Bugün[10 Temmuz 2026]
itibarı ile 45.874 başlık/FaRk ile birlikte,
45.874 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(164/185)


- TEKRAR EDİLEN ile BENZEYEN


- TEKRAR GÖVDELENMEK ile YENİDEN DİRİL(T)MEK/CANLAN(DIR)MAK

( REINCARNATION vs. RESURRECTION )


- TEKRAR VEYA KESRETİ TEKRAR ile/||/<> TAUTOLOGIE[Fr.] ile/||/<> GENELEME

( Söz sanatı terimi Aynı şeyi söze ağırlık verecek şekilde tekrar etme )

( TAUTOLOGIE )


- TEKRAR ile/ve ÇOĞUNLUK

( REPETITION vs./and MAJORITY )


- TEKRAR ile/ve FAZLA/LIK


- TEKRAR ile/ve PEKİŞTİRME

( REPETITION vs./and TO CONSOLIDATE )


- TEKRAR ile/ve PEKİŞTİRME

( REPETITION vs./and TO CONSOLIDATE )


- TEKRAR ile/ve/değil/yerine TERENNÜM


- TEKRAR/TEKRÎR[Ar.] (ETMEK) ile/değil/yerine/= YİNELEME

( "Yineleme, istismar edilmiş çocuğun, dilsiz dilidir." - Judith L. HERMAN )


- TEKRAREN[Ar. < TEKRĀREN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKRAREN

( Tekrar tekrar tekrarlanarak )


- TEKRAREN ile/değil/yerine/= YİNELENEREK/YİNELEYEREK/KEZLERCE


- TEKRARLAMA | İTERASYON | TEKRAR, KESRET-İ TEKRAR | TEKERRÜR | REPETİSYON | TEKRİR | YİNELEME ile/||/<> YİNELEME ile/||/<> YİNELEMEK

( Sinema TV Aynı resmin birbiri ardından sık sık kullanılması İlk saldırıya çelgi alıp karşılık vermeyen ya da ilk saldırıyı yalnız bir çekilme bir savma ile geçiştiren karşı yarışmacıya aynı saldırıyı tekli ya da bileşik olarak uygulama Hareketleri ya da sözleri tekrarlayarak güldürücü ya da dramatik etkiyi sağlama Tekrarlama 1 Genellikle herhangi bir döngü içindeki işlemlerin bir kez daha uygulanışı 2 Yineleme yöntemiyle hesaplamada işlemler düngüsünün her bir uygulanışı Özensizlikten başka sözcük bulamamaktan anlatımı başka biçimde verememekten ötürü yazıda aynı sözcükleri sık sık kullanma 1 Bir sormacanın ayrı ayrı zaman ya da yerlerde birden çok uygulanması 2 Örnekleme yanılgısının iyi bir kestirimini elde etmek ve doğruluğu arttırmak gibi nedenlerle bir deney ya da sormacanın birden çok uygulanması ölçübilim Bir açıölçümün duyarlığını artırmak için ikinci kez yapılan ölçüm Söz sanatı terimi Bir cümle içinde ya da arka arkaya gelen cümlelerde bir kelime ya da bir parçanın tekrarlanması Çal sevdiğim çal güzelim çal meleğim çal T Fikret Baş yinelemesi Deyi yinelemesi Son baş yinelemesi ya da Zincirleme Son yinelemesi Üye yinelemesi Anlamı güçlendirmek pekiştirmek kavramı genişletmek zenginleştirmek amacıyla her türlü sözcük tekrarı Bu kadronun en sevimli sevimli olduğu kadar da en korkunç adamı odur Gül değil arkasında kanlı kefen sen misin sen misin garip vatan vb Bir oyunun yeni baştan ele alınarak yeniden oynatılması )

( REPETITION | REDOUBLEMENT | ITERATION | REPLICATION, REPETITION | REVIVAL | REITERATE | REPEAT )

( RÉPÉTITION (D'IMAGÉ) | REDOUBLEMENT | ITÉRATION | REDONDANCE | RÉPÉTITION | REPRISE )

( WIEDERHOLUNG | REPLIKATION | REPETITION | WIEDERAUFFÜHRUNG, REPRISE )


- TEKRARLAMA ile UYGULAMA

( TO REPEAT vs. TO APPLY )


- TEKRARLAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< İRDELEMEK


- TEKRARLAMAK ile TEKRARLANMAK ile TEKRARLATMAK ile TEKRARLANABİLMEK ile TEKRARLATABİLMEK ile TEKRARLAYABİLMEK ile TEKRAR ile TEKRARLI ile TEKRARSIZ ile TEKRAR TEKRAR ile TEKRARLI BAĞLAÇ


- TEKRARLAYABİLME | YİNELEYEBİLME ile/||/<> TEKRARLANABİLME | TEKRARLATABİLME | TEKRARLATABİLMEK | TEKRARSIZ ile/||/<> TEKRARLI | TEKRARLANIŞ | TEKRARLANMA | TEKRARLANMAK | TEKRARLATMA | TEKRARLATMAK | TEKRARLAYIŞ ile/||/<> YİNELENEBİLME | YİNELETEBİLME | YİNELETEBİLMEK | YİNELEMESİZ ile/||/<> YİNELEMELİ | YİNELENİŞ | YİNELENME | YİNELENMEK | YİNELETME | YİNELETMEK | YİNELEYİŞ


- TEKRARLAYAN/TEKERRÜR EDEN:
TARİH değil TARİHÇİ


- TEKRARLAYICI (OLMAK) ile/ve/değil/yerine UYGULAYICI (OLMAK)


- TEKRARLI BAĞLAÇ ile/||/<> ...

( Sıra sözleri ve cümleleri birleştiren bağlaç ne ne de de olsun olsun gerek gerek ister ister hem hem hem de O hem ışık ile ve su ile dağılıp akmasını hem de suda toplanmasını külçelenmesini bildi A H Tanpınar Yaşadığım Gibi İstanbul İstanbul un Mevsimleri ve San atlarımız s 1 Ne gücünü aşan meseleler için çene yormaya kafa eskitmeye niyeti vardı ne de kendi başarısızlıkları acıları için suçlu aramaya T Buğra İbişin Rüyası s 57 Ne Server içeri girmek arzusu gösteriyor ne de öbürü gelmesini teklif ediyordu R N Güntekin Kızılcık Dalları s 22 Şerif ona sevgiyle baktı Hem bu kadar içlenmelisin hem de bu en içli halinde bile o minicik yalanlarını ve yaltaklanmalarını bırakmalısın T Buğra Dönemeçte s 107 Gelenlerin ve geleceklerin çoğu çiftçi öküzle olsun makine ile olsun toprakla sert sarı esmer buğday habbeleriyle ne zaman tekrar başbaşa gelecekler A H Tanpınar Yaşadığım Gibi Göçmen Davası s 51 vb )


- TEKŞİFİ USUL ile/||/<> BULGUSAL YÖNTEM

( Öğretilmek istenen şeyi öğrencilerin kendilerinin bulmasını sağlayan eğitbilim yöntemi )


- TEKSİR | ÇOĞALTMA ile/||/<> ÇOĞALTMAK ile/||/<> ÇOĞALTMA

( Bir yapıttan çok sayıda yapıt sayısı elde etme Bir yapıttan birden çok sayı elde etmek Bir kaynaktan kaynakla özdeş biçimde bir sonuç üretmek üzere veri aktarmak örn eldeki bir delikli kart üzerindeki delikler örüntüsüyle özdeş delikler taşıyan yeni bir delikli kart delmek Yersiz gereksiz birtakım yinelemelerle kıtıkla sözü uzatma basımcılık Bir jelatin tabakasına aktarılmış olan yazıyı üzerine kâğıt bastırarak çok sayıda çıkartma yöntemi )

( PRINTING | TO COPY | DUPLICATE | AUGMENTATION, MULTIPLYING, MULTIPLICATION | DUPLICATION | REPLICATION )

( IMPRESSION, REPRODUCTION | COPIER, IMPRIMER | REPRODUIRE, DUPLIQUER | AUGMENTATION, MULTIPLICATION )


- TEKSİR MAKİNESİ ile/||/<> ÇOĞALTMA MAKİNESİ


- TEKSİR[Ar. < TEKS̱ĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOĞALTMA (TEKSİR KÂĞIDI, TEKSİR MAKİNESİ)


- TEKSİR ile TEKSİR KAĞIDI ile TEKSİR MAKİNESİ


- TEKSTİL ENDÜSTRİSİ ile/||/<> TEXTILE INDUSTRY[İng.] ile/||/<> PROFESSİON DE TİSSEREND[Fr.] ile/||/<> DOKUMACILIK

( işleyim İplikteştirilmiş her türlü özdeği kumaş durumuna getirip değerlendiren işleyim kolu )

( TEXTILE INDUSTRY )

( PROFESSION DE TISSEREND )


- TEKTONİK[Fr.] ile ...

( Parçalanıp dağılmış yer katmanlarının birbiri ile olan ilgilerini araştıran yer bilimi kolu. )


- TEKVANDO[KORECE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKVANDO

( El ve kol vuruşlarından çok ayak ve tekme tekniklerine önem veren Uzak Doğu ya özgü dövüş sanatı )


- TEL CAMBAZI ile/||/<> TEL ÇİVİ ile/||/<> TEL DİKİŞ ile/||/<> TEL DOKUMA ile/||/<> TEL DOLAP ile/||/<> TEL FIRÇA ile/||/<> TEL HALAT ile/||/<> TEL ISPANAK ile/||/<> TEL KADAYIF ile/||/<> TEL KAFES ile/||/<> TELKÂRİ ile/||/<> TEL KURDU ile/||/<> TEL KÜF ile/||/<> TEL KÜFLÜCE ile/||/<> TEL PEYNİR ile/||/<> TEL ÖRGÜ ile/||/<> TEL ŞEHRİYE ile/||/<> TEL TEL ile/||/<> TEL ZIMBA ile/||/<> DİKENLİ TEL ile/||/<> BAM TELİ ile/||/<> ELEKTRİK TELİ ile/||/<> GELİN TELİ ile/||/<> KAFES TELİ ile/||/<> LEHİM TELİ ile/||/<> TELGRAF TELİ ile/||/<> ZIMBA TELİ ile/||/<> SES TELLERİ

( Türlü metallerden yapılmış kopmaya karşı bir direnç gösteren ince uzun nesne Bu nesneden yapılmış ya da bu nesne biçiminde olan Tencere çaydanlık vb ni ovarak temizlemek için kullanılan nesne İnsan saçını oluşturan ipçik Bazı organizmaların demet durumundaki oluşumunu meydana getiren ipçiklerin her biri lif )


- TELAFFUZ | BOĞUMLANMA ile/||/<> BOĞUMLANMA

( Derleme oynaklanma Ciğerlerden gelen havanın ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde ses haline gelişi Konuşma organlarımızın dudak dil damak uzamı yanaklar altçene boğazımızdan çıkan sese biçim yermek için topluca çalışması Sessiz harflerin bir tümcenin başında ve sonunda kesin belirli bir biçimde ve sesli harflerin yüksekliğine vurgularına renklerine dikkat edilerek söylenmesi Konuşmayı sağlayan hareketlerin tümü ciğerlerden gelen havanın ses yoluyla belirli bölgelerinde açılma kapanma daralma hışırdama vb hareketlerle sese dönüştürülmesi olayı Azerbaycan Türkçesi artikulyasiya mäxräc Türkmen Türkçesi artikulyaasiyaa Gagauz Türkçesi artikulätsiya sölenti Özbek Türkçesi artikulyatsiya Uygur Türkçesi B artikulyatsiyä D täläppuz Tatar Türkçesi artikulätsiya Başkurt Türkçesi artikulyatsiya ayteleş artikulätsiya Krç Malk artikulätsiya Nogay Türkçesi artikulyatsiya Kazak Türkçesi artikulyatsiya Kırgız Türkçesi artikulyatsiya Alt artikulyatsiya Hakas Türkçesi artikulyatsiyatapsagnın pütçetkeň ondayı Tuva Türkçesi artikulyatsiya Türkçesi artikulyatsiya Rusça artikulyatsiya )

( ARTICULATION | REGION OF ARTICULATION | POINT OF ARTICULATION )

( ARTICULATION | RÉGION D'ARTICULATION | POINT D'ARTICULATION )

( ARTIKULATION | ARTIKULATIONSSTELLE | ARTIKULATIONSPUNKT )

( ARTICOLAZIONE )

( ΆΡΘΡΩΣΗ / άρθρωση )


- TELAFFUZ | BOĞUMLANMA ile/||/<> BOĞUMLANMA BÖLGESİ ile/||/<> BOĞUMLANMA NOKTASI

( (Derleme.. oynaklanma) Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde ses haline gelişi. @@ Konuşma organlarımızın (dudak, dil, damak uzamı, yanaklar, altçene) boğazımızdan çıkan sese biçim yermek için topluca çalışması. Sessiz harflerin bir tümcenin başında ve sonunda kesin, belirli bir biçimde ve sesli harflerin yüksekliğine, vurgularına renklerine dikkat edilerek söylenmesi. @@ Konuşmayı sağlayan hareketlerin tümü; ciğerlerden gelen havanın, ses yoluyla belirli bölgelerinde açılma, kapanma, daralma, hışırdama vb. hareketlerle sese dönüştürülmesi olayı. @@ Azerbaycan Türkçesi: artikulyasiya ~ mäxräc; Türkmen Türkçesi: artikulyaasiyaa; Gagauz Türkçesi:artikulätsiya ~ sölenti; Özbek Türkçesi: artikulyatsiya; Uygur Türkçesi: (B.Uyg.) artikulyatsiyä ~(D.Uyg.) täläppuz; Tatar Türkçesi: artikulätsiya; Başkurt Türkçesi: artikulyatsiya ~ ayteleş; Kmk:artikulätsiya; Krç.-Malk.: artikulätsiya; Nogay Türkçesi: artikulyatsiya; Kazak Türkçesi: artikulyatsiya; Kırgız Türkçesi: artikulyatsiya; Alt:: artikulyatsiya; Hakas Türkçesi: artikulyatsiya-tapsagnın pütçetkeň ondayı; Tuva Türkçesi: artikulyatsiya; Şor Türkçesi: *artikulyatsiya; Rusça: artikulyatsiya )

