Sekiz(8) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 45.874 başlık/FaRk ile birlikte,
45.874 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(160/185)
- TAMAHKÂR[Ar. < ṬAMAʿ + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> AÇGÖZLÜ
- TAMAM[Ar. < TAMĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> BÜTÜN | EKSİKSİZ | EVET
( tamamı tamamına bütün eksiksiz Tamamlanmış bitmiş Olması gerektiği gibi evet Beğenilmeyen bir iş ya da öneri karşısında söylenen bir söz )
- TAMAMEN | İYİCE/BÜSBÜTÜN ile/||/<> TAMAMEN | İYİCE/BÜTÜN BÜTÜNE
( tamamen iyice )
- TAMAMLAMAK ile BİTİRMEK
( FaRkLaR Kılavuzu dışında, hiçbir İngilizce sözlüğü, şu iki sözcük arasındaki farkı açıklamaz.
TAMAMLAMAK ile BİT(İR)MEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/15835 ]
Bazı kişiler, aralarında hiçbir farkın olmadığını söylese de FaRkLaR'ı vardır!
Eğer doğru biriyle evlenirseniz, tamamlanırsınız; eğer yanlış biriyle evlenirseniz, bitersiniz.
Eğer eşiniz, sizi başka biriyle yakalarsa tamamen bitersiniz; eğer eşiniz, alışverişi çok seviyorsa öyle bir bitmişsinizdir ki...
Bu arada, Sokrates'in önemli sözünü anımsamakta yarar var...
"Her koşulda evlenin! Eğer eşiniz, iyi çıkarsa mutlu olursunuz. Eğer kötü çıkarsa filozof olursunuz."
)
( COMPLETE vs. FINISH )
- TAMAMLAMAK ile/değil/yerine/=/||/<> BÜTÜNLEMEK | BİTİRMEK
( Tam ve eksiksiz duruma getirmek tamlamak bütünlemek bitirmek )
- TAMAMLAMAK ile/ve/değil/||/<>/> GENİŞLETMEK
- TAMAMLAMAK ile/ve/değil/<> SÜSLEMEK
- TAMAMLAMAK ile TAMAMLANMAK ile TAMAMLATMAK ile TAMAMLANABİLMEK ile TAMAMLATABİLMEK ile TAMAMLAYABİLMEK ile TAMAM ile TAMAMI TAMAMINA
- TAMAMLAMAK ile YERİNE GETİRMEK
- TAMAMLANMA İSTEĞİ ve/||/<> EKSİKLİKTEN UZAKLAŞMA İSTEĞİ
- TAMAMLAYAMADI değil TAM ANLAYAMADI
- BAKIŞ:
TAMAMLAYICI ile/ve/||/<> UYUMLANICI
- TAMAMLAYICI İKİLİLER/RECIPROCALS)
- COMPLEMENTARY COLOR[İng.] / COLORANT COMPLÉMENTAIRE[Fr.] / KOMPLEMENTARFARBE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMAMLAYICI RENK
- TAMAMLAYICI ile TAMAMLAYICI FORMU ile TAMAMLAYICILIK ile TAMAMLAYICI ile TAMAMLAYICI AÇILAR ile TAMAMLAMA ile TAMAMLAMAK ile TAM ŞİİRSEL ÇALIŞMA ile TAMAMLANMIŞ ile TAMAMEN ile TAMAMEN ÇIPLAK ile TAMAMLAMA ile KARMAŞIK ile KARMAŞIK SAYI ile CİLT ile TEN RENGİ ile KARMAŞIKLIK
( COMPLEMENT vs. COMPLEMENT FORM vs. COMPLEMENTARITY vs. COMPLEMENTARY vs. COMPLEMENTARY ANGLES vs. COMPLEMENTATION vs. COMPLETE vs. COMPLETE POETICAL WORK vs. COMPLETED vs. COMPLETELY vs. COMPLETELY NAKED vs. COMPLETION vs. COMPLEX vs. COMPLEX NUMBER vs. COMPLEXION vs. COMPLEXIONED vs. COMPLEXITY )
( متمم ile متمم گرفتن ile صورت متممي ile اصل متمميت ile مکمل ile متممي ile زواياي متمم ile متمم گيري ile تکميل ile کامل کردن ile تکميل کردن ile کامل ile تام ile پرکردن ile به پايان بردن ile تمام عيار ile بحداکثر ile درسته ile ديوان ile پرکرده ile از حر حيث ile کاملا ile بالکل ile تکميلاً ile لخت مادر زاد ile اکمال ile اتمام ile تکمل ile انجام ile پيچيده ile تو در تو ile مجتمع ile عقده ile هم تافت ile گروهه ile عدد مختلط ile بشره ile چرده ile پيچيدگي ile درهمي )
( MATMAM ile MATMAM GARAFTAN ile SORT MATMAMY ile ESL MATMAMYT ile MOKMEL ile متممي ile ZAVAYAY MATMAM ile MATMAM GYRY ile TAKAMYLE ile KAMEL KARDAN ile TAKAMYLE KARDAN ile KAMEL ile TAM ile PORKARDAN ile BAH PAYAN BARDAN ile TAMAM EYAR ile BAHDAKSAR ile DARESTEH ile DYVAN ile PORKARDEH ile AZ HAR HEYS ile KAMELA ile بالکل ile تکميلاً ile LAKHT MADAR ZAD ile AKAMAL ile ETMAM ile تکمل ile ENJAM ile PEYCHYDAH ile TO DAR TO ile MOJTAM ile AGHODEH ile NPAM TAFT ile گروهه ile عدد مختلط ile BESHAREH ile CHARDEH ile PEYCHYDEGY ile DAREAMY )
- TAMANİTE[Fr. < TAMANITE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAMANİT
( Doğal kalsiyum ve demir fosfat )
- TAMER, YILMAZ (BAHÇEKÖY, 1957) :
( Sigorta şirketinden emekli oldu. Uzun yıllar amatör olarak futbol oynadı. Bahçeköy Spor Kulübünde uzun yıllar yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. 2004 - 2009 döneminde Bahçeköy Belediye Meclisinde MHP üyesi olarak bulundu. )
- TAMGALARDA:
ON ve/||/<> OK
( Evren, varoluş. VE/||/<> İnsan. )
- TÂMÎK[Ar.] ile/değil/yerine/= DERİNLEŞ(TİRİL)ME
- TAMİLLER ile/ve/<>/>< SEYLAN'LILAR
( Hindistan'ın güneyinden Sri Lanka'ya göç eden ilk Tamiller ve Seylan'lılar, yıllar boyunca birbiriyle savaşmışlar. Sri Lanka'nın tarihte yerini alması ise, III. yüzyılda, başkenti Anuradhapura'dan, Buda felsefesini yayan ve bütün adayı denetimi altına alan Kral Tissa ile gerçekleşmiştir. Tamiller ile girişilen çatışmalarda, Seylan'lılar galip gelmiştir. Monarşi, dinin yayılmasını kolaylaştırmış, ülkeyi geliştirmiş, anıtlar, tapınaklar ve sulama düzenekleri kurulmuştur.
XIII. yüzyıldan sonra, sulama düzeni kötüleştiği ve azınlıkta kalan Tamiller, gittikçe daha fazla baskı yaptığından dolayı, ada halkı, başkenti sürekli değiştirmiş ve adanın güneyine çekilmek zorunda kalmıştır.
Sri Lanka adası, tarihi boyunca işgalcilerin, Portekiz'li, Hollanda'lı ve İngilizler'in akınına uğramış. Uzun yıllar, İngiltere'ye bağlı bir sömürge olarak kalmış. XIX. yüzyılda alevlenen milliyetçilik hareketleri sonucu, Hindistan'ın paralelinde, 1947 yılında, herhangi bir çatışmaya girmeden bağımsız devlet olmuştur. )
( Sri Lanka'nın yakın tarihinde önemli bir yeri olan Dias Bandaranaike, 1951 yılında, "Sri Lanka Özgürlük Partisi"ni kurarak iktidara gelmiştir. Sinhali milliyetçiliğini ve Budizm'i savunan sosyalist çizgide bir siyaset süren Bandaranaike, ülkesinin resmî dilini, İngilizce'den Sinhali diline çevirmiştir.
[1959 yılında bir suikasta kurban gidince, dul eşi Sirimavo Bandaranaike, iktidarı devralmış ve eşinin siyasetini devam ettirmiştir. 1994 yılına kadar ve dünyanın ilk kadın önderi olarak Sri Lanka'yı yönetmiştir.] )
- TAMİM[Ar.]/SİRKÜLER[Fr.] ile/değil/yerine/= GENELGE | GENELEME/GENELLEŞTİRME
- TAMLAMA | TÜMLEME ile/||/<> TÜMLEME ile/||/<> TÜMLEMEK
( Verilen bir kümenin tümleyenini bulma Bir eseri tamamlamak üzere yazılan kısım )
( COMPLEMENTATION | INTEGRATE )
( COMPLEMENTATION | APPENDICE )
- TAMLAMA ile TAMLAYAN ile TAMLANAN
( Bir adın, başka bir ad, adıl[zamir] ya da ön adla[sıfat] birlikte oluşturduğu sözcük öbeği, düzenleme[terkip]. İLE Tamlamalarda temel olan bir adın anlamını açıklayan ad, adıl[zamir] ya da adıl[sıfat], belirten. İLE Tamlamada anlamı belirtilen, açıklanan ad, belirtilen, mevsuf. )
( (SYNTACTIC) COMPOUND )
- TAMLANAN ile/||/<> BELİRTİLEN
- TAMLAYAN DURUMU ile ...
