Bugün[10 Temmuz 2026]
itibarı ile 45.874 başlık/FaRk ile birlikte,
45.874 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(165/185)


- TENEFFÜS | SOLUMA ile/||/<> SOLUMA

( Solunumun yorgunluk ve yetersizlik gibi nedenlerle düzensizliği Vücuda oksijen alınıp karbondioksit verilmesi mekanizması )

( BREATHING )

( HALÈTEMENT | ASPIRATION | RESPIRATION )

( ATMEN | ATMUNG )

( RE, SPIRARE )

( RESPIRAZIONE )

( ΑΝΑΠΝΟΉ / αναπνοή )


- TENEFFÜS | SOLUMA ile/||/<> SOLUNUM

( Solunumun, yorgunluk ve yetersizlik gibi nedenlerle düzensizliği. @@ Vücuda oksijen alınıp karbondioksit verilmesi mekanizması. )

( BREATHING~BREATHING | RESPIRATION )

( HALÈTEMENT | ASPIRATION | RESPIRATION~RESPIRATION )

( RE, SPIRARE~RE, SPIRARE | RESPIRATIO: SOLUNUM )

( ATMEN | ATMUNG~ATMUNG )

( RESPIRAZIONE~RESPIRAZIONE )

( ΑΝΑΠΝΟΉ / αναπνοή~ΑΝΑΠΝΟΉ / αναπνοή )


- TENEFFÜS | TENEFFÜZ | SOLUNUM ile/||/<> SOLUNUM

( Soluk alıp verme karşılık respirasyon re tekrar anlatan ön ek Lât spirare solumak Bir organizma ile çevresinde meydana gelen gaz alış verişi havanın solunum organlarına çekilerek kanın temizlenmesinden sonra kirlenen havanın dışarı atılması biyoloji botanik zooloji Karın boşluğu ile ciğerlere yeterli ölçüde hava alıp verme 1 Bir organizma ile çevresi arasında gaz alış verişi havanın solunum organlarına çekilerek temizlenmesinden sonra kirlenen havanın dışarı verilmesi Organizma ile çevresi arasında oksijen ve karbondioksit değişimi Respirasyon dış solunum 2 Bir organizmada oksijenin dokulara taşınması ve karbondioksitin atılması olan fiziksel ve kimyasal olaylar 3 Metabolik olarak oksidatif reaksiyonlar zinciri Bu reaksiyonlarda son elektron tutucusu olarak oksijene ihtiyaç vardır Atık ürün olarak karbondioksit ve kullanılabilir enerji meydana gelir Hücre içi solunumu olarak bilinen reaksiyonlar üç aşamada gerçekleşir a Karbohidrat amino asit ve yağ asitlerinden asetil koenzim A meydana gelir Olaylar sitoplazmada gelişir b Mitokondrilerin matriksinde meydana gelen sitrik asit devri c Mitokondrilerin kristalarında meydana gelen elektron taşıma zinciri reaksiyonları Hücre içi solunumu 1 Atmosfer vaya sudaki oksijenin akciğer ya da solungaçlarla alınarak kan yoluyla hücrelere ulaştırılması ve hücrelerde oksidasyon sonucu oluşan atıkların dışarı atılması 2 Metabolik olarak oksidatif reaksiyonlar zinciri hücre içi solunum Akciğerlerde havanın yenilenmesi akciğer alveol havasıyla kan arasında gaz alışverişi gazların kanda taşınması kanla hücreler arasındaki gaz alışverişi ve hücrelerin oksijen kullanması karbondioksit üretmesi olayları içeren süreç respirasyon Dış solunum ve iç solunum olarak ikiye ayrılır )

( BREATHING | RESPIRATION )

( RESPIRATION )

( ATMUNG )

( RE, SPIRARE | RESPIRATIO: SOLUNUM )


- TENEFFÜS ile/değil/yerine/= DİNLENİ/TINIŞ


- TENEFFÜS ile/||/<> REST PERIOD[İng.] ile/||/<> RÉCRÉATION[Fr.] ile/||/<> DİNLENME

( Okulda öğretmen ve öğrencilerin ders aralarında dinlenmeleri için ayrılan zaman )

( REST PERIOD )

( RÉCRÉATION )


- TENEFFUS[Ar. < TENEFFUS] ile/değil/yerine/=/||/<> TENEFFÜS

( teneffüshane teneffüs zili suni teneffüs solunum Temiz hava almak dinlenmek için verilen ara )


- TENEFFÜS ile TENEFFÜS ZİLİ


- TENEFFUSHANE[Ar. < TENEFFUS + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> TENEFFÜSHANE

( Genellikle okullarda ders aralarında dinlenmek için öğrencilerin çıktığı salon ya da bahçe )


- TENEFFÜS-İ CİLDÎ ile TENEFFÜS-İ KASABÎ ile TENEFFÜS-İ SAFÎRÎ ile TENEFFÜS-İ SINÂÎ ile TENEFFÜS Bİ-L-HEVÂ

( Deri solunumu. İLE Trake solunumu. [biyolojide] İLE Havanın soluk borularına girdiği ya da çıktığı sırada doğal olmayan ses. (tıp'ta) İLE Boğazdan açılan yapay bir delik aracılığıyla sayrının soluk alması. (tıp'ta) İLE Hava ile solunum. )

( TENEFFÜS[< NEFES]: Nefes, soluk alma; Yorgunluk almak için dinlenme; Tan yeri ağarma; Deniz suyunun dalga ile sahile vurması. )


- TENEKE CAZ ile/||/<> TENEKE MAHALLESİ ile/||/<> TENEKE SELE ile/||/<> TEMBEL TENEKE ile/||/<> ÇÖP TENEKESİ

( Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac Bu sacdan yapılmış Bu sacdan yapılan yaklaşık yirmi litre hacmindeki kap Bu kabın aldığı miktarda olan )


- TENEMMÜL[Ar. < NEML] ile TENEMMÜR[Ar. < NİMR | çoğ. TENEMMÜRÂT]

( Karınca gibi kaynama. | Gövdenin bir tarafının/örgeninin karıncalanması. İLE Kaplanlaşma, kaplan huylu olma. | Birini korkutmak için gümbürtülü ses çıkarma. | Korkutma. )


- TENEŞİR[Fars. < TENŞÜR] ile/ve/||/<> MUSALLA[Ar.] ile/ve/||/<> KATAFALK[Fr. < CATAFALQUE]

( Kırkından sonra azanı, teneşir paklar. )

( Üstünde ölü yıkanılan mermer/kerevet. İLE Namaz kılmaya yarayan, açık yer. | Camilerde, cenaze konulup önünde namaz kılınan yer. İLE Önünden geçilerek kendine saygı gösterilmek istenen ölünün tabutunun konulması için yapılmış yüksek yer. )


- TENESMUS[İng.] ile/||/<> BURUNTU

( Ağrılı ıkınma )

( TENESMUS )


- TENESSÜH[Ar.] ile TENEZZÜH[Ar. < NÜZHET]

( Pek güzel, eşsiz, çok az bulunur olma. İLE Gezinti. )


- TENESSÜR[Ar. < NESR] ile TENEŞŞÜR[Ar. < İNTİŞÂR < NEŞR]

( Açılma, serpilme, yayılma. İLE Yayılma, dağıtma. | Üreme. | Gizli bir şeyin, ağızdan ağıza yayılması. | Genelleşme. | [fizik] Ayrılma,[Fr. DISPERSION]. | [kimya] Dağılım, yayınma, difüzyon. )


- TENEVVÜ ile TENEVVÜR


- TENEVVÜ'[Ar. < NEV | çoğ. TENEVVÜÂT] ile TENEVVÜR[Ar. < NÛR]

( Çeşitlenme, çeşitlilik. İLE Nurlanma, parlama, ışıldama. )


- TENEVVÜR | AYDINLANMA ile/||/<> AYDINLANMA ile/||/<> AYDINLANMAK

( Sinema TV 1 Görüntüsü saptanacak konunun üzerine bir ya da daha çok kaynaktan ışık gelmesinden doğan durum 2 Birim yüzeye bir saniyede düşen ışık niceliği SI birimi lükstür Bir cismin birim yüzeyine düşen ışık akısı Aydınlığın süresiyle çarpımı 1 sinema Filmi çekilecek nesne ya da duyankat üzerine bir ya da daha çok kaynaktan ışık gelmesi olayı 2 gökbilim fizik a Bir ışık kaynağından çıkan ışık ışınlarının bir yüzey üzerine düşmesi b Bir yüzeyin karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısıyla orantılı olarak ışık alması 1 İnsanın geleneksel görüşler yetkeler bağlılıklar tasarım ve önyargılardan kendini usuyle kurtarıp yalnızca usuna dayanarak yaşamı kavramaya ve düzenlemeye çalışması Aydınlanma inanmak değil bilmek ister sorup soruşturmadan körükörüne bir şeyi doğru saymaz Kant aydınlanmayı İnsanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmayış durumundan çıkması diye tanımlar 2 XVII yüzyıldan beri Batı düşüncesinde ağır basan kilisenin doğaüstü gerçeklik anlayışı ile savaşarak insan ve dünya konusunda usun özerkliğini temel alan akım fizik astronomi )

( ILLUMINATION | ILLUMINATION, ILLUMINANCE | QUANTITY OF ILLUMINATION, LIGHT EXPOSURE | ENLIGHTMENT | LIGHTING )

( ÉCLAIREMENT, ILLUMINATION | ÉCLAIREMENT, ÉCLAIREMENT LUMINEUX | QUANTITÉ D'ÉCLAIREMENT, EXPOSITION LUMINEUSE, LUMINATION | ILLUMINATION | SIÈCLES DES LUMIÈRES | ÉCLAIREMENT | ÉCLAIRSIR (S'-) | ÉCLAIRAGE )

( BELEUCHTUNGSSTÄRKE | BELEUCTUNGSSTÄRKE | BELICHTUNG | AUFKLÄRUNG | BELEUCHTUNG, AUSLEUCHTUNG, BELEUCHTUNGSWESEN )

( ILLUMINATIO )

( ILLUMINAZIONE )

( ΦΩΤΙΣΜΌΣ / φωτισμός )