( ARTICULATION | REGION OF ARTICULATION | POINT OF ARTICULATION~REGION OF ARTICULATION~POINT OF ARTICULATION )

( ARTICULATION | RÉGION D'ARTICULATION | POINT D'ARTICULATION~RÉGION D'ARTICULATION | RÉGION D’ARTICULATION~POINT D'ARTICULATION | POINT D’ARTICULATION )

( ARTIKULATION | ARTIKULATIONSSTELLE | ARTIKULATIONSPUNKT~ARTIKULATIONSSTELLE~ARTIKULATIONSPUNKT )

( ARTICOLAZIONE~REGIONE DI ARTICOLAZIONE~PUNTO DI ARTICOLAZIONE )

( ΆΡΘΡΩΣΗ / άρθρωση~ΠΕΡΙΟΧΉ ΆΡΘΡΩΣΗΣ / περιοχή άρθρωσης~ΣΗΜΕΊΟ ΆΡΘΡΩΣΗΣ / σημείο άρθρωσης )


- TELÂFFUZ ETMEK ile/değil/yerine/= SESLETİMLEMEK


- TELAFFUZ | SÖYLEYİŞ ile/||/<> SÖYLEYİŞ

( Söylev verirken koşuk okurken sahnede rol yaparken seslerin sözcüklerin ses perdelerinin durakların hakkını vererek söyleme sanatı Söylev verirken şiir okurken sahnede rol yaparken seslerin kelimelerin ses perdelerinin durakların hakkını verme bakımından söyleme tarzı Ünlülerin çıkarılmasında konuşma organlarının hareketi )

( PRONOUNCIATION )

( DICTION | PRONONCIATION )

( AUSSPRACHE )


- TELAFFUZ[Ar. < TELAFFUẒ] ile/||/<> ...

( Azerbaycan Türkçesi tälaffüz Türkmen Türkçesi sözleyiş gepleyiş Gagauz Türkçesi sölenti sölemäk artikulätsiya Özbek Türkçesi talaffuz Uygur Türkçesi täläppuz Tatar Türkçesi äyteleş Başkurt Türkçesi äyteleş aytılış aytılgan küyü Krç Malk aytıw tüz aytıw Nogay Türkçesi aytıluw Kazak Türkçesi aytıluw Kırgız Türkçesi aytuu aytılış Alt aydıları Hakas Türkçesi çoohtanıs oňdayı tapsaglar adapçathanı Tuva Türkçesi ünnü adaarı Rusça proiznoşeniye )


- TELAFFUZ ile/||/<> SESLETİM


- TELÂFFUZ[Ar.] ile/değil/yerine/= SÖYLEN(/Y)İŞ


- TELAFFUZ[Ar. < TELAFFUẒ] ile/değil/yerine/=/||/<> TELAFFUZ

( telaffuz cihazı telaffuz organları Kelimenin ses hece ton ve vurgu bakımından söylenişi sesletim söyleyiş artikülasyon )


- TELAFFUZ ile TELAFFUZ CİHAZI ile TELAFFUZ ORGANLARI


- TELÂFİ | ÖDÜNLEME ile/||/<> ÖDÜNLEME

( Engellenen ve doyurulamayan dilek istek davranışların yarattığı tedirginliği onların yerine geçebilecek başka dilek istek ve davranışlarla giderme Bireyin belli bir çalışma alanında başarı göstererek ya da özel bir davranış yolu seçerek bilinçli ya da bilinçsiz olarak geliştirdiği yetersizlik ve aşağılık duygularını yenmesiyle kişiliğini dengede tutması )

( COMPENSATION | SUBLIMATION )

( COMPENSATION | SUBLIMATION )

( KOMPENSATION )

( COMPENSATIO )

( COMPENSAZIONE )

( ΑΝΤΙΣΤΆΘΜΙΣΗ / αντιστάθμιση )


- TELÂFİ | ÖDÜNLEME ile/||/<> YÜCELTME

( Engellenen ve doyurulamayan dilek, istek, davranışların yarattığı tedirginliği, onların yerine geçebilecek başka dilek, istek ve davranışlarla giderme. @@ Bireyin, belli bir çalışma alanında başarı göstererek ya da özel bir davranış yolu seçerek, bilinçli ya da bilinçsiz olarak geliştirdiği yetersizlik ve aşağılık duygularını yenmesiyle kişiliğini dengede tutması. )

( COMPENSATION | SUBLIMATION~SUBLIMATION )

( COMPENSATION | SUBLIMATION~SUBLIMATION )

( COMPENSATIO~... )

( KOMPENSATION~SUBLIMIERUNG )

( COMPENSAZIONE~SUBLIMAZIONE )

( ΑΝΤΙΣΤΆΘΜΙΣΗ / αντιστάθμιση~ΕΞΙΔΑΝΊΚΕΥΣΗ / εξιδανίκευση )


- TELÂFİ ile/ve/||/<> PANZEHİR


- TELÂFİSİ ZOR ile/değil/yerine/= GİDERMESİ GÜÇ


- TELÂKKİ | KAVRAYIŞ ile/||/<> KAVRAYIŞ

( 1 Kavrama anlama yetisi 2 Görüş anlayış 1 Bir algı içeriğinin doğrudan doğruya kavranması 2 Kantta Algı türlerinin bir tasarım olarak birleşmesi salt görüde bir araya konması )

( CONCEPTION | APPREHENSION )

( CONCEPTION | APPRÉHENSION )

( APPREHENSION )

( APPREHENSIO )


- TELARO[İt. < TELAIO] ile/değil/yerine/=/||/<> İP İSKELESİ


- TELA'SÜM[Ar.] ile/değil/yerine/= KEKELEME

( Yanıt verilecek yerde veremeyip kekeleme. | Saçmasapan yanıt verme, kemküm etme. | Dil dolaşma. )


- TELÂZUM[Ar.] ile/değil/yerine/= BİRBİRİNİ GEREKTİRME İLİŞKİSİ


- TELEASISTANS/TELE-ASISTANS[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN YARDIM


- TELEBBÜN[Ar. LEBEN] ile ...

( Memeden, sütün damla damla akması. )


- TELECARTE[Fr. < TÉLÉ + CARTE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEKART

( Telefon etmek için kullanılan kart )


- TELECLÜC[Ar. < LÜCCET] ile ...

( Şaşkınlıktan dolayı sözü ağzında karıştırarak söyleme. )


- TELEFİLM ile/||/<> TELEVISION FILM, (ABD) TELEFILM[İng.] ile/||/<> TÉLÉFİLM, FİLM DE TÉLÉVİSİON[Fr.] ile/||/<> FERNSEHFILM, FERNSEHSPIELFILM[Alm.] ile/||/<> TELEVİZYON FİLMİ

( Sinema TV 1 Televizyonda gösterilmek üzere özel olarak hazırlanmış film televizyon özellikleri taşıyan film 2 Televizyon yöntemlerinden yararlanılarak gerçekleştirilmiş film Bunun için Electronicam Vidicam vb yöntemler kullanılır )

( TELEVISION FILM, (ABD) TELEFILM )

( TÉLÉFILM, FILM DE TÉLÉVISION )

( FERNSEHFILM, FERNSEHSPIELFILM )


- TELEFON ETMEYE GİTMEK ile FATURA YATIRMAK

( İşemek. İLE Sıçmak. )


- TELEFON/TELEPHONE[Fr. < TÉLÉPHONE] ile/||/<> TELEFONOMETRE/TELEPHONOMETRE[Fr. < TÉLÉPHONOMÈTRE] ile/||/<> TELEKART/TELECARTE[Fr. < TÉLÉ + CARTE] ile/||/<> TELESEKRETER/TELESECRETAİRE[Fr. < TÉLÉSECRÉTAIRE]

( telefon diplomasisi telefon direği telefon hattı telefon ihbarlı telefon kabini telefon kartı telefon kulübesi telefon operatörü telefon rehberi telefon santrali telefon sapığı akıllı telefon ankesörlü telefon kartlı telefon kontörlü telefon kutulu telefon mobil telefon radyotelefon sabit telefon telsiz telefon araç telefonu cep telefonu el telefonu Konuşmaları ileten ve yansıtan düzenek Birbirinden uzakta bulunan kişilerin konuşmasını sağlayan aygıt )


- TELEFONLAŞMAK ile TELEFON ile TELEFONCU/LUK ile TELEFONLU ile TELEFONSUZ/LUK ile TELEFON HATTI ile TELEFON KARTI ile TELEFON DİREĞİ ile TELEFON KABİNİ ile TELEFON SAPIĞI ile TELEFON REHBERİ ile TELEFON KULÜBESİ ile TELEFON SANTRALİ ile TELEFON DİPLOMASİSİ


- TELEFONUN KAYBI ile CÜZDANIN KAYBI ile KENDİNİ KAYBETME

( 15 dakikada fark ediliyor. İLE 4 saatte fark ediliyor. İLE Farkında bile olunmuyor. )


- TELEPHOTO LENS[İng.] / LENTILLE TÉLÉOBJECTIF[Fr.] / FERNOBJEKTIV[Alm.] ile/değil/yerine/= TELEFOTO MERCEK


- TELEKINESIS vs. LEVITATE


- TELEKOMÜNİKASYON ile/||/<> UZ İLETİŞİM


- TELEKS[Fr./İng. < TELEX] ile/ve/||/<>/> BELGEGEÇER/TELEFAKS[Fr./İng.] / FAKS

( Telsiz ve telem araçlarına uzaktan haber yazdırma düzeni. İLE/VE/||/<>/> Belgegeçer aracına uzaktan yazdırma düzeni. )


- TELEMMÜS[Ar. < LEMS] ile TELEMMÜZ[Ar. < TİLMÎZ]

( El ile dokunma. İLE Öğrencilik/talebelik, çömezlik etme, öğrenci olarak devam etme. )


- TELEOLOJİ ile/değil/yerine/= EREKGÖRÜ


- TELEOLOJİK[Fr. < TÉLÉOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> EREK BİLİMSEL


- TELEOLOJİ/K ile/değil/yerine/= EREKGÖRÜ/SEL


- TELEONOMİ[İng. TELEONOMY] ile/||/<> BASTIRMA[İng. REPRESSION] ile/||/<> VERİM[İng. EFFICIENCY]

( Organizmanın başarısına katkıda bulunan bütün yapılar, bütün edimler ve bütün etkinlikleri kapsayan düzenek/düzen. Teleonomi, "amaca uygunluk" gibi keyfi bir tanımdan doğan ve bilim felsefesi tartışmalarında canlıları tanımlamak için kullanılan bir bütünsel kavramdır. Ancak tek başına canlılığın yeter şartı olduğu söylenemez.Teleonomi ve teleonomik yapı kavramları tanımı gereği biyolojide "canlılara" ve diğer başka alanlarda da "cansız yapılara" uygulanabilir. Bu sebepten sıkça yaratılışçılar tarafından "tasarım" iddiasına delil olarak kullanılmaktadır. Çakmak taşından üretilmiş, avın et ve kemiğini ayırmaya yarayan ilkel bir el baltası, çocuklara alfabeyi öğretmekte kullanılan akılda kalıcı bir tekerleme, evcil kedi yavrularının anne sütünü daha fazla ve kolay emmek için emzirme sırasında ön ayaklarıyla yaptığı ritmik pençe bastırma hareketi ya da ışığı en verimli biçimde toplamak için üretilmiş bir fotoğraf lensi teleonomik bir yapıdır/etkinliktir. @@ Hoş olmayan düşünce ve duyguları bastırıp, düşünmeme ve bilinç altına itme eğilimidir. @@ Bir sistemde yapılan işin harcanan enerjiye oranıdır. Yüzde olarak gösterilir ve %100'e yakın olduğunda sistemdeki enerji kayıpları en düşük düzeydedir. Ancak pratik olarak herhangi bir sistemde enerji kayıpları kaçınılmazdır. Dolayısıyla %100 verim mümkün değil.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TELEPATHİE[Fr. < TÉLÉPATHIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEPATİ

( Birinin düşündüklerini ya da uzakta geçen bir olayı hiçbir bağlantı olmadan algılama uza duyum )


- TELEPATİ/TELEPATHİE[Fr. < TÉLÉPATHIE] ile/||/<> TELEPATİK/TELEPATHİQUE[Fr. < TÉLÉPATHIQUE] ile/||/<> PARAPSİKOLOJİ/PARAPSYCHOLOGİE[Fr. < PARAPSYCHOLOGIE] ile/||/<> PARAPSİKOLOJİK/PARAPSYCHLOGİQUE[Fr. < PARAPSYCHLOGIQUE]

( Birinin düşündüklerini ya da uzakta geçen bir olayı hiçbir bağlantı olmadan algılama uza duyum )


- TELEPATİ ile TELEPATİK


- TELEPATİ ile/||/<> UZA DUYUM


- TELEPATİ ile/değil/yerine/= UZADUYUM


- TELEPATİK[Fr. < TÉLÉPATHIQUE] ile/değil/yerine/= TELEPATİ İLE İLGİLİ


- TELEPORTATION ile/||/<> DENSE CODİNG ile/||/<> CRYPTOGRAPHY

( Dolanıklık ve klasik bilgi yardımıyla bir kübitin durumunu başka yere aktarmaktır; kübit taşınmaz, durumu taşınır. @@ Bir dolanık çift kullanarak tek bir kübitle iki klasik bit bilgi gönderebilmektir; teleportasyonun bir bakıma tersidir. @@ Dolanıklık ve ölçümün bozucu doğasını kullanarak, dinlemenin saptanabildiği güvenli anahtar paylaşımıdır. Üçü de dolanıklığı kullanan kuantum iletişim protokolleridir: durum taşıma, bilgi sıkıştırma ve güvenli haberleşme. )

