Sekiz(8) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 45.872 başlık/FaRk ile birlikte,
45.872 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(166/185)
- THERMOLYSIS[İng.] / THERMOLYSE[Fr.] / THERMOLYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOLİZ, ISIL AYRIŞMA
- TERMOMETRİ/THERMOMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= SICAKLIK ÖLÇÜMÜ
- TERMOPLASTİK ile/||/<> TERMOSET
( Termoplastik ısıtınca yumuşar İLE termoset sertleşir geri dönmez )
( Formül: Lineer zincirler İLE çapraz bağlı ağ )
- TERMOPLASTİK ile/||/<> TERMOSET ile/||/<> ELASTOMER
( Isıl davranışa göre polimer türleri. )
( Formül: Tg < Tkullanım < Tm )
- TERMOREGÜLASYON/THERMOREGULATION[İng.] ile/değil/yerine/= SICAKLIK DÜZENLENİM
- THERMOSET[İng.] / THERMODURCISSANT[Fr.] / IN WÄRME AUSHÄRTEND, WÄRMEHÄRTBAR, HITZEHÄRTBAR[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOSET
- TERMOTERAPİ[Fr. < THERMOTHÉRAPIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ISI TEDAVİSİ
- TERMOTERAPİ/THERMOTHERAPY[İng.] ile/değil/yerine/= SICAKLA SAĞALTIM
- TERMS :/yerine KOŞULLAR, TERİMLER
- TERÖR ile TERÖRCÜ/LÜK ile TERÖRİST ile TERÖRİZM
- TERÖRİST/TERRORİSTE[Fr. < TERRORISTE] ile/||/<> TERÖRİZM/TERRORİSME[Fr. < TERRORISME] ile/||/<> TERÖR/TERREUR[Fr. < TERREUR]
( Bir siyasi davayı zorla kabul ettirmek için karşı tarafa korku salacak cana ya da mala kıyacak davranışlarda bulunan kimse yıldırıcı yıldırmacı terörcü tedhişçi Yıldıran kimse ya da şey )
- TERÖRİST ile/||/<> TERÖRCÜ ile/||/<> YILDIRMACI ile/||/<> YILDIRICI
- TERÖRİZE ETMEK ile/değil/yerine/>< TEORİZE ETMEK
- TERÖRİZM" ile/ve/değil/||/<> TÖRERİZM
( )
- TERÖRİZM ile/||/<> YILDIRMACILIK ile/||/<> TEDHİŞÇİLİK ile/||/<> TERÖRCÜLÜK ile/||/<> YILDIRICILIK
- TERPENES[İng.] / TERPÈNE[Fr.] / TERPENE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERPENLER
- TERRARİUM[Alm. < TERRARIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TERARYUM
( Böcekler sürüngenler ve bazı bitki türlerinin yaşadıkları doğal alanların taklidi olan akvaryum benzeri yapay yaşam alanları )
- TERRASSE[Fr.] ile/||/<> TARAÇA[İt. < TERRAZZA]
( coğrafya İtal terràzza düz dam üstü taraça )
( TERRASSE )
( TERRAZZA | TERRÀZZA )
- TERRASSE[Fr. < TERRASSE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERAS
( Apartmanlarda ya da evlerde en üst katın üç tarafı ve üstü açık olan bölümü ayazlık taraça seki I )
- TERRIBLE :/yerine KORKUNÇ, BERBAT
- TERRITORIAL[İng.] ile BÖLGESEL
( Belirli bir bölgeye ait. )
- TERRORISM :/yerine TERÖRİZM
- TERRORİSME[Fr. < TERRORISME] ile/değil/yerine/=/||/<> TERÖRİZM
( Bir siyasi davayı zorla kabul ettirmek için karşı tarafa korku salacak cana ya da mala kıyacak davranışlarda bulunma yıldırıcılık yıldırmacılık terörcülük tedhişçilik )
- TERRORIST :/yerine TERÖRİST
- TERRORİSTE[Fr. < TERRORISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERÖRİST
( Bir siyasi davayı zorla kabul ettirmek için karşı tarafa korku salacak cana ya da mala kıyacak davranışlarda bulunan kimse yıldırıcı yıldırmacı terörcü tedhişçi Yıldıran kimse ya da şey )
- INVERSE NETWORK[İng.] / UMGEKEHRTES NETZWERK[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS AĞ
- INVERSE SYMMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= TERS BAKIŞIM
- INVERSE BETA DECAY[İng.] / DÉCROISSANCE BÊTA INVERSE[Fr.] / INVERSER BETA-ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS BETA BOZUNUMU
- TERS ÇEVİRMEK ile TERS ÇEVRİLMİŞ ile İNVERTÖR
( INVERT vs. INVERTED vs. INVERTER )
( قلب عبارت ile وارو کردن ile سخن واژگون ile وارونه کردن ile سوء تعبير ile واگردانيدن ile نگون کردن ile بالعکس کردن ile وارو ile برگشته ile نگون ile مقلوب ile وارونه ile نگونسار ile بر گرداننده ile وارونگر )
( GHALAB EBART ile VARO KARDAN ile SOKHAN VAJGON ile VARONEH KARDAN ile سوء تعبير ile VAGARDANYDAN ile NEGON KARDAN ile BALAX KARDAN ile وارو ile BARGASHTEH ile NEGON ile MOGHLUB ile وارونه ile NEGONSAR ile BAR GARDANANDEH ile VARONGAR )
- INVERSE COMPTON SCATTERING[İng.] / DIFFUSION COMPTON INVERSE[Fr.] / INVERSE COMPTON-STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS COMPTON SAÇILMASI
- RECIPROCAL JUNCTION[İng.] / JONCTION RÉCIPROQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TERS EKLEM
- INVERSE ELECTRODE CURRENT[İng.] / COURANT INVERSE D'ÉLECTRODE[Fr.] / UMKEHR-ELEKTRODENSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS ELEKTROT AKIMI
- RECIPROCAL IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE RÉCIPROQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TERS EMPEDANS
- REVERSED-PHASE PARTITION CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= TERS-FAZ DAĞILIM KROMATOGRAFİSİ
- INVERSE VOLTAGE[İng.] / TENSION INVERSE[Fr.] / INVERSES-POTENTIAL, SPERRSPANNUNG, UMGEKEHRTE SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS GERİLİM
- MAKÛSEN MÜTENASİP[Osm.] / INVERSELY PROPORTIONAL[İng.] / TERS ORANTILI[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS ORANTILI
- TERS ÖZGECİLİK[İng. RECIPROCAL ALTRUISM] ile/||/<> TERSİNİM[İng. REVERSION]
( Farklı zamanlarda, iki birey arasında görülen uyum başarısı değişimidir. @@ Sonradan evrimleşen bir özelliğin, evrimsel süreç içerisinde, atasal formuna geri dönmesidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INVERSE PIEZOELECTRIC EFFECT[İng.] / EFFET PIÉZOÉLECTRIQUE INVERSE[Fr.] / INVERSER PIEZOEFFEKT, INVERSER PIEZOELEKTRISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS PİEZO ELEKTRİK ETKİ
- INVERSE TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE INVERSE[Fr.] / UMGEKEHRTE TEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS SICAKLIK
- TERS YEL" değil DÜZENSİZ HAVA AKIMI
