Bugün[26 Mart 2026]
itibarı ile 46.157 başlık/FaRk ile birlikte,
46.157 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(180/186)


- YEDİVEREN

( Yılda birkaç kez meyve veren ya da çiçek açan.[asma, gül vb.] )


- YEGÂH[Fars.]

( Türk müziğinde, kalın re notasının karşılığı sayılan makam. )


- YEGAN ile YEGANE


- YEGÂNE HANIM ile/ve/||/<>/> MÜCAP OFLUOĞLU

( )


- YEĞEN/İM ile/ve/=/||/<> BABAMIN TORUNU


- YEĞİN, CEMAL (ZARA, 1954) :

( İlk. Orta ve lise öğrenimini İstanbul'da tamamladı. 1976'da bir yıl A.İ.T.İ. Akademisine devam etti. 1983'te M.Ü. İktisat Fakültesinden mezun oldu. 1985 - 1995 arası Kavala Şirketler Grubunda 10 yıl Mali İşler Müdürü ve Gen. Müdür Yardımcılığı yaptı. 1995 - 2001'de Türkmen Holding Şirketlerinde Mali İşler Müdürlüğü yaptı. CHP İlçe yönetim kurulu üyeliği yaptı. Sarıyer Belediyesi ve İstanbul B.Ş. Belediyesi Meclis üyesi olarak görev yaptı. )


- YEĞİN ile/>< YEĞNİ

( Zorlu, katı, şiddetli. | [mecaz] Baskın, üstün. İLE/>< Ağır olmayan, hafif. | Ciddi olmayan. )


- YEĞLEME/TERCİH ile/ve/> KARAR

( PREFER vs./and/> DECISION )


- YEĞLEME ile/ve/||/<> ARDINDA OLMAK


- YEĞLEMEK/TERCİH ETMEK ve/<> LÜTFEN ve/<>/+/||/> BÖYLE ve/<> BU DA VAR

( "Sihirli" sözcükler. VE/+/||/<>/> "Sigorta" sözcükler. )

( Dışsal ve ilksel. VE/+/||/<>/> İçsel ve sonsal. )

( Varoluşumuzda, tüm canlı/cansız nesne, bitki, hayvan ve insanla, gövdelerimizin aracılığıyla etkileşim, zihnimizin aracılığıyla da hem etkileşim, hem de daha ileri ve nitelikli bir etkileşim olan iletişim ilişkilerinde bulunuyoruz. Bu ilişkilerimizin başlangıç ve ortaklığı ise yetkin bir benzetmeyle, hiçbir ayrımın bulun(a)madığı bir . [NOKTA]'dan oluşmasıdır.

"Nokta"dan aşağı doğru açılan, büyüyerek ve genişleyerek dalgalanan bir çizgide, zihin ve enerjilerimizle, aşağı [yoğunluğa/kesâfete] doğru inen; yukarı [inceliğe/letâfete] doğru da yükselen bir aralıkta bulunuyor ve sürekli olarak çeşitli bilgi, bilinç seviyelerimizle, davranış-tutumlarımızdaki incelik ve kabalıklarla da aşağı ve yukarı bir salınımla, tekrar noktaya doğru geri dönmek [rücû] üzere yaşam yolculuğumuza devam ediyoruz.

Bu süreçte, az/çok ya da öteki varolanlara oranla daha "gelişmiş ya da geliş(e)memiş" varolanlar["insan"] olarak, kişiler arasındaki ilişkilerimizde de çeşitli bilgi ve bilinç farklarımızın ve tutumlarımız üzerinden sürdürdüğümüz yaşamamızda, bazı sözcüklerin önceliğini ve olumlu etkilerini görüyoruz. Bunları, etkileri ile "sihirli" ve hizmetleri itibariyle de "sigorta" sözcükler olarak kullanıyoruz. Bu sözcükler, bir piramit olarak düşündüğümüzde, sözcüklerin doruğunda yer alıyor.

Etkileri itibariyle neredeyse bir "sihir" olarak tanımladığımız bu sözcükler, kulağın duyacağı oranda seslendirilerek dışsal ve her düşünce ya da sözün, başında ya da sonunda, ilksel/öncelikli olarak kullanılmalarıyla gerçekleşiyor.

Yaşamı, (nitelikli) yaşam; bireyi, (nitelikli) insan yapan ve öteki var olanlardan ayıran en önemli(öncelikli) durum ve kavram, sadece insana özgü bulunan, yeğleme olanağıdır. "Yeğleme/tercih etme" farkındalığıyla sürdürdüğümüz tüm düşünme ve konuşma süreçleri, bize, olgular arasındaki ayrımda durabilme ve isabetsiz olabilecek ile isabetli olan arasındaki tutumu ya da kararı verme olanağını sağlatıyor. Yani, "Bu gece/sabah, uyumayayım ve şu işleri tamamlayayım." düşüncesi ve ayrımında, "Bu gece/sabah, uyumamayı ve işleri tamamlamayı yeğliyorum." sözü ile olası zorluklar karşısında olanakların artmasını, kontrol altında tutulması gereken gücün/olanakların, bizim elimizde olmasını sağlatıyor. Gün içinde, binlerce kez içinde bulunduğumuz bu ve bunun gibi ayrımlarda, farkındalığımızı devrede tutmamızı sağlayan yeğleme olanağımız, ilgili kararımızı, uygulamamızı, günümüzü ve yaşamımızı nitelikli seviyelere çıkarmakla birlikte, kaygılanmaya neden olabilecek "düşüncelerden" de alabildiğine uzaklaşabilmemizi sağlıyor.

İkinci "sihirli" sözcüğümüz olan "Lütfen" sözü/sözcüğünün kullanımı da, aramızdaki farkların, ayrımların yok olduğu noktadan düşünerek ve seslenerek söylememizi, aktarmamızı ya da paylaşmamızı sağlıyor. Bir emiri bile ricâya dönüştürebilen bir olanak sunuyor. Yani, bir yakınımıza, "Bana bir bardak su getir!" biçimindeki, "yakınlıktan ya da rahatlıktan" dolayı emir kipinde söyleyebileceğimiz sözü bile kendimiz düşünmek varken, yakınımızın, "sihirli sözcüğü söylersen getiririm" uyarısıyla, "Peki. Lütfen, bana bir bardak su getir." sözüyle bambaşka bir alana taşımış oluruz. Bu ve buna benzer/benzemez tüm örnek ya da durumlarda, Lüt(û)fen, dikkat ve incelikle(rikkatle) söyleyebileceğimiz sözlerin yeğlenmesindeki ve gereksiz yere kaygıların oluşmasına engel olabileceğini de her ânımızda ve kararımızda, her sözümüzde göstermenin niteliği ve verimliliğinden de uzak duramayız herhalde.

Yaşamda, çok çeşitli durumlar söz konusu ve olasılık içindeyken, pek kolay kaldıramayacağımız ve taşıyamayacağımız durum ve olaylarla da karşı karşıya geliriz. Bu durumlarda kullandığımız sözcükler ise "sigorta" sözcüklerdir.

Başımıza gelebilecek her türlü maddi/manevi kayıp, ölüm, önceki koşulların yitirilmesi gibi en zorlayıcı olanlarında ise gereken tüm eylemler gerçekleştirildikten ve sözler söylenildikten, ıstıraplar paylaşıldıktan, sözün yetmeyeceği ve aklın tükeneceği noktadan sonra eğer bir yerlerde sonlandırılmazsa büyük zarar göreceğimiz kesin durumlar için çözüm aracı olan "sigorta" sözcükler(imiz)den ilki "Böyle" sözü/sözcüğüdür.

Yaşamın belirli aralığında bulunan zorlu durumların ötesinde de çok sıradışı, rekor ya da istisnai olumlu/olumsuz olay ve olgularla da karşılaşabilir, görebilir ya da duyabiliriz. "Böyle" sözünün yetmeyeceği (çok) aşırı ya da aykırı durumlar için de imdada yetişen, elektrik tesisatındaki düzenek gibi, büyük zararlara neden olmaması için kurulan önlem ve sigorta aracı olarak, "Bu da var" sözü/sözcüğü kullanılmaktadır. Bu sözcüklerin özelliği ise bunları, ancak kendimize söyleyebilmek üzere içsel ve sonsal olmalarıdır.

