Yedi(7) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 49.942 başlık/FaRk ile birlikte,
49.942 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(163/201)
- SIGMUND FREUD ve/||/<> LUDWIG BINSWANGER
- SIGMUND FREUD ile/ve/||/<>/> SANDOR FERENCZI
- SIGMUND FREUD ve/||/<> WILHELM FLIESS
- SİGNORA[İt. < SIGNORA] ile/değil/yerine/=/||/<> SİNYORA
( İtalya da kadın anlamında kullanılan bir unvan )
- SİGORTA | GÜVENCE ile/||/<> GÜVENCE
( Bir elektrik çevrimine yerleştirilen ve çevrimden aşırı akım geçtiğinde kavrularak çevrimi kesen düşük erime sıcaklıklı iletken parçasını taşıyan gereç Her tür kaza dokunca kırılıp dökülme ve benzeri olaylarla ilgili kurum ya da kişinin kayıpları karşılanılmak üzere bunlara dokuncaları karşılığı yapılacak ödemeler 1 Bir anlaşmada taraflardan birine ait sorumluluğun bir başkası tarafından söz mal veya para biçiminde yüklenilmesi 2 kefalet 1 güvence 2 cover Bankaların müşterileri lehine verdikleri verdikleri mektupların karşılığı olarak yatırılan para güvence )
( FUSE | INSURANCE | GUARANTEE, ASSURANCE, COVER | ASSURANCE )
( COUPE -CIRCUIT | ASSURANCE )
( SICHERUNG, STROMSICHERUNG )
- SİGORTA ile/ve/değil EŞİK
- SİGORTA ile/ve/||/<> KAÇAK AKIM RÖLESİ
(
Tanımlar, çalışma ilkeleri, koruma alanları ve birlikte kullanım düzeniSigorta ile Kaçak Akım Rölesi arasındaki FaRkLaR
Sigorta
Fuse / MCB - Miniature Circuit BreakerElektrik devresinde aşırı akım (fazla yük ya da kısa devre) durumunda devreyi otomatik olarak kesen koruma ögesidir. Eritme telli sigortalar, tek kullanımlıktır; otomatik sigortalar (MCB) ise ayarlanabilir yapıdadır.
Kaçak Akım Rölesi
KAK / RCD - Residual Current DeviceFaz ve nötr iletkenlerinden geçen akımlar arasındaki farkı (artık/kaçak akım) sürekli izleyen ve bu fark belirlenen eşiği aştığında devreyi kesen koruma ögesidir. RCCB, RCBO, GFCI gibi adlarla da anılır.
| Tehdit | Sigorta | Kaçak Akım Rölesi |
|---|---|---|
| Aşırı yük akımı | Korur | Korumaz |
| Kısa devre | Korur | Korumaz |
| İnsanın elektrik çarpması (küçük kaçak akım) | Korumaz | Korur |
| Toprak kaçağı / yangın riski | Çoğunlukla korumaz | Korur |
Sigorta
Akım, belirli eşiği aştığında eritme teli kopar ya da termal/manyetik mekanizma devreyi keser.
6 A · 10 A · 16 A · 32 A …
Kaçak Akım Rölesi
Faz (I₁) ve nötr (I₂) akımları bir toroid transformatörden geçirilir. Sağlıklı devrede I₁ = I₂ → net akım, sıfırdır. Kaçak oluştuğunda I₁ ≠ I₂ farkı toroid çıkışında gerilim üretir ve röle devreyi keser.
10 mA · 30 mA · 100 mA · 300 mA …
Sigorta
Kabloya ve aygıta karşı koruma
Mülk ve altyapı güvenliği. Müdahale eşiği amper evresinde olduğundan can güvenliği sağlayamaz.Kaçak Akım Rölesi
İnsana ve toprak kaçaklarına karşı koruma
Can güvenliği. Kişinin gövdesinden geçen 30–50 mA kalp fibrilasyonuna yol açabilir; bu değer, hiçbir zaman sigortayı attırmaz.Kritik: Kişinin gövdesinden geçen 30–50 mA gibi bir akım, kalp fibrilasyonuna yol açabilir; oysa bu değer hiçbir sigortayı attırmaz. Kaçak akım rölesi tam da bu boşluğu kapatmak için tasarlanmıştır.
Bu iki öge, birbirini tamamlar, biri ötekinin yerine geçmez. Modern tesisatlarda ikisi de farklı tehdit katmanlarını karşılamak üzere bir arada kullanılır.
RCBO - Residual Current Breaker with Overcurrent Protection
İki işlevi de tek bir gövdede birleştiren RCBO tipi ögeler, özellikle yer tasarrufu gereken panolarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Hem aşırı akım, hem de kaçak akım koruma kapasitesine sahiptir.
- SİGORTA[İt.]/ASFALYA[Yun.] ile/değil/yerine/= KORUNÇ
- SİGORTA[İt.]["SİKORTA" değil!] ile/ve/||/<>/> REASÜRANS[Fr.]
( Bir şeyin ya da birinin, herhangi bir yönden, ileride karşılaşabileceği zararı gidermek için, önceden ödenen önödeme karşılığında, bu işle uğraşan kuruluşla yapılan bağlnatı sözleşmesi. | Bu tür sözleşmeleri yapan şirket. | Özellikle elektrik devresinde, akım çok güçlü olduğunda, eriyerek, güvenliği sağlayan, kazayı önleyen nesne ya da düzenek. İLE Bir sigorta ortaklığının, sigorta ettiği paranın bir bölümünü, olabilecek zarara karşı, başka bir ortaklığa yeniden sigorta ettirmesi işi. )
( INSURANCE vs. REINSURANCE )
- SİGORTALAMAK ile SİGORTALANMAK ile SİGORTALATMAK ile SİGORTA ile SİGORTACI/LIK ile SİGORTALI/LIK ile SİGORTASIZ/LIK ile SİGORTA PRİMİ ile SİGORTA POLİÇESİ
- SİGORTALANABİLİR ile SİGORTA ile SİGORTA POLİÇESİ ile SİGORTALAMAK ile SİGORTALI ile SİGORTACI
( INSURABLE vs. INSURANCE vs. INSURANCE POLICY vs. INSURE vs. INSURED vs. INSURER )
( قابل بيمه ile بيمه کردني ile بيمه شدني ile بيمه ile بيمه نامه ile بيمه بدست آوردن ile بيمه کردن ile بيمه شونده ile بيمه شده ile بيمه گر )
( GHABEL BEYMAH ile BEYMAH KARDANY ile BEYMAH SHODANY ile BEYMAH ile BEYMAH NAMEH ile BEYMAH BADAST AVARDAN ile BEYMAH KARDAN ile BEYMAH SHVANDEH ile BEYMAH SHODEH ile BEYMAH GAR )
- SİGORTALAYAN SİGORTALANAN
- SİGORTALI ile/||/<> SACURED[İng.] ile/||/<> ASSURÉ[Fr.] ile/||/<> GÜVENCELİ
( Toplumsal güvenceler kurumuna göre güvenceli sayılan kişi )
( SACURED )
( ASSURÉ )
- SİGURYA[İt. < SIGURYA] ile/değil/yerine/=/||/<> SIVIRYA
( alabildiğine Sürekli olarak Birbiri ardı sıra )
- SIHHAT[Fr.] ile/||/<> ESENLİK
( Söz sanatı terimi Sözün yanlışsız ve eksiksiz olma hali )
( SIHHAT )
- SIHHAT[Ar.] ile SELÂMET[Ar.]