( Formül: |ψ⟩AB → |ψ⟩C )


- TELEPROMPTIR, OTOKÖ ile/||/<> TELEPROMPTER, TELEVISION PROMPTER, PROMPTER, PROMPTING DEVICE, CUE CARD, CUE FLIPPER, CRIB CARD, SCRIPT ROLLER, GOOF SHEET, IDIOT CARD (A.), IDIOT BOARD (A.), (ABD) IDIOT SHEET (A.)[İng.] ile/||/<> TÉLÉPROMPTEUR, NÈGRE (A.)[Fr.] ile/||/<> NEGER, TELEPROMPTER[Alm.] ile/||/<> AKIL DEFTERİ

( TV Konuşmacılara yardımcı olmak amacıyla kullanılan çok çeşitleri bulunan bir araç Alıcının gerisindeki bir yere konan bu araç genellikle iri harflerle yazılı bir metni istenilen hızda döndüren bir silindirden oluşur Teleprompter bu aracın en yaygınının ayırmacıdır )

( TELEPROMPTER, TELEVISION PROMPTER, PROMPTER, PROMPTING DEVICE, CUE CARD, CUE FLIPPER, CRIB CARD, SCRIPT ROLLER, GOOF SHEET, IDIOT CARD (A.), IDIOT BOARD (A.), (ABD) IDIOT SHEET (A.) )

( TÉLÉPROMPTEUR, NÈGRE (A.) )

( NEGER, TELEPROMPTER )


- TELESCOPE :/yerine TELESKOP


- TELESCOPE[Fr. < TÉLÉSCOPE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELESKOP

( Sonsuzdaki bir nesnenin gerçek görüntüsünü içbükey bir aynadan yapılmış merceğinin odak düzleminde veren ve gök bilimiyle ilgili gözlemlerde kullanılan optik aygıt gözlemci ırakgörür )


- TELESİMEK ile/ve/||/<> ZAYIFLAMAK

( Yorulmak, güçsüz kalmak, yorgunluktan bayılacak duruma gelmek. İLE/VE/||/<> ... )


- TELESKOP

( TELESCOPE )


- TELESKOP ile/ve/<> FAST(Five-hundred-meter Aperture Spherical Radio Telescope)

( ... İLE/VE/<> Dünyanın en güçlü tek çanaklı radyo dedektörü. )

( )


- TELESKOP ile/||/<> IRAKGÖRÜR


- TELESKOP ile/ve/<> RADYO TELESKOPU

( Dünyanın en büyük ve en duyarlı single-dish radyo teleskopu, Porto Riko'dadır. )


- TELETİBB[Fr. < TÉLÉ + Ar. ṬIBB] ile/değil/yerine/=/||/<> TELETIP

( Hastanın yaşamsal verilerinin mobil cihazlar kullanılarak sağlık kuruluşuna gönderilmesiyle gerçek zamanlı tanı tedavi takip ve değerlendirme yapılabilmesini sağlayan sağlık hizmeti )


- TELEÜT TÜRKÇESİ ile/||/<> TELEÜTÇE


- TELEÜT ile TELEÜTÇE


- TELEVİZYON[Fr./İng. TELEVISION] ile/ve/değil/yerine GÖSTERGE/GENEL AĞ/İNTERNET[İng.]

( BİZİM ÇOCUKLARIN PUTU
KÖŞEDEKİ KARAKUTU
EHL-İ KÜFÜR ÇEKTİ ŞUTU
KALEMİZE GOL EYLEDİ )

( Gün boyunca televizyon izlesen, bir sayfa kitap okumak kadar değeri/etkisi/katkısı olmaz. )

( Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıt, televizyon alıcısı. @@ Bilgisayar ağlarının birbirine bağlanması sonucu ortaya çıkan, herhangi bir sınırlaması ve yöneticisi olmayan uluslararası bilgi iletişim ağı. )


- TELEVİZYON ile TELEVİZYONCU/LUK ile TELEVİZYON FİLMİ ile TELEVİZYON OYUNU ile TELEVİZYON DİZİSİ ile TELEVİZYON YAYINI ile TELEVİZYON ALICISI ile TELEVİZYON BANDROLÜ ile TELEVİZYON PROGRAMI ile TELEVİZYON VERİCİ İSTASYONU


- TELEZZÜZ[< LEZZET]:
LEZZET, TAD ALMA, HOŞLANMA, HOŞA GİTME -<


- TELGRAFÇI ile/||/<> MUHABERE MEMURU


- TELHİS | KISALTMA >< İNDİRME

( Bir yapıtı, belirli bir amaca uygun olarak kısaltma. @@ Yazında geçen adları, sözcükleri bir iki harfle kısaca anlatma, imleme. @@ Bir çarpma işlemiyle donatılmış kümede a.c=b.c (ya da c.a=c.b) olması durumunda a=b eşitliğinin çıkarılması. @@ Belirli bir örgüt, küme ya da birliğin adı olan sözcüklerin ilk harflerinden oluşan yeni sözcük. (UNESCO, IFLA gibi.) 2. [İng. abreveation]: Sözcüklerin ilk hecesinin birleştirilmesiyle oluşan yeni sözcük (Pet-Kim gibi.) @@ Giderleri azaltmak amacıyla tecim işlerine ilişkin telli bildirimlerde birkaç ya da daha çok sözcüğün yerini tutmak üzere kullanılan birleşik bir sözcük @@ Yazarken zamandan kazanmak amacıyla bir ya da birkaç sözcüğü özümlemek üzere kullanılan kısa işaret. (Bunlar çoğunlukla asıl sözcüğün ilk harfleri ile yapılır.) @@ bk. Attika kısaltması. @@ Yazıda bir kelimeyi kısaca göstermek üzere ondan alınarak kullanılan harf öbeği. Dilbilim yerine dl. gibi. @@ Sık kullanılan kelimelerin, şahıs yer ve kuruluş adlarının, yer kazanmak, kolaylık sağlamak gibi pratik amaçlarla yazıda kısaltılmış biçimi: Dr. (doktor), bk. (bakınız), krş. (karşılaştırınız), cm. (santimetre), m. (metre), TL. (Türk Lirası), km. (kilometre), TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), T.C. (Türkiye Cumhuriyeti), A.Ü. (Ankara Üniversitesi), TDAY-Belleten (Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten) vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: ixtisar; Türkmen Türkçesi: gıısgaltma ~ abbreviatura; Gagauz Türkçesi: kısaltmak ~kısaltmalar; Özbek Türkçesi: qisqartma; Uygur Türkçesi: qisqartilma ~ abbreviatsiyä; Tatar Türkçesi: qisqartma; Başkurt Türkçesi: abbreviatura ~ qışqartılğan quşma hüzzär; Kmk:abbreviatsiyä ~ kısgartılıw ~ ixtisar; Krç.-Malk.: abbreviatsiya ~ sözlenikıshartıp cazıw; Nogay Türkçesi: kıskartuw ~ abbreviatsiyä; Kazak Türkçesi: kıskartuw ~kıskargan söz; Kırgız Türkçesi: kıskartuu; Alt:: kıskartılganı ~ abbreviatura; Hakas Türkçesi: abbreviatsiya ~ hızırılganı; Tuva Türkçesi: huraaňgaylaaşkın; Şor Türkçesi: *kıskartılganı ~abbrebiatura; Rusça: sokraşçeniye ~ abbreviatsiya; ~ @@ @@ )

( SUMMARIZE | CANCELLATION, REDUCTION | ACRONOMY, ABREVEATION | CODE BOOK | ABRÉVIATION, SIGN, SYMBOL | ABBREVIATION | ABBREVIATE | LOWERING~LOWERING | DISCOUNTING | SUBMERSION )

( RÉSUMÉ | ABRÉVIATION | SIMPLIFICATION, RÉDUCTION | CODE TÉLÉGRAPHIQUE | ABRÉVIATION, SIGNE SYMBOLE | ABRÈGEMENT | ABAISSEMENT~ABAISSEMENT | SUBMERSION )

( REDUCTIO~... )

( KÜRZUNG, ABKÜRZUNG, REDUKTION, VEREINFACHUNG, ZURÜCKFÜHRUNG | ABBREVIATION, ABKÜRZUNG | SENKEN~SENKEN | SUBMERSION )

( ABBREVIAZIONE~ABBASSAMENTO )

( ΣΥΝΤΌΜΕΥΣΗ / συντόμευση~ΚΑΤΈΒΑΣΜΑ / κατέβασμα )


- TELHİS | KISALTMA ile/||/<> KISALTMA ile/||/<> KISALTMAK

( Bir yapıtı belirli bir amaca uygun olarak kısaltma Yazında geçen adları sözcükleri bir iki harfle kısaca anlatma imleme Bir çarpma işlemiyle donatılmış kümede a c b c ya da c a c b olması durumunda a b eşitliğinin çıkarılması Belirli bir örgüt küme ya da birliğin adı olan sözcüklerin ilk harflerinden oluşan yeni sözcük UNESCO IFLA gibi 2 abreveation Sözcüklerin ilk hecesinin birleştirilmesiyle oluşan yeni sözcük PetKim gibi Giderleri azaltmak amacıyla tecim işlerine ilişkin telli bildirimlerde birkaç ya da daha çok sözcüğün yerini tutmak üzere kullanılan birleşik bir sözcük Yazarken zamandan kazanmak amacıyla bir ya da birkaç sözcüğü özümlemek üzere kullanılan kısa işaret Bunlar çoğunlukla asıl sözcüğün ilk harfleri ile yapılır Attika kısaltması Yazıda bir kelimeyi kısaca göstermek üzere ondan alınarak kullanılan harf öbeği Dilbilim yerine dl gibi Sık kullanılan kelimelerin şahıs yer ve kuruluş adlarının yer kazanmak kolaylık sağlamak gibi pratik amaçlarla yazıda kısaltılmış biçimi Dr doktor bakınız karşılaştırınız cm santimetre m metre TL Türk Lirası km kilometre TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi T C Türkiye Cumhuriyeti A Ü Ankara Üniversitesi TDAYBelleten Türk Dili Araştırmaları YıllığıBelleten vb Azerbaycan Türkçesi ixtisar Türkmen Türkçesi gıısgaltma abbreviatura Gagauz Türkçesi kısaltmak kısaltmalar Özbek Türkçesi qisqartma Uygur Türkçesi qisqartilma abbreviatsiyä Tatar Türkçesi qisqartma Başkurt Türkçesi abbreviatura qışqartılğan quşma hüzzär abbreviatsiyä kısgartılıw ixtisar Krç Malk abbreviatsiya sözlenikıshartıp cazıw Nogay Türkçesi kıskartuw abbreviatsiyä Kazak Türkçesi kıskartuw kıskargan söz Kırgız Türkçesi kıskartuu Alt kıskartılganı abbreviatura Hakas Türkçesi abbreviatsiya hızırılganı Tuva Türkçesi huraaňgaylaaşkın Türkçesi kıskartılganı abbrebiatura Rusça sokraşçeniye abbreviatsiya )

( SUMMARIZE | CANCELLATION, REDUCTION | ACRONOMY, ABREVEATION | CODE BOOK | ABRÉVIATION, SIGN, SYMBOL | ABBREVIATION | ABBREVIATE | LOWERING )

( RÉSUMÉ | ABRÉVIATION | SIMPLIFICATION, RÉDUCTION | CODE TÉLÉGRAPHIQUE | ABRÉVIATION, SIGNE SYMBOLE | ABRÈGEMENT | ABAISSEMENT )

( KÜRZUNG, ABKÜRZUNG, REDUKTION, VEREINFACHUNG, ZURÜCKFÜHRUNG | ABBREVIATION, ABKÜRZUNG | SENKEN )

( REDUCTIO )

( ABBREVIAZIONE )

( ΣΥΝΤΌΜΕΥΣΗ / συντόμευση )


- TELHÎSEN[Ar.] ile TELHÎSÎ/TELHİSÇİ[Ar.]