- TENEVVÜR | AYDINLANMA ile/||/<> AYDINLATMA

( Sinema/TV. 1. Görüntüsü saptanacak konunun üzerine bir ya da daha çok kaynaktan ışık gelmesinden doğan durum. 2. Birim yüzeye bir saniyede düşen ışık niceliği; SI birimi lükstür. @@ Bir cismin birim yüzeyine düşen ışık akısı. @@ Aydınlığın süresiyle çarpımı. @@ 1. sinema: Filmi çekilecek nesne ya da duyankat üzerine, bir ya da daha çok kaynaktan ışık gelmesi olayı. 2. gökbilim, fizik: a. Bir ışık kaynağından çıkan ışık ışınlarının, bir yüzey üzerine düşmesi. b. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısıyla orantılı olarak ışık alması. @@ 1. İnsanın geleneksel görüşler, yetkeler, bağlılıklar, tasarım ve önyargılardan kendini usuyle kurtarıp yalnızca usuna dayanarak yaşamı kavramaya ve düzenlemeye çalışması. // Aydınlanma inanmak değil bilmek ister; sorup soruşturmadan, körükörüne bir şeyi doğru saymaz. Kant aydınlanmayı 'İnsanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmayış durumundan çıkması' diye tanımlar. 2. XVII. yüzyıldan beri Batı düşüncesinde ağır basan, kilisenin doğaüstü gerçeklik anlayışı ile savaşarak insan ve dünya konusunda usun özerkliğini temel alan akım. @@ (fizik) @@ (astronomi) )

( ILLUMINATION | ILLUMINATION, ILLUMINANCE | QUANTITY OF ILLUMINATION, LIGHT EXPOSURE | ENLIGHTMENT | LIGHTING~LIGHTING | CLÀRIFICATION | ILLUMINATION )

( ÉCLAIREMENT, ILLUMINATION | ÉCLAIREMENT, ÉCLAIREMENT LUMINEUX | QUANTITÉ D'ÉCLAIREMENT, EXPOSITION LUMINEUSE, LUMINATION | ILLUMINATION | SIÈCLES DES LUMIÈRES | ÉCLAIREMENT | ÉCLAIRSIR (S'-) | ÉCLAIRAGE~ÉCLAIRAGE )

( ILLUMINATIO~... )

( BELEUCHTUNGSSTÄRKE | BELEUCTUNGSSTÄRKE | BELICHTUNG | AUFKLÄRUNG | BELEUCHTUNG, AUSLEUCHTUNG, BELEUCHTUNGSWESEN~BELEUCHTUNG, AUSLEUCHTUNG, BELEUCHTUNGSWESEN | SSELEUCHTUNG | BELEUCHTUNG )

( ILLUMINAZIONE~ILLUMINAZIONE )

( ΦΩΤΙΣΜΌΣ / φωτισμός~ΦΩΤΙΣΜΌΣ / φωτισμός )


- TENEVVÜR (DEVRİ) ile/||/<> ENLIGHTENMENT (AGE OF)[İng.] ile/||/<> SIÈCLE DES LUMIÈRES[Fr.] ile/||/<> AUFKLÄRUNG (ZEITALTER DER)[Alm.] ile/||/<> AYDINLANMA ÇAĞI

( XVIII yüzyıl Avrupasında düşünüş ve inançların tüm baskılardan kurtularak usun kılavuzluğunda bağımsızlığa kavuştuğu dönem )

( ENLIGHTENMENT (AGE OF) )

( SIÈCLE DES LUMIÈRES )

( AUFKLÄRUNG (ZEITALTER DER) )


- TENEVVÜR[Ar. < TENEVVUR] ile/değil/yerine/=/||/<> AYDINLANMA


- TENEZZÜH[< NÜZHET] ve/||/<>/> ARABA

( Eskiden, arabalara, tenezzüh denilirdi. Sadece hekimler kullanırdı. Hekim dışındakilerin araba kullanması ayıptı ve görgüsüzlüktü. )


- TENEZZÜH[Ar. < TENEZZUH] ile/değil/yerine/=/||/<> GEZİNTİ


- TENEZZÜH[< NÜZHET] ile TENEZZÜL[< NÜZÛL]

( Gezinti. İLE Kendine aykırı düşen bir işi ya da durumu kabul etme, alçalma, inma. | Alçakgönüllülük, kibirsizlik. | Fiyatta düşme/inme, indirim. )


- TENEZZÜL ETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> TEVECCÜH ETMEK


- TENEZZÜL ETME(ME)K ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İTİBAR ETME(ME)K


- TENEZZÜL ve KERÂMET


- TENEZZÜL ile/değil/yerine/= ÖZİNDİRME


- TENEZZUL[Ar. < TENEZZUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TENEZZÜL

( Kendi durumundan daha aşağıdaki bir işi bir durumu kabul etme Alçak gönüllülük gösterme )


- TENEZZÜL ile/ve/değil/<> TEŞEBBÜS


- TENFÎS[Ar. < NEFES | çoğ. TENFÎSÂT] ile TENFÎŞ[Ar. çoğ. TENFÎŞÂT] ile TENFÎZ[Ar. < NÜFUZ | çoğ. TENFÎZÂT]

( Soluklandırma/nefeslendirme, soluklandırılma. İLE Pamuk atma, yün ditme. İLE Hükmünü yürütme, nâfiz kılma. )


- TENİS ESKRİM VE DAĞCILIK KULÜBÜ (TED) :

( 1936 yılında Prof. Dr. Muhterem Gökmen, Avni Şaşa, Mecdi Serdengeçti, Memduh Moran, Ali Sermet, Salih Köreairf, Cihat Teğin, Rıza Arseven, Prof. Dr. Orhan Safa, Aydın Arakon, Prof. Dr. İhsan Şükre Aksel, Vedat Abut, Rıza Derviş, Tevfik Ali Çınar ve Neşet Kavdoğan tarafından kuruldu. Dernek; tenis, eskrim, dağcılık, basketbol ve masa tenisi dallarında faaliyet göstermektedir. Dünyanın en popüler zemini olan rebound - ace kaplı 10 açık, 4 kapalı ve kış aylarında kullanılan 5 balon kortu var. 2003 yılında düzenlenen " İST. İstanbul Uluslararası Tenis Turnuvası" (İTF (Uluslararası Tenis Federasyonu) ve ATP (Profesyonel Tenisciler birliği) gözlemcileri, hakemleri ve yabancı sporcuların değerlendirmeleriyle dünyadaki 44 ülkede yapılan 129 Challenger turnuvası arasında birinci seçilerek "2003 Challenger Ödülü" nü aldı. İlhan Şükran Aksel, Prof. Dr. Muhterem Gökmen, Mecdi Serdengeçti, Şefik Yur, Germi Çapa, Erol Simavi, Avni Akman, Medeni Merk, Faruk Ebubekir, Prof. Dr. Behput Cevanşir ve Mehmet Tınaz başkanlık yaptılar. Prof. Dr. Behput Cevanşir Simge Başkan kabul edilmiştir. )


- TENKİDİ[Ar.] ile/değil/yerine/= ELEŞTİRİLİ, ELEŞTİRMELİ


- TENKÎH[Ar. < NİKÂH çoğ. TENKÎHÂT] ile TENKİH[Ar. çoğ. TENKİHÂT]

( Nikâh etme/edilme, nikâh kıyma/kıyılma, evlendirme, evlendirilme. İLE Bir şeyin fazla ve gereksiz bölümlerini çıkartıp düzeltme, ayıklama, arıtma. | Hububatın taşını, toprağını ayıklama. | Me'mur maaşlarından indirme. )


- TENKÎL[Ar. çoğ. TENKÎLÂT] ile TENKÎR[Ar. < NEKR | çoğ. TENKÎRÂT]

( Uzaklaştırma. | Örnek olacak bir ceza verme. | [birini] Tepeleme. İLE Bilinmeyecek, tanınmayacak duruma getirme. | Bir adı, nekre yapma.[Harf-i tarifsiz, elif-lâm'sız kullanma.] )


- TENKİS[Ar. < TENḲĪṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> EKSİLTME


- TENKİS[Ar. < NÜKS] ile TENKÎS[Ar. < NOKSAN | çoğ. TENKÎSÂT] ile TENKİZ[Ar.]

( Başaşağı etme/edilme. | Boşaltma. İLE Azaltma, kısma, indirme, eksiltme/eksiltilme. İLE Kurtarma. )


- TENKİSAT[Ar. < TENḲĪṢĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TENKİSAT

( Eksiltmeler )


- TENKİT[Ar. < NAKT] ile TENKİT[Ar.] ile TENKİD[Ar. < NAKD | çoğ. TENKİDÂT]

( Noktalama. | Tümce içinde, noktalamaları kullanma. İLE Temizleme, fenâsını atma. İLE Bir konuya özgü yazıyı ya da yapıtı, değer bakımından gözden geçirme, eleştirme. )

( ... vs. ... vs. CRITIQUE )

( ... avec ... avec CRITIQUE )


- TENKİT[Ar. < TENḲĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> ELEŞTİRİ | ELEŞTİRİ

( eleştiri eleştiri )


- TENKİT(MUAHEZE) ile ELEŞTİRİ

( Olumsuz eleştiri. İLE Hem olumlu, hem olumsuz olabilir. )


- TENKİT ile SAPTAMA/BELİRTME


- TENKİT ile TENKİTLİ ile TENKİTÇİ/LİK ile TENKİTSİZ


- TENKİTÇİ, MÜNEKKİT ile/||/<> CRITIQUE[Fr.] ile/||/<> KRITIKER[Alm.] ile/||/<> ELEŞTİRİCİ

( Resim Heykel Mimarlık Eleştiri yazan kişi )

( CRITIQUE )

( KRITIKER )


- TENOTOMY[İng.] ile/değil/yerine/= TENOTOMİ

( Vücuttaki tendonlardan birindeki ağrıyı tedavi etmek için kullanılan bir tedavi yöntemidir. Halk arasında "tendon bölünmesi" olarak da bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TENSÎK[Ar. < NESAK] ile/değil/yerine/= DÜZENLEME, DÜZELTME, YOLUNA KOYMA


- TENSİKAT[Ar. < TENSĪḲĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TENSİKAT

( Düzen vermeler düzenlemeler Bir iş yerinde kadro düzenlemeleri )


- TENSILE STRENGTH[İng.] ile/değil/yerine/= GERILIM GÜCÜ


- TENTE[İt. < TENDA] ile/değil/yerine/= GÖLGELİK


- TENTE ile TENTELİ ile TENTESİZ ile TENTE GÜVERTESİ


- TENTENE[Fr. < DENTELLE] ile/değil/yerine/=/||/<> DANTEL


- TENTENE[yerel]/DANTEL[Fr. < DENTELLE] ile KOPANAKİ[Yun.]

