Bugün[26 Mart 2026]
itibarı ile 46.157 başlık/FaRk ile birlikte,
46.157 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(4/186)


- AFİLİYE/AFFILIATED[İng.] değil/yerine/= BAĞLAŞIMLI (KURUM)


- AFİLLİ değil AFİLİ[Yun. < AFİ]

( Gösteriş, çalım, caka. )


- AFİNİTE/AFFINITY[İng.] değil/yerine/= ÇEKİM GÜCÜ


- AFİNİTE değil/yerine/= ÇEKİM GÜCÜ


- ASI/AFİŞ[Fr. < AFFICHE] ile/ve/||/<>/> AFİŞE[Fr. < AFFICHER]

( Bir şeyi duyurmak ya da tanıtmak için hazırlanan, kalabalığın görebileceği yere asılmış, genellikle resimli duvar ilânı. @@ Görülür duruma getirmek. | Açığa vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek, açıklamak. | Birini bilinmeyen bir yönüyle tanınmak. | Açıklanmış. )


- AFİYET OLSUN değil/yerine/= YARASIN


- AFİYET SOKAK :

( Merkez Sarıyer'de Şehit Mithat Caddesi'nin batı tarafında Arap Mahallesi ve Yangın Yeri olarak bilinen yerdedir. 05.10.1923 tarihinde çıkan büyük Sarıyer yangınında bu alandaki 250 den fazla ev yanarak kül oldu. Yangın sonrası alanda yavaş yavaş binalar yapılmaya başlandı ve birkaç sokak meydana geldi: Bunlardan biri de Afiyet Sokak'tır. Sokakta Sarıyer'in en iyi aşçılarından biri oturuyormuş. Aşçı tabağa yemek koyarken, müşteriye bakarak "Afiyet olsun, mideniz dolsun/doysun" dediği için sokağa Afiyet Sokak denilmiş! )


- AFONİ[Yun.] ile AFTONJİ[Fr.]

( Ses yitimi. İLE Ses çıkarma yetisinin kaybolması. )


- AFORİZMA ile VECİZE EDEN KİŞİ ile AFORİZMA YAPMAK

( APHORISM vs. APHORIST vs. APHORIZE )

( کلام موجز ile کلمات قصار ile پند نويس ile پند گفتن )

( KOLAM MOJEZ ile KOLMAT GHSAR ile PAND NOYS ile PAND GOFTAN )


- AFOROZ ETMEK ile AFOROZ

( EXCOMMUNICATE vs. EXCOMMUNICATION )

( تکفير کردن ile تکفير )

( TAKFYR KARDAN ile تکفير )


- AFRA TAFRA (YAPMAK)


- AFRA TAFRA ile AFRALI TAFRALI


- AFRİKA:
SAHRA ÜSTÜ ile/ve/||/<> SAHRA ALTI


- | AFRODİT = VENÜS | ile/ve/||/<>/> URANYA

( | Yunan'ların (en) güzele verdiği ad. İLE/= Roma'lıların (en) güzele verdiği ad. | İLE/VE/||/<>/> ... )

( | [Aşkın simgesi.] Yunan'da. İLE/= Latin'de. | İLE/VE/||/<>/> ... )

( | Sevgi ve güzellik. | İLE/VE/||/<>/> Bilim ve gerçekliği simgelediğinde aldığı ad. )


- AFRODİT/VENÜS ile NİNİ ile LILLITH

( Güzel/masum kadın. İLE Güzel ve şuh/kötücül kadın[La femme fatale]. İLE İblis\'in karısı. )


- AFRODİZYAK/TA[İng. APHRODISIAC | Fr. < APHRODISIAQUE < Yun.]:
EŞEYSEL İSTEĞİ ARTIRAN ile/ve/||/<> EŞEYSEL GÜCÜ ARTIRAN ile/ve/||/<> EŞEYSEL HAZZI ARTIRAN


- AFŞAR = AVŞAR

( Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri. )


- AFSUNLAMAK ile AFSUNLANMAK ile AFSUN ile AFSUNCU/LUK ile AFSUNLU


- AFTER vs. AFTERWARDS


- (not AFTER TOMORROW) THE DAY AFTER TOMORROW


- AFTER :/yerine SONRA


- AFTERNOON :/yerine ÖĞLEDEN SONRA


- AFTOS[Yun.] ile GÖNÜL EĞLENDİREN, OYNAŞ, METRES


- AFTÖZ ÜLSER (BEHÇET) ile/||/<> BASİT AFT

( Behçet hastalığındaki aftöz ülserler tekrarlayan ve çoklu İLE basit aft tek ve nadirdir. Behçet aftları sistemik hastalığın parçası İLE basit aft lokal irritasyondan kaynaklanır. Behçet aftları daha ağrılı ve uzun süreli iyileşir. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- AFUR TAFUR (ÇALIM) -


- AFYON ile/||/<>/> KODEİN[Fr. < CODEINE]

( ... İLE/||/<>/> Afyondan elde edilen, öksürük ve ağrı kesmeye yarayan bir alkaloit. )


- AFYONLAMAK ile AFYONLANMAK ile AFYON ile AFYONLU ile AFYON RUHU ile AFYON SAKIZI ile AFYON KAYMAĞI


- AĞ(NETWORK) KABLOSUNDA -

( ÇENTİK ALTTA ve SOLDA)
(SOLDAN SAĞA)
TURUNCU-BEYAZ
TURUNCU
YEŞİL-BEYAZ
MAVİ
MAVİ-BEYAZ
YEŞİL
KAHVERENGİ-BEYAZ
KAHVERENGİ )


- ŞEBEKE[Osm.] / NETWORK, LATTICE[İng.] / RÉSEAU[Fr.] / NETZ/NETZWERK, GITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞ, ÖRGÜ


- AĞ ile AĞ KEPÇE ile AĞ KURDU ile AĞ TONOZ ile AĞ TORBA ile AĞ YATAK ile AĞ İPLİĞİ ile AĞ İĞNESİ ile AĞ KAYIĞI ile AĞ TABAKA ile AĞ KURŞUNU ile AĞ MANTARLAR


- AĞ[Azr.] = BEYAZ[Tr.]