Kaygının pek fazla oluşmamasını, bu sözcüklerin kullanımı ile de büyük oranda sağlamış oluruz. )

( LIKE THIS vs./and/+/<>/> THIS EXIST TOO )

( SAN AFTO ile/ve/+/<>/> AYTO YPARXEI EPISIS, AFTO İPARHİ EPİSİS )


- YEĞLEMEK ile/ve/değil/||/<>/> RİSK ALMAK


- YEĞLEMEK/TERCİH ETMEK ile/değil "GEREKLİ GÖRMEK"


- YEĞLEMEK/TERCİH ETMEK ile/ve/||/<> ÖNE ÇIKARMAK


- YEĞLEME/TERCİH ile/ve ÖNCEL/LEMEK

( TO PREFER vs./and PREDECESSOR )


- YEĞLEME/TERCİH ile/ve/> TUTUM

( PREFER vs./and/> ATTITUDE )


- YEKPÂRE[Fars.] değil/yerine/= BÜTÜN

( Küçük olan, bütünü yansıtır ama bütünü içeremez. )

( The small, projects the whole; but it cannot contain the whole. )

( [not] A SINGLE PIECE but COMPLETE
COMPLETE instead of IN A SINGLE PIECE )


- YEKTÂ değil/yerine/= BİRİCİK

( TEK, EŞSİZ, BENZERSİZ )


- YEKÜN/YEKÛN[Ar.] değil/yerine/= TOPLAM


- YEL/RÜZGÂR YÖNLERİNDE:
POYRAZ ile AKYEL/AKÇAYEL/KEŞİŞLEME ile KABAYEL/BOZYEL/KUMKARASI/LODOS ile KARAYEL

( Kuzeydoğu. İLE Güneydoğu. | 135°'lik yön. İLE Güneybatı. İLE Kuzeybatı. )

( Kışın, kar ve soğuk getirir. İLE Uludağ'ın eski adı olan Keşiş Dağı'nın yönüne göre adlandırılmıştır. İLE Güneybatı yönlerden esen sıcak rüzgar. İLE 2-3 gün boyunca devamlı olarak kuzeybatıdan esen rüzgar. )

( |

)


- YEL ile KIZIL YEL

( ... İLE Güneyden esen yel/rüzgâr. )


- YEL/RÜZGÂR[< Fars. Zaman, vakit.] ile MELTEM(HAFİF RÜZGÂR)

( Yeller, her zaman yüksek basınçtan alçak basınca doğru eser. )

( Rüzgârlar, genellikle boğazlara, vadilere uygun eser. )

( Rüzgârlar, geldikleri yerin sıcaklığını gittiği yere taşır. )

( Toprağın üzerindeki rüzgâr, manzarayı temsil eder. )

( NİKAT-I CİHÂT[< NOKTA]["ka" uzun okunur]: Rüzgârların yönünü göstermek için bazı harita ve pusulaların üzerinde bulunan resim. )

( ANOMEMETRE: Rüzgârın hızını ölçen araç. )

( BÂD-NÜMÂ: Rüzgârın hangi taraftan estiğini gösteren araç. | Fırıldak. )

( MERVAHA[Ar. | çoğ. MERÂVÎH]: Ova, çöl. | Her tarafından rüzgâr esen yer.] )

( RÜZGÂR: Zaman, devir. | Dünya. | Yel.

BÂD: Olsun, ola, olaydı. İLE BÂD: Yel, rüzgâr. | Soluk, nefes. | Ah sesi, ah çekme. | [tas.] Allah'ın yardımı. | Övme, söz. | Büyüklük taslama, kibir. | Şarap.

* BÂD-İ BERÎN: Lâtif hava, sabah yeli.
* BÂD-İ CEM: Süleyman Peygamber'in hükmettiği yel.
* BÂD-İ CENÛBÎ: Güney yeli.
* BÂD-İ HAZÂN: Sonbahar yeli.
* BÂD-İ HEVÂ: Bedâva.
* BÂD-İ NEVÂ: Ses, nağme; nakarat.
* BÂD-İ NEV-RÛZ: Bahar yeli.
* BÂD-İ PÜRGÜ: Sürekli sesler çıkaran, ıslık çalan yel.
* BÂD-İ SABÂ: Doğudan esen hafif yel. | Adı manzum anonim bir edvarda geçen makam.
* BÂD-İ SEHER-HÎZ: Gündoğusundan esen hafif yel, tan yeli.
* BÂD-İ SEMÛM: Sam yeli.
* BÂD-İ SUBH: Sabah yeli.
* BÂD-İ ŞİMÂLÎ: Kuzey yeli. )

( BÂD ile ... )

( WIND vs. BREEZE )


- YELEK ile CAMADAN[< Fars.]

( ... İLE Çapraz düğmeli, işlemeli, bir tür kısa yelek. | Dört köşe yelkenleri, boğarak, yüzeylerini küçültme. )


- YELEK ile CEKET


- YELEK ile/değil FERMENE[İt. < PARAMANO]

( ... İLE/DEĞİL Türlü nakışlarla işlemeli, önü kavuşmayan, yeleğe benzeyen bir giysi. )


- YELEK ile HAYDARİYE

( ... İLE Hırka altına giyilen, kolsuz, kısa giysi.[Hz. ALİ'nin giydiği] )


- YELEK ile/ve HIRKA


- YELEK/DELME ile JİLE[Fr. < GILET]

( Kolsuz, önü açık ya da düğmeli üst giysisi. İLE Daha çok, kadınların, bluz üzerine giydiği yelek. )


- YELEKLEMEK ile YELEKLENMEK ile YELEK


- YELKEN ile ARİYA[İt. < ARIA]

( ... İLE Sancağı, yelkeni ya da sereni direkten aşağı alma. )


- YELKEN ile RANDA[İt.]

( ... İLE Gemilerin mizana direğinin gerisindeki yelken. )


- YELKENCİLER KÖŞKÜ :

( Sarıyer'de Dursun Fakih Sokakta bahçe içindedir. Bu köşkün ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Köşk Karagöz ailesinin mülkiyetindedir. Harap vaziyettedir. )


- YELKENLEMEK ile YELKEN ile YELKENCİ/LİK ile YELKENLİ ile YELKEN BEZİ ile YELKEN KULAK ile YELKEN BALIĞI ile YELKEN GEMİSİ ile YELKEN İĞNESİ ile YELKEN YARIŞI ile YELKENLİ GEMİ ile YELKEN GÖNDERİ ile YELKEN KULAKLI


- YELKEN/ŞİRÂ'[Ar.]/BÂD-BÂN[Fars.] ile/ve KÜREK/MİCDÂF[Ar.]

( )


- YELLİ ile YELLİM YELALİM ile YELLİM YEPELEK


- YELPÂZE ile KÖRÜK

( Sallandığında, küçük bir hava akımı yapan ve özellikle yüzü serinletmeye yarayan, küçük, katlanabilir, taşınabilir araç. İLE Köpeklerin burnuna hava tutulur -ya da bir biçimde üflenirse- kaçarlar. )

( MİRVAHA[< RÎH] ile ... )

( BÂD-BÂZ ile ... )


- YELTEMEK/YİLTEMEK = KIŞKIRTMAK | ÖZENDİRMEK, İSTEK UYANDIRMAK


- YEM ile KIZDIRAN KİŞİ

( BAIT vs. BAITER )

( مايه تطميع ile طعمه دادن ile طعمه ile طعمه دهنده )

( MAYYEH TATAMYE ile TAMEH DADAN ile TAMEH ile TAMEH DAHANDEH )


- YEM ile YEYGİ

( ... İLE Hayvanlar için saklanan kışlık yiyecek. )


- YEME-İÇME ve/||/<> SOLUK ve/||/<> YÜRÜME ve/||/<> HAREKET ve/||/<> UYKU ve/||/<> DÜŞÜNCE ve/||/<> CESÂRET ve/||/<> GÜNEŞLENME

( Hayvanlar gibi olsun... VE/||/<> Kaplumbağalar gibi olsun... VE/||/<> Güvercinler gibi olsun... VE/||/<> Maymunlar gibi olsun... VE/||/<> Köpekler gibi olsun... VE/||/<> Fil gibi olsun... VE/||/<> Dişi Aslan gibi olsun... VE/||/<> Ayı gibi olsun... )


- YEMEĞE:
TUZLA BAŞLAMAK ve/> TUZLA TAMAMLAMAK


- [ne yazık ki]
YEMEĞİN "YANMASI":
ATEŞ İLE ile/ve/||/<> TUZ İLE ile/ve/||/<> ACI BİBER İLE

( Yemekler, sadece ve doğrudan ateş ile değil fazla kullanılan tuz ya da acı biber, baharat vb. ile de yenilmez duruma düştüğünde kullanılan deyim. )


- YEMEK


- YEMEK:
40 YAŞINA KADAR ile/> 40 YAŞINDAN SONRA

( Kişi, yer. İLE/> Kişiyi yer. )


- YEMEK:
ACIKINCA ile/ne yazık ki ÜZÜLÜNCE ile/ne yazık ki KIZINCA

( Sofradakileri. İLE/NE YAZIK Kİ Kendimizi. İLE/NE YAZIK Kİ Birbirimizi. )


- YEMEK:
"AYIRDETMEK" değil AYIRMAK


- YEMEK DÜZENİ ve ÇATAL-BIÇAK KULLANIMI!

