Beş(5) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 46.157 başlık/FaRk ile birlikte,
46.157 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(2/186)
- A- ile/||/<> A-/AN- ile/||/<> ACRO- ile/||/<> AB-/ABS- ile/||/<> APO- ile/||/<> ANA- ile/||/<> DE- ile/||/<> DİST-/DİSTO- ile/||/<> İDİ- ile/||/<> -FUGEO ile/||/<> TELE-/TELO- ile/||/<> PACHY-
( -den, -dan, -den uzakta, ayrı, parça, farklı. İLE/||/<> Yokluk, olmama, eksiklik, değil ayrı, olmaksızın, ayrılma, negatif [anemi: Kansızlık, anoreksi: İştahsızlık]. İLE/||/<> Uc, ekstremite [akromegali: Ellerin, ayakların ve yüzün anormal büyümesi]. İLE/||/<> Uzaklaşma [abduksiyon: Gövdeden uzaklaştırma hareketi]. İLE/||/<> Uzaklaşma, ayrılma [apoptoz: Programlı göze ölümü]. İLE/||/<> Yukarı, tekrar, geriye [anabolizma: Yapım olayları]. İLE/||/<> -den uzakta, bütünü ile, aşağı, kopmuş, yoğunlaşma, bitme, ayrılma, karşıt, ters, bozma, olumsuz, sakin, eksik, yoksun, aşağı, ayrı, değişik. İLE/||/<> Merkezden uzakta, ayrı, arkada, distal. İLE/||/<> Ayrı, uzak. İLE/||/<> Uzaklaştıran. İLE/||/<> Ucla ilgili, bir ucla ilgili, uzaktan etkileyen. İLE/||/<> Kalın, yoğun. )
- A ile BİRKAÇ ile ÇOK FAZLA ile BİR AVUÇ ile LA GARCONNE ile BİRAZ ile BİRAZ SONRA ile ÇOK FAZLA ile BİRÇOK ile BİR BÖLÜMÜ ile BİR SÜRE ile BİR SÜRE ÖNCE ile BİR SÜRE SONRA
( A vs. A FEW vs. A GREAT DEAL OF vs. A HANDFUL vs. A LA GARCONNE vs. A LITTLE vs. A LITTLE WHILE LATER vs. A LOT vs. A LOT OF vs. A SECTION OF vs. A WHILE vs. A WHILE AGO vs. A WHILE LATER )
( کمي ile اندکي بعد ile بمقدار زياد ile کلي ile مقدار زيادي ile بسياري ile قشري از ile اندکي ile چندي قبل ile مدتي بعد ile يک دنيا ile يک مشت ile آلاگارسن ile کمکي ile يک )
( KAMY ile ANDAKY BAD ile بمقدار زياد ile KELY ile MOGHDAR ZYADY ile BESYARY ile GHSHARY AZ ile ANDAKY ile CHANDY GHABL ile MADATY BAD ile YK DANYA ile YK MOSHT ile آلاگارسن ile KAMAKY ile YK )
- á=Acute accent ile à=Grave accent ile â=Circumflex ile ä=Umlaut ile ã=Tilde ile å=Aring
- ABAJUR[Fr.] değil/yerine/= LAMBA SİPERİ, SİPERLİ/AYAKLI LAMBA
- ABAKÜS[Fr. < ABACUS] değil/yerine/= SAYIBONCUĞU (ÇÖRKÜ)
( Sayı boncuğu. | Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok. )
- ABALI ile ABALIK
- ABANDON :/yerine TERK ETMEK
- ABANDONMENT/FORSAKE/RENOUNCE/LEAVE vs./and GIVE UP
- ABANMAK ile/ve/||/<> BOCA ETMEK
- ABANOZ ile ABANOZ AĞACI
( EBONY vs. EBONY WOOD )
( آبنوس ile درخت آبنوس ile جغ )
( ABNOS ile DARKHT ABNOS ile JOGH )
- ABANOZ ve TİK AĞACI
( Solomon Adaları'ında en yoğun bulunan ağaçlar. )
- ABAROGNOZİ[Yun.] değil/yerine/= BİR NESNENİN AĞIRLIĞINI TARTMA YETİSİNİN YOKLUĞU
- ABARTI ile/ve/değil/||/<>/< COŞKU
- ABARTMA ile/ve/değil/||/<> FAZLA ÖNEMSEME
- Abartmadan KONUŞ!!!
- ABARTMAK ile/ve/değil/<> DURMAYI BİL(E)MEMEK/BECEREMEMEK
- ABASH vs. SHAME
- ABAŞO[Yun.] ile/ve/<> ALARGA[İt.]
( Gemiyi, baştan ya da kıçtan halatla karaya bağlama. | Altta, aşağıda bulunan, alttaki. İLE/||/<> Açık denizde demir atmak. | Açık deniz, engin. | Uzaktan, açıktan | "Açıktan geç, yaklaşma" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. )
- ABAŞO[İt.] değil/yerine/= AŞAĞI, ALTTAKİ, ALT | GEMİYİ HALATLA KARAYA BAĞLAMA
- ABATE vs. DECREASE
- ABAZANLAŞMAK ile ABAZA ile ABAZAN/LIK ile ABAZACA
- ABAZİ[Yun.] ile/ve/||/<> ANANABAZİ[Fr.]
( Yürüyememe, yürüme yitimi. İLE/VE/||/<> Zaman zaman beliren yürüme yitimi. )
- ABBAS NUSRET BABA :
( Nafi Baba Tekkesi (Dergâhı) son şeyhi Küçük Mahmut Babanın oğlu Abbas Nusret Baba (1898 - 1975) idi. Abbas Nusret Baba tekkede postnişin olabilmek için Londra Büyükelçiliğindeki görevini bırakıp gelmişti. Abbas Nusret Baba, İngilizlerin ata sporu olan kriketi Türkiye'de oynayan ilk sporculardan biridir. )
- ABBAS ile ABBAS ABDİ ile ABBAS AĞA ile ABBAS ALİ
( ABBAS vs. ABBAS ABDİ vs. ABBAS AGHA vs. ABBAS ALİ )
( عباس ile عباس عبدي ile عباسآقا ile عباسعلي )
( EBAS ile EBAS ABDY ile عباسآقا ile EBASAELY )
- ABBE MENŞÛRU[Osm.] / ABBE PRISM[İng.] / PRISME D'ABBE[Fr.] / ABBE-PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= ABBE PRİZMASI
- ABC PLANI ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< "ABD PLANI"
- ABDAL ile Abdal
( Eskiden, bazı gezgin dervişlere verilen ad. İLE Safeviler döneminde, İran'da yaşayan önemli Türk oymaklarından biri. | Anadolu'da yaşayan, bu addaki bir oymak. [Geygel Abdalları] )
( DERVISH vs. DERVISH )
- ABDEST ALMAK yerine ÇEHİZLENMEK/ÇEYİZLENMEK
- ABDEST ile NAMAZDAN ÖNCE ABDEST ALMAK ile TOPRAKLA ABDEST ALMAK
( ABLUTION vs. ABLUTION BEFORE PRAYER vs. ABLUTION WITH EARTH )
( غسل ile آبدست ile وضو ile دست نماز ile تيمم )
( GHASL ile ABDAST ile VOZO ile DAST NAMAZ ile TYMAM )
- ABDESTBOZAN/ŞERİT/SIĞIR ŞERİDİ/TENYASI/TENYA ile ABDESTBOZAN OTU
( Şeritgillerden, gövdesi yassı, birbirine kenetlenmiş boğumları bulunan ve bazısı metrelerce boyda olan bir bağırsak asalağı. İLE Gülgillerden, almaşık yapraklı, yeşilimsi ya da kan kırmızı çiçekler açan, idrar söktürmede ve kan dindirmede kullanılan bir bitki. )
( ... cum POTERIUM SPINOSUM )
- ABDOMİN- ile/||/<> CELİ-/CELİO-/COELİ-/COELİO- ile/||/<> OMPHAL-/OMPHALO-/-OMPHALUS ile/||/<> GASTER-/-GASTER/GASTREO-/GASTR-/-GASTRİA/GASTRO- ile/||/<> LAPAR- ile/||/<> LUMB-/LUMBO- ile/||/<> VENTRİ-/VENTRO- ile/||/<> HELC-/HELCO-
( Karın, karınla ilgili. İLE/||/<> Karın, göbek. İLE/||/<> Göbek, göbeğin durumu, navel. İLE/||/<> Mide/karın ile ilgili, mide ile ilgili durum, bölüm ya da benzerliği belirir. İLE/||/<> Yan taraf, böğür, bel, karın(bazen). İLE/||/<> Bel. İLE/||/<> Karın, gövdenin ön tarafı. İLE/||/<> Ülser, ülser yapan, dokuyu yiyen yara. )
- ABDOMİNOKARDİYAK REŞEKS değil/yerine/= KARIN-YÜREK TEPKESİ
- ABDULLAH KADI CAMİİ :
( Zekeriyaköy'de Kiptaş Sitesi içindedir. Yeni bir cami olup Osmanlı tarzında yapılmış, her hangi bir tarihi özelliği yoktur. )
- ABDULLAH KAYA PARKI :
( Kilyos Mahallesinde olup, 724,46 m²'lik bir alan üzerinde olup, 346,04 yeşil alanı, 337,04 m²'lik çocuk oyun alanı ve 21,3 m²'lik bir tesisi vardır. )
- ABDULLAH ile/ve/<> ABDUL LÂTÎF/REZZÂK/ŞÂFÎ
- ABDÜLLEZİZ[Ar. < HABBÜLLEZİZ: Tatlı tane.]
( Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık bir bitki. | Bu bitkinin, yemiş gibi yenilen, tatlı ve yağlı ürünü. )
( CYPERUS ESCULENTUS )
- ABDÜSSELAM-WEİNBERG NAZARİYESİ[Osm.] / ABDÜSSELAM-WEINBERG'S THEORY[İng.] / THÉORIE D'ABDUS SALAM-WEINBERG[Fr.] / ABDÜSSELAM-WEINBERGSCHE THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ABDUS SALAM-WEİNBERG KURAMI
- ABECE ile ABECESEL ile ABECE SIRASI
- Abeceleri karıştırmadan ve saygı göstererek KONUŞ!!! -ve
- ÂBEHU[Ar.] ile LEMEZEHU[Ar.]
- ABEL GRUBU ile/||/<> DEĞİŞMELİ OLMAYAN GRUP
( Abel grubunda işlem değişmeli, diğerinde değil )
( Formül: ab = ba (Abel) İLE ab ≠ ba (genel) )
- ABELL KATALOĞU ile/||/<> ABELL YARIÇAPI
( 1958 yılında, George Ogden Abell[astronom] tarafından yayımlanan ve 2712 gökada kümesini içeren bir gökadalar kataloğu.[Bir kümenin bu kataloğa eklenmesi için içinde en az elli gökada bulundurması ve Abell yarıçapı olarak adlandırılan bölge içinde bulunacak kadar düzenli olmaları gibi belirli ölçütleri karşılaması gerekmektedir. Daha tutarlı bir hata payı elde edebilmek için bu ölçütler sürekli uygulanmamıştır.[Kataloğa yapılan son eklemelerde üye sayısı ellinin altında pek çok küme bulunmaktadır.] İLE/||/<> Astronomide Abell kataloğundaki gökada kümelerinden devimle uzunluğu 2.14 megaparsek kabul edilen, tipik bir gökada kümesinin yarıçapı olarak tanımlanır. )
- ABELYEN İLE DÖNGÜSEL İLE BASİT ile/||/<> GRUP TÜRLERİ
( Farklı özelliklere sahip grup sınıfları. )
( Formül: G = ⟨a⟩ (döngüsel) )
- ABERAN[Fr.] değil/yerine/= DOĞAL/BİLİNEN DURUMDAN UZAKLAŞAN, SAPKIN
- ABERASYON[Fr. < ABERRATION] değil/yerine/= SAPINÇ/SAPMA
- ÂB-GÂH[Fars.] ile ÂB-GÎR[Fars.]
( Su biriken yer, havuz. | Karnın, kaburga kemikleri kıkırdağı ve kısa kaburgalar altında olan bölümü, boş böğür. İLE Su biriken yer, havuz. | Dokumacı fırçası. )
- ABHAVA >< BHAVA
( Varolmama, olumsuzluk. @@ Varolma, olumluluk. )
- ABHAZ ile ABHAZCA
- ABÎD[Ar.] ile HAVEL[Ar.]
- ÂBİDE[Ar. çoğ. EVÂBİD (ÂBİDÂT yanlıştır!)] ile ÂBİDE[Ar. < ABD]
( Anıt, yâdigâr kalacak eser. İLE Köleler. )
- ÂBİDE ile ABİ DE
- ÂBİDE değil/yerine ANIT
- ÂBİDE ile NUMÛNE
- ABİDELEŞMEK ile ABİDELEŞTİRMEK ile ABİDELEŞTİRİLMEK ile ABİDE
- ABİL[İt.] değil/yerine/= YATAY SERENLERİ SAĞA/SOLA ÇEVİRMEDE KULLANILAN YELKENLİ DONANIMI
- ABİS ile/ve FONDA
( Okyanusların en derin yeri. İLE/VE Deniz dibi. | Geminin, demir attığı yer. | Demir atma komutu. )
- STATIONARY FIELD[İng.] ile/değil/yerine/= ABİT ALAN
- ABİYE ile ABİYE SAHİBİM
- ABİYE[Fr.] değil/yerine/= ŞIK, SÜSLÜ, GÖSTERİŞLİ GİYİM BİÇİMİ | GECE GİYSİSİ
- ABIETIC ACID[İng.] / ACIDE ABIETIC[Fr.] / ABIETIĆ SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ABİYETİK ASİT
- ABLASYON[Lat.] değil/yerine/= BUZUN, YÜZEYDEN ERİMESİ
- ABLUKA[İt. < ABLOCO] ETMEK/ABLUKAYA ALMAK/İHATA ETMEK/MUHASARA ETMEK değil/yerine/= KUŞATMAK
- ABNEY OLAYI ile/ve/||/<> ABNEY YASASI
( Işıklılığı ve baskın dalga boyu değişmez kılınmış bir renk uyartısının, arılığının değişmesi ile oluşan renk türü değişmesi. İLE/VE/||/<> A ve B gibi iki renk uyartısının, parıltıları birbirinin aynı olarak algılanıyorsa ve C ve D gibi iki renk uyartısının da parıltıları aynı algılanıyorsa, A ve C ile B ve D'nin toplamsal karışımlarının parıltıları da aynı olur.
[Abney yasasının geçerliliği, gözlem koşullarına büyük oranda bağlıdır.] )
( ABNEY PHENOMENON vs./and/||/<> ABNEY'S LAW )
( PHENOMENE OF ABNEY avec/et/||/<> LOI D'ABNEY )
( BEZOLD-ABNEY-PHANOMEN und/||/<> ABNEYSCHES GESETZ )
- ABONELİK değil/yerine/= SÜRDÜRÜMCÜ OLMAK
- ABONE/SUBSCRİBER değil/yerine/= SÜREKÇİ
- ABONMAN/ABONE değil/yerine/= SÜRDÜRÜM/CÜ
- ABORJİN ile/ve MAORİ
( Yeni Zelanda yerlisi. İLE/VE Yeni Zelanda yerli halkı. )
- ABORTİF[Fr.] değil/yerine/= GELİŞİMİNİ TAMAMLAMAYAN (BİTKİ/ÖRGEN) | NORMAL SÜRESİNİ TAMAMLAMADAN İYİLEŞEN HASTALIK
- ABOSA[İt.] değil/yerine/= DUR! / TUT!
- ABOUT :/yerine HAKKINDA
- ABOVE vs. OVER
- ABOVE :/yerine ÜSTÜNDE
- ABRAHAM ABULAFIA ve/<> İBN ARABİ
- ÂB-RÂNE[Fars.] ile ÂB-ENDÂZ[Fars.]