- AĞA ile/||/<>/> AĞNAM NEZARETİ/ADÂLET BAKANLIĞI

( Osmanlı sarayında yönetimsel ve askeri örgütte belirli konumlarda bulunan kişilere verilen san.[Kızlar ağası, Yeniçeri ağası] İLE/||/<>/> Osmanlı Devleti'nde adâlet düzeninin bağlı olduğu en üst makam. )


- AĞABEY/EDE/ABLA ile AMCA ile TEYZE

( ABLA[Moğolca]/APA[Uygurca]/İCE/ECE[Türkçe][kökeni > PRENSES: İlk sıradaki yönetici kız kardeş.], [Yünden yapılmış kışlık giysi] )


- AĞAÇ (EV) ile/ve/değil AHŞAP (EV)/HIMIŞ


- AĞAÇ KESİTİ ile/ve/||/<> İNSAN PARMAK İZİ

( image )


- AĞAÇ/ÇAM SAKIZI/REÇİNE[Yun.] ile AKINDIRIK/AKMA


- AĞAÇ SAKIZI/REÇİNE[Yun.]/BALSAM[Fr.] ile AKAMBER["AKAMBAR" değil]

( Bazı bitkilerde, özellikle çamlarda oluşan, katı ya da yarı akışkan organik salgı nesnesi. | Sonsuz polimerleşme ile elde edilen, büyük moleküllü yapay nesne. İLE Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine. )


- AĞAÇ SAKIZI/REÇİNE ile AKGÜNLÜK

( ... İLE Tütsü olarak yakılan bir ağaç sakızı türü. )


- AĞAÇ ile AKAR AMBER

( ... İLE Asya ve Amerika'da yetişen, odunu ceviz ağacınınkine benzeyen, güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağaç. )

( ... cum LIQUIDAMBAR OREINTALIS )


- AĞAÇ ile ARDAK

( ... İLE İçten çürümeye başlayan ağaç. )


- AĞAÇ ile AVİZE AĞACI

( ... İLE Zambakgillerden, Amerika'dan dünyanın her yanına yayılmış olan, avize biçiminde sarkık, iri ve beyaz çiçekli bir süs ağacı. )

( ... cum YUCCA GLOSIOSA )


- AĞAÇ ile BAKAM/BAKKAM[Ar.]

( ... İLE Baklagillerden, odunundan kırmızı boya çıkarılan bir ağaç. )

( ... cum HAEMATOXYLON CAMPECHIANUM )


- AĞAÇ ile/ve BEŞÂM[Ar.]

( ... İLE Hicaz'da yetişen ve misvak yapılan hoş kokulu bir ağaç, balsama ağacı. )


- AĞAÇ ile BETÎL[Ar.]

( ... İLE Salkımları sarkık olan ağaç. )


- AĞAÇ ile BİLADER AĞACI/AMERİKAN ELMASI/KAJU

( ... İLE Antep fıstığıgillerden, yapraklarını dökmeyen, tropikal bir meyve ağacı. | Bu ağacın meyvesinden çıkarılan, yer fıstığına benzeyen, tatlıyla tuzlu arasında tadı bulunan ve çerez olarak yenilen çekirdek. )

( ... cum ANACARDIUM OCCIDENTALE )

( TREE vs. CASHEW )


- AĞAÇ ile/||/=/<> DARAK


- AĞAÇ ile DİKENLİ DİDİERA AĞACI


- AĞAÇ ile DİNAMİT AĞACI

( ... İLE Dokunulduğunda ölüme götürebilir. Üzerinde bulunan zehirli meyvelerini de 25 m.'ye kadar fırlatabilir ve bu sırada etrafa yaydıkları kimyasallarla tüm canlılara zarar verebilir. )


- AĞAÇ ile HAYAT AĞACI

( ... İLE Beyinciğin kesitinde, dıştaki bozmadde bölümüne yayılarak, dallanma gösteren akmaddenin oluşturduğu ağaç biçimi. )


- AĞAÇ ile JABUTICABA AĞACI


- AĞAÇ ile KIZILAĞAÇ/KIZILSÖĞÜT

( ... İLE Gürgengillerden, dişil çiçekleri küçük ve sarımtırak, eril çiçekleri püskül biçiminde olan, boyu 30 metre kadar olabilen, kerestesi kolay işlenebilir bir ağaç. )

( ... cum ALNUS )


- AĞAÇ ile PAŞAAĞACI

( ... İLE Kerestesi açık sarı, yeşilimsi renkte, iri gözenekli, genellikle kaplama olarak kullanılan değerli bir mobilya ağacı. )

( ... cum TRIPLOCHITON SCLEROXYLON )


- AĞAÇ ile ROMENSERA AĞACI


- AĞAÇ ile SANDAL AĞACI/ÇIPLAK AĞAÇ(HEŞİŞVEL)

( ... cum ARBUTUS ANDRACHNE )


- AĞAÇ ile/ve ŞATOK/ŞADOK

( ... İLE Bir tür ağaç ve meyvesi. )


- AĞAÇ yerine ŞECER


- AĞAÇ ile/ve SIĞLA

( ... İLE Günlük ağacı. )


- AĞAÇ ile YAPRAĞINI DÖKMEYEN AĞAÇ VE BİTKİ

( Çok ağaç olan yerde serinlik çoktur. )

( TREE vs. EVERGREEN TREE )


- AĞAÇ ile YÜSRÜ

( ... İLE Bazı ince işlerin yapımında kullanılan, siyah bir ağaç ve bu ağacın kökü. | Bu kökten yapılmış olan. )


- AĞACI:
[ne yazık ki]
!KESERSENİZ ile/değil/yerine/>< KESMEZSENİZ

( Kazık kalır, üstüne oturursunuz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gölge olur, altına oturursunuz. )

( image )


- AĞAÇKAKAN/TAKDELEN ile TUHAF

( ... İLE Ağaçkakan türünden iri gagalı bir kuş. )

( 200'den fazla türü vardır. İLE ... )

( Gaga uzunlukları bazı türlerde kendi boyunun üçte ikisi kadar olabilir. İLE ... )

( Herbirinin kendine özgü delme hızı ve ritmi vardır. [Bazıları ağaca saniyede 16 kere vurabilir.] İLE ... )

( Gagasını her vurduğunda yerçekiminin uyguladığı gücün bin katını uygular. [Astronotların dikey havalanış sırasında maruz kaldıkları basıncın 250 katı] İLE ... )

( Kafataslarının kırılmamasının nedeni, şokun hemen hemen tamamını emen süngerimsi kıkırdak yastıktır. İLE ... )

( Dillerinin kullanılmadığı zamanlarda içi sıvı dolu bir akerdeon gibi katlanmasını sağlayan bir dizi zarımsı dil kemiği vardır. [Kullanılmadığı zamanlar kafatasının etrafındaki yerde toplanır, burun deliklerinin arkasında sabitlenir.] İLE ... )

