIHTI ÖNLER


- ANTİKOAGÜLASYON/ANTICOAGULATION[İng.] değil/yerine/= PIHTI ÖNLEME


- CIRCUIT ANTICONDENSÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= ANTİKOİNSİDANS DEVRE


- ANTİKOMİNTERN[Fr.] ile ANTİKOMÜNİST[Fr.] ile ANTİKOMÜNİZM[Fr.]

( Komintern politikasına karşıt. İLE Komünizme karşıt. İLE Komünizm karşıtlığı. )


- ANTİKOMÜNİST[Fr. < ANTICOMMUNISTE] değil/yerine/= KOMÜNİZME KARŞI OLAN


- ANTİKONVÜLSİF değil/yerine/= NÖBET KESER


- ANTİKOR[Yun.] değil/yerine/= KARŞIKOR


- ANTILOGOUS POLE[İng.] / PÔLE ANTILOGUE[Fr.] / ANTILOGOP[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTİLOG KUTUP


- ANTİLOP ile BEYAZ ANTİLOP(ADDAKS/ADDAX)

( ... İLE Sahara Çölü'nde yaşarlar. )


- ANTİLOP ile KOBUS


- ANTİLOP ile MAVİ/BEYAZ SAKALLI ANTİLOP

( ANTELOPE vs. BLUE WILDEBEEST/BRIND GNU )