Sekiz(8) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 32.825 başlık/FaRk ile birlikte,
32.825 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(29/133)
- DROPPING MERCURY ELECTRODE[İng.] / DAMLAYAN CIVA ELEKTRODU[Alm.] ile/değil/yerine/= DAMLAYAN CIVA ELEKTRODU
- DAMPER ile DAMPERLİ ile DAMPERSİZ
- ...'DAN:
BERİ ile İTİBAREN
- HOŞLAŞMAM/AK değil ...'DAN (PEK/HİÇ) HOŞLANMAM/HOŞLANMIYORUM
- ...DAN KALKARAK ile ...DAN HAREKET EDEREK
- ...DAN ÖNCE ile/ve/değil ... YANISIRA
- DANDRUFF vs. BRAN
- DANGALAKLAŞMAK ile DANGALAK/LIK ile DANGALAKÇA
- DANGALAK/LIK ile ÂCİZ/LİK
- DANGIL-DUNGUL (KONUŞMAK)
- DANİEL ile DANİEL DOLİN ile DANİEL SULLİVAN
( DANIEL vs. DANIEL DOLIN vs. DANIEL SULLIVAN )
( دانيال ile دانيل ile دانيل دولين ile دانيل ساليوان )
( دانيال ile DANYLE ile DANYLE DOLYNE ile DANYLE SALYVAN )
- DANIŞAN ve/||/<>/> CO-TERAPİST ve/||/<>/> OTOTERAPİST
- DANIŞMAK ile/ve/||/<>/> BİLGİ VERMEK
- DANIŞMAK ile DANIŞILMAK ile DANIŞABİLMEK ile DANIŞ
- DANIŞMAN ile/ve/||/<> DANIŞAN
- DANIŞMAN ile/ve/değil/||/<>/< DANIŞILAN
- DANIŞMAN ile DANIŞMA
( ADVISOR vs. ADVISORY )
( مستشار ile مشاور ile استاد راهنما ile مشورتي ile نصيحت آميز ile نصيحتي )
( MOSTESHAR ile MOSHAVAR ile ESTAD RANPANNAMA ile MOSHORTY ile NASYHAT AMYZ ile نصيحتي )
- DANIŞMAN/LIK ile KOÇ/LUK
( Danışan, dağları aşmış; danışmayan, düz yolda şaşmış. )
( MEŞVERET[Ar.] (ETMEK): Danışma. )
( COUNSELLER/COUNSELING vs. COACH/ING )
- DANIŞMAQ[Azr.] = KONUŞMAK[Tr.]
- DANIŞTAY ile/||/<>/< DÎVÂN-I HÜMÂYÛN
( Yönetim davâlarına bakmak, bakanlar kurulunca gönderilen yasa ve tüzük tasarıları ile imtiyaz sözleşmeleri üzerinde düşüncelerini bildirmek gibi görevleri olan, üyeleri Anayasa Mahkemesi'nce seçilen bağımsız anayasa kuruluşu. İLE/||/<>/< Eskiden İslâm devletlerinde, devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı kurul.[Başlangıçta bir devlet dairesi olan dîvân, İran devlet geleneğinin de etkisiyle sonradan kurul biçimine dönüşmüştür] )
- DANS ile DANS EĞİTMENİ ile DANSÇI ile DANS
( DANCE vs. DANCE INSTRUCTOR vs. DANCER vs. DANCING )
( پايکوبيدن ile رقص ile رقصيدن ile رقاصي کردن ile رقص کردن ile مربي رقص ile رقاص ile رقصنده ile دست افشاني ile رقاصي )
( PAYKUBYDAN ile RAQS ile RAQSYDAN ile RAGHASY KARDAN ile RAQS KARDAN ile MARBY RAQS ile RAGHAS ile RAQSANDEH ile DAST AFSHANY ile رقاصي )
- DANS ile FOKSTROT
( ... İLE Dört tempolu bir dans. )
- DANS ile HABANERA
( ... İLE Çok kıvrak bir Küba dansı. | Bu dansın müziği. )
- DANS ile/ve/değil/<> OHYOKHAI
( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Yakutlar'a özgü bir Şaman uygulaması.
[Ohuokay ustasının çevresine toplanan halk, el ele tutuşarak büyük bir çember oluşturuyor ve ustanın sözlerini tekrarlayarak, hafif hafif öne ve arkaya eğilerek hareket edip güneşin doğduğu yönden, battığı yöne doğru dönerler.]
[Bu uygulamaya özgü, belirli bir müziği bulunmamaktadır.] )
- DANS ile SALON DANSLARI
( ... İLE Aşk, tutku ve estetiğin müzik ile harmanlanmasıyla ortaya çıkan salon dansları, bazen bir başkaldırı, bazense duyguların dışa vurumu olarak bilinir. En genel ifade ile de Batı Avrupa'da ve Amerika'da, çiftler tarafından yapılan her türlü dans olarak tanımlanır.
Salon danslarının tarihi, XVIII. yüzyıla kadar uzanır. Tarihsel gelişimine bakıldığında, XVIII. yüzyılın sonlarında, XIX. yüzyılın başlarında, İngiltere'deki soyluların katıldığı balolarda ortaya çıkan bir dans türüdür. Takvimler 1920'li yılları gösterdiğinde ise balo salonları dışında, halk tarafından da öğrenilmeye başlanan salon dansları, zamanla daha popüler bir hâl alır.