- INVERSE DIRECTION[İng.] / DIRECTION INVERSE[Fr.] / UMGEKEHRTE RICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS YÖN
- INVERSE ZEEMAN EFFECT[İng.] / EFFET ZEEMAN INVERSE[Fr.] / INVERSER ZEEMAN-EFFEKT, UMGEKEHRTER ZEEMAN-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS ZEEMAN ETKİSİ
- TERSİB ETMEK | ÇÖKELTME ile/||/<> ÇÖKELTME ile/||/<> ÇÖKELTMEK ile/||/<> ÇÖKTÜRME
( çöktürme Bir çözeltiye belirli bir ayıraç katarak çözünmeyip dibe çöken yeni bir bileşik elde etme kimya Katı parçacıkların elektrik yüklerini yansızlaştırarak birikimlerini sağladıktan sonra radyoaktif çamurdan ayırma işlemi Kimyasal tepkimeler ya da fiziksel süreçlerle belirli bileşikleri özdekleri çöktürme olayı Bir karışımda bulunan maddelerin çöktürülerek ayırt edilmesi )
( PRECIPITATION | FLOCCULATION / FLOKÜLASYON )
( PRÉCIPITATION | PRÉCIPITER | FLOCULATION )
( NIEDERSCHLAGEN | AUSFLOCKUNG )
- TERSİNE ÇEVİRME ile YER DEĞİŞTİRME
- TERSİNEMEZLİĞİN ARTIŞI ve/||/<>/> "SABİTLİK"
- TERSİNEMEZLİK/ENTROPİ ile/ve/||/<> ÖZDEŞLİK, ZAMAN, DÜZENSİZLİK, KATSAYI
( [zaman] Var. İLE/VE/||/<> Yok. )
( Bir dizgenin kuvantum mekaniksel olarak bulunabileceği farklı durumların sayısı. İLE/VE/||/<> ... )
- TERSİNEMEZLİK ve/||/<> EVRENSEL KÜTLE ÇEKİMİ
- TERSİNEMEZLİK ve/||/<> KARANLIK ENERJİ ve/||/<> KARANLIK MADDE
- TERSİNİR DURUM DEĞİŞİMİ ile/ve/||/<> TERSİNEMEZ DURUM DEĞİŞİMİ
( Tersinir olmayan durum değişir. İLE/VE/||/<> İz bırakmadan, tersi yönde gerçekleşebilen durum değişir. )
- REVERSIBLE CELL[İng.] / TERSINIR GÖZE/HÜCRE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERSİNİR GÖZE/HÜCRE
- ÉLÉMENT REVERSIBLE[Fr.] ile/değil/yerine/= TERSİNİR GÖZE
- REVERSIBLE ENGINE[İng.] / MACHINE RÉVERSIBLE[Fr.] / UMKEHRBARE MASCHINE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERSİNİR MAKİNE
- REVERSIBLE PENDULUM[İng.] / PENDULE RÉVERSIBLE[Fr.] / UMKEHRBARES PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= TERSİNİR SARKAÇ
- TERSİNİR SÜREÇ ile/||/<> TERSİNMEZ SÜREÇ (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Sonsuz yavaş ilerleyen, her adımda dengede kalan, geri sarıldığında sistemi de çevresini de tam eski hâline döndüren idealleştirilmiş süreçtir; toplam entropi değişmez. Gerçekte tam ulaşılamaz, bir sınırdır. @@ Doğadaki gerçek süreçlerdir; sürtünme, ani genleşme ya da ısı akışı yüzünden toplam entropi hep artar ve süreç kendiliğinden geri dönmez. Kırılan kadehin toplanmaması, kokunun odaya yayılması örnektir. )
( Formül: ΔS=0 ~ ΔS>0 )
- REVERSIBLE REACTION[İng.] / UMKEHRBARE REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TERSİNİR TEPKİME
- TERSİNİR TEPKİME ile TERSİNMEZ TEPKİME
( Ürünlerin tekrar reaktantlara dönüşebildiği tepkime. İLE Ürünlerin tekrar reaktantlara dönüşemediği tepkime. )
- KABİLİ AKİS[Osm.] / REVERSIBLE[İng.] / RÉVERSIBLE[Fr.] / REVERSIBEL, UMKEHRBAR[Alm.] ile/değil/yerine/= TERSİNİR
- TERSİNÎR ile/||/<> TERS YÖNELİR
( ters yönelir )
- TERSİNİR ile/ve/||/<> TERSİNİRLİK
( Bir olayın ortaya çıkma koşullarındaki sonsuz küçük bir değişikliğin etkisiyle herhangi bir anda yön değiştirebilen [kimyasal, fiziksel ve mekanik dönüşüm]. İLE Tersinir bir olayın özelliği. )
- TERSİNİR/LİK ile TERSİNİR ELEKTROT
- IRREVERSIBLE REACTION[İng.] / RÉACTION IRRÉVERSIBLE[Fr.] / NICHTUMKEHRBARE REAKTION, UNUMKEHRBARE REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TERSİNMEZ/DÖNDÜRÜLEMEZ TEPKİME, VOLTAMETRİ
- TERSİP | ÇÖKTÜRME ile/||/<> ÇÖKTÜRME
( Kimyasal tepkimeler ya da fiziksel süreçlerle belirli bileşikleri özdekleri çöktürme olayı Bir karışımda bulunan maddelerin çöktürülerek ayırt edilmesi )
( PRECIPITATION | SEDIMENTATION )
( PRÉCIPITATION )
( FÄLLUNG )
- TERTIARY COMPOUND[İng.] ile/değil/yerine/= TERSİYER BİLEŞİK
- BUTYLKARBONIL, TERT.-[Alm.] ile/değil/yerine/= TERSİYER BÜTİL KARBONİL
- TERSİYER[Fr. < TERTIAIRE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜÇÜNCÜL
- TERSİYER/TERTİARY[İng.] ile/değil/yerine/= ÜÇÜNCÜL, ÜÇÜNCÜ
- TERTIARY STRUCTURE[İng.] ile/değil/yerine/= TERSİYER YAPI
- TERSLEMEK ile TERSLENMEK ile TERSLEŞMEK ile TER ile TERE ile TERK ile TERS/LİK ile TERECİ/LİK ile TER TER ile TER BEZİ ile TERS AÇI ile TERS DÜZ ile TERS YÜZ ile TERS PERS ile TERS TERS ile TERS YÜZÜ ile TERS BASKI ile TERS EVİRME
- TERTAZE[Fars. < TER + TĀZE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERÜTAZE
( körpe Dinç bir biçimde )
- TERTEMİZ
- TERTEMİZ ile/||/<> ARI SİLİ
- TERTIARY[İng.] ile/||/<> TERTIAIRE[Fr.] ile/||/<> TERTIUS: ÜÇÜNCÜ[Lat.] ile/||/<> TERTIÄR[Alm.] ile/||/<> TERSİYER
( İki milyon yıl öncesine kadar 65 milyon yıl civarında devam eden Üçüncü Jeolojik Devir )
( TERTIARY )
( TERTIAIRE )
( TERTIÄR )
( TERTIUS: ÜÇÜNCÜ )
- TERTİB | ORDİNAT ile/||/<> ORDINAT[İng. < ORDINATE]
( matematik Düzlemde ya da uzayda bir P noktasının Ox Oy ya da Ox Oy Oz kartezyen koordinat sistemindeki ikinci bileşeni olan sayı )
( ORDINATE )
( ORDONNÉE )
( ORDINATE )
- TERTİB ve/||/<>/>/< MÜRETTEBÂT
- TERTİBAT[Ar.] ile/değil/yerine/= DÜZEN/DÜZENLENİŞ
( Bir işin güçlüklerini karşılamak için yapılan ön hazırlıklar. )
- TERTİBAT ile/değil/yerine/= ÖNDÜZEN
- TERTİBAT[Ar. < TERTĪBĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TERTİBAT
( Düzen düzenleniş Bir işin güçlüklerini karşılamak için yapılan ön hazırlıklar düzenek )
- TERTİBAT ile/ve TEŞKİLÂT
- TERTİP[Ar. < TERTĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> SIRALAMA | DÜZEN | DÜZENLEME | DİZGİ
( hafif tertip sıralama düzen düzenleme Doktorun hastaya verdiği ilaç düzeni dizgi Hile düzen komplo Askere alınma dönemi )
- TERTİP-DÜZEN (SAĞLAMAK)
- TERTİPLİ CÜMLE ile/||/<> COORDINATE SENTENCE[İng.] ile/||/<> PROPOSITION COORDONNÉE[Fr.] ile/||/<> KOORDINIERTER SATZ, BEIGEORDNETER SATZ[Alm.] ile/||/<> SIRALI TÜMCE | BAĞIMLI SIRALI TÜMCE, BAĞIMSIZ SIRALI TÜMCE
