Beş(5) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 46.157 başlık/FaRk ile birlikte,
46.157 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(184/186)
- ZAMAN ile/ve/= FIRSAT
( TIME vs./and/= OPPORTUNITY )
- ZAMAN ile GÖRELİ ZAMAN
( TIME vs. RELATIVE TENSE )
- ZAMAN ve/||/<>/< HAREKET ve/||/<>/< DEĞİŞİM
( Zaman, hareketin ölçüsüdür ve değişimin tanımlanma çabasıdır. )
( TIME and/||/<>/< MOVEMENT and/||/<>/< ALTERATION )
- ZAMAN[Ar.] ile HIKBE[Ar.] ile BURHE[Ar.]
- ZAMAN ve/||/<> İRFAN
- ZAMAN ile/ve/||/<> MATEMATİK
( TIME vs./and/||/<> MATHEMATICS )
- ZAMAN ile/||/<> "MUMYALANMIŞ ZAMAN"
( ... İLE/||/<> Fotoğraf. )
- ZAMAN ile/ve/değil/||/<>/< ÖNCELİK-SONRALIK
- ZAMAN ile/ve SABIR
( Zamanı gelmeden görürsek, yanarız. )
( TIME vs./and PATIENCE )
- ZAMAN ile SAHİB-İ ZAMAN
( AKILLARINDAN GEÇİRDİKLERİ KÂİNATTA OLUŞMAYA BAŞLAYAN KİŞİ | ALLAH'IN AYNASIDIR )
- ZAMAN ile/<> SAMAN
( Evvel. İLE/VE/||/<> Kalbur.
[Evvel, zaman içinde. İLE/VE/||/<> Kalbur, saman içinde.] )
- ZAMAN ile/ve/<> SEVGİ
( Sevdiklerinize zaman ayırın! Yoksa, zaman, sizi sevdiklerinizden ayırır. )
( TIME vs./and/<> LOVE )
- ZAMAN değil/yerine/= SÜREY
- ZAMAN ve/<> UZAY
( Zaman ve uzayın kökeni, her bir neden-sonuç zincirinin ilk nedeni olarak deneyimlenebilir. )
( Bir kez zaman ve uzayı gerçek olarak kabul etmişseniz, kendinizi de ufacık, önemsiz ve kısa ömürlü sayacaksınız. )
( Zaman ve uzayın içinde değilsiniz, zaman ve uzay sizin içinizdedir. )
( Tüm uzay ve zaman, zihindedir. )
( Siz, uzay ve zaman ötesisiniz! )
( Zaman ve uzay zihinde, zihne ait olduklarından, siz zaman ve uzayın ötesindesiniz, ebedi ve her yerde hazır olan. )
( The origin and the end of all manifestation, the root of time and space, the prime cause in every chain of causation.
Once you accept time and space as real, you will consider yourself minute and short-lived.
Space and time are in you and not you in space and time.
All space and time are in the mind.
You are beyond space and time.
Time and space are in the mind, you are beyond time and space, eternal and omnipresent. )
( Sonsal Sınıflama[Kategori] değildir![bkz. KANT] )
( TIME and/<> SPACE )
- ZAMAN ile/||/<> UZAY
( Einstein'ın görelilik kuramıne göre zaman ve uzay birbirinden bağımsız değildir İLE uzay-zaman sürekliliği oluşturur )
( Albert Einstein tarafından 1905 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1879-1955) (Ülke: Almanya/ABD) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Görelilik teorisi, fotoelektrik etki) (Nobel: 1921) )
- ZAMAN ile/ve/<> VAKİT/ÇERLİK[dvnlgttrk]
( ... İLE/VE/<> Özel bir dilim. )
( Vakit, idrak sahibinedir. )
( Vakit, keskin kılıçtır. )
( Zaman onları ifnâ etmez, vaktin içinde vakti yaşayanlara ibn'ül-vakt denilir. )
( Zaman, insana emanettir. )
( Yarın ya da yarına bırakmak tarikat halinden değildir. )
( SA'AT-İ VAHİDEDİR ÖMR-İ CİHAN SA'ATİ TAATE SARFEYLE HEMAN )
- ZAMÂN[Ar.] ile VAKT[Ar.]
- ZAMAN ile YALIN ZAMAN
( ABSOLUTE TENSE )
- ZAMAN ile ZAMAN (ANLAMSAL)
( TIME (SEMANTIC) )
- ZAMAN ile/ve ZAMANDA (OLAN)
- ZAMAN ve ZAMANE'DEN ŞİKÂYET
- ZAMAN ve/<> ZEMİN/MEKÂN/YER
( İnsan, mekândan, zamana geçiştir. )
( Terazi var, tartı var, herşeyin bir zamanı var. )
( Bazı işlerde/hizmetlerde de zaman ve zemin gözetmek olmaz. )
( Varolanlar'ı birbirine göre belirleyen koordinatlar. )
( İrfân'ın göstergesi, doğru/uygun zaman ve zemine göre konuşmak ve hareket etmektir. )
( İşitme. VE/<> Görme. )
( Nesnelerin ard ardalığı. VE/||/<> Nesnelerin yan yanalığı. [GERÇEK/LİK] )
( TIME and/<> PLACE )
- ZAMAN ile/ve/=/||/<>/>/< ZİHİN
- ZAMAN('DA) ile/ve/<> AN('DA)
( Kul. İLE/VE/<> Allah. )
( Gövdede ve zannında. İLE/VE/<> ... )
- ZAMANI DEĞİL" ile "SIRASI DEĞİL"
- ZAMANI GELDİĞİ ZAMAN ... değil ZAMANI GELDİĞİNDE ...