Bilinen en eski salon dansı ise Avrupa'da XVI. yüzyıl Fransa'sında ortaya çıkar fakat ahlâk dışı sayılarak yasaklanır. 1880'lerde, Buenos Aires'in kenar mahallelerinde doğmaya başlayan ve toplum tarafından kabulü epey zaman alan salon danslarının Amerika'da ortaya çıkışı ise XX. yüzyıla rastlar. Temeli, hafif tempoda kendi etrafında dönmeye dayalı olan bu danslar, yıllar geçtikçe giderek çeşitlenme gösterir ve bu çeşitlilik beraberinde, izleyenlere, farklı ritmlerin de yer aldığı görsel bir şölen sunar. 1900'lü yılların başında salon danslarına olan ilgi artar ve bu kapsamda 1904 yılından bu yana İngiltere'de hizmet veren Dans Öğretmenleri, İmparatorluk Derneği (ISTD) tarafından, 1924 yılında, dans fakülteleri kurulması düşüncesi geliştirilir ve yaşama geçirilir. Sayıları onikiyi bulan bu fakülteler aracılığıyla salon dansları meraklılarının, dans türlerine ait kavramları yakından tanımaları sağlanır. Ayrıca bu fakülteler sayesinde salon danslarının müzikleri, adımları ve tekniklerine yönelik olarak da belirli standartlar getirilir. Günümüzde, Avrupa'dan Asya'ya kadar uzanan bir coğrafyada, milyonlarca dansçı ve danssever, bu türün takipçileri olarak yaşamlarında, salon danslarına önemli bir yer ayırır. )
- DANTEL ile DANTELLİ ile DANTELSİZ ile DANTEL AĞACI
- DAR GÖRÜŞLÜ ile YALITMAK ile YALITIM ile İZOLASYON ile YALITKAN
( INSULAR vs. INSULATE vs. INSULATING vs. INSULATION vs. INSULATOR )
( جزيرهاي ile غير آزاد ile روپوش دار کردن ile عايق دار کردن ile عايق کردن ile عايق ile ماده عايق ile عايق گذاري ile نارسانا ile بندآور ile مقره ile عايق کننده )
( JAZYRAYAAY ile غير آزاد ile ROPOSH DAR KARDAN ile AYGH DAR KARDAN ile AYGH KARDAN ile AYGH ile MADEH AYGH ile AYGH GOZARY ile NARSANA ile بندآور ile MOGHAREH ile AYGH KONANDEH )
- DARAĞACI ile DARAĞACI
( GALLOWGLASS vs. GALLOWS )
( سرباز پياده ile دار ile چوبه دار ile صلابه )
( SARBAZ PEYADEH ile DAR ile CHUBEH DAR ile صلابه )
- DARALMAK ile DARALTMAK ile DARALTILMAK ile DARALABİLMEK ile DARALTTIRMAK ile DARALIVERMEK ile DARALTABİLMEK ile DARALTIVERMEK
- DARALTILABİLMEK ile DARALTI ile DARALTIŞ ile DARALTICI
- DARALTILMIŞ OLAN ile ODAKLANILMIŞ OLAN
- DARALTMA ile İNDİRGEME
( TO NARROW vs. REDUCTION )
- DARALTMA ile SIKIŞTIRMA
- DARB ile/ve MUTTASIL
( İki harfi birbirine katmak. İLE/VE ... )
- DARB ile/ve PEKİŞTİRME
- FORME D'IMPULSION[Fr.] / PULSFORM[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE BİÇİMİ
- PULSE DECAY TIME[İng.] / TEMPS DE DESCENTE D'IMPULSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DARBE DÜŞME SÜRESİ
- PULSE CODE[İng.] / CODE D'IMPULSION[Fr.] / PULSCODE[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE KODU
- DARBE TAYFI[Osm.] / PULSE SPECTRUM[İng.] / SPECTRE D'IMPULSIONS[Fr.] / PULSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE TAYFI/SPEKTRUMU
- PULSE HEIGHT[İng.] / HAUTEUR D'IMPULSION[Fr.] / PULSHÖHE[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE YÜKSEKLİĞİ
- PULSE HEIGHT ANALYZER[İng.] / PULSHÖHENANALYSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE YÜKSEKLİK ÇÖZÜMLEYİCİSİ/ANALİZÖRÜ
- PULSANSTIEGSZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE YÜKSELİŞ SÜRESİ
- PULSE RISE TIME[İng.] / TEMPS DE MONTÉE D'IMPULSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DARBE YÜKSELME SÜRESİ
- RÉGÉNÉRATION D'IMPULSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DARBENİN YENİLENMESİ
- DELGİ(MATKAP[Ar. < MİSKAB]): DARBESİZ ile/değil/yerine/> DARBELİ
( Delme işlemi yapılırken darbe uygulamaz. Delme işlemi yalnızca dönerek yapılır. Genelde basit tadilat işlemleri için kullanılır. Basit delik açma işlemleri ya da vidalama işlemleri için kullanımı yaygındır. [Eğer yüksek devire sahipse o zaman sert malzemelerin delinmesinde de kullanılabilir.] İLE/DEĞİL/YERİNE/> Sert malzemelerin delinmesi işleminde kullanılır. Delme işlemi dönerek ve aynı zamanda ileri geri hareketler ile gerçekleştirilir. Delme işlemi daha hızlı biçimde gerçekleştirilir. Delme işlemi çok daha kolay yapılır. [Beton ya da metal gibi oldukça sert malzemelerin delinmesinde darbeli matkap yeğlenilmelidir. Hem profesyonel, hem de basit tadilatlarda kullanılabilen araçlardır. Farklı watt gücünde olanları bulunur.] )
- DARCY NUMBERS[İng.] / DARCY-ZAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DARCY SAYILARI
- DARCY-WEISBACH EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE DARCY-WEISBACH[Fr.] / DARCY-WEISBACH-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DARCY-WEİSBACH DENKLEMİ
- DARILMAK ile DARILTMAK ile DARILABİLMEK ile DARILIVERMEK
- DARILMAK ile/değil/yerine/>< SARILMAK
- DARK :/yerine KARANLIK
- DARKNESS :/yerine KARANLIK
- DARLIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< FERAHLIK
- COINAGE METALS[İng.] ile/değil/yerine/= DARPHANE METALLERİ
- DARPHANE değil/yerine/= DAMGAEVİ
- D'ARSONVAL CURRENT[İng.] / COURANT DE D'ARSONVAL[Fr.] / D'ARSONVAL-STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= D'ARSONVAL AKIMI
- D'ARSONVAL GALVANOMETER[İng.] / GALVANOMÈTRE DE D'ARSONVAL[Fr.] / D'ARSONVAL-GALVANOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= D'ARSONVAL GALVANOMETRESİ
- DARTMAQ[Azr.] = ÇEKMEK, ÇEKİŞTİRMEK[Tr.]