( GENITIVE CASE )
- TAMLAYAN ile TAMLANAN
( DETERMINING vs. DETERMINED )
- TAMLAYAN ile TAMLAYAN DURUMU
- TAM/LIK ile BÜTÜN/LÜK
( COMPLETE vs. INTEGRITY )
- TAMPON ÇÖZELTİ/BUFFER SOLUTION[İng.] ile/değil/yerine/= DENGELEYİCİ ÇÖZELTİ
- BUFFER SOLUTION[İng.] / SOLUTION TAMPON[Fr.] / PUFFERLÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMPON ÇÖZELTİ
- BUFFER CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ DE TAMPON[Fr.] / PUFFER KAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMPON KAPASİTESİ
- TAMPON ile/||/<> BUFFER[İng.] ile/||/<> TAMPON[Fr.] ile/||/<> BUFFERSUBSTANZ[Alm.] ile/||/<> DİRETKEN
( İçinde bulunduğu çözeltiye baz ya da asit eklendiğinde o çözeltinin pHsının değişimine direnç gösteren özdek )
( BUFFER )
( TAMPON )
( BUFFERSUBSTANZ )
- TAMPONAT[İng. < TAMPONADE] ile/değil/yerine/= BASKILANMA
- TAMTAKIR ve/||/<>/= BOMBOŞ
( İçinde bulunması gereken şeylerden hiçbiri bulunmayan, bomboş. )
- TAMU[SOĞDCA] ile/değil/yerine/=/||/<> CEHENNEM
- TAN[Ar.] (ETMEK) ile TANLAMAK/TANMAK
( Sövme, yerme, ayıplama. İLE Şaşmak, şaşırmak. )
- TAN, SUAT (KAZAKLI/NEVŞEHİR, 1969) :
( Anavatan Partisinde siyaset yaptı, 1999 - 2004 ve 2004 - 2009 dönemlerinde Sarıyer Belediye Meclis üyesi olarak görev yaptı. )
- TANASSUR[Ar. < TANAṢṢUR] ile/değil/yerine/=/||/<> HRİSTİYANLAŞMA
- TANATOS/THANATOS[İng.] ile/değil/yerine/= ÖLÜM İÇGÜDÜSÜ
- TAN/AYDINLIK/IŞTIN:
GEÇİCİ ile/ve/<> GERÇEK
( Tan yerinde, gün doğmadan beliren, sonradan kaybolan, geçici aydınlık/tan, yalancı tan. İLE/VE/<> Tan yerinde, gün doğuncaya kadar süren kesintisiz aydınlık. )
( FECR-İ KÂZİB ile/ve/<> FECR-İ SÂDIK )
- TANBURÎ CEMİL BEY ile/ve/||/<> ŞERİF MUHİDDİN TARGAN
- TANDANS[Fr. < TENDANCE] ile/değil/yerine/=/||/<> EĞİLİM
- TANDANS[Fr./İng. < TENDANCE] ile/değil/yerine/= EĞİLİM
- TANDEM ile TANDEM FİLTRE ile TANDEM PARAŞÜTÜ
- TANDIR[Ar. < TENNÛR | TENÂHÎR] ile İSTANBUL TANDIRI
( Pişirmek ve ısınmak üzere. İLE Isınmak üzere. )
( Yere çukur kazılarak yapılan bir fırın türü. | Bazı yerlerde, kışın ayakları ısıtmak amacıyla alçak bir masanın altına mangal konulup üstüne yorgan örtülerek yapılan düzen. İLE ... )
- TANE BAĞLAMAK ile/||/<> ...
- PARTICLE GROWTH[İng.] ile/değil/yerine/= TANECİĞİ BÜYÜMESİ
- PARTICLE SIZE AND SAMPLING[İng.] ile/değil/yerine/= TANECİĞİN BOYUTU VE NUMUNE ALMA
- TANNINS[İng.] / TANINS[Fr.] / TANNINS[Alm.] ile/değil/yerine/= TANENLER
- TANGIR-TUNGUR ile TANGIRDAMA ile TANGIRTI
( ... İLE Nesnelerde/n kuru ve gürültülü ses çık(ar)ma. İLE Nesnelerden çıkan kuru ve gürültülü sesin adı. )
- TANGIRTI ile TANGIRTILI
- TANGO ile FOKSTROT ile QUICK STEP
( 1880'lerde, Buenos Aires'in kenar mahallelerinde, hızlı tempolu, duyumsal ve kötü bir şöhrete sahip bir Arjantin dansı olan Milonga ile İspanyol Tangosu'nun kaynaşması sonucu ortaya çıkan Tango'nun, aynı zamanda, çok kıvrak bir Küba dansı olan "Habanera"dan da etkilendiği söylenir. Kökeninin, XV. yüzyıla kadar uzandığı düşünülen Tango'nun; Brezilya, Güney İspanya, Arjantin, Küba gibi coğrafyalarda, çeşitli biçimleri yaratılır. Bu dans türü, zamanla çeşitlendirilip çok karmaşık bir duruma getirilen adımlarla ileri yürüyüşler, dönüşler, çıkışlar, yön değiştirmeler, Habanera adımları[gövdenin hafifçe sallanması], gezintiler vb. birbirine karıştırılır.
İLE
XX. yüzyılın başlarında, Avrupa'da görülmeye başlanan ve asıl ününe I. Dünya Savaşı zamanlarında, Caz'ın gelişmesiyle ulaşmış olan Fokstrot, kısa hızlı ve uzun yavaş adımlar kullanılarak yapılan dört tempolu bir salon dansı olarak bilinir. Yıllar boyunca, Fokstrot'un değişik türlerinin ortaya çıkmasına karşın, aralarında en popüler olanları, Slow Fokstrot ve Quick Step'tir. Slow Fokstrot'ta, ani dönüşler ve hareketler olmadığından, dansçıların uzun çizgiler boyunca durmaksızın hareket durumunda olmalarını gerektiren güçlü bir denge gereklidir. Ayrıca, dansa ait her hareket için dansçıların sürekli kontrolü ellerinde bulundurmaları gerekir. Dolayısıyla, bu dans türü, öteki türlere kıyasla zor bir dans olarak kabul edilir.
İLE
1930'larda, İngiltere'de, hızlı ve popüler bir dans olan Fokstrot'un yerini alan Quick Step, dönüşler ve zıplamalar içeren, hareketli ve neşeli bir salon dansıdır. Üç farklı yaş grubuna sahip dansçılar için değişik tipleri geliştirilen bu dans türünde, genç dansçılar için oldukça neşeli ve hareketli, orta yaşlı dansçılar için biraz yavaşlatılmış, sakinleştirilmiş ve ileri yaş dansçılar için ise seçilmiş koreografilerden oluşan yavaş ve daha az hareketli koreografiler uygulanır. Ayrıca Quick Step'te, çok fazla hareket çeşidi olduğundan, standart danslar içinde, yaratıcılığa en açık olanı olarak kabul edilir. )
- TANI[İng. DIAGNOSIS] ile/||/<> ABELL YARIÇAPI[İng. ABELL RADIUS] ile/||/<> AKIM[İng. CURRENT] ile/||/<> AKROMAT[İng. ACHROMATIC] ile/||/<> AKTİF BAĞIŞIKLIK[İng. ACTIVE IMMUNITY] ile/||/<> ANTİKOR[İng. ANTIBODY] ile/||/<> ASTERİZM[İng. ASTERISM] ile/||/<> B HÜCRELERİ[İng. B CELLS]
( Doğada, herhangi bir şeyin nedenini tanımlama işidir. Genellikle hastalıkların tanımlanması olarak kullanılır. @@ Astronomide Abell kataloğundaki gökada kümelerinden hareketle, uzunluğu 2,14 megaparsek kabul edilen, tipik bir gökada kümesinin yarıçapı olarak tanımlanır. @@ Tanımlanabilir bir yönde hareket eden su ya da hava gibi bir akışkanın hareketidir. Elektrikte, belirli bir süre boyunca bir noktadan geçen elektrik akışı ya da elektrik miktarını tanımlamak için kullanılır. @@ Renk körlüğüne sahip kişileri tanımlamak için kullanılan terim. @@ Hastalığa maruz kalınması ile kazanılan bağışıklıktır. Hastalığa sebep olan organizmalara direkt maruz kalma ile ya da organizmanın zayıflatılmış ya da öldürülmüş halinin aşı yolu ile vücuda verilmesi ile oluşur. Her iki durumda da bağışıklığı kazanmış bir kişi ileride hastalık ile karşılaştığında bağışıklık sistemi hastalığı tanıyacaktır ve gerekli antikorları üretecektir. Aktif bağışıklık uzun ömürlüdür ve ömür boyu sürebilmektedir. @@ Antijen adı verilen yabancı bir maddenin varlığına yanıt olarak bağışıklık sistemi tarafından üretilen ve bu etkenlerin patojenik (hastalık yapıcı) yeteneklerini önleyen koruyucu bir protein. Antikorlar antijenleri tanır ve vücuttan uzaklaştırmak için onlara tutunur. @@ Gece gökyüzünde net bir biçimde gözlemlenebilen, belirgin ve tanıdık şekiller oluşturan popüler yıldız gruplarıdır. Üyeleri aynı takımyıldızında yer alabileceği gibi farklı takımyıldızlarından da olabilir. Büyükayı takımyıldızının bir parçası olan Büyük Kepçe ile Vega, Altair ve Deneb üçlüsünün oluşturduğu "yaz üçgeni" örnek olarak verilebilir. @@ Adaptif bağışıklığın bir parçası olarak antijen spesifik hümoral bağışıklıktan sorumlu olan lenfositlerin büyük bir ailesi. Onların antijen reseptörleri yüzey immünoglobülinleridir (antikorlar). Plazma gözelerine farklılaşarak peptidleri doğrudan tanıyıp antikorları salgılarlar. Ayrıca uzun ömürlü hafıza gözeleri olarak bulunurlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TANI/TEŞHİS[Ar.] ile SAĞALTIM/ONDURMA/REHABİLİTASYON/REHABILITATION[İng.]