( Kulakları dillerinin ucundadır. [Kaçmaya çalışan böcekleri dinlemesini sağlar.] İLE ... )

( Gagalarını vururkenki amaçları yemek aramak değildir. Haberleşmeye ve eşleri çekmeye yarayan türe özgü bir "imza"dır. İLE ... )

( PECKER/WOODPECKER vs. ... )


- AĞAÇKAKAN ile ALTIN AĞAÇKAKAN

( Bir çift ağaçkakan, Discovery adlı uzay mekiğinin dış tankının köpük kaplaması üzerinde 200'den fazla delik açmıştı. [Mekiğin fırlatılmasının gecikmesine neden olmuşlardı.] [1995] )

( ... vs. YELLOWHAMMER/YELLOW-SHAFTED FLICKER )

( ... cum COLAPTES AURATUS )


- AĞAÇKAKAN ile BOYUNÇEVİREN

( ... İLE Ağaçkakan ailesi içinde yer alır. Ağaçkakandan çok, bir ötücüye benzerler. Orman açıklıkları barındıran, yaprak döken ormanlar ve ağaçlı açık arazilerde yaşarlar. Göç sırasında, çok değişik alanlarda görülebilirler. Tek göçmen ağaçkakandır. Başlıca avları, karıncalar ve öteki böceklerdir. Özellikle, karınca yuvalarının başında, onu, beslenirken görebiliriz. Gagaları kısa ve sivri, başları yuvarlaktır. Gövdelerinde, kahverengi benekler ve enine çizgiler vardır. Sırtı gri, kahverengi ve kirli sarı renklerde sık desenlidir. Sırtının ortasında, uzun ve koyu renk bir çizgi vardır. Alt tarafı, ince çizgili; boğazı, altın rengi-kremdir. Ağaçkakan ailesinde, ağaçkabuğu rengi tüylere sahip tek türdür. Kuyruğu uzun, geniş ve sık çizgilidir.

Sıkıştırıldıklarında kendilerine özgü bir korunma yöntemine başvururlar. Önce, kuyruk tüylerini aralayarak boyunlarını uzatırlar ve baş tüylerini, yukarı doğru kısa bir ibik halinde kaldırırlar; sonra, başlarını ve boyunlarını döndürerek yana yatırırlar ve aniden başlarını geri çekerek yılan taklidi yaparlar. )


- AĞAÇKAKAN ile KIRMIZI ŞAPKALI/KOKARTLI AĞAÇKAKAN

( ... vs. RED COCKADED WOODPECKER )

( ... cum PICOIDES BOREALIS )


- AĞAÇKAKAN ile KÜÇÜK AĞAÇKAKAN

( ... vs. LESSER SPOTTED WOODPECKER )

( ... cum DENDROCOPOS MINOR )


- AĞAÇKAKAN ile SİYAH/KARA AĞAÇKAKAN

( ... vs. BLACK WOODPECKER )

( ... cum DRYOCOPUS MARTIUS )


- AĞAÇKAKAN ile SURİYE/ALACA AĞAÇKAKANI ile GÖKNAR AĞAÇKAKANI ile GRİ AĞAÇKAKAN ile KIZIL AĞAÇKAKAN ile ORMAN AĞAÇKAKANI ile SARI AĞAÇKAKAN ile TEPELİ AĞAÇKAKAN

( ... vs. SYRIAN WOODPECKER vs. GREAT SPOTTED WOODPECKER vs. GREY-FACED WOODPECKER vs. REDHEADED WOODPECKER vs. GREAT-SPOTTED WOODPECKER vs. WOODPECKER vs. PILEATED WOODPECKER )

( ... cum PICOIDES TRIDACTYLUS cum ... cum ... cum ... cum ... cum ... cum DRYOCOPUS PILEATUS )


- AĞAÇTA YAŞAYAN ile AĞAÇLANDIRILMIŞ ile AĞACA BENZEYEN

( ARBOREAL vs. ARBORED vs. ARBORESCENT )

( دارزي ile درختي ile درخت دار ile شاخه مانند )

( DARZY ile DARKHTY ile DARKHT DAR ile SHAKHEH MANAND )


- AGAIN :/yerine TEKRAR


- AGAINST :/yerine KARŞI


- AGAMİ değil/yerine/= BORAZANKUŞU

( Güney Amerika'da yaşarlar. )


- CEYLON AGAR-AGAR, LAC[İng.] / MOUSSE DE CEYLAN, VOIR AGAR-AGAR, LAQUE, VERNIS[Fr.] / FIRMIS, LACK[Alm.] ile/değil/yerine/= AGAR-AGAR JELİ, LAK


- AGARAGAR[Yun.] değil/yerine/= YOSUNDAN ÇIKARILAN KOLLOİDAL NESNE, JELATİN.


- AĞATAN, M. İZZET (SARIYER, 1915 - 1992) :

( Büylükderelidir. Eczacılık fakültesininden mezun oldu. Sarıyer Gençler Mahfilinin kurucularındandır (1932).Sarıyer Spor Kulübünün kurulması için büyük uğraşlar verdi (1940). Eczacılar Birliği ve Sarıyer Spor Kulübü üyesidir. Sarıyer Spor Kulübünde 2 dönem (1948 - 1949 ve 1950 - 1951) yönetim kurulu üayesi olarak görev yaptı. )


- AGAVE KAKTÜSÜ ile/ve/<> BENZERİ

( Meksika'da. İLE/VE/<> El Salvador'da.[Bu kaktüsten, doğal iplik elde ediliyor.] )


- AGBES -ile

( Kül rengi. )


- AĞCI/LIK ile AĞCIK


- AĞDA/AKÎDE[Ar.] ile/ve ŞERBET[Ar.]

