Bugün[05 Temmuz 2026]
itibarı ile 38.361 başlık/FaRk ile birlikte,
38.361 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(136/155)


- TEASPOON :/yerine ÇAY KAŞIĞI


- TEATİ (ETMEK) değil/yerine/= GÖNDERİŞMEK


- TEÂVÜN[Ar. < AVN çoğ. TEÂVÜNÂT] değil/yerine/= YARDIMLAŞMA


- TEBAA ile/değil/yerine VATANDAŞ


- TEBABET-İ RUHİYE | RUH HEKİMLİĞİ ile/||/<> RUH HEKİMLİĞİ

( Ruh ve sinir hastalıklanyle kişide görülen önemli uyumsuzlukların önlenme tanılama ve sağaltımı ile uğraşan bir uzmanlık dalı Ussal bozuklukların kişisel uyum sorunlarının ve örgensel hastalıkların ruhsal yönlerinin tanınması ve iyileştirilmesi ile uğraşan ve bu konularda incelemelere girişen hekimlik dalı ruh hekimliği )

( PSYCHIATRY )

( PSYCHIATRIE )


- TEBAHHUR[Ar. < BAHR] ile TEBAHHUR[Ar. < BUHÂR | çoğ. TEBAHHURÂT]

( Deryalanma, denizleşme. | Bir şeyin içine dalma ve pek derinine varma. | Bir ilimde derinleşme, uzmanlık kazanma. İLE Buğulanma, buğu haline girme. | Tütüslenme. )


- TEBAHHUR | BUĞULAŞMA ile/||/<> BUĞULAŞMA

( Sıcaklığın etkisiyle suyun sıvı durumdan buğu durumuna geçmesi 1 genel uygulayım Buğu durumuna gelme 2 metalbilim Bir sıvının kaynama noktası altındaki sıcaklıklarda buğu durumuna geçmesi olayı Bir sıvının kaynama noktası altındaki sıcaklıklarda buğu durumuna geçmesi olayı )

( EVAPORATION )

( ÉVAPORATION | VAPORISATION | EVAPORATION )

( VERDUNGSTUNG | VERDAMPFUNG )


- TEBAHHUR[< BUHÂR]:
BUĞULANMA, BUĞU HALİNE GİRME | TÜTSÜLENME -<


- TEBAHHUR | BUHARLAŞMA ile/||/<> BUHARLAŞMA ile/||/<> BUHARLAŞMAK

( Bir özdeğin kimyasal yapısında değişiklik olmaksızın sıvı evrenden gaz evreye geçmesi buğulaşma buğulaşmak Toprak yüzeyindeki suyun buharlaşması ve toprak üzerinde yetişen bitkilerin terlemesi transpirasyon ile su kaybı Evaporasyon evatransporasyon Suyun veya diğer sıvı maddelerin gaz hâline dönüşmesi evaporasyon Katı veya sıvı maddelerin yapısında bulunan su veya herhangi bir bileşenin ısı değişikliği nedeniyle gaz hâline geçmesi )

( VAPORISATION | EVAPORATION, EVATRANSPORATION | EVAPORATION )

( VAPORISATION | EVAPORATION )

( VERDAMPFUNG | VERDUNSTUNG )

( VAPOR: BUHAR )


- TEBAİYET[Ar.] değil/yerine/= YASAYA/BUYRUĞA UYMA | DEVLETE/GÜÇLÜ KİŞİYE BAĞLANMA


- TEBCÎL[Ar. < BECL/BÜCÜL] değil/yerine/= ULULAMA, AĞARLAMA | ÖVME


- TEBDÎL[< BEDEL] ile DEĞİŞTİRME

( DEĞİŞTİRME, DEĞİŞTİRİLME, BAŞKA BİR HÂLE GETİRME )


- TEBEDDÜL[Ar.] değil/yerine/= BİR DURUMDAN, BAŞKA BİR DURUMA GEÇME, DEĞİŞME


- TEBEDDÜL-İ HAVA ile/||/<> CHANGE OF WEATHER[İng.] ile/||/<> CHANGEMENT DE TEMPS[Fr.] ile/||/<> WETTERWECHSEL[Alm.] ile/||/<> HAVA DEĞİŞİMİ

( Havanın kapanması açması ısınması soğuması gibi değişimlerin genel adı )

( CHANGE OF WEATHER )

( CHANGEMENT DE TEMPS )

( WETTERWECHSEL )


- TEBEDDÜN[Ar.] ile/değil TECESSÜM[Ar.]

( "Bedenlenme". İLE/DEĞİL Boyut kazanma, nesneleşme. | Görünmeye başlama, belirme. | Göz önüne gelme, canlanma. )


- TEBEHHÜL[Ar.] ile TEBEHHÜR[Ar.]

( Okumak/tahsil için sıkıntı çekme. İLE Kısa ve sık soluk alma. )


- TEBELLEŞ[Ar.] değil/yerine/= BİRBİRİNE GEÇMİŞ, KARMAKARIŞIK, KARIŞMIŞ


- TEBELLEŞ ile/ve/değil/||/<>/< MUSALLAT (OLMAK)


- TEBELLÜĞ[Ar.] değil/yerine/= BİLDİRİMİ ALMAK


- TEBELLÜL[Ar.] ile TEBELLÜR[Eski Türkçe < BİLLÛR]

( Islanma, nemlenme. İLE Billurlaşma. [Fr. CRISTALLISATION] )


- TEBELLÜR | BİLLÛRLAŞMA ile/||/<> BİLLÛRLAŞMAK

( fizik kimya coğrafya jeoloji kimya )

( CRISTALLISATION | CRISTALLISER (SE-) )


- TEBELLÜR[Ar.] ETME değil/yerine/= BELİRGİNLEŞME


- TEBER ile TEBERLİ ile TEBERSİZ


- TEBERLER:
MÜTTEKÂ/NACAK ile NÎZE, HARBE ile BAYRAK/LİVÂ/SANCAK


- TEBERRÂ[< BERÂ] ile UZAKLAŞMA, UZAK DURMA, ÇEKİLME | SEVMEYİP YÜZ ÇEVİRME | KÖTÜ AHLÂK


- TEBERRU ile/||/<> DONATION[İng.] ile/||/<> DONATION[Fr.] ile/||/<> BAĞIŞLAMA

( DONATION )

( DONATION )


- TEBERRÜK[< BEREKET] ile MÜBÂREK SAYMA, UĞUR SAYMA


- TEBERZİN | BALTACIK ile/||/<> BALTACIK

( Değirmenin üst taşını döndürmeğe yarayan demir araç Ziyere Amasya Kuzköy Akkuş Beyceli Fatsa Ordu Eski meddahların taşıdığı küçük balta )


- TEBEŞİR ile/değil ALÇITAŞI

( Kalsiyum karbonat. İLE/DEĞİL Kalsiyum sülfat dihidrat. )

( ... İLE/DEĞİL En az 4000 yıldır çıkarılmaktadır. Çıkarılan tüm alçıtaşının %75'i alçı ve ondan yapılan kartonpiyer, fayans ve ortopedide kullanılır. )

( ... İLE/DEĞİL Çimentonun çok önemli bir bileşenidir. Gübre, kağıt ve kumaş üretiminde de kullanılmaktadır. )

( Piramit'lerin içindeki sıvalar alçıtaşıyla yapılmıştır. Bina sıvaları da alçıtaşındandır. )

( GYPSOS[Yun.] > GYPSUM[İng.] )


- CHALKING[İng.] / FARINAGE[Fr.] / ABKREIDEN, KREIDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TEBEŞİRLENME


- TEBESSÜL[Ar.] ile TEBESSÜR[Ar.]

( Yüz asma, somurtma, yüzünü ekşitme. İLE Sivilce çıkması. )


- TEBESSÜM değil/yerine/= GÜLÜMSEME


- TEBESSÜM ile MÜDÂRÂ[Fars.][MÜDÂNÂ değil!]

( ... İLE Yüze gülme, dost gibi görünme. )


- TEBESSÜM ile TEBESSÜMLÜ ile TEBESSÜMSÜZ


- TEBESSÜM :) ve/<> TEFEKKÜR ve/<> TEŞEKKÜR ve/<> TEZEKKÜR

( GÜLÜMSEME ve/<> DÜŞÜNME ve/<> KIVANÇ ve/<> ANMA/ANIMSAMA/TEKRAR )


- TEBEVVÜL-İ SÜKKER ile TEBEVVÜL-İ SÜKKERÎ ile TEBEVVÜL-İ ZÜLÂL ile TEBEVVÜL-ÜD-DEM

( Şekerin sidik yoluyla çıkması, şeker işeme. İLE Sidikte şeker bulunması. İLE Sidikte albümin bulunması. İLE Kan işeme, sidiğin kana karışarak kan zehirlenmesi. )


- TEBEYYÜN[Ar.] değil/yerine/= BELİRLİ OLMA


- TEBEZZÜL[Ar.] ile TEBEZZÜR[Ar.]