- DARÜL ELHAN / NAĞMELER -ile
( Konservatuvar.[İlk müzik/sanat okuludur.][Şehzade Camii ile Binbirdirek arasındaki Vefa Lisesi sokağındaydı.] )
- DARUMA ile/||/<> NAGARJUNA ile/||/<> ASVAGOŞA ile/||/<> VASUBANDHU
( Zen'in kurucusu ve pirler dizisinin 28.'si. Çin'deki birinci pir. @@ Hintli Budist filozof (M.Ö. 200). Zen geleneğinde 14. Pîr. Madhyamika Okulu'nun kurucusu. @@ Hintli Budist şair ve filozof (M.Ö. 100). Zen geleneğinde 12. Pîr. @@ Yogachara doktrininin kurucusu olan Hintli Budist filozof (280-360). )
- DARWINIAN FITNESS[İng.] değil/yerine/= DARWİN UYUM BAŞARISI
( Bir bireyin gelecek nesillere yapabildiği genetik katkının boyutudur. Bir türün bir bireyinin evrimsel süreçteki başarısını gösterir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DARWIN'İN (")İSABETLİLİĞİ("):
ZİHİN İÇİN ile/değil GÖVDE İÇİN
- DAUGHTER ISOTOPE[İng.] değil/yerine/= ÜRÜN İZOTOP
( Radyoaktif bozunma sonucu oluşan izotoptur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DAUGHTER :/yerine KIZ EVLAT
- DAVALAŞMAK ile DAV ile DAVA/LIK ile DAVACI/LIK ile DAVALI/LIK ile DAVA ADAMI ile DAVA VEKİLİ ile DAVA ARKADAŞI ile DAVA VEKİLLİĞİ
- DAVET/İYE değil/yerine/= ÇAĞRI KÂĞIDI, OKUNTU
- PSİKANALİZDE:
DAVID RAPAPORT ile/ve/||/<> MERTON GILL
- DAVİSSON-GERMER TECRÜBESİ[Osm.] / DAVISSON-GERMER EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIMENTATION DE DAVISSON-GERMER[Fr.] / DAVISSON-GERMER-EXPERIMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DAVİSSON-GERMER DENEYİ
- DAVNLOD[İng. < DOWNLOAD] değil/yerine/= İNDİRMEK
- DAVRANIM(CONDUCT) BOZUKLUĞU ile/ve ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU
( 18 yaş altındakilerin olumsuz davranış/tutumlarında tanımlanan. İLE/VE 18 yaş üstündekilerin olumsuz davranış/tutumlarında tanımlanan. )
- DAVRANIŞ:
"KİŞİYE GÖRE" değil/yerine/>< İNSAN GİBİ
- DAVRANIŞ/TUTUM ile/ve/değil/yerine/||/>< DÜŞÜNMEK
- DAVRANIŞ = BEHAVIOUR[İng.] = COMPORTEMENT[Fr.] = VERHALTEN[Alm.] = COMPORTARSE[İsp.]
- DAVRANIŞ ile DAVRANIŞÇILIK ile DAVRANIŞÇI ile DAVRANIŞLAR
( BEHAVIOR vs. BEHAVIORISM vs. BEHAVIORIST vs. BEHAVIORS )
( رفتار ile اخلاق ile سلوک ile رفتار گرائي ile رفتار گراي ile سير )
( RAFTAR ile AKHLAGH ile SELOK ile رفتار گرائي ile RAFTAR GERAY ile SYR )
- DAVRANIŞ ile DAVRANIŞSAL ile DAVRANIŞÇILIK ile DAVRANIŞ BİLGİSİ ile DAVRANIŞ BOZUKLUĞU
- DAVRANIŞ ile/ve/değil EŞİK
- DAVRANIŞ ile/ve İSTİKRARLI DAVRANIŞ
( Kişi, beklenti ve davranışlarında sade olmalıdır. )
( BEHAVIOUR vs./and STABLE BEHAVIOUR )
- DAVRANIŞ ve/<> İYİ NİYET
( Davranışların en iyisi iyi niyetten, niyetin en iyisi ise bilimden ortaya çıkandır. )
- DAVRANIŞ ile/ve/<> KURTARICI DAVRANIŞ
- DAVRANIŞ ile/ve/||/<> ÖRÜNTÜ
- DAVRANIŞ ile/ve TUTUM
( Koşullarınızı (belki) değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
( Başkalarına açık davranırsanız kaybetmezsiniz. )
( Davranışlarda üç amaç: * Yarar, * Haz, * İyi. )
( Kendi tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
( Tutum, fırsatı kendine çeker. )
( Önemli[öncelikli] olan, ne yaptığınız değil ne yapmaktan vazgeçtiğinizdir. )
( Gövdenin öfkesini gözleyin, davranışlarınız kontrol altında olsun. Hiç kimseye davranışlarınızla zarar vermeyin. )
( [sometimes] We cannot change our circumstances but our attitudes we can change.