( Derleme atıflı cümle bağlı cümle Anlam yakınlığıyle bağlanmış tümceler Sazının üstüne saz yok sözünün üstüne söz yok Anası gözyaşı dökmüş babası boynuna sarılmış yarenleri yolunu kesmiş onu döndürememişlerdi Gökten mi indi yerden mi bitti yetişiverdi Baharım baharımsın ilk aşkım aşkımsın son ümidimsin benim vb bağımlı sıralı tümce ve bağımsız sıralı tümce )
( COORDINATE SENTENCE )
( PROPOSITION COORDONNÉE )
( KOORDINIERTER SATZ, BEIGEORDNETER SATZ )
- TERVENDE[Fars. < TERVENDE] ile/değil/yerine/=/||/<> TURFANDA
( turfanda meyvecilik turfanda sebzecilik son turfanda Mevsimin başında ilk yetişen meyve sebze Yeni ilk kez ortaya çıkan )
- TERYLENE[İng. < TERYLENE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERİLEN
( Yapay polyester lifleri ya da ipliği tergal Bu liften ya da iplikten yapılan )
- TERZİ:
[hem] "ORTOPEDİST" ve/||/<>/hem de "PSİKOLOG"
- TERZİ ile/||/<> DRESSMAKER[İng.] ile/||/<> TAILLEUR, COUTURIÈRE[Fr.] ile/||/<> SCHNEIDERGEHILFER[Alm.] ile/||/<> DİKİŞÇİ
( Tiyatro giysilerini diken işçi )
( DRESSMAKER )
( TAILLEUR, COUTURIÈRE )
( SCHNEIDERGEHILFER )
- TERZÎK[Ar. < RIZK] ile BESLE(N)ME
( Besleme, rızık verme. )
- TERZİLİK ile/||/<> DİKİŞÇİLİK
- TEŞABÜH, HOMOLOJİ | BENZETİ ile/||/<> BENZETİ
( Uzambiçimlerin cebirsel yapılarına ya da başka özelliklerine göre ilingesel bölüklenmesi Resim Heykel Özgünden çıkarılmış benzer yapıt )
( HOMOLOGY )
( HOMOLOGIE | COPIE )
( HOMOLOGIE | NACHHAHMUNG )
- TESADÜF ile/değil/yerine/= DENKGELİ
- TESÂDÜF ile/ve/değil DIŞLAŞMA
- TESADÜFİ[Ar. < TEṢĀDUFĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> RASTLANTISAL
- TESADÜFİ ile/değil/yerine/= DENKGELİSEL
- TESADÜFİ ile MACERAPERESTLİK
( ADVENTITIOUS vs. ADVENTUROUSNESS )
( نابجا ile عارضي ile غير موروثي ile ماجراجويي )
( NABEJA ile عارضي ile غير موروثي ile MAJERAJOYY )
- TESADÜM | ZIDDİYET | ÇATIŞMA ile/||/<> ÇATIŞMA ile/||/<> ÇATIŞMAK
( İki kıvrımlı dağ dizgesinin birbirleriyle kaynaşması 1 Oyun kişileri arasındaki çatışma 2 İç çatışma tinsel olan çatışma Bir kişinin kendi kendiyle olan çatışması 3 Dış çatışma hareketlerle ve sözlerle olan çatışma Karşıt güçlerin ve duyguların çarpışması Uzlaştırılamayan ve birbirine karşıt olan içtepi istek ve eğilimlerin canlıyı aynı zamanda ve yaklaşık güçte etkilemesi Bu durumda canlı karar vermede ve seçme yapmada güçlük çeker 1 Aynı anda ortaya çıkan birbirine karşıt ya da eşit derecede çekici dilek ve isteklerin bireyde yarattığı ruhsal durum 2 Birbirleriyle uyuşmayan dilek istek ya da ereklerin yarışmasından ortaya çıkan üzücü ya da kıvanç vermekten uzak bilinç durumu Görüş ve kanıların aykırılığından doğan karşıtlık coğrafya 1 Olay dizisinin gelişmesinde basamakları ortaya çıkaran kişiler arasındaki iç ve dış çatışmalar 2 Bir oyun kişisinin kendi içindeki bunalımı hiatus ünlü çatışması Kenetlenme )
( MERGING | CONFLICT | TIE TIE )
( RECORDEMENT | CONFLICT | CONFLIT )
( SCHARUNG | KONFLIKT )
- TESAVÎ-İ NAKİZEYN | ÇATIŞKI ile/||/<> ÇATIŞKI ile/||/<> MANTIKSAL ÇATIŞKI
( mantıksal çatışkı Yasaların ya da önermelerin kendi aralarında çelişikliği Kantta Usun kendi içinde zorunlulukla düştüğü çelişmeler Kant dört türlü çatışkı ayırır 1 Sav Evren uzay ve zaman bakımından sonludur karşı sav sonsuzdur 2 Sav Herşeyin kendilerinden kurulduğu son yalın parçalar vardır karşı sav yoktur 3 Sav Evrende özgürlükle olan bir nedensellik vardır karşı sav evrende özgürlük yoktur her şey doğa yasalarına göre olup biter 4 Sav Evrenin nedeni olan zorunlu bir varlık vardır karşı sav böyle bir varlık yoktur Kanta göre bu sorunların savları da karşı savları da aynı kesinlikle tanıtlanabilir Oysa birbirine karşıt olan iki önermenin ikisini de doğru saymakla çelişmeye düşülmüş olunur çatışkı )
( ANTINOMY | CONTRADICTION )
( ANTINOMIE | CONTRADICTION )
( ANTINOMIE | WIDERSPRUCH, KONTRADIKTION )
( CONTRADICTIO )
( ANTINOMIA )
( ΑΝΤΙΝΟΜΊΑ / αντινομία )
- TESAVÎ-İ NAKİZEYN | ÇATIŞKI ile/||/<> ÇELİŞME | MANTIKSAL ÇATIŞKI
( bk. mantıksal çatışkı. @@ Yasaların ya da önermelerin kendi aralarında çelişikliği. (Kant'ta) Usun kendi içinde zorunlulukla düştüğü çelişmeler. // Kant dört türlü çatışkı ayırır: 1. Sav: Evren, uzay ve zaman bakımından sonludur; karşı sav: sonsuzdur. 2. Sav: Herşeyin kendilerinden kurulduğu son, yalın parçalar vardır; karşı sav: yoktur. 3. Sav: Evrende özgürlükle olan bir nedensellik vardır; karşı sav: evrende özgürlük yoktur, her şey doğa yasalarına göre olup biter. 4. Sav: Evrenin nedeni olan zorunlu bir varlık vardır; karşı sav: böyle bir varlık yoktur. Kant'a göre bu sorunların savları da karşı savları da aynı kesinlikle tanıtlanabilir. Oysa birbirine karşıt olan iki önermenin ikisini de doğru saymakla çelişmeye düşülmüş olunur.@@bk. çatışkı )
( ANTINOMY | CONTRADICTION~CONTRADICTION )
( ANTINOMIE | CONTRADICTION~CONTRADICTION )
( CONTRADICTIO~CONTRADICTIO )
( ANTINOMIE | WIDERSPRUCH, KONTRADIKTION~WIDERSPRUCH, KONTRADIKTION | WIDERSPRUCH )
( ANTINOMIA~CONTRADDIZIONE )
( ΑΝΤΙΝΟΜΊΑ / αντινομία~ΑΝΤΊΦΑΣΗ / αντίφαση )
- TESÂVİ-İ TERKİBE MÜTEALLİK | İZOMERİ ile/||/<> İZOMERİ[Fr. < ISOMÉRIE]
( izomerisel kimya kimya )
( ISOMÉRIQUE | ISOMÉRIE )
- TESBÎ'[Ar. < SEB] ile TESBÎH[Ar. < SEBH | çoğ. TESBÎHÂT]
( Yedileme, yediye çıkarma. | Önceden söylenilmiş bir manzûmenin her beytinin -matla'da iki mısrâı ile aynı kafiyede olmak üzere- beş mısrâ eklenerek, yedi mısrâya çıkarılması. İLE "Sübhânallah" sözcüğünü söyleyerek ve öteki sıfatlarını da anarak, Allah'a tazîm etme senâ etme. | Kalbin şifâsı, itminânı ve visâli. | Tespih. )
- TEŞBÎ'[Ar.] ile TEŞBÎH[Ar. < ŞİBH | çoğ. TEŞBÎHÂT] ile TEŞBÎR[Ar.]
