Bugün[10 Temmuz 2026]
itibarı ile 52.508 başlık/FaRk ile birlikte,
52.508 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(210/211)


- TOXINE[Fr.] ile/değil/yerine/= ZARARLI NESNE


- ZARARLI OLMAK ile/ve ZARARDA OLMAK


- ZARARLI SABİT GELENEĞE SAPLANMA değil/yerine/>< YARARLI SABİTİN TAKLİDİ


- TOXIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ZARARLI


- ZARARLI ile ZARARLI

( HARMFUL vs. HARMFUL )


- ZARARLI ile ZARARSIZ

( HARMFUL vs. HARMLESS )


- [ne yazık ki]
ZARARLILARIN TÜKETİMİNDE:
(")İLGİLİ(/LİK)(") ile/ne yazık ki/<>/> ALICI(/LIK) / MÜŞTERİ(Sİ OLMA) ile/ne yazık ki/<>/> BAĞIMLI(/LIK)

( Başlangıçta. İLE/NE YAZIK Kİ/<>/> Ortada. İLE/NE YAZIK Kİ/<>/> İleride. )


- ZARARSIZ OLMAK ile/ve/||/<>/> YARARLI OLMAK


- ZARF TÜMLECİ ile/||/<> ...

( Cümlede yüklemin anlamını zaman tarz ölçü yer yön vb bakımlardan daha belirgin duruma getiren sınırlayan kelime ya da kelime gruplarından oluşan tümleç Bunları kendisi iyice tahlil etmişti A H Tanpınar Huzur s 166 Birdenbire Sabih lere gitmek orada hepsini beraber bulmak arzusuna kapıldı A H Tanpınar göst e s 283 Nihayet İclâl dayanamadı oyun çok uzamıştı belli ki genç kız akrabasına kendilerine ait bir işin üzerinde böyle durulmasını istemiyordu A H Tanpınar göst e s 64 Mümtaz güçlükle bir Allah hayırlı etsin dedi A H Tanpınar göst e s 65 Genç kız da pervini görünce ağırlaştı yavaş yavaş yürüdü geldi Ali nin ve Pervin in yüzlerine dikkatle bakarak ciddî vaziyeti hissettikten sonra genç kadına sordu P Safa Şimşek s 238 Köy yerinin işlerinden açtık Laf sana geldi senin vaziyetine yiğitliğine K Tahir Köyün Kamburu s 250 Ferit Paşa hükûmeti de yavaşçacık selefleri gibi bir idarei maslahat hâlini alıyordu R H Karay Minebab İlelmihrab s 10 vb )


- ZARF-FİİL GRUBU ile/||/<> BAĞLAMA ZARF-FİİLİ

( Fiilden a arak dıkça ınca ıp madan vb eklerle yapılan zarf olarak kullanılan kelime ulaç bağ fiil sıla sigası Koşarak geldi Düşünmeden söyledi Siz gelmeyince gittik )


- ZARFLAMAK ile ZARFLANMAK ile ZARILANMAK ile ZAR ile ZARA ile ZARF ile ZARFLI ile ZARFÇI/LIK ile ZAR ZOR ile ZARFSIZ ile ZARİ ZARİ ile ZART ZURT ile ZARF TÜMLECİ ile ZAR KANATLILAR


- ZARGANA/ZARGANA[Yun. < ] ile/||/<> PİÇUTA/PİÇUTA[Yun. < ] ile/||/<> PLATİ/PLATY[İng. < PLATY] ile/||/<> SİNARİT/SİNARİT[Yun. < ] ile/||/<> TİRHOS/TİRHOS[Yun. < ] ile/||/<> TİRSİ/TİRSİ[Yun. < ] ile/||/<> TORİK/TORİK[Yun. < ] ile/||/<> TRANÇA/TRANCİA[İt. < TRANCIA] ile/||/<> TIRPANA/TIRPANA[Yun. < ] ile/||/<> VATOZ/VATOZ[Yun. < ] ile/||/<> VONOZ/VONOZ[Yun. < ] ile/||/<> USKUMRU/USKUMRU[Yun. < ] ile/||/<> PİRANA/PİRANHA[Fr. < PIRANHA] ile/||/<> ÇİNAKOP/ÇİNAKOP[Yun. < ] ile/||/<> LAGOS/LAGOS[Yun. < ]

( Uskumrumsugillerden santimetre boyunda vücudu silindir biçiminde gaga gibi ince uzun sivri ağızlı bir balık Belone belone )


- ZARGANA[Yun.] ile TİMSAH ZARGANA

( ... ile )

( Uskumrusugillerden, gövdesi silindir biçiminde, gaga gibi ince, uzun, sivri ağızlı bir balık. İLE ... )

( BELONE ACUS cum ATRACTOSTEUS SPATULA )


- ZARGANA ile/||/<> ZARGANA[Yun.]

( Belone acus Kemiklibalıklar Teleostei takımının uskumrumsugiller Scombresocidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 1 m kadardır Sürüler halinde yaşar Birkaç türü vardır Bütün denizlere yayılmıştır zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının uskumrumsugiller Scombresocidae familyasından 1 m kadar uzunlukta sürüler hâlinde yaşayan bütün denizlere yayılmış bir balık türü Kemikli balıklardan zarganagiller Belonidae familyasından 1 m kadar uzunlukta olabilen sürüler hâlinde yaşayan bütün denizlere yayılmış bir balık türü R ζαργάνα )

( GAR-PIKE | GAR PIKE )

( AGUGLIA | ORPHIE, AGUGLIA )

( HORNHECHT )

( BELONE | BELONE ACUS | BELONE BELONE )

( ΖΑΡΓΆΝΑ / ζαργάνα )


- ZARGANA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZARGANA

( Uskumrumsugillerden santimetre boyunda vücudu silindir biçiminde gaga gibi ince uzun sivri ağızlı bir balık Belone belone )


- ZARGUNÇMÜD = KAPLANMİSKİ/PELENG MÜŞG[Fars.]
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Bir tür fesleğen. )


- ZARİF/LİK ile ZARİFÇE


- ZARP, DARP | ZARP | ZARBETMEK | ÇARPMAK ile/||/<> ÇARPMA ile/||/<> ÇARPMAK

( Karşı oyuncuya iki ayağı yerden kesmeden gövdenin bütün ağırlığı ile yüklenmek Bir küme üzerinde ikili bir işlem matematik fizik matematik Duruşu değiştirmeden sıçrama ve iki ayağı birbirine çarptırma )

( HIT, CHARGE WITH THE BODY | MULTIPLICATION | BATTU | MULTIPLY )

( MULTIPLICATION | COLLISION | MULTIPLIER | PAS BATTU )

( REMPELN | MULTIPLIKATION, VERVIELFACHEN | BATTU )

( MULTIPLICATIO )


- ZARSI ile/||/<> ZARIMSI


- ZARUNLU:
ZARURÎ ile/ve/değil ZORUNLU

( Bazı/çoğu sözler hatalı seslendirildikleri için değil konuşurken, birbirine yakın ya da eş iki sözcüğü bir anda söyleme ya da birini söyleyecekken ani bir karar ve hızla ötekine geçme sonucu çıkan söz(cük)lerdir. )


- ZARURET | ZORUNLULUK ile/||/<> ZORUNLULUK

( Tümdengelimci bilimlerde öncüllerden çıkarım yoluyla türetilmiş sonuçların öncüllerle bağdaşması ya da bir durumun gerçekleşmesinin mantıksal kaçınılmazlığı Olduğundan başka olamama durumu 1 Mantıksalmatematiksel zorunluluk Kavramların ve önermelerin mantıksal bağlantısında ve çıkarımlarında bulunur düşünce bakımından zorunlu doğrular çelişmezlik ilkesine dayanan doğrulardır çeişiği düşünülemeyen doğrulardır bu anlamda zorunlu çelişmeye düşmeden başka türlü düşünülemez olan şey 2 Fiziksel zorunluluk Nedenetki bağlantısındaki zorunluluk doğa yasaları 3 Ahlaksal zorunluluk Bir toplumda yürürlükte olan ahlak yasalarına uyma zorunluluğu Burada doğal bir zorunluluk değil gereklilik söz konusu olduğundan ahlaksal zorunluluk yükümlülük biçiminde kendini gösterir )

( NECESSITY )

( NÉCESSITÉ )

( NOTWENDIGKEIT )

( NÉCESSITAS )


- ZARURET[Ar. < ŻARŪRET] ile/değil/yerine/=/||/<> ZARURET

( fakruzaruret zorunluluk Sıkıntı yoksulluk içinde olma )


- ZARURÎ ile HÂCÎ ile TAHSİNÎ


- ZARURİ[Ar. < ŻARŪRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZORUNLU | GEREKLİ

( zorunlu gerekli )


- ZARÛRÎYAT ile/ve HACİYAT ile/ve TAHSİNİYAT


- ZÂT:
BİLİNMEZ değil TEK BİLİNEN

( ... DEĞİL Şüphe edil(e)meyen tek şey. )


- ZATEN" ile/değil/yerine/<>/< AKSİNE/BİLAKİS


- ZÂT-EN ile/ve/||/<> HAKİKAT-EN


- ZÂT[Ar.]-EN[Fars.][<>/||/>< SIFAT-EN] ile/değil/yerine/=/: ÖZCE, ÖZ OLARAK, ÖZÜ İTİBARİYLE["doğrusu" değil!]
[<>/||/>< SIFATEN: görünüşçe, görünüş olarak, görünüşü itibariyle]

( NOUMENON vs./||/<>/>< PHENOMENON )

( I vs./||/<>/>< ME )


- ZATEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TEMELDE


- ZATÎ[Ar. < ẔĀTĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> KİŞİSEL | ÖZEL | ÖZÜNLÜ

( kişisel özel özünlü )


- ZÂT-ÜL-HARÂŞİF-İL-MÜŞA'ŞAA[Ar.] ile ...

( Cildi, mineli ve kemikli olan balık sınıfı. )


- ZÂT-ÜL-BATNEYN[Ar.] ile BIVENTRE[Fr.] ile ...

( İkikarınlı. )


- ZATÜLCENP/ZATUCENB[Ar. < ẔĀTU'L-CENB] ile/||/<> ZATÜRRE/ZATURİE[Ar. < ẔĀTU'R-RİʾE]

( Göğüs sancısı ateş titreme öksürük vb belirtilerle ortaya çıkan akciğer zarı yangısı satlıcan )


- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-MEŞKUKA[Ar.]["ka" uzun okunur] ile ...

( Çataltırnaklılar. )


- ZÂT-ÜL-ESÂBİ'-İL-MÜFREDE[Ar.] ile ONGULÉS[Fr.] ile ...

( Toynaklılar, tektırnaklılar. )


- ZÂT-ÜL-FIKARÂT[Ar.] = VERTÉBRÉS[Fr.] = ...

( Omurgalılar, belkemiği olan hayvanlar. )


- ZÂT-ÜL-İLKAH-IZ-ZÂHİRE | TOHUMLU BİTKİLER ile/||/<> TOHUMLU BİTKİLER

( çiçekli bitkiler botanik phaneros açık gamos evlenme Döllenmiş yumurta hücresinin gelişerek tohum meydana getirdiği bitkiler Fanerogamlar Döllenmiş yumurta hücresinin gelişerek tohum meydana getirdiği bikfiler fanerogamlar tohumlu bitkiler )

( SPERMATOPHYTA, ANTHOPHYTES, PHANEROGAMS, SEED PLANTS | SPERMATOPHYTA )

( PHANÉROGAMES | SPERMATOPHYTES, PLANTES À GRAINES, PHANÉROGAMES )

( SPERMATOPHYTEN, SAMENPFLANZEN, BLÜTENPFLANZEN, PHANEROGAMEN )

( SPERMATOPHYTA, PHANEROGAMAE, EMBRYOPHYTA )


- ZÂT-ÜL-KURÛN-İL-MUSAMME/MÜCEVVEFE[Ar.] ile ...

( Boynuzlarının içi boş olan hayvanlar, boş boynuzlular. )


- ZATURİE[Ar. < ẔĀTU'R-RİʾE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZATÜRRE

( Ateş öksürük ve balgamla beliren tehlikeli bir akciğer hastalığı batar )


- ZATÜRRE/PNEUMONİ/PNÖMONİ ile/||/<> BRONŞİT

( Bronşların yangılanması, öksürük ve balgam ile ilişkili bir solunum yolu sayrılığı. İLE/||/<> Akciğer dokusunun yangılanması, ateş ve öksürük ile ilişkili bir solunum yolu bulaşı. )


- ZATÜRRE ile/||/<> BATAR


- ZATÜRRİE/PNÖMONİ değil/yerine BATAR

( Akciğer yangısı/iltihabı. )

( PNEUMANIA )

( PNEUMONIE )


- ZÂT-ÜS-SUKABÂT[Ar.] = FORAMINIFÈRES[Fr.] = ...

( Delikliler. )


- ZÂT-ÜS-SUKABÂT-I GAYR-İ MÜŞA'ARA[Ar.] = MADRÉPORES[Fr.] = ...

( Matraporalar. )


- ZAVALLILAR ile/değil/yerine/>< KİŞİLER

( Sadece, güc(ün)e/olanaklar(ın)a "saygı gösterir". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Herkese saygı gösterir.
Çoğunlukla dedikodu yapar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Düşüncelerini açıkça paylaşır.
Sadece, çıkarları olduğunda yardımseverdir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kibar ve her zaman yardımseverdir.
Gösterişin hastasıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gösterişi sevmez.
Kolay söz verir, nadiren tutar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Verdikleri sözü tutmak için çabalar.
İlgi manyağıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Alçakgönüllüdür. )


- [ne yazık ki]
ZAVALLILIK:
PARAYLA OLAN ile/ve/değil/<> PARAYLA OLMAYAN


- ZAVİYE[Ar. < ZĀVİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> KÖŞE | BAKIŞ AÇISI | AÇI

( köşe Küçük tekke bakış açısı açı )


- ZAVİYE ile/||/<> ZAVİYE[Ar. < ZÂVİYYE]

( 1 Tekkenin küçüğü 2 Kervansarayların seyrek bulunduğu yerlerle geçit ve derbentlerdeki konak yerlerine verilen ad Mimarlık Küçük tekke a dergâh )


- ZAVİYÉ-İ HADDE | DAR AÇI ile/||/<> DAR AÇI

( 38 Dikey açıdan eksik olan heraçı dar açı dır Onun ölçüsü 90 den eksiktir Misal A ve D E F açılan dar açılardır Şekil 19 Şekil 20 Ölçüsü 90 den küçük olan açı Ölçüsü doksan dereceden küçük açı )

( ACUTE ANGLE )

( ANGLE AIGU | ANGLE AIGN )

( SPITZER WINKEL )

( ACUTOS )


- ZAVİYE-İ KAİME | DİK AÇI ile/||/<> DİK AÇI

( Ölçüsü 90 olan açı matematik )

( RIGHT ANGLE | OBTUSE ANGLE )

( ANGLE DROIT | ANGLE OBTUS )

( RECHTER WINKEL | STUMPF WINKET )

( OBTUSUS )

( ANGOLO RETTO )

( ΟΡΘΉ ΓΩΝΊΑ / ορθή γωνία )


- ZÂVİYE-İ MÜTECÂVİRE ile/||/<> ANGLE SOMMET[Fr.] ile/||/<> TEPE AÇISI

( matematik )

( ANGLE SOMMET )


- WEAK ACID/CONJUGATE BASE PAIRS[İng.] / SCHWACHE SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ASİT/KONJUGE BAZ ÇİFTİ


- WEAK ACIDS AND BASES[İng.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ASİTLER VE BAZLAR


- ZAYIF | AYRINTILI/İNCE ile/||/<> İNCE YAPILI | DUYGULU/İNCEDEN

( ince ağrı ince ayrım ince bağırsak ince donanma ince düşünceli ince gül yağı ince hastalık incekara ince iş ince karın ağrısı ince kesim ince saz ince ses ince sıva ince tutkal ince ünlü ince yağ ince yapılı ince zar inceden inceye Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan cılız narin kalın karşıtı zayıf Taneleri ufak iri karşıtı Aşırı özen gerektiren kaba karşıtı ayrıntılı Akışkanlığı çok olan yoğun ve koyu olmayan sıvılar Tiz ses kalın karşıtı Hafif gücü az İyiden iyiye enikonu ayrıntılı Düşünce duygu ya da davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan zarif kaba karşıtı )


- ZAYIF ÇEKİRDEK GÜÇ ve/||/<>/> MUON OLUŞUMU


- ZAYIF ile/değil DUYARLI/LIK


- ZAYIF ile KİKİRİK

( ... İLE Zayıf, ince, uzun boylu kişi. )


- ZAYIF ile ZAYIF FİKİRLİ ile ZAYIF FİKİRLİLİK ile GÜÇSÜZLÜK

( FEEBLE vs. FEEBLE -MINDED vs. FEEBLE -MINDEDNESS vs. FEEBLENESS )

( شل ile کم زور ile کوته فکر ile کوته فکري ile شلي )

( SHEL ile KAM ZUR ile KOTEH FEKAR ile KOTEH FEKARY ile SHELY )


- FACTEUR D'ATTÉNUATION[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAYIFLAMA FAKTÖRÜ


- ZAYIFLAMAK ile/ve/değil/||/<> KEMERİN/LASTİĞİN ZAYIFLAMASI


- | ZAYIF/LAR ile/ve/<> "ZEKİ/LER" |
ile/değil/yerine/></<>
GÜÇLÜ/LER

( | İntikam alırlar. İLE/VE/<> Başkasını umursamazlar, yok sayarlar. | İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Affederler. )

( [not] | Revenges. vs./AND/<> Don't cares the others. | vs./BUT/>< Forgives. )

( [not] | WEAK/S vs./and/<> "SMART/S" | vs./but/>< POWERFULL/S )


- ZAYIFLIK ile/||/<> ARIKLIK ile/||/<> ÇİROZLUK


- ZAYIFLIK" ile/değil KİŞİLİKLİ/OMURGALI KALMAYI YEĞLEMEK


- ZAYIF/LIK ile/değil NEZÂKET / ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK


- ZAYIF/LIK ile/ve/||/<> ZORUNLU/LUK


- ZEAMET ile/||/<> ZEAMET[Ar. < ZEʿÂMET]

( Yıllık geliri 20 00099 999 akçe olan toprak dirliği Osmanlı İmparatorluğu toprak düzeninde yıllık geliri yirmi bin akçeyle yüz bin akçe arasında olan topraklardan alınan vergi )


- ZEBELLA[Ar. < ZEBELLÂ] ile/||/<> ...

( çok iri yarı ve korkunç kimse Suriye zballaᶜi individu qui aime à proférer des jurons obscènes )

( ZBALLAI )


- ZEBELLA ...

( Çok iriyarı kişi. )


- ZEBELLA[Ar. < ZEBELLĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZEBELLA

( İri yarı kimse )


- ZEBERCED | OLİVİN ile/||/<> OLİVİN[Fr. < OLIVINE]

( Mineral Mg Fe2 SiO4 sarı yeşilimsi sarı kahverengimsi kırmızımsı çizgi ak sertlik 6 57 özgül ağırlık 3 3 rombusal jeoloji olivin )

( OLIVINE )

( OLIVINE )

( OLIVIN )


- ZEBHİYYE[Ar. < ẔEBḤİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZEPHİYE

( Kesimevinde kesilen hayvanlar için kasapların ödedikleri vergi )


- ZEBRA ile/||/<> DAĞ ZEBRASI

( dağ zebrası dağ zebrası )

( ZEBRA )


- ZEBRA ile QUAGGA ZEBRASI

( ... İLE Ne yazık ki, soyu tükenmiştir. :( )


- ZEDELEME ile/ve/||/<> RENCİDE[Fars.] (ETMEK)

( Vurma, çarpma sonucunda hafifçe yaralamak. | Zarar vermek, zarara uğratmak. İLE/VE/||/<> İncitmek, kalbini kırmak. )


- ZEDELEMEK ile ZEDELENMEK ile ZEDELEYEBİLMEK ile ZEDELİ ile ZEDESİZ


- ZEEMAN ENERGY[İng.] / ÉNERGIE ZEEMAN[Fr.] / ZEEMAN-ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN ENERJİSİ


- DÉPLACEMENT DE ZEEMAN[Fr.] / ZEEMAN-VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN KAYMASI


- ZEHİR ile/ve/||/<> ZEHİRLEYİCİ/ZEHİRLİ ile/ve/||/<> ZEHİRCİ

( image )

( Ayrıntılarını okumak için burayı tıklayınız... )

( )

( "Arasındaki FaRkLaR neler?" yazısını okumak için burayı tıklayınız... )


- ZEHİRLEMEK ile ZEHİRLENMEK ile ZEHİRLETMEK ile ZEHİR ile ZEHİRLİ/LİK ile ZEHİRSİZ/LİK ile ZEHİRLİ GAZ ile ZEHİR HAFİYE ile ZEHİR ZIKKIM ile ZEHİR ZEMBEREK


- ZEHİRLENME | AĞILANMA ile/||/<> ZEHİR | ZEHİRLENMEK | ZEHİRLİ ile/||/<> AĞI | AĞILANMAK | AĞILI


- ZEHİRLENMELER:
SİNDİRİM YOLUYLA ile/ve/||/<> SOLUNUM YOLUYLA ile/ve/||/<> DERİ YOLUYLA

( En sık rastlanan zehirlenme yoludur. Sindirim yoluyla alınan zehirler, genellikle ev ya da bahçede kullanılan kimyasal maddeler, zehirli mantarlar, bozuk besinler, ilaç ve aşırı alkoldür. İLE/VE/||/<> Zehirli maddenin solunum yolu ile alınmasıyla oluşur. Genellikle karbonmonoksit[tüp kaçakları, şofben, bütan gaz sobaları], lağım çukuru ya da kayalarda biriken karbondioksit, havuz hijyeninde kullanılan klor, yapıştırıcılar, boyalar ev temizleyicileri gibi maddeler ile oluşur. İLE/VE/||/<> Zehirli madde, vücuda doğrudan deri aracılığı ile girer. Bu yolla olan zehirlenmeler, böcek sokmaları, hayvan ısırıkları, ilaç enjeksiyonları, saç boyaları, ziraî ilaçlar gibi zehirli maddelerin deriden emilmesi ile oluşur. )


- ZEHİRLİ BİTKİLER = NEBÂTÂT-I SEMMÎYE = PLANTES VÉNIMEUSES, PLANTES VÉNÉNEUSES


- NOXIOUS GASES[İng.] / NOCIF GAS[Fr.] / SCHÄDLICHE GASE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİ GAZLAR


- ZEHİRLİ/TOKSİK KALORİ değil/yerine TOK KALORİ


- ZEHİRLİ YILANLAR ile ZEHİRSİZ YILANLAR

( Yerde olanlar. İLE Dallarda olanlar. )

( Gözbebekleri elips biçimindedir. İLE Gözbebekleri yuvarlaktır. )

( Doğururlar. İLE Yumurtlarlar. [Anaconda dışında] )

( Amazonlar'da, Hindistan kobrası dışında hemen hemen her tür yılanı bulmak olanaklıdır. )

( Fransa Guyana'larındaki ormanlarda bulunan çok çeşitli yılanların sadece %10'u zehirlidir. Yerlilerin zehirli yılanı derisinden tanıması, "kırmızı renkten sonra sarı renk varsa zehirlidir" biçimindeymiş. )

( )

( ZEHİRLİLER:
* Gözbebekleri elipstir.
* Soluk delikleri(nostril) fotodaki gibidir.
* Oyuk(pit) vardır.
* Derilerinin kuyruk bölgesi alt tarafı tekil sıralıdır.

ile

ZEHİRSİZLER:
* Gözbebekleri yuvarlaktır.
* Soluk delikleri(nostril) fotodaki gibidir.
* Oyuk(pit) yoktur.
* Derilerinin kuyruk bölgesi alt tarafı çift sıralıdır. )


- GIFTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİ


- TOXICOLOGY[İng.] / TOXICOLOGY, TOXICITÉ[Fr.] / GIFTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİLİK, TOKSİKOLOJİ


- ZEIS GLANDS[İng.] ile/değil/yerine/= ZEİS BEZLERİ

( Göz kapaklarında Meibomian ve Moll bezleriyle birlikte bulunan, salgılarını kirpik diplerine boşaltan, küçük, sebase bezler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ZEKÂ | BECERİKLİLİK/DİRAYET[Ar. < DİRĀYET] ile/||/<> ANLAYIŞ | ZEKÂ/FERASET[Ar. < FERĀSET] ile/||/<> ANLAYIŞ | ALGI | ALGILAMA/İDRAK[Ar. < İDRĀK] ile/||/<> ANLAMA | BİLGİ | BİLİŞ/VUKUF[Ar. < VUḲŪF]

( İnce şeyleri kavrayış zekâ beceriklilik )


- ZEKÂ GÖSTERGESİ:
YANITLAR(IY)LA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SORULAR(IY)LA


- ZEKÂ:
(HIZLI) (İSÂBETLİ) "BİRLEŞTİRME/BAĞLANTILANDIRMA/KESKİNLEŞTİRME" BİLGİSİ ile/ve/değil/||/<> AYIRMA BİLGİSİ/YETİSİ


- ZEKÂ:
SOYUT ile/ve/||/<> MEKANİK ile/ve/||/<> TOPLUMSAL

( )


- ZEKÂ | ZEKİ ile/||/<> ANLAK | ANLAKLI


- ZEKÂ ile/ve/<> BECERİ/MAHÂRET

( İç duyuların hızlılığı, açıklığı, keskinliği. İLE/VE/<> Gövdenin yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu. Ustalık. )

( Soyutlama gücü. | Bilenme. | Tezkiye. İLE/VE/<> Yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma/sonuçlandırma yeteneği. )

( Kişi, kendine, becerilerini geliştirecek zamanı ayırmalıdır. )

( Kişi, kaba kuvvet kullanırken, ötekiler beceriye başvurur. )

( Arzu ve imgeleme dünyayı yaratır, zekâ ise ikisini bağdaştırarak bir uyum ve barış duygusunu sağlar. )

( Zekâ, yabancıya karşı kullanılır. [yakınlara ya da yakınlar arasında değil!] )

( CERBEZE: Zekâ keskinlği. )

( Desire and imagination create the world and intelligence reconciles the two and causes a sense of harmony and peace. )

( INTELLIGENCE vs./and/<> SKILL/ABILITY )


- ZEKÂ değil/ne yazık ki BOŞLAMA(İHMAL)

( Çocukların, telefonda/tablette oyun bulup oynaması, zeki olduğunu değil ne yazık ki, boşlandığını gösterir. )


- ZEKÂ ile/ve/değil CESARET


- ZEKÂ ve/||/<> DUYARLILIK


- ZEKÂ ile GÖRÜNTÜ

( Zekâsını beğendiğin kişinin, görüntüsünü merak etme!
Zekâsını kullanmayan birininse, görüntüsünden etkilenme! )

( vs./and/||/<> IMAGE )


- ZEKÂ ile/ve/değil/||/<> ÖNCELİK (VERME[ME]K)


- ZEKÂ ile/ve/<> "YATIRIM"


- ZEKÂ ile YETENEK


- ZEKÂNIN ELVERMESİ" ile "AKLIN BASMASI"


- ZEKÂVET[Ar.] ile ZEKÂVET[Ar.]

( Zeyreklik, çabuk anlama, kavrama. İLE Zekâ, zekilik. )


- ZEKAVET[Ar. < ẔEKĀVET] ile/değil/yerine/=/||/<> ZEKÂVET

( Çabuk anlama ve kavrama )


- ZEKERİYAKÖY AMERİKAN HASTANESİ KLİNİĞİ :

( Zekeriyaköy'de Koza Evleri Sitesi içinde Amerikan Hastanesine ait klinik hizmet vermektedir. )


- ZEKERİYAKÖY MEYDAN ÇEŞMESİ :

( Zekeriyaköy'ün köy meydanına yakın bir yerde olan bu çeşme meydan çeşmesiydi. Çeşme birkaç yer değiştirdi ve nihayet yol çalışmaları sırasında yok edildi (H.1178, M.1764). Bu çeşmenin bir adı da "Hüseyin Ağa Çeşmesi"dir. Çeşmenin üç ayrı kitabesinden ilki muhtarlık binasında korunmaktadır. Diğer ikisi ise kayıp! Bu meydan çeşmesi yapılışından sonra iki kez onarılmıştır. Çeşmenin birinci kitabesi şöyle: Ve minel mai külle şeyn hayy Merhum ve mâğfur el muhtaç ila rahmet - i/ Rabbih - il - gafur sahib - ül hayrat vel - hasenat/ Hüseyin ağanın ruhiycün el - Fâtiha (1178)". Çeşmedeki ikinci kitabede şöyle yazıyordu: Çün inayet kadr - i kayyumdan erişir biz kula/ Sarf eder hayrata varın hiç nazar etmez nola/ Çeşme - i âb - ı hayatı selsebil etti ağa/ Dilerim bari hüdadan akıbet hayroluna/ Sahib - ül hayrat Elhac İsmail Efendinin hayratıdır (1226)" Çeşmenin üçüncü kitabesinde de şöyle yazmaktaydı: Sahib - ül hayrat vel - hasenat Sarıyar'da Köylü Ahmet oğlu derviş Mustafa Ağanın Zevcesi Zübeyde Hanımın hayratı (1305)".Kitabelerden anlaşılmaktadır ki; çeşmenin Hüseyin Ağa tarafından 1178 (1764) yapıldı, İsmail Efendi tarafından 1226 (1811)'da ve Zübeyde Hanım tarafından da 1305 (1887)'de onarıldı. )


- ZEKERİYAKÖY ROTARY DERNEĞİ :

( Zekeriyaköy'de, köyün ismini taşıyan Rotary Derneği bulunmaktadır. )


- ZEKÎ[< ZEKÂ), ZEKİYYE ile/değil/yerine/= TEMİZ, HÂLİS, HÂLİ TEMİZ OLAN KİMSE | AKLINI SAFLAŞTIRMIŞ, ARI, DURU HALE GETİRMİŞ KİŞİ


- YALNIZLIK:
ZEKİLERDE ile/ve/||/<> ÇIKARSIZLARDA ile/ve/||/<> SAĞDUYULULARDA


- ZELÎL[Ar. < ZİLLET] ile/değil/yerine/= AŞAĞILANAN/HOR GÖRÜLEN

( HOR, HAKİR, ALÇAK, AŞAĞI TUTULAN, AŞAĞILANAN )


- ZELZELE, HAREKET-İ ARZ | DEPREM ile/||/<> DEPREM

( Yer sarsıntısı Başlangıç noktası yerin içinde bulunan doğal nedenli yerkabuğu devimi yersarsıntısı Yer kabuğu içindeki katmanların yerinden oynamalarıyla oluşan sarsıntının dışa ve çevreye doğru yayılan titreşim biçimindeki devinimi coğrafya jeoloji )

( EARTHQUAKE, EARTH TREMORS | EARTGQUKE,SEISM | EARTHQUAKE )

( TREMBLEMENT DE TERRE | TREMBLEMENT DE TERRE, SECOUSSE, CHOC | TREMBLEMENT DE TERRE, SÉISME )

( ERDBEBEN | ERDBEBEN, ERDSTOSS )


- ZELZELE[Ar. < ZELZELE] ile/değil/yerine/=/||/<> DEPREM


- DEPREM / ZELZELE/ZİLZÂL/ZELZAL/ZÜLZAL[Ar.] ile/değil/yerine/= YER SARSINTISI/YER SARSAN


- ZELZELE[Ar.] ile RECFE[Ar.]

( Sarsıntı. İLE Çok güçlü sarsıntı. )


- ZEMBİL[Ar. < ZİNBİL] ile/||/<> HASIRDAN ÖRÜLMÜŞ SAPLI TORBA

( hasırdan örülmüş saplı torba Arapça Suriye ya da Farsçadan alındığı anlaşılıyor zambīl zimbīl a basket made of palmleaves zanbīl Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir Skok EtRj 3 649 Andriotis EL 116 117 )


- ZEMHERİ[Ar. < ZEMHERİR] ile/||/<> ...

( kışın en soğuk zamanı kara kış zamḥarīr strenge Winterkälte Türkçede zemherir biçiminin sonundaki r düşmüştür Sırpça zemhèrije zemèrija zemeríje biçimi Türkçeden geçmiştir )

( ZAMḤARĪR )


- ZEMHERİ[Ar. < ZEMHERĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> KARA KIŞ (ZEMHERİ ZÜREFASI)


- ZEMHERÎ ile/değil/yerine/= KARAKIŞ


- ZEMHERİ ile ZEMHERİ ZÜREFASI


- ZEMİN ile/ve HAREKET NOKTASI

( Zemini olmayanın ereği olmaz. )


- ZEMİN ile ZEMİN KAT ile KARA KUVVETİ ile ZEMİN PLANI ile ZEMİN KİRASI ile TEMEL DURUM ile ÖĞÜTÜLMÜŞ BUĞDAY VE ET ile TOPRAKLAYICI ile ASILSIZ ile TOPRAKLI ile KANARYA OTU

( GROUND vs. GROUND FLOOR vs. GROUND FORCE vs. GROUND PLAN vs. GROUND RENT vs. GROUND STATE vs. GROUND WHEAT AND MEAT vs. GROUNDER vs. GROUNDLESS vs. GROUNDLING vs. GROUNDSEL )

( آسيابي ile زمين ile دوخ ile کوبيده ile طبقه همکف ile اشکوب هم کف ile نيروي زميني ile طرح عمومي ile طرح اساسي ile اجاره عرصه ile کمترين نيرو ile نيروي اساسي ile هريسه ile پايهگذار ile واهي ile بي اساس ile بي اصلص ile گياه زميني ile تير پايه )

( ASYABY ile ZAMYNE ile دوخ ile KUBYDAH ile TABAGHEH CPEHMAKF ile ESHKUB NPAM KOF ile NEYROY ZAMYNEY ile TARH AMOMY ile TARH ASASY ile EJAREH ARSEH ile KAMTARYNE NEYRO ile NEYROY ASASY ile هريسه ile PAYCPEHGOZAR ile VAHY ile BEY ASAS ile BEY ESLES ile GYAH ZAMYNEY ile TYR PAYYEH )


- ZEMİN ile ZEMİN LAMBASI ile DÖŞEME ile DÖŞEME TAHTASI ile DÖŞEME

( FLOOR vs. FLOOR LAMP vs. FLOORAGE vs. FLOORBOARD vs. FLOORING )

( اشکوب ile طبقه ile چراغ پايهدار ile فضاي صحن ile کف تخته اي ile کف سازي )

( ESHKUB ile TABAGHEH ile CHARAGH PAYCPEHDAR ile FAZAY SAHN ile KOF TAKHTEH AY ile KOF SAZY )


- ZEMİN/LİK ile ZEMİNLİ ile ZEMİN KATI


- ZEN vs. BUDHISM


- ZEN BUDİZM/İ değil ZEN


- ZEN ile/ve/||/<>/< BUDİZM/FELSEFE

( ZEN vs./and/||/<>/< BUDHISM/PHILOSOPHY )


- ZEN[Fars. < ZEN] ile/değil/yerine/=/||/<> KADIN (ZENDOST)


- ZENÂBÎL[Ar. < ZENBÎL/ZİNBÎL] ile ZENÂBÎR[Ar. < ZÜNBÛR]

( Zenbiller. İLE Eşek arıları. )

( Kadınlar. | Vurucular, dövücüler. İLE "Vurarak" anlamıyla birleşik sözcükler oluşturur. [TA'NE-ZENÂN: Söverek, küfür ederek.] )


- ZENB[Ar.] ile MASİYET[Ar. < İSYAN][>< İTAAT]

( Cezayı gerektirecek günah. İLE İtaatten ayrılmak, söz dinlememek, çoğunluk tarafından onaylanan davranışlara uyum sağlamamak. | İtaatten çıkmak, günah işlemek. | Bir davranıştan imtina etme, ona karşı direnme. )


- ZENBARE[Fars. < ZENBĀRE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAMPARA

( kart zampara Sürekli kadın peşinde koşan kadınlara düşkün erkek kadıncıl keskin zendost )


- ZENCİ[Ar.]/SİYAHÎ[Fars. + Ar.] ile/değil/yerine/<> KARAŞIN

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/<> Rengi karaya çalan, esmer kişi. )


- ZENDAKA/ZINDIKLIK ile/ve/||/<> İLHÂD


- ZENDOST[Fars. < ZEN + DOST] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAMPARA


- ZENGİNİN YÜRÜDÜĞÜ ile/ne yazık ki FAKİRİN YÜRÜDÜĞÜ

( Sindirebilmek için. İLE/NE YAZIK Kİ Bulmak için. )


- ENRICHED URANIUM[İng.] / URANIUM ENRICHI[Fr.] / ANGEREICHERTES URAN[Alm.] ile/değil/yerine/= ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ URANYUM


- ENRICHMENT FACTOR[İng.] / FACTEUR D'ENRICHISSEMENT[Fr.] / BEREICHERUNG FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ZENGİNLEŞTİRME ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ


- ZENGİNLİK ile/ve/<> BEREKET

( GINÂ' ile/ve/<> ... )


- ZENGULE[Fars. < ZENGŪLE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZENGÛLE

( Klasik Türk müziğinde basit bir makam )


- ZENNE/LİK ile ZENNECİ


- ZEOLITE[İng.] / ZEOLITHE[Fr.] / ZEOLITH[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEOLİT


- ZERAFE, ZERRAFE[Ar. < ZERĀFE, ZERRĀFE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZÜRAFA

( Geviş getiren memelilerden Afrika da yaşayan çok uzun boylu ve boyunlu derisi benekli ot yiyen hayvan Giraffa camelopardalis Bir tür oya )


- ZERÂFET değil ZARÂFET(KİYÂSE/T: Akıllıca davranış, akıllılık.)


- ZERDALU[Fars. < ZERD + ĀLŪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZERDALİ

( Kayısı ağacının Akdeniz ülkelerinde yetiştirilen küçük meyveli bir türü Armeniaca vulgaris Bu ağacın sarı etli ve tadı acı çekirdekli meyvesi )


- ZERDEÇAL ile/||/<> HİNT SAFRANI


- ZERDEVA ile/||/<> AĞAÇ SANSARI

( ağaç sansarı ağaçsansarı anlamdaş zerdeva Martes martes Etçiller Carnivora takımının sansargiller Mustelidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 55 kuyruğu 30 cm Sırtı koyu esmer karnı daha açık gerdanı sarıdır Çok iyi tırmanır Zararlı olup postu çok değerlidir Avrupa ve Kuzey Asyada ağaç kovuklarında yaşar Etçiller Carnivora takımının sansargiller Mustelidae familyasından 55 cm kadar uzunlukta 30 cm kadar kuyruğu olan sırtı koyu karnı daha açık gerdanı sarı çok iyi tırmanan postu çok değerli Avrupa ve Kuzey Asyada ağaç kovuklarında yaşayan bir tür Zerveda )


- ZEREFŞAN[Fars.] ile/değil/yerine/= HALKÂR[Fars.]

( Bezeme, süsleme. İLE Sulu altınla gölgeli tarzda yapılan süsleme.[Klasik tezhip çeşitlerinden biri] )


- ZEREN, DR. NECDET (VİDİN, ROMANYA, 1894 - 1979) :

( Tıbbiye'yi bitirdi. Sarıyer'de uzun yıllar Hükümet Doktoru olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 14 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. İstanbul İl Genel Meclis Üyesi olarak yaptı. )


- ZER-İ MAHBUB ile/||/<> TUĞRALI

( Üzerinde ay resmi bulunan Osmanlı altın paralarından biri )


- ZERRE | MOLEKÜL ile/||/<> MOLEKÜL ile/||/<> MOLEKÜL[Fr. < MOLÉCULE]

( Öğe ya da bileşikleri oluşturan ve onların tüm özgül niteliklerini gösteren en küçük birim özdek kimya Kimyasal bağlarıyla bir arada tutulan bir grup atom )

( MOLECULE )

( MOLÉCULE )

( MOLEKÜL )


- ZERRE[Ar.]/MOLEKÜL[Fr.] ile/değil/yerine/= PARÇACIK/TOZAN

( Çok küçük parçacık. | Öğe ya da bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim. | [fiziksel kimya] Bir ya da birkaç çekirdek ya da elektronlu yapı. | Bir bütünün, en küçük parçası. )


- ZERRE ile ZERRECE


- ZERREDEKİ OKYANUS ile/ve/||/<> NOKTANIN SONSUZLUĞU


- ZERZEVÂT/SEBZEVÂT[Fars.] ile/değil/yerine/= GÖVERİ/GÖVERTİ


- ZEVAHİF | SÜRÜNGENLER ile/||/<> SÜRÜNGENLER

( Reptilia reptilus sürünen Çokgözeli hayvanlardan omurgalılar Vertebrata dalının kaplumbağa timsah kertenkele ve yılanları içine alan dördüncü sınıfı Yaşayan 4300 türü vardır Vücutları pul ya da kemik safihalarla örtülüdür Soğuk kanlıdırlar Çoğu yumurtlayıcıdır bazısı ovovivipardır Karbonifer devrinde ilk olarak meydana çıkmışlar mezozoikde çok gelişmişler ve dev boylu olmuşlardır Dinozorlar ihtiyozorlar v b Sonra bazısının soyu tükenmiştir Bugün yaşıyanların boyları ufalmıştır Kalakbaşlıar Rhyncocephalia kaplumbağalar Testudinata timsahlar Crocodilia ve pullusürüngenler Squamata takımlarını içine alır zooloji Omurgalı hayvanlardan kaplumbağalar kertenkeleler timsahlar ve yılanların dahil olduğu vücutları pullarla ya da kemik plâklarla örtülü olan soğukkanlı suda ya da karada yaşayan çoğunlukla yumurtlayan bazı türleri ovovivipar olan bir sınıf )

( REPTILES )

( REPTILES )

( KRIECHTIERE | KRIECHENTIERE )

( REPTILUS | REPTILIA | REPTILIA, REPERE: SÜRÜNMEK )


- ZEVAHİR[Ar. < ẒEVĀHİR] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRÜNÜM


- ZEVÂHİRİ[Ar.] KURTARMAK ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜŞÜ KURTARMAK


- ZEVAL[Ar. < ZEVĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> BOZULMA | ÖĞLE

( Yok olma yok edilme Suç kabahat sorumluluk bozulma öğle )


- ZEVÂT ile/değil/yerine/= KİŞİLER


- ZEVÂT[< ZÂT] ile KİŞİLER (ÖZCE BİR OLANLAR)

( KİŞİLER | SÂHİP, MÂLİK )


- ZEVEBAN | ERİME ile/||/<> ERİME ile/||/<> ERİMEK

( Isı etkisiyle örüt yapıları çözülen katıların sıvı evreye geçmeleri olayı donmanın tersi 1 kimya Bir özdeğin herhangi bir sıvı içerisinde özdecik ya da yükün olarak dağılması olayı 2 fizik Isı etkisiyle katı iken sıvı durumuna geçme Bir katının katı evresinden ısı ve basınç etkisiyle sıvıya dönüşümü çözünme çözünmek Metallerin erime sıcaklıkları üzerinde ısıtılmalarıyle katı durumdan sıvı duruma geçmeleri olayı )

( MELTING, FUSION | DISSOLUTION | MELTING | SOLIDIFICATION )

( FUSION | DISSOLUTION | FONTE | SOLIDIFICATION )

( SCHMELZUNG | SCHMELZEN | ERSTARRUNG )

( FUSIO )

( FUSIONE )

( ΤΉΞΗ / τήξη )


- ZEVEBAN | ERİME >< KATILAŞMA

( Isı etkisiyle örüt yapıları çözülen katıların, sıvı evreye geçmeleri olayı ; donmanın tersi. @@ 1. kimya: Bir özdeğin, herhangi bir sıvı içerisinde özdecik ya da yükün olarak dağılması olayı. 2. fizik: Isı etkisiyle, katı iken sıvı durumuna geçme. @@ Bir katının katı evresinden ısı ve basınç etkisiyle sıvıya dönüşümü. @@ bk. çözünme. @@ bk. çözünmek. @@ Metallerin, erime sıcaklıkları üzerinde ısıtılmalarıyle, katı durumdan sıvı duruma geçmeleri olayı. )

( MELTING, FUSION | DISSOLUTION | MELTING | SOLIDIFICATION~SOLIDIFICATION | CONSOLIDATION )

( FUSION | DISSOLUTION | FONTE | SOLIDIFICATION~SOLIDIFICATION | CONSOLIDATION )

( FUSIO~... )

( SCHMELZUNG | SCHMELZEN | ERSTARRUNG~ERSTARRUNG | VERFESTIGUNG )

( FUSIONE~SOLIDIFICAZIONE )

( ΤΉΞΗ / τήξη~ΣΤΕΡΕΟΠΟΊΗΣΗ / στερεοποίηση )


- ZEVEBAN[Ar.] ile/değil/yerine/= ERGİME


- ZEVEBAN[Ar. < ẔEVEBĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> ERGİME


- ZEVİYE-İ MÜNFERİCE | GENİŞ AÇI ile/||/<> GENİŞ AÇI

( Ölçüsü dik açıdan daha büyük ve düz açıdan daha küçük olan açı matematik Ölçüsü doksan dereceden büyük olan açı )

( OBTUSE ANGLE )

( ANGLE OBTUS )

( STUMPF WINKET | STUMPFER WINKEL )

( OBTUSUS )


- ZEVK ALARAK ile ZEVK VEREREK


- ZEVK[Ar. < ẔEVḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> BEĞENİ | EĞLENCE

( zevk ehli zevkiselim zevküsefa ehlizevk Hoşa giden ya da çekici bir şeyin elde edilmesinin ya da düşünülmesinin insanda uyandırdığı hoş duygu beğeni eğlence )


- ZEVK ile/ve/yerine FERÂGAT

( PLEASURE vs./and RENUNCIATION
RENUNCIATION instead of PLEASURE )

( SUKHA ile/ve/yerine SAMBHOGAKAYA )


- ZEVK ile/ve HEYECAN


- ZEVK ile KEYİFLİ

( DELIGHT vs. DELIGHTFUL )

( نشاط دادن ile لذت دادن ile بوجد آوردن ile مشعوف ساختن ile ميل ile مشعوف کردن ile نعيم ile حظ ile محظوظ کردن ile لذت بخشيدن ile دلشاد کردن ile لذت بخش ile خوشيآور ile دلفروز ile طيب ile دلپذير )

( NESHAT DADAN ile LEZAT DADAN ile BOJED AVARDAN ile MOSHOOF SAKHTAN ile MYLE ile MOSHOOF KARDAN ile نعيم ile HEZ ile MAHZOOZ KARDAN ile LEZAT BAKHSHYDAN ile DELESHAD KARDAN ile LEZAT BAKHSH ile KHOSHYAVAR ile دلفروز ile طيب ile DELPAZYR )


- ZEVKİNE ERMEK ile/ve/||/<>/< ZEVK VERMEK


- ZEVKİNİ ALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< HİKMETİNE ERMEK

( Lâf-ü-Güzâf ve kıl-ü-kâl kalktığında, geriye, zevk ve vicdan kalır. )


- ZEVVAKÎN-İ DERGÂH-I ÂLÎ, ZEVVAKÎN-İ HASSA ile/||/<> SOFRACI

( Sarayda sofra hizmeti gören kimi zaman padişahın özel yemeğinin hazırlanmasına bakan kimse )


- ZEVZEK/LİK ile PATAVATSIZ/LIK


- ZEYBEK, GÖKAN (BAYBURT, 1964) :

( İşadamı ve siyasetçi. Darüşşafaka mahallesinde oturuyor. İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesini bitirdi (1985). Kuleli Askeri Lisesi onarımında şantiye şefliği ile iş hayatına atıldı. Siyasi hayata CHP saflarında başladı. Kâğıthane İlçe Belediye Başkanlığı adaylığı (1994), CHP İl Yönetim Kurulu Üyeliği (2001 - 2008), Şirintepe Spor Kulübü Başkanlığı (1999 - 2003), İstanbul Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi ve başkan yardımcısı (2001 - 2008), Toplumsal Saydamlık Hareketi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi (2001 - 2003), Mimarlar Odası ve TMMOB Genel Kurul delegeliği, Bayburt Eğitim Kültür Vakfı Kurucu Meclis Üyeliği (2002 - 2008) gibi görevlerde bulundu. 1999 yerel seçimlerde CHP den Sarıyer Belediye Meclisine üye seçildi. 2018 genel seçimlerinde CHP'den İstanbul Milletvekili seçildi. Şirintepe Spor Kulübü, Sarıyer Spor Kulübü, Atlıspor kulübü gibi pek çok dernekte üye olup, 2012/2013 döneminde Sarıyer Spor Kulübü Yönetim Kuruluda Asbaşkan olarak görev yaptı. )


- ZEYL | APANDİS ile/||/<> APANDİS ile/||/<> APANDİS[Fr. < APPENDICE]

( takı biyoloji )

( APPENDICE )


- ZEYNEL[Ar.] ile/değil/yerine/= GÜZEL, HOŞ, ONURLU/ŞEREFLİ


- ZEYNEP HATUN ÇEŞMESİ :

( Rumelihisarı'nda Kayalar mevkiinde bulunan bu çeşme (H.1308, M.1890) sahil yolunun genişletilmesi sırasında yıkılarak yok edilmiştir. )


- ZEYTİNLER'DE:
ÇOLUR ile/ve HAL ile/ve KALİ ile/ve KALAMATA ile/ve KALEMBEZİ ile/ve MEMECİK ile/ve MEMİLİK ile/ve SARIULAK ile/ve SELE ile/ve USLU ile/ve YOĞULIĞ


- ZEYTİNYAĞI'NDA:
RİVİERA ile/ve/değil/yerine SIZMA

( )


- ZEYTÛN ile/||/<> OLIVE TREE[İng.] ile/||/<> OLIVIER[Fr.] ile/||/<> OLEA EUROPAEA[Lat.] ile/||/<> OLIVE, OLBAUM[Alm.] ile/||/<> ZEYTİN[Ar. < ZEYTŪN]

( Zeytingiller Oleaceae familyasından meyvesi yenen ve yağı çıkarılan yapraklarını dökmeyen ağaç ve ağaççıklar Yenen zeytin Olea europaea var europaea yabanî zeytin Olea europaea var sylvestris iyi bilinen türleridir Az zeytun zeytūn Kar zeytun zaytūn Farsçada da zaytūn olarak kullanılır Türkçeden belli başlı Balkan dillerine de geçmiştir zejtìn zextìn Srp zéjtin BER l 631 637 Skok EtRj 3 648 Rusçaya da zetin zitin olarak geçmiştir Vasmer REW l 455 Moğolcada çitun cimis olarak kullanılır Kökenine ilişkin bilgi almak için Vladimirtsov ZKV 5 77 )

( ZAYTŪN )

( OLIVE TREE )

( OLIVIER )

( OLIVE, OLBAUM )

( OLEA EUROPAEA )

( ZEYTUN[Az.]~ZEYTŪN[Tkm.] )


- ZEYTUNİ[Ar. < ZEYTŪNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZEYTİN RENGİ


- ZFC ile/||/<> NBG ile/||/<> MK

( Farklı aksiyomatik küme kuramları. )

( Formül: AC: Seçim Aksiyomu )


- ZIBIN ile/||/<> İÇ GÖMLEĞİ. (DUDAŞ *SÖĞÜT -BİLECİK)

( İç gömleği Dudaş Söğüt Bilecik İtal giubbone Venedik zipón Türkçeden Bulgarca Sırpça Arnavutça Rumence gibi Balkan dillerine de geçmiştir Macarcada zubbony olarak kullanılır )

( GIUBBONE )


- ZIEGLER CATALYST[İng.] / ZIEGLER KATALISATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİEGLER KATALİZÖRÜ


- ZİFİRİ ile/değil/yerine/= KOPKOYU


- ZİFT[Osm.] / PITCH, TAR[İng.] / BRAI, GOUDRON[Fr.] / TEER, TEEREN, PECH[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİFT, KATRAN


- ZİGANKA ile ...

( Rus köylü dansı. )


- ZİGOT ÖNCESİ İZOLASYON[İng. PREZYGOTIC ISOLATION] ile/||/<> ZİGOT SONRASI İZOLASYON[İng. POSTZYGOTIC ISOLATION] ile/||/<> ZİGOTAKSİ[İng. ZYGOTAXIS]

( Eş seçimi, zamanlama ve benzeri farklılıklardan ötürü popülasyonlar arasında zigot daha oluşmadan önce ortaya çıkan izolasyon durumudur. Böylece hibrit zigotlar oluşamaz. "Zigot öncesi bariyer" olarak da bilinir. @@ Türler arası çiftleşme sonucu oluşan hibrit formlarda görülen gelişim bozuklukları ya da kısırlık durumlarından ötürü popülasyon içinde üremeye dayalı izolasyonun oluşması durumudur. "Zigot sonrası bariyer" olarak da bilinir. @@ Dişi ve erkek gametler arasındaki doğal çekim.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ZİGOT[İng. ZYGOTE] ile/||/<> ALEL DIŞLANMASI[İng. ALLELIC EXCLUSION] ile/||/<> AYRIKLIK (TRANS-DÜZENLEME)[İng. TRANS-ARRANGEMENT] ile/||/<> AYRILMA KURALI[İng. LAW OF SEGREGATION] ile/||/<> BOZUCU SEÇİLİM[İng. DISRUPTIVE SELECTION] ile/||/<> ÇEKİNİK GEN[İng. RECESSIVE GENE] ile/||/<> HETEROZ[İng. HETEROSIS] ile/||/<> HETEROZİGOT AVANTAJI[İng. HETEROZYGOUS ADVANTAGE] ile/||/<> HOMOZİGOT[İng. HOMOZYGOUS]

( Bir yumurta ve spermin birleşmesiyle oluşan ilk göze. Anneden ve babadan birer set olmak üzere iki set kromozom bulundurur. Ancak yumurta ve sperm gözelerinin her biri, mayoz bölünme sebebiyle sadece bir set kromozom içerir. Zigotun bölünmesi ve büyümesiyle embriyo oluşur. @@ Heterozigotluk durumunda bir genin bulunabileceği lokustaki iki alelden yalnızca birinin ifade edilmesi durumudur. İmmoglubulin ve T Hücresi Reseptörlerini kodlayan genlerde bu durum görülür. T Hücrelerinde sadece 1 set TCR geni ifade edilir. @@ Ebeveynlerinden mutant ve doğal aleller aktarılmış olan, iki özellik açısından da heterozigot genler. Genlerin karşılıklı iki DNA zincirinde çapraz olarak iki baskın ya da iki çekinik özellik bulunması durumu. Bireyde birbirine bağlı olarak iki baskın gen ve iki çekinik gen varken mayoz bölünme sırasında birbirine bağlı bir çekinik bir baskın gamet oluşması ve çocuğa aktarılması durumunda trans-düzenlemeye rastlanabilir. @@ Bir genin iki farklı alelinin ayrılarak farklı gametlere dağılması. Tamamen rastgele gerçekleşir. Eğer genler homozigot ise gametlerdeki ayrılan genler %100 aynı olur. Fakat eğer ayrılan genler heterozigot ise gametlerin %50'si baskın aleli, diğer %50'si ise çekinik aleli alır. @@ Bir özellik için uçlardaki özelliklerin seçilmesi ve ortada kalan özelliğe karşı olunması. 2 alelle kontrol edilen bir özellik için çekinik ve baskın homozigot genin tercih edilmesi ve heterozigota karşı olunması. Heterozigot bireylerin sayısında azalma görülür. @@ Alelde heterozigot durumdayken fenotipte gözlemlenemeyen genlerdir. Yalnızca homozigot durumdayken fenotipte gözlemlenebilirler. @@ Daha az güçlü homozigot ebeveynlerden oluşan heterozigot dölün alışılmışın dışında bir gelişim, güç gösterip, daha sağlıklı olması. @@ Aşırıbaskınlık. Bir dengeleyici seçilim çeşididir. Bu durumdaki türlerin bazı özelliklerinin genetik temeli açısından heterozigot olan bireyler, homozigot baskın ya da homozigot çekinik genotipe sahip bireylerden avantajlı olurlar. Belirli bir lokusta bulunan heterozigot genotipin, homozigot genotipten daha yüksek uyum başarısına sahip olması durumudur. @@ Kromozomlarda verilen bir alel çifti ya da serisi bakımından aynı genleri taşıyan bireylerdir. Homozigotlar, belirli bir özellik bakımından sadece tek tip gamet meydana getirirler ve bu nedenle de saf olarak görülürler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DÖL GÖZE/ZİGOT[Fr. < Yun. ZYGOTE] ile/ve/> ÖNDÖLÜT/EMBRİYON[İng. < EMBRYO] ile/ve/> DÖLÜT/CENİN/FETÜS

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( ZYGOTE vs./and/> EMBRYO vs./and/> FETUS/FOETUS )


- ZİGOT ile/||/<> ZİGOT ÖNCESİ YALITIM/BARİYER/İZOLASYON ile/||/<> ZİGOT SONRASI YALITIM/BARİYER/İZOLASYON ile/||/<> ZİGOTAKSİ ile/||/<> YUMURTA/OVUM

( Bir yumurta ve spermin birleşmesiyle oluşan ilk göze.[Anneden ve babadan birer set olmak üzere iki set kromozom bulundurur. Ancak yumurta ve sperm gözelerinin her biri, mayoz bölünme nedeniyle sadece bir set kromozom içerir. Zigotun bölünmesi ve büyümesiyle embriyo oluşur.] İLE/||/<> Eş seçimi, zamanlama ve benzeri farklardan ötürü popülasyonlar arasında zigot, henüz oluşmadan önce ortaya çıkan yalıtım durumu. Böylece hibrit zigotlar oluşamaz. İLE Türler arası çiftleşme sonucu oluşan hibrit biçimlerde görülen gelişim bozuklukları ya da kısırlık durumlarından ötürü popülasyon içinde üremeye dayalı yalıtımın oluşması. İLE Dişi ve eril gametler arasındaki doğal çekim. İLE/||/<> İnsan fizyolojisinde, bir sperm gözesi ile döllendiğinde yeni bir organizma durumuna gelebilen, dişi üreme örgenlerinin birinden salınan tek göze. )


- ZİHAYAT[Ar. < ẔĪḤAYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> CANLI


- ZİHAYAT[Ar.] ile/değil/yerine/= CANLI/YAŞAYAN


- ZİHİCCE[Ar. < Ẕİ'L-ḤİCCE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZİLHİCCE

( Ay takviminin on ikinci ayı kurban ayı )


- ZİHİN FELSEFESİ ile/ve ESTETİK FELSEFESİ


- ZİHİN SÖZLÜĞÜ ile ...


- ZİHİN ile/ve/değil/||/<> "ANLAYIŞ"


- ZİHİN(/DÜŞÜNCE) ve/||/<> DİL ve/||/<> YAŞAM(/UZAY)

( Ne ki, dilinde, aynı zihninde; ne ki, zihninde, aynı dilinde! )

( Dil, ne kadar zengin; zihin, o kadar engin. )

( "Dilin, Zihin Yapısı ve Kültür Üzerindeki Etkileri" başlıklı yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )


- ZİHİN ve/||/<> PARAŞÜT

( İkisi de açık olmadığı sürece bir işe yaramaz. )


- ZİHİN ile ZİHİNCE ile ZİHİNSEL ile ZİHİN HESABI ile ZİHİN AÇIKLIĞI ile ZİHİN BERRAKLIĞI ile ZİHİN JİMNASTİĞİ ile ZİHİN YORGUNLUĞU ile ZİHİN BULANIKLIĞI ile ZİHİN KARIŞIKLIĞI


- ZİHİNCE/ZİHNEN[Ar. < ẔİHNEN] ile/||/<> ZİHİNSEL/ZİHNÎ[Ar. < ẔİHNĪ]


- ZİHİNDE:
OLGU değil [ya] NESNE [ya da] OLAY


- YORULMA:
ZİHİNDE ile/ve/||/<> GÖVDEDE

( Uyku kaçar. İLE/VE/||/<> Uyku gelir. )

( Yeterince düşünmekten kaçmak ve/ya da uykunuzun gelmesini istiyorsanız, fiziksel işler yapınız, (daha çok) hizmet ediniz. )


- ZİHİNLE KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine/<> "KALBİNLE" BAKMAK


- ZİHİNSEL ENGELLİ/LİK ile/ve DÜŞÜNME ENGELLİ/LİK

( Hastalık/ta. İLE/VE Olumsuz alışkanlık/ta. )

( Bazı bireylerde. İLE/VE Toplum(lar)da. )


- ZİHİNSEL FELSEFE ile/ve SAPTAMAK


- ZİHİNSEL SEZGİ ile/ve/değil AKILSAL SEZGİ

( Zihin, fukarâ olursa akıl, ukalâ olur. )


- ZİHNEN[Ar. < ẔİHNEN] ile/değil/yerine/=/||/<> ZİHİNCE


- ZİHNİ:
"DALGALI" ile/ve/||/<> "ÇALKANTILI"


- ZİHNİN ALTINDA EZİLİRSEK ile/değil/yerine/>< ZİHNİ AŞABİLİRSEK

( Deli oluruz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Veli oluruz. )


- ZİHNİN/AKLIN, ONA ...:
KAYMASI/KAYAR ile/ve/||/<>/> KAÇMASI/KAÇAR


- ZİHNİN OYUNLARI ve NEFSİN TERBİYESİ


- ZİHNİN VE YAŞAMIN:
ARINARAK DÖNÜŞMESİ ile/ve/||/<> DÖNÜŞEREK ARINMASI


- ZİHNİNDE ve/=/||/<>/>/< DİLİNDE

( Ne ki, var zihninde; aynı var dilinde!
Ne ki, var dilinde; aynı var zihninde! )


- Zihnini DİNLE!!!


- Zihnini dizginlemek için DİNLE!!!


- Zihnini dizginlemek için SUS!!!


- ZİHNİNİ ...:
"YORMAK" değil KULLANMAK


- ZİHNİYE | ANLIKÇILIK ile/||/<> ANLIKÇILIK

( Ruhsal yaşantının tümünü anlık ve yüksek anlıksal süreçlere bağlayan görüş Anlıksal olayların duygulara ve istence göre önceliğini ve üstünlüğünü ileri süren felsefe öğretisi 1 Genel olarak Anlığın usun egemenliğini usun güçlerinin tek yanlı olarak geliştirilmesini ve değerlendirilmesini savunan görüş 2 Bilgi öğretisi bakımından Usçuluk 3 Ahlak felsefesi bakımından Ahlaksal isteme ve eylemlerin usla ve düşünmeyle belirlendiğini dile getiren görüş Sokratesin erdem bilgi anlayışı Karşıtı istenççilik )

( INTELLECTUALISM | BEHAVIORISM )

( INTELLECTUALISME )

( INTELLEKTUALISMUS )

( INTELLETTUALISMO )

( ΔΙΑΝΟΗΤΙΣΜΌΣ / διανοητισμός )


- ZİHNİYE | ANLIKÇILIK >< DAVRANIŞÇILIK

( Ruhsal yaşantının tümünü anlık ve yüksek anlıksal süreçlere bağlayan görüş. @@ Anlıksal olayların, duygulara ve istence göre, önceliğini ve üstünlüğünü ileri süren felsefe öğretisi. @@ 1. (Genel olarak) Anlığın, usun egemenliğini, usun güçlerinin tek yanlı olarak geliştirilmesini ve değerlendirilmesini savunan görüş. 2. (Bilgi öğretisi bakımından) Usçuluk. 3. (Ahlak felsefesi bakımından) Ahlaksal isteme ve eylemlerin usla ve düşünmeyle belirlendiğini dile getiren görüş (Sokrates'in erdem = bilgi anlayışı). Karşıtı bk. istenççilik )

( INTELLECTUALISM | BEHAVIORISM~BEHAVIORISM | BEHARVIORISM )

( INTELLECTUALISME~BÉHAVIORISME )

( INTELLEKTUALISMUS~BEHAVIORISMUS )

( INTELLETTUALISMO~COMPORTAMENTISMO )

( ΔΙΑΝΟΗΤΙΣΜΌΣ / διανοητισμός~ΣΥΜΠΕΡΙΦΟΡΙΣΜΌΣ / συμπεριφορισμός )


- ZİHNİYE[Ar. < ẔİHNİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> ANLIKÇILIK


- ZİHNİYE ile ZİHNİYET


- ZİHNİYET | ANLAYIŞ ile/||/<> ANLAYIŞ

( 1 Bir kimsenin anlama biçimi ya da anlama gücü 2 Bir kimsenin benimsemiş olduğu düşüncelerin ve inançların tümüne verilen ad Ansal işlemlerin kendine özgü biçimlenişinden oluşmuş ve yargısal değerlendirmelerin temelinde yatan ansal bütünlük ya da kavramsal çatı 1 Kavrama anlama edimi 2 Kavrama ve anlama yetisi )

( MENTALITY | COMPREHENSION | CONCEPTION )

( MENTALITÉ | COMPRÉHENSION | CONCEPTION )

( KOMPREHENSION | APPREHENSION )

( COMPREHENSIO | APPREHENSIO )

( MENTALITÀ )

( ΑΝΤΊΛΗΨΗ / αντίληψη )


- ZİHNİYET | ANLAYIŞ ile/||/<> KAVRAYIŞ

( 1. Bir kimsenin anlama biçimi ya da anlama gücü. 2. Bir kimsenin benimsemiş olduğu düşüncelerin ve inançların tümüne verilen ad. @@ Ansal işlemlerin kendine özgü biçimlenişinden oluşmuş ve yargısal değerlendirmelerin temelinde yatan ansal bütünlük ya da kavramsal çatı. @@ 1. Kavrama, anlama edimi. 2. Kavrama ve anlama yetisi. )

( MENTALITY | COMPREHENSION | CONCEPTION~CONCEPTION | APPREHENSION )

( MENTALITÉ | COMPRÉHENSION | CONCEPTION~CONCEPTION | APPRÉHENSION )

( COMPREHENSIO | APPREHENSIO~APPREHENSIO )

( KOMPREHENSION | APPREHENSION~APPREHENSION )

( MENTALITÀ~COMPRENSIONE )

( ΑΝΤΊΛΗΨΗ / αντίληψη~ΑΝΤΊΛΗΨΗ / αντίληψη )


- ZİHNİYET[Ar. < ẔİHNİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> ANLAYIŞ | KAFA

( yasakçı zihniyet anlayış kafa )


- ZİKADE[Ar. < Ẕİ'L-ḲAʿDE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZİLKADE

( Ay takviminin on birinci ayı )


- ZİKIYMET[Ar.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİ


- ZİKIYMET[Ar. < ẔĪḲİYMET] ile/değil/yerine/=/||/<> DEĞERLİ


- ZİKR-İ LÂZIM İRADE-İ MELZUM VE TERSİ | ÖTELEME ile/||/<> ÖTELEME ile/||/<> ÖTELEMEK

( Bir şeyi anlatmak için ondan önceki ya da sonraki olayları söyleme Matematik bir uzayı ya da uzay içindeki nesneyi aynı doğrultuda bir yerden başka yere götürme işlemi Söz sanatı terimi Bir şeyi anlatmak için ondan önceki ya da sonraki olayları söyleme Geçen yıl kardeşimin düğününü yaptık ya da Geçen yıl kardeşim ev bark sahibi oldu gibi her ikisi Geçen yıl kardeşim evlendi demektir )

( TRANSLATION | ITERATION | ITERATE | SHIFT )

( MÉTALEPSE | TRANSLATION )

( VERSCHIEBUNG | TRANSLATION )


- ZİKROLUNMAK[Ar. < ẔİKR + Tr. OLUNMAK] ile/değil/yerine/=/||/<> ZİKROLUNMAK

( Adı geçmek söylenmek )


- ZILGIT ile/||/<> KORKUTMA, ÇIKIŞMA, TEHDİT

( korkutma çıkışma tehdit Güney Anadoluda kadınların düğünlerde sesle alkışlamaları anlamında da kullanılır Suriye ẓalġūṭa cri suraigu et prolongé que poussent les femmes dans une fête de famille dans une noce ce eri est produit en plaçant la langue contre les dents de manière à faire entendre la syllabe li un grand nombre de fois avec des intervalles à peine sensibles Türkçeden Bulgarcaya da geçmiştir BER 1 593 )

( ẒALĠŪṬA )


- ZİLHİCCE/ZİHİCCE[Ar. < Ẕİ'L-ḤİCCE] ile/||/<> ZİLKADE/ZİKADE[Ar. < Ẕİ'L-ḲAʿDE]

( Ay takviminin on ikinci ayı kurban ayı )


- ZİLKAR İNİ/MAĞARASI ve/<> KÜRE DAĞLARI


- ZIMBALAMAK ile ZIMBALANMAK ile ZIMBALATMAK ile ZIMBA ile ZIMBALI ile ZIMBASIZ ile ZIMBALI DEFTER


- ZIMMERMAN-REINHARDT REAGENT[İng.] / ZIMMERMANN-REINHARD REAGENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİMMERMANN-REİNHARD BELİRTECİ


- ZİMMET/ZİMMET[Ar. < ẔİMMET] ile/||/<> DERCEP/DERCEYB[Fars. < DER + Ar. CEYB]

( zimmet defteri beraatizimmet Üstünde olan şey Kurum ve kuruluşlarda çalışanlara ya da para işleri ile uğraşan görevliye imza karşılığı teslim edilen para ya da eşya Bir kimsenin yasal olmayan yollardan üzerine geçirip ödemeye zorunlu olduğu para Bir ticaret kuruluşunun borçlarının tümü )


- ZİMMETE GEÇİRMEK ile ZİMMETE PARA GEÇİRME ile ZİMMETE PARA GEÇİREN KİŞİ

( EMBEZZLE vs. EMBEZZLEMENT vs. EMBEZZLER )

( بالا کشيدن ile اختلاس کردن ile اختلاس ile مختلس )

( BALA KESHYDAN ile AKHTELAS KARDAN ile AKHTELAS ile MOKHTELS )


- ZİMOGEN ile/||/<> ETKİN ENZİM

( Zimogen inaktif öncül, aktif proteolitik kesim. )

( Formül: Pepsinojen İLE pepsin )


- ZİMOJEN/ZYMOGEN[İng.] ile/değil/yerine/= ÖN ENZİM


- ZIMPARA KÂĞIDI ile/||/<> ZIMPARA KÂĞIDI

( Cam granit çakmaktaşı elektrokorund silisyum karpit vb sert keskin kenarlı küçük taneciklerin kâğıt üzerine yapıştırılması yoluyla elde edilen aşındırıcı gereç Aşındırıcı olarak kullanılan üzeri zımpara ile kaplı sert kâğıt )

( EMERY PAPER )

( PAPIEREMERI )

( SCHLEIFPAPIER | SCHMIRGELPAPIER )


- ZIMPARALAMAK ile ZIMPARALANMAK ile ZIMPARA ile ZIMPARA TAŞI ile ZIMPARA TOZU ile ZIMPARA KAĞIDI


- ZINC FINGER PROTEIN[İng.] ile/değil/yerine/= ÇİNKO PARMAK PROTEİN

( Küçük yapısal protein motifidir. Görünümü çinko iyonlarının stabil haline ve parmağa benzediği için bu ismi almıştır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ZİNCEFR, ZUNCUFR[Ar. < ZİNCEFR, ZUNCUFR] ile/değil/yerine/=/||/<> ZİNCİFRE

( Kırmızı renkli doğal cıva sülfür Kırmızı kurşun oksidin ya da sülüğenin eski adı )


- ZİNCİFRE ile/||/<> ZİNCİFRE[Ar. < ZİNCEFR, ZUNCUFR]

( Mineral HgS metalimsi olmayan ya da elmasımsı parıltı renk ve çizgi kırmızı sertlik 22 5 özgül ağırlık 8 1 hekzagonal En önemli civa minerali kimya Eski kaynaklarda zencerf olarak da geçer zincafr zincifra red lead zincarf redlead vermilion Farsça zincarf biçimi göçüşme métathèse yoluyla oluşmuştur zincafr zincarf Pelliot Toung Pao 27 314315 s 1 not Farsçada sincarf cinnabar singarf cinnabar şancarf cinnabar vermillion şangarf cinnabar vermillion gibi birtakım biçimler de geçer Pelliot Toung Pao 24 254 Türkçe zincifre ya da zencifrenin Farsçadan alındığını belirtmiş ancak daha sonra Toung Pao 27 314315 s 1 not Türkçe zincifre ve zencifreyi Farsça sözün Arapça biçimiyle açıklamaya çalışmıştır Némethe göre ALH 3 192 Türkçe zencerf biçimi Farsça sincarf sözünden alınmıştır Farsça sincarf Türkçede s z değişmesiyle zencerfe çevrilmiştir Ne var ki Farsçada sincarf yanında zincarf ve zincafr zincifra biçimlerinin kullanıldığı Némethin gözünden kaçmıştır Bu durum karşısında Türkçe zencerf ve zincifre zencifre sözünün doğrudan doğruya Farsçadan alındığı açıklık kazanmıştır )

( CINNABAR )

( CINABRE )

( ZINNABER, ZINNOBARIT )

( ZINCAFR )


- CHAIN FISSION REACTION[İng.] / ABBRUCHREAKTION, STÖRUNGSREAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR BÖLÜNME TEPKİMESİ


- CHAIN ISOMERISM[İng.] / ISOMÉRIE ENCHAIN[Fr.] / KETTEN ISOMERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR İZOMERİSİ


- ZİNCİR | KASKAT[Fr. < CASCADE] ile/||/<> ...

( CASCADE )


- CHAIN FORMATION[İng.] / EN CHAINE[Fr.] / VERKETTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR OLUŞUMU


- CHAIN POLYMERIZATION[İng.] / POLYMÉRISATION ENCHAIN[Fr.] / KETTENPOLYMERISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR POLİMERLEŞMESİ