- SIHHÎ TESİSAT ile/değil/yerine/= SAĞIL DÖŞENEK
- SIHHİ ile SIHHİ İMDAT ile SIHHİ TESİSAT ile SIHHİ TESİSATÇI/LIK
- SIHHİYE ile SIHHİYECİ/LİK
- SİHHİYYE[Ar. < ṢİḤḤİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> SIHHİYE
( Sağlık işlerinin tümü Bu işlerle uğraşan resmî daire Orduda basit sağlık işleriyle uğraşan sınıf )
- SİHİRBAZ ile/||/<> BEKLETİCİ PROGRAM
( bekletici program )
( WIZARD )
- BEZAUBERTES QUARK, MAGISCHE QUARK[Alm.] ile/değil/yerine/= SİHİRLİ KUARK
- MAGISCHE ZAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİHİRLİ SAYILAR
- SİHRBAZ[Ar. < SİḤR + Fars. -BĀZ] ile/değil/yerine/=/||/<> SİHİRBAZ
( El çabukluğu ve hile ile seyredenleri olmayacak şeylere inandırmayı meslek edinen gösteri sanatçısı )
- ŞİİR:
"GENİŞ" ve/<> "KIRMIZI"
- ŞİİR:
HAKİKATTEN DEĞİLSE ile/değil/yerine HAKİKATTEN İSE
( "Baykuşun sesi". İLE/DEĞİL/YERİNE "Bülbülün sesi". )
- ŞİİR ile/ve/||/<> BALAD[Fr. < BALLADE]/BALAT
( ... İLE/VE/||/<> Orta Çağ'da, üç bentten oluşan bir Batı şiiri türü. | Batı'da, belirli danslara eşlik eden bir şarkı türü. | Serbest biçimli, romantik, müzik araçlarıyla çalınan ya da şarkı olarak okunan yapıt. )
- ŞİİR ile RETORİK
- ŞİİR ile ŞİTAİYE[Ar.]
( Divan edebiyatında, kış mevsimini konu olarak işleyen şiir. | Bir kasidenin, kışı anlatan giriş bölümü. )
- ŞİİRDE, (")MANTIK("):
"YOK" değil ARANMAZ!
- ŞİİR/LER ve/||/<>/>/< ŞAİR/LER
( Az bilinen ["]çoklar["]. )
- ŞİİRLEŞTİRMEK ile Şİİ ile ŞİİR ile ŞİİRCE ile ŞİİRLİ ile ŞİİRSEL ile ŞİİR KİTABI ile ŞİİR DEFTERİ ile ŞİİR DİNLETİSİ
- ŞİİRSEL/LİK ile/ve/değil/yerine SİMGESEL/LİK
- CLOSE PACKING[İng.] / DICHTE PACKUNG (DER ATOME)[Alm.] ile/değil/yerine/= SIK İSTİFLENME
- ŞIK | SEÇENEK ile/||/<> SEÇENEK
( Bir soru çizinliği ya da ölçekte bir soru ya da sınarı izleyen ve verilebilecek olanaklı yanıtları gösteren almaşıklardan her biri alter ikiden biri 1 İki olanak arasında zorunlu bir seçme yapma durumu Seçenekli önermeler İkisinden birini kabul edince öteki dışarıda kalan geçersiz sayılan önermeler Ör Bir şey ya böyledir ya şöyledir Bir şey böyledir veya böyle değildir 2 Seçilmesi gereken iki yoldan iki olanaktan biri )
( CHOICE | ALTERNATIVE | OPTION )
( ALTERNATIF )
( ALTERNATIVE )
( ALTER )
- ŞIK[Ar. < ŞİḲḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> SEÇENEK
- ŞIK ile HİNDİBA
( CHIC vs. CHICORY )
( شيک ile باب روز ile کاسني تلخ )
( SHYK ile BAB RUZ ile KASANY TALKH )
- SİK ile SİKALAR
- SİKALAR
( Açıktohumlulardan bir bitki ailesi. )
- ŞİKÂR HALKI ile/||/<> AVCILAR
( Osmanlı sarayında bulundurulan ve av işiyle uğraşan görevlilerin tümü )
- SİKATİF[Fr.]
( Yükseltgenerek, polimerleşmeye uygun olma. | Özellikle maden bileşiklerden oluşan, katalitik özellikler taşıyan ve çabuk kurumasını sağlamak amacıyla, boya, vernik ve yağlıboyalara az miktarda katılan madde. )
- SİKATİF/SİCCATİF[Fr. < SICCATIF] ile/||/<> TEREBENTİN/TEREBENTHİNE[Fr. < TÉRÉBENTHINE]
( Yükseltgenerek polimerleşmeye uygun olan Özellikle maden birleşiklerinden oluşan katalitik özellikler taşıyan ve çabuk kurumasını sağlamak amacıyla boya vernik ve yağlı boyalara az miktarda katılan madde )
- ŞİKÂYÂT ile/değil HİKÂYÂT
( Bizimki şikâyât değil hikâyât. )
- ŞİKÂYET ETMEK/SÖYLENMEK değil/yerine NE YAPABİLECEĞİNİ VE NASIL YAPABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMEK VE EYLEME GEÇMEK
- ŞİKÂYET ETMEK ile/değil/yerine/>< DURUMU(NU)/ZİHNİ(Nİ) DEĞİŞTİRMEK
- ŞİKAYET ETMEK ile/değil/yerine/= YETKEYE BİLDİRMEK
- [ne yazık ki]
ŞİKÂYET ile İSRAF ile SIRADÜZENSİZLİK[ANARŞİ] ile BASKI/İSTİBDÂD ile İFRÂD-TEFRÎT
değil/yerine/><
KANAAT ile İNFAK ile HUZUR/SELÂMET ile ADÂLET ile İSTİKÂMET
( [ne yazık ki]
Bilgisizlik + Yoksulluk >= Şikâyet İLE
Bilgisizlik + Varsıllık >= İsraf İLE
Bilgisizlik + Özgürlük >= Anarşi İLE
Bilgisizlik + Güç >= Baskı/İstibdâd İLE
Bilgisizlik + Din >= İfrâd - Tefrit İLE
DEĞİL/YERİNE/><
Bilgi/(b)ilim + Yoksulluk >= Kanaat İLE
Bilgi/(b)ilim + Varsıllık >= İnfâk İLE
Bilgi/(b)ilim + Özgürlük >= Huzur, Barış/Selâmet İLE
Bilgi/(b)ilim + Güç >= Adâlet İLE
Bilgi/(b)ilim + Din >= Yön/İstikâmet )
- ŞİKÂYET ve/||/<>/> EŞKIYÂ
( Şikâyet eden, eşkıyâdır. )
- ŞİKÂYET ile GAMMAZLAMA
( TO COMPLAIN vs. TO SQUEAL/SNITCH )
- ŞİKÂYET ile/ve/<>/değil GEREKSİNİM/İHTİYAÇ
- ŞİKÂYET ile/ve HAYIFLANMAK
( ... İLE Acınmak, üzülmek, yerinmek, esef etmek. )
( HAYIF: Haksızlık, insafsızlık. | Acınma, üzülme. | Yazık! Vah vah! Heyhat! )
- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine HAYRET
( COMPLAINT vs./and ASTONISHMENT/AMAZEMENT
ASTONISHMENT/AMAZEMENT instead of COMPLAINT )
- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine/||/=/<>/></>/< HİKÂYET
( Yaşanılmış bir sorun üzerine konuşulduğunda, o konuya değinmenin gereği, sorunun kendini değil daha sonraki durum ve/ya da süreçlerde, kişinin, davranış-tutumlarını ve dilini düzeltmesine, gelişerek değişmesine katkıda bulunulacak biçimde düşünülmeye/konuşulmaya çalışılmasıdır. Biri, bir sorundan konu açıyorsa, bunu, o sorundan "şikâyet ediyor" olarak değil daha sonrası için bir çözüm arıyor ve/ya da sunuyor olarak düşünmek/konuşmak ve algılamaya çabalamak gerekir. Bir serzeniş ya da isyan olarak algılanmamalıdır.