( Su yollarına ve borularına bakan mühendis. İLE Su mühendisi. )
- ABRÂŞ[Ar.] -ile
( Yüzünde sam lekesi bulunan kişi. )
- ABRAZYON[Lat.] değil/yerine/= DENİZ AŞINDIRMASI
- ABRÖVAJ[Fr.] değil/yerine/= ÇAPAK
( Madencilikte, bir döküm üzerinde oluşan maden ve kum karışımı çapak. )
- ABSÂL ile ÂSÂL
- ABSOLÜ REFRAKTER PERİYOT değil/yerine/= MUTLAK DUYARSIZ DÖNEM
- ABSOLUTE vs. DOGMA
- ABSOLUTE, NOMINATIVE[İng.] ile YALIN
- ABSOLUTE[NESS] vs. RIGHT[NESS]
- ABSORB :/yerine EMMEK
- ABSORBAN ile/||/<> ABSORBANS ile/||/<> ABSORBE ETMEK ile/||/<> ABSORBE OLMAK ile/||/<> ABSORPSİYON ile/||/<> ABSORPTİVİTE
( Emici, soğurucu, yüzeyine bağlayan. İLE/||/<> Emme, soğurum, soğurganlık. İLE/||/<> Emmek, soğurmak, yüzeyine bağlamak. İLE/||/<> Soğurulmak, yüzeye bağlanmak. İLE/||/<> Emilim, soğurma, yüzeyine bağlama. İLE/||/<> Emicilik, soğurganlık. )
- SPECTRE ABSORPTION[Fr.] / ABSORPTIONS SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ABSORPSİYON TAYFI/SPEKTRUMU
- ABSTAINER vs. TIMID
- ABSTRE ile ABSTRE SAYI ile ABSTRE SANAT
- ABSURD vs. "SHIFTY/RISKY"
- ABSÜRD değil/yerine/= SAÇMA
- ABUK SUBUK değil ABUK SABUK
- ABULİ ile/||/<> AJUZİ
( İstenç yitimi. İLE/||/<> Tat yitimi. )
- ABULİ[Fr.] değil/yerine/= İSTENÇ/İRÂDE YİTİMİ
- ABUNDANCE vs./and UNITY
- ABUR-CUBUR ile/||/<> APERİTİF
( Gereksiz, sağlıksız yiyecekler için. İLE/||/<> Yemek öncesinde yenen çerez vb. yiyecek. )
- ABÛS[Ar.] ile SOMURTKAN | ÇATIK/ASIK YÜZ | GARİP, ACAYİP
- ABUSE :/yerine İSTİSMAR
- ABWATT[İng.] / ABWATT[Fr.] / ABWATT[Alm.] ile/değil/yerine/= ABVAT
- ABYSS vs. HELL
- AÇ ACINA (YOLA ÇIKMAK, DIŞARI ÇIKMAK, İŞE GİTMEK)
- AÇ BÎ-İLAÇ[:İLAÇSIZ]["AÇ BİLAÇ" değil!] (ÇALIŞMAK, GİTMEK)
- AÇ GÖZLÜ ile AÇGÖZLÜ KİŞİ
( GREEDY vs. GREEDY PERSON )
( دندان گرد ile تنگ چشم ile حرص زدن ile پولکي ile پول پرست ile آزمند ile پر ولع ile حريصانه ile حريص ile شره ile طماع ile طمعکار )
( DANDAN GARD ile TANG CHESHAM ile HARS ZADAN ile پولکي ile POL PAREST ile AZMAND ile PAR VAL ile حريصانه ile HARYSE ile SHAREH ile TAMA ile TAMAKAR )
- AÇ-SEFİL (YAŞAMAK)
- AÇ TAVUK, KENDİNİ TAHIL AMBARINDA SANAR ile DEREYİ GÖRMEDEN PAÇALARI SIVAMAK
- AÇ ile AÇ AÇINA ile AÇ BİİLAÇ ile AÇ KARNINA
- AC-/ACET- ile/||/<> ACANTH-/ACANTHO- ile/||/<> -ANG ile/||/<> APEX- ile/||/<> APİCO-/APİC- ile/||/<> ACR-/ACRO- ile/||/<> CUSP- ile/||/<> CENTE- ile/||/<> -TRESİA/-TRESİS ile/||/<> ATRETO- ile/||/<> -STİXIS
( Keskin, sivri. İLE/||/<> Dikenli, sivri dikensi çıkıntıları olan. İLE/||/<> Açılı, keskin, köşeli, eğri. İLE/||/<> Sivri uc, üst çıkıntı. İLE/||/<> Ucla/apeksle ilgili. İLE/||/<> Uc, ekstremite [akromegali: Ellerin, ayakların ve yüzün anormal büyümesi]. İLE/||/<> Nokta, uc. İLE/||/<> Delme. İLE/||/<> Delme, delik açma, delinme, delikli olma, Perforasyon. İLE/||/<> Açılmamış olma, bir geçitin olmaması, kapalı olması. İLE/||/<> İğne ile girme, ponksiyon. )
- ACAR, ERDEM (İST. 1955) :
( Sarıyer Spor Kulübü altyapısından yetişti. Dört sezon oynadıktan sonra Boluspor'a transfer etti. Bu kulüpten sonra tekrar Sarıyer'e geldi ve 6 sezon daha oynadı. Sarıyer forması altında 327'si resmi ve 95'i özel olmak üzere 422 maçta yer aldı. 1' lig, 1' kupa 2' si amatör lig maçlarında olmak üzere 4 gol attı. Sarıyer takımında en çok oynayan üçüncü futbolcudur. Futbolu bıraktıktan sonra antrenör ve teknik direktör olarak Sarıyer dahil çeşitli kulüplerde görev yapmaya devam etmektedir. )
- ACAR, İSMET (BORÇKA, 1946) :
( İstanbul Işık Mühendislik Yüksek Okulu Üçüncü sınıfından ayrıldı. İstanbul YSE de işçi olarak iş hayatına atıldı. Türk İş bünyesinde Sendikacılık yaptı. Yol İş Federasyonu Genel Sekreteri görevinde iken sendikacılığı bıraktı ve kendi şirketini kurdu. ACARLAR Şirketi'nin sahibidir. Şirket Acarlar Kız Futbol takımını kurdu. Batum ve Havalisi Muhacirleri Derneği, Artvinlileri Kalkındırma ve Yardımlaşma Derneği ve Karadenizli İşadamları ve Sanayicileri Derneği Kurucu üyesidir. Sarıyer Spor Kulübü'nde 5 dönem yönetim kurulu üyesi 1 dönem de başkan olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )
- ACAREL, SALİH EM. KORG. (ÜSKÜDAR, 1934) :
( İlk ve orta eğitimi İstanbul'da gördü ve 1954 Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. 1956'da Kara Harp Okulu'ndan Topçu Asteğmen olarak mezun oldu. Çeşitli birlik ve kurumlarda görev yaptıktan sonra 1970'de Kara Harp Akademisi'nden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun oldu. 1971'de Silahlı Kuvvetler Akademisi'ni bitirdi. 1972 - 1978 yılları arasında Kara Harp Akademisi'nde öğretmenlik yaptı. 1978'de Erzurum 9. Kor. 9. Top. Grp. K. lığı yaptıktan sonra bir süre 9. Kv. Kor. K. lığı emrinde görev yapmış ve 1980 yılında Tunceli 6. J. Kom. A. K.lığı'na atandı. 1981'de Tuğgeneralliğe yükseltildi ve 1981 - 1985 yılları arasında Kayseri Hv. İndirme Tug. K.lığı görevinde bulundu. 1985'te Tümgeneralliğe terfi ederek, İstanbul 6. Piyade Tümen K.lığına atandı. 1987 - 1989 yılları arasında MSB Müş. Eko. Ve Tek. İşl. Yardımcılığı görevini yürüttü. 1989'da Korgeneralliğe yükseltilerek, Elazığ 8. Kor. K.lığına, 1991'de K.K.Eğt. K. lığına, 1992'de de Harita Genel Komutanlığına atandı. Harita Genel Komutanlığı'ndan 30.08.1993'te emekli oldu. Sivil hayata atıldıktan sonra sosyal çalışmalara yöneldi. Sarıyer S. K. de 6. dönem yönetim kurulu üyesi (bir dönem başkan) olarak görev yaptı. )
- ACARLAŞMAK ile ACAR/LIK ile ACARA
- ACARSOY, ERTUN (İST. 1957) :
( Sarıyer altyapısından yetişti. Sarıyer takımında 63'ü resmi 9'u özel olmak üzere 73 maçta oynadı. PAF maçlarında üç gol attı. )
- ACATAY, A. GAFUR (PROF. DR.) (DENİZLİ, 1913 - 1993) :
( İ. Ü. Orman Fakültesi öğretim üyesi. Denizli İdadisini bitirdikten sonra 1923 yılında Orman Mektebi Âlisine girdi ve 1926'da mezun oldu. Mezuniyetini takiben bir süre Orman Fen memuru olarak çalıştı. 1931'de tahsilini genişletmek için Almanya'ya gönderildi. 1937'de Yüksek Ziraat Enstitüsü Orman Fakültesine başasistan olarak atandı. Bir süre sonra doktora tezini verdi ve "Ormancılık İlimlerinun Mühendis doktor" payesini aldı. Orman Koruma ve Entomolji Kürsüsünün kurulmasında büyük emek verdi. 1941'de Doçent, 1946 yılında Profesörlüğe atandı. Kitap veyalınlarından bazıları: Urtedschengen über Menge und Gute des Samenansatz en in verschiedenen Kronenteilen einheimischer Waldbaume (Diploma tezi), 1937), "Ormans Koruma Kılavuzu, 1946", "Zararlı Orman Böcekleri teşhis anahtarı, 1948", "Orman ve Otlatma, 1951", "Türkiye'de Orman Böcekleri ve Muhutu, 1953, tercüme), "Kavak Kitabı, 1956" ve pek çok bilimsel makalesi var. )
- STRANGE QUARK[İng.] / QUARK ÉTRANGE[Fr.] / MERKWÜRDIGES QUARK[Alm.] ile/değil/yerine/= ACAYİP KUARK
- ACCEPT :/yerine KABUL ETMEK
- ACCOMPANY :/yerine EŞLİK ETMEK
- ACCOUNT :/yerine HESAP
- ACCURATE :/yerine DOĞRU
- ACCUSATION/TO BLAME vs. TO DETERMINE
- ACCUSE vs. BLAME
- ACELE/ACİLEN/ALELACELE/DERHAL[Fars. der + Ar. ḥāl]/HEMEN[Fars. < HEMÂN] değil/yerine/= İVECE/İVEDİ/EVGİN/ÇABUCAK/ÇABUKÇA/ÇARÇABUK
- ACELE ETMEK ile ACELECİ
( HASTEN vs. HASTENER )
( شتاباندن ile شتاب کننده )
( SHTABANDAN ile SHTAB KONANDEH )
- ACELE ETMEK ile/değil/yerine HIZLI HAREKET ETMEK
( Hızlı hareket edin ama önce kendi kendinizle barışmanın ve çevreye uyum sağlamanın bir yolunu bulun. )
( Fazla ağırdan almayın ama gereksiz yere acele de etmeyin; yolunuzda ilerleyin yeter. )
( Fazla acele eden kişi, kendini her zaman ya birkaç adım önde ya da birkaç dakika geride bulur. )
- ACELE ETMEK değil/yerine/= İVMEK/ÇABUK DAVRANMAK
- ACELE ETMEK ile SABIRSIZLANMAK
( TO HASTEN vs. TO GROW IMPATIENT )
- ACELE ETMEMELİ!
- ACELE İŞLER değil/yerine/= İVEDİ İŞLER
- ACELE İTİRAZ değil/yerine/= İVEDİ KARŞIÇIKI
- ACELE ile DOLANDIRICI
( HUSTLE vs. HUSTLER )
( تکاپو ile اغوا کننده )
( TAKAPO ile EGHAVA KONANDEH )
- ACELECİLİK değil/yerine/= İVECENLİK/EVGİNLİK
- ACELELEŞMEK ile ACELELEŞTİRMEK ile ACELE ile ACELECİ/LİK ile ACELE POSTA
- ACELELİKTEN ... değil ACELEDEN / ACELE ETMEKTEN ...