( Özet olarak, kısaltılarak.[HÜLÂSETEN] İLE Bâbıâlî'den, sultana yazılacak şeylerin özetini çıkaran görevli. )


- TELİF | DERLEMEK ile/||/<> DERLEME ile/||/<> DERLEMEK

( Herhangi bir yüksek düzeyli dilde hazırlanmış bir izlenceyi bir derleyici aracılığıyla belli bir bilgisayar dizgesinin makine diline çevirip bir amaç izlence oluşturmak Bir ölçek oluşturacak sınarları seçmek üzere ölçüm boyutuna ilişkin çeşitli anlatımları seçerek dile getirme ya da toplama )

( COMPILE | COMPILATION )

( COMPILER )


- TE'LÎF[< ÜLFET] ile TERKİB[< RÜKÛB | çoğ. TERKÎBÂT]

( Uzlaştırma, barıştırma. İLE Birkaç şeyi birleştirip karışık bir şey meydana getirme. | Birkaç şeyden meydana getirilmiş şey. | [dilb.] Birleştirme.[Fr. COMPOSITION] | Takım. | [kimyada] Sentez. )


- TELKİH,İNOKÜLASYON | AŞILAMAK | TELKİH | İNOKÜLASYON | AŞILAMA ile/||/<> AŞILAMA ile/||/<> AŞILAMAK

( Tartışma zorlama inandırma gibi çabalar söz konusu olmadan bir kişiye belirli görüş ve inançları yalnızca sözle benimsetme 1 Bir ekin ortamına bakterilerin ekilmesi 2 Aşırı doygun bir çözelti ya da aşırı soğumuş bir sıvıya doygun ya da soğumuş özdeğin küçük bir örütünü daldırarak sıvı evreredeki örütlenmeyi hızlandırma biyoloji tarım Çekirdeklenmeyi kolaylaştırmak amacıyla erimiş metale aşılayıcı ekleme işlemi 1 Enfekte materyalin hastalık etkenini teşhis amacıyla kültür ortamına ekilmesi ya da deney hayvanına enjekte edilmesi 2 Hastalığa karşı antikor oluşturmak amacıyla sağlam organizma vücuduna ilgili hastalık etkenini aşı biçiminde verme inokulasyon vaksinasyon 1 Bağışıklık sistemini uyarmak için vücuda bir patojenin tamamı ya da bir kısmının verilmesi bağışıklama immünize 2 Mikroorganizmaların uygun bir ortama çoğalmaları amacıyla aktarılması işlemi inokülasyon )

( SUGGESTION | INOCULATION | VACCINATION, INOCULATION | VACCINATION )

( INOCULATION | INOCULATIONA, VACCINATION | GREFFER )

( IMPFEN )


- TELL :/yerine SÖYLEMEK


- TELLEMEK ile TELLENMEK ile TELLETMEK ile TELLENDİRMEK


- TELLİ BALIKÇIL ile/||/<> OKAR


- TELLİ BALIKÇIL ile/||/<> TELLİ ÇALGILAR ile/||/<> TELLİ DUVAKLI ile/||/<> TELLİ OTOBÜS ile/||/<> TELLİ PULLU ile/||/<> TELLİ SAZLAR ile/||/<> TELLİ TURNA ile/||/<> ÇİFTETELLİ ile/||/<> İKİTELLİ ile/||/<> ONİKİTELLİ ile/||/<> ÜÇTELLİ

( Teli olan Teller takınmış telle süslenmiş )


- TELLİ SAZLAR ile/||/<> TELLİ ÇALGILAR


- TELLİ ile TELLİCE ile TELLİ PULLU ile TELLİ TURNA ile TELLİ OTOBÜS ile TELLİ SAZLAR ile TELLİ DUVAKLI ile TELLİ BALIKÇIL ile TELLİ ÇALGILAR


- TELMÎ[Ar. < LEMEÂN | çoğ. TELMİÂT] ile TELMÎH[Ar. < MELH | çoğ. TELMÎHÂT]

( Parıldama, parıldatma/parıldatılma. | Renk renk yapma/yapılma. | Mısraları, Arapça, Farsça, Türkçe gibi çeşitli dillerde olan manzûme yapma. [MÜLEMMA'] İLE Söz arasında kastedilen bir şeyi belirli bir anlamla söyleme, açık söylememe, îmâlı konuşma. | İbârede bahsi geçmeyen bir kıssaya, fıkraya, atasözüne ya da ünlü bir şiire, bir söze işaret etme.["Çoktan aşmış o belki İzmit'i de" mısrasına "Atı alan Üsküdar'ı geçti" ibaresine telmih edilmesi gibi] )


- TELMİHEN[Ar. < TELMĪḤEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TELMİHEN

( Telmih yoluyla ima ederek )


- TELOCENTRIC CHROMOSOME[İng.] ile/değil/yerine/= TELOSENTRİK KROMOZOM

( Sentromer kromozomun bir ucuna çok yakın olduğu için sopa biçiminde olan kromozom. p kolu bulunmaz. Bu cins kromozom insanlarda bulunmaz.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TELOMER:
ANNE KARNINDA ile/ve/||/<>/> YAŞAMDA


- TELOMER ile/||/<> TELOMERAZ ile/||/<> HAYFLICK

( Göze bölünme sınırları ve yaşlanma. )

( Formül: TTAGGG tekrarı )


- TELOMERAZ[İng. TELOMERASE] ile/||/<> EŞ ANLAMLAR: TELOSOM[İng. SHELTERIN] ile/||/<> TERS TRANSKRİPTAZ[İng. REVERSE TRANSCRIPTASE] ile/||/<> YAŞLILIK[İng. SENESCENCE]

( RNA molekülü (hTR) içeren ters transkriptaz (hTERT) telomer de tandem tekrarlanması için şablon olarak işlev görür. Her göze, bölünmesi sonrası uzunluğunu korumak için telomer sentezler. Bu, embriyonik gözelerde ve gametlerde aktif, farklılaşmış somatik gözelerde inaktif ve kötü huylu gözelerde yeniden aktifleşmiştir. Telomeraz bir kromozomun telomerik ucuna bir defada bir tabanı ekleyebilirsiniz. Bu onarım repliaktif yaşlılıkdan kaçan gözeler için gereklidir.Telomeraz aktivitesi, insan kanserinin tehşisinde en genel moleküler belirleyicidir. Telomeraz, telomerleri koruyan ve sentezleyen ters transkriptaz enzimdir. @@ Telomerlerin yapısal bütünlüğünü ve işlevsel stabilitesini sağlamakla görevli, altı temel proteinden (TRF1, TRF2, POT1, TIN2, TPP1 ve RAP1) oluşan bir protein kompleksi. Bu kompleks, kromozom uçlarını DNA hasarı olarak algılanmaktan korur ve telomerik DNA'nın "T-loop" adı verilen özel bir yapısal düzenleme ile stabilize edilmesini sağlar. Shelterin, telomeraz enziminin aktivitesini düzenleyerek telomer uzunluğunun kontrolüne katkıda bulunur ve genomik kararlılığın sürdürülmesinde kritik bir rol oynar. @@ RNA yapısını kalıp olarak kullanarak DNA sentezini gerçekleştiren polimeraz enzimi.Telomeraz enziminde bulunan terz transkriptaz sayesinde DNA dizinin sonunda tamamlanamayan kısımlar (telomer uçları), primer olarak kullanılan RNA'ların terz transkripti ile sentezlenebilir. Telomeraz enzimi zigot gelişiminde etkinken doğumdan sonra aktifliğini kaybeder. @@ İlerleyen yaşa bağlı olarak üreme performansının, fizyolojik fonksiyonların ve hayatta kalma başarısının düşmesidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TELSEREN, OSMAN (İST. 1914 - 1987) :

( Madenlidir. Uzun süre Maden ve daha sonra da Sarıyer Merkez Mahallesi Muhtarı olarak görev yaptı. )


- Telsizle konuşurken arada SUS!!!


- TELTİK ile TELTİKLİ ile TELTİKSİZ


- TELVÎH[Ar. < LEVH | çoğ. TELVÎHÂT] ile ...

( Posa haline getirme. )


- TELVİS[Ar.] ile/değil/yerine/= KİRLETME


- TEM ile/||/<> GEÇİRMELİ ELEKTRON MİKROSKOBU

( geçirmeli elektron mikroskobu )


- TEMA[İt.]/THEMA[İng.] ile/değil/yerine/= ANA DÜŞÜNCE, İZLEK

( Bir sanat yapıtında, işlenilen, geliştirilen ana düşünce. )


- TEMÂRUZ[Ar. < MARAZ] ile/değil/yerine/= SAYRIMSAMA, KENDİNİ HASTA GİBİ GÖSTERME


- TEMAS | DOKUNMA ile/||/<> DOKUNMA ile/||/<> DOKUNMAK

( Nesnelerin sıcaklık soğukluk sertlik yumuşaklık gibi türlü niteliklerini deri altındaki sinir uçları aracılığıyle duyumlama işi biyoloji biyoloji )

( TOUCH | SMELL | TASTE )

( TOUCHER | OLFACTION | GOÛT )

( TASTSINN )

( TACTUS )

( TATTO )

( ΑΦΉ / αφή )


- TEMAS ETMEK ile/değil/yerine/= DEĞİNMEK


- TEMAS ETMEK ile/değil/yerine/= GÖRÜŞMEK


- TEMAS ETMEK ile TELEFONLA İLETİŞİM

( CONTACT vs. CONTACT BY PHONE )

( مراجعه کردن ile تماس ile محل اتصال ile ارتباط ile تماس گرفتن ile تماس تلفني گرفتن )

( MARAJEEH KARDAN ile TAMAS ile MOHAL ETESAL ile ERTABAT ile TAMAS GARAFTAN ile TAMAS TALFANY GARAFTAN )


- TEMAS[Ar.] ile/değil/yerine/= DEĞME, DOKUNMA | İLİŞKİ | BAĞLANTI

( Değme, değinti, dokunma, dokunuş. | Buluşup görüşme, ilişki kurma, ilişki. | Değinme, sözünü etme. | Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. )


- TEMAŞAGER, SEYİRCİ, SİNEMA SEYİRCİSİ | SEYİRCİ, TELEVİZYON SEYİRCİSİ | İZLEYİCİ ile/||/<> SEYİRCİ

( Sinema 1. Sinemaya giden, filmi izleyen kimse. 2. Televizyon yayınını izleyen kimse. @@ BireyciI ya da kümecil oyun yordamında toplumsal ya da yaygın kanıları yansıtan ve tepki ya da davranışlarıyla oyunun yaşam koşulları içinde gerçekleşmesini sağlayan katılımcı, bk. kümeölçüm. @@ bk. ışınetkin izleyici. @@ İşımetikin bir özdeğin bir tepkileşim boyunca yerdeğişimini ya da bir canlıdaki yolunu izlemek için kullanalan özel ışımetkinlik algıcı. )

( 1. SPECTATOR, PATRON, CI-NEMAGOER, FILMGOER, (ABD) MOVIEGOER, 2. VIEWER, TELEVIEWER | SPECTATOR | TRACER | SPECTATORS~SPECTATORS | AUDIENCE, SPECTATOR )

( 1. SPECTATEU(-TRICE), 2. TÉLÉSPECTATEU(-TRICE) | TRACEUR | SPECTATEURS~SPECTATEURS | SPECTATEUR )

( SPECTATOR~SPECTATOR )

( 1. ZUSCHAUER, BESUCHER, KINOBESUCHER, FILMHEATERBESUCHER, KINOPUBLIKUM, 2. ZUSACHAUER, FERNSEHZUSCHAUER, FERNSEHER, SEHER (A.) | RADIOINDIKATOR | VORZEICHNER, ANREISSER | ZUSCHAUER~ZUSCHAUER )

( SPETTATORE~SPETTATORE )

( ΘΕΑΤΉΣ / θεατής~ΘΕΑΤΉΣ / θεατής )


- TEMAŞAGER, SEYİRCİ, SİNEMA SEYİRCİSİ, | SEYİRCİ, TELEVİZYON SEYİRCİSİ | İZLEYİCİ ile/||/<> İZLEYİCİ

( Sinema 1 Sinemaya giden filmi izleyen kimse 2 Televizyon yayınını izleyen kimse BireyciI ya da kümecil oyun yordamında toplumsal ya da yaygın kanıları yansıtan ve tepki ya da davranışlarıyla oyunun yaşam koşulları içinde gerçekleşmesini sağlayan katılımcı kümeölçüm ışınetkin izleyici İşımetikin bir özdeğin bir tepkileşim boyunca yerdeğişimini ya da bir canlıdaki yolunu izlemek için kullanalan özel ışımetkinlik algıcı )

( 1. SPECTATOR, PATRON, CI-NEMAGOER, FILMGOER, (ABD) MOVIEGOER, 2. VIEWER, TELEVIEWER | SPECTATOR | TRACER | SPECTATORS )

( 1. SPECTATEU(-TRICE), 2. TÉLÉSPECTATEU(-TRICE) | TRACEUR | SPECTATEURS )

( 1. ZUSCHAUER, BESUCHER, KINOBESUCHER, FILMHEATERBESUCHER, KINOPUBLIKUM, 2. ZUSACHAUER, FERNSEHZUSCHAUER, FERNSEHER, SEHER (A.) | RADIOINDIKATOR | VORZEICHNER, ANREISSER | ZUSCHAUER )

( SPECTATOR )

( SPETTATORE )

( ΘΕΑΤΉΣ / θεατής )


- TEMASSIZ ALIŞVERİŞ ile/||/<> TEMASSIZ KART ile/||/<> TEMASSIZ ÖDEME

( Teması olmayan Bulaşıcı hastalığı olan birisiyle temas etmeyen )


- TEMAYÜL" (ETMEK/EDEMEMEK) ile/değil TAHAYYÜL (ETMEK/EDEMEMEK)


- TEMÂYÜL/MÜTEMAYİL ile/değil/yerine/= EĞİLİM/Lİ


- TEMAYÜL[Ar. < TEMĀYUL] ile/değil/yerine/=/||/<> MEYLETME | EĞİLİM | YÖNSEME

( meyletme eğilim yönseme Bir kimseye ya da bir şeye ilgi duyma )


- TEMAYÜZ DERECESİ, RANK | AŞIM ile/||/<> AŞIM

( 1 Sıfırdan ayrımlı bir dizey için belirteci sıfıra eşit olmayan dördül altdizeylerinin basamaklarının en büyüğü sıfır dizeyi için sıfır sayısı 2 E F doğrusal uzayları ile doğrusal dönüşümü için L E altuzayının boyutu Erkek hayvanın dişiyle çiftleşmesi çiftleştirme )

( RANK | MATING, BREEDING )

( RANG )

( RANG )


- TEMBEL[Fars. < TENBEL] ile/||/<> İŞ GÖRMEYİ, ÇALIŞMAYI SEVMEYEN

( iş görmeyi çalışmayı sevmeyen temmel tanbal lazy sluggish Türkmence temmel biçimi benzeşme assimilation sonunda oluşmuştur Rumca τεμπέλης biçimi Türkçeden alınmıştır Andriotis 361 )

( TANBAL )

( TEMMEL[Tkm.] )


- TEMBEL değil/< HAREKETE GEÇİRİLEMEYEN


- TEMBEL ile SÜNEPE/SÜMSÜK/MENDEBUR[Fars.]

