Yedi(7) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 52.508 başlık/FaRk ile birlikte,
52.508 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(209/211)
- YURTTAŞ/LIK ile YURTTAŞLIK BİLGİSİ
- YURTTAŞLIKTA:
EŞİTLİK ile/ve/||/<> ETKİNLİK
- YÜRÜMEK:
HIZLI OLSUN İSTERSEK ile/ve/değil/||/<> UZAĞA GİTMEK İSTERSEK
( Yalnız. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Birlikte. )
- YÜRÜMEK:
TOPUĞA BASARAK ile/değil/yerine TABANI BASARAK
- YÜRÜMEK ile/ve BAHTERE[Ar.]/HİRÂM[Fars.]
( ... İLE/VE Salına salına, hoş yürüyüş. )
- YÜRÜMEK ile/ve/||/<>/> TIRMANMAK
- YÜRÜMEK ile YÜRÜNMEK ile YÜRÜTMEK ile YÜRÜTÜLMEK ile YÜRÜTEBİLMEK ile YÜRÜYEBİLMEK ile YÜRÜK/LÜK ile YÜRÜRLÜK ile YÜRÜRÇALAR ile YÜRÜK AKSAK ile YÜRÜK SEMAİ
- YÜRÜME/"YOL ALMA"[GELİŞİM, DEĞİŞİM]:
AYAKKABI İLE değil AKIL İLE!
- YÜRÜR, MUSTAFA (SORAK, 1938) :
( Fenerbahçe'den transfer edildi ve bir sezon (1956 - 1957) Sarıyer'de tescilli kaldı. Takımının 19 lig ve 1 özel olmak üzere 20 maçında yer aldı. Lig maçlarında takımına 8 gol kazandırdı. Beykoz Spor Kulübüne transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Bilahare Galatasaray'a transfer etti. Sarıyer'de tescilli iken Gençlik Milli Takımda oynadı. Sarıyer'in milli takımda oynayan ilk futbolcusudur (Ordu Milli hariç). Futbol yaşamında; 6 kez A Genç Milli, 1 B Milli ve 18 A Milli olmak üzere 25 kez Milli formayı giydi. Uzun yıllar Galatasaray Spor Kulübü altyapısında antrenör olarak çalıştığı gibi çeşitli kulüplerde antrenör olarak görev yaptı. )
- YÜRÜTEÇ ile/||/<> TAY TAY ARABASI ile/||/<> YÜRÜTEN
- YÜRÜTME GÜCÜ ile/||/<> İCRA KUVVETİ
- YÜRÜTME GÜCÜ ile/||/<> YÜRÜTME KURULU ile/||/<> YÜRÜTMEYİ DURDURMA
( Yürütmek işi Uygulama işi icra Merkezî yönetim ve yerinden yönetim kuruluşlarının hepsi )
- YÜRÜTME ile/ve/||/<>/> SÜRDÜRME
- YÜRÜTME ile TUTTURMA
( EXECUTION vs. TO FASTEN )
- YÜRÜTME ile/ne yazık ki "YÜRÜTME"
( Sürdürme. İLE/NE YAZIK Kİ Çalma. )
- YÜRÜTME ile YÜRÜTME GÜCÜ ile YÜRÜTME KURULU
- YÜRÜTMEK ile/değil/yerine/>< YÜRÜMEK
( Bir şeyleri, parçaları. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşamı, yolu ve bütünü. )
- YÜRÜTÜLEBİLMEK ile YÜRÜTÜM ile YÜRÜTÜŞ ile YÜRÜTÜCÜ/LÜK
- YÜRÜYEN BALİNA = OSMANLI
- YÜRÜYÜŞ BANDI ile/||/<> YÜRÜYÜŞ KOLU ile/||/<> CEBRÎ YÜRÜYÜŞ ile/||/<> SESSİZ YÜRÜYÜŞ ile/||/<> AYI YÜRÜYÜŞÜ ile/||/<> DOĞA YÜRÜYÜŞÜ ile/||/<> FİL YÜRÜYÜŞÜ ile/||/<> GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ ile/||/<> KAPLUMBAĞA YÜRÜYÜŞÜ ile/||/<> KARGA YÜRÜYÜŞÜ ile/||/<> MEHTER YÜRÜYÜŞÜ ile/||/<> ÖRDEK YÜRÜYÜŞÜ
( Yürümek işi Spor amacıyla yapılan yürüme Bir olayı protesto etmek bir konuya dikkati çekmek amacıyla topluca yürüme Birliklerin bir yerden başka bir yere gitmesi )
- YÜRÜYÜŞ ile HERVELE YÜRÜYÜŞÜ
- YÜRÜYÜŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İŞLEYİŞ
- YÜRÜYÜŞ ile TOZLUK
( GAIT vs. GAITER )
( مشي ile گام برداشتن ile گتر )
( MOSHY ile GAM BARDASHTAN ile GETR )
- YÜRÜYÜŞ" ile/ve/||/<>/> YAŞAYIŞ
- YÜRÜYÜŞ ile/||/<> YÜRÜYÜŞ
( 1 Bir ayak yerden kalkarken öteki ile öne basma kuralına bağlı olarak belli bir uzaklığa yürüyerek ulaşma 2 Bu yolla belli bir uzaklığa en kısa sürede yürüyerek ulaşmak amacıyla yapılan yarış Bir edebiyat eserinde olguların gidişi )
( WALKING )
( MARCHE | ACTION )
( GEHEN )
- YÜRÜYÜŞ ile YÜRÜYÜŞ KOLU ile YÜRÜYÜŞ BANDI
- YUSUF AĞA ÇEŞMESİ :
( Rumelikavağı'nda Maslak Sokakta ve Yusuf Ağa Camii'nin yanındadır. Kitabesinin sol üst kısmında "Yusuf Ağa Suyu", alt kısmında ise "R.Kavağı Güzelleştirme Derneği tarafından onarılmıştır. 1986" yazıları vardır. Çeşmenin Yusuf Ağa Camii'nin yapıldığı 1682 - 1688 tarihleri arasında yaptırıldığı düşünülebilir. Çeşme 1968 yılında onarıldı ve eski hüviyetini tamamen kaybetti. )
- YUSUF ZİYA PAŞA (TRABZON, Ö. 1880) :
( Osmanlı devlet adamı olup seraskerlik kaleminden yetişerek, serasker müsteşarı, muhasebat reisi ve maliye müsteşarı oldu. 1871 ve 1876'da iki defa Maliye Nazırı olarak görev yaptı. Defterdarhane ve Orman nazırlıklarında da bulundu. Rumelihisarı'ndaki Perili Köşkün sahibi olan Yusuf Ziya Paşa,1880'de Trabzon valisi iken öldü. )
- YUSUFPAŞA ile/ve AKSARAY
- YUTAK YANGISI | FARENJİT ile/||/<> FARENJİT[Fr. < PHARYNGITE]
( Yutak yangısı )
( PHARYNGITIS )
( PHARYNGITE )
- YUTAR HÜCRE/FAGOSİT[Fr. < PHAGOCYTE] ile/||/<> HÜCRE YUTARLIĞI/FAGOSİTOZ[Fr. < PHAGOCYTOSE]
- YUTARGÖZE | FAGOSİT ile/||/<> FAGOSİT ile/||/<> YUTAR GÖZE
( yutar göze yutargöze yutar hücre Hücresel ve partiküler maddeleri içine almak üzere özelleşmiş monosit makrofaj ve nötrofilleri kapsayan hücreler Mikroorganizma ya da partikülleri hücre içine alma ya da yutma yeteneğine sahip nötrofil makrofaj gibi hücreler )
( PHAGOCYTE | PHAGOCYTOSIS )
( PHAGOCYTE | PHAGOCYTOSE )
( PHAGOZYTOSE )
( FAGOCITA )
( ΦΑΓΟΚΎΤΤΑΡΟ / φαγοκύτταρο )
- YUTARGÖZE | FAGOSİT ile/||/<> FAGOSİTOZ ile/||/<> HÜCRE YUTARLIĞI | YUTAR GÖZE
( bk. yutar göze @@ bk. yutargöze. @@ bk. yutar hücre @@ Hücresel ve partiküler maddeleri içine almak üzere özelleşmiş, monosit, makrofaj ve nötrofilleri kapsayan hücreler. @@ Mikroorganizma ya da partikülleri hücre içine alma ya da yutma yeteneğine sahip nötrofil, makrofaj gibi hücreler. @@ )
( PHAGOCYTE | PHAGOCYTOSIS~PHAGOCYTOSIS~PHAGOCYTOSIS )
( PHAGOCYTE | PHAGOCYTOSE~PHAGOCYTOSE~PHAGOCYTOSE )
( ...~...~PHAGOCYTOSIS )
( PHAGOZYTOSE~PHAGOZYTOSE~PHAGOZYTOSE )
( FAGOCITA~FAGOCITOSI~FAGOCITOSI )
( ΦΑΓΟΚΎΤΤΑΡΟ / φαγοκύτταρο~ΦΑΓΟΚΥΤΤΆΡΩΣΗ / φαγοκυττάρωση~ΦΑΓΟΚΥΤΤΆΡΩΣΗ / φαγοκυττάρωση )
- YUTMAK ile ŞOROLOP
( Birdenbire ve hırsla (yutmak). | Yalan. )
- YUVARLAK RAKKAM ile/||/<> ROUND NUMBERS[İng.] ile/||/<> CHIFFRES RONDS[Fr.] ile/||/<> YUVARLAK SAYI
( Sayıların bölüntüleri atılarak yuvarlak biçime getirilmesi )
( ROUND NUMBERS )
( CHIFFRES RONDS )
- YUVARLAK ile/ve ALTIGEN
( En uygun/ideal biçim. İLE/VE Küreye en yakın biçim. | Belirli/sınırlı bir alanı en iyi ve en az boşluk kalacak biçimde değerlendirmeyi sağlayan biçim. | Arı peteğinin her bir kovuğu. )
- ROLLING FRICTION[İng.] / FRICTION DE ROULEMENT, FROTTEMENT DE ROULEMENT[Fr.] / ROLLREIBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YUVARLANMA SÜRTÜNMESİ
- ROLLING[İng.] / ROULEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= YUVARLANMA
- YUVARLANMAK ile/ve/||/<> AĞNAMAK
( ... İLE/||/<> Hayvanın yere yatıp yuvarlanması. )
- YUVARÖLÇER ile/||/<> YUVAR YUVAR ile/||/<> AKYUVAR ile/||/<> ALYUVAR ile/||/<> ORTA YUVAR ile/||/<> GAZ YUVARI ile/||/<> GÖZ YUVARI ile/||/<> HAVA YUVARI ile/||/<> ISI YUVARI ile/||/<> IŞIK YUVARI ile/||/<> İYON YUVARI ile/||/<> KAT YUVARI ile/||/<> OZON YUVARI ile/||/<> RENK YUVARI ile/||/<> SU YUVARI ile/||/<> TAŞ YUVARI ile/||/<> YER YUVARI
( Organizmadaki kan lenf süt vb sıvılarda bulunan genellikle yuvarlak ya da oval küçük cisim Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim )
- YUVAYA DÖNÜŞ ile/||/<> BÜLBÜLYUVASI ile/||/<> CAM YUVASI ile/||/<> ÇOCUK YUVASI ile/||/<> FINDIK YUVASI ile/||/<> GÖZ YUVASI ile/||/<> KARINCA YUVASI ile/||/<> KASTANYOLA YUVASI ile/||/<> KUŞ YUVASI
( Kuşların ve başka hayvanların barınmak yumurtlamak kuluçkaya yatmak yavrularını büyütmek ya da yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak Genellikle ailenin oturduğu ev İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı okul öncesi eğitim kurumu çocuk yuvası kreş Kimsesizlere ya da yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu ya da yerleştirildiği oyuk Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu toplandığı yer Bir şeyin öğretildiği yer Bir şeyin çok bulunduğu yer )
- YUVGULAMA ile/||/<> ROLLING[İng.] ile/||/<> LAMINAGE[Fr.] ile/||/<> WALZEN[Alm.] ile/||/<> HADDELEME
( yuvgulama Metalleri haddelerden geçirip sıcak ya da soğuk bozunuma uğratarak istenilen biçime sokma işlemi )
( ROLLING )
( LAMINAGE )
( WALZEN )
- YÜZ GİYDİRMEDE[Adli Tıp'ta]:
AMERİKAN MODELİ ile RUS MODELİ ile İNGİLİZ MODELİ ile İSTANBUL MODELİ
- YÜZ KAPLAMA ile/||/<> AUSSENFURNIER[Alm.]
( Tablaların dış yüzüne yapıştırılan kaplama )
( AUSSENFURNIER )
- 100/60 MUMLUK değil 100/60 WATT'LIK
- YÜZ VERİLDİ DİYE ASTARINI İSTEMEK ile ENSEYE TOKAT, GÖTE PARMAK
- YÜZ ile YÜZLERCE ile YÜZÜNCÜ
( HUNDRED vs. HUNDREDS vs. HUNDREDTH )
( صد ile عدد صد ile مآت ile صدها ile صدم ile يک صدم )
( SAD ile ADAD SAD ile مآت ile SADEHYA ile SADAM ile YK SADAM )
- YÜZBAŞI/BİNBAŞI ile KOLAĞASI
( ... İLE Osmanlı ordusunda yüzbaşı ile binbaşı arasında yer alan rütbe: )
- YÜZBAŞI ile/||/<> YÜZBEŞLİK ile/||/<> YÜZ BİNLERCE ile/||/<> YÜZ BİNLİK ile/||/<> YÜZ KERE ile/||/<> YÜZNUMARA ile/||/<> YÜZ PARA ile/||/<> YÜZYIL ile/||/<> YÜZDE YÜZ
( Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı Bu sayıyı gösteren 100 ve C rakamlarının adı On kere on doksan dokuzdan bir artık Kere kat vb kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz )
- YÜZBEYÜZ[Tr. < YÜZ + Fars. -BE + Tr. YÜZ] ile/değil/yerine/=/||/<> KARŞI KARŞIYA
- YÜZDE İŞARETİ ile/||/<> YÜZDE YÜZ
( Herhangi bir işte aracı olan kimseye görevinin karşılığı olarak belli bir hesaba göre verilen ücret yüzdelik Herhangi bir sayı ile kullanıldığında yüze bölünen bir şeyin o kadarlık parçasını belirten bir söz )
- ZERO PERCENT T ADJUSTMENT[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZDE SIFIR T AYARI
- YIELD PERCENTAGE[İng.] / GEWINN PROZENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZDE VERİM
- YÜZDE/LİK ile YÜZDECİ ile YÜZDE YÜZ ile YÜZDE İŞARETİ
- YÜZE SOĞURMA ile/||/<> SOĞRUMSAMA
- YÜZE SOĞURMA ile/||/<> YÜZE SOĞURMA
( Bir cismin yüzüne doğru gelişen ya da yüzeyce yapılan soğurma olayı soğrumsama kimya )
( ABSORPTION )
( ABSORPTION | ADSORPTION )
( ABSORPTION )
- YÜZER/LİK ile YÜZERLİ ile YÜZER EV ile YÜZER TOP ile YÜZER HAVUZ
- SURFACE ADSORPTION[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ADSORPSİYONU
- SURFACE ACOUSTIC WAVE[İng.] / ONDE ACOUSTIQUE DE SURFACE[Fr.] / AKUSTISCHE OBERFLÄCHENWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY AKUSTİK DALGASI
- SURFACE AREA[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ALANI
- OBERFLÄCHENSPERRSCHICHTTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY BARİYER TRANSİSTÖRÜ
- YÜZEY BİLİMCİ/JEOMORFOLOG[Fr. < GÉOMORPHOLOGUE] ile/||/<> YÜZEY BİLİMİ/JEOMORFOLOJİ[Fr. < GÉOMORPHOLOGIE]
- VITESSE DE RECOMBINAISON EN SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY BİRLEŞME HIZI
- SURFACE BOLOMETER[İng.] / BOLOMÉTER DE LA SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENBOLOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY BOLOMETRESİ
- MEVC-İ SATHÎ[Osm.] / SURFACE WAVE[İng.] / ONDE DE SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY DALGASI
- TRANSISTOR À AVALANCHE COMMANDÉE PAR LA SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY DENETİMLİ ÇIĞ TRANSİSTÖRÜ
- SURFACE CONTROLLED AVALANCHE TRANSISTOR[İng.] / OBERFLÄCHENGESTEUERTER LAWINENTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY DENETİMLİ/KONTROLLÜ ÇIĞ TRANSİSTÖRÜ
- MUKÂVEMET-İ SATHÎ[Osm.] / SURFACE RESISTIVITY[İng.] / RÉSISTIVITÉ DE SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY DİRENCİ
- SURFACE ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ENERJİSİ
- SURFACE BARRIER[İng.] / BARRIÈRE EXTÉRIEURE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ENGELİ
- SURFACE BARRIER DIODE[İng.] / DIODE À BARRIÈRE DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ENGELLİ DİYOT
- SURFACE BARRIER TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À BARRIÈRE DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ENGELLİ TRANSİSTOR
- SURFACE ACTIVE AGENT, SURFACTANT[İng.] / OBERFLÄCHENAKTIVSTOFFE, NETZMITTEL, SCHAUMERZEUGER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ETKİN/AKTİF NESNE
- EFFET DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ETKİSİ
- SURFACE TENSION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE LA TENSION SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENSPANNUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY GERİLİM KATSAYISI
- NOMBRE DE TENSION SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENSPANNUNGSZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY GERİLİM SAYISI
- SURFACE TENSION[İng.] / TENSION SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY GERİLİMİ, YÜZEYLER ARASI GERİLİM
- YÜZEY KİMYASI ile/||/<> ARA YÜZEY KİMYASI
( Yüzeylerdeki kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Ara yüzeylerdeki kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalı. )
- YÜZEY KİMYASI ile/||/<> OYLUM/HACİM KİMYASI
( Yüzeylerdeki kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Oylum içindeki kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalı. )
- SURFACE MAGNETIC WAVE[İng.] / ONDE MAGNÉTIQUE DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY MANYETİK DALGASI
- KÜBISCH FLÄCHENZENTRIERTES GITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY MERKEZLİ KÜBİ YAKIP
- FACE-CENTERED CUBIC CRYSTAL[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEY MERKEZLİ KÜBİK KRİSTAL
- RÉREAU CUBIQUE À FACES CENTRÉES[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY MERKEZLİ KÜREK YAPI
- SURFACE PASSIVATION[İng.] / PASSIVATION DE SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENPASSIVIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY PASİFLEŞTİRMESİ
- OBERFLÄCHENREKOMBINATIONSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YENİDEN BİRLEŞME HIZI
- SURFACE DENSITY[İng.] / DENSITÉ SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YOĞUNLUĞU
- SURFACE ORIENTATION[İng.] / ORIENTATION SUPERFICIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YÖNELMESİ/YÖNLENMESİ
- SURFACE CHARGE TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À CHARGE DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YÜK TRANSİSTÖRÜ
- SURFACE[İng.] / SURFACE[Fr.] / FIXIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY
- EXPANSION SUPERFICIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEYCE GENLEŞME
- SURFACE RECOMBINATION VELOCITY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEYDE BİRLEŞME HIZI
- SURFACE RECOMBINATION[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEYDE BİRLEŞME
- ADSORPTION HEAT[İng.] / ADSORPTIONHITZE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEYDE TUTULAN ISI
- ADSORPTION[İng.] / ADSORPTION, OBERFLÄCHENADSORPTION[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEYDE TUTULMA, ADSORPLAMA, ADSORPSİYON
- OBERFLÄCHENADSORPTIONSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEYDE TUTUNMA ISISI
- İNBİSÂT-İ SATHÎ[Osm.] / SURFACE EXPANSION[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEYE GENLEŞME
- CHALEUR DE L'ADSORPTION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEYE TUTUNMA ISISI
- INTERFACIAL TENSION[İng.] / GRENZENDE KURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEYLER ARASI GERİLİM
- YÜZEYLEŞMEK ile YÜZEYSELLEŞMEK ile YÜZEYSELLEŞTİRMEK ile YÜZEY ile YÜZEYLİ ile YÜZEYSEL ile YÜZEY BİLİMİ ile YÜZEY BİLİMCİ ile YÜZEY ŞEKİLLERİ ile YÜZEY ARAŞTIRMASI
- SURFACE CHARGE DENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEYSEL YÜK YOĞUNLUĞU
- YÜZGEÇ AYAKLILAR ile/||/<> ANÜS YÜZGECİ
( Balıklarda ve yüzen memelilerde karın ve göğüste çift sırt kuyruk ve anüste tek olarak bulunan hareketi ve dengeyi sağlayan organ Suda iyi yüzen kimse ya da hayvan )
- YÜZLEME ile YÜZLEMECE
- YÜZLEŞME ile/ve/değil/yerine TANIŞMA
- YÜZLÜ YÜZLÜ ile/||/<> BEŞ YÜZLÜ ile/||/<> ÇATIK YÜZLÜ ile/||/<> ÇOK YÜZLÜ ile/||/<> DÖRT YÜZLÜ ile/||/<> DUVAR YÜZLÜ ile/||/<> GÜLER YÜZLÜ ile/||/<> İKİYÜZLÜ ile/||/<> İKİ YÜZLÜ ile/||/<> KARA YÜZLÜ ile/||/<> NUR YÜZLÜ ile/||/<> PEK YÜZLÜ ile/||/<> SEKİZ YÜZLÜ ile/||/<> YUMUŞAK YÜZLÜ
( Yüzü herhangi bir nitelikte olan benizli simalı çehreli suratlı Şımartılmış yüz bulmuş kimse )
- YÜZLÜ ile/||/<> ÇEHRELİ ile/||/<> SURATLI ile/||/<> BENİZLİ ile/||/<> SİMALI
( çatık çehreli )
- BUOYANCY[İng.] / POUSSEE[Fr.] / AUFFRIEB[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZME KAPASİTESİ
- YÜZMEDE:
1932 ile 2012
( İlgili videoyu, burayı tıklayarak izleyebilirsiniz... )
- YÜZME'DE:
KELEBEK ile/ve KURBAĞA
- YÜZMELİ!
- YÜZMEYİ ÖĞRENMELİ/BİLMELİ!
- YÜZÜ-GÖZÜ (AÇILMAK)
- YÜZÜK PARMAĞI ile/||/<> ADSIZ PARMAK
- YÜZÜK ile YÜZÜK KAŞI ile YÜZÜK OYUNU ile YÜZÜK PARMAĞI
- YÜZÜMÜZ ve/||/<> ÖZÜMÜZ
( Her neye bakarsak ... VE/||/<> Kimde, ne görürsek ... )
- YÜZÜSTÜ ile YÜZÜSTÜ
( Yüzü yere gelecek biçimde. İLE Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda. )
- YÜZYIL | ÇAĞ/ASIR[Ar. < ʿAṢR] ile/||/<> ESKİLİK | İLK ÇAĞ/ANTİKİTE[Fr. < ANTIQUITÉ]
( asrısaadet saadet asrı yüzyıl çağ )
- YÜZYILLIK ile/||/<> ASIRLIK
- Yüzyüze KONUŞ!!!
- ZAAF/ÂCZİYET ile/değil/yerine/= DÜŞKÜNLÜK/GÜÇSÜZLÜK
- ZAAF ve/||/<> SAVUNMA
- ZAAFİYET ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HASSASİYET
- ZABIT KÂTİBİ ile/değil/yerine/= TUTANAK YAZMANI
- ZABIT VARAKASI ile/||/<> PROCÈS - VERBAL[Fr.] ile/||/<> TUTULGA
( PROCÈS - VERBAL )
- ZABIT[Ar. < ŻABṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> TUTANAK (ZABIT KÂTİBİ, ZABITNAME, ZABIT VARAKASI, MUTABAKAT ZAPTI)
- ZABIT/ZAPT/ZABT[Ar.] ile/değil/yerine/= TUTANAK
- ZABİTAN[Ar. < ŻĀBİṬ + Fars. -ĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> ZABİTAN
( Subaylar )
- ZABITNAME[Ar. < ŻABṬ + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TUTANAK
- ZABTİYYE[Ar. < ŻABṬİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAPTİYE
( zaptiye memuru Osmanlı Devleti nde toplum güvenliğini sağlamakla görevli askerî polis kuruluşu Bu kuruluştan olan er zaptiye memuru )
- ZÂDE[Ar.] ile ZÂDE[Fars. | çoğ. ZÂDEGÂN] ile -ZEDE[Ar.] ile ZEDE[Ar.]
( "Çok olsun!", "Artsın!" anlamlarında iyi bir dilek sözü. İLE Evlât, oğul. | Doğru, insaniyetli kişi. | "Doğmuş, meydana gelmiş" anlamlarıyla birleşik sözcükler yapar.[MERDÜM-ZÂDE: İnsan.] İLE ... kişi. İLE Vurma, çarpma, düşme sonunda oluşan yara ya da ezilme. )
- ZADEGAN[Fars. < ZĀDEGĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> ZADEGÂN
( Soylular )
- ZAFER ile ZAFER BAYRAMI
- ZAFERAN[Ar. < ZAʿFERĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> SAFRAN
( safran rengi safran sarısı yalancı safran Hint safranı Süsengillerden baharda çiçek açan santimetre boyunda soğanlı bir kültür bitkisi Crocus sativus Bu bitkinin tepeciklerinin kurutulmasıyla elde edilen bazı yiyecek ve içeceklere tat koku ve sarı renk vermekte kullanılan toz zafran )
- ZAFERAN[Ar. < ZAʽFERĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> SAVRAN
( Altın benzeri )
- ZAFER/YENİLGİ değil/yerine SEFER
- ZAFİYET[Ar. < ŻAʿFİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAYIFLIK | BİTKİNLİK
( zayıflık bitkinlik )
- ZAĞANOS[Yun.] ile/||/<> BİR CİNS DOĞAN
( bir cins doğan R ζάγανοϛ doğan Arapça Suriye ẓannūs faucon employé pour la chasse aux oiseaux biçimi Türkçeden geçmiştir )
( ΖΆΓΑΝΟϚ / ζάγανοϛ )
- ZAĞANOS/ZAĞANOS[Yun. < ] ile/||/<> ŞAHİN/ŞAHİN[Fars. < ŞĀHĪN]
( Bir cins doğan )
- ZAĞANOS[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAĞANOS
( Bir cins doğan )
- ZAĞAR/LIK ile ZAĞARA ile ZAĞARCI
- ZÂHİF[Ar. çoğ. ZÂHİFÂT] ile ZÂHİF[Ar.]
( Sürüngen, yılan gibi karnı üzerinde sürünerek ilerleyen. İLE Kibirli, övüngen.[MAĞRUR, MÜTEKEBBİR] )
- ZAHİF ile/||/<> RAMPANT[Fr.] ile/||/<> SÜRÜNGEN
( botanik )
( RAMPANT )
- ZAHİR | GÖRÜNÜŞ ile/||/<> GÖRÜNÜŞ
( Bir nesnenin öze ilişkin olmayan ikincil özellikleri astronomi En çok İslav dillerinde eylemin bitmiş ya da bitmemiş olduğunu göstermek üzere fiillerde görülen şekil farkı Bir fiildeki oluş ve kılışın zaman bakımından konuşan tarafından öznel biçimde değerlendirilmesi fiilde dil psikolojisine ve konuşanın kendi değerlendirmesine bağlı zaman kayması durumu Seninle bu konu üzerinde uzun uzun tartışacağım da bir sonuç mu alacağım cümlesindeki tartışacağım ve alacağım fiilleri şekil olarak gelecek zaman gösterdikleri hâlde kişisel öznel bir değerlendirmenin ifadesi olan görünüş bakımından seninle bu konuda uzun tartışmayacağım ve sonuç da alamıyacağım şeklinde olumsuz bir anlamı yansıtmaktadır Aşağıdaki örneklerde de kullanılan fiiller ayraç içine alınan birer zaman kaymasına uğramış bulunmaktadırlar André Gide böyle bir zamanda peyzajlarımızı fakir ve neşesiz sanatımızı derme çatma insanımızı çirkin buldu çirkin bulmuş anlamında Takma bir insanüstü gözüyle etraftaki ızdıraba tiksine tiksine bakarak geçti geçmiş anlamında A H Tanpınar Beş Şehir s 157158 Fatih in İstanbul da bina ettiği ilk sarayın kitaplarda okuduğumuz satırlardan başka bir hatırası kalmamış kalmadı anlamında ve enkazı kaldı ise toprak altında kalmıştır kaldı anlamında Y K Beyatlı Aziz İstanbul s 49 Dün geceki renkli rüyamda geniş bir bahçede dolaşıyordum Arkamda billûr gibi bir pınar var Yanımdakilerden biri bana gümüş bir tasla su getiriyor parçasındaki dolaşıyorum getiriyor fiilleri şekilce şimdiki zaman kipi oldukları hâlde anlam bakımından geçmiş zamanı var fiili de yine vardı anlamını vermektedir Hasta doktora gitmiş gitse doktor hastaya getirilmiş getirilse ne fark ederdi Osman Çeviksoy Tutuklu Yürek s 27 Ekmeklerine o sarı tereyağından sürüp yiyorlar yediler Henüz gün ağarmamıştır ağarmamıştı Sevinç Çokum Derin Yara s 110 vb )
( APPEARANCE | ASPECT )
( APPARENCE | ASPECT )
( ASPEKT, SUBJEKTIVISCHE ANSCHAUUNGSFORM, VERLAUFSORT, VERLAUFSSTUFE )
- ZÂHİRE[Ar.] ile ZÂHİRE[Ar. < ZEVÂHİR] ile ZAHÎRE[Ar. < ZAHÂİR]
( Dışarı fırlamış göz, lokma göz. İLE Parlak. İLE Gerektiği zaman harcanmak üzere ambarda saklanan hubûbat, yiyecek. )
- ZÂHİREN[Ar. + Fars.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜŞTE
- ZAHİREN[Ar. < ẒĀHİREN] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRÜNÜŞTE
- ZÂHİREN[Ar.] ile ZÂHİRÎ[Ar.]
( Görünüşte, görünüşe göre, göründüğü gibi, meydanda olarak. İLE Görünen, görünürdeki. | Ebû Dâvûd-ı Zâhirî'nin kurduğu mezhebe ait/mensup. )
- ZÂHİRÎ MUAMELE[Ar.]/SCHEINGESECHAEFT[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜŞTEKİ İŞLEM
- ZÂHİRLER ile ÂRİFLER
( Tariften anlar. İLE Halden anlar. )
- ZÂHİR-ÜZ-ZENEB[Ar.] =/ile URODÈLES[Fr.] =/ile ...
( Kuyruklular. )
- ZAHMET OLMAZSA ile/değil SAKINCASI YOKSA
- ZAHMET ile/değil/yerine/= SIKINTI, EZİYET, RAHATSIZLIK | ZOR, GÜÇ | YORGUNLUK
- ZAHMET/Lİ ile/ve/değil/||/<>/> RAHMET/Lİ
( ... İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> "Zahmet"i, zevk edinmek. )
( Zahmet ile Rahmet arasında, sadece bir nokta fark vardır. )
- ZAHRİYE ile ...
( Fatih devrinde çift sahifedir. İlk sahifede Fatih'in mütalaası için kaydı. İkincisi normal... Bazıları madalyon biçimindedir. )
- ZÂİKAVÎ ile/||/<> GUSTATIF[Fr.] ile/||/<> TATSAL
( biyoloji )
( GUSTATIF )
- ZAİT, POZİTİF | ARTI ile/||/<> ARTI
( I Sıfırdan büyük olan II 1 Toplama işlemi 2 Toplama işleminin simgesi 3 Eksi karşıtı 4 Sıfırdan büyük nicelik 1 a Kon dizgesinde özeğe göre seçilen bir bölgede alınan yerlerin imi b Toplama işlemi imi 2 Durgun elektrikte cam çubuğun sürtüşmesiyle oluşan yük imi 3 Bir atom ya da da atom kümesinin elektron yitirmesiyle oluşturduğu yük imi artın 1 Bir imleme anlaşmasında eksi doğrultunun tersine yönelmiş sayılan doğrultu 2 Yalnız iki eşlemi bulunan nesnelerden birine verilen im artı yük gibi 3 Sayıların sıfırdan büyük olanlarına verilen im 4 İki sayıma iki niceliğin toplama işlemini belirleyen im matematik fizik kimya matematik )
( POSITIVE | PLUS | NEGATIVE )
( POSITIF | PLUS | NÉGATIF )
( POSITIV | PLUS | NEGATIV )
( POSITIVUS | NEGATIVUS )
( POSITIVO )
( ΘΕΤΙΚΌΣ / θετικός )
- ZAİT, POZİTİF | ARTI >< EKSİ
( (I) Sıfırdan büyük olan. @@ (II) 1. Toplama işlemi. 2. Toplama işleminin (+) simgesi. 3. Eksi karşıtı. 4. Sıfırdan büyük nicelik. @@ 1. a. Kon dizgesinde, özeğe göre seçilen bir bölgede alınan yerlerin imi. b. Toplama işlemi imi. 2. Durgun elektrikte, cam çubuğun sürtüşmesiyle oluşan yük imi. 3. Bir atom ya da da atom kümesinin, elektron yitirmesiyle oluşturduğu yük imi. bk. artın. @@ 1. Bir imleme anlaşmasında eksi doğrultunun tersine yönelmiş sayılan doğrultu, 2. Yalnız iki eşlemi bulunan nesnelerden birine verilen im: artı yük gibi. 3. Sayıların sıfırdan büyük olanlarına verilen im. 4. İki sayıma, iki niceliğin toplama işlemini belirleyen im. @@ (matematik) @@ (fizik, kimya, matematik) @@ )
( POSITIVE | PLUS | NEGATIVE~NEGATIVE | MINUS, LESS | MINUS )
( POSITIF | PLUS | NÉGATIF~NÉGATIF | MOINS )
( POSITIVUS | NEGATIVUS~NEGATIVUS | MINOR )
( POSITIV | PLUS | NEGATIV~NEGATIV | MINUS, WENIGER | NEGATIF )
( POSITIVO~NEGATIVO )
( ΘΕΤΙΚΌΣ / θετικός~ΠΛΗΝ / πλην )
- ZAİTSEV ile/||/<> KURALI
( Eliminasyon reaksiyonlarında Zaitsev kuralı )
( Alexander Zaitsev tarafından 1875 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1841-1910) (Ülke: Rusya) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Zaitsev kuralı) )
- ZÂLİMCE ile/değil/yerine/= KIYINÇLA
- ZALİM/LİK ile ZALİMCE
- ZAM ile/||/<> SUPPLEMENT[İng.] ile/||/<> SUPPLÉMENT[Fr.] ile/||/<> ARTIRIM
( Bir nesneye yapılan ekleme )
( SUPPLEMENT )
( SUPPLÉMENT )
- TIME INTERVAL[İng.] / INTERVALLE DE TEMPS[Fr.] / ZEITABSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAMAN ARALIĞI
- ZAMAN:
| BEKLERKEN ve/||/<> KORKARKEN ve/||/<> KEDERLİYKEN ve/||/<> SEVİNÇLİYKEN/NEŞELİYKEN |
ve/değil/yerine/||/<>/<
SEVERKEN
( [ [çok] "Yavaş". VE/||/<> "Hızlı". VE/||/<> "Uzun". VE/||/<> "Kısa". | VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Sonsuz. )
- ZAMAN:
BEKLEYİNCE ile/ve/||/<> GECİKİNCE ile/ve/||/<> ÜZÜLÜNCE ile/ve/||/<> MUTLU OLUNCA ile/ve/||/<> ACI ÇEKİNCE ile/ve/||/<> SIKILINCA
( "Yavaşlar". İLE/VE/||/<> "Hızlanır". İLE/VE/||/<> "Can yakar". İLE/VE/||/<> "Kısallır". İLE/VE/||/<> "Bitmek bilmez". İLE/VE/||/<> "Uzar". )
- ZAMAN GENİŞLEMESİ ile/||/<> UZUNLUK DARALMASI
( Zaman genişlemesi hareket eden saat yavaş İLE uzunluk daralması hareket yönünde kısalma )
( Formül: Δt = γΔt₀ İLE L = L₀/γ İLE γ = 1/√(1-v²/c²) )
- ZAMAN:
ÖNCELİK ile/ve/||/<> SONRALIK
- ZEITUMKEHROPERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAMAN TERS SİMETRİ İŞLEMCİSİ
- ZAMAN VE ENERJİ TÜKETİMİMİZ:
"NASIL GÖRÜNDÜĞÜMÜZ" ile/değil/yerine NASIL GÖRDÜĞÜMÜZ
- ZAMAN(ve "SÜREKLİLİK/TE"):
DEVİM BİRİMİ ile/ve/||/<>/> ANLARIN TOPLAMI ile/ve/||/<>/> VEHMİ ile/ve/||/<>/> RED ile/ve/||/<>/> ZAMANDAN BAĞIMSIZLIK
- ZAMAN VE ZEMİNDE NESNE değil BİRLİKTE OLUŞMAYLA
( Özdek/nesne, zamanı gerçekleştiren devinimdir. )
- ZAMAN VE ZEMİNİNİ BİLMELİ!
- ZAMAN YÖNETİMİNDE:
ACİL ve ÖNEMLİ ile/ve/||/<> ÖNEMLİ ve ACİL DEĞİL
ile/ve/||/<>
ACİL DEĞİL ve ÖNEMSİZ ile/ve/||/<> ÖNEMSİZ ve ACİL
( Hemen yap/alım! İLE/VE/||/<> Yapacağımız zamanı belirle/yelim!
İLE/VE/||/<>
İşi yapabilecek biri(leri)ne yönlendir/elim! İLE/VE/||/<> Yapma/yalım! )
- ZAMAN ZARFI ile/||/<> ADVERBE OF TIME[İng.] ile/||/<> ADVERBE DE TEMPS[Fr.] ile/||/<> ZEITADVERB[Alm.] ile/||/<> ZAMAN BELİRTECİ
( Derleme zaman zarfı Bir eylemin anlamını zaman kavramı ile sınırlandıran belirteç Sabahleyin gelmiş Şimdi gidecek Yarın gelsin Geceleyin rastlayınca şaşırmış vb )
( ADVERBE OF TIME )
( ADVERBE DE TEMPS )
( ZEITADVERB )
- ZAMAN ve/||/<>/< HAREKET ve/||/<>/< DEĞİŞİM
( Zaman, hareketin ölçüsüdür ve değişimin tanımlanma çabasıdır. )
( TIME and/||/<>/< MOVEMENT and/||/<>/< ALTERATION )
- ZAMAN ile/ve/değil/||/<>/< ÖNCELİK-SONRALIK
- ZAMAN ile/ve ZAMANDA (OLAN)
- ZAMAN ve ZAMANE'DEN ŞİKÂYET
- ZAMANA YAYMAK ile/ve/<> SONRAYA BIRAKMAK
- BİTİŞİKLİK:
ZAMANDA ile/ve/||/<> MEKÂNDA ile/ve/||/<> KOŞULLARDA
- ZAMANDA OLMAYAN ile/ve/fakat/||/<> ZAMANDA OLAN
( Kant'a göre, nedensellik kategorisi altında, zamandaki süreklilik içinde, AN'lar arasında fenomen olarak varolan bir şey ile başka bir fenomen olarak varolan bir şeyin, belirli bir kurala göre birbirini izlemesi, bilinebilecek bir şeydir. İLE/VE/FAKAT/||/<> Kendi, zamanda olmayanın, zamanda olanla ilişkisinin nasıl bir kurallılığının olabileceği, hiçbir biçimde bilemeyeceğimiz bir şeydir. )
- ZAMANDA OLUR değil ZAMANLA OLUR
- ZAMAN('DA) ile/ve/<> AN('DA)
( Kul. İLE/VE/<> Allah. )
( Gövdede ve zannında. İLE/VE/<> ... )
- ZAMANI ARTIRMAK ile/ve/<>/değil ETKİ ALANINI GENİŞLETMEK
- ZAMANI DURDURMAK ile/ve/||/<> ZAMANDA YOLCULUK ile/ve/||/<> ZAMANDAN KAÇMAK ile/ve/||/<> ZAMANI HİSSETMEK ile/ve/||/<> ZAMANI BIRAKMAK
( Öperek. İLE/VE/||/<> Okuyarak. İLE/VE/||/<> Müzik dinleyerek. İLE/VE/||/<> Yazarak. İLE/VE/||/<> Soluk alarak. )
- ZAMANI GELDİĞİ ZAMAN ... değil ZAMANI GELDİĞİNDE ...
- ZAMANI GELİRSE" ile/ve "ZAMANI GELDİĞİNDE"
- ZAMANIM YOK" ile/ve/değil/||/<> "ÖNCELİĞİM DEĞİL"
- ZAMANIN AÇIKLIĞI ile/ve/||/<> EVRENİN KAPALILIĞI
- ZAMANIN:
ALTI ile/değil/yerine/>< ÜSTÜ
( Helâk. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Vakit. )
- ZAMANIN, DÜŞÜNÜLMESİNDE/DEĞERLENDİRİLMESİNDE:
ÖNCELİK ve/||/<> SIRALAMALARI
- ZAMANIN:
"GEÇMEMESİ" ile "YETMEMESİ"
( Sevdiğin, yanında değilse. İLE Sevdiğinin yanında. )
- ZAMANIN "RUHU" değil/yerine ZAMANIN "PETEKLERİ"
- ZAMANIN ve/||/<> MEKÂNIN: SAF GÖRÜSÜ
( [ÖNCEL/A PRIORI]
[Sadece İnsan'da.] )
- ÖĞRENME/ÖĞRENENLER:
ZAMANINDA ile/ve/||/<> OTORİTEDEN ile/ve/||/<> DENEYEREK ile/ve/||/<> YAŞAMDAN ile/ve/||/<> YAŞAMDAN BİLE (ÖĞRENEMEME/ÖĞRENEMEYENLER)
( İndirimli fiyattan. İLE/VE/||/<> Özgürlük bedeliyle. İLE/VE/||/<> Etiket fiyatından. İLE/VE/||/<> Gecikme zammıyla. İLE/VE/||/<> Boşa geçmiş, koskoca bir yaşamla. )
- ZAMANINDA ORADA/YERİNDE OLMALI!
- ZAMANINDA YA DA ZAMANSIZ SÖYLENMİŞ SÖZLER ile/ve GERÇEK YA DA YANLIŞ SÖZLER ile/ve HOŞ YA DA ACI SÖZLER ile/ve YARARLI YA DA YARARSIZ SÖZLER ile/ve NAZİK VE GÜCENDİRİCİ SÖZLER
( WORDS AT THE RIGHT TIME OR UNTIMELY vs./and TRUE OR FALSE WORDS vs./and NICE/SWEET OR GRIEF WORDS vs./and BENEFICIAL OR USELESS WORDS vs./and POLITE AND OFFEND WORDS )
- ZAMANLAMAK ile ZAMANLAYABİLMEK ile ZAMAN ile ZAMANE ile ZAMANLI ile ZAMANSIZ/LIK ile ZAMAN EKİ ile ZAMAN AŞIMI ile ZAMAN ZAMAN ile ZAMAN ZARFI ile ZAMAN AYARLI ile ZAMAN BİLİMİ ile ZAMAN BİRİMİ ile ZAMAN DİZİNİ ile ZAMAN TÜNELİ ile ZAMANE ADAMI ile ZAMANE ÇOCUĞU ile ZAMAN BİLİMSEL ile ZAMAN BELİRTECİ ile ZAMANLI ZAMANSIZ
- ZAMANLI ZAMANSIZ ile/||/<> ART ZAMANLI ile/||/<> EŞ ZAMANLI
( Zamanı olan Uygun bir zamanda )
- ZAMANSIZ ile/||/<> GENİŞ ZAMANLI
( Geniş zamanlı Bütün zamanları kapsıyan ya da böyle olduğu için belli bir zamanla ilgisi olmıyan fiil şekli Dünya dönüyor sözünde dönüyor fiili geniş zamanlı sayılır )
( ATEMPOREL )
- ZAMBAK ile AFRİKA ZAMBAĞI
- ZAMBAK ile ARTVİN ZAMBAĞI
- ZAMBAK ile KUM ZAMBAĞI
( LILIUM cum PANCRATIUM MARITIMUM )
- ZAMBAK ile TÜKÜRÜKOTU
( ... İLE Zambakgillerden, 20-30 santimetre yüksekliğinde, küçük, beyaz ya da sarı çiçekli, otsu ve çok yıllık bir bitki. )
( LILIUM cum ORNITHOGALUM UMBELLATUM )
- ZAMBEZİ IRMAĞI ile ...
- ZAMİR ile/||/<> PRONOUN[İng.] ile/||/<> PRONOM[Fr.] ile/||/<> PRONOMEN, FÜRWORT[Alm.] ile/||/<> ADIL
( Derleme adsı içlem adınsı adcıl Kişi özlük gösterme soru ve belirsizlik kavramları vererek varlıkların yerini tutan sözcük Ben sen o biz siz onlar kendim kendin kendi kendisi kendimiz kendiniz kendileri bu bunlar şu şunlar o onlar kim kimi kime kimde kimden kimin ne neyi neye nede neden neyin biri birisi birbiri vb )
( PRONOUN )
( PRONOM )
( PRONOMEN, FÜRWORT )
- ZAMÎR-İ MUTAVAAT, MUTAVAAT ZAMÎRİ | DÖNÜŞLÜ ZAMİR ile/||/<> DÖNÜŞLÜLÜK ZAMİRİ
( Söz içinde yapılan işin yapana döndüğünü anlatan ve şahıs kavramını pekiştirerek belirten kendi zamiri. Bu zamir iyelik ekleri alarak bütün şahısları karşılar: kendim, kendin, kendi, kendisi; kendimiz, kendiniz, kendileri: Sen bu işi kendin başarmalısın Bugüne kadar kendisinden herhangi bir haber çıkmadı gibi. )
( REFLEXIVE PRONOUN~REFLEXIVE PRONOUN )
( PRONOM RÉFLÉCHI~PRONOM RÉFLÉCHI )
( PRONOMEN REFLEXIVUM~PRONOMEN REFLEXIVUM )
( REFLEXIVPRONOMEN, RÜCKBEZÜGLICHES FÜRWORT | REFLEXIVPRONOMEN~REFLEXIVPRONOMEN )
( PRONOME RIFLESSIVO~PRONOME RIFLESSIVO )
( ΑΥΤΟΠΑΘΉΣ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / αυτοπαθής αντωνυμία~ΑΥΤΟΠΑΘΉΣ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / αυτοπαθής αντωνυμία )
- ZAMÎR-İ MUTAVAAT, MUTAVAAT ZAMÎRİ ile/||/<> REFLEXIVE PRONOUN[İng.] ile/||/<> PRONOM RÉFLÉCHI[Fr.] ile/||/<> REFLEXIVPRONOMEN, RÜCKBEZÜGLICHES FÜRWORT[Alm.] ile/||/<> DÖNÜŞLÜ ZAMİR
( Söz içinde yapılan işin yapana döndüğünü anlatan ve şahıs kavramını pekiştirerek belirten kendi zamiri Bu zamir iyelik ekleri alarak bütün şahısları karşılar kendim kendin kendi kendisi kendimiz kendiniz kendileri Sen bu işi kendin başarmalısın Bugüne kadar kendisinden herhangi bir haber çıkmadı gibi )
( REFLEXIVE PRONOUN )
( PRONOM RÉFLÉCHI )
( REFLEXIVPRONOMEN, RÜCKBEZÜGLICHES FÜRWORT | REFLEXIVPRONOMEN )
( PRONOMEN REFLEXIVUM )
( PRONOME RIFLESSIVO )
( ΑΥΤΟΠΑΘΉΣ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / αυτοπαθής αντωνυμία )
- ZAMÎR-İ ŞAHSÎ | ŞAHIS ZAMÎRİ ile/||/<> ŞAHIS ZAMİRİ
( Dilbilgisinde söz söyleyen, kendisine söz söylenen ve kendisinden söz edilen kişilerin yerini tutan kelime. Türkçede şahıs zamirleri şahıslar için ben, sen, o; çokluk şahıslar için biz, siz, onlar kelimeleridir. )
( PERSONAL PRONOUN~PERSONAL PRONOUN )
( PRONOM PERSONNEL~PRONOM PERSONNEL )
( PRONOMEN PERSONALE~PRONOMEN PERSONALE )
( PERSONALPRONOMEN~PERSONALPRONOMEN )
( PRONOME PERSONALE~PRONOME PERSONALE )
( ΠΡΟΣΩΠΙΚΉ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / προσωπική αντωνυμία~ΠΡΟΣΩΠΙΚΉ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / προσωπική αντωνυμία )
- ZAMÎR-İ ŞAHSÎ ile/||/<> PERSONAL PRONOUN[İng.] ile/||/<> PRONOM PERSONNEL[Fr.] ile/||/<> PERSONALPRONOMEN[Alm.] ile/||/<> ŞAHIS ZAMÎRİ
( Dilbilgisinde söz söyleyen kendisine söz söylenen ve kendisinden söz edilen kişilerin yerini tutan kelime Türkçede şahıs zamirleri şahıslar için ben sen o çokluk şahıslar için biz siz onlar kelimeleridir )
( PERSONAL PRONOUN )
( PRONOM PERSONNEL )
( PERSONALPRONOMEN )
( PRONOMEN PERSONALE )
( PRONOME PERSONALE )
( ΠΡΟΣΩΠΙΚΉ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / προσωπική αντωνυμία )
- ZAMK ile LAK/LAKA[İt. < Fars.]
( Akasya, kitre, süsleğen gibi bazı ağaçların kabuklarından sızarak donan, renksiz ya da sarı kırmızımtırak renkte, biçimsiz nesne. İLE Uzakdoğu'da yetişen amerikaelmasından çıkan yapıştırıcı. )
( LAKE: Laka ile cilâlanmış eşya. )
- ZAMPARA ile/||/<> KADINCIL
- ZAN ile/ve/||/<>/> SAFSATA
- ZANAAT OLARAK SİMYA ile FELSEFÎ SİMYA ile DİNÎ SİMYA
( Uygulamalar arasında nedensel ilişki kurmadan, herhangi bir teoriye dayanmadan nesneler üzerinde simyevi işlemler yapmak. Burada esas olan nesneleri kullanmaktır. İLE Belirli bir teoriye dayalı olarak ve nedensel ilişkiler kurarak nesneleri tespit ve tasvir etmek. Burada esas olan nesneler içinde kalmaktır. İLE Doğaüstü, mistik ve spritüel güçleri de dikkate alarak belirli ritüeller içinde nesneleri anlamaya çalışmak. Burada esas olan nesnelerin doğaüstü güçlerin işaretleri olduğunu anlamaktır. )
( Bolos (M.Ö. II. yy.) simyayı felsefi bir yöntem haline getiren. )
( Zosimus (M.S. III. sonu, IV yy. başı) simyayı bir din haline getiren. )
( İslâm dünyasında ise simya ilk önce felsefî açıdan dikkate alınmıştır. Cabir b. Hayyân sadece madenleri değil bitkileri ve hayvanları da simyanın konusu kılmıştır. Civa ve kükürt teorisini geliştirerek tüm varolanları yekpare bir sistem içerisinde açıklamaya çalıştı. Bunun için bazı sayısal simgeleri kullandı. Aynı zamanda kurduğu laboratuvarlarla felsefi simyadan 'bilimsel simya'ya(kimya'ya) geçiş yaptı. )
- ZANAAT ile EL SANATLARI ile ZANAATKAR ile İŞÇİLİK
( CRAFT vs. CRAFTS vs. CRAFTSMAN vs. CRAFTSMANSHIP )
( حرفه ile حرف ile صنعت گر ile پيشه ور ile صنعت گري )
( HARFEH ile HARF ile SANAT GAR ile PEYSHEH VAR ile SANAT GARY )
- ZANAAT/ZANAATKÂR ve FELSEFE/FİLOZOF
- ZANBI ile ÇEKİRGE
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bir çekirge türü. İLE ... )
- ZANNEYLEMEK[Ar. < ẒANN + Tr. EYLEMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> SANMAK
- ZANNOLUNMAK[Ar. < ẒANN + Tr. OLUNMAK] ile/değil/yerine/=/||/<> SANILMAK
- ZAPPING[İng.] -ile/||/<>
( Geçgeç Biraz sıkılırsanız zapping yapılır olur biter Füruzan Balkan Yolcusu 61 )
- ZAPPING[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇGEÇ
- ZAPPİNG[İng. < ZAPPING] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAPPİNG
( geçgeç )
- ZAPTİYE ile ZAPTİYE MEMURU
- ZAPTİYE ile/||/<> ZAPTİYE MEMURU
- ZAR[Ar. < İZĀR'DAN] ile/değil/yerine/=/||/<> CAR
- ZAR KANATLILAR ile/||/<> DIŞ ZAR ile/||/<> İÇ ZAR ile/||/<> İKİNCİ ZAR ile/||/<> İNCE ZAR ile/||/<> ÖRÜMCEKSİ ZAR ile/||/<> SERT ZAR ile/||/<> SÜMÜKSÜ ZAR ile/||/<> AKCİĞER ZARI ile/||/<> BEYİN ZARI ile/||/<> GÖZ ZARI YANGISI ile/||/<> GÖZE ZARI ile/||/<> KARIN ZARI ile/||/<> KEMİK ZARI ile/||/<> KIZLIK ZARI ile/||/<> KULAK ZARI ile/||/<> TOHUM ZARI ile/||/<> YUMURTA ZARI
( İnce perde ya da örtü İnce ve yumuşak yaprak biçimindeki organlar ya da organ bölümleri çeper Birbirine sımsıkı yapışık hücre ya da moleküllerden oluşan ve bitkilerin çeşitli bölümlerini bir kın gibi saran ince tabaka cidar çeper )
- ZAR | MEMBRAN ile/||/<> MEMBRAN ile/||/<> ZAR, HÜCRE ZARI
( zar hücre zarı Zar Zar )
( MEMBRANE )
( MEMBRAN )
- ZÂR Ü PERİŞÂN
- MEMBRANE[İng.] / MEMBRANE, DIAPHRAGME[Fr.] / MEMBRAN, DIAPHRAGM[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAR
- ZAR ile PERDE(HİCÂB-I KİBRİYA)
- ZAR ile/||/<> ZAR[Ar. < İZÂR'DAN]
( Sinema TV Sestoplarda sesyayarda üzerine gelen ses dalgaları ya da elektrik akımına uygun titreşimler yapan parça Çok ince ve yeğni kabuk ya da katman Geçirimsiz ya da yarıgeçirgen duvar ayırma perdesi Titreşerek ses üreten ince metal yaprak 1 Hücre zarı 2 Bir dokuyu saran ince tabaka 3 Dokunun çeşitli tabakalarını ayıran kat 4 Hücre içi organelleri saran kılıf Membran Bir yüzeyi örten bir boşluğun iç yüzünü döşeyen ya da iki oluşum arasında bölme oluşturan ince doku tabakası cidar çeper membran Hayvansal ya da bitkisel bir yapıyı kaplayan ya da bir kısmı saran yumuşak ve ince bir doku tabakası membran Zar )
( DIAPHFAGM | FILM, SKIN | MEMBRANE, DIAPHRAGM | DIAPHRAGM | MEMBRANE )
( DIAPHRAGME | PELLICULE | MEMBRANE, DIAPHRAGME | MEMBRANE )
( MEMBRAN | BELAG, BESTEG, HÂUTCHEN | MEMBRAN, DIAPHRAGMA | MEMBRANE )
( MEMBRANA: ZAR )
- ZARAFAT[Azr.] = ŞAKA[Tr.]
- ZARÂFET:
"GÖZE BATMAK" değil/yerine/>< AKILDA VE GÖNÜLDE KALMAK
- ZARAFET | İNCELİK ile/||/<> İNCELİK
( Derin güzel nükteler içeren anlatım niteliği Fatihin uhuvveti islâmiye üzerine tesisi müddea ederek mülk ve malının nısfını talep eden dervişe Hele şu bir akçeyi al git öteki kardeşlerimiz duyarsa hissene o kadar da isabet etmez NAMIK KEMAL Evrakı Perişan yolundaki nükteli karşılığı gibi Bir ölçümün küçük ayrımları yansıtma yeteneği Bir veriler öbeğinin ortalama değerinden sapmaları için bir ölçü oluşturan salt ya da bağıl yanılgı ile belirlenen duyarlık kertesi Söz sanatı terimi Üslûpta ince hafif ve zarif değişiklik )
( SUBTLETY | PRECISION )
( F/NESSE | PRÉCISION | FINESSE, SUBTILITÉ )
( PRÄZISION )
- ZARÂFET ve IŞILTI ve GÜZELLİK
( Zarâfet, devingen bir güzelliktir. )
( Zarâfet, doğa tarafından verilmeyen, ancak özne tarafından yaratılan güzelliktir. )
( Zarâfet, her zaman, yalnızca özgürlüğün devindirdiği biçimin güzelliğidir. )
( Her türlü güzellik, gerçek ve görünen devinimin yalnızca bir özelliğidir. )
- ZARÂFET ile/ve/<> LETÂFET
- ZARÂFET ve/||/<> ONUR
( Güzel bir ruhun anlatımı. VE/||/<> Yüce bir zihniyetin anlatımı. )
( Erdemden beklenilen, zarâfet değil onurdur. )
- ZARÂFET ve/||/<> SANATSALLIK
- ZARÂFET ve/||/<> SÜKÛNET
- ZARAFET ile ZARAFETLİ
- ZARAFET ile ZARİF ile ZARİFÇE
( ELEGANCE vs. ELEGANT vs. ELEGANTLY )
( ظرافت ile زيبندگي ile ظريفي ile نغز ile ظريف ile پربراز ile با سليقه ile موزون ile عبهر ile مستظرف ile ظريفانه )
( ZARAFT ile ZYBANDEGY ile ZARYFEY ile NAGHZ ile ZARYFE ile PARBARAZ ile BA SELYGHEH ile MOZON ile عبهر ile MOSTAZARF ile ظريفانه )
- ZARAFET[Ar. < ẒARĀFET] ile/değil/yerine/=/||/<> ZARİFLİK
- ZARÂFET ile/ve/||/<>/> ZİYÂFET ile/ve/||/<>/> ZİYÂRET
- ZARANZA ile/ve/||/<>/< ZARANZA URGI
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Yalancısafran. İLE/VE/||/<>/< Yalancısafran tohumu. )
- ZARAR | DOKUNCA ile/||/<> DOKUNCA
( Bir gözlem ve deneyleme koşulunun uygunluğunu ya da bir ölçme aracının işlerliğini bozan etki Satış ederinin tüm değer ederi altına düşmesi )
( HARM | DAMAGE, LOSS )
( DOMMAGE, PERTE, PRÉJUDICE )
- ZARAR/ZİYAN ile/değil/yerine/= DOKUNCA/EKSİÇIKAR
- ZARAR ile HASARLI ile HASARLAR ile ZARAR VERİCİ
( DAMAGE vs. DAMAGED vs. DAMAGES vs. DAMAGING )
( مظرت ile صدمه ile آزار رساندن ile غرامت ile خسارت ile لتمه ile خسارت زدن ile خسارت وارد آوردن ile صدمه زدن ile ضايعه ile آسيب رساندن ile زيان ile لتمه وارد کردن ile گزند ile للطمه ile نمديده ile آسيب ديده ile عواريه ile عيب دار ile معيوب ile متضرر ile آفت زده ile ضايعات ile خسارت آميز ile آسيب آور ile آسيب رسان )
( مظرت ile SADAMEH ile AZAR RESANDAN ile GHARAMET ile KHSART ile LATMEH ile KHSART ZADAN ile KHSART VARD AVARDAN ile SADAMEH ZADAN ile ZAYE ile ASYBE RESANDAN ile ZYAN ile LATMEH VARD KARDAN ile GOZAND ile للطمه ile NAMADYDAH ile ASYBE DYDAH ile عواريه ile EYBE DAR ile MAYVEB ile MOTEZRAR ile AFT ZADEH ile ZAYAT ile KHSART AMYZ ile ASYBE AVAR ile ASYBE RESAN )
- ZARAR ile/değil/yerine SAKINCA
- ZARAR ile ZARAR GÖRMÜŞ ile ZARARLI ile ZARARSIZ
( HARM vs. HARMED vs. HARMFUL vs. HARMLESS )
( گزند ile صدمه ile آسيب ile مضرت ile بدخدمت کردن ile مظرت ile صدمه زدن ile آسيب زدن ile آزار ile گزند رساندن ile ضرر ile آسيب ديده ile زيانبار ile زيانبخش ile مخربي ile مضر ile زيانرسان ile موذيانه ile موذي ile پرگزند ile بيگزند ile بي آزار ile بي ضرر ile کم آزار )
( GOZAND ile SADAMEH ile ASYBE ile مضرت ile BADKHODAMAT KARDAN ile مظرت ile SADAMEH ZADAN ile ASYBE ZADAN ile AZAR ile GOZAND RESANDAN ile ZAR ile ASYBE DYDAH ile ZYANBAR ile زيانبخش ile MOKHARBY ile MAZAR ile زيانرسان ile موذيانه ile MOOZY ile PORGAZAND ile BEYGOZAND ile BEY AZAR ile بي ضرر ile KAM AZAR )
- ZARAR ile ZARARLI
( DETRIMENT vs. DETRIMENTAL )
( ضرر ile درد ناک )
( ZAR ile DARD NAK )
(1996'dan beri)