- ACELEYLE ile ACELEYLE ile ACELE ETMEK ile ACELE ET ile ACELE ET ile ACELE ETMEK
( HURRIED vs. HURRIEDLY vs. HURRY vs. HURRY SCURRY vs. HURRY SKURRY vs. HURRY UP )
( هول هولکي ile مستعجل ile شتابزده ile معجل ile سراسيمه ile عجولانه ile معجلا ile شتابان ile عليالعجله ile شتابزدگي ile شتابيدن ile عجله ile شتافتن ile تعجيل کردن ile باشتاب انجام دادن ile شتاب کردن ile تعجيل ile عجله کردن ile بشتاب رفتن ile درهم وبرهم ile شتاب زدگي ile تند باش ile ياالله ile زود باشيد )
( TEOOL TEOOLKY ile MOSTAJAL ile SHTABOZODEH ile معجل ile SARASYMAH ile AJULANEH ile معجلا ile SHTABAN ile عليالعجله ile SHTABOZDEGY ile SHTABYDAN ile AJALEH ile SHTAFTAN ile TAJYLE KARDAN ile BASHTAB ENJAM DADAN ile SHTAB KARDAN ile TAJYLE ile AJALEH KARDAN ile BESHTAB RAFTAN ile DAREAM VEBREAM ile SHTAB ZADEGY ile TAND BASH ile ياالله ile ZUD BASHYD )
- ACEM AŞÎRÂN ile/||/<> ACEM-KÜRDÎ ile/||/<> ARAZBÂR ile/||/<> AŞÎRÂN ile/||/<> BESTENİGÂR ile/||/<> BEYÂTÎ ile/||/<> BÜZÜRG ile/||/<> FERAHNÂK ile/||/<> HİCAZKÂR ile/||/<> HÜSEYNÎ ile/||/<> HÜSEYNÎ-AŞÎRÂN ile/||/<> HÜZZÂM ile/||/<> ISFAHÂN ile/||/<> MÂHÛR ile/||/<> MUHAYYER-KÜRDÎ ile/||/<> NİHÂVEND ile/||/<> RAST ile/||/<> SABÂ ile/||/<> SEMÂÎ ile/||/<> SÛZNÂK ile/||/<> ŞEHNÂZ ile/||/<> USÛL-HAFİF ile/||/<> YEGÂH
( ACEM AŞÎRÂN
Türk musikisinde kullanılan şed makamlarından biridir. Bu makam çârgâh makamının acem-aşîrân perdesi üzerine kalbolmuş biçimidir. Dominantı çârgâh, tonikası Acem-aşîrân perdeleridir.
İLE/||/<>
ACEMKÜRDÎ
Türk musikisinde kullanılan mürekkep bir makamdır. Acem makamını biçimlendiren acem-aşîrân ve uşşak makamları dizilerinin pest tarafına bir kürdî dörtlüsünün eklenmesiyle tertip edilmiştir. Makamın melodik seyrinde önce acem makamının, sonra da kürdî dörtlüsüyle kürdî makamının özelliklerini gösterir.
İLE/||/<>
ARAZBÂR
Türk müziğinin kadim mürekkep makamlarındandır. Nevâ"da beyâtî ile rast beşlisinin çârgâh"daki şeddi ve uşak dörtlüsünün birleşmesinden oluşmuştur. Donanımına mi için bir koma bemolü, konulur; bu arıza, makamı vücuda getiren ilk iki dizide mevcuttur ve uşşak dörtlüsünde de bu ses yoktur. Nota içinde nevâ"da beyâtî için si küçük mücenneb bemolü, diger iki dizi için de si koma bemolü konulur. Makam, uşşak dörtlüsünü inici bir biçimde icra ile la-dügâh perdesinde kalır. Güçlü birinci derecede nevâ"da beyâtî"nin ve çârgâh"da rast beşlisinin durağı olan do-çârgâh perdeleridir.
İLE/||/<>
AŞÎRÂN
Hüseynî-aşîrân perdesinin ve makamının adının muhtasar biçimidir.
İLE/||/<>
BESTENİGÂR
Oldukça eski mürekkep Türk makamlarındandır. Hususi ve orijinal bir kıymet taşıyan bu makam rağbetle kullanılmıştır ve halen de kullanılmaktadır. Bilhassa kuvvetli hüzün, ıstırap ve dindarlık mevzularında kullanılabilir. Sabâ makamına Irak makamının pest dörtlüsünün (yani Irak perdesindeki segâh dörtlüsünün) ilavesinden meydana gelmiştir. Bu dörtlü ile Irak perdesinde durur. Güçlü, birinci derecede kuvvetli olarak kullanılan çargâh do perdesidir ki, sabânın güçlüsüdür. Donanımına sabâ gibi si için koma ve re için bakıyye bemölü konulur. Lâhin içinde icabeden yerlere sabânın tiz sekizlisi için lâ bakıyye bemolü ve Irak"ın pest dörtlüsü için de fâ bakıyye diyezi ilâve olunur.
İLE/||/<>
BEYÂTÎ
Günümüzde de kullanılan bu makam, Türk müziğinin en eski makamlarından bir tanesidir. Uşşak dörtlüsüne pûselik beşlisi ilâvesinden mürekkep ve Türk müziğinin 5 numaralı basit makamı olan uşşak"ın inici biçimidir. Uşşak gibi dügâh {lâ perdesinde durur ve güçlüsü nevâ} re"dir. Bu güçlü perdesinin uşşaktan daha önemli olarak kullanılması ve ekseriyâ bu perdeden başlayarak bestekârların bir hicâz geçkisi yapmış olmaları, makamın yapısıyla alâkalı değildir. Uşşak"dan farkı, tiz perdelerden başlaması, bu perdelerde gezinerek ikinci bir biçimde karar etmesidir. Donanımına uşşak gibi si için bir koma bemolü konulur. Niseb-i şerîfesi 8"dir. Orta sekizlideki sesleri şöyledir (pesten tîze doğru) : dügâh, segâh, çârgâh, nevâ, hüseynî, acem, gardâniye, muhayyer. Beyâtî, uşşak kadar rûha huzur verici değildir. Uşşak"ın tasavvufî ve felsefî karakterine mukabil beyâtî"nin biraz hüzne kaçan bir karakteri vardır.
İLE/||/<>
BÜZÜRG
Türk mûsıkisinin çok az kullanılmış en eski mürekkep makamlarındandır. Hüseynî beşlisinin hüseynî perdesindeki şeddi, pûselik beşlisi ve çargâh beşlisinin rast perdesindeki şeddinden (yani mâhur makamının pest beşlisinden) meydana gelmiştir. Ekseriya bu beşlilerde karışık bir süratte seyredildikten sonra, rasttaki çargâh beşlisi ile inici bir biçimde rast perdesinde durulur. Güçlü birinci derecede makamın terkibindeki ilk iki beşlinin ilkinin durağı ve ikincisinin tiz durağı olan nevâ, üçüncü derecede pûselik beşlisinin durağı olan dügâh"dır. Bilhassa seyirde çargâh beşlisine ehemmiyet verilerek ve onun dahilinde gezinilerek yürünür, donanım boştur. Lâhin içinde hüseynî beşlisinin hüseynî perdesindeki şeddi için fâ bakıyye diyezi konulur, başkaca bir ârızası yoktur.
İLE/||/<>
FERAHNÂK
Türk müziğinin mürekkep makamlarındandır. Tahminen 1820 senelerinde Şâkir Ağa tarafından tertib edilmiştir; biraz eviç makamına benzerse de ifade itibariyle dahi ondan farklıdır. Şen ve hafif mevzular, bahar tasvirleri gibi parçalarda kullanılabilir. Bu makam, nevâ"da rast beşlisi, segâh"da ferah-nâk beşlisi, dügâh"da rast beşlisi, Ferah-nâk beşlisi ve nîm hicazda, hicaz dörtlüsünden mürekkeptir. Bu diziler ekseriya, karışık bir surette kullanılır. Makam ferah-nâk beşlisi ile karar eder. Durak ırak ve güçlü birinci derecede dügâh perdeleridir. Makam umumiyetle inicidir. Donanıma fa ve do için birer bakıyye diyezi konur. Zikredilen beş dizenin son ikisinde her iki arıza, ilkinde yalnız birinci arıza ve üçüncüsünde yalnız ikinci arıza mevcuttur. Bu diziler kullanılırken, bu noktalar göz önünde tutularak bekar konulur. Segâh"daki ferah-nâk beşlisinin si koma bemolü ve hicaz içerisinde geçen yerlere konur. Bununla beraber hicaz dörtlüsünün kullanılmadığı ferah-nâk eserler de vardır.
İLE/||/<>
HİCAZKÂR
Türk müziğinin şed makamlarındandır. Tahminen 170 sene önce tertib edilmiştir. Rağbetle kullanılmış bir makamdır. Çok özel bir edâ taşıyan bir diziye sahiptir. Zirgüle basîtesinin rast (sol) perdesindeki şeddidir. (Evcârâ"nın bir yarım ses tizinde kalan biçimi olur). Güçlüsü –beşinci derecesi olan- nevâ"dır. Dizisi inicidir, nispet-i şerîfe sayısı, zirgülede olduğu gibi 7 dir. Donanımına si koma mi ve lâ bakıyye bemolleri ile fa bakıyye diyezi konulur. Şu hale göre orta sekizlideki sesleri şöyledir. (tizden peste doğru): gerdâniye, eviç, hisâr, nevâ, çârgâh, segâh, zirgüle ve rast. Ancak bestekârların hicazkâr eserlerde sıkça ve karışık olarak nihâvend ve yegâhda hicaz ile rastda hicaz (donanımı si ve mi koma ve la bakıyye bemolleridir) geçkileri yapmış olduklarını ilave etmek gerekir.