- ZAMANI:
NEREDE GEÇİRDİĞİMİZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NASIL GEÇİRDİĞİMİZ
( Gövdemizle ilişkilidir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Anlığımızla(zihnimizle) ilişkilidir. )
( Nicelikseldir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Nitelikseldir. )
- ZÂMÂN-I/ASR-I SAADET -ile
( HZ. MUHAMMED'İN YAŞADIĞI DÖNEM | ÖMRÜNÜ SAADETE KAVUŞTURAN KİŞİ )
- ZAMANIM YOK" ile/ve/değil/||/<> "ÖNCELİĞİM DEĞİL"
- ZAMAN(IM) YOK ile/değil ÖNEM VERMİYORUM
- ZAMANIN, DÜŞÜNÜLMESİNDE/DEĞERLENDİRİLMESİNDE:
ÖNCELİK ve/||/<> SIRALAMALARI
- ZAMANIN EL VERDİĞİNCE değil ZAMAN EL VERDİĞİNCE
( "ZAMANIN EL VERDİĞİ KADAR" demek üzereyken "ZAMANIN" diye başlayıp bu sözü kullandıktan sonra bir anda zihne başka bir sözün gelmesiyle hızla yön değiştirerek ifadenin bozulmasıyla oluşur. [Dli yanlış kullanmaktan değil bazen konuşma koşullarının çoklu etkileri altında sözcükler arasında karmaşalar yaşanabilir.] )
- ZAMANINDA ORADA/YERİNDE OLMALI!
- ZAMANINDA YA DA ZAMANSIZ SÖYLENMİŞ SÖZLER ile/ve GERÇEK YA DA YANLIŞ SÖZLER ile/ve HOŞ YA DA ACI SÖZLER ile/ve YARARLI YA DA YARARSIZ SÖZLER ile/ve NAZİK VE GÜCENDİRİCİ SÖZLER
( WORDS AT THE RIGHT TIME OR UNTIMELY vs./and TRUE OR FALSE WORDS vs./and NICE/SWEET OR GRIEF WORDS vs./and BENEFICIAL OR USELESS WORDS vs./and POLITE AND OFFEND WORDS )
- ZAMANINI:
"ÇALMAK" ile/değil ALMAK
- ZAMANI/VAKTİ HARCAMAK değil/yerine ZAMANI/VAKTİ KULLANMAK
- Zamanında KONUŞ!!!
- ZAMANLAMAK ile ZAMANLAYABİLMEK ile ZAMAN ile ZAMANE ile ZAMANLI ile ZAMANSIZ/LIK ile ZAMAN EKİ ile ZAMAN AŞIMI ile ZAMAN ZAMAN ile ZAMAN ZARFI ile ZAMAN AYARLI ile ZAMAN BİLİMİ ile ZAMAN BİRİMİ ile ZAMAN DİZİNİ ile ZAMAN TÜNELİ ile ZAMANE ADAMI ile ZAMANE ÇOCUĞU ile ZAMAN BİLİMSEL ile ZAMAN BELİRTECİ ile ZAMANLI ZAMANSIZ
- ZAMAN/SIZ/LIK ile/ve DÖNEM/SİZ/LİK
( TIME vs./and PERIOD )
- ZAMÂN/ZEMÂN[Ar. çoğ. EZMİNE] ile ZAMÂN[Ar.]
( Zaman, vakti, çağ, devir. | Süre, mehil. | Mevsim. | Fiillerde, geçmiş, şimdiki, gelecek ve geniş zamanlardan her biri. İLE Kefil olma, kefillik. | Bir şeyin mislini ya da değerini vermek üzere zarara karşı kefil olma, garanti. )
- ZAMBAK ile ADA SOĞANI
( ... İLE Zambakgillerden, soğanından ilaç olarak yararlanılan bazı nesneler elde edilen çok yıllık bir bitki. )
( ... cum URGINEA MARITIMA )
- ZÂMİN[Ar.] ile ZAMÎN[Ar.]
( Tazmine zorunlu olan, kefil. İLE Tazmîn eden, kefil olan. )
- ZAMİR[Ar.] değil/yerine/= ADIL
- ZÂMİR[Ar.] ile ZAMÎR[Ar. çoğ. ZAMÂİR]
( Neyzen, düdük çalan. İLE İç, içyüz. | Kalp, vicdan. | Gönülde gizli olan sır. | [dilbilgisinde] Adın yerini tutan sözcük. )
- ZAMK[Ar. < ŞAMĞ] ile ARAP ZAMKI/ZAMK-I ARABÎ
( Akasya, kitre, sütleğen vb. ağaçların kabuklarından sızarak donan, eriyiği yapıştırıcı olarak kullanılan, renksiz ya da sarı kırmızımtırak renkte biçimsiz nesne. | Bu nesnenin yapıştırıcı olarak kullanılan eriyiği. İLE Akasyadan elde edilen bir zamk. )
- ZAMKLAMAK ile ZAMKLANMAK ile ZAM ile ZAMK ile ZAMKLI ile ZAM PAKETİ ile ZAMK AĞACI ile ZAMKLI KAĞIT ile ZAMK AKASYASI ile ZAMK HASTALIĞI
- ZAMLI SÛRE değil ZAMM-I SÛRE
( "Zamm-ı Sûre okunur." DEĞİL Zamm-ı Sûre yapılır. )
- ZAN BI ART ile GEÇİT
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Koçngar/Qoçngar başı ile Balasagun arasındaki bir dağ geçidi. İLE ... )
- ZAN (ETMEK) ile/ve/||/<>/> İDDİA (ETMEK)
- ZAN ETMEK ile/ve/||/<> ÜMİT ETMEK
- ZAN:
"ÖNE SÜRÜLEBİLECEK BİR ŞEY"
değil
ANCAK, KABUL EDİLECEK BİR ŞEY
- ZAN ile BÂTIL İNANÇ
( GÜMÂN ile ... )
( SURMISE vs. SUPERSTITION )
- ZAN ile/ve/değil/||/<>/> İTHAM
- ZAN ile/ve/değil KABUL
( [not] SURMISE vs./and/but ACCEPTANCE )
- ZAN ile/ve/||/<> ŞAİBE
- ZAN[Ar.] ile/||/<> ZEHÂB[Ar.]
( Herhangi bir şeyin kişinin kendi zihninde kurduğu gibi gerçekleştiğine iddia etmesi. @@ Bir düşünceye uyma, sapma. | Zihnen bir yola sapmak. | Zannetmek, öyle sanmak. )
- ZANAAT OLARAK SİMYA ile FELSEFÎ SİMYA ile DİNÎ SİMYA
( Uygulamalar arasında nedensel ilişki kurmadan, herhangi bir teoriye dayanmadan nesneler üzerinde simyevi işlemler yapmak. Burada esas olan nesneleri kullanmaktır. İLE Belirli bir teoriye dayalı olarak ve nedensel ilişkiler kurarak nesneleri tespit ve tasvir etmek. Burada esas olan nesneler içinde kalmaktır. İLE Doğaüstü, mistik ve spritüel güçleri de dikkate alarak belirli ritüeller içinde nesneleri anlamaya çalışmak. Burada esas olan nesnelerin doğaüstü güçlerin işaretleri olduğunu anlamaktır. )
( Bolos (M.Ö. II. yy.) simyayı felsefi bir yöntem haline getiren. )
( Zosimus (M.S. III. sonu, IV yy. başı) simyayı bir din haline getiren. )
( İslâm dünyasında ise simya ilk önce felsefî açıdan dikkate alınmıştır. Cabir b. Hayyân sadece madenleri değil bitkileri ve hayvanları da simyanın konusu kılmıştır. Civa ve kükürt teorisini geliştirerek tüm varolanları yekpare bir sistem içerisinde açıklamaya çalıştı. Bunun için bazı sayısal simgeleri kullandı. Aynı zamanda kurduğu laboratuvarlarla felsefi simyadan 'bilimsel simya'ya(kimya'ya) geçiş yaptı. )
- ZANBI ile ÇEKİRGE
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bir çekirge türü. İLE ... )
- ZÂNBI ile/||/<> ZÂNBI
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bir çekirge türü. İLE Balâsâgûn arasındaki bir dağ geçidi. )
- ZANLI değil/yerine/= ÖN SANIK
- ZANLI ile SANIK
( Bir suç dolayısıyla sorguya çekilen. İLE Aleyhine ceza davası açılan. )
( MAZNÛN[< ZANN] ile ... )
( SUSPECT vs. ACCUSED )
- ZANN - CEHİL ile İLİM - HİLİM
- ZANN ile/ve/||/<>/>/< "EZBER/KALIP"
- ZANN[Ar.] ile/= GÜMÂN[Fars.]
- ZANN ile VEHİM
( ... İLE İki olasılığın (güçlü/güçsüz) birine zihnin/nefsin katılımı. )
- ZANN ile ZANN-I GALİB
( %49 İLE %1 )
- ZANNETME! ile/ve/||/<> FARZ ETME! ile/ve/||/<> SOR! ile/ve/||/<> SÖYLE!
- ZANNETMEK ile/ve/||/<> BİLE DEĞİL
- ZAR ile/ve/<> İÇZAR
( ... İLE/VE/<> Çiçektozunu saran iki zardan, içte olanı. )
- ZAR ile PERDE
- ZAR ile PERDE(HİCÂB-I KİBRİYA)
- ZARAFET ile ZARİF ile ZARİFÇE
( ELEGANCE vs. ELEGANT vs. ELEGANTLY )
( ظرافت ile زيبندگي ile ظريفي ile نغز ile ظريف ile پربراز ile با سليقه ile موزون ile عبهر ile مستظرف ile ظريفانه )
( ZARAFT ile ZYBANDEGY ile ZARYFEY ile NAGHZ ile ZARYFE ile PARBARAZ ile BA SELYGHEH ile MOZON ile عبهر ile MOSTAZARF ile ظريفانه )
- ZARAR/HASAR:
CANA ile/değil/yerine MALA
- ZARAR-ZİYAN
- ZARAR/ZİYAN değil/yerine/= DOKUNCA/EKSİÇIKAR
- ZARAR ile/değil/yerine DAHA AZ ZARAR
- ZARAR ile HASAR
( Her mazarrata, mazeret bulmanın sonu yoktur. )
( DAMAGE/HARM vs. HAVOC )
- ZARAR ile HASARLI ile HASARLAR ile ZARAR VERİCİ
( DAMAGE vs. DAMAGED vs. DAMAGES vs. DAMAGING )
( مظرت ile صدمه ile آزار رساندن ile غرامت ile خسارت ile لتمه ile خسارت زدن ile خسارت وارد آوردن ile صدمه زدن ile ضايعه ile آسيب رساندن ile زيان ile لتمه وارد کردن ile گزند ile للطمه ile نمديده ile آسيب ديده ile عواريه ile عيب دار ile معيوب ile متضرر ile آفت زده ile ضايعات ile خسارت آميز ile آسيب آور ile آسيب رسان )
( مظرت ile SADAMEH ile AZAR RESANDAN ile GHARAMET ile KHSART ile LATMEH ile KHSART ZADAN ile KHSART VARD AVARDAN ile SADAMEH ZADAN ile ZAYE ile ASYBE RESANDAN ile ZYAN ile LATMEH VARD KARDAN ile GOZAND ile للطمه ile NAMADYDAH ile ASYBE DYDAH ile عواريه ile EYBE DAR ile MAYVEB ile MOTEZRAR ile AFT ZADEH ile ZAYAT ile KHSART AMYZ ile ASYBE AVAR ile ASYBE RESAN )
- ZARAR ile/değil/yerine KARAR
( Çoğu. İLE/DEĞİL/YERİNE Azı. )
- ZARAR ile KÂRDAN ZARAR
( LOSS vs. LOSS IN PROFIT )
- ZARAR ile/değil/yerine SAKINCA
- ZARAR ile ZARAR GÖRMÜŞ ile ZARARLI ile ZARARSIZ
( HARM vs. HARMED vs. HARMFUL vs. HARMLESS )
( گزند ile صدمه ile آسيب ile مضرت ile بدخدمت کردن ile مظرت ile صدمه زدن ile آسيب زدن ile آزار ile گزند رساندن ile ضرر ile آسيب ديده ile زيانبار ile زيانبخش ile مخربي ile مضر ile زيانرسان ile موذيانه ile موذي ile پرگزند ile بيگزند ile بي آزار ile بي ضرر ile کم آزار )
( GOZAND ile SADAMEH ile ASYBE ile مضرت ile BADKHODAMAT KARDAN ile مظرت ile SADAMEH ZADAN ile ASYBE ZADAN ile AZAR ile GOZAND RESANDAN ile ZAR ile ASYBE DYDAH ile ZYANBAR ile زيانبخش ile MOKHARBY ile MAZAR ile زيانرسان ile موذيانه ile MOOZY ile PORGAZAND ile BEYGOZAND ile BEY AZAR ile بي ضرر ile KAM AZAR )
- ZARAR ile ZARARLI
( DETRIMENT vs. DETRIMENTAL )
( ضرر ile درد ناک )
( ZAR ile DARD NAK )
- ZARAR ile ZARARLI/LIK ile ZARARSIZ/LIK ile ZARARLILAR ile ZARARSIZCA
- ZARAR ile ZIRAR
( ... İLE Zarara zararla karşılık verme. )
- ZARARI, AZA İNDİRGEMEK değil ZARARI, AZA İNDİRMEK
- ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM AMA ... ile/değil/yerine ... VE ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM
- TOXINE[Fr.] ile/değil/yerine/= ZARARLI NESNE
- ZARARLI OLMAK ile/ve ZARARDA OLMAK
- ZARARLI SABİT GELENEĞE SAPLANMA değil/yerine/>< YARARLI SABİTİN TAKLİDİ
- [ne yazık ki]
ZARARLILARIN TÜKETİMİNDE:
(")İLGİLİ(/LİK)(") ile/ne yazık ki/<>/> ALICI(/LIK) / MÜŞTERİ(Sİ OLMA) ile/ne yazık ki/<>/> BAĞIMLI(/LIK)
( Başlangıçta. İLE/NE YAZIK Kİ/<>/> Ortada. İLE/NE YAZIK Kİ/<>/> İleride. )
- ZARARSIZ OLMAK ile/ve/değil/yerine/<> HİZMET ETMEK
- ZARARSIZ OLMAK ile/ve/||/<>/> YARARLI OLMAK
- ZARARSIZ ile MASUM
- ZARB değil/yerine/= ÇARPI
- ZARF ile YER ZARFI ile ZAMAN ZARFI ile ZARF
( ADVERB vs. ADVERB OF PLACE vs. ADVERB OF TIME vs. ADVERBIAL )
( عبارت قيدي ile معين فعل ile اسم مکان ile اسم زمان ile ظرفي )
( EBART GHYDY ile معين فعل ile ESM MAKAN ile ESM ZAMAN ile ZARFY )
- | ZARF-I MÜSTEKÂR ve ZARF-I LAĞV | ile/ve/<> ZARF-I HÂS
( ... İLE/VE/<> Kur'ân-ı Kerîm, âyet ve hadislerdeki için, incelik sağlamak/sunmak üzere geçerlidir. )
- ZARFLARDA:
DURUM ile/ve/||/<> ZAMAN ile/ve/||/<> YER-YÖN ile/ve/||/<> MİKDAR ile/ve/||/<> SORU
- ZARGUNÇMÜD = KAPLANMİSKİ/PELENG MÜŞG[Fars.]
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bir tür fesleğen. )
- ZARÎF değil/yerine/= GÜZEL, ŞIK, ZARÂFETLİ | NÂZİK, İNCE, YAKIŞIKLI | İNCE NÜKTELİ, İNCE NÜKTELERLE KONUŞAN
- ZARIL ZARIL
- ZARLA-ZORLA
- ZARÛRÎ İSTİDLÂL ile MÜMKÜN VE İKNAİ İSTİDLÂL
( Gerekirlilik/Belirleme/Dettermine. İLE Olanaklı/Mümkünlü/Belkililik/Cidal. )
( Doğa. İLE Tin. )
( FARÂBÎ )
( Bkz. HİLMİ ZİYÂ ÜLKEN - İSLÂM DÜŞÜNCESİ - ÜLKEN YAY. )
- ZÂT ile/ve HUZUR
( Simge, zâtı/sizi gösterir/işaret eder. )
( Huzura varmak için bende tâkat yok deme! Büyüklerle iş görmek zor değildir! Gam yeme! )
- ZÂT = KENDİ | ASIL, ÖZ, CEVHER | SAYGIYA DEĞER KİŞİ | SINIR
- ZÂT ile/ve/<> SIFAT
( Gövde[beden], yüz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Göz. VE/||/<>/> Söz/söylediğimiz ile. )
( Sıfata bakacaksan, gövdeye(beden) ve yüze bak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Zâtı göreceksen, göze bak. VE/||/<>/> Anlam ve değeri bulacaksan, duruma/hâle, davranışa ve söze/söylenilene[kelâma] bak. )
( I vs./and/<> TOOL/VEHICLE )
( I vs./and/<> ME )
( JE avec/et/<> MOI )
- ZÂT ile/ve/||/<>/> SIFAT ile/ve/||/<>/> EFAL ile/ve/||/<>/> ESÂR[< ESER]
( Öz/İnsan. VE/||/<>/> Bilgi. VE/||/<>/> Eylem. VE/||/<>/> Yapıt/eser. )
- ZÂT[Ar.] ile/ve/||/<> VASIF[Ar.]
- ZÂTEN ŞÖYLEYDİ değil/yerine DAHA ÖNCE DE ŞÖYLEYDİ
- ZATEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... OLMASA DA
- ZATEN" ile/değil/yerine/<>/< AKSİNE/BİLAKİS
- ZÂTEN" değil/yerine BİLİNDİĞİ GİBİ/MÂLUM
- ... ZÂT-EN değil/yerine/>< ... BİLİYORSUNUZ
- ZÂTEN ... ile/değil/yerine BİRİNCİSİ, ...
- ZÂT-EN ile/ve/||/<> HAKİKAT-EN
- ZÂTEN ... ile/değil/yerine HATTA ...
- ZATEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HER HALÜKARDA
- ZATEN ile/ve/||/<> HER ŞEY
- ZÂTEN ... ile/değil/yerine NASIL OLSA ...
- ZÂT[Ar.]-EN[Fars.][<>/||/>< SIFAT-EN] değil/yerine/=/: ÖZCE, ÖZ OLARAK, ÖZÜ İTİBARİYLE["doğrusu" değil!]
[<>/||/>< SIFATEN: görünüşçe, görünüş olarak, görünüşü itibariyle]
( NOUMENON vs./||/<>/>< PHENOMENON )
( I vs./||/<>/>< ME )
- ZÂTEN ile/değil/yerine ŞİMDİLİK/HENÜZ
- ZATEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TEMELDE
- ZÂTEN ile/ve/değil/yerine YİNE DE
- ZÂT-ÜD-DİMÂĞ ile ...
( Beyin dokusunun/nescinin yangısı. )
- ZÂT-ÜD-DİMÂĞ ile/ve/||/<> ZÂT-ÜS-SEHÂYÂ ile/ve/||/<> ZÂT-ÜS-SEHÂYÂ-Yİ DERENÎ
( Beyin dokusunun/nescinin yangısı. @@ Beyin zarı yangısı. @@ Beyin zarı yangısından kaynaklanan beyin veremi. )
- ZÂT-ÜL-EZFÂR[Ar.] ile ...
( Parmakları birbirinden ayrı, hareketli ve pençeli olan hayvanlar. )
- ZÂT-ÜL-HARÂŞİF-İL-MÜŞA'ŞAA[Ar.] ile ...
( Cildi, mineli ve kemikli olan balık sınıfı. )
- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-BATNİYYE[Ar.] ile GASTÉROPODES[Fr.] ile ...
( Karındanbacaklılar. )
- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-CEZRİYYE[Ar.] ile ...
( Köktenbacaklılar. )
- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-KEFFİYYE[Ar.] ile PALMIPÈDES[Fr.] ile ...
( Perdeayaklılar. )
- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-KESÎRE[Ar.] ile MYRIAPODES[Fr.] ile ...
( Çokayaklılar. )
- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-MAFSALİYYE[Ar.] ile ARTHROPODES[Fr.] ile ...
( Eklembacaklılar. )
- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-MEŞKUKA[Ar.]["ka" uzun okunur] ile ...
( Çataltırnaklılar. )
- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İR-RE'SİYYE[Ar.] ile CÉPHALOPODES[Fr.] ile ...
( Baştanayaklılar. )
- ZÂT-ÜL-ESÂBİ'-İL-MÜFREDE[Ar.] ile ONGULÉS[Fr.] ile ...
( Toynaklılar, tektırnaklılar. )
- ZÂT-ÜL-ESÂBİ-İL-MÜZDEVİCE[Ar.] ile ...
( Suaygırı gibi ayakları eşit parmaklarla biten iri hayvanlar. )
- ZÂT-ÜL-IZÂM-İT-TÂMME[Ar.] ile ...
( Tamamen kemikleşmiş fıkraları birer kıhıftan ibaret olan balıklar sınıfı. )
- ZÂT-ÜL-KURÛN-İL-MUSAMME/MÜCEVVEFE[Ar.] ile ...
( Boynuzlarının içi boş olan hayvanlar, boş boynuzlular. )
- ZÂT-ÜL-KURÛN-İS-SÂKITA[Ar.] ile ...
( Geyik, karaca gibi sadece erillerinde bulunup mevsim mevsim düşen ve sonra yeniden boynuzu çıkan hayvanlar sınıfı. )
- ZATÜRRİE/PNÖMONİ değil/yerine BATAR
( Akciğer yangısı/iltihabı. )
( PNEUMANIA )
( PNEUMONIE )
- ZÂT-ÜS-SIFÂK ile/||/<> ZÂT-ÜS-SIFÂK-İ NİFÂSÎ
( Karın zarı yangısı. @@ Lohusalarda olan karın zarı yangısı. )
- [ne yazık ki]
ZAVALLILIK:
PARAYLA OLAN ile/ve/değil/<> PARAYLA OLMAYAN
- ZÂVİL ile ...
( Türk musikîsinde çok eski bir makam. [Mahur makamına benzemekle beraber karar verirken la perdesi üzerinde do-diez ve si-bemol kullanarak hicaz geçkisi ile rast perdesinde karar verir.] )
- ZÂVİYE ile KÖŞE | AÇI | KÜÇÜK TEKKE
( KÖŞE | AÇI | KÜÇÜK TEKKE )
- ZÂYİ/ZİYAN[Ar.] ile ZEVÂL[Ar.]
( Yitik, kayıp. İLE Yok olma/edilme. | Suç, kabahat, sorumluluk. | Bozulma. | Öğle vakti. )
- ZÂYİ/ZİYAN[Ar., Fars.] değil/yerine/= YİTİK/KAYIP/ZARAR
- WEAK ACID/CONJUGATE BASE PAIRS[İng.] / SCHWACHE SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ASİT/KONJUGE BAZ ÇİFTİ
- ZAYIF ASİT ile/>< GÜÇLÜ ASİT
( Suda kısmen iyonlaşan asit. İLE/>< Suda tamamen iyonlaşan asit. )
- WEAK ACIDS AND BASES[İng.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ASİTLER VE BAZLAR
- WEAK BASE[İng.] ile/değil/yerine/= ZAYIF BAZ
- ZAYIF ÇEKİRDEK GÜÇ ve/||/<>/> MUON OLUŞUMU
- ZAYIF ELEKTROLİT ile GÜÇLÜ ELEKTROLİT
( Suda kısmen iyonlaşan bileşik. İLE Suda tamamen iyonlaşan bileşik. )
- WEAK ELECTROLYTE[İng.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ELEKTROLİT
- WEAK INTERACTIONS[İng.] / INTERACTION FAIBLE[Fr.] / SCHWACHE WECHSELWIRKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ETKİLEŞME
- ZAYIF ya da GÜÇLÜ ile/değil/yerine ZEKİ
( İntikam alır. YA DA Affeder. İLE/DEĞİL/YERİNE Görmemezlikten gelir. )
- ZAYIF/GÜÇSÜZ OLANI:
"CEZALANDIRMAK" değil KAYITSIZLIK
- LOW LIGAND FIELD[İng.] ile/değil/yerine/= ZAYIF LİGAND ALANI
- ZAYIF "YAPAY ZEKÂ" YAKLAŞIMI
ile/değil
GÜÇLÜ "YAPAY ZEKÂ" YAKLAŞIMI
- ZAYIF ile/ve/||/<> ÇIRPI
- ZAYIF ile/değil DUYARLI/LIK
- ZAYIF ile/ve/değil GÜDÜK
- ZAYIF ile/ve/||/<>/< İLKEL
- ZAYIF[Ar. < ZA'ÎF] ile/ve/||/<> KADİT[Ar. KADÎD]
( Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan ya da hayvan). | Görevini yapacak kadar yeterli gücü olmayan. | Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan. | Önemli, güvenilir olmayan. | Çok az. | Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan. | Başarısızlığı gösteren not. | Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz. | Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan. İLE/VE/||/<> Çok zayıf. | İskelet. )
- ZAYIF ile KİKİRİK
( ... İLE Zayıf, ince, uzun boylu kişi. )
- ZAYIF ile/değil NAİF
- ZAYIF ile SISKA/KAKNEM/ARIK
( ... İLE Çok zayıf. | Karın boşluğuna su dolarak karnın şişmesi. )
- ZAYIF ile SÜZÜK/SÜZGÜN
( ... İLE Zayıf, güçsüz, süzgün. | Süzgünleşmiş, süzülmüş. )
- ZAYIF ile/ve/||/<> TIRIL
( ... İLE Çıplak ve zayıf. | Parasız, züğürt. )
- ZAYIF ile ZAYIF FİKİRLİ ile ZAYIF FİKİRLİLİK ile GÜÇSÜZLÜK
( FEEBLE vs. FEEBLE -MINDED vs. FEEBLE -MINDEDNESS vs. FEEBLENESS )
( شل ile کم زور ile کوته فکر ile کوته فکري ile شلي )
( SHEL ile KAM ZUR ile KOTEH FEKAR ile KOTEH FEKARY ile SHELY )
- EMSÂL-İ TASGİR[Osm.] / ATTENUATION CONSTANT[İng.] / CONSTANTE D'AFFAIBLISSEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAYIFLAMA SABİTİ
- ZAYIFLAMA ile/ve/<> "ÇÖKME"
- ZAYIFLAMAK ile ZAYIFLATMAK ile ZAYIFLATABİLMEK ile ZAYIFLAYABİLMEK ile ZAYIF/LIK ile ZAYIF NAHİF ile ZAYIF SESLİ
- | ZAYIF/LAR ile/ve/<> "ZEKİ/LER" |
ile/değil/yerine/></<>
GÜÇLÜ/LER
( | İntikam alırlar. İLE/VE/<> Başkasını umursamazlar, yok sayarlar. | İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Affederler. )
( [not] | Revenges. vs./AND/<> Don't cares the others. | vs./BUT/>< Forgives. )
( [not] | WEAK/S vs./and/<> "SMART/S" | vs./but/>< POWERFULL/S )
- KAYGI:
ZAYIFLAŞTIRICI ile/ve/değil/yerine/||/<> KOLAYLAŞTIRICI
( ANXIETY:
DEBILITATIVE vs. FACILITATIVE )
- ZAYIF/LIK ile/ve/değil/yerine GÜÇSÜZ/LÜK
( [not] WEAK vs./and/but POWERLESS
POWERLESS instead of WEAK )
- ZAYIF/LIK ile/ve/değil NARİN/LİK
- ZAZEN ile/||/<> KİNHİN
( Oturarak yapılan Zen Meditasyonu. Gözler çok hafif açık olarak uygulanır. @@ Yürüyerek sürdürülen meditasyon; Sakyamuni Buda'nın aydınlanmaya ulaştıktan sonra altında uyandığı kutsal ağacın gölgesinde yürüdüğü yolundaki söylentiden gücünü alan uygulama. )
- ZAZEN[Jap.](Tso Ch'an[Çince]) ile ...
( Oturarak yapılan Zen Meditasyonu. Gözler çok hafif açık(kapalı-açık arası) olarak uygulanır. )
- ZEÂMET[Ar.] ile/ve/||/<> TİMÂR[Ar.]
( Sipâhilere verilen, en büyük timâr. İLE/VE/||/<> Yara bakımı. | Ağaç bakımı. | Hayvan temizleme. | Beslediği sipâhilerle savaşa giden beylere -öşür vergisini almak üzere- ayrılan arâzî. )
- ZEBAN ile ZEBANİ
- ZEBERCET SOKAK :
( Merkez Sarıyer Zümrütevler yerleşim bölgesindeki bu sokak ismini toprağından almış olabilir. Zebercet bir silikattır. Zümrütten daha açık yeşil fakat o kadar değeri olmayan bir süs taşıdır Rengi açık yeşilden sarıya kadar gider ve cam parlaklığındadır. Zümrütevler'in yamaçlarındaki topraklar açık yeşile çalan sarı renkli topraklar olması nedeni ile bu toprağa "Zebercet Sokak" ismi verilmiş olabilir. )
- ZEBÎB[Ar.] ile ZEHR-İ MÂR[Fars.]
( Yılan, akrep gibi hayvanların zehiri. İLE Yılan zehiri. )
- ZEBÎL[Ar.] ile ZEBÎR[Ar.] ile ZEBL / ZEBR[Ar.]
( Gübre, fışkı. | Pislik. İLE Mihnet, sıkıntı. | Mektup, yazılmış şey. İLE ... )
- ZEBRA ile QUAGGA ZEBRASI
( ... İLE Ne yazık ki, soyu tükenmiştir. :( )
- ZEBRA ile/||/<> YABAN EŞEĞİ
- ZEBSE değil SEBZE
- ZEBU ile GAYAL
( Hint öküzü. İLE Hint sığırı. )
- ZEBUR ile ...
( KAYA )
- ZEBUR/MEZMÛR ile/ve/||/<>/> TEVRAT[< TAURAT] ile/ve/||/<>/> İNCİL ile/ve/||/<>/> KUR'ÂN
( Yüzelli ilâhi ve dini şiiri kapsayan kitap. İLE/VE Eski Ahit/Sözleşme. İLE/VE Yeni Ahit/Sözleşme. İLE/VE ... )
( ... İLE/VE/||/<>/> 22 harf. İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> 28[27+1] harf. )
- ZECREN[Ar.] ile ZECRİ[Ar.]
( Yasaklayarak. | Zorlayarak. | Eziyet ederek. İLE Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan. )
- ZEDELEME ile/ve/||/<> RENCİDE[Fars.] (ETMEK)
( Vurma, çarpma sonucunda hafifçe yaralamak. | Zarar vermek, zarara uğratmak. İLE/VE/||/<> İncitmek, kalbini kırmak. )
- ZEEMAN EFFECT[İng.] / EFFET ZEEMAN[Fr.] / ZEEMAN-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN ETKİSİ
- ZEEMAN İLE STARK İLE PASCHEN-BACK ile/||/<> ATOMİK YARILMALAR
( Dış alanların atomik spektrum çizgilerine etkisi. )
( Formül: ΔE = μB·B )
- ZEFER[Ar.] ile ZEFER[Ar.]
( Kötü koku. İLE Ağaca vurulan destek, dayak, payanda. )
- ZEFİR[Yun.] ile ZEFİR[Ar.]
( Genellikle gömlek yapmakta kullanılan, çizgili, ince bir pamuklu kumaş. İLE Soluk verme. )
- ZEHİR/AĞI/SEM[Ar.] ile/ve/||/<>/>< PANZEHİR[Fars. < PÂD-İ ZEHR(PÂD: Saklayan. | Koruyan, bekleyen. | Büyük, ulu.)]
( SEMM ile ... )
( ZEHR ile BÂD-ZEHR )
( POISON vs. ANTIDOTE )
( VENOM vs./and/< ANTI-VENOM )
- ZEHİR-ZEMBEREK (ETMEK/OLMAK)
( Pişman olunduğunda. )
- ZEHİR ile/ve/||/<> ENGEL
- ZEHİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< İLÂÇ
( Kullanım/uygulama/katkı oranındadır. )
( Zehiri [ya da ilâcı], zehir/ilâç yapan, dozudur.
DOSIS FACIT VENOMIUM[Lat.] )
- ZEHİR ile KÜRAR[Fr. < CURARE]
( ... İLE Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri bitkisel zehir. )
- POISON[İng.] / POISON[Fr.] / GIFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİR
- ZEHİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ŞİFÂ
- ZEHİR ile/ve/||/<> ZEHİRLEYİCİ/ZEHİRLİ ile/ve/||/<> ZEHİRCİ
(
)
( Ayrıntılarını okumak için burayı tıklayınız... )
( )
( "Arasındaki FaRkLaR neler?" yazısını okumak için burayı tıklayınız... )
- ZEHİRLEMEK ile ZEHİRLENMEK ile ZEHİRLETMEK ile ZEHİR ile ZEHİRLİ/LİK ile ZEHİRSİZ/LİK ile ZEHİRLİ GAZ ile ZEHİR HAFİYE ile ZEHİR ZIKKIM ile ZEHİR ZEMBEREK
- NOXIOUS GASES[İng.] / NOCIF GAS[Fr.] / SCHÄDLICHE GASE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİ GAZLAR
- ZEHİRLİ/TOKSİK KALORİ değil/yerine TOK KALORİ
- ZEHL[Ar.] ile ZEHR[Ar. çoğ. EZHÂR] ile ZEHR[Ar.] ile ZEİR/ZE'R / ZEÎR[Ar.]
( Dalgınlıkla unutma ya da geciktirme. | İşin çokluğu yüzünden geciktirme. İLE Çiçek. İLE Zehir, ağu. İLE ... )
- ZEHV[Ar.] ile NAHVE[Ar.]
- ZEIN, CETIN[İng.] / ZÉINE, CÉTIN[Fr.] / ZEIN, WALRAFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEİN, SETİN
- ZEİSE TUZU ile/||/<> KLASİK KOMPLEKS
( Zeise π-kompleks eten, klasik σ-donor NH₃. )
( Formül: K[PtCl₃