We can change our attitude. )
( BEHAVIOUR vs./and ATTITUDE )
- DAVRANIŞ ve TUTUMLAR'DA
- DAVRANIŞLARIMIZ:
"İYİ/KÖTÜ" ile/ve/değil/||/<> GÜÇLÜ/ZAYIF
- DAVRANIŞSAL YAKLAŞIM ile/ve/||/<> BİLİŞSEL YAKLAŞIM
- DAVRANMAK ile ARABULUCU OLARAK HAREKET ETMEK ile DİKKATSİZCE HAREKET ETMEK ile DİKKATLİ DAVRAN ile İHTİYATLI DAVRANMAK ile ÇEKİNGEN DAVRANMAK ile DELİ GİBİ DAVRANMAK ile ALDATICI DAVRANMAK ile DÜRÜST OLMAYAN BİR ŞEKİLDE DAVRANMAK ile APTALCA DAVRANMAK ile NAZİK DAVRAN ile SERT DAVRANMAK ile TEDBİRSİZCE DAVRANMAK ile ALÇAKÇA DAVRANMAK ile BECERİKSİZCE DAVRANMAK ile AHLAKSIZCA DAVRANMAK ile CİMRİ DAVRANMAK ile HAREKETE GEÇMEK ile APTALCA DAVRANMAK
( ACT vs. ACT AS MEDIATOR vs. ACT CARELESSLY vs. ACT CAUTIOUSLY vs. ACT CONSERVATIVELY vs. ACT COYLY vs. ACT CRAZY vs. ACT DECEITFULLY vs. ACT DISHONESTLY vs. ACT FOOLISHLY vs. ACT GENTLY vs. ACT HARSHLY vs. ACT IMPRUDENTLY vs. ACT IN A DASTARDLY WAY vs. ACT INEXPERTLY vs. ACT LEWDLY vs. ACT MISERLY vs. ACT OUT vs. ACT STUPIDLY )
( پرده ile يفا کردن ile اقدام کردن ile اقدام به عمل آوردن ile روح دادن ile واسطه شدن ile سهل انگاري کردن ile مدارا کردن ile محافظه کاري کردن ile ناز کردن ile غر دادن ile خل بازي در آوردن ile خل گري کردن ile نادرستي کردن ile احمقانه رفتار کردن ile مليمت کردن ile درشتي کردن ile خشونت کردن ile دست از پا خطا کردن ile ناجوانمردي کردن ile ناشيگري کردن ile هرزه گي کردن ile خست ورزيدن ile تقليد کردن ile حماقت کردن ile خريت کردن )
( PARDEH ile YFA KARDAN ile EGDAM KARDAN ile EGDAM BAH AMEL AVARDAN ile RUH DADAN ile VASETEH SHODAN ile SONPAL ENGARY KARDAN ile MADARA KARDAN ile MOHAFEZEH KARY KARDAN ile NAZ KARDAN ile GHAR DADAN ile KHAL BAZY DAR AVARDAN ile KHAL GARY KARDAN ile NADRESTY KARDAN ile AHMAGHANEH RAFTAR KARDAN ile MOLYMAT KARDAN ile DARSHTY KARDAN ile KHSHOONT KARDAN ile DAST AZ PA KHATA KARDAN ile NAJAVANMARDY KARDAN ile NASHYGARY KARDAN ile NPARZEH GY KARDAN ile KHAST VARZYDAN ile TAGHALYD KARDAN ile HAMAGHT KARDAN ile KHARYT KARDAN )
- DAVUL ile/ve SÜRTMELİ DAVUL
- DAYAK YEMEKTEN:
KORKMAK ile/ve/değil/<> KENDİNE YEDİREMEMEK
- DAYAKLAR ile/ve/değil/yerine PENANLAR
( [kafatası avcılığı] Yapmışlardır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Yapmamışlardır. )
( Iban, Kayan, Kenyan, Melanau ve Murat aşiretleri olarak ayrılmışlardır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Nereden geldikleri kesin olarak bilinmiyor. [Miri kentinin 100 km. güneyinde yer alan Nia Mağarası'nda yapılan arkeolojik kazılar, Penanlar'ın atalarının 50.000 yıl önce bu topraklara yerleştiğini ortaya çıkarmıştır.] )
- DAYAMAK ile DAYANMAK ile DAYATMAK ile DAYAKLAMAK ile DAYANILMAK ile DAYATILMAK ile DAYAKLANMAK ile DAYANDIRMAK ile DAYATTIRMAK ile DAYANABİLMEK ile DAYATABİLMEK ile DAYATIVERMEK ile DAYAYABİLMEK ile DAYAYIVERMEK ile DAYAK/LIK ile DAYALI ile DAYAKLI ile DAYAKSIZ ile DAYAK ARSIZI ile DAYAK DÜŞKÜNÜ ile DAYAK KAÇKINI ile DAYALI DÖŞELİ ile DAYAMSIZ DÖŞEMSİZ
- DAYANAK ile/ve ARKAPLAN
( SUPPORT vs./and BACKGROUND )
- DAYANÇ/SABIR:
BOYUN EĞMEK değil/yerine ÇABA GÖSTERMEK
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> İSTİKRAR
( SABIR ÇİÇEĞİ / GIAN AGAVE[Lat.] [Ancak 10 yılda açar.] )
( PATIENCE vs./and/<> STABILITY )
- DAYANÇ/SABIR ile/ve MÜCADELE (ETMEK)
( Sabırla koruk tut, yaprağı Atlas olur. )
( PATIENCE vs./and TO STRUGGLE )
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/||/<> TEVEKKÜL
- DAYANÇ'TA/SABIR'DA:
METÂNET ile HOŞGÖRÜ ile DUA ile GÖZYAŞI ile HASRET ile AŞK
( Acıya sabredersek. İLE Kişilere sabredersek. İLE Dileğe sabredersek. İLE Duygulara sabredersek. İLE Özleme sabredersek. İLE Sevgiye sabredersek. )
( Madem görüyorsunuz... O zaman, hoşgörün!
[Âşık Veysel] )
- DAYAN(DIR)MAK ile "TAKILMAK"
- DAYANIKLI TÜKETİM ARACI ile/ve/||/<> DAYANIKSIZ TÜKETİM ARACI
- DAYANIKLILIK ile DAYANMAK ile DAYANIKLI
( ENDURANCE vs. ENDURE vs. ENDURING )
( دوام ile تاب ile طاقت ile مداومت ile پرطاقتي ile بردباري کردن ile مداومت بامري دادن ile مداومت کردن ile دوام آوردن ile پايدار ile با دوام )
( DAVAM ile TAB ile طاقت ile MADAVMAT ile پرطاقتي ile BARDBARY KARDAN ile MADAVMAT BAMERY DADAN ile MADAVMAT KARDAN ile DAVAM AVARDAN ile PAYDAR ile BA DAVAM )
- DAYANIKLILIK ve/||/<> GÖNÜL FERAHLIĞI ve/||/<> MERHAMET ve/||/<> SABIR
( Daha yüksek bir terbiye yoktur. VE/||/<> Daha büyük bir mutluluk yoktur. VE/||/<> Daha kutsal bir görev yoktur. VE/||/<> Daha etkili bir güç yoktur. )
- ULTIMATE STRENGTH[İng.] / ENDFESTIGKEITSGRENZE[Alm.] ile/değil/yerine/= DAYANIM SINIRI
- DAYANMA ile KATLANMA
- DAYANMAK ile ABANMAK
( TO LEAN vs. TO LEAN AGAINST/OVER )
- DAYANMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BIRAKMAK
- DAYANMAK ile/ve/değil/||/<>/< ODAKLANMAK
- DAYANMAK ile SIĞINMAK
( TO RELY vs. TO TAKE REFUGE )
- DAYANMAK ile YASLANMAK
( TO LEAN vs. TO LEAN AGAINST )
- DAYANMAQ[Azr.] = DURMAK[Tr.]