İLE/||/<>
HÜSEYNÎ
Türk müziğinin altı numaralı basit makamıdır; en eski makamlardandır. Hüseynî beşlisi ile uşşak dörtlüsünden müteşekkildir. Durak dügâh ve güçlü –beşinci derece olan- hüseynî perdeleridir. Niseb-i şerîfe sayısı 8 dir. Dizisi çıkıcıdır. İkinci biçimi muhayyer olur. Donanımına si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Orta sekizlideki sesleri şöyledir. (pestden dize doğru): dügâh, segâh, çargâh, nevâ, hüseynî, eviç, gerdaniye ve muhayyer. Hüseynî, klasik bestekârlar tarafından da en çok kullanılan bir kaça makamdan biri olmakla beraber, bilhassa Türk halk müziğinde en çok kullanılmış olan makamdır.
İLE/||/<>
HÜSEYNÎ-AŞÎRÂN
Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarındandır. Hüseynî makamının pest tarafına, Hüseynî-aşîran perdesine nakledilmiş bir uşşak dörtlüsü ilavesinden mürekkep olup, bu dörtlü ile aşiran perdesinde kalır. Güçlü birinci derecede hüseynînin durağı olan dügâh"tır. Donanımına Hüseynî gibi si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Eskiden vech-i hüseynî de denilen bu makam, esasen hüseynînin pest tarafına tâbi olarak bir dörtlü katılmak suretiyle yapılmıştır ki aşiran perdesinde kalan hüseynîden başka bir şey değildir.
İLE/||/<>
HÜZZÂM
Türk müziğinin mürekkep makamlarındandır. En eski mürekkeplerden biri olmakla beraber, bilhassa yaklaşık iki asırdır pek çok rağbet görmüştür. Türk müziğinin koyu hüzün arzeden makamlarından biri olan bu makam, dizisi bir sekizli içinde ifade edilebilen mürekkep makamlardandır. Hüzzam beşlisi ile segâh dörtlüsünden mürekkeptir. Durak segâh ve güçlü –üçüncü derece olan- nevâdır. Dizisi inici çıkıcı olup niseb-i şerîfe sayısı 6"dır. Donanımına si koma, mi bakıyye bemolleri ile fa bakıyye diyezi konulur. Orta sekizlisindeki sesleri pestten tize doğru şöyledir; segâh, çârgâh, nevâ, hisâr, eviç, gerdâniye, muhayyer ve tiz segâh.
İLE/||/<>
ISFAHÂN
Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarındandır. Pûselik beşlisi, dügâh perdesine nakledilmiş bir rast dörtlüsü ve beyatî makamından meydana gelmiştir. Beyatî"nin durağı ve güçlüsü olan dügâh ve nevâ perdeleri, Isfahân"ın da durak ve güçlüsüdür. (Pûselik beşlisi ile dügâh"taki rast dörtlüsünün de esasen durak perdeleri dügâhtır.) Isfahân"ın dizisi inici-çıkıcıdır. Donanımına beyâtî gibi si koma bemolü konulur, pûselik beşlisi için si bekar ve rast dörtlüsü için si bekar sol bakıyye diyezi kullanılır. Eskiden beyâtî makamına Isfahân denilirken Isfahânek makamının terkibini müteakip birkaç asırdan beri Isfahânek yerine ısfahân denilmeye başlanmış, beyatî yeni bir bünyeye girmiş, Isfahânek de Isfahân"ın küçük bir fark gösteren biçimine kalbolmuştur.
İLE/||/<>
MÂHÛR
Türk müziğinin en eski makamlarındandır. Neşeli, şuh, ferah verici bir makamdır. Asırlardan beri rağbet ile kullanılmıştır. Mâhur, çârgâh makamının rast (sol) perdesindeki şeddidir; yani basit bir şed makamıdır. (Acem- aşîran gibi ki bu da mahurun bir perde pestinde kalan bir çârgâh şeddidir.) Güçlüsü – beşinci derece olan- nevâ (re)"dir. Dizinin umumi seyri inicidir. Donanımına fa için bir küçük münecceb diyezi alır. (Yani batı müziğindeki sol majör"ün aynıdır.) Orta sekizlisindeki sesleri tizden peste doğru olmak üzere şöyledir. Gerdâniye, mâhur, hüseynî, nevâ, çârgâh, pûselik, dügâh ve rast.
İLE/||/<>
MUHAYYER-KÜRDÎ
Türk müziğinin mürekkep makamlarındandır. Tahminen iki asır evvel tertibedilmiştir. Muhayyer makamına bir kürdî dörtlüsü ilavesinden ibarettir. Durak ve güçlü aynen muhayyerde olduğu üzere dügâh ve hüseynî perdeleridir. Donanımına muhayyerin si koma bemolü ve fa bakıyye diyezi arızaları konulur. Kürdî dörtlüsü için si bekar ve si küçük münecceb bemolü değişikliği yapılır.
İLE/||/<>
NİHÂVEND
Türk müziğinde bir makamdır. En eski makamlardan olup, eskiden nihâvend-i kebîrden ayırmak için nihâvend-i rûmî diye de adlandırılmıştır. Fakat son bir asırdan beri pek büyük bir rağbetle kullanılmıştır. Nihâvend batı müziğindeki sol minördür. Yani pûselik makamının bir perde peste göçürülmüş şeddidir. Rast perdesinde durur. Güçlüsü beşinci derece olan nevâ"dır. Donanımına si ve mi için iki küçük mücenneb bemolü konulur, yedenin fa bakıyye diyezi, nota içinde ilave edilir. Çıkıcı-inici bir seyri vardır. Orta sekizlideki sesleri pestden tize doğru olmak üzere şöyledir: rast, dügâh, kürdî, çârgâh, nevâ, nim-hisar, evic, gerdâniye. Dizisinde nisbet-i şerîfeden 7 tane olmakla mülayim sayılır. Elimizde, makamlar arasında sayı itibariyle 7 olarak nihâvend"den eser bulunmaktadır.
İLE/||/<>
RAST
Türk müziğinin en eski makamlarındandır. 4 numaralı basit makam olan rast, rast beşlisi ile rast dörtlüsünden müteşekkildir. Durağı rast (sol) ve güçlüsü – beşli ile dörtlünün birleşmiş olduğu beşinci derece nevâ (re) dir. Makam çıkıcıdır. Mülayim olup dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane vardır. Donanımına si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Orta sekizlisindeki sesleri pestten tize doğru olmak üzere şöyledir: rast, dügâh, segâh, çârgâh, nevâ, hüseynî, evic ve gerdâniyye. Rast en çok kullanılmış makamlardandır; en eski devirlerden zamanımıza kadar bu önemini ve rağbetini korumuştur.
İLE/||/<>
SABÂ
Türk müziğinin en eski ve maruf makamlarındandır. Türk müziğinin en orijinal ve karakteristik makamlarından biri olan sabâ, yürekler parçalayıcı, gönüller yakıcı bir hüzün, elem, zühd ve pişmanlık duygusunu gayet net olarak bildirir. Rağbetle kullanılmış bir makamdır. Çârgâh"da zengûle (ki bu makam şevk-efzâ"nın terkîbinde de mevcuttur) ile sabâ dörtlüsünden mürekkeptir. Bu dörtlü ile dügâh (la) perdesinde kalır. Zengûle"nin durağı çârgâh perdesi, sabâ da çok mühim bir rolü olan güçlüdür. Çârgâh"da zengûle"nin güçlüsü olan rast (sol) perdesi gibi ikinci bir güçlünün, fazla kıymeti yoktur. Donanımına si koma bemolü ile re bakıyye bemolü konulur. Çârgâh"da zengûle"nin la bakıyye bemolü; nota içinde kullanılır.
İLE/||/<>
SEMÂÎ
Türk halk şiirinde bir "forme" un adıdır. Saz şairi tarafından bestelenir ve semâî adı altında okunur. Biçim itibarı ile aynen koşma gibidir, ondan farkı hecenin 4+4=8 vezni ile yazılmasındandır. Mevzuu itibarı ile de koşmadan farklıdır; semâîde âdeta bazı tekerlemeler vardır. Fakat bunlar oldukça anlam sunar, mânide olduğu gibi anlamsız değildir.