( Karnını doyurma, karnı doyrulma. [İŞBÂ'(< ŞİB)] İLE Benzetme, benzetilme. İLE Karışlama, karışlanma. | Endâze vs. ile ölçme. )
- TEŞBİH | TAKLİT ETME | BENZEŞME ile/||/<> BENZEŞME ile/||/<> BENZETME ile/||/<> BENZETMEK
( benzetme II 13 Kelime içindeki bir sesin boğumlanma noktası ya da niteliği bakımından yan yana ya da aralıklı duran bir başka sesle benzer ya da eş duruma getirilmesi olayı vardur vardır o bir öbür pantalon pantolon haste hasta çarşanba çarşamba sünbül sümbül vb Benzeşme yan yana bulunan sesler arasında olabildiği gibi komşu sesler arasında da görülür Niteliği bakımından yarı benzeşme tam benzeşme yakın benzeşme uzak benzeşme ilerleyici benzeşme ve gerileyici benzeşme türlerine ayrılır Yarı benzeşme benzeşen sesin benzeştiği sesin niteliklerinden bir ya da ikisine uyum sağlamasıdır penbe pembe sünbül sümbül örneklerindeki diş sesi n yanındaki dudak sesi bnin etkisi altında bir dudak sesi olan mye dönüşmüştür İlerleyici benzeşme de önceki sesin kendinden sonra gelen sesi gerileyici benzeşme de ise sonraki sesin daha önceki sesi kendi boğumlanma noktasına çekme biçiminde bir benzeşme olayı vardır Bu olay yazı dilinde seyrek ağızlarda yaygındır anla anna bunlar bunnar nişanlı nişannı zenginlik zenginnik şemsiye şemşiye defter tefter Hatice Hacce kalmazsa kalmassa tarla talla türlü tüllü olmazsa olmassa yatsı yatsıg yassı yassı namazı gitsin gissin vb Karşıtı benzeşmezlik tir Bir nesneyi bir kavramı imgede canlandırmak için nitelikçe daha üstününe benzetme sanatıdır I Benzetme öğeleri es t erkânı teşbih Benzetmeyi oluşturan dört öğe 1 benzetmelik kendisine benzetilen es t müşebbehün bih Birbirine benzetilen varlıklardan kavramlardan niteliği daha üstün daha güçlü olan 2 benzetilen benzeyen es t müşebbeh Birbirine benzetilen varlıklardan kavramlardan nitelikçe daha güçsüz daha aşağı olan Benzetmede canlandırılmak istenilen nesne kavram 3 benzetme yönü es t vechi şebeh Birbirine benzetilen varlıkların kavramların arasındaki ortak nitelik 4 benzetme ilgeci es t edatı teşbih Sözcükler kavramlar arasında benzetme ilgisi kuran ilgeç ya da ilgeç görevli sözcükler II Benzetme türleri 1 ayrıntılı benzetme tam benzetme es t teşbihi mufassal Dört öğesi de bulunan benzetme Ör Aslan gibi yiğit asker Buna tam benzetme de denir 2 kısa benzetme es t teşbihi muhtasar Benzetme yönü bulunmayan benzetme Ör Mehmet aslan gibidir 3 özetli benzetme es t teşbihi mücmel İlgeci bulunmayan benzetme ör Mehmet yiğitlikte aslandır 4 pekişik benzetme es t teşbih müekket teşbihi beliğ Edatı da benzetme yönü de bulunmayan benzetme Ör Mehmet aslandır 5 yaygın benzetme es t teşbihi temsilî Sözcükler arasında değil anlatım bölümleri arasında olan benzetme Bu bölümler kimi kez karşılıklı birkaç benzetme öğesiyle örülmüş olur yaygın eğretileme 6 sarmaştı benzetme es t teşbihi melfuf Bir tümcedeki dizedeki öğelerle sonraki tümcenin dizenin öğelerine karşılıklı benzeştirme Ör Yar için ağyara minnet ettiğim aybeyleme Bağban bir gül için bin hara hizmetkâr olur 7 ayrımcalı benzetme es t teşbihi mefruk Bir anlatımda art arda sıralanan ve biçimdeş olan ikişer öğeli benzetme Ör Meyhane gülsitandır peymane gülfeşandır Namık Kemal 8 toplamlı benzetme es t teşbihi cemi Benzetmeliği birden çok olan benzetme Ör Dilimle uğradığım derde ben bu âlemde Ne bülbül uğradı ne tutii şeker güftar 9 eşli benzetme es t teşbihi tesviye Benzetilenin birden çok olduğu benzetme Ör Reha bulmak ne mümkin suzişi mihnetten uşşaka Visal ateş firak ateş belâyı intizar ateş Rafet 10 çevrik benzetme es t teşbihi maklup Uyartma amaciyle benzetilenin niteliklerini üstün gösterme 11 beğenilen benzetme es t teşbihi makbul İsteği anlatmaya yeten benzetme 12 beğenilmeyen benzetme es t teşbihi merdut İsteği anlatmaya yetmeyen benzetme 13 benzeşme es t teşabüh tesavi Benzetmelikle benzetilenin nitelikte eşit olması Ör Bilmez oldum sâkiya derdi firakı yar ile Mey midir bu ya sirişki çeşmi giryanım mıdır Baki Söz sanatı terimi Bir şeyin niteliğini her hangi bir bakımdan canlandırmak için onu benzetme edatlarından biri araciyle ya da edatsız olarak bir kelime yahut cümle ile karşılaştırma Kar gibi beyaz bir çarşaf Dalgalar kayalara nasıl çarpıp kırılıyorsa bu emekler de öylece kırılıp yok oluyordu İki gözü iki çeşme Pamuk eller gibi Bir markanın özdeşini yapma )
( ASSIMILATION )
( ASSIMILATION )
( ANGLEICHUNG, ASSIMILATION )
- TEŞBİH[Ar. < TEŞBĪH] ile/değil/yerine/=/||/<> BENZETME
- TEŞBİH ile/ve/<> TAHAYYÜL
- TEŞBİHTE HATA ARANMAZ değil TEŞBİHTE, HATA OLMAZ/OLMAMALI
- TEŞBİHTE HATA OLMAZ değil TEŞBİHTE, HATA OLMAZ/OLMASIN/OLMAMALI!
(TEŞBİH, HATA/EKSİK/YÜK/SORUN KALDIRMAZ/TAŞIMAZ/TAŞIMAMALI!)
( Teşbih yapmakta "hata/sakınca/yanlışlık olmaması". DEĞİL Yapılan teşbihte/benzetmede, hatanın/yanlışın/ilişkisizliğin olmaması gerekliliği. [Olabildiğince özen gösterilmesi gerektiği.]
Hangi benzetmeyi yaparsak yapalım, önemli değildir anlamına gelmez. Benzetme(teşbih) yapacağımız zaman hata yapmama ve keyfiyet olmaması gerekliliğini anlatır! [Teşbih sözcüğünden sonra virgül/duraklama çok önemli!] )
( Halk arasında daha çok, "yapılan benzetmeden alınılmamasını dilemek için" "söylenilir" fakat bu, yanlış kullanımdır. )
( Her şey, herşeyle dolaylı olarak bağlantılandırılabileceğinden,
hiçbir şeyi, hiçbir şeyle doğrudan bağlantılandırmamakla başlar her şey. )
- TEŞBİHTE, HATA OLMAZ/OLMAMALI! değil/yerine TEŞBİHİN, AYAĞI TOPALDIR
- TESCİL ile TESCİLLİ ile TESCİLSİZ
- TEŞCİR ile/||/<> BOISEMENT[Fr.] ile/||/<> AĞAÇLAMA
( tarım )
( BOISEMENT )
- TEŞEBBÜH[Ar. < ŞİBH] ile/değil/yerine/= BENZEME
( Benzeme, andırma, kendini benzetmeye özenme, zorlayarak benzemeye çalışma. )
- TEŞEBBÜS (CÜRME) ile/||/<> TENTATIVE[Fr.] ile/||/<> KALKIŞMA
( TENTATIVE )
- TEŞEBBÜS ETMEK ile/değil/yerine/= GİRİŞMEK/EL ATMAK
- TEŞEBBÜS[Ar.] ile/değil/yerine/= GİRİŞİM
- TEŞEBBÜS[Ar.] ile/değil/yerine/= GİRİŞİM | GİRİŞME
- TEŞEBBÜS ile/ve/||/<>/> TESADÜF
( Teşebbüs etmezsen, tesadüf etmez. )
- TEŞEBBUS[Ar. < TEŞEBBUS̱] ile/değil/yerine/=/||/<> TEŞEBBÜS
( hür teşebbüs özel teşebbüs Girişim girişme )
- TEŞEBBÜS[Ar.] ile/ve TEVESSÜL[Ar.]
- TEŞECCÜ'[Ar. < ŞECÂAT | çoğ. TEŞCÎÂT] ile TEŞECCÜR[Ar.]
( Sahte cesâret gösterme, şecî görünme. İLE Ağaçlaşma, ağaçlanma. | [kimya] Billur nesnelerin ağaç biçiminde birleşmesi. )
- TEŞEDDÜD ile/||/<> GEMINATE[İng.] ile/||/<> GEMINATION[Fr.] ile/||/<> GEMINATION[Alm.] ile/||/<> ÜNSÜZ İKİZLEŞMESİ
( İç seste iki ünlü arasında bulunan ve vurguyu üzerinde bulunduran ikinci hece başındaki ünsüzlerin açık ve zayıf boğumlanmalı ilk hece ünlülerinin etkisi altında kendi hece sınırlarını aşacak bir yoğunlukla boğumlanmaları sonucunda söz konusu ünsüzdeki tekrarlanmayı gösteren ses olayı aşağı aşşağı aman amman azık azzıh ışık ışşıh ısır ıssır kaşık gaşşıh küçük güççük döşek döşşek vb Bu olay sonunda açık ilk heceler zayıflıktan kurtulmakta ve birer kapalı heceye dönüşmektedir )
( GEMINATE )
( GEMINATION )
( GEMINATION )
- TEŞEHHÜD MİKDÂRI ile ...
( Ettehiyâtü okuyacak kadar zaman; gayet kısa bir zmaan, az zaman. )
- TEŞEHHÜD[< ŞAHÂDET] ile ...
( Namazda, oturarak, "ettehiyyâtü" duasını okuma. )
- TEŞEHHUD[Ar. < TEŞEHHUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEŞEHHÜT
( teşehhüt miktarı Namazda oturarak ettehiyyatü duasını okuma )
- TEŞEHHÜP | AKKORLUK ile/||/<> AKKORLUK
( Sinema TV Yüksek derecede ısıtılan nesnelerin ışık saçma özelliği ışık saçan bir nesnenin durumu fizik kimya )
( INCANDESCENCE )
( INCANDESCENCE | INCADESCENCE )
( WEISSGLUT, GLÜHEN )
- TESEHHÜR[< SEHR] ile ...