- TANIDA/TEŞHİSTE:
TESPİT ile/değil ÖNCELİK
- TANIDIK MASA ile/ve/||/<> BİLİMSEL MASA
( Kalıcı, sürekli. İLE/VE/||/<> Boşluk. )
( bkz. EDDINGTON )
- TANIDIK ile HABERDAR OLMA
( ACQUAINTANCE vs. ACQUAINTED )
( معرفت ile آشنا ile شناسا ile بلد )
( MARAFT ile ASHENA ile SHENASA ile BOLD )
- TANIDIK/LAR ile/değil/yerine DANIŞMAN/LAR
- TANIKLIK | ŞAHİTLİK ile/||/<> TANIK TEPE | ŞAHİT TEPE ile/||/<> TANIKSIZLIK | ŞAHİTSİZLİK
- TANIKLIK ile/ve/||/<> İÇ TANIKLIK ile/ve/||/<> GELİŞTİRİCİ TANIKLIK
- TANIKLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> TANIMAK
- TANIKLIK ile/ve/||/<>/> TANIŞIKLIK
- TANIKLIK ile/ve UZLAŞIM
( WITNESS vs./and TO COMPROMISE )
- TANILAMA ile KİMLİK İŞARETLERİ
( IDENTIFICATION vs. IDENTIFICATION MARKS )
( هويت شناسي ile تعيينهويت ile آلائم اختصاصي )
( TEOOYT SHENASY ile تعيينهويت ile آلائم اختصاصي )
- TANIM ile/ve/||/<> GÖSTERGE
( vs./and/||/<> INDICATOR )
- TANI/MA:
"HASTALIK" değil BELİRTİLERİ
- TANIMA ile/ve/<> ANIMSAMA
( Tanıma, size verilen bir uyarıcıyla daha önce karşılaşıp karşılaşmadığınıza karar vermenizi gerektirir. )
( Tanıma durumunda daha fazla sayıda "ara-bul-geri getir" ipucu bulunduğundan, belleğimiz ipuclarının hepsini ya da çoğunu kullanır ve bizi anımsama durumuna taşır. )
( Ne kadar çok ara-bul-geriye getir ipucu varsa, anımsama da o derece iyi olur. )
( Anımsamayla ilgili araştırmalarda, ara-bul-geriye getir ipucları kaybolmasının, anımsayamama olayının en belirli başlı nedenlerinden biri olduğunu gösterir. )
( Kodlama sırasında kullanılan örgütleme düzeni, ara-bul-geriye getir anında ipucu olarak kullanılır. )
( Örgütleme düzenini, büyüdüğünüz ve iyi bildiğiniz bir mahalleye benzetebiliriz. Kodlama sırasında bu mahallenin belirli sokaklarını ve bu sokaklarda daha önceden bildiğiniz evleri ziyaret eder ve size verilen, yeni bilgileri bu evlere bırakırsınız. Sizden bilgiler yeniden geri istendiğinde, başka bir deyişle anımsama sırasında, yerlerini çok iyi bildiğiniz evleri yeniden sırayla ziyaret eder ve bırakmış olduğunuz bilgilere ulaşırsınız. )
( Her olay bir bağlam içinde oluşur. Öğrenme anındaki bağlam, anımsama anındaki bağlama ne kadar benzerse, anımsama o kadar kolay olur. -örnek ise- Sınav ortamına benzer bir ortamda bilgi öğrenilirse, sınavda anımsanması daha kolay olur. Neşeliyken öğrendiğiniz bir şiiri, üzüntülü bir hal içindeyken anımsamanız zorlaşır. Hüzünlü bir ortamda öğrenilen bilgiler hüzünlü bir ortamda; sevinçli ve mutlu bir haldeyken öğrenilen bilgiler ya da meydana gelen olaylar sevinçli ve mutlu durumlarda daha kolay anımsanır. )
( Anımsanması istenen şeyleri örgütleyerek ara-bul-geriye getir ipucunun verimliliği artırılabilir. )
( CODING vs./and/<> STORAGE vs./and/<> RETRIEVAL )
- [ne yazık ki]
SAVAŞ:
TANIMADIKLARIMIZLA ile/ve/||/<>/< TANIDIKLARIMIZLA ile/ve/||/<>/< KENDİNLE
- TANIMAK ile/ve/değil DUYMUŞ/HABERDAR OLMAK
- TANIMAK ile/ve/<> GÜVENMEK
- TANIMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIYANI(ZİHNİ) TANIMAK
- TANIMAZLIK ile TANIMAMAZLIK
( NOT DEFINITION vs. NO DEFINITION )
- TANIMLAMA ile DEĞERLENDİRME
( TO DEFINE vs. EVALUATION )
- TANIMLAMAK ile/ve/||/<>/> KONUMLANDIRMAK
- TANIMLAMAK ile/ve/<> NİTELEMEK
- TANIMLANAMAZ ile BELİRSİZ ile BELİRSİZ SIFAT ile BELİRSİZ ZAMİR
( INDEFINABLE vs. INDEFINITE vs. INDEFINITE ADJECTIVE vs. INDEFINITE PRONOUN )
( توصيف نشدني ile نکره ile غيرقطعي ile غيرمشخص ile بطور صفت ile صفت مبهمه ile صفت مبهم ile ضمير مبهم ile ضمير مبهمه )
( TOSYFE NESHODANY ile NAKAREH ile غيرقطعي ile غيرمشخص ile BETOR SAFT ile صفت مبهمه ile SAFT MOBEHAM ile ZAMYR MOBEHAM ile ZAMYR MOBEHMEH )
- ... TANIMLANDI ile/değil ... TANINDI
- TANIMLANMA[İng. IDENTIFICATION] ile/||/<> DNAZ AYAK İZİ[İng. DNASE I FOOTPRINTING] ile/||/<> GÜVENİLİRLİK[İng. RELIABILITY] ile/||/<> JEOLOJİK KOLON[İng. GEOLOGIC COLUMN] ile/||/<> KANDELA[İng. CANDELA]
( bkz. Genomik tanımlanma @@ Proteinlerin bağlandıkları DNA bölgesinde protein tarafından kapatılan fosfodiester bağlarının deoksiribonükleaz yıkımına karşı korunacağı fikrinden yola çıkılarak belirli bir proteine bağlanan bir DNA dizisinin tanımlanmasını sağlayan teknik. @@ Güvenilirlik, inançlarımızı oluştururken ve doğru inançlarımızı bilgi haline getirirken izlenilen süreçlerin uygunluğuna işaret etmektedir. Çoğunlukla dışsalcı bir yaklaşım olan güvenilirciliğin ön plana çıkardığı bir kavram olan güvenilirlik, epistemik öznenin herhangi bir inancını güvenilir nedenlere, mekanizmalara ya da süreçlere dayanarak oluşturmasını ifade etmektedir. Böylelikle doğru inancın bilgiyi oluşturmasındaki şans etmeni engellenmiş ve bilgi ortaya çıkmış olacaktır. Bu bakımdan güvenilirlik, bilginin tanımına eklenecek dördüncü koşul olarak karşımıza çıkmaktadır. Dışsalcı kuramların güvenilirliği dördüncü koşul olarak ileri sürmelerinin bir nedeni de içselcilerin kullandığı kavramların normatif olduğunu düşünmeleri ve bilgi kuramlarını sadeleştirmek istemeleridir. Bu bağlamda bilginin dördüncü ya da teminat koşulu, dışsalcılar için güvenilirlik olarak adlandırılmaktadır. Örneğin güvenilirciliğe göre bir inancın doğru olması ve gerekçelendirilmesi için bu inancın, güvenilir algılar ve tanıklar doğrultusunda oluşturulmuş olması gerekmektedir. Başka bir ifadeye güvenilircilik, bir inancın oluşturulmasındaki sürecin güvenilirliğine odaklanmaktadır. Şu halde bilgi, güvenilir süreçlerle gerekçelendirilmiş doğru inanç biçiminde tanımlanmaktadır. Bu bakımdan sürecin güvenilirliğini sağlayacak olan unsurlar; uygun bilişsel yetiler, dış