Bugün[26 Mayıs 2026]
itibarı ile 37.593 başlık/FaRk ile birlikte,
37.593 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(93/152)


- MECLİS ARAŞTIRMASI ile MECLİS SORUŞTURMASI


- MECLİS-İ ÂYÂN ile/||/<> MECLİS-İ MEBÛSAN

( Kanun-ı Esasi'ye göre Meclis-i Mebusan'ın kabul ettiği yasaları denetleyen meclis.[Üyeleri Sultan tarafından seçilirdi.] İLE/||/<> Osmanlı Millet Meclisi. )


- MECMA'-ÜL-BAHREYN ile ...

( İKİ DENİZİN KAVUŞTUĞU NOKTA | KABE KAVSEYN MERTEBESİ )


- MECMÂ[Ar.] değil/yerine/= YIĞINAK

( Bir şeyin biriktiği yer. | Bir şeyin, bir yerde çokça birikmesi, tecemmu, tahaşşüt. | Birgözeli bitkilerin biraraya gelerek oluşturdukları küme. )


- MECMÛAN ile/||/<> MECMÛU

( Toplu olarak, toptan. İLE/||/<> Tümü, tamamı. )


- MECNÛN[Ar. < CİNN | çoğ. MECÂNÎN] ile Mecnûn[Ar.]

( Çıldırmış, deli, divâne. | Delice seven, tutkun. İLE Leylâ ile Mecnûn öyküsünün, erkek kahramanı. Kays. )


- MECNÛN-I MUTBİK ile MECNÛN-I GAYRİ MUTBİK

( Deliliği, tüm zamanını kaplayan. İLE Bazen mecnun olup, bazen iyileşen. )


- MECZÛB ve/||/<>/> DİLEKÇESİ...

( 1965 yılında vefât eden, Elazığ Tımarhanesi'ndeki bir meczubun (ortadaki) Allah'a yazdığı mektubu...

“Ben, dünya Kürresi, Türkiye karyesi ve Urfa Köyü'nden, (El-Aziz --Elazığ) Tımarhanesi (Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi) sakinlerinden; ismi önemsiz, cismi değersiz, çaresiz ve kimsesiz bir abdi acizin, ahir deminde misafiri Azrail’i beklerken, Başhekimlik üzerinden, Hâkimler Hakimi'nin dergâh-ı Ulûhiyetine son arzuhâlimdir:

Ben, gam(dertlilik) deryasında, fakirlik vatanında, horluk ve rezillik kaftanında, SULTAN yapılmışım.

Meyvelerden, dağdağana; çalgılardan, ney-kemana kapılmışım… Benim yatağım, akasya dikeninden; yorganım, kirpi derisinden farksızdır. Kalbim, Ayizman’ın(Hitlerin işkenceci Nazi Komutanı) fırını ve Sahrâ'nın çöl fırtınasıdır.

Ruhum, âşık-ı Hüdâ Mahbûb peresttir, lâkin aklım, kaderin cilvesi ve talihin sillesiyle gûresttir(gel-gittir).

Bana gelen, derd ü gamın kilosu beleştir. Nerede bir güzel varsa, bana karşı keleştir(yüz vermez, cesâretlidir), tüm yiğitler de bana hep ters ve terestir.

Aylar geçti, tek temizliğim, gözyaşıyla ve kara toprakla aldığım teyemmüm abdesttir. Yani, içtiğimiz, kezzap suyu; mezemiz ise ateştir.

Ol Resûl-i zişân ve Sultân-ı dü-cihân: “Cenâb-ı Allah’ın, insanları, dünya; dünyayı ise insan için yarattığını; Ruhları, vucud için, vucudları ise ruhlar için yarattığını; erkekleri, kadınlar; kadınları, erkekler için yarattığını; Cennet'i, mü’min kullar, mü’min kulları da Cennet için yarattığını; cehennemi, inkârcılar ve münâfıklar, inkârcıları ve münâfıkları da cehennem için yarattığını” hadisleriyle haber vermiştir.

Peki, acaba, benim gibi meczub divâneleri ne maksatla halk etmiştir? Bilen babayiğit, meydana çıkıp söylesin...

Allah, sana iman verdi, sen, tuğyan edersin; O in’am etti, sen, küfran(nankörlük) edersin; O, ikram etti, sen, inkâr edersin; O, ihsân etti, sen, isyân edersin; bir de kalkıp bana deli divâne diye bühtân edersin!...

Bu söylediklerimin hepsi, ruhumun içinde cenk etmektedir. Eğer, dilekçemin yanıtı gelirse bu manevralar sona erecektir.

Şimdi, adresimi arz ediyorum: Kur’ân’ı geldiği yere, yine Kur’ân’ı getiren, geri taşısın. Madem ki, ahkâmı ve ahlâkı kalmadı, Kur’ân’ın kâğıdı ve yazısı neye yarasın?! Tâ ki, Hz. Muhammed Mehdi (A.S) gelince, yeniden okunup yaşansın!

Ey, zerrelerden kürrelere, yerlerden göklere, tüm âlemlerin Rabbi!...

Ey, cemâdî, nebâtî, hayvanî, insanî, ruhanî ve nuranî, her şeyin ve herkesin yegâne sahibi!...

Ey, iman ve şuur ehl-i kalplerin, en yüce habîbi!...

Ey, dertli bedenlerin, kederli gönüllerin ve yaralı yüreklerin tabîbi!...

Ben, bi-çâre kulun ki; garipler garîbi, hüzünlerin esîri, zulümlerin mustarîbi, öksüz, yetim ve sahipsiz bir tımarhane delisi...

Ama kutsî muhabbet ve hasretinin divânesi!...

Herkesi ve her şeyimi elimden aldın ama sana sığındım, aşkına sarıldım, yegâne Sen kaldın!... Yurdumdan, yuvamdan, evimden, barkımdan ayırdın, gurbete ve hasrete saldın. Ama onları ararken, Sana ulaştım, sevdâna daldım! Böylece, fânî ve hayalî görüntülerden kurtarıp hakîkî tecellîne mazhar kıldın.

Yüceler yücesi Rabbim, Efendim!

Hakk'tan saparak ve haddimi aşarak, hâşâ, Sen'den, Burak bineği, Cebrail seyisi, Sidret'ül Münteha menzili, cümle mahlûkâtın en şereflisi, Rahmân'ın en mükemmel tecelli ve temsilcisi… Kâinâtın fahrî ebedîsi, Âhir zaman Nebî'si ve Mehdî'si, Levh-i Mahfûz'un tercümanı ve tebliğcisi, Efendiler efendisi, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem’in) Mahbubiyeti'ni mi istedim?...

Hanif Din'in üstadı ve nice Nebîlerin atası, Hz. İbrahim’in, halîliyetini; Hz. Süleyman’ın, saltanat ve servetini; Hz. Musa’nın, Celâdet ve cesâretini; Hz. İsa’nın ruhanîyetini mi istedim?...

Hz. Ebû Bekir Sıddık’ın, yüksek fazîlet ve kurbiyyetini; Hz. Ömer'ül Faruk’un, dirâyet ve teslimiyetini; Hz. Osman-ı Zinnureyn'in, asâlet ve sehâvetini; Hz. Aliy'ül Murtaza’nın, ilim ve velâyetini mi istedim?...

Senden, mülk-ü-hâkimiyet, şan-ü-şöhret, mal-ü-servet mi talep ettim? Senden, vucuduma sıhhat ve âfiyet; aklıma ziyâ ve selâmet; hayatıma, huzur ve istikâmet dilendiysem, bunlar için de bin kere tevbe ettim!

Çünkü, Şeriât'ın iptal, Tarikât'ın ihmal, Hakîkât'ın ihlâl ve mü’minlerin iğfâl edildiği bir zillet ve rezâlet döneminde, bana, akıl ve mükellefiyet verseydin, bu, sadece benim mesûliyet ve mahzûniyetimi ziyâdeleştirecekti!

Sultan'ım Efendi'm!

Ben, Senden, sadece, seni istedim; pahası, elbet böyle yüksektir ve tüm sevdiklerimi ve sahiplendiklerimi uğruna fedâ etmektir.

Rabbim, elbet vardır hikmeti ki, bu kuluna, böyle zillet ve zahmet çektirirsin. Ben, hâşâ, itiraz değil naz ederim ama umarım, Sen, niyâz kabul edersin.

Aile efrâdımı, akl-ı izânımı alıp beni hicrâna saldın. Ama yine de şükür; ya akıllı kalıp ama hâin ve hilekâr olaydım...

Ya varlıklı kalıp ama zâlim ve sahtekâr olaydım...

Ya âlim ve saygın kalıp ama gâfil ve riyâkâr olaydım...

Ya arkalı etraflı kalıp ama azgın ve zulümkâr olaydım...

Ya sağlıklı sefâlı kalıp ama sapıtmış, ahlâksız ve vicdansız olaydım!...

Derd-ü-belâ ki, sabredenlerin vesile-i mirâcıdır. Mü'minler, kalbimin tâcı; mücrimler, rahmetin muhtâcı; münkirler, hikmetin icabı; Sâdık ve âşık, ehl-i cehd adâletin ilâcıdır. Velâkin, bu münâfık, hain ve zâlimler ise çıban başıdır, akrep gibi sancıdır; şerefli insana, helâli dışında tüm kadınlar, kızlar, ana-bacıdır.

Ey Rabbim, Efendi'm!

Malûm-u âlîniz ve yüce takdirinizdir ki; ne özenli-bezekli elbiselerle gezdiğim bayramlarım oldu… Ne onurlu ve huzurlu seyahatlerim ve seyranlarım oldu… Ne etrafımda hizmet ve rağbet gösteren dostlarım ve hayranlarım oldu!...

Lezzet ne imiş, izzet ne imiş ve fazilet ne imiş tatmadım; ama şikâyet şekâvettir; tüm bu fânî ve fenâ nimetlerin asıl sahibi olan Padişahlar Padişahı'nı buldum...

Beni, yoktan var ettin, iman ve hidâyet buyurup varlığından haberdar ettin, ama aklımı alıp kulunu, bi-karar ettin. Sana, sonsuz şükürler olsun!...

Şimdi, son dileğim, beni yanına al ve bir daha huzurundan ve sonsuz nûrundan ayırma, ne olursun!

Umarım, bu dilekçeyi yazdım diye bana darılmazsın; çünkü, Zâtından gayrıya yalvarıp yakarmanın, ŞİRK olduğunu buyurdun!

Selâm ve dua ile... )


- MEDÂİN/MEDÂYİN[Ar. < MEDÎNE] ile MEDÂYÎN[Ar. < MİDYÂN] ile Medâin[Ar.]

( İller/kentler. [BÜLDÂN < BELD/BELDE] İLE Borca saplanmış, sürekli borç alan kişiler. İLE Eski İran'da, Dicle etrafında, yedi kentin adı olup, İslâm fetihleri sırasında, başkent konumundaydı. )


- MEDÂR[Ar. < DEVR] değil/yerine/= DÖNENCE | DAYANAK


- MEDÂR-I İFTİHÂR değil/yerine/= ÖVÜNME NEDENİ/ARACI, ÖVÜNÇLÜK, KIVANÇLIK


- GEL-GİT/MED-CEZİR:
DÜNYADA ile/ve/<> GÜNEY ÇİN DENİZİ'NDE

( ... İLE/VE/<> Her 6 saatte bir gerçekleşmektedir. Borneo Adası'ndaki, Malezya'nın Sarawak eyaletindeki Sarawak Irmağı'nın akış yönünün bile değişmesine neden olmaktadır. )


- MEDENİYET ve FELSEFE-BİLİM


- MEDICAL FUTILITY[İng.] değil/yerine/= BOŞA SAĞALTIM


- MEDICAL :/yerine TIBBİ


- MEDİKAL ETİK/MEDICAL ETHICS[İng.] değil/yerine/= TIP ETİĞİ


- MEDİKAL/MEDICAL[İng.] değil/yerine/= TIBBİ


- MEDİKAL ONTOLOJİ/MEDICAL ONTOLOGY[İng.] değil/yerine/= TIBBİ VARLIKBİLİM


- MEDİNE ile/ve/<> MEDİNTA

( Mahkemenin olduğu yer. İLE/VE/<> Kaleyle korunmuş yer. )


- MEDİYAL/MEDIAL[İng.] değil/yerine/= İÇ YAN


- MEDİYAN DÜZLEM/MEDIAN PLANE[İng.] değil/yerine/= ORTA HAT DÜZLEMİ


- MEDİYAN/MEDIAN[İng.] değil/yerine/= ORTANCA


- MEDLER ile/ve/<>/> PERSLER


- MEDRESE TALEBELERİ:
DÂHİL ve/> ÂLİM ve/> FÂZIL ve/> KÂMİL


- MEDRESE ile/||/<> AÇIK MEDRESE ile/||/<> KUBBELİ MEDRESE ile/||/<> RASATHANE

( Yüksek düzeyde öğretim kurumu. Bu amaçla yaptırılmış mimarlık eserleri Anadolu önünde genellikle açık avlulu, Anadolu'da ise avlusunun üstü açık ve kapalı olmak üzere iki tipte gelişmiştir. Kaynağında IX - XI. yüzyıl Horasan bölgesi mimarisinin bulunması olasıdır. İLE/||/<> İç avlusunun üstü açık olan medreseler için kullanılan bir tanımlama biçimi. İLE/||/<> İç avlusunun üstü örtülü olan medreseler. İLE/||/<> Gözlemevi. Gökbilimi için kullanılan medrese türü. )


- MEDRESE ile/ve/değil/||/<>/> KÜLLİYE

( İlk medrese: NİZÂMİYE MEDRESESİ [1066] )

( OSMANLI MEDRESELERİ - CAHİT BALTACI kitabını okumanızı salık veririz. )

( Genellikle İslâm dini kurallarına uygun bilimlerin okutulduğu, müslüman ülkelerde orta ve yüksek öğretimin yapıldığı eğitim kurumlarının genel adı. Medrese sözcüğü, "ders" kökünden gelir. [Ders verenlere müderris, yardımcılarına muid, okuyanlara danışmend, sohta ya da talebe adı verilir] | Kendine özgü bir mimarisi olan, üstü açık ya da kapalı geniş bir avlu çevresinde talebelerin yatıp kalkması, ders çalışması için inşâ edilmiş odalardan oluşan yapı. | Fakülte. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Bir caminin çevresinde, cami ile birlikte kurulmuş medrese, imâret, sebil, kütüphane, hastane gibi yapıların tümü. )


- MEDRESE ile/ve/<> MAHDARA

( ... İLE/VE/<> Moritanya'da, medreselere verilen ad.[Ülkenin milli kültür ve dilinin korunmasında önemli bir rol oynamaktadır.] )


- MEDRESE ile MEDRESELİ


- MEDRESE ile/ve MİDRAŞ ile/ve VİHARA

( İslâm'da. İLE/VE Yahudilik'te. İLE/VE Budizm'de. )

( Medreselerin kurulmasında ve Selçuklular zamanında Vihara'ların etkisi olmuştur. )

( ANADOLU MEDRESELERİ (2 CİLT) - METİN SÖZEN'in kitabından yararlanabilirsiniz. )


- MEDRESE ile MÜLÂZIMİYE MEDRESELERİ


- MEDRESE ile/ve SAHN-I SEMAN MEDRESELERİ


- MEDRESE ile/ve/<> TEKKE

( Senin dışındakiler. İLE/VE/<> Sendekiler. )


- MEDRESE ve/ TEKKE(/TEKYE/TAKİYE) ve/ ZÂVİYE ve/ DERGÂH

( İlim. VE Simgesel anlatım. VE Açı. VE Sohbet, insan sevgisi. )


- MEDRESE ile/ve TETİMME(TAMAMLAMA/HAZIRLIK) MEDRESELERİ


- MEDRESELER ile/ve PAGODA(BUDİST TAPINAKLARI)


- MEDYA ile MEDYACI/LIK ile MEDYA GRUBU ile MEDYA STARI ile MEDYA CAMİASI ile MEDYA MAYDANOZU


- MEETING :/yerine TOPLANTI


- MEFÂHİR[< MEFHAR] ile ...

( İFTİHAR EDİLECEK, ÖVÜNÜLECEK ŞEYLER )


- MEFHAS[Ar. | çoğ. MEFÂHİS] ile ...

( Kuş yuvası. )


- MEFHUM-U MUHALİF değil/yerine/= KARŞIT KAVRAM


- MEFKÛRE[< FİKR]:
ÜLKÜ -<


- MEFKÜRE ile MEFKÜRECİ/LİK


- MEFKÛREVÎ[Ar.]/IDEAL[İng., Alm., İsp.]/IDÉAL[Fr.] değil/yerine/= ÜLKÜ/SEL


- MEFRÛG[Ar. < FERÂĞ | çoğ. MEFÂRÎG] ile MEFRÛK[Ar. < FARK | çoğ. MEFÂRÎK] ile MEFRÛK[Ar.]

( Başkasına bırakılmış, ferâgat edilmiş. İLE Ayrılmış, araya başka bir şey girmiş, tefrîk edilmiş. İLE Uğulmuş. | Safranla boyanmış şey. )


- MEFSÛH/A[Ar. < FESH] ile MEFŞÛ'[Ar.]

( Yürürlükten kaldırılmış, hükümsüz bırakılmış, fesh olunmuş. | İptal edilmiş, çalışmaz duruma getirilmiş. İLE Duyulmuş, yayılmış, açıklanmış, ifşâ edilmiş. )


- MEFTÛH[< FETH] değil/yerine/= AÇILMIŞ, AÇIK, FETHEDİLMİŞ | ELE GEÇİRİLMİŞ


- MEGALİT ile/||/<> KÜLLİYE

( Prehistorik çağlardan itibaren Ege çevresinde uygulanmış, kısa tarafından giriş bulunan ön olan dehliz ve dikdörtgen bir odadan oluşan ev biçimi. Yunan tapınağının ilk örneği. İLE/||/<> Değişik işlevli yapılardan oluşan yapılar topluluğuna verilen ad. )


- MEGAOHM[İng.] / MÉGAOHM[Fr.] / MEGAOHM[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAOHM


- MEGATON[İng.] / MÉGATONNE[Fr.] / MEGATON[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGATON


- MEGATON[Fr., İng.] ile MEGAVAT[Fr., İng.]

( Bir milyon ton değerinde kütle birimi. [Simgesi: Mt] | Nükleer bir bombanın ya da merminin gücünü ölçmeye yarayan birim. İLE Bir milyon vat değerinde elektrik güç birimi. [Simgesi: MW] )


- MEGATRON[İng.] / MÉGATRON[Fr.] / MEGATRON[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGATRON


- MEGAWATT ELECTRIC[İng.] / MÉGAWATT ÉLECTRIQUE[Fr.] / MEGAWATT-ELEKTRISCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAVAT ELEKTRİK


- MEGAWATT THERMAL[İng.] / MÉGAWATT THERMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MEGAVAT ISIL


- MEGAWATT-THERMISCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAVAT-TERMAL


- MEGAWATT[İng.] / MÉGAWATT[Fr.] / MEGAWATT[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAVAT


- MEGAVOLT[İng.] / MÉGAVOLT[Fr.] / MEGAVOLT[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAVOLT


- MEĞERSE/M değil MEĞER


- MEHÂBET[Ar. < HEYBET] ile ULULUK, KORKUNÇLUK, AZÂMET; BÜYÜK GÖRÜNME


- MEHABET ile MEHABETLİ


- MEHİL ile MEHİL MÜDDETİ


- MEHMED AĞA ÇEŞMESİ (KEMERALTI ÇEŞMESİ) ile MEHMED AĞA SEBİLİ

( Üsküdar'da, Valide-i Atik Mahallesi'ndedir. İLE Bayezıd, Çarşıkapı'dadır. )

( 1583'te, Dârüssaâde Ağası Mehmed Ağa tarafından. İLE XVI. yüzyılda, Kızlar Ağası Mehmed Ağa tarafından. )


- MEHMED II TÜRBESİ (FATİH TÜRBESİ) ile MEHMED III TÜRBESİ ile MEHMED V TÜRBESİ

( Fatih Camii bahçesindedir. İLE Ayasofya'nın ön bahçesindedir. İLE Eyüp, Boyacı Sokak'tadır. )

( 1784 [1766 depreminde yıkılmasından dolayı ikinci kez yapılmış halidir.] İLE 1604 [Mimar Dalgıç Mehmed Ağa yapıtıdır.] İLE 1910 [Mimar Kemaleddin yapıtıdır.] )


- MEHMET ŞAM ANADOLU TİCARET VE TİCARET MESLEK LİSESİ :

( 1979'da inşâ edilen bina Zübeyde Hanım İlkokulu olarak eğitime başlandı. 1991'de Ticaret Lisesine dönüştürüldü ve 1996'ya kadar hizmet verdi. 1966'da okulun ismi Mehmet Şam olarak değiştirildi ve genel lise haline getirildi. 1998/1999 ders yılından itibaren Mehmet Şam Ticaret Meslek Lisesi olarak eğitim ve öğretim vermeye başlayan okul 2008'de Sarıyer Şifasuyu mesiresi ile Çırçırsuyu mesiresinin üst kısımlarında yapılan yeni binasına taşındı. )


- MEHMET ŞAM TİCARET MESLEK LİSESİ :

( 1979'da inşâ edilen bina Zübeyde Hanım İlkokulu olarak eğitime başlandı. 1991'de Ticaret Lisesine dönüştürüldü ve 1996'ya kadar hizmet verdi. 1966'da okulun ismi Mehmet Şam olarak değiştirildi ve genel lise haline getirildi. 1998/1999 ders yılından itibaren Mehmet Şam Ticaret Meslek Lisesi olarak eğitim ve öğretim vermeye başlayan okul 2008'de Sarıyer Şifasuyu mesiresi ile Çırçırsuyu mesiresinin üst kısımlarında yapılan yeni binasına taşındı. )


- MEHMETÇİK ÇEŞMESİ :

( Yenimahalle Pazarbaşı Caddesi üzerindeki Jandarma Karakolunun ön cephe duvarındaydı. 1998 yılında Jandarma Karakolunun bahçe duvarları onarılırken, uzun bir zamandır suyu akmayan çeşme kaldırıldı. Buna karşın, karakolun arka bahçesine yeni bir çeşme yapıldı. Bu halka açık olmayan ve sadece askeri birliğin ihtiyacını karşılayan çeşmenin her hangi bir özelliği yok. Kitabesinde şöyle yazıyor: Mehmetçik Çeşmesi: Yerleri, gökleri yaratan Allah/ Mal verme, mülk verme, han verme bana/ Mehmedim doğuda şehit olurken/ Yatakta çıkacak can verme bana" (30.8.1998). )


- MEHR-İ MUACCEL[Ar.] ile MEHR-İ MÜECCEL[Ar.]

( Nikâhta, kız tarafına verilen ağırlık, para, başlık, kalın. İLE Boşanma ya da ölüm durumunda, kız tarafına verilmesi, nikâhta kararlaştırılmış olan bedel. )


- MEHVEŞ[Ar. çoğ. MEHÂVİŞ] ile MEH-VEŞ[Ar.]

( Karışık ve kalabalık yer. İLE Ay gibi. )


- MEKÂN[Ar. < KEVN | çoğ. EMÂKİN, EMKİNE] ile/ve/< MESKEN[Ar. < SÜKÛN | çoğ. MESÂKİN]

( Yer, mahal. | Ev, oturulan yer. | Uzay. İLE/VE Sakin olunacak, oturulacak yer, oturulan ev. )


- MEKÂN ve/<> GEZİ/NTİ

( BERÂY-İ TENEZZÜH[Fars.]: Gezinti için. )


- MEKÂN ile/ve HAREKET

( HAREKET: GEÇMİŞ-ŞİMDİ-GELECEK'İN BÜTÜNLÜĞÜ )

( TOPOS/KHORA İLE/VE ... )


- MEKÂN[Ar.] ile MEKÂNET[Ar.]


- MEKÂN ve ZAMAN ve HAREKET

( PLACE and TIME and MOVEMENT )


- MEKÂNDA BULUNMAK ile ... İÇİNDE OLMAK


- MEKÂNDA ile/ve ZAMANDA

( Yanyanalık vardır. İLE/VE Art ardalık vardır. )


- MECHANICAL UNITS[İng.] / UNITÉS MÉCANIQUES[Fr.] / MECHANISCHE MASSEINHEITEN[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK BİRİMLER


- MEKÂNİK DAYANIŞMA ile/ve DAYANIŞMA


- MEKANİK DİZGE ile/ve/<> ORGANİK DİZGE

( Bütün için. İLE/VE/||/<> Hem kendi, hem de düzen için. )

( MECHANICAL SYSTEM vs./and ORGANICAL SYSTEM )


- DUYULAR'DA:
MEKANİK ile/ve/<> KİMYASAL ile/ve/<> TERMAL ile/ve/<> ELEKTROMANYETİK


- MEKANİK ENERJİ[İng. MECHANICAL ENERGY] ile/||/<> MEKANİKÇİLİK[İng. MECHANISM]

( Bir cismin ya da sistemin kinetik ve potansiyel enerjilerinin toplamıdır.[1] Yani bir cismin hem hareketinden hem de konumundan dolayı sahip olduğu enerjilerin bütününe mekanik enerji denir. @@ Bütün olayları mekanik nedenlerle açıklama anlayışı. Bilgi, niteliksel farklılıkları saptamakla başlamış ve buna niceliksel farklılıkları eklemekle gelişmiş. Mekanikçilik, tek yanlı bir görüşten doğmuş, niteliksel farklılıklar niceliksel farklılıklara indirgenerek bütün değişmeler bunlarla açıklanmaya çalışılmış.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KUDRET-İ MİHANİKİYE[Osm.] / MECHANICAL ENERGY[İng.] / ÉNERGIE MÉCANIQUE[Fr.] / MECHANISCHE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK ENERJİ


- MEKANİK FELSEFE'DE:
DESCARTES ile/ve LEIBNIZ ile/ve NEWTON


- MECHANICAL ENTRAPMENT[İng.] ile/değil/yerine/= MEKANİK HAPSETME


- MEKANİK İLE ELEKTROMANYETİK İLE MADDE ile/||/<> DALGA SINIFLARI

( Üç temel dalga kategorisi. )

( Formül: λ = h/p (de Broglie) )


- MECHANICAL MASS[İng.] / MASSE MÉCANIQUE[Fr.] / MECHANISCHE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK KÜTLE


- MEKANİK MÜHENDİSLİĞİ değil/yerine/= İŞLEYBİLİM ÖLÇMENLİĞİ


- OHM MÉCANIQUE[Fr.] / MECHANISCHES OHM[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK OHM


- SİNDİRİM:
MEKANİK ile/ve/||/<>/> KİMYASAL


- MECHANICAL EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT MÉCANIQUE[Fr.] / MECHANISCHER WIRKUNGSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK VERİM


- MEKANİK değil/yerine/= DÜŞÜNMESİZ


- MEKANİK ile/ve İKİLİK


- İLM-ÜL HİYEL[Osm.] / MECHANICS[İng.] / MÉCANIQUE[Fr.] / MECHANIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK


- MEKANİK değil/yerine/= İŞLETSEL


- MEKANİK değil/yerine/= İŞLEYBİLİM


- MEKANİK ile/ve/||/<> KİNEMATİK[Fr. < CINEMATIQUE]

( ... İLE/VE/||/<> Nesnelerin hareketlerini yörünge, hız ve ivme vb. konular bakımından inceleyen mekanik kolu. )


- MEKANİK ile/ve MATEMATİK

( Hareket. İLE/VE Biçim. )

( MECHANICS vs./and MATHEMATICS )


- MEKANİK ile MEKANİKÇİ/LİK


- MEKANİK[Fr. < Yun.] ile MEKANİZE[Fr.] ile MEKANİZMA

( Kuvvetlerin özdekler ve devinimler üzerine etkisini inceleyen fizik dalı. | Denge ve devinim kurallarıyla ilgili. | El ya da makine ile yapılan. | [mecaz] Düşünmeden yapılan. İLE Savaş ve taşıma gereçleriyle donatılmış kıta ya da birlik. İLE Belirli bir sonuca ulaşmak için karmaşık bir biçimde düzenlenmiş organ ya da parçalar bileşimi, düzenek. | Örgenlerin işleyiş biçimi. | Ateşli silahların işlemesini sağlayan mekanik bölüm. | [mecaz] Oluş, ortaya çıkış, işleyiş. )


- MEKANİK ile ORGANİK


- MEKANİK ile OTOMATİK

( MECHANICAL vs. AUTOMATIC )


- MEKANİK/Çİ/LİK/MEKANİZM değil/yerine/= İŞLEYSEL/Cİ/LİK


- MEKANİK/LEŞTİRME ile/ve/||/<>/> MATEMATİK/LEŞTİRME


- MEKANİKTE:
NEWTON ile/ve/||/<>/> LAGRANGE

( )


- MEKANİZE ile MEKANİZASYON ile MEKANİZE BİRLİĞİ


- MEKANİZMA/MECHANISM[İng.] değil/yerine/= DÜZENEK


- MEKANİZMA değil/yerine/= DÜZENEK


- MEKANİZMA değil/yerine/= İŞLEYİŞ


- MEKANİZMA ile/değil METABOLİZMA[Fr. < Yun. METABOLE: Değişme.]

( ... İLE/DEĞİL Canlı organizmada ya da canlı gözelerde, hareketi, enerjiyi sağlamak için oluşan, dirimbilimsel ve kimyasal değişimlerin tümü. )


- MEKANİZMA/SİSTEM/TERTİBAT/MAKİNE değil/yerine/= DÜZENEK


- MEKARÎS[Ar. < MIKRÂS]["ka" uzun okunur] ile MEKARÎZ[Ar. < MİKRÂZ]["ka" uzun okunur]

( Kesecek aletler, makaslar. İLE Kesecek aletler, makamlar. )


- MEKÎN[< MEKÂN] değil/yerine/= OTURAN, YERLEŞEN | VAKARLI, TEMKİNLİ | SAĞLAM OTURAKLI KARARGÂH


- MEKKÂRE ile ...

( Osmanlı ordusundaki at vb. )


- MEKKARE ile MEKKARECİ/LİK


- MEKNÛS[Ar.] ile MEKNÛZ/E[Ar.]

( Süpürülmüş. İLE Yere gömülü, hazinede saklı. )


- MECONIN[İng.] ile/değil/yerine/= MEKONİN


- MEKRÜMETLÜ/MEKREMETLÜ ile FAZÎLETLÜ ile SEMÂHATLÜ ile FÜTÜVVETLÜ ile MEVEDDETLÜ ile ZEHÂDETLÜ

( İlmiyede sadreyn pâyesinin resmi unvanı. İLE İlmiye sınıfına ait olanlardan, İstanbul ve Harameyn unvanını alanlara hitapta kullanılan unvan. İLE Din âlimleri arasında kazaskerlik pâyesinde bulunanlara özel resmî takma ad. İLE Askerlikte mülâzım[teğmenler] ile kol ağası ve yüzbaşılara mülkiyede, rabia ve hâmise rütbeleri taşıyan kimselere verilen unvan. İLE Rütbesi olmayan kadılara verilen unvan. İLE Şeyhlere ve din adamlarına hitâben kullanılan unvan. )


- MEKSİKA PESOSU ile FİLİPİN PESOSU


- MEKSİKALI ile MEKSİKA DALGASI


- MEKTEB-İ TIBBİYE-İ MÜLKİYE[Ar.] ile MEKTEB-İ TIBBİYE-İ ŞAHÂNE[Ar.]

( Tıp fakültesi. İLE Askerî tıp okulu. )


- MEKTEP ile MEKTEPLİ/LİK ile MEKTEP KAÇAĞI ile MEKTEP ÇOCUĞU ile MEKTEPLİ KAHVESİ


- MEKTUPLARDAKİ FELSEFE:
HANNAH ARENDT ile KARL JASPERS ile MARTIN HEIDEGGER

( image )


- MEKÛLÂT = ECNÂS-I ÂLİYE


- MELÂHAT[Ar.] ile/ve SABÂHAT[Ar. < SUBH] ile/ve BEŞENC[Fars.]

( Güzellik, yüz güzelliği. İLE/VE Güzellik, lâtiflik, yüz güzelliği. İLE/VE Yüz lâtifliği, güzelliği, parlaklığı ve gençliği. )


- MELÂİK[Ar. < MİL'AKA] ile MELÂİK/E[Ar. < MELEK]

( Tahta kaşıklar. İLE Melekler. )


- MELACONITE[İng.] / MELAKONITE, TENORIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MELAKONİT


- MELÂL[Ar.] ile/ve/||/<> MEHCUR/E[Ar. < HİCR]

( Sıkıntı. İLE/VE/||/<> Uzaklaşmış, uzakta kalmış, ayrı düşmüş. Bırakılmış, metruk, unutulmuş, gayr-i müstâmel. | Saçma sapan, hezeyan. Amel edilmeyen. Kullanılmaz olmuş. Ayrılmış. )


- MELÂMET[< LEVM] ile ...

( AYIPLAMA, KINAMA | AZARLAMA, ÇIKIŞMA )


- MELÂMET ile KALENDERÎLİK

( Yetro ekolü. İLE ... )


- MELÂMET ile MEL'ANET[Ar. < LÂ'N]


- MELÂMÎ ile/değil/yerine MELÂMET NEŞELİ/NEŞESİ OLAN (BİRİ)


- MELAMİ/LİK ile MELAMİN ile MELAMİN REÇİNESİ


- MELAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= MELAMİN


- [ne yazık ki]
LÂNET ETMEK, LÂNET OKUMAK ["NALET" değil!]/MELÂNET[Ar. < LA'N] değil/yerine/= BÜYÜK KÖTÜLÜK/İLENÇLİK/KARGIŞLIK, KARGIMAK/UZAKLAŞTIRMA


- MELANİT[Fr.] ile MELANİT[Fr. < Lat.]

( Doğal demir ve kalsiyum silikat. İLE Aslı pikrik asit olan patlayıcı bir madde. )


- MELANOM ile/||/<> KARSİNOM

( Derideki melanositlerden kaynaklanan bir kanser türü. İLE/||/<> Epitel dokulardan kaynaklanan bir kanser türü. )


- MELEK ile ÖLÜM MELEĞİ ile MELEKSİ ile MELEKLER

( ANGEL vs. ANGEL OF DEATH vs. ANGELIC vs. ANGELS )

( فرشته ile ملک الموت ile ملکي ile فرشتهي ile ملائک )

( FARSHTEH ile ملک الموت ile ملکي ile فرشتهي ile MOLAEK )


- MELEKLER:
BAŞLANGIÇTA ve/<> SONUNDA

( 4 ve/<> 8 )


- MELEKUT < MÜLK

( Melekut âlemi, mülk âleminden izlenir. )


- MELEMEK ile MEL MEL


- MELEVÂN değil/yerine/= GECE VE GÜNDÜZ


- HYBRID ORBITAL[İng.] / HYBRIDE ORBITAL[Fr.] / HYBRID ORBITALE[Alm.] ile/değil/yerine/= MELEZ ORBİTAL


- HYBRID[İng.] / HYBRIDE[Fr.] / HYBRID[Alm.] ile/değil/yerine/= MELEZ


- MELEZ[Ar.]/METİS[Fr.] ile MESTİZO

( ... İLE Kızılderili-İspanyol melezi. )


- MELİSA[Yun.] değil/yerine/= OĞULOTU


- MELISSIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= MELİSİK ASİT


- MELİSSA/MALISSA[Lat.] değil/yerine/= OĞULOTU


- MELODİK[Fr. < MÉLODIQUE] değil/yerine/= EZGİLİ


- MELODİK değil/yerine/= EZGİLİ/EZGİSEL


- MELTEM BOZOFLU ile MELTEM BOZOKLU

( Yönetmen. İLE Oyuncu. )


- MELTING POINT[İng.] değil/yerine/= ERİME SICAKLIĞI

( Belirli koşullarda çift sarmallı DNA'nın tek sarmal haline geldiği sıcaklık. Guanin-sitozin oranı arttıkça Tm oranı da artar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MELUN[Ar.] değil/yerine/= İLENÇLİ/KARGINMIŞ/KARGIŞLI


- MELUN/LUK ile MELUNCA


- MEMAT ile MEMALİK


- MEMDÛH[< MEDH]:
ÖVÜLMÜŞ, ÖVÜLECEK, MEDHOLUNMUŞ -<


- MEME:
BEBEĞİ/ÇOCUĞU BESLEYEN ve/||/<> KENDİNİ/DİŞİLİ/ANNEYİ BESLEYEN


- MEME KANSERİ ve/<>/< ALKOL VE SİGARA


- MEME KANSERİNDE:
GENETİK ile/ve/değil/||/<>/< ÇEVRESEL/DIŞ KOŞULLAR

( %27 ile/ve/değil/||/<>/< %73 )


- MEME ile MEMELİ ile MEMESİZ ile MEME BAŞI ile MEME BEZİ ile MEMELİLER ile MEME SÜNGERİ


- MEMELİ DERİLERİNDEKİ BEZLER:
SEBASÖZ ile/ve/||/<> APOKRİN ile/ve/||/<> EKRİN

( Bu bezler, birlikte çalışarak ter üretir. Birçok memeli türde, sebasöz ve apokrin bezleri, baskın ter bezleridir ve kıl köklerine yakın bir yerde bulunur. Bu bezlerin salgıları, kılları; yağlı, bazen köpüren bir karışım haline getirir. )

( Kürkü olmamasının yanı sıra, insan, olağanüstü sayıda ekrin bezi sahibidir. Bu sayı, 2 milyon ile 5 milyon arasında değişkenlik gösterir ve günde 12 litreye kadar ince, sulu ter üretilebilmesini sağlar.

Ekrin bezleri, kıl kökleri yakınında kümelenmez, bunun yerine deri yüzeyine görece yakın bir yerde bulunur ve küçük delikler[porlar] aracılığıyla ter boşaltımı yapar. Çıplak derinin ve sulu terin bu kombinasyonu, terin doğrudan kürkte birikmesinden çok doğrudan çıplak deride birikmesine neden olur ve insanın aşırı ısınmasını engeller. Bu soğutucu sistemimiz sayesinde, sıcak bir günde yapılacak bir maratonda, atlara üstünlük sağlayabiliriz. )


- MEMLAHA[Ar. < MİLH: Tuz]: Tuz çıkan yer. -<


- ÖYKÜLER:
MEMLEKET ile/ve/||/<> GURBET


- MEMLEKET[Ar. çoğ. MEMÂLİK] değil/yerine/= YURT/ELİ


- MEMNÛ[< MEN] değil/yerine/= YASAK EDİLMİŞ, YASAK


- MEMNU/LUK ile MEMNUN/LUK ile MEMNUNCA ile MEMNU MEYVE ile MEMNU MINTIKA


- MEMNUN OLMAMAK ile/ve/değil/||/<>/< ŞİKÂYETÇİ OLMAK


- MEMNUNİYETSİZLİK ile TATMİN EDİCİ DEĞİL ile MEMNUN DEĞİL ile MEMNUN OLMAMAK

( DISSATISFACTION vs. DISSATISFACTORY vs. DISSATISFIED vs. DISSATISFY )

( نارضايتي ile ناخشنودي ile ناخرسندي ile عدم رضايت ile عدمرضايت ile ناخرسندکننده ile ناراضي ile ناخرسند کردن ile ناراضي کردن ile ناخشنود کردن )

( NAREZAYTY ile NAKHSHNODY ile NAKHARSANDY ile ADAM REZAYT ile عدمرضايت ile NAKHARSANDKONANDEH ile NARAZY ile NAKHARSAND KARDAN ile NARAZY KARDAN ile NAKHSHNOD KARDAN )


- MEMORIES vs. MEMOIRS


- ME'MÛL[Ar. < EMEL] ile ME'MÛR[Ar. < EMR | çoğ. ME'MÛRÎN, MEÂMÎR]

( Ümit olunan/edilen, beklenilen, amaç edinilen. | Ümit. İLE Emir almış olan kişi. | Bir işle görevlendirilen kişi. Devlet hizmetinde maaş ya da ücretle çalıştırılan kişi, görevli. | Emrolunan, emirle yaptırılmış olan iş/şey. )


- MEMURLUKTA, DİSİPLİN CEZALARI:
UYARMA ile KINAMA ile KISA SÜRELİ DURDURMA ile UZUN SÜRELİ DURDURMA ile GEÇİCİ OLARAK GÖREVDEN ÇIKARMA ile MEMURLUKTAN ÇIKARMA


- MEMZÛC[Ar. < MECZ] değil/yerine/= KARIŞIK, KARIŞMIŞ


- MEN YE'TÎNÎ FE LEHÛ DİRHEMUN[Ar.] ile VELLEZÎ YE'TÎNÎ FE LEHÛ DİRHEMUN[Ar.]

( Kim bana gelirse bir dirhem ona aittir. İLE Bana gelene, bunun için bir dirhem veririm. )


- MENÂBİ'[Ar. < MENBA] ile MENÂBİR[Ar. < MİNBER]

( Kaynaklar, menbalar. İLE Minberler. )


- MENÂFİ'[Ar. < MENFAAT] ile MENÂFÎH[Ar. < MİNFÂH]

( Yararlar, çıkarlar, menfaatler. İLE Körükler. )


- MENAFİ-İ UMUMİYE değil/yerine/= KAMU YARARI


- MENÂHÎ[Ar. < MENHÎ] ile MENÂHİR[Ar. < MENHİR] ile MENÂİR[Ar. < MENÂRE]

( Haram olmuş, yapılması şer'an men edilmiş şeyler. İLE Burun delikleri. İLE Minâreler. )


- MENÂHİS[Ar. < MİNHAS] ile MENÂHİZ[Ar. < MİNHAZ]

( Uğursuz şeyler. İLE Burun delikleri. )


- MENAJER[Fr. < MENAGE] ile/değil MENEJER[İng. < MANAGER]

( Yemek düzeninde [menaj], masada bulunması gereken araçların genel adı ve/ya da yedeklerinin bulundurulduğu küçük dolaplar. İLE/DEĞİL Yürütücü, yönetici, işgüder. )


- MENÂKIB ile SÎRET


- MENÂKIBNÂME ve/||/<> MAKÂMÂT


- MENÂKIBNÂME[Ar.] ile/ve/||/<> TEZKİRE[Ar.]

( Önemli kişilerin övülecek özelliklerini anlatan yazılar. İLE/VE/||/<> Divan şairlerinin yaşamlarını ve şiirlerini genellikle öznel bir bakış açısıyla değerlendiren yapıt. )


- MENÂKÎR[Ar. < MİNKAR] ile MENÂKİR[Ar. < MÜNKER]

( Yırtıcı kuşların gagaları. | Taşçı kalemleri. İLE Günah ve kötü şeyler. )


- MENAPOZ/MENOPOZ[Fr. < Yun.] değil/yerine/= YAŞDÖNÜMÜ


- MENÂR[Ar. < NÛR] ile MENÂRE[Ar. < NÛR | çoğ. MENÂİR/MENÂVİR]

( Nur, ışık yeri. | Fener kulesi. | Yol işaretleri. İLE Minâre. | Işık kulesi. )


- MENDEL YASALARI ile/||/<> KALITIM

( Mendel Yasaları ve Kalıtım arasındaki ilişki )

( Gregor Mendel tarafından 1865 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- MENDELEVYUM[Fr. < Mendeleyev'in adından]

( Atom numarası 101, kütle numarası 256 olan, izotopu 1957'de yapay olarak elde edilmiş olan öğe. [Simgesi: Md] )


- MENDİL/ULATU ile/ve/değil DESTMÂL

( ... İLE/VE/DEĞİL Nakışlı, süslemeli mendil. )


- MENEKŞE(< BENEFŞE[Fars.], BENEFSEC[Ar.]):
AFRİKA MENEKŞESİ ile CEZAYİR MENEKŞESİ ile DENİZ MENEKŞESİ/ÇAN ÇİÇEĞİ ile HERCAİ MENEKŞE/ALACAMENEKŞE ile MISIR/FRENK MENEKŞESİ

( Cezayir Menekşesi'nde, kanser hücrelerinin çoğalmasını durduran alkaloitler bulunur. )

( [Menekşegillerden, bir ya da çok yıllık otsu bitki. | Bu bitkinin, mor renkli, güzel kokulu çiçeği.]: ... İLE Zakkumgillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, kendine özgü, mavi, açık mor renkli çiçekleri ve ortası çukur taçyaprakları olan bir bitki. İLE ... İLE Menekşegillerden, mor, sarı, beyaz renkte, menekşeye benzer çiçekleri olan bir bitki. | Bu bitkinin çiçeği. İLE Turpgillerden, çiçekleri hoş kokulu bir süs bitkisi türü. )

( )

( VIOLA: SAINT PAULIA IONANTA cum VINCA | CATHARANTHUS ROSEUS cum ... cum VIOLA TRICOLOR cum HESPERIS )


- MENEKŞE ÇEŞMESİ :

( Rumilefeneri'nde ve mezarlık yolu üzerinde yapılmış bir hayrat çeşmedir. 2008'de Nuri Menekşe tarafından yapılıp hayrat edildiği için bu ismi almıştır. )


- VIOLET[İng.] ile/değil/yerine/= MENEKŞE, MOR


- MENEKŞE REÇELİ ile FULYA REÇELİ


- MENEKŞE, FERHAN (YENİMAHALLE/SARIYER, 1950) :

( Makine Mühendisi işadamı. Ticaretle uğraşmaktadır. Sarıyer Yeni Merkez Camii, Sarıyer Ali Kethüda Camii ve Yenimahalle Camii üyesidir. Yenimahalle ve Sarıyer yeni Merkez Camii yönetim kurullarında uzun süreler görev yaptı. )


- MENEKŞE, KEREM (İST. 1979) :

( Sarıyer altyapısında iken Beşiktaş'a gitti. Bu kulüpten geri alındı. Yaş gruplarında oynadıktan sonra profesyonel kadroya alındı ve 7 sezon (1997 - 2004) profesyonel kadroda kaldı. Bu süre içinde 116 lig, 2 kupa, 1 turnuva, 33 PAF - Ümit, 15 Amatör lig maçı olmak üzere 167 resmi ve 42 özel maçla birlikte toplam olarak 209 maçta oynadı. Lig maçlarında 2 ve özel maçlarda da 2 olmak üzere 4 gol attı. Bu gollerden birini kendi kalesine attı. )


- MENEKŞE ile MENEKŞE GÜLÜ ile MENEKŞE GÖZLÜ ile MENEKŞE RENGİ


- MENEMEN["MELEMEN" değil!] ile Menemen

( Domates, soğan ve yeşil biber ile yapılan bir yemek. İLE İzmir iline bağlı ilçelerden biri. )


- MENEVİŞ/HÂRE[Fars.]/DALGIR[yerel] ile MENEVİŞ[Fars.]

( Bazı nesne, canlı, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler. | Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş. | Yeni yapılan duvarların arasına harçla birlikte doldurulan taş parçaları. İLE Terementi ağacının tohumu. )


- TEMPERING[İng.] / GÂCHAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= MENEVİŞLEME


- MENEVİŞLEMEK ile MENEVİŞLENMEK ile MENEVİŞ ile MENEVİŞLİ


- MENFAAT[Ar. < NEF] ile/ve/değil/yerine/> MASLÂHAT[Ar. < SULH]

( Yarar, kâr, çıkar. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> İş, emir, husus, madde, keyfiyet. | Önemli iş. | Barış, dirlik-düzenlik. )

( Toplumun maslâhatı, bireyin menfaatı düşünülür. )

( Bir yığın olmaktan çıkıp ulus olmak, toplumsal maslahatı, kişisel menfaate yeğlemekle başlar. )


- MENFAAT[Ar.] değil/yerine/= ÇIKAR/YARAR


- MENFAAT ile MENFAATÇİ/LİK ile MENFAAT DÜŞKÜNÜ ile MENFAAT DÜŞKÜNLÜĞÜ


- MENFA'AT[Ar.] ile NE'MÂ'[Ar.]


- MENFA'AT[Ar.] ile Nİ'MET[Ar.]


- MENFAAT ile/ve ZAAF

( Köleliğe neden olurlar. )


- MENFAATPERVER değil/yerine/= ÇIKARCI


- MENFES[Ar. < NEFES] ile MENFEZ[Ar. < NÜFÛZ | çoğ. MENÂFİZ]

( Soluk alacak yer, soluk deliği. İLE Delik, yarık, ağız, nüfûz edecek yer. )


- MENFUR/MÜSTEKREH[Ar.] değil/yerine/= İĞRENÇ/TİKSİNÇ


- MENGEN ile MENGENE


- MENGENE[Yun.]/CENDERE[Fars.] değil/yerine/= KISKIÇ


- MENHÎ[Ar. çoğ. MENÂHÎ] ile MENHİR/MENHAR/MİNHİR/MUNHUR[Ar. çoğ. MENÂHİR]

( Haram olmuş, yapılması şer'an men edilmiş şey. İLE Burun deliği. )


- MEN-İ MUARAZA DÂVÂSI değil/yerine/= SATAŞMANIN ÖNLENMESİ ARANCI


- MENİERE ile/||/<> LABİRENTİT

( İç kulakta sıvı birikimi ile baş dönmesi ve duyma kaybı. İLE/||/<> İç kulağın yangılanması ile baş dönmesi ve duyma kaybı. )


- MENİERE ile/||/<> VERTİGO

( İç kulakta sıvı birikimi ile baş dönmesi, duyma kaybı ve kulak çınlaması. İLE/||/<> Denge bozukluğu ve baş dönmesi ile ilişkili bir belirti. )


- MENKİB[Ar. | çoğ. MENÂKİB] ile MENKIBE/MENKABE[çoğ. MENÂKIB]

( Omuz ve kol kemiğinin birleştiği yer. İLE Din büyüklerinin ya da tarihe geçmiş ünlü kişilerin, yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili öykü. )


- MENKUL değil/yerine/= TAŞINIR


- MENKUL/E[Ar. < NAKL]["ku" uzun okunur] ile MENKUR[Ar. < NAKR]["ku" uzun okunur] ile MENKÛR[Ar. < NEKR | çoğ. MENÂKÎR]

( Bir yerden, bir yere taşınmış, taşınan. | Ağızdan ağıza geçmiş söz/haber/öykü. İLE Delinmiş, oyulmuş. İLE İnkâr olunmuş. )


- MENŞE ile MENŞELİ ile MENŞE ŞEHADETNAMESİ


- MENSİM[Ar. | çoğ. MENÂSİM]:
Deve tırnağı. -ve


- MENSUBİYET[< NESEB] ile/değil/yerine AİDİYET

( Soy, ırk üzerinden. İLE/DEĞİL/YERİNE Uygarlık ve tarih üzerinden. )

( En "üst/son" noktalar üzerinden. İLE/DEĞİL/YERİNE En geri gidilemez, en alt/temel/ortak noktalar üzerinden. )

( Hayvanlarda. İLE/DEĞİL/YERİNE İnsanda. )


- MENSUBİYET değil/yerine EHLİYET


- MENSÛCÂT[Ar.]/TEKSTİL[Fr.] değil/yerine/= DOKUMA/LAR / KUMAŞ/LAR


- MENTALİTE[Fr.]["MANTALİTE" değil!] değil/yerine/= ANLAYIŞ, BAKIŞ, ALGILAMA


- MENTEŞE ile EKLEM

( REZE ile ... )

( HINGE vs. JOINT )


- MENTEŞE değil/yerine/= EKLEMEÇ


- MENTEŞE ile MENTEŞELİ

( HINGE vs. HINGED )

( منوط بودن ile لولا ile لولائي )

( MONOT BODAN ile LOLA ile لولائي )


- MENTEŞE ile REZE[Ar.]

( ... İLE Menteşe. | Kapıyı, içeriden ve dışarıdan açıp kapamaya yarayan ve başparmakla basılarak işletilen düzen. )


- MENTEŞE[Fars. < BENDKEŞE] ile/ve/||/<> TOPUK DEMİRİ

( Kapı, pencere, mobilya kapakları vb. açılır kapanır nesnelerde kullanılan, bir mille birbirine tutturulmuş, biri sabit, öbürü hareketli iki parçadan oluşmuş metal parça. İLE/VE/||/<> Kapı menteşelerinin altta kalan eril bölümü. )


- MENTION :/yerine BAHSETMEK


- MENZİL[Ar. < NÜZÛL | çoğ. MENÂZİL]:
Bir günlük yol. | Mesafe. -<


- MENZİL ile MENZİLE ile MENZİLCİ


- MENZİL ile/||/<> MERTEBE

( Üs ya da kök derecesi. | Basamak. İLE/||/<> Basamak, kademe. )


- MENZİL-İ CÂN değil/yerine/= İNSAN GÖVDESİ | ULVÎ ÂLEM


- MERÂH[Ar.] ile MERAH[Ar. çoğ. MERAHÂN]

( Rahat edilecek yer. | Yer, mekân. | Arapça nahv cümlesinden ünlü yapıt. İLE Çok aşırı sevinme. )


- MERÂHİM[Ar. < MERHAMET] ile MERÂHİM[Ar. < MERHEM]

( Acımalar, merhametler. İLE Merhemler. )


- MERAK ile/ve/değil/< CEHÂLET

( [not] CURIOSITY vs./and/but/< IGNORANCE )


- MERAK ile/ve GERİLİM


- MERAK ile/ve/değil/||/<>/< YÖNELİM


- MERAKLI ile/ve/değil/yerine İLGİLİ


- MERAKLI ile KIRKMERAK

( ... İLE Çok meraklı, her şeyi anlamak isteyen. )


- MERAKLI/LIK ile/ve/değil/yerine HEVESLİ/LİK


- MERAKTAN" ile/ve "APTALCA"


- MERAM (ETMEK) değil/yerine/= İSTEK (İSTEMEK)


- MERAMET ile/değil MERHAMET

( Üstünkörü tamir. İLE/DEĞİL Birinin ya da bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma. )

( SUPERFICIAL REPAIR vs./not MERCY )


- MERÂRE[Ar. çoğ. MERÂİR] ile MERÂRET[Ar.]

( Öd kesesi. İLE Acılık, tadsızlık. )


- MERÂSÎ[Ar. < MERSİYE] ile MERÂRET[Ar. < MERSÂ]

( Ağıtlar, mersiyeler. İLE Limanlar, gemilerin barındığı yer. )


- MERASİM[Ar.]/SERAMONİ/CEREMONY[İng.] değil/yerine/= TÖREN


- MERASİM ile MERASİMLİ ile MERASİMSİZ ile MERASİM SALONU


- MERÂTİB[< MERTEBE] ile ...

( RÜTBELER, DERECELER )


- MERÂTİB ile ...

( Manevî yolculuk. )


- MERÂTİB ile/ve/değil/||/<>/< VETÎRE


- MERATİB'ÜL FUHUM ile/ve MERATİB'ÜL UKUL


- MERÂVÎH[Ar. < MİRVAHA] ile MERÂVİH[Ar. < MİRVAHA]

( Ovalar, çöller. | Etrafı açık ve rüzgârlı yerler. İLE Yelpâzeler. )