( Yemek yenilebilmesi için hazırlanan, masanın üzerinde bulunan tüm araç ve gereçlere "Kuver" denir.
"Ala Carte Kuver, Tabldot Kuver, Fiks Menü Kuveri, Kahvaltı Kuveri, Çay Kuveri" olarak düzenlenir. )

( - Önce yenilecek yemeğin takımı, kuverin en dışına, en son yenilecek yemeğin takımı, en içe konulur.
- En dıştaki takımdan başlanılır, içe doğru devam edilir.
- Çatal ve bıçaklar, boyları itibariyle masanın kenarına, takımların saplarına göre hizalandırılır.[Büyüklüklerine göre sıralandırılmaz/hizalandırılmaz!]
- Bıçaklar, kesici tarafı tabağa bakacak biçimde, sağ tarafa konulur.
- Ekmek tabağı, sol tarafımızda bulunur ve bıçağı da üzerinde, kesici tarafı sola/dışa bakacak biçimde bulundurulur.
- Bardaklar, sağ tarafta ve bıçaklarımızın önünde bulundurulur.
- Tatlı takımında ise çatal, hemen tabağın üzerinde, sağ tarafa dönük[sapı solda!], bıçak(keskin tarafı içe/aşağıya dönük) ve kaşık ise çatalın üstüne, sol tarafa dönük(sapı sağda!) konulmalıdır. Sadece dondurma kaşığı[ucu düz kaşık], çatalın alt tarafına[tabağın hemen üstüne], sola bakacak biçimde[sapı sağda!] konulur. Tabağın önündeki tatlı takımı, tatlı gelene kadar kullanılmaz.[Yedi yaşın altındaki çocuklara verilebilir.]
- Çorba kaşığı, sağda ve en dışta bulunur.[Sol taraftaki kaşık, solumuzda oturan kişiye aittir!]
- Üzüm, kiraz gibi meyveler için takım bulunmaz.
- Hardal ve ketçap türevleri, önceden masaya konulmaz.
- Sürahi ve şişeler için altlık kullanılmalıdır.
- Ekmek Tabağı 15 cm., Salata ve Tatlı Tabağı 17 cm., Zeytinyağlı Tabağı 19 cm., Çukur Çorba Tabağı 19 cm., Ordövr Tabağı 21 cm., Ana Yemek Tabağı ise 24 cm.dir.
- Yemek peçetesi [35 cm. X 50 cm.]dir.
[Çeşitli biçimlerde katlanmış bez peçeteler, bir köşesi tabağın altına sıkıştırılarak kucağa doğru sarkıtılır. Gerektiğinde kullanılmalıdır! Kâğıt peçete aranılmamalıdır! Çok gereksinim duyulduğunda garsondan istenilebilir ya da yanımızda bulundurulmalıdır!]
- Çatal ve bıçak, kalem tutar gibi tutulmaz! Sapları hiçbir zaman baş parmak ve işaret parmağının arasında kalmamalıdır.
- Sapı avuç içinde kalacak biçimde, işaret parmağıyla desteklenecek biçimde tutulur.
- İkide bir, el değiştirilerek kullanılmaya çalışılmaz!
- Bazı yiyecekler[pizza gibi], gerektiğinde ve/ya da çevreye/çoğunluğa/ülkeye göre elle de yenilebilir.
- Salata için ana yemek çatal ve bıçağı kullanılır.
- Çatal-bıçağı doğru tutmak için bazı şeyler kesmeye alışmak için önceden, kendi başımıza çalışma yapmamız yararlı olacaktır!
- Bıçağın üzerine herhangi bir şey konulmaz, bıçakla bir şey alınmaz, bıçakla bir şey yenilmez! Hiçbir zaman, hiçbir biçimde, bıçak ağza götürülmez! Bıçak, sadece yardımcı bir araçtır! Bıçağın işlevi, ekmekle ya da başka bir şeyle karşılanmaya çalışılmaz![Bazen, "çatalın kenarıyla bölünebilir" düşüncesinde bile, [olabildiğince] çatal yerine bıçak kullanmak gerekir.]
- Çatalı sağ elde tutmak için [sağ elle yemek için], yemek önceden lokmalara ayrılmaz, parça parça duruma getirilmez!
- Tabaktan alınan parçaları, çatalın alacağı kadar küçük/az tutmak gerekir. Çatalın ucu saplanarak alınan parçaları, çatalın içbükey tarafının aşağıya bakacak biçimde[sapının avuç içinde kalacak biçimde] ağza götürülmesi gerekir.
- Yere düşen çatal ve/ya da bıçak, eğilip alınmaya çalışılmaz ya da herhangi bir telâfiye ya da çabaya girişilmez, utangaçlık duyulmaz, hata olarak yorumlanmamalı/algılanmamalıdır ve üstünde durmamak gerekir![Garsondan yenisi istenir ve sağ tarafımızdan verilmesi üzerine beklememiz gerekir.]
- Yemeğinizi bitirdiğinizde/doyduğunuzda çatal ve bıçak birleştirilerek, saat 4 ya da 5 yönünde, sapı dışta kalacak biçimde yan yana tabağın üzerine bırakılır(tamamen tabağın içine konulmaz![Garsonun tabakları üstüste koyması gerektiğinde ona yardımcı olmak açısından da.]). Eğer yemeğe devam ediliyorsa çatal ve bıçağın ucu, tabağa, sapları masaya dayanacak biçimde ya da çapraz olarak tabağın ve yemeğin üzerinde bırakılır.(Bu durumdayken tabağınızda yemek kalmasa bile garsonların tabağınızı alma girişiminde bulunmaması gerekir. [Gerekirse bunu garsona tekrar anımsatmamızda hiçbir sakınca yoktur.])
- Metaller üzerinde kesim yapılmaz!
- Servis tabağına/fayansına el değdirilmez!
- Tabaklar aşırı doldurulmamalıdır!
- Tek bir parça servis ediliyorsa tabağın tam ortasına gelecek biçimde konulur.
- Lokmalar, küçük tutulmalıdır. Çataldan düşürmemek ve dökmemek açısından da gereklidir. Ayrıca, dökmemek için tabağın üzerine fazla eğilmemek gerekir.
- Dirsekler ve kollar etrafımızdakileri rahatsız etmeyecek biçimde denetim altında tutulmalıdır. Tabağımız ve masanın üzerinde büyük açılar oluşturacak biçimde açılmamalıdır.
- "Etrafımızdakilerin bizi gözlemliyormuş düşüncesi ve duygusu"ndan uzak kalmak gerekir.
- Gerekirse bazı ayrıntıları öğrenmek üzere bilgisinden emin olduğunuz kişilerin eylem ve tutumları gizlice gözlenebilir. Gördüklerinizi taklit etmek yerine neyin, nasıl olacağı üzerine emin olmak gerekir.
- 7 - 8 yaşından itibaren çatal-bıçak kullanımının olanağı, fırsatı ve eğitimi verilmiş/alınmış olmalıdır! Bilgi ve kurallar yaşam boyunca her yerde, her koşulda tam olarak uygulanmalıdır!
- Afiyet olsun! :) )

( )


- Yemek için SUS!!!


- YEMEK İÇİN YAŞAMAK ile/yerine/değil YAŞAMAK İÇİN YEMEK

( Olgun kişi, sözlerinde dikkatli, yiyip içtiklerindeyse ölçülüdür. )

( Gıdanın ahlâkı bizde kalır, posası dışarı çıkar. )

( Kötüler, yemek için yaşar; iyiler ise yaşamak için yer. )

( EŞHÂ[Ar. < ŞEHÎ]: En çok sevilen, sevilerek/istekle yenilen şey. )

( NEHEM[Ar.]: Yemeğe, şiddetli arzu duyma. )

( TELEBBÜK[Ar.]: Mide dolgunluğuna uğrama. | İMTİLÂ'[MELÂ] )

( Hayvan. DEĞİL İnsan. )

( TÛŞE | KUT-İ LÂ YEMÛT: Ölmeyecek kadar yenilecek şey, azık. )

( TÛŞE-İ RÂH: Yol yiyeceği/azığı. )


- YEMEK ISINIRKEN TELEFON ETMEMEK/DALMAMAK


- YEMEK PİŞİRMEK ve/<> SEVGİ

( TABH: Pişirme, pişirilme. | İlâç kaynatma. )

( TABHİYYE: Pişirmek/pişirilmek üzere birine verilen ücret, pişirmelik. )

( TANZÎH: Gereği gibi pişirme/pişirilme. )

( Gönülsüz yapılan aş, ya karın ağrıtır, ya da baş. )


- YEMEK "VERMEK" değil YEMEĞE DAVET ETMEK


- YEMEK YEMEK ile KAHVALTI YAP ile İLK KEZ YEMEK YEMEK ile ÖĞLE YEMEĞİ YE

( EAT vs. EAT BREAKFAST vs. EAT FOR THE FIST TIME vs. EAT LUNCH )

( غذا خوردن ile خوردن ile تناول کردن ile ناشتائي شکستن ile نوبر کردن ile نهار خوردن )

( GHZA KHORDAN ile KHORDAN ile TANAVEL KARDAN ile NASHTAYEY SHKASTAN ile NOBAR KARDAN ile NEHAR KHORDAN )


- Yemek yerken SUS!!!


- YEMEK YİYOR ile ÇOK YEMEK ile YEME GÖRGÜ KURALLARI

( EATING vs. EATING A LOT vs. EATING MANNERS )

( اکل ile خورد و خوراک ile تغذيه ile تناول ile پر خوري ile غذاخوري )

( EKL ile KHORD VE KHORAK ile TAGHZYYEH ile تناول ile PAR KHORY ile GHZAKHORY )


- YEMEK BİRİ(LERİ)YLE (PAYLAŞARAK) YEMEK


- YEMEK ile DAVET


- YEMEK ile/değil/yerine/>< GÜVÂR[Fars.]