( Her türlü iplikle örülen ya da bir kumaşın kenarına işlenen türlü biçimde ince ve ağ görünümünde örgü. İLE El ile bir tür dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç. | Bu araç üstünde örülen bir dantel türü. )


- TENTÜR/TEİNTURE[Fr. < TEINTURE] ile/||/<> TENTÜRDİYOT/TEİNTURE D[Fr. < TEINTURE D'IODE]

( Alkolün bir ya da birden çok bitki üstündeki eritici etkisi sonucu elde edilen sıvı ilaç )


- TINCTURE[İng.] / TINKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= TENTÜR


- TENUE[Fr.] ile/||/<> TARAZSIZ

( Soluklu bir sesle devam etme özellikleri olmadığı için kapantılı abanıklara denir p sesi ph eye ve bye göre tarazsızdır )

( TENUE )


- TENVİR[Ar.] ile/değil/yerine/= AYDINLATMA | BİLGİ VERME


- TENVİRAT, IŞIKLANDIRMA | AYDINLATMA ile/||/<> AYDINLATMA

( Sinema TV Alıcının önünde yer alan konunun ya da görünçlüğün ışıklandırılması Nesneler ve çevrelerinin görülebilmesi amacıyla ışık uygulanması Bir yerleşim yerindeki konutların konut dışında kalan yapıların genel yapıların ve açık alanların kent yönetimince ya da ona bağlı işletmelerce ışıklandırılması Bir sorunun ya da bir kavramın tüm içerimleriyle açıklanması aydınlanma Muayene amacıyla bir organın nesnenin ya da boşluğun ışıklandırılması )

( LIGHTING | CLÀRIFICATION | ILLUMINATION )

( ÉCLAIRAGE )

( BELEUCHTUNG, AUSLEUCHTUNG, BELEUCHTUNGSWESEN | SSELEUCHTUNG | BELEUCHTUNG )


- TENVİRAT[Ar. < TENVĪRĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TENVİRAT

( Aydınlatmalar )


- TENYA ile/ve EKİNOKOK

( ... İLE/VE Etoburların gelişmiş dönemlerinde bağırsaklarında yaşayan tenya türü. )


- TENYADELER | DÛDE-İ HAYTİYYE | ŞERİTLER ile/||/<> ŞERİTLER ile/||/<> ŞERİTGİLLER

( şeritgiller karşılık tenyalar Cestodes kestos kemer Çokgözeli hayvanlardan birincilağızlılar Protostomia filumunun ilkelkurtlar Scolecida dalının yassıkurtlar Plathelminthes sınıfından bir takımı Ergin halde omurgalı hayvanların bağırsaklarında içasılak olarak yaşarlar Vücutları baş ve boyundan oluşan bir skoleks ile buna eklenmiş bulunan ve proglotis denen bölmelerden yapılmıştır Başta konağa tutunmak üzere çengeller ve çekmenler bulunur Erdişidirler Gelişmeleri sırasında kancalı küre onkosfer ve kabarcıklı kurt sistiserkus denen larva evreleri vardır Sığır tenyası Taenia saginata domuz tenyası T solium köpek tenyası T echinococcus balık tenyası Dibothriocephalus latum iyi bilinen türleridir Çok hücrelilerden Metazoa birincil ağızlılar Protostomia filumunun ilkel solucanlar Scolecida dalının yassı solucanlar Platyhelminthes sınıfından bir takım Ergin hâlde omurgalı hayvanların bağırsaklarında iç asalak olarak yaşayan vücutları baş ve boyundan oluşan skoleks ile proglotis denilen bölmelerden yapılmış başta konağa tutunmak üzere çengeller ve çekmenler bulunan er dişi gelişmeleri sırasında kancalı küre onkosfer ve keseli larva sistiserkus evrelerini geçiren sığır tenyası Taenia saginata domuz tenyası T solium köpek tenyası T echinococcus balık tenyası Dibothriocephalus latum iyi bilinen türleridir Tenyalar Platyhelmintes şubesinde bulunan skoleks proliferasyon bölgesi ve strobiladan meydana gelmiş dorsoventral basık sindirim sistemi bulunmayan hermafrodit şerit benzeri uzun yassı ve boğumlu bağırsak asalakları sestodlar Cestoidea sınıfında gerçek şeritleri içeren alt sınıf Eucestoda Cestoda Bu alt sınıfta bulunan türlerin erişkinleri alttan üstten basık genellikle beyaz opak görünüme sahip omurgalıların sindirim sisteminde yaşayan Archigetes türleri hariç polizoik Caryophyllidea ailesindeki Caryophyllaeus laticeps ve Spathebothriidea ailesineki türler hariç protandrik hermafrodit Dioecocestidae ailesinde bulunan türler hariç uzunluğu 1 mm ile 25 m arasında değişen canlılardır Vücudları genellikle skoleks proliferasyon bölgesi ve birkaç ila dört bin halkadan oluşan strobiladan meydana gelmiştir Erişkinler omurgalıların sindirim sitemi ve ilgili kanallarında parazitlenirken larvalar sistiserkus sönurus hidatit sparganum çeşitli organ ve dokularda bulunabilmektedirler 11 takımın ikisi Pseudophyllidea ve Cyclophyllidea insan ve hayvanlarda parazitlenen türleri içermektedir Düz bir kütikülle örtülü vücudu bölümlere ayrılmış olup insan ve hayvan bağırsaklarında asalaklanan yassı solucanlar sınıfı tenyalar şeritler zooloji )

( TAPEWORMS | CESTODES | STREAKS | TAPEWORMS, CESTODES )

( CESTODES )

( BANDWÜRMES )

( CESTODES )


- TENZİHEN[Ar. < TENZĮHEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TENZİHEN

( Tenzih ederek tenzih etmek yoluyla )


- TEŞBİH:
TENZİHSİZ ile/değil/yerine/>< TENZİHLİ

( Şizofrenik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sanat. )


- TENZİHTE, TEŞBİHİ GÖRMEK ile/ve/<> TEŞBİHİ, TENZİHTE GÖRMEK

( İkisi de, birliğe/tevhide getirir. )


- [TENZİH-TEŞBİH ile/ve/> TENZİHTE TEŞBİH, TEŞBİHTE TENZİH] ile/ve/değil/yerine/> HEM TENZİH, HEM DE TEŞBİH | NE TENZİH, NE DE TEŞBİH


- TENZİLÂT | İNDİRİM ile/||/<> İNDİRİM

( Gümrük bildirmeliklerinde yer alan verginin yasanın verdiği yetkiye dayanılarak hükümetçe daha aşağı bir düzeye indirilmesi Bu terim ödün yerine de kullanılmaktadır Konaklı yarışta ön dereceyi alanların düzenleyenlerce açıklanan sayıda zamanlarından belirli ölçüde indirim yapılarak derecelendirilmesi 1 Ederlerde yapılan düşürme 2 Tecimsel belgitleri kırarak üremleri ve belirli bazı giderleri düşüldükten sonra geri kalanını öneli gelmeden ödeme 3 Belgitin saymaca değeri üzerinden yapılan indirim Devlete ya da bir ortaklığa ilişkin borç belgitlerinin üzerlerinde yazılı değerleri genel satak değerinden yüksek ise aradaki fark 4 Reklam duyuru parasının peşin olarak ödenmesi Fiyatın düşürülmesi Bir kelimenin TÜM ŞEKİL Forme pleine denilen eksiksiz şekli yerine daha kısa bir şeklin İNDİRİMLİ ŞEKİL Forme réduite geçmesi Bu indirim türlü yollardan olabilir Düşme Kısa ad Haddeleme işlemindeki bir geçi ya da işlem sonucu kesit alandaki küçülme olayı )

( REDUCTION | DISCOUNT )

( ABAISSEMENT, RÉDUCTION | BONIFICATION | ESCOMPTE | RÉDUCTION )

( ABNAHME )


- TENZİLAT[Ar. < TENZĪLĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> İNDİRİM


- TENZİLAT ile TENZİLATLI ile TENZİLATSIZ


- TENZİLİRÜTBE[Ar. < TENZĪL + RUTBE] ile/değil/yerine/=/||/<> RÜTBE İNDİRİMİ


- MERKEZCİLİK:
TEO ile/ve/<>/> HOMO ile/ve/<>/> ETNO ile/ve/<>/> GEO ile/ve/<>/> EGO ile/ve/<>/> ECO


- TEOKRASİ/THEOCRATİE[Fr. < THÉOCRATIE] ile/||/<> TEOKRATİK/THEOCRATİQUE[Fr. < THÉOCRATIQUE]

( Siyasi iktidarın Tanrı nın temsilcileri olduklarına inanılan din adamlarının elinde bulunduğu toplumsal siyasi düzen din erki )


- TEOKRASİ ile/ve/||/<> ARİSTOKRASİ ile/ve/||/<> MONARŞİ ile/ve/||/<> ANARŞİ


- TEOKRASİ ile/||/<> DİN ERKİ


- TEOLOJİ:
ATLAS FELEĞİNİN İÇ BÜKEYİ ile/ve AY FELEĞİNİN DIŞ BÜKEYİNİN ARASI/NDAKİ/LER

( THEOLOGY: ATLAS FELEGININ INNER CONCAVE vs./and AY FELEGININ OUTER CONVEX ARASI/NDAKI/LER )


- TEOLOJİ/İLÂHİYAT ile METAFİZİK


- TEOLOJİK GÜVENLİK ALANI ile/ve EPİSTEMOLOJİK GÜVENLİK ALANI ile/ve ETİK GÜVENLİK ALANI ile/ve ESTETİK GÜVENLİK ALANI


- HEIGHT EQUIVALENT OF A THEORETICAL PLATE[İng.] ile/değil/yerine/= TEORİK TABAKAYA EŞDEĞER YÜKSEKLİK (HETP)


- TEORİK[Fr. < THÉORIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> KURAMSAL


- TEORİK/NAZARİ ile/değil/yerine/= KURAMSAL


- TEPE AÇISI ile/||/<> TEPE AŞAĞI ile/||/<> TEPEBAŞI ile/||/<> TEPEBAŞI ile/||/<> TEPE CAMI ile/||/<> TEPEGÖZ ile/||/<> TEPEGÖZLER ile/||/<> TEPE LAMBASI ile/||/<> TEPETAKLA ile/||/<> TEPE TOMURCUĞU ile/||/<> TEPEÜSTÜ ile/||/<> TEPE ÜSTÜ ile/||/<> TEPEDEN AYAĞA ile/||/<> TEPEDEN İNME ile/||/<> TEPEDEN TIRNAĞA ile/||/<> ADA TEPE ile/||/<> DERE TEPE ile/||/<> ŞAHİT TEPE ile/||/<> TANIK TEPE ile/||/<> DALGA TEPESİ ile/||/<> HACET TEPESİ ile/||/<> MIHTEPESİ