( ... İLE Kılıksız ve uyuşuk, sümsük. )


- TEMBELCE ile/||/<> TEMBELCESİNE


- TEMBELLEŞMEK ile TEMBELLEŞTİRMEK ile TEMBEL/LİK ile TEMBELCE


- TEMBELLİK YAPMAMAK ile/ve TEMBELLİK YAPAMAMAK

( Bilginin, ilmin yetersizliğinden. İLE/VE Aklın yetersizliğinden. )


- TEMBELLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK


- TEMBEL/LİK ile/ve/<> AYLAK/LIK

( TENBEL[Fars.]: Tembel, üşengeç, ağır davranan. )

( Tembele iş emredersin, ahmağa söz söylersin, o da sana hemen akıl verir. )


- [ne yazık ki]
TEMBEL/LİK ile/ve/değil/||/<> ELİNDEKİNİN DEĞERİNİ BİLMEZ/LİK


- TEMBELLİK ile/ve/değil/<> "KENDİNE"(KEYFİNE/RAHATINA) GÖRE DÜŞÜNME


- TEMBEL/LİK ile/ve/||/<> SEDANTER[Fr. < SÉDENTAIRE SÉDENTAİRE]

( ... İLE/VE/||/<> Düzenli fizikî hareketliliğin olmadığı, tembel ve hareketsiz yaşam tarzı süren. )


- TEMBEL/LİK ve/<>/|| SEVGİSİZ/LİK


- TEMBEL/LİK ile/ve/||/<> YETERSİZ/LİK


- TEMBİHLEMEK ile TEMBİHLENMEK ile TEMBİH ile TEMBİHLİ ile TEMBİHSİZ


- TEMDÎT[Ar. TEMDÎD < MEDD] ile/değil/yerine/= UZATMA, SÜRDÜRME | BİR HARFİ UZUN OKUMA | SULANDIRMA


- TEMEDDÜH[< MEDH] ile/değil/yerine/= BÖBÜRLENME, KENDİNİ ÖVME


- TEMEDDÜH[Ar. < TEMEDDUḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖVÜNME


- TEMEDDÜN[Ar. < MEDENİYET] ile/değil/yerine/= UYGARLAŞMA | KENTLEŞME


- TEMEDDÜN[Ar. < TEMEDDUN] ile/değil/yerine/=/||/<> UYGARLAŞMA


- TEMEKKÜR[Ar. < MEKR] < HÎLE[Ar.]


- TEMEL BİLİMLER ile KLİNİK BİLİMLER


- TEMEL BÜYÜKLÜKLER:
KÜTLE ile/ve/||/<> IŞIK ile/ve/||/<> SICAKLIK ile/ve/||/<> AKIM ile/ve/||/<>
MOL ile/ve/||/<> UZUNLUK ile/ve/||/<> ZAMAN


- FUNDAMENTAL WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE FONDAMENTALE[Fr.] / GRUNDWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL DALGA BOYU


- TEMEL DEĞERLER ve/||/<>/< TEMEL ÇELİŞKİLER


- ELEKTRISCHE ELEMENTARLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL ELEKTRİK YÜKÜ


- FUNDAMENTAL FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE FONDAMENTALE[Fr.] / GRUNDFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL FREKANS


- UNIT OPERATIONS[İng.] / OPERATIONS D'UNITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TEMEL İŞLEMLER


- TEMEL KABULLER/AKSİYOMLAR:
VAR OLUŞ ile/ve/||/<> BAĞIMSIZLIK ile/ve/||/<> DEĞİŞMEZLİK/BENZERLİK ile/ve/||/<> BİLİNEBİLİRLİK ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK ile/ve/||/<> PAYLAŞILABİLİRLİK/ANLATILABİLİRLİK


- TEMEL MANTIĞIN:
"AŞILMASI" değil EKLENMESİ


- CÜZ-İ LÂYETECEZZÂ[Osm.] / ELEMENTARY PARTICLE[İng.] / PARTICULE ÉLÉMENTAIRE[Fr.] / GRUNDLEGENDER PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL PARÇACIK/TANECİK


- TEMEL ile TEMEL ADRES ile TABAN PARÇASI ile TEMEL KAYIT ile BEYZBOL ile TEMELSİZ ile ASILSIZLIK ile BODRUM ile ALÇAKLIK

( BASE vs. BASE ADDRESS vs. BASE PIECE vs. BASE REGISTER vs. BASEBALL vs. BASELESS vs. BASELESSNESS vs. BASEMENT vs. BASENESS )

( پايگاه ile دني الطبع ile پست فطرت ile فرومايه ile لئيم ile پايه ستون ile نشاني پايه ile توپ مبنا ile ثبات پايه ile بيسبال ile بي اساس ile بي ماخذ ile بي پايه ile بي اساسي ile زير زمين ile زيرزمين ile سرداب ile دوني ile پست فطرتي ile فرومايگي ile دنائت )

( PAYGAH ile دني الطبع ile PAST FETRAT ile فرومايه ile لئيم ile PAYYEH SETON ile NESHANY PAYYEH ile TOP MOBNA ile SOBAT PAYYEH ile BEYSABAL ile BEY ASAS ile BEY MAKHZ ile BEY PAYYEH ile BEY ASASY ile ZYR ZAMYNE ile ZYRAZMYNE ile SARDAB ile DONY ile PAST FETRATY ile FOROMAYGY ile DANAET )


- TEMEL ile TEMEL DİL ile TEMEL SORUMLULUK ile TEMEL OLARAK ile TEMEL BİLGİLER

( BASIC vs. BASIC LANGUAGE vs. BASIC RESPONSIBILITY vs. BASICALLY vs. BASICS )

( پايهاي ile اصلي ile اساسي ile زبان بيسيک ile وظيفهاساسي ile اساساً ile اصلاً ile پايه کار )

( PAYCPEHAY ile ESLY ile ASASY ile ZABAN BEYSYK ile VAZYFANPEHESASY ile اساساً ile ESLAN ile PAYYEH KAR )


- TEMELCİLİK[İng. FOUNDATIONALISM] ile/||/<> DESTEKLENME[İng. SUPPORT] ile/||/<> KENDİNDEN GEREKÇELİ İNANÇ[İng. SELF-JUSTIFIED BELIEF] ile/||/<> SONSUZ GERİLEME PROBLEMİ[İng. INFINITE REGRESS PROBLEM] ile/||/<> TEMEL İNANÇLAR[İng. BASIC BELIEFS]

( Temelciler, bir inançla başlayan, gerekçelendirilmek için başka inançlara bağlı olmayan bir nedenler dizgesi olduğunu öne sürer. Bir inancı temel kabul etmek suretiyle sonsuz gerileme sorunu karşısında önemli bir alternatif olduklarını düşünürler. Böylece temelcilik, nedenler dizgesini, başında bir temel inanç kabul etmek vasıtasıyla başlatarak, sonsuz gerileme sorununu çözmeyi deneyen bir teori olarak görülebilir. Benzer bir deyişle temelcilik, inançları temel ve temel olmayan inançlar olarak ikiye ayırarak, nedensel dizgede olası bir gerileme tehdidi ile başa çıkılabileceğini iddia eden bir teoridir. “Tüm inançlarımız diğer inançlar ile desteklenmeli mi?” Temelcilere göre bu sorunun cevabı hayırdır. Bazı inançlar temeldir ve bu inançların diğer inançların desteğine ihtiyaçları yoktur. Temelciliğe baktığımızda en genel tabirle iki farklı iddiası olduğunu görürüz: 1- Çıkarıma dayanmayan, temel inançlar vardır. 2- Temel inançlar, temel olmayan inançlara, başka bir deyişle çıkarıma dayalı inançlara gerekçelendirme sağlarlar. Felsefe tarihine baktığımızda, temelciliğin birtakım savunucularını belirlemek mümkündür. Bu savunucuların şüphesiz ki en başına Aristoteles’in yazılması gereklidir. Sonsuz gerileme sorunu karşısında, temelciler, belirli başlatıcı ilkeler belirlemişlerdir. Aristoteles için nedenler dizgesi, belirli özelliklere sahip önermeler ile “tasım” aracılığıyla kurulur. Bilgiye sahip olmak, bilgiyi verecek olan nedenlerle doğrudan bir ilişki kurmayı gerektirir. Ona göre, bir şeyin bilgisine, ancak onun dayandığı nedenleri bildiğimizde ulaşabiliriz. Aristoteles bu tür bilmeyi, kanıt—demonstrative— aracılığıyla bilme, yani episteme olarak adlandırır. Bu tarz bilme, tasımın sonucunda ulaşılandır. Ancak, bu şekildeki bilme, ilk ilkelerin doğrudan bilinmesini gerektirir. Çünkü tanıtlamalı bilgi ilk ilkelerden çıkar (71b, 74b). Aristoteles başlatıcı nokta olarak ilk ilkeleri belirlemiştir. Bilgi, ilk ilkelerden tanıtlama yoluyla elde edilir. İlk ilkelere ilişkin açıklamaları da Aristoteles’i temelci pozisyona konumlandırmamıza neden olur. Descartes, kuşku sürecini en uç noktaya kadar götürmüştür. Kuşku duyulamayacak bir nokta yakalanmıştır. İşte tam da bu nokta diğer tüm bilgiler için kaynaklık edecek bir çıkış noktasıdır. Descartes, bilgi için ilk temel belirlenimini “düşünen özne” üzerinden yapmıştır. “Bir şey olduğunu düşünen, bir özne vardır.” Bu önerme, duyumların verdiklerinden, açıkça doğru olduğu kabul edilen deneyimlerden ya da matematiğin doğrularından ayrı, Descartes’ın dizgesinde artık kuşku duyulamayacak türden bir temeldir. Descartes’ın temel kabul ettiği Cogito’su, nedenler dizgesinin temelinde, duyu ya da deneyimden ziyade, doğrudan sezgi ile kavranmış görünen, özü düşünce olan, şüpheden arındırılmış, bir arşimet noktası olarak belirlenmiştir. Doğrudan kavranılması ve herhangi bir önermeye dayanmayan bu nokta, herhangi bir çıkarımsal özellik de taşımadığı için, temel kabul edilir ve Descartes epistemolojisinin de temelini oluşturur. Descartescı epistemolojinin temelini teşkil eden bu hususun kendisi bile, Descartes’ı temelci teori içinde konumlandırmak için yeterlidir. Bu sebepledir ki temelciliğin bazı felsefeciler tarafından Kartezyen epistemoloji (Cartesian epistemology) ile beraber andığını görebilirsiniz. @@ Birbirlerinden yeni farklılaşmış iki yeni türün, yeniden bir araya gelmesi sonrasında eş bulmanın rastgele olmamasından kaynaklı doğal seçilimdir. Kimi kaynakta üremeyle ilgili karakter değişimi olarak da bilinir. Bir diğer anlamı ise, evrimsel süreç içerisinde, evrim ekonomisi dahilinde, doğal seçilim nedeniyle zigot öncesi bariyerlerin, zigot sonrası bariyerlere avantajlı olması ve seçilmesi durumudur. @@ Kendinden gerekçeli inanç, kendinden başka bir inanca dayanmaksızın doğru olan temel inanç anlamına gelmektedir. Temelcilik tarafından öne sürülen bu kavram, sonsuz gerileme sorununu durdurmak amacıyla kullanılmaktadır. Sonsuz gerilme sorununa göre, bir inancın gerekçesini başka bir inanç oluşturmaktadır ve bu inancın gerekçesini de bir başka inanç oluşturacağı için bu durum sonsuz bir döngüye girilmesine neden olmaktadır. Buna karşın temelcilik, tüm inançlarımızın gerekçesi ve dayanağı olan temel, kendinden gerekçeli inançlarımız olduğunu ileri sürmektedir. Bu bakımdan tüm inançlarımızı, söz konusu temel inançlarımızdan hareketle elde ettiğimiz için temeldeki inanç kendinden gerekçeli olmalıdır. O halde bir inancın kendinden gerekçeli olması; temel inanç konumunda olduğunu, diğer inançların gerekçesi olduğunu ve doğruluğunun kendisinden kaynaklandığı anlamına gelmektedir. @@ Sonsuz gerileme sorunu, bir inancı gerekçelendirirken kullanılan gerekçeleyicilerin ya da nedenlerin, gerekçeleyicilerini ya da nedenlerini sorgulamak anlamına gelmektedir. Bu sorgulama sonucunda epistemik özne, gerekçelerin sonsuz gerilemesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu bağlamda gerekçelendirme ya sonsuz ya sonlu ya da döngüsel bir yapıya sahiptir. Bu üç seçenek arasından temelcilik, gerekçelendirmenin sonlu bir yapıya sahip olduğunu ileri sürmektedir. Bu görüşe göre tüm inançlarımız, kendinden gerekçeli ve doğru olan temel birtakım inançlarımızdan çıkarımla elde edildiği için, bir inancın nedeninin nedenini sorgulamanın sonu vardır. Örneğin p inancının doğru olmasının nedeni s inancı ise s inancının doğru olmasının nedeni bir başka inanca dayanmadığı takdirde s, temel bir inançtır. Bu durumda sonsuz gerilime sorunu engellenmiş olur. Gerekçelendirme kuramlarından bir diğeri olan bağdaşımcılık ise gerekçelendirmenin döngüsel bir yapıya sahip olduğunu savunmaktadır. Bu durumda tüm inançlarımız, diğer inançlarımızla aynı statüde olması bakımından birbiriyle ilişki içindedir ve gerekçelendirme, inançlar bütünü doğrultusunda gerçekleştirilir. Tutarlıkçılık adı da verilen bağdaşımcılığa göre, söz konusu inançlar bütünü arasında en yüksek tutarlılık seviyesi sağlanmalıdır ki gerekçelendirme yapılabilsin. Böylelikle bağdaşımcılık, döngüsel olan inançlar sistemi gibi, nedenler sisteminin de döngüsel olduğunu ileri sürerek sonsuz gerilme sorunuyla baş etmeye çalışır. @@ İnancın gerekçelendirilmesi noktasında ya da bir inancın bilgi statüsü elde etmesi hususunda, nedenler dizgesinin en başında, tüm nedenler için destek sağlayan, ancak kendisinin herhangi bir desteğe ihtiyaç duymadığı bir inanç bulunur. Başka inançları desteklerken herhangi bir desteğe ihtiyaç duymaya gereksinimi olmayan bu inançlar, temel inançlardır. Bu inançlar, diğer inanç formları için başlatıcı nokta olarak kabul edilir, başka bir deyişle bunlar, gerekçelendirme için temel sağlayan destek noktalarıdır. “Kendiliğinden gerekçeli olma”, “kesinlik”, “şüphe edilmezlik” ve “yanılmazlık” temel inançları diğer inançlardan ayıran ve imtiyazlı olmalarını sağlayan özelliklerdir. Bu özelliklere dayalı olarak tarihsel süreç içinde temelciliğin farklı sürümlerinin ortaya çıktığını söylememiz gerekir. Bu farklılaşma genellikle, temel inançların ayrıcalıklı olmasını sağlayan şüphe edilmezlik, kesinlik ya da yanılmazlık gibi koşulları şart koşmanın gerekli olup olmadığının sorgulanması neticesinde ortaya çıkar. Bu farklı kabuller neticesinde temelcilik, ana eksende katı temelcilik ve ılımlı temelcilik olarak ikiye ayrılmaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TEMELLENDİRME ile/ve/<> DAYANDIRMA