( GECE UYUMAYIP, UYANIK KALMA )
- TEŞEHHÜT ile TEŞEHHÜT MİKTARI
- TEŞEKKÜL ETMEK/MEYDANA GELMEK[Ar.] ile/değil/yerine/= OLUŞMAK
- TEŞEKKÜL | OLUŞUM ile/||/<> OLUŞUM
( Gökcisimlerinin canlıların doğup biçimlenme süreci 1 Belli bir varlık kazanma oluşma süreci 2 Herhangi bir varlığın zamanla belli bir biçime ve yapı özelliğine kavuşması 3 Kişinin belli bir eğitim sürecinde kazandığı niteliklerin tümüne verilen ad Bir bileşiğin öğelerinden yapılması Ayrıtsal özellikleri bulunan ya da gözlem ve bilgi konusu olan olgusal durum genel uygulayım 1 Biçimlenme süreci katman kütle gökcismi vb 2 Belirli bir yerbilimsel dönemde biçimlenmiş olan katman külte vb İnsan ruhu ve düşüncesinin kültür değerlerine tam bir anlayışla katılabilecek bir biçimde tinsel gelişmesi ve biçimlenmesi İnsanın belli ülkülere ve belli örneklere göre yetişmesi Gerçek oluşum son bulmuş bir şey değil durmadan gelişen canlı bir oluştur Kırılcaların temel yapılarına bağlı olarak büyürken geliştirdikleri biçim oluşma Bir bileşik faz olay biçim ya da ürünün ortaya çıkışı )
( FORMATION | OCCURENCE )
( FORMATION )
( ENSTEHUNG | BILDUNG | SCHICHTENBILDUNG | FORMATION )
- TEŞEKKÜL[Ar. < TEŞEKKUL] ile/değil/yerine/=/||/<> OLUŞUM | ÖRGÜT
( oluşum örgüt )
- TEŞEKKÜL ile/||/<> FORMATION[Fr.] ile/||/<> OLUŞMA
( oluşum oluş jeoloji biyoloji coğrafya )
( FORMATION )
- TEŞEKKÜL[< ŞEKL] ile/değil/yerine/= OLUŞUM/KURULUŞ
( ŞEKİLLENME | KURULMA, KURULUŞ, MEYDANA GELİŞ | OLUŞUM )
- TEŞEKKÜL ile/ve TASAVVUR
- TEŞEKKÜL[Ar. < ŞEKL | çoğ. TEŞEKKÜLÂT] ile TEŞEKKÜR[Ar. < ŞÜKR | çoğ. TEŞEKKÜRÂT]
( Şekillenme. | Kurulma, kuruluş, meydana geliş. | Oluşum. | Yoğrum. | Oluş. | Örgüt, topluluk. İLE Şükr etme, yapılan bir iyilikten memnun kalma ve memnun kaldığını ifade etme sözleri. )
- TEŞEKKÜR EDERİM ile/ve/||/<>/> EKSİK OLMA!
- TEŞEKKÜR EDERİM/EYVALLAH ile/değil/yerine/= SAĞOL
- TEŞEKKÜR[Ar.] (ETMEK) ile/değil/yerine/= ÖVGE (SUNMAK)
- TEŞEKKÜR ETMEK ve/||/<> ÖZÜR DİLEMEK
( Bunları bilmeyenlere, kapıları/nı kapatmak gerekir. )
- TEŞEKKÜR ETMEK ile/ve TAKDİR ETMEK
( TO THANK vs./and TO APPRECIATE )
- TEŞEKKÜR ile/ve ALLAH'A ŞÜKÜR
- TEŞEKKÜR[Ar.]["TEŞEKKÜRLER" değil!]/MERSİ[Fr.] ile/değil/yerine/= SAĞ OL! / ALKIŞ
- TEŞEKKÜR ile/ve ŞÜKÜR
( Kişilere ve topluma teşekkür etmeyi bilmeyen, şükür etmeyi bilemez. )
- TEŞEKKUR[Ar. < TEŞEKKUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEŞEKKÜR
( teşekkürname açık teşekkür Yapılan bir iyiliğe karşı duyulan kıvanç ve gönül borcunu anlatma teşekkürname )
- TEŞEKKÜRDE:
ESTAĞFİRULLÂH ile/ve/değil/||/<> RİCA EDERİM
- TEŞEKKURNAME[Ar. < TEŞEKKUR + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TEŞEKKÜRNAME
( Okullarda belli bir başarı düzeyinin üzerine çıkan öğrenciye karnesiyle birlikte verilen belge teşekkür )
- TESELLİ ile TESELLİSİZ/LİK ile TESELLİ MÜKAFATI
- TESELLUM[Ar. < TESELLUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TESELLÜM
( teslim tesellüm Verilen bir şeyi alma teslim alma )
- TESELLÜM[Ar.] ile/değil/yerine/= VERİLEN BİR ŞEYİ ALMA
- TESELSUL[Ar. < TESELSUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TESELSÜL
( zincirleme Birbirine bağlı birbiri ile ilgili şeylerin oluşturduğu dizi sıra silsile Birden fazla kimsenin bir borçtan dolayı sorumlu olması )
- TEŞEMMÜ'[Ar. < ŞEM] ile TEŞEMMÜM[Ar. < ŞEMM]
( Mumlaşma, mum bağlama, muşamba gibi olma. | Üzerine bal mumu sürülme. [TEŞEMMÜ-İ KEBED: Karaciğerin muşambalaşması, siroz.] İLE Koklama. )
- TEŞEMMÜL[Ar.] ile TEŞEMMÜR[Ar.]
( İhrama bürünme. İLE İşe hazırlanma, sıvanma. )
- TESEMMÜR ile/||/<> FRUCTIFICATION[Fr.] ile/||/<> YEMİŞLENME
( botanik )
( FRUCTIFICATION )
- TEŞEMMÜS[Ar. < ŞEMS] ile/değil/yerine/= GÜNEŞ ÇARPMASI
- TEŞENNÜC[Ar. < ŞENC]/İSPAZMOS/SPASM[İng.]/SPASME[Fr.] ile/değil/yerine/= KASILMA
( Kasların kasılması, gerilip/çekilip büzülmesi. )
- TEŞERRÜF[Ar.] ile/değil/yerine/= ONURLANMA, ONUR DUYMA
- TEŞERRUF[Ar. < TEŞERRUF] ile/değil/yerine/=/||/<> TEŞERRÜF
( Bir kimse ile tanışmaktan şeref duyma )
- TESETTÜR[Ar. < SETR] ile/değil/yerine/= ÖRTÜNME, KAPANMA
- TESETTUR[Ar. < TESETTUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TESETTÜR
( Kadınların başı kapalı bir biçimde giyinmesi )
- TESETTÜR ile TESETTÜRLÜ/LÜK
- TEŞEVVÜŞ[< ŞEVEŞE] ile/değil/yerine/= KARIŞMA, KARMAKARIŞIK OLMA, KARIŞIKLIK
- TEŞEVVÜŞ[Ar. < TEŞEVVUŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> KARIŞIKLIK
- TEŞEVVÜŞ ile/||/<> CONFUSION[İng.] ile/||/<> KARIŞIKLIK
( Bir soru bir sınar ya da bir anlatımda terimlerin bulanıklığından ya da öğelerinin düzensizliğinden doğan anlam ya da kavram kargaşası )
( CONFUSION )
- TEŞEVVÜŞ[Ar.] ile/değil/yerine/= KARIŞIKLIK
- TEŞEVVÜŞ ile/||/<> OBNUBILATION[İng.] ile/||/<> BULANMA
( Bilincin sislenmesi ve uyuşma durumuna girmesi )
( OBNUBILATION )
- TEŞEVVÜŞ ile/||/<> UNSTEADINESS[İng.] ile/||/<> VACILLATION[Fr.] ile/||/<> FLACKEND[Alm.] ile/||/<> ÇALKANTI
( Bir erkil kaynağında gözlenen ve doğal salınım sıklıklarıyla ilgili olmayan düzensiz değişimler )
( UNSTEADINESS )
( VACILLATION )
( FLACKEND )
- TEŞEVVÜŞ-İ TAHATTUR ile/||/<> PARAMNESIA[İng.] ile/||/<> PARAMNÉSIE[Fr.] ile/||/<> BELLEK KARIŞIKLIĞI
( Sözcük ve cümlelerin doğru anlamını anımsayamamak ya da ilk kez görülen bir şeyi daha önce görmüş olmak yanılsamasına kapılmak biçiminde beliren hastalık )
( PARAMNESIA )
( PARAMNÉSIE )
- TESEYYUB[Ar. < TESEYYUB] ile/değil/yerine/=/||/<> TESEYYÜP
( Kayıtsızlık tembellik ihmalcilik )
- TESEYYÜP[Ar.] ile/değil/yerine/= KAYITSIZLIK, TEMBELLİK, İHMALCİLİK
- TESHÎL[Ar.] ile TESHÎL[Ar. < SEHL | çoğ. TESHÎLÂT] ile TESHÎR[Ar.]