( Bir şeyin en üstteki bölümü kaban I Bir yerin bir nesnenin vb nin üstü hizası Birinin yanı başı baş ucu Başın üst kafatasının iki kulak arasında kalan bölümü Yüksekliği genellikle birkaç yüz metreyi geçmeyen çok kez tek başına yamaçları yatık yer biçimi Çokgende ya da çok yüzlüde köşelerden her biri İkizkenar bir üçgende eşit kenarların kesişme noktası Bakışım ekseni bulunan bir eğrinin ya da yüzeyin bu eksenle kesişme noktalarından her biri )


- MAXIMUM VALUE OF ACOUSTIC PRESSURE[İng.] / VALEUR MAXIMALE DE LA PRESSION ACOUSTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPE AKUSTİK BASINÇ DEĞERİ


- PEAK VOLTAGE[İng.] / TENSION DE CRÊTE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPE GERİLİMİ


- TEPE ile BUZLUĞAN

( ... İLE Üzerinde buz eksik olmayan, yüksek dağ tepesi. )


- TEPECİK, STIGMA = İSTİGMA = STIGMATE


- TEPEDEN İNME ile/ve/||/<> SONRADAN GÖRME


- TEPEDEN TIRNAĞA (BOYANMAK)


- TEPELEMEK yerine ANLAŞMAK VE/> ANTLAŞMAK


- TEPELEMEK ile TEPELEME

( Ayakları altında ezmek. | Bozguna uğratmak, hırpalamak, yakalamak, basmak, enselemek. | Kıyasıya dövmek. | Öldürmek. İLE Tepe biçimi verecek ya da kenarlarından taşacak kadar olan, taşacak kadar yığmak/dizmek. )


- TEPELİ AKBABA ile/||/<> TEPELİ BÜLBÜL ile/||/<> TEPELİ DALGIÇ ile/||/<> TEPELİ DEVE KUŞU ile/||/<> TEPELİ HOROZ ile/||/<> TEPELİ KÖSTEBEK ile/||/<> TEPELİ PATKA ile/||/<> TEPELİ TARLA KUŞU ile/||/<> TEPELİ TAVUK ile/||/<> TEPELİ TOYGAR

( Tepesi olan Başında sorguç hotoz vb bir süs bulunan kuş )


- TEPELİ KÖSTEBEK ile/||/<> TEPELİ KÖSTEBEK

( Condylura cristata Böcekçiller İnsectivora takımının köstebekgiller Talpidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 2 kuyruğu 9 cm Kuzey Amerikada toprak altında yaşar Böcekçiller Insectivora takımının köstebekgiller Talpidaee familyasından 20 cm kadar uzunlukta 9 cm kadar kuyruğu olan Kuzey Amerikada toprak altında yaşayan bir tür )

( STAR-NOSED MOLE | STAR NOSED MOLE )

( CONDYLURA )

( STERNMULL )

( CONDYLURA CRISTATA )


- TEPETAKLA | TEPETAKLAK ile/||/<> TEPELEME | TEPELEMESİNE ile/||/<> TEPELİ TARLA KUŞU | TEPELİ TOYGAR


- TEPEÜSTÜ CAMİİ :

( Maden mahallesinin üst kısımlarında yapıldığı için bu ismi almıştır. Osmanlı mimarı stilinde yapılan caminin tarihi özelliği yoktur. )


- TEPEÜSTÜ ÇEŞMESİ (ÇAMLIK ÇEŞMESİ) :

( Maden Mahallesinin Tepeüstü mevkiinde, Zekeriyaköy yolunun solundaki sokaktadır. Çeşme 2002'de Sarıyer Belediyesince onarıldı. Uzun yıllar susuz kalan çeşmeye Nalbant Çeşmenin alt kısmındaki kaynak suyu bağlanarak su akışı sağlandı. Çeşmenin mahalle sakinlerince 1970'li yıllarda yapıldığı biliniyor. Mermer kitabesinde şöyle yazıyor: Bismillahirrahmanirrahim/ Biz her canlıya sudan hayat verdik". )


- TEPEYURT, DURSUN (GİRESUN, 1959) :

( Emekli Beden Eğitimi öğretmeni. İlk, orta lise ve yüksek öğrenimini İstanbul'da yaptı. 1981'de Sarıyer Orta Okuluna Beden Eğitimi Öğretmeni olarak atandı. 1983 yılında Sarıyer Spor Kulübü'nde atletizm antrenörlüğüne getirildi. Bu görevi ile birlikte, futbol okulunun da başına getirildi. 1987 yılında Enka Spor Kulübü atletizm antrenörlüğü görevini üstlendi. Enka Spor Kulübü antrenörlüğü görevini yürütürken atletizm milli takım antrenörlüğü ile görevlendirildi ve yıldız, genç ve büyükler atletizm milli takımlarını çalıştırdı. Çalıştırdığı atlerden Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonları çıktı. 2019 itibariyle milli takımlardaki görevi devam ediyor. Sarıyer atletizm takımını çalıştırırken, Mutlu Çörten, Çiğdem Çemberci, Feride Sütçü, Demirhan Çemberci, Hüseyin Kav, Erkan Barlas, Halit Kılıç, Merve Aydın, Aslı Arık gibi pek çok milli sporcuyu Türk atletizmine kazandırdı. Halen Atletizm milli takımı başında antrenör olarak görev yapmaktadır. Uluslararası atletizm hakem olup, pek çok uluslararası panel ve seminerlere katıldı. Sarıyer Belediyesi Gençlik Spor Hizmetleri Spor Müdürlüğü Atletizm Temsilcisi olarak da görev yaptı. Sarıyer'de atletizme sevdiren ve pek çok atlet yetiştiren bir antrenördür. )


- TEPHİR CİHAZI ile/||/<> EVAPORATOR[İng.] ile/||/<> APPAREIL À CONCENTRER[Fr.] ile/||/<> EINDAMPFER[Alm.] ile/||/<> BUHARLAŞTIRICI

( Sıvıların buharlaştırmasında kullanılan aygıt )

( EVAPORATOR )

( APPAREIL À CONCENTRER )

( EINDAMPFER )


- TEPHİR[Ar.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞ(TIR)MA | BUĞULAMA


- TEPİLMEK ile TEPİNMEK ile TEPİŞMEK ile TEPİKLEMEK ile TEPİRLEMEK ile TEPİNDİRMEK ile TEPİ ile TEPİK ile TEPİR ile TEPİŞ


- TEPİNMEK ile/ve/<> DİDİNMEK

( Ayaklarını hızla yere ya da bir şeye üst üste vurmak. | Öfke ve sevincini açığa vuracak davranışlarda bulunmak. | Gürültü etmek. | Direnmek. İLE/VE/||/<> Çok güçlük çekerek sürekli çalışmak. )


- REACTANT[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKEN


- TEPKİ NORMU[İng. REACTION NORM] ile/||/<> FENOTİPİK ESNEKLİK[İng. PHENOTYPIC PLASTICITY]

( Bir genotip tarafından gösterilen fenotipik esneklik şablonudur. @@ Genotipe bağlı olarak oluşan fenotipin, çevresel etmenlerin etkisiyle çeşitlilik göstermesidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TEPKİ ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNMEK

( vs./and/||/<>/but/< TO THINK
TO THINK instead of REACTION )


- TEPKİ ile/ve/değil TEDİRGİNLİK


- TEPKİ ile/>< TEPKİ BOZUKLUĞU SENDROMU

( ... İLE/>< Beyin rahatsızlıklarıyla birlikte oluşan, tepki ve yanıt verme gibi yetileri aşırı derecede etkileyen bir sendrom. )

( REACTION vs./>< SPATIAL NEGLECT )


- TEPKİ ile TETİKLENME


- REACTANCE[İng.] / RÉACTANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİL


- REACTION ORDER[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİME DERECESİ


- REACTION ENTHALPY NUMBER[İng.] / NOMBRE D'ENTHALPIE DE RÉACTION[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİME ENTALPİ SAYISI


- THRESHOLD OF REACTION[İng.] / SEUIL DE RÉACTION[Fr.] / REAKTIONSSCHWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME EŞİĞİ


- REACTION RATE[İng.] / REAKTIONSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME HIZI


- REACTION HEAT[İng.] / CHALEUR DE LA RÉACTION[Fr.] / REAKTIONSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME ISISI


- REACTION MECHANISM[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİME MEKANİZMASI


- REACTION PROFILE[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİME PROFİLİ


- REACTION[İng.] / RÉACTION[Fr.] / REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME


- TEPKİMEK ile TEPKİ ile TEPKİN/LİK ile TEPKİLİ/LİK ile TEPKİSEL ile TEPKİSİZ/LİK ile TEPKİLİ UÇAK ile TEPKİSEL DAVRANIŞ


- INITIAL RATE OF A REACTION[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİMENİN İLK HIZI


- REACTIVE CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİN AKIM


- REACTIVE FACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİN ÇARPAN


- REACTIVE VOLTAGE[İng.] / TENSION RÉACTIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN GERİLİM


- REACTIVE POWER[İng.] / PUISSANCE RÉACTIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN GÜÇ


- RÉACTION CINÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN TEPKİME


- REACTIVITY[İng.] / RÉACTIVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİNLİK


- TEPKİSELLİK ile/değil/yerine İKNÂ


- TEPKİSELLİK ile/ve/değil/yerine İNANDIKLARINDAN VAZGEÇMEMEK


- TEPKİSELLİK ile/ve/değil/yerine SICAĞI SICAĞINA


- TEPSERMEK = KURUYUP ÇATLAMAK


- TER TER (TEPİNMEK)

( "Direnmek, istememek, inat etmek, sinirlenmek" )


- TERABYTE[İng.] ile/||/<> TERABAYT[İng. < TERABYTE]

( TERABYTE )


- TERABYTE[İng. < TERABYTE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERABAYT

( yaklaşık bin cigabayttan oluşan bir belleğin ya da verinin boyutunu ifade eden ölçü birimi )


- TERÂKKUS[Ar. < RAKS] ile TERÂKUS[Ar. < RAKS]

( Durmadan, aşağı inip yukarı çıkma. | Dans etme. İLE Dans etme. [bkz. TELÂUB] )


- TERÂKÜM[Ar. < RÜKM] ile/değil/yerine/= BİRİKME, YIĞILMA, TOPLANMA


- TERÂKÜM ile/||/<> PLEONASM[İng.] ile/||/<> PLÉONASME[Fr.] ile/||/<> PLEONASMUS[Alm.] ile/||/<> EK YIĞILMASI