- TEMELLENDİRMEK ile/ve/||/<>/> DEĞERLENDİRMEK


- TEMEL/LENDİRMEK ile/ve/||/<> NEDEN/SELLEŞTİRMEK

( WELL-FOUNDING vs. CAUSALING )


- TEMELLENME ile/ve/||/<>/> AÇIĞA ÇIKMAK


- TEMELLENMEK ile TEMELLEŞMEK ile TEMELLENDİRMEK ile TEMELLEŞTİRMEK ile TEMEL/LÜK ile TEMELLİ/LİK ile TEMELSİZ/LİK ile TEMEL HARF ile TEMEL TAŞI ile TEMEL CÜMLE ile TEMEL DİREK ile TEMEL DURUŞ ile TEMEL TÜMCE ile TEMEL DİREĞİ ile TEMEL DUVARI ile TEMEL EĞİTİM ile TEMEL HAKLAR ile TEMEL KAZISI ile TEMEL ÇİVİSİ ile TEMEL ÖNERME ile TEMEL SAYILAR ile TEMEL ÖĞRETİM ile TEMEL BİLİMLER ile TEMELLİ SENATÖR


- TEMELLUK[Ar. < MELK] ile TEMELLÜK[Ar. < MELK/MÜLK]

( Yaltaklanma, dalkavukluk. İLE Mülk edinme, kendine mâl etme, sahip olma. )


- TEMELLUK[Ar. < TEMELLUK] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMELLÜK

( Kendine mal etme )


- TEMERKÜZ[Ar. < MERKEZ] ile/değil/yerine/= MERKEZ TUTMA | TOPLANMA | BİRİKME, YIĞILMA | [kimya] DERİŞME, KOYULAŞMA


- TEMERKUZ[Ar. < TEMERKUZ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMERKÜZ

( temerküz kampı Bir yerde toplanma )


- TEMERKÜZ ile TEMERKÜZ KAMPI


- TEMERRÜD ile/değil/yerine/= DİRENİM


- TEMERRUD[Ar. < TEMERRUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMERRÜT

( temerrüt faizi Dikkafalılık kafa tutma direnme Ek faiz ödememe durumu Herhangi bir sebebe dayanmaksızın borcu ödememekte direnme direnim )


- TEMERRÜT FAİZİ ile/||/<> GECİKME FAİZİ

( gecikme faizi )


- TEMERRÜT[Ar.] ile/değil/yerine/= DİRENME | EK FAİZ

( Dikkafalılık, kafa tutma, direnme. Herhangi bir sebebe dayanmaksızın borcu ödememekte direnme, direnim. | Ek faiz ödememe durumu. )


- TEMERRÜT ile TEMERRÜT FAİZİ


- TEMESSÜK[< MESK] ile ...

( TUTUNMA, SARILMA | BORÇ SENEDİ )


- TEMESSÜK ile/||/<> VAKIF TEMESSÜKÜ ile/||/<> TAPU TEMESSÜKÜ ile/||/<> TEFVÎZ ile/||/<> CİHET-İ İTÂ-YI SENET ile/||/<> VAKF-I MÜSTESNÂ ile/||/<> MAZBÛT VAKIFLAR ile/||/<> MÜLHAK VAKIFLAR ile/||/<> TEVLİYET ile/||/<> MÜTEVELLİ ile/||/<> MÜSTEGAL[ÇOĞ. MÜSTEGALLÂT] ile/||/<> MECLİS-İ İDÂRE

( Eski hukukta borç senedi. | Has, timar ve zeamet sahipleri ile mütevelliler tarafından verilen, miri ve vakıf arazide tasarruf yetkisini bildiren belge. @@ Vakıf memurları tarafından eski tarihlerde verilen senet. @@ Tapu memurları tarafından eski tarihlerde verilen senet. @@ Para mukabilinde ya da satılan bir hak mukabilinde hükümet tarafından verilen. @@ Senetin veriliş nedeni, iktisâb. @@ Vakıflar idaresinin müdahale ve mürakabesi olmaksızın, doğrudan doğruya mütevellileri tarafından idare olunan vakıflar. @@ Yönetimi devlet tarafından ele alınmış vakıflar; bir vakıf iki biçimde mazbut vakıf olur; ya tüm vakıf yöneticileri ölmüştür ya da vakfeden kişi yönetici göstermemiştir. Bu durumda bu vakıfların yönetimi devlet tarafından ele alınır; devlet bu yönetimi Vakıflar Genel Müdürlüğü eli ile kullanır. @@ Vakfın vakfiyesindeki şartlara göre vakfın işlerini gören (mütevellileri) tarafından yönetilen vakıflar. Vakıflar Genel Müdürlüğü denetimine tâbidir. @@ Vakıf malları üzerinde kullanma yetkisi, vakıf işine bakma görevi. Bu görev sahiplerine mütevelli denir. @@ Bir vakfın idaresine memur edilen kişi. @@ Vakfa gelir getirmesi için tavanlı, damlı ve damsız vakfedilmiş olan mallar anlamına gelen müstegal kelimesinin çoğuludur. Çatısı bulunmayan arsa bağ bahçe gibi yerler. @@ Yönetim kurulu, idare meclisi. )


- TEMESSÜL[Ar. < MİSL] ile/değil/yerine/= BENZEŞME | ÖZÜMLEME

( Bir biçim ve sûrete girme. | İnsan biçiminde görünme. | Benzeşme. İLE/DEĞİL/YERİNE/= [biyoloji] Özümleme. )

( [not] ... vs./but/= ASSIMILATION )


- TEMESSÜL | ÖZÜMLENME ile/||/<> ÖZÜMLENME

( Kişilerin göçlerle gidip yerleştikleri yeni ülkelerdeki toplumun kültürel ve geleneksel yaşamlarına uyması ve o toplumun bireylerine benzemesi özümleme )

( ASSIMILATION )

( ASSIMILATION )

( ASSIMILATION )


- TEMESSÜL[Ar. < TEMES̱S̱UL] ile/değil/yerine/=/||/<> BENZEŞME | ÖZÜMLEME

( benzeşme özümleme )


- TEMEVVÜÇ[Ar. < TEMEVVUC] ile/değil/yerine/=/||/<> DALGALANMA


- TEMEVVÜC[Ar. < MEVC] ile/değil/yerine/= DALGA/LANMA


- TEMEYYÜ'[Ar. < MEY | çoğ. TEMEYYÜÂT] ile TEMEYYÜH[Ar.]

( Sıvı/mâyi durumuna gelme/geçme, cıvıklaşma. İLE Sulanma. )


- TEMEYYÜZ[Ar. < MEYZ]:
HALK ile/ve/||/<> BA'S

( Benzerleri içinde sivrilme, seçilir duruma gelme, kendini gösterme.[< MEYZ: Ayırmak, üstün tutmak.] )


- TEMEYYÜZ[Ar. < TEMEYYUZ] ile/değil/yerine/=/||/<> SİVRİLME


- TEMEZZÜC ile ...

( UYUM )


- TEMİN ETMEK ile/değil/yerine/= SAĞLAMAK


- TEMİNAT | GÜVEN ile/||/<> GÜVENLİK ile/||/<> GÜVENSİZLİK

( Hastanın, sorunlarının çözümünde sağaltımcıyle olumlu sonuçlara varabileceği konusundaki inancı. @@ Görgül, mantıksal ya da sayımsal işlemlere dayanarak bir gözlemsel bilgi ya da bulgunun öyle olduğu ya da öyle kalacağı duygusu. @@ @@bk. güven )

( REASSURANCE | CONFIDENCE | TRUST | SECURITY | INSECURITY~SECURITY | SAFETY, SECURITY, SAFENESS, SURE~INSECURITY | MISTRUST )

( SÛRETÉ~SÛRETÉ~INSÉCURITÉ )

( FIDUCIA~...~... )

( VERTRAUEN~SICHERHEIT~UNSICHERHEIT )

( FIDUCIA~SICUREZZA~INSICUREZZA )

( ΕΜΠΙΣΤΟΣΎΝΗ / εμπιστοσύνη~ΑΣΦΆΛΕΙΑ / ασφάλεια~ΑΝΑΣΦΆΛΕΙΑ / ανασφάλεια )


- TEMİZ HAVA ve/<> BİSİKLET


- TEMİZ HAVADA YAŞAMALI!


- TEMİZ | İFFETLİ/SİLİ ile/||/<> TEMİZLİK | İFFETLİLİK | İSMET/SİLİLİK

( arı sili temiz iffetli )


- TEMİZ NİYET ve TEVEKKÜL


- TEMİZ/PAK[Fars. < PĀK] >< KİRLİ/MÜLEVVES[Ar. < MULEVVES̱]


- TEMİZ ile TEMİZ KOPYA ile TEMİZLEMEK ile TEMİZLENMİŞ ile KUMLA TEMİZLENDİ ile TEMİZLİK ile TEMİZLEYİCİ ile TEMİZLİK ile TEMİZLİK ile TEMİZLEMEK ile TEMİZLEYİCİ ile TEMİZLİK

( CLEAN vs. CLEAN COPY vs. CLEAN UP vs. CLEANED vs. CLEANED WITH SAND vs. CLEANEDNESS vs. CLEANER vs. CLEANING vs. CLEANNESS vs. CLEANSE vs. CLEANSER vs. CLEANSING )

( نقي ile نظيف کردن ile پاکيزه کردن ile بدون آلودگي ile چرک گرفتن ile تروتميز ile نظيف ile چرک کردن ile تميز کردن ile تنظيف کردن ile بي گند ile طاهر ile پاکيزه ile تميز ile بي آلايش ile پاک ile صريح ile زدودن ile پاک نويس ile پاک کردن ile جمع و جور کردن ile پاک کرده ile پاک شده ile ريگمال ile پاک شدگي ile زداينده ile تميز کننده ile پاک کننده ile زدايش ile تميز کاري ile رفت و روب ile پاک سازي ile طهر ile صفا ile تميزي ile زدودگي ile پاکيزگي ile تطهير کردن ile زداي ile پاکسازي )

( نقي ile NEZYFE KARDAN ile PAKYZAH KARDAN ile BEDON ALODEGY ile CHARK GARAFTAN ile تروتميز ile نظيف ile CHARK KARDAN ile TAMYZ KARDAN ile TANZYFE KARDAN ile BEY GAND ile TANPAR ile PAKYZAH ile TAMYZ ile BEY ALAYSH ile PAK ile SARYHE ile ZADUDAN ile PAK NOYS ile PAK KARDAN ile JAM VE JOR KARDAN ile PAK KARDEH ile PAK SHODEH ile ريگمال ile PAK SHODEGY ile ZADAYNADEH ile TAMYZ KONANDEH ile PAK KONANDEH ile ZADAYSH ile TAMYZ KARY ile RAFT VE ROB ile PAK SAZY ile TAHAR ile SAFA ile TAMYZY ile ZADOODEGY ile PAKYZAGY ile TATEHYR KARDAN ile ZADAY ile PAKSAZY )


- TEMİZE ÇIKARMAK ile TEMİZE ÇIKARMA

( EXONERATE vs. EXONERATION )

( تبرئه کردن ile مبرا کردن ile مبرا بودن ile تبرئه ile تبري )

( TABRE KARDAN ile MOBRA KARDAN ile MOBRA BODAN ile TABRE ile TABARY )


- TEMİZE ÇIKARMAK ile/değil/yerine/>< TEMİZLENMEK


- TEMİZLEMEK | TEMİZLENME | TEMİZLENMEK | TEMİZLİK ile/||/<> PAKLAMAK | PAKLANMA | PAKLANMAK | PAKLIK


- TEMİZLEMEK ile BOĞAZINI TEMİZLE ile NET YAZI ile GÜMRÜKLEME ile TEMİZLENDİ ile TAKAS ile AÇIKLIK