( Öksürtme. İLE Kolaylaştırma. İLE Ele geçirme, zapt etme. | ... )
- TEŞHİR[Ar. < TEŞHĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖSTERME | SERGİLEME
( gösterme sergileme Herkese duyurma dile düşürme Bir hükümlüyü ceza olarak halka gösterme )
- TEŞHÎS[< ŞAHS | çoğ. TEŞHÎSÂT] ile TEŞHÎZ[< ŞAHZ | çoğ. TEŞHÎZÂT]
( Ayırma, seçme, fark etme, tanıma. | Hastalığın, hangi hastalık olduğunu bilme. | Eşyaya şahsiyet verme, onlara hitâb etme. İLE Sivriltme, keskinleştirme. | Bileme. | Uyandırma, kuvvet ve etkisini artırma. )
- CROSS-SECTION[İng.] / SECTION EFFICACE[Fr.] / QUERSCHNITT, WIRKUNGSQUERSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= TESİR KESİTİ
- TESİR[Ar. < TEʾS̱ĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> ETKİ | ETKİLEME | ETKİME
( yan tesir etki etkileme etkime )
- TESİRSİZ/NÖTR ile/değil/yerine/= ETKİSİZ
- TESİSAT | TESİSATÇI | TESİSATÇILIK ile/||/<> DÖŞEM | DÖŞEMCİ | DÖŞEMCİLİK ile/||/<> DÖŞEYİCİ | DÖŞEYİCİLİK
( lağım döşemi )
- TESİSAT ile/değil TECHİZAT
- TEŞKİK[< ŞAKK] ile TEŞKÎK[< ŞEKK | çoğ. TEŞKÎKÂT]
( Yarma, yarılma, ikiye ayırma, parça parça yarma. İLE %50/50 olarak şüpheye düşürme/düşürülme, şüphede bırakma/bırakılma. )
- TEŞKİL LÂHİKASI, İŞTİKAK LÂHİKASI | YAPIM EKİ ile/||/<> YAPIM EKİ
( Derleme şekil eki morfem yapı eki tekil eki Sözcük kök ya da gövdesine getirilerek sözcüğün yeni bir kavram kazanmasını sağlayan ek lik gözlük ci evci li evli ine sevinç gi sevgi daş vatandaş dır sevdir in sevin leyin geceleyin vb Kelime kök ve gövdelerine getirilerek yeni kavramların yansıtılmasını kavramlara karşılık yeni kelimeler yapılmasını sağlayan ek lIk lUk odunluk dizlik yakınlık ÇI ÇU yarışçı izci lI lU tuzlu AcAk yiyecek yakacak IcI UcU sızıcı itici görücü A boşa yaşa dAş addaş adaş yoldaş ülküdeş l yarıl kırıl lA başla izle tuzla I n U n sevin soyun I ş U ş koşuş üşüş vb Türkçede yapım ekleri addan ad addan fiil fiilden ad ve fiilden fiil türeten ekler olmak üzere dört tür oluşturur Karşıtı çekim eki dir Azerbaycan Türkçesi sözdüzäldici şakilçi Türkmen Türkçesi söz yasaycı affiks goşulma laf kurucu afiks Özbek Türkçesi yasóvçi qóşimça Uygur Türkçesi söz yasiğuçi qoşumçä Tatar Türkçesi süz yasağıç yasağıç quşimça süz yasawçi quşimça Başkurt Türkçesi hüz yahawsı affiks yalgäw söz yaratıwçu koşumça söz etegen koşumça söz yaratagan koşumca Krç Malk söz kurawçu affiks calgaw Nogay Türkçesi söz yasawış kosımşa Kazak Türkçesi söz turdıruwşı jurnak sözjasamdık jurnak Kırgız Türkçesi söz casoo afiksi müçösü Alt sös büdüreeçi kojulta Hakas Türkçesi sös püdîrceňhozım Tuva Türkçesi çogaadılga kojumaa Rusça slovoobrazuyuşçiy affiks )
( MORPHEME | DERIVATIONAL AFFIX )
( MORPHÈME, AFFIXE DE FORMATION | AFFIXE DE FORMATION )
( FORMANS, BILDUNGSELEMENT )
- TEŞKİLÂT ile/değil/yerine/= ÖRGÜT
- TEŞKİLAT[Ar. < TEŞKĪLĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖRGÜT (ADLİYE TEŞKİLATI, BELEDİYE TEŞKİLATI)
- TEŞKÎLÂT[< TEŞKÎL] ile/ve/<> TECHÎZÂT[< TECHÎZ]
- TEŞKİLATLANMAK ile TEŞKİLATLANDIRMAK ile TEŞKİLATLANABİLMEK ile TEŞKİLAT ile TEŞKİLATLI ile TEŞKİLATÇI/LIK ile TEŞKİLATSIZ/LIK
- TESLİM ETMEK ile MESAJ İLETMEK ile BİR KONUŞMA YAPMAK ile KURTULUŞ ile TESLİM EDİLMİŞ ile TESLİMATÇI ile TESLİMAT
( DELIVER vs. DELIVER A MESSAGE vs. DELIVER A SPEECH vs. DELIVERANCE vs. DELIVERED vs. DELIVERER vs. DELIVERY )
( رستگار کردن ile تخليص کردن ile رساندن ile به دنيا آوردن ile ايراد کردن ile ارائه دادن ile خلاصي بخشيدن ile پيغام رساندن ile نطق کردن ile سخنراني کردن ile رهيي ile رسته ile رساننده ile رهان ile تحويل ile زه ile وضع حمل )
( RASTGAR KARDAN ile TAKHALYSE KARDAN ile RESANDAN ile BAH DANYA AVARDAN ile AYRAD KARDAN ile ARAEH DADAN ile KHLASY BAKHSHYDAN ile PEYGHAM RESANDAN ile NOTGH KARDAN ile SOKHENRANY KARDAN ile رهيي ile RASTEH ile RESANANDEH ile رهان ile TAHVYLE ile ZAH ile VAZE HAMEL )
- TESLÎM[Ar.] ile TESLÎM[Ar. < SÜL, SELEME | çoğ. TESLÎMÂT]
( Çentme, diş diş etme. İLE Bir emâneti, yerine verme. | Bir şeyi, yeni sahibine verme. | Hakikat olduğunu söyleme. | İtiraf. | Dayanamayıp, "Pes!" deme. | Kendini, Allah'ın kaderine bırakma. | Bir saz yapıtında, asıl hâne ile mülâzimeyi bağlayan nağmeler olup bu nağmeler, her hânede tekrar edilmekle beraber, mülâzimeye dahil edilmez. Eskiden, buna "Terkib-i İntikal" da denilirdi. Fakat terkib-i intikal'in yalnız hâneleri bağlayan ve az çok tâdîlât ile tekrar edilen nağmeciklere verilen bir ad olup mülâzime ile hâne arasındaki nağmeye tevsî edilmemiş olma olasılığı da vardır. | Selam verme, selâmetle dua etme. | Âfetten masûn kılma. )
- TESLİM ile TESLİM TAŞI ile TESLİM TESELLÜM
- TESLİMAT[Ar. < TESLĪMĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TESLİMAT
( Teslim etme işleri Teslim edilen eşyalar ya da yatırılan paralar )
- TESLİMAT ile TESLİMATÇI/LIK
- TESLİM/İYET ile/ve BAĞLI/LIK
- TESLİMİYET ile/ve/değil/<> MAHVİYET
- TESLİMİYET ile/ve/||/<> TEVEKKÜL
( Ne kadar âlim olsak da iki dakika sonra başımıza ne geleceğini bilemeyiz. )
( İnsan da, varlık da, kudret de küçülmedikçe büyümez. [muhitleşmek] )
( Kendinden haberin olmayacak ki, vuslata çıkasın. )
( Herşeyin modeli vardır fakat hakikatin yok. Hem kafes içinde duracaksın, hem de aradan çıkacaksın. )
( Azrail'e can vermeyen,
Hakk'a, Hakikat'e varamaz. )
( KENAR GEZME!
DOLAN, GEL!