dünyanın uygunluğu, yanıltıcı herhangi bir etkenin bulunmaması, algıların güvenilir olması ve tanıkların güvenilir olması biçiminde sıralanabilir. Dolayısıyla güvenilirlik koşulu, dışsalcı kuramlar açısından, bilginin meydana gelmesindeki önemli şartlardan biri olarak kabul edilmektedir. Nitekim güvenilirlik, dışsalcı kuramların kabul ettiği gibi her zaman bilginin meydana gelmesi için yeterli ve uygun bir süreç olmayabilir. Örneğin içselci yaklaşıma sahip olan Audi, güvenilir süreçlere dayanmanın, şans faktörünü dışarıda bırakamayacağı örnekler verilebileceğini dile getirmektedir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Robert Audi, Epistemoloji: Bilgi Teorisine Çağdaş Bir Giriş, çev. Melis Tuncel). @@ Belli bir bölgedeki jeolojik olayların, kayaların karışık ve gençten yaşlıya doğru oluşumlarıyla tanımlanmasıdır.Herhangi bir bölgede, yüzeyden Dünya'nın merkezine doğru kazı yapılacak olursa, derinlere inildikçe daha gençten (yeniden) daha yaşlıya (eskiye) giden jeolojik bir oluşum sırası gözlenecektir. İşte bu, jeolojik kolondur. @@ Işık şiddetinin SI (Uluslararası Birim Sistemi) birimidir. Bir ışık kaynağından bir yöne doğru yayılan ışık akısının 1/683 Watt/sr olduğu noktadaki ışık şiddeti biçiminde tanımlanmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TANIMLAR ile KESİN ile KESİNLİKLE ile TANIM ile KESİN ile KESİNLİKLE
( DEFINIENS vs. DEFINITE vs. DEFINITELY vs. DEFINITION vs. DEFINITIVE vs. DEFINITLY )
( جمله تعريفي ile موکد ile حکماً ile تعريف ile معين کننده ile موکدا )
( JOMLEH TARYFEY ile MOKAD ile حکماً ile TARYFE ile MAYNE KONANDEH ile MOKDA )
- TANIMLIK ile/||/<> TANIMLIK
( 1 Bir yapıtın ne işe yaradığı ne zaman ve kimin tarafından yapıldığını gösteren yazı 2 Bir betiğin ya da bir bölümün başına başka bir yazardan alınarak konulan özdeyiş değerli destekleyici parça 1 Bir yapının ne işe yaradığı ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı gibi noktaları göstermek için bir tarafına yerleştirilen yazıt 2 Bir kitabın bir eserin özelliğini belirtmek için baş tarafına konulan söz )
( ÉPIGRAPHE | EPIGRAPHE )
- TANÎN | REZONANS ile/||/<> REZONANS ile/||/<> REZONANS[Fr. < RÉSONANCE]
( seselim fizik Sesi aksettirme )
( RESONANCE )
( RÉSONANCE )
- TANINMAK ile TANINABİLMEK
- TANI(N)MAK ile/ve TANI(N)MAK
( Bilmek/bilinmek. İLE/VE Kabul etmek/edilmek. )
- TANINMIŞ/BİLİNMİŞ MELÂMET NEŞELİ ile/ve/değil/yerine TANINMAMIŞ/BİLİNMEYEN MELÂMET NEŞELİ
- TANINMIŞ/LIK ile/ve/||/<> KANIKSANMIŞ/LIK
- TANINMIŞ/LIK ile/ve/<>/değil VAZGEÇİLEMEZ/LİK
- TANIŞMAK ile TANIŞTIRMAK ile TANIŞABİLMEK ile TANIŞ/LIK
- TANITMA | TANIŞTIRMA/TAKDİM[Ar. < TAḲDĪM] ile/||/<> TANITMACI | SUNUCU/TAKDİMCİ ile/||/<> TANITMACILIK | SUNUCULUK/TAKDİMCİLİK ile/||/<> TANITIM ÜRÜNÜ | TANITIM SUNUMU/DEMO[İng. < DEMO]
( takdim tehir Bir şeyi karşılıksız olarak birine verme tanıtma tanıştırma Öne alma önceye alma )
- TANITMAK ile GİRİİŞ ile GİRİŞ
( INTRODUCE vs. INTRODUCTION vs. INTRODUCTORY )
( مرسوم کردن ile شناساندن ile معرفي کردن ile باب کردن ile معرفي ile معرفي رسمي ile معمول سازي ile مقدمه ile معارفه ile پيش درآمد ile شناسايي ile فاتحه ile آشنا سازي ile معارفهاي ile ديباچهاي )
( MORSOM KARDAN ile SHENASANDAN ile MAROFY KARDAN ile BAB KARDAN ile MAROFY ile MAROFY RASMY ile MAMOL SAZY ile MOGHODAMEH ile MOARFEH ile PEYSH DARAMAD ile SHENASAYY ile FATEHEH ile ASHENA SAZY ile MOARFEHYAY ile DYBACHESAY )
- TANITMAK ile TANITLAMAK ile TANITILMAK ile TANITLANMAK ile TANITTIRMAK ile TANITABİLMEK ile TANITIVERMEK ile TANITLAYABİLMEK ile TANIT ile TANITI ile TANITLI ile TANITSIZ ile TANITICI/LIK ile TANITICI REKLAM
- TANJANSİYALITE/TANGENTIALITY[İng.] ile/değil/yerine/= ÇEVRESEL KONUŞMA
- TANGENT COMPASS[İng.] / BOUSSOLE DE LA TANGENTE[Fr.] / TANGENTENKOMPASS[Alm.] ile/değil/yerine/= TANJANT PUSULASI
- TANGENT LAW[İng.] / LOI DE LA TANGENTE[Fr.] / TANGENTEN-GESETZ, TANGENTIALES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TANJANT YASASI
- TANK, PROF. DR. TURAN (SİLİSTRE/ROMANYA, 1933) :
( Üniversite Öğretim Üyesi. İstanbul Haydarpaşa Lisesi Fen bölümünü bitirdi ve 1956'da İ.Ü. Orman Fakültesinden derece ile mezun oldu. Askerliğini takiben 1958'de İ.Ü. Orman Mahsülleri Değerlendirme Kürsüsüne asistan olarak atandı. "Türkiye'de Göknar Türlerinin Kimyasal Bileşimi ve Selüloz Endüstrisinde Değerlendirme İmkânları" tezi ile "Ormancılık Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. 1970'de "Türkiye Kayın ve Gürgen Türlerinin Nötra Sülfit Yarı Kimyasal (NSSC) Metodu ile Değerlendirilme İmkânları" konulu tezi ile "Üniversite Doçenti" unvanını kazandı. 1980'de "Selüloz Üretimi Bakımından Doğu Çınarı Odununun Bazı Özellikleri Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile profesörlüğe yükseltildi. 1983'ten emekli olana kadar Orman Ürünleri Kimyası ve Teknolojisi Anabilim Dalı Başkanlığını sürdürdü. Anabilim Başkanlığı dışında 1983 - 1986 yılları arasında TÜBİTAK – Orütar Ünitesinin Başkanlığını, 1988 - 1994 yılları arasında Orman Endüstrisi Mühendisliği Bölümü Başkanlığını, 1985 - 1988 yılları arasında Orman Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevlerini üstlendi. Fakülte içinde değişik kurul ve komisyonlarda bulundu. Kitap ve makale olarak pek çok yanını var. )
- TANNIC ACID[İng.] / ACIDE TANNIQUE[Fr.] / GERBSÄURE, TANNINSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TANNİK ASİT
- TANRI APOLLON'A BAĞLANAN SANATLAR
ile/ve/||/<>/>
TANRI DIANISOS'A BAĞLANAN SANATLAR
( Plastik sanatlar. İLE/VE/||/<>/> Şiir, müzik, dans. )