( CLEAR vs. CLEAR THE THROAT vs. CLEAR WRITING vs. CLEARANCE vs. CLEARED vs. CLEARING vs. CLEARNESS )

( عيان ile مبرهن ile صاف ile ساطع ile صاف کردن ile معلوم ile نامبهم ile ناب ile واضح ile ترخيص کردن ile غيرمبهم ile مشهود ile متجلي ile منجلي ile گويا ile جلي ile صريح ile مبين ile شفاف ile بيضاء ile فصيح ile زلال ile روشن ile سينه ساف کردن ile خط واضح ile برائت ذمه ile مفاصا ile زدوده ile منقي ile مکان مسطح ile روشني ile عياني ile صافي )

( عيان ile MOBREAN ile SAF ile SATE ile SAF KARDAN ile MALUM ile نامبهم ile NAB ile VAZEH ile TARKHYSE KARDAN ile غيرمبهم ile MOSHEHOD ile MOTEJELY ile منجلي ile GOYA ile جلي ile SARYHE ile MOBYNE ile SHAFAF ile بيضاء ile FASYHE ile ZELAL ile ROSHEN ile SYNAH SAF KARDAN ile KHAT VAZEH ile BARAET ZEMEH ile MOFASA ile ZADUDEH ile منقي ile MAKAN MOSATH ile روشني ile عياني ile SAFY )


- TEMİZLEMEK ile/ve/<> GİDERMEK

( TATHÎR ile/ve/<> ... )


- TEMİZLEMEK ile TEMİZLENMEK ile TEMİZLETMEK ile TEMİZLENEBİLMEK ile TEMİZLETEBİLMEK ile TEMİZLEYEBİLMEK ile TEMİZ/LİK ile TEMİZCE ile TEMİZ KAN ile TEMİZ PAK ile TEMİZ PARA ile TEMİZLİKÇİ/LİK ile TEMİZLEMECİ/LİK ile TEMİZ KALPLİ/LİK ile TEMİZ KAĞIDI ile TEMİZ RAPORU ile TEMİZ YÜREKLİ/LİK ile TEMİZLİKÇİ KADIN ile TEMİZLİK MALZEMESİ


- TEMİZLEMEK ile/ve/değil/||/<>/< YALITMAK


- TEMİZLENME | SAFLAŞMA | DOĞUM ile/||/<> DOĞUM ile/||/<> ARINMA

( Yeni bir bebeğin dünyaya geliş olayı zooloji Türe özgü normal gebelik süresi sonunda yavrunun ve plasentanın döl yatağı içi ortamdan dış ortama geçiş süreci yavrulama Halk gelenek ve göreneklerine ilişkin şu ya da bu yoldan kirlendiği varsayılan kişi hayvan vé eşyaları bu pisliklerden arıtma amacıyla başvurulan ateşe tutma yakma tütsüleme yıkama su püskürtme kurban kesme büyülü sayı ve formül kullanma gibi halk uygulamalarının tümü halk uygulaması Tabuları çiğneme dinsel buyruklara aykırı davranma sonucu tinsel kirlenmeden arınmak için belirli işlemleri ve kuralları örneğin yıkanma ateş üstünden atlama oruç tutma bir süre yalnız başına yaşama vb yerine getirerek hem kendi hem de üyesi bulunduğu topluluğun gözünde arınma kimya Bir özdeğin katışkılardan temizlenmiş duruma gelmesi 1 Ruhun tutkulardan temizlenmesi Ör Platon ölümü ruhun bir arınması olarak anlar ölüm ruhun bedenden kurtulması bedensel tutkulardan arınması temizlenmesidir 2 Aristoteleste Sanat yoluyla duyguların arınması Sanat aracılığıyle insanın duyguları uyarılarak ruhun bunlardan temizlenmesine varılacaktır özellikle ağlatı tragedia acıma ve korku duyguları uyandırıp insanı etkileyerek arınmayı sağlar Bir yapının kalıntı ve katışkılarından temizlenmesi işlemi Klirens )

( BIRTH | PARTURITION, BIRTH, TERMINATION, DELIVERY )

( NAISSANCE )

( GEBURT )


- TEMİZLENME | SAFLAŞMA | VEFÂT | ÖLÜM ile/||/<> ÖLÜM ile/||/<> ARINMA

( Ruhun gövdeden ayrılmasıyla açıklanan evrensel halk inancı Ölüyü arıtmak ve öte dünyadaki hayata hazırlamak amacıyla birçok işlemlere başvurulmaktadır arınma öteki dünya Yeniden başlamamak üzere bitki ve hayvanlarda bütün hayatsal olayların son bulması biyoloji Canlılarda yeniden başlamamak üzere bütün hayatî olayların son bulması Mortalité Canlılarda bütün hayati olayların son bulması Bir canlının beyin solunum ve dolaşım faaliyetlerinin dönüşümsüz olarak durması tüm organ ve dokularındaki hücrelerin fiziksel ve kimyasal etkinliğini kaybetmesi nedeniyle yaşamın sona ermesi eksitus mors Bütün dinlerle halk inançlarında varolduğu saptanan toplumlara göre yer altında yer üstünde gökte deniz altında çok ırakta olmak üzere bulundukları yer değişen ölülerin yaşadığı evrensel ikinci dünya ölüm Halk gelenek ve göreneklerine ilişkin şu ya da bu yoldan kirlendiği varsayılan kişi hayvan vé eşyaları bu pisliklerden arıtma amacıyla başvurulan ateşe tutma yakma tütsüleme yıkama su püskürtme kurban kesme büyülü sayı ve formül kullanma gibi halk uygulamalarının tümü halk uygulaması Tabuları çiğneme dinsel buyruklara aykırı davranma sonucu tinsel kirlenmeden arınmak için belirli işlemleri ve kuralları örneğin yıkanma ateş üstünden atlama oruç tutma bir süre yalnız başına yaşama vb yerine getirerek hem kendi hem de üyesi bulunduğu topluluğun gözünde arınma kimya Bir özdeğin katışkılardan temizlenmiş duruma gelmesi 1 Ruhun tutkulardan temizlenmesi Ör Platon ölümü ruhun bir arınması olarak anlar ölüm ruhun bedenden kurtulması bedensel tutkulardan arınması temizlenmesidir 2 Aristoteleste Sanat yoluyla duyguların arınması Sanat aracılığıyle insanın duyguları uyarılarak ruhun bunlardan temizlenmesine varılacaktır özellikle ağlatı tragedia acıma ve korku duyguları uyandırıp insanı etkileyerek arınmayı sağlar Bir yapının kalıntı ve katışkılarından temizlenmesi işlemi Klirens )

( DEATH )

( MORT )

( TOD )


- TEMİZLENME ile/ve EVRİM


- TEMİZLİK MALZEMESİ ile/||/<> ÇEVRE TEMİZLİK VERGİSİ ile/||/<> YÜREĞİ TEMİZLİK

( Temiz olma durumu arılık I paklık sililik ismet saffet nezafet Temiz durma ya da tutma durumu Temizleme işi Ortadan kaldırma yok etme öldürme )


- TEMİZLİK ile/ve/<> DÜZEN/DÜZENLEME/TERTİP


- TEMİZ/LİK ve/<> GÜZEL/LİK


- TEMİZ/LİK ile/ve/<> PARLAK/LIK


- TEMKİN/Lİ ile/değil/yerine/= SAKINI/K


- TEMMUZ ile/ve/||/<>/> KIZIL ISI

( Yılın yedinci ayı. İLE/VE/||/<>/> Temmuz'un çok sıcak olan ikinci yarısı. )


- TEMNODON SALTATOR, POMATOMUS SALTATRIX[Lat.] ile/||/<> DEFNEYAPRAĞI

( Kemikli balıklar Teleostei takımının hanigiller Serranidae familyasından lüferin küçük boylularına verilen özel bir ad )

( TEMNODON SALTATOR, POMATOMUS SALTATRIX )


- TEMPERATURE :/yerine SICAKLIK


- TEMPERED[İng.] ile/||/<> MENEVİŞLİ

( Menevişleme işlemi uygulanmış olan )

( TEMPERED )


- TEMPLATE ETKİ ile/||/<> CHELATE ETKİ

( Template metal yönlendirme, chelate entropi kararlılığı. )

( Formül: Kinetik İLE termodinamik )


- TEMPLATE SENTEZ ile/||/<> DİREKT SENTEZ

( Template metal yönlendirme, direkt serbest ligand. )

( Formül: In situ İLE izole )


- TEMPS PRIMAIRE[Fr.] ile/||/<> BİRİNCİ ZAMAN

( jeoloji )

( TEMPS PRIMAIRE )


- TEMPS TERTIAIRE/TERTIAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= TERTIARY[İng.] ile/değil/yerine/= TERTIUS: ÜÇÜNCÜ[Lat.] ile/değil/yerine/= TERTIÄR[Alm.] ile/değil/yerine/= TERSIYER

( bk. üçüncü zaman. @@ @@ @@(jeoloji) )


- TEMSİL | ASİMİLASYON | TEMESSÜL | ÖZÜMLEME | BENZEŞİM | ASİMİLASYON ile/||/<> ASİMİLASYON ile/||/<> ÖZÜMLEME

( özümleme Özümleme benzeşme Emilim Magmanın yer yüzeyine çıkması sırasında rastladığı kayaçları ergime ile sindirmesi 1 Bir kimsenin öğrenmekte olduklarını kendi düşünce kalıbı içine sokması süreci 2Herbartın ruhbilim anlayışına göre yeni yaşantıların eski yaşantılarla birleştirilmesi süreci 3 Yabancı kültür öğelerinin türdeş bir toplulukça benimsenmesi olayı Bir özdeğin içine aldığı bir başka özdek ya da etkinin özünü değiştirerek yapısına katması karşılık asimlasyon ad yönelme gösteren ön ek similis benzer Yutulmuş ve sindirilmiş besin maddelerinin protoplazmaya değişmesi anabolizm özümlenme biyoloji botanik zooloji kimya temsîl temessül 1 Ototrof organizmalarda karbondioksit azot su gibi basit inorganik maddelerin çevreden alınarak organizmanın kompleks organik bileşiklerine katılması 1 Heterotrof organizmalarda sindirilen besin maddelerinin kompleks biyomoleküllere dönüştürülmesi Asimilâsyon Yanyana ya da birbirine yakın bulunan başka başka iki sesin ortak vasıflar alması UYARLANMA Accomodation ya da aynileşmesi TÜM ÖZÜMLEME As totale ou Egalisation Görür idi görürdü ve geçit den geçitten gibi İlerlek Gerilek Karşılıklı Bitişik Uzaktan ya da Uyumlu Kipçe Zamanca Yazıda özümleme Sözdizimi özümlemesi Açınıklar uyumu Ayartan Ayartık Metabolizmanın doku yapımıyla ilgili bölümü parçalanan gıda maddelerinin özümleme sonucu vücuda yarayışlı biçime sokularak dokuların yapısında yer alışı bu amaca yönelik vücutta seyreden biyokimyasal olaylar dizisi anabolizma asimilasyon yeniden sentez anabolik reaksiyonlar Yoğaltım özümleme )

( ASSIMILATION )

( ASSIMILATION )

( ASSIMILATION )

( AD, SIMILIS )

( ASSIMILAZIONE )

( ΑΦΟΜΟΊΩΣΗ / αφομοίωση )


- TEMSİL | ASİMİLASYON | TEMESSÜL | ÖZÜMLEME ile/||/<> ÖZÜMLEME

( Magmanın yer yüzeyine çıkması sırasında rastladığı kayaçları ergime ile sindirmesi 1 Bir kimsenin öğrenmekte olduklarını kendi düşünce kalıbı içine sokması süreci 2Herbartın ruhbilim anlayışına göre yeni yaşantıların eski yaşantılarla birleştirilmesi süreci 3 Yabancı kültür öğelerinin türdeş bir toplulukça benimsenmesi olayı Bir özdeğin içine aldığı bir başka özdek ya da etkinin özünü değiştirerek yapısına katması karşılık asimlasyon ad yönelme gösteren ön ek similis benzer Yutulmuş ve sindirilmiş besin maddelerinin protoplazmaya değişmesi anabolizm özümlenme biyoloji botanik zooloji kimya temsîl temessül 1 Ototrof organizmalarda karbondioksit azot su gibi basit inorganik maddelerin çevreden alınarak organizmanın kompleks organik bileşiklerine katılması 1 Heterotrof organizmalarda sindirilen besin maddelerinin kompleks biyomoleküllere dönüştürülmesi Asimilâsyon Yanyana ya da birbirine yakın bulunan başka başka iki sesin ortak vasıflar alması UYARLANMA Accomodation ya da aynileşmesi TÜM ÖZÜMLEME As totale ou Egalisation Görür idi görürdü ve geçit den geçitten gibi İlerlek Gerilek Karşılıklı Bitişik Uzaktan ya da Uyumlu Kipçe Zamanca Yazıda özümleme Sözdizimi özümlemesi Açınıklar uyumu Ayartan Ayartık Metabolizmanın doku yapımıyla ilgili bölümü parçalanan gıda maddelerinin özümleme sonucu vücuda yarayışlı biçime sokularak dokuların yapısında yer alışı bu amaca yönelik vücutta seyreden biyokimyasal olaylar dizisi anabolizma asimilasyon yeniden sentez anabolik reaksiyonlar Yoğaltım özümleme )

( ASSIMILATION )

( ASSIMILATION )

( ASSIMILATION )

( AD, SIMILIS | AD: ...YE, ...YA; SIMILIS: BENZER )


- TEMSİL ETME ile/ve BİLDİRME

( TO REPRESENT vs./and TO NOTIFY )