( Koyu. İLE/VE Sulu. )

( Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez ya da limonlu şeker eriyiği. | Şekerle yapılan ürünlerin hazırlanması ya da beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk. İLE Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek. | Belirli törenlerde, konuklara sunulan şekerli içecek. | Bazı maddelerin suda eritilmişi. | Sözlenmek ya da nişanlanmak üzere, tarafların antlaşması durumunda, tören yapılarak içilen içecek. )


- ATTÉNUATION VISQUEUSE[Fr.] / ZÄHFLÜSSIGE DÄMPFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞDALI SÖNÜM


- ZÄHFLÜSSIGE ABLEITUNGSFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞDALI TÜREV İŞLEVİ


- KIVAMLI, LEZCÎ, LÜZÛCÎ[Osm.] / VISCOUS[İng.] / VISQUEUX[Fr.] / VISKOS[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞDALI, VİSKOZ


- EMSÂL-İ LÜZÛCET[Osm.] / VISKOSITÄTSKOEFFIZIENT, ZÄHIGKEITSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞDALILIK KATSAYISI


- KIVAM, LÜZÛCET[Osm.] / VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ[Fr.] / VISKOSITÄT ZÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞDALILIK VİZKOZİTE


- AGE[İng.]:
YAŞ ile/ve/değil/||/<> ÇAĞ/DÖNEM


- AGENCY :/yerine AJANS


- AGENT :/yerine AJAN


- AGENT/FACTOR vs. REASON/CAUSE


- AGHIA TRIADA KİLİSESİ :

( Kireçburnu tepesinde Ortodokslar tarafından Aziz Yevpime adına yaptırılmışsa da zamanla yıkılıp yok olmuştur. )


- AĞI AĞACI ile/ve AVİZE AĞACI ile/ve BAN AĞACI ile/ve ÇUBUK AĞACI ile/ve DANTEL AĞACI ile/ve IĞ AĞACI ile/ve KÂĞIT AĞACI ile/ve LÂLE AĞACI ile/ve LÂSTİK AĞACI ile/ve MANTAR AĞACI ile/ve MERCAN AĞACI ile/ve ÖD AĞACI ile/ve PELESENK AĞACI[Lat. GUAIACUM OFFICINALE] ile/ve PORSUK AĞACI ile/ve SAKIZ AĞACI ile/ve SÜT AĞACI ile/ve TESPİH AĞACI/ÇALISI, ÇİN LEYLAĞI[Lat. MELIA AZEDARACH] ile/ve KÖR AĞAC


- AGI/ARTIFICIAL GENERAL INTELLIGENCE[İng.] değil/yerine/= YAPAY GENEL ZEKÂ


- AĞIL/ARKAÇ ile AĞIL

( Üstü açık, çit ya da duvarla çevrili yer. İLE Hale. )


- AĞIL/ARKAÇ ile/ve/<> AHIR

( Üstü açık. İLE/VE/<> Üstü kapalı. )


- AĞILI ile AĞILI BÖCEK


- AGİNG BİOLOGY ile/||/<> DEVELOPMENTAL BİOLOGY

( Aging biology yaşlanma süreçlerini incelerken İLE developmental biology gelişim süreçlerini inceler )

( Formül: Senescence mechanisms )


- AĞIR-AKSAK


- AĞIR ALAŞIM ile HAFİF ALAŞIM ile SERT ALAŞIM

( Tungsten asıllı alaşım. İLE 1939 yılından beri kullanılmakta olan alüminyum ya da magnezyum alaşımları. Alüminyum alaşımlarının yoğunlukları, ortalama 2,7; magnezyum alaşımlarınki ise 1,8'dir. İLE Demir ailesinden, bağlayıcı bir maden ya da alaşım[kobalt, nikel] yardımı ile meydana gelen alaşım. )


- AĞIR BER-EFŞÂN ile YÜRÜK BER-EFŞÂN

( Ayrıntılı açıklamaları için... )


- HEAVY IONS[İng.] / IONS LOURDS[Fr.] / SCHWERE IONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIR İYONLAR


- AĞIR METAL ile/||/<> ESANSİYEL METAL

( Ağır metal toksik Hg, Pb, esansiyel gerekli Fe, Zn. )

( Formül: Zehir İLE besin )


- HEAVY METALS[İng.] / MÉTAUX LOURDS[Fr.] / SCHWERMETALLE[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIR METALLER


- HEAVY WATER REACTOR[İng.] / SCHWERWASSERREAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIR SU REAKTÖRÜ


- AB-İ GİRÂN[Osm.] / HEAVY WATER[İng.] / EAU LOURDE[Fr.] / DEUTERIUMOXID, SCHWERES WASSER, SCHWERES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIR SU


- AĞIR TOPÇU SOKAK :

( Yenimahalle'nin Havantepe mevkiinde I. Dünya Savaşından kalan ve II. Dünya Savaşı sırasında gerektiğinde kullanılabilecek olan bir 42‘lik tabir edilen çakılı bir top ve top birliği vardı (1960'lı yıllarda top sökülerek götürüldü, korganı yerindedir). Bu nedenle sokağa "Ağır Topçu Sokak" denildiği söylenir. Bir başka söylemde; bu sokakta oturan çok ağır başlı, az konuşan, az gülen, ciddi mi ciddi bir emekli topçu subayı varmış, sokağa bu nedenle bu isim verilmiş. )


- AĞIR YUVAR ile DÜZLEM YUVAR ile HAVA YUVARI ile IŞIK YUVARI ile RENK YUVARI ile SU YUVARI ile TAŞ YUVARI ile YARI YUVAR ile YARIM YUVAR


- AĞIR ile AĞIR SİLAHLI ile AĞIR AYAK ile AĞIR MAKİNELİ TÜFEK ile AĞIRBAŞLI

( HEAVY vs. HEAVY ARMED vs. HEAVY FOOTED vs. HEAVY MACHINE GUN vs. HEAVYSET )

( سنگين ile گران ile بي مهارهت ile غليظ ile وزين ile ثقيل ile سنگين اسلحه ile پاسنگين ile مسلسل سنگين ile کلفت وکوتاه )

( SANGYNE ile GERAN ile BEY MEHAREAT ile GHELYZ ile VEZYNE ile ثقيل ile SANGYNE ESLEHEH ile PASANGYNE ile مسلسل سنگين ile KOLOFT VEKOTAH )


- HEAVY[İng.] / LOURD[Fr.] / SCHWER[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIR


- AĞIR ile/ve/||/<> SAĞIR

( Baş. İLE/VE/||/<> Kulak. )


- AĞIRLAŞTIRICI NEDEN ile AĞIRLAŞTIRICI SEBEP


- SIKLET MERKEZİ[Osm.] / CENTER OF GRAVITY[İng.] / CENTRE DU POIDS[Fr.] ile/değil/yerine/= AĞIRLIK MERKEZİ


- SIKLET[Osm.] / GRAVITY[İng.] / POIDS[Fr.] / GEWICHT, SCHWERE[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIRLIK, YERÇEKİMİ


- AĞIŞ >< YAĞIŞ

( Ağma işi. | Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı. >< Yağma işi. | Havadaki su buharının yoğunlaşma sonunda sıvı ya da katı durumda yere düşmesi, ağış karşıtı. | Yağan yağmur ya da kar miktarı. | Yağmur. )