Bu tür durumlarda, ötekine bilgi vererek, değinilecek konu/sorun için, "Benimki/bizimki*, bir şikâyât değil hikâyât![olan-bitenin öyküsü/hikâyesi]" biçiminde, öncelikle, kişinin kendinde ve daha sonra çevresinde, adâleti ve dengeyi sağlamasına destek vermek üzere, çevresiyle olan iletişimini ve ilişkisini sürekli kılmak üzere, bir bilgi verilir ve/ya da açıklama/anımsatma/uyarı yapılır.
[ * "Bizimki" sözü/sözcüğü, "bu konuda/alanda, bu ayrıntılarda, ben ve benim gibi düşünenler" olarak/anlamında ve bencilliğe/tekbenciliğe düşülmemesi için kullanılır. ] )
- ŞİKÂYET ile/ve/<> İHBAR
- ŞİKÂYET ile İSPİYON
- ŞİKÂYET" ile/=/||/<> RESİM
- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine RİCÂ
( [not] COMPLAINT vs./and/but REQUEST
REQUEST instead of COMPLAINT )
- ŞİKÂYET[Ar.] ile SERZENİŞ[Fars.]/TAKAZA[Ar.]
( Hoşnutsuzluk belirten söz ya da yazı, sızlanma, yakınma. İLE Başa kakma, sitem etme. )
- ŞİKAYET[Ar. < ŞİKĀYET] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞİKÂYET
( şikâyet kutusu şikâyetname Hoşnutsuzluk belirten söz veya yazı yakınma II yakıntı ağlantı şekva )
- ŞİKAYET ile ŞİKAYETÇİ/LİK ile ŞİKAYET KUTUSU
- ŞİKÂYET ile SÖYLENME
- ŞİKÂYET ile/değil/yerine ŞÜKÜR
( Derdi artırır. İLE/DEĞİL/YERİNE Nimeti artırır. )
- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine/||/<> TESPİT
- ŞİKAYET ile ÜZÜLMEK ile ÜZGÜN ile KEDERLİ ile KEDERLİ
( GRIEVANCE vs. GRIEVE vs. GRIEVED vs. GRIEVING vs. GRIEVOUS )
( تظلم ile ماتم داشتن ile غصه دادن ile محزون کردن ile غمديده ile سوگوار ile اندوه آورد )
( TAZLOM ile MATAM DASHTAN ile GHESEH DADAN ile MAHZUN KARDAN ile GHMADYDAH ile SOGVAR ile ANDOOH AVARD )
- ŞİKÂYET[Ar.] ile/değil YAKINMA
( Uyumsuzluk yaratıyor, sonra da yakınıyorsunuz. )
( You create disharmony and then complain! )
( [not] TO COMPLAIN vs./but COMPLAINING )
- ŞİKÂYETÇİ/MÜŞTEKÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= YAKINAN
- ŞİKAYETNAME[Ar. < ŞİKĀYET + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞİKÂYETNAME
( Bir görevlinin yanlış ve kötü hareketleriyle davranışlarını ilgili ve yetkili makama bildiren yazı şikâyet mektubu )
- ŞİKE ile ŞİKELİ ile ŞİKESİZ
- ŞİKENBE[Fars. < ŞİKENBE] ile/değil/yerine/=/||/<> İŞKEMBE
( işkembe çorbası işkembe suratlı işkembesi geniş Geviş getirenlerin ilk ve en büyük mide bölümü Kasaplık hayvanlarda mideyi oluşturan bölümlerin bütünü göden mide )
- ŞİKENCE[Fars. < ŞİKENCE] ile/değil/yerine/=/||/<> İŞKENCE
( Bir kimseye fiziksel veya manevi olarak yapılan aşırı eziyet Düşüncelerini öğrenmek amacıyla birine uygulanan eziyet Aşırı gerginlik sıkıntılı durum azap Vidalı bir tür sıkıştırma aracı )
- ŞİKESTE[Fars.] ile/değil/yerine/= DARGIN, KIRILMIŞ/KIRGIN
( Kırılmış, kırık. | Yenilmiş, yenik düşmüş. | Gücenmiş, kırgın, kederli. )
- ŞİKESTE[Fars. < ŞİKESTE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞİKESTE
( Kırılmış Yenilmiş yenik düşmüş Gücenmiş kırgın kederli olan )
- SIKI-FIKI (ARKADAŞ/DOST, YAKIN OLMAK)
- SIKI | KOMPAKT ile/||/<> KOMPAKT[Fr. < COMPACT]
( COMPACT )
- SIKI SIKIYA ile/değil/yerine/=/||/<> SIMSIKI | İYİCE
( sımsıkı iyice )
- ŞIKIDIM ŞIKIDIM (OYNAMAK)
- SIKILAMAK ile SIKILANMAK ile SIKILAŞTIRMAK ile SIK ile SIĞ ile SIKI/LIK ile SIKICA ile SIKICI/LIK ile SIK SIK ile SIKI DOKU ile SIKI FIKI/LIK ile SIKI SIKI ile SIKI DÜZEN ile SIK OTLATMA ile SIKI AĞIZLI ile SIKI SIKIYA ile SIKI DENETİM ile SIKI DENETİMCİ/LİK
- SIKILIK ile/ve/değil AÇI
- SIKILMA ile "BOĞULMA"
- SIKILMA ile/değil KANIKSAMA
- SIKILMA ile SIKILMAZ/LIK
- S.KİLMİŞ GÖTÜN DAVASI OLMAZ ile/ve GEÇTİ BOLUN PAZARI, SÜR EŞEĞİNİ NİĞDE'YE
- SIKINTI/MİHNET[Ar. < MİḤNET] ile/||/<> SIKINTI/KASAVET[Ar. < ḲASĀVET]
- SIKINTI-STRES (YARATMAK)
- SIKINTI ZAMANINDA ALLAH DEMEK yerine GENİŞ ZAMANDA ALLAH'I ZİKRETMEK
- SIKINTI ile ...
( Varoluşun sesi. )
- SIKINTI ile/ve ARAYIŞ
( SIKINTI: Varoluşun sesi. )
( DISTRESS vs./and SEARCHING | SEEKING )
- SIKINTI ile/> BUNALTI
- SIKINTI ile/ve/> ÇÖZÜMLER / ÇARE/LER
( DERMAN ARAR İDİM, DERDİME
DERDİM, BANA DERMAN İMİŞ
BURHAN ARARDIM, ASLIMA
ASLIM, BANA BURHAN İMİŞ )
( "Çare/ler" yazısı için burayı tıklayınız... )
( I was seeking the recipe to my trouble...
I saw that, my trouble was the recipe...
I was seeking the evidence to my essense...
I saw that, my essense was the evidence... )
( DISTRESS/BOREDOM vs./and/> REMEDY )
- SIKINTI ile/ve/değil HOŞNUTSUZLUK
- SIKINTI ile ISTIRAP
- SIKINTI ile/ve/değil/yerine/<> KARANLIK
( Duygu durumu. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Algı durumu. )
( Zorlamalı, değişken, keyfî. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Zorunlu, doğal. )
- SIKINTI ile/ve/değil/<> SAKINCA
- SIKINTI/KAHIR[Ar.] ile SIKINÇ/KASVET[Ar.]