( Birey. İLE/VE/||/<>/> Birleşme. )
- TANRI BİLİMİ/İLAHİYAT[Ar. < İLĀHİYYĀT] ile/||/<> TANRI BİLİMCİ/TEOLOG[Fr. < THÉOLOGUE] ile/||/<> TANRI BİLİMİ/TEOLOJİ[Fr. < THÉOLOGIE]
- TANRI MİSAFİRİ
- TANRI:
NOUS ve/||/<>/> LOGOS'UN, AŞKINSAL BİRLİĞİ
- TANRI OLMAK ile/ve TANRININ BAKIŞ AÇISINDA KONUMLANMAK
- TANRI ile/ve ÖZVARLIK
- TANRI ile/ve/değil TANRI ANLAYIŞI
- TANRI ile TANRI SENİ KORUSUN ile TANRI KORUSUN ile TANRI BÜYÜKTÜR ile EN İYİSİNİ ALLAH BİLİR ile TANRI BİZİ KORUSUN ile LANET OLSUN ONA ile TANRI KORKUSU ile TÜRLERİN TANRISI ile TANRIYA TAPAN
( GOD vs. GOD BLESS YOU vs. GOD FORBID vs. GOD IS GREAT vs. GOD KNOWS THE BEST vs. GOD SAVE US vs. GOD DAMN HIM vs. GOD FEARING vs. GOD OF SPECIES vs. GOD WORSHIPPER )
( جل الخالق ile خداوند ile رب ile حق تعالي ile خدا ile الرحيم ile جهانبان ile جان آفرين ile مفتح الابواب ile جانافرين ile الرحمن ile مغني ile غفور ile جهان آفرين ile الله ile اله ile يزدان ile پروردگار ile مالک يوم الدين ile قادر مطلق ile خداوندگار ile آفريدگار ile آفريننده ile منان ile روزي ده ile مستعان ile ايزد ile رزاق ile باريتعالي ile خدا شکرت بده ile خدا شکرتبده ile خدا لعنتشکند ile خدا لعنتش کند ile خدا ترس ile خدا نکند ile خداي ناخواسته ile استغفرالله ile خدا بزرگ است ile والله اعلم ile ربالنوع ile پناه بر خدا ile حق پرست )
( جل الخالق ile KHODAVAND ile RAB ile حق تعالي ile KHODA ile الرحيم ile JACPEHANBAN ile JAN AFARYNE ile مفتح الابواب ile JANAFERYNE ile الرحمن ile مغني ile GHFOR ile JACPEHAN AFARYNE ile OLLAH ile ALEH ile YZADAN ile PRORDEGAR ile MALK YVAM ALDYNE ile GHADAR MOTALGH ile KHODAVANDEGAR ile AFARYDEGAR ile AFARYNANDEH ile MENAN ile RUZY DAH ile MOSTEAN ile AYZAD ile REZAQ ile باريتعالي ile KHODA SHKARAT BADEH ile KHODA SHKARTABADEH ile KHODA LANTESHKAND ile KHODA LANTESH KAND ile KHODA TARS ile KHODA NAKAND ile KHODAY NAKHASTEH ile ESTEGHAFAROLA ile KHODA BOZORG EST ile والله اعلم ile ربالنوع ile PENAH BAR KHODA ile HAGH PAREST )
- TANRI/ALLAH:
FERDİYET/BİREYSELLİK ve/> CEMÂL/ESTETİK
- TANRIBİLİM = İLÂHİYAT = THEOLOGY[İng.] = THÉOLOGIE[Fr.] = THEOLOGIE[Alm.] = TEOLOGIA[İsp.]
- TANRILAŞMAK ile TANRILAŞTIRMAK ile TANRI/LIK ile TANRICI/LIK ile TANRIÇA ile TANRISAL/LIK ile TANRISIZ/LIK ile TANRI BİLİMİ ile TANRI BİLİMCİ/LİK ile TANRI KAYRASI ile TANRI VERGİSİ ile TANRI MİSAFİRİ
- TANRILAŞTIRMAK ile TANRISALLAŞTIRMAK
- TANRI'NIN:
BİLİNMESİ ile/değil KENDİNİ BİLDİRMESİ
- TANRININ EMRİ ile/ve/değil/= HAKİKATİN CÂZİBESİ
- TANRI'NIN VARLIĞI ile/değil TANRI'NIN BİRLİĞİ
- TANRI'NIN VARLIĞI ile/değil TANRI'NIN BİRLİĞİ
- TANRI'NIN VARLIĞI" ile "TANRI"NIN "VARLIĞI"
( "Tanrıya ait olan", tüm var olanlar. İLE Tanrı'nın olup olmadığı düşüncesi/tartışması. )
- TANRININ YABANCILAŞMASI ile/ve TANRININ KENDİNE DÖNMESİ
( Doğa. İLE/VE İnsan. )
- TANRISAL GÖRÜ ile/ve/değil ORTAK AKIL
- TANRI/SAL ile/ve/değil KUT/SAL
- TANRISAL ile/ve/değil/<> TÜMEL
- TANRI/SALLIK / TANRI/LAR ile/ve/<> DEĞİŞMEZ(LİK)LER
- TANRITANIMAZ/ATE[Fr. < ATHÉE] ile/||/<> TANRITANIMAZ/ATEİST[Fr. < ATHÉISTE] ile/||/<> TANRITANIMAZLIK/ATEİZM[Fr. < ATHÉISME]
- TANSÎF[Ar. < NISF] ile TASNÎF[Ar. < SINIF | çoğ. TASNÎFÂT]
( Yarı yarıya bölme, iki eşit bölüme ayırma. İLE Sınıf sınıf, takım takım ayırma, sınıflama, bölümleme. | Eser ve kitap haline getirme. )
- TANSİYON ALETİ/SPHYGMOMANOMETER[İng.] ile/değil/yerine/= KAN BASINÇÖLÇER
- TANSİYON/BLOOD PRESSURE | TENSION[İng.] ile/değil/yerine/= KAN BASINCI | GERILIM
- TANSİYON, GERGİNLİK | GERİLİM ile/||/<> GERİLİM
( Sinema TV Çeşitli yollara başvurularak konunun anlatımında yaratılan sıkıntılı gergin hava Sinema TV Bir elektrik kaynağının potansiyeli potansiyel farkı ya da elektromotor kuvveti Voltla ölçülür Seyircinin oyuna karşı ilgisini uyanık tutup heyecan ve merak yaratmak için baş vurulan bir sanat tutumu Gereksinmelerin doyurulamadığı ya da ereğe yönelmiş davranışların engellendiği zaman ortaya çıkan coşkusal durum 1 Kaygı heyecan baskı ya da yılgınlık gibi ruhsal durumların davranımsal etkilerine verilen genel ad 2 Gerçek ya da imgesel bir durumu biyolojik ve ruhsal bakımdan güçlü ve hareketli biçimde karşılamaya hazır oluş 1 İki durum ya da konum arasındaki potansiyel ayrımının neden olduğu etki 2 Akım geçen bir devrede iki nokta arasında ölçülen potansiyel ayrımı 3 stress Bir nesnenin boyutlarını değiştirmesine yol açan birim alan başına uygulanan kuvvet fizik Bir iletkenin iki ucundaki elektrik akımını sağlayan gizilgüç eşitsizliği Uzaklığa göre türevi ters yönde kuvveti veren işler Elektrik alanı içinde bulunan iki noktanın erkil değerleri çıkarımı Bu nicelik genellikle volt olarak ölçülür kimya Derleme gerilme Konuşmada bir sesin meydana gelmesi için ses kirişlerinin gerginleşmesi 1 evre gerilim 2 evre oluşum 3 evre çözülüm 1Seyircinin oyuna olan ilgisinde süreklilik sağlıyan düğüm çatışma ve gizlilik anları 2 Oyuncunun belirli tepkileri fiziksel hareketler yoluyla gerilime götürmesi Doğal olarak gerilim daha çok seyirci üzerinde yaratılan etkinin ölçüsüyle orantılıdır Ses çıkarken kasların etkisi ile ya da havanın basıncıyla kirişlerin gerilmesi Birincisine ETKEN GERİLİM T active ikincisine EDİLGEN GERİLİM T passive denir Başlama gerilimi Birim alana düşen yük gerilim )
( TENSION | VOLTAGE, TENSION | TENSION, STRESS | POTENTIAL | POTENTIAL DIFFERENCE, TENSION | STRESS )
( TENSION | VOLTAGE, TENSION | POTENTIEL | DIFFÉRENCE DE POTENTIEL, TENSION ÉLECTRIQUE | VOLT | CONTRAINTE, TENSION, EFFORT )
( SPANNUNG | SPANNUNG, SPANNUNGSWERT | POTENTIAL | BEANSPRUCHUNG, SPANNUNG )
- TANSİYON ÖLÇÜMÜ'NDE:
SOL KOL değil SAĞ KOL değil BACAK
( Sol Kol'dan alınan değerler, Sağ Kol'a göre[doğru olan] 1'er derece daha yüksektir[sol kolun kalbe yakın olması nedeniyle]. )
- TANSİYON[Fr. < TENSION] ile/değil/yerine/= KAN BASINCI
- TANSİYON[Fr. < TENSION] ile/değil/yerine/=/||/<> KAN BASINCI | GERİLİM
( tansiyon aleti tansiyon düşürücü büyük tansiyon küçük tansiyon kan basıncı gerilim )
- TANSİYON ile/değil/yerine/= GERİLİM, GERGİNLİK, BASINÇ
- TANSİYON ile/ve/||/<> GÖVDE ISISI
( 50 - 100[küçük] | 100 - 140[büyük] İLE/VE/||/<> 36.5 )
- TANSİYON[Fr./İng. < TENSION]/TƏZYIQ[Azr.]/FESHAR KHUN[Fars.]/QYSYM[Kazak.] ile/değil/yerine/= KAN BASINCI | GERİLİM
- TANSİYON ile TANSİYON ALETİ ile TANSİYON DÜŞÜRÜCÜ
- TANTALUM[İng.] / TANTALE[Fr.] / TANTAL[Alm.] ile/değil/yerine/= TANTAL
- TANTALITE[İng.] / TANTALITE[Alm.] ile/değil/yerine/= TANTALİT
- TANZANİT ile/||/<> GARNET
( Mavi ve mor tonlarında bir zoisit türü. İLE/||/<> Genellikle kırmızı tonlarda olan bir taş. )
- TANZANİT ile/||/<> IOLİT
( Mavi ve mor tonlarında bir zoisit türü. İLE/||/<> Mavi-mor renklerde bir kordiyerit türü. )
- TANZANİT ile/||/<> SAFİR
( Mavi ve mor tonlarında bir zoisit türü. İLE/||/<> Korund mineralinin mavi renkli çeşidi. )
- TANZANYA ile TAZMANYA
( Afrika'da bir ülke. [Afrika'nın zirvesi olan [5895 m.] Klimanjaro Dağı'nın bulunduğu] İLE Yeni Zelanda'nın alt kısmında bir ada. [Tazmanya Canavarı'nın yaşadığı] [ABEL TASMAN'ın bulması nedeniyle.] )
- TANZİFAT[Ar. < TANẒĪFĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TANZİFAT
( tanzifat amelesi tanzifat arabası Belediyece yaptırılan temizlik işleri )
- TANZİFAT ile TANZİFAT AMELESİ ile TANZİFAT ARABASI
- TANZİFAT[Ar.] ile/değil/yerine/= TEMİZLİK İŞLERİ
( Belediyece yaptırılan temizlik işleri. )
- TANZÎM[Ar. < NAZM] ile DÜZELTME, DÜZENLEME, DÜZEN VERME, YOLUNA KOYMA
( DÜZELTME, DÜZENLEME, DÜZEN VERME, YOLUNA KOYMA | NESİR YA DA NAZIM OLARAK YAZMA )
- TANZİMAT) FERMAN(I) ile/değil HATT-I HÜMÂYÜN
- TANZİMAT FERMANI ile/ve/||/<>/> ISLÂHAT FERMANI
( 03 Kasım 1839 İLE/VE/||/<>/> 18 Şubat 1856 )
- TANZİMAT ile TANZİMAT
( İdari işlerin düzeltilmesi için alınan önlemlerin ve uygulamaların tamamı. İLE Sultan Abdülmecit döneminde, 1839'da, Gülhane Hat-ı Hümâyunu adıyla anılan bir buyrukla duyurulan, yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem. )
- TANZİMAT/TANZİMAT[Ar. < TANẒĪMĀT] ile/||/<> TANZİMAT/TANZİMAT[Ar. < TANẒĪMĀT]
( Sultan Abdülmecit zamanında da Gülhane Hattıhümayunu adıyla anılan bir fermanla ilan edilen yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem )
- TANZİMAT[Ar. < TANẒĪMĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TANZİMAT
( Sultan Abdülmecit zamanında da Gülhane Hattıhümayunu adıyla anılan bir fermanla ilan edilen yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem )
- TANZİMAT[Ar. < TANẒĪMĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TANZİMAT
( İdari işlerin düzeltilmesi için alınan önlemlerin ve uygulamaların tamamı )
- TANZİMAT ile/||/<> TANZİMAT[Ar. < TANẒİMÂT]
( 1839da Reşit Paşanın öncülüğünde devlet yönetiminde toplumsal yaşayışta düşünde Batıya yöneliş dönemine verilen ad Tanzimatı hayriye )
- TANZİMAT ile TANZİMATÇI/LIK
- TANZİM/AT ile/değil TAZMİN/AT
- TANZÎR[Ar.] ile TANZÎR[Ar. < NEZÂRET | çoğ. TANZÎRÂT]
( Tazelendirme, tazeleştirme. İLE Benzetme/benzetilme. | Bir şiirin anlamca, biçimce benzerini yapma. )
- TAOİZM[Fr. < TAOÏSME] ile/değil/yerine/=/||/<> TAOCULUK | FALCILIK
( Taoculuk falcılık )
- TAPALAMA | TAPALAMAK | TAPALANMA | TAPALANMAK | TAPALI | TAPASIZ ile/||/<> TIPALAMA | TIPALAMAK | TIPALANMA | TIPALANMAK | TIPALI | TIPASIZ
- TAPAN ÇEKMEK ile/||/<> TAPAN KULLANMAK. (YENİKENT *AKSARAY -NİĞDE)
( Tapan kullanmak Yenikent Aksaray Niğde )
- TAPHRINA CERASI[Lat.] ile/||/<> HEXENBESEN[Alm.] ile/||/<> CADISÜPÜRGESİ
( Emeçleri özellikle dal uçlarındaki kabuk altında sıkı bir ağ örerek çekirdekli yemiş ağaçlarının çiçeklenmesine dolayısıyle meyve verimine engel olan akslımantar bu mantarın doğurduğu bitki hastalığı )
( HEXENBESEN )
( TAPHRINA CERASI )
- TAPINAK ÖNCE HİPOTEZİ ile/||/<> YERLEŞİM ÖNCE HİPOTEZİ
( Tapınak önce hipotezi dini yapılar yerleşim öncesi İLE yerleşim önce hipotezi ekonomi dinsel yapıları doğurdu der. Göbeklitepe tapınak önce görüşünü destekler İLE geleneksel Neolitik Devrim kuramı yerleşim-tarım-din sırasını öneriyordu. Cauvin sembolik devrim İLE Childe ekonomik devrim vurgusu yaptı. )
( Klaus Schmidt tarafından 1995 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1953-2014) (Ülke: Almanya) (Alan: Arkeoloji) (Önemli katkıları: Göbeklitepe'yi keşfetti ve kazılarını yönetti (1995-2014), Neolitik Devrim teorilerini değiştirdi, tapınak-yerleşim önceliği hipotezi) )
- TAPINCAK/SANEM[Ar.]/PUT[Fars. < BUT]/FETİŞ[Fr.] ile ONGUN/TOTEM[Fr.]
( Gözle görünen, gözle görüldüğü kadarıyla yetinerek tapınma. | Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı ya da cansız nesne. | Haç. | Uğurlu sayılan şey. | Tapınırcasına sevilen şey ya da kişi. | Saplantılı bir biçimde eşeysel coşku uyandıran ötekine ait giysi, ayakkabı vb. nesne. İLE İlkel toplumlarda topluluğun ondan türediği sanılan ve kutsal sayılan hayvan, ağaç, rüzgâr vb. herhangi bir doğal nesne. )
- TAPINCAK ile TAPINCAKÇILIK
- TAPINMAK ile TAPIKLAMAK ile TAPIŞLAMAK ile TAPIŞLANMAK ile TAPINABİLMEK ile TAPI ile TAPIŞ
- TAPMAK:
GENELLEME ve/ya da/<> İNDİRGEME ve/ya da/<> ÖZDEŞLEŞTİRME
- TAPMAK ile/ve/değil/<> ÖZDEŞLEŞMEK
( TO ADORE vs./and/<> TO IDENTIFY )
- TAPŞIRMA ile/||/<> ...
( Saz ozanlarının ya da öykücülerin takma ad mahlas yerine kullandıkları bir terim )
- TAPU SİCİLİ KÜTÜK DEFTERİ ile/||/<> REGISTRE FONCIER[Fr.] ile/||/<> ANA DEFTER
( REGISTRE FONCIER )
- TAPU SİCİLİ ile/||/<> REGISTRE FONCIER[Fr.] ile/||/<> TAPU KÜTÜĞÜ
( Bir kentte taşınmazların kimin olduğunu niteliklerini kentteki konumlarını yerbölümlerinin ve bulundukları yapı adacıklarının sayısı ile birlikte gösteren taşınmaz alım satımlarında işlemin güvenilirliğini sağlamak için yararlanılan ve tapu yönetimlerince tutulan büyük defter )
( REGISTRE FONCIER )
- TAPU ile/ve/||/<>/< KADASTRO[Fr. < CADASTRE]
( Bir taşınmazın üstündeki mülkiyet hakkını gösteren belge. | Tapu işlerinin yürütüldüğü kuruluş. İLE/VE/||/<>/< Bir ülkedeki her çeşit arazi ve mülk yerinin, alanının, sınırlarının ve değerlerinin devlet eliyle belirlenip plana bağlanması. )
- TARABYA ANA ÇOCUK SAĞLIĞI VE AİLE PLANLAMA MERKEZİ :
( Tarabya Kefeliköy (Haydar Aliyev) caddesi üzerindedir. )
- TARABYA AYA PARASKEVİ RUM ORTADOKS KİLİSESİ :
( Tanzimatın ilanında sonra kusseli olarak inşâ edilen ilk kiliselerden biridir. 1868 yılında Banker Zarifi ailesinin maddi yardımları ile inşâ edildi. Ayazması vardır. Kilise bahçesinde mezarlar bulunuyor. Haç planlı. Üç nefli ve kubbeli bazilika olarak inşâ edilen kâgir yapının kubbesini sekiz sütün desteklemektedir. )
- TARABYA SURP ANDON ERMENİ KATOLİK KİLİSESİ :
( 1871 yılında Andon Tırgır Yaver Paşa tarafından yaptırılan küçük bir kilisedir. Tarabya'nın üst kısımlarında bulunuyor. Aziz Antuan'a ithaf edilmiştir. Görkemli ana giriş kapısı ile dikkat çeker. İki çan kulesi vardır. Kagir kilisenin iç kısmında üç sunak ve bir kürsü bulunuyor. )
- TARABYA VAPUR İSKELESİ :
( Tarabya burnunda, Büyük Tarabya Otelinin batı tarafında bulunuyordu. Tarihe karışan iskelelerden biridir. İskele önceleri ahşaptı. 1911'de yıktırılarak yerine yenisi yapıldı. Yıllarca hizmet veren bu iskele motorlu taşıtların fazlalığı nedeniyle şehir hatları rekabet gücünü kaybedince iskelede 1984 yılında kapatıldı, bir süre sonra da iskele yerinden söküldü. )
- TARAÇA[İt. < TERRAZZA] ile/değil/yerine/=/||/<> TERAS | SEKİ
( teras Toprak ya da başka malzemeyle elde edilen önü bir duvarla desteklenen yüksek düzlük seki I )
- [ne yazık ki]
TARAF TUTMAK ile/değil/yerine/>< TARTIŞMAK
- TARAF" ile KARAKTER
( "SIDE" vs. CHARACTER )
- TARAFDAR[Ar. < ṬARAF + Fars. -DĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> TARAFTAR
( yandaş Sporcunun ya da sporcuların temsil ettikleri renklere kulübe ya da bayrağa bağlı kimse )
- TARAFEYN[Ar. < ṬARAFEYN] ile/değil/yerine/=/||/<> TARAFEYN
( İki taraf )
- TARAFEYN ile/||/>< VASATEYN
( Dışlar. İLE/||/>< İçler. )
( "a:b = c:d" orantısındaki "a" ve "d" İLE/||/>< "a:b = c:d" orantısındaki "b" ve "c" )
- TARAFGİR[Ar. < ṬARAF + Fars. -GĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TARAFGİR
( Bir tarafı kayıran bir tarafı tutan )
- TARAFGİRLİK | YANLILIK ile/||/<> YANLILIK
( Bir gözlem yordamının işlem tasarımının ya da bunlar aracılığıyla elde edilen gözlemlerin belli özellikler yönünde yan tuması ya da nesnellik gerekircilerinden ayrılması durumu sapmak )
( BIAS | BIASEDNESS )
- TARAFSIZ OLMAK ile/ve/||/<>/>/< DÜRÜST OLMAK
( Dürüstlük, bizi gerçeğe götürecektir. )
( Tek yükümlülüğümüz, kendimize karşı dürüst olmaktır. )
( Dürüstlük ve arınmışlık, engelleri kaldırır. )
( Kişi, kendi tarihiyle uğraşırken, kendi mânevî dünyasıyla, anlam dünyasıyla uğraştığından dolayı tarafsız kalamaz; bu, kişinin doğasına aykırıdır fakat dürüst olabilir. )
( Integrity will take you to reality.
Integrity and purity remove the obstacles. )
( Dürüst olup olmadığınızı, size, sizden başka kim söyleyebilir? )
( Bazı konularda ve ayrıntılarında tarafsız olamayabiliriz fakat (daha) dürüst olabiliriz. )
( TO BE HONEST vs./and/||/<>/>/< TO BE NEUTRAL )
- TARAFSIZLAŞTIRMAK ile TARAF ile TARAFLI/LIK ile TARAFSIZ/LIK ile TARAFSIZCA ile TARAFSIZ BÖLGE
- TARAFSIZ/LIK ile BAĞIMSIZ/LIK
- TARAFTAR (OLMAK) ile/değil/yerine TARAF (OLMAK)
( Bedeli/sorumluluğu yok. İLE Bedeli/sorumluluğu çok. )
- TARAFTAR OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TAVIR ALMAK
- TARAFTAR ile/değil/yerine/= DESTEKÇİ
- [ne yazık ki]
"TARAFTAR"" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KARŞICIL/MUHÂLİF[Ar.]
- TARAFTAR ile/değil/yerine TAKİPÇİ
- TARAF/TAR ile/ve YANDAŞ
- TARAFTÂR ile/değil/yerine/= YANDAŞ
- TARAFTAR ile YANDAŞ
- TARAFTAR ile/||/<> YANDAŞ ile/||/<> CON, UNFAVORABLE[İng.] ile/||/<> KARŞI
( Bir ölçek sınarının dile getirdiği tutuma katılan ya da olumlu yanıt veren kişi ya da bir sınarı onaylayan görüş karşı biyoloji Bir ölçek sınarının dile getirdiği yargıya katılmayan ya da olumsuz yanıt veren kişi ona ters düşen tutum ya da görüş )
( PRO, FAVORABLE | COHORTS )
( SATELLITE )
- TARAKLAMAK ile TARAK ile TARAKLI ile TARAKÇI/LIK ile TARAKSIZ ile TARAK İŞİ ile TARAK OTU ile TARAKLILAR ile TARAK DUBASI ile TARAK KEMİĞİ ile TARAK OTUGİLLER
- TARAMAK ile SÜPÜRMEK
- SCANNING ELECTRON MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À BALAYAGE[Fr.] / ABTASTUNGELEKTRONENMIKROSKOP, RASTERELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= TARAMALI ELEKTRON MİKROSKOBU
- SCANNING-TRANSMISSION ELECTRON MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À BALAYAGE-TRANSMISSION[Fr.] / ABTASTUNG-TRANMISSION ELEKTRONENMIKROSKOP, RASTERTRANSMISSIONSELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= TARAMALI GEÇİRMELİ ELEKTRON MİKROSKOBU
- TARANMAK ile TARANABİLMEK
- TARARE[Fr.] ile/||/<> TINAZ MAKİNESİ
( tarım )
( TARARE )
- TARASSUD[Ar. < RASAD] ile/değil/yerine/= GÖZETME, BEKLEME, DİKKATLE BAKMA, GÖZLEME
- TARASSUT[Ar. < TARAṢṢUD] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖZLEME
- TARATMAK ile TARATTIRMAK ile TARATABİLMEK
- TARAVET[Ar. < ṬARĀVET] ile/değil/yerine/=/||/<> KÖRPELİK
- TARÂVET[Ar.] ile/değil/yerine/= TAZELİK, TAZE OLMA, KÖRPELİK
- TARAYABİLMEK ile TARAYICI/LIK
- TARAZLAMAK ile TARAZLANMAK ile TARAZ ile TARAZLI ile TARAZSIZ
- TARÇIN ile TARÇINİ ile TARÇINLI ile TARÇINSIZ ile TARÇIN RENGİ
- TARD ile KOĞMA, SÜRME, UZAKLAŞTIRMA | GÖREVDEN, OKULDAN UZAKLAŞTIRMA
- TARDİF DISTONİ/TARDIVE DYSTONIA[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇ GERİM BOZUKLUĞU
- TARDİYE[Ar. < ṬARDİYYE] ile/||/<> ...