- DAYATMA ile/ve/= ARKASINDAN İŞ ÇEVİRMEK
- DAYATMA ile BASTIRMA
- DAYATMA ile/değil/yerine ÖĞRETME[ANLATMA/GÖSTERME]
- DAYATMA ile SAHTEKAR ile SAHTEKAR ile SAHTEKARLIK
( IMPOST vs. IMPOSTER vs. IMPOSTOR vs. IMPOSTURE )
( تعرفهبندي کردن ile غاصب ile وانمود کننده ile طرار ile عيار ile شيادي ile طراري ile شياد ile عياري )
( TARAFEHABANDY KARDAN ile GHASEB ile VANEMUD KONANDEH ile طرار ile EYAR ile شيادي ile طراري ile SHYAD ile عياري )
- DAYATMA ile/ve/değil/||/<>/>/< YAPTIRIM
- [ne yazık ki]
DAYATMA ve/||/+/<>/> ZORBALIK
- DAYATMAK ile/ve/||/<>/> BOZMAK
- DAYATMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇÖZÜMSÜZ/ÇARESİZ OLMAK/KALMAK
- DAYATMAK" ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNCE/SÖZ
- [ne yazık ki]
DAYATMAK ile/ve/değil/||/<>/< KANDIRMAK
- DAYATMAK" ile/değil/yerine/>< KURAL
- DAYATMAK ile/ve/değil/||/<>/< YÜKLEMEK
- DAYATMAK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< ZORLAMAK
- DAYILANMA/DAYILIK ile/ve/değil/||/<>/< SAYGISIZLIK
- DAYILANMAK ile DAYILANABİLMEK ile DAYI/LIK ile DAYI KIZI ile DAYI OĞLU
- DAZLAMAK ile DAZLAKLAŞMAK ile DAZLAK/LIK
- DB/DATABASE[İng.] değil/yerine/= VERITABANI
- DBSCAN/DENSITY-BASED SPATIAL CLUSTERING OF APPLICATIONS WİTH NOİSE[İng.] değil/yerine/= YOĞUNLUĞA DAYALI UZAMSAL KÜMELEME
- DDİ/NATUREL LANGUAGE PROCESS[İng.] değil/yerine/= DOĞAL DİL İŞLEME
- DE BROGLIE EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE DE BROGLIE[Fr.] / DE-BROGLIE-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DE BROGLİE DENKLEMİ
- DE BROGLIE HYPOTHESIS[İng.] / DE BROGLIE HYPOTHESE[Alm.] ile/değil/yerine/= DE BROGLİE HİPOTEZİ
- DE FACTO[İng.] değil/yerine/= GERÇEKTE, UYGULAMADA
- DE NOVO İLE REFERANS TABANLI İLE HİBRİT ile/||/<> GENOM BİRLEŞTİRME
( DNA dizileme verilerinden genom oluşturma. )
( Formül: N50: Median contig uzunluğu )
- DEAKTİVE ETMEK değil/yerine/= ETKİNSİZLEŞTİRMEK
- DEBATE :/yerine TARTIŞMA
- DEBDEBELİ/HAŞMETLİ/İHTİŞAMLI/MUHTEŞEM/ŞAŞAALI/ŞATAFATLI/HACCAL/TANTANALI/LÜKS değil/yerine/= GÖRKLÜ/GÖRKEMLİ/GÖSTERİŞLİ/IŞIGÖRKLÜ/İRİGÖRKLÜ
- DEBİL ile DEBİLİTAN ile DEBİLİTE
( Bitkin, halsiz, güçsüz. İLE Bitkinleştirici, güçsüzleştirici. İLE Bitkinlik, halsizlik, güçsüzlük. )
- DEBİLİTE değil/yerine/= DÜŞKÜNLÜK | GERİ ZEKÂLILIK
- DEBRİYAJ ile DEBRİYAJ PEDALI
- FRÉQUENCE DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-FREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE FREKANSI
- DEBYE-HUCKEL EQUATION[İng.] ile/değil/yerine/= DEBYE-HÜCKEL EŞİTLİĞİ
- DEBYE-HUCKEL LIMITING LAW[İng.] ile/değil/yerine/= DEBYE-HÜCKEL SINIR YASASI
- DEBYE KÂİDESİ[Osm.] / DEBYE PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-GRUNDREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE İLKESİ
- DEBYE THEORY OF SPECIFIC HEAT CAPACITIES[İng.] / THÉORIE DE LA CAPACITÉ THERMIQUE SPÉCIFIQUE DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-SPEZIFISCHEHITZEKAPAZITÄTTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE ÖZGÜL ISI SIĞASI KURAMI
- DEBYE SPECIFIC HEAT[İng.] / CHALEUR SPÉCIFIQUE DE DEBYE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE ÖZGÜL ISISI
- DEBYE-SCHERRER RING[İng.] / ANNEAU DE DEBYE-SCHERRER[Fr.] / DEBYE-SCHERRER/SCHES RING[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-SCHERRER HALKASI
- DEBYE-SCHERRER METHOD[İng.] / MÉTHODE DE DEBYE-SCHERRER[Fr.] / DEBYE-SCHERRER/SCHES-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-SCHERRER YÖNTEMİ
- DEBYE LENGTH[İng.] / LONGUEUR DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-LÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE UZUNLUĞU
- DEBYE UZUNLUĞU ile/||/<> ORTALAMA SERBEST YOL
( Debye elektrik perdeleme λ_D, serbest yol çarpışmalar arası λ. )
( Formül: λ_D = √(ε₀kT/ne²) )
- DECISION vs. CONSEQUENCE/RESULT
- DECISION TREE[İng.] değil/yerine/= KARAR AĞACI
- DECISION and DIRECTIVE and OPINION and RECOMMENDATION and REGULATION and RESOLUTION
( Karar. VE Yönerge. VE Görüş. VE Tavsiye kararı. VE Tüzük. VE İlke kararı. )