İLE/||/<>
SÛZNÂK
Türk müziğinin 13 numaralı sonuncu basit makamıdır. Basit makamlardan yegane yeni olanı olup, bütün diğerleri pek eskidir. Sûz-nâk tahminen 1780 senelerinde Abdülhalim Ağa, Ahmet Ağa, Mehmet Ağa"dan biri tarafından icat edilmiştir. O zamandan beri en çok rağbet edilen makamlardan biridir. Net olarak içli bir hüzün bir telkin eder. Sûz-nâk, rast beşlisi ile hicaz dörtlüsünden yapılmıştır. Rast beşlisi ile rast (sol) perdesinde durur. Güçlüsü beşli ile dörtlünün birleştiği beşinci derecede olan nevâ (re) dir. İnici-çıkıcı karışık bir biçimde seyreder. Donanımına si koma bemolü, mi bakıyye bemolü ve fa bakıyye diyezi konulur. (İlki rast beşlisi ve son ikisi de hicaz dörtlüsü için). Niseb-i şerîfeden dizisinde 7 tane bulunmakla "mülâyim" sayılır. Orta sekizlisindeki sesleri pestden tîze doğru şu biçimdedir: rast, dügâh, segâh, çârgâh, nevâ, evic ve gerdâniye. Bu asıl Sûz-nâk"tır. Bir de durak üstü olarak, dügah perdesi yerine zengûle kullanan Sûz-nâk vardır ki buna "zengûleli Sûz-nâk" derler ve zengûle makamının rast (sol) perdesindeki şeddi (hicazkâr) gibidir. Hicazkârdan farkı, daima değil ancak karara doğru karakteristik olarak zengûle perdesini bir nevi üstyeden olmak üzere kullanmasıdır.
İLE/||/<>
ŞEHNÂZ
Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarındandır. Çok güzel ve karakteristik bir makam olup, hicazkârın daha yumuşağı ve nazlısı, masal edasına çok müsait bir çeşididir. Eskiden daha çok kullanılan makam son yıllarda orta derecede kullanılmıştır. Şehnâz, uzzal veya hicaz veya hümâyun makamına, hüseynî aşîran (mi) perdesine göçürülmüş bir hümâyûn ilavesinden mürekkeptir. Uzzal veya hicaz veya hümâyun ile dügâh (la) perdesinde kalır (bu perde, hüseynî aşîran"da hümâyûn"un da güçlüsüdür). Güçlüler birinci derecede –hümâyûn ile hicâz"ın güçlüleri olan- nevâ (re), ikinci derecede de – uzzalın güçlüsü ve hüseynî aşîran"da hümayun durağı olan- hüseynî (mi) perdeleridir. Karışık ve daha çok inici bir seyri vardır (ve muhayyer perdesini sık kullanır). Donanımına si bakıyye bemolü, fa koma diyezi, do ve sol bakıyye diyezleri konulur. (İkinci ve dördüncü arızaları hüseynî aşîranda hümâyûn içindir; diğer ikisi de hümâyûnun arızalarıdır). Eğer uzzal veya hicaz kullanılmışsa fa bakıyye diyezi (fa bekardan sonra) ve sol bekar yapılır.
İLE/||/<>
USÛL-HAFİF
Türk müziğinin büyük usullerindendir. 32 zamanlı ve 26 darplıdır (yine 32 zamanlı olarak 14 darplı benefşân ve 22 darplı muhammesten daha az kullanılmıştır). 32/2"lik ağır hafif mertebesi de çok kullanılmıştır. 32/8"lik yürük hafif de görülmüştür. Usul isminden de anlaşılacağı üzere yürük eserlere yakışır, oynak ve hafiftir. Hafif ile kâr, beste, peşrev, tevşih ve ilâhiler ölçülmüştür. Bilhassa beste formu için pek çok kullanılmıştır. Usul üç farklı biçimde dizilmiş 8 adet sofyandan oluşur.
İLE/||/<>
YEGÂH
Türk müziğinin eski makamlarından bir tanesidir. Yegâhnevâ ile nevâ"da rast makamlarından tertip edilmiştir. İkinci dizi ile yegâh (re) perdesinde kalır ki, bu ses aynı zamanda makamın terkibindeki ilk dizinin de güçlüsüdür. Güçlüsü nevânın durağı olan dügâh (la) perdesidir. (Nevâ, perdesi tiz durağı olduğu için güçlü sayılamaz). Donanımına nevâ gibi si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Yegâh"da rast için ise si bekar ve do bakıyye diyezi nota içerisinde kullanılır. (Fa bakıyye diyezi bu dizide ortaktır). Genellikle inici olarak seyreder. )
- ACEMBUSELİK[Ar. ACEM + Fars. BÛ-SELÎK] ile ACEMKÜRDİ[Ar. ACEM + Fars. KURD + Ar. Î]
( Klasik Türk müziğinde kullanılan birleşik bir makam. )
- ACEMİ OCAĞI ile/||/<>/> ENDERUN ile/||/<>/> KAPIKULU ORDUSU
( Askeri eğitim verir. İLE/||/<>/> Daha çok yönetim ve bürokrasi eğitimi sağlar./> İLE/||/<>/> Bu eğitim kurumlarının ürünü olarak ortaya çıkan profesyonel askeri birlik. )
- ACEMÎ[Ar.] ile A'CEMÎ[Ar.]
( Tecrübesiz, toy. | İran'lı. İLE Arap olmayan, İran'lı. | Acemce. | Beceriksiz. | Dilsiz. )
- ACEMİ ile İŞGÜZAR
- ACEMİ değil/yerine/= TOY
- ACEMİ/LİK ile AMATÖR/LÜK
- ACEMİ/LİK/TEN ile/ve/değil/||/<>/< YAŞLI/LIK/TAN
- ACEM-KÜRDÎ ile ACEM-PÛSELİK ile ACEM-RAST ile ACEM-UŞŞAK ile ACEM-ZİRKEŞÎDE
( Türk mûsikîsinde kullanılan birleşik(mürekkeb) makamdır. İLE Tahminen iki yüzyıllık bir birleşik(mürekkeb) makamdır. Acem mürekkebine, bir pûselik beşlisinin eklenmesinden doğmuştur. İLE Adına Kırşehir'li Yusuf'un edvarında rastlanılan makam. [XV. yy.] İLE Adına Müstakimzâde Süleyman'ın dergisinde rastlanılan makam. [XVII. yy.] İLE Adına Kırşehir'li Yusuf'un edvarında rastlanılan makam. [XV. yy.] )
- ACEMLEŞMEK ile ACEMİLEŞMEK ile ACEMLEŞTİRMEK ile ACEMİLEŞEBİLMEK ile ACEM ile ACEMİ/LİK ile ACEMCE ile ACEMİCE ile ACEM İŞİ ile ACEMİ ER ile ACEM HALAYI ile ACEM KILICI ile ACEM LALESİ ile ACEM PİLAVI ile ACEMİ AĞASI ile ACEMİ OCAĞI ile ACEMİ OĞLANI ile ACEMİ ÇAYLAK ile ACEMİ BİRLİĞİ
- ACENTE[İt.] değil/yerine/= ARACI KURULUŞ/KİŞİ
( Ücret karşılığında, başkalarının işlerini gören kuruluş ya da kişi. | Vapur ortaklığı ya da banka şubesi. )
- AÇGÖZLÜLÜK ile İŞTAH
( GREED vs. APPETITE )
- AÇGÖZLÜLÜK = TAMAH = AVARICE[İng.] = AVARICE/AVIDITÉ[Fr.]
- BITTER ALMOND OIL[İng.] / AMENDE AMÈRE[Fr.] / BITTERMANDELÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= ACI BADEM YAĞI
- ACI ÇEKMEK ile ACI ÇEKEN ile ACI VEREN ile IZDIRAP ile ACI VEREN
( AFFLICT vs. AFFLICTED vs. AFFLICTING vs. AFFLICTION vs. AFFLICTIVE )
( رنجور کردن ile غمزده ile غصه دار ile مستمند ile مصيبت زده ile غمديده ile رنجه ile بلا ديده ile دلخسته ile گريبان گير ile ابتلاء ile غمزدگي ile ابتلا ile مصيبت ile رنجوري ile مشقت ile رنجورساز )
( RANJOR KARDAN ile GHAMZADEH ile GHESEH DAR ile MOSTMAND ile MOSYBAT ZADEH ile GHMADYDAH ile RANJEH ile BELA DYDAH ile دلخسته ile GARYBAN GYR ile EBTELA ile غمزدگي ile EBTELA ile MOSYBAT ile RANJORY ile MOSHGHT ile RANJORSAZ )
- ACI DUYABİLEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< (KENDİ)/(ONUN/ÖTEKİNİN) ACISINI DUYABİLEN
( Canlı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< İnsan. )
( )
- BRACKISH WATER[İng.] / BROCKIGES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= ACI SU
- AÇI ile AÇILI ile AÇILAR
( ANGLE vs. ANGLED vs. ANGLES )
( گوشه ile کنج ile زاويه ile زاويهدار ile زويا )
( GUSHEH ile KONJ ile ZAVYYEH ile زاويهدار ile زويا )
- ACI ile ACILIK ile ACI TATLI
( BITTERN vs. BITTERNESS vs. BITTERSWEET )
( تلخابه ile بوتيمار ile تلخي ile شيرين وتلخ )
( تلخابه ile بوتيمار ile TALKHY ile SHYRYNE VOTELKH )
- ACI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAKIŞ AÇISI
( Kişi, bakış açısını değiştirmedikçe "ıstırabını/acısını" değiştiremez. )
- ACI ve/||/<> İYİ NİYET
( Kuma yazılmalı. VE/||/<> Taşa kazınmalı. )
- AÇI ile KENAR
- ACI ile/ve/<>/değil/yerine SUSKU/SÜKÛT
- ACÎB[Ar.] ile TARÎF[Ar.]