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Hazmı kolay yemek. )


- YEMEK ile/ve/||/<> İLAÇ


- YEMEK ile KEMAN

( Birlikte olmasında bir sorun yoktur fakat yemek esnasında çalınan keman, hem aşçıya hem kemancıya saygısızlıktır. )

( İkisi de başlı başına büyük sanattır. İkisi de çok değerli ve önemlidir. Ayrı ayrı yaşamak daha yerinde olur. )


- YEMEK yerine LOKMA


- YEMEK ile ME'DEBE ile ...

( ... İLE Düğün yemeği. )


- YEMEK ile/> MÜZİK

( Yemek sırasında çalınan keman hem aşçıya, hem de kemancıya saygısızlıktır. )

( TO EAT vs./<> MUSIC )


- YEMEK ile/ve SEVİŞME SONRASI YEMEK


- YEMEK ile YEMEK ODASI

( DINING vs. DINING ROOM )

( غذا خوري ile اطاق پذيرائي ile اطاق ناهار خوري ile اطاق ناهارخوري ile ناهار خوري ile اتاق ناهارخوري )

( GHZA KHORY ile OTAGH PAZYRAYEY ile OTAGH NANPEHAR KHORY ile OTAGH NANPEHARKHORY ile NANPEHAR KHORY ile OTAGH NANPEHARKHORY )


- YEMEK ile ZÎYÂFET

( ... İLE Konuk kabul etme. | Konuğa yedirip içirme, şölen. | Değişik ve karışık olma. )


- YEMEK/LİK ile YEMEKLİ ile YEMEKÇİ/LİK ile YEMEKSİZ/LİK ile YEMEK DUASI ile YEMEK ODASI ile YEMEK BORUSU ile YEMEK DOLABI ile YEMEK MASASI ile YEMEK SALONU ile YEMEK TAKIMI ile YEMEK HİZMETİ ile YEMEK LİSTESİ ile YEMEK TABLASI ile YEMEKLİ VAGON


- YEMEN ile/ve/||/<> ŞAM

(

)


- YEMİN/KASEM[Ar.] değil/yerine/= ANT/AND


- YEMİN ile/ve/<> İNTİKAM

( En anlamlı/büyük yemin, söz vermektir. İLE/VE/<> En etkili/büyük intikam, affetmektir. )


- YEMÎN ile KEFFÂRET-İ YEMÎN

( And, kasem. | Güç ve sağlamlık. | Sağ, sağ taraf. İLE Yerine getirilemeyen yemine karşı oruç tutmak, sadaka vermek. )


- YEMİN ve/< TAHLÎF/TEHÂLÜF[< HALF]

( ... VE Yemin ettirme. | Yargıcın, taraflardan birine yemin ettirmesi. )


- YEMÎN[Ar.] ile YEMÎN[Ar.]

( Sağ, sağ taraf, sağ el. İLE And. )


- YEMÎN ile/||/<> YEMÎNİ ile/||/<> YESÂRİ ile/||/<> YEMÎN Ü YESÂR

( Sağ. İLE/||/<> Sağ taraf. İLE/||/<> Sol taraf. İLE/||/<> Sağ ve sol. )


- YEMİN ile YEMİNLİ/LİK ile YEMİNSİZ/LİK ile YEMİN KASEM ile YEMİN BİLLAH ile YEMİN TÖRENİ


- YEMİNİNE BAKIP KİŞİYE İNANMAK ile/değil/><
KİŞİYE BAKIP YEMİNİNE İNANMAK


- YEMİNLİ BEYAN ile YEMİNLİ BEYAN

( AFFIDAVIT vs. AFFIDAVY )

( سوگندنامه ile استشهاد نامه ile شهادت نامه ile استشهاد )

( SOGANDNAMEH ile ESTESHEHAD NAMEH ile SHEHADAT NAMEH ile ESTESHEHAD )


- YEMİŞ[Azr.] = KAVUN[Tr.]


- YENEN ile YENİLEN

( Boş konuşur. İLE Boşu boşuna susar ya da savunur. )


- YENER, GÖKER PROF. DR.(İST. 1937 - 2018) :

( Büyükderelidir. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. 1960'da İ.Ü. Orman Fakültesinden mezun oldu. Düzce Orman İşletmelerinde çalıştıktan sonra askerlik görevini yaptı. 1963'te İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Ürünlerinden Faydalanma Kürsüsüne asistan olarak atandı. 1969'da hazırladığı "Dursunbey ve Elekdağı Karaçamlarının Fizikselce Mekanik Özellikleri, Kullanış Yerleri Hakkında Araştırmalar" adlı tezi ile Doktor unvanını aldı. 1970 - 1971'da İngiltere'de Aylesburyş - Bucks'ta "Orman Ürünleri Araştırma Laboratuarı"nda araştırma ve incelemelerde bulundu. 1975 yılında tamamladığı "Türkiye'de Kontrplak, Kontrtabla ve Yonga Levhaları Sanayi, Gelişme Olanakları, Bu Malzemelerin Teknolojik Özellikleri Hakkında Araştırmalar" konulu tezi ile Doçent unvanını kazandı. 1982'de profesörlüğe yükseltildi. 1992 - 1995 yılları arasında İ.Ü. Orman Fakültesi Dekan Yardımcılığı yaptı. İstanbul Üniversitesi Senatosunda İ.Ü. Orman Fakültesi üyesi olarak bulundu. 2004'te yaş haddinden emekli oldu. )


- YENGEÇ ile HİNDİSTAN CEVİZİ YENGECİ


- YENGEÇ ile/ve KEŞİŞ YENGEÇ


- YENGEÇ ile/ve KIZIL YENGEÇ

( ... İLE/VE Karayipler'de ve Küba'da yaşarlar. )


- YENGEÇ ile (MİNİK) KEMANCI YENGECİ

( ... İLE Asya ile Avustralya arasındaki cennet adalarında yaşarlar. )


- YENGEÇ ile/ve/<> SİYAH YENGEÇ

( ... İLE/VE/<> Mozambik'te bulunurlar. )


- YENGEÇYİYEN AYIBALIĞI ile LEOPAR AYIBALIĞI ile FİL AYIBALIĞI

( ARCTOCEPHALUS PUSILLUS )


- YENİ BASKIDA:
GELİŞTİRİLMİŞ ile/ve/||/<> GENİŞLETİLMİŞ ile/ve/||/<> ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ


- YENİ BEND YOLUNDAKİ ÇEŞME :

( Bahçeköy'de Yenibend'e giderken sol taraftadır. Kaynak suyu vardır. Çeşmenin kitabesinde şu ayet yer almaktadır: Kalellahu tealâ fi kitabihil kerim" (Tamiri: 1955, Sular İdaresi). )


- YENİ CAMİ(HATİCE TURHAN SULTAN CAMİ) ile YENİ CAMİ(GÜNNÛŞ EMETULLAH VALİDE SULTAN CAMİİ) ile ESKİ-YENİ CAMİ / KASIM ÇAVUŞ CAMİSİ

( Eminönü'ndedir. İLE Üsküdar'dadır. İLE Eyüp'tedir. )

( ... İLE ... İLE XVI. yüzyılda, Kasım Çavuş tarafından. )


- YENİ-ESKİ ile/değil TAZE-BAYAT


- YENİ KİLYOS CAMİİ :

( Köy içinde ve büyük meydanlık alan üzerinde olup Osmanlı mimarı tarzındadır ve 2004'te hizmete açıldı. )


- YENİ KÖY VAPUR İSKELESİ :

( Boğaziçi'nin en önemli iskelelerinden biridir. İlk iskele Yeni Kahve mevkii önündeydi. 1889'da bu iskeleye bir memur odası ilave edildi. 1908'de ise bu iskele yıktırılıp yerine yeni inşâ edildi. İskele Boğaziçi'nin merkezi bir yerinde olduğu için aktarmalar buradan yapılırdı. Beykoz, Paşabahçe, Çubuklu ve diğer Anadolu yakası iskelelerine gidecek yolcular buradan aktarma yaparak giderlerdi. Halen Yeniköy - Beykoz arasındaki seferler buradan yapılmaktadır. Aktarma sisteminde iskelede yığılmalar olduğu için yakınmalarda olurdu. Nihayet 1950'li yıllarda bu sistemden vazgeçildi. İskele kazık sisteminde yapılmıştır. Hemen yanı başında deniz taşıma motorlarına ait iskele mevcuttur. Yeniköy vapur iskelesi halen kullanılmaktadır. )


- YENİ SARAY / SARAY-I HÜMÂYÛN / CEDİDE-İ ÂMİRE ile/ve ESKİ SARAY / SARAY-I ATİK

( Topkapı Sarayı. İLE/VE İlk saray. )

( Şu anda müze olarak ziyaret edilebilen, Gülhane Parkı üstündedir. [700 dönümlük bir alanda kurulmuştur.][Yeni Saray adını Fatih Sultan Mehmet vermiştir.] İLE/VE Bayezıd'ta, İstanbul Üniversitesi'nin bulunduğu yerde, Fatih Sultan Mehmet'in, 1457'de İstanbul'u fethinden sonra yaptırdığı saray. )