- DECISION :/yerine KARAR
- DECISION vs./and APPROVAL/ACKNOWLEDGEMENT
- DECOMPRESSION SICKNESS[İng.] değil/yerine/= VURGUN
( Yüksek basınçlı bir bölgeden alçak basınçlı bir bölgeye geçilmesi durumunda vücutta gaz kabarcıklarının oluşması durumudur. Basınç azalması anlamına gelen bir terimdir. Bu durum dalgıçlarda ve pilotlarda daha çok görülmektedir. Dalgıçlar, suda derine doğru inip, normalde olması gerekenden hızlı bir biçimde yükselirse vurgun durumunu yaşayabilir. Bu durum eklem ağrıları, kızarıklık gibi semptomlardan felç hatta ölüme kadar gidebilmektedir fakat kişiden kişiye değişmektedir. Bazı bireyleri çok ciddi etkilerken, bazı bireyleri nerdeyse hiç etkilememektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DECREASE :/yerine AZALMA
- DEDE YUSUF (DALYANCI YUSUF BEY) (?) :
( Sarıyer/Büyükderelidir. Her iki semtte evi vardı. İstanbul'un şöhretli dalyancılarındandı. Milli Mücadele sırasında Millicilerden yana tavır koydu. Damadı Avukat Aziz Özgür ile birlikte M.M. (Müdafaa - i Milliye) Örgütünün Sarıyer'de kurulmasına ve taraftar bulmasına çalıştı. Millicileri korudu ve kolladı. Av. Aziz Özgür ile Muhtar Yusuf İzzettin Efendi'nin İngilizlerce tutuklanması ve Kürt Nemrut Mustafa Divanında idamla yargılanmaları sırasında, bir yolunu bulup serbest bırakılmalarını sağladı. Fakat bir süre sonra Anadolu'da başlatılan mücadeleye katkı verdi ve Padişahlı devirmek için silahlı ekip oluşturduğu iddiası ile idam talebi ile tutuklanıp Harp Divanına verildi. Buradan da kurtulmayı başardı ve yine Milli Mücadelenin başarılı olması için uğraştı. Zafer sonrasında Büyükdere'de bir sokağa "Dede Yusuf" adı verilerek ismi yaşatıldı. )
- DEDEKTİF/HAFİYE değil/yerine/= İZSÜREN
- DETECTOR EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT DU DÉTECTEUR[Fr.] / DETEKTOR-LEISTUNGSFÄHIGKEIT, DETEKTORWIRKUNGSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= DEDEKTÖR VERİMİ
- DETECTOR[İng.] / DÉTECTEUR[Fr.] / DETEKTOR, ANZEIGER, SPÜRGERÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEDEKTÖR
- DEDE/NİNE
ile/ve/||/<>/>
ANNE/BABA
ile/ve/||/<>/>
ABLA/AĞABEY
ile/ve/||/<>/>
BEN
ile/ve/||/<>/>
ERKEK/KIZ KARDEŞ
(
)
( SOFU/SOBO to/||/<>/> HAHA/ÇİÇİ to/||/<>/> ANİ/ANE to/||/<>/> WATAŞİ to/||/<>/> OTOTO/İMOTO )
- DEDİKODU/GIYBET:
SÖZLE ile/ve HAREKETLE ile/ve DİNLEYEREK
- DEDİKODU/GIYBET[Ar.] ile/değil/yerine ELEŞTİRİ/TENKİD[Ar.]
( )
- DEDİKODU/KOĞUCULUK/FİSKOS/GIYBET ile/ve "ÇEKİŞTİRME"
( NEMÎMESÂZ: Dedikoducu. )
( NEMÎME ile/ve ... )
( GOSSIP vs./and BACKBITE )
- [ne yazık ki]
!DEDİKODU ile/değil/yerine/>< BİLGİ
( "Dilde". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Akılda. )
- DEDİKODU ile/ve/<>/= CEHÂLET
( GOSSIP vs./and/<>/= IGNORANCE )
- DEDİKODU ile DEDİKODUCU
( GOSSIP vs. GOSSIPY )
( اراجيف ile شايعات بي اساس ile دري وري ile نمام ile نمامي ile سخن چيني کردن ile سخن چيني ile سخنچين ile خبر کشي کردن ile خبربر )
( اراجيف ile SHAYAT BEY ASAS ile دري وري ile نمام ile NAMAMY ile SOKHAN CHYNEY KARDAN ile SOKHAN CHYNEY ile سخنچين ile KHBAR KESHY KARDAN ile خبربر )
- DEDİKODU ile DEDİKODUCU/LUK ile DEDİKODULU ile DEDİKODUSUZ ile DEDİKODU KUMKUMASI
- DEDİKODU ile/ve GEVEZELİK
- DEDİKODU ile/değil/yerine HATA
( Çalışmayanın "yaptığı". İLE/DEĞİL/YERİNE Çalışanın yaptığı. )
- [ne yazık ki]
DEDİKODU ile/ve/değil/||/<>/>/< İFTİRA
- DEDİKODU ile SÖZ/LÂF TAŞIMA
- DEDİKODU ile/ve/değil/< TEVÂTÜR[Ar. < VİTR]
( Söylenti. [Olumsuz/istenmeyen.] İLE/VE/DEĞİL Bir haberin/bilgi(nin) yayılması. [Olumludur.] )
( [not] GOSSIP [-] vs./and/but RUMOUR [+] )
- DEDİKODUCU/KOVCU ile NEMMÂM
( ... İLE Lâf taşıyan. )
- DEDİKODUCU ile/ve/= YAĞI/DÜŞMAN/HASIM
( Biz ancak kendimizin düşmanıyızdır. )
( Kişi, bilmediğine düşman olur. )
( ... ile HASIM )
- DEDİKODUDA:
ÂDİ/LER ile/ve/||/<>/> APTAL/LAR ile/ve/||/<>/> AHMAK/LAR
( Yapar. İLE/VE/||/<>/> Yayar. İLE/VE/||/<>/> İnanır. )
- DEDİLER Kİ ... ile DİYORLAR Kİ ...
- DEDİMSE DE değil DEDİYSEM DE
- DEDİRMEK ile DEDİRTMEK ile DEDİRTEBİLMEK
- DE(EEEEEE)RMİŞİM yerine ATLIYORUM!