( ... İLE İç sıkıntısı, gönül darlığı. | Katılık, sertlik. | Merhametsizlik, acımasızlık. )
( BANYO YAP, SPOR YAP, GIDANA DİKKAT ET, [zayıfsan] KİLO AL / [şişmansan] KİLO VER )
- SIKINTI ile SIKINTILI ile ÜZÜCÜ
( DISTRESS vs. DISTRESSED vs. DISTRESSING )
( اضطرار ile فروماندگي ile پريشانحالي ile پريشاني ile ناچاري ile مضيقه ile متالم کردن ile محنت زده کردن ile متاثر ile پريشان خيال ile پريشان ile پريشانهال ile پريشان کننده )
( EZTERAR ile FOROMANDEGY ile پريشانحالي ile پريشاني ile ناچاري ile MOZYGHEH ile METALAM KARDAN ile MAHNAT ZADEH KARDAN ile متاثر ile پريشان خيال ile پريشان ile پريشانهال ile PARYSHAN KONANDEH )
- SIKINTI ile SIKINTILI/LIK ile SIKINTISIZ/LIK
- SIKINTI ile/ve/> SIRADANLAŞTIRMA
- SIKINTILI ile/değil SIKINTIDA
- SIKINTILI ile ÜZGÜN
- ŞIKIR ŞIKIR (İŞLEMEK)
- ŞIKIRTI ile ŞIKIRTILI
- ŞIKIRTI ile/değil ŞIRILTI
( Nesnelerde, katılarda. İLE/DEĞİL Sıvılarda, akışkanlarda. )
- SIKIŞ-TEPİŞ (OTURMAK)
- SIKIŞ-TIKIŞ (OTURMAK)
- SIKIŞIKLIK ile KISIR DÖNGÜ
- PINCH EFFECT[İng.] / EFFET DE PINCEMENT[Fr.] / KNEIFENEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= SIKIŞMA ETKİSİ
- SIKIŞMA ile/ve BÜZÜŞME
- SIKIŞMA ile/||/<> SIKIŞMAK
( JAM )
- COMPRESSIBILITY FACTOR[İng.] / FACTEUR DE COMPRESSIBILITÉ[Fr.] / KOMPRESSIBILITÄTSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SIKIŞTIRILABİLİRLİK ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ
- UNZUSAMMENDRÜCKBARES VOLUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SIKIŞTIRILAMAZ HACİM
- SIKIŞ(TIR)MAK(") ile/ve/||/<>/> (")IKINMAK(")
- SİKKATİF ile/||/<> SIKKATIV[Alm.] ile/||/<> SİKATİF[Fr. < SICCATIF]
( Kurşun çinko mangan vb ağır metal oksitlerinden üretilen ve yağlıboya ile yağlı verniklerin kurumasını çabuklaştıran sıvı )
( SICCATIF )
( SIKKATIV )
- SİKKE[Ar.] ile METELİK[Fr. < Yun.]
( Madenî para. | Madenî paralara vurulan damga. @@ İlk kez 1828'de basılmış, on para değerindeki bakır sikke. [Sultan Reşat zamanında basılan son metelik nikeldir] )
- SIKLAŞTIRMA ile SIKILAŞTIRMA
- SIKLET | AĞIRLIK ile/||/<> AĞIRLIK
( Yumruk oyuncusunun kilosuna göre girdiği sınıf 48 51 54 57 60 63 67 71 75 81den yukarı Dürtücü ya da delici kılıçların ucundaki düğme yayları direncinin yönetmelik ölçülerine uygunluğunu anlamak için kullanılan dürtücü kılıç için 500 gr delici kılıç için 750 gr ağırlığında silindir biçiminde ortası delik madenden yapılmış bir ölçü Bir cisme Yerin ya da başka bir gökcisminin uyguladığı çekim kuvveti Güreşçinin gövde tartısı 1 Çatıyı gergin tutmada kullanılan ağırlık 2 Sahnede bir şeyi gergin tutmak için kullanılan ağırlık gereci 3 Tiyatro konuşmasında ünsüz harflerin ortaya çıkmasıyla organların tembelliğinden doğan durum Bir konumsal gösterimde her bîr basamağın gerçek sayıya eklenen katkısının değerini belirtmek üzere o basamaktaki sayı değerinin çarpılacağı katsayı Bir nesnenin bulunduğu kümedeki öteki nesnelere göre önemi Bir gözlem tüm gözlemlerin bir işlevindeki istenen önem derecesinin belirtilmesi için çoğunlukla çarpım biçiminde sayısal bir katsayı bağlanarak ağırlıklandırılır Bir ölçme sürecinde belli sınar ve terimlerin göreli konumunu ya da nicel payını gösteren sayısal değer Bir nesne ile bir gökcismi arasındaki ağınımsal çekim kuvveti ile özekkaç itim kuvvetinin gökcisminin yakınında tartı ile ölçülen birleşik etkisi fizik Dekorları tutan askıları istenilen yükseklikte tutmaya yarayan nesne Bunlar eski tiyatrolarda kum torbaları yenilerinde demir külçelerdir F Boppun Hin tAvrupa dilinde temel açınık diye saydığı a u i açınıklarından birincisine ağır ikincisine orta üçüncüsüne de hafif demek için onlarda varsaydığı nitelik Metal veya kauçuktan yapılmış ve at yarışlarında atların ağırlıklarını dengelemek için kullanılan cisim )
( WEIGHT | TEST WEIGHT | CHAIN, WEIGHT, BRACEWEIGHT. | WEIGHT, SIGNIFICANCE | GRAVITY | COUNTERWEIGHT | BIT | CLASS | CATEGORY | WEIGH )
( POIDS DE CONTRÔLE | POIDS | PLOMS, PAIN | GRAVITÉ | CONTREPOIDS | PESANTEUR OU POIDS | CLASSE | CLASSIFICATION | MÈTRE )
( GEWICHTSKLASSE | GEWICHT | GEGENGEWICHT | SCHWERE | KLASSEMENT | KATEGORIE | WIEGEN )
( CLASSIS )
( PESO )
( ΒΆΡΟΣ / βάρος )
- SIKLET | AĞIRLIK ile/||/<> SINIF ile/||/<> SINIFLANDIRMA ile/||/<> TARTI
( Yumruk oyuncusunun kilosuna göre girdiği sınıf. (48, 51, 54, 57, 60, 63, 67, 71, 75, 81'den yukarı). @@ Dürtücü ya da delici kılıçların ucundaki düğme yayları direncinin, yönetmelik ölçülerine uygunluğunu anlamak için kullanılan, dürtücü kılıç için 500 gr., delici kılıç için 750 gr. ağırlığında, silindir biçiminde, ortası delik, madenden yapılmış bir ölçü. @@ Bir cisme Yer'in ya da başka bir gökcisminin uyguladığı çekim kuvveti. @@ Güreşçinin gövde tartısı. @@ 1. Çatıyı gergin tutmada kullanılan ağırlık. 2. Sahnede bir şeyi gergin tutmak için kullanılan ağırlık gereci. 3. Tiyatro konuşmasında ünsüz harflerin ortaya çıkmasıyla organların tembelliğinden doğan durum. @@ Bir konumsal gösterimde, her bîr basamağın, gerçek sayıya eklenen katkısının değerini belirtmek üzere, o basamaktaki sayı değerinin çarpılacağı katsayı. @@ Bir nesnenin, bulunduğu kümedeki öteki nesnelere göre önemi. Bir gözlem, tüm gözlemlerin bir işlevindeki istenen önem derecesinin belirtilmesi için, çoğunlukla çarpım biçiminde sayısal bir katsayı bağlanarak ağırlıklandırılır. @@ Bir ölçme sürecinde belli sınar ve terimlerin, göreli konumunu ya da nicel payını gösteren sayısal değer. @@ Bir nesne ile bir gökcismi arasındaki ağınımsal çekim kuvveti ile özekkaç itim kuvvetinin, gökcisminin yakınında tartı ile ölçülen birleşik etkisi. @@ (fizik) @@ Dekorları tutan askıları istenilen yükseklikte tutmaya yarayan nesne. Bunlar eski tiyatrolarda kum torbaları, yenilerinde demir külçelerdir. @@ F. Bopp'un, Hin t-Avrupa dilinde temel açınık diye saydığı, a, u, i açınıklarından birincisine ağır, ikincisine orta, üçüncüsüne de hafif demek için onlarda varsaydığı nitelik. @@ Metal veya kauçuktan yapılmış ve at yarışlarında atların ağırlıklarını dengelemek için kullanılan cisim. )