- YENİ SARAY ile YENİ SARAY / SOKOLLU SARAYI / MEHMED PAŞA SARAYI

( ... İLE Sultanahmed Camisi yerindeydi fakat artık yerinde yoktur. )

( ... İLE XVI. yüzyılda, Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştı. )


- YENİ YIL / YILIN BAŞI / MİLÂD[Ar. < VELÂDET/VİLÂDET:
Doğurma. | [Osm.] Doğma.] / ROŞ HA ŞANAH[İbr.]:
-<


- YENİ YUNUS EMRE CAMİİ :

( Ferahevler Mmahallesinde bulunan camilerden biridir. )


- YENİ ZELANDA'NIN İKİ TEMEL SİMGESİ:
KİVİ KUŞU ve/+/||/<> EĞRELTİ OTU


- YENİ ile/ve GARİP

( NEW vs./and WEIRD )


- YENİ ile/ve YOĞUN

( NEW vs./and DENSE )


- YENİÇERİ/LİK ile YENİÇERİ AĞASI


- YENİDEN/TEKRAR "BEDENLENME"(RE-ENKARNASYON):
GÖVDEYLE/BEDENLE değil SÖZ/KELÂM İLE(KULAKTAN KULAĞA, ZİHİNDEN ZİHİNE)


- YENİDEN ile YENİDEN KURMA ile YENİDEN YENİYE ile YENİDEN DÜZENLEME ile YENİDEN YAPILANMA ile YENİDEN TASARIMLAMA


- YENİK ile YENİK/MAĞLUP[Ar.]

( Yenmiş, aşınmış. | Bir hayvanın ya da böceğin, bir şeyi yiyerek onda bıraktığı iz. İLE Savaş ya da yarışmada yenilmiş. | Güçsüz, çaresiz. )


- YENİKÖY CAMİ PARKI :

( Yeniköy'de çarşı içindedir. Yeniköy Yeni Cami bu büyük parkın içindedir. )


- YENİKÖY CAMİİ :

( Yeniköy çarşısı üzerinde ve Vapur İskelesinin karşısındaki Parkın içindedir. Modern mimari yapısı ile dikkat çeker ama tarihi özelliği yoktur ve yeni camilerdendir. )


- YENİKÖY İLKÖĞRETİM OKULU :

( Yeniköy İlköğretim Okulu 1923'te küçük bir barakada Yeniköy 33. İlkokulu olarak hizmete açıldı. Bir süre sonra biraz daha büyük bir binaya taşınan okul, 1933'te halen kullanılan büyük binasında hizmet vermeye başladı. Okul 1997/1998 öğretim yılında İlköğretim statüsüne alındı. )


- YENİKÖY PARKI :

( Bu park Yeniköy'e girişte, küçük liman karşısındadır. Yeniköy'ün eski parkıdır. )


- YENİKÖY PARKINDAKİ ÇINAR AĞACI :

( Balıkçı limanı karşısındaki parkta bulunan bu çınarın dipten çevresi 9.85 m, göğüs hizasından ise 5.0 m dir. Tahminen 350 - 400 yaşlarındadır. )


- YENİKÖY PLAJ PARKI :

( Yeniköy Köybaşı Caddesi üzerindedir. 4.465,64 m2 üzerinde kurulu çok amaçlı bir parktır. Bu parka muhtarlık parkı da denilmektedir. )


- YENİKÖY YENİ CAMİ YANINDAKİ ÇEŞME :

( Yeniköy Yeni Caminin kıble duvarının sol tarafında bulunan bu çeşme büyük duvar çeşmesidir. Çeşmenin kitabesi yok. Ne zaman kim tarafından yapıldığı bilinmiyor. )


- YENİKÖY ZEKİ MÜREN PARKI :

( Yenköy'de Alb. Osman Sokak üzerinde yapılan bir park Sanatçi Zeki Müren'in ismi ile açıldı. Park 1.385 m² alanda kuruldu. 80 m² oyun, 679 m² dinlenme alanı, 82 m² fitness ve 444 m² de yeşil alanı var. )


- YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI ile FOSİL YAKITLAR

( Yenilenebilir enerji kaynakları, doğal yollarla yenilenebilen ve tükenmeyen enerji kaynaklarıdır[güneş enerjisi, yel enerjisi]. İLE Kömür, petrol ve doğalgaz gibi yeraltında bulunan ve sınırlı miktarda olan enerji kaynakları. )


- YENİLENEBİLİR ENERJİ ile/||/<> FOSİL ENERJİ

( Yenilenebilir doğal döngü sürdürülebilir, fosil sınırlı CO₂. )

( Formül: Güneş/rüzgar İLE kömür/gaz )


- YENİLİK ARAYIŞI ile/ve/||/<>/> ZARARDAN KAÇINMA ile/ve/||/<>/> SEBAT


- YENİLİKLERDE:
BEĞENİLİR ile KABUL GÖREN ile BEĞENİLMEYEN ile KÖTÜ

( BİD'AT-İ HASENE ile BİD'AT-İ MAKBÛLE ile BİD'AT-İ MERDÛDE ile BİD'AT-İ SEYYİE )


- Yenilmemek için DİNLE!!!


- YENİMAHALLE CAMİİ :

( Yenimahalle Cami Osmanlı mimarı tarzında yapılan bir cami olup mimari bir özelliği yoktur. Cami 1959'da ibadete açıldı. )


- YENİMAHALLE PARKI (MUHTARLIK ALTI) :

( Bahçeköy'dedir. 575,00 m²'lik bir alan üzerindedir. 105,00 m²'lik yeşil alanı, 89,00 m² çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )


- YENİMAHALLE VAPUR İSKELESİ :

( Boğaziçi'nin eski iskelelerinden biriydi. Koyda olduğundan yolcu gemilerinin konakladıkları iskelelerdendi. Motorlu taşıt vasıtalarının çıkması ve yöre halkının göç vermesi nedeniyle yolcu sayısında büyük düşüş olunca iskele 1982'den sonra kapatıldı ve sonra da yerinden söküldü. )


- Yeniyi DİNLE!!!


- Yenmek için DİNLE!!!


- YENMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ETKİSİ ALTINA ALMAK


- YER ÇEKİMİ ile/ve/||/<>/< ELEKTROMANYETİK ÇEKİM

( [Gücü] Elektromanyetik çekimden daha az. İLE/VE/||/<>/< Yer çekiminden daha fazla. )

( Çivi. İLE/VE/||/<>/< Mıknatıs. )


- DENSITÉ DE COURANT DE DÉPLACEMENT[Fr.] / VERSCHIEBUNGSSTROMDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME AKIMI YOĞUNLUĞU


- COURANT DE DÉPLACEMENT[Fr.] / VERSCHIEBUNGSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME AKIMI


- TEBEDDÜL-Ü MEVZİ[Osm.] / SUBSTITUENT[İng.] / DÉPLACEMENT[Fr.] / VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME/DEĞİŞTİREN


- YER DEĞİŞTİRMEK ile/ve/<> BİÇİM DEĞİŞTİRMEK


- GROUND NUT OIL, ARACHIS OIL, PEANUT OIL[İng.] / ERDE, BODEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YER FISTIĞI YAĞI


- YER VERMEK ile DEĞER VERMEK

( GIVING PLACE vs. GIVING VALUE )


- YER VERMEK ile/ve/değil/||/<>/< GEÇİT VERMEK


- YER YUVARI:
UÇUTYUVAR/KATMAN ile/ve/<> SU YUVARI/KATMANI ile/ve/<> TAŞ YUVARI/KATMANI(YER KABUĞU) ile/ve/<> SICAK YUVARI(MAGMA KATMANI) ile/ve/<> AĞIR YUVAR(ÇEKİRDEK KATMANI)

( 30.000 km. İLE/VE/<> 12 km. İLE/VE/<> 150 km. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> 5.000 km. )


- YER ile DOĞAL YER

( LOCATION )


- YERÂ'[Ar. < YERÂA] ile YERÂA[Ar. çoğ. YERA']

( Kamışlar; yontulmamış kamış kalemler. | Ateşböcekleri. İLE Kamış; yontulmamış kamış kalem. | Ateşböceği. )


- İNEÇ[yerbilim] = TEKNE


- TACİL-İ İNCİZAB[Osm.] / GRAVITATIONAL ACCELERATION[İng.] / FALLBESCHLEUNIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YERÇEKİMİ İVMESİ


- KÜTLE/YER ÇEKİMİ ile/ve/||/<> ENERJİ

( F = G M1 M2 / r²

İLE

F = G q1 q2 / r² )