GİR İÇERİ! )
- TESLİMİYET ile/ve/||/<>/>/< TEVEKKÜL
ile/ve/||/<>/>/<
TEBESSÜM :)
( Denizde, kendini bırakırsan batmazsın. Kişiyi batıran, kendini bırakmaksızın çırpınmasıdır. )
- TESLİMİYET ile/ve/değil TUTMAMAK
- TESLİS[Ar.]/TRIAL/TRINITY[İng.]/TRIVIUM[Lat.]/TRIMURTI[Hintçe] ile/değil/yerine/= ÜÇÜL
- TESMİN DERECESİ ile/||/<> OCTANT[İng.] ile/||/<> OCTANT[Fr.] ile/||/<> OCTANS[Lat.] ile/||/<> OKTANT[Alm.] ile/||/<> SEKİZLİK
( Üç boyutlu uzayda Dekart konaçlarını tanımlamaya yarayan üç konaç ekseninin ikişer ikişer alındıklarında oluşturdukları konaç düzlemlerinin uzayı ayırdıkları sekiz parçadan her biri )
( OCTANT )
( OCTANT )
( OKTANT )
( OCTANS )
- TESMÎN | SEKİZLİK ile/||/<> SEKİZLİK
( Bir takımyıldızn adı astronomi )
( OCTANS, OCT. (OCTANTIS), OCTANT )
( OCTANT )
( OKTANT )
( OCTANS )
- TESNİYE | İKİCİLİK ile/||/<> İKİCİLİK
( Olayları karşıt ve etkileşen iki öğeye dayanarak açıklayan yaklaşım Birbirinden ayrı birbirinden bağımsız birbirine geri götürülemeyen birbirinin yanında ya da karşısında bulunan iki ilkenin varlığını kabul eden görüş Şu türleri vardır 1 Dinsel görüşte İki Tanrının biri iyi biri kötü var olduğunu öne süren anlayış Mani dini 2 Tanrıbilimde İnanç ve bilgi yaratan ve yaratılan karşıtlığını savunan görüş 3 Fizikötesinde Varlık ve oluşun idea ve görüngünün beden ve ruhun ben ve benolmayanın bilinç ve cisimler dünyasının birbirine karşıt ilkeler olarak varolduğuna inanan görüş 4 Ahlak felsefesinde Usu ve duyarlığı ödev ve eğilimi birbirine karşıt ilkeler olarak benimseyen görüş Karşıtı tekçilik Aynı toplumda iki ayrı iktisadi yapının ya da piyasanın birarada bulunması )
( DUALISM )
( DUALISME )
( DUALISMUS )
( DUALIS )
- TESPİH ile TESPİHLİ ile TESPİHÇİ/LİK ile TESPİH AĞACI ile TESPİH BÖCEĞİ ile TESPİH ÇALISI ile TESPİHLİ SİLME ile TESPİH BÖCEKLERİ ile TESPİH AĞACIGİLLER
- TESPİH'İN:
TANESİ değil DÂNESİ
- TESPİHLİ ile TESPİHLİ
( Tespihi olan, tespih çeken. İLE Üzerinde bir sıraya dizilmiş tespih taneleri gibi yuvarlakları olan. )
- TESPİT EDİLEBİLİR ile TESPİT ile DEDEKTİF ile DEDEKTİFLİK İŞİ ile DEDEKTÖR
( DETECTABLE vs. DETECTION vs. DETECTIVE vs. DETECTIVE WORK vs. DETECTOR )
( يافتني ile قابل کشف ile ديد ile کشف ile کارآگاه ile مامور مخفي ile مامور آگاهي ile کارآگاهي ile کشف کننده ile آشکار ساز ile آشکارگر ile ردياب ile موج ياب )
( يافتني ile GHABEL KESHOF ile DYD ile KESHOF ile KARAGAH ile MAMOR MOKHOFY ile MAMOR AGAHY ile KARAGAHY ile KESHOF KONANDEH ile ASHKAR SAZ ile ASHKARGAR ile RADYAB ile MOJ YAB )
- FIXATIVE[İng.] / FIXATEUR[Fr.] / FISCHHEIM[Alm.] ile/değil/yerine/= TESPİT NESNESİ
- FIXATION[İng.] / FIXIERMITTEL, FIXATIVE[Alm.] ile/değil/yerine/= TESPİT
- TEŞRİFAT[Ar. < TEŞRĪFĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TEŞRİFAT
( Resmî günlerde ve toplantılarda devlet büyüklerinin makam ve mevki sıralarına göre kabulü Kurallara göre davranma )
- TEŞRİFAT ile TEŞRİFATÇI/LIK
- TEŞRİH | ANATOMİ ile/||/<> ANATOMİ ile/||/<> ANATOMİ[Fr. < ANATOMIE]
( zooloji ana yukarı tome kesmek Biyolojinin canlıların iç yapıları ile uğraşan dalı yapı bilimi 1 İnsan hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbirleriyle olan ilgilerini inceleyen bilim dalı yapı bilimi 2 Herhangi bir organizmanın yapısı anat Vücudun normal biçimini ve yapısını inceleyen bilim dalı Organlı varlıkların yapısıyla biçimini ve bu yapıyı oluşturan organları bu organların işlevleri arasındaki ilişkileri ve normal komşuluk ilişkilerini inceleyen bilim yapı bilim Anatemnien açmak Ana Boylu boyunca Tome kesme )
( ANATOMY | ANATOMIA | EMBRYOLOGY | PHYTOPATHOLOGY )
( ANATOMIE | EMBRYOLOGIE | PHYTOPATHOLOGIE )
( ANATOMIE | PHYTOPATHOLOGIE )
( ANATOMIA )
( ΑΝΑΤΟΜΊΑ / ανατομία )
- TEŞRİİ[Ar. < TEŞRĪʿĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> YASAMALI (TEŞRİİ KUVVET, TEŞRİİ MASUNİYET)
- TEŞRİK[Ar.] ile/ve/||/<> MÜŞTEREK[Ar.]
( Yaptığı bir işe birini ortak etmek. İLE Ortak. | Ortaklaşa, el birliğiyle yapılan/hazırlanan. | Ortaklaşa kullanılan. | Ortaklaşa, birlikte. )
- TEST ile ANALİZ TEST vs. ANALYSIS
( TEST ile ANALİZ TEST )
- TESTERE BALIĞI ile/||/<> MARANGOZ BALIĞI
- SAWTOOTH WAVEFORM[İng.] ile/değil/yerine/= TESTERE DİŞİ DALGA BİÇİMİ
- SAWTOOTH PULSE[İng.] / IMPULSION EN DENTS DE SCIE[Fr.] / SÄGEZAHNIMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= TESTERE DİŞİ DARBE
- SAWTOOTH GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR EN DENTS DE SCIE[Fr.] / SÄGEZAHNGENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TESTERE DİŞİ ÜRETECİ
- TESTİ[Fars. < DESTİ] ile/||/<> TOPRAKTAN YAPILMIŞ SU KABI
( topraktan yapılmış su kabı Yerel ağızlarlarda desti olarak da geçer dastī an earthen bottle pot cruise drinkingcup with two handles dast el Bulgarca testija ve Sırpça tèstija biçimleri Türkçeden alınmıştır Anadolu ağızlarında topraktan ya da çam ağacından yapılan su kabına boduç adı verilir Ağızlarda çam ağacından yapılan su kabı olarak küze adı da kullanılır )
( DASTĪ )
- TESTİ ile ALBASTRA/ALBASTRON[Yun.]
( ... İLE İçine güzel kokular konulan, armut biçimli, Eski Yunan ya da Roma testisi. [Bu küçük testiler, çoğunlukla, albatr denilen, yumuşak, beyaz mermerden yapıldıklarından bu adı almışlardır.] [Bunların, camdan, pişmiş topraktan, madenden yapılmış olanları da vardır.] )
- TESTIFY :/yerine TANIKLIK ETMEK
- TESTIMONY :/yerine TANIKLIK, İFADE
- TESTİS ile/||/<> KLİNEFELTER SENDROMU[İng. KLINEFELTER SYNDROME] ile/||/<> MAMMİLLER CİSİM[İng. MAMMILARY BODY] ile/||/<> PENİS ile/||/<> SPERMATOSİT[İng. SPERMATOCYTE]
( Testis, hayvanlarda, sperm ve erkek hormonları olan androjenleri üreten organ. İnsanlarda testisler iki tanedir ve oval şekilindedir. Bunlar, penisin hemen arkasında ve anüsün önünde bulunan skrotal kesede bulunurlar. @@ Erkek bireylerde görünen birden fazla X kromozomunun olması durumu. Genelde genotipleri XY yerine XXY olur. Aynı zamanda bu kişilerde büyük göğüsler, küçük testisler, kısırlık ve hafif mental gerilik görülür. @@ Hipotalamusun posteroinferior yüzündeki beyin sapı çekirdeklerine mammiller cisim adı verilir. Beynin alt tarafındaki iki küresel yapı olarak gözlemlenirler, başlangıçta beynin testisleri olarak adlandırılan bu yapılar daha sonra beynin göğüsleri olarak bilinmeye başlandı. Hafıza ile ilgili bilgiler forniks aracılığıyla Mammiller cisimlere iletilir, bu cisimler bellek bilgilerinin iletilmesinin ötesinde tegmentum ile olan bağlantıları yoluyla uygun davranışsal tepkilerin yaratılmasını kolaylaştırmaya yardım eder. @@ Penis, memelilerde erkeklerinin çiftleşme organıdır ve genellikle idrarın vücuttan çıktığı kanalı barındırır. @@ Mayoz bölünmenin de oluştuğu gelişimin spermatogenez evresinde, spermatogonyumdan üretilen erkek gametositidir. Testislerin sperm kanalcıklarında üretilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TEŞVİKÇİ ile/değil/yerine/=/||/<> İSTEKLENDİRİCİ | ÖZENDİRİCİ
( isteklendirici özendirici )
- TESVÎL[Ar. çoğ. TESVÎLÂT] ile TESVÎR[Ar.]