( WEIGHT | TEST WEIGHT | CHAIN, WEIGHT, BRACEWEIGHT. | WEIGHT, SIGNIFICANCE | GRAVITY | COUNTERWEIGHT | BIT | CLASS | CATEGORY | WEIGH~CLASS | CLASSE~CATEGORY | CLASSIFICATION | SYSTEMATICS, CLASSIFICATION~WEIGH )
( POIDS DE CONTRÔLE | POIDS | PLOMS, PAIN | GRAVITÉ | CONTREPOIDS | PESANTEUR OU POIDS | CLASSE | CLASSIFICATION | MÈTRE~CLASSE~CLASSIFICATION | SYSTÉMATIQUE, CLASSIFICATION~MÈTRE | GRAVIMÉTRIQUE )
( CLASSIS~CLASSIS | CLASSIS: BÖLÜM~...~... )
( GEWICHTSKLASSE | GEWICHT | GEGENGEWICHT | SCHWERE | KLASSEMENT | KATEGORIE | WIEGEN~KLASSEMENT | KLASSE~KATEGORIE | KLASSIFIKATION | SYSTEMATISIERUNG, KLASSIFIKATION~WIEGEN )
( PESO~CLASSE~CLASSIFICAZIONE~PESATURA )
( ΒΆΡΟΣ / βάρος~ΤΆΞΗ / τάξη~ΤΑΞΙΝΌΜΗΣΗ / ταξινόμηση~ΖΎΓΙΣΗ / ζύγιση )
- SIKLET[Ar. < S̱İḲLET] ile/değil/yerine/=/||/<> AĞIRLIK | EZİYET
( ağır sıklet hafif sıklet horoz sıklet orta sıklet sinek sıklet tüy sıklet ağırlık eziyet )
- SIKLET ile/değil/yerine/= YÜK/AĞIRLIK
- SIKLETİ MAHSUSA | ÖZGÜL AĞIRLIK ile/||/<> ÖZGÜL AĞIRLIK
( Bir özdeğin yoğunluğunun ölçün olarak alınan bir başka özdeğinkine oranı Belirli sıcaklık ve basınç altında bir özdeğin 1 cm küpünün ağırlığı Bir özdeğin verilen bir oylumdaki kütlesinin aynı oylumlu 4 Cdaki suyun kütlesine oranı Bir özdeğin yoğunluğunun 4 C derece sıcaklıktaki suyun yoğunluğuna oranı Bir maddenin hacim ağırlığının standart olarak alınan başka bir maddenin aynı hacminin ağırlığına oranı dansite )
( SPECIFIC WEIGHT | SPECIFIC GRAVITY | DENSITY )
( POIDS SPÉCIFIQUE )
( SPEZIFISCHES GEWICHT | SPEZIFISCHE SCHWERE )
- SIKLIK | FREKANS ile/||/<> FREKANS ile/||/<> TİTREŞİM SAYISI
( titreşim sayısı devir sıklığı Devir süresinin tersi fizik )
( FREQUENCY )
( FRÉQUENCE )
( FREQUENZ )
- TEVÂLÎ[Osm.] / FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE[Fr.] / FREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SIKLIK, FREKANS
- SIKLIK/FREKANS ile/ve DALGA BOYU
( Birim zamanda oluşan dalga sayısı. İLE Bir dalganın iki ardışık tepe noktası arasındaki mesafe. )
- ZYKLOIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİKLOİD
- CYCLOTRON WAVE[İng.] / ONDE CYCLOTRON[Fr.] ile/değil/yerine/= SİKLOTRON DALGASI
- CYCLOTRON RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DE CYCLOTRON[Fr.] / ZYKLOTRONSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SİKLOTRON IŞINIMI
- CYCLOTRON FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= SİKLOTRON SIKLIĞI
- SİKMEK ile/değil SİLKMEK
- SİKTİRİ BOKTAN-->
- SILA ile SILACI ile SILA ÖZLEMİ ile SILA SIYGASI ile SILA HASTALIĞI
- SİLAH ile ARKEBÜZ[Fr. < ARQUEBUSE]
( ... İLE XV. yüzyılda, Fransa'da kullanılmaya başlanan, taşınabilir ateşli silah. )
- SİLAH ile SİLAH KAMA ile SİLAH MENZİLİ ile SİLAH KİTRE ile TOPÇU ile TOPÇULUK ile SİLAHLA VURMA
( GUN vs. GUN BREECH vs. GUN RANGE vs. GUN TRAGACANTH vs. GUNNER vs. GUNNERY vs. GUNNING )
( طپانچه ile هفت تير ile تفنگ ile گلنگدن ile تير رس ile تيرپرتاب ile کتيرا ile توپچي ile تير انداز ile علم توپخانه ile خان تفنگ )
( TAPANCHEH ile NPAFT TYR ile TAFANG ile GOLANGDAN ile TYR RES ile TYREPORTAB ile KATYRA ile توپچي ile TYR ANDAZ ile ALAM TUPKHANEH ile KHAN TAFANG )
- SİLAHLI ile SİLAHLI KUVVETLER ile SİLAHLI SOYGUNCU ile SİLAHLI SOYGUN
( ARMED vs. ARMED FORCES vs. ARMED ROBBER vs. ARMED ROBBERY )
( تحت السلاح ile مسلح ile مجهز ile مسلحانه ile جنگ آماد ile نيروهي مسلح ile دزد مسلح ile سرقت مسلحانه )
( تحت السلاح ile MOSLEH ile MAJEKARZ ile MOSLEHANEH ile JANG AMAD ile NEYROOHY MOSLEH ile DOZD MOSLEH ile SARGHT MOSLEHANEH )
- SİLAHSIZLANMA ile/ve/||/<> YANITSIZ BIRAKMA
- SİLAHŞÖR ile/||/<> TÜFEKÇİ
( 1 Padişahı ve sarayı korumakla görevli olanlara verilen ad 2 Savaş gereçleri silah yapımı ve onarımı ile uğraşan asker sınıfından olan kişi )
- SİLECEK ile SİLGİ
( Taşıtlarda, ön cama düşen yağmur damlalarını silmeye, gidermeye yarayan aygıt. İLE Kalem ya da daktiloyla yazılmış ya da çizilmiş şeyleri sürterek yok etmeye yarayan, bileşiminde kauçuk olan madde. | Hamam takımı, havlu. )
- SILENCE/QUIET[İng.] ile/değil/yerine/= SILENCE[Fr.] ile/değil/yerine/= RUHE[Alm.] ile/değil/yerine/= SESSIZLIK
( Sinema/TV. 1. Bir sinema ya da televizyon görünçlüğünde hiç bir sesin yer almaması durumu. Sinema 2. Sessiz sinema döneminde filmler baştan sona sessiz olduğu için bu dönemde değerlendirilemeyen ve kullanılamayan özellik. )
- SILENCE vs. QUIETNESS
- SILENCE :/yerine SESSİZLİK
- SILENT PARTNER, LIMITED PARTNERS, COMMANDITAIRES[İng.] ile/||/<> KOMANDİTER[Fr. < COMMANDITAIRE]
( Komandit şirkette sorumluluğu yatırdığı sermaye ile sınırlı olan ortak )
( SILENT PARTNER, LIMITED PARTNERS, COMMANDITAIRES )
( COMMANDITAIRE )
- SILENT-READING[İng.] ile/||/<> LECTURE SILENCIEUSE[Fr.] ile/||/<> SESSİZ OKUMA
( 1 Bir yazılı parçayı yalnızca gözle izleyerek okuma 2 Kör çocukların kendilerine özgü kabartma yazıları parmaklarıyla dokunarak sessizce okumaları )
( SILENT-READING )
( LECTURE SILENCIEUSE )
- ŞILEP[Alm. < SCHLEPP] ile/||/<> ...