- DEEP LEARNING ile/||/<> SHALLOW LEARNING
( Deep learning çok katmanlı sinir ağları kullanırken İLE shallow learning tek gizli katmanlı veya lineer modeller kullanır )
( Formül: Backpropagation )
- DEEPLY :/yerine DERİNDEN
- DEF[Ar.] değil/yerine/= ÖTEYE İTME, SAVMA, UZAKLAŞTIRMA | VERME, ORTADAN KALDIRMA | GİDERME
( )
- DEFAATLE değil/yerine/= KEZLERCE
- DEFANSİF[Fr. < DÉFENSIVE] değil/yerine/= SAVUNMALI
- DEFATEN[Ar. DEF-AT[çoğ.] + Fars. -EN] ile/değil DEFAATLE[Ar. DEFA-AT[çoğ.] + Tr. İLE]
( Ansızın, bir kerede, bir çırpıda. İLE/DEĞİL Yineleyerek/tekrarlayarak, defalarca. )
- DEF'ATEN[Ar.] ile DEF'ATEYN[Ar.]
( Bir defada, birden. İLE Şöhret, azamet. )
- DEFEKT ile DEFEKTİF
( Kusur, bozukluk, eksiklik. İLE Kusurlu, bozuk, eksik. )
- DEFEKT ile/||/<> DEFEKTİF ile/||/<> DEFİSİT
( Eksiklik. | Kusur. İLE/VE/|| Kusurlu. İLE/VE/|| Eksiklik. | Fark. )
- DEFEKTİF/DEFECTIVE[İng.] değil/yerine/= KUSURLU
- DEFEND :/yerine SAVUNMAK
- DEFERENS ile/||/<> DEFEYANS
( Götürgen. İLE/VE/|| Bayılma. )
- DEFETMEK ile DEFEDİLMEK ile DEFEDEBİLMEK ile DEFEDİVERMEK
- DEFETMEK değil/yerine/= SAVMAK/SAVUŞTURMAK
- DEFEYANS[İng. < DEFEASANCE] değil/yerine/= BAYILMA, BAYGINLIK
- DEFICIENCY vs. DISCREPANCY vs. LACK vs. LIMITATION vs. SCARCITY vs. SHORTAGE vs. SHORTCOMING vs. WANT
- DEFINITE vs. EXCELLENT
- DEFINITION vs. DOMINANT FEATURE
- DEFINITION vs. LIMITING
- DEFINITIVE vs. DEFINITE
- DEFİSİT/DEFICIT[İng.] değil/yerine/= EKSİKLİK
- DEFLASYON[Fr. < DÉFLATION] değil/yerine/= PARA KISITLAMASI
- DEFLATÖR[Fr. < DÉFLATEUR] değil/yerine/= PARA KISITLAYICI
- DEFO[Fr. < DÉFAUT] değil/yerine/= KUSUR, ÖZÜR, BOZUKLUK
- DEFORME[Fr. < DÉFORMÉ] değil/yerine/= BİÇİMİ, KALIBI BOZULMUŞ
- DEFTERDAR değil/yerine/= İLSAYMAN
- DEGAJMAN[Fr. < DÉGAGEMENT] değil/yerine/= DEGAJ
- DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ ve/< KOLAYLIK
- DEĞER DÜŞÜRÜCÜ/LÜK ile/değil DÜŞ/HAYAL KIRIKLIĞI
- DEĞER ile ANLAM ile KARŞILIK
( WORTH vs. MEANING vs. EQUIVALENT )
- DEĞER ile/ve/<>/= GEREKSİNİM
( VALUE vs./and/<>/= NEED )
- DEĞER ile KARŞILIK
( VALUE vs. EQUIVALENT )
- DEĞER ile/ve/<> KULLANIM DEĞERİ
( THE VALUE vs./and/<> THE VALUE IN USE )
- DEĞER ile/ve/<>/< KULLANIM DEĞERİ ile/ve/<>/< PAYLAŞIM DEĞERİ ile/ve/<>/< DEĞİŞİM/SOYUT DEĞERİ ile/ve/<>/< ÜRETİM DEĞERİ ile/ve/<>/< ARTI DEĞERİ
- DEĞERİ OLMAYAN ile/ve/değil DEĞERİNİ ÖLÇME OLANAĞI BULUNMAYAN
- DEĞER/İNİ BİLMEK:
SAHİP OLMADAN ÖNCE ile SAHİP İKEN ile KAYBETTİKTEN SONRA
(
)
(
)
(
)
(
)
- DEĞERİNİ BİLMEK ile ELİNDE TUTMAYA ÇALIŞMAK
( TO KNOW THE VALUE OF ... vs. TRYING TO HOLD )
- DEĞER/İNİ BİLMELİ!
- DEĞERİNİ:
TAKDİR (ETMEK) ile/ve/||/<>/> TESLİM (ETMEK)
- DEĞERİNİ/Zİ BİLİN!
( DEĞERİNİ/Zİ BİLİN!
Kırlangıç, bir adama âşık olmuş.
Penceresinin önüne konmuş, tüm cesâretini toplamış, tüylerini kabartmış,
güzel durduğuna iknâ olduktan sonra...
Küçük, sevimli gagasıyla cama vurmuş.
Tık... tık... tık...
Adam, cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle ugraşıyormuş. Bir
meşgulmüş, bir meşgulmüş! Kimmiş, onu işinden alıkoyan?
Minik bir kırlangıç!
Heyecanlı kırlangıç, telâşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir soluk
almış, şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:
- Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma. Uzun
zamandır, seni izliyorum. Bugün, cesâret buldum konuşmaya.
Lütfen, pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.
Adam birden parlamış.
- Yok daha neler?
- Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz alamam! demiş.
Gerekçesi de sersemceymiş:
- Sen kuşsun! Hiç kuş insana aşık olur mu?
Kırlangıç mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş.
Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek
bir kez daha şansını denemiş:
- Adam, adam! Haydi aç artık şu pencereni.
Al beni içeri! Ben, sana dost olurum. Hiç canını sıkmam.
Adam, kararlı; adam, ısrarlı:
- "Yok, yok ben seni içeri alamam" demiş. Biraz da kabaymış,
sözü kısa kesmiş:
- "İşim gücüm var, git başımdan!"
Aradan bir zaman geçmiş. Kırlangıç, son kez adamın penceresine gitmiş:
- "Bak! Soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda.
Aç şu pencereyi, al beni içeri! Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda
kalırım. Çünkü, ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni
eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın!
