Yedi(7) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 49.942 başlık/FaRk ile birlikte,
49.942 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(179/201)
- REACTION RATE[İng.] / REAKTIONSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME HIZI
- REACTION HEAT[İng.] / CHALEUR DE LA RÉACTION[Fr.] / REAKTIONSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME ISISI
- REACTION MECHANISM[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİME MEKANİZMASI
- REACTION PROFILE[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİME PROFİLİ
- RÉACTION (D'UN RÉACTEUR)[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİME (TEPKİLEŞİM)
- REACTION[İng.] / RÉACTION[Fr.] / REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME
- TEPKİME ile TEPKİMELİ
- TEPKİMEK ile TEPKİ ile TEPKİN/LİK ile TEPKİLİ/LİK ile TEPKİSEL ile TEPKİSİZ/LİK ile TEPKİLİ UÇAK ile TEPKİSEL DAVRANIŞ
- INITIAL RATE OF A REACTION[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİMENİN İLK HIZI
- TEPKİME/REAKSİYON HIZI ile TEPKİME/REAKSİYON MEKANİZMASI
( Kimyasal tepkimenin gerçekleşme hızı. İLE Kimyasal tepkimenin adım adım gerçekleşme yolu. )
- REACTIVE CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİN AKIM
- REACTIVE VOLTAGE[İng.] / TENSION RÉACTIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN GERİLİM
- REACTIVE POWER[İng.] / PUISSANCE RÉACTIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN GÜÇ
- RÉACTION CINÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN TEPKİME
- TEPKİSİZLİK ile/ve/<> HAZIR-YANITLI OLAMAMA KAYGISI
- TEPSERMEK = KURUYUP ÇATLAMAK
- TEPSİ ile/değil EVSECEK
( Fincan, tabak, bardak vb. şeyleri taşımaya yarayan, derinliği olmayan, türlü büyüklükte düz kap. | İçinde börek, tatlı vb. pişirmeye yarayan, az derin, geniş, düz kap. | Bu kap biçiminde olan. | Bir kabın alabileceği miktarda olan. İLE/DEĞİL Tahılın taşlarını ayıklamakta kullanılan, budaksız ağaçtan yapılmış az kenarlı tepsi. )
- TEQUİLA[İng. < TEQUILA] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKİLA
( Sert bir Meksika içkisi )
- TERAKKİ[< RAKY] ile ...
( YUKARI KALKMA, YÜKSELME | İLERLEME | HALLERDE, MAKAMLARDA, BİLGİLERDE İLERLEME )
- TERAKKİ[Ar. < TERAḲḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TERAKKİ
( İlerleme yükselme gelişme ilerleme )
- TERAKKİPERVER[Ar. < TERAḲḲĪ + Fars. -PERVER] ile/değil/yerine/=/||/<> İLERİCİ
- TERAKKİPERVER[Ar. + Fars.] ile/değil/yerine/= İLERİCİ
- TERÂKKUS[Ar. < RAKS] ile TERÂKUS[Ar. < RAKS]
( Durmadan, aşağı inip yukarı çıkma. | Dans etme. İLE Dans etme. [bkz. TELÂUB] )
- TERAKÜM | BİRİKME ile/||/<> BİRİKME
( 1 Ürem ve diğer kazançların ana paraya eklenmesi 2 Bir amaç için para biriktirme Bir yapıda kimyasal bileşenlerden birinin belli bir yerde birikerek yapıdaki ortalama yüzdesinden sapma göstermesi olayı Herhangi bir ilaç veya zehirli maddenin değişik nedenlere bağlı olarak bazı organ veya dokularda birikmesi akümülasyon )
( ACCUMULATION | SEGREGATION )
( ACCUMULATION | SÉGRÉGATION )
( SEIGERUNG )
- TERAKÜM[Ar. < TERĀKUM] ile/değil/yerine/=/||/<> BİRİKME
- TERÂKÜM[Ar. < RÜKM] ile/değil/yerine/= BİRİKME, YIĞILMA, TOPLANMA
- TERAKÜM ile/||/<> FILLING[İng.] ile/||/<> COMBLEMENT[Fr.] ile/||/<> VERLANDUNG[Alm.] ile/||/<> DOLMA
( Sığ bir göl ya da körfezin dışgüçlerin taşıdığı özdeklerle dolup kara durumuna gelmesi )
( FILLING )
( COMBLEMENT )
( VERLANDUNG )
- TERÂKÜM ile/||/<> PLEONASM[İng.] ile/||/<> PLÉONASME[Fr.] ile/||/<> PLEONASMUS[Alm.] ile/||/<> EK YIĞILMASI
( Bir ekin veya aynı görevi yüklenmiş şekilce farklı eklerin kelime içinde arka arkaya sıralanması olayı tigin tigi t ler prensler sler ler sizler Harz ik ev len ikisi bir arada üç ev len üçü bir arada kim i si EAT kul cug az kulcağız yer cüg ez oğur layın ca gizlice demin ce cik yavaş ça cık yavru cağ ız az rak ça kıa azıcık kiç kine gine pek küçük Kary kız gına ceh kızcağız as kın çak azıcık Anad ağzl ey ce ne ey ce men çabuk ça na vb Olayın meydana gelişi genellikle ilk ekin görevindeki bir aşınmanın sonucudur Bu durumda ilk ek ya birleştiği kelime ile kaynaşmış ve kendini şekilce korumuştur Yahut da sonradan gelen ek ile kaynaşarak birleşik bir ek oluşmuştur Bazen de eski ekin görevinde bir zayıflama söz konusu değildir Tek şekilden farklı görevlerin gelişmesi sonunda ikinci ek o kelimeye yeni bir görev yüklenerek gelmiştir Arapçadan dilimize çokluk şekilleriyle geçmiş olan evlat evrak talebe teşkilat gibi kelimelerin yeniden birer lar ler çokluk eliyle genişletilmeleri de ek yığılması niteliğindedir evlat lar evrak lar talebe ler teşkilat lar gibi )
( PLEONASM )
( PLÉONASME )
( PLEONASMUS )
- TERAPİ/THERAPY[İng.] ile/değil/yerine/= SAĞALTIM
- TERAVİH[Ar. < TERĀVĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> TERAVİH
( teravih namazı Ramazan ayı boyunca yatsı namazından sonra kılınan namaz teravih namazı )
- TERAVİH ile TERAVİH NAMAZI
- TERAZİ, KENDİNİ TARTAMAZ" ile/değil/yerine/||/<> MUM, DİBİNE IŞIK VERMEZ
- BALANCE ROOM[İng.] / SALLE DE PESÉE[Fr.] / WAAGE ZIMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= TERAZİ ODASI
- MİZAN[Osm.] / BALANCE[İng.] / BALANCE[Fr.] / WAAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERAZİ
- TERBÎ | DÖRTLÜK ile/||/<> DÖRTLÜK
( Birbirine dik iki çap boyunca dörde bölünmüş dairenin her i bir dilimi bir gezegenin uzanımının 90 olması durumu Halk yazmında dört dizeden oluşan en küçük koşuk birimi Düzlemde Dekart konaç dizgesini oluşturmaya yarayan konaç eksenlerinin düzlemde ayırdığı dört bölgeden her biri )
( QUADRATURE | QUADRANT )
( QUADRATURE | QUADRANT )
( QUADRATUR | QUADRANT )
( QUADRANS )
- TERBIUM[Fr.] ile/||/<> TERBİYUM[Fr. < TERBIUM]
( kimya )
( TERBIUM )
- TERBİUM[Fr. < TERBIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TERBİYUM
( Atom numarası atom ağırlığı olan az bulunan bir element simgesi Tb )
- TERBİYE(EĞİTİM) ile/ve/> TÂLİM(ÖĞRETİM/ALIŞTIRMA) ile/ve/> TE'DİB(EDEB)(DAVRANIŞ/TUTUM)
( Davranış-eylem. İLE/VE Düşünce-bilgi. VE/> Terkib. )
( Göze dayanır. İLE/VE Kulağa dayanır. VE/> Davranıştır. )
( İyi-kötü. İLE/VE Doğru-yanlış. VE/> Güzel. )
( Örnek gerektirir. İLE/VE Bilen/hoca gerektirir. VE/> "Kişi kendin bilmek", haddini bilmek gerektirir. )
( Her yerdedir. İLE/VE Belirli bir yerdedir. VE/> Her yer ve zamandadır. )
( Bütüncüldür. İLE/VE Sıradüzenseldir. VE/> Estetiktir. )
( Kalb-i selîm. İLE/VE Akl-ı selîm VE/> Zevk-i selîm. )
( TO TRAIN vs./and PRACTICE/EXERCISE/DRILL and/> MANNER
Behaviour-action. VS./AND Idea-knowledge. AND/> Compound.
Base on eye. VS./AND Base on ear. AND/> Behaviour.
Good-bad. VS./AND Right-wrong. AND/> Beautiful.
Needed example. VS./AND Needed teacher. AND/> To know the self.
Everywhere. VS./AND Define place. AND/> Everywhere and anytime.
Integral. VS./AND Hierarchical. AND/> Aesthetical. )
- TERBİYE ETMEK:
ÇOCUKLARIMIZI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KENDİMİZİ
- TERBİYE ETMEK ile/değil/yerine/= EĞİTMEK
- TERBİYE[< RÜBÜV, RUBUBİYET/RAB] ile ...
