Bugün[26 Mart 2026]
itibarı ile 46.157 başlık/FaRk ile birlikte,
46.157 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(97/186)


- KERİM ile PERDE
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Desenli perde. İLE ... )


- KERİŞ[Oğuz] ile KERİŞ ile KERİŞ ile KERİŞ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Tırmanılabilecek bir dağ doruğu. İLE Yağır, atın sırtı. İLE Kavgada, çatışmada direnç gösterme. İLE Kavga, çatışma. )


- KERİZ[argo. < KERES] ile KERİZ[Fars. < KARIZ]

( Kumar. | Kolayca kandırılabilen kişi; aptal. | Bir çeşit sazlı sözlü oyun. | Bu oyunun havası. İLE Lağım. | Çirkef.[Fars. < ÇİRK+AB: Pis/bulanık su.] )


- KERİZ ile KERİZCİ/LİK


- KERJÜ ile KERŞEGÜ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Misket. | Saçma. İLE Sırtında yaralar bulunan [hayvan/at]. )


- KERKENEZ ile KÜÇÜK KERKENEZ

( ... İLE Bozkır benzeri açık arazilerde yaşarlar. [Kaya yarlarında, evler ve harabelerde sürüler halinde yuva yaparlar.] )

( ... İLE Dişil ve genç olanlarını kerkenezden ayırmak pek kolay değildir. )

( ... vs. LESSER KESTREL )

( ... cum FALCO NAUMANNI )


- KERKİ ile KERPİÇ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Keser. İLE Kerpiç. )


- KERKİNMEK ile KERKİ


- KERMA[İng.] / KERMA[Fr.] / KERMA[Alm.] ile/değil/yerine/= KERMA


- KERPETEN ile DAVYA

( ... İLE Diş çekme kerpeteni. )


- KERR CELL[İng.] / CELLULE DE KERR[Fr.] / KERR-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KERR GÖZESİ/HÜCRESİ


- EFFET KERR MAGNÉTO-OPTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KERR MANYETO-OPTİK ETKİSİ


- KERTE ile KERTELEME


- KERTENKELE, KELER ile KELER

( ... İLE/VE Küçük köpekbalığı. )


- KERTENKELE/YILAN ile/değil OLUKLU KERTENKELE

( ... İLE Ayakları olmayan bir kertenkeledir. Hızlı hareket edemez. Derisinin içinde kemik pullar bulunur. Akciğeri genişlesin ve soluk alabilsin diye bu kemik pulların olmadığı oluklar vardır. Adını da bu oluklardan alır. Isırmazlar. Karınca, termit ve küçük böceklerle beslenirler. Tarım zararlılarını tüketirler. Zehirli değillerdir. Lütfen yılan korkusu ya da başka nedenlerle öldürmeyiniz! )

( )

( ... cum PSEUDOPUS APODUS )


- KERTENKELE ile ÇAKIL SIRTLI KERTENKELE


- KERTENKELE ile DEMİR ZIRHLI DİKENLİ KERTENKELE


- KERTENKELE ile DENİZ KERTENKELESİ / MAVİ EJDERHA / MAVİ DENİZ TAVŞANI


- KERTENKELE ile HALKA KUYRUKLU KERTENKELE

( ... İLE Papua Yeni Gine'nin Louisiade Takımadaları'nda yaşayan, endemik bir kertenkele türüdür. )

( GECKO vs. RING-TAILED GECKO )

( ... cum CYRTODACTYLUS LOUISIADENSIS )


- KERTENKELE ile HIZLI KERTENKELE

( LIZARD vs. SWIFT )

( LACERTILIA/SAURIA cum SCELOPORUS/UTA )


- KERTENKELE ile KAPLAN KERTENKELE(ALTIN TEGU)

( ... cum TUPINAMBIS TEGUIXIN )


- KERTENKELE ile MAVİ DİLLİ KERTENKELE


- KERTENKELE ile/ve MAVİ KAMÇI KUYRUK KERTENKELE

( ... İLE/VE ABC Adaları'nda yaşamaktalardır. )

( Eril kertenkeleler, (dişil) eşlerini de avlayarak yiyebilirler. )


- KERTENKELE ile/değil OLM/İNSAN BALIĞI

( )

( Toprak altında kalmış su kanallarında yaşar ve tamamen kördür. [Ortalama olarak 20-30 santimetre boyundadır.] )

( ... cum PROTEUS ANGUINUS )


- KERTENKELE ile PEYGAMBER/PİGME KERTENKELESİ

( ... İLE Su üzerinde yürüyebilir. )

( ... İLE Çok küçük ve çok hafiftir. [Suyun zarını delmeyecek kadar hafiftir.] )

( ... İLE Brezilya'da yaşar. )


- KERTENKELE ile SU ANÖLÜ

( ... İLE Kosta Rika ve Orta Amerika'da görülmektedir.[Burnundan çıkardığı hava baloncuğu sayesinde su altında bulunduğu sırada tıpkı bir dalgıç gibi soluk alabiliyor.][18 dakikaya kadar su altında durabiliyor.] )


- KERTENKELE ile VARAN


- KERTENKELE ile YILAN GÖZLÜ KERTENKELE

( ... vs. OPHISOPS ELEGANS )


- KERTERİZ[Yun.] (ALMA) değil/yerine/= ÖLÇME, ÖLÇÜ ALMA

( Bir yerin nerede bulunduğunu pusula ile ölçme. Denizcilerin, denizde sığlıkları belirlemek için kullandıkları imlerin tümü. )


- KERTİKLEMEK ile KERTİ ile KERTİK ile KERTİKLİ ile KERTİKSİZ


- KERTÜ ile KERTÜ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Ant, yemin. İLE Yalnızca hakikatin olduğu yer. )


- KE'S[çoğ. KÂSÂT, KÜÛS] ile KES[Fars. | çoğ. KESÂN]

( İçi dolu kap/çanak. | Bardak, kadeh. | Şarap dolu bardak/kadeh. | Çanak. Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların hepsi. İLE Kişi, kimse.[HER-KES: Her bir kişi, her kim olursa olsun] )


- KES ile ÇELEBİ/ELMİK

( İri saman. İLE Buğday karışık iri saman. )


- KEŞÂN KEŞÂN[Fars.]

( Zorla, sürükleye sürükleye, çeke çeke götürerek. )


- KEŞÂN[Ar. < KEŞ][Fars.] ile KEŞÂN[Fars.]

( Çekenler, çekiciler. İLE Çeken, çekerek. )


- KESAT[Ar. < KESÂD] değil/yerine/= DURGUNLUK, YOKLUK, KITLIK


- KESBE[Çigil] ile VERGİ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Köyün muhtarının ark ya da çeşme yapımına katılmayanlardan aldığı tazminat. İLE ... )


- KESE/BEDRE ile ...

( 500 kuruş. )


- KESE[Fars. KİSE] ile/ve/||/<>/> KASA[İt. CASSA]

( Cepte taşınan, içine para vb. konulan, kumaştan ya da örgüden küçük torba. İLE Para ya da değerli nesne saklamaya yarayan çelik dolap. )


- KESEK ile KESEK

( Bel, çapa ya da sabanın topraktan kaldırdığı iri parça. | Çimen yapmak için üzerindeki otuyla birlikte çıkarılmış çayır parçası. İLE Tezek. )


- KESEKLENMEK ile KESEK ile KESEKLİ


- KESEL ile KESEL PERDESİ


- KESELEMEK ile KESELENMEK ile KESELETMEK ile KES ile KESE ile KESİ ile KESP ile KESELİ ile KESİCİ/LİK ile KESESİZ ile KESELİLER ile KESİCİ DİŞ ile KESE KAĞIDI ile KESE ÇİÇEĞİ ile KESELİ KURT ile KESE YOĞURDU ile KESİCİ KILIÇ


- KESELİ SIÇANLARDA:
KESELİ ile BASİT KESELİ ile BEYAZ KULAKLI ile BÜYÜK KULAKLI ile ANDEAN BEYAZ KULAKLI ile GUIAN BEYAZ KULAKLI ile KUZEY AMERİKA

(
KESELİ SIÇAN

ile


BASİT KESELİ SIÇAN

ile


BEYAZ KULAKLIKESELİ SIÇAN

ile


BÜYÜK KULAKLI KESELİ SIÇAN

ile


ANDEAN BEYAZ KULAKLI KESELİ SIÇAN

ile

...
GUIANAN BEYAZ KULAKLI KESELİ SIÇAN )

( OPPOSSUMS: OPPOSSUM vs. COMMON OPPOSSUM vs. WHITE-EARED OPPOSSUM vs. BIG-EARED OPPOSSUM vs. ANDEAN WHITE-EARED OPPOSSUM vs. GUIANAN WHITE-EARED OPPOSSUM )

( DIDELPHIS: DIDELPHIS VIRGINIANA cum DIDELPHIS MARSUPIALIS cum DIDELPHIS ALBIVENTRIS cum DIDELPHIS AURITA cum DIDELPHIS PERNIGRA cum DIDELPHIS IMPERFECTA )


- KESEN ile KESENE


- KESER" ya da "RENDE" GİBİ OLMAK değil/yerine "TESTERE" GİBİ OLMAK

( "Hep bana, hep bana." YA DA "Hep sana, hep sana." DEĞİL/YERİNE Hem sana, hem bana. )

( Olma! Keser gibi hep bana, hep bana
ya da rende gibi hep sana, hep sana/ona...
Ol! Testere gibi hem sana, hem bana... )


- | KESER ya da RENDE | ile/değil/yerine/>< KOL HIZARI

( | Kendine yontar. YA DA Ötekine/dışarıya yontar. | İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İki tarafa da yontar. )


- KESER, ERDAL (SİVAS, 1951) :

( Borussia Dordmund (Almanya) kulübünden transfer edildi ve iki sezon (1987 - 1989) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 57 lig, 8 kupa olmak üzere 65 resmi ve 10 özel maçla birlikte 75 maçta oynadı. Lig maçlarında 29, kupa maçlarında 3 olmak üzere resmi maçlarda 32 ve özel maçlarda 13 olmak üzere toplam olarak takımına 45 gol kazandırdı. Galatasaray'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Antrenör ve teknik direktör lisansına sahiptir. Galatasaray'da teknik eleman olarak görev yaptı. 25 kez A Milli takımda oynadı. )


- KESER ile AYDEMİR

( ... İLE Yüzü kavisli olan bir çeşit keser. )


- KEŞF ETMEK ile/ve AÇIKLAMAK ile/ve YARARLANMAK

( Deney/İcat. İLE/VE Temsil, tasvir. İLE/VE ... )

( TO DISCOVER vs./and TO DESCRIBE vs./and TO BENEFIT )


- KEŞF ile/ve/değil SONUÇ

( Felsefede/tasavvufta. İLE/VE/DEĞİL Bilimde. )


- KEŞFETMEK ile KEŞFEDİLDİ ile KAŞİF ile KEŞFETMEK ile KEŞİF

( DISCOVER vs. DISCOVERED vs. DISCOVERER vs. DISCOVERING vs. DISCOVERY )

( پيدا کردن ile کشف کردن ile مکشوف کردن ile مکشوف ساختن ile منکشف کردن ile يافتن ile دريافتن ile منکشف ile کشف شده ile مکشوف ile کاشف ile يابنده ile پي بري ile يابش ile کشف ile اکتشاف )

( PEYDA KARDAN ile KESHOF KARDAN ile MAKESHOOF KARDAN ile MAKESHOOF SAKHTAN ile MANKESHOF KARDAN ile YAFTAN ile دريافتن ile منکشف ile KESHOF SHODEH ile MAKESHOOF ile KASHOF ile يابنده ile PEY BARY ile يابش ile KESHOF ile EKTESHAF )


- KEŞF-İ KUBÛR ile/ve KEŞF-İ KULÛB


- KESİCİ DİŞLER ile/ve KÖPEK DİŞLERİ ile/ve ÖĞÜTÜCÜ DİŞLER (KÜÇÜK AZI DİŞLERİ ile/ve BÜYÜK AZI DİŞLERİ)

( ... ile/ve ... ile/ve TÂHİNE[çoğ. TAVÂHİN] (NÂB[çoğ. ENYÂB] ile/ve ÂZİME) )

( INCISORS vs./and CANINE vs./and (PREMOLARS vs./and MOLARS) )

( ... avec/et ... avec/et MOLAIRE )


- KEŞİF ile/ve/> AYIRDINDALIK

( CONSCIENCE/CONSCIOUS vs./and/> DISTINGUISHNESS )


- KEŞİF değil/yerine/= BULUŞ


- KEŞİF ile/ve/||/<>/> DOĞRULAMA YAKLAŞIMI/YÖNTEMİ/ZİHNİ


- KEŞİF ile/ve/> FARKINDALIK

( CONSCIENCE/CONSCIOUS vs./and/> AWARENESS )


- KEŞİF ile/ve/= HAKİKAT

( Ancak hakikat/i olanlar keşfedilir. )


- KEŞİF ile/ve/||/<>/> İŞGAL ile/ve/||/<>/> YERLEŞME ile/ve/||/<>/> SÖMÜRÜ


- KEŞİF ile KEŞİF AMAÇLI ile KEŞFETMEK ile UZAYI KEŞFETMEK ile KAŞİF ile KEŞFETMEK

( EXPLORATION vs. EXPLORATORY vs. EXPLORE vs. EXPLORE SPACE vs. EXPLORER vs. EXPLORING )

( استخراج ile استکشاف ile پي گردي ile سياحت ile سياحت اکتشافي ile اکتشاف ile اکتشافي ile اکتشاف کردن ile سياحت کردن ile فضانوردي کردن ile پيگرد ile سياح ile مکتشف ile جستجوگر ile کاوشگر )

( ESTEKHARAJ ile استکشاف ile PEY GARDY ile سياحت ile سياحت اکتشافي ile EKTESHAF ile اکتشافي ile EKTESHAF KARDAN ile SYEHT KARDAN ile FAZANORDY KARDAN ile PEYGARD ile سياح ile مکتشف ile JASTAJVGAR ile KAVESHGAR )


- KESİF[Ar.] ile KEŞİF[Ar. < KEŞF]

( Yoğun. | Saydam olmayan. | Sık. İLE Ortaya çıkarma, meydana çıkarma. | Var olduğu bilinmeyen bir şeyin ortaya çıkarılması. | Gizli olan bir şey hakkında geniş bilgi edinme. | Bir şeyin olacağını önceden anlama, sezme, tahmin. | Bir olay ya da durumun oluş nedenlerini anlayabilmek için yerinde inceleme yapma. )


- KEŞİF ile KEŞİF KOLU


- KEŞİF ile/ve/||/<>/> ORTAYA ÇIKARMA


- KEŞİF ile/ve RİYÂZÂT

( Mistisizm(İşrâkilik). İLE/VE Tasavvuf. )


- KEŞİF ile/ve RİYÂZÂT(UYGULAMA)

( Mistisizm (İşrâkîlik). İLE/VE Tasavvuf. )


- KESİF[Ar.] değil/yerine/= YOĞUN

( Oylumuna oranla, ağırlığı çok olan. | Koyu, kalın. | Etkisi güçlü olan.[koku vb.] | Artmış, çoğalmış bir durumda olan. | Dolu, sıkı, çok. | Kaba, kalın, iri.[elek, iğne için] )


- KEŞİF(/KAŞİF) ile İCAT(/MUCİT)


- KESİF/LİK ile KESİF YEM


- KESİK, REFİK (İST. 1954) :

( Sarıyer'de ikamet eder. İlk ve ortaokulu Kocamustafa Paşa da okudu. Davutpaşa Lisesini bitirdikten sonra, Yabancı Diller Yüksek Okulunun İngilizce Bölümünden mezun oldu. Kısa bir süre öğretmenlik yaptı. Sonra ticaret hayatına atıldı. Anavatan Partisinde siyasi çalışmalara başladı. ANAP da Sarıyer İlçe Yönetim Kurulu Üyesi, İlçe Başkanı, İl Yönetim Kurulu Üyesi ve Kurultay Delegesi olarak görev aldı. Sarıyer Belediyesi Başkanı Sedat Özsoy'un danışmanı olarak 5 yıl süre ile görev yaptı. Türk Hava Kurumu (THK) Sarıyer Şubesinde Yönetim Kurulu Üyesi ve Şube Başkanlığı yaptı ve Kurultay delegesi oldu. Sarıyer Spor Kulübünde Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Sarıyerliler Deneği (SA - DER) de ve Sarıyer Yeni Merkez Camiinde, 1940 Sarıyerli Sporcular Derneğinde ve Kastamonulular Derneği üyesi ve bu dernekte Genel Sekreter olarak görev yaptı. )


- KESİK ile/ve/||/<> KÂĞIT KESİĞİ


- KEŞİKLEŞMEK ile KEŞİK ile KEŞİKLEME


- BATCH PROCESS[İng.] / PROCESSUS INTERMITTENT[Fr.] ile/değil/yerine/= KESİKLİ İŞLEM


- KESİK/Lİ ile EKSİK/Lİ


- KESİK/LİK ile KESİKLİ ile KESİKSİZ ile KESİK HAVA ile KESİK KONİ ile KESİK KEREM ile KESİK KESİK ile KESİK KELİME ile KESİK PRİZMA ile KESİK PİRAMİT


- KESYL ALCOHOL[İng.] ile/değil/yerine/= KESİL ALKOL


- KESİLECEK ŞEY ÜZERİNDE BIÇAĞI ÇEVİRMEK[İTMEK/BASTIRMAK değil!]


- KESİLECEK ŞEYİN ÜZERİNDE, BIÇAĞI:
İTMEK/BASTIRMAK değil/yerine ÇEVİRMEK


- KESİLECEK ŞEYİN ÜZERİNDE BIÇAĞI:
İTMEK/BASTIRMAK değil/yerine ÇEVİRMEK/YUVARLAMAK


- CEREYÂN-İ İNKİTA[Osm.] / BREAKDOWN CURRENT[İng.] / COURANT DE RUPTURE[Fr.] / DURCHBRUCHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİLME AKIMI


- BREAKDOWN REGION[İng.] / RÉGION DE CLAQUAGE[Fr.] / DURCHBRUCHBEREICH[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİLME BÖLGESİ


- BREAKDOWN DIODE[İng.] ile/değil/yerine/= KESİLME DİYODU


- KESİLMİŞ VE BEKLETİLMİŞ KARPUZ/KAVUN'UN KESİK YÜZEYİNİ:
BIÇAKLA TARAMAK ya da İNCECİK KESEREK SUNMAK!


- CUT OFF BIAS[İng.] ile/değil/yerine/= KESİM BESLEMESİ


- TENSION DE COUPURE[Fr.] ile/değil/yerine/= KESİM GERİLİMİ


- CUT-OFF PARABOLA[İng.] ile/değil/yerine/= KESİM PARABOLİ


- KESİM ve/||/<>/> DİKİM


- KESİMDE:
BIÇAK İLE ile/değil/yerine İP İLE


- KESİN BİLGİ ile/ve/değil/yerine YETKİN BİLGİ


- KESİN DÜŞÜNCE ile/değil/yerine TEMEL DÜŞÜNCE


- KESİN İFADE ile OLANAKLIYSA/MÜMKÜNSE


- KESİN İFADELER ile GENİŞ ZAMANLI İFADELER

( Vardır. İLE Var. )


- KESİN KÜME ile/||/<> BULANIK KÜME

( Kesin kümede bir eleman ya üyedir ya değildir (0 veya 1) İLE bulanık kümede üyelik derecesi 0 ile 1 arasında değişir )

( Formül: A = {x İLE μA(x) | x ∈ X} )

( Lotfi A. Zadeh tarafından 1965 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1921-2017) (Ülke: Azerbaycan/ABD) (Alan: Matematik, Bilgisayar) (Önemli katkıları: Bulanık mantık, bulanık kümeler) )


- KESİN OLAN ÜZERİNE ile/ve/değil/yerine OLASILIK ÜZERİNE

( [not] ON CERTAINTY vs./and/but ON PROBABLITY
ON PROBABLITY instead of ON CERTAINTY )


- KESİN ile KESİN' ile KESİNLİKLE ile KESİNLİKLER ile KESİNLİK

( CERTAIN vs. CERTAIN' vs. CERTAINLY vs. CERTAINTIES vs. CERTAINTY )

( معين ile محقق ile حتمي الاجراء ile متيقن ile حتم ile حتمي ile خاطرجمع ile محرز ile واثق ile مطمئن ile البته ile عليالتحقيق ile يقينا ile به تحقيق ile همانا ile حتما ile بيگمان ile مسلمان ile تحقيقاً ile بطور محرز ile مطمئنا ile بطور حتم ile بطور خاطر ile مسلمات ile يقين ile تحقق ile خاطرجمعي ile حتميت ile عيناليقين )

( MAYNE ile MAHGH ile حتمي الاجراء ile متيقن ile HATAM ile حتمي ile KHATRAJMA ile MOHARZ ile VASAGH ile MOTMAEN ile ALBATEH ile عليالتحقيق ile يقينا ile BAH TAHGHYGH ile CPEHMANA ile HATMA ile BEYGOMAN ile MOSLAMAN ile تحقيقاً ile BETOR MOHARZ ile MOTMAENA ile BETOR HATAM ile BETOR KHATER ile مسلمات ile YGHYNE ile TAHGH ile KHATRAJMAY ile حتميت ile عيناليقين )


- KESİN ile KESKİN

( DEFINITE vs. KEEN )


- KESİN ile MÜKEMMEL

( Siz, zâten mükemmelsiniz. )

( Mükemmelsiniz, yalnızca bunu bilmiyorsunuz. )

( Mükemmel olan, tüm mükemmelliklerin kaynağına geri döner. )

( Şeyler, kendi mükemmelliklerinden ötürü yıkılır. )

( Mutlak mükemmellik, Şimdi ve Burada'dır. )

( DEFINITE vs. EXCELLENT
You are already perfect.
You are perfect, only you don't know it.
What is perfect, returns to the source of all perfection.
Things get destroyed by their own perfection. )


- KESİN ile/ve/||/<> "TEMİZ"


- KESİNKES/KESİN KEZ = KESİNLİKLE


- KATİYET MÜŞÎRİ[Osm.] / PRECISION INDEX[İng.] / INDICE DE PRÉCISION[Fr.] / GENAUIGKEITSINDEX, PRÄZISIONSINDEX[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNLİK İNDİSİ


- KESİNLİK ile/ve/değil BİLGİ

( [not] CERTAINTY vs./and/but KNOWLEDGE )


- KESİN/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLİM/SEL


- KESİNLİK ile DOĞRULUK KONTROLÜ ile KESİN

( ACCURACY vs. ACCURACY CONTROL vs. ACCURATE )

( صحت ile دقت ile کنترل دقت ile راستين ile دقيق )

( SAHAT ile DAGHT ile KONTERL DAGHT ile RASTYNE ile DAGHYGH )


- KESİNLİK ile/ve/||/<> ELE AVUCA SIĞMAMA


- KESİNLİK(YAKÎN) ve/<> HUZUR


- KESİN/LİK ile KATI/LIK

( CERTAINTY vs. STERN/NESS )


- KESİN/LİK ile "KATI/LIK"


- KESİN/LİK ile SABİT/LİK

( DEFINITE vs. FIXED )


- KESİNLİK = YAKÎN, MEVSUKİYET = CERTAINTY, CERTITUDE[İng.] = CERTITUDE[Fr.] = GEWISSHEIT[Alm.] = CERTITUDO[Lat.]


- KESİN/LİK ile/ve/değil/yerine YETKİN/LİK


- KESİNMEK ile KESİNLEMEK ile KESİNLEŞMEK ile KESİNLEŞTİRMEK ile KESİN/LİK ile KESİN BİLGİ ile KESİN FİYAT ile KESİN KAYIT ile KESİNSİZLİK


- UNINTERRUPTIBLE POWER SYSTEM[İng.] / SYSTÈME D'ALIMENTATION SANS INTERRUPTION[Fr.] / UNUNTERBROCHENE STROMVERSORGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNTİSİZ GÜÇ KAYNAĞI


- KESÎR[Ar. < KESRET] ile KESÎR[Ar.] ile KESR[Ar. çoğ. KÜSÛR]

( Çok çok olan, bol. | Sık olan, çok kez olan. İLE Kırılmış. İLE Kırma/kırılma, paralama. | Bozma, halel getirme. | [dilb.] Bir harfin esre i okunması. | [mat.] Kesir. )


- KESİR ile BAYAĞI/ADİ KESİR

( ... İLE Ondalık olmayan kesir. )


- KESİR ile BİLEŞİK KESİR

( ... İLE Payı, paydasına eşit ya da paydasından büyük olan kesir. 4/4 | 9/6 )


- KESİR ile KESİRLİ ile KESİRSİZ ile KESİR ÖLÇEK ile KESİRLİ SAYI


- KESÎR[Ar.] ile VÂFİR[Ar.]


- KESİR-KUSUR (ARAMAK)


- KEŞİŞ ile İNZİVA YERİ

( HERMIT vs. HERMITAGE )

( منزوي ile صومعه نشين ile تارک دنيا ile کهبد ile جاي انزوا )

( MANZOY ile SOME NESHYNE ile TARK DANYA ile کهبد ile JAY ENZVA )


- KESİŞEN ile KESİT

( Bir nokta ya da çizgi üzerinde birbirini kesip geçen çizgiler ya da yüzeyler. İLE Bir şey enlemesine ya da boylamasına kesildiğinde ortaya çıkan yüzey. | Bir toplumun bölümü, kesim. | Ayırıcı özellikleriyle belirlenen süreç. | Bir nesne düz olarak kesildiğinde ortaya çıkan düzlemin biçimi, makta. )


- KEŞİŞFOKU ile HAWAII KEŞİŞFOKU

( ... cum MONACHUS SCHAUINSLANDI )


- KESİŞİM ile/ve/<> AYRIM


- KEŞİŞ/LİK ile/ve/<>/değil/yerine DERVİŞ/LİK

( [not] MONK/CENOBITE vs./and/<>/but DERVISH
DERVISH instead of MONK/CENOBITE )


- KESİŞMEK ile KESİŞTİRMEK ile KESİŞEBİLMEK ile KESİŞİVERMEK ile KESİŞ


- FRACTION EN COUPE[Fr.] ile/değil/yerine/= KESİT ORANI


- KESİT ile ARA KESİT

( Bir şey enlemesine ya da boylamasına kesildiğinde ortaya çıkan yüzey. | Bir toplumun bölümü, kesim. | Ayırıcı özellikleriyle belirlenen süreç. | Bir nesne düz olarak kesildiğinde ortaya çıkan düzlemin biçimi, makta. İLE Çizgilerin, yüzeylerin, katı nesnelerin birbirine rastladıkları ve kesiştikleri yer. )


- KESİT ile/ve KATMAN

( CROSS-SECTION vs./and LAYER )


- KESİT ile KESİT CEKET

( CUTAWAY vs. CUTAWAY COAT )

( دامن گرد ile کت دامن گرد )

( DAMAN GARD ile KAT DAMAN GARD )


- KESİT ile KESİTLİ


- KESİT ile ÖZKESİT

( ... İLE Tomruğun, boyu yönünde alınan ve özünden geçen kesit yüzeyi. )


- KESİT ile/ve/değil/yerine/||/<> "SONUÇ"


- Keşke dememek için DİNLE!!!


- Keşke! dememek için SUS!!!


- KEŞKE, YAPMAZ OLAYDIM değil YAPMAZ OLAYDIM / KEŞKE YAPMASAYDIM


- KEŞKE ile EN AZINDAN/BARİ[Fars.]

( ... ile LÂ-AKALL )

( I WISH vs. AT LEAST )


- KEŞKE ... değil/yerine/>< FARKINDALIK

( Ne kadar farkında olursak, "keşke"lerimiz de o kadar az olur. )


- KEŞKE ile İNŞAALLAH


- KEŞKE ... ile İYİ Kİ ...

( Geçmiş zamanın olumsuzu. İLE Geçmiş zamanın olumlusu. )

( LEYTE ile ... )

( "I WISH ..." vs. "LUCKILY ..."
Negative of the past. WITH Positive of the past. )


- KEŞKE ile KEŞKEK ile KEŞKEKÇİ


- KEŞKE ile/değil UMARIM


- KEŞKE/LER(İMİZ) (İLE) değil/yerine/>< İYİLİK/LER(İMİZ) (İLE)

( Tükenirsin ve tüketirsin. DEĞİL/YERİNE/>< Güçlenirsin ve güçlendirirsin. )


- KESKİ ile KESKİ DİŞ ile YONTULMUŞ

( CHISEL vs. CHISEL TOOTH vs. CHISELED )

( اسکنه ile قلم درز ile منقاش ile دندان پيش ile اسکنه مانند )

( ESKONEH ile GHALAM DARZ ile منقاش ile DANDAN PEYSH ile ESKONEH MANAND )


- KESKİN SİRKE, KÜPÜNE ZARAR ile/ve/||/<> ÖFKEYLE KALKAN, ZARARLA OTURUR


- KESKİN SİRKE, KÜPÜNE ZARAR ile/ve/||/<> RÜZGÂR EKEN, FIRTINA BİÇER


- KESKİN, HAKKI (OF, 1932) :

( Kömür İşletmecisidir. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- KESKİN ile/değil/yerine/>< SAKİN

( Zâhirde. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Mânâda. )


- KESKİN ile/ve/değil/||/<> SİVRİ


- KESKİN ile YOĞUN


- KESKİNLETMEK ile KESKİNLEŞMEK ile KESKİNLEŞTİRMEK ile KESKİ ile KESKİN/LİK ile KESKİNCİ/LİK ile KESKİN NİŞANCI/LIK


- KESKİN/LİK ile/ve/<> CİDDİ/YET


- KEŞKÜL ile/ve CİLBENT ile/ve SOFRA

( Gezgin dervişlerin âletleridir. )

( Bknz. Tarikat Kıyafetlerinde Sembolizm - Ocak Yay. )


- COURANT DE COUPURE[Fr.] ile/değil/yerine/= KESME AKIMI


- ABSCHALTSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KESME GERİLİMİ


- ' (KESME İMİ) ile -  HECE BÖLME


- KESME TAŞ ile/||/<> DEVŞİRME MALZEME

( Düzenli yontulmuş taş. Hem duvar öğesi hem bezeme öğesi olarak kullanılan taş ve bu taşlarla örülmüş duvar tekniği.[Çoğunlukla kaplama malzemesi olarak yüzeylerde kullanılır.] İLE/||/<> Başka yapılardan derlenmiş ve ikinci kez kullanılmış yapı ya da süsleme malzemesi.[Aynı dönemden olabileceği gibi daha eski dönemden de devşirilmiş malzeme kullanmak, her dönemde yaygın bir değerlendirme yöntemi olmuştur.] )


- KESME ile KESME
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Demirden yapılmış, geniş bir uc/temren. İLE Perçem. )


- KESME ile/ve/||/<> KETLEME


- KESME ile/ve/||/<> KETLEME


- Kesmeden DİNLE!!!


- KESMEK ile DEMİR TESTERESİ ile DEMİR TESTERESİ

( HACK vs. HACK SAW vs. HACKSAW )

( نويسنده مزدور ile درشکه کرايه ile اره اهنبر ile اره آهن بر )

( NOYSANDEH MOZDOR ile DARSHKEH KARAYYEH ile AREH HANBAR ile AREH AHAN BAR )


- KESMEK ile KESİLMİŞ VE KURUTULMUŞ ile KES VE KURUT ile ELMAS KESTİ ile SAÇ KESMEK ile KESMEK ile İKİYE BÖLDÜM ile KATMANLAR HALİNDE KESİLMİŞ ile PARÇALARA AYIRMAK ile AYIRMAK ile KESMEK

( CUT vs. CUT AND DRIED vs. CUT AND DRY vs. CUT DIAMOND vs. CUT HAIR vs. CUT IN vs. CUT IN HALF vs. CUT INTO LAYERS vs. CUT INTO PIECES vs. CUT OFF vs. CUT OUT )

( جر ile گسيختگي ile گسستگي ile برش ile شکاف ile جراحت ile بريدگي ile دريدگي ile شکافتن ile مقطع ile خراش ile بريدن ile شکافدار ile گسيخته ile تراش دار ile بريده ile تکه کردن ile پاره کردن ile گسسته ile تراشه کردن ile قطعه کردن ile تراش دادن ile شکافته ile پارهکردن ile تقطيع کردن ile تقطيع ile شسته وروفته ile الماس تراشيده ile مو زدن ile چاک خورده ile شقه کردن ile ورقه ورقه کردن ile قطعه قطعه کردن ile ريزريز کردن ile قطع کردن ile منقطع ساختن ile بريده شده ile منقطع کردن ile منقطع ile برش دادن ile قطع جريان )

( JAR ile GOSYKHTGY ile گسستگي ile BARSH ile SHKAF ile JARAHAT ile BARYDEGY ile دريدگي ile SHKAFTAN ile MOGHATE ile KHARASH ile BARYDAN ile SHKAFDAR ile GOSYKHTEH ile TARASH DAR ile BARYDAH ile TAKEH KARDAN ile PAREH KARDAN ile GOSESTEH ile TARASHEH KARDAN ile GHATE KARDAN ile TARASH DADAN ile SHKAFTEH ile PARECKARDAN ile TAGHATYE KARDAN ile تقطيع ile SHASTEH VARVAFTEH ile OLMAS TARASHYDAH ile MO ZADAN ile CHAK KHORDEH ile SHGHEH KARDAN ile VARGHEH VARGHEH KARDAN ile GHATE GHATE KARDAN ile RYZARYZ KARDAN ile GHATE KARDAN ile MONAGHATE SAKHTAN ile BARYDAH SHODEH ile MONAGHATE KARDAN ile MONAGHATE ile BARSH DADAN ile قطع جريان )


- KESMEK ile KESMECE ile KESMELİK ile KESME İMİ ile KESME TAŞ ile KESME KAYA ile KESME ŞEKER ile KESME İŞARETİ


- KESMEK ile/ve/||/<> LASER İLE YAKMAK


- KESRE ile KESRET


- KESSEL K LINES[İng.] ile/değil/yerine/= KESSEL K ÇİZGİLERİ


- KESSO OIL[İng.] ile/değil/yerine/= KESSO YAĞI


- KESTANE ile KESTANE RENGİ

( CHESTNUT vs. CHESTNUT COLOR )

( بلوط ile شاه بلوط ile شاه بلوطي )

( BELOT ile SHAH BELOT ile SHAH BELOTY )


- KESTANE/LİK ile KESTANECİ/LİK ile KESTANE RENGİ ile KESTANE DORUSU ile KESTANE FİŞEĞİ ile KESTANE KABAĞI ile KESTANE ŞEKERİ ile KESTANE KARGASI


- KESTEM ile SOFRA
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Önceden sözleşmeden, aniden konuk olarak gelenler için verilen ziyafet. İLE ... )


- KESTERE = KİTRE

( Gevenden çıkarılan bir zamk türü. )


- KESTİRİP ATMAK ile/değil/yerine BAĞLAMAK


- Kestirme yolu aramak DİNLE!!! -yerine


- KETAL[İng.] ile/değil/yerine/= KETAL


- LINSEED OIL[İng.] / HUILE DE LIN[Fr.] / FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= KETEN TOHUMU YAĞI


- LINSEED[İng.] / GRAINEDELIN[Fr.] / FEINÖL, BAUMÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= KETEN TOHUMU


- KETEN ile KETEN KUMAŞ

( FLAX vs. LINEN )

( LINUM cum ... )


- KETEN ile KETEN KUŞU ile KETEN HELVA ile KETEN TOHUMU ile KETEN HELVACI


- KETEN ile KETEN[Ar. < KETTAN]
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Zahmet, sıkıntı. İLE Bu bitkinin liflerinden yapılmış dokuma. )


- KETEN ile KETEN ile KETEN TOHUMU

( FLAX vs. FLAXEN vs. FLAXSEED )

( بزرک ile کتاني رنگ ile بذرکتان )

( BOZORK ile KETANY RANG ile BAZRKETAN )


- KETEN ile SU KETENİ / YABAN KETENİ

( Ketengillerden, çiçekleri mavi renkte ve beş taç yapraklı, lifleri dokumacılıkta kullanılan bir bitki | Bu bitkinin liflerinden yapılmış olan [dokuma vb.] İLE Birleşikgillerden, sulak yerlerde yetişen, boyu 1,5 metre kadar olabilen, bir tür pembe çiçekli bitki, yaban keteni. )

( LINUMUSITATISSIMUM cum EUPATORIUM CANNABINUM )


- KETENCİOĞLU HACI YAKUP AĞA ALAMANA PARKI :

( Rumelifener mahallesine girişti soldadır. 3.030 m² alan üzerinde yapıldı. 1.900,00 m²'lik yeşil alanı, 170 m² çocuk oyun alanı, 120 m² jimnastik ve spor alanı, 840 m² yürüyüş parkuru ve dinlence alanı var. )


- KETENCİOĞLU, HACI YAKUP (AĞA) (RİZE, 1825 - 1933) :

( Rize'den Rumelifeneri'ne gelip yerleşti. Keten ticareti yaptıkları için Ketencioğlu lakabını "Ketenci" olarak aldı. 1912'de I. Balkan Savaşı sırasında Milli Savunma Bakanlığınca göreve çağırıldı ve I. Ve II. Balkan Savaşları sırasında takası ile cepheye deniz yolu ile silah, cephane, giyim - kuşam ve yiyecek taşıdı. Bu görevini I. Dünya Savaşı'nda (Çanakkale Savaşları sırasında) da devam ettirdi. Milli Mücadele başladığında aynı işi yapmaya devam etti. Dört oğlu ve takası ile Anadolu'ya silah ve cephane nakliyesinde çalıştı. Millicilerden yana olduğu için dört oğlu ile birlikte İngilizlerce tutuklanıp Kroker otelinde günlerce işkence gördüler. Rumelifeneri'ndeki evi yıktırıldı, takası batırıldı. Milli Mücadele sonrasında bir kısım zararı telafi edildi. )


- KETEN/KENDİR ile/ve/||/<>/> KITIK

( ... İLE/VE/||/<>/> Minder, yastık vb.ni doldurmak için kullanılan ve bazen de sıvanın içine katılan keten ve kendir lifleri. )


- KETENPERE[Yun. < KATO PERA] değil/yerine/= ÖTEKİ TARAFIN AŞAĞISI | KASIMPAŞA[AŞAĞI BEYOĞLU]


- KETENTOHUMU (SAREK, ZAREK, ZEREK, ZEYREK, ZERPİK, BIZIKTAN, KIRBASÇEDENE) ile KETEN TOHUMU

( Keten bitkisinin, yağı çıkarılan ya da dövülerek hekimlikte kullanılan küçük taneleri. İLE [argo] Önemsiz, değersiz kişi. )


- KETINE[İng.] ile/değil/yerine/= KETİN


- KETOLE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOL


- KETONE[İng.] / CÉTON[Fr.] / KETON[Alm.] ile/değil/yerine/= KETON


- KETOSE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOZ


- Ketum olmak için SUS!!!


- Ketum olman gerektiği için SUS!!!


- KETÛM[< KETM]:
SIR SAKLAYAN, AĞZI SIKI -<


- KETÜT ile
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Aksi ve huysuz yaşlı kişi. )


- KEVÇİ/KEWÇİ ile RITL
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Bir ağırlık ölçüsü.[Uygur'dan Kâşgar'a kadar][On rıtl'a denk gelir.] İLE Cam ağırlık. )


- KEVEL ile KEVELCİ


- KEVEL/KEWEL ile
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Hızlı ve çevik [hayvan/at]. İLE ... )


- KEVEN/GEVEN ve TEZEK

( Baklagillerden, çok yıllık, bazı türlerinden kitre denilen zamk çıkarılan, dikenli bir çalı. İLE Sıkışmış, kuru toprak parçası, kesek. )


- KEVKEB ile YANAN GEZEGEN

( SÜREKLİ YANAN GEZEGEN, YILDIZ )


- KEVLAR ile/değil/yerine/> ÖRÜMCEK İPEĞİ

( Çok hafif karbon kökenli çok sağlam liflerden oluşan bir malzeme. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Protein bazlı mikrofiber. [Genetik olarak değiştirilmiş maya, şeker ve suyun fermantasyonu ile elde ediliyor.] [Otomotivden, tıp ve dış mekân giydirmeye kadar pek çok kullanım alanına sahip olması bekleniyor.] )


- KEVLİ/KEWLİ[Kençek] ile
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Sulama arkının ağzı. )


- KEVN ve/>< FESÂD

( İSTİHÂLE[< HAVL | çoğ. İSTİHÂLÂT]: Olanaklı/mümkün olmayış, olanaksızlık/imkânsızlık, olamazlık. | Bir durumdan/halden başka bir duruma/hâle geçiş. | Başkalaşma. [İng. METAMORPHOSE, METAMORPHOSIS | Fr. MÉTAMORPHOSE] )


- KEVN[Ar.] ve/||/<> KANUN[Ar.]

( Oluş. VE/||/=/<> Yasa. )


- KEVN[Ar.] ile SÜKÛN[Ar.]


- KEVİG/KEWİG ile KIKIRDAK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Burundaki kıkırdak. İLE ... )


- KEY :/yerine ANAHTAR, TEMEL


- KEYFE KEDER (TAKILMAK, YAŞAMAK)


- KEYFÎ DAYATMA ile ZORUNLU "DAYATMA"


- [ne yazık ki]
KEYFÎ "DÜŞÜNMEK"/KONUŞMAK ile/değil/yerine KENDİNE GÖRE "DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK/YAŞAMAK"

( [ne yazık ki] Kişiler, (çoğunlukla) yiyecekleri ve yatacakları bir şeyleri olduğu sürece düşünmeyi reddederler. [ya da bu yanılsamadan ve keyfiyetten vazgeçip düşün(ebil)meyi, her şeye yeğlemelilerdir] )


- [ne yazık ki]
!KEYFÎ "İDÂRE" ile/ve !KEYFÎ "İRÂDE"


- KEYFÎ ile/değil ÇOKLU


- KEYFÎ ile/ve DEĞİŞKEN


- KEYFÎ ile/ve/değil/yerine FITRÎ


- KEYFÎ değil/yerine/= İSTEĞE BAĞLI


- KEYFÎ değil/yerine/= İSTEĞİL


- KEYFÎ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İTİBARÎ

( Tüm ayrımlar, itibârîdir fakat keyfidir anlamına gelmez! )


- KEYFİ ile/ve/||/<> KİŞİSEL


- KEYFÎ ile/değil MUTLAK DEĞİL


- KEYFÎ/LİK ile/ve/<> ÇOCUK/LUK


- [ne yazık ki]
"KEYFÎLİK" ile/değil/yerine GÖRELİLİK


- KEYFÎ/LİK ile/değil/yerine KENDİLİĞİNDEN/LİK


- KEYFİ/LİK ile KEYFİNCE ile KEYFİ SIRA ile KEYFİ YERİNDE ile KEYFİ YOLUNDA ile KEYFİ TIKIRINDA


- KEYFÎ/LİK ile OLASILIK

( ARBITRARY/-I-NESS vs. PROBABILITY )


- KEYFÎ/LİK değil/yerine/= OLUMSAL/LIK


- KEYFÎLİK ile/ve ZORUNLULUKTAKİ KEYFÎLİK

( ARBITRARINESS vs./and ARBITRARINESS IN OBLIGATION )


- KEYFİNE/ÇIKARINA GÖRE DAVRANMAK ile/değil/yerine/>< KENDİN/KİŞİ/ADAM/İNSAN OLMAK

( Kendin olmak, "keyfine/çıkarına göre davranmak/davranabilmek" değildir. )


- [ne yazık ki]
"KEYFİ/Nİ YAŞAMAK" ile/ve/değil/||/<>/>/< KEYFİ/Nİ (VE KENDİNİ) DAYATMAK


- [ne yazık ki]
"KEYFİYET" ile/ve/değil/yerine/||/<> "SONUÇ ODAKLILIK"


- [ne yazık ki]
KEYİF EHLİ ile/ve İŞİNE GELDİĞİ GİBİ YAŞAYAN


- KEYİF/RAHATLIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇALIŞMA/HİZMET

( % 3[daha çok] -31[en fazla, azınlıkla/bazen] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< % 96[daha çok] - 69[en az, çoğunlukla] )


- KEYİF değil/yerine/>< GEREKSİNİM


- KEYİF ve/<> GÜVENLİK


- [ne yazık ki]
(")KEYİF(") ile/değil "KENDİNE GÖRE OLAN"


- KEYİF ile/değil/yerine/||/></< KEŞİF

( [not] PLEASURE/MOOD vs./but/||/>DISCOVERY instead of PLEASURE/MOOD )


- KEYİF ile/değil/yerine/>< KEŞİF

( [not] PLEASURE/MOOD vs./but/>< DISCOVERY
DISCOVERY instead of PLEASURE/MOOD )


- KEYİF ile/değil RIZÂ


- KEYİF ile TEMBELLİK

( PLEASURE vs. INDOLENCE )


- KEYİF ile/ve/||/<>/> UYKU


- KEYİF ile/değil/< YAŞAM

( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )


- KEYİF değil/yerine/= YAŞU/YAŞUĞ


- KEYİF ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< ZEVK

( Gövdesel/bedensel. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Zihinsel. )

( Maddi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Manevi. )

( Üç duyudan biriyle [ya da ikisi/üçüyle] ten, organ, kas ve sinirlerin "az ya da çok" uyarımıyla "deneyimlenen".[Dokunma, tatma, koklama][yeme, içme, oturma/uzanma vb.] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< İki duyudan biriyle deneyimlenen.[Görme ve duyma][Felsefe, bilim, sanat, kitap okuma, düşünme, dinleme, söyleşi/sohbet] )

( Yatarak/yatmaktan, tembelikten, miskinlikten. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Hareketle/hareketten. )

( Bir şey yapmadan "yaşadığı"[nı zannettiği/n, "iddia ettiği/n"]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Bazı şeyler yaparak, özen ve çaba göstererek, emek ya da ödün vererek elde ettiğimiz. )

( Yaşandığı oranda pişmanlığa götürür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Yaşandığı oranda sevinç/neşe verir. )

( Canlılığa[hayvana/hayvansallığa] özgü.
[Hayvanlarda ve gövdemiz itibarı ile de canlılıkta ortaktır.] [Keyfin simgesi ve doruğu olan eşekte de vardır.]
İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/<
İnsana özgü. [Sadece insandadır, zihindedir.] )

( Geçici. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Kalıcı. )

( Araçlı "duyum"/haz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Aracısız algılayış/idrak. )

( Istırap akışı içinde yalnızca bir kesintidir. )

( Utanç verici bir keyfin, keyfi geçer, utancı kalır. )

( Keyifteki ölçü/oran/sayı/mikdar arttıkça eleme/işkenceye dönüşür. )

( Ancak çalıştıktan ya da bir şeyler yaptıktan sonra, kısa süreli ve hak edilen keyfin tadı ve değeri olur. )

( Zevk, susabilmeyi[sükût etmeyi] öğrendikten sonra başlar. )

( Kişi, kendini ya da başkalarını utandırabilecek ucuz keyiflere, ne şimdi, ne de sonra kapılmalıdır. )

( İki ıstırap verici durum arasındaki aralıklardır. )

( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif ve zevk almayı değerli kılan. )

( İkisi de ıstırabın eseridir. )

( Dayatarak/dayatmacı. Sorumsuzca, kendi kendine, başı başında[Farsça "ser-ser-î"]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Özgürce. Sorumluluğunu alarak/üstlenerek. Başı bağlı[Farsça "ser-best"] )

( [not] PLEASURE vs./and/but/||/<>/>/< ENJOYMENT
ENJOYMENT instead of PLEASURE )


- KEYİFLENMEK ile KEYİFLENDİRMEK ile KEYİF ile KEYİFLİ/LİK ile KEYİFSİZ/LİK ile KEYİF EHLİ ile KEYİF HALİ ile KEYİFSİZCE


- KEYİFLİLİK ile NÖTR OLMAK


- Keyifsizi DİNLE!!!


- KEYİFSİZLİK ile NÖTR OLMAK


- KEYİK ile KEYLİK/KEYLİG
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Vahşi [geyik]. İLE Vahşi kişi. )


- KEYLÜS/KİLÜS[Ar. < Yun.] değil/yerine/= AKKAN

( Bağırsaktan gelen, içinde yağ damlacıkları bulunan kan. )


- KEZÂ/HAKEZÂ/KEZÂLİK[Ar.] değil/yerine/= NİTEKİM/AYNI BİÇİMDE


- KEZİB[Ar.] ile MUHÂL[Ar.]


- KEZİG ile KEZİG ile KEZİK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Dönüşümlü olarak yapılan bir işte sıra. İLE Cesaret. İLE Ateş ve titreme. )


- KEZLİK ile BIÇAK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kadınların kaftanına tutturulmuş olarak sakladığı küçük bir bıçak. İLE ... )