Yedi(7) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 37.593 başlık/FaRk ile birlikte,
37.593 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(62/152)
- HİMÂYE/T ile/ve/||/<>/>/< HÂMİ
( Koruma, kollama. İLE/VE/||/<>/>/< Koruyucu. )
( Hâmisi olmadığımız hiçbir alanın himâyesinde olamayız. )
- HİMMET ile KERÂMET
- HIMSELF :/yerine KENDİ (ERKEK)
- HIMSS/HEALTHCARE INFORMATION AND MANAGEMENT SYSTEMS SOCIETY[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK BİLGİ VE YÖNETİM SİSTEMLERİ DERNEĞİ
- HINÇ/GAYZ ile İNTİKAM
( Zayıf olan, nefret etme ve intikam alma eğilimindedir. Tembel olduğundan da, yatışır ve bu düşüncelerden vazgeçer. )
( GAYZ ile ZAHL[çoğ. ZÜHÛL] )
- HINÇ ile HINÇLI/LIK ile HINÇSIZ
- HİNDİ:
turkey ile/||/<> PERU ile/||/<> ETİYOPYA KUŞU ile/||/<> BUKALEMUN ile/||/<> FRANSIZ KIZI/ĞALOPÛLÂ ile/||/<> TACCHINO[: Kuş.]
( Türkçe'de
İngilizce'de. İLE/VE/||/<> Portekizce'de. İLE/VE/||/<> Arapça'da. İLE/VE/||/<> Farsça'da. İLE/VE/||/<> Yunanca'da. İLE/VE/||/<> İtalyanca'da. )
- HİNDİBA[Ar.]/ANDİV[Fr.] değil/yerine/= GÜNEĞİK
- GÜNEĞİK/KARAKAVUK/HİNDİBÂ[Ar.] ile KARAHİNDİBA
( Birleşikgillerden, yaprakları haşlanarak salata gibi yenebilen, birkaç yıllık otsu bir bitki. İLE Birleşikgillerden, uzun ve dişli yapraklı, çiçekleri sarı ve kömeç biçiminde bir bitki. )
( CICHORIUM ENDIVIA cum TARAXACUM )
- HİNDİSTAN CEVİZİ TİPİ ile/yerine ŞEFTALİ TİPİ
( Dıştan sert görünen fakat içi boş olan. İLE/YERİNE Dıştan yumuşak görünen fakat içi sağlam olan. )
- HİNDİSTAN'DA ÖTEN HOROZUN SESİ KULAĞIMIZDADIR ile/ve/<> BİR YILDIZ KAYSA DİŞİM AĞRIR
- HİNT OKYANUSUNDA:
ANDAMAN DENİZİ ile/ve/||/<> MALAKKA BOĞAZI ile/ve/||/<> MARTABAN KÖRFEZİ ile/ve/||/<> BENGAL KÖRFEZİ ile/ve/||/<> KANBAY KÖRFEZİ ile/ve/||/<> KUÇ KÖRFEZİ ile/ve/||/<> UMMAN DENİZİ ile/ve/||/<> UMMAN KÖRFEZİ ile/ve/||/<> BASRA KÖRFEZİ ile/ve/||/<> YEMEN DENİZİ ile/ve/||/<> ADEN KÖRFEZİ ile/ve/||/<> KIZILDENİZ ile/ve/||/<> MOZAMBİK KANALI ile/ve/||/<> SOFALA KÖRFEZİ ile/ve/||/<> DELAGOA KÖRFEZİ
- HİNTERLANT değil/yerine/= İÇBÖLGE/ARTBÖLGE
- HYPERFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPER FREKANS
- HİPER TANSİYON[İng./Fr. < TENSION] değil/yerine/= YÜKSEK KAN BASINCI
- HİPERAKTİF ile/değil HAREKETLİ
( Öğrenme becerisi gösteremeyenler için geçerlidir. İLE ... )
( Nohut, boncuk vb. gibi şeyleri, önündeki ağzı dar şişeye 1-2-3 dk. boyunca doldurabiliyorsa ve dikkatini belirli sürelerde bir şeyler üzerinde tutabiliyorsa hiperaktif değildir! )
- HİPERAKTİVİTE/HYPERACTIVITY[İng.] değil/yerine/= AŞIRI HAREKETLİLİK
- HİPERALIMENTASYON/HYPERALIMENTATION[İng.] değil/yerine/= YOĞUN BESLEME
- HİPEREMESİS ile/||/<> BULANTI
( Aşırı ve sürekli kusma. İLE/||/<> Mide bulantısı. )
- HİPERGLİSEMİ ile/||/<> HİPOGLİSEMİ
( Kanda yüksek seviyede glikoz bulunması. İLE/||/<> Kanda düşük seviyede glikoz bulunması. )
- HİPERHİDROZ ile/||/<> ANHİDROZ
( Aşırı terleme. İLE/||/<> Terleme yetersizliği ya da hiç terlememe. )
- HİPERKALKULİ[İng. HYPERCALCULIA] ile/||/<> HİPERSALİVASYON[İng. HYPERSALIVATION] ile/||/<> HİPERTANSİYON[İng. HYPERTENSION] ile/||/<> HİPERTONİK ÇÖZELTİ[İng. HYPERTONIC SOLUTION] ile/||/<> HİPERTROFİ[İng. HYPERTROPHY]
( Matematiksel hesaplamalar yapma yeteneğinin, genel nüfusun matematiksel öğrenme yeteneğinden ve okul performansından önemli ölçüde üstün olduğu bir zihinsel gelişim durumu. @@ Siyalore ya da hipersiyaloz olarak da bilinen hipersalivasyon, kelimenin tam anlamıyla aşırı tükürük akışı anlamına gelir. Ayrıca tükürük klirensinin azalmasından da kaynaklanabilecek ağızdaki tükürük miktarının artması olarak tanımlanmıştır. @@ Kronik olarak sistolik ve diyastolik arteriyel kan basınçlarının yüksek seyretmesi durumudur.Normal bir insanda sistolik kan basıncı (SKB) 120mmHg'nin; diyastolik kan basıncı (DKB) 80mmHg'nin altında olması beklenir. Hipertansiyon, belirtilen bu değerlerin üzerinde olan kan basınçlarını genel olarak ifadesidir. Hipertansiyon, Prehipertansiyon (SKB'nin 120-139 ya da DKB'nin 80-89mmHg'nin üzerinde olması, Evre 1 Hipertansiyon (SKB'nin 140-159 ya da DKB'nin 90-99mmHg'nin üzerinde olması) ve Evre 2 Hipertansiyon (SKB'nin ≥160 ve üstü ya da DKB'nin ≥100mmHg olması) olarak üç evrede sınıflanır.** @@ Hücre öz suyuna göre yoğunluğu daha fazla olan çözeltilerdir.[1] Bir alyuvar gözesini herhangi bir hipertonik çözeltiye yerleştirirken, gözeden çözeltiye serbest su hareketi olacaktır. Bu hareket ozmoz yoluyla gerçekleşir, çünkü gözede çözeltiden daha fazla serbest su bulunur. Bir göze hipertonik ortama yerleştirildiğinde su kaybederek büzüşür. Bu genel süreç plazmoliz olarak bilinir. @@ Hücrelerin daha çok çalışması, uyarılması ya da hastalıklarla oluşan büyüme türü. Basitçe göze büyümesi olarak bilinir. Genellikle iskelet kası ya da kalp kasında görülür. Sağlıklı ve sağlıksız olan türleri mevcuttur.[1][2]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HİPERKERATOZ ile/||/<> KERATİNİZASYON
( Deride aşırı keratin birikimi ile kalınlaşma. İLE/||/<> Deri gözelerinin keratin üretmesi ve sertleşmesi süreci. )
- HİPERLİPİDEMİ ile/||/<> HİPOGLİSEMİ
( Kanda yüksek seviyede lipid bulunması. İLE/||/<> Kan şekeri seviyesinin normalin altına düşmesi. )
- HİPERMETROP(İ)[Fr. < Yun. HYPER: Aşırı. | METRON: Ölçü. | OPS: Göz.] ile/ve/||/<> MİYOP[Fr. < Yun. MYEIN: Kırpmak. | OPS: Göz.] ile/ve/||/<> ASTİGMATİZMA ile/ve/||/<> PRESBİTLİK[Fr. < Yun.: PRESBYTES: Yaşlı.]
( Nesnelerin görüntüleri, ağtabakanın gerisinde kaldığından dolayı, yakını net/iyi görememe. İLE/||/<> Nesnelerin görüntüleri, ağtabakanın ön tarafında kaldığından dolayı, uzağı net/iyi görememe. İLE/||/<> Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden duru görememe durumu. | Gözdeki kornea ya da lensin düzensiz eğriliği nedeniyle bulanık görme. İLE/||/<> Gözde uyum gücünün azalması yüzünden, yakındaki nesneleri net görememe durumu. )
( * Eksen,
* Kırıcılık,
* Gelıp Geçici Hipermetropi.
İLE
* Eksen,
* Kırıcılık,
* Gelİp Geçici Hipermetropi.
İLE
* Basit,
* Kompoze/Bileşik,
* Mikst
İLE
)
( ... ile/||/<> KASR-ÜL-BASAR ile/||/<> ... ile/||/<> ... )
( FARSIGHTEDNESS/HYPERMETROPIC vs. NEARSIGHTEDNESS/MYOPIC vs. ASTIGMATISM )
( ... avec MYOPIE avec ... )
- HİPERMETROPİ ile/||/<> PRESBİYOPİ
( Yakını net görememe ile ilişkili bir göz kusuru. İLE/||/<> Yaşlanma ile birlikte yakını görme yeteneğinin azalması. )
- HYPERON[İng.] / HYPERON[Fr.] / HYPERON[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPERON
- HİPERTONİ/HYPERTONIA[İng.] değil/yerine/= AŞIRI GERİM | AŞIRI GEÇİŞİM
- HİPNOİD ile HİPNOİDAL
( HYPNOID vs. HYPNOIDAL )
( نومي )
( نومي )
- HİPNOZ AŞAMALARINDA:
LETARJİ ile/ve/||/<>/> KATALEPSİ[Fr. < CATALEPSIE] ile/ve/||/<>/> SOMNAMBUL/İZM
- HİPNOZ SAĞALTIMI ile HİPNOTİK YENİDEN İŞLEME SAĞALTIMI(HYT)
- HİPNOZ UYGULAMALARINDA:
GELENEKSEL ile/ve/||/<>/> MODERN ile/ve/||/<>/> M. H. ERICKSON
- HİPNOZ ile OLUMSUZ OTOHİPNOZ
- HİPNOZDA, KİŞİNİN ...:
TELKİN ALIP ALMAMASI ile/ve/||/<>/> NARKOZ ile/ve/||/<>/> KATELEPSİ ile/ve/||/<>/> LATERJİ ile/ve/||/<>/> SOMNAMBUL
- HİPOFİZ BEZİ ile KALKANBEZİ/TİROİD BEZİ ile PARATİROİD BEZİ ile LENF BEZİ ile BÖBREK ÜSTÜ BEZİ ile PANKREAS BEZİ ile EŞEYSEL BEZ ile İÇ SALGI BEZLERİ ile GASTRİT SUYU BEZİ ile GÖĞÜS KEMİĞİ ARKASINDA BULUNAN İÇSALGI BEZİ/TİMUS
( PITUITARY GLAND vs. THYROID GLAND vs. PARATHYROID GLAND vs. ADENOID (GLAND) vs. ADRENAL (GLAND) vs. PANCREATIC GLAND vs. GONADIAL GLAND vs. ENDOCRINE GLANDS vs. PEPTIC GLAND vs. THYMUS )
- HİPOFİZ İLE TİROİD İLE ADRENAL İLE PANKREAS ile/||/<> ENDOKRİN BEZLER
( Hormon salgılayan organlar. )
( Formül: TSH → T3/T4 )
- HİPOFİZ İLE TİROİD İLE ADRENAL ile/||/<> ENDOKRİN BEZLER
( Başlıca hormon salgılayan bezler. )
( Formül: TSH → T3/T4 → -TSH )
- HİPOGEAL ile HİPOGEZ
( HYPOGEAL vs. HYPOGEOUS )
( زير زميني )
( ZYR ZAMYNEY )
- HİPOKALSEMİ ile/||/<> HİPERKALSEMİ
( Kanda düşük seviyede kalsiyum bulunması. İLE/||/<> Kanda yüksek seviyede kalsiyum bulunması. )
- HİPOKSEMİ ile HİPOKSİ
( Kanda oksijen azlığı. İLE Oksijen azlığı. )
- HİPONATREMİ ile/||/<> HİPERNATREMİ
( Kanda düşük seviyede sodyum bulunması. İLE/||/<> Kanda yüksek seviyede sodyum bulunması. )
- HİPOPLAZİ/HYPOPLASIA[İng.] değil/yerine/= AZ GELİŞİM
- HİPOPNE ile/>< HİPERPNE
( Solunum derinliğinin azalması[yüzeysel solunum]. İLE/>< Solunum derinliğinin artması. )
- HYPOSULFITE PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= HİPOSÜLFİT SÜRECİ
- HİPOTALAMUS ve/||/<> EPİFİZ ve/||/<> HİPOFİZ
( Beyinde, tek olanlar. )
( Hz. İbrahim. VE/||/<> Hz. İshak. VE/||/<> Hz. Yakub. )
- HİPOTANSİYON/HYPOTENSION[İng.] değil/yerine/= DÜŞÜK KAN BASINCI
- HİPOTANSİYON değil/yerine/= DÜŞÜK KAN BASINCI
- HİPOTEZ[Fr. < HYPOTHÈSE] değil/yerine/= VARSAYIM
- HİPOTEZ[İng. HYPOTHESIS] ile/||/<> BOŞ HİPOTEZ[İng. NULL HYPOTHESIS] ile/||/<> BOŞ MODEL[İng. NULL MODEL] ile/||/<> EKZON KARIŞMASI[İng. EXON SHUFFLING] ile/||/<> GAİA HİPOTEZİ[İng. GAIA HYPOTHESIS] ile/||/<> İSTATİSTİKİ ÖNEM[İng. STATISTICAL SIGNIFICANCE] ile/||/<> P DEĞERİ[İng. P-VALUE]
( Kanıtlanmamış ancak test edilebilir bilimsel önerme. Test edilmiş, yanlışlanamamış, başka bilim insanlarınca da kontrol edilmiş ve yeniden yanlışlanamamış olan hipotezler, kuramların inşâsında kullanılır. Doğada kendini tekrar eden ve uzun vadede değişmeyen "doğa yasaları" ("bilimsel gerçekler") ile kuramsal açıklamaları birbirine bağlamak için hipotezler kullanılır. Hipotezlerin doğruluğu ispatlanınca teori olmaz. Teorilerin doğruluğu ispatlanınca kanun olmaz. Teoriler, doğadaki olguların neden ve nasıllarını açıklamak için kullanılan kapsamlı bilimsel önermelerdir. Hipotezler, bu önermelerin alt birimleridir ve teoriye güç katarlar. Doğada "kanun" olan olgulara rastlamayız, zira hiçbir şey "kesin doğru" olamaz, her şey değişmeye açıktır. Doğa gerçekleri (bilimsel gerçekler) kimi zaman kanunlar olarak geçerler. Ancak bunlar da, "neden" ve "nasıl" sorularının cevabını vermezler, "ne" sorusuna cevap verirler. Doğa yasalarını (bir nevi "kanunları") sorgulayan önermelere hipotez, bu hipotezleri bir arada barındıran bilimsel açıklamalara ise teori denir. Bu sebeple, bilimsel önermelerin en üst düzeyi teorilerdir. @@ Bir deney ya da gözlemin, yapılabilecek en basit varsayımlara dayanarak sonuçlarına dair çıkarımlar içeren hipotez türleri. Genellikle boş hipotezlerde, popülasyon içerisindeki değişimlerin var olmadığı, varsa da hiçbir nedene bağlı olmadan var olduğunu kabul eder. Boş hipotezler, daha kapsamlı hipotezlerin geliştirilmesi için doğru yolların tespiti açısından önem taşır. @@ Bir araştırmacının boş hipotez geliştirebilmesi amacıyla yaptığı basit ve açık varsayımların toplamıdır. @@ Ayrık yapısal öğeleri kodlayan ekzonların yerelerinin yeniden düzenlenerek yeni proteinlerin evrimleştiğini öneren bir hipotez. @@ Gaia teorisi ya da Gaia ilkesi olarak da bilinen Gaia hipotezi, Dünya'nın canlı ve cansız elemanlarının etkileşimini tek bir canlı organizmaya benzeten model. 1972 yılında İngiliz kimyacı James E. Lovelock ve Amerikalı biyolog Lynn Margulis tarafından geliştirilmiştir ve Yunan Tanrıçası Gaia (Gaea)'dan adını alır. Tüm canlıların, yaşamın genelini teşvik eden Dünya'nın çevre üzerinde düzenleyici bir etkiye sahip olduklarını varsayar. @@ Bir veriyle ilgili yeterli miktarda kanıt olduğunu belirtmeye yarayan istatistiki bir iddiadır. Eğer boş hipotezin gözlenen ihlalleri, şans etkilerine bağlı olarak oluşuyorsa ve bir sonucun olasılığı 0.05 değerine eşit ya da daha düşükse, istatistiki olarak önemli kabul edilir. @@ Verilerdeki şablonlar ile ilgili iddialarda bulunabilmek açısından istatistiki destek miktarını gösteren bir tahmindir. Küçük değerleri, istatistiki verilerin iddiayı daha fazla desteklediğini gösterir. Bir diğer deyişle ise, boş hipotezi ihlal eden durumların ve farklılıkların, gerçekten de şans eseri olma ihtimalini göstermektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HYPOTHESIS[İng.] / HYPOTHÈSE[Fr.] / VERAUSSETZUNG, ANNAHME[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPOTEZ
- HİPOTEZ ile/||/<> KURAM
( Hipotez, test edilecek önerme. İLE Kanıtlanmış bilgi. )
( Formül: H₀ İLE kanıt )
- HİPOTEZ ile/değil/yerine ÖRNEK
- HİPOTEZ/HYPOTHESIS[İng.] değil/yerine/= VARSAYIM
- HİPOTONİ/HYPOTONIC[İng.] değil/yerine/= AZ GERİM | AZ GEÇİŞİM
- HİPOTONİK ÇÖZELTİ[İng. HYPOTONIC SOLUTION] ile/||/<> DEPLAZMOLİZ[İng. DEPLASMOLYSIS] ile/||/<> HEMOLİZ[İng. HEMOLYSIS] ile/||/<> MİKROSKOP[İng. MICROSCOPE] ile/||/<> SAF SU[İng. PURIFIED WATER]
( Hücre öz suyuna göre yoğunluğu daha az olan çözeltilerdir. Eğer bir bitki gözesi hipotonik bir ortama konulursa, göze şişerek turgor durumuna geçer. Hayvan gözesi ise aşırı su alımına bağlı olarak patlayabilir. Bu durum sitolojide hemoliz olarak adlandırılır. Hayvan gözelerinin yoğunluğu, saf suyun yoğunluğundan fazla olduğundan, saf su içerisine konmaları durumunda da hemolize uğrayabilir. Bu nedenle çoğu hayvan gözesi mikroskop altında incelenirken izotonik ortam sağlayan %0,9 NaCl (sodyum klorür) çözeltisiyle beraber incelenir. @@ Bir gözenin kendisinden daha az yoğun (çözünmüş madde yoğunluğu az) bir ortama konulduğunda, plazmolize uğramış bir gözenin su alarak şişmesi (kaybettiği suyu geri kazanması) olayıdır. Bu biçimde olan ortama hipotonik çözelti adı verilir. @@ Kırmızı kan gözelerinin göze zarının yıkılması durumu. İngilizce "hemolysis" olan bu kelimede "hemo" kan, "lysis" ise kırılma demektir. @@ Küçük olan bir şeyi büyüterek inceleme imkanı veren ve ışıkla ya da elektronla çalışmasına bağlı olarak değişik tipleri bulunan alet. @@ Organik ve inorganik maddelerden arıtılmış sudur. Laboratuvarlarda ve bilimsel çalışmalarda genellikle saf su kullanılmaktadır. Araştırmada saf su ile çalışılmadıysa bu durum bilimsel çalışmada belirtilir. Saf su iletken özellik göstermez.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HIRÇIN, İBRAHİM (SARIYER, 1992) :
( Rumelikavağı Spor Kulübü altyapısından yetişti, Rumelikavağı, Beykoz 1908, Turgutluspor, Fatih Karagümrük, Fethiyespor ve Tarsus İdman Yurdu kulüplerinde futbol oynadı. )
- HIRILTI ile HIRILTICI ile HIRILTILI ile HIRILTISIZ
- HIRİSTİYAN ile/||/<> CERAHOR
( ... İLE/||/<> Ordu hizmetlerinde kullanılan Hıristiyanlara verilen ad. )
- HIRİSTİYAN ile HIRİSTİYANLIK ile HIRİSTİYANLAŞTIRMAK ile HIRİSTİYANLAR ile NOELLER ile İSA ile VAFTİZ ETMEK ile HIRİSTİYANLIK ile HIRİSTİYAN TAKVİMİ ile HIRİSTİYANCA
( CHRISTIAN vs. CHRISTIANITY vs. CHRISTIANIZE vs. CHRISTIANS vs. CHRISTMASES vs. CHRIST vs. CHRISTEN vs. CHRISTENDOM vs. CHRISTIAN CALENDAR vs. CHRISTLY )
( ياعلي ile مسيح ile اسلوب گذاردن ile عالم مسيحيت ile جامعه مسيحيت ile مسيحي ile عيسوي ile نصراني ile تاريخ مسيحي ile عيسويت ile نصرانيت ile مسيحيت ile عيسوي کردن ile مسيحي کردن ile نصارا ile شايسته مسيح ile کريسمس ile عيد ميلاد مسيح )
( ياعلي ile MOSYHE ile ESLOB GOZARDAN ile ALAM MOSYHEYT ile JAMEH MOSYHEYT ile MOSYHEY ile عيسوي ile نصراني ile TARYKH MOSYHEY ile عيسويت ile نصرانيت ile MOSYHEYT ile EYSOY KARDAN ile MOSYHEY KARDAN ile NASARA ile SHAYSETEH MOSYHE ile کريسمس ile عيد ميلاد مسيح )
- HIRKA ile HIRKALI ile HIRKASIZ
- HIRLAMA ile HAVLAMA/ÜRÜME
( HERÎR ile NİBÂH )
- HIRLAMA ile ULUMA
( HERR, HERÎR )
- HIRN CYCLE[İng.] / CYCLE D'HIRN[Fr.] / HIRN-KREISLAUF[Alm.] ile/değil/yerine/= HİRN ÇEVRİMİ
- HIRPANİLEŞMEK ile HIRPANİ/LİK
- HIRS ve İSRAF değil/yerine/>< İKTİSAD ve KANAAT
( Zararlı bir küfrân. VE Nimeti, çirkin ve zararlı bir küçümseme. DEĞİL/YERİNE/>< Nimete, güzel ve yararlı bir saygı. İLE Ticaretli bir şükran. )
( Yanıltır, zelîl eder. DEĞİL/YERİNE/>< Aziz eder. )
- HIRS = AMBITIO[İng.] = AMBITION[Fr.] = EHRGEIZ, EHRSUCHT[Alm.] = AMBITIO[Lat.]
- HIRS" ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNCE/DÜŞÜNMEK
- HIRS ile HEVESLE
( AVIDITY vs. AVIDLY )
( حرص ile مشتاقانه )
( HARS ile MOSHTAGHANEH )
- HIRS ile İHTİRAS
( Kontrol edebiliriz. İLE Kontrolü altındayızdır. )
( Sevdiğimiz şeyler, arzu ve ihtiraslarımız, en büyük düşmanımızdır. )
( We can control it. VS. We are under control of it. )
( HIRS: Devenin, dilini ısırıp kendi kanını emmesi. İLE Kişinin, kendini yiyip bitirmesi. )
( GREED vs. PASSION )
( AMBITIO cum ... )
- [ne yazık ki]
HIRS ile/ve/||/<>/>/< TEERRÜB
( Sonu gelmeyen istek, aşırı tutku. | Öfke, kızgınlık. İLE/VE/||/<>/>/< Kendini zeki göstermeye çalışma. )
- HIRSIZ değil/yerine/></< HIRSSIZ
( Hırssız kişi, hırsızlığa gerek duymaz. )
- HIRSIZ ile/ve/||/<> KURABİYE "HIRSIZI"
( Bir gece kadının biri bekliyordu havaalanında,
Daha epeyce zaman vardı, uçağın kalkmasına.
Havaalanındaki dükkandan bir kitap ve bir paket
kurabiye alıp, buldu kendine oturacak bir yer.
Kendini kitabına öyle kaptırmıştı ki, yine de
Yanında oturan adamın olabildiğince cüretkâr bir biçimde
Aralarında duran paketten birer birer kurabiye
Aldığını gördü, ne kadar görmemezlikten gelse de.
Bir taraftan kitabını okuyup, bir taraftan kurabiyesini yerken,
Gözü saatteydi, "kurabiye hırsızı" yavaş yavaş
Tüketirken kurabiyelerini.
Kulağı saatin tik tak larındaydı ama yine de
engelleyemiyordu tik tak lar sinirlenmesini.
Düşünüyordu kendi kendine, "Kibar biri olmasaydım,
Morartırdım şu adamın gözlerini!"
Her kurabiyeye uzandığında, adam da uzatıyordu elini.
Sonunda pakette tek bir kurabiye kalınca
"Bakalım şimdi ne yapacak?" dedi kendi kendine.
Adam, yüzünde asabi bir gülümsemeyle
Uzandı son kurabiyeye ve böldü kurabiyeyi ikiye.
Yarısını kurabiyenin atarken ağzına, verdi öteki yarıyı kadına.
Kadın, kapar gibi aldı kurabiyeyi adamın elinden ve
"Aman Tanrım, ne cüretkâr ve ne kaba bir adam,
Üstelik bir teşekkür bile etmiyor!"
Anımsamıyordu bu kadar sinirlendiğini yaşamında.
Uçağının kalkacağı duyurusu gelince bir iç çekti rahatlamayla.
Topladı eşyalarını ve yürüdü çıkış kapısına,
Dönüp bakmadı bile "kurabiye hırsızı"na.
Uçağa bindi ve oturdu rahat koltuğuna,
Sonra uzandı, bitmek üzere olan kitabına.
Çantasına elini uzatınca, gözleri açıldı şaşkınlıkla.
Duruyordu gözlerinin önünde bir paket kurabiye!
Çaresizlik içinde inledi, "Bunlar benim kurabiyelerimse eğer;
Ötekiler de onundu ve paylaştı benimle her bir kurabiyesini!"
Özür dilemek için çok geç kaldığını anladı üzüntüyle,
Kaba ve cüretkâr olan, "kurabiye hırsızı" kendiydi işte. )
- HIRSIZ ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> POLİTİK HIRSIZ
( Paramızı, şemsiyemizi, cüzdanımızı, bisikletimizi çalar. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Geleceğimizi, rüyalarımızı, yaşamımızı, emeğimizi, eğitimimizi, gülüşümüzü çalar. )
( Kişiyi seçer. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Kendimiz seçeriz. )
( Çoğunlukla polis tarafından yakalanıp cezalandırılır. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Polis tarafından korunur. )
- HIRSIZLAMAK ile HIRSIZ/LIK ile HIRSIZCA ile HIRSIZ ADIM ile HIRSIZ MALI ile HIRSIZ FENERİ ile HIRSIZ YATAĞI ile HIRSIZ KELEPÇE ile HIRSIZ ANAHTARI ile HIRSIZ ÇEKMECESİ
- HIRSIZLARIN KAVGASI:
ÇALARKEN değil PAYLAŞIRKEN
- HİRSUTİZM ile/||/<> ALOPESİ
( Kadınlarda aşırı kıllanma. İLE/||/<> Saç dökülmesi ya da saç kaybı. )
- HIS/HOSPITAL INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= HASTANE BİLGİ DÜZENİ
- HİS" değil/yerine İZLENİM
- HİSÂB-I MÂLÛMÂT ile/ve/||/<>/> HİSÂB-I MECHÛLÂT
( Aritmetik. İLE/VE/||/<>/> Cebir. )
- HİSÂB-I ZİHNÎ ile HİSÂB-I SİTTİNÎ ile HİSÂB-I HİND
( ... İLE Bâbil'den gelen. İLE Hint'ten gelen.[bugünkü] )
- HİSÂBÜ'L-GUBÂR/HESÂB-I GUBÂR ile/ve/||/<> HİSÂB EL-HEVÂ/HEVAÎ
( Tahta ve toprak hesabı ya da toz hesabı. İLE/VE/||/<> Zihinsel hesap. )
- HİSABÜL MALUM ile/ve/||/<> HİSABÜL MECHUL
- HİSAR ÇEŞMESİ :
( Rumelihisarı, Baltalimanı yolu üzerinde ve Bağ Gazinosu karşısında olduğu "İstanbul Çeşmeleri" kitabında kaydedilen bu çeşme (H. 1052, M.1642) bugün yerinde yok. )
- HİSAR ile PALANKA[Macarca]
( ... İLE Ağaç ve toprakla yapılmış, hendekle çevrilmiş, küçük hisar. )
- HIŞILTI ile HIŞILTILI ile HIŞILTISIZ
- HIŞIRTI ile HIŞIRTILI ile HIŞIRTISIZ
- HİSS KABL-EL-VUKÛ'(HİSS-İ MUKADDEM) değil/yerine/= ÖNSEZİ, ÖNCEDEN HİSSETME [Fr. PRÉSSENTIMENT]
- HİSSE SENEDİ ile PAY BELGİTİ
- HİSSETMEK ile EVİNİ ÖZLEMEK ile KIZGIN HİSSETMEK ile ACIMAK ile ÜZGÜN OLMAK ile HİS ile SEVİNÇ HİSSİ ile DUYGULAR
( FEEL vs. FEEL HOMESICK vs. FEEL INDIGNANT vs. FEEL PITY vs. FEEL SORRY vs. FEELING vs. FEELING OF JOY vs. FEELINGS )
( لمس کردن ile محسوس شدن ile احساس کردن ile احساس نمودن ile دلتنگي کردن ile غيظ کردن ile رقت آوردن ile متالم شدن ile متاثف شدن ile غمگين شدن ile در رفتن ile حس ile عاطفه ile احساس ile احساس شعف ile عواطف )
( LAMS KARDAN ile MOHSUS SHODAN ile EHSAS KARDAN ile EHSAS NEMUDAN ile DELTANGY KARDAN ile GHYZ KARDAN ile RAGHT AVARDAN ile METALAM SHODAN ile METASEF SHODAN ile GHMGYNE SHODAN ile DAR RAFTAN ile HES ile ATEFEH ile EHSAS ile EHSAS SHAF ile AVATEF )
- HİSSETMEK ile HİSSEDİLMEK ile HİSSETTİRMEK ile HİSSEDEBİLMEK ile HİSSE ile HİSSET ile HİSSELİ ile HİSSESİZ ile HİSSE SENEDİ
- HİSSETMEK ile/ve/değil/||/<>/> YAŞAMAK
- HİSSETTİRİYOR" değil DÜŞÜNCESİNİ UYANDIRIYOR
- HİSS-İ SELÎM/İLHÂMÂT-I RABBÂNÎ/BON SENS[Fr.] değil/yerine/= SAĞDUYU
- HİSSİNE KAPILMAK" değil SEZGİ/SEZMEK
- HİSTERİ/K["İSTERİ/K" değil!] ile EPİLEPSİ
- HİSTİDİN[İng. HISTIDINE] ile/||/<> HİSTOGRAM ile/||/<> HİSTON DEASETİLAZ[İng. HISTONE DEACETYLASE]
( Doğadaki 20 aminoasitten biridir, proteinlerin yapısına katılır. @@ Ele alınan örnek bir grup içerisindeki çeşitliliği gösteren çubuklu tablodur. Her bir çubuk, birey sayısını, bireylerin frenkansını belirli bir değer ya da değer aralığıyla gösterir. @@ Histonlardaki asetile edilmiş lisin kalıntılarının deasetilasyonunun transkripsiyonel baskılanmasına katkıda bulunan bir enzim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HİSTONE İLE NUCLEOSOME İLE CHROMATİN İLE CHROMOSOME ile/||/<> KROMATİN ORGANİZASYONU
( DNA paketleme seviyeleri. )
( Formül: 2×(H2A ileH2B ileH3 ileH4) + DNA )
- HİSTONE İLE NÜKLEOZOM İLE KROMATİN ile/||/<> DNA PAKETLEME SEVİYELERİ
( DNA nın çekirdekte organizasyonu. )
( Formül: 147 bp DNA/nükleozom )
- HISTORIAN :/yerine TARİHÇİ
- [not] HISTORY vs. PAST
- HISTORY vs. TIME
- HISTORY vs. TIME
( MOVEMENT instead of TO SAVE UP
TO TALK IN NECESSITY instead of TO TALK
TO ASK [JUST TO UNDERSTAND] instead of TO SEARCH FOR EXPECTATION
TO BELIEVE instead of TO GET BASE
Prudence in 50-100 days. vs. Prudence in 50-100 years. vs. Prudence in 500-1000 years. vs. Prudence in 5000 -
years.
To serve the ready product. vs./AND To prepare the unprepared product to sale.
TO CONTROL AT THE BEGINNING AND CONTINUOUSLY instead of TO CONTROL AT THE END )
- HISTORY vs. TRADITION
- HISTORY :/yerine TARİH
- HISTORY vs./and HISTORY OF CULTURE
- HIT/HEALTH INFORMATION TECHNOLOGİES[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ
- HİTABE ile HİTABEN ile HİTABET
- HİTÂB/EN ile/değil İTHÂF/EN
- HİTABEN değil/yerine/= YÖNELİK
- HİTÂM değil/yerine/= SON, NİHÂYET | BİTME, TÜKENME | MÜHÜRÜN, BASILDIĞI KÂĞITTA KALAN İZİ
- HİTİT ile HİTİTÇE
- HİTİT'LERDE, AĞIRLIK VE ÖLÇÜLER
- HIYANET/İHANET[Ar.] değil/yerine/= SATKINLIK/SATINÇ
- HIYÂNET ile İSABETSİZLİK
- HİYEROFANİ(HIEROPHANY) ile EPİFANİ(EPIPHANY) ile TEOFANİ(TEOPHANY)
( Kutsalın dışlaşması/tezahürü. İLE On ikinci gün bayramı. [İsa'nın doğumundan oniki gün sonra kutlanması] [İsa'nın, Üç Müneccim tarafından ziyaretini kutlayan bir Hristiyan bayramı] İLE Epifani bayramının Ortodoksluk'taki adı. )
( Hiyerofani (Hierophany)
• Köken: Yunanca hieros (kutsal) + phaneia (görünme)
• Anlam: Kutsalın sıradan dünyada görünmesi.
• Özelliği: Nesneye, yere, zamana kutsal anlam yüklenmesi.
• Örnek: Yanan çalıda Tanrı'nın görünmesi; bir dağın kutsal ilân edilmesi.
İLE
Epifani (Epiphany)
• Köken: Yunanca epiphaneia > "belirme, açığa çıkma"
• Anlam: Anlamın, hakikatin içsel olarak bir anda kavranması.
• Özelliği: Kişisel, içsel, ani bir "hmm" anı.
• Örnek: Bir kişi, bir görüntü ya da bir olay aracılığıyla yaşamın anlamını birden kavrar.
İLE
Teofani (Theophany)
• Köken: Yunanca theos (Tanrı) + phaneia (görünme)
• Anlam: Tanrı'nın doğrudan ve açık biçimde görünmesi.
• Özelliği: Tanrı'nın doğrudan tezahür etmesi, konuşması ya da kendini göstermesi.
• Örnek: Tanrı'nın Musa'ya bizzat seslenmesi; İbrahim'e görünmesi. )
- HİYEROGLİF ile/ve/||/<> REŞİD/ROSETTA TAŞI
( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
- VELOCITY GRADIENT[İng.] / GRADIENT DE VITESSE[Fr.] ile/değil/yerine/= HIZ GRADYANI
- VELOCITY COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE LA VITESSE[Fr.] / GESCHWINDIGKEITSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= HIZ KATSAYISI
- VELOCITY MODULATION[İng.] / MODULATION DE VITESSE[Fr.] / GESCHWINDIGKEITSMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= HIZ KİPLEMESİ
- SÜRAT[Osm.] / VELOCITY[İng.] / VITESSE[Fr.] / GESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= HIZ
- HIZÂNE[Ar.] ile HIZÂNET[Ar.]
( Medresede verilen sütanalık dersi. İLE Sütninelik, tayalık. )
- HIZ(IN BAĞILLILIĞI) ile/||/<> İVME(NİN BAĞILLILIĞI)
( Birim zamanda alınan yol. İLE/||/<> Birim zamanda hızdaki değişim. )
- HIZIR TÜRBESİ değil FERİDUN AHMET PAŞA TÜRBESİ(NİŞANCI)
( Eyüp'tedir. )
( Türbe girişindeki yazının, "Boylu-poslu, endamlı idi. Çok hayırseverdi. Hızır gibi adamdı." olmasından dolayı "Hızır Türbesi" olarak yanlış tanımlanmaktadır. )
( [not] KHIDR TOMB but FERIDUN AHMET PASHA TOMB (NISHANCI) )
- MÜSERRİ[Osm.] / ACCELERATOR[İng.] / BESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= HIZLANDIRICI
- RÉACTEUR À ACCÉLÉRATEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= HIZLANDIRICILI TEPKİLEŞİM
- ACCELERATION VOLTAGE[İng.] / TENSION D'ACCÉLÉRATION[Fr.] / BESCHEUNGUINGSSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HIZLANDIRMA GERİLİMİ
- HIZLANDIRMAK ile/ve ATLAMAK
( TO ACCELERATE vs./and TO SKIP )
- HIZLI DEĞİŞİM (-İN FARKINDALIĞI) ile YAVAŞ DEĞİŞİM (-İN FARKINDALIĞI)
( Örnek: Sıcak suya atılmış kurbağa.[hemen zıplar] İLE Kaynayacak olan sudaki kurbağa. [hiçbir şeyin farkına var(a)maz] )
( Emek ve çaba harcayarak değişebileceğinizi hayal etmeyin. )
( (THE AWARE OF) FAST ALTERATION vs. (THE AWARE OF) SLOW ALTERATION )
- HIZLI GİTMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UZAĞA GİDEBİLMEK
( [... için/istiyorsak ...]
Yalnız gidilmeli. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Birlikte gidilmeli. )
- FAST NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS RAPIDES[Fr.] / SCHNELLES NEUTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= HIZLI NÖTRONLAR
- FAST REACTOR[İng.] / RÉACTEUR RAPIDE[Fr.] / SCHNELLER REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= HIZLI TEPKİLEŞİM/REAKTÖR
- HIZLI ÜRETKEN ile/||/<> TERMAL REAKTÖR
( Hızlı nötron U-238→Pu-239, termal yavaş U-235. )
( Formül: Breeding İLE burning )
- HIZLI/LIK ile HIZLICA ile HIZLI AKIN ile HIZLI HÜCUM ile HIZLI HIZLI
- HIZLI/LIK ile SERİ/LİK
- HİZMET ETMEK ve/<> ÖTEKİLERİ İHMAL ETMEMEK
- HİZMET ile/ve/<> DEVİNİM
( Hizmet etmek/edebilmek, devindirici ve dönüştürücüdür. )
( TO SERVE vs./and/<> MOVEMENT )
- HİZMET ve/||/<>/< GÖNÜLLÜLÜK
( SERVICE and/||/<>/< VOLITIONAL )
- HİZMET ile HİZMETLİ/LİK ile HİZMETÇİ/LİK ile HİZMET ERİ ile HİZMET AKDİ ile HİZMETE ÖZEL ile HİZMET İÇİ EĞİTİM
- HİZMET ile/ve/<> KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME
( Hizmet ederek kendini gerçekleştirir, kendini gerçekleştirirken/gerçekleştirmek için de hizmet edebilirsin/etmelisin. )
( )
( TO SERVE vs./and/<> SELF REALIZATION )
- HİZMET ve/||/<>/>/< KENDİNİ YOK ETMEK
- HİZMET ve/||/<> SADÂKAT ve/||/<> FEDÂKÂRLIK
- HİZMETÇİ ile BESLEK/BESLEME
- HİZMETÇİ değil/yerine/= İŞGÖREN
- HLA COMPLEX[İng.] değil/yerine/= HLA KOMPLEKSİ
( İnsanlardaki esas doku uyuşumu kompleksi. (Bkz: Major Histokompatibilite Kompleksi, MHC) 1999 yılında bir HLA haplotipi tamamen analiz edilmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HLA/HUMAN LEUKOCYTE ANTIGEN[İng.] değil/yerine/= İNSAN LÖKOSIT ANTİJENİ, İNSAN AKYUVAR ANTİJENİ
- HLA-B51 İLE BEHÇET ile/||/<> HLA-B51 OLMADAN BEHÇET
( HLA-B51 pozitif Behçet daha şiddetli seyir İLE HLA-B51 negatif Behçet daha hafif seyirlidir. HLA-B51 genetik yatkınlık göstergesi İLE hastalık gelişimi için yeterli değildir. HLA-B51 pozitifliği Orta Doğu ve Asya populasyonlarında yüksek. )
( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )
- HOCALAR İÇİN YAZILAN METİN(KİTAP) ile TALEBELER/TEK BAŞINA OLANLAR İÇİN YAZILAN KİTAP
- HOCA/LIK ile HOCALAR
- HOCANIN:
YAPTIĞI ile/ve/değil/yerine/<>/>/< SÖYLEDİĞİ/DEDİĞİ
( Hocanın dediğini yap, her yaptığını yapma! )
- HÖDÜKLEŞMEK ile HÖDÜK/LÜK ile HÖDÜKÇE
- HOFMANN ELİMİNASYONU ile/||/<> COPE ELİMİNASYONU
( Hofmann kuaterner amin, Cope N-oksit syn. )
( Formül: Anti-Zaitsev )
- HOFMANN'S REACTION[İng.] / RÉACTION D'HOFMANN[Fr.] / HOFMANNSCHE REACTION[Alm.] ile/değil/yerine/= HOFMANN REAKSİYONU
- HOFMANN SODIUM PRESS[İng.] / HOFMANNSCHE NATRIUM PRESSE[Alm.] ile/değil/yerine/= HOFMANN SODYUM PRESİ
- HÖKELEK ile HÖKELEKLİ
- HOL[İng. HALL]/KORİDOR[Fr. CORRIDOR]/SOFA[Ar.] değil/yerine/= GEÇENEK, ARALIK
( Evlerde, oda kapılarının açıldığı genişçe yer. )
( BAKLA SOFA
FASULYE ODA )
- HOLD vs. KEEPING
- HOLDİNG değil/yerine/= ÜSTORTAKLIK
- HOLDİNGLEŞMEK ile HOLDİNG
- HOLIDAY :/yerine TATİL
- DUTCH PROCESS[İng.] / PROCÉDÉ HOLLANDAIS[Fr.] / HOLLÄNDISCHES TOPFVERFAHREN[Alm.] ile/değil/yerine/= HOLLANDA İŞLEMİ
- HOLMIUM[İng.] / HOLMIUM[Fr.] / HOLMIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= HOLMİYUM
- HOLOPHOTE[İng.] / HOLOPHORE[Fr.] ile/değil/yerine/= HOLOFOT
- HOLOGRAM ile ÜÇ BOYUTLU RESİM
- HOLOGRAPHİC DUALİTY ile/||/<> MİRROR SYMMETRY
( Holographic duality farklı boyutlarda eşdeğer kuramlarken İLE mirror symmetry Calabi-Yau manifoldlarının dualitesidir )
( Formül: Type IIA/IIB )
- HOLOÈDRE[Fr.] ile/değil/yerine/= HOLOHEDRON
- HOLOLENS[İng.] değil/yerine/= KARMA GERÇEKLİK GÖZLÜĞÜ
- HOLOTİP ile/||/<> PARATİP
( Holotip tür tanımı örnek İLE paratip ek örnek. )
( Formül: Primary İLE additional specimen )
- HOLOTYPE[İng.] değil/yerine/= HOLOTİP
( İlk örnek. İlk tanım yapılırken seçilen tek örnek.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HOMEOBOX (HOX) GENLERİ[İng. HOMEBOX GENES] ile/||/<> HOMEOSTAZİ[İng. HOMEOSTASIS]
( Transkripsiyon etmenleri sınıfında bir DNA-bağlayıcı altsınıf oluşturan, korunan bir protein dizisi. Metazoalarda (insan da dahildir), vücudun ön-arka (anterior-posterior) düzlemindeki organ ve yapıların dizilimlerini kontrol eder. Hangi organın, nerede olacağına karar veren genlerdir. @@ En genel tabiriyle "denge" olarak bilinmektedir. Ayrıca şu şekillerde tanımlanabilir:
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HOMEOSTAZİ ile GERİ BİLDİRİM/BESLEME MEKANİZMASI
( Bir canlıda iç ortamın kararlı tutulması süreci. İLE Dirimbilim düzenlerinde denetlemeyi sağlayan geri bildirim süreçleri. Bir düzendeki bir değişimi algılayarak ve bu değişime karşıt yönde bir tepki üreterek düzenin dengesini korumaya yardımcı olan mekanizmalar. )
- HOMEOTIC REGIONS[İng.] değil/yerine/= HEMEOTİK BÖLGELER
( Çok gözeli bir embriyo içerisinde, ürünlerinin yer bilgisini sağladığı genlerdir. Yapının oluşumunda neyin nerede olacağını belirleyen genlere denir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HOMEROS ile/ve/||/<> HESIODOS
( )
- HOMİNİD[İng. HOMINIDAE] ile/||/<> BÜYÜK İNSANSI MAYMUNLAR[İng. GREAT APES]
( Hominidae ailesinin üyelerinin her biri. Şempanzeler ve bonobolar (Pan), goriller, (Gorilla), insanlar (Homo) ve orangutanlar (Pongo) cinsi hayvan türlerini içinde barındırır. İnsan (Homo sapiens), günümüzde yaşayan, hominid bir hayvan türü. @@ Hominidae ailesinin üyelerinin her biridir. Şempanzeler ve bonobolar (Pan), goriller, (Gorilla), insanlar (Homo) ve orangutanlar (Pongo) cinsi hayvan türlerini içinde barındırır. İnsan (Homo sapiens), günümüzde yaşayan, hominid bir hayvan türüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HOMİSİT/HOMICİDE[İng.] değil/yerine/= ELKIYIM
- HOMO ERECTUS (YARIMBURGAZ) ile/||/<> HOMO SAPİENS (MODERN İNSAN)
( Homo erectus 400 bin yıl önce Anadolu'da İLE Homo sapiens 100 bin yıl önce ortaya çıktı. Homo erectus Acheulean alet İLE Homo sapiens Mousterian ve Aurignacian alet teknolojisi kullandı. Yarımburgaz Homo erectus İLE modern insanın Anadolu geçişini gösterir. )
( Mehmet Özdoğan tarafından 1986 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1947-) (Ülke: Türkiye) (Alan: Arkeoloji, Prehistorya) (Önemli katkıları: Yarımburgaz Mağarası kazıları, Neolitik Çağ Anadolu araştırmaları, kültürel difüzyon çalışmaları) )
- HOMO SAPIENS SAPIENS ile HUMANUS
( Beşer. İLE İnsan. )
- FLUIDE HOMOGÈNE[Fr.] ile/değil/yerine/= HOMOJEN AKIŞKAN
- HOMOGENEOUS PRECIPITATION[İng.] / HOMOGENE PRÄZIPITATION[Alm.] ile/değil/yerine/= HOMOJEN ÇÖKTÜRME
- HOMOJEN DENKLEM ile/||/<> HOMOJEN OLMAYAN DENKLEM
( Homojen sağ taraf sıfır, homojen olmayan sıfır değil )
( Formül: L[y] = 0 İLE L[y] = f(x) )
- HOMOJEN[Fr. < HOMOGÈNE] değil/yerine/= BAĞDAŞIK
- HOMOJEN/HOMOGENOUS[İng.] değil/yerine/= AYNI YAPIDA | BAĞDAŞIK
- HOMOJEN İLE HETEROJEN İLE ENZİM ile/||/<> KATALİZÖR TÜRLERİ
( Farklı fazlarda çalışan katalizörler. )
( Formül: TOF = mol ürün/mol kat·s )
- HOMOJEN İLE HETEROJEN İLE KOLLOİDAL ile/||/<> KARIŞIM TÜRLERİ
( Maddelerin karışım oluşturma biçimleri. )
( Formül: d = 1-1000 nm (kolloid) )
- HOMOJEN KARIŞIM ile HETEROJEN KARIŞIM
( Bileşenlerin eşit dağıldığı ve tek evrede bulunduğu karışımlar. İLE Bileşenlerin eşit dağılmadığı ve iki ya da daha fazla evrede bulunduğu karışım. )
- HOMOJEN KARIŞIM ile/||/<> HETEROJEN KARIŞIM
( Homojen tek faz, heterojen çok fazlıdır )
( Formül: Çözelti İLE süspansiyon )
- HOMOJEN KATALİZ ile HETEROJEN KATALİZ
( Katalizör ve reaktantların aynı evrede olduğu kataliz. İLE Katalizör ve reaktantların farklı evrelerde olduğu kataliz. )
- HOMOJEN KATALİZ ile/||/<> HETEROJEN KATALİZ
( Homojen aynı faz, heterojen farklı fazdadır )
( Formül: Çözelti İLE yüzey )
- HOMOJEN KATALİZÖR ile/||/<> HETEROJEN KATALİZÖR
( Homojen aynı fazda, heterojen farklı fazda )
( Formül: Tek faz İLE çok fazlı sistem )
- HOMOGENEOUS SYSTEM[İng.] / HOMOGENE SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= HOMOJEN SİSTEM
- HOMOJEN ile/||/<> HETEROJEN
( Homojen aynı dereceli İLE heterojen farklı derecelidir )
( Formül: x²+xy+y² İLE x³+x+1 )
- HOMOJEN ile HOMOLOG
( Türdeş. İLE Kökteş. )
- HOMOJENLEŞME" değil/yerine/= BENZEŞME/BAĞDAŞIK
- HOMOJENLEŞMEK ile HOMOJENLEŞTİRMEK ile HOMOJEN/LİK
- HOMOJENLİK ile HOMOJEN ile HOMOJENLİK ile HOMOJENLEŞTİRMEK
( HOMOGENEITY vs. HOMOGENEOUS vs. HOMOGENEOUSNESS vs. HOMOGENIZE )
( تجانس ile همجنس ile متجانس ile هم جنسي ile متجانس کردن )
( TAJANS ile NPAMJENS ile MOTEJANS ile NPAM JENSY ile MOTEJANS KARDAN )
- HOMOLOG GENLER[İng. HOMOLOGOUS GENES] ile/||/<> HOMOTALİK[İng. HOMOTHALLIC] ile/||/<> HOMOTAŞİ[İng. HOMOTACHY] ile/||/<> HOMOZİGOTLUK HARİTASI[İng. HOMOZYGOSITY MAPPING]
( Aynı atasal kökenden gelen ve farklı organizma türlerinde bulunabilen genler. Farelerde göz oluşumunda yer alan Pax6 geni ve bu genin şekildeki gibi sırasıyla; sinek, köpek balığı, mürekkep balığı ve yassı solucan gibi diğer canlılarda bulunan yüksek benzerlikteki homolog dizileri aşağıda verilmiştir. @@ Kendi de dahil olmak üzere benzer bir soydan gelen canlılarla eşeyli olarak üreyebilen organizma. Fungi, alg, bitkilerde yaygın olarak görülür. @@ Belli gen bölgelerinin evrimsel süreç içindeki değişim hızlarının aynı kalması durumudur. @@ Çekinik hastalıkların ortaya çıkması, bir allelin iki kopyası olmasını gerektirir. Bağlardaki bir dengesizlik sebebiyle hastalık taşıyan bölgeyi saran lokuslar homozigot olma eğilimindedir. Hastalık taşıyan bireylerde homozigot bölümler bulmak, hastalık geninin yerinin tespit edilmesinde yardımcı olur. Bu yöntem Homozigotluk haritası olarak bilinmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HOMOLOG/HOMOLOGUE[İng.] değil/yerine/= EŞDEŞ
- HOMOLOG ile/||/<> ANALOG ile/||/<> VESTIGIAL ile/||/<> ORGAN BENZERLİKLERİ
( Organların evrimsel ilişkileri. )
( Formül: Homoloji → Ortak ata )
- HOMOLOG KROMOZOM ile HETEROSOM KROMOZOM
( Eşleşen ve aynı genleri taşıyan kromozomlar. İLE Cinsiyet belirleyen kromozomlar.[X ve Y kromozomları] )
- HOMOLOG ORGAN ile/||/<> ANALOG ORGAN
( Homolog organlar ortak kökenden gelir İLE analog organlar benzer işlev görür )
( Formül: Homoloji → Ortak ata\nAnaloji → Yakınsak evrim )
- HOMOLOG REKOMBİNASYON ile/||/<> NHEJ
( Homolog sekans benzerlik, NHEJ rastgele birleştirme. )
( Formül: Sequence-specific İLE random joining )
- HOMOLOGUE[İng.] / SÉRIE[Fr.] / HOMOLOGE REIHE[Alm.] ile/değil/yerine/= HOMOLOG SERİ
- HOMOLOG YAPILAR ile/||/<> ANALOG YAPILAR
( Homolog ortak ata aynı köken, analog farklı köken benzer işlev )
( Formül: Ortak ata (homolog) İLE yakınsak evrim (analog) )
- HOMOLOG ile/||/<> ANALOG
( Homolog ortak ata benzerliği İLE analog işlevsel benzerliktir )
( Formül: İnsan kolu-yarasa kanadı )
- HOMOLOG ile HOMOLOG KROMOZOM
- HOMOLOJİ ile/||/<> ANALOJİ
( Homoloji ve analoji ayrımı )
( Richard Owen tarafından 1843 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1804-1892) (Ülke: İngiltere) (Alan: Biyoloji, Paleontoloji) (Önemli katkıları: Dinozor terimi, homoloji kavramı) )
- HOMOMORFİZMA İLE İZOMORFİZMA İLE OTOMORFİZMA ile/||/<> YAPI KORUYAN DÖNÜŞÜMLER
( Cebirsel yapılar arası eşlemeler. )
( Formül: f(ab) = f(a)f(b) )
- HOMONİM[Fr. < Yun.] değil/yerine/= SESTEŞ/EŞSESLİ/EŞADLI
- HOMOTOPİ KURAMSİ ile/||/<> HOMOLOJİ KURAMSİ
( Homotopi kuramı sürekli deformasyonları incelerken İLE homoloji kuramı cebirsel invariantları çalışır )
( Formül: π_n(X) )
- HOMOTOPY ile/||/<> ISOTOPY
( Homotopy sürekli deformasyon İLE isotopy homeomorfizm yoluyla. )
( Formül: Continuous deformation İLE homeomorphic )
- HOMOZİGOT/HOMOZYGOTE[İng.] değil/yerine/= EŞKALITIM/ÖZKALITIMLI
- HOMURTU ile HOMURTULU ile HOMURTUSUZ
- HONORIAS:
SOLOMON ADALARI ile/ve/değil/<> EN BÜYÜK ADASI
( Solomon Adaları'nın başkenti Honorias, en büyük ada olan Guadal Canal üzerine kurulmuştur.[1568 yılında, Peru'dan yola çıkan İspanya kökenli Mendana, bu coğrafyaya ayak basan ilk yabancı olmuş.] )
- HOOKEAN SOLID[İng.] / SOLIDE DE HOOKE[Fr.] / HOOKESCHER KÖRPER[Alm.] ile/değil/yerine/= HOOKE KATISI
- HOP HOP (OTURUP-KALKMAK)
- HOPLAYA ZIPLAYA (GİTMEK, KABUL ETMEK)
- HOPPALA ile HOPPALA BEBEK
- HOPPA/LIK ile HOPPACA
- HOR GÖRMEK ile KENDİNİ HOR GÖRMEK
( ZİLLET: Hakirlik, horluk, aşağılık, alçaklık. )
( TO BELITTLE vs. SELF BELITTLE )
( DEDIGNATIO cum HUMILITAS )
- HORASAN ERENLERİ ile HORASAN ERENLERİ
- Horâsân[Fars.] ile HORÂSÂN[Fars.]
( İrân'ın doğusunda bulunan geniş arazi. İLE Türk müziğinin en az iki buçuk asırlık bir mürekkep makamı olup örneği kalmamıştır. )
- HORASAN ile HORASANİ
- HORDEOLUM değil/yerine/= ARPACIK
- HORGÖRÜ ile/yerine HOŞGÖRÜ
( Hor görme! Hor gördüğüne muhtaç olursun. )
( Güçlü bir zihin hoşgörülü, dar bir zihin horgörülü olur. )
( DESPISE vs. TOLERANCE
TOLERANCE instead of DESPISE )
- HORİZON GEN TRANSFER ile/||/<> VERTİKAL GEN TRANSFER
( Horizontal gen transfer türler arası gen aktarımıyken, vertikal gen transfer ebeveynden yavruya aktarımdır )
( Formül: Plazmid DNA )
- HORIZON :/yerine UFUK
- HORİZONTAL[İng.] değil/yerine/= YATAY, ÇEVREN
- HORLAMA ile HORLAMA
- HORLAMA <> ÜMİT
( Komadaki ya da ölüm döşeğindeki bir yakınınızla, bilinci açık olarak göz göze gelmenin, son bir kez konuşmanın -hele de onu affettiğinizi söylemenin/affedildiğinizi duymanın- ümidindeyseniz bakın nasıl da ninni gibi gelir o "horlamalar". )
- HORMON[İng. HORMONE] ile/||/<> ADRENALİN[İng. ADRENALINE] ile/||/<> ALDOSTERON[İng. ALDOSTERONE] ile/||/<> ANDROJEN[İng. ANDROGEN] ile/||/<> ANDROPOZ[İng. ANDROPAUSE] ile/||/<> MENOPOZ[İng. MENOPAUSE] ile/||/<> NOREPİNEFRİN[İng. NOREPINEPHRINE] ile/||/<> SEMPATİK SİNİR SİSTEMİ[İng. SYMPHATETIC NERVOUS SYSTEM] ile/||/<> TESTOSTERON[İng. TESTOSTERONE]
( Hormonlar, vücudun kimyasal habercileridir ve endokrin sistemin bir parçasıdır. Endokrin bezleri, vücudumuzun büyük sistemlerinin çoğunun dokularına ve organlarına kan akışı olan hormonlar üretir. Endokrin sistem, kalp atış hızını, metabolizmayı, iştah, ruh hali, cinsel fonksiyon, üreme, büyüme ve gelişme, uyku döngüsü gibi şeyleri kontrol eder. @@ Adrenal bezlerin ürettiği hormona verilen addır. Korku ve kaçış anlarında kana bol miktarda karışır. "Epinefrin" olarak da isimlendirilmektedir. @@ Almanca
Aldosteron
Fransızca
Aldostérone
Vücuttaki su ve tuz dengesinin ayarlanmasında görev alan steroid yapılı hormon. Böbrek üstü bezlerinin kabuk bölgesinden salgılanır. Kandaki sodyum ve potasyum dengesini ayarlayarak kan basıncının düzenlenmesini sağlar. Kanda bulunma miktarının normal seviyenin altında ya da üstünde olması sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca böbreklerdeki suyun geri emiliminin ayarlanmasını sağlar. @@ Erkeklik ile ilişkilendirilen vücut gelişimi, kıl uzaması, ses kalınlaşması gibi özellikleri oluşturan ya da bu özelliklerin gelişmesini uyaran bir kimyasala verilen genel addır. Kimi zaman erkek cinsiyet hormonu testosteron ile eş anlamda kullanılır. @@ Erkeklik hormonu olan testosteronun azalmasıyla ilişkili bir durumdur. Menopozdan farklı olarak testosterondaki azalma ve semptomların gelişimi, kadınlarda meydana gelenden daha kademelidir. 50'li yaşlarındaki erkeklerin yaklaşık %30'u, düşük testosteron düzeylerinin neden olduğu andropoz semptomları yaşamaktadır. Andropoz yaşayan bir kişi, durumla ilgili bazı semptomlara sahip olabilir ve uygun tedavi olmaksızın osteoporoz gibi diğer ciddi sağlık durumları riski altında olabilir. @@ Kadınlarda düşük hormon seviyeleri nedeniyle menstrüasyonun (adet kanamalarının) durduğu zamandır. Genellikle 45 ila 55 yaş arasında gerçekleşir. @@ Sempatik sinir sisteminde bir nörotransmitter olarak işlev gören, doğal olarak oluşan katekolamin hormonudur. Noradrenalin olarak da bilinir. Norepinefrin ya da noradrenalin, böbreklerin üstünde bulunan şapka benzeri adrenal bezlerden salgılanır. Vücudun “savaş ya da kaç” tepkisinde önemli bir rol oynar. Bir ilaç olarak norepinefrin; sınırlı, kısa süreli ciddi sağlık durumlarında kan basıncını yükseltmek ve korumak için kullanılır. Kimyasal formülü C8H11NO3 olan norepinefrinin molar kütlesi 169.18 g/mol'dür. @@ Vücudun stresli durumlarla başa çıkmasına yardımcı olan ve "savaş ya da kaç" tepkisini etkinleştiren sinir sistemidir. Sempatik sinir sistemi, tehlikeli ya da zorlu durumlarda vücudun uyanık kalmasını sağlar. Bu sistem, bir stres hormonu olan adrenalinin salınımını artırır ve kaslara daha fazla kan ve oksijen pompalanmasını sağlar. @@ Testosteron, cinsel ve üreme gelişiminde önemli olan bir erkek cinsiyet hormonudur. Kadınlar yumurtalıklarda ve adrenal bezlerde testosteron üretir fakat seviyesi erkeklerin yaklaşık onda biri ile yirmide biri kadardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HORMON TİPLERİ ile HORMON ETKİSİ
( Kimyasal yapılarına göre peptit hormonlar, steroid hormonlar, amin hormonlar ve eikosanoidler gibi farklı gruplara ayrılır. İLE Hormonların hedef dokulardaki alıcılara bağlanarak ve gözesel sinyalleri aktive ederek gözesel işlevleri değiştirmesi. )
( - Happy Hormone - Dopamine - Stress Hormone - Cortisol - Love Hormone - Oxytocin - Sleep Hormone - Melatonin - Energy Hormone - Adrenaline - Pain-Relief Hormone - Endorphins - Feel-Good Hormone - Serotonin - Hunger Hormone - Ghrelin - Fullness Hormone - Leptin - Metabolism Hormone - Thyroxine - Growth Hormone - Somatotropin - Bone-Growth Hormone - Calcitonin - Fat Burning Hormone - Glucagon - Blood-Sugar Hormone - Insulin - Water Balance Hormone - ADH - Calcium Balance Hormone - PTH )
(
)
- HORMON ile FEROMON
( Organizmanın içinde sinyal ileten kimyasallar. İLE Organizmalar arasında iletişim sağlayan kimyasallar. )
- HORMON ile HORMON ALICISI/HORMON RESEPTÖRÜ
( Belirli bir doku ya da organı etkileyen kimyasal haberci. İLE Göze yüzeyinde bulunan ve hormonları bağlayan proteinler. )
- HORMON değil/yerine/= İÇSALGI, SALGI
- HORMONAL DÜZEN ile SİNİR DÜZENİ
( Hormonlar aracılığıyla gövde işlevlerini denetleyen düzen. İLE Sinir gözeleri aracılığıyla bilgi iletimini ve gövde işlevlerinin denetimini sağlayan düzen. )
- HORMONES[İng.] / HORMONES[Fr.] / HORMONE[Alm.] ile/değil/yerine/= HORMONLAR
- HOROSAN, MUSTAFA (ÇAYELİ, 1949) :
( Trabzonspor'dan transfer edildi ve iki sezon (1973 - 1975) Sarıyer'de tescilli kaldı. 27 lig, 2 B takımlar ligi olmak üzere 29 resmi ayrıca 20 özel maçla birlikte toplam olarak 49 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 5, özel maçlarda 7 gol kaydetti. )
- HOROZ ile BERNİYE[Ar. | çoğ. BERÂNÎ]
( ... İLE Küçük horoz. )
- HOROZLANMAK ile HOROZLAŞMAK ile HOROZ ile HOROZ İBİĞİ ile HOROZ VAKTİ ile HOROZ AKILLI ile HOROZ BAKIŞI ile HOROZ DÖVÜŞÜ ile HOROZ KAFALI ile HOROZ SIKLET ile HOROZ ŞEKERİ ile HOROZ AĞIRLIK ile HOROZ MANTARI ile HOROZ FASULYESİ
- HOROZOĞLU ÇEŞMESİ :
( Bu çeşmenin hangi tarihte kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Çeşme üst üste geçirdiği onarımlar sonunda bütünü ile özelliğini kaybetti ve yeni bir çeşme olarak ortaya çıktı. İlk çeşme bir metre kadar yüksekliğinde betondan dikdörtgen bir hazne ve tek musluktan meydana geliyordu. 1980 yıllarda bir hayırsever tarafından onarıldı ve eski hüviyetinden uzaklaştırıldı. T.T.O.K. (Turing) tarafından 1993 yılında Osmanlı tarzında yeniden inşâ edildi. 2008'de Sarıyer Belediyesi tarafından tekrar onarıma alındı ve bu kez yeniden imar edilerek, bir önceki özellikleri ortadan kaldırıldı. )
- HOŞ GÖRMEK ile/ve/değil NEŞEYLE NEŞELENMEK
- HOŞ OLMAYAN ile/ve/değil/||/<>/> YAKIŞMAYAN
- HOŞ TUTMALI!
- HOŞ VE ETKİLİ KONUŞMAK:
"FEDÂKÂRLIK" değil GEREKLİLİK
- Hoşgörü için DİNLE!!!
- Hoşgörü için SUS!!!
- HOŞGÖRÜ/İYİGÖRÜ = MÜSAMAHA, TESAMUH = TOLERANS[İng. < TOLERANCE] = TOLÉRANCE[Fr.] = TOLERANZ[Alm.] = TALERANTIA < TOLERARE[Lat.]
- HOŞGÖRÜ PARKI :
( Tarabya Mahallesindedir. 825,95 m²'lik bir alan üzerindedir. 419,61 m²'lik yeşil alanı bulunmaktadır. )
- HOŞGÖRÜ ile/ve/değil/yerine BAĞDAŞMA
- HOŞGÖRÜ ile HOŞGÖRÜCÜ/LÜK ile HOŞGÖRÜLÜ/LÜK ile HOŞGÖRÜSÜZ/LÜK ile HOŞGÖRÜRLÜK
- HOŞGÖRÜ ile HOŞGÖRÜLÜ ile HOŞGÖRÜYLE
( LENIENCY vs. LENIENT vs. LENIENTLY )
( ارفاق ile آسان گيري ile رفق ile آسان گير ile ضد يبوست ile ارفاقا )
( AREFAGH ile ASAN GYRY ile RAFGH ile ASAN GYR ile ZED YBOST ile ارفاقا )
(1996'dan beri)