( BESLEYİP BÜYÜTME | EĞİTİM | GÖRGÜ | ALIŞTIRMA | HAFİF CEZALANDIRMA | TAVSİYE; KAYIRMA, KORUMA | Bazı yemeklere konulan limon, sirke, salça gibi şeyler. )
- TERBİYE[< RÜBÜV] ile TELBİYE
( Besleyip büyütme, beslenip büyütülme. | Eğitim. | Görgü. | Alıştırma. | Hafif cezalandırma. | Bazı yemeklere konulan limon, sirke, salça gibi şeyler. | Alıştırma.[hayvan] | Tavsiye, kayırma, koruma. İLE Hac sırasında hacıların "lebbeyk Allahümme lebbeyk" demesi. )
- TERBİYE[Ar. < TERBİYE] ile/||/<> ...
( Dizgin Senirkent Isparta Amasya Yenikent Aksaray Niğde Anadolu ağızlarında da terbiye olarak kullanılır tirbiye koşum at takımı Arapçadan alınmıştır Arapça tarbiya öğretim yetiştirme Moğolca delbegen dizgin biçiminden geldiği yolundaki açıklamalar yanlıştır Bununla birlikte ağızlarda yulara takılan ip veya zincir olarak kullanılan çılbır da Moğolcadan kalma bir alıntıdır )
- TERBİYE[Ar. < TERBİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> EĞİTİM | GÖRGÜ
( beden terbiyesi eğitim görgü Bazı yemeklerin suyunu türlü yollarla koyulaştırma Eti pişirmeden önce çeşitli baharatlar yağ salça vb şeyler içinde bir süre bekletme Hayvanı alıştırma )
- TERBİYE[< RÜBÜV) ile TA'LÎM[< İLM]
( Besleyip, bütütme; Eğitim; Görgü; Alıştırma; Bedeni eğitmek. İLE Aklı eğitmek, öğrenme, öğretim. )
- TERBİYE ile/ve/||/<> TASFİYE ile/ve/||/<> TEZKİYE
- TERBİYE ile TERBİYE
( Besleyip büyütme. | Beslenip büyütülme. | Eğitim. | Görgü. | Alıştırma. | Hafif cezalandırma. | Tavsiye. | Kayırma, koruma. İLE Bazı yiyecekleri pişirmeden önce limon, salça gibi soslarda bekletme. )
- TERBİYE[Ar.] ile/ve/||/<>/> TERCİH[Ar.]
- TERBİYE ve/<> TEZKİYE
( Aklı. VE/<> Kalbi. )
- TERBİYE ile YOK ETMEK
- TERBİYE-İ BEDENİYE, BEDEN TERBİYESİ | BEDEN EĞİTİMİ ile/||/<> BEDEN EĞİTİMİ
( 1 Cimnastik oyun ve spor gibi eğitici bütün beden alıştırmalarını kapsayan genel kavram 2 Öğrencilerin bedensel gelişimi için zorunlu devinim gereksinmelerini karşılamak topluluk oyunları ve başka etkinliklerle kişilik ve önderlik yeteneklerini arttırmak dengeli bir ruh ve beden gücü elde etmelerine olanak sağlamak amacıyla her dereceli okul programında yer alan ders Oyun cimnastik ve spor gibi eğitici bütün vücut alıştırmalarını kapsayan genel kavram )
( PHYSICAL EDUCATION )
( ÉDUCATION PHYSIQUE )
( LEIBESERZIEHUNG )
- TERBİYELEMEK ile TERBİYESİZLEŞMEK ile TERBİYE ile TERBİYECE ile TERBİYECİ/LİK ile TERBİYELİ/LİK ile TERBİYESİZ/LİK ile TERBİYESİZCE ile TERBİYELİ KÖFTE ile TERBİYELİ ÇORBA
- TERBİYESİZ ile HERGELE[Fars. | çoğ. HERÂGİ]
( ... İLE Terbiye ve görgüden uzak, bayağı, aşağılık kişi. | Eşek sürüsü. | Binek ve taşıta alışmamış huysuz hayvan. )
- TERBİYESİZ/LİK ile/ve SALAK/LIK, SALOZ[argo]
- TERBİYESİZ/LİK ile/ve "ŞEREFSİZ/LİK"
- TERBİYEVÎ | EĞİTİCİ ile/||/<> EĞİTİCİ
( Eğitimi sağlayan eğitmeye elverişli ya da eğitsel değerleri bulunan Hayvanları becerili yapan eğitici )
( EDUCATIVE | TAMER | TUTORIAL )
( ÉDUCATIF | DOMPTEUR )
( DOMPTEUR, TIERBÄNDIGER )
- TERBİYEVİ FİLM ile/||/<> EDUCATIONAL FILM, TRAINING FILM[İng.] ile/||/<> FİLM ÉDUCATİF[Fr.] ile/||/<> LEHRFILM, ERZIEHUNGSFILM, BILDUNGSFILM[Alm.] ile/||/<> EĞİTİCİ FİLM
( Sinema Belirli bir konuda eğitmek özellikle bir meslek konusunda yetişkinlere bilgi vermek amacıyla hazırlanmış film )
( EDUCATIONAL FILM, TRAINING FILM )
( FILM ÉDUCATIF )
( LEHRFILM, ERZIEHUNGSFILM, BILDUNGSFILM )
- TERBİYEVİ ile/||/<> PEDAGOGICAL, EDUCATIONAL[İng.] ile/||/<> PÉDAGOGIQUE, ÉDUCATIF[Fr.] ile/||/<> EĞİTSEL
( Eğitim değeri eğitici yönü bulunan eğitme ile ilgili )
( PEDAGOGICAL, EDUCATIONAL )
( PÉDAGOGIQUE, ÉDUCATIF )
- TERBİYEVÎ/PEDAGOJİK ile/değil/yerine/= EĞİTİMSEL/EĞİTSEL
- TERBIUM[İng.] / TERBIUM[Fr.] / TERBIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERBİYUM
- TERCÎ'[Ar. < RÜCÛ | çoğ. TERCÎÂT] ile TERCİH[Ar. < RÜCHÂN | çoğ. TERCÎHÂT]
( Geri çevirme, döndürme. | Tekrarlama. İLE Üstün tutma, daha çok beğenme. )
- TERCİH ile/ve/||/<> İHTİYÂR ile/ve/||/<> MUHTAR
- TERCİH ile/değil/yerine/= YEĞLEME
- TERCİH[Ar. < TERCĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> YEĞLEME
- TERCÜME | ÇEVİRİ ile/||/<> ÇEVİRİ
( Bir dilden bir dile yapılan aktarma bir yapıtın başka bir dile aktarılması 1 Bir yapıtın bir dilden başka bir dile aktarılması 2 Bir dilden bir başka dile aktarılan yapıt )
( TRANSLATION | TRANSLATE | TRANSLATOR )
( TRADUCTION | TRADUIRE | TRADUCTEUR )
( DREHEN, FILMEN, VERFILMEN, AUFNEHMEN, FILMAUFNEHMEN )
( TRANSLATIO )
( TRADUZIONE )
( ΜΕΤΆΦΡΑΣΗ / μετάφραση )
- TERCÜME | ÇEVİRİ ile/||/<> ÇEVİRME ile/||/<> ÇEVİRMEN
( Bir dilden bir dile yapılan aktarma, bir yapıtın başka bir dile aktarılması. @@ 1. Bir yapıtın, bir dilden başka bir dile aktarılması. 2. Bir dilden bir başka dile aktarılan yapıt. )
( TRANSLATION | TRANSLATE | TRANSLATOR~TRANSLATE | SHOOT, TAKE, FILM, CINEMATOGRAPH | CONVERT | INVERSION | CIRCLING | CONVERSION | SPIN-OFF | ASSEMBLY | DIAL | FLIP | SPIN | VERSION~TRANSLATOR )
( TRADUCTION | TRADUIRE | TRADUCTEUR~TRADUIRE | TOURNER, FILMER, CINÉ-MATOGRAPHIER, FAIRE UN FILM, PRENDRE (UN FILM) | CONVERTIR (DES DONÉES) | CIRCUMDUCTION | CONVERTISSEMENT | CONVERTIR~TRADUCTEUR )
( TRANSLATIO~...~... )
( DREHEN, FILMEN, VERFILMEN, AUFNEHMEN, FILMAUFNEHMEN~DREHEN, FILMEN, VERFILMEN, AUFNEHMEN, FILMAUFNEHMEN | KREISEN | UMSETZUNG | UMWANDELN~ÜBERSETZER )
( TRADUZIONE~GIRARE~TRADUTTORE )
( ΜΕΤΆΦΡΑΣΗ / μετάφραση~ΓΎΡΙΣΜΑ / γύρισμα~ΜΕΤΑΦΡΑΣΤΉΣ / μεταφραστής )
- TERCÜME ETMEK | ALMAK, ÇEKMEK, FİLM ALMAK, FİLM ÇEKMEK, FİLME ÇEKMEK, TERTİP ETMEK, MANZARA ALMAK, DÖNDÜRMEK, AHZ ETMEK, SHO(O)T ETMEK | TERCÜME | KONVERSİYON | ÇEVİRME ile/||/<> ÇEVİRMEK ile/||/<> ÇEVİRME ile/||/<> ÇEVİRİ
( çeviri Bir dilde yazılmış yapıtları başka bir dile aktarmak Sinema Çevirim eylemi televizyona almak Yüz üstü yere yapışmış bir güreşçiyi oyun ve güç yolu ile sırt üstü getirme I Bir dilde anlatılanı başka bir dilde anlatmak üzere dönüştürmek II Verinin taşıdığı bilgiyi değiştirmeksizin gösterim biçimini değiştirmek örn kök çevirme düğüm çevirme örnekselden sayısala çevirme Tamçevirme ya da yarıçevirmenin ortak adı Vücudun türlü bölümlerinde eklemlerin verdiği olanak oranında bileşik eksende yapılan devinim türü Çekirdek tepkime kabında bir gereci bölünebilir özdek durumuna getirme süreci Örn Th232nin U233e çevrilmesi Bir birim dizgesinden başka birine örneğin c g s ten M K S e geçmek Bağlı ortaklık hisselerinin ana şirket ortaklarına verilmesiyle gerçekleştirilen şirket ayırma ve veya satma biçimi tercüme Yavrunun doğum için uygun gelişe çevrilmesi işlemi versiyon Bir dilden bir dile yapılan aktarma bir yapıtın başka bir dile aktarılması 1 Bir yapıtın bir dilden başka bir dile aktarılması 2 Bir dilden bir başka dile aktarılan yapıt )
( TRANSLATE | SHOOT, TAKE, FILM, CINEMATOGRAPH | CONVERT | INVERSION | CIRCLING | CONVERSION | SPIN-OFF | ASSEMBLY | DIAL | FLIP | SPIN | VERSION )
( TRADUIRE | TOURNER, FILMER, CINÉ-MATOGRAPHIER, FAIRE UN FILM, PRENDRE (UN FILM) | CONVERTIR (DES DONÉES) | CIRCUMDUCTION | CONVERTISSEMENT | CONVERTIR )
( DREHEN, FILMEN, VERFILMEN, AUFNEHMEN, FILMAUFNEHMEN | KREISEN | UMSETZUNG | UMWANDELN )
- TERCÜME[Ar.] ETMEK ile/değil/yerine/= ÇEVİRMEK
- TERCÜME[Ar. < TERCEME] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇEVİRİ (TERCÜMEİHÂL, HÂL TERCÜMESİ)
- TERCÜME ile/değil/yerine/= ÇEVİRİ
- TERCÜME ile/ve/<>/değil/yerine TE'LİF
- TERCÜME ile/||/<> TERCÜME[Ar. < TERCEME]
( Elçi RNAda mRNA kotlanmış olan genetik bilginin çözülerek belli bir proteinin sentezlenmesi olayı Translasyon çevirme mRNA nın taşıdığı genetik bilgiye göre ribozomlarda amino asit dizisinin saptanarak proteinlerin sentezlenmesi translasyon tarcama Arapça tarcama Akkadca targumannudan alınmıştır Nyberg Tschudi Arm 133 Jyrkӓnkallionun Türkçe tılmaç dilmaç biçiminin Akkadca targumannudan geldiği yolundaki savı yanlıştır StO 17 8 )
( TARCAMA )
( TRANSLATION )
( TRANSLATION )
( TRANSLATION )
( TRANS: KARŞI; LOCUS: YER )
- TERCÜME-İ HAL[Ar.]/BİYOGRAFİ[Fr./İng.] ile/değil/yerine YAŞAM ÖYKÜSÜ
- TERCÜMEİHÂL[Ar. < TERCEME + ḤĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖZ GEÇMİŞ
- TERE OTU ile DERE OTU
( GARDEN CRESS vs. DILL )
( LEPIDIUM SATIVUM cum ANETHUM GRAVE OLENS )
- TURPENTINE OIL[İng.] / ESSENCE DE TÉRÉBENTHINE A'L'HUILE[Fr.] / TERPENTINÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEREBENTİN YAĞI
- TERECCİ ile/||/<> DÉPRÉCATION, OBSÉCRATION[Fr.] ile/||/<> DİLEYİŞ
( Daha çok Tanrıdan bir şey dilemek için söz arasına sıkıştırılan yakarış önermeleri Bir akşam ağzına ilaç veriyordum ah analar başından ırak dostlarıma Allah göstermesin düşmanlarıma da yazık yavrumun çehresi değişti Hüseyin Rahmi Gürpınar )
( DÉPRÉCATION, OBSÉCRATION )
- TEREDDİ | SOYSUZLAŞMA ile/||/<> SOYSUZLAŞMA
( Bir canlı ya da örgenin gelişiminin herhangi bir anlamda iyiden kötüye doğru gitmesi karşılık degenerasyon degenerare soysuzlaşmak Geri evrim bir organizmanın ya da bir parçasının daha az özelleşmiş ve daha sade olan biçimlere geri dönmesi 1 Bir türün daha az yetkin bir duruma gelmeye bozulmaya dağılmaya yol açacak biçimde değişmesi 2 Yaşama biçimi ve görevlerinde gerileme ve yozlaşma 3Doğal gelişme yeteneğinin yitirilmesi 4 Bir organizma ya da bir organın soyun doğal gelişmesini durduracak biçimde bozulması )
( DEGENERATION )
( DÉGÉNÉRATION | DÉGÉNÉRESCENCE )
( ENTARTUNG | ENTARTUNG, DEGENERATION )
( DEGENERARE | DEGENERATION )
- TEREDDÎ | YOZLAŞMA | BOZUNMA | DEJENERASYON ile/||/<> DEJENERASYON ile/||/<> YOZLAŞMA
( yozlaşma Bozulma Hücre ve dokuların canlılığını koruyarak görev bakımından daha az etkin bir düzeye inmesi ve çeşitli yapısal değişimlere uğraması dönüşümlü hücre zedelenmesi Canlı gözelerinin kalıtsal özelliklerini türlü nedenlerle yitirerek bozulmaları 1 Geri evrim 2 Yapının bozulması Bir organizmanın ya da bir parçasının daha az aktif ve daha sade olan biçimlere geri dönmesi Dejenerasyon 3 Bir amino asidi kotlayan birden fazla kodonun obuası )
( DEGENERATION | DISASSIMILATION )
( DÉGÉNÉRATION )
( DEGENERATION )
( DEGENERAZIONE )
( ΕΚΦΎΛΙΣΗ / εκφύλιση )
- TEREDDÎ | YOZLAŞMA | BOZUNMA | DEJENERASYON ile/||/<> DİSİMİLASYON | YOZLAŞMA
( bk. yozlaşma @@ Bozulma. @@ Hücre ve dokuların canlılığını koruyarak görev bakımından daha az etkin bir düzeye inmesi ve çeşitli yapısal değişimlere uğraması, dönüşümlü hücre zedelenmesi. @@ @@ @@Canlı gözelerinin, kalıtsal özelliklerini türlü nedenlerle yitirerek bozulmaları. @@ 1. Geri evrim. 2. Yapının bozulması. Bir organizmanın ya da bir parçasının daha az aktif ve daha sade olan biçimlere geri dönmesi. Dejenerasyon. 3. Bir amino asidi kotlayan birden fazla kodonun obuası. )
( DEGENERATION | DISASSIMILATION~DISASSIMILATION | DISSIMILATION )
( DÉGÉNÉRATION~DISSIMILATION )
( DEGENERATION~DISSIMILATION )
( DEGENERAZIONE~DISSIMILAZIONE )
( ΕΚΦΎΛΙΣΗ / εκφύλιση~ΑΝΟΜΟΊΩΣΗ / ανομοίωση )
- TEREDDİ[Ar. < TEREDDİ] ile/||/<> İSTİHALE
( istihale )
- TEREDDİ[Ar. < REDY] ile/değil/yerine/= SOYSUZLAŞMA, YOZLAŞMA
- TEREDDİ[Ar. < TEREDDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> YOZLAŞMA
- TEREDDÜT[Ar.] ETMEK ile/değil/yerine/= İKİRCİKLENMEK/DURAKSAMAK/VARGISIZ KALMAK
- TEREDDÜT/ŞÜPHE ile/değil/yerine/= İKİRCİK/DURAKSAMA/VARGISIZLIK
- TEREF[Ar.] ile TELEF[Ar. çoğ. TELEFÂT]
( Yumuşaklık. | İyi, lezzetli yemek. | İnce, güzel şey. İLE Yok etme, öldürme. | Boş yere harcama, yıpratma. )
- TEREFFU | YÜKSELME ile/||/<> YÜKSELME ile/||/<> YÜKSELMEK
( Yerkabuğunun bir bölümünün deniz yüzüne göre daha yüksek bir düzeye çıkması ya da bir kabartı yapması Dansın yedi temel hareketinden biri Katmanların içgüçlerin etkisiyle asal durumlarını yitirerek kubbe çıkık kıvrım vb biçimler alması jeoloji astronomi Yukarı doğru hareket )
( UPLIFT, UPHEAVEL | UPLIFT | ELEVATION | RISE )
( SOULEVEMENT, EXHAUSSEMENT, SURRECTION | RELEVER | SOULÈVEMENT | ASCENSION | ÉLÉVATION )
( HEBUNG | ERHÖHUNG )
- TEREFFU | YÜKSELMEK >< İNMEK
- TEREKKÜP[Ar. < TEREKKUB] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLEŞME
- TEREKKÜP[Ar.] ile/değil/yerine/= BİLEŞME
( Birkaç şeyin bileşmesinden oluşma. )
- TEREKTÜ'Ş-ŞEY'E[Ar.] ile LEHEYTU ÂNHU[Ar.]
- TERENNÜM[çoğ. TERENNÜMÂT] ile/ve/||/<> TAGANNÎ[< GINÂ | çoğ. TAGANNİYÂT]
( Yavaş ve güzel bir sesle şarkı söyleme. | Kuşun şakıması, ötmesi. | İLE/VE/||/<> Zenginleşme. | Muhtaç olmama, yetinme. | Makamla okuma. )
- TERESSÜB ETMEK | ÇÖKELMEK ile/||/<> ÇÖKELME
( kimya Bir çökeltideki çözünenin doygunluk sınırını aştığı zaman oluşturduğu çökeltilerin oluşumu Eriyebilir antijenlerin antikorlarla çözünmez çökelti oluşturması presipitasyon )
( PRECIPITATION )
( PRÉCIPITER (SE-) | PRÉCIPITATION )
( AUSFÄLLUNG )
- TERESSÜB[< RÜSÛB (çoğ. TERESSÜBAT)] ile/değil/yerine/= TORTULANMA, DİBE ÇÖKME, DURULMA
- TERESSÜP[Ar. < TERESSUB] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇÖKELME
- TERETTÜB[< RÜTÛB] ile/değil/yerine/= SIRALANMA, SIRASINDA OLMA, SIRASI GELME | ÂİT OLMA, GEREKME | (BİR İŞİN ÜZERİNE) DÜŞME
- TEREVVU'[Ar.] ile TEREVVUH[Ar.]
( Korkma. İLE Bir şeyden koku alma. )
- TERFİAN[Ar. < TERFĪʿAN] ile/değil/yerine/=/||/<> TERFİEN
( Terfi ederek yükselerek )
- TERFİK[Ar.] ile/değil/yerine/= BİRİNİ ARKADAŞ ALMA
( Birini arkadaş olarak yanına alma. | Arkadaş olarak yanına birinin verilmesi. )
- TERGAL[Fr.] = TERİLEN[İng. < TERYLENE]
( Yapay polyester lifleri ya da ipliği. | Bu iplikten yapılmış kumaş. )
- TERHANE[Fars. < TERḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> TARHANA
( tarhana çorbası sıkma tarhana kızılcık tarhanası İçine domates biber soğan kokulu otlar süt veya yoğurt katılan bulgur mayalanmış ve kurutularak ufalanmış hamur vb nden yapılan çorba malzemesi tarhana çorbası )
- TERHÎBEN[Ar.] ile TERHÎBÎ[Ar.]
( Korkutarak, korkutma yoluyla. İLE Çok korkmayla ilgili, çok korkutucu. )
- TERHÎM[Ar. < RAHM, RAHUM, RAHÂMET] ile TERHÎM[Ar. < RAHMET, MERHAMET, RUHM/RUHUM | çoğ. TERHÎMÂT] ile TERHÎN[Ar. < REHN]
( Bir adı kısaltma. İLE "Allah, rahmet eylesin." sözünü söylemek. İLE Rehin olarak verme, emânet bırakma. )
- TERÎKE[Ar.] ile TERİKE/TEREKE[Ar. çoğ. TERÎKÂT/TEREKÂT]
( Kalık, evlenme dönemi geçmiş, evde kalmış. | İtfaiye erlerinin başlarına taktığı kask. İLE Ölen kişinin bıraktığı şey. )
- TERİMLER DİZGESİ | TERMİNOLOJİ ile/||/<> TERMİNOLOJİ[Fr. < TERMINOLOGIE]
( Nomenklatür )
( NOMENCLATURE )
( TERMINOLOGIE )
- TERİMLERİN/KAVRAMLARIN KULLANIMINDA:
FARKLILIK ile/ve/değil/yerine YEĞLEME
- TERİMLEŞTİRMEK ile TERİM ile TERİMLİ ile TERİM BİLİMİ ile TERİMLER DİZGESİ
- TERK | ÇEKİLME ile/||/<> ÇEKİLME
( Bir yumrukoyuncusunun herhangi bir nedenle karşılaşmayı bırakması ya da köşesinde bulunan yardımcısının yumruklaşma alanına sünger havlu atarak oyuncusu adına yenilgiyi kabul etmesi Akarsuların en çekik durumu Gelgitte kabarma olayının karşıtı kabarma çekilme akıntısı çekik durum denizçekilmesi Isıl işlemler sonucunda oluşan soğumayla beliren boyca küçülme olayı )
( ABANDON | LOW WATER | EBB | SHRINKAGE )
( ÉTIAGE | MARÉE DESCENDANTE | RETRAIT )
( AUFGEBEN | NIEDRIGWASSER | EBBE | SCHRUMPFUNG )
- TERK ETMEK ile TERK EDİLMİŞ ile TERK EDİLMİŞ YER ile TERK EDİLME
( ABANDON vs. ABANDONED vs. ABANDONED PLACE vs. ABANDONMENT )
( رهاساختن ile دست کشيدن ile دل کندن ile ترککردن ile رها کردن ile صرفنظر کردن ile واکهداردن ile متروکه ile متروک ile ترک ile رهاسازي ile صرف نظر ile دلکندن ile متارکه )
( رهاساختن ile DAST KESHYDAN ile DEL KANDAN ile ترککردن ile RAYAA KARDAN ile SARFANZAR KARDAN ile VAKEHDARDAN ile METROKEH ile METROK ile TARK ile RAYAASAZY ile SARF NAZAR ile DELEKANDAN ile METARKEH )
- TERK ETMEK/EDİLMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AYRILMAK
- TERK[Ar. < TERK] ile/değil/yerine/=/||/<> AYRILMA | VAZGEÇME
( ayrılma vazgeçme Bakmama ihmal etme )
- TERK[Ar.] ile TAHLİYE[Ar.]
- TERKİB[< RÜKÛB | çoğ. TERKÎBÂT] ve İHTİLÂT[< HALT] ile/ve/<> MİZÂC[< MEZC | çoğ. EMZİCE]
( | Birkaç şeyi birleştirip karışık bir şey oluşturma. VE Karışma, katışma. | Karşılaşıp görüşme. | İLE/VE/<> Bir şeyle karıştırılmış olan başka şey. | Huy, tabiat. )
- TERKİB-İ BENT ile/<> TERCİ-İ BENT
( [vasıta beyti] Değişir. İLE Değişmez. )
( )
- TERKİBİ[Ar. < TERKĪBĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TERKİBÎ
( Tamlama ile ilgili )
- TERKİN-İ KAYD ETMEK, TERKİN ETMEK ile/||/<> CANCEL[İng.] ile/||/<> RADIER[Fr.] ile/||/<> KAYDINI SİLMEK
( Bulgu ya da markanın yasalarda gösterilen koşullara uygun olarak kaydını silmek )
( CANCEL )
( RADIER )
- TERKİP | BİLEŞME ile/||/<> BİLEŞMEK
( İki ya da daha çok sayıda atom molekül ya da özdeğin kimyasal tepkimeyle bir araya gelerek yeni bir özdek oluşturması kimya )
( COMBINATION | ASSOCIATION )
( COMBINATION | COMPOSER (SE-) | ASSOCIATION )
( VERBINDUNG | ASSOZIATION )
( CUM, JUGERE )
( COMBINAZIONE )
( ΣΎΝΘΕΣΗ / σύνθεση )
- TERKİP | BİLEŞME ile/||/<> BİRLEŞME
( İki ya da daha çok sayıda atom, molekül ya da özdeğin kimyasal tepkimeyle bir araya gelerek yeni bir özdek oluşturması. @@ (kimya) )
( COMBINATION | ASSOCIATION~ASSOCIATION | AMALGAMATION | CONJUGATION | FUSION, MERGING, AMALGAMATION | MERGER, AMALGAMATION, ABSORBATION, FUSION | CONJUNCTION )
( COMBINATION | COMPOSER (SE-) | ASSOCIATION~ASSOCIATION | REGROUPEMENT DES COMMUNES, REMEMBEMENT DES COMMUNES) | COMBINAISON | CONJUGAISON | SYZYGIE | UNION | UNIR | FUSIONNEMENT )
( CUM, JUGERE~CUM,JUGERE | CUM: BERABER; JUGARE: BOYUNDURUK TAKMAK )
( VERBINDUNG | ASSOZIATION~ASSOZIATION | CONJUGATION | KONJUGATION )
( COMBINAZIONE~UNIONE )
( ΣΎΝΘΕΣΗ / σύνθεση~ΈΝΩΣΗ / ένωση )
- TERKİP | SENTEZ | TERKİP, SENTEZ | TERKÎB | YAPIM | BİREŞİM | SENTEZ ile/||/<> SENTEZ ile/||/<> BİREŞİM
( bireşim kimya syntithenai beraber koymak Basit yapılı moleküllerden karmaşık yapılı maddelerin elde edilmesi bireşim Gesamtkunstwerk Verilerin bir bütünlük ortaya çıkaracak biçimde birleşmesi 1 Ayrı ayrı düşünce ve duyum öğelerinin birleşip bir bütün oluşturması 2 Türlü bulgu ve görüşlerin genel bir düşünceye varmak amacıyla karşılaştırılıp değerlendirilmesinden sonra birleştirilmesi işlemi 3 Sözcük bölüklerinin bir araya getirilerek okunması Bir bileşiği öğelerinden ya da daha yalın yapıdaki bileşiklerden elde etmeye yarayan tepkime ya da tepkimeler dizisi Birden çok öğenin bağımsızlığını yitirerek yeni bir bileşim oluşturan birliği ya da birden çok öğeyi bireştirme işlemi kimya 1 Yalın özdekleri bir araya getirerek bileşik özdekler oluşturma işlemi 2 Bu işlemin sonucunda ortaya çılkan bütün 1 Bir çokluğu birlik içinde toplama birleştirme a Çeşitli öğeleri bir araya getirme bir bütün içinde birleştirme b Bu birleştirmenin sonucu Karşıtı çözümleme 2 Yöntem olarak Tümdengelim yöntemi Yalından karmaşık olana tümelden tikele zorunludan olasılıya ilkeden onun uygulanmasına genel yasadan bireysel duruma nedenden etkiye öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi çıkarımsal usavurma 3 Eytişimsel süreçte üçüncü evre Savkarşısav karşıtlığının daha yüksek bir bütünde ortadan kaldırılması eytişimsel bireşim eytişim 3 İstenen bir kimyasal özdeğe daha olağan ayıraçlardan başlayarak birkaç kimyasal adım sonunda erişme işlemi Bir birleşiği öğelerinden ya da daha yalın yapıdaki birleşiklerden elde etmeye yarayan tepkileşim ya da tepkileşimler dizisi )
( SYNTHESIS )
( SYNTHÈSE )
( SYNTHESE )
- TERKİP | TAMLAMA ile/||/<> TAMLAMA
( Derleme takım Bir adın anlamının tam belirtilmesi için bir başka addan adıldan ya da sıfattan yardım görmesi Evin kapısı sokak kedisi demir köprü bankanın açılış töreninin ertelenmesi senin evin onun evi bizim evimiz kendi evin beyaz ev karlı dağlar vb İsim ve Sıfat Takımı Bir adın anlamının tam olarak belirlenebilmesi için o adın tamlayan görevindeki bir ad veya ad soylu sıfat zamir gibi başka bir kelime ile tamamlanması bir tamlayanla bir tamlananın oluşturduğu kelime grubu İçeriye berrak kış günü ışığı yol bulmuş bir su gibi aktı S F Abasıyanık Bütün Eserleri Şeytan Minaresi s 106 Anaların anası anaların anası senin gibi var mı ki Yaşar Kemal Ortadirek s 273 Aptallığın üniforma giymesi de ne tuhaf Kemal Tahir Esir Şehrin İnsanları s 221 Birkaç bin kişilik büyücek bir çete çarpışmasını siz zafer mi sayıyorsunuz Kemal Tahir göst e s 334 Yolcu için gecenin karanlığı şimşeğin bir lahzalık aydınlığından sonra daha tahammül edilmez olur S Ayverdi Yusufcuk s 10 Gidenin yerine benzerini getirmek gayreti işte insanların tesellisi dir S Ayverdi göst e s 51 vb )
( DETERMINATIVE GROUP | DETERMINATED | DETERMINING, DETERMINATIVE )
( GROUPE DÉTERMINATIF | GROUPE DÉTERMINATIF, SYNTAGME DÉTERMINATIF | DÉTERMINÉ | DÉTERMINANT, DÉTERMINATIF )
( DETERMINATIVE GRUPPE, DETERMINATIVE WORTFÜGE | ZUSAMMENSETZUNG, KOMPOSITIUM | BESTIMMT | BESTIMMEND, DETERMINATIV )
( SINTAGMA )
( ΠΡΟΣΔΙΟΡΙΣΤΙΚΉ ΦΡΆΣΗ / προσδιοριστική φράση )
- TERKİP | TAMLAMA ile/||/<> TAMLANAN ile/||/<> TAMLAYAN
( (Derleme., takım) Bir adın anlamının tam belirtilmesi için, bir başka addan, adıldan ya da sıfattan yardım görmesi: Evin kapısı, sokak kedisi, demir köprü, bankanın açılış töreninin ertelenmesi, senin evin, onun evi, bizim evimiz, kendi evin, beyaz ev, karlı dağlar vb. @@ bk. İsim ve Sıfat Takımı. @@ Bir adın anlamının tam olarak belirlenebilmesi için, o adın tamlayan görevindeki bir ad veya ad soylu sıfat, zamir gibi başka bir kelime ile tamamlanması; bir tamlayanla bir tamlananın oluşturduğu kelime grubu: İçeriye berrak kış günü ışığı, yol bulmuş bir su gibi aktı (S. F. Abasıyanık, Bütün Eserleri: Şeytan Minaresi, s. 106). Anaların anası, anaların anası senin gibi var mı ki? (Yaşar Kemal, Ortadirek s. 273). Aptallığın üniforma giymesi de ne tuhaf? (Kemal Tahir, Esir Şehrin İnsanları, s. 221). Birkaç bin kişilik, büyücek bir çete çarpışmasını siz zafer mi sayıyorsunuz? (Kemal Tahir, göst. e., s.334). || Yolcu için gecenin karanlığı şimşeğin bir lahzalık aydınlığından sonra daha tahammül edilmez olur (S. Ayverdi, Yusufcuk, s. 10). Gidenin yerine benzerini getirmek gayreti, işte insanların tesellisi dir. (S. Ayverdi. göst. e., s. 51) vb. )
( DETERMINATIVE GROUP | DETERMINATED | DETERMINING, DETERMINATIVE~DETERMINATED~DETERMINING, DETERMINATIVE | DETERMINANT )
( GROUPE DÉTERMINATIF | GROUPE DÉTERMINATIF, SYNTAGME DÉTERMINATIF | DÉTERMINÉ | DÉTERMINANT, DÉTERMINATIF~DÉTERMINÉ~DÉTERMINANT, DÉTERMINATIF | DÉTERMINANT )
( DETERMINATIVE GRUPPE, DETERMINATIVE WORTFÜGE | ZUSAMMENSETZUNG, KOMPOSITIUM | BESTIMMT | BESTIMMEND, DETERMINATIV~BESTIMMT | GRUNDWORT, DETERMINAT~BESTIMMEND, DETERMINATIV | DETERMINANTE, BESTIMMUNGSWORT )
( SINTAGMA~DETERMINATO~DETERMINANTE )
( ΠΡΟΣΔΙΟΡΙΣΤΙΚΉ ΦΡΆΣΗ / προσδιοριστική φράση~ΠΡΟΣΔΙΟΡΙΖΌΜΕΝΟ / προσδιοριζόμενο~ΠΡΟΣΔΙΟΡΊΖΟΝ / προσδιορίζον )
- TERKİP[Ar. < TERKĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> TAMLAMA | BİLEŞİM
( terkiphane Birleşim birleştirme bir araya getirme tamlama bileşim )
- TERKOVA | LÂDES KEMİĞİ ile/||/<> LADES KEMİĞİ
( (biyoloji) )
( FURCULA~FURCULA )
( CLAVICULES~FOURCHETTE )
( FURCULA~FURCULA )
( GABELBEIN~GABELBEIN )
( FORCELLA~FORCELLA )
( ΔΙΧΆΛΑ / διχάλα~ΔΙΧΆΛΑ / διχάλα )
- TERKOVA ile/||/<> CLAVICULES[Fr.] ile/||/<> LÂDES KEMİĞİ
( biyoloji )
( FURCULA )
( CLAVICULES )
( GABELBEIN )
( FURCULA )
( FORCELLA )
( ΔΙΧΆΛΑ / διχάλα )
- TER/LEME ile SICAK/ATEŞ
( ARKAN ile ... )
( SWEAT/PERSPIRE/PERSPIRATION/TRANSPIRATION vs. HOT/FEWER )
- TERLEME ile/||/<> TERLEME
( botanik Isıl işlem gören bir parçanın aşırı ısıtmadan ötürü bölgesel olarak eriyerek sıvı metal salması olayı Pastırmalık etlerin güneşte kurutulması sırasında yüzeydeki yağların kısmen eriyerek yağ damlacıkları oluşturması durumu )
( SWEATING | HLK. )
( TRANSPIRATION | RESSUAGE )
( SCHWITZEN )
- TERLİK/ŞIPŞIP/ŞIPIDIK[argo] ile/ve PANTUFLA[Yun.]
- TERLİK ile/ve NALIN[Ar.]/TAKUNYA[Yun.]
( Genellikle ev içinde giyilen, deri, naylon vb. şeylerden yapılan, arkası açık, hafif ve türlü biçimlerde ayak giysisi. | Beyaz patiskadan dikilen takke, başlık. İLE/VE Genellikle hamam vb. ıslak tabanlı yerlerde kullanılan, yüksek ökçeli, ağaçtan yapılmış bir tür ayak giysisi. )
- TERM SYMBOLS[İng.] ile/değil/yerine/= TERM SEMBOLLERİ
- TERMAL İLETKENLİK ile/ve/||/<> ELEKTRİKSEL İLETKENLİK
( Bir nesnenin ısıyı iletme yeteneği. İLE/VE/||/<> Bir nesnenin elektrik akımını iletme yeteneği. )
- TERMAL İLETKENLİK ile/ve/||/<> ELEKTRİKSEL İLETKENLİK
( Isı iletme yeteneği. İLE/VE/||/<> Elektrik iletme yeteneği. )
- TERMAL/THERMAL[İng.] ile/değil/yerine/= SICAK KAPLICA SUYU | ISIYLA İLGILİ)
- TERMAL[Fr.] ile/değil/yerine/= KAPLICA
- THERMIE[İng.] / THERMIE[Fr.] / THERMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİ
- TERMİK SANTRAL ile/||/<> ISIL ÖZEK
( ısıl özek )
- THERMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİK
- TERMİKLEŞTİRMEK ile TERMİK ile TERMİK SANTRAL
- TERMİN[Alm. < TERMIN] ile/değil/yerine/=/||/<> RANDEVU
- TERMINAL DÖNEM/TERMINAL PHASE[İng.] ile/değil/yerine/= ÖLÜMCÜL EVRE
- TERMİNOLOJİ[Fr. < TERMINOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERİMLER DİZGESİ | TERİM BİLİMİ
( terimler dizgesi terim bilimi )
- TERMİNOLOJİ ile AKSİYOM/ATİK
( Terimler dizgesi. | Terim bilimi. İLE Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme, mütearife, belit. )
- TERMİT[Fr. < TERMITE] ile/değil/yerine/=/||/<> AKKARINCA
- TERMİT ile GÜNEYDOĞU ASYA AHŞAPTERMİTİ
( ... İLE Termit nüfusunun iki katıdır. )
( ... İLE 2.5 kat fazla yerler. )
( Kraliçe termit, hergün binlerce yumurtlar. [Yumurtalıkları genişledikçe kendi büyüklüğünün 300 katına kadar büyüyebilirler.] )
( Hindistan Kule Termiti [Odontotermes obesus], saniyede bir, günde 80.000'den fazla yumurta bırakırlar. )
( Formosa Termiti [Coptotermes Formosanus], karıncaları ve yuvarlak solucanları uzak tutmak için yuvasını naftalinle dezenfekte ederler. [Naftalin doğal olarak üretilmediğinden, hayvanın bunu nereden bulduğu ya da nasıl ürettiği bilinmiyor.] )
( Termitler tek eşlidir fakat Zootermopsis Nevadensis türünün %50'si eşlerini terk eder. )
( Hangi ağacı yiyeceklerine, çiğnemeye bağladıkları zaman çıkan titreşime göre karar verirler. [Ağaç lifleri çiğnendiği zaman çatırdar, bu ses, termit tarafından bir veri olarak algılanır ve ağacın tipini ve büyüklüğünü anlamalarını sağlar.] [Küçük ağaç parçalarını, mobilyaları büyük kütüklere tercih ederler.] )
( Ağaç yeme ve koloninin geri kalanını ağız ya da kıçlarından besleme işini kör işçiler yapar. )
( Bazı türlerde, işçiler, dışkılarını biraraya getirir ve üzerlerinde mantar yetişmesini sağlarlar. [Kuru mevsimlerde bile zengin protein kaynağına sahip olmalarını sağlar.] )
( Selülozu sindirebilmek için çok odalı mideleri vardır. [Bağırsaklarında 200 çeşit mikrop bulunur ve hepsi de ağaçtan enerji elde etmeye yardımcı olur.] )
( Betonun içine bile yuva yapabilirler. )
( Kuzey Amerika'daki binalara yangın ve su baskınlarından daha çok zarar verirler. [Dünya genelinde neden oldukları yıllık zarar 5 milyar doların üzerindedir.] )
( Didgeridoo[Aborjin'lerin üflemeli çalgısı] müzik aletleri, içi termitlerce oyulmuş okaliptüs yapraklarından yapılır. )
- THERMIT[İng.] / THERMITE[Fr.] / THERMIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİT
- TERMİT ile/||/<> WHITE ANT[İng.] ile/||/<> FOURMI BLANCHE[Fr.] ile/||/<> WEISSE AMEISE[Alm.] ile/||/<> AKKARINCA
( akkarınca İnce toz alüminyum ile demir ve öteki metal oksitlerinin büyük ısı salan karışımları Sıcak ya da ılıman ülkelerde yaşayan akkarıncalar takımına bağlı canavar böceklerin genel adı ağaç kemiren karınca divik termit )
( THERMITE )
( THERMITE | TERMITE )
( THERMIT )
- TERMİYE ile/||/<> DOMUZ BAKLASI
( domuz baklası Acı bakla )
( LUPINUS ALBUS )
- TERMO-RESPONSİVE POLİMER ile/||/<> PH-RESPONSİVE POLİMER
( Termo-responsive polimer sıcaklık değişimle davranış değiştirirken İLE pH-responsive polimer asitlik bazlık değişimle davranış değiştirir )
( Formül: LCST/UCST )
- FIRST LAW OF THERMODYNAMICS[İng.] ile/değil/yerine/= TERMODİNAMİĞİN BİRİNCİ YASASI
- TERMODİNAMİK DENGE ile/ve/||/<> MEKANİK DENGE
( Bir yapının/sürecin enerji alışverişi yapmadığı durum. İLE/VE/||/<> Bir yapının/sürecin güçlerinin dengede olduğu durum. )
- TERMODİNAMİK[İng. THERMODYNAMICS] ile/||/<> ADYABATİK DENGE[İng. ADIABATIC EQUILIBRIUM] ile/||/<> ENTALPİ[İng. ENTHALPY] ile/||/<> ENTROPİ[İng. ENTROPY] ile/||/<> FİZİKOKİMYA[İng. PHYSICAL CHEMISTRY]
( Termodinamik; ısı, sıcaklık, enerji ve iş arasındaki ilişkiyi inceleyen ve araştıran bilim dalıdır. Daha kapsamlı bir ifadeyle termodinamik; ısı, sıcaklık, entropi, entalpi, termodinamik yasaları, sıcaklık, iş ve enerji konularını inceler. Etimolojik olarak termodinamik sözcüğü Yunancada ısı anlamına gelen "θερμο" ile dinamik anlamına gelen "δυναμική" sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur. Ek olarak Sadi Carnot, termodinamik biliminin kurucusu olarak kabul edilir. Fransız fizikçi Sadi Carnot 1824 yılında ısı motoru çevrimi kavramını ve tersinmezlik ilkesini ortaya atmıştır. Sadi Carnot'un fikirlerini o yüzyılın sonlarında Alman fizikçi ve matematikçi Rudolf Clausius geliştirmiştir. @@ Termodinamikte bir sistemin sınırlarından ısı akışının gerçekleşmediği ya da giren ısının çıkan ısıya eşit olduğu denge durumudur. @@ Entalpi, maddenin yapısında depoladığı enerjinin tanımıdır. Sembolü H'dir. Entalpi, iç enerji, basınç ve hacme bağlıdır. Sıcaklık arttıkça molekül iç etkileşimleri de artacağı için entalpi de artacaktır. @@ Fizikte entropi, bir sistemin mekanik işe çevrilemeyecek termal (ısıl) enerjisini temsil eden termodinamik birimdir. Çoğunlukla bir sistemdeki rastgelelik ve düzensizlik olarak tanımlanır ve istatistikten teolojiye birçok alanda yararlanılır. Sembolü S'dir. Sistemlerdeki düzensizlik arttıkça, entropi de artar. Bu durum da faydalı (iş yapabilir) enerji miktarını azaltır. Faydasız enerjiyi (entropi) arttırır. @@ Kimyasal sistemlerin özellik ve davranışlarını inceleyen, bu özellik ve davranışların sonucunda ortaya çıkan yasaları belirleyen bilim dalıdır. Fizikokimya; sıcaklık, basınç, hacim, derişim gibi fiziksel etmenlerin kimyasal tepkimelere etkilerini inceler. Sistemlerdeki ısı ve iş dönüşümlerini, tepkime hızlarını ve tepkime mekanizmalarını matematiksel ifadelerle teorilere dönüştürür. Elektrokimya, termodinamik, kimyasal kinetik alanlarını da kapsar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TERMODİNAMİK ile/ve/||/<> ISI AKTARIMI
( Enerji ve iş arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim dalı. İLE/VE/||/<> Isının bir yerden başka bir yere geçişini inceleyen bilim dalı. )
- TERMODİNAMİK ile/||/<> KİNETİK
( Bir sürecin yalnızca başlangıç ve bitiş durumlarını, enerji ve denge açısından karşılaştırıp olabilirliğini söyleyen daldır; ne kadar sürede olacağını söylemez. @@ Bir sürecin ne kadar hızlı gerçekleştiğini, hangi yoldan ve hangi engellerle ilerlediğini inceleyen daldır. İlki olur mu ve ne yönde, ikincisi ne kadar hızlı sorusunu yanıtlar; bir tepkime termodinamikçe olası olsa da kinetikçe çok yavaş olabilir. )
- TERMODİNAMİK ile KİNETİK
( Enerji ve iş ile ilgili bilim dalı. İLE Hareket ve hız ile ilgili bilim dalı. )
- TERMODİNAMİK ile/ve/||/<> OPTİK
( Isı ve enerji dönüşümlerini inceler. İLE/VE/||/<> Işık ve görüntü olaylarını inceler. )
- TERMODİNAMİK ile/ve/||/<> TERMOELEKTRİK ile/ve/||/<> TERMOKİMYA ile/ve/||/<> TERMONÜKLEER
( Isı enerjisi ile kinetik enerji arasındaki ilgileri ve bu konuyla ilgili olayları inceleyen fizik kolu. İLE/VE/||/<> Isı enerjisi ile kinetik enerji arasındaki ilgileri ve bu konuyla ilgili olayları inceleyen fizik kolu. İLE/VE/||/<> Tepkimelere eşlik eden termik olayları inceleyen kimya dalı. İLE/VE/||/<> Ancak çok yüksek sıcaklıklarda, hafif elementler arasında doğan (çekirdeksel tepkime). )
- THERMOELECTRIC CURRENT[İng.] / COURANT THERMOELECTRIC[Fr.] / THERMOELEKTRISCHE STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOELEKTRİK AKIM
- THERMOELEKTRISCHE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOELEKTRİK ENERJİ
- THERMOGRAVIMETRIC ANALYSIS[İng.] / THERMOGRAVIMETRISCHE ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOGRAVİMETRİK ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZ
- THERMOCHEMICAL EQUATION[İng.] ile/değil/yerine/= TERMOKİMYASAL DENKLEM
- TERMOLECULAR, TRIMOLECULAR REACTION[İng.] / TRIMOLÉCULARIE[Fr.] ile/değil/yerine/= TERMOLEKÜLER, TRİMOLEKÜLER TEPKİME
- THERMOLYSIS[İng.] / THERMOLYSE[Fr.] / THERMOLYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOLİZ, ISIL AYRIŞMA
- THERMOMETRY[İng.] / THERMOMÉTRIE[Fr.] / THERMOMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOMETRİ
- THERMONUCLEAR EXPLOSION[İng.] ile/değil/yerine/= TERMONÜKLEER PATLAMA
- TERMOPLASTİK ile/||/<> TERMOSET ile/||/<> ELASTOMER
( Isıl davranışa göre polimer türleri. )
( Formül: Tg < Tkullanım < Tm )
- TERMOSTAT[Fr.]/THERMOSTATE[İng.] ile/değil/yerine/= ISIDENETİR/SICAKLIKDENETİR
- TERMOTERAPİ/THERMOTHERAPY[İng.] ile/değil/yerine/= SICAKLA SAĞALTIM
- THERMOTROPIC LIQUID CRYSTAL[İng.] / CRISTAL LIQUIDE THERMOTROPE[Fr.] / THERMOTROPER FLÜSSIGKRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOTROP SIVI KRİSTAL
- TERÖRİST/TERRORİSTE[Fr. < TERRORISTE] ile/||/<> TERÖRİZM/TERRORİSME[Fr. < TERRORISME] ile/||/<> TERÖR/TERREUR[Fr. < TERREUR]
( Bir siyasi davayı zorla kabul ettirmek için karşı tarafa korku salacak cana veya mala kıyacak davranışlarda bulunan kimse yıldırıcı yıldırmacı terörcü tedhişçi Yıldıran kimse veya şey )
- TERÖR/İST/İZM[Fr./İng.]/!TEDHİŞ/Çİ[Ar.] ile/değil/yerine/= !YILDIRI/CI/LIK
- TERÖRİZE ETMEK ile/değil/yerine/>< TEORİZE ETMEK
- TERPENES[İng.] / TERPÈNE[Fr.] / TERPENE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERPENLER
- TERRAIN[Fr.] ile/||/<> YEREY | ARAZİ[Ar. < ARÂZİ]
( yerey jeoloji )
- TERREUR[Fr. < TERREUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TERÖR
( trafik terörü Karşı tarafa korku salma cana kıyma malı yakıp yıkma yıldırı tedhiş )
- TERRIBLE :/yerine KORKUNÇ, BERBAT
- INVERSE NETWORK[İng.] / UMGEKEHRTES NETZWERK[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS AĞ
- INVERSE CURRENT[İng.] / COURANT INVERSE[Fr.] / UMKEHRSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS AKIM
- INVERSE SYMMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= TERS BAKIŞIM
- REVERSE BIAS[İng.] ile/değil/yerine/= TERS BESLEME
- REVERSE BIAS AMPLIFIER[İng.] ile/değil/yerine/= TERS BESLEMELİ YÜKSELTEÇ
- INVERSE BETA DECAY[İng.] / DÉCROISSANCE BÊTA INVERSE[Fr.] / INVERSER BETA-ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS BETA BOZUNUMU
- TERS-ÇEVİRİM ile ...
( REVERSIVE )
- INVERSE COMPTON SCATTERING[İng.] / DIFFUSION COMPTON INVERSE[Fr.] / INVERSE COMPTON-STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS COMPTON SAÇILMASI
- INVERSE CHANGE[İng.] / ÉCHANGE INVERSE[Fr.] ile/değil/yerine/= TERS DEĞİŞİM
- UMKLAPP-PROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS DÖNME SÜRECİ
- INVERSE UMWANDLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS DÖNÜŞÜM
- INVERSE ELECTRODE CURRENT[İng.] / COURANT INVERSE D'ÉLECTRODE[Fr.] / UMKEHR-ELEKTRODENSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS ELEKTROT AKIMI
- INVERSE EFFECT[İng.] / EFFET INVERSE[Fr.] / UMGEKEHRTER EFFEKT, UMKEHREFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS ETKİ
- REVERSED-PHASE PARTITION CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= TERS-FAZ DAĞILIM KROMATOGRAFİSİ
- INVERSE VOLTAGE[İng.] / TENSION INVERSE[Fr.] / INVERSES-POTENTIAL, SPERRSPANNUNG, UMGEKEHRTE SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS GERİLİM
- TERS İLİŞKİ ile/değil TERSİNE BİR İLİŞKİ
( "Ters ilişki" sözü daha çok anal seks için kullanılmaktadır. İLE/DEĞİL Kavramlar üzerine yapılacak süreçteki sondan başa gidiş için "tersine/tersinden bir bakışla" ifadesi kullanılabilir. )
- INVERSE SQUARE LAW[İng.] / LOI DU CARRÉ INVERSE[Fr.] / QUADRATISCHES ENTFERNUNGSGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS KARE YASASI
- POLARISATION INVERSE[Fr.] ile/değil/yerine/= TERS KUTUP
- MAKÛSEN MÜTENASİP[Osm.] / INVERSELY PROPORTIONAL[İng.] / TERS ORANTILI[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS ORANTILI
- RECIPROCAL LATTICE[İng.] / RÉSEAU RÉCIPROQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TERS ÖRGÜ
- REVERSE OSMOSIS[İng.] / REVERSE OSMOSIS[Fr.] / TERS OSMOZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS OSMOZ
- INVERSE PIEZOELECTRIC EFFECT[İng.] / EFFET PIÉZOÉLECTRIQUE INVERSE[Fr.] / INVERSER PIEZOEFFEKT, INVERSER PIEZOELEKTRISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS PİEZO ELEKTRİK ETKİ
- INVERSE TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE INVERSE[Fr.] / UMGEKEHRTE TEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS SICAKLIK
- SYMÉTRIE INVERSE[Fr.] / INVERSE SYMMETRIE, UMGEKEHRTE SYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS SİMETRİ
- INVERSE STARK EFFECT[İng.] / EFFET STARK INVERSE[Fr.] / UMGEKEHRTER STARK-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS STARK ETKİSİ
- INVERSE VECTOR[İng.] / VECTEUR RÉCIPROQUE[Fr.] / UMGEKEHRTER VEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS VEKTÖR
- INVERSE DIRECTION[İng.] / DIRECTION INVERSE[Fr.] / UMGEKEHRTE RICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS YÖN
- INVERSE ZEEMAN EFFECT[İng.] / EFFET ZEEMAN INVERSE[Fr.] / INVERSER ZEEMAN-EFFEKT, UMGEKEHRTER ZEEMAN-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS ZEEMAN ETKİSİ
- TERS ile/ve/<> KESİŞME
- TERS ile TERS ile TERS ÇEVİRME
( INVERSE vs. INVERSELY vs. INVERSION )
( معکوس ile وارون ile برعکس ile معکوسا ile وارونهسازي ile تقليب ile برگشتگي ile واژگوني ile وارونگري )
( MAKOOS ile VARON ile BARAKS ile MAKOOSA ile VARONESSAZY ile تقليب ile برگشتگي ile VAJGONY ile VARONGARY )
- TERS ile/değil TERSİNE
- TERSÂ ile/ve CEBÂNET
( Çok korkak, titrek. İLE/VE Korkaklık. )
- TERSANA[İt. < TERSANA] ile/değil/yerine/=/||/<> TERSANE
( tersane kethüdası tersane sergisi Gemi yapılan yer gemilik )
- TERSANE KETHÜDASI ile/||/<> ...
( Tersanede kaptanpaşadan sonra gelen en yüksek aşamalı ve en yetkili subay )
- TERSANE SERGİSİ ile/||/<> ...
( Osmanlı devletinde tersanede çalıştırılanların alacaklarını gösteren cetveller )
- TERSANE[İt.] değil/yerine GEMİLİK
- TERSANE[İt. < TERSANA] ile/değil/yerine/= GEMİLİK
- TERSANE ile/||/<> TERSANE[İt. < TERSANA]
( coğrafya Yük ve yolcu gemilerin yapım bakım ve onarımı için dalgakıranla durgun su sağlanmış yüzer havuzlu teknik ve sosyal altyapısı yönetim bakım onarım ve depolama birimleri de bulunan kıyı yapıları İtalyanca ECeneviz tersaná yoluyla Arapça dār ṣināᶜadan dār eṣṣināᶜa alınmıştır Arapların tersaneye verdikleri bu ad yalnız Akdeniz dillerinde ortak bir ad olmakla kalmamış uluslararası alanda da tersane olarak değer kazanmıştır Batı Akdeniz dillerinde arsaná darsana darasana ve tarsana olarak kullanılır Bu sonuncu biçim başında t ile Türkçeye de geçmiştir 1303te yapılan bir anlaşmada Haliçte vetus tersanadan söz edilir Buna göre tli biçimin Türkçede oluşmadığı ve bu biçimin Batı Akdeniz dillerine Türkçeden geçmediği anlaşılıyor Bu biçim ilk olarak İspanyolca ve Eski Fransızcada tarsenal geçer Bu biçimin atarazana İtalyadan yayıldığına İtalyanca verilerin çokluğu tanıktır Arapça dnin Güney İtalyada kolaylıkla tye çevrildiği göz önüne alınırsa bu biçimin de bu çevreden çıktığı ve doğu ve batı dillerine Ceneviz Genova yoluyla geçtiği anlaşılır taracena tercena atarazana Prov tercenale tarsenal tercenal tersenal İtal Ceneviz tersaná tarsanā R ταρσανάς Türkçe tersane biçiminin oluşmasında Türkçe Farsça h ane ev sözünün baskısından söz edilebilir Arapça ve Rumca biçimlerin doğrudan doğruya Türkçeden alındığı açıktır Littmann Tschudi Arm 115 77 Türkçede tersane yanında tersahane biçimi de kullanılır Bu biçimin oluşmasında Farsça tarsā Hristiyan biçiminin rol oynadığı anlaşılıyor Tersanede Hristiyan tutsakların çalıştıklarını biliyoruz )
( TARSANĀ )
( DOCKYARD )
( ARSENAL | TARSENAL )
( ATARAZANA )
( TERSANA )
- TERSANE ile TERSANELİ ile TERSANE SERGİSİ ile TERSANE KETHÜDASI
- TERSÂNE-İ ÂMİRE ile/ve/||/<> TOPHANE-İ ÂMİRE ile/ve/||/<> BARUTHANE-İ ÂMİRE
- TERSANELİ[İt.] ile/değil/yerine/= DENİZ SUBAYI / ERİ
- TERSİL/TERTILE[İng.] ile/değil/yerine/= ÜÇTE BİRLİK
- TERSİM[Ar.] ile/değil/yerine/= RESMİNİ YAPMA
- TERSİNE ÇEVİRME ile YER DEĞİŞTİRME
- RÉACTION RÉVERSIBLE[Fr.] ile/değil/yerine/= TERSİNEMEZ/DÖNDÜRÜLEBİLİR TEPKİME
- TERSİNEMEZLİK/ENTROPİ ile KARGAŞA ile KANSER
( Doğada. | Nesnelerde. İLE Toplumda. İLE Biyolojide. )
- TERSİNEMEZLİK/ENTROPİ ile/ve/||/<> ÖZDEŞLİK, ZAMAN, DÜZENSİZLİK, KATSAYI
( [zaman] Var. İLE/VE/||/<> Yok. )
( Bir dizgenin kuvantum mekaniksel olarak bulunabileceği farklı durumların sayısı. İLE/VE/||/<> ... )
- TERSİNEMEZLİKTE/ENTROPİDE:
NİCELİK ile/ve/değil/||/<> "NİTELİK"
- TERSİNİR DURUM DEĞİŞİMİ ile/ve/||/<> TERSİNEMEZ DURUM DEĞİŞİMİ
( Tersinir olmayan durum değişir. İLE/VE/||/<> İz bırakmadan, tersi yönde gerçekleşebilen durum değişir. )
- REVERSIBLE ENGINE[İng.] / MACHINE RÉVERSIBLE[Fr.] / UMKEHRBARE MASCHINE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERSİNİR MAKİNE
- REVERSIBLE PENDULUM[İng.] / PENDULE RÉVERSIBLE[Fr.] / UMKEHRBARES PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= TERSİNİR SARKAÇ
- REVERSIBLE REACTION[İng.] / UMKEHRBARE REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TERSİNİR TEPKİME
- TERSİNİR TEPKİME ile TERSİNMEZ TEPKİME
( Ürünlerin tekrar reaktantlara dönüşebildiği tepkime. İLE Ürünlerin tekrar reaktantlara dönüşemediği tepkime. )
- TERSİNÎR ile/||/<> TERS YÖNELİR
( ters yönelir )
- TERSİNMEK ile TERSİNE ile TERSİN TERSİN
- TERSİNMEK ile TERSLEMEK ile TERSLENMEK ile TERSLEŞMEK
( Geri dönmek, rücû etmek. | Hiddetlenmek, aksilik etmek. İLE Birine gönül kırıcı, sert söz söylemek ya da gönül kırıcı davranmak, azarlamak. İLE Tersleme durumuna konu olmak. | Aksilik etmek, terslik göstermek. İLE Terslik etmek, zıt davranmak. )
- IRREVERSIBLE REACTION[İng.] / RÉACTION IRRÉVERSIBLE[Fr.] / NICHTUMKEHRBARE REAKTION, UNUMKEHRBARE REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TERSİNMEZ/DÖNDÜRÜLEMEZ TEPKİME, VOLTAMETRİ
- TERTIARY COMPOUND[İng.] ile/değil/yerine/= TERSİYER BİLEŞİK
- TERSİYER[Fr. < TERTIAIRE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜÇÜNCÜL
- TERSİYER/TERTİARY[İng.] ile/değil/yerine/= ÜÇÜNCÜL, ÜÇÜNCÜ
- TERTAZE[Fars. < TER + TĀZE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERÜTAZE
( körpe Dinç bir biçimde )
- TERTIARY[İng.] ile/||/<> TERTIAIRE[Fr.] ile/||/<> TERTIUS: ÜÇÜNCÜ[Lat.] ile/||/<> TERTIÄR[Alm.] ile/||/<> TERSİYER
( İki milyon yıl öncesine kadar 65 milyon yıl civarında devam eden Üçüncü Jeolojik Devir )
( TERTIARY )
( TERTIAIRE )
( TERTIÄR )
( TERTIUS: ÜÇÜNCÜ )
- TERTİB | ORDİNAT ile/||/<> ORDINAT[İng. < ORDINATE]
( matematik Düzlemde veya uzayda bir P noktasının Ox Oy veya Ox Oy Oz kartezyen koordinat sistemindeki ikinci bileşeni olan sayı )
( ORDINATE )
( ORDONNÉE )
( ORDINATE )
- TERTİBAT ile/değil/yerine/= ÖNDÜZEN
- TERTİP, NİZAM ile/||/<> FORMAT[İng.] ile/||/<> TUTAM | DİZENEK
( Soruların biçimsel özellikleri dile getirilişi dizisi geçişleri ve özel eylem simgeleriyle bir gözlem aracının taşıdığı biçimsel düzen dizenek )
( FORMAT )
- TERTİP ile/değil/yerine/= EMDÜZEN
- TERTİPLİ CÜMLE ile/||/<> COORDINATE SENTENCE[İng.] ile/||/<> PROPOSITION COORDONNÉE[Fr.] ile/||/<> KOORDINIERTER SATZ, BEIGEORDNETER SATZ[Alm.] ile/||/<> SIRALI TÜMCE | BAĞIMLI SIRALI TÜMCE, BAĞIMSIZ SIRALI TÜMCE
( Derleme atıflı cümle bağlı cümle Anlam yakınlığıyle bağlanmış tümceler Sazının üstüne saz yok sözünün üstüne söz yok Anası gözyaşı dökmüş babası boynuna sarılmış yarenleri yolunu kesmiş onu döndürememişlerdi Gökten mi indi yerden mi bitti yetişiverdi Baharım baharımsın ilk aşkım aşkımsın son ümidimsin benim vb bağımlı sıralı tümce ve bağımsız sıralı tümce )
( COORDINATE SENTENCE )
( PROPOSITION COORDONNÉE )
( KOORDINIERTER SATZ, BEIGEORDNETER SATZ )
- TER-Ü-TAZE[Fars.] ile/değil/yerine/= ÇOK TAZE, KÖRPE | DİNÇ BİR BİÇİMDE
- TERVÎHA ile/||/<>/> TERÂVÎH[çoğ.]["TERÂVÎ" değil!] (NAMAZI)
( Terâvîh namazının, her dört rekatı. @@ Ramazan ayı boyunca, yatsı namazından sonra kılınan namaz. )
- TERVİYE ile/ve/<>/> AREFE ile/ve/<>/> NEHÂR
( [Zilhicce'nin] 8. günü. İLE/VE/<>/> 9. günü. İLE/VE/<>/> 10. günü.[Bayram] )
- TERYLENE[İng. < TERYLENE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERİLEN
( Yapay polyester lifleri veya ipliği tergal Bu liften veya iplikten yapılan )
- TERZİ, İRFAN (SÜRMENE, 1959) :
( Yönetici, Spor yazarı. Sarıyer/Rumelikavaklıdır. İlkokulu Rumelikavak'ta, Sarıyer Ortaokulu ve Sarıyer Lisesini bitirdi. İ.Ü. İktisat Fakültesinden mezun oldu. Meslek olarak spor yazarlığını seçti. Günaydın, Güneş, Fotospor, Tercüman ve Akşam gazetelerinde çalıştı. Çeşitli yerlerde yerel gazetelerin kuruluş çalışmalarına katıldı ve kuruluşlarını gerçekleştirdi. Sarıyer Yerel Haber'e destek olmaya devam etmektedir. Rumelikavak Spor Kulübü, Rumelikavak Güzelleştirme Derneği, Rumelikavak Balıkçılar Kooperatifi, Sarıyer Spor Kulübü, Merter Spor Kulübü, Kırklarelispor Kulübü, İstanbul Su Ürünleri Kooperatifler Birliği üyesidir. Bu kooperatifte Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. Merter ve Kırklareli Spor Kulüplerinde yönetim kurullarında yer aldı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde üç dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer S. K. Divan Kurulu üyesidir. )
- TERZİ ile/||/<> DRESSMAKER[İng.] ile/||/<> TAILLEUR, COUTURIÈRE[Fr.] ile/||/<> SCHNEIDERGEHILFER[Alm.] ile/||/<> DİKİŞÇİ
( Tiyatro giysilerini diken işçi )
( DRESSMAKER )
( TAILLEUR, COUTURIÈRE )
( SCHNEIDERGEHILFER )
- [ne yazık ki]
TERZİL[Ar.] ile/değil/yerine/= KÜÇÜK DÜŞÜRME
- TEŞABÜH, HOMOLOJİ | BENZETİ ile/||/<> BENZETİ
( Uzambiçimlerin cebirsel yapılarına ya da başka özelliklerine göre ilingesel bölüklenmesi Resim Heykel Özgünden çıkarılmış benzer yapıt )
( HOMOLOGY )
( HOMOLOGIE | COPIE )
( HOMOLOGIE | NACHHAHMUNG )
(1996'dan beri)