Yedi(7) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 37.593 başlık/FaRk ile birlikte,
37.593 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(131/152)
- TARABYA FENERİ :
( Büyük Tarabya otelinin üst kısmında, tepede bulunan ve gemilere yer gösteren fener bulunuyordu. Ne var ki zamanla kullanılmaz olup ortadan kaldırıldı. )
- TARABYA HAMAMI :
( Tarabya'nın tarihi eserlerinden biri olmasına karşın, yıkılıp gitti. Kalıntılarından bile eser yok. Tarabya hamamına içkiciler çok rağbet ettikleri için "İçkicilere Tarabya Hamamı" denildiği bazı eserlerde yer almaktadır. )
- TARABYA KOYU :
( Tarabya koyu Boğaziçi'nin en önemli koylarından biri olup hemen her rüzgara kapalıdır. Yat ve kotraların yoğun bulunduğu, küçük balıkçıların da yararlandığı koyun antik çağlardaki ismi "Oldias Kalos" tu. )
- TARABYA MAHALLESİ :
( Sahil şeridinde yer alan bir mahalle olup, Yeniköy, Kireçburnu, Ferahevler, Çamlıtepe (Derbent) ve Cumhuriyet Mahallelerinden sınır almaktadır. Tarabya'nın antik çağdaki ismi Pharmacias (Pharmakeion), bir diğer ismi de Pharmacias (Farmakkues) idi. Bu isimler zehirleyici, öldürücü ilaç anlamına geliyordu. Efsaneye göre Kalkida Kralının kızı babasının hazinelerine sahip olabilmek için hazineyi korumakla görevli olanlardı zehirlemiş, arta kalanı da kendi içmişti. Bu efsane nedeni ile semte zehirli anlamını veren Farmakeus denilmiş. Yüz yıllar sonra 55. yy. da hastalanan Patrik Attikos buraya gelmiş ve hastalığına şifa bulup iyileşince semtin adını da şifa ve terapi anlamına gelen Therapia (Tedavi - şifa) ya dönüştürdü. Zamanla Therapia Tarabya oldu. Sultan II. Selim (1566 - 1574) boğaza yaptığı bir gezi sırasında burada balık yemiş ve çok beğendiği bu yerde bir kasır yapılmasını Sadrazam Sokulu Mehmet Paşa'ya emretmiş. Yapılan kasrın ismini de "Servi Çemenzari" koydurmuş. Semte de Keyif" anlamına gelen "Terabiye" adını vermiş ve bu isim zamanla Tarabya'ya dönüşmüştür. 1992 nüfus sayımına göre mahallenin nüfusu 15.905'dir. )
- TARABYA MERKEZ CAMİİ :
( Tarabya'da çarşı içindedir. 1959 yılında yaptırılan camiin tarihi bir özelliği yoktur. )
- TARABYA ÖZEL UFUK İLKÖĞRETİM OKULU :
( Tarabya'da bulunan Özel Ufuk İlköğretim Okulu eğitim hizmeti vermektedir. )
- TARABYA PLAJI :
( Boğaziçi'nde ilk deniz hamamı (Plaj) Tarabya'da açıldı, 28,09.1870'de İstanbul Şehremaneti Kadıköy, Adalar ve Boğaziçi'nde 21'i erkek ve 5' i hanımlara ait olmak üzere 26 deniz hamamı (Plajı) açılması kararını aldı. Bu karar üzerine 1871 yazında Tarabya'da ilk deniz hamamı (plajı) açıldı. Deniz hamamı bir süre kapanmasına karşın tekrar Tarabya Plajı adı altında açıldı. Hala faaliyette olan plaj Alman Büyükelçiliği yazlık binaları karşısındadır. )
- TARABYA RESTAURANTLARI :
( Tarabya restaurantları ve içkili gazinoları ile dolu bir semttir. Çok tarihlerden beri bu özelliğini korumaktadır. Eskiden Hristo, Bogos, Garabet, Serafi, Paella, Villa Varif, Karadut gibi gazinoları sonraları; Lamek, Köşem, Bistro, Caliypso, Balıkçı gibi gazinolar izledi. Gazinoların pek çoğunda müzik yapılır. )
- TARABYA RUM İLKÖĞRETİM OKULU :
( Tarabya'da bulanan Rum İlköğretim Okulu açık olmasına karşın öğrencisi almadığı için eğitim hizmeti verememektedir. )
- TARABYA RUM MEZARLIĞI :
( Tarabya'da Rum mezarlığı bulunmakta; Kostantinos (Ayios) Eleni (Ayia) Kilisesi, Ayayani Kilise ve Aya Anastas Kilisesi bahçesi içinde bulunmaktadırlar. )
- TARABYA SAĞLIK OCAĞI :
( Tarabya'da çarşı içindeki Sağlık Ocağı, Sarıyer Sağlık Grup Başkanlığına bağlı olup, Sağlık Ocağı içinde Ana Çocuk Sağlığı bölümünde bulunmaktadır. )
- TARABYA SPOR KULÜBÜ :
( 1946 yılında Agop Arat, Yorgo Haritanidis, Mayk Mikelyan ve Morfi Haralopboptos tarafından kuruldu. Kulübün renkleri lacivert - kırmızı'dır. Önceleri futbol ve basketbol dallarında faaliyet gösterirken halen futbol dalında faaliyetine devam etmektedir. Tarabya Spor Kulübü 2 kez Grup Şampiyonluğu ve 5 kez de grup ikinciliği kazandı. Halen amatör ligde mücadele etmektedir. İhtiyacına yanıt verecek tesisleri vardır. Yetiştirdiği en önemli isim Sabri Dino ve Haydar Erdoğan'dır. )
- TARABYA SURP ANDON ERMENİ KATOLİK KİLİSESİ :
( 1871 yılında Andon Tırgır Yaver Paşa tarafından yaptırılan küçük bir kilisedir. Tarabya'nın üst kısımlarında bulunuyor. Aziz Antuan'a ithaf edilmiştir. Görkemli ana giriş kapısı ile dikkat çeker. İki çan kulesi vardır. Kagir kilisenin iç kısmında üç sunak ve bir kürsü bulunuyor. )
- TARABYA TABYASI :
( Tarabya tabyasının 18. yy da savunma amaçlı yapıldığı, 1815 yılında onarım gördüğü kayıtlarda var. Yeri ise Kireçburnu ile Kalender Tabyası arasında gösterilmiştir. 1864'te tabyanın topları kaldırılmış, yer arsa haline getirilmiştir. )
- TARABYA TALEBE YURDU :
( Tarabya'da bulunan Tarabya Talebe Yurdu 1991'den beri hizmet vermektedir. )
- TARABYA TOKATLIYAN OTELİ :
( Tarabya Tokatlayan Oteli 1900'lerin başında sahibi Mıgırdıç Tokatlayan tarafından Hotel Pelata'nın yerine Fransız Mimar Alexander Vallaury'e yaptırıldı. Otel mükemmel mimarisi, zemin dâhil beş katlı oluşu ve elektrik kullanan nadir otellerden biri olması ile dikkat çeken bir oteldi. I. Dünya Savaşı, İstanbul İşgali ve milli mücadele dönemlerinde zamanın önemli siyaset adamlarının ağırlandığı, devlet adamlarının tercih ettiği bir oteldi. Bilhassa II. Dünya Savaşı sırasında değişik devletlere ait ajanların çok yoğun ilgi gösterdiği bir otel olarak bilinir. Bu muhteşem otelin sahibi zamanla borçlanır ve sonuç olarak Karadenizli bir iş adamı olan İbrahim Gültan otelin sahibi olur ve ismini de "Tarabya Konak" oteli olarak değiştirir. Bu muhteşem otel 19.4.1954 tarihinde yanarak kül oldu. İbrahim Gültan İnşaata izin alamayınca satış yapıldı ve yeni sahibi T.C. Emekli Sandığı oldu. Otel inşaatı 1957'de başladı, 1965 yılında tamamlandı ve 1966 yılında da Grant Tarabya Hotel ismi ile hizmete açıldı. Bu otel 2002'de büyük onarım için kapatıldı, onarım devam ederken 5.4.2006 özelleştirme sonucu 145,3 milyon dolara Bayraktar Holding'e satıldı. Onarımı tamamlanan otel Şubat 2013'te açıldı. Otelin 168 delüx, 80 suiti ve 1 kral dairesi var. Otelin ismi "The Grand Tarabya Hoteli". )
- TARABYA VAPUR İSKELESİ :
( Tarabya burnunda, Büyük Tarabya Otelinin batı tarafında bulunuyordu. Tarihe karışan iskelelerden biridir. İskele önceleri ahşaptı. 1911'de yıktırılarak yerine yenisi yapıldı. Yıllarca hizmet veren bu iskele motorlu taşıtların fazlalığı nedeniyle şehir hatları rekabet gücünü kaybedince iskelede 1984 yılında kapatıldı, bir süre sonra da iskele yerinden söküldü. )
- TARABYA YOLCU GEMİSİ :
( Şirket - i Hayriye'ye ait yolcu gemisidir. 1853'te İngiltere'de East Cowes'da. John Robert White tezgâhlarında yandan çarklı yolcu gemisi olarak yapıldı. Teknesi ahşaptı ve 188 gros tonluk, uzunluğu 46,4 metre, genişliği 9,8 metre, su kesimi 2.9 merte idi. 60 beygir gücünde tek silindirli buharlı makinesi vardı. 1854'te hizmete girdi, 1864'te hizmet dışı bırakıldı. Baca No.su 2 idi. )
- TARABYA YOLCU GEMİSİ :
( Şirket - i Hayriye işletmesine ait 57. Baca No. lu bu gemi 1906'da İskoçya, Glaskow'da Fairfield Shipb. Cop. Tezgâhlarında yolcu gemisi olarak inşâ edildi. 122 gros, 53 net tonluktu. Teknesi çelik saçtandı. Fairfeld yapımı, 190 beygir gücünde tripil (3 silindirli) buhar makinesi vardı ve uskurluydu. 18.4.1906'da hizmete girdi. Saatte 10 mil yapıyordu. Yaz - kış 250 yolcu alabiliyordu. 15 Ekim 1064'te hizmet dışı bırakıldı. )
- TARABYA :
( 1946'da Agop Arat, Yorgo Haritanidis, Mayk Mikakelyan ve Morfi Haralopbopkos tarafından kuruldu. Futbol dalında faaliyet göstermekte ve İstanbul Amatör Liginde yer almaktadır. Sabri Dino, Haydar Erdoğan ve Zafer Biryol gibi sporcular yetiştirmiş bir kulüptür. )
- TARAFLILIK ile/ve YANILGI
( SIDED vs./and ILLUSION )
- TARAFTA/LIK ile/ve/değil/yerine ETRAFTA/LIK
- TARAFTA/LIK ile/ve/değil/yerine ETRAFTA/LIK
- [ne yazık ki]
"TARAFTAR"" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KARŞICIL/MUHÂLİF[Ar.]
- TARAFTAR ile/değil/yerine TAKİPÇİ
- TARAK ile SAÇ FIRÇASI
( ŞÂNE ile ... )
- TARAK ile TARAK BENZERİ
( COMB vs. COMBLIKE )
( شانه کردن ile خار کردن ile قشو کردن ile شانه ile شانهاي )
( SHANEH KARDAN ile KHAR KARDAN ile GHSHO KARDAN ile SHANEH ile SHANEYAY )
- TARAKLAMAK ile TARAK ile TARAKLI ile TARAKÇI/LIK ile TARAKSIZ ile TARAK İŞİ ile TARAK OTU ile TARAKLILAR ile TARAK DUBASI ile TARAK KEMİĞİ ile TARAK OTUGİLLER
- TARAKSI ile TARAKSI KAS
- SÖZLÜK:
TARAMA ile/ve/||/<> DERLEME
- TARAMAK ile SÜPÜRMEK
- TARAMAK ile TARAK GEMİSİ
( DREDGE vs. DREDGER )
( لاروبي کردن ile لاروب )
( LAROBY KARDAN ile لاروب )
- TARAMAK ile TARTMAK ile TARTILMAK ile TARTTIRMAK ile TARTABİLMEK ile TAR ile TARH ile TART ile TARZ ile TARALI ile TARAÇA ile TART SUÇU
- TARASSUD[Ar. < RASAD] değil/yerine/= GÖZETME, BEKLEME, DİKKATLE BAKMA, GÖZLEME
- TARAVET ile TARAVETLİ
- TARÂVET[Ar.] değil/yerine/= TAZELİK, TAZE OLMA, KÖRPELİK
- TARAZLAMAK ile TARAZLANMAK ile TARAZ ile TARAZLI ile TARAZSIZ
- TARÇIN ile TARÇINİ ile TARÇINLI ile TARÇINSIZ ile TARÇIN RENGİ
- TARDİF DISKINEZİ/TARDIVE DYSKINESIA[İng.] değil/yerine/= GEÇ DEVİNIM BOZUKLUĞU
- TARDİF DISTONİ/TARDIVE DYSTONIA[İng.] değil/yerine/= GEÇ GERİM BOZUKLUĞU
- TARDION ile/ve FOTON/LUXON ile/ve TACHION
( Işık hızı altı. İLE/VE Işık hızı üstü/ötesi. )
- TARGET vs. SUCCESS
- TARH değil/yerine/= ÇIKARMA
- TARHANA[< DAR HANE] ile OVMAÇ
( ... İLE Hamuru ovularak yapılmış kırıntılarla pişirilmiş çorba. | Taze tarhana. )
- TARHANA/LIK ile TARHANA ÇORBASI
- TÂRÎ[Ar. < TARÂVET] ile TÂRÎ[Ar. < TARÂ]
( Taze, tarâvetli. İLE Ansızın çıkan, birdenbire görünen. )
- TÂRİF[Ar.] ile TARÎF[Ar. < TURFA] ile TA'RÎF[Ar. < İRFÂN | çoğ. TA'RÎFÂT] ile TAHRÎF[Ar.]
( Yeni. İLE Az bulunan, nadir, zarif şey. | Etraflıca anlatma, bildirme. | Bir maddeyi tüm gerekli noktalarını içine alır biçimde bir ibâre ile anlatma. İLE ... )
- TARİFLENDİRMEK ile TARİF ile TARİFE ile TARİFLİ ile TARİFELİ ile TARİFSİZ/LİK ile TARİFESİZ
- TARİH ANLATIRKEN:
...DI'LI ANLATIM ile/yerine/değil ...MIŞ'LI ANLATIM
- TARİH AŞKI/TARİH NEFRETİ değil/yerine TARİH BİLGİSİ
( [not] THE LOVE/HATE OF HISTORY vs. INFORMATION/KNOWLEDGE OF HISTORY
INFORMATION/KNOWLEDGE OF HISTORY instead of THE LOVE/HATE OF HISTORY )
- TARİH AŞKI/TARİH NEFRETİ değil/>< TARİH BİLGİSİ
( Yanlışı. >< Doğrusu. )
- TARİH BİLGİSİNDE:
USÛL ve/||/<>/> KAVÂRİN ve/||/<>/> AHVAL ve/||/<>/> HAVÂDİS
( Yöntemler. VE/||/<>/> Yasalar. VE/||/<>/> Durumlar. VE/||/<>/> Haberler. )
- TARİH BİLİNCİ ve/<> SORUMLULUK
( HISTORY and/<> RESPONSIBILITY )
- TARİH:
GELECEK ve/||/<> GEREKSİNİM
- Tarih Makaleleri - Halil İnalcık
- TARİH:
MERKEZİ, HER YERDE ve/||/<> ÇEPERİ, HİÇBİR YERDE
- TARİH:
OLDUĞU GİBİ ile/değil/ne yazık ki "OKUNDUĞU" GİBİ
- TARİH-FELSEFE İLİŞKİSİNDE:
I. AŞAMA ile/ve/<> II. AŞAMA ile/ve/<> III. AŞAMA
( Aristoteles - İbn Sînâ'cı aşama. İLE/VE/<> Fahrettin Râzî - İbn Haldun'cu aşama. İLE/VE/<> Kant - Dilthey aşaması. )
- TARİH/TÜRKÇE YAZILIMI değil TARİH YAZIMI
- TARİH (YAZIMI), ...:
PLANSIZ ve/||/<> AMAÇSIZ (OLMALI!)
- TARİH ile/ve/||/<> DÜŞÜNCE TARİHİ
( [Kişilerin] Nasıl, düşünmeden hareket ettiklerinin öyküsü. İLE/VE/||/<> Nasıl, hareket etmeden düşündüklerinin öyküsü. )
- TARİH ile/ve/<> GELENEK
( Geleneğin sürüşü resmi değildir ve gönüllü olarak yapılır. )
( HISTORY vs./and/<> TRADITION
The continuity of tradition is informal and voluntary. )
- GÜNEK | ESKİNÇ = TARİH[Ar.] = HISTORY[İng.] = HISTOIRE[Fr.] = GESCHICHTE[Alm.] = HISTORI < HISTOREIN:BİLMEYE ÇALIŞMAK, BİLMEK, ANLATMAK[Yun.] = HISTORIA[İsp.]
- TARİH ile ŞEHNÂME[Fars. ŞEH+NÂME]
( ... İLE Hükümdarların niteliklerini, üstün başarılarını anlatan, mesnevi biçiminde yazılmış manzume. | Manzum olarak yazılmış tarih. )
- TARİH TARİH BİLGİSİ
- TARÎH[Ar.] ile/değil/< TÂRİH[Ar. < ERH | çoğ. TEVÂRÎH]
( İşe yaramadığından dolayı bir yana atılmış şey. İLE/DEĞİL Tarih. )
- TARİHÇİ ile VAK'A-NÜVÎS[Ar., Fars.]
( ... İLE Tarihi olayları günü gününe kaydeden tarihçi. | Osmanlı'larda devletçe görevlendirilen tarih yazarı. )
- TARİHE DÜŞMEK ile/ve METAFİZİĞE KAÇMAK yerine/değil BİRLİĞE GETİRMEK
( Teşbihe düşmek. İLE/VE Tenzihe düşmek. YERİNE/DEĞİL Tevhide varmak. )
- TARİHE DÜŞMEK ile/ve/yerine/değil METAFİZİĞE KAÇMAK ile/ve/yerine/değil BİRLİĞE GETİRMEK
( Teşbihe düşmek. İLE/VE Tenzihe düşmek. YERİNE/DEĞİL Tevhide varmak. )
- [ne yazık ki]
TARİHİ ...:
BİLMEMEK ile/ve/değil/||/<>/> ÇARPITMAK
- TARİHİ DEĞER(İ OLAN) ile/ve/<> SANATSAL DEĞER(İ OLAN)
- TARİHİ DEĞER/LER ile/ve/<> TARİHİ OLAY/LAR
( HISTORICAL VALUE/S vs./and/<> HISTORICAL PHENOMENON/S )
- TARİHİ PERSPEKTİF ile/ve MEDENİYET PERSPEKTİFİ ile/ve FELSEFE-BİLİM
- TARİHİ YAPIT ile KALINTI
( ... İLE Artıp kalan şey, bakiye. | Eski çağlardan kalmış kent ya da yapı, ören, harabe. | İz, işaret. | Bir toplum, kültür, uygarlık vb.nden artakalan şey. )
- TARİHİN:
ŞİMDİYE ETKİ ETMESİ ile/>< ETMEMESİ
( Tarihtir. İLE/>< Tarih değildir. )
- TARİHİN TEKRARINDA:
BİRİNCİSİ ile/ve/||/<>/> İKİNCİSİ
( Trajedi. İLE/VE/||/<>/> Komedi. )
- TARİHLENDİRMEK ile TARİH ile TARİHİ ile TARİHLİ ile TARİHÇE ile TARİHÇİ/LİK ile TARİHSEL ile TARİHSİZ/LİK ile TARİHİ ESER ile TARİHİ FİLM ile TARİH ÖNCESİ ile TARİHİ ROMAN ile TARİHİ MADDECİ/LİK ile TARİHİ TİYATRO ile TARİHSEL ROMAN ile TARİH YANILGISI ile TARİHİ COĞRAFYA ile TARİHSEL ÖZDEKÇİ/LİK
- TARİHSEL ...:
DENEYİM ile/ve/||/<> BİRİKİM
- MAĞDURİYET:
TARİHSEL ile/değil EKİNSEL/KÜLTÜREL
- TARİHSELCİLİK ile TARİHÇİ ile TARİHİ ile GEÇMİŞLER ile TARİH YAZARI ile TARİH
( HISTORCICISM vs. HISTORIAN vs. HISTORIC vs. HISTORIES vs. HISTORIOGRAPHER vs. HISTORY )
( مکتب تاريخي ile تاريخ دان ile تاريخ نويس ile مورخ ile تاريخي ile تواريخ ile وقايع نويس ile تاريخ )
( MOKTEB TARYKHY ile TARYKH DAN ile TARYKH NOYS ile MOORKH ile TARYKHY ile TAVARYKH ile VAGHAYE NOYS ile TARYKH )
- TARİHSEL/LİK ile/ve/||/<> KUŞKULU/LUK
- TARİHSEL/LİK ve/<> ORTADAN KALKMIŞ/LIK
- TARİHTE KALAN DÜŞÜNCE ile/ve/değil/yerine/<> DÜŞÜNCENİN TARİHİ
- TARİHTEN KİŞİLER
- TARİHTE/TOPLULUKLARDA/KİŞİLERDE:
ÇÖKÜŞ ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/>< SIÇRAYIŞ
( Çoktur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Azdır. )
- TARÎKÂT ile ...
( ALLAH'A ULAŞMAK ARZUSUYLA TUTULAN YOL | TASAVVUFÎ MESLEK )
- TARİKAT ile/ve/değil AKIM
- TARİKA(T) ve/<> AŞK
( Çeperden merkeze. VE/<> Merkezden çepere. )
- TARİKAT ile/||/<> BARİKAT/ENGEL
( Hakikatin önündeki son barikat. @@ ... )
- TARİKAT ve/<> SOHBET
( Dıştan içe. VE/<> İçten dışa. )
- TARİKAT ile TARİKATÇI/LIK
- TARİKAT ile TOPLUMSAL ÖRGÜTLENME
( Tarikat olsa Tâc ile Hırka, biz de alırdık 30'a 40'a. )
( Tarik ehli olmak, dışı halkla, içi hakla olmaktır. )
- TARİKATTE ÇİLE ile/ve HAYATTA ÇİLE
- TARIM "ÇAĞI"(/TOPLUMU/EKONOMİSİ) ile/ve/yerine/> SANAYİ "ÇAĞI"(/TOPLUMU/EKONOMİSİ) ile/ve/yerine/> BİLGİ "ÇAĞI"(/TOPLUMU/EKONOMİSİ)
( AGRICULTURAL "AGE"(/SOCIETY) vs./and/> INDUSTRIAL "AGE"(/SOCIETY) vs./and/> INFORMATION "AGE"(/SOCIETY) )
- TÂRİYE[Ar.] ile TA'RİYE[Ar.] ile TARİYY/TARİYYE[Ar.]
( Ansızın gelen belâ. İLE Soyma, soyulma, çıplaklaştırma. İLE Körpe, yaş, taze. | Yumuşak ekmek. )
- TA'RÎZ'DE:
ALAY[İSTİHZÂ] ile ALAYLI EĞLENME[TEHEKKÜM]
( Dokunaklı olanlar. İLE Acı ve ağır bir alayı içerenler. )
- TARLA ile/değil ANIZ/LIK
( ... İLE Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap. | Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. )
- TARMUR, BÜLENT (SARIYER, 1936 -) :
( Ticaret hayatına kasap olarak atıldı, bilahare minibüs işletmeciliği yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. Yıllarca hentbol şubesinde idari yönetici olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu üyesidir. )
- TARSKİ DOĞRULUK ŞEMASI ile/||/<> NAİF DOĞRULUK KAVRAMI
( Tarski şeması "Kar beyazdır" doğrudur ancak ve ancak kar beyazsa İLE naif doğruluk sezgisel kavramdır. Tarski doğruluğu biçimsel olarak tanımladı İLE yalancı paradoksunu çözdü. Doğruluk meta-dilde tanımlanmalı. )
( Alfred Tarski tarafından 1933 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1901-1983) (Ülke: Polonya/ABD) (Alan: Matematik, Mantık) (Önemli katkıları: Semantik doğruluk teorisi, model teorisi, biçimsel dillerde doğruluk tanımı) )
- TART[Fr. < TARTE] ile/||/<> TARTÖLET ile/||/<> TURTA[İt. < TORTE] ile/||/<> PAY[İng. < PIE] ile/||/<> KİŞ[< QUICHE] ile/||/<> GALETTE
( Tatlı ya da tuzlu olabilir. [Modern tartlar, genellikle meyve tabanlıdır, bazen de koyu krema ile olabilir.] İLE/||/<> Üzeri açık ve içinde dolgu kreması olan tartın küçük çeşididir. Genellikle tek kişilik minik kalıplarda pişirilir. İLE/||/<> Altı hamur, arası dolgu[meyve/sebze] üzeri ise hamurla kapatılarak yapılan ve genellikle tuzlu olabilen bir hamur çeşididir. İLE/||/<> Altı hamur, arası meyve dolgulu, üzeri rende hamur ya da kafes biçiminde hamur parçalarıyla kapatılan bir pasta çeşididir. İLE/||/<> Tart gibi altı hamur üzeri ise tamamen tuzlu olarak hazırlanan sebze dolgulu bir hamur çeşididir. İLE/||/<> Tarta benzeyen bir tatlı türüdür.[Hamurundaki farklar nedeniyle tart ile birbirinden ayrılmaktadır. Galetta hamuru, pizza hamuru gibi açılır ve tart kalıbı yerine bir yuvarlak fırın kabının içine, dışarı taşacak biçimde fırın kağıdı serilip üzerine açılan hamur yerleştirilir. İçine meyveleri dizildikten sonra hamurun fazla kalan kenarları meyvelerin üzerine doğru kapatılır.] )
- TARTIŞILABİLİR ile TARTIŞMAK ile ARGÜMAN ile ARGÜMAN İLİŞKİSİ
( ARGUABLE vs. ARGUE vs. ARGUMENT vs. ARGUMENT ASSOCIATION )
( مستدل ile دليل آوردن ile مشاجره داشتن ile مشاجره کردن ile در افتادن ile محاجه کردن ile نزاع کردن ile بحث وجدل ile بحث ile جستار ile جر و بحث ile نشانوند ile حجت ile جدال ile دعوا ile وابسته سازي نشانوند )
( MOSTEDEL ile DELYLE AVARDAN ile MOSHAJEREH DASHTAN ile MOSHAJEREH KARDAN ile DAR AFTADAN ile MOHAJEH KARDAN ile NEZA KARDAN ile BAHS VAJDEL ile BAHS ile JASTAR ile JAR VE BAHS ile NESHANAVAND ile HOJAT ile JEDAL ile DAVA ile VABASTEH SAZY NESHANAVAND )
- TARTIŞILAN ile/ve/değil/yerine BİLİNEN/BİLİNEBİLEN/BİLİNEBİLECEKLER
- TARTIŞILMASI GEREKEN ile/ve/değil/||/<>/< TEMELLENDİRİLMESİ GEREKEN
- TARTIŞMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KONUŞMA
( Bilmediğimiz bir konuda konuşmazsak tartışma çıkmaz. )
( - Mutluluğun sırrı nedir?
- Aptallarla tartışmaya girmemektir.
- Kesinlikle katılmıyorum. Sır bu olamaz bence.
- "Doğru". )
( Konuşma ve tartışmanın, temel ve öncelikli koşulları...
- Konuşulanı anlamaya çalışmanın ilk koşulu olarak her bilinmeyen, yeni, farklı, aşırı, aykırı konu ya da durum karşısında düşünme ve konuşma sürecinde (olabildiğince) nötr olabilmek.
("Kişisel", "keyfî" "düşünce/sav/iddia", "önceki kayıtlar", "kalıp ya da kabuller", "inak/inanç" ve "yüklerle" başlamamak.)
- (Nitelikli) Soru sormak.["Hiç mi aklına gelmiyor?" gibi "yargı sözleri" kullanmadan, "Nasıl olabilir?" gibi anlamaya yönelik sorular sormak.]
- Konuşan kişiye ya da konuşanın kişiliğine saldırmamak ve sadece savlarını konuşmak/tartışmak.
- Daha kolay karşı sav üretmek amacıyla ötekinin savını yanlış tanımlamamak, abartmamak.
- Tekil ya da birkaç örnekle "kestirmeden" gitmeye çalışmamak, "genellemeler, indirgemeler, özdeşleştirmeler" yapmamak; "köktenci, toptancı ve sonuç odaklı" kişisel, keyfî ya da dayatmacı "çözümler üretme"mek.
- Kullanılan kanıta dayanan öncüllerden birini "doğru varsayarak" sav üretmemek.
- Bir olguyu, zamansal dizilimde, "daha önce de oldu" "savıyla" sonraki bir olgunun nedeni olarak iddia etmemek.
- Ortada ikiden fazla olanaklı yol varken savını sahte bir ikileme indirmemek.[Birden, "çok"; ikiden, "hep" "çıkarma"mak.]
- Bilinmeyen ya da bilmediğimiz bir "savın", doğru ya da yanlış olması gerektiğini savunmamak ve/ya da iddia etmemek.
- Kanıtlama yükümlülüğünü, savı sorgulayana yüklememek.
- Aralarında mantıksal bir bağ olmadıkça, "bir şeyin, bir şeyden türediğini" varsaymamak.
- Öncüllerin ya da sav sahibinin "tanınmış/tarihsel/bilimsel" "biri(/nden)" olmasını, bir çıkarımın kanıtı olarak sunmamak. )
( )
(
)
( [not] ARGUE vs./and/but TALKING )
- TARTIŞMA ile/değil/yerine YAZILI TARTIŞMA/POLEMİK[Yun.]
( Söz ile. İLE/DEĞİL/YERİNE Yazı ile tartışma. )
- TARTIŞMAK GEREKİR ile/değil TARTIŞMA GEREKTİRİR
- TARTIŞMAK ile TARTIŞILMAK ile TARTIŞTIRMAK ile TARTILABİLMEK ile TARTIŞABİLMEK ile TARTI ile TARTIL ile TARTIM ile TARTIŞ ile TARTICI/LIK ile TARTILI ile TARTIMLI ile TARTISIZ ile TARTIMSIZ
- TARTIŞMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/</>< TARTMAK
- TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER
( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )
- TARTIŞMALI ile ÇEKİŞME ile TARTIŞMACI ile TARTIŞMA
( DEBATABLE vs. DEBATE vs. DEBATER vs. DEBATING )
( قابل مباحثه ile قابل مناظره ile قابل بحث ile مورد دعوا ile قابل گفتگو ile جدال ile مباحصه کردن ile بحث ile مناظره کردن ile بحث وجدل ile مشاعره کردن ile مذاکرات پارلماني ile اهل مناظره ile مباحثه گر )
( GHABEL MOBAHESEH ile GHABEL MENAZEREH ile GHABEL BAHS ile MOORD DAVA ile GHABEL GOFTEGO ile JEDAL ile MOBAHESEH KARDAN ile BAHS ile MENAZEREH KARDAN ile BAHS VAJDEL ile MOSHAEREH KARDAN ile MOZAKRAT PARLAMANY ile اهل مناظره ile MOBAHESEH GAR )
- TARTIŞMASIZ ile İDRAR KAÇIRMA ile İDRARINI TUTAMAYAN
( INCONTESTABLE vs. INCONTINENCE vs. INCONTINENT )
( غيرقابل بحث ile ناپرهيزکاري ile ناپرهيزکار )
( GHYRAGHABEL BAHS ile ناپرهيزکاري ile ناپرهيزکار )
- TARTIŞMAYI:
AÇMAK/AÇAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BİTİRMEK/BİTİREN
- TARTMAK ile/ve/<> DEĞERLENDİRMEK
- TARUMAR[Fars. < TARMÂR] değil/yerine/>< İMÂR
( Dağınık, karışık, perişan. DEĞİL/YERİNE/>< Yapılandırma, oluşturma. )
- TARZ ile/ve/<> YEĞLEME/TERCİH
- TAŞ, YERİNDE AĞIRDIR ile/ve/||/<> HER 'HOROZ', KENDİ ÇÖPLÜĞÜNDE ÖTER
- TAŞ ile/değil BİTKİ (LITHOPS)
(
)
- TAŞ ile GAZTAŞI
( ... İLE Bileme işinde kullanılan, korindon ya da karborundum tanelerinden hazırlanan, bir tür taş. )
- TAŞ ile/değil MENGELE
( ... İLE Güveç yapmakta kullanılan, çabuk ezilen bir çeşit taş. )
- TAŞ ile SEYLANTAŞI/SEYLANİ
( ... İLE Yapısında, alüminyum ve demir bulunan bir granat türü. )
- TAŞ ile YAĞTAŞI
( ... İLE Araçların kesici ağızlarını bilemede, gazyağı, mazot ya da zeytinyağı ile kullanılan doğal taş. )
- TAŞA-BAŞA-YAŞA OTURMAK değil/>< SAĞLIĞA UYGUN ZEMİNLERDE OTURMAK
( Yanlışı. >< Doğrusu. )
- TAŞAK ile TAŞAKLI
- TASALLUT[< SALÂLET] ile SATAŞMA, BAŞINA EKŞİME, MUSALLAT OLMA
- TASANNU değil/yerine/= ABARTI, YAPMACIK
( Bir şeyi olduğundan daha değerli gösterme. )
- TASARI ile/ve/||/<>/> TASARIM
( Olması ya da yapılması istenilen bir şeyin, zihinde aldığı biçim. | Tüzel bir işlemin, o işlemi yapmakla yetkili kurul ya da organ önüne getirildiği andaki durumu, üstünde görüşme ve oylama yapılabilir durumdaki metin, layiha. @@ Zihinde canlandırılan biçim, tasavvur. | Bir sanat yapıtının, yapının ya da teknik ürünün ilk taslağı, tasar çizim, dizayn. | Bir araştırma sürecinin çeşitli dönemlerinde izlenecek yol ve işlemleri tasarlayan çerçeve, tasar çizim, dizayn. | Daha önce algılanmış olan bir nesne ya da olayın bilinçte sonradan ortaya çıkan kopyası. )
- TASARIM/TASAR ÇİZİM = TASAVVUR = REPRESENTATION[İng.] = REPRÉSENTATION[Fr.] = VORSTELLUNG[Alm.] = REPRAESENTATIO[Lat.] = REPRESENTAR[İsp.]
- TASARIM ile BELİRLEMEK ile TASARLANMIŞ ile TASARIMCI ile TASARLAMAK ile TASARIM ile TASARIMLAR
( DESIGN vs. DESIGNATE vs. DESIGNED vs. DESIGNER vs. DESIGNING vs. DESIGNMENT vs. DESIGNS )
( طرح کردن ile نقش زدن ile رسم ile مدل ile رسم کردن ile طراحي کردن ile طرح ile صدد ile طراحي ile نشان کردن ile طراحي شده ile نگاشته ile نقشه کش ile مدلساز ile طراح ile طرح ريزي ile طراح ريزي ile نقوش )
( TARH KARDAN ile NAQSH ZADAN ile RASM ile MADEL ile RASM KARDAN ile TARAHY KARDAN ile TARH ile SADAD ile TARAHY ile NESHAN KARDAN ile TARAHY SHODEH ile NEGASHTEH ile NAQSHEH KESH ile MADELSAZ ile TARAH ile TARH RYZY ile TARAH RYZY ile NAGHOSH )
- TASARIM ve/<> KABUL
- TASARIMLAMA ile/ve/değil/yerine DÜZENLEME
- TASARIMLAMAK ile TASARIMLANMAK ile TASARIMLAYABİLMEK ile TASARIM ile TASARIMCI/LIK ile TASARIMLI ile TASARIMSIZ/LIK
- TASARIMSAL AKIL ile İMGESEL AKIL ile DÜŞÜNSEL/ANALİTİK/İNDİRGEYİCİ AKIL
- SANAT:
TASARIMSAL ile/ve/||/<> UYGULAYIMSAL
- TASARIMSAL SONSUZ ve/=/||/<> KÖTÜ SONSUZ
- TASARIM/SAL ile/ve/||/<> İMGE/SEL
- TAŞARON değil TAŞERON
- TASARRUF BONOSU değil/yerine/= KESİNTİ BELGİTİ
- TASARRUF[< SARF] değil/yerine/= ARTIRIM | KULLANIM
( SAHİP OLMA | İDÂRE İLE KULLANMA, TUTUM, EKONOMİ | ARTIRMA, ARTIRILMA )
- TASARRUF ile/ve İHTİYÂR
- TASAVVUF AHLÂKI ve/<> DÖNÜŞME AHLÂKI
( MORALS OF SUFISM and/<> MORALS OF TRANSFORMATION )
- TASAVVUF:
DENEYİM ve/<> ZEVK ve/<> İRFAN
- TASAVVUF GELENEĞİ ile/ve HERMETİK GELENEK
- TASAVVUF:
HAYATTAN KOPMAK ile/değil HAYATIN ANLAMINI İDRAK ETMEK
( [not] SUFISM: DETACHMENT FROM LIFE vs./but UNDERSTANDING THE MEANING OF LIFE )
- TASAVVUF MANZÛMESİ ve MESNEVÎ-İ ŞERİF ve SU KASÎDESİ
- TASAVVUF ve ANADOLU BİLGELİĞİ
- TASAVVUF ve/=/||/<>/> BEREKET
- TASAVVUF ile/ve/=/||/<>/< DİNİN EDİMSELLİĞİ
- TASAVVUF ile/ve/değil GNOSTİK ÖĞRETİLER
( [not] SUFISM vs./and/but GNOSTIC TEACHINGS )
- TASAVVUF ile/ve HAKİKAT
( Hakikatlerin deneyimlenmiş bilgisi. İLE/VE ... )
- TASAVVUF ve/<> HOŞGÖRÜ
- TASAVVUF ve ŞİİRSEL FELSEFE
( SUFISM and POETIC PHILOSOPHY )
( SUFISM and POETIC PHILOSOPHY )
- TASAVVUF ile/ve/<> TARİKAT
( Şuurla ilgilidir. İLE/VE/<> Temrinlerle, alıştırmalarla ilgilidir. )
( Tantra. İLE/VE/<> Yoga. )
- TASAVVUF < TASFİYE
- TASAVVUF ve/||/<> TEVHÎD/BİREŞİM
( ... VE/||/<> Simge. )
( ... VE/||/<> Fark ve Cem'in birliği. )
( Tasavvufun özü, gerçek tevhidi bulmaktır. )
( Ne yersen doyarsın ama, bu manevî âlemin zevkine doyulmaz. )
( Dünyada ahireti, ahirette dünyayı görebilmek. )
( Asıl tevhid, bu kesretten sonraki tevhiddir. )
( Tasavvuf da, ilim olarak parça parçadır. İlimden sonraki Tevhid İlmi, Kemâlâttır. )
( ... VE/||/<> Kişilik bütünlenmesi. )
( ... VE/||/<> Evrensel ile yerelin, genel ile özelin, toplum ile bireyin bireşimi. )
( Tevhide gel tevhide
Zikret Hakk'ı her yerde
Kalksın aradan perde
İnsan olayım dersen... )
- TASAVVUR Bİ VECHİN MA ve TASAVVUR Bİ-RESMİHİ
( Mutlak ve mechul. VE Basiret üzere taleb. )
- TASAVVURLU DÜŞÜNME ile TASAVVURSUZ DÜŞÜNME
- TASDİ[Ar.] değil/yerine/= CAN SIKMAK, BAŞ AĞRITMAK, TEDİRGİN ETMEK
- TASDİK:
ÜÇ TASAVVUR[İNTİKAŞ ile İRTİSAM ile İNTİBÂ] + HÜKÜM
- TASDİYE[Ar.] ile TASFÎH[Ar. < SAFH | çoğ. TASFÎHÂT]
( El çırpma, alkış. İLE El çırpma, alkışlama. | Yassıltma, yufka haline getirme, yaprak yaprak yapma. )
- TAŞ/DUVAR ile BOSAJLI TAŞ/DUVAR
- TAŞERON[Fr. < TACHERON] değil/yerine/= YÜKLENİCİ
( Büyük bir işin bir bölümünü yaptırmayı, asıl müteahhitten alarak kendi üstlenen öteki yüklenici. )
- TASFÎR[Ar. < SAFÎR | çoğ. TASFÎRÂT] ile/değil TASVÎR[Ar. < SÛRET | çoğ. TASVÎRÂT, TESÂVÎR]
( Islık çalma, ıslıkla seslenme. | Sarartma, sarıya boyama. İLE/DEĞİL Resmini yapma. | Resim, biçim, sûret. | Yazıyla tarif etme. )
- TASFİYE ETMEK ile/ve BASKI ALTINDA TUTMAK
( TO DISCHARGE vs./and TO KEEP UNDER PRESSURE )
- TASFİYE (ETMEK) değil/yerine/= ÖZLEŞTİRMEK)/ARITMA(K)
- TASFİYE ile/ve/||/<> BERTARAF
- TASFİYE[Ar.] değil/yerine/= SİLİĞLEM
- TASFİYE ile/ve/||/<> TAKDİS ile/ve/||/<> TEZKİYE
( Nefsi. İLE/VE/||/<> Kalbi. İLE/VE/||/<> Aklı. )
- TASFİYE ile TASFİYECİ/LİK
- TASFİYE ile/ve/||/<>/> TESFİYE ile/ve/||/<>/> TEZKİYE
( ( Nefsi. İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> Aklı. ) )
- TASFİYE-İ DERÛN ile TASFİYE-İ KALB
( Özü saflaştırma. İLE Yüreğini temizleme. )
- TAŞI-TOPRAĞI (ALTIN)
- TAŞILLAŞMAK ile TAŞIL ile TAŞILLI ile TAŞIL BİLİMİ ile TAŞIL BİLİMSEL
- TASIM ile ASTASIM
( ... İLE Öncüllerinden biri önceki tasımın vargısı durumunda olan bir ek tasım. )
- TRANSPORT PHENOMENA[İng.] / PHENOMÈNE DE TRANSPORT[Fr.] / TRANSPORTATION PHÄNOMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA OLAYLARI
- TRANSPORT MEAN FREE PATH[İng.] / TRANSPORT-MITTLERE FREIE WEGLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA ORTALAMA SERBEST YOLU
- TRANSPORT CROSS SECTION[İng.] / TRANSPORTQUERSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA TESİR KESİTİ
- TAŞIMA ile YÜRÜTMEK ile AĞIRLIK TAŞIMAK
( CARRYING vs. CARRYING OUT vs. CARRYING WEIGHTS )
( حامل ile اجراء ile حمالي )
( HAMEL ile EJRA ile حمالي )
- TAŞIMAK ile KAYDIRMAK
- TAŞIMAK ile SAHİP OLMAK
( TO CARRY vs. TO HAVE )
- TAŞIMAK ile YÜKLENMEK
- TASIMDA/KIYASTA, ÖNERMELER:
EŞİT ya da GENEL
- KONVEKTIONSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM AKIMI
- FRACTION DE TRANSPORT[Fr.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM KESRİ
- NAKL-İ HARÂRET[Osm.] / CONVECTION[İng.] / CONVECTION[Fr.] / KONVEKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM, KONVEKSİYON
- SECTION EFFICACE DE TRANSPORT[Fr.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM TESİR KESİTİ
- TAŞINIR/LIK ile TAŞINIR EV ile TAŞINIR DEĞER ile TAŞINIR BELLEK
- CHEMIN LIBRE MOYEN DU TRANSPORT[Fr.] ile/değil/yerine/= TAŞINMA ORTALAMA SERBEST YOLU
- TAŞINMA ile TAŞINMAZ/LIK
- ... TASI, ODUNCUNUN VAR BALTASI ile/ve TATLI SÖZ YILANI DELİĞİNDEN ÇIKARIR
- TAS'ÎR[Ar.] ile TA'SİR[Ar. < USR | çoğ. TA'SÎRÂT] ile TA'SÎR[Ar. < ASR | çoğ. TA'SÎRÂT] ile TA'SÎL[Ar. < ASEL]
( Kibirlilik yüzünden konuşurken, yüzünü başka tarafa çevirip karşısındakinin yüzüne bakmama. İLE Güçleştirme/güçleştirilme. İLE Suyunu sıkma. İLE Tadlandırma. )
- TA'SÎRÂT[Ar. < TA'SÎR] ile TA'SÎRÂT[Ar. < TA'SÎR]
( Güçleştirmeler. İLE Suyunu sıkmalar. )
- TAŞITMAK ile TAŞITABİLMEK ile TAŞIT ile TAŞITÇI ile TAŞIT TUTMASI
- CARRIER WAVE[İng.] / ONDE PORTEUSE[Fr.] / TRÄGERWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI DALGA
- TEVÂLÎ-İ ASLÎ[Osm.] / CARRIER FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE PORTEUSE[Fr.] / TRÄGERFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI FREKANS
- CARRIER GAS[İng.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI GAZ
- CARRIER DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE PORTEURS[Fr.] / TRÄGERDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI YOĞUNLUĞU
- HÂMİL[Osm.] / CARRIER[İng.] / PORTEUR, PORTEUSE[Fr.] / TRÄGER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI
- TAŞKAPI / PETRİ KAPISI ile ...
( Haliç deniz suru kapılarından biridir. Topkapı adıyla da bilinir. )
- TAŞKENT ile/= ÇAÇ/ÇAÇKENT/ŞAŞKENT/BİNKENT
( Kuruluşu, M.Ö. II. yüzyıla kadar uzanır. Taşkent adına, ilk kez XI. yüzyılda rastlanıyor. )
- TAŞKINLIK:
İYİLİK ODAKLILARDA ile KÖTÜLÜK ODAKLILARDA
( Aç kaldığında. İLE Tok olduğunda. )
- TAŞLAMA ile TAŞLAMACI/LIK
- TAŞLAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAŞLAMAK
- TAŞLAMAK ile/ve/||/<> TASLAMAK
- TAŞMA ile/ve BULAŞMA
- TAŞMA ile/ve/hem de/||/<> YANSIMA
- TAŞMAK ile TAŞIMAK
- TASNİ[Ar.] değil/yerine/= YAPINTI
( Gerçekle çeliştiğini, gerçekliğe uymadığını bile bile tasarlanan şey, hayal gücüyle yaratılmış olan şey. | Bilgi kuramında ve varlıkbilimde, gerçeğe uymayan, ancak belirli bir kuramsal ya da kılgılı amaç için kullanılması sakıncasız olan tasarım. )
- TASNİF[Ar.] ile TASFİYE[Ar.]
( Bölümleme. İLE Arıtma, ayıklama, temizleme. | Özleştirme. | Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması vb. nedenler üzerine hesapların kesilmesi, alacaklılara, ortada kalan mal ve paradan paylarına düşen miktarın verilmesi LİKİDASYON | Bir kurum ya da iş yerinde türlü nedenlerle birçok kişinin görevine son verme. )
- TAŞRA ile SAYFİYE
- TAŞRADA ve/||/<> EVDE
( Adâlet. VE/||/<> Muhabbet. )
- TASVİR ile TASVİRİ ile TASVİRCİ/LİK ile TASVİRİ FİİL ile TASVİRİ DİL BİLGİSİ
- TATARCIK ile TATARCIK HUMMASI
- TATARLAŞMAK ile TATAR ile TATARI ile TATARCA ile TATAR AĞASI ile TATAR BÖREĞİ ile TATAR ARABASI ile TATAR ÇORBASI
- TATAVLA ile KURTULUŞ
( KURTULUŞ )
- TATBİK ile TATBİKİ ile TATBİK MÜHRÜ ile TATBİK İMZASI
- TATBÎKAN[Ar.] ile TATBÎKÎ[Ar.]
( Uygulayarak. İLE Tatbikata ait, tatbik, uygulama ile ilgili. )
- TATBİKAT[Ar.]/MANEVRA[İt. < MANOVRA] değil/yerine/= KILGILIK
- TATBİKAT-I HUKUKİYE:
MUHTELİF MAHİYET ARZEDEN, EF'AL-İ BEŞERİYE ile/ve/||/<> HUSÛSÎ MAHİYET ARZEDEN, EF'AL-İ BEŞERİYE ile/ve/||/<> DİNÎ VE İCTİMÂÎ MAHİYET ARZEDEN, EF'AL-İ BEŞERİYE
- TATHATA[Sansk.] ile ...
( Böylesilik. Evrenin tüm zihinsel koşullanmalar, sınırlamalar ve sınıflamalar aşıldıktan sonra görülebilen gerçek durumu. )
- TATİLDE [SADECE] YATMAK değil/yerine 1-2 UĞRAŞ/ODAK SAHİBİ OLMAK
( Tatil sadece [ya da tamamen] yatma dönemi değildir. Günlük yaşamdaki onlarca uğraş içinde, yeteri kadar rahat zaman ayıramadığımız için yapamadıklarımızı gerçekleştirmek üzere değerlendirmemiz gereken bir süreç/dönemdir! )
- TATLI MADDE, BALÖZÜ, NEKTAR[Fr. < NECTAR] = MADDE-İ HULVÎYE = NECTAR
- TATLI PATATES ve/<> YUM
( Dağlarda. VE Sahilde.
[Papua Yeni Gine'de en önemli besin kaynakları.] )
- TATLI/RAFİNE(BEYAZ) ŞEKER/FRUKTOZ(MEYVE ŞEKERİ) => ŞİŞMANLIK ile/ve/<> SÜREĞEN YORGUNLUK
( ["Gerekli"/gereksiz] Tüm [olağan/yoğun/fazla] şekerli ürünler, [tatlılar ve hatta çoğu şekerli meyve], insülin direnç eşiğinin yükselmesine ve hızlı iniş çıkışlar nedeniyle [daha fazla/hızlı yeme isteği, yorgunluk ve dinlenme gereksinimi] kısır döngüsüne sokan bir süreci tetiklemektedir. Dolayısıyla, doğada pek yeri ve yararı olmayan tatlıya (ve "tutkusu"na), ihtiyârımızla[Hayır! diyebilme bilgi ve becerimizle] karşı/uzak durmamızı sağlamak ve sürdürmek durumundayızdır!
Her zaman için anımsanmalı ki...
Yediğimizden "kâr", yemediğimizden yarar elde ederiz! )
- TATLI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< VERİMLİ
- TATLILAŞMAK ile TATLILAŞTIRMAK ile TATLI/LIK ile TATLICA ile TATLICI/LIK ile TATLILI ile TATLI SU ile TATLI DİL ile TATLI SÖZ ile TATLI BELA ile TATLI SERT ile TATLI BADEM ile TATLI DİLLİ/LİK ile TATLI KAÇIK ile TATLI LİMON ile TATLI SÖZLÜ/LÜK ile TATLI TATLI ile TATLI KAŞIĞI ile TATLI SÜLÜMEN
- TATLISÖZ, SEDAT (AKŞEHİR, 1960) :
( Beylerbeyi S. K. den transfer edildi ve 7 sezon (1982 - 1989) Sarıyer S. K. de tescilli kaldı. Bu süre içinde 143 lig, 19 kupa, 12 turnuva maçı olmak üzere 174 resmi ve ayrıca 54 özel maçla birlikte toplam olarak 228 maçta oynadı. Lig maçlarında 5, özel maçlarda 8 olmak üzere takımına 13 gol kazandırdı. Sarıyer S.K. takım kaptanı olarak da görev yaptı ve Eskişehirspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- TATLISU KAPLUMBAĞALARINDA:
BENEKLİ ile FIRAT ile NİL ile ... ile YILAN BOYUNLU TATLISU KAPLUMBAĞASI ile KIRMIZI YANAK(ROTWANGEN) ile ÇİN KAPLUMBAĞASI
( [büyüklüğü] ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE 25 cm.'dir. İLE 17 cm.'dir. )
( Türkiye sularında yaşarlar. İLE Türkiye sularında yaşarlar. İLE Mısır'da yaşarlar. İLE ... İLE ... İLE Amerika'da, Doğu ve Batı Mississippi'de yaşarlar. İLE Endonezya, Japonya ve Güney Çin'de yaşarlar. )
( [kış uykusuna] ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE Yatarlar.[10-12 hafta] İLE Yatmazlar. )
( ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE Gençleri etçil, yaşlıları otçuldur. İLE Etçildir. )
( EMYS ARBICULARIS cum TRIONYX EUPHRATICUS / RAFETUS EUPHRATICUS cum TRIONYX TRIUNGUIS cum MAUREMYS CASPICA cum CHRYSEMYS SCRIPTA ELEGANS cum CHINEMYS REEVESIL )
- TATLISU ile TATLISU FRENGİ ile TATLISU KAYASI ile TATLISU KEFALİ ile TATLISU LEVREĞİ ile TATLISU ISTAKOZU ile TATLISU GELİNCİĞİ
- TATLIYI:
YEMEKTEN ÖNCE YEMEK ile/ve/||/<> YEMEKTEN SONRA YEMEK
- TAVÂHİN[Ar. < TÂHİNE] ile TAVÂHÎN[Ar. < TÂHÛN, TÂHÛNE]
( Öğütücü dişler, azı dişleri. İLE Su değirmenleri. | Öğütülmüş şeyler. )
- TAVAN ile TAVAN ARASI ile TAVAN FİYATI ile TAVAN ARALIĞI ile TAVAN PENCERESİ ile TAVAN SÜPÜRGESİ
- TAVANIN SAPINI, OCAĞIN, ...:
DIŞINA DOĞRU değil YANLARA DOĞRU TUTMAK
- TAVAZZÛ'[Ar. < VUZÛ] ile TAVAZZUH[Ar. < VUZÛH]
( Abdest alma. İLE Açıklanma, açıklığa kavuşma, aydınlanma. )
- TAVERNA ile TAVERNACI/LIK
- TAVİ/TRANSKATETER AORTİK VALF İMPLANTASYONU/TRANSCATHETER AORTIC VALVE İMPLANTATION[İng.] değil/yerine/= KATETERLE AORT KAPAK YERLEŞTİRME
- TAVÎLET-ÜL-ERCÜL ile ...
( İncikleri uzun olan kuşlar.[leylek, devekuşu vb.] )
- TAVIR ALMAK ile/ve/<> HAKSIZLIK ETMEMEK/ETMEDEN!
- TAVIR ile/ve KARİZMA
- TAVIR ile TAVIRLI
- TÂVİZ VERMEK/VERMEMEK ile/ve/||/<> KAPI ARALAMAK/ARALAMAMAK
- TA'VÎZ[Ar. < İYÂZ] ile TA'VÎZ[Ar. < İVÂZ | çoğ. TA'VÎZÂT]
( Nazara ve başka kötülüklere karşı takılan muska. İLE Bedel verme, karşılık olarak bir şey verme/verilme. | [kimya] Bir cismin, bir başkası yerine geçmesi. )
- TAVLA ile/ve/değil KENT/KENTLER
( DÜŞEŞ: 6-6 | ŞEŞBEŞ: 6-5 | ŞEŞCİHAR: 6-4 | ŞEŞÜSE: 6-3 | ŞEŞİDÜ: 6-2 | ŞEŞYEK: 6-1 )
( [Fars.] * ŞEŞ: 6[Altı]
* BEŞ: 5[Beş]
* CİHAR: 4[Dört]
* SE: 3[Üç]
* DÜ: 2[İki]
* YEK: 1[Bir] )
( [not] BACKGAMMON vs./and/but ... )
- TAVLA ile SATRANÇ
( ... İLE Zar yoktur. )
( ... İLE Oynayanda kibir varolabilir. )
- TAVLAMA ile TAVLAMA DERECESİ
- TAVŞAN ADASI ile/ve SEDEF ADASI ile/ve BÜYÜKADA ile/ve HEYBELİADA ile/ve BURGAZADA ile/ve KINALIADA
( Vapur ve motor seferleri, Eminönü, Kabataş, Bakırköy, Kadıköy ve Bostancı'dan yapılmaktadır. )
( Sedef Adası'na belirli saatlerde sadece Bostancı'dan ulaşılmaktadır. Tavşan Adası'na ise yapılmamaktadır. )
( bkz. ADALAR SEFERLERİ )
( "Prens Adaları" ya da "Kızıl Adalar" adlarıyla da bilinirler. )
( Türkiye'nin ilk Sanatoryum'u[Fr. < Lat. Verem hastalarının iyileştirilmesi için kurulmuş hastahane] Heybeliada'da, 1924 yılında kurulmuştur. )
( İmparatorluk ailesi ile devlet ileri gelenlerinin sürgün yerleridir. )
( İmparator II. Justinus, 569 yılında Büyükada'da bir saray ile bir manastır yaptırmıştır. [Bugünkü Maden semtinde] )
( IV. Leon'un annesi Eirene, II. Justinus'un sarayının bulunduğu yere, 775-780 yıllarında kadın manastırı inşa ettirmiştir. [Manastırın duvarları ile bir sarnıcın kalıntısı günümüze ulaşmıştır.] )
( Heybeliada, adını adada işletilen bakır madeninden almıştır. )
( Kınalıada'ya Bizans devrinde iki manastır yaptırılmıştır. )
( 944'te, İmparator Romanos Lekapenos ile 1071'de Malazgirt'te Selçuklular'a yenildikten sonra, Konstantinopolis'e dönüşünde IV. Romanos Diogenes, Kınalıada'ya sürgün edilir. )
( Sedefadası'nda, VIII. yüzyılda bir erkekler manastırı inşa edilmiştir. [Günümüzdeki kalıntılar bu yapıya ait olabilir.] )
( Tarihi kaynaklarda, Tavşan Adası'nda bir manastır varolduğu kaydedilmiştir. )
( NEANDROS ile/ve TEREUINTHA, TEREBINTHOS/TEREBINTHODES/ANTEROVITHOS ile/ve PITYADES MEGALE[Plinius], PRİNKİPİ/PRINKIPO[Bizans Devri'nde] ile/ve HAKLİ (BAKIR), KHALKE, KHALKITIS ile/ve ANTİGONİ/ANTIGONEIA, [Antikçağ yazarları, Erebinthus, Bizanslı yazarlar ise Therebintos ya da Panormos adını vermişlerdir] ile/ve PROTİ/PROTA["Birincisi" anlamına gelir] )
( PRINCESS ISLANDS )
( Heybeliada'da, en önemli Bizans Devri yapısı Panagia Kamariotissa Kilisesi'dir. [XIII. ya da XIV. yüzyılda inşa edilmiş, yonca planlı, son dönemin mimari özelliklerini yansıtan önemli bir örnektir.] )
( )
- TAVŞAN ile AMERİKA TAVŞANI/ŞİNŞİLA
( ... İLE Kemiricilerden, arka ayakları çok uzun, küçük bir memeli hayvan. )
( RABBIT vs. JACK RABBIT )
( LEPUS EUROPAEUS cum ERIOMYS CHINCILLA )
- TAVŞAN ile DORKİZ, BATAKLIK TAVŞANI
- TAVŞAN ile KAYA TAVŞANI
- TAVŞAN ile KUTUP TAVŞANI
- TAVŞAN ile TAVŞAN BEYİNLİ ile TAVŞAN DUDAK
( HARE vs. HARE BRAINED vs. HARE LIP )
( خرگوش ile دراز گوش ile گوشت خرگوش ile سبک مغز ile لب خرگوشي )
( KHARGOSH ile DARAZ GUSH ile GUSHT KHARGOSH ile SABAK MOGHZ ile LAB KHARGOSHY )
(1996'dan beri)