(

Çeşitli kentlerde yerçekimi nedeniyle hızlanma

Konum m/s2 ft/s2 Konum m/s2 ft/s2 Konum m/s2 ft/s2 Konum m/s2 ft/s2
Anchorage 9.826 32.24 Helsinki 9.825 32.23 Oslo 9.825 32.23 Copenhagen 9.821 32.22
Stockholm 9.818 32.21 Manchester 9.818 32.21 Amsterdam 9.817 32.21 Kotagiri 9.817 32.21
Birmingham 9.817 32.21 London 9.816 32.20 Brussels 9.815 32.20 Frankfurt 9.814 32.20
Seattle 9.811 32.19 Paris 9.809 32.18 Montréal 9.809 32.18 Vancouver 9.809 32.18
Istanbul 9.808 32.18 Toronto 9.807 32.18 Zurich 9.807 32.18 Ottawa 9.806 32.17
Skopje 9.804 32.17 Chicago 9.804 32.17 Rome 9.803 32.16 Wellington 9.803 32.16
New York City 9.802 32.16 Lisbon 9.801 32.16 Washington, D.C. 9.801 32.16 Athens 9.800 32.15
Madrid 9.800 32.15 Melbourne 9.800 32.15 Auckland 9.799 32.15 Denver 9.798 32.15
Tokyo 9.798 32.15 Buenos Aires 9.797 32.14 Sydney 9.797 32.14 Nicosia 9.797 32.14
Los Angeles 9.796 32.14 Cape Town 9.796 32.14 Perth 9.794 32.13 Kuwait City 9.792 32.13
Taipei 9.790 32.12 Rio de Janeiro 9.788 32.11 Havana 9.786 32.11 Kolkata 9.785 32.10
Hong Kong 9.785 32.10 Bangkok 9.780 32.09 Manila 9.780 32.09 Jakarta 9.777 32.08
Kuala Lumpur 9.776 32.07 Singapore 9.776 32.07 Mexico City 9.776 32.07 Kandy 9.775 32.07
)


- YERÇEKİMİ ile/||/<> KÜTLE ÇEKİM

( Dünya'nın çekimi,. İLE Genel çekim kuvveti.

Özgül ağırlık ve yoğunluk ölçümleri. )

( Formül: g=9.8m/s² İLE F=GMm/r² )

( Al-Biruni tarafından 1030 yılında keşfedildi/formüle edildi. (973-1048) (Ülke: İslam Dünyası) (Alan: Astronomi, Matematik, Coğrafya) (Önemli katkıları: Trigonometri, Dünya çapı hesaplaması) )


- YERÇEKİMİNE:
"MÂRUZ KALMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> TÂBİ OLMAK


- YERÇEKİMİNİN BİTTİĞİ NOKTA -ile

( 105 km. )


- YERDEN BİTME ile YERDEN SELAM ile YERDEN YAPMA ile YERDEN TEMENNA


- YERE BAKAN YÜREK YAKAN ile/ve UMMADIK TAŞ, BAŞ YARAR


- YERE/SOKAĞA/DIŞARI ...:
ÇÖP ATMAK yerine/değil CEPTE/ÇANTADA TUTMAK

( Yanlışı. >< Doğrusu. )


- YEREBATAN SARNICI ile/ve BİNBİRDİREK SARNICI / FLOKSENUS SARNICI ile/ve ŞEREFİYE SARNICI


- YEREBATAN SARNICI ile/ve/>/yerine III. AHMED ÇEŞMESİ


- YEREL AĞIZ ile TAŞRA AĞZI ile KÖY AĞZI ile KÜLTÜRSÜZLER AĞZI ile ŞEHİR AĞZI

( PARLER LOCAL ile PROVINCIALISME ile RUSTICISME ile PATUA ile URBANISME )


- YEREL DEĞERLER ve/<> EVRENSEL DEĞERLER


- YEREL DİL/LER ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖVDE DİLİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZİHİN DİLİ

( İşaretler/simgeler[yazılar/sözcükler], sesler aracılığıyla sürdürülen dil. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Durum/duruş, davranış/tutum, el/yüz/göz[bakış, jest, mimik], işaret/simge, ses tonu/vurgusu aracılığıyla sürdürülen dil. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İmgeler, nesneler, kavramlar, olay/olgu ve durumların kayıtlarının yoğrulduğu dil. )

( Ülkelerin/bölgelerin, toplulukların/bireylerin, ortak/uzlaşımsal olarak belirlediği/kullandığı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Sınırların, bölgesel/yerel farkların bulun(a)madığı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bireyin donanımı(geliş[me]mişliği] oranındaki. )

( IQ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EQ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SQ )

( [not] LOCAL LANGUAGE/S vs./and/but/||/<>/< BODY LANGUAGE vs./and/but/||/<>/< MIND LANGUAGE
[not] MIND LANGUAGE instead of BODY LANGUAGE instead of LOCAL LANGUAGE/S )


- YEREL EKSTREMUM ile/||/<> MUTLAK EKSTREMUM

( Yerel bölgesel, mutlak tüm tanım kümesindedir )

( Formül: Lokal İLE global )


- YEREL/YÖRESEL/MAHALLİ SAAT ile ...

( Herhangi bir yerin yerel saati, o yerin meridyeninden[nısf-ün-nehâr] Güneş'in tam 12'de geçmesi esasına dayanılarak hesaplanan saat. )


- YEREL ile/ve/değil/yerine/||/<> BÖLGESEL


- YEREL ile/ve ÖZEL


- YERELLEŞMEK ile YERELLEŞTİRMEK ile YEREL ile YEREL AĞ ile YEREL SAAT ile YEREL RADYO ile YEREL YAYIN ile YEREL YÖNETİM ile YEREL KOROZYON ile YEREL TELEVİZYON


- YERELMASI ile BADAT

( Bileşikgillerden, köksapları yumru durumunda olan bir bitki. | Bu bitkinin, besin olarak yararlanılan köksapı. İLE Bileşikgillerden, şekeri çok, bir tür yerelması. )

( HELIANTHUS TUBEROSUS cum ... )


- YEREY/ARAZİ[Ar.] ile ÂRIZÎ[Ar.]

( Yeryüzü parçası, toprak. İLE Sonradan olan, dıştan gelen. | Geçici. )


- YERGİ, SUÇLAMA = BLAME[İng.] = BLÂME[Fr.] = TADEL[Alm.] = VITUPERIUS[Lat.]


- YERGİ ile YERGİCİ/LİK


- YERİN İÇ YAPISINDA:
ÇEKİRDEK ile/ve/||/<> MANTO ile/ve/||/<> KABUK

( 1.9 x 1027 g İLE/VE/||/<> 4.1 x 1027 g İLE/VE/||/<> 2.3 x 1025 g )

( [ortalama yarıçap] 0 İLE/VE/||/<> 3480 km. İLE/VE/||/<> 6350-6370 km. )


- YERİNDEN ÇIKMAK ile YERİNDEN ÇIKMIŞ ile ÇIKIK

( DISLOCATE vs. DISLOCATED vs. DISLOCATION )

( جابجا شدن ile در رفتن ile جابجا کردن ile دررفته ile جابجا شدگي ile دررفتگي ile جابجائي )

( JABEJA SHODAN ile DAR RAFTAN ile JABEJA KARDAN ile DARRAFTEH ile JABEJA SHODEGY ile DARRAFTAGY ile جابجائي )


- YERİNDEN ETMEK" ile/değil/yerine/||/<>/< YANLIŞLANANA KADAR GEÇERLİLİK


- YERİNDEN ETMEK ile YER DEĞİŞTİRME ile GÖRÜNTÜLEMEK ile EKRAN ÇEKİCİLİK ile EKRAN TERMİNALİ ile EKRAN ÜNİTESİ ile GÖRÜNTÜLENİYOR

( DISPLACE vs. DISPLACEMENT vs. DISPLAY vs. DISPLAY CHARM vs. DISPLAY TERMINAL vs. DISPLAY UNIT vs. DISPLAYING )

( جابجا کردن ile جا بجا کردن ile جابجا شدگي ile جانشين سازي ile نمايش دادن ile بخرج دادن ile جلوه دادن ile نمود کردن ile به نمايش گذاشتن ile جلوه داشتن ile ملاحت بخرج دادن ile ملاحت نشان دادن ile پايانه نمايشگر ile واحد نمايش ile معرظ )

( JABEJA KARDAN ile JA BEJA KARDAN ile JABEJA SHODEGY ile JANESHYNE SAZY ile NAMAYSH DADAN ile BAKHARJ DADAN ile JALVEH DADAN ile NEMUD KARDAN ile BAH NAMAYSH GOZASHTAN ile JALVEH DASHTAN ile MOLAHAT BAKHARJ DADAN ile MOLAHAT NESHAN DADAN ile PAYANEH NAMAYSHGAR ile VAHAD NAMAYSH ile معرظ )


- YERİNE KOYMA ile ...

( SUBSTITUTION )


- YERİNE KOYMA ile/ve/değil/yerine/<>/> DÖNÜŞTÜRME

( [not] SUBSTITUTION vs./and/but/||/<>/> TRANSFORMATION
TRANSFORMATION instead of SUBSTITUTION )


- YERİNE KOYMA ile/değil DÖNÜŞÜM

( [not] TO REPLACE vs./but TRANSFORMATION )


- YERİNE KOYMA ile YER DEĞİŞTİRME


- YERİNE ile DEĞİL

( INSTEAD OF vs. NOT )


- ... yerine ... ile ... değil ...