( Kötü bir şeyi, güzel göstererek aldatma. İLE Toz kaldırma. | Bâtınî anlamını araştırma. )
- TEŞVÎŞ[< ŞEVEŞE] ile KARIŞTIRMA, BULANDIRMA
( KARIŞTIRMA, KARMAKARIŞIK ETME, KARIŞIKLIK )
- TESVİT[Ar.] ile/değil/yerine/= KARALAMA
( Müsvedde yapma. )
- TESVİYE ETMEK ile/değil/yerine/= DÜZLEMEK
- TESVİYE[< SEVÎ]:
TEK ŞEY ÜZERİNDE ile İKİ ŞEY ARASINDA ile ÇOK ŞEY ÜZERİNDE
( Doğrultma, kusursuz yapma, düzleme. İLE Hilâfa çözüm, iki ortağın rızâlaşması, dengeleme. İLE Düzenleme, dengeleme. )
- TEŞYİ[Ar. < TEŞYĪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> UĞURLAMA
- TETABBU'[Ar. < TETABBUÂT] ile TETÂBU'[Ar. < TEBA | çoğ. TETÂBUÂT] ile TETEBBU'[< TEBA | çoğ. TETEBBUÂT]
( Tabiatlanma. İLE Aralıksız, birbiri ardından gelme. İLE Bir şeyi etraflıca tetkik etme, mahiyetini anlamaya çalışma, kapsamlı inceleme, bir şey hakkında geniş bilgi edinme. )
- TETABUK | ÖRTÜŞME ile/||/<> ÖRTÜŞME ile/||/<> ÖRTÜŞMEK
( Bir gözlem aracında belli soru ya da soru seçeneklerinin anlam ya da kapsamca birbiri üzerine düşmesi ya da kesişmesi İki şeyin birbiriyle tam olarak uyuşması iki olayın aynı zamana rastlaması Karşıtlıkların örtüşmesi conincidentia oppositorum İlk olarak Nicolaus Cusanusun kullandığı bu kavram düşünce olarak eskidir Karşıtlıkların örtüşmesi şu anlamlarda kullanılır 1 Fizikötesi ve dinsel anlamda bütün karşıtların kökçe bir birliğe geri gitmesi 2 Önermedeki çelişmeyi eytişimsel bir biçimde kaldıran düşünce ve varlık ilkesi 3 Nicolaus Cusanusta Tanrı karşıtlıkların örtüşmesidir Cusanusa göre sonluda çelişen sonsuzda birdir daire ve doğru çizgi dünyanın kendisi de Tanrıda örtüşen karşıtlıkların dışlaşması olarak belirir )
( OVERLAPPING | COINCIDENCE | OVERLAP )
( COÏNCIDENCE )
( COINCIDENTIA )
- TETÂBUK[Ar. < TIBK] ile/değil/yerine/= UYMA, UYGUN GELME, UYGUN DÜŞME, KARŞILIK GELMESİ
- TETAHHUL[Ar.] ile TETAHHUR[< TEHÂRET, TUHR/TUHUR | çoğ. TETAHHURÂT]
( Dalak şişmesi. İLE Temizlenme. )
- TETEBBU | MÜTALAA | TETEBBU ETMEK | MÜNÂKAŞA | İRDELEME ile/||/<> İRDELEME ile/||/<> İRDELEMEK
( Baş hakemin görevli hakemleri toplayarak karşılaşmadan önce yumrukoyunu kurallarını hatırlatması karşılaşmadan sonra da kuralların uygulanmasındaki iyi ve kötü yönleri belirtmesi Belirli bir konuyu anlamak ya da derinleştirmek için yapılan çalışma bu çalışmanın sonunda oluşturulan yapıt Bir konu kavram ya da işlemi tartışarak gözden geçirme Benimsenen bir konu üzerine hazırlanan eser Bir şeyin derinliğine varıp onu iyice öğrenip tanımak için zihin ve emek harcamak matematik )
( INSPECTION | CONSIDERATION )
( ÉTUDE | ETUDE | ETUDIER | DISCUSSION )
( KRITIK )
- TETİKLE(N)ME ile/ve DÖNÜŞÜM
- TETİKLE(N)ME" ile/ve "KÖRÜKLE(N)ME" ile/ve "YÜKSELME" ile/ve "HOŞLANMA"
- TETİKTE" OLMAK/KALMAK ile/ve/||/<> TEYAKKUZ
- TETKİK | İNCELEME ile/||/<> İNCELEME
( 1 Ele alınan bir konu ya da olayın özelliklerini ve ayrıntılarını inceden inceye anlamaya çalışmak ilgili yasa ve kuralları ortaya çıkarmak ve birtakım sonuçlar elde etmek için yapılan yöntemli çalışma 2 Bu türden çalışmalar sonunda ortaya çıkan yapıt Bir bilim ya da sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan yapıt ya da yazı Belli gözlemleme çözümleme araç ve işlemlerine başvurarak olayları bilimsel olarak gözden geçirme )
( STUDY )
( ÉTUDE | TRAITÉ, ÉTUDE )
- TETKİK[Ar. < TEDḲĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> İNCELEME | ARAŞTIRMA
( inceleme araştırma )
- TETKİK, TETEBBU | ARAŞTIRMA ile/||/<> İNCELEME
( Bir gerçeği ortaya çıkarmak, bir sorunu çözümlemek ve eldeki verileri arttırmak için bilimsel yöntem ve tekniklerden yararlanılarak yapılan düzenli çalışma. @@ Belli yöntem ve yordamlara başvurarak, bir tasarı uyarınca bilimsel bilgi üretme işlemi, bk. bilgi. @@ (coğrafya) @@ )
( RESEARCH | STUDY~STUDY )
( RECHERCHE | ÉTUDE~ÉTUDE | TRAITÉ, ÉTUDE )
( FORSCHUNG, UNTERSUCHUNG~UNTERSUCHUNG )
( RICERCA~STUDIO )
( ΈΡΕΥΝΑ / έρευνα~ΜΕΛΈΤΗ / μελέτη )
- TETKİK ile/değil/yerine/= İNCELEME
- TETKİKAT ile/değil/yerine/= İNCELEMELER
- TETRA BALIKLARI
( Afrika, Orta Amerika ve Güney Amerika'da yaşarlar. Characidae, Alestidae ve Lebiasinidae ailesine ait olan küçük tatlı su balık türüdür. )
- TETRAGONAL STRUCTURE[İng.] / TETRAGONALE STRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAGONAL YAPI
- TETRAHEDRAL SYMMETRY[İng.] / TETRAEDERSYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAHEDRAL SİMETRİ
- TETRALOJİ/TETRALOGY[İng.] ile/değil/yerine/= DÖRTLÜK | DÖRTLEME
- TETRAMER[İng.] / TÉTRAMÈRE[Fr.] / TETRAMER[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAMER
- TETRODE THYRATRON[İng.] / THYRATRON TÉTRODE[Fr.] / TETRODENTHYRATRON[Alm.] ile/değil/yerine/= TETROT TİRATRON
- TEUCRIUM CHAMAEDRYS[Lat.] ile/||/<> DALAK OTU
( Yapısında uçucu yağ acı maddeler tanen glikozit ve saponinler içeren enfüzyon biçiminde 11 5 uyarıcı ve kuvvetlendirici olarak kullanılan ballıbabagiller familyasından bir bitki )
( TEUCRIUM CHAMAEDRYS )
- TEVÂCÜD ile/ve/sonra/||/<>/> TEVECCÜD[< VECD]
( | Kendine vecid dâvet etme, vecd içinde olabilmek için gayret sarfetme, vecdi talep etmek. İLE/VE/SONRA/||/<>/> Vecde gelme, hallenme, coşma. | Kendinden geçerek ilâhi aşka dalma. | Aşırı heyecan. | Kederlenme. )
- TEVAFFUK[Ar. < VEFK] ile TEVÂFUK[Ar. < VEFK | çoğ. TEVÂFUKÂT]
( Başarma, muvaffak olma. İLE Uyma, uygun gelme. )
- TEVAHHUŞ[Ar. < TEVAḤḤUŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜRKME
- TEVAHHUŞ[Ar.] ile/değil/yerine/= ÜRKME, ÜRKÜNTÜ
- TEVAHHUŞ ile/değil/yerine/= ÜRKÜNTÜ
- TEVAKKUF ile/değil/yerine/= DURAKLAMA
- TEVAKKUF[Ar.] ile/değil/yerine/= DURMA, DURAKLAMA | BAĞLI/İLGİLİ OLMA
- TEVAKKUF[Ar. < TEVAḲḲUF] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVAKKUF
( eğleşme Bağlı olma ilgili olma )
- TEVAR/TORASİK ENDOVASKÜLER AORT ANEVRİZMA TAMİRİ THORACİC ENDOVASCULAR ANEURYSM REPAIR[İng.] ile/değil/yerine/= DAMARİÇİ GÖĞÜS ANA ATARDAMAR BALONCUK ONARIMI
- TEVÂRÜS[Ar. < VERÂSET] ile/ve/> TEMELLÜK[Ar. < MELK/MÜLK] ile/ve/> TEMESSÜL[Ar. < MİSL] ile/ve/> TERCÜME[Ar. < TERCEME] ile/ve/> TELİF[Ar. < ÜLFET] ile/ve/> TEKELLÜM[Ar. < KELÂM]
( Birinden miras kalması, mirasa konma. | Kalıtım yoluyla birinden ötekine geçme. İLE/VE/> Kendine mâl etme. İLE/VE/> Benzeşme. | Özümleme. İLE/VE/> Çeviri. İLE/VE/> Birleştirmek. İLE/VE/> Dile getirmek, anlatmak, söylemek. )
(1996'dan beri)