- ACIDAN KAÇINMAK ile HAZZA YÖNELMEK
- AÇI/DAN ile/||/<> BAKIM/DAN
- AÇIĞA ALMAK ile AÇIĞA ALINMAK
- AÇIĞA ÇIK(AR)MAK ile/ve/||/<> ORTAYA ÇIK(AR)MAK
- AÇIĞA VURMA" ile/ve/||/<> ORTAYA ÇIKARMA
- AÇIK BAKIŞIKLIK(SİMETRİ) ile/ve GİZLİ BAKIŞIKLIK(SİMETRİ)
- OPEN TUBULAR COLUMN[İng.] ile/değil/yerine/= AÇIK BORUSAL KOLON
- OPEN CYCLE[İng.] / OFFENER ZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK ÇEVRİM
- OPEN CYCLE REACTOR[İng.] / RÉACTEUR À CYCLE OUVERT[Fr.] / OFFENER ZYKLUS REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK ÇEVRİMLİ TEPKİLEŞİM/REAKTÖR
- OPEN CIRCUIT VOLTAGE[İng.] / TENSION DE CIRCUIT OUVERT[Fr.] ile/değil/yerine/= AÇIK DEVRE GERİLİMİ
- OPEN CIRCUIT POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL DE CIRCUIT OUVERT[Fr.] / OFFENER KREIS POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK DEVRE POTANSİYELİ
- OPEN CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT OUVERT[Fr.] / OFFENER KREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK DEVRE
- FREE AIR IONIZATION CHAMBER[İng.] / CHAMBRE DE L'IONISATION D'AIR LIBRE[Fr.] / FREILUFTIONISATIONSKAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK HAVA İYONLAŞMA ODASI
- İLETİŞİM:
AÇIK ile/ve/||/<> ÖRTÜK
( EXPLICIT vs./and/||/<> IMPLICIT :ON COMMUNICATION )
- AÇIK KIYAS ile/ve/||/<>/>< KAPALI KIYAS
( KIYÂS-I CELÎ @@ KIYÂS-I HAFÎ )
- AÇIK KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine AYRINTILI İFADE ETMEK
( [not] TO TALK FRANKLY vs./and EXPRESS IN DETAIL
EXPRESS IN DETAIL instead of TO TALK FRANKLY )
- AÇIK OLMAK ile/değil CEHALET/CAHİLLİK
( Cahillerin paylaşmada sakınca görmedikleri, "şeffaf olmaları"ndan değil bilgisizliklerindendir. [kendilerini küçük düşüreceğini bilmeden] )
- AÇIK OLMAK ile İSTEKLİ OLMAK
( YA GEL, OL VE GİT!
YA GİT, OL VE GEL! )
( "TO BE OPEN (MINDED)" vs. WILLING )
- AÇIK OYLAMA ile GİZLİ OYLAMA
- AÇIK-SAÇIK (GİYİNMEK | KONUŞMAK)
- AÇIK SAÇIK[ARÂBE çoğ. ARABÂT] ile AÇIK SEÇİK
- AÇIK-SEÇİK (KONUŞMAK)
- AÇIK SEÇİK = CLEAR-CUT, CLEAR AND DISTINCT[İng.] = CLAIR(E) ET DISTINCT(E)[Fr.] = KLAR/DISTINCTEKLARE UND DEUTLICH(E)[Alm.] = CHIARO E DISTINTO[İt.] = CLARO Y DISTINTO[İsp.] = CLARUS/CLARE ET DISTINCTUS[Lat.] = SAF?S[Yun.] = VÂZIH VE MÜTEMÂYİZ[Ar., Fars.] = KLAAR EN DUIDELIJK[Felm.]
- AÇIK SİCİM ile/ve/||/<> KAPALI SİCİM
- OPEN SYSTEM[İng.] / OUVRIR SYSTÈME[Fr.] / OFFEN SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK SİSTEM
- AÇIK SÖYLEMEK ile YALAN SÖYLEMEMEK
- AÇIK SÖZLÜ ile AÇIKÇASI ile AÇIK SÖZLÜLÜK
( FRANK vs. FRANKLY vs. FRANKNESS )
( مجانا فرستادن ile اجازه عبور دادن ile بي تزوير ile فاش ile پوست کنده ile مصون ساختن ile صريحاللهجه ile بي آلايش ile فرانک ile رک گو ile بي رودربايستي ile آشکارا ile صراحتا ile بالصراحه ile رک گوئي )
( MOJANA FARESTADAN ile EJAZEH OBUR DADAN ile بي تزوير ile FASH ile POOST KANDEH ile MOSOON SAKHTAN ile صريحاللهجه ile BEY ALAYSH ile FARANK ile RAK GO ile BEY RUDARBAYSETY ile ASHKARA ile SARAHTA ile بالصراحه ile RAK GOIY )
- AÇIK SÖZLÜ ile/değil AHMAK
- AÇIK SÖZLÜ//DOBRA[Bulg.] ile/değil PATAVATSIZ ile/değil PERVÂSIZ
( ... @@ "Sözlerinin nereye varacağını düşünmeden, saygısızca konuşan, davranışlarına dikkat etmeyen". @@ "Çekinmesi, sakınması, korkusu olmadan konuşan". )
- AÇIK TUT! ve/||/<> BAĞLI TUT!
( Elini, sofranı ve kapını. VE/||/<> Gözünü, dilini ve belini. )
- AÇIK ile/ve SEÇİK
( Doğal, Duyusal. İLE/VE Zihne. )
( Üçgenin iç kenarı. İLE/VE Hipotenüs. )
( Descartes )
- AÇIK ile SÖNÜK
( OPEN vs. DIM/FAINT )
- AÇIK ile/ve/değil YARIK
( ... ile/ve/değil ŞAKK )
( [not] OPEN vs./and/but SPLIT )
- AÇIKGÖZ, FEVZİ (KOCAELİ/YUVACIK, 1966) :
( Kocaelispor altyapısından yetişti, Kağıtspor (1981 - 1984), Kocaeli Genç (1985 - 1988), Gölcükspor (1988 - 1991), Kocaelispor (1991 - 1994) ve kiralık olarak Eskişehirspor'da, oynadı. Kocaelispor'dan transfer edildi 1995 - 2002 arasında 6 sezon Sarıyer profesyonel takımında oynadı. Sarıyer takımında 184'ü Lig, 10'u Türkiye Kupası maçı olmak üzere 194 resmi ve 68'i özel olmak üzere 262 kez forma giydi. Takım kaptanı olarak da görev yaptı. 2002 futbolu bıraktı. Kurslara katılarak A Lisansı aldı, Kocaelisporlu Futbolcular Derneği (KSFD) kurucu üyesidir. )
- AÇIKLAMA ile/ve/değil ANLAM/LANDIRMA
( ... İLE/VE/DEĞİL İnsan durum ve tutumları açıklanamaz ve fakat (ancak) anlamlandırılır/anlamlandırılabilir. )
- AÇIKLAMA ile/ve İSPAT/İSBAT
( TO EXPLAIN vs./and TO PROVE )
- AÇIKLAMA = İZÂH/AT, TAFSİLÂT, BEYÂN = EXPLANATION[İng.] = EXPLICATION[Fr.] = ERKLÄRUNG[Alm.] = SPIEGAZIONE[İt.] = EXPLICACIÓN[İsp.] = EXPLENATIO[Lat.] = HO EKS?G?SIS[Yun.] = İZÂH, BEYÂN[Ar.] = BEYÂNKÂRÎ(far.) = VERKLARING[Felm.]