- YERLEŞİM ile YERLEŞİM ALANI ile YERLEŞİM BELGESİ ile YERLEŞİM MERKEZİ


- YERLEŞMEK ve/||/<>/> KÖK SALMA


- YERLEŞTİRMEK ile SEYAHAT İÇİN UYGUN ile UYDURMA ile MONTAJ DÜKKANI

( FIT vs. FIT FOR TRAVELLING vs. FITTING vs. FITTING SHOP )

( تناسب داشتن ile مناسب کردن ile زيبنده ile خورند ile مقتضي ile غش ile مسافري ile سوار کني ile پرو ile کارگاه مونتاژ )

( TANASB DASHTAN ile MENASB KARDAN ile ZYBANDEH ile KHORAND ile MOGHTEZY ile GHESH ile MOSAFERY ile SAVAR KONY ile PRO ile KARGAH MONTAZH )


- YERLİ YERİNCE ile/ve/||/<> YETERİNCE


- Yerli yersiz SUS!!!


- YERLİ ile/değil ONO(PATAGONYA) YERLİSİ

( ... İLE/DEĞİL Patagonya'da, Darwin ve ekibi gibi yerlilere sahip çıkmaya çalışanlar, onlara acıyıp gemilerden, eski palto ve giysiler verdiler. Böylece çıplak gövdeleriyle yaşamaya alışkın yerliler, üstlerindeki ıslak giysilerle zatürre olup hastalandılar. Ayrıca, giysilerden, kızamık, kızıl gibi hiç karşılaşmadıkları hastalıklar kaptılar. Bazıları Paskalya ve Galapagos Adaları'na kaçtı. Onları uygar ve çağdaş Avrupa'lı yapma çabası iflas etti. Son yaşayan Ono yerlisi de, -belki de kahrından- 2012'de öldü. )


- YERLİ ile/ve YEREL


- YERLİ ile YERLİ

( ABORIGINAL vs. ABORIGINE )

( سکنه اوليه ile گياه بومي )

( SEKNEH OLYYEH ile GYAH BOMY )


- YERLİ ile YERSİZ


- YERLİLEŞMEK ile YERLİLEŞTİRMEK ile YERLİ/LİK ile YERLİ MALI ile YERLİ DOLAP ile YERLİ YERİNE ile YERLİ YERSİZ ile YERLİ YERİNDE


- YERLİ-YERİNDE (DAVRANMAK, KONUŞMAK)


- YERLİ-YERSİZ


- YERSU, CEVAT :

( Bir dönem Yenimahalle muhtarı olarak görev yaptı. )


- YERYAĞI/PETROL[Fr. < Lat.]:
HAM ile/ve/||/<> BRENT

( Kuzey Amerika ve Güney Amerika'da üretilir. İLE/VE/||/<> Kuzey Denizi'nde üretilir. )

( Düşük nitelikli bir petrol olarak kabul edilir ve içeriğinde yüksek miktarda kükürt ve öteki kirleticiler bulunur. İLE/VE/||/<> Daha nitelikli bir petrol olarak kabul edilir ve içeriğinde kükürt miktarı düşüktür. )

( Brent petrol'e göre daha ucuzdur.[Nedeni, düşük niteliği ve işlenmesinin daha zor olmasıdır.] İLE/VE/||/<> ... )


- YERYÜZÜ ile/ve/||/<>/> (")ACUN/DÜNYA(")

( Doğa. İLE/VE/||/<>/> İnsan ve anlam ile. )


- YERYÜZÜ = ARZ = EARTH[İng.] = TERRE[Fr.] = ERDE[Alm.] = TERRA[İt.] = TIERRA[İsp.]


- YE'S[Ar.] ile KUNÛT[Ar.] ile HAYBET[Ar.]


- YESEN ile YE SEN

( Yemeyi düşünmesen/istemesen/sevmesen bile yemen daha iyi olur. İLE Başkaları yemese de ve/ya da başka durum ve uğraşları olsa da ilgin yemek üzerine olsun. )


- YEŞİL ALAN ile/ve/||/<>/> BAHÇE


- YEŞİL KARTAL ile YILAN KARTALI

( İkisi de yılanları avlar. )

( Pencelerinde sallanan yılanla havalanırlar. İLE Yılanı kafalarından başlamak üzere yemeye başlarlar. )

( )

( ... vs. SHORT-TOED EAGLE )

( ... cum CIRCAETUS GALLICUS )


- YEŞİL KİMYA ile/||/<> GELENEKSEL KİMYA

( Çevre dostu ve sürdürülebilir kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Geleneksel kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalı. )


- YEŞİL KURBAĞA ve BÜYÜK KURBAĞA

( Koltuk altlarında bir zehir vardır. VE 125 yıl yaşayan büyük kurbağaların da koltuk altlarında bir zehir vardır. )


- YEŞİL/MAVİ ile/<> TİRŞE[Fars. < TERÂŞE]

( ... İLE/<> Yeşil ile mavi arası bir renk. )


- ÖLÜBAŞ GÜVESİ:
YEŞİL ile/||/<> SARI ile/||/<> KAHVERENGİ


- YEŞİL YOL(THE GREEN MILE) ile/ve/||/<> HÜCRE NO: 7 MUCİZESİ(MIRACLE IN CELL NO: 7)

( Filmlerini izlemenizi salık veririz... )


- YEŞİL YUVA GAZİNOSU :

( Sarıyer vapur iskelesi karşısında ve Soyuer Yalısının bitişiğinde idi. Çok uzun yıllar gazino, restaurant ve çay bahçesi olarak kullanıldı. 1970'li yıllarda kapatıldı. )


- YEŞİL ZEYTİN ile ÇEKİŞTE

( ... İLE Tuzla terbiye edilmiş yeşil zeytin. )


- YEŞİL ZEYTİN'DE:
KIRMA ile/değil/<>/> KALAMATA


- YEŞİL ile HAKİ[Fars.]

( ... İLE Yeşile çalar toprak rengi. | Bu renkte olan. )


- YEŞİLBAŞ ile/ve/||/<> GRİ BALIKÇIL ile/ve/||/<> UZUNBACAK

( Büyüklükleri, 50-65 cm. civarında, kanat açıklıkları 81-98 cm. genişliğindedir. Bitki ağırlıklı diyetinden ötürü yaklaşık 5 cm. civarında geniş gagaları bulunur. Ağırlığı 1 kg. civarında olduğundan, öteki birçok yaygın ördek türünden ağırlardır. İki cinsiyette de kanatlarının spekulum adı verilen bölgesinde, beyaz köşeli mavi renkte tüylere sahiplerdir. İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... )

( ANAS PLATYRHYNCHOS cum ARDEA CINEREA cum HIMANTOPUS HIMANTOPUS )


- PAPAĞAN ile YEŞİL PAPAĞAN


- YEŞİLBİBER değil YEŞİL BİBER


- YEŞİLLENMEK ile YEŞİLLENDİRMEK ile YEŞİL/LİK ile YEŞİLLİ ile YEŞİL OY ile YEŞİL ALAN ile YEŞİL KART ile YEŞİL SAAT ile YEŞİL SAHA ile YEŞİL IŞIK ile YEŞİL DALGA ile YEŞİL KUŞAK ile YEŞİL SALATA ile YEŞİL PASAPORT


- YEŞİLSOĞAN değil YEŞİL SOĞAN


- YEŞİLTEPE PARKI (192. SOKAK PARKI) :

( Ayazağa Mahallesindedir. 1.180,00 m²'lik bir alanı kapsar, 800,00 m² yeşil alanı bulunmaktadır. )


- JADE[İng.] / JADE[Fr.] / JADE[Alm.] ile/değil/yerine/= YEŞİM


- YESÎR[Ar.] ile KALÎL[Ar.]


- YESÛÎ[Ar.] ile YESÛR[Ar.]

( Hz. İsa'ya ait, onunla ilgili. İLE Kumarbaz. )


- YET :/yerine HENÜZ, HALA, YİNE DE


- YETENEĞİNİN ...:
"SAHİBİ OLMAK" ile/ve/değil/||/<>/> KÖLESİ OLMAK


- YETENEK ile DURUM/HAL

( TALENT/CAPACITY vs. STATE )


- YETENEK(YETEN EK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EMEK


- YETENEK ile/ve/> MİRAC

( Yetenek varolabilir fakat mirac da etmelidir. )


- YETENEK ile/ve/||/<>/> TAKIM OYUNU

( Maçı kazandırır. İLE/VE/||/<>/> Şampiyonluğu getirir. )


- YETENEK ile/ve/değil/||/<> YÜREK


- Yeter ki, DİNLE!!!


- YETER! ile/ve/||/<> HAYIR!


- Yeteri kadar KONUŞ!!!


- YETERİNCE SU: İÇMEMEK ile/değil/yerine/>< İÇMEK

( Gövdede, çok fazla, bilinmedik ve beklenmedik hastalık/sorun oluşur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sağlık durumu pek bozulmaz. )


- YETERİNCE/LİK ve/||/<>/> DOĞRU/LUK


- YETERLİ NEDEN ile/ve YETERSİZ/BÖLÜMSEL NEDEN

( Etkin/lik doğar. İLE/VE Edilgin/lik doğar. )

( Etkisi, kendi yoluyla açık ve seçik olarak anlaşılabilen. İLE/VE Etkisi, kendi yoluyla/aracılığıyla, dışarıdan ve net olarak anlaşılamayan. )

( ADEQUATE CAUSE vs. INSUFFICIENT/PARTIAL CAUSE )

( ADAEQUATA CAUSA cum/et INADAEQUATA SEU PARTIALIS )


- YETERLİ ile/ve/değil/yerine/<>/< TATMİN EDİCİ


- YETER/LİK ile YETERLİ/LİK ile YETERSİZ/LİK ile YETER SAYI ile YETERLİK FİİLİ ile YETERLİK SINAVI ile YETERLİ BESLENME ile YETERLİK BELGESİ ile YETERLİK EĞİTİMİ ile YETERLİK ÖNERGESİ


- YETERLİ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> KABUL EDİLEBİLİR/LİK


- YETERLİ/LİK ile/ve/> RAHAT/LIK


- YETERSİZ BAKİYE değil/yerine/= YETERSİZ TUTAR


- YETERSİZ ÇÖMEZ ile/ve ORTA NİTELİKLİ ÇÖMEZ ile/ve İYİ ÇÖMEZ

( Yetersiz bir çömez, öğretmenin ününden yararlanır. İLE/VE Orta nitelikli bir çömez, öğretmenin sevecenliğine hayrandır. İLE/VE İyi bir çömez ise öğretmenin düzencesiyle(disipliniyle) güçlenir, gelişir. )


- YETERSİZ OLMAK ile/ve/> YETERSİZ KALMAK

( TO BE INSUFFICIENT vs./and/> INCAPACITY )


- YETERSİZ/LİK ile/ve/değil/yerine YETENEKSİZ/LİK


- YETERSİZLİKLERİ/Nİ İNKÂR ETMEK ile/ve/||/<> KUSURLARI/NI İHMAL ETMEK


- YETİ ile/ve/<> YETKİ


- YETİM ile/ve/||/<> ÖKSÜZ

( [Ergenlikten önce]
Babası ölmüş/olmayan çocuk. [Babası belirli fakat ölmüş olan.] İLE/VE/||/<> Annesi ölmüş/olmayan. | Annesi ya da hem annesi, hem de babası ölmüş olan çocuk.
["annesiz" diye bilinir ve "anneden öksüz, babadan yetim kalmak" sözü kullanılır. Oysa ki, "öksüz/ögsüz" sözcüğü, "bilge-âlim" ikilemesi gibi "ögsüz-yatim"dir.(ögsüz al-yâtîmu wa ʾl-ḥayrânu. wa-aṣluhu: ögsüz maʾḥûḏun min ōg wa-hwa ʾl-ʿaqlu wa ʾl-fiṭnatu).][İlk zamanlarda, anne ile ilgisi yoktu. Yâtîm, "Tek kalmış, ergen olmadan önce babası ölen çocuk" demektir.]
[Yetimlik, maddî manevi desteği olmamaktır. Sonraları, sözlüklerdeki "ög/öğ"(anne)nin etkisiyle yanlış ayrıştırmaya gidilmiştir. ("Atası ölen, öksüz galmaz; anası ölen, öksüz galur.")] )

( Saçı/başı, arkadan öne doğru okşanır. İLE/VE/||/<> Saçı/başı, önden arkaya doğru okşanır. )

( EYTÂM[Ar. < YETÎM/YÂTÎM] ile/ve/||/<> O/Og/Ög[: Ana.] )

( İnsan, babanın [temel] desteğiyle; hayvan, annenin [temel] desteğiyle yaşar. )

( ORPHAN vs./and MOTHERLESS )


- YETİM ve SAGİR/SAGİRE


- YETİNMEK ile YETİRMEK ile YETİŞMEK ile YETİŞİLMEK ile YETİŞTİRMEK ile YETİNEBİLMEK ile YETİREBİLMEK ile YETİŞEBİLMEK ile YETİŞTİRİLMEK ile YETİ ile YETİK ile YETİM/LİK


- YETİŞKİN ile/ve OLGUN

( Yaşlı olanlara rahatlık sağlamak, arkadaşlara içtenlikle, gençlere de incelikle davranmak isterim. )

( ADULTHOOD ile MATURE )


- YETİŞKİN ile YETİŞKİN EĞİTİMİ ile YETİŞKİN OKULU ile ZİNA YAPAN ile SAFLIĞINI BOZMAK ile TAĞŞİŞ ile ZİNA YAPAN KİMSE ile ZİNA YAPAN KADIN ile ZİNA YAPAN ile ZİNA ile YETİŞKİNLER

( ADULT vs. ADULT EDUCATION vs. ADULT SCHOOL vs. ADULTERANT vs. ADULTERATE vs. ADULTERATION vs. ADULTERER vs. ADULTERESS vs. ADULTEROUS vs. ADULTERY vs. ADULTS )

( بالغ ile بزرگ سال ile بزرگ ile بزرگسال ile آموزش بزرگسالان ile مدرسه بزرگسالان ile مدرسه اکابر ile استحاله دهنده ile جازن ile استحاله ile فاجر ile مرد زناکار ile زاني ile زناکار ile فاجره ile زن زناکار ile زانيه ile زناکارانه ile زني محصنه ile ازدواج غيرشرعي ile زنا ile اکابر )

( BALEGH ile BOZORG SAL ile BOZORG ile BOZORGSAL ile AMUZESH BOZORGSALAN ile MADRESEH BOZORGSALAN ile MADRESEH AKABAR ile ESTEHALEH DAHANDEH ile JAZAN ile ESTEHALEH ile FAJER ile MARD ZANAKAR ile زاني ile ZANAKAR ile FAJEREH ile ZAN ZANAKAR ile زانيه ile ZANAKARANEH ile ZANY MAHSANEH ile EZDAVAJ GHYRASHAREY ile ZANA ile AKABAR )


- YETİŞTİRME ile YETİŞTİRME YURDU


- Yetiştirmek üzere KONUŞ!!!


- YETKE(OTORİTE):
GELENEKSEL ile/ve/||/<> ETKİLEYİCİ(KARİZMATİK[Fr.]) ile/ve/||/<> YASAL


- YETKE ile/değil/yerine/>/>< ÖZERKLİK

( )

( [not] AUTHORITY vs./but/>/>< AUTONOMY
AUTONOMY instead of AUTHORITY )


- YETKE ile YETKELİ


- YETKE ile YETKİ

( Yaptırma ya da yasak etme hakkı ya da gücü, sulta, otorite. | Yeterliğine herkesi inandırarak, bir kişinin kendine sağladığı itaat ve güven. İLE Bir görevi/işi, yasaların verdiği olanaklara göre, belirli koşullarla yürütmeyi sağlayan hak, salahiyet, mezuniyet. )

( SULTA ile SALAHİYET )


- YETKECİ/OTORİTER[İng.] ile/değil/yerine/>< ÖNDER/LİDER[İng.]

( Bencil. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Alçakgönüllü. )


- YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
BİR BİLENE SORMA ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> "GENETİK"

( ARGUMENT TO AUTHORITY vs./and/||/<> FALLACY OF UNQUALIFIED SOURCE vs./and/||/<> APPEAL TO BELIEF vs./and/||/<> APPEAL TO COMMON PRACTICE vs./and/||/<> BANDWAGON, PEER PRESSURE vs./and/||/<> PRAGMATIC FALLACY vs./and/||/<> APPEAL TO PERSONAL INTERESTS vs./and/||/<> FALLACY OF "IS" TO "OUGHT" vs./and/||/<> STYLE OVER SUBSTANCE vs./and/||/<> "GENETIC" FALLACY )


- YETKİ ile/ve OLANAK

( AUTHORITY vs./and POSSIBILITY )


- YETKİ ve/||/<> ÖZGÜRLÜK ve/||/<> SORUMLULUK


- YETKİ ile/ve SORUMLULUK

( YVHS: YETKİ VER, HESAP SOR! )

( YETKİ VER, HESAP SORMA! değil/yerine YETKİ VER, HESAP SOR! )

( AUTHORITY vs./and RESPONSIBILITY )


- YETKİ ile/ve/değil/yerine/<> YETKİNLİK


- Yetkili KONUŞ!!!


- YETKİLİ OLMAK ile/değil/yerine/||/<>/< ETKİLİ OLMAK/OLABİLMEK


- YETKİLİ ile/değil/< YETKİN


- YETKİ(Lİ)NİN KAYNAĞI ile YETKİ(Lİ)NİN EYLEMİ


- YETKİ(Lİ)NİN KAYNAĞI ile YETKİ(Lİ)NİN EYLEMİ

( THE SOURCE OF AUTHORITY vs. THE ACTION OF AUTHORITY )


- YETKİN BİLGİ ile/değil/yerine KESİN(YAKÎN) BİLGİ

( [not] PERFECT KNOWLEDGE vs./but DEFINITE/CERTAIN/EXACT KNOWLEDGE
DEFINITE/CERTAIN/EXACT KNOWLEDGE instead of PERFECT KNOWLEDGE )


- Yetkin KONUŞ!!!