( Yarılma. İLE Sporlanma. )


- TEBEZZÜR | SPORLANMA ile/||/<> SPORLANMA

( biyoloji 1 Coccidia ookistleri içerisinde sporokist ve sporozoitlerin aseksüel yolla oluşumu 2 Spor oluşumu ve sporun serbest kalması çevreye yayılması )

( SPORULATION )

( SPORASE )


- TEBLÎĞ/TEBLÎG[< BULÛG | çoğ. TEBLÎGAT] ile/değil/yerine/< TEVDÎ'[< VED | çoğ. TEVDÎÂT]

( Yetiştirme, eriştirme, bitiştirme. | Götürme, taşıma. | [edebiyatta] Abartının birinci derecesi. İLE/DEĞİL/YERİNE Bırakma, emanet etme. | Vedâlaşma. )


- TEBRİK ETMEK değil/yerine/= KUTLAMAK


- TEBSÎR[Ar.] ile TEBŞÎR[Ar. < BEŞR | çoğ. TEBŞÎRÂT]

( ... İLE Müjde verme, müjdeleme, müjdelenme. )


- TEBŞÎRÂT[< TEBŞÎR] = MÜJDELEMELER | RÜYADA ALINAN MÂNEVÎ MÜJDELER


- TEBYİZ[< BEYAZ] ile İSTİNSAH

( Temize çekmek. İLE Çoğaltmak. )


- TEBZEDE ile/||/<> MALARIATED[İng.] ile/||/<> PALUDÉEN[Fr.] ile/||/<> MALARIAKRANK[Alm.] ile/||/<> SITMALI

( Sıtmaya tutulmuş kimse sıtma hastası )

( MALARIATED )

( PALUDÉEN )

( MALARIAKRANK )


- TEBZÎL[Ar. < BEZL] ile TEBZÎR[Ar. < BEZR | çoğ. TEBZÎRÂT]

( Yarma, delme. | Bir örgenin suyunu boşaltmak üzere o yeri bir araçla delme işlemi. İLE Tohumu saçıp dağıtma. | Har vurup harman savurma. )


- TECAHÜL-İ ARİF ile/||/<> BİLMEZLİKTEN GELME

( Bir anlam inceliği yaratmak için bildiği şeyi bilmez görünme sanatı Ör Bezme geldin göz yumup açınca mihman olmadın Bilmem ey ahuyı vahşi gördüğüm rüya mıdır Hamii Amidi Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer Ahmet Haşim )


- TECÂNÜS[Ar.] değil/yerine/= BİR BÜTÜNÜ OLUŞTURAN ÖĞELER ARASINDA UYUM BULUNMASI DURUMU


- TECANÜS ile/||/<> HOMOPHONY[İng.] ile/||/<> HOMOPHONIE[Fr.] ile/||/<> HOMOPHONIE[Alm.] ile/||/<> EŞ SESLİLİK | EŞ SESLİ (EK, KELİME)

( Ayrı anlam veya görevdeki kelime ve eklerin ses ve yazılış bakımından aynı olmaları durumu evim benim evim çalışkanım yazma elle yazılmış kitap yazma baş örtüsü yüzmek el kol veya yüzgeç yardımı ile suda hareket etmek yüzmek derisini soymak vb eş sesli ek kelime )

( HOMOPHONY )

( HOMOPHONIE )

( HOMOPHONIE )


- TECAVÜZ | SALDIRMA ile/||/<> SALDIRMAK ile/||/<> SALDIRMA

( 1 Engellenmesaldırganlık varsayımına göre engellemenin yarattığı davranışlar 2 Adler Egemenlik isteminin bütün görünüşleri 3 Freud Ölüm içgüdüsünün bilinç aşamasındaki yansıması kimya Canlılar arasında beslenme çiftleşme yuva alanını koruma gibi savunma saldırı korku ya da rekabet ile ilgili davranış Agregasyon )

( AGGRESSION )

( ATTAQUER | AGGRESSION )

( AGGRESSION )

( AGGRESSUS: SALDIRMAK )


- TECÂVÜZ[Ar.] değil/yerine/= SALDIRAŞ


- TECDÎD, TENASÜL-Ü CEDÎD | YENİLENME ile/||/<> YENİLENME

( karşılık regenerasyon re tekrar gösteren ön ek generare doğurmak Vücudun herhangi bir sebeple kaybolan ya da hasar gören bir parçasının tamamlanması botanik zooloji 1 Canlılarda kaybolan ya da hasar gören bir vücut parçasının yenilenmesi 2 Bitki kültürlerinde organların embriyoların veya tüm bitkinin üretimiyle sonuçlanacak morfogenetik cevap Rejenerasyon Canlılarda kaybolan veya hasar gören bir vücut parçasının yenilenmesi olayı rejenerasyon )

( REGENERATION )

( RÉGÉNÉRATITION | RÉGÉNÉRATION )

( WIEDERERZEUGUNG | REGENERATION, ERNEUERUNG )

( RE, GENERARE | REGENERARE | RE: TEKRAR; GENERARE: DOĞURMAK )


- TECDİT/TECDİD[Ar.] değil/yerine/= TAZELEME


- TECEDDÜD ile/||/<> REFORM[İng.] ile/||/<> RÉFORME[Fr.] ile/||/<> REFORM[Alm.] ile/||/<> ISLAHAT[Ar. < İṢLÂHÂT]

( 1 Genel olarak herhangi bir kuruluşta devlet düzeninde eskimiş ya da bozulmuş olan yanları düzeltmek 2 Osmanlı tarihinde gerileme döneminden başlanarak zaman zaman Batı örneğine göre girişilen yenileşme ve ilerleme atılımlarına verilen ad )

( REFORM )

( RÉFORME )

( REFORM )


- TECEFFÜF | KURUMA ile/||/<> KURUMA

( Bir ortamdaki suyun ya da başka sıvıların doğal yapay yöntemlerle uzaklaşması kimya )

( DRYING )

( DESSÈCHEMENT )

( TROCKNUNG )


- TECELLİ ile/ve GÜZELLİK

( AHLÂK: Vahiy yoluyla gelen tecellî. )


- TECELLİ[Ar.] ile/ve/||/<> TAHAKKUK[Ar.]


- TECELLÎ ile/ve/<> TECESSÜM


- TECEMMU | TOPLAŞMA ile/||/<> TOPLAŞMA

( coğrafya Yan yana bulunan iki açınıktan baştakinin yarı açınık haline geçerek ikisi birden tek hece meydana getirmesi Fisioloji yerine Fizyoloji dememiz gibi )

( AGGLOMÉRATION | SYNÉRÈSE OU SYNIZÈSE )


- TECENNÜN[Ar.] değil/yerine/= ÇILDIRMA, DELİRME, AKLINI OYNATMA


- TECERRÜT/D[Ar.] değil/yerine/= HERŞEYDEN UZAKLAŞMA, SIYRILMA, SOYUTLANMA


- TECESSÜM[Ar.] ile TECESSÜS[Ar.]

( Boyut kazanma, nesneleşme. | Görünmeye başlama, belirme. | Göz önüne gelme, canlanma. İLE Olağan/basit merak. | Yoklama, araştırma, dikkat ve çabayla araştırma. | Bir şeyin iç yüzünü araştırıp sırrını çözmeye çalışma. | Gözetleme. )


- TECESSÜS[Ar. < CESS] değil/yerine/= ANLAMA MERAKI

( OLAĞAN/BASİT MERAK | YOKLAMA, ARAŞTIRMA, DİKKAT VE GAYRETLE ARAŞTIRMA | BİR ŞEYİN İÇ YÜZÜNÜ ARAŞTIRIP SIRRINI ÇÖZMEYE ÇALIŞMA | GÖZETLEME | MERAK )


- TECEZZİ | DEĞİŞME ile/||/<> DEĞİŞME ile/||/<> DEĞİŞMEK

( Kayaç ve mineral yapıcı olay Sıra ile biri dinlenip öteki koşan ikişer kişilik takımlar arasında yapılan Amerikan yarışlarında koşucuların değişmeleri fizik 1 Bir dalganın genlik evre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde ayrımlılaşması 2 Bir sesin yayınımı sırasında oluşan güç vurgu ton ayrımlılaşmalarmın her biri karşılık variyasyon variare değişmek Esas tipe göre belirli karakterlerde görülen ayrılıklar Dilde kendiliğinden veya bir etkenle oluşan başkalaşma Ses değişmesi yapı değişmesi anlam değişmesi Değişik araçlarla çalışan jimnastikçilerin birbirlerinin yerlerine geçmeleri gösteri araçlarını değişmeleri )

( ALTERATION | MODULATION | VARIATION | ALTERATION (ROCK) | CHANGE | EXCHANGE )

( ALTÉRATION | RELAIS | MODULATION | ALTÉRATION (ROCHE) | CHANGEMENT )

( VERWITTERUNG | ABÂNDERUNG | ALTERATION, VERWITTERUNG | WANDEL | WECHSEL )

( VARIARE )


- TECEZZİ, TEKESSÜR | İNKİSAM | BÖLÜNME ile/||/<> BÖLÜNME

( Yarış içinde toplu olarak koşarken birbirinden ayrılma Toplu bir birliğin bölümlere ya da kesimlere ayrılması zooloji botanik 1 Zigotu izleyen yarıklanma Vitellus maddesinin miktarı ve dağılımına göre total ve parsiyal olmak üzere iki türlü bölünme biçimi bulunur 2 Eşit büyüklükte iki veya daha fazla kız hücre oluşumuyla sonuçlanan ve genellikle bakteri gibi tek hücreli organizmalarda görülen eşeysiz üreme biçimi )

( DIVISION | CLEAVAGE, FISSION )

( CASSURE | SEGMENTATION | DIVISION )


- TECEZZİ | UFALANMA ile/||/<> UFALANMA

( Kayaçların dış etkiler altında fiziksel ve kimyasal olaylarla parçalanıp ayrışması mekanik parçalanma )

( WEATHERING )

( DÉSAGRÉGATION PHYSICOCHIMIQUE )

( VERWITTERUNG, ZERSETZUNG )


- TECEZZÜV[Ar. < CÜZ]/TECEZZÎ değil/yerine/= KISIM KISIM BÖLÜNME, DOĞRANMA, UFALMA

( KISIM KISIM BÖLÜNME, DOĞRANMA, UFALMA )


- TEÇHİZ ETMEK değil/yerine/= DONATMAK


- TEÇHİZAT | MATERYAL | KAYIT | DONANIM ile/||/<> DONANIM ile/||/<> YAZILIM

( Bilgisayar izlenceleri yordamlar kurallar ve bunlara ilişkin belgelemeye karşıt anlamda bilgi işlemde kullanılan fiziksel öğeler ya da fiziksel öğeler bütünü yazılım bellenim Bir alan gözlemi ya da deneylemede gereksinme duyulan her türlü araçgereç bilişim Bir bilgisayarı ya da bilişim dizgesini oluşturan aygıt araç gereç vb tümü Bir bilgi işlem dizgesinin işleyişi ile ilgili bilgisayar izlencelerinin yordamların kuralların ve gerektiğinde belgelemenin tümü Girişimin tüm ya da bazı çalışmalarını kapsayan ya da tanıtlayan bir işelmi bir sayışımı kapsayan yazılık ya da belge )

( HARDWARE | EQUIPMENT )

( MATÉRIEL, ÉQUIPEMENT | MATÉRIEL (DE TRAITEMENT D'INFORMATION) )


- TEÇHİZAT | TEÇHİZ | DONATMA ile/||/<> DONATMA ile/||/<> DONATIM

( donatım Yola çıkarılacak geminin araç gereç ve belgelerle donatılması Sinema TV Bir görünçlük içinde yer alan her çeşit eşya nesne Yardımcı sahne eşyaları Aksesuvar aksesuar Yarışa başlarken ya da yarış boyunca kendi izlemcileri eliyle belirli yerde ve belirli uzanım içinde koşucuların yarış kurallarına uygun olarak yiyecek içecek ya da yedek parça gereksemelerini karşılamaları Resim Heykel Mimarlık Bir sanat yapıtında ikinci derecede olan ayrıntılar yardımcı öğeler Bir işletme ya da kuruluşun çalışabilmesi için gerekli araç ve gereçlerin tümü yapıcılık Bir yapı için gerekli olan bütün döşemin yerleştirilmesi Durağan kuruluşların işlemlerinde gerekli olan ayrıntılar konuşma araçları her çeşit sağlık kuruluşları ve benzerleri )