( yük taşımaya yarayan gemi yük gemisi R σλέπι )
( SCHLEPP )
( ΣΛΈΠΙ / σλέπι )
- ŞİLEP[Alm. < SCHLEPP] ile/değil/yerine/=/||/<> YÜK GEMİSİ
- ŞİLEP ile/||/<> TRAMP STEAMER, CARGOBOAT[İng.] ile/||/<> NAVİRE DE TRANSPORT, CARGOBOAT[Fr.] ile/||/<> YÜK GEMİSİ
( Yük mal taşımı yapan gemi )
( TRAMP STEAMER, CARGOBOAT )
( NAVIRE DE TRANSPORT, CARGOBOAT )
- SİLİ ile/değil/yerine/=/||/<> TEMİZ | İFFETLİ
( arı sili temiz iffetli )
- SİLİCATE[Fr. < SILICATE] ile/değil/yerine/=/||/<> SİLİKAT
( magnezyum silikat Yapı malzemesi olarak kullanılan cam çimento tuğla vb maddelerin birleşiminde bulunan silisik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuz )
- SILICON LIFE ile/||/<> AMMONIA SOLVENT ile/||/<> EXOTIC BIOCHEMISTRY ile/||/<> ALTERNATİF YAŞAM
( Karbon/su dışı yaşam formları. )
( Formül: Si-O İLE C-C bonds )
- SİLİCONE[Fr. < SILICONE] ile/değil/yerine/=/||/<> SİLİKON
( Kapı pencere vb ndeki aralıkları örterek hava ve su geçmesini önlemek amacıyla kullanılan şeffaf ve yapışkan bir madde Güzel görünmek amacıyla çeşitli organlara eklenen madde )
- SİLİCOSE[Fr. < SILICOSE] ile/değil/yerine/=/||/<> SİLİKOZ
( Silis tozu içinde çalışan işçilerin yakalandıkları akciğer hastalığı )
- SILICAM[İng.] ile/değil/yerine/= SİLİKAM
- SİLİKAT ile BRANİT ile OMFAZİT ile SİLİKON
( Bir anyonda, temel atomun/atomların silisyum olduğunu belirten terim. | Yapı malzemesi olarak kullanılan cam, çimento, tuğla vb. maddelerin birleşiminde bulunan, silisik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuz. İLE Formülü, MnSiO3,.3Mn2O3 olan, doğal mangan silikat. İLE Piroksen grubundan, yeşil renkli, doğal silikat. İLE Karbon yerine silisyumun geçtiği, organik cisimlere benzer maddelerin genel adı.[Isı ve suya karşı dayanıklı olduğundan dolayı, yağ, plastik, merhem gibi maddelerin yapımında kullanılır.] )
- SİLİKAT[Fr./İng. < SILLICATE] ile KANBİYİT[Fr. < CANBYTE]
( Yapı malzemesi olarak kullanılan cam, çimento, tuğla vb. nesnelerin bileşiminde bulunan, silisik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuz. İLE Hidratlı doğal demir silikat. )
- SİLİKAT ile KAZOLİT
( ... İLE Hidratlı doğal kurşun ve uranyum silikat. )
- SİLİKAT[Fr. < SILICATE] ile PİROKSEN[Fr. < PYROXENE]
( Silisik asidin, bazlarla birleşerek oluşturduğu tuz. [Yapı malzemesi olarak kullanılan, cam, çimento, tuğla gibi maddelerin bilişiminde bulunur.] İLE Doğal kalsiyum, magnezyum ve demir silikatlarına verilen ad. )
- SILICATE[İng.] / SILICATE[Fr.] / SILIKAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİKAT
- SİLİKAT[Fr. < SILICATE] ile/ve/||/<> TREMOLİT[Fr. < TREMOLITE]
( ... İLE/VE/||/<> İçinde magnezyum, kalsiyum, demir ve alüminyum bulunan, amfibol öbeğinden doğal silikat. )
- SİLİKATLAMAK ile SİLİKAT ile SİLİKATLI ile SİLİKATLAŞMA
- REDRESSEUR COMMANDÉ AU SILICIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= SİLİKON DENETİMLİ DOĞRULTUCU
- SİLİKON ile/ve/değil/yerine GRAFEN
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Saf karbonun saydam biçimi. )
( Ayrıntıları için burayı tıklayınız... )
- SİLİKVA = SİMÂR-I HARNÛBÎYE = SILIQUE
- SİLİLİK ile/değil/yerine/=/||/<> TEMİZLİK | İFFETLİLİK | İSMET
( temizlik iffetlilik ismet )
- SİLİNDİRAJ, SİLİNDİRLEME ile/||/<> ROLLING[İng.] ile/||/<> CYLINDRAGE[Fr.] ile/||/<> YUVGULAMA
( genel uygulayım Basıp sıkıştırmak düzleştirmek gibi amaçlarla bir yüzeyin üzerinden yuvgu geçirme işi )
( ROLLING )
( CYLINDRAGE )
- ZYLINDERSYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİNDİRİK SİMETRİ
- SİLİNTİ ile SİLİNTİLİ ile SİLİNTİSİZ
- SİLİS ile SİLİSLİ
- SILICE ACID[İng.] ile/değil/yerine/= SİLİSİK ASİT
- SILICON CONTROLLED RECTIFIER[İng.] ile/değil/yerine/= SİLİSYUM DENETİMLİ DOĞRULTUCU
- SILICON CARBIDE[İng.] / CARBURE DE SILICIUM[Fr.] / SILIZIUMCARBID, KARBORUND[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİSYUM KARBÜR
- SILICON[İng.] / SILICIUM[Fr.] / SILIZIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİSYUM
- SİLKELENMEK ile/değil/yerine/=/||/<> SİLKİNMEK | ELENMEK
( Silkeleme işine konu olmak silkinmek elenmek )
- SİLKMEK ile SİLKİLMEK ile SİLOLAMAK ile SİLKTİRMEK ile SİLİ/LİK ile SİLO ile SİLİSİZ/LİK ile SİLO YEMİ ile SİL BAŞTAN
- SILLAGE[Fr.] ile/||/<> HAVA BOŞLUĞU
( Yarışçının herhangi bir taşıt aracının bıraktığı hava boşluğundan yararlanmak için ona sokularak yarışı sürdürmesine çifteker sporunda verilen ad )
( SILLAGE )
- SİLME | VAKUM | HAVASIZ BOŞLUK | VAKUM ile/||/<> VAKUM ile/||/<> BOŞLUK