( Bir ekin ya da aynı görevi yüklenmiş şekilce farklı eklerin kelime içinde arka arkaya sıralanması olayı tigin tigi t ler prensler sler ler sizler Harz ik ev len ikisi bir arada üç ev len üçü bir arada kim i si EAT kul cug az kulcağız yer cüg ez oğur layın ca gizlice demin ce cik yavaş ça cık yavru cağ ız az rak ça kıa azıcık kiç kine gine pek küçük Kary kız gına ceh kızcağız as kın çak azıcık Anad ağzl ey ce ne ey ce men çabuk ça na vb Olayın meydana gelişi genellikle ilk ekin görevindeki bir aşınmanın sonucudur Bu durumda ilk ek ya birleştiği kelime ile kaynaşmış ve kendini şekilce korumuştur Yahut da sonradan gelen ek ile kaynaşarak birleşik bir ek oluşmuştur Bazen de eski ekin görevinde bir zayıflama söz konusu değildir Tek şekilden farklı görevlerin gelişmesi sonunda ikinci ek o kelimeye yeni bir görev yüklenerek gelmiştir Arapçadan dilimize çokluk şekilleriyle geçmiş olan evlat evrak talebe teşkilat gibi kelimelerin yeniden birer lar ler çokluk eliyle genişletilmeleri de ek yığılması niteliğindedir evlat lar evrak lar talebe ler teşkilat lar gibi )

( PLEONASM )

( PLÉONASME )

( PLEONASMUS )


- TERAPİ[Fr. < THÉRAPIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDAVİ (AROMATERAPİ, FİZYOTERAPİ, HİDROTERAPİ, KEMOTERAPİ, ODONTOTERAPİ, RADYOTERAPİ)


- TERAPİ/THERAPY[İng.] ile/değil/yerine/= SAĞALTIM


- TERAPİ ile TERAPİST


- SAĞALTIMLAR'I/TERAPİLER('İ)


- TERAPİST[Fr. < THÉRAPIST] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDAVİCİ


- TERAS[Fr. < TERRASSE] ile/||/<> TARAÇA / SEKİ

( taraça seki terasse Türkçede taraça biçimi de geçer taraça )

( TERRASSE | TERASSE )


- TERAS/LAMA[Fr.] ile/değil/yerine/= SEKİ/LEME


- TERAZİ, KENDİNİ TARTAMAZ" ile/değil/yerine/||/<> MUM, DİBİNE IŞIK VERMEZ


- TERBİ | DÖRTLEME ile/||/<> DÖRTLEME

( 1 Antik tiyatroda oyun yazarının yarışmaya katılmak için yazmak zorunda olduğu üç tragedya ve bir satır oyunun tümüne verilen ad 2 Bir konunun dört ayrı aşamasını izleyen dört ayrı oyunun tümüne verilen ad Örn Aiskhylös Öresti ve Hauptmann Iphigenia dörtlemesi 1 Dört dizeli olmasından ötürü maniye verilen başka bir ad 2 Dörder dizelik bağlamlardan oluşan türkü Halk edebiyatı terimi Dört dizeli bentlerden meydana gelmiş koşuk astronomi 1 Antik tiyatroda yazarın yarışmaya katılmak için yazmak zorunda olduğu üç tragedya ile bir satir oyununun tümüne verilen ad 2 Bir öykünün dört evresini içeren dört oyunun tümü )

( TETRALOGY | TRILOGY )

( TÉTRALOGIE | QUADRATURE | TRILOGIE )

( TETRALOGIE | TRILOGIE )

( TETRALOGIA )

( ΤΕΤΡΑΛΟΓΊΑ / τετραλογία )


- TERBİ | DÖRTLEME ile/||/<> ÜÇLEME

( 1. Antik tiyatroda oyun yazarının yarışmaya katılmak için yazmak zorunda olduğu üç tragedya ve bir satır oyunun tümüne verilen ad. 2. Bir konunun dört ayrı aşamasını izleyen dört ayrı oyunun tümüne verilen ad. Örn. Aiskhylös: 'Öresti' ve Hauptmann' 'Iphigenia' dörtlemesi. @@ 1. Dört dizeli olmasından ötürü maniye verilen başka bir ad. 2. Dörder dizelik bağlamlardan oluşan türkü. @@ (Halk edebiyatı terimi) Dört dizeli bentlerden meydana gelmiş koşuk. @@ (astronomi) @@ 1. Antik tiyatroda yazarın yarışmaya katılmak için yazmak zorunda olduğu üç tragedya ile bir satir oyununun tümüne verilen ad. 2. Bir öykünün dört evresini içeren dört oyunun tümü. )

( TETRALOGY | TRILOGY~TRILOGY )

( TÉTRALOGIE | QUADRATURE | TRILOGIE~TRILOGIE )

( TETRALOGIE | TRILOGIE~TRILOGIE )

( TETRALOGIA~TRILOGIA )

( ΤΕΤΡΑΛΟΓΊΑ / τετραλογία~ΤΡΙΛΟΓΊΑ / τριλογία )


- TERBİ[Ar. < TERBĪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> DÖRDÜN | DÖRTLEME

( dördün dörtleme )


- TERBIUM[Fr.] ile/||/<> TERBİYUM[Fr. < TERBIUM]

( kimya )

( TERBIUM )


- TERBİUM[Fr. < TERBIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TERBİYUM

( Atom numarası atom ağırlığı olan az bulunan bir element simgesi Tb )


- TERBİYE(EĞİTİM) ile/ve/> TÂLİM(ÖĞRETİM/ALIŞTIRMA) ile/ve/> TE'DİB(EDEB)(DAVRANIŞ/TUTUM)

( Davranış-eylem. İLE/VE Düşünce-bilgi. VE/> Terkib. )

( Göze dayanır. İLE/VE Kulağa dayanır. VE/> Davranıştır. )

( İyi-kötü. İLE/VE Doğru-yanlış. VE/> Güzel. )

( Örnek gerektirir. İLE/VE Bilen/hoca gerektirir. VE/> "Kişi kendin bilmek", haddini bilmek gerektirir. )

( Her yerdedir. İLE/VE Belirli bir yerdedir. VE/> Her yer ve zamandadır. )

( Bütüncüldür. İLE/VE Sıradüzenseldir. VE/> Estetiktir. )

( Kalb-i selîm. İLE/VE Akl-ı selîm VE/> Zevk-i selîm. )

( TO TRAIN vs./and PRACTICE/EXERCISE/DRILL and/> MANNER
Behaviour-action. VS./AND Idea-knowledge. AND/> Compound.
Base on eye. VS./AND Base on ear. AND/> Behaviour.
Good-bad. VS./AND Right-wrong. AND/> Beautiful.
Needed example. VS./AND Needed teacher. AND/> To know the self.
Everywhere. VS./AND Define place. AND/> Everywhere and anytime.
Integral. VS./AND Hierarchical. AND/> Aesthetical. )


- TERBİYECİ ile/||/<> EDUCATOR, EDUCATIONIST[İng.] ile/||/<> ÉDUCATEUR, PÉDAGOGUE[Fr.] ile/||/<> EĞİTİMCİ

( 1 Eğitbilimde uzmanlaşmış kişi 2 Öğretmenlik eğitim yöneticiliği ya da eğitim uzmanlığı yaparak eğitim çalışmalarına katkıda bulunan kimse 3 Kendini eğitim çalışma ve sorunlarına vermiş olan ve bu alanda yapıtları olan kimse 4 Eğitimin kuramsal ve uygulamalı bir alanında yaptığı öğrenimle akademik yeterlik elde eden ve özellikle üniversitelerin eğitim bölümlerinde öğretim üyeliği görevinde bulunan kimselere verilen ad )

( EDUCATOR, EDUCATIONIST )

( ÉDUCATEUR, PÉDAGOGUE )


- TERBİYE-İ BEDENİYE, BEDEN TERBİYESİ | BEDEN EĞİTİMİ ile/||/<> BEDEN EĞİTİMİ

( 1 Cimnastik oyun ve spor gibi eğitici bütün beden alıştırmalarını kapsayan genel kavram 2 Öğrencilerin bedensel gelişimi için zorunlu devinim gereksinmelerini karşılamak topluluk oyunları ve başka etkinliklerle kişilik ve önderlik yeteneklerini arttırmak dengeli bir ruh ve beden gücü elde etmelerine olanak sağlamak amacıyla her dereceli okul programında yer alan ders Oyun cimnastik ve spor gibi eğitici bütün vücut alıştırmalarını kapsayan genel kavram )

( PHYSICAL EDUCATION )

( ÉDUCATION PHYSIQUE )

( LEIBESERZIEHUNG )


- [ne yazık ki]
TERBİYESİZLİK ile/ve/||/<>/< KEYFİYET


- TERBİYESİZ/LİK ile/ve SALAK/LIK, SALOZ[argo]


- TERBİYESİZ/LİK ile/ve "ŞEREFSİZ/LİK"


- TERBİYEVİ FİLM ile/||/<> EDUCATIONAL FILM, TRAINING FILM[İng.] ile/||/<> FİLM ÉDUCATİF[Fr.] ile/||/<> LEHRFILM, ERZIEHUNGSFILM, BILDUNGSFILM[Alm.] ile/||/<> EĞİTİCİ FİLM

( Sinema Belirli bir konuda eğitmek özellikle bir meslek konusunda yetişkinlere bilgi vermek amacıyla hazırlanmış film )

( EDUCATIONAL FILM, TRAINING FILM )

( FILM ÉDUCATIF )

( LEHRFILM, ERZIEHUNGSFILM, BILDUNGSFILM )


- TERBİYEVİ ile/||/<> PEDAGOGICAL, EDUCATIONAL[İng.] ile/||/<> PÉDAGOGIQUE, ÉDUCATIF[Fr.] ile/||/<> EĞİTSEL

( Eğitim değeri eğitici yönü bulunan eğitme ile ilgili )

( PEDAGOGICAL, EDUCATIONAL )

( PÉDAGOGIQUE, ÉDUCATIF )


- TERBIUM[İng.] / TERBIUM[Fr.] / TERBIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERBİYUM


- TERCANLI, KEMAL (...) :

( İki dönem Yenimahalle Muhtarı olarak görev yaptı. )


- TERCÎ'[Ar. < RÜCÛ | çoğ. TERCÎÂT] ile TERCİH[Ar. < RÜCHÂN | çoğ. TERCÎHÂT]

( Geri çevirme, döndürme. | Tekrarlama. İLE Üstün tutma, daha çok beğenme. )


- TERCİH ile/ve TERCİH-BİLÂ-MÜRACCAH


- TERCİH ile TERCİHLİ YOL


- Tercihen DİNLE!!!


- Tercihen SUS!!!


- TERCİHEN[Ar. < TERCĪḤEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TERCİHEN

( Yeğleyerek yeğleme yolu ile )


- TERCİHİM, BU/ŞU/O ile/ve/<>/değil/yerine TERCİHİM, BU/ŞU/O YÖNDE


- TERCÜMAN[Ar. < TERCEMĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇEVİRMEN


- TERCÜMAN[Ar.] ile/değil/yerine/= DİLMAÇ/ÇEVİRMEN


- TERCÜME | ÇEVİRİ ile/||/<> ÇEVİRME ile/||/<> ÇEVİRMEN

( Bir dilden bir dile yapılan aktarma, bir yapıtın başka bir dile aktarılması. @@ 1. Bir yapıtın, bir dilden başka bir dile aktarılması. 2. Bir dilden bir başka dile aktarılan yapıt. )

( TRANSLATION | TRANSLATE | TRANSLATOR~TRANSLATE | SHOOT, TAKE, FILM, CINEMATOGRAPH | CONVERT | INVERSION | CIRCLING | CONVERSION | SPIN-OFF | ASSEMBLY | DIAL | FLIP | SPIN | VERSION~TRANSLATOR )

( TRADUCTION | TRADUIRE | TRADUCTEUR~TRADUIRE | TOURNER, FILMER, CINÉ-MATOGRAPHIER, FAIRE UN FILM, PRENDRE (UN FILM) | CONVERTIR (DES DONÉES) | CIRCUMDUCTION | CONVERTISSEMENT | CONVERTIR~TRADUCTEUR )

( TRANSLATIO~...~... )

( DREHEN, FILMEN, VERFILMEN, AUFNEHMEN, FILMAUFNEHMEN~DREHEN, FILMEN, VERFILMEN, AUFNEHMEN, FILMAUFNEHMEN | KREISEN | UMSETZUNG | UMWANDELN~ÜBERSETZER )

( TRADUZIONE~GIRARE~TRADUTTORE )

( ΜΕΤΆΦΡΑΣΗ / μετάφραση~ΓΎΡΙΣΜΑ / γύρισμα~ΜΕΤΑΦΡΑΣΤΉΣ / μεταφραστής )


- TERCÜME ETMEK | ALMAK, ÇEKMEK, FİLM ALMAK, FİLM ÇEKMEK, FİLME ÇEKMEK, TERTİP ETMEK, MANZARA ALMAK, DÖNDÜRMEK, AHZ ETMEK, SHO(O)T ETMEK | TERCÜME | KONVERSİYON | ÇEVİRME ile/||/<> ÇEVİRMEK ile/||/<> ÇEVİRME ile/||/<> ÇEVİRİ

( çeviri Bir dilde yazılmış yapıtları başka bir dile aktarmak Sinema Çevirim eylemi televizyona almak Yüz üstü yere yapışmış bir güreşçiyi oyun ve güç yolu ile sırt üstü getirme I Bir dilde anlatılanı başka bir dilde anlatmak üzere dönüştürmek II Verinin taşıdığı bilgiyi değiştirmeksizin gösterim biçimini değiştirmek örn kök çevirme düğüm çevirme örnekselden sayısala çevirme Tamçevirme ya da yarıçevirmenin ortak adı Vücudun türlü bölümlerinde eklemlerin verdiği olanak oranında bileşik eksende yapılan devinim türü Çekirdek tepkime kabında bir gereci bölünebilir özdek durumuna getirme süreci Örn Th232nin U233e çevrilmesi Bir birim dizgesinden başka birine örneğin c g s ten M K S e geçmek Bağlı ortaklık hisselerinin ana şirket ortaklarına verilmesiyle gerçekleştirilen şirket ayırma ve ya da satma biçimi tercüme Yavrunun doğum için uygun gelişe çevrilmesi işlemi versiyon Bir dilden bir dile yapılan aktarma bir yapıtın başka bir dile aktarılması 1 Bir yapıtın bir dilden başka bir dile aktarılması 2 Bir dilden bir başka dile aktarılan yapıt )

( TRANSLATE | SHOOT, TAKE, FILM, CINEMATOGRAPH | CONVERT | INVERSION | CIRCLING | CONVERSION | SPIN-OFF | ASSEMBLY | DIAL | FLIP | SPIN | VERSION )

( TRADUIRE | TOURNER, FILMER, CINÉ-MATOGRAPHIER, FAIRE UN FILM, PRENDRE (UN FILM) | CONVERTIR (DES DONÉES) | CIRCUMDUCTION | CONVERTISSEMENT | CONVERTIR )

( DREHEN, FILMEN, VERFILMEN, AUFNEHMEN, FILMAUFNEHMEN | KREISEN | UMSETZUNG | UMWANDELN )


- TERCÜME[Ar.] ETMEK ile/değil/yerine/= ÇEVİRMEK


- TERCÜME-İ HAL[Ar.]/BİYOGRAFİ[Fr./İng.] ile/değil/yerine YAŞAM ÖYKÜSÜ


- TERCÜME-İ HAL | YAŞAM ÖYKÜSÜ ile/||/<> YAŞAM ÖYKÜSÜ

( Bir kişinin soyu doğumu yetişimi konusunda toplu bilgi veren yazı Örnekolay incelemesinde başlıca bilgi kaynağı olarak başvurulan ve bir sorunun taşıyıcısı olan bireylerin yaşam süreçlerini tüm ayrıntılarıyla çözümlemeye dayanan yaşam belgesi )

( LIFE-STORY )

( CURRICULUM VITAE )


- TERE[Fars.] ile SU TERESİ

( Turpgillerden, yaprakları salata olarak yenen baharlı bir bitki. İLE Turpgillerden, su kenarlarında yetişen, tereye benzeyen, çok yıllık ve otsu bir bitki. )

( LEPIDIUM SATIVUM cum NASTURIUM OFFICINALE )


- TEREDDÎ | YOZLAŞMA | BOZUNMA | DEJENERASYON ile/||/<> DEJENERASYON ile/||/<> YOZLAŞMA

( yozlaşma Bozulma Hücre ve dokuların canlılığını koruyarak görev bakımından daha az etkin bir düzeye inmesi ve çeşitli yapısal değişimlere uğraması dönüşümlü hücre zedelenmesi Canlı gözelerinin kalıtsal özelliklerini türlü nedenlerle yitirerek bozulmaları 1 Geri evrim 2 Yapının bozulması Bir organizmanın ya da bir parçasının daha az aktif ve daha sade olan biçimlere geri dönmesi Dejenerasyon 3 Bir amino asidi kotlayan birden fazla kodonun obuası )

( DEGENERATION | DISASSIMILATION )

( DÉGÉNÉRATION )

( DEGENERATION )

( DEGENERAZIONE )

( ΕΚΦΎΛΙΣΗ / εκφύλιση )


- TEREDDÎ | YOZLAŞMA | BOZUNMA | DEJENERASYON ile/||/<> DİSİMİLASYON | YOZLAŞMA

( bk. yozlaşma @@ Bozulma. @@ Hücre ve dokuların canlılığını koruyarak görev bakımından daha az etkin bir düzeye inmesi ve çeşitli yapısal değişimlere uğraması, dönüşümlü hücre zedelenmesi. @@ @@ @@Canlı gözelerinin, kalıtsal özelliklerini türlü nedenlerle yitirerek bozulmaları. @@ 1. Geri evrim. 2. Yapının bozulması. Bir organizmanın ya da bir parçasının daha az aktif ve daha sade olan biçimlere geri dönmesi. Dejenerasyon. 3. Bir amino asidi kotlayan birden fazla kodonun obuası. )

( DEGENERATION | DISASSIMILATION~DISASSIMILATION | DISSIMILATION )

( DÉGÉNÉRATION~DISSIMILATION )

( DEGENERATION~DISSIMILATION )

( DEGENERAZIONE~DISSIMILAZIONE )

( ΕΚΦΎΛΙΣΗ / εκφύλιση~ΑΝΟΜΟΊΩΣΗ / ανομοίωση )


- TEREDDİ[Ar. < TEREDDİ] ile/||/<> İSTİHALE

( istihale )


- TEREDDİ[Ar. < REDY] ile/değil/yerine/= SOYSUZLAŞMA, YOZLAŞMA


- TEREDDİ[Ar. < TEREDDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> YOZLAŞMA


- TEREDDÜT | DURAKSAMA ile/||/<> DURAKSAMA

( Bir konuşmada seçilebilecek birçok sözcükler alınabilecek birçok kararlar vb önünde duralar görünme sanatı Bir yanıtlayıcının belli bir konuda tutum kanı ya da görüş belirtmede güçlük çekmesi )

( INDECISIVENESS )

( DUBITATION )


- TEREDDÜT[Ar.] ETMEK ile/değil/yerine/= İKİRCİKLENMEK/DURAKSAMAK/VARGISIZ KALMAK


- TEREDDÜT[Ar. < TEREDDUD] ile/değil/yerine/=/||/<> KARARSIZLIK | DURAKSAMA

( kararsızlık duraksama )


- TEREDDÜT/D[Ar. < REDD] ile ENDÎŞE[Fars. < DÂNİŞ]

( Kararsızlık. İLE Bilgiden/bilimden uzak olma. (durumu/sonucu) [DÂNİŞ: Biliş, bilgi, ilim.] )


- TEREDDÜT/ŞÜPHE ile/değil/yerine/= İKİRCİK/DURAKSAMA/VARGISIZLIK


- TEREDDÜT ile TEREDDÜTLÜ ile TEREDDÜTSÜZ/LÜK


- TEREDDÜTLÜ ile/değil/yerine/=/||/<> DURAKSAMALI | KARARSIZ

( duraksamalı Tereddüde yol açan kararsız )


- TEREDDÜTLÜ ile TEREDDÜT ETMEK ile TEREDDÜT ile TEREDDÜT

( HESITANT vs. HESITATE vs. HESITATING vs. HESITATION )

( مردد بودن ile مردد ile متردد ile دودل ile درنگ کننده ile تامل کردن ile تردد کردن ile دل دل کردن ile مذبذب ile تامل ile تذبذب ile تردد ile درنگ ile دودلي ile ترديد ile شبهه )

( MARDAD BODAN ile MARDAD ile متردد ile DODEL ile DARANG KONANDEH ile TAMEL KARDAN ile TARDAD KARDAN ile DEL DEL KARDAN ile مذبذب ile TAMEL ile تذبذب ile TARDAD ile DARANG ile دودلي ile TARDYD ile SHABEHEH )


- TEREFFU | YÜKSELME ile/||/<> YÜKSELME ile/||/<> YÜKSELMEK

( Yerkabuğunun bir bölümünün deniz yüzüne göre daha yüksek bir düzeye çıkması ya da bir kabartı yapması Dansın yedi temel hareketinden biri Katmanların içgüçlerin etkisiyle asal durumlarını yitirerek kubbe çıkık kıvrım vb biçimler alması jeoloji astronomi Yukarı doğru hareket )

( UPLIFT, UPHEAVEL | UPLIFT | ELEVATION | RISE )

( SOULEVEMENT, EXHAUSSEMENT, SURRECTION | RELEVER | SOULÈVEMENT | ASCENSION | ÉLÉVATION )

( HEBUNG | ERHÖHUNG )


- TEREKEME ile/||/<> ...

( Eski sözlü geleneği koruyan öykülere verilen ad )


- TEREKKÜN[< RÜKN] ile ...

( Rükünleşme, erkândan olma. | Manen kuvvet bulma. )


- TEREKKÜP[Ar. < TEREKKUB] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLEŞME


- TEREKKÜP[Ar.] ile/değil/yerine/= BİLEŞME

( Birkaç şeyin bileşmesinden oluşma. )


- TEREKTÜ'Ş-ŞEY'E[Ar.] ile LEHEYTU ÂNHU[Ar.]


- TERENNÜM:
LAFZÎ ile/ve/||/<>/> İKÂÎ


- TERENNÜM[çoğ. TERENNÜMÂT] ile/ve/||/<> TAGANNÎ[< GINÂ | çoğ. TAGANNİYÂT]

( Yavaş ve güzel bir sesle şarkı söyleme. | Kuşun şakıması, ötmesi. | İLE/VE/||/<> Zenginleşme. | Muhtaç olmama, yetinme. | Makamla okuma. )


- TERENNUM[Ar. < TERENNUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TERENNÜM

( Güzel ve alçak sesle şarkı söyleme Kuş şakıma ötme Anlatma ifade etme )


- TERESSÜB ETMEK | ÇÖKELMEK ile/||/<> ÇÖKELME

( kimya Bir çökeltideki çözünenin doygunluk sınırını aştığı zaman oluşturduğu çökeltilerin oluşumu Eriyebilir antijenlerin antikorlarla çözünmez çökelti oluşturması presipitasyon )

( PRECIPITATION )

( PRÉCIPITER (SE-) | PRÉCIPITATION )

( AUSFÄLLUNG )


- TERESSÜB[< RÜSÛB (çoğ. TERESSÜBAT)] ile/değil/yerine/= TORTULANMA, DİBE ÇÖKME, DURULMA


- TERESSÜB | TORTULAŞMA ile/||/<> TORTULAŞMA

( Denizlerde göllerde akarsularda ya da kalarda katı taş maddelerinin çökeltilmesi olayı Sıvı ya da gaz ortamında dağılmış olan asıltıların yerçekiminin etkisiyle yoğunluklarına göre dipte toplanmaları birikmeleri Dışgöçlerle aşınıp taşınan iri çakıllardan en ince kum ve çamurlara değin her türlü özdeğin elverişli yerlerde yığılıp birikmesi olayı tortu )

( SEDIMENTATION )

( SÉDIMENTATION )

( SEDIMENTATION | SEDIMENTATION, ABSETZUNG | ABLAGERUNG )


- TEREŞŞUH | SIZMA ile/||/<> SIZMA

( Dipteki gözenek ve çatlaklar yoluyla suların yeraltına kaçma olayı Yağmur ve kar sularının çatlak ya da geçirimli katmanlardan yeraltına geçmesi olayı süzülme Nicemsel taneciğin erke engelinin üstünden geçecek denli devinim erkesi olmadığı halde arkaya geçebilmesi olayı sızıntı sızım coğrafya Fırın ya da yunak ortamlarının dışarı kaçması olayı )

( PERCOLATION | INFILTRATION | TUNNELLING | LEAKING )

( INFILTRATION | EFFET TUNNEL )

( EINSICKERUNG | VERSICKERUNG | TUNNEL-EFFEKT | DURCHSICKERN, EINFÜTERUNG, EINSICKERN )


- TERESSÜP[Ar. < TERESSUB] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇÖKELME


- TERETTÜB[< RÜTÛB] ile/değil/yerine/= SIRALANMA, SIRASINDA OLMA, SIRASI GELME | ÂİT OLMA, GEREKME | (BİR İŞİN ÜZERİNE) DÜŞME


- TERETTUB[Ar. < TERETTUB] ile/değil/yerine/=/||/<> TERETTÜP

( Gerekme icap etme İş vb için gerekme ait olma )


- TEREVVU'[Ar.] ile TEREVVUH[Ar.]

( Korkma. İLE Bir şeyden koku alma. )


- TEREVVUH[Ar.] ile/değil/yerine/= BİR ŞEYDEN KOKU ALMA


- TEREYAĞI ile/||/<> SADEYAĞ ile/||/<> SAĞYAĞ ile/||/<> SARI YAĞ


- TEREYAĞI ile/||/<> SÜTTEN ÇIKARILAN TAZE YAĞ

( sütten çıkarılan taze yağ kara fresh butter Türkçede kerenin başındaki k sesi tye çevrilmiştir )

( KARA )


- TEREYAĞI ile TEREYAĞLI


- TERFİ ETMEK ile/değil/yerine/= YÜKSELGİLENMEK/YÜKSELGİ ALMAK


- TERFİ ile/değil/yerine/= YÜKSELGİ


- TERGAL[Fr.] = TERİLEN[İng. < TERYLENE]

( Yapay polyester lifleri ya da ipliği. | Bu iplikten yapılmış kumaş. )


- TERHÎB[Ar. çoğ. TERHÎBÂT] ile TERHÎB[Ar. < REHB | çoğ. TERHÎBÂT]

( Birine, "Merhaba" deme, hal-hatır sorma. İLE Çok korkutma/korkutulma. )


- TERHÎBEN[Ar.] ile TERHÎBÎ[Ar.]

( Korkutarak, korkutma yoluyla. İLE Çok korkmayla ilgili, çok korkutucu. )


- TERHÎM[Ar. < RAHM, RAHUM, RAHÂMET] ile TERHÎM[Ar. < RAHMET, MERHAMET, RUHM/RUHUM | çoğ. TERHÎMÂT] ile TERHÎN[Ar. < REHN]

( Bir adı kısaltma. İLE "Allah, rahmet eylesin." sözünü söylemek. İLE Rehin olarak verme, emânet bırakma. )


- TERİM BİLİMİ ile/||/<> TERİMLER DİZGESİ ile/||/<> BÜYÜK TERİM ile/||/<> KÜÇÜK TERİM ile/||/<> ORTA TERİM ile/||/<> BİR TERİMLİ ile/||/<> ÇOK TERİMLİ ile/||/<> İKİ TERİMLİ

( Bir bilim sanat meslek dalıyla ya da bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime ıstılah Geleneksel mantıkta özne ya da yüklem Cebirsel bir anlatımda ya da işaretleri arasında bulunan parçalardan her biri Bir denklemde işaretinin iki yanındaki anlatımlardan her biri Bir kesrin pay ve paydasından her biri had )


- TERİM SOĞUMASIN değil/yerine DİNLENMEYİ BİLMEK


- TERİM TALİMÎ ile/||/<> DIDACTIC[İng.] ile/||/<> DIDACTIQUE[Fr.] ile/||/<> ÖĞRETİCİ

( Öğretme yetiştirme ve açıklama özelliği bulunan )

( DIDACTIC )

( DIDACTIQUE )


- TERİMLER DİZGESİ | TERMİNOLOJİ ile/||/<> TERMİNOLOJİ[Fr. < TERMINOLOGIE]

( Nomenklatür )

( NOMENCLATURE )

( TERMINOLOGIE )


- TERİMLEŞTİRMEK ile TERİM ile TERİMLİ ile TERİM BİLİMİ ile TERİMLER DİZGESİ


- TERK ETMEK ile/ve/değil/yerine İLİŞKİDE OLMAK

( [not] ABANDONMENT/FORSAKE/RENOUNCE/LEAVE vs./and/but TO BE RELATED
TO BE RELATED vs./and ABANDONMENT/FORSAKE/RENOUNCE/LEAVE )


- TERK ETMEK/EDİLMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AYRILMAK


- TERK[Ar. < TERK] ile/değil/yerine/=/||/<> AYRILMA | VAZGEÇME

( ayrılma vazgeçme Bakmama ihmal etme )


- TERK-İ TESLİHAT ile/||/<> SİLAHSIZLANMA

( Dünyada genel barışı sağlamak ereğiyle devletlerin karşılıklı olarak silah gücünü azaltma ya da tümüyle ortadan kaldırma çabası )


- TERKİ ile TERKİN ile TERKİP ile TERKİPLİ ile TERKİPSİZ


- TERKİB[< RÜKÛB | çoğ. TERKÎBÂT] ve İHTİLÂT[< HALT] ile/ve/<> MİZÂC[< MEZC | çoğ. EMZİCE]

( | Birkaç şeyi birleştirip karışık bir şey oluşturma. VE Karışma, katışma. | Karşılaşıp görüşme. | İLE/VE/<> Bir şeyle karıştırılmış olan başka şey. | Huy, tabiat. )


- TERKİP | BİLEŞME ile/||/<> BİLEŞMEK

( İki ya da daha çok sayıda atom molekül ya da özdeğin kimyasal tepkimeyle bir araya gelerek yeni bir özdek oluşturması kimya )

( COMBINATION | ASSOCIATION )

( COMBINATION | COMPOSER (SE-) | ASSOCIATION )

( VERBINDUNG | ASSOZIATION )

( CUM, JUGERE )

( COMBINAZIONE )

( ΣΎΝΘΕΣΗ / σύνθεση )


- TERKİP | BİLEŞME ile/||/<> BİRLEŞME

( İki ya da daha çok sayıda atom, molekül ya da özdeğin kimyasal tepkimeyle bir araya gelerek yeni bir özdek oluşturması. @@ (kimya) )

( COMBINATION | ASSOCIATION~ASSOCIATION | AMALGAMATION | CONJUGATION | FUSION, MERGING, AMALGAMATION | MERGER, AMALGAMATION, ABSORBATION, FUSION | CONJUNCTION )

( COMBINATION | COMPOSER (SE-) | ASSOCIATION~ASSOCIATION | REGROUPEMENT DES COMMUNES, REMEMBEMENT DES COMMUNES) | COMBINAISON | CONJUGAISON | SYZYGIE | UNION | UNIR | FUSIONNEMENT )

( CUM, JUGERE~CUM,JUGERE | CUM: BERABER; JUGARE: BOYUNDURUK TAKMAK )

( VERBINDUNG | ASSOZIATION~ASSOZIATION | CONJUGATION | KONJUGATION )

( COMBINAZIONE~UNIONE )

( ΣΎΝΘΕΣΗ / σύνθεση~ΈΝΩΣΗ / ένωση )


- TERKİP | TAMLAMA ile/||/<> TAMLANAN ile/||/<> TAMLAYAN

( (Derleme., takım) Bir adın anlamının tam belirtilmesi için, bir başka addan, adıldan ya da sıfattan yardım görmesi: Evin kapısı, sokak kedisi, demir köprü, bankanın açılış töreninin ertelenmesi, senin evin, onun evi, bizim evimiz, kendi evin, beyaz ev, karlı dağlar vb. @@ bk. İsim ve Sıfat Takımı. @@ Bir adın anlamının tam olarak belirlenebilmesi için, o adın tamlayan görevindeki bir ad ya da ad soylu sıfat, zamir gibi başka bir kelime ile tamamlanması; bir tamlayanla bir tamlananın oluşturduğu kelime grubu: İçeriye berrak kış günü ışığı, yol bulmuş bir su gibi aktı (S. F. Abasıyanık, Bütün Eserleri: Şeytan Minaresi, s. 106). Anaların anası, anaların anası senin gibi var mı ki? (Yaşar Kemal, Ortadirek s. 273). Aptallığın üniforma giymesi de ne tuhaf? (Kemal Tahir, Esir Şehrin İnsanları, s. 221). Birkaç bin kişilik, büyücek bir çete çarpışmasını siz zafer mi sayıyorsunuz? (Kemal Tahir, göst. e., s.334). || Yolcu için gecenin karanlığı şimşeğin bir lahzalık aydınlığından sonra daha tahammül edilmez olur (S. Ayverdi, Yusufcuk, s. 10). Gidenin yerine benzerini getirmek gayreti, işte insanların tesellisi dir. (S. Ayverdi. göst. e., s. 51) vb. )

( DETERMINATIVE GROUP | DETERMINATED | DETERMINING, DETERMINATIVE~DETERMINATED~DETERMINING, DETERMINATIVE | DETERMINANT )

( GROUPE DÉTERMINATIF | GROUPE DÉTERMINATIF, SYNTAGME DÉTERMINATIF | DÉTERMINÉ | DÉTERMINANT, DÉTERMINATIF~DÉTERMINÉ~DÉTERMINANT, DÉTERMINATIF | DÉTERMINANT )

( DETERMINATIVE GRUPPE, DETERMINATIVE WORTFÜGE | ZUSAMMENSETZUNG, KOMPOSITIUM | BESTIMMT | BESTIMMEND, DETERMINATIV~BESTIMMT | GRUNDWORT, DETERMINAT~BESTIMMEND, DETERMINATIV | DETERMINANTE, BESTIMMUNGSWORT )

( SINTAGMA~DETERMINATO~DETERMINANTE )

( ΠΡΟΣΔΙΟΡΙΣΤΙΚΉ ΦΡΆΣΗ / προσδιοριστική φράση~ΠΡΟΣΔΙΟΡΙΖΌΜΕΝΟ / προσδιοριζόμενο~ΠΡΟΣΔΙΟΡΊΖΟΝ / προσδιορίζον )


- TERKİS[Ar. < RAKS] ile TERKİŞ[Ar. çoğ. TERKİŞÂT] ile TERKÎZ[Ar. < REKZ]

( Dans/raks ettirme, oynatma, oynatılma. İLE Sözcüğü süsleme, güzelleştirme. İLE Dikme, yere saplama, kurma. )


- TERLEMEK ile TERLETMEK


- TERLİK/ŞIPŞIP/ŞIPIDIK[argo] ile/ve PANTUFLA[Yun.]


- TERLİKSİ HAYVAN ile/||/<> TERLİKSİ HAYVAN

( Bir hücrelilerden Protozoa kirpikliler Ciliata sınıfının tüm kirpikliler Holotricha takımından iki kontraktil kofulu ve iki çekirdeği bulunan tatlı sularda serbest yaşayan Paramecium caudatum türü iyi bilinen bir cins Bir hücrelilerden Protozoa kirpikliler Ciliata sınıfının tüm kirpikliler Holotricha takımından iki kontraktil kofulu ve iki çekirdeği bulunan tatlı sularda serbest yaşayan bir cins )

( PARAMECIUM )

( PARAMÉCIE )

( PARAMECIUM )

( PARAMECIUM )


- TERMAL İLETKENLİK ile/ve/||/<> ELEKTRİKSEL İLETKENLİK

( Bir nesnenin ısıyı iletme yeteneği. İLE/VE/||/<> Bir nesnenin elektrik akımını iletme yeteneği. )


- TERMINAL DÖNEM/TERMINAL PHASE[İng.] ile/değil/yerine/= ÖLÜMCÜL EVRE


- TERMINAL[İng.] ile/değil/yerine/= SON


- TERMİNAL[Fr./İng.] ile TERMİNAL[Fr./İng.]

( Otobüs, uçak vb. taşıtların yolcularını ilk aldığı ya da son bıraktığı yer. İLE Bir veri iletişim ortamında, veri giriş çıkışını sağlayan donanım birimi ya da donanım birimleri topluluğu. )


- TERMİNAL[Fr. < TERMINAL] ile/değil/yerine/=/||/<> TERMİNAL

( terminal dönem Otobüs uçak vb taşıtların yolcularını ilk aldığı ya da son bıraktığı yer Bir veri iletişim ortamında veri giriş çıkışını sağlayan donanım birimi )


- TERMİNAL ile TERMİNAL DÖNEM


- TERMİNOLOJİ[Fr. < TERMINOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERİMLER DİZGESİ | TERİM BİLİMİ

( terimler dizgesi terim bilimi )


- TERMINUS[İng.] ile/değil/yerine/= UÇ

( Evrim ağacı üzerindeki dalların en uç noktasıdır. Gününümüzde var olan türleri ya da taksonları, yaşayan tüm bireylerle birlikte kapsayan noktalardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- THERMITE REACTION[İng.] ile/değil/yerine/= TERMİT TEPKİMESİ


- THERMIT[İng.] / THERMITE[Fr.] / THERMIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİT


- THERMION[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYON


- THERMIONIC DETECTOR (TID)[İng.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK DEDEKTÖR (TID)


- THERMIONISCHE EMISSION[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK SALIM


- TERMODİLÜSYON/THERMODİLUTION[İng.] ile/değil/yerine/= SICAKLIK SEYRELTME


- THERMODYNAMIC EQUILIBRIUM CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= TERMODİNAMİK DENGE SABİTİ


- THERMODYNAMIC EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE THERMODYNAMIQUE[Fr.] / THERMODYNAMISCHES GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMODİNAMİK DENGE


- TERMODİNAMİK[İng. THERMODYNAMICS] ile/||/<> ADYABATİK DENGE[İng. ADIABATIC EQUILIBRIUM] ile/||/<> ENTALPİ[İng. ENTHALPY] ile/||/<> ENTROPİ[İng. ENTROPY] ile/||/<> FİZİKOKİMYA[İng. PHYSICAL CHEMISTRY]

( Termodinamik; ısı, sıcaklık, enerji ve iş arasındaki ilişkiyi inceleyen ve araştıran bilim dalıdır. Daha kapsamlı bir ifadeyle termodinamik; ısı, sıcaklık, entropi, entalpi, termodinamik yasaları, sıcaklık, iş ve enerji konularını inceler. Etimolojik olarak termodinamik sözcüğü Yunancada ısı anlamına gelen "θερμο" ile dinamik anlamına gelen "δυναμική" sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur. Ek olarak Sadi Carnot, termodinamik biliminin kurucusu olarak kabul edilir. Fransız fizikçi Sadi Carnot 1824 yılında ısı motoru çevrimi kavramını ve tersinmezlik ilkesini ortaya atmıştır. Sadi Carnot'un fikirlerini o yüzyılın sonlarında Alman fizikçi ve matematikçi Rudolf Clausius geliştirmiştir. @@ Termodinamikte bir sistemin sınırlarından ısı akışının gerçekleşmediği ya da giren ısının çıkan ısıya eşit olduğu denge durumudur. @@ Entalpi, maddenin yapısında depoladığı enerjinin tanımıdır. Sembolü H'dir. Entalpi, iç enerji, basınç ve hacme bağlıdır. Sıcaklık arttıkça molekül iç etkileşimleri de artacağı için entalpi de artacaktır. @@ Fizikte entropi, bir sistemin mekanik işe çevrilemeyecek termal (ısıl) enerjisini temsil eden termodinamik birimdir. Çoğunlukla bir sistemdeki rastgelelik ve düzensizlik olarak tanımlanır ve istatistikten teolojiye birçok alanda yararlanılır. Sembolü S'dir. Sistemlerdeki düzensizlik arttıkça, entropi de artar. Bu durum da faydalı (iş yapabilir) enerji miktarını azaltır. Faydasız enerjiyi (entropi) arttırır. @@ Kimyasal sistemlerin özellik ve davranışlarını inceleyen, bu özellik ve davranışların sonucunda ortaya çıkan yasaları belirleyen bilim dalıdır. Fizikokimya; sıcaklık, basınç, hacim, derişim gibi fiziksel etmenlerin kimyasal tepkimelere etkilerini inceler. Sistemlerdeki ısı ve iş dönüşümlerini, tepkime hızlarını ve tepkime mekanizmalarını matematiksel ifadelerle teorilere dönüştürür. Elektrokimya, termodinamik, kimyasal kinetik alanlarını da kapsar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- LAWS OF THERMODYNAMICS[İng.] / LOIS DE LA THERMODYNAMIQUE[Fr.] / THERMODYNAMISCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMODİNAMİK YASALARI


- TERMODİNAMİK ile/ve/||/<> ISI AKTARIMI

( Enerji ve iş arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim dalı. İLE/VE/||/<> Isının bir yerden başka bir yere geçişini inceleyen bilim dalı. )


- TERMODİNAMİK ile/ve/||/<> TERMOELEKTRİK ile/ve/||/<> TERMOKİMYA ile/ve/||/<> TERMONÜKLEER

( Isı enerjisi ile kinetik enerji arasındaki ilgileri ve bu konuyla ilgili olayları inceleyen fizik kolu. İLE/VE/||/<> Isı enerjisi ile kinetik enerji arasındaki ilgileri ve bu konuyla ilgili olayları inceleyen fizik kolu. İLE/VE/||/<> Tepkimelere eşlik eden termik olayları inceleyen kimya dalı. İLE/VE/||/<> Ancak çok yüksek sıcaklıklarda, hafif elementler arasında doğan (çekirdeksel tepkime). )


- TERMODİNAMİK/THERMICS ile/değil/yerine/= ISILDEVİNGİ


- THERMOELEKTRISCHE BATTERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOELEKTRİK PİL


- THERMOPHON[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOFON


- THERMOGRAVIMETRIC ANALYSIS[İng.] / THERMOGRAVIMETRISCHE ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOGRAVİMETRİK ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZