Bugün[05 Temmuz 2026]
itibarı ile 46.056 başlık/FaRk ile birlikte,
46.056 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(154/186)


- SORU ile/ve/değil HAKARET

( [not] QUESTION vs./but INSULT )


- SORU ile/değil/< İNŞİRÂH[< ŞERH]


- SORULAR:
BİLİMİN TEMELLERİNİ İLGİLENDİRENLER ile/ve/||/<> BİLİMİN YÖNTEMİNİ İLGİLENDİRENLER


- SORULMAMIŞ/İSTENİLMEMİŞ ÖNERİ/TAVSİYE ile/ve/ne yazık ki/||/<>/< MASKELİ AŞAĞILAMA


- SORULU GÖRÜNÜM ile/||/<> SORULU YANTÜMCE

( Soru şeklindeki bir eylemin bir başka eylemden önce gelerek zaman belirteci görevinde kullanılması Temiz öğrenci eve geldi mi hemen okul önlüğünü çıkarır Ali gitmem dedi mi gitmez Ayşe bir işe başlayacak mı hemen gelir sorar sorulu yantümce vb )


- SORULURSA ile/ve/değil/||/<>/>/< SORULSA


- SORUMAK ile SORULMAK ile SORUTMAK ile SORUŞMAK ile SORUMSUZLAŞMAK ile SORU ile SORUM ile SORUN ile SORUŞ ile SORUMLU/LUK ile SORUNLU/LUK ile SORU EKİ ile SORUMSUZ/LUK ile SORUNSAL/LIK ile SORUNSUZ/LUK ile SORU ZARFI ile SORUMSUZCA ile SORU SIFATI ile SORU ZAMİRİ ile SORU CÜMLESİ ile SORU İŞARETİ ile SORULU GÖRÜNÜM


- Sorumlu KONUŞ!!!


- SORUMLU/MESUL[Ar. < MESʾŪL] ile/||/<> SORUMLULUK/MESULİYET[Ar. < MESʾŪLİYYET]


- SORUMLU TUT(UL)MAK ile/ve/değil/yerine SORUMLU OLMAK


- SORUMLULUK DUYMAK ile/ve/||/<>/> SORUMLU OLMAK


- SORUMLULUK VERME ile/değil/yerine SORUMLULUK ALMA(YI SAĞLAMA)

( Sorumluluk verilmez, sorumluluk alınır. Sorumluluk alınması için koşullar, uygun yapıya büründürülür. )

( It's not right to "giving responsibility". Better to arrange conditions "to taking responsibility". )

( GIVING RESPONSIBILITY vs. TAKING RESPONSIBILITY
TAKING RESPONSIBILITY instead of GIVING RESPONSIBILITY )


- SORUMLULUK ile/ve AVANTAJ

( RESPONSIBILITY vs./and ADVANTAGE )


- SORUMLULUK ve/||/<>/< (KENDİNİ) SAVUNABİLMEK("SALDIRI" değil/olmayan!)


- SORUMLULUK ile/ve OLGUNLUK

( RESPONSIBILITY vs./and MATURITY )


- SORUMLULUK ve/||/<> ONUR


- SORUMLULUK ile/ve ÜSTLENME

( Sorumluluklarımızdan kaçınırsak, sorumluluklardan kaçınmamızın olumsuz/ağır sonuçlarından kaçınamayız. )

( RESPONSIBILITY vs./and TO TAKE ON )


- SORUMLULUKLARIN, KISMEN AZALDIĞI DURUMLAR:
KÖLELİK(RİKKİYET) ile/ve/||/<> İKRAH


- SORUMLULUKTAN KAÇMAK ile/ve/değil/||/<> KORUMAK


- SORUN "ÇIKARMAK/ÇIKARAN" ile/ve/değil/||/<>/< SORUNU GÜN YÜZÜNE ÇIKARMAK/ÇIKARAN


- SORUN ...:
"ÇÖZÜMLENMEDİ" ile/değil ÇÖZÜLDÜ/ÇÖZÜL(E)MEDİ


- SORUN:
ENGEL ile/değil/yerine/>< BASAMAK

( Önümüze çıkana, "engel" dersek, takılıp düşebiliriz; "basamak" dersek bir basamak daha yükseliriz. )


- SORUN/SIKINTI:
FARKLI OLMAK/TA ile/ve/||/<>/ne yazık ki FARKINDA OLMAMAK/TA

( )


- (SORUN:
) "İNANMAK/İNANMAMAK" değil KAYITSIZLIK


- SORUN:
(")TEMİZLEMEKTE(") ile/ve/değil/||/<> TEMİZLEMEZSEN/K BULAŞMASINDA/YAYILMASINDA


- SORUN YAŞAMAK ile ÇİLE ÇEKMEK


- SORUN ile/ve ÇÖZÜLMESİ GEREKEN

( Hiçbir sorun, o sorunu yaratan "bilinç düzeyi" ile çözülemez. )


- SORUN ve/||/<>/> HEDEF ve/||/<>/> ENGEL ve/||/<>/> GÜÇ KAYNAĞI


- SORUN = MESELE = PROBLEM[İng., Alm.] = PROBLEME[Fr.] = PROBLEMA < PRO:ÖNE. BALLEIN:ATMAK[Yun.] = PROBLEMA[İsp.]


- SORUN ile/ve/değil ÖNCELİK

( [not] PROBLEM vs./and/but PRIORITY )


- SORUN ile SIKINTI

( Doğal olmayan yollarla sorun çözmek yerine onlara ayak uydurmak daha doğrudur. )

( PROBLEM/ISSUE vs. DISTRESS )


- SORUN ile/ve/ne yazık ki/||/<>/< SORUNUN OLMAMASI SORUNU


- SORUN ile SORUNUN SONUCU

( PROBLEM vs. CONSEQUENCE/RESULT OF THE PROBLEM )


- SORUNDA:
ÇOKLUĞU ile/değil/yerine HİKMETİ


- SORU/NLAR:
ÇIKINCA ile/ve/değil/||/<>/> ÇIKTIKÇA


- SORUN/LAR:
DİNLEMEMEKTEN ile/ve/değil/||/<>/< DUYMAK FAKAT (DUYDUĞUNA) UYMAMAKTAN


- SORUNLARDA:
"ARKADAŞ KAYBETMEK" değil ARKADAŞ KEŞFETMEK

( Sorunlarda, arkadaş(/sa), kaybedilmez; ancak, keşfedilmiş olunur. )


- SORUNLARDAN:
"KAÇALIM" ile/değil/yerine ÇIKALIM


- SORUNLARDAN RAHATSIZ OLMAMAK/SORUNLARLA BAŞ ETMEK:
(AYRINTILARDA ...)
BİLGİSİZLİKLE/BİLİNÇSİZLİKLE ile/değil/yerine/>/>< BİLGİYLE/BİLİNÇLE


- SORUNLARDAN/KİŞİLERDEN "KAÇMAK/UZAKLAŞMAK" ile/değil/yerine SORUN(LU)LARI UZAKLAŞTIRMAK


- SORUNLARI/OLUMSUZLUKLARI ...:
"AKLINDA TUTMAK" ile ARDINDA TUTMAK


- SORUNLARI:
BAŞKALARIYLA OLAN/LAR ile/değil/yerine (OLABİLDİĞİNCE) KENDİYLE OLAN/LAR

( [çoğunlukla] Kendiyle, (ciddi) sorunları olan(lar)dır. İLE/DEĞİL/YERİNE Başkalarıyla, "sorunlu" "görünseler/düşünülseler" de sorunsuzdur(lar). )

( Sorunun, kendi(nde) olduğunu anla(ya)mayan kişiler, ne yazık ki, çözümü, başkalarının huzurunu bozmakta "arar/bulur". )


- SORUNLARI ERTELEMEK/DAHA SONRAYA TAŞIMAK yerine SORUNLARI TERK ETMEK


- SORUNLARI (SADECE) KONUŞMAK ile/ve/yerine/değil SORUNLAR İÇİN ÇÖZÜM ARAMAK/BULMAK

( Hiçbir sorun, onu yaratan 'bilinç seviyesi'yle çözülemez. )

( Problems cannot be solved at the same level of awareness that created them. )

( [not] (ONLY) TO TALK THE PROBLEMS vs./and TO SEARCH/FIND SOLUTION FOR PROBLEMS
TO SEARCH/FIND SOLUTION FOR PROBLEMS instead of (ONLY) TO TALK THE PROBLEMS )