( Mesnevî biçiminde yazılan ve çoğu kez bir öykü olan şiirlerde arada dörder dizeleri kendi aralarında beşinci dizeler birbiriyle uyaklı bağlamlardan oluşmuş koşuk parçası Buna tard ü rekb de denir )
- TARDİYYE[Ar. < ṬARDİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TARDİYE
( Beş dizelik bentlerden oluşan nazım parçası )
- TARGET PRICE[İng.] ile/||/<> BAŞFIYAT[TR. < BAŞ + AR. < FIʾÂT]
( Herhangi bir tarımsal ürünün en kalitelisi için saptanan en yüksek fiyat )
( TARGET PRICE )
- TARH | ITRAH ETMEK | TARHETMEK | İHRAÇ | ÇIKARMA ile/||/<> ÇIKARMAK ile/||/<> ÇIKARMA
( Sinema 1 Kullanılmış filmi işlemeliğe göndermek üzere alıcıdan alma Sinema TV 2 Bir oyunluktan filmden ya da televizyon izlencesinden sözcükleri görüntüleri ya da bir parçayı kullanılmaması için alma Bir öğeler kümesinden verilen koşullara uyan öğeleri seçmek örn bir komut ya da bir örtü uygulayarak bir makine sözcüğünden belirlenmiş kimi sayamakları seçmek a b sayılan için b ile toplandığında a yı veren sayı Simgesi ab Gaz lambasını duvara asmağa yarayan tahta kutu Yenikent Aksaray Niğde matematik biyoloji matematik Durağan bir varlığın belirli çalışma nitelik ve yaşamını tüketmesi nedeniyle hizmetten çıkarılması Isıl işlem ya da yüzey işlemi sona eren bir parçanın fırın ya da yunaktan alınması işi kaldırmak )
( 1. UNLOADING, 2. CUT | EXTRACT | SUBTRACTION | AMORTIZATION | EXTRACTION, HOISTING | WITHDRAWAL | DISPLACEMENT | DISPLACE | SUBTRACT | OMIT | LOADING, THREADING )
( 1. DÉCHARGEMENT, 2. COUPURE | EXTRAIRE, ISOLER | SOUSTRACTION | ÉLIMINER | SOUSTRAIRE | SORTIE DE SERVICE, AMORTISÉ | EXTRACTION | CHARGEMENT (DE LA CAMÉRA )
( 1. ENTLADUNG, 2. SCHNITT | SUBTRAKTION, ABZIEHEN, VERMINDERUNG | FÖRDERUNG | SUBTRAKTION | FILMEINLEGEN )
( ESTRAZIONE )
( ΑΦΑΊΡΕΣΗ / αφαίρεση )
- TARH-I TENÂSÜBÎ ile/||/<> İSKONTO ile/||/<> İSKONTO[İt. < SCONTO]
( matematik 1 kırdırım 2 indirim İtal sconto )
( ESCOMPTE )
( SCONTO )
- TARİF EDİLEMEZ ile/yerine/değil/ve DUYULARA GETİRİLEMEZ
( [not] NOT POSSIBLE TO DESCRIBE vs./and/but NOT POSSIBLE TO BRING SENSES
NOT POSSIBLE TO BRING SENSES vs. NOT POSSIBLE TO DESCRIBE )
- TARİFLENDİRMEK ile TARİF ile TARİFE ile TARİFLİ ile TARİFELİ ile TARİFSİZ/LİK ile TARİFESİZ
- TARİH DÜŞÜRMEDE:
TARİH-İ TAM ile TARİH-İ MÜCEVHER ile TARİH-İ MÜHMEL ile TA'MİYELİ TARİH
( Bir mısranın tüm harflerinin toplanmasıyla. İLE Sadece noktalı harflerin toplanmasıyla. İLE Sadece noktasız harflerin toplanmasıyla. İLE Çözülecek bilmece gibi düzenlemelerle yapılan. )
- TARİH DÜŞÜRMEK ile/||/<> EBCET HESABI
( Önemli sayılan bir olayın çoğunlukla koşuk biçiminde söylenen sözlerle ebcet hesabına göre tarihini belirtmek ebcet hesabı Divan edebiyatı terimi Bir olay üzerine harfleri ebcet hesabınca o olayın yıl tarihini gösterir bir cümle dize ya da beyit düzmek 1 Ebcet düzeninden yararlanarak bir kelimeyi rakama çevirme 2 Kelimelerle ve genellikle eski şairlerin yaptığı gibi dizelerle önemli bir olayın tarihini gösterme yöntemi )
- TARİH:
"GÜÇLÜLER" değil İYİLER
( Tarih, "güçlüleri" değil iyileri yazar. )
- TARİH ÜSTÜ ile EVRENSEL
( Her olayda, evrenin tamamı yansır. )
( Kişisel olanla evrensel olan birbirinden ayrılamaz. )
( Gövde ile evren arasında bir ayrım yapılamaz. )
( Evren, bir Armonik-Bütün'dür. )
( Universale neque ante rem nec post rem, sed in re: Evrensel, ne nesneden önce ne de sonradır. Evrensel ya da tümel, tikel nesnelerde var olur, nesnenin kendindedir. )
( In every event the entire universe is reflected.
The particular and the universal are inseparable.
No distinction between the body and the universe. )
( OVERHISTORY vs. UNIVERSAL )
- TARİH/TÜRKÇE YAZILIMI değil TARİH YAZIMI
- TARİH ve/<> COĞRAFYA
( HISTORY and/<> GEOGRAPHY )
- TARİH ile "İLERLEMECİ TARİH"
- TARİH ve/||/<>/< İNSAN/LIK
( Tarihin öznesi, insanlıktır. )
- TARİH ve/||/<>/< KİŞİ/İNSAN ÖYKÜLERİ
( )
- TARİH ile/ve/<> KOŞUL/LAR
( HISTORY vs./and/<> CONDITION/S )
- TARİH ile/ve KOŞUL/LAR
( HISTORY vs./and CONDITION/S )
- TARİH ile/ve/<> KURAL(LARINI) ÇIKARMAK
- TARİH ile/ve KURAL(LARINI) ÇIKARMAK
- TARİH ile MÜCEVHER TARİH
( ... İLE Divan Edebiyatı'nda, ebced hesabına göre, yalnız noktalı harfleri sayıldığında, söz konusu olayın tarihini gösteren dize ya da söz. )
- TARİH ile/ve/değil/||/<>/< NESNELERİN TARİHİ
- TARİH ve/||/<>/< ÖZGÜRLÜK İSTEĞİ
- TARİH ile/ve/||/<> YAZIN/EDEBİYAT ile/ve/||/<> COĞRAFYA ile/ve/||/<> MİMARİ ile/ve/||/<> BİLİMSEL KAYNAKLAR ile/ve/||/<> YAZILI OLMAYAN KAYNAKLAR
- TARİH ile/ve/||/<> ZAMANSIZ OLAN
- TARİHE DÜŞMEK ile/ve METAFİZİĞE KAÇMAK yerine/değil BİRLİĞE GETİRMEK
( Teşbihe düşmek. İLE/VE Tenzihe düşmek. YERİNE/DEĞİL Tevhide varmak. )
- TARİHE DÜŞMEK ile/ve/yerine/değil METAFİZİĞE KAÇMAK ile/ve/yerine/değil BİRLİĞE GETİRMEK
( Teşbihe düşmek. İLE/VE Tenzihe düşmek. YERİNE/DEĞİL Tevhide varmak. )
- [ne yazık ki]
TARİHİ ...:
BİLMEMEK ile/ve/değil/||/<>/> ÇARPITMAK
- TARİHİ DEĞER/LER ile/ve/<> TARİHİ OLAY/LAR
( HISTORICAL VALUE/S vs./and/<> HISTORICAL PHENOMENON/S )
- TARİHİ ESER ile/değil/yerine/= ESKİNCİL YAPIT
- TARİHİ ile/değil/yerine/= ESKİNCİL
- TARİHİN:
ŞİMDİYE ETKİ ETMESİ ile/>< ETMEMESİ
( Tarihtir. İLE/>< Tarih değildir. )
- TARİHİN TEKRARINDA:
BİRİNCİSİ ile/ve/||/<>/> İKİNCİSİ
( Trajedi. İLE/VE/||/<>/> Komedi. )
- Tarihini DİNLE!!!
- TARİHİYLE SINIRLAMAK ile TARİHİNE/DÖNEMİNE SIKIŞTIRMAK
- TARİHLENDİRMEK ile TARİH ile TARİHİ ile TARİHLİ ile TARİHÇE ile TARİHÇİ/LİK ile TARİHSEL ile TARİHSİZ/LİK ile TARİHİ ESER ile TARİHİ FİLM ile TARİH ÖNCESİ ile TARİHİ ROMAN ile TARİHİ MADDECİ/LİK ile TARİHİ TİYATRO ile TARİHSEL ROMAN ile TARİH YANILGISI ile TARİHİ COĞRAFYA ile TARİHSEL ÖZDEKÇİ/LİK
- TARİHSEL ...:
DENEYİM ile/ve/||/<> BİRİKİM
- MAĞDURİYET:
TARİHSEL ile/değil EKİNSEL/KÜLTÜREL
- TARİHSEL ÖZDEKÇİ ile/||/<> TARİHSEL ROMAN
( Tarihe dair tarihle ilgili tarihî )
- TARİHSEL ROMAN ile/||/<> TARİHSEL ROMAN
( Başlıca kişileri ve olayları tarihten alınan roman Başlıca kişileri ve olayları tarihten alınan roman )
( ROMAN HISTORIQUE )
- TARİHSEL) SÜREÇ ile/ve (TARİHSEL) KOŞUL
( [HISTORICAL] PROCESS vs./and [HISTORICAL] CONDITION )
(1996'dan beri)