- TEMSİL/TEMESSÜL/ANABOLİZMA/ASİMİLASYON ile/değil/yerine/= ÖZÜMLEME/YAPIM


- TEMSİL | TEMESSÜL | ÖZÜMLEME | BENZEŞİM | ASİMİLASYON ile/||/<> ÖZÜMLEME | ÖZÜMLEME

( bk. özümleme. @@ Özümleme. @@ bk. benzeşme @@ Emilim. @@ @@ @@Magmanın yer yüzeyine çıkması sırasında, rastladığı kayaçları ergime ile sindirmesi. @@ 1. Bir kimsenin öğrenmekte olduklarını kendi düşünce kalıbı içine sokması süreci. 2-Herbart'ın ruhbilim anlayışına göre yeni yaşantıların eski yaşantılarla birleştirilmesi süreci. 3. Yabancı kültür öğelerinin türdeş bir toplulukça benimsenmesi olayı. @@ Bir özdeğin, içine aldığı bir başka özdek ya da etkinin özünü değiştirerek yapısına katması. @@ (karşılık: asimlasyon), (Lat. ad=yönelme gösteren ön ek, Lat. similis=benzer): Yutulmuş ve sindirilmiş besin maddelerinin protoplazmaya değişmesi; anabolizm. @@ özümlenme (biyoloji, botanik, zooloji, kimya) temsîl, temessül @@ 1. Ototrof organizmalarda karbondioksit, azot, su gibi basit inorganik maddelerin çevreden alınarak organizmanın kompleks organik bileşiklerine katılması. 1. Heterotrof organizmalarda sindirilen besin maddelerinin kompleks biyomoleküllere dönüştürülmesi. Asimilâsyon. @@ Yanyana ya da birbirine yakın bulunan başka başka iki sesin ortak vasıflar alması ( UYARLANMA, Accomodation ) ya da aynileşmesi ( TÜM ÖZÜMLEME, As. totale ou Egalisation ) : Görür+idi = görürdü ve geçit + den = geçitten gibi. bk. İlerlek, Gerilek, Karşılıklı, Bitişik, Uzaktan ya da Uyumlu, Kipçe, Zamanca, Yazıda özümleme, Sözdizimi özümlemesi, Açınıklar uyumu, Ayartan, Ayartık. @@ Metabolizmanın doku yapımıyla ilgili bölümü, parçalanan gıda maddelerinin özümleme sonucu vücuda yarayışlı biçime sokularak dokuların yapısında yer alışı, bu amaca yönelik vücutta seyreden biyokimyasal olaylar dizisi, anabolizma, asimilasyon, yeniden sentez, anabolik reaksiyonlar. @@ Yoğaltım.@@bk. özümleme )

( ASSIMILATION~ASSIMILATION )

( ASSIMILATION~ASSIMILATION )

( AD, SIMILIS~AD, SIMILIS | AD: ...YE, ...YA; SIMILIS: BENZER )

( ASSIMILATION~ASSIMILATION )

( ASSIMILAZIONE~ASSIMILAZIONE )

( ΑΦΟΜΟΊΩΣΗ / αφομοίωση~ΑΦΟΜΟΊΩΣΗ / αφομοίωση )


- TEMSİL ile/||/<> ASSIMILATION[İng.] ile/||/<> ASSIMILATION[Fr.] ile/||/<> ANGLEICHUNG; ASSIMILATION[Alm.] ile/||/<> BENZEŞME

( Derleme özümleme Bir sözcükte bir sesin başka bir sesi kendisine benzetme etkisi Evler evler odalar odalar yavrucuk yavrucuk göğde gövde o ile öyle o bir öbür yurtdaş yurttaş etmek ekmek penbe pembe çarşanba çarşamba vb )

( ASSIMILATION )

( ASSIMILATION )

( ANGLEICHUNG; ASSIMILATION )


- TEMSİL[Ar. < TEMS̱ĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> OYUN | SÖZ GELİŞİ | ÖZÜMLEME

( nispi temsil söz temsili Birinin ya da bir topluluğun adına davranma oyun söz gelişi özümleme )


- TEMSİLCİ DEMOKRASİ ile/yerine KATILIMCI DEMOKRASİ

( REPRESENTATIVE DEMOCRACY vs. PARTICIPATIVE DEMOCRACY
PARTICIPATIVE DEMOCRACY instead of REPRESENTATIVE DEMOCRACY )


- TEMSİLEN ile/değil/yerine/= ÖZDEYİCE/ADINA


- TEMSİLÎ ile/değil/yerine/= ÖZDEYİLİ


- YARGITAY/TEMYÎZ[< MEYZ] ile İSTÎNÂF

( Ayırma, ayrılma, seçme, seçilme. | İyiyi, kötüden ayırt etme. İLE Yeniden başlama. | Bidâyet mahkemesi tarafından verilen kararın, bir üst mahkemeye başvurarak kaldırılmasını isteme. | Sözün başlangıcı, söz başı. )

( Yasa yolunda, üst mahkeme, hukuka aykırı olan kararı, sadece bozar, kendi yeniden yargılama yaparak karar veremez. İLE Yasa yolu incelemesi sonunda, hukuka aykırı bulunan yerel mahkeme kararı yerine üst mahkemece, yeniden yargılama yapılarak yeni bir karar verilir. )


- TEN ile TEN RENGİ ile TEN FANİLASI


- TENÂFÜR-İ HURÛF[Ar.] ile TENÂFÜR-İ KELİMÂT[Ar.]

( Kulağa hoş gelmeyen harflerin birarada bulunması.[nesterenlenmiş vb.] İLE Kulağa hoş gelmeyen sözcüklerin birarada bulunması.[uyumuşmuş vb.] )


- TENÂFÜS[Ar. çoğ. TENÂFÜSÂT] ile TENEFFÜS[Ar. < NEFES]

( Kıskanma, haset etme, çekememe. İLE Soluk/nefes alma. | Yorgunluğu gidermek üzere dinlenme. | Okulda ders araları verilen dinlenme. | Tan yerinin ağarması. | Deniz suyunun dalga ile sahile vurması. )


- TENÂKUS-I NÜFUS ile/||/<> DÉPOPULATION[Fr.] ile/||/<> SEYREKLEŞME

( nüfus coğrafya )

( DÉPOPULATION )


- TENÂKUZ ile TUTARSIZLIK


- TENAKUZSUZLUK PRENSİBİ | ÇELİŞMEZLİK İLKESİ ile/||/<> ÇELİŞMEZLİK İLKESİ

( biçimindeki önermelerin geçerliliğini belirten usbilim ilkesi biçimindeki önermelerin geçerliliğini dile getiren mantık ilkesi Geleneksel mantığın üç temel ilkesinden biri Buna göre bir nesne hem kendisi hem de kendisinden başka bir nesne olamaz 1 Varlıkbilimde Aynı şeyin aynı bağlantılar içinde aynı durumda olması ve olmaması olanaklı değildir Aristoteles Formülü S aynı zamanda P ve P olmayan olamaz Başka türlü söylendiğinde S P dir ve S P olmayandır önermelerinin ikisi birden doğru olamaz 2 Mantıkta Birbiriyle çelişik iki yargının ikisinin birden aynı zamanda doğru olamayacağı biri doğru ise ötekinin zorunlu olarak yanlış olacağı ilkesi )

( PRINCIPLE OF NON-CONTRADICTION )

( PRINCIPE DE NON-CONTRADICTION )

( WIDER SPRACHLOSIGKEITSPRINZIP | WIDERSPRUCHLO-SIGKEITSPRINZIP )

( PRINCIPIUM CONTRADICTIONIS )


- TENÂSSUH[Ar.] ile TENÂSÜH[Ar. < NESH]

( Aklı başına gelme. Öğüt alma/dinleme. İLE Canlılığın sürekliliği inancı. Ölümden sonra yaşamın insandan insana, hayvandan insana ya da insandan hayvana geçmesi inancı. | Mirasçının, mirası almadan önce ölümüyle, miras malın onun mirasçılarına kalması. | Bazı hayvanların kurttan kelebek durumuna dönüşmesi. )


- TENÂSSUR[Ar. < NASRÂN] ile TENÂSUR[Ar. < NASR]

( Hıristiyan olma. İLE Yardımlaşma. )


- TENÂSÜL-İ BİKRÎ[Ar.], PARTENOJENEZ/PARTHÉNOGÉNÈSHE[Fr.] ile URANISME ile ...

( Eşeysel ilişki olmaksızın gerçekleşen doğum. İLE Eşeysel ilişkiye varmayacak biçimde eril ile erilin sevişmesi. )


- TENASÜLÎ | TENASÜL | ÜREME ile/||/<> ÜREME

( anlamdaş çoğalma karşılık reprodüksiyon re tekrar anlatan ön ek producere meydana getirmek Organizmanın oğul döl vererek türünü ya da ırkını devam ettirmesi biyoloji üretme biyoloji botanik zooIoji çoğalma Çoğalma 1 Erişkin vücuttan yavru elde edilmesi 2 Bir durum ya da nesnenin benzerinin oluşturulması çoğalma duplikasyon replikasyon )

( REPRODUCTION )

( REPRODUCTION | SEXUEL )

( FORTPFLANZUNG )

( RE, PRODUCERE )


- TENASÜP, MÜRAAT-I NAZİR, CEMİYET, İTİLAF, TELFİK, TEVFİK | ORANLAMA ile/||/<> ORANLAMA

( Birbirleriyle ilgili sözcük ya da kavramların dizelerde toplanması sanatı Eder mi sazı sinem değme bir mızraptan feryat Ragıp Paşa Bülbüllerin ister seni ey goncadehen gel Gül gittiğini anmayalım gülşene sen gel Pamali şita olmadan iklimi çemen gel Ver hükmünü ey servi revan köhne baharın Nedim Malın ya da özdeklerin değerleri oranlanmak üzere düzenlenen yazılım Değer biçme )

( EVALUATION, ESTIMATION )

( ESTIMATION, APPAISEMENT )


- TENBİHAT[Ar. < TENBĪHĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMBİHAT

( Tembihler uyarılar )


- TENDAİ ile/||/<> SHİNGON ile/||/<> SHİN ile/||/<> NİSHİREN

( Çin'de T'ien T'ai Budist okulundan gelişmiş Japon Budist okulu. @@ Görkemli törenleri ve töre severliğiyle ün yapmış Budist okulu. @@ Jodo ya da Arık Ülke Budizmi'nin bir kolu. @@ Tendai Budizm okulundan türemiş yurt sevgisini herşeyden öne alan Budist okulu. )


- TENDE OLMA(MA)K/KALMA(MA)K ile BEN'DE/BENDE OLMA(MA)K/KALMA(MA)K


- TENDENCY vs. INCLINATION


- TENDENCY vs. INTEREST


- TENDENCY :/yerine EĞİLİM


- TENDİNİT ile/||/<> BURSİT

( Tendonların yangılanması. İLE/||/<> Eklem çevresindeki bursa adı verilen keselerin yangılanması. )


- TENEBBÜ'[Ar. < NÜBÜVVET] ile TENEBBÜ'[Ar. < NEBEÂN] ile TENEBBÜH[Ar. < NEBÂHAT]

( Peygamberlik iddiasına kalkışma. İLE Yerden kaynama. İLE Uyanma, uykudan kalkma. | Gafletten kurtulma, kendine gelme, aklını başına toplama. | Uyarım.[Fr. EXCITATION] )


- TENEBBÜH, TENBİH (TEMBİH) | UYARIM ile/||/<> UYARIM

( 1 Bir uyaran karşısında organizmanın gösterdiği tepki 2 Bir uyarma nedeniyle herhangi bir kas ya da salgıbezinde olan açık ya da gizli değişme Nicemsel bir yapıyı taban durumundan daha yüksek bir erke düzeyine çıkarma süreci Bir atom ya da çekirdek sistemini belirli bir enerji düzeyinden daha yüksek enerji düzeyine dönüştüren süreç )

( RESPONSE | EXCITATION )

( EXCITATION )

( ERREGUNG | ANREGUNG )


- TENEDDÜB[< NEDBE] ile ...

( Yaranın kapanması. )


- TENEFFU'[Ar. < NEF | çoğ. TENEFFUÂT] ile TENEFFUH[Ar. < NEFH] ile TENEFFUH[Ar.]

( Yararlanma. İLE Şişme, kabarma. | Urlanma. İLE Boş laflarla gururlanma. )


- TENEFFÜL[Ar.] ile TENEFFÜR[Ar. < NEFRET]

( Nâfile namaz kılma ya da oruç tutma. İLE İğrenme, tiksinme. | [mecaz] Soğuma. )


- TENEFFÜS CİHAZI | SOLUNUM SİSTEMİ ile/||/<> SOLUNUM SİSTEMİ

( anlamdaş solunum organı Organizmada solunum işini görmek üzere bir araya gelmiş olan organlar topluluğu Organizmada solunumda görevli olan organların tümü anat Organizmada gaz alışverişi yoluyla oksijen ve karbondioksit düzeylerini ayarlayan kan pH sının sabit tutulmasında ve ısı aktarımında rol oynayan burun boşluğu gırtlak hava borusu bronş bronşçuk ve akciğerler gibi temel yapıların oluşturduğu sistem sistema respiratoryum )

( RESPIRATORY SYSTEM | RESPIRATION SYSTEM )

( APPEREIL RESPIRATOIRE )

( ATMUNGSORGANE )


- TENEFFÜS ETMEK ile/||/<> RESPIRER[Fr.] ile/||/<> SOLUNMAK

( biyoloji )

( RESPIRER )


- TENEFFÜS[Ar. < NEFES]["TENEFÜS" değil!] ile TENEFFÜZ[Ar. < NEFZ]

( Soluk/nefes alma. | Yorgunluğu gidermek üzere dinlenme. | Okulda ders araları verilen dinlenme. | Tan yerinin ağarması. | Deniz suyunun dalga ile sahile vurması. İLE Nüfuzlu, sözü geçer olma. )