- SORUNLARI:
SORUN OLARAK KONUŞMAK ile/yerine/değil İLERLEME/GELİŞİM ARACI OLARAK KONUŞMAK/DEĞERLENDİRMEK

( [not] TO TALK THE PROBLEMS AS PROBLEMS vs. TO TALK PROBLEMS AS VEHICLE FOR DEVELOPMENT/PROGRESS
TO TALK PROBLEMS AS VEHICLE FOR DEVELOPMENT/PROGRESS instead of TO TALK THE PROBLEMS AS PROBLEMS )


- SORUNLARIN:
OLUŞMASI ile/ve/değil/||/<>/< ORTAYA ÇIKMASI


- SORUNLARI(N/I):
ÖNEMSEMEMEK ile/ve/değil/yerine ÜSTÜNDE DURMAMAK


- DURUM/RESİM:
SORUNLU ile/ve/değil/||/<>/< SORUNLULARIN


- SORUNLU "YASALARI":
REDDEDELİM değil/yerine DEĞİŞTİRELİM


- SORUN/LU ile RİSK/Lİ

( PROBLEM vs. RISK/Y )


- SORUNLU ile/değil/yerine/>< SORUMLU


- SORUNLU/LUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZORUNLU/LUK


- [ne yazık ki]
SORUNU ÇÖZMEYE:
NİYETİNİN OLMAMASI ile/ve/değil/||/<> KARARLILIK GÖSTERMEMEK


- SORUNUN:
"ÜSTÜNÜ ÖRTMEK" değil/yerine/>< ÜSTESİNDEN GELMEK


- SORUŞTURMA ile/ve/||/<>/> KOVUŞTURMA/KOĞUŞTURMA/TA'KÎBÂT

( Gizli. İLE/VE/||/<>/> Açık. )


- SORUŞTURMADA:
GİZLİLİK ile/ve/||/<> KISITLILIK

( Ancak ve sadece ilk 24 saat için uygulanabilir.[Sulh ceza mahkemesi tarafından verilir. İtiraz da yine bu mahkemeye yapılabilir.][Savcı ya da kollu kuvvet tarafından da alınabilmektedir.][Şüpheli, avukat da dahil olmak üzere hiçkimseyle görüştürülmez.][Hakkında herhangi bir belge/evrak almak olanaklı değildir.] İLE/VE/||/<>/> Soruşturmanın sağlığı açısından, bilgi/belge/verilerin, kişilerin eline geçmemesi için Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilir.[Soruşturma aşamasından iddianamenin hazırlanıp mahkemece kabul edilip duruşma tarihi verildikten sonra kalkar.][Avukatlar, gizlilik kararı olan dosyalarda şüphelinin tüm araştırma raporları/tutanakları, belgeleri ve imzalı beyanlarını bu süreçte alabilir.][Gizlilik kararı, iddianame hazırlandıktan sonra (re'sen) kalkar.] )


- SORUYORUM ile AF DİLEMEK ile İZİN İSTEMEK

( ASKING vs. ASKING FORGIVENESS vs. ASKING PERMISSION )

( سراغ ile استغفار ile مستغفر ile استجازه )

( SARAGH ile ESTEGHAFAR ile مستغفر ile ESTEJAZEH )


- SOSYAL MEDYA (5C):
KONUŞMA/SÖYLEŞİ ve/+/||/<>/> ORTAKLIK ve/+/||/<>/> YORUM ve/+/||/<>/> İŞBİRLİĞİ ve/+/||/<>/> KATKI

( 5C: CONVERSATION and/+/||/<>/> COMMUNITY and/+/||/<>/> and/+/||/<>/> COMMENTING and/+/||/<>/> CONTRIBUTION and/+/||/<>/> COLLABORATION )


- SOSYAL YARDIM ile/||/<> SOCIAL AID[İng.] ile/||/<> ASSISTANCE SOCIALE[Fr.] ile/||/<> TOPLUMSAL YARDIM

( Yaşam düzeyinin geliştirilmesi amacıyla kendisine yapılan ücret ödemesiyle bir ilişkisi ve bir iş karşılığı olmaksızın işçiye yapılan paralı ya da özdeksel yardım )

( SOCIAL AID )

( ASSISTANCE SOCIALE )


- SOSYETE ile SOSYETE PAZARI


- SOSYOBİYOLOJİ ile ETOLOJİ

( Sosyal davranışların evrimsel kökenlerini inceleyen bir bilim dalı. İLE Hayvan davranışlarını inceleyen bir bilim dalı. Bu iki dalın kesiştiği noktada, hayvanların sosyal davranışları ve evrimsel adaptasyonları araştırılmaktadır. )


- SOSYOLOG[Fr. < SOCIOLOGUE] değil/yerine/= TOPLUM BİLİMCİ


- SOSYOLOG[Fr. < SOCIOLOGUE] ile/||/<> TOPLUM BİLİMCİ


- SOUFFLÉ[Fr.] ile/||/<> SUFLE[Fr.]

( 1 Sahnedeki oyunculara izleyicilere duyurmadan unutulmuş bir sözü veya cümleyi hatırlatma Suflör her gün prova ve temsillerde lazım gelen librettoları kütüphaneden alıp şarkı söylemeksizin sufle etmekle mükelleftir Selim İleri Saz Caz Düğün Varyete 321 2 Un şeker yumurta vb maddelerin muhallebi kıvamına gelinceye kadar çırpılıp pişirilmesiyle yapılan bir tür tatlı )


- SOUND MAN/PHONETICS[İng.] değil/yerine/= PRENEUR DE SON, SONDEUR/PHONÉTIQUE[Fr.] değil/yerine/= TONASSISTENT/PHONETIK[Alm.] değil/yerine/= SESÇI

( Sinema/TV. Ses aygıtıyla sinema ya da televizyon için ses saptayan uygulaman. )


- SOUND vs. SILENCE


- SOUTHERN :/yerine GÜNEYLİ


- ŞOV[İng. < SHOW] ile/||/<> GÖSTERİ


- ŞOV değil/yerine/= GÖSTERİ


- ŞOV[İng. < SHOW] değil/yerine/= GÖSTERİ


- ŞÖVALE[Fr. < CHEVALET] ile/||/<> RESSAM SEHPASI (ŞÖVALE RESMİ)


- ŞÖVALE[Fr. CHEVALET] ile ŞÖVALYE[Fr. CHEVALIER]

( Tabloların üzerine konulup resim yapıldığı sehpa. İLE Eski Roma'da, üç sınıftan ikincisinin üyesi olan yurttaş. | Orta Çağ Avrupası'nda, özel eğitimle yetişmiş, belirli ülküler taşıyan, soylu, atlı savaşçı. | Derebeylik düzeninde, soyluluk unvanlarının en alt basamağı. | Günümüzde, Fransız hükûmetinin verdiği onur belgesi ve nişanı. )


- ŞÖVALYE ile GEZGİN ŞÖVALYE ile ŞÖVALYE SERSERİLİĞİ ile ŞÖVALYELİK

( KNIGHT vs. KNIGHT ERRANT vs. KNIGHT ERRANTRY vs. KNIGHTHOOD )

( شواليه ile اسب شطرنج ile نجيب زاده ile شواليه سيار ile مقام سلحشوري ile شواليه گري ile سمت سلحشوري )

( SHVALYYEH ile ASB SHATRANJ ile NAJYBE ZADEH ile SHVALYYEH SYAR ile MOGHAM SALAHSHORY ile SHVALYYEH GARY ile SAMAT SALAHSHORY )


- ŞÖVALYELER'DE:
TAPINAK ŞÖVALYELERİ ile/ve TÖTON ŞÖVALYELERİ ile/ve ST. JEAN/HOSPİTALER ŞÖVALYELERİ

( KÜRESEL MEDENİYET - TEOMAN DURALI - DERGÂH YAY. )


- ŞÖVALYELİK ile ŞÖVALYE GİBİ ile ŞÖVALYELİK

( CHIVALRIC vs. CHIVALROUS vs. CHIVALRY )

( بلند همت ile سلحشوري )

( BALAND CPEHMAT ile SALAHSHORY )


- ŞÖVALYE/LİK ile ŞÖVALYECE ile ŞÖVALYE RUHLU ile ŞÖVALYE YÜZÜĞÜ


- SOVEREIGN, RULER[İng.] değil/yerine/= SOUVERAIN/NULLITÉ[Fr.] değil/yerine/= HERRSCHER/NULL[Alm.] değil/yerine/= HÜKÜM

( Padişah divanından padişah adına çıkan karar. @@ bk. vargı. @@ bk. yargı. )


- SOVKHOZ[İng.] ile/||/<> SOVHOZ[Rus.]

( Eski Sovyetler Birliğinde devlet mülkiyetindeki tarım işletmesi )

( SOVKHOZ )


- ŞOVMEN[İng. < SHOWMAN] ile/||/<> GÖSTERİ ADAMI


- SOVYET[Fr. < SOVIET] ile/||/<> RUS KOMÜNİSTLERİNİN KURDUKLARI HÜKÜMET

( komünistlerinin kurdukları hükümet )

( SOVIET )


- SOY ADI/SOYADI değil/yerine SON ADI/SONADI, EK ADI/EKADI, İKİNCİ/İKİNCİL ADI

( Kişinin/kişinin, "soy adı" diye tanımlanmış/kullanılan sözcük, kişinin "soy"unu değil kişinin aynı ada sahip olduğu/olabileceği tek(/ilk/birinci) adına, takma ad[meslek,özellik vs.] vermek yerine belirli, kayıt altına alınan/alınacak bir ek/ikinci adla tanımak/tanımlamak üzere kullanılmıştır. )


- NOBLE GAS[İng.] / GAZ-NOBLE, GAZ INERTES[Fr.] / EDELGASE, INERTGASE[Alm.] ile/değil/yerine/= SOY GAZ


- SOYA FASULYESİ ile/ve/||/<> HURMA YAĞI ile/ve/||/<> OKALİPTUS

( )

( Belgeselde altı çizilen bazı önemli(öncelikli) bilgi ve başlıklar...

- Yeryüzünde, her dört kişiden biri[1.5 milyar kişi], 6.000 yıl öncesinin olanaklarıyla yaşıyor. 7.7 milyarlık nüfusun, yarısından çoğu, kentlerde yaşıyor. Dünya nüfusu, 1950'den beri üç katına çıktı. Lagos'ta, nüfus, 1960 yılında 700.000 iken, 2025'te 16 milyona çıkmış olacak.

- Her hafta, bir milyondan fazla kişi, kentlere göç ediyor. Her altı kişiden biri, temel gereksinimlerini gideremeden yaşıyor. Kıtlık, daha fazla yayılarak 1 milyar kişinin aç yaşamasına neden oluyor. Nijerya, Afrika'nın en büyük petrol ihracatçısı olmasına karşın nüfusunun %70'i açlık sınırındadır.

- Kullanılan suyun %70'i hayvan yemi üretmek üzere tarıma yönlendirilmektedir. 1 kilo patates üretmek için 100 litre, 1 kilo pirinç üretmek için 4.000 litre, 1 kilo tavuk eti için 15.000 litre, 1 kilo sığır eti içinse 20.000 litre su tüketilmektedir. Çiftçilerin binlerce yılda oluşturduğu tarım ürünü çeşitliliğinin dörtte üçü, son yüzyılda silinmiş oldu.

- 1950'den bu yana, uluslararası ticaret hacmi, 20 kat arttı. Ticaretin %90'ı deniz üzerinden yapılıyor. Her yıl 500 milyon konteyner, dünyanın en büyük tüketim merkezlerine doğru yola çıkıyor.

- Dünya çapında yapılan tahıl ticaretinin %50'sinden fazlası, hayvan yemi için yapılıyor.

- 1950'den bu yana avlanılan balık sayısı, 5 kat artarak, 18 milyondan, 100 milyona çıktı. Binlerce fabrika gemisi, okyanuslardaki balıkları boşaltıyor. Avlanma bölgelerinin dörtte üçü, ya yok oldu, ya tüketildi ya da tükenmek üzere. Büyük balıkların çoğunun soyu, tekrar üreyebilecek zaman ve koşulları bulamadığından dolayı tükendi.

- Yeryüzündeki on ırmaktan biri, denize kavuşamıyor. Bu nedenle, Ürdün Irmağı'ndan yoksun kalan Lût Gölü'ndeki su seviyesi, her yıl, 1 metre azalmakta.

- Gelecek yüzyılda su kıtlığından en çok zarar görecekler, Hindistan'da yaşayanlar olarak görünüyor. Hindistan'da, son 50 yılda, 21 milyon kuyu kazıldı. (Ülkenin pek çok bölgesinde, ilk kez bu kadar derin kuyu açıldı.) Batı Hindistan'da, açılmış olan kuyuların %30'undan ümit kesilmiş durumda.

- Las Vegas'ta yaşayanlar, dünyanın en çok su tüketen bölgesinden biri.(Kişi başına günlük su tüketimi 800 ilâ 1000 litre.)

- Su kıtlığı, 2025'ten önce, 2 milyar kişiyi etkileyebilecek durumda. Her gün 5.000 kişi, kirli içme suyu nedeniyle ölüyor ve 1 milyar kişinin temiz suya erişimi yok.

- Bataklıklar, yeryüzünün %6'sını oluşturur. Durgun sularının derinliklerinde, pek çok bitki ve mikro organizma suyu süzer ve kirlilikten arındırır, kurak mevsimler için suyu korurlar. Son yüzyılda, otlak, tarım ya da inşaat alanı oluşturmak üzere yeryüzündeki tüm bataklıkların yarısı kurutulmuştur. Bataklıkların bize sunduğu zenginlikten habersiziz ne yazık ki.

- Mercan resiflerinin %30'u yok olmuştur. 2050 yılında, dünya üzerindeki canlı türlerin dörtte birinin yok olabileceği öngörülüyor.

- Ormanlar, yeryüzündeki biyo çeşitliliğin dörtte üçüne ev sahipliği yapar. Ekilebilir toprakların %40'ı, uzun vadeli hasar görmüş durumda. Her yıl, 13 milyon hektar orman yok oluyor.

- Amazon, 40 yılda, %20 oranında küçül(tül)müştür. Kesilen ağaçların alanı, hayvan çiftlikleri ve soya fasulyesi üretimi için tarım alanına dönüştürüldü. Bu soyaların %95'i, Avrupa ve Asya'daki çiftlik ve kümeslerde "et üretmek üzere" hayvanlar için kullanılmaktadır.

- Dünyanın en büyük 4. adası olan Borneo Adası, 20 yıl öncesine kadar geniş ormanla kaplıydı. 10 yıla kadar hiçbir ağaç bırakılmayacak. Bu durum, dünyada en çok tüketilen hurma yağı üretimine karar verilmesiyle ortaya çıktı. Yiyecek olmanın yanı sıra temizlik, kozmetik ürünleri ve alternatif yakıt olarak da kullanılıyor.

- Son 50 yılda kağıda artan ilginin beş kat artması nedeniyle kâğıt hamuru yapımında kullanılan okaliptuslar, toprağa salgıladıkları zehir nedeniyle daha sonra başka hiçbir bitki yetişmiyor. Hızlı yetişseler de su rezervlerini çok hızlı tüketiyor.

Yaşamsal olanlar, gereksiz olanlar için yok ediliyor. - Karayipler'in Haiti adasında da ormanların sadece %2'si kaldı.

- Paskalya Adası'nda yaşayan Rapauliler, burada yetişen, dünyanın en yüksek palmiye ağaçlarını tümünü kereste için keserek kendilerini, adadaki yaşamı ve örnek uygarlıklarını yok ettiler.

- Kıta buzulları, son 40 yılda kalınlığının %40'ını kaybetmiş durumda. Yüzey alanının da 2030'a kadar yok olacağı düşünülüyor. Kuzey kutup bölgesindeki buzul, 30 yıl içinde, yüzey genişliğinin %30'unu kaybetti.

- Grönland'daki buzullar, yeryüzündeki tüm tatlı suyun %20'sine denk geliyor. Bu buzul erirse, deniz seviyesi 7 metre yükselecek. Bu bölgedeki erimenin nedeni de tüm dünyadaki sera gazı salınımından kaynaklanmaktadır.

- Atmosferdeki büyük rüzgâr akımları yön değiştiriyor.

- Dünya nüfusunun %70'i, kıyı düzlüklerinde yaşıyor. En büyük 15 ülkenin 11'i, ya deniz kıyısında, ya da ırmak ağzında kurulu. Göçler kaçınılmaz olacak fakat öngörülemeyen, göçlerin ne kadar büyük olacağı.

- Klimanjero Dağı'ndaki buzulların da %80'i erimiş durumda.

- Avustralya'daki tarım alanlarının yarısı, kuraklıktan yüksek oranda etkilenmiş durumda. 12.000 yıldır gelişimimizi sağlayan iklimsel dengeyi tehlikeye atıyoruz.

- Dünya nüfusunun %20'si, ayrıcalıklı bir güç olarak görülen mineral ve tüm kaynakların %80'ini tüketiyor. Madencilik, yeryüzündeki tüm rezervleri, yüz yıl sona ermeden tüketmiş olacak. İki milyardan fazla kişinin yaşamı kömüre bağımlı olarak sürüyor.

- Dünyada askerî giderlere yapılan harcamalar, gelişmekte olan ülkelere yapılan yardımlardan 12 kat daha fazla.

- Her dört memeliden biri, her sekiz kuştan biri, her üç amfibiden biri yok olma tehlikesi altında. Canlı türleri, normalden bin kat daha fazla yok oluyor.

- Son 15 yılın ortalama sıcaklıkları, bu döneme kadar görülen ve kaydedilen en yüksek sıcaklıklar oldu.

- 2050 yılında, 200 milyonu aşan iklim mültecisi olabilir.

- Temel gereksinimlerimizle beliren "ümit ve hayaller", artık, doyumsuzluk ve savurganlığı da beraberinde getiriyor.

- Bireyler arasındaki dayanışmayı sağlamak, ötekileştirdiklerinin çektikleri acıdan kaçmak için duvarlar mı öreceğiz?

- Hepimiz, aynı ailenin bireyleriyiz. )

( BORNEO ADASI

)


- SOYBEAN[İng.] / SOYABOHNE[Alm.] ile/değil/yerine/= SOYA FASULYESİ


- SOYBEAN MILK, SOYAMILK, SOYMILK[İng.] ile/||/<> SOYA SÜTÜ

( Bebek mamalarında ve tofu üretiminde kullanılan soya unu ve sudan elde edilen süt benzeri ürün )

( SOYBEAN MILK, SOYAMILK, SOYMILK )


- SOYBEAN[İng.] ile/||/<> SOJA HISPIDA[Lat.] ile/||/<> SOYA FASULYESİ

( Baklagiller Leguminosae familyasından ülkemizde tohumlarından yağ elde etmek için kültürü yapılan tek yıllık otsu bitki soja soya fasulyesi Uluslararası bir söz olarak Almanca Sojabohne İngilizce soybean soy Felemenkçe soja İspanyolca haba de soja Rusça soya Farsça سويا vb pek çok dilde kullanılır Köken olarak Çinceye dayanır ancak dünya dillerine yayılışı Felemenkçe aracılığıyla olmuştur Soya fasulyesinden yapılan sosa verilen Çince shiyu shi mayalanmış soya fasulyesi yu yağ Japoncaya shōyu sōyu olarak geçmiş buradan Felemenkçe aracılığıyla dünyaya yayılmıştır Türkçede soya elliptique bir addır )

( SOYBEAN )

( SOJA )

( SOJABOHNE )

( SOJA HISPIDA )

( SOIA )

( ΣΌΓΙΑ / σόγια )


- GAZ RARES[Fr.] / EDELGAS[Alm.] ile/değil/yerine/= SOYGAZLAR


- SOYKIRIM/GENOSİT[Fr. < GÉNOCIDE] ile/||/<> KIRIM/KATLİAM[Ar. < ḲATL + ʿĀMM] ile/||/<> SOYKIRIM/POGROM[Rus. < ] ile/||/<> SOYKIRIM/JENOSİT[Fr. < GÉNOCIDE]


- ŞÖYLE ile ŞÖYLECE ile ŞÖYLE BİR ile ŞÖYLE BÖYLE


- SÖYLEME ile ANLATMA

( ... İLE Düşüncenin/konunun/olgunun/durumun aktarımı/paylaşımı. )

( SAYING vs. EXPLAINING )


- SÖYLEME ile/||/<> SÖYLEMEK ile/||/<> SOYLAMA

( Kimi bölgelerde soylama karşılığı kullanılan sözcük soylama düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak )


- SÖYLEMEK ile/ve ÖNERMEK

( TO SAY vs./and TO SUGGEST/RECOMMEND )


- SÖYLEMEK ile UYARMAK/İKÂZ ETMEK


- SÖYLEMEYE "KALKMAK" ile/değil SÖYLEMEYE ÇALIŞMAK


- SÖYLENİLECEK SÖZÜ OLMAYANIN:
[ne yazık ki]
[ya] YÜKSEK SESİ ve/ya da/||/<> "ÖFKESİ"


- SÖYLENİŞ VE YAZILIŞLARI AYNI, ANLAMLARI FARKLI SÖZCÜKLERİ(ADAŞ)(HOMONYME)


- SÖYLEŞİ ile SÖYLEŞİCİ


- SÖYLEYİŞ/BİÇEM/ÜSLÛP:
YALIN/SADE ile YÜKSEK ile KARIŞIK


- SÖYLEYİŞ ile/||/<> YANSIMA ile/||/<> ULAM ile/||/<> KAPLAM ile/||/<> GÖÇÜŞME ile/||/<> YALINLAŞTIRMA/SADELEŞTİRME/HAFİFLETME/TAHFİF ile/||/<> KATMERLENME/MUZÂAF ile/||/<> AKIŞMA ile/||/<> BENZEŞİM ile/||/<> ÖTÜMLÜ/TİTREŞİMLİ/SEDÂLI ile/||/<> ÖTÜMSÜZ/TİTREŞİMSİZ/SEDÂSIZ

( Sesleme edimi sırasında seslerle bürünsel öğeleri söyleme, gerçekleştirme biçimi. İLE/||/<> Dış gerçeklik düzleminde var olan ses ya da gürültüleri, işitimsel izlenimi yansıtacak biçimde aktaran, adlandırılan gerçeği ses öykünmesi yoluyla belirten dilsel öğe. İLE/||/<> Dilbilgisel ya da anlamsal sınıflandırma birimi. Çeşitli ortak dilbilgisel ve anlamsal ölçütlere göre dil öğelerinin yerleştirildiği ya da oluşturduğu sınıf. İLE/||/<> Bir kavramın kapsamına giren, o kavramın tanımladığı öğelerin tümü. İLE/||/<> Bir sözcük içinde birbirini izleyen iki ses biriminin yer değiştirmesi. İLE/||/<> Kolaylık sağlama amacıyla sözcükten bazı yazaçların düşürülmesi. İLE/||/<> Bir sözcükte ortadaki yazaç ile son yazacın aynı yazaçla tekrarlanması. İLE/||/<> Kulağa hoş gelen seslerin birbirini izlemesi. İLE/||/<> Bir sesin söz zincirinde kendisinden önce ya da sonra gelen bir başka sesle birlikte bulunmasından doğan ve birinden öbürüne özellik aktanmı yoluyla gerçekleşen değişim. İLE/||/<> Ses tellerinin titreşimiyle nitelenen sesler için kullanılır. İLE/||/<> Ses telleri titreşmeden oluşan sesler için kullanılır (p, ç, q, k). )


- SOYTARI ile/ve/||/<> DELİ

( [Gerçeği ...]
Görür. İLE/VE/||/<> Dile getirir. )


- SOYTARI ile/||/<> SOYTARI[Ar. < SAʿTERİ]

( Bir oyunda skeçte ya da sirkte gülünç hareketler ve sözlerle çevresindekileri güldüren oyuncu Bir oyunda revüde ya da sirkte gülünç hareketler sözler ve becerilerle seyredenleri eğlendiren sanatçı saᶜtarī lascivious woman one who uses a dildo saᶜtar a dildo or artificial penis a woman that loves a woman Némethe göre Farsça saᶜtarī Arapçadan alınmıştır )

( CLOWN )

( CLOWN )

( POSSENREISSER, CLOWN )

( SATARĪ )


- SOYU TÜKENME TEHLİKESİ ALTINDA OLAN TÜRLER ile/ve/||/<>/> KORUMA

( Soyu tükenme tehlikesi altında olan türler, yok olma tehlikesi altında olan türler. İLE/VE/||/<>/> Bu türlerin yok olmasını önlemek için yapılan çalışmalar. )


- SOYULMA ile ÇIPLAK

( DENUDATION vs. DENUDE )

( رودش ile عاري ساختن )

( رودش ile ARY SAKHTAN )


- SOYUNMA ile SOYUNMA ODASI


- SOYUNMUŞ/SOYUNUK" ile (")ÇIPLAK/cıbıl(")


- SOYUN/UP DÖKÜN/MEK


- SOYUT/ABSTRE[Fr. < ABSTRAIT] >< SOMUT/KONKRE[Fr. < CONCRET]


- SOYUT ile/ve/> EYTİŞİM ile/ve/> KURGUL

( Fizik/sel. İLE/VE/> Kimya/sal. İLE/VE/> Organik. )


- SOYUT ile YALITILMIŞ

( ABSTRACT vs. ISOLATED )


- SOYUTLAMA ve KENDİNİ GÖZLEMLEYEBİLMEK

( ABSTRACTION and ABLE TO OBSERVE THE SELF )


- SOYUTLAMA ile ÖTELEME


- SOYUTLAMA ile/ve/değil/||/<>/< SIYIRMA/AYIRMA/DIŞA ÇIKARMA


- SOYUTLAŞTIRMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YAŞAMA GEÇİRME


- SÖZ:
"AĞDALI" ile/ve/değil/||/<>/< ABARTILI ile/ve/değil/||/<>/< AYRINTILI


- SÖZ DİNLEMEK ile/ve/<> DİKKATE ALMAK

( Söylenilen ya da yapılması istenilen/beklenilen şeyin size [o an için] uymaması, o sözü/düşünceyi ya da durumu dikkate almamanızı gerektirmez. Gençlik/cehâlet düşünce ve tavırları olarak tepki gösterme eğiliminde olabilirsiniz fakat durum, söylenilen söze uyum gösterip göstermemekten çok [kulakardı etmek yerine] yeterince dikkate alıyor olmayı gerektirir. "Sırtına bir şey al/giy!" sözüne, hiç düşünmeden/değerlendirmeden, hızlıca "bana bir şey olmaz!", "gerek yok!", "sen yaşlı olduğun için söylüyorsun/önemsiyorsun" biçiminde yanıt vermek yerine yeteri kadar dikkate almakta yarar vardır. )


- SÖZ GELİŞİ/BİLFARZ[Ar. < Bİ'L-FARŻ] ile/||/<> SÖZ GELİŞİ/MESELA[Ar. < MES̱ELĀ]


- SÖZ/ÖNERİ/ÖĞÜT DİKKATE ALMAK, ZİHNİNDE BULUNDURMAK


- SÖZ SÖYLEMEK ile/ve/||/<> ANLAMAK

( İrfan ister. İLE/VE/||/<> İnsan/kişi ister. )


- SÖZ SÖYLEMENİN KURALLARINDA:
ÖNÜNÜ ARDINI GÖZETMEK[Ar.] ve/||/<> SÖYLEMEDEN ÖNCE TEKRAR TEKRAR DÜŞÜNMEK[Ar.] ve/||/<> ON KERE DÜŞÜNÜP BİRİNİ SÖYLEMEK[Ar.] ve/||/<> "HER AĞZIMIZA GELENİ" SÖYLEMEMEK[Ar.]

( Önün ardın gözet fikr-i dakîk et onda bir söyle
Öğütme ağzına her ne gelirse âsiyâb-âsâ

Osman Nevres[ö. 1762] )

( )


- SÖZ VARLIĞI ile/||/<> KELİME HAZİNESİ

( kelime hazinesi kelime hazinesi Bir dilin bütün kelimeleri bir kişinin veya bir topluluğun söz dağarcığında yer alan kelimeler toplamı İngilizcenin kelime hazinesi üniversite öğrencilerinin kelime hazinesi aydınlar kesiminin kelime hazinesi vb Azerbaycan Türkçesi söz fondu leksika Türkmen Türkçesi leksika sözlük fond leksika laf zenginnii Özbek Türkçesi soz boyligi soz xazinasi luğat bóyligi leksika Uygur Türkçesi söz bay liği luğat tärkivi söz tärkivi Tatar Türkçesi süzlek fondı leksika süzlek xäzinäse Başkurt Türkçesi hüşlek fondı leksika sözlük sostawi söz baylıgı leksika Krç Malk tilni söz baylıgı leksika söz haznası Nogay Türkçesi söz baylıgı söz kaznası leksika Kazak Türkçesi söz baylıgı sözdik kor leksika Kırgız Türkçesi leksika sözdük fond söz baylıgı Alt sös fondı leksika Hakas Türkçesi söstîk söster çıındızı Tuva Türkçesi sös kurlavırı leksika Türkçesi sös fondı leksika Rusça slovarnıy fond leksika kelime hazinesi )

( VOCABULARY )


- Söz vererek KONUŞ!!!


- SÖZ VERMEK/VEREN ve/||/+/<>/> SÖZÜNDE DURMAK/DURAN


- SÖZ ile/ve/değil/||/<>/>/< BİLİNCİ KURAN SÖZ


- SÖZ ile/ve/<> GARANTİ

( Neye söz verdiysen oradan hesaba çekilirsin. )

( VAAD ile TAAHHÜD/T )

( VAİT: Söz verme. Belirli bir şeyi yapmayı taahhüt. )

( TAAHHÜD[< AHD]: Bir işin yapılması üzerine resmi olarak sözleşme. )

( WORD vs./and/<> GUARANTEE )


- SÖZ ile/ve/< LAKONİK[Fr. < Yun.]

( ... İLE/VE/< Kısa ve özlü söz, vecize. )

( Sözün tamamı, ahmağa söylenilir. )


- SÖZ ile/ve SEHL-İ MÜMTENÎ

( ... İLE/VE Kolay ve sade göründüğü halde söylenilmesi kolay olmayan söz. )


- SÖZ ile/ve/<> TALÂKAT

( ... İLE Kolayca, düzgün söz söyleme durumu. )


- [ne yazık ki]
SÖZCÜĞÜ/TERİMİ: ANLAMAMAK ile/ve/değil/||/<>/> BAŞKA ANLAM/LAR "YÜKLEMEK"


- SÖZCÜĞÜN:
GENİŞLİĞİ ile/ve/||/<>/> DERİNLİĞİ ile/ve/||/<>/> AĞIRLIĞI/YÜKSEKLİĞİ


- SÖZCÜĞÜN:
KÖKENİ(ETİMOLOJİSİ) ile/ve/<> GEÇMİŞİ


- SÖZCÜĞÜN:
"NEREDEN GELDİĞİ" ile/ve/değil/||/<>/< NEREYE DAYANDIĞI


- SÖZCÜK BİLİMCİ/LEKSİKOLOG[Fr. < LEXICOLOGUE] ile/||/<> SÖZCÜK BİLİMİ/LEKSİKOLOJİ[Fr. < LEXICOLOGIE]


- SÖZCÜK:
KÖKÜ ile/ve/değil/||/<>/> GÖVDESİ


- SÖZCÜK PEŞİNDE KOŞMAK değil/yerine ANLAM PEŞİNDE KOŞMAK


- SÖZCÜK SEÇİMİ ANLAMDAN SÖZCÜĞE GİTMEK[SÖZCÜKTEN ANLAMA değil!]


- SÖZCÜK VURGUSU ile/ve/||/<> TÜMCE VURGUSU


- SÖZCÜK ile/ve AÇKI/ANAHTAR


- SÖZCÜK ile/ve ANAHTAR


- SÖZCÜKLER/ADLAR ile/ve/||/<>/< KENT KÖKENLERİ

( ÂLÂ/DANİSKA ile/ve/||/<>/< DANZIG/GDANSK(POLONYA)

BORDO[: Mora çalan kırmızı renk.] ile/ve/||/<>/< BORDEAUX(FRANSA)

ÇARLİSTON[biber / dans] ile/ve/||/<>/< CHARLESTON(AMERİKA)

DENIM[İng. : Kot vb. yapımında kullanılan bir tür pamuklu kumaş.] ile/ve/||/<>/< NIMES(FRANSA)

FAYANS[Fr. : Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan, bir yüzü sırlı ve türlü desenlerle bezenmiş, pişmiş balçıktan levha.] ile/ve/||/<>/< FAENZA(İTALYA)

FES ile/ve/||/<>/< FES(FAS) JEAN ile/ve/||/<>/< GENES/CENOVA(İTALYA)

KALAS[Rom.]: Kalın biçilmiş uzun tahta. ile/ve/||/<>/< GALATİ(ROMANYA)

KALAMATA[Yun. :Bir tür etli ve büyük zeytin.] ile/ve/||/<>/< KALAMATA(YUNANİSTAN)

KOLONYA[İt. < COLONIA: İçinde limon, lavanta vb. bitkilerin yağı bulunan, hafif kokulu alkollü bir nesne.] ile/ve/||/<>/< COLOGNE/KÖLN(ALMANYA)

KÛFİ[Ar. : Arap yazısının, düz ve köşeli çizgilerle yazılan eski bir biçimi.] ile/ve/||/<>/< KÛFE(IRAK)

MIKNATIS ile/ve/||/<>/< MAGNESIA(YUNANİSTAN)

MİSİNA[İt. < MESSINA : Yapay ve sentetik ham maddeden tek kat çekilmiş, değişik kalınlıkta iplik. ile/ve/||/<>/< MESSINA(İTALYA)

MUSLİN[Fr. MOUSSELINE : Sık dokunmuş, parlak, ince, yumuşak bir kumaş türü.] ile/ve/||/<>/< MUSUL(IRAK)

NİHAVENT[: Klasik Türk müziğinde bir makam.] ile/ve/||/<>/< NİHÂVEND(İRAN)

NİŞABUREK[Fars. : Klasik Türk müziğinde rast makamı ve uşşak makamının buselik "si" perdesiyle oluşmuş bir makam.] ile/ve/||/<>/< NİŞABUR(İRAN)

PARŞÖMEN[Fr. < PARCEMIN]/TİRŞE[Fars. : Yeşil ile mavi arası bir renk/ton.] ile/ve/||/<>/< PERGAMON/BERGAMA(TÜRKİYE)

SPA ile/ve/||/<>/< SPA(BELÇİKA)

TARANTULA[: Sekiz bacaklı, iki kollu bir tür örümcek.] ile/ve/||/<>/< TARANTO(İTALYA) )


- SÖZCÜKLERDE/TERİMLERDE:
KAYNAK ve/||/<>/> OLUŞ ve/||/<>/> SINIRLAMA ve/||/<>/> YAYILMA ve/||/<>/> YERLEŞME

( NEŞ'ET ve/||/<>/> TEKVÎN ve/||/<>/> TAHDÎD ve/||/<>/> İNTİŞÂR ve/||/<>/> İSTİKRÂR )


- SÖZCÜKLERDEN, ANLAMA ULAŞMAK/"GİTMEK" ile/ve/<>/yerine/değil ANLAMDAN, SÖZCÜĞE ULAŞMAK

( Sözlerin ötesine geçmeye çalışın. )

( Sözler, gerçekleri yaratmaz; onlar ya tarif ya tahrif eder. )

( Sözün tamamı, anlamayana söylenilir. )

( Try to go beyond the words.
Words do not create facts; they either describe them or distort. )

( [not] GOING TO MEANING (BASED) FROM WORD vs./and/<>/but GOING TO WORD (BASED) FROM MEANING
GOING TO WORD (BASED) FROM MEANING instead of GOING TO MEANING (BASED) FROM WORD )


- SÖZCÜKLERİN:
KULLANIM BİLGİSİ ile/ve/değil/||/<> KULLANIM ÖZENİ


- SÖZCÜKTEN, ANLAMA GİTMEK ile/yerine/değil ANLAMDAN, SÖZCÜĞE GİTMEK

( Sözlerin ötesine geçmeye çalışın. )

( [not] GOING TO MEANING (BASED) FROM WORD vs. GOING TO WORD (BASED) FROM MEANING
GOING TO WORD (BASED) FROM MEANING instead of GOING TO MEANING (BASED) FROM WORD )


- SÖZCÜKTEN ANLAMA GİTMEK değil/>< ANLAMDAN SÖZCÜĞE GİTMEK

( Yanlışı. >< Doğrusu. )


- SÖZCÜ/LÜK ile SÖZCÜK ile SÖZCÜKLÜ ile SÖZCÜKSÜZ ile SÖZCÜK TÜRÜ ile SÖZCÜK BİLİMİ ile SÖZCÜK BİLİMCİ ile SÖZCÜK VURGUSU ile SÖZCÜK HAZİNESİ


- SÖZDEN ANLA(MA)MAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÖZÜ ANLA(MA)MAK

( Ne yazık ki bazı "zihinler"/"kişiler", sözü anla(ma)sa da sözden anlamaz.[Anlayana kadar zaman tanımak, beklemek gerekir.] )


- SÖZDEN ÖNCEKİ 3 EŞİK:
İYİLİK ve/||/<> İNCELİK ve/||/<> GEREKLİLİK


- SÖZDİZİMİ ile/ve/||/<> ÇİFTEKLEMLİLİK


- SÖZEL ile SÖZEL ÖĞRENME


- SÖZ/KONUŞMA:
"UZAMASIN!" yerine/değil NE KADAR GEREKİYORSA O KADAR KONUŞMAK


- SÖZLERİN ALTINDA KALMAK ile/<> TÜKÜRDÜĞÜNÜ YALAMAK ZORUNDA KALMAK


- SÖZLEŞME/KONTRAT[Fr. < CONTRAT] ile/||/<> SÖZLEŞME/MUKAVELE[Ar. < MUḲĀVELE] ile/||/<> SÖZLEŞME/MUKAVELENAME[Ar. < MUḲĀVELE + Fars. NĀME]


- SÖZLEŞMEDE:
İYİ NİYET ve/||/<>/> SADÂKAT ve/||/<>/> İÇERİK

( Adının geçmesiyle. VE/||/<> İmza atarak. VE/||/<> Uygulayarak. )


- SÖZLÜ KÜLTÜR(/GELENEK) ile/ve/<> YAZILI KÜLTÜR(/GELENEK)

( Göçerlerin. İLE/VE/<> Yerleşiklerin. )

( [daha çok] Doğu'da. İLE/VE/<> Batı'da. )


- SÖZ/LÜ ile NİŞAN/LI

( YAVUKLU: Sözlü, nişanlı. | Sevgili. )

( NAMZET[Fars.]: Aday. | Sözlü, yavuklu. )


- SÖZLÜK:
ANLAM'DA ile/ve FELSEFE'DE


- SÖZLÜK ÇALIŞMALI/OKUMALI!


- SÖZLÜKLEŞMEK ile SÖZLÜ/LÜK ile SÖZLÜK ile SÖZLÜKÇE ile SÖZLÜKÇÜ/LÜK ile SÖZLÜ FİLM ile SÖZLÜ TARİH ile SÖZLÜ KÜLTÜR ile SÖZLÜ SALDIRI ile SÖZLÜK BİRİMİ ile SÖZLÜK BİLGİSİ ile SÖZLÜ SORU ÖNERGESİ


- SÖZÜ/KONUYU/KONUŞMAYI:
DAĞITMAK" ile/ve/değil/||/<> UZATMAK


- SÖZÜ/DÜŞÜNCEYİ/NESNEYİ:
"KALDIRMAK/KALDIR(A)MAMAK" ile/ve "TAŞIMAK/TAŞI(YA)MAMAK"


- SÖZÜ "UZATMAK" ve/<> SABRI ZORLAMAK


- SÖZÜ/KONUYU:
"UZATMAYAYIM" değil UZATMIŞ OLMAYAYIM


- SÖZÜ ...:
"UZATTIM" ile/değil/||/<>/< UZATMIŞ OLABİLİRİM


- SÖZÜ:
YAYMAK ile UZATMAK

( SÖZCÜKLERİ/YAZAÇLARI(HARFLERİ)! )


- SÖZÜN:
BAŞINDA ile/değil/yerine SONUNDA

( "Sadece ..." İLE/DEĞİL/YERİNE "... sadece." )


- Sözün çeşitlerini bilerek KONUŞ!!!


- Sözün farklarını bilerek KONUŞ!!!


- SÖZÜN/KONUŞMANIN:
BAŞINDA SÖYLENİLECEK (OLAN) ile/ve/değil/yerine SONUNDA SÖYLENİLECEK (OLAN)


- Sözünle KONUŞ!!!


- Sözünü tutacak şekilde KONUŞ!!!


- SÖZÜNÜN ARDINDA DURAN ile/ve/değil SÖZÜNÜ, KENDİ TAKİP EDEN


- SPACE BIOLOGY ile/||/<> TERRESTRIAL BIOLOGY

( Space biology uzay koşullarında yaşam süreçlerini incelerken İLE terrestrial biology Dünya koşullarındaki yaşamı inceler )

( Formül: Microgravity effects )


- SPACE FILIGHT[İng.] ile/||/<> VOL COSMIQUE[Fr.] ile/||/<> RAUMFLUNG[Alm.] ile/||/<> UZAY UÇUŞU

( Bir uzay gemisi ya da benzeri olan bir araçla Yer ötesine gitme )

( SPACE FILIGHT )

( VOL COSMIQUE )

( RAUMFLUNG )


- SPACING[İng.] ile/||/<> ÉCARTEMENT[Fr.] ile/||/<> ENTFERNUNG[Alm.] ile/||/<> UZAKLAŞMA

( İki kişi ya da kişi ile nesne arasındaki uzaklığı sağlama hareketi )

( SPACING | REMOTE | ZOOM OUT )

( ÉCARTEMENT )

( ENTFERNUNG )

( ALLONTANAMENTO )

( ΑΠΟΜΆΚΡΥΝΣΗ / απομάκρυνση )


- SPADİKS = YILAN YASTIĞI ŞİŞİ = SPADICE


- SPAGETTİ[İt. < SPAGHETTI] ile/||/<> ÇUBUK MAKARNA


- SPANDREL[İng.] ile/||/<> ÉCOINÇON[Fr.] ile/||/<> ZWICKFELD, ZWICKEL[Alm.] ile/||/<> KÖŞELİK

( Mimarlık Yan yana iki kemer ve kemerler üzerindeki silme arasında kalan üçgen biçiminde duvar bölümü kenar köşeliği kenar tablası )

( SPANDREL )

( ÉCOINÇON )

( ZWICKFELD, ZWICKEL )


- SPANISH :/yerine İSPANYOLCA


- SPAR VARNISH, BARYTES LAKE[İng.] / VERNIS IMPERMÉABLE[Fr.] ile/değil/yerine/= SPAR CİLASI


- SPARGANOTHIS PILLERIANA[Lat.] ile/||/<> DÜRMECE

( Bağlarda tomurcuk yaprak ve salkım yiyerek yaşayan sarımsı gece kelebeği Kiraz ve erik tomurcuğu da kemirir )

( SPARGANOTHIS PILLERIANA )


- SPARSA değil/yerine/= DOKUNMA


- SPASTIC[İng.] ile/||/<> SPASTİK[Fr. < SPASTIQUE]

( 1 Kasların istemsiz ve sürekli kasılmasıyla ilgili olan 2 İstemsiz ve sürekli kasılma gösteren onunla belirgin 3 Spazmın neden olduğu spazma bağlı olan )

( SPASTIC )

( SPASTIQUE )


- SEREBRAL PALSİ:
SPASTİK ile/||/<> DİSKİNETİK ile/||/<> ATAKSİK


- SPASYAL DEZORYANTASYON/SPATIAL DISORIENTATION[İng.] değil/yerine/= UZAMSAL YÖNELIM BOZUKLUĞU


- SPASYAL/SPATIAL[İng.] değil/yerine/= UZAMSAL | MEKANSAL


- SPATIAL TRANSCRIPTOMICS ile/||/<> BULK TRANSCRIPTOMICS

( Spatial transcriptomics doku içi lokalizasyon verirken İLE bulk transcriptomics sadece ifade seviyesi verir )

( Formül: Visium platform )


- SPATULA[İng.] / SPATULE[Fr.] ile/değil/yerine/= SPATÜL


- SPATULA[İt. < SPATOLA] ile KAZAĞI

( Ev işleri, duvarcılık, boyacılık gibi alanlarda kullanılan, bir nesneyi kazımaya, yaymaya yarayan, küçük bir kürek ya da ucu keskin olmayan, bükülebilen bir bıçak biçiminde metal, ağaç, kemik vb. nesnelerden yapılmış araç. İLE Kazımakta ya da temizlemekte kullanılan demir araç. )


- SPATULA[İt. < SPATOLA] ile MALA[Fars. < MÂLE]

( Ev işleri, duvarcılık, boyacılık gibi alanlarda kullanılan, bir nesneyi kazımaya, yaymaya yarayan, küçük bir kürek ya da ucu keskin olmayan, bükülebilen bir bıçak biçiminde metal, ağaç, kemik vb. maddelerden yapılmış araç. İLE Harç alıp sürmeye yarayan, çoğu üçgen biçiminde, yassı, demirden, üstten tahta saplı sıvama aracı. )


- SPATÜLSÜ YAPRAK = VARAK-I MİSVATÎ = FEUILLE SPATULÉE


- SPAZM/SPASM[İng.] değil/yerine/= KASILIM


- SPAZMODİK/SPASMODIC[İng.] değil/yerine/= KASILIMLI


- SPAZMOLİZ/SPASMOLYSIS[İng.] değil/yerine/= KASILIM ÇÖZÜLMESİ


- SPB/SEREBRAL PERFÜZYON BASINCI/ CEREBRAL PERFUSION PRESSURE[İng.] değil/yerine/= BEYİN KANLANMA BASINCI


- SPEAKER[İng.] ile/||/<> KONUŞMACI

( SPEAKER )


- SPEAKER :/yerine KONUŞMACI, HOPARLÖR


- SPEAKER[Fr.] ile/||/<> SPİKER[Fr.]

( Radyo ve televizyonda programları haberleri sunan kimse Arabanın radyosunda spikerin ne kadar şaşkın bir sesi vardı Adalet Ağaoğlu Üç Beş Kişi 230 Spiker dünya başarısından Türkiye nin dış siyasetinden söz ediyordu Orhan Pamuk Cevdet Bey ve Oğulları 375 Komşulardaki açık bir radyodan gelen öğle haberleri spikerinin sesi ağaç dallarına çiçeklere su sızdıran tulumbalara üstünde tünediğim yaban incirinin tüten kokusuna ulaşana dek sözcükler anlamlarını yitiriyordu Füruzan Sevda Dolu Bir Yaz 45 Spiker radyo idaresinin skeç radyo tiyatrosu ve çocuk piyesi bölümlerinde radyofonik temsil yarışması açtığını çocuk temsilinin yabancı bir yazarın eserinden faydalanılarak da yazabileceğini söyledi Oğuz Özdeş Şebnem 140 Şarkı söylemese de sırf bir istasyonda spikerlik etse bile Haldun Taner Tuş 73 Spikerin soğuk yansız sesinin günde birkaç kez Selim in adını yinelemesini işitmese olmuyordu Pınar Kür Yarın Yarın 259 Radyoda spikerin sesi duyulur Oğuz Atay Oyunlarla Yaşayanlar 47 Spiker haberleri okuyordu Ayşe Kulin Sevdalinka 134 )


- SPEAKING THROUGH THE NOSE[İng.] ile/||/<> NASILLEMENT[Fr.] ile/||/<> HIMHIMLIK

( Yumuşak damağın esnek olmaması burun perdesinin eğriliği ve bademciklerin iltihaplanması gibi nedenlerle ortaya çıkan bir konuşma bozukluğu )

( SPEAKING THROUGH THE NOSE )

( NASILLEMENT )


- SPECIAL ASSESSMENT, LOCAL IMPROVEMENT TAX[İng.] ile/||/<> ŞEREFİYE[Ar. < ŞEREFİYYE]

( Bir bölgeye sağlanan altyapı ve bayındırlık hizmetlerinden dolayı taşınmaz mallarının değeri artan kişilerin söz konusu hizmetleri sağlayana yaptıkları vergi benzeri ödeme )

( SPECIAL ASSESSMENT, LOCAL IMPROVEMENT TAX )


- SPECIAL vs. PECULIAR


- SPECIAL :/yerine ÖZEL


- SPECIAL vs./and/also BEAUTIFUL


- SPECIAL/PRIVATE/CONFIDENTIAL vs. SECRET/HIDDEN


- SPECIES[İng.] ile/||/<> ENVA[Ar. < ENVÂʿ]

( Bitkilerden elde edilen parçaların kendileriyle veya diğer bazı maddelerle yaptıkları karışımlara verilen ad )

( SPECIES )


- SPECIES :/yerine TÜR


- SPECIES[İng.] değil/yerine/= TÜR

( Biyolojik sınıflandırmanın en küçük taksonomik birimidir. Kesin sınırlarla çizilmiş bir tanımı bulunmamaktadır ve birden fazla tanımı yapılmaktadır. En yaygın olan "üremeye dayalı biyolojik tür tanımına" göre birbiriyle çiftleşebilen ve verimli döller verebilen canlılar, aynı türe aittir. Ancak bu tanım cinsiyete sahip olmayan tek gözeli canlılar ve alakasız türlerin kolaylıkla çiftleşebildiği bitkiler için kullanılamamaktadır. Bu yüzden, evrimsel farklılıklara, genetik, morfolojik, ekolojik, davranışsal analizlerin sonucunda türlerin belirlenmesine dayanan ve daha kapsamlı olan filogenetik tür tanımı yaygın olarak kabul görmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SPECIFIC GRAVITY[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜL AĞIRLIK


- SPECIFIC :/yerine BELİRLİ, SPESİFİK


- SPECT/TEK FOTON EMISYON BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ/SINGLE PHOTON EMISSION COMPUTERIZED TOMOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= TEK FOTON SAÇILIMLI BİLGİSAYARLI KESITÇEKİM


- SPEECH :/yerine KONUŞMA


- SPEEDER vs./and FACILITATER


- ANALYSE SPECTRALE[Fr.] ile/değil/yerine/= SPEKTRAL ÇÖZÜMLEME


- SPECTRAL INTERFERENCE[İng.] ile/değil/yerine/= SPEKTRAL GİRİŞİM


- SPEKTROFOTOMETRİ/SPECTROPHOTOMETRY[İng.] değil/yerine/= İZGESEL IŞIL ÖLÇÜMÜ


- SPEKTROSKOPİ/SPECTROSCOPY[İng.] değil/yerine/= İZGESEL GÖRÜNTÜLEME


- SPECTROSCOPIC ENTROPY[İng.] ile/değil/yerine/= SPEKTROSKOPİK ENTROPİ


- SPENDING :/yerine HARCAMA


- SPERM ile/ve/<> BELSUYU/ERSUYU

( Sperm, belsuyu/ersuyu içinde varolan bir organizmadır. Günlük dilde daha rahat kullanılan "sperm" sözcüğünde daha çok meni kast edilir. İLE/VE/<> Belsuyu/ersuyu, erilin/penisin boşaldığı(ejakülasyon) anda fışkırarak çıkan, koyu, süt rengine yakın [yapışkan, kopmadan uzayan(lüzûcî[Ar.])] sıvı/mâyi'[Ar.]/sekresyondur[gövde sıvılarının genel adı]. )

( HÜVEYNÂT ile/ve MENÎ/NUTFE )


- SPERM ile SPERMA ile SPERMASIZLIK ile SPERMA ANA HÜCRESİ


- SPERMA ANA HÜCRESİ ile/||/<> SPERMA ANA HÜCRESİ

( sperma tohum gonos yavru Erkek eşey organında spermaları meydana getiren ve mitoz bölünme kabiliyeti olan hücreler Spermatogonyum Erkek eşey organında spermleri meydana getiren ve mitoz bölünme yeteneği olan hücreler spermatogonyum spermatogonium )

( SPERMATOGONIUM )

( SPERMATOGONIUM )

( URSANENZELLEN )


- SPESİFİKASYON/SPECIFICATION[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜLLEME | ÖZGÜL ÖZELLİK


- SPESİYALİTE[Fr. < SPÉCIALITÉ] ile/||/<> ÖZELLİK


- SPHERE PACKİNG ile/||/<> COVERİNG PROBLEM

( Sphere packing maksimal yoğunluk, covering minimal örtme. )

( Formül: Maximum density İLE minimum cover )


- SPHYGMO- ile/||/<> -CROTİC

( Nabız. İLE/||/<> Belirli tipte nabız, nabız. )


- SPİKER, TELEVİZYON SPİKERİ, HABER SPİKERİ, | TAKDİMCİ, PROGRAM TAKDİMCİSİ | SUNUCU ile/||/<> SUNUCU

( TV 1 Televizyon haberlerini haber izlencesini okuyan sunan kimse 2 Televizyon yayınlarında bir izlenceyi genellikle eğlence izlencesini sunan izlenceyi yorumlayan izleyici önünde gerçekleştirilen izlencelerde izleyicilere seslenen kimse Sanatçıları ve gösterileri seyirciye tanıtan görevli )

( 1. SPEAKER, ANNOUNCER, NEWS ANNOUNCER (READER, CASTER), 2. PRESENTER, ANCHORMAN, LINKMAN (A.) | ANNOUNCER | SERVER )

( 1. ANNONCEUR, SPEAKER(-INE), TÉLÉSPEAKER(-INE), PRÉSENTATEUR(-TRICE), LEC-TEUR(-TRICE), 2. ANFMATEUR(-TRICE), PRÉSENTATEUR(-TRICÉ) (DE PROGRAMME) | PRÉSENTATEUR )

( 1. SPRECHER (-IN), ANSAGER(-IN), FERNSEHANSAGER(-IN), FERNSEHSP-RECHER(-IN), NACHRICHTENSPRECHER(-IN), TAGESCHAUSPRECHER(-IN), 2. ANSAGER(-IN), PRÄSENTATOR, MODERATOR | ANSAGER )


- SPİKER[İng. SPEAKER] =

( İngilizce "Speaker" yani "Konuşan" demektir. "Parlamento Sözcüsü" için kullanılan özel bir görevin adıdır. )


- SPİLLOVER ile/||/<> SİNERJİ

( Spillover H₂ metal→destek İLE sinerji iki metal işbirliği. )

( Formül: Taşınma İLE etkileşim )


- SPIN WAVE[İng.] / ONDE DE SPIN[Fr.] ile/değil/yerine/= SPİN DALGASI


- ÉTIQUETTE DE SPIN[Fr.] ile/değil/yerine/= SPİN ETİKETİ


- SPIN ICE ile/||/<> SPIN GLASS ile/||/<> SPIN LIQUID

( Geometrik frustrasyon. )

( Formül: S = kB ln(3/2)^N )


- ISOMÈRE DE SPIN[Fr.] ile/değil/yerine/= SPİN İZOMERİ


- MÉTHODE D'ÉCHO DE SPIN[Fr.] ile/değil/yerine/= SPİN YANKI YÖNTEMİ


- ONDE DE DENSITÉ DE SPIN[Fr.] ile/değil/yerine/= SPİN YOĞUNLUK DALGASI


- MULTIPLET SPIN-ORBITE[Fr.] ile/değil/yerine/= SPİN-YÖRÜNGE ÇOKLUSU


- COUPLAGE SPIN-ORBITE[Fr.] ile/değil/yerine/= SPİN-YÖRÜNGE ETKİLEŞMESİ


- SPİN ile/||/<> ORBİTAL ile/||/<> TOPLAM

( Parçacığın hareketinden bağımsız, içsel açısal momentumudur; klasik karşılığı yoktur, yarım ya da tam tamsayı değer alır (elektron için 1/2), parçacığa özgü değişmez bir niteliktir. @@ Parçacığın uzaydaki hareketinden, bir merkez çevresinde dolanmasından doğan açısal momentumdur; klasik L = r × p'nin karşılığıdır, kuantum sayısı yalnızca tamsayı değer alır. @@ İlk ikisinin vektörel toplamıdır (J = L + S); korunan asıl büyüklük budur, atom spektrumlarındaki ince yapı bu birleşimden doğar. İlki içsel, ikincisi hareketten, üçüncüsü ikisinin birleşimidir. )


- SPINAL[İng.] değil/yerine/= OMURGAYLA İLGILİ | DİKENSİ


- SPİNEL ile/||/<> RODONİT

( Çeşitli renklerde bulunabilen bir mineral. İLE/||/<> Pembe ve siyah renkli bir mineral. )


- SPINEL[İng.] / CANDITE, SPINELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= SPİNEL


- SPINESCENCE[İng.] değil/yerine/= DİKENLİ YAPILAR

( Diken gibi sivri, çatal ucuna benzer uzantılar için genel bir terim.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SPINOZ/SPINOUS[İng.] değil/yerine/= DİKENSİ (ÇIKINTI)


- SPINOZA SİSTEMİ ile DESCARTES SİSTEMİ ile LEIBNIZ SİSTEMİ


- SPINY LOBSTER[İng.] ile/||/<> LANGOUSTE[Fr.] ile/||/<> PALINURUS VULGARIS[Lat.] ile/||/<> STACHELHUMMER[Alm.] ile/||/<> LÂNGUST

( Kabuklular Crustacea sınıfının on ayaklılar Decapoda takımından 3040 cm kadar uzunlukta ikinci duyargaları vücut boyundan daha uzun karapaksının üstü diken ve tüylerle kaplı yenen bir eklem bacaklı cinsi Böcek )

( SPINY LOBSTER )

( LANGOUSTE )

( STACHELHUMMER )

( PALINURUS VULGARIS )


- SPIRANS[İng.] ile/değil/yerine/= SPİRANLAR


- SPLINT[İng.] ile/||/<> ATEL[Fr. < ATTELLE]

( Kırık kemik vb sarmaya yarayan ince tahta veya ona benzer sert madde splint )

( SPLINT )

( ATTELLE )


- SPLIT :/yerine BÖLMEK, AYIRMAK


- SPLIT[İng.] değil/yerine/= YARILMA | ÇİFTLENME | INCE DİLIM


- SPONSOR, (ABD) BACKER[İng.] ile/||/<> COMMENDITAIRE[Fr.] ile/||/<> KOMMANDITIST, GESELLSCHAFTER[Alm.] ile/||/<> SİPARİŞÇİ

( Sinema TV Belirli koşulları taşıyan bir filmin ya da televizyon izlencesinin gerçekleştirilmesini parası karşılığı isteyen kimse )

( SPONSOR, (ABD) BACKER )

( COMMENDITAIRE )

( KOMMANDITIST, GESELLSCHAFTER )


- SPONSOR[İng. < SPONSOR] ile/||/<> DESTEKLEYİCİ


- SPONSOR[İng.] ile SAKMAN/DESTEKÇİ/REKLÂM VEREN/DÜŞ ORTAĞI