- AÇIKLANMIŞ ile/ve/||/<> KABUL EDİLMİŞ(ZIMNÎ)
( EXPLICIT vs./and/||/<> TACIT )
- APERTURE ANGLE[İng.] ile/değil/yerine/= AÇIKLIK AÇISI
- APERTURE RATIO[İng.] ile/değil/yerine/= AÇIKLIK ORANI
- AÇIK/LIK ile/ve UYGUN/LUK
( OPEN/NESS vs./and APPROPRIATE/NESS )
- ACIKMA/AÇLIK ve/<> SUSAMA/SUSUZLUK
( MECÂ', MECÂE/MECÂET ve/<> ATŞ, BEHAS
TELAKKUM: Lokma lokma yutma. | Karın gurultusu. )
( TO BE HUNGRY, HUNGER and/<> TO BE THIRSTY )
- ACIKMA ile/ve/> DOYMA İSTEĞİ
( TECVÎ': Acıktırma/acıktırılma. )
- AÇIKTAN ATAMAK ile AÇIKTAN ATANMAK ile AÇIKTAN ile AÇIKTAN AÇIĞA ile AÇIKTAN TAYİN
- ACİL İHTİYAÇ değil/yerine/= İVEDİ GEREKSİNİM
- AÇİL ÖBEĞİ ile ASETİL ÖBEĞİ
( Karbonil ve alkil öbeği içeren işlevsel öbek. İLE Karbonil ve metil öbeği içeren işlevsel öbek. )
- ACİL SERVİS değil/yerine/= İVEDİ BAKI
- ACİL YARDIMDA:
BEBEK ile/ve/||/<>/> ÇOCUK ile/ve/||/<>/> YETİŞKİN
( 0 - 1 yaş arası. İLE/VE/||/<> 1- 8 yaş arası. İLE/VE/||/<> 8 yaş üstü. )
- ÂCİL[Ar. < ECEL] ile ÂCİL[Ar. < ACELE]
( Vâdeye bağlı, vâdesi geldiğinde yapılacak olan, ertelenmiş. İLE Acele eden. | Acele, gecikmez. )
- ANGLE MIRRORS[İng.] / MIROIRS À ANGLE[Fr.] ile/değil/yerine/= AÇILI AYNALAR
- AÇILI IŞIKÖLÇER ile/ve/||/<> AÇILI IŞINIMÖLÇER
( Bir kaynağın, bir ışıklığın, bir ortamın ya da bir yüzeyin karakteristik ışıksal büyüklüğünün açısal dağılımını ölçmeye yarayan ışıkölçer. İLE/VE/||/<> Bir kaynağın, bir ışıklığın, bir ortamın ya da bir yüzeyin karakteristik ışınımsal büyüklüğünün açısal dağılımını ölçmeye yarayan ışınımölçer. )
- AÇILIM ile AÇILIŞ/KÜŞAT[Fars. < GUŞÂD]
( Açılma eylemi. | Bir yıldızla, gök eşleği arasındaki uzaklık. [Kuzey'e doğru olanı, eksi imiyle ölçülür.][Güneşin, bir yıldaki açılımı, -23 derece, 27 dakikadan; +23 derece, 27 dakikaya kadar değişir.] İLE Açılma eylemi ya da biçimi. | Yeni bir yapının, yerin ya da yeni bir kurumun çalışmaya başlaması. | Tavlada bir tür oyun. | Güzellik, hoşluk. )
- AÇILIM ile AÇILIŞ ile AÇILI KAPLAMA ile AÇILIŞ TÖRENİ ile AÇILIŞ KONUŞMASI
- AÇILIM ile EVRİM
( EXPANSION vs. EVOLUTION )
- AÇILIM ile/ve KATKI
( EXPANSION vs./and CONTRIBUTION )
- ACİLİYET ile ACİL ile HEMEN ile TEDAVİ EDİLEMEZ
( IMMEDIACY vs. IMMEDIATE vs. IMMEDIATELY vs. IMMEDICABLE )
( بي فاصلگي ile قرب جواز ile بي درنگي ile بي واسطگي ile بلا فصل ile عاجل ile فوري ile بلا واسطه ile بلافاصله ile عاجلانه ile بي درنگ ile بيدرنگ ile بلادرنگ ile آني ile عاجلا ile بهبود ناپذير )
( BEY FASLAGY ile GHARB JAVAZ ile BEY DARANGY ile BEY VOSTGY ile BELA FASL ile AJEL ile فوري ile BELA VASETEH ile BELAFASLEH ile عاجلانه ile BEY DARANG ile BEYDARANG ile BELADRANG ile ANY ile عاجلا ile BACPEHBUD NAPAZYR )
- AÇILMAYAN MEYVE = SİMÂR-I GAYR-İ MÜNFETİHA = FRUIT INDÉHISCENT
- ACIMA ile ACIMAK
( Acımak eylemi. | Başka bir kişinin ya da canlının mutsuzluğuna yönelik duyulan üzüntü, merhamet. İLE Tadı, acı duruma gelme, acılaşma. | Acılı, ağrılı olma. | Başkasının acısına ortak olmak ya da durumundan üzüntü duymak. | Başkasının uğradığı/uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. | Bir şeyi vermeye kıyamamak ya da verdiğine, elden çıkardığına üzülmek. )
- ACIMA ve/ne yazık ki/||/<>/> CİDDİYE ALMAMA
- ACIMA ile DUYGUDAŞLIK
- ACIMA! ile/değil FAZLA ACIMA!
- ACIMA ile/değil KENDİNE ACIMA
( Kişiyi, acımak değil kendine acımak bitirir. )
- ACIMA ile/değil/yerine KORUYUCU SEVGİ
- ACIMA = PITY/COMMISERATION[İng.] = COMMISÉRATION[Fr.] = MITLEID[Alm.] = COMMISERATIO[Lat.]
- ACIMA ile/ve/||/<>/> SEMPATİ ile/ve/||/<>/> EMPATİ ile/ve/||/<>/> ŞEFKÂT
( Sana acıyorum. İLE/VE/||/<>/> Acını anlıyorum. İLE/VE/||/<>/> Acını paylaşıyorum. İLE/VE/||/<>/> Yardım etmek için yanındayım. )
(
)
- ACIMAK ile ACIMASIZLAŞMAK ile ACIMASIZLAŞABİLMEK ile ACIMASIZ/LIK ile ACIMASIZCA ile ACIMA HİSSİ ile ACIMA DUYGUSU
- ACIMAK ile KAYGILANMAK
- ACIMA(MA)K ile/ve/||/<> AFFETME(ME)K
( ... İLE/VE/||/<> Acıma(ma) düşüncesi/duygusu barındırabilir de, barındırmayabilir de. )
( Tüm varolanlar için geçerli olabilir. İLE/VE/||/<> Sadece insan için geçerlidir. )
( Nesnesine ve/ya da olgusuna, doğrudan ve/ya da dolaylı etkisi olmayabilir/olmaz. İLE/VE/||/<> Kişisine ve/ya da kendine, doğrudan ve/ya da dolaylı etkisi/katkısı/artısı olabilir/olur. )
- ACIMIK = BELEMİR, DELİCE, KARAMUK, MAVİKANTARON, PEYGAMBER ÇİÇEĞİ
( Birleşikgillerden, baharda buğday tarlalarında mor renkli çiçekler açan bir bitki. )
( CENTAUREA CYANUS )
- AÇIORTAY ile KENARORTAY
( Bir açısal bölgeyi, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru. İLE Bir üçgende, her tepeden karşı kenarın ortasına indirilen doğru parçası. | Bir dikdörtgenin, karşılıklı iki kenar ortasını birleştiren doğru parçası. )
- ZAVİYEVÎ SÜRAT[Osm.] / ANGULAR SPEED, ANGULAR VELOCITY[İng.] / VITESSE ANGULAIRE[Fr.] / WINKELGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL HIZ
- ANGULAR IMPULSE[İng.] / IMPULSION ANGULAIRE[Fr.] / DREHIMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL İTME, DÖNER İTKİ
- AÇISAL ile AÇISALLIK ile AÇILI ile AÇILANMA
( ANGULAR vs. ANGULARITY vs. ANGULATE vs. ANGULATION )
( گوشه دار ile زاويهي ile گوشهدار ile زاويه داري ile گوشهداري ile گوشهي ile زاويهداري )
( GUSHEH DAR ile زاويهي ile GUSHEEDAR ile ZAVYYEH DARY ile GUSHEEDARY ile گوشهي ile زاويهداري )
- AÇISAL/LIK ile AÇISAL HIZ ile AÇISAL YOL ile AÇISAL ÇAP ile AÇISAL İVME ile AÇISAL BÖLGE ile AÇISAL SAPMA ile AÇISAL UZAKLIK
- ACIYOR/UM ile AÇIYOR/UM
( Acımak, üzülmek. İLE Açmak. )
- ÂCİZ HALİ değil/yerine/= DÜŞKÜ DURUMU
- ÂCİZ VESİKASI değil/yerine/= DÜŞKÜ BELGESİ
- ÂCİZ değil/yerine/= DÜŞKÜ
- ÂCİZ[Ar. < ACZ] ile/değil HACİZ[Ar. < HACZ]
( Bir alacağın ödenmesi için borçlunun parasına, aylığına ya da malına icra dairesi tarafından el konulması. İLE/DEĞİL Bir işi yapabilecek gücü, becerisi ya da yeteneği olmayan. | Herhangi bir durum karşısında çaresiz kalan. )
- ÂCİZ ile NÂÇAR
- ÂCİZÂNE[Ar. < ÂCİZ + Fars. < ÂNE] ile NÂÇİZÂNE[Fars. < NÂÇİZ]
( Gücü bir işe yetmez olan, güçsüz olarak. | Beceriksizlikle. İLE Değersiz, hiç sayılan, önemsiz, çok küçük bir şey olarak. )
- Açık KONUŞ!!!
- Açıkta KONUŞ!!!
- Açılmak için DİNLE!!!
- ACKNOWLEDGE :/yerine KABUL ETMEK
- AÇLIK ÇEK(TİR)EREK EĞİT(İL)MEK:
MİDEMİZE değil/yerine "NEFRETİ(Mİ)ZE/KİNİM(İZ)E"
- AÇLIK ile AÇLIK GREVİ ile AÇLIK SINIRI ile AÇLIK KAN ŞEKERİ
- AÇLIK ile/ve/değil/||/<>/< GEREKSİNİM
- AÇLIK ile ŞİDDETLİ AÇLIK
( Aç kalan kişi, her şeye tenezzül eder. )
( Aç köpek, fırın yakar. )
( HUNGER vs. STARVATION )
( GÜRS ile ... )
- AÇLIK ve SOĞUK
( Kişiyi, çok ciddi yıpratanlar. Yaşamımıza bulaşmamasını sağlamak için elinizden gelen yapılmalıdır. )
( HUNGER and COLD )
- ESNEME'DE[İng.]:
AÇLIKTAN ile CAN SIKINTISINDAN/MELÂL[Ar.] ile SİNİR YORGUNLUĞUNDAN ile OKSİJENSİZLİKTEN
- Açmak için DİNLE!!!
- Açmak için SUS!!!
- AÇMAK ile AÇMAZ/LIK ile AÇMACI/LIK ile AÇMALIK ile AÇMAZ DÜĞÜMÜ ile AÇMAZ HALATI
- AÇMAK ile/ve/<> ANLATMAK
( "TO OPEN" vs./and/<> TO EXPLAIN )
(1996'dan beri)