( boşluk Tüm havanın emilip boşaltılması ya da böylece oluşan boşluk İçinde atom ve molekül bulunmayan ya da alçak basınçta hava ve gaz bulunan oylum Sinema TV İçinde molekül ya da atom bulunmayan uzay uygulamada içindeki hava ya da gazı tümüyle boşaltılmış son kertede alçak basınç bulunan uzay Bir radyo ışıtacında eksiucun yaydığı elektronların havanın ya da gazın atomlarıyla çarpışarak engellenmemesi için bu ışıtaçta böyle bir boşluk yaratılması gerekir TV Tarayıcı demetin satır başı ya da resim başı yapması sırasında istenmeyen imlerin ortaya çıkmasını önlemek ve eşleme imleri gibi belirli biçimdeki imleri göndermek için resim bilgisine verilen ara boş damga Herhangi bir veri dizisinde bellek ya da bilinçte görülen eksiklik İçinde molekül atom ve başka temel parçacıkların bulunmadığı varsayılan uzay parçası 1 genel uygulayım Herhangi bir emici ile havası boşaltılmış yer ortam vb 2 fizik kimya İçinde hiçbir öğecik özdecik vb bulunmayan bir gazın basıncı düşürüldükçe sonunda varılacak durum Özdekten arınmış kapalı oylum gedik boş )
( VACUUM )
( VACUUME | VIDE | VACUUM )
( VAKUUM )
( VACUUS: BOŞ )
- SİLMEK ile SİLMECE ile SİLMECİ/LİK ile SİLME KALIBI ile SİLME TAHTASI ile SİLME MAKİNESİ
- SİLMEK ile YIKAMAK/YUĞMAK
- SILOXANE[İng.] / SILOXANE[Fr.] / SILOXAN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLOKSAN
- SİLSİLE:
EZOTERİZM'DE ile MİSTİSİZM'DE
( Vardır. İLE Yoktur. )
- SİLSİLE, SİLSİLE-İ CİBÂL ile/||/<> CHAÎNE[Fr.] ile/||/<> SIRADAĞ
( jeoloji coğrafya )
( CHAÎNE )
- SİLSİLE[Ar.] ile/değil/yerine/= DİZİ
( Birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra. | Bilinen en eski atalardan, yaşayan torunlara kadar aile sırası. )
( SERIES, CHAIN | GENEALOGY vs. SERIAL )
- SİLSİLE ile MATRİS
- SİLSİLE ile ŞECERE
- SİLSİLE[Ar. < SİLSİLE] ile/değil/yerine/=/||/<> SİLSİLE
( silsileimeratip silsilename Birbirine bağlı birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi sıra Bilinen en eski atalardan yaşayan torunlara kadar aile sırası )
- SİLSİLE ile/ve SÜREKLİLİK
- SİLSİLE[Ar.] ile ZİNCİR, ZİNCİRLEME OLAN ŞEY
( ART ARDA GELEN ŞEYLERİN MEYDANA GETİRDİĞİ SIRA )
( SOYSOP )
( ZİNCİR, ZİNCİRLEME OLAN ŞEY )
- SİLSİLE'DE:
HZ. ALİ ile HZ. EBÛ-BEKİR
- SİLSİLE-İ MERATİP ile/||/<> HIERARCHY[İng.] ile/||/<> HIÉRARCHIE[Fr.] ile/||/<> AŞAMA SIRASI
( 1 Önem ve değer bakımından giderek yükselen basamaklar dizisi 2 Zihinsel bedensel ya da toplumsal bakımdan aşamalı biçimde oluşan herhangi bir örgütlenme durumu )
( HIERARCHY )
( HIÉRARCHIE )
- SİLSİLEİMERATİP[Ar. < SİLSİLE + MERĀTİB] ile/değil/yerine/=/||/<> RÜTBE SIRALAMASI
- SİLSİLELER/İ" değil SİLSİLE/Sİ
- SİLSİLENAME[Ar. < SİLSİLE + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> SİLSİLENAME
( Bir kimsenin silsilesini gösteren çizelge )
- PLAKET/ŞİLT[İng. SHIELD] ile/değil/yerine/= ERGİLİK
( Üzerine, genellikle bir kurum ya da kuruluşun adı, işareti kazınmış ya da basılmış olan ve armağan olarak bir kişiye ya da takıma verilen levha. )
- SİLÜET[Fr. < SILHOUETTE] ile/değil/yerine/= KARALTI
- SİLÜET[Fr. < SILHOUETTE] ile/değil/yerine/= GÖLGE/KARALTI/KARARTI
- SILURUS GLANIS[Lat.] ile/||/<> YAYIN BALIĞI | AVRUPA YAYIN BALIĞI
( Avrupa yayın balığı )
( SILURUS GLANIS )
- SİLVA, WALLACE MACHADO DA (RİO DE JANERİO, BREZİLYA, 1968) :
( Americo F. C. Kulübünden (Brezilya) transfer edildi ve üç sezon (1988 - 1991) Sarıyer tescilli kaldı. Bu süre içinde 51 lig, 7 kupa ve 2 turnuva maçı olmak üzere 60 resmi ve ayrıca 43 özel maçla birlikte toplam olarak 103 maçta oynadı. Lig maçlarında 19, kupa maçlarında 3 ve turnuva maçlarında 2 olmak üzere resmi maçlarda 24, özel maçlarda attığı 5 golle birlikte toplam olarak takımı adına 69 gol kaydetti. 1991'de ülkesine döndü. )
- SILVER PLATING[İng.] ile/||/<> ARGENTURE[Fr.] ile/||/<> SILBERPLATTIERUNG[Alm.] ile/||/<> GÜMÜŞ KAPLAMA
( Metalleri gümüş siyanürlü yunaklarda elektroliz yolundan gümüşle kaplama işlemi gümüşleme diye de bilinir )
( SILVER PLATING | SILVERING )
( ARGENTURE )
( SILBERPLATTIERUNG | VERSILBERUNG )
( ARGENTATURA )
( ΕΠΑΡΓΎΡΩΣΗ / επαργύρωση )
- SILVERBIRCH[İng.] ile/||/<> BOULEAU BLANC[Fr.] ile/||/<> ZELKOVA CARPINIFOLIA[Lat.] ile/||/<> SILBERBIRKE[Alm.] ile/||/<> AKAĞAÇ
( Karaağaçgiller Ulmaceae familyasından yaprak döken 3035 m kadar boyda Doğu Anadoluda nadir olarak yetişen bir tür )
( SILVERBIRCH )
( BOULEAU BLANC )
( SILBERBIRKE )
( ZELKOVA CARPINIFOLIA )
- ŞİMAL[Ar. < ŞİMĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> KUZEY (ŞİMAL RÜZGÂRI)
- ŞİMAL ile ŞİMALİ ile ŞİMALLİ
- ŞİMÂLEN[Ar.] ile ŞİMÂLÎ[Ar.]
( Soldan, sol taraftan olarak, şimal, kuzey tarafından. İLE Şimâle ait, şimal ile, kuzeyle ilgili. )
- ŞİMALİŞARKİ ile/||/<> NORTH-EAST[İng.] ile/||/<> NORD-EST[Fr.] ile/||/<> NORDOST[Alm.] ile/||/<> KUZEYDOĞU | ARAYÖNLER
( Kuzey ile doğu arası yön arayönler anayönler )
( NORTH-EAST )
( NORD-EST )
( NORDOST )
- [ne yazık ki]
ŞIMARIK ile/ve/<> KÜSTAH
- ŞIMARIK ile/ve/değil/yerine SAMİMİ
( ŞOPAR ile/ve/değil/yerine ... )
- ŞIMARIKLIK ile/ve KİBİR
( Şımardıysan, artık başka bir düşmana gerek kalmamış demektir. )
( ... vs./and ARROGANCE )
- ŞIMARIK/LIK ile/ve/değil YILIŞIK/LIK, YIVIŞIK
( Herşey yolunda gittiğinde, şımarmamak ve öteki kişileri küçük görmemek son derece önemlidir. )
( ... İLE/VE/DEĞİL Yapmacık bir gülüşle hoşa gitmeye çalışan. )
- ŞIMARMA/CİBİLME ile ŞIRNAMA
- ŞIMARMAK ve/<> SÖMÜRMEK
- ŞIMARTMAK ile HOŞGÖRÜ ile ANLAYIŞLI
( INDULGE vs. INDULGENCE vs. INDULGENT )
( زياده روي کردن ile نرنجاندن ile زياده ستاني کردن ile مخالف نبودن ile زيادهروي کردن ile مخالفت نکردن ile اغماض ile زياده روي ile مساهله ile زياده رو ile زيادهرو )
( ZYADEH ROY KARDAN ile نرنجاندن ile ZYADEH SETANY KARDAN ile MOKHALEF NABUDAN ile ZYADEGROY KARDAN ile MOKHALEFT NAKARDAN ile EGHMAZ ile ZYADEH ROY ile مساهله ile ZYADEH RO ile ZYADEGRO )
- ŞİMDİ ŞİMDİ değil ŞU SIRALAR
- ŞİMDİKİ ZAMAN ile/ve/||/<> ŞİMDİNİN ZAMANI
- SATH-İ TENÂZUR[Osm.] / SYMMETRY PLANE[İng.] / PLAN DE SYMÉTRIE[Fr.] / SYMMETRIEEBENE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ DÜZLEMİ
- TENÂZUR MİHVERİ[Osm.] / SYMMETRY AXIS[İng.] / AXE DE LA SYMÉTRIE[Fr.] / SYMMETRIEACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ EKSENİ
- SYMMETRY ELEMENTS[İng.] / SYMMETRIE ELEMENTE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ ELEMANLARI
- OPÉRATEUR DE SYMÉTRIE[Fr.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ İŞLEMCİSİ
- SYMMETRY OPERATION[İng.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ İŞLEMİ
- SİMETRİ KIRILMASI ile VERİ ÜRETİMİ
( Rastgele kimyada. @@ Veri taşıyan bütünlüklü yapıda. )
- CENTER OF SYMMETRY[İng.] / CENTRE DE SYMÉTRIE[Fr.] / SYMMETRIEZENTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ MERKEZİ
- SYMMETRY NUMBER[İng.] / NOMBRE DE SYMÉTRIE[Fr.] / SYMMETRIEZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ SAYISI
- SİMETRİ[Fr. < SYMÉTRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAKIŞIM
- SİMETRİ ile ASİMETRİ
- SİMETRİ ile SENKRON
- SİMETRİ ile SİMETRİK/LİK ile SİMETRİLİ ile SİMETRİSİZ/LİK
- TENÂZUR[Osm.] / SYMMETRY[İng.] / SYMÉTRIE[Fr.] / SYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ
- SYMMETRICAL QUADRIPOLE[İng.] ile/değil/yerine/= SİMETRİK DÖRT KUTUPLU
- SYMMETRICAL BREAKDOWN CURRENT[İng.] / COURANT DE RUPTURE SYMÉTRIQUE[Fr.] / SYMMETRISCHER DURCHBRUCHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİK KESİLME AKIMI
- SİMETRİK MEDRESE/LER ile ASİMETRİK MEDRESE/LER
- SİMETRİK OLMAYAN ile ASİMETRİK
( DISSYMMATRIC vs. DISSYMMETRIC )
( غيرمتقارن )
( غيرمتقارن )
- SİMETRİK ile/||/<> ASİMETRİK ile/||/<> HİBRİT
( Temel kriptografi yaklaşımları. )
( Formül: RSA: n = p × q )
- SİMETRİLİ ile/||/<> BAKIŞIK DÜZEN
( bakışık düzen )
- SİMGE:
AÇAN ile/ve/||/<> ÖRTEN/KAPATAN ile/ve/||/<> ÖRTEREK GÖSTEREN/GÖSTERİLEN
- SİMGE:
ANAHTAR ile/ve/||/<> MÜHÜR
- SİMGE:
BULUŞMA ve/+/||/<> BİRLEŞME
- SİMGE:
[ÇOK FARKLI/ÇEŞİTLİ ANLAMI/DEĞERİ]
GÖSTEREN/TAŞIYAN ile/ve/değil/||/<>/< BİRARAYA GETİREN
- SİMGE/REMİZ[Ar. < REMZ] ile/||/<> SİMGE/TİMSAL[Ar. < TİMS̱ĀL] ile/||/<> SİMGE/SEMBOL[Fr. < SYMBOLE]
- SİMGE ile/ve/||/<>/>/< İNCELİK
- SİMGE = REMZ[çoğ. RÜMÛZ(ÂT)] = SYMBOL[İng., Alm.] = SYMBOLE[Fr.] = SYMBOLON[Yun.] = SIMBOLO[İsp.]
- SYMBOL[İng.] / SYMBOLE[Fr.] / SYMBOL[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMGE
- SİMGECİ/SEMBOLİST[Fr. < SYMBOLISTE] ile/||/<> SİMGECİLİK/SEMBOLİZM[Fr. < SYMBOLISME]
- SİMGECİLİK ile İŞLEVSELCİLİK ile YAPISALCILIK
- SİMGE/LER:
KENDİLERİ değil KENDİNİ AŞAN ANLAMI/ANLAMA İŞARET EDEN
( SİMGE: Kendinden başka bir şeyi gösteren. )
- SİMGESEL (ANLATIM) ile/ve ÇOKLU (ANLATIM)
- SİMGESEL (ANLATIM) ile/ve/<> ÇOKLU (ANLATIM)
( Akıllı kişiler, canlı bir varolanın, dil ve sözle çizilerek anlatılmasını, boya ya da herhangi bir sanat yapıtıyla gösterilmesine yeğ tutar; akılla izleyemeyen kişilere ise sanat yapıtı daha uygun gelir. )
( SYMBOLIC (EXPOSITION) vs./and MULTIPLE (EXPOSITION) )
- SİMGESEL DÜŞÜNCE ile/||/<> SOMUT DÜŞÜNCE
( Soyut kavramlar. İLE Doğrudan algılanan nesnelerdir.
Üst Paleolitik'te gelişti. İLE Mağara sanatı ve ritüeller ortaya çıktı.
Göbeklitepe ve gelişmiş simgesel düşünce. İLE Toplayıcı-avcılarda soyutlama yetisi gösterir. )
- SİMGESEL DÜŞÜNME ile/ve/> DÜŞÜNCENİN, KENDİNİ ÖRMESİ
- DÜŞÜNME:
SİMGESEL ile/değil YAPISAL
- SIMIENS/RÉSCAN[Fr.] ile/değil/yerine/= NETWORK[İng.] ile/değil/yerine/= NETZWERK, NETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞEBEK
( (karşılık: çakma, Papio porcarius) Maymunlar (Primates) takımının uzunkuyruklu-maymungiller (Cercopithecidae) familyasından bir memeli türü. Kılları uzun olur. Yüzü ve elleri karadır. Güney Afrikada yaşar. @@ (çakma) (zooloji) @@ Maymunlar (Primates) takımının, Eski Dünya maymunugiller (Cercopithecidae) familyasından, kılları uzun, yüzü ve elleri kara, Güney Afrika'da yaşayan bir tür. Çakma. )
- SIMILAR vs. REASON
- (not SIMILAR WITH) SIMILAR TO
- SIMILAR :/yerine BENZER
- SIMILARLY :/yerine BENZER ŞEKİLDE
- SİMİT ile SİMİTÇİ/LİK ile SİMİT FIRINI ile SİMİT KEBABI ile SİMİTÇİ FIRINI
- SİMPATRİK[İng. SYMPATRIC] ile/||/<> SİMPSON 1/3 KURALI[İng. SIMPSON'S 1/3 RULE]
( Aynı coğrafyada yaşayan canlıları belirtmek için kullanılır. @@ İntegral hesaplamasında kullanılan sayısal bir yöntem. Verilen bir fonksiyonun belirli bir integralinin yaklaşık değerini bulmak için kullanılır. Temel olarak, eğri altındaki alanı parabolik dilimlerle yaklaştırarak hesaplar. Özellikle eğrinin düzgün bir biçimde değişmediği yerlerde iyi sonuçlar verir ve yüksek doğruluk sağlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
(1996'dan beri)