Yalnızlığını paylaşırım..." demiş.
Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam, bu yalnızlık sorununa
içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş.
- "Ben, yalnızlığımdan memnunum!" demiş... Kuştan, onu rahat bırakmasını
istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla
çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.
Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra itiraf etmiş:
- "Hay benim akılsız başım" demiş.
- "Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir
dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle
kös kös oturacağıma, zevkli vakit geçirirdik birlikte."
Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş.
Yine de kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş:
- "Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu
içeri alır, mutlu bir yaşam sürerim."
Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü
yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama...
Onunki hiç görünmemiş!
Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna.
Kırlangıç, yokmuş!
Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda, danışmak
ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.
Olanları anlatmış. Bilge kişi, gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:
- "Kırlangıçların yaşamı, altı aydır..."
* * * * *
Yaşamda bazı fırsatlar vardır, yalnızca bir kez elimize geçer ve
değerlendiremezsek uçup gider.
Yaşamda bazı kişiler vardır, sadece bir kez karşımıza çıkar, değerini
bilemezsek kaçıp gider. Ve asla geri gelmezler. )
- DEĞERLEMEK ile DEĞERLENMEK ile DEĞERLENDİRMEK ile DEĞERSİZLEŞMEK ile DEĞERLENEBİLMEK ile DEĞERSİZLEŞTİRMEK ile DEĞERSİZLEŞEBİLMEK ile DEĞER ile DEĞERLİ/LİK ile DEĞERSİZ/LİK ile DEĞER KATMA ile DEĞER DÜŞÜMÜ ile DEĞER KURAMI ile DEĞER ANALİZİ ile DEĞER ARTIRMA ile DEĞER DÜŞÜRME ile DEĞER YARGISI ile DEĞERLİ KAĞIT ile DEĞER DÜŞÜRÜMÜ ile DEĞERLER DİZİSİ
- DEĞERLENDİRME ile DEĞER-LENDİRME
- DEĞERLENDİRME ile/ve/değil/||/<>/> TEKLİF
- DEĞERLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- DEĞER/LER ile/ve/<> KAVRAM/LAR
( Uğruna yaşanılacak kavramlar. İLE/VE/<> ... )
( VALUE/S vs./and/<> CONCEPT/S )
- DEĞER/LER ile/ve/<> TARİH
( VALUE/S vs./and/<> HISTORY )
- DEĞER/LER ile/ve/<> TARİH
( VALUE/S vs./and/<> HISTORY )
- DEĞERLERİMİZİ, ÇÖP DURUMUNA DÜŞÜRMEK değil/yerine ÇÖPLERİMİZİ, DEĞER DURUMUNA ÇIKARMAK
- DEĞERLİ TAŞ/MÜCEVHER:
YARI DEĞERLİ ile/ve/||/<>/> DEĞERLİ
- VALANCE BOND THEORY[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BAĞI KURAMI
- VALENCE BOND[İng.] / LIAISON DE VALENCE[Fr.] / VALENZBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BAĞI
- VALENCE-BAND METHOD[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BAND YÖNTEMİ
- VALENCE BAND[İng.] / BANDE DE LA VALENCE[Fr.] / VALENZBAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BANDI
- VALENCE ELECTRONS[İng.] / ÉLECTRONS DE VALENCE[Fr.] / VALENZELEKTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK ELEKTRONLARI
- VALENZELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK ELEKTRONU
- VALENCE TRANSITION[İng.] / TRANSITION DE VALENCE[Fr.] / VALENZÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK GEÇİŞİ
- VALENCE SHELL ELECTRON PAIR REPULSION (VSEPR) THEORY[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK KABUĞU ELEKTRON ÇİFTİ İTMESİ (VSEPR) KURAMI
- VALANCE SHELL[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK KABUĞU
- KIYMETLİ[Osm.] / VALENCE, VALENCY[İng.] / VALENCE[Fr.] / WERTIGKEIT[Alm.] / VALENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK, VALANS
- KIYMETLİ[Osm.] / VALENT, VALENCY[İng.] / WERTIG, WERTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİKLİ, DEĞERLİK
- DEĞERLİ/LİK / DEĞERSİZ/LİK ile/ve/değil/yerine/<> GEÇERLİ/LİK / GEÇERSİZ/LİK
- DEĞERSİZ ile YALIN/BASİT
( KIYTIRIK: Değersiz, bayağı, basit. )
( WORTHLESS vs. SIMPLE )
- DEĞERSİZ/"KÜÇÜK" GÖRMEK ile/değil UZAK(LAŞMIŞ) OLMAK
( [not] TO SEE WORTHLESS/LITTLE vs./but TO (HAD) BEEN FARAWAY )
- DEĞERSİZLEŞİR ile/ve/||/<> YOLDA KALIR ile/ve/||/<> YALNIZLAŞIR ile/ve/||/<> TÜKENİR ile/ve/||/<> BİLGİSİZ SAYILIR
( Her durumunu anlatan. İLE/VE/||/<> Herkese güvenen. İLE/VE/||/<> Her sırrını açığa vuran. İLE/VE/||/<> Her becerisini ortaya döken. İLE/VE/||/<> Her bildiğini söyleyen. )
- DEĞERSİZLEŞTİRMEK ile/değil ÖNCELİK (BELİRLEMEK)
- DEĞİLDİRLER değil DEĞİLLERDİR
- DEĞİLLEME ve/> AŞKINLIK
- DEĞİLLEME ve BÜTÜNLÜK
( NEGATION and INTEGRITY )
- DEĞİLLİK ile ...
( NEGATIVE )
- DEĞİL/LİK ile/ve OLAMAZ/LIK
( NEGATION vs./and NOT POSSIBLE, IMPOSSIBILITY )
- DEĞİNMEK ile DEĞİNİLMEK ile DEĞİNEBİLMEK ile DEĞİNİVERMEK ile DEĞİN ile DEĞİNİ
- DEĞİNMEK ile/ve/||/<> DEYİNMEK
( Bir konuyu ele alarak ondan kısaca söz etmek. İLE Yakınma, sitem yollu söylenme. )
- DEĞİNMEK ile İŞLEMEK
( TO MENTION vs. TO PROCESS )
(1996'dan beri)