( OUTFITTING )

( ÈQUIPMENT )


- TEÇHİZAT[Ar.] değil/yerine/= DONATI


- TECİL[Ar.] değil/yerine/= ERTELEME


- TECİM/TİCARET:
KAZANMAK ya da GEREKSİNİMİNİ KARŞILAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAZANDIRMAK ya da GEREKSİNİMİ KARŞILAMAK


- TECİM ile TECİMSEL


- TECİM/SEL / TİCARET/TİCARİ ile/ve ÜRETİM/SEL

( Üretim Geliştirme Aşamaları: Araştırma Gözlem Çözümleme Geliştirme Deneme Tecimleştirme/Ticarileştirme )

( Exploration Screening Analysis Development Test phase Commercialisation
COMMERCE vs./and PRODUCTION )


- TECRİT ETMEK | YALITMAK ile/||/<> YALITMAK

( fizik )

( ISOLATE )

( ISOLER )


- TECRÜBE | TECRÜBE-İ KALEMİYE | TECRÜBE ETME, TEST | KALEM TECRÜBESİ | DENEME ile/||/<> DENEME ile/||/<> DENEMEK

( Atma ya da atlama yapan yarışçının her dönede birer kez kullandığı sınama hakkı Seçme yapmak için yumrukoyuncularını karşılaştırma Eğitim ve öğretimle ilgili bir kuramın bir görüşün bir yöntemin uygulama olanağını araştırmak bir öğrenci ya da öğretmen topluluğuyle ilişkili sorunların çözümü için önerilen çözüm yollarının geçerliğini anlamak amacıyla bilimsel ölçüler içinde ortam hazırlama ve tasarlanılan şeyi deneme eylemi Bir bilim bir sanat sorununu yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunan düzyazı türü olasılık kuramı Bir olayı oluşturmak üzere olasılıksal bir tasarımla yapılan deney Bir bilgi ya da yordamı uygulama yoluyla ya da denenceyle sınama 1 genel uygulayım Bir nesne aygıt araç vb niteliklerini işlevini belirlemek için yapılan işlem 2 bayındırlık a Bir yolun kullanıma açılmadan önce sınanması b Bir nesne özdek vb nin çeşitli niteliklerini direnç iletkenlik vb ortaya çıkarmak için yapılan fiziksel kimyasal işlem c Bir makinenin yapısında ya da işleyişinde aksaklık olup olmadığını çıkarmak için yapılan denetim 3 kimya Bir kimyasal ürün üzerine ivedilikle uygulanan çözümleme 4 metalbilim Metal parçaların çeşitli özelliklerini saptamak için yapılan işlem Bir konuyu derinden derine incelemek dâvasında bulunulmıyan eser DENEME YAZARI Essayiste Metal parçaların çeşitli özelliklerini ve bunların değişimlerini saptamak için yapılan işlem 1 Araştırmacının deneklere yöntemi uyguladığı verileri elde ettiği ve çıkan sonuçların değerlendirdiği ve bu üç elementi tasarım sırasında denetlediği bir çalışma 2 Bir olayı veya genel bir gerçeği keşfetmek veya göstermek için kullanılan bir işlem değerini anlamak için bir insanı bir nesneyi veya bir düşünceyi sınamak tecrübe etmek bir işe başarmak amacıyla başlamak girişmek teşebbüs etmek )

( TRIAL | TRAIL | TESTING | TRIAL, EXPERIMENT )

( ESSAI | ÉPREUVE )

( VERSUCH | PROBE | PRÜFUNG )


- TECRÜBE YAYINI ile/||/<> TRIAL PROGRAMME (ABD: PROGRAM), PILOT PROGRAMME, PILOT[İng.] ile/||/<> ÉMISSION D'ESSAI[Fr.] ile/||/<> VERSUCHSSENDUNG, TESTSENDUNG[Alm.] ile/||/<> DENEME YAYINI

( TV 1 Yeni kurulan bir televizyon vericisinin yayın niteliğini araştırmak ve düzeltmek için girişilen yayın 2 Yeni yayına başlayan bir televizyon yayacının izlencelerini geliştirmek amacıyla girişilen yayın 3 Yeni hazırlanmış bir izlence dizisisinin izleyicilerdeki tepkisini ölçmek ve bu dizinin ilerisi için sonuçlar çıkarmak amacıyla yapılan yayın )

( TRIAL PROGRAMME (ABD: PROGRAM), PILOT PROGRAMME, PILOT )

( ÉMISSION D'ESSAI )

( VERSUCHSSENDUNG, TESTSENDUNG )


- TECRÜBİ ile/||/<> EXPERIMENTAL[İng.] ile/||/<> EXPÉRIMENTAL[Fr.] ile/||/<> EXPERIMENTELL[Alm.] ile/||/<> DENEYSEL

( Deneylerle ölçümlerle ilgili )

( EXPERIMENTAL )

( EXPÉRIMENTAL )

( EXPERIMENTELL )


- TECTONIQUE[Fr.] ile/||/<> TEKTONİK[Fr. < TECTONIQUE]

( coğrafya jeoloji )

( TECTONIQUE )


- TECVİT ile TECVİTLİ


- TECVÎZ[Ar. CEVÂZ | çoğ. TECVÎZÂT] ile/ve TAKDİR

( Olanaklıları kabul eder. İLE/VE ... )


- TEDAÎ | TEDAİ | ÇAĞRIŞIM ile/||/<> ÇAĞRIŞIM

( Sinema TV 1 Görüntülerin içerdiği kavramların izleyicide yeni kavramlara yol açması durumu bu yolla izleyiciyi etkileme 2 Bir çekimin sonundaki görüntülerin uyandırdığı çağrışımla bundan sonraki çekimin ilk görüntülerine geçiş Davranışlar düşünüler ve kavramlar arasında yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu bilinç alanına bunlardan birisi girince ötekini de bilince çekmesi olayı 1 Yer zaman neden etki ve sonuç bakımından aralarında birlik benzerlik ya da karşıtlık gibi ilişkiler bulunması dolayısıyle düşüncelerin kendiliğinden birbirini ansıtması olayı 2 Ruhsal etkinlikler ve durumlar arasında kurulan görevsel ilişkiler Çıkarıma yordamlarda başvurulan açık ya da örtük anlatımlı simge ya da uyaranlar aracılığıyla örtük eğilim tutum ya da beklentileri bilinç düzeyine çıkarmaya yarayan yol Ruhsal olayların istencin aracılığı olmadan kimi kez de istencin direnişine karşın birbirlerini bilinç alanına çekmesi Aristotelesten beri dört çağrışım yasası ilkesi kabul edilir benzerlik karşıtlık yerce birarada bulunma zamanca birbirinin ardından gelme Bir kelimenin anlam şekil ve ses yakınlığı yoluyla başka kelimelerle kurduğu bağlantılar ağaç kıraç tokaç gelen gören bilen ağırbaşlılık ciddiyet ciddîlik resmîlik oturaklılık vb çağrışım ilişkileri )

( ASSOCIATION OF FRAMES (OF PICTURES) | ASSOCIATION | AUDIO-VISUAL ASSOCIATION )

( ASSOCIATION D'IMAGES | ASSOCIATION | ASSOCIATION AUDIO-VISUELLE )

( BILDENVEREINIGUNG | ASSOZIATION | AUDIO-VISUELL ASSOZIATION )

( ASSOCIAZIONE )

( ΣΥΝΕΙΡΜΌΣ / συνειρμός )


- TEDAÎ | TEDAİ | ÇAĞRIŞIM ile/||/<> GÖRSEL-İŞİTSEL ÇAĞRIŞIM

( Sinema/TV. 1. Görüntülerin içerdiği kavramların izleyicide yeni kavramlara yol açması durumu ; bu yolla izleyiciyi etkileme. 2. Bir çekimin sonundaki görüntülerin uyandırdığı çağrışımla bundan sonraki çekimin ilk görüntülerine geçiş. @@ Davranışlar, düşünüler ve kavramlar arasında, yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu, bilinç alanına bunlardan birisi girince ötekini de bilince çekmesi olayı. @@ 1. Yer, zaman, neden, etki ve sonuç bakımından aralarında birlik, benzerlik ya da karşıtlık gibi ilişkiler bulunması dolayısıyle düşüncelerin kendiliğinden birbirini ansıtması olayı. 2. Ruhsal etkinlikler ve durumlar arasında kurulan görevsel ilişkiler. @@ Çıkarıma yordamlarda başvurulan, açık ya da örtük anlatımlı simge ya da uyaranlar aracılığıyla örtük eğilim, tutum ya da beklentileri bilinç düzeyine çıkarmaya yarayan yol. @@ Ruhsal olayların istencin aracılığı olmadan, kimi kez de istencin direnişine karşın birbirlerini bilinç alanına çekmesi. // Aristoteles'ten beri dört çağrışım yasası (ilkesi) kabul edilir: benzerlik, karşıtlık, yerce birarada bulunma, zamanca birbirinin ardından gelme. @@ Bir kelimenin anlam, şekil ve ses yakınlığı yoluyla başka kelimelerle kurduğu bağlantılar: ağaç, kıraç, tokaç; gelen, gören, bilen; ağırbaşlılık, ciddiyet, ciddîlik, resmîlik, oturaklılık vb. bk. çağrışım ilişkileri )

( ASSOCIATION OF FRAMES (OF PICTURES) | ASSOCIATION | AUDIO-VISUAL ASSOCIATION~AUDIO-VISUAL ASSOCIATION )

( ASSOCIATION D'IMAGES | ASSOCIATION | ASSOCIATION AUDIO-VISUELLE~ASSOCIATION AUDIO-VISUELLE )

( BILDENVEREINIGUNG | ASSOZIATION | AUDIO-VISUELL ASSOZIATION~AUDIO-VISUELL ASSOZIATION )

( ASSOCIAZIONE~ASSOCIAZIONE AUDIOVISIVA )