- agit.[Lat. < AGITA] değil/yerine/= SALLAYINIZ, ÇALKALAYINIZ


- AĞIT ile İÇLER ACISI ile AĞIT ile AĞIT YAKMAK

( LAMENT vs. LAMENTABLE vs. LAMENTATION vs. LAMENTING )

( نوحه کردن ile تعزيت گرفتن ile زاريدن ile زار ile زاري ile ضجه ile مرثيه خواني ile مويه ile سوگواري ile شيون )

( NOHEH KARDAN ile TAZYT GARAFTAN ile زاريدن ile ZAR ile ZARY ile ZAJEH ile MARSYYEH KHANY ile مويه ile SOGVARY ile شيون )


- AGİTATO[İt.] değil/yerine/= BİR MÜZİK PARÇASININ CANLI, COŞKULU ÇALINACAĞI BİLGİSİ/UYARISI


- AĞIZ AÇIKLIĞI ile/değil/yerine/>< ZİHİN AÇIKLIĞI

( Kişinin, zihni, ne kadar kapalıysa; ağzı, o kadar açık olur. )


- AĞIZ UCUYLA SÖYLEMEK ile SÖYLEMEK


- AĞIZ ile/<> AVURT/BEC[Fars.]

( ... İLE/VE/<> Ağzın içi, avurt. )


- AĞIZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KULAK

( Daha az konuşmak üzere/için. İLE/VE/||/<>/< Daha çok dinlemek üzere/için. )

( Bir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İki. )

( [not] MOUTH vs./and/but/||/<>/< EAR
EAR instead of MOUTH )


- AĞIZ ile/ve/||/<> RAHİM AĞZI


- (AĞIZDA) 30 SN. ile/yerine (MİDEDE) 2,5 SAAT'E ÖNEM/DEĞER/ÖNCELİK VERMEK


- AĞIZDAN SOLUK ALMAK ile/yerine BURUNDAN SOLUK ALMAK


- AĞIZDAN ile AĞIZDAN AĞIZA ile AĞIZDAN DOLMA ile AĞIZDAN KAPMA


- [ne yazık ki]
AĞIZ, DOLUYKEN KONUŞMAK ile/ve/=/||/<> ZİHİN, BOŞKEN KONUŞMAK


- AGLÂL[Ar. < GALEL] ile AGLÂL[Ar. < GULL]

( Ağaçlar arasından akan sular. İLE Boyuna geçirilen zincirler. | Prangalar. | Kelepçeler. )


- AĞLAMA DUVARI değil el-BURAK


- AĞLAMA" ile/ve/değil/||/<>/< İSYAN


- AĞLAMA ile/ve/||/<>/> TENEVVUH[Ar. < NEVHA]

( ... İLE/VE/||/<> [Ölünün arkasından] Bağırarak, feryâdederek ağlama. )


- AĞLAMAK ve/değil/yerine/<>/>< GÜLMEK :)

( Yalnız. VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Herkesle birlikte. :) )

( Çocuklar, annesini/babasını yıkarken. İLE Anneler/babalar, çocuğunu yıkarken. )

(

ve/değil/yerine/<>/><

)

( Heraklitos. VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Demokritos. )


- AĞLAMALI AHMET BABA TEKKESİ :

( Ağlamalı Ahmet Baba Tekkesi aynı ismi taşıyan mezarlığın içinde idi. Yeniçeri ocaklarının kaldırılması sırasında (1826) yeniçeriler büyük kıyıma uğradı. Şeyh Ağlamalı Ahmet Baba Tekkesine bağlı olan yeniçeriler de büyük kıyım gördü. Aslında Tekke değil zaviye idi. Zamanla yıkılıp kaybolan tekke veya zaviyeden hiçbir kalıntı yok. )


- AĞLAR ile AĞLAR

( Ağlama'nın, 3. tekil kişi ve geniş zamanlı ifadesi. İLE Ağ nesnesinin çoğulu. )


- AĞLAYAN SÖĞÜT, SALKIMSÖĞÜDÜ ile SULTÂNÎ SÖĞÜT ile KEÇİSÖĞÜDÜ ile KIZILSÖĞÜT ile SEPETÇİSÖĞÜDÜ/SORKUN

( BÎD-İ GİRYÂN/MECNÛN/NÂLÂN/PİYÂDE/REVÂN/SERNİGÛN ile BÎD-İ MÜŞK ile BÎD-İ ... ile BÎD-İ SÜRH ile BÎD-İ ... )

( SALIX BABYLONICA cum ... cum SALIX CAPREA cum ... cum SALIX VIMINALIS )


- AĞLI ODUN BORULARI = EV'İYE-İ ŞEBEKÎYE = VAISSEAUX RÉTICULAIRES, VAISSEAUX RÉTICULÉS


- AGLOMERASYON ile/||/<> AGLOMERE OLMAK

( Yığınlaşma, yığılma, yumaklaşma. İLE/||/<> Yığınlaşmak, yığılmak, yumaklaşmak. )


- AGLOS[Yun.] ile AGLOSİ[Fr.]

( Doğuştan, ağzında dili olmayan. İLE Dilin, doğuştan yokluğu. )


- AĞNAM[Ar.] değil/yerine/= SAYIM VERGİSİ


- AĞNAMAK ile AĞNAM ile AĞNAMCI


- AGONİ ile/||/<> AGONİST

( Can çekişme. İLE/||/<> Etkidaş. )


- AGONİ[Yun.]/AGONY[İng.] değil/yerine/= CAN ÇEKİŞME


- AGORA ile/||/<> AKROPOLİS ile/||/<> BOULEUTERİON ile/||/<> FORUM ile/||/<> GYMNASION ile/||/<> STADION/STADIUM ile/||/<> HIPPODROMOS ile/||/<> ODEON[< ODEION: ŞARKI SÖYLEMEK]

( Antik Yunan kentlerinde, stoalar ile çevrelenmiş, içinde ya da yakınında tapınak, bouleuterion gibi dini ve resmi yapıların bulunduğu toplumsal ve ticari yaşamın yoğunlaştığı alan. İLE/||/<> Antik Yunan kentlerinin en yüksek tepesinde bulunan, savunma amaçlı surlarla sarılıp bir tepe üzerine inşâ edilen özel bölge. İLE/||/<> Antik Yunan kentinde yönetimle ilgili işlerin görüldüğü meclis binası[günümüzdeki kent kurulu/senato karşılığı]. İLE/||/<> Antik Roma kentlerinde, kent merkezinde yer alan, içindeki ve çevresindeki yapılarla Yunan kentlerindeki ağora ile aynı işlevi taşıyan alan. İLE/||/<> Eski Yunan ve Roma kentlerinde beden eğitimi ve spor etkinliklerinin yapıldığı yer. İLE/||/<> Antik Yunan ve Roma'da atletizm için kullanılan, çevresinde oturma basamakları bulunan, bir ucu yarım daire biçiminde sonlanan, uzunlamasına, dikdörtgen plana sahip olan alan. İLE/||/<> Eski Yunan ve özellikle Roma kentlerinde at ve araba koşularının yapıldığı, etrafı izleme yerleri ile çevrili alanlar. İLE/||/<> İçinde müzik yapılan yer.[Çoğu kez küçük bir tiyatro biçiminde ve genellikle üstü kapalı bir yapı.] )


- AGÖZİ[Fr.] değil/yerine/= TATMA DUYUSUNUN BELİRGİN ÖLÇÜDE AZALMASI


- AGRAFAJ[Fr.] değil/yerine/= AGRAF YARDIMIYLA HIZLI DİKİŞ YÖNTEMİ[CERRAHİ]


- AGRAFİ[Yun.] değil/yerine/= AGRAMATİZM[Fr.]

( Yazma yitimi. İLE Sözcük ve tümcelerin, dilbilgisine uygun olarak kurulamaması. | Sözcüklerde bazı harflerin atlanması biçiminde beliren söyleyiş/telâffuz bozukluğu. )


- AGRAFİ/AGRAPHIA[İng.]/AGRAPHIE[Fr.] değil/yerine/= YAZAMAMAZLIK, YAZMA YİTİMİ


- AGRANDİSMAN[Fr.] ile AGRANDİSÖR[Fr.]

( Resim ya da fotoğraf büyütme. İLE Resim ya da fotoğraf büyütücü araç. )


- AGRANÜLOSİTOZ ile/||/<> LÖKOPENİ

( Kanda granülosit adı verilen beyaz kan gözelerinin ciddi biçimde azalması. İLE/||/<> Kanda toplam beyaz kan gözelerinin azalması. )


- AGRANÜLOSİTOZ ile/||/<> LÖKOSİTOZ

( Kanda granülosit adı verilen beyaz kan gözelerinin sayısının ciddi biçimde azalması. İLE/||/<> Kanda beyaz kan gözelerinin sayısının artması. )


- AGREE :/yerine KATILMAK


- AGREEMENT vs./and FAITH


- AGREGA[Lat.] ile AGREGASYON[Fr.]

( Harç ve betondaki âtıl bileşenlerin tümü. İLE Agraje olmak için geçirilen sınav. )


- AGREGASYON/AGGREGATION[İng.] değil/yerine/= YIĞIŞMA, TOPLANMA, BİR ARAYA GELMEK


- AGREMAN[Fr.] değil/yerine/= UYGUNLUK, ANTLAŞMA


- AGREVE ETMEK ile/||/<> AGREVE OLMAK

( şiddetlendirmek, artırmak. İLE/||/<> Şiddetlenmek, artmak. )


- AĞRI DAĞI ve/<> İSHAK PAŞA SARAYI


- AĞRI KESEN = AĞRI KESİCİ

( Ağrı duyusunu ortadan kaldıran ilaç vb. analjezik. )


- AĞRI ile KALP AĞRISI/KRİZİ

( ... İLE Ölüm korkusu yaratan tek ağrı. )


- AĞRI ile SANCI

( BALKI: Güzel, süslü, parlak. | Sancı, ağrı. )

( VECA' )

( ACHE vs. STITCH )


- Ağrılarını DİNLE!!!


- AGROFOS NOMOS ile/ve/||/<> NOMOS FIZIOS ile/ve/||/<> NOMOS EMSIOS


- AGROMEGALİ/AKROMEGALİ[Fr.] değil/yerine/= GÖVDE ÖRGENLERİNİN DÜZENSİZ OLARAK BÜYÜMESİ/UZAMASI | ELLERDE, AYAKLARDA VE BAŞTA GÖRÜLEN AŞIRI BÜYÜME


- AGROMETRE/AGGREGOMETER[İng.] değil/yerine/= YIĞIŞIMÖLÇER


- AGRONOM[Fr.] ile AGRONOMİ[Fr.] ile AGRONOMETRİ[Fr.]

( Tarımcılık uzmanı. İLE Tarım bilimi. İLE Toprağın verim gücünü ölçen bilim dalı. )


- AGSM/ANTI-G STRAINING MANEUVER[İng.] değil/yerine/= YER ÇEKİMiNE KARŞI KOYMA MANEVRASI


- AĞSU, YAŞAR (KARS, 1957) :

( İlk orta ve lise eğitimini Sarıkamış'ta tamamladı. 1977'de Erzincan Eğitim Enstitüsü ve 1981'de İ.Ü. Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Kars ve Erzurum'da SSK avukatlığı yaptı. 1985 - 1991 arasında Erzurum'da serbest avukatlık yaptı. 1991'den beri İstanbul'da serbest avukatlık yapmaktadır. 1994 seçimlerinde Avcılar'dan MHP Belediye Başkan Adayı, 2004 seçimlerinde Sarıyer'den Güven Partisi Belediye Başkan Adayı ve 2007 genel seçimlerinde ise DP den Kars milletvekili adayı, 29 Mart 2009 yerel seçimlerde DP den Sarıyer Belediye Başkan adayı olarak seçimlere katıldı. Erzurumspor'da yönetici ve Kayak Federasyonunda da üye olarak görev yaptı. )


- AĞUSTOS AYI(NDAKİ) GİBİ SOĞUK ve/<> OCAK/ŞUBAT GÜNEŞİ GİBİ YAKICI

( Uruguay'da, mevsimlerin ve ayların, toplumdaki/dillerindeki karşılıkları. )


- AĞUSTOS RODEN ile AĞUSTOS

( AUGUST RODEN vs. AUGUST )

( عالي نسب ile آگوست ile اوت ile آگوست رودن )

( ALY NASB ile AGOST ile OT ile AGOST RUDAN )


- AGUTİ ile ...

( Dasyproctidae türünden, çikolata renkli bir kemirgen. İLE ... )


- AGUZİ/AGUESIA[İng.] değil/yerine/= TAT ALMAMAZLIK


- AGYÂR[Ar. < GAYR] değil/yerine/= YABANCILAR, BAŞKALAR


- AĞYÂR ile/ve/değil/yerine/>< YÂR

( Ne bilir? İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilir. )


- AĞYÂRINI MÂNİ ve/> EFRÂDINI CÂMİ ve/||/<>/>/< OLMAZSA OLMAZ


- AGZEL -ile

( En şiddetli sıtma. )


- BEKLEMEK:
AĞZI SULANARAK ile/ve/||/<> ELİNİ/AVUCUNU OVUŞTURARAK


- AĞZINA KADAR ile SAPINA KADAR ile KÖKÜNE KADAR ile/değil/yerine/||/<>/< SONUNA KADAR


- AĞZINI AÇMAK ile/ve SAVUNMA

( Bazı durum ya da sorularda, doğrudan/gerçeklikten ne kadar bahsedecek olsan da ağzını açtığın anda haksız olduğun algısı oluşabilir. )

( Hiçbir şey söylenmemesi gereken durumlar vardır ve buna göre davranmak gerekir. )

( "TO OPEN THE MOUTH" vs./and DEFENCE )


- AĞZINI HAYR'A AÇ! ile/ve AĞZINDAN YEL ALSIN!


- Ağzından çıktıktan sonra ise sen o sözün/sözcüğün kölesisindir!


- AH-AMAN (DEME[ME]K) ile/ve/||/<>/> AH'TAN AMAN'DAN ÇEKİLME(ME)K


- AH-VAH (ETMEK/ETMEMELİ!)


- AH ve/<> ALLAH


- AH ile/ve/> AMAN ile/ve/> YETİŞ[MEDED]

( 66 ile/ve/> 92 )

( ALLAH ile/ve/> HZ. MUHAMMED ile/ve/> HZ. ALİ )

( Allah, din ile, mezhep ile bulunmaz, aşk ile bulunur. )

( Bazıları Allah'ı aramaya Hicaz'a giderler. Aklı yetenler, Allah'ı aramak için bir adım atarlarsa kâfir olur. )

( AH diyene, AMAN edilir. )

( Allah'tan, AH edersin; AMAN'ı, Hz. Muhammed'den dile. )


- AHAD[Ar.] ile ÂHÂD[Ar. < AHAD] ile AHADD[Ar. < HADD]

( Bir. [sayı] | Kişi, kimse. İLE Birler, birden dokuza kadar olan sayılar. İLE [daha/çok/pek] Keskin. )


- AHALİ[Ar.] ile/||/<> MİLLET[Ar.]/ULUS/BUDUN

( Bir kent/semt/memlekette oturanların/yaşayanların tümü. | Bir yerde toplanan kalabalık. İLE Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu. | Herkes, bir yerde bulunan kişilerin tümü. | Benzer özellikleri olan topluluk. )


- AHBAP ile DOSTUM RASHİD ile TOMURCUK

( BUDDY vs. BUDDY RASHID vs. BUD )

( جوانه زدن ile جوانه ile غنچه ile شکوفه ile بادي ile بادي رشيد )

( JAVANEH ZADAN ile JAVANEH ile GHENCHEH ile SHKOFEH ile BADY ile بادي رشيد )


- AHBAP değil/yerine/= TANIDIK/TANIŞ


- AHBAP/LIK ile AHBAPÇA ile AHBAP ÇAVUŞLAR ile AHBAP ÇAVUŞ İLİŞKİSİ


- AHBÂS[Ar. < HABS] ile AHBÂZ[Ar. < HUBZ]

( Su bentleri. | Su bentleriyle meydana getirilen havuzlar. | Hapisler, zindanlar. | Gayr-i meşrut vakıf durumunda bulunan topraklar ya da binâlar. İLE Ekmekler. )


- AHBEL[Ar.] ile AHBEL[Ar.]

( Böğrülce danesi. İLE Divâne, deli, kaçık. )


- AHBS/FAMILY PHYSICIAN INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= AİLE HEKİMLİĞİ BİLGİ SİSTEMİ


- AHD[Ar.] ile MÎSÂK[Ar.]


- AHDEB[Ar.] ile AHDEB[Ar.]

( Kambur. İLE Kimsenin oy ve düşüncesini beğenmeyen. Uzun boylu ahmak. )


- AHDER[Ar.] ile AHDER[Ar.]

( Şaşı. İLE Kardeş çocuğu, yeğen. )


- AHD-İ ATİK ile/ve/||/<>/> AHD-İ CEDÎD

( Tevrat. İLE/VE/||/<>/> İncil. )


- AHDİ ile AHDİ ATİK ile AHDİ CEDİT


- AHEAD :/yerine İLERİDE


- AHED ve/<> AHMED

( Mim, eti/gövdeyi simgeler. )


- ÂHEK-İ[Fars.: Kireç.]:
SİYAH ile TEFTE

( Neme dayanıklı bir çeşit çimento. İLE Sönmemiş kireç. )


- AHENK(ARMONİ) değil/yerine/= UYUŞUM


- AHENKLEŞTİRMEK ile AHENK ile AHENKLİ/LİK ile AHENKSİZ/LİK ile AHENK KAİDESİ ile AHENK TAHTASI


- AHESTE/LİK ile AHESTE BESTE ile AHESTE AHESTE


- AHFÂD[Ar. < HAFÎD] ile AHFAZ[Ar.]

( Torunlar. | Yardımcılar, hizmetkârlar. İLE Alçak ve çukur yer. | Alçakgönüllü kişi. )


- AHFEŞ:
ABDÜLHAMÎD ile/ve/||/<> SAİD BİN MES'ADE ile/ve/||/<> ALİ BİN SÜLEYMAN

( AHFEŞ[Ar.]: Küçük gözlü. | Zayıf bakışlı. | Yalnız gece gören kişi. | Bu üç büyük Arap âliminin takma adı. )


- AHİLER SOKAK :

( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Değişik işkolundan ustaların bu sokakta ikamet etmeleri nedeni ile sokağa "Ahiler Sokak" ismi verildiği söylenir. )


- ÂHIM ŞÂHIM (DEĞERDE/NİTELİKTE OLMAMA) -


- AHIMSA ile/ve SATYA ile/ve ASTEYA ile/ve BRAHMAÇARYA ile/ve
APARIGRAHA ile/ve DAYA ile/ve KŞAMA ile/ve
DHRITI ile/ve MITAHARA ile/ve ARCAVA

( Şiddet denetimi. [Şiddetsizlik] Zararsızlık; başkalarını düşünce, söz ve hareketle incitmemek. İLE/VE Yalan denetimi. [Dürüstlük] İLE/VE Benimseme denetimi. [Çalmama] İLE/VE Eşeysel enerji denetimi. İLE/VE Biriktirme denetimi. [Biriktirmemek] İLE/VE Nefret denetimi. [Merhamet] İLE/VE Kızgınlık denetimi. [Affetme] İLE/VE Güçsüzlük denetimi. [Dayanıklılık] İLE/VE Aşırılık denetimi. [Ilımlılık] İLE/VE Yanlışlık denetimi. [Doğruluk] )


- ÂHIM-ŞÂHIM


- AHİRET/LİK ile AHİRET ADAMI ile AHİRET SUALİ ile AHİRET YOLCULUĞU


- ÂHİRU'Ş-ŞEY'İ[Ar.] ile NİHÂYETUHÛ[Ar.]


- Ahitleşerek KONUŞ!!!


- AHİTLEŞMEK ile AHİ ile AHİR ile AHİT ile AHİZ ile AHİR VAKİT ile AHİR ZAMAN ile AHİR ÖMÜRDE


- ÂHİYÂNE[Fars.] değil/yerine/= BOĞAZ


- ÂHİZE ile AVİZE

( Telefon alıcısı. İLE Tavana asılan süslü aydınlatıcı. )


- AHKÂM (KESMEK) ile/değil/yerine ÖZGÜVEN

( [not] TO MAKE JUDGMENTS WITHOUT RESTRAINT vs./but SELF CONFIDENCE
SELF CONFIDENCE instead of TO MAKE JUDGMENTS WITHOUT RESTRAINT )


- AHKÂM-I İSLÂMİYE:
FARZ ile/>< HARÂM

( İnsana/kişiye yararlı şeylerin yapılması. İLE/>< Zararlı olanları yapmaması. )


- AHKÂM-I/MEVDÂD-I MAHSUSA[Ar.] değil/yerine/= ÖZEL YARGILAR


- AHKÂM-I UMUMÎYE değil/yerine/= GENEL YARGILAR


- AHLÂK BİLİMİ değil/yerine/= TÖRE BİLİMİ


- AHLÂK/ERDEM ve/||/<> EYLEM/SELLİK


- AHLÂK:
KORKU ile/ve/<> HAK ile/ve/<> FERÂGAT ile/ve/<> AŞK


- AHLÂK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]


- AHLÂK ile/ve/değil/<> ÂDÂB

( Değişmez. İLE/VE/<>/DEĞİL Değişir. )

( Bireysel. İLE/VE/<>/DEĞİL Kurumsal. )

( !Ahbaplık arttıkça, âdâb kalkar. [fazla yüz-göz olmamaya dikkat etmek gerek!] )

( Yükselmiş davranış ve tutumlar. İLE/VE/<>/DEĞİL Olağan davranış ve tutumlar. )

( [not] MORALS[< Lat.] vs./and/but ETHICS[< Yun.] )


- AHLÂK ile/ve/<> ADÂLET

( MORALS vs./and/<> JUSTICE )


- AHLÂK ve/||/<>/>/< AHLÂK-I İLÂHÎ


- AHLÂK = AKIL


- AHLÂK ve/||/<>/< ANLAM


- AHLÂK ile/ve/||/<>/< BENİMSEME


- AHLÂK ile/ve/<> DİN

( Karanlıkla savaşmaya çalışır. İLE/VE/<> İçerideki saklı ışığı uyandırmaya çalışır. )

( Ailede. İLE/VE/<> Toplumda. )

( Ahlâklı davranmak için din, zorunlu değildir. )


- AHLÂK ile DİNDARLIK

( Doğrudan ilişkilendirilemezler. )


- AHLÂK ile/ve DÖNÜŞTÜRÜCÜ AHLÂK

( MORALS vs./and TRANSFORMAL MORALS )


- AHLÂK ile/ve/<> DÜŞÜNÜŞ

( MORALS vs./and/<> THINKING/PARADIGM )


- AHLÂK ile/ve/<> ERDEM/FAZİLET

( Toplumsal. İLE/VE/<> Kişisel. )

( Hiçbir çiçeğin kokusu rüzgâra karşı gidemez fakat erdemlerin kokusu rüzgâra karşı gider en uca bile ulaşabilir. )

( Erdemler ve güçler kendini-idrakle birlikte gelir, daha önce değil. )

( Erdemleri korumanın en iyi yolu erdemlilerle birlikte olmaktır. )

( EUBULIA: Siyasal bir erdem. )

( MORALS vs./and/<> VIRTUE )

( ... ile/ve/<> DE )


- AHLÂK ile EŞEYSELLİK(CİNSELLİK)


- AHLÂK ile/ve/değil EŞİK


- AHLÂK ve/<> EYLEM

( MORALS and/<> ACTION )


- AHLÂK ve/<>/> GÜZELLİK


- AHLÂK ile/ve/<> HADD

( Ahlâk, haddini bilmektir. )

( Başkasından nefret edeceğimize, kendi ahlâkımızdan nefret edelim. )

( MORALS vs./and/<> BORDER
Morals is to know the border. )


- AHLÂK ile/ve HAKİKAT


- AHLÂK ve/< HİLKÂT/YARATILIŞ


- AHLÂK ile/ve/<> HUY

( MORALS vs./and/<> HABIT )


- AHLÂK ile/ve İÇGÜDÜ

( Sonradan. İLE/VE Doğuştan. )

( AHLÂK: Düşünmeden ve kolaylıkla yapılan davranış/tutum. )

( İNSİYÂK[Ar.]: Bir gücün etkisiyle çekilip gitme. | Ardı sıra gitme. | İçgüdü. )


- AHLÂK ile/ve/=/||/<>/< İHTİYÂR


- AHLÂK ile/ve/<> İLİM

( Dünya. İLE/VE/<> Âhiret. )

( ETHICS vs./and/<> KNOWLEDGE/SCIENCE )


- AHLÂK ve/<> İLİM ve/<> İŞ


- AHLÂK ve/< İSTENÇ


- AHLÂK ile/ve İŞTİYÂK AHLÂKI


- AHLÂK ile/ve/<> KAVRAYIŞ

( MORALS vs./and/<> COMPREHENSION )


- AHLÂK ile/ve/<> KURAL

( MORALS vs./and/<> RULE )


- AHLÂK ile/ve/||/<>/< MERHAMET

( Merhamet, ahlâkın temelidir. )


- AHLÂK ile/ve OLMAZSA OLMAZ

( MORALS vs./and IF NOT HAPPENS NOTHING HAPPENS )


- AHLÂK ve/<> ÖTEKİ/LER


- AHLÂK ile/ve/<> ÖZ

( MORALS vs./and/<> ESSENCE )