( ΣΥΝΕΙΡΜΌΣ / συνειρμός~ΟΠΤΙΚΟΑΚΟΥΣΤΙΚΌΣ ΣΥΝΕΙΡΜΌΣ / οπτικοακουστικός συνειρμός )


- TEDAİ[Ar. < DA'VET] değil/yerine/= ÇAĞRIŞIM


- TEDAİYYE | ÇAĞRIŞIMCILIK ile/||/<> ÇAĞRIŞIMCILIK

( Anlık süreçlerinin öncelikle uyaran düşünü ve kavramlar arasında zaman ve yer birliği yolu ile kurulan çağrışım ilişkilerinden oluştuğunu savunan öğreti 1 Tüm zihinsel işlemleri ve usun bütün ilkelerini düşüncelerin çağrışımı ile açıklamaya çalışan felsefe görüşü 2 Nedensellik ve ereklilik gibi zihinsel ilkelerin aslında sürekli yaşantılar sonucu elde edilen alışkanlıkların ürünü olduğunu ileri süren öğreti )

( ASSOCIATIONISM )

( ASSOCIATIONNISME )


- TEDARİK değil/yerine/= EDİNDİRİ


- TEDARİK/Lİ ile TEDBİR/Lİ


- TEDAVİ EDİLEMEZLİK ile TEDAVİ EDİLEMEZ

( INCURABILITY vs. INCURABLE )

( لاعلاجي ile بيدوا ile بهبودي ناپذير ile درمان ناپذير ile معاجه ناپذير ile علاج ناپذير ile بي درمان ile لاعلاج ile بي علاج ile درمانناپذير )

( LALAJY ile بيدوا ile BACPEHBUDY NAPAZYR ile DARMAN NAPAZYR ile MOAJEH NAPAZYR ile ALAJ NAPAZYR ile BEY DARMAN ile LALAJ ile بي علاج ile DARMANANAPAZYR )


- TEDAVİ[Ar.] ile/ve OTAMA/SAĞALTIM/TERAPİ[Fr.]

( Fiziksel olana. İLE Zihinsel olana. )

( Örgenlere uygulanabilen. İLE/VE Tine uygulanabilen. )


- TEDAVİ/TREATMENT[İng.] ile SAĞALTIM/SAĞALTMAK ONULTUM/ONULTMAK


- TEDAVİ ile TEDAVİCİ


- TEDBİR ile PARANOYA

( Tedbirli ve mütevazı olun, şansı yakalarsınız. )

( Sonuca yönelik düşünme. İLE Sonuca yönelik olmayan düşünme. )

( ASPHALEIA ile/ve ... )

( Bir olay ya da kişinin bir durumu/sorunu ile sınırlı/özel kalabilen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Sürekli ve her koşulda, herhangi bir özel durumla sınırlı kalmayacak sürekli/kalıcı olan. )

( Seninle. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Senden sonra da! )

( Ne olduğu. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Ne/nasıl[ne/yin asıl] olması gerektiği. )

( Çözümsüzlük hiçbir zaman çözüm değildir/olamaz! [kabul edilemez/edilmemeli, gözardı edilemez/edilmemeli, boş verilemez/verilmemeli, ertelenemez/ertelenmemeli!] )

( [not] PRECAUTION vs./and/but/> PARANOIA
PARANOIA instead of PRECAUTION )


- TEDBİR ile/ve/||/<>/> YÖNLENDİRME


- TEDBİRLİ değil/yerine/= ÖNLEMLİ


- TEDBİRLİ/LİK ile/ve/değil/||/<>/< KARAMSAR/LIK


- [ne yazık ki]
TEDBİRSİZ TEVEKKÜL ile/ve/||/<> İCRAATSIZ DUA ile/ve/||/<> SÜFLÎ İNZİVÂ


- TEDENNÎ[Ar.] ile TENEZZÜL[Ar.]

( Gerileme, düşme. İLE Kendi durumundan daha aşağıdaki bir işi, bir durumu kabul etme. | Alçakgönüllülük gösterme. )


- TEDERRÜS[Ar. < DERS | çoğ. TEDERRÜSÂT] ile TEDESSÜR[Ar.]

( Ders alma, ders olarak okuma. İLE Elbise giyme. )


- TEDHİŞ ile TEDHİŞLİ ile TEDHİŞÇİ/LİK ile TEDHİŞSİZ


- TEDİP/TEDİB[Ar.] değil/yerine/= USLANDIRMA, YOLA GETİRME, TERBİYE ETME


- TEDİRGİNLEŞMEK ile TEDİRGİN/LİK


- TEDİRGİN/LİK ile/ve/<>/>/< GERGİN/LİK


- TEDİRGİNLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HEYECAN


- TEDİRGİNLİK ile/ve/||/<> HUZURSUZLUK


- TEDİRGİNLİK ile/ve/<> KORKU


- TEDİYE ile/||/<> PAIEMENT[İng.] ile/||/<> PAIEMENT[Fr.] ile/||/<> ÖDEME

( PAIEMENT )

( PAIEMENT )


- TEDRÎCEN[Ar.] ile/ve/||/<> TEDRÎCÎ[Ar.]

( Azar azar, giderek, gittikçe. İLE Derece derece, yavaş yavaş olan. )


- TEDRİP ile/||/<> ACCUSTOMING, TRAINING[İng.] ile/||/<> DRESSAGE[Fr.] ile/||/<> YETİŞTİRİM

( Bir hayvana şu ya da bu amaçla birtakım alışkanlıklar ve beceriler kazandırma işi )

( ACCUSTOMING, TRAINING )

( DRESSAGE )


- TEDRİSAT | ÖĞRETİM ile/||/<> ÖĞRETİM

( Belli bir amaçla gerekli bilgileri öğretmek işi 1 Belli bir amaca göre gereken şeyleri öğretme işi 2 Bir eğitim kurumunda bir küme öğrenciye belli dal ya da konularda bilgi verme 3 Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme eylemi )

( TEACHING | INSTRUCTION, TEACHING )

( INSTRUCTION, ENSEIGNEMENT )


- TEDRİSAT[Ar.] değil/yerine/= ÖĞRETİM


- TEEMMÜL ile/ve/<> TEFEKKUH

( İyice, etraflıca düşünme. İLE/VE/<> Fıkıh öğrenme. | Fıkıhta çok bilgili olma. )


- TEENAGER :/yerine GENÇ, ERGEN


- TEENNÎ[Ar. < ENÂET] değil/yerine/= YAVAŞ GİTME, YAVAŞ HAREKET ETME, YAVAŞLIK; GECİKME | İLERİYİ DÜŞÜNEREK ACELESİZ, DİKKATLİ DAVRANMAK


- TEESSÜRÎ | DUYGUSAL ile/||/<> DUYGUSAL

( Ruhu duygulandıran mantıktan çok duygulara dayanan ve bireyin duygu yönüyle yakından ilişkili olan 1 Duyguya ilişkin olan duyguya dayanan 2 Duygunun ağır bastığı aşırı etkilediği şey ya da insan )

( AFFECTIVE | SENTIMENTAL )

( AFFECTIF | SENTIMENTAL )

( SENTIMENTAL, EMPFINDSAM )


- TEESSÜS[Ar.] değil/yerine/= KURULMA, ORTAYA ÇIKMA | YERLEŞME, TEMELLEŞME, KÖKLEŞME


- TEFAHHUM | KÖMÜRLEŞME ile/||/<> KÖMÜRLEŞME

( Bitki kalıntılarının kömüre dönüşümünü sonuçlayan doğal bir olay Bitki ya da hayvan kökenli artıkların doğal ya da yapay yollarla içerdikleri karbon oranının artması artırılması karbonca zenginleşme jeoloji karbonlaşma )

( COALIFICATION | CARBONIZATION | VOLATILE MATTER )

( HOUILLIFICATION, CARBONIFICATION | CARBONISAGE | CARBONISATION | MATIÉRE VOLATILE )

( INKOHLUNG | KARBONISIEREN | INKOHLUNG, VERKOHLUNG | FLÜCHTIGE BESTANDTEILE )

( CARBONIZZAZIONE )

( ΕΝΑΝΘΡΆΚΩΣΗ / ενανθράκωση )


- TEFAHHUM | KÖMÜRLEŞME ile/||/<> UÇUCU MADDE

( Bitki kalıntılarının kömüre dönüşümünü sonuçlayan doğal bir olay. @@ Bitki ya da hayvan kökenli artıkların doğal ya da yapay yollarla içerdikleri karbon oranının artması, artırılması; karbonca zenginleşme. @@ (jeoloji) @@ @@ bk. karbonlaşma. )

( COALIFICATION | CARBONIZATION | VOLATILE MATTER~VOLATILE MATTER )

( HOUILLIFICATION, CARBONIFICATION | CARBONISAGE | CARBONISATION | MATIÉRE VOLATILE~MATIÉRE VOLATILE )

( INKOHLUNG | KARBONISIEREN | INKOHLUNG, VERKOHLUNG | FLÜCHTIGE BESTANDTEILE~FLÜCHTIGE BESTANDTEILE )

( CARBONIZZAZIONE~SOSTANZA VOLATILE )

( ΕΝΑΝΘΡΆΚΩΣΗ / ενανθράκωση~ΠΤΗΤΙΚΉ ΟΥΣΊΑ / πτητική ουσία )


- TEFAHHUS[Ar. < FAHS | çoğ. TEFAHHUSÂT] ile TEFAHHUŞ[Ar. < FUHŞ]

( İnceden inceye araştırma. İLE Açık saçık, âdî sözcükler kullanma, müstehcen bir biçimde konuşma. )


- TEFAKKÜH ile TEFKÎH

( Yemiş toplama, yemiş yeme. İLE Yemiş yedirme. )


- TEFÂVÜD[Ar.] ile YARARLAŞMA, BİRBİRİNDEN YARARLANMA

( YARARLAŞMA, BİRBİRİNDEN YARARLANMA )


- TEFAZULÎ ile/||/<> DIFFÉRENTIEL[Fr.] ile/||/<> DİFERANSİYEL[Fr. < DIFFÉRENTIEL]

( matematik )

( DIFFÉRENTIEL )


- TEFÂZUL-U İKTİDÂR ile/||/<> DİFFÉRENCE DE POTENTİEL[Fr.] ile/||/<> POTANSİYEL FARKI

( fizik )

( DIFFÉRENCE DE POTENTIEL )


- TEFCİR[Ar.]/DRENAJ[Fr.] değil/yerine/= AKAÇLAMA

( Toprakta bitkilerin yetişmesine zararlı olan fazla suların akıtılması. | Yarada biriken sıvıyı akaçla boşaltma. )


- TEFEKKUH[Ar. < FIKH] ile TEFAKKÜH[Ar.]

( Fıkıh öğrenme. | Fıkıhta çok bilgili olma. | Taakkul, tefehhüm. İLE Hoşlanma, şaşırma. | Pişman olma. | Yemiş toplama, yemiş yeme. )


- TEFEKKUH[< FIKH] ile/ve/<> TEFEHHÜM[< FEHM]

( Fıkıh öğrenme. | Fıkıhta çok bilgili olma. İLE/VE/<> Yavaş yavaş anlama, farkına varma. )


- TEFEKKÜR | DÜŞÜNME ile/||/<> DÜŞÜNME

( Algılama ve yapımsal işlemlerden çok düşünüleri kullanarak sorun çözme etkinliği 1 Zihnin bir konuyla ilgili bilgileri karşılaştırarak aralarındaki bağlantıları inceleyerek bir yargıya ya da karara varma etkinliği 2 Zihinden geçirme ya da zihin yoluyla arayıp bulma 3 Tasarlama anımsama 1 Geniş anlamda Aristotelesin öne sürdüğü biçimiyle insanı hayvandan ayıran belirgin öznitelik Duyum ve izlenimlerden tasarımlardan ayrı olarak usun bağımsız ve kendine özgü eylemi karşılaştırmalar yapma ayırma birleştirme bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi Usun bu eyleminin ürünü düşüncedir Düşünceler ancak düşünmenin yaratıcılığı içinde gerçekleşirler Düşünmenin belli bir biçim almasıyle düşünce oluşur bu da ancak dil yoluyla olur Düşüncenin dille sıkı bir bağlılığı vardır Düşünceler sözcüklere dökülemiyorsa düşünme biçim almamış düşünce olmamış demektir Düşünme gerçek nesnelere yöneliyorsa somut düşünme düşüncel ideal nesnelere yöneliyorsa soyut düşünme adını alır 2 Dar anlamda Mantıksal biçimsel olarak Anlığın yanlış yapmadan işlemesi Her düşünmede a düşünen bir özne b ruhsal düşünme olayı c düşünülmüş olan düşünce içeriği d düşüncenin dile getirildiği deyiş biçimi e düşüncenin yöneldiği konu yer alır Düşünme olayını ruhbilim düşünmenin bilgideki görevini bilgi öğretisi kavramsal olanla bağlantısını mantık varlıkla bağlantısını fizikötesi toplumdaki yerini toplumbilim araştırır )

( THINKING | REFLECTION | THOUGHT )

( RÉFLEXION | PENSÉE )

( DENKEN )

( COGITARE, COGITATIO )


- TEFEKKÜR ETMEK değil/yerine/= DÜŞÜNÜMLEMEK


- Tefekkür için DİNLE!!!


- TEFEKKÜR ile/ve/||/<>/> ASLINA DÖNDÜREN TEFEKKÜR

( CONTEMPLATION vs. CONTEMPLATION IN WHICH GET TURNS TO THE BASE )


- TEFEKKÜR ile DALGIN ile ÇAĞDAŞLIK ile ÇAĞDAŞ ile MODERN ile KÜÇÜMSEME ile AŞAĞILIK ile AŞAĞILAYICI

( CONTEMPLATION vs. CONTEMPLATIVE vs. CONTEMPORANEITY vs. CONTEMPORANEOUS vs. CONTEMPORARY vs. CONTEMPT vs. CONTEMPTIBLE vs. CONTEMPTUOUS )

( غور ile تفکري ile معقول ile معاصر بودن ile همزماني ile هم عصر ile معاصر ile هم دوره ile همزمان ile استحقار ile خواري ile حقارت ile استهزاء آميز ile قابل تحقير )

( غور ile تفکري ile MAGHOL ile MOASER BODAN ile CPEHMAZMANY ile NPAM ASR ile MOASER ile NPAM DOREH ile CPEHMAZMAN ile ESTAHGHAR ile KHARY ile HAGHART ile ESTEHAZA AMYZ ile GHABEL TAHGHYR )


- TEFEKKÜR değil/yerine/= DÜŞÜNÜM


- TEFEKKÜR ve/> İSTİ'DÂD


- TEFEKKÜR ile/ve/> TAAKKUL

( Her kişinin becerisidir. [kendince ve kabı kadar] İLE/VE/> Er kişinin becerisidir. )


- TEFEKKÜR ve TEAMÜL

( Nazarî hikmet. VE Amelî hikmet. )


- TEFEKKÜR[Ar.] ile TEDEBBÜR[Ar.]


- TEFEKKÜR[Ar.] ile TEFAKKUR[Ar. < FAKR]

( Düşünme. İLE Fukaralaşma. )


- TEFEKKÜR ile/ve/<>/> TEMÂŞÂ[Fars.]

( MEDİTASYON ile/ve/<>/> KONTEMPLASYON )

( Düşünme. İLE/VE/<>/> Bakıp izleme, hoşlanarak bakma. | Bakan ve bakılanın, eş zamanlı hareketi. | Gezme. | İzlenilecek görüntü, görülmeye değer şey. | Oyun, temsil, piyes, tiyatro. )

( MEDITATION vs./and/<>/> CONTEMPLATION )


- TEFEKKÜR ve/||/<>/> TERTİP/TERTİB


- TEFEKKÜR ile/ve/<> TEŞEKKÜR


- TEFEKKÜR ile/ve TEZEKKÜR

( FRONESİS ile/ve NOESİS )


- TEFEKKÜR ile TEZEKKÜR ile TEFAKKUH ile İTTİKA ile İSTİMA' ile YAKÎN


- TEFENNÜN Fİ-L-İBARE | TEFENNÜN-FİL-İBARE | TENEVVÜ | ÇEŞİTLEME ile/||/<> ÇEŞİTLEME

( Parçaların boylarına biçimlerine ve yoğunluklarına göre sıralanarak çökeltiImesi Klasik ikilide Pas de deux kadın ve erkek dansçıların solo dansları Bir sözcüğü yinelemekten kurtulmak için onu anlamdaşıyla yakın anlamlısıyla değiştirme ya da tümceyi başka bir biçime sokma Söz sanatı terimi Bir defa söylenmiş bir sözü tekrarlamak gerekince genelemeden tekrardan kaçınmak için onu başka bir şekle sokma Değişiklendirme çeşitlendirme çeşitlendirme Klasik dans ikilisinde kadın ve erkek dansçının solo dansları )

( SORTING | VARIETY, COPIOUSNESS | A SOLO DANCE, VARIATION )

( CLASSEMENT, ASSORTIMENT | VARIATION | VARIÉTÉ )

( SORTIERUNG, SAIGERUNG | SOLOTANZ )


- TEFERRUAT[Ar.] ile TAFSİLAT[Ar.]


- TEFERRU'/ÂT[çoğ.][< FER] ile TEFERRUH[< FERAH] ile TEFERRUĞ[Ar. < FERAĞ]

( Dallanma, dal budak salıverme. | Bölümlere ayrılma. | Bir kökten çıkıp ayrılma. | Ayrıntı/lar. İLE Ferahlama, içi açılma. İLE Vazgeçme, cayma. | Bir işi bitirip ondan kurtulma. | Satın alınan bir malın tapusunu üstüne geçirme. )


- TEFERRÜC ile ...

( Açılma, ferahlama. | Gezinti. | Gezintiye çıkıp gam dağıtma. )


- TEFERRÜÇ ile/||/<> ŞAŞIRTMA


- TEFERRÜS[Ar. < FERÂSET | çoğ. TEFERRÜSÂT] ile TEFERRÜŞ[Ar. < FERŞ] ile TEFERRÜZ[Ar. < İFRÂZ]

( Sezme, anlar gibi olma. İLE Yayılma, serilme. İLE Ayrılma. )


- TEFERRÜT[Ar.] değil/yerine/= TEK/YALNIZ OLMA

( Tek, yalnız olma, herkesten uzaklaşarak yalnız kalma. | Benzeri bulunmama, benzersiz olma, sivrilme. )


- TEFESSÜH | ÇÜRÜME ile/||/<> ÇÜRÜME

( Organik özdeklerin genellikle havacıl bakterilerin etkisiyle sürekli olarak daha yalın parçalara bölünmesi fizik kimya Işınetkin bir çekinin kimi ışın ya da tanecikler salmasıyla başka çekinlere dönüşmesi Işınetkin bir çekinin kimi ışın ya da tanecikler salmasıyla başka çekinlere dönüşmesi olayı kimya Organik bir maddenin bakteriler veya çeşitli çevresel etkenler nedeniyle pis kokulu ürünlere dönüşmek üzere normal yapısını kaybetmesi kokuşma pütrefaksiyon Kokuşma )

( PUTREFACTION | DECAY(NUCLEAR), PUTREFACTION | DECAY (NUCLEAR) | DECAY )

( PUTRÉFACTION | PURIFICATION )

( ZERFALL )


- TEFESSÜH[Ar. < FÜSHAT] ile TEFESSÜH[Ar. < FESH | çoğ. TEFESSÜHÂT]/SASIMA[Ar.]

( Açılma, genişleme. İLE Çürüme, çürüyüp dökülme, bozulma. | Bir nesnenin kokup dağılması. )


- TEFESSÜH | KOKUŞMAK ile/||/<> KOKUŞMA ile/||/<> KOKUŞMA | SASIMAK

( sasımak Çürüme Dokuların ölümden sonra kokuşma bakterilerinin etkisiyle parçalanması ve erimesi çürüme pütrefaksiyon Ölüm sonrası oluşan en son değişimdir ve ölümden sonra oldukça uzun bir zamanın geçtiğini gösterir kokuşmak )

( PUTREFACTION )


- TEFE'ÜL[< FÂL] değil/yerine/= HAYRA YORMA, UĞURSAMA, UĞUR SAYMA


- TEFEVVUK, TAHAKKÜM | AVANTAJ ile/||/<> AVANTAJ ile/||/<> ÜSTÜNLÜK

( üstünlük üstünlük Kendisine yapılan kural dışı davranışlara karşın topu rahatlıkla kullanabilen ve süren oyuncunun durumu Bir devletin başkaları üzerinde kurduğu siyasal kültürel ya da ekonomik egemenlik Benzerlerine göre daha yüksek bir konumda olma )

( ADVANTAGE )

( AVANTAGE | HÉGÉMONIE, SUPRÉMATIE )

( VORTEIL )

( VANTAGGIO )

( ΠΛΕΟΝΈΚΤΗΜΑ / πλεονέκτημα )


- TEFEVVUK, TAHAKKÜM | AVANTAJ ile/||/<> ÜSTÜNLÜK | ÜSTÜNLÜK

( bk. üstünlük. @@ bk. üstünlük@@Kendisine yapılan kural dışı davranışlara karşın, topu rahatlıkla kullanabilen ve süren oyuncunun durumu. @@ Bir devletin, başkaları üzerinde kurduğu siyasal, kültürel ya da ekonomik egemenlik. @@ Benzerlerine göre daha yüksek bir konumda olma. )

( ADVANTAGE~ADVANTAGE | HEGEMONY, SUPREMACY )

( AVANTAGE | HÉGÉMONIE, SUPRÉMATIE~HÉGÉMONIE, SUPRÉMATIE )

( VORTEIL~VORTEIL | HEGEMONIE, SUPREMATIE )

( VANTAGGIO~SUPERIORITÀ )

( ΠΛΕΟΝΈΚΤΗΜΑ / πλεονέκτημα~ΥΠΕΡΟΧΉ / υπεροχή )


- TEFEVVUK[Ar.] değil/yerine/= ÜSTÜNLÜK, ÜSTÜN GELME


- TEFEYYÜZ[Ar.] değil/yerine/= YÜKSELME, İLERLEME


- TE'FÎK[Ar. çoğ. TE'FÎKÂT] ile TEVFÎK[Ar.] ile TEVFÎK["TEYFÎK" değil!][Ar. < VEFK | çoğ. TEVFÎKAT]

( Yalan söyleme. | Yalan, iftira etme. İLE Elçilikle yollama. İLE Uydurma, uygunlaştırma. | Allah'ın yardımına kavuşma. | Bir kırılmada kırılan parçaları birbirine geçirme. | Tezat yapmadan, bir sözcüğün anımsattığı başka sözcükleri de aynı ibarede söyleme. )


- TEFRİKÇİ, FARK GÖZETİCİ ile/||/<> DISCRIMINATORY[İng.] ile/||/<> DISCRIMINATOIRE[Fr.] ile/||/<> AYRIMCI

( Gümrük vergilerinde ya da bildirmelik dışı önlemlerde mallar ya da ülkeler yönünden eşitlik gözetilmemesi )

( DISCRIMINATORY )

( DISCRIMINATOIRE )


- TEFRÎŞ, TEFRÎŞÂT[Ar. < FERŞ] değil/yerine/= DÖŞEME, DÖŞENME, DÖŞEMEÇ, YAYMA | EV EŞYASINI DÜZENLEME


- TEFSİR ile/ve/||/<> HADİS ile/ve/||/<> FIKIH ile/ve/||/<> KELAM ile/ve/||/<> TASAVVUF


- TEFSİR ile/ve MUHTASAR ile/ve TELHİS ile/ve TAHRİR ile/ve TEHZİB, TECRİD, TENKİH, MUNTAHAB ile/ve ZEYL ile/ve TERCÜME


- TEFSİRCİ | YORUMCU ile/||/<> YORUMCU

( TV Yorum hazırlayan ve okuyan kimse Yorumlama işini yapan kimse yorum Bir kitabı yorumlayan açıklayan yazara verilen ad )

( COMMENTATOR )

( COMMENTATEUR(-TRICE) | COMMENTATEUR )

( KOMMENTATOR, FERNSEHKOMMENTATOR, BERICHTERSTATTER )


- TEFTE[Fars.] ile TEFTÎH[Ar. < FETH | çoğ. TEFTÎHÂT]

( Kızmış, kızgın, hararetli. İLE Açma. | Geğirme. )


- TEFVÎZ[Ar.]/İHÂLE değil/yerine/= UYGUN KOŞULLARLA VERME

( Sipariş etme. | Allah'tan bekleme. | Dağıtım. | Bir Taşınmaz malı, bilinen değeri karşılığı birine verme. )


- TEGAFÜL[Ar.] değil/yerine/= ANLAMAMAZLIKTAN GELME


- TEGANNİ[Ar.] değil/yerine/= YIRLAMAK, ŞARKI SÖYLEME


- TEGAVVÜL[Ar.] ile TEGAVVÜR[Ar. < GAVR]

( Renkten renge girme. İLE Derin/e dalma. | Bir şeyin aslını arama. )


- TEĞELTİ ile/||/<> AT EYERİNİN ALTINA KONULAN KEÇE

( at eyerinin altına konulan keçe Anadolu ağızlarında teğelti eyer altına konulan keçe biçimi yaygın olarak geçer Bütün Anadolu ağızlarında kullanıldığı anlaşılıyor Az tǝkaltı Azeri ağızlarında tǝkaltĭ olarak da geçer Doerfere göre TMEN 920 Moğolcadan alındığı anlaşılıyor degel Art Kleidung tü versehen mit Doerfer TMEN 919 Moğolca degele ilişkin bilgi almak için Doerfer TMEN 200 Moğolca dnin Türkçede tye çevrilmesi düşündürücüdür Türkçeden Farsçaya da geçmiştir tagaltū tagaltī felt cloth placed under a saddle to prevent the galling of the horses back Çağdaş diyalektlerde teğeltiye tokum adı verilir Bu adın da Moğolcadan alındığı açıktır toqum feutre quon met sous la selle des chevaux tapis sur lequel on met la selle Doerfer TMEN 142 Ligeti KSİNA 83 19 Türkçede at eyerinin altına konulan keçeye eskiden eyrim eğrim adı da verilirdi eyrim Türkçede belleme haşa yapık yona gibi birtakım adlar da geçer Kazaklar tokum yanında Decke unter dem Sattel olarak cılkım adını da kullanırlar Madırlar eyer yastığına tepse Sagaylar ise tipse adını verirler Daha çok bilgi almak için Schönig ML 8990 )


- TEHÂCÜM[< HÜCÛM] değil/yerine/= SALDIRMA | ÜŞÜŞME, TOPLAŞMA


- TEHASSÜS ile ...

( [bkz. TAHASSUS] )


- TEHAVVÜL | DEĞİŞKENLİK ile/||/<> DEĞİŞKENLİK

( Kişi ya da bir türün değişebilmekte gösterdiği güç ve esneklik Bir dizi puanın genişlik dörtte bir sapma ve ölçünlü sapma gibi ölçülerle dizi içindeki yayılma miktarı )

( VARIABILITY )

( VARIABILITÉ )


- TEHDİT ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< OLUMSUZ OLASILIK

( [not] THREAT vs./and/but/||/<>/>< NEGATIVE PROBABILITY
NEGATIVE PROBABILITY instead of THREAT )


- [ne yazık ki]
TEHDİT ile ŞANTAJ[Fr. CHANTAGE]

( Gözdağı. İLE Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma ya da açığa çıkarma tehdidiyle korkutma. )


- TEHDİT ile/ve/||/<>/> TEDİRGİNLİK


- TEHDİT ile TEHDİTLİ ile TEHDİTSİZ


- [ne yazık ki]
TEHDİT ETMEK ile/ve/değil/||/<>/< "ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERMEK"


- TEHECCÜD[< HECD]["TEHECVÜD" değil!] değil/yerine/= GECE UYANIP NAMAZ KILMA | GECE KILINAN NAMAZ


- TEHECCÜD NAMAZI ile/ve/<>/değil VİTR NAMAZI

( İkinci 3/1'lik bölümde kılınır.[Her 2 rekâtta bir selam verilerek kılınır.] İLE/VE/<>/DEĞİL Gecenin, son 3/1'lik bölümünde kılınan/kılınacak namazdır.[Eğer geceleyin uyanamama olasılığı varsa ancak bu durumlarda yatsı namazının ardından kılınabilir.][Yine de, kalkılamamışsa, sabah namazından önce kılınır.] )


- TEHEMTEN[Fars.] ile Tehem-ten[Fars.]

( İri yarı, boylu bolu yiğit. İLE Eski İran kahramanı Zal oğlu Rüstem'in takma adı. )


- TEHEVVÜR[Ar. < HEVR] değil/yerine/= İLERİ ÖFKE/GAZAP, ÖFKELENME, KÖPÜRME


- TEHEYYÜÇ[Ar.] ile/ve/||/<>/> TEHYİÇ[Ar.]

( Coşma, heyecanlanma. İLE/VE/||/<>/> Coşturma, heyecanlandırma. )


- TEHİ ile TEHİR ile TEHİRLİ ile TEHİRSİZ


- TEHİR değil/yerine/= ÖTELEME/ERTELEME


- TEHİR-İ İCRÂ değil/yerine/= YÜRÜTMEYİ DURDURMA


- TEHİR/TAVİK[Ar.] değil/yerine/= GECİKTİRME | ALIKOYMA


- TEHİR/TECİL değil/yerine/= ERTELEME/SONRALAMA


- TEHLİKE ve/> KURTULUŞ

( Kişi, düştüğü çukurdan, ancak, kendi çıkabilir. )

( MUHÂTARA[< HATAR] ve/> NECÂT )

( DANGER and/> SALVATION )


- TEHLİKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLASILIK


- TEHLİKELİ:
AÇLIK ve TEHDİTTE ile/ve/<>/>< TOKLUK ve GÜÇLÜLÜKTE

( (")Hayvanlar("). İLE/VE/<>/>< [bazı/"bilinçsiz"] "Kişiler". )


- HAZARDOUS CHEMICALS[İng.] ile/değil/yerine/= TEHLİKELİ KİMYASAL NESNELER


- TEHLİKE/Lİ[Ar. TEHLUKE]["TELİKELİ" değil!] ile/ve/||/<> RİSK/Lİ

( Tehlike, insana zarar verebilecek bir olgu gibi yorumlansa da, doğru davranış biçimleriyle aynı tehlike, ilerleme ve iç gelişme de sağlayabilir. )

( Tehlike, bilinci/zihni güçlendirir ve içsel barışın, başarının en önemli kuralı olduğunu kavramamızı sağlar. )

( DANGER/OUS vs./and RISK/Y )


- TEHZÎB[Ar. ÇOĞ. TEHZÎBÂT] ile TEZHİB[Ar. < ZEHEB | ÇOĞ. TEZHÎBÂT]

( Islah etme, düzeltme, temizleme. | Çocuğu adam etme. @@ Altın sürme/sürülme. | Yaldızlama/yaldızlanma. | Süsleme. | Çürümüş dişi altınla doldurma, altın dolgu yapma. )


- TEHZİP, TEDİP | KOREKSİYON | TASHİH | TASHİH ETME | TAZELEME PROVASI | ISLAH | DÜZELTME ile/||/<> DÜZELTME ile/||/<> DÜZELTMEK ile/||/<> İZLENCE DÜZELTME

( izlence düzeltme Yazıyı yanlışlardan fazlalıklardan kurtarmak eksiklerini gidermek işlemi Resim Heykel Yapıtın bitiminden sonra sanatçının yaptığı düzeltmeler boğaz açma temizleme mekanik Yapım sırasında bozulan madensel parçaları ısıtarak ya da başka yöntemlerle ilk biçimlerine getirme işlemi Yanlış olarak gerçekleştirilen vergilerin yasalarına göre düzeltilmesi Bir sayışımı bir işelmi kapsadığı yanlışlıklardan arıtarak düzeltme Oyun seyirci karşısına çıkartıldıktan sonra görülen bazı aksaklıkları düzeltmek için yapılan ara çalışması anl parlatma çalışması Bir bulgunun eksik olan ve kullanılmasını engelleyen bir niteliğini giderme ya da daha iyi kullanılabilir duruma getirme )

( DEBUGGING | RETOUCH | CORRECTION | CORRECT | POLISHING REHEARSAL | IMPROVEMENT | FIX | ADJUST )

( MISE-AU-POINT | CORRECTION | RETOUCHE | RECTIFICATION, CORRECTION | CORRIGER | AMÉLIORATION )

( RETUSCHE | AUFFRISCHUNSPROBE )


- TEK BAŞINA YEMEK ile/yerine/değil BİRİ(LERİ)YLE (PAYLAŞARAK) YEMEK

( Her açıdan daha bereketlidir. )


- TEK BAŞINA YÜRÜMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> KARANLIKTA YÜRÜMEK


- TEK BİR KISALTILMASI VAR değil TEK BİR KISALTMASI VAR


- TEK BİR KİŞİNİN:
ÜZÜNTÜSÜ ve/||/<> MUTLULUĞU

( Tüm bireyleri mutsuz edebilir. VE/||/<> Herkesin yüzünü güldürebilir. :) )


- TEK BOYUTLULUK ile/değil/yerine/> DERİNLEŞME


- ODD-EVEN NUCLEUS[İng.] / NOYAU IMPAIR-PAIR[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK-ÇİFT ÇEKİRDEK


- UNGERADE-GERADE KERNE, UNGERADE-GERADE-KERNE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK-ÇİFT ÇEKİRDEKLER


- SINGULAR SOLUTION[İng.] ile/değil/yerine/= TEK ÇÖZELTİ


- UNIAXIAL CRYSTAL[İng.] / CRISTAL UNIAXE[Fr.] / EINACHSIGER KRISTALL, EINFACHSIGER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK EKSENLİ KRİSTAL


- MONOENERGETISCHE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK ENERJİLİ IŞINIM


- TEK FAKAT ÇİFT YÖNLÜLER('İ)


- TEK GÖZELİ/HÜCRELİ ile/ve/||/<> TERLİKSİ

( ... İLE/VE/||/<> Bütün kirpiklilerden, durgun ve kirli sularda yaşayan, yassı gövdeli, tek hücreli hayvan. )

( ... cum/et/||/<> PARAMAECIUM )


- TEK HÖRGÜÇLÜ DEVE ile/ve ÇİFT HÖRGÜÇLÜ DEVE

( BÎSERÂK/BÎSEREK[Fars.]: İki hörgüçlü eril deve ile tek hörgüçlü dişil devenin yavrusu. | KÜRÜK[Fars.]: Deve yavrusu. )

( SENÂM[Ar. çoğ. ESNÂM]: Deve hörgücü. [SENÂM-ÜN-NAKA: Devenin hörgücü.] )

( KÛHÂN[Fars.]: Deve ya da sığır hörgücü. )

( HUMP[İng.]: Hörgüç. )

( Develer, hörgüçlerinde su değil yağ depolar. Bu yağ da enerji stoku olarak kullanılır. Suyun depolandığı yer gövdeleridir. Özellikle de kan dolaşım sistemleridir. Bu da onları su kaybından etkin bir biçimde korur. )


- EIN-STRAHLUNGS-ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK IŞINIM GEÇİŞİ


- SINGLE-BEAM INSTRUMENTS[İng.] ile/değil/yerine/= TEK-İŞİNLİ AYGITLAR/CİHAZLAR


- TEK KİŞİLİK BİSİKLET ile/ve ÇİFT KİŞİLİK BİSİKLET (TANDEM)


- TEK KULLANIMLIK ile TEK KULLANIMLIK ile İMHA ETMEK ile EĞİLİM ile TASARRUFLAR ile MÜLKSÜZLEŞTİRİLMİŞ ile MÜLKSÜZLEŞTİRME ile TASARRUF

( DISPOSABILITY vs. DISPOSABLE vs. DISPOSAL vs. DISPOSITION vs. DISPOSITIONS vs. DISPOSSESSED vs. DISPOSSESSION vs. DISPOSURE )

( مصرفي ile قابل عرضه ile درمعرض گذاري ile دراختيار ile طينت ile غلق ile طبع ile مشرب ile شيمه ile شيم ile محروم ile سلب مالکيت ile عرضه داشت )

( MASRAFY ile GHABEL ARZEH ile DARMARZ GOZARY ile DARAKHTYAR ile TYNAT ile غلق ile TAB ile MOSHARB ile شيمه ile SHYM ile MAHROM ile SALAB MALKYT ile ARZEH DASHT )


- CRISTAL UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLARER/EINPOLARISIERT KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU KRİSTAL


- UNIPOLAR TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLARER/EINPOLARISIERT TRANSISTOR, UNIPOLARER TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU TRANSİSTOR


- UNIPOLAR[İng.] / UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIG, MONOPOLAR, UNIPOLAR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU


- TEK NÜKLEOTİT ÇOKBİÇİMLİLİĞİ (TNÇ)[İng. SINGLE NUCLEOTIDE POLYMORPHISM] ile/||/<> GEN YAZILIMI[İng. GENE REGULATION]

( DNA kodundaki tek bir nükleotitin değişimidir. Genetik çeşitliliğin istikrarlı bir biçimde sağlanmasına katkı sağlayan en yaygın değişimlerdendir ve genelde çift-alelik olarak oluşur. TNÇ, sessiz (fenotipte değişikliğe sebep olmaz, İng.: sSNP ve Tr.: sTNÇ) ya da fenotipte bir değişikliğe yol açabilir (İng: cSNP, Tr.: dTNÇ). Bazen de fenotip değişikliğine yol açma potansiyeline sahip, düzenleyici bir bölgesi olabilir (İng: rSNP). En yaygını, kodlanmayan bölgelerdeki eşanlamlı TNÇ oluşumlarıdır. TNÇ'nin gen yazılımında (transkripsiyon), öncül (promoter) ve intronik destekleyici TNÇ olarak işlevsel değişimler yaratabilir. Benzer şekilde, kesik proteinler (anlamsız kodlanan bölge TNÇ), yapısal değişimler (kodlayan bölge TNÇ), alternatif ekleme (intronik ekleme bölgesi TNÇ) ve mRNA dengelilik değişimleri (3'UTR TNÇ) yaratabilir.Ortalama olarak, insan genomunun her bir 1000 baz dizisinde (1 kb), 2 ila 10 arasında TNÇ görülür. Bir diğer deyişle her 100 ila 500 nükleotitten biri çokbiçimlidir. En yaygını ise sitozinin (C), timine (T) dönüşümüdür. @@ DNA'nın RNA polimeraz tarafından mRNA formatına dönüştürülmesidir. Gen ifadesinin ilk adımıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TEK OTURUMLUK KİTAPLAR


- ODD PARITY[İng.] / PARITÉ IMPAIRE[Fr.] / UNGERADE PARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK PARİTE


- TEK PARMAKLILAR ile/ve/=/||/<> TEK TIRNAKLILAR

( Memeliler sınıfının otçul, geviş getirmeyen, beş parmaklı fil, üç parmaklı gergedan, tapir ya da bir parmaklı toynaklıları içine alan alt takımı, tek tırnaklılar. )


- ODD-ODD NUCLEUS[İng.] / NOYAU IMPAIR-IMPAIR[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK-TEK ÇEKİRDEK


- UNGERADE-UNGERADE KERNE, UU-KERNE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK-TEK ÇEKİRDEKLER


- TEK TEK CİSİMLERİN MEKÂNI ile/ve MUTLAK MEKÂN


- TEK TEK ŞEYLERİ BİLMEK ile/ve İKİ ŞEYİ (NİSPETSİZ) BİLMEK ile/ve İKİ ŞEY ARASINDAKİ İLİŞKİYİ BİLMEK ile/ve "...DIR" TASDİĞİNİ BİLMEK


- TEK TİPLEŞTİRME" ile/değil ASGARİ KOŞULLAR


- TEK TOYNAKLILAR ile/ve/||/<> ÇİFT TOYNAKLILAR

( ... İLE/VE/||/<> Balinalar, bu takımda sınıflandırılır. )

( ARTIODACTYLA cum PERISSODACTYLA )


- TEK TÜK (OLMAK, KAZANMAK, RASTGELMEK)


- TEK YARIK KIRINIMI ile/||/<> ÇİFT YARIK GİRİŞİMİ

( Işığın tek bir dar yarıktan geçerken bükülüp perdede geniş bir merkezî parlak bant ve giderek sönen yan bantlar oluşturmasıdır; ışığın dalga doğasını gösterir. @@ Işığın iki yarıktan geçip iki dalganın üst üste binmesiyle düzenli aydınlık-karanlık şeritler oluşturmasıdır. İlki tek kaynağın kendi kendine bükülmesi, ikincisi iki kaynağın girişimidir; çift yarık deseni ikisinin birlikte etkisini taşır. )

( Formül: I ∝ (sinβ/β)² ~ cos²δ )


- TEK YÖNLÜ SEVGİ ile/ve KOŞULSUZ SEVGİ


- MONOCHARGE ELECTRET[İng.] / ÉLECTRET MONOCHARGÉ[Fr.] / MONOLADUNGS-ELEKTRET[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK YÜKLÜ ELEKTRET


- ÖZDEŞ(TEK YUMURTA) İKİZLERİ ile KARDEŞ(ÇİFT YUMURTA) İKİZLERİ

( MÜTÂEMET: İkiz doğurma. )

( Siyam İkizleri yazısı için burayı tıklayınız... )

( Her zaman aynı cinsiyete sahiplerdir. İLE Farklı cinsiyetlere sahip olabilirler. )

( Tek zigot oluşur. İLE İki zigot oluşur.
[İkisinde de göbek bağı bulunmaktadır. Çift yumurta ikizlerinde ayrı ayrı plasenta ve su kesesi varken bu durum, tek yumurta ikizlerinde farklılık göstermektedir. Tek yumurta ikizlerinde döllenmenin gerçekleştiği zamana göre plasentalarının ve su keselerinin ayrılıp ayrılmayacağı durumu farklılık göstermektedir. Döllenmenin, 1 ile 4 arasında gerçekleştiği durumlarda, ikizlerin ayrı ayrı su kesesi ve plasentaları olabilir. Ancak, 4 ile 8 gün arası döllenmelerde, su kesesi ve plasenta ortaktır.] )

( Bir yumurtanın döllendikten hemen sonra ikiye bölünerek ortaya çıkan iki göze öbeğinin gelişimiyle. İLE İki ayrı yumurtanın, iki ayrı spermle döllenmesinden oluşan. )

( IDENTICAL/MONOZYGOTIC TWINS vs. DIZYGOTIC TWINS )


- TEK ile/ve/değil SONSUZCA TEK


- TEKABBUZ | SİNEREZE | TAKABBUZ | KONTRAKSİYON | BÜZÜLME ile/||/<> BÜZÜLME

( Sinema Hava koşullarının elverişsizliğinden dolayı film tabanında ya da duyarkatta ortaya çıkan kırışma kısalma Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması Bir peltenin sıvı kesimini birden geri vererek oylumunu küçültmesi Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay genleşme mekanik parçalanma metalbilim Soğuma sonucunda ısıtılmış metal parçaların boyutlarında oluşan küçülme Isıtılmış metal parçanın boyutlarında soğuma nedeniyle görülen küçülme Bir numunenin uzunluğunun ıslanma veya sıcaklık sonucu kısalması )

( SHRINKAGE, SHRINKING | CONTRACTION | SYNERESIS | SHRINK | BRITTLENESS )

( RETRAIT (DU FILM), RÉTRÉCISSEMENT DU FILM (DE LA PELLICULE) | CONTRACTION | SYNÉRÈSE | DESSÈCHEMENT )

( SCHRUMPFUNG | SYNÄRESE, AUSSCHWITZEN | ZUSAMMENZIEHUNG | SPRÖDIGKEIT )

( CONTRACTIO )

( RESTRINGIMENTO )

( ΣΥΡΡΊΚΝΩΣΗ / συρρίκνωση )


- TEKABBUZ | SİNEREZE | TAKABBUZ | KONTRAKSİYON | BÜZÜLME ile/||/<> GEVREME

( Sinema Hava koşullarının elverişsizliğinden dolayı film tabanında ya da duyarkatta ortaya çıkan kırışma, kısalma. @@ Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması. @@ Bir peltenin, sıvı kesimini birden geri vererek oylumunu küçültmesi. @@ Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen, kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay. bk. genleşme, mekanik parçalanma. @@ metalbilim: Soğuma sonucunda, ısıtılmış metal parçaların boyutlarında oluşan küçülme. @@ Isıtılmış metal parçanın boyutlarında, soğuma nedeniyle görülen küçülme. @@ Bir numunenin uzunluğunun ıslanma veya sıcaklık sonucu kısalması. )

( SHRINKAGE, SHRINKING | CONTRACTION | SYNERESIS | SHRINK | BRITTLENESS~BRITTLENESS | EMBRITTLEMENT )

( RETRAIT (DU FILM), RÉTRÉCISSEMENT DU FILM (DE LA PELLICULE) | CONTRACTION | SYNÉRÈSE | DESSÈCHEMENT~DESSÈCHEMENT )

( CONTRACTIO~... )

( SCHRUMPFUNG | SYNÄRESE, AUSSCHWITZEN | ZUSAMMENZIEHUNG | SPRÖDIGKEIT~SPRÖDIGKEIT | VERSPRÖDUNG )

( RESTRINGIMENTO~FRAGILITÀ )

( ΣΥΡΡΊΚΝΩΣΗ / συρρίκνωση~ΕΥΘΡΑΥΣΤΌΤΗΤΑ / ευθραυστότητα )


- TEKABBUZ | SİNEREZE | TAKABBUZ | KONTRAKSİYON | DARALMA ile/||/<> DARALMA ile/||/<> BÜZÜLME

( büzülme Derleme darlaşma kırılma Geniş ünlülerin yanlarındaki bazı ünsüzlerin etkisiyle darlaşması Eğmek iymek geymek giymek geymeyen giymiyen yene yine vb Bir iktisadi dalgalanma evresinde reel gayrisafî yurtiçi hasılanın zirveden dibe kadar geçirdiği azalma süreci genişleme I Bazı seslerin boğumlanması sırasında ses yolunda meydana gelen daralma ı i u ü ünlüleri ile s z ş gibi ünsüzler ses yolunun daralması ile boğumlanan ünsüz türleridir II Ünlü daralması Azerbaycan Türkçesi daralma Türkmen Türkçesi daaralma Gagauz Türkçesi daralmak Özbek Türkçesi tórayiş Uygur Türkçesi tariyiş Tatar Türkçesi tarayu Başkurt Türkçesi tarayıw tar boluw Krç Malk tarboluw Nogay Türkçesi tarayuw Kazak Türkçesi tarıluw Kırgız Türkçesi tar boluu Alt tapçılanan Hakas Türkçesi targılanganı Türkçesi targılanganı Rusça sujeniye sujivaniye Sinema Hava koşullarının elverişsizliğinden dolayı film tabanında ya da duyarkatta ortaya çıkan kırışma kısalma Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması Bir peltenin sıvı kesimini birden geri vererek oylumunu küçültmesi Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay genleşme mekanik parçalanma metalbilim Soğuma sonucunda ısıtılmış metal parçaların boyutlarında oluşan küçülme Isıtılmış metal parçanın boyutlarında soğuma nedeniyle görülen küçülme Bir numunenin uzunluğunun ıslanma veya sıcaklık sonucu kısalması )

( BREAKING, FRACTURE | CONTRACTION )

( RÉTRÉCISSEMENT, FRACTURE, BRISURE )

( BRECHUNG )


- TEKABBUZ/TAKABBUZ | SİNEREZE | KONTRAKSİYON | BÜZÜLME/DARALMA >< GENİŞLEME


- TEKABÜL ETMEK değil/yerine/= KARŞILIK GELMEK


- TEKADDÜM-Ü ZÂTÎ ile/ve TEKADDÜM-Ü ZAMANÎ


- TEKÂMÜL[Ar. < KEMÂL] değil/yerine/= OLGUNLAŞMA


- TEKÂSÜF[< KESÂFET]:
SIKLAŞMA, KOYULAŞMA | YOĞUNLAŞMA -<


- TEKÂSÜR | KIRINMAK ile/||/<> KIRINMA ile/||/<> KIRINMAK

( T K O Anadoluda dans etmek anlamına Bir ışınımın yayılma doğrultusunun dalgaların engellerle sınırlı olmaları durumunda ışınımın dalgasa yapısı ile belirlenmiş bir biçimde sapması kırınım fizik Anadoluda dans etmek anlamında kullanılır )

( DIFFRACTION )

( DIFFRACTION )

( BEUGUNG (DIFFRAKTION) )


- TEKÂSÜR-İ ZİYA, TEKÂSÜR, DİFRAKSİYON | KIRINIM ile/||/<> KIRINIM

( Sinema TV Bir ışık demetinin daracık bir yarıktan keskin bir kenardan geçip ya da ufak bir cismi dolanıp bir yüzeye düştüğünde ortaya çıkan olay Bir örütün atomlarından saçılan ya da çok küçük bir delikten geçen elektromıknatıssal dalgaların düz yollarından saparak yayılmaları ve girişim oluşturmaları optik aydınlatma Dalgaların engellerle sınırlı olmaları durumunda bir ışınımın yayılma doğrultusunda görülen dalgasal yapı ile belirlenmiş sapma Işınların bir kırılcanın öğeciklerinden yansıdıktan sonra yine girişimler yaparak çıkmaları böylece kırılca yapısını belirten düzenlerde görülmeleri olayı Işığın ya da başka bir dalganın dar bir yarıktan ya da çizikli bir yüzeyden geçince doğru yolundan ayrılarak gölge içinde girişim saçakları oluşturması kırılma )

( DIFFRACTION )

( DIFFRACTION )

( BEUGUNG | DIFFRAKTION, BEUGUNG | DIFFRAKTION )


- TEKATTU'[Ar.] ile TEKATU'[Ar. < KAT] ile TEKATUR/TAKATTUR[Ar. < KATR, KUTUR, KATARÂN]["ka" uzun okunur]

( Bir sıtma nöbetinin düzenli aralıklara ayrılması. İLE Kesme, kesişme, çatışma. İki çizginin birbirini kesip geçmesi. İLE Damlama, damla damla dökülme. )


- TEKATU | KESİŞME ile/||/<> KESİŞMEK

( Çeşitli biçim ya da görüşlerin ortak bir noktada buluşması durumu )

( INTERSECTION | INTERCEPT )


- TEKAÜD[Ar. < KUÛD]["ka" uzun okunur] ile TEKAVVÜT[Ar. < KUT]

( Karşılıklı oturma. | Emekliye ayrılma. | Emeklilik. İLE Azıklanma, beslenme, geçinme. )


- TEKAZZU'[Ar.] ile TEKAZZUH[Ar. < KUZAH]

( Çıbanın irinlenmesi. İLE "Alâim-i semâ', kavs-i kuzah" biçimini gösterme. )


- TEK/BAZI) USTALAR/ÜSTADLAR


- TEKBENCİLİK = ENEİYE = SOLIPSISM[İng.] = SOLIPSISME[Fr.] = SOLIPSISMUS[Alm.] = SOLUS:YALNIZ, TEK, IPSE:BEN[Lat.]


- TEKÇİLİK ile İKİCİLİK


- TEKÇİLİK ile İNDİRGEMECİLİK


- TEKÇİLİK = VAHDETİYE = MONISM[İng.] = MONISME[Fr.] = MONISMUS[Alm.] = MONOS[Yun.]


- TEK-ÇOK PARADOKSU ile/ve SONLU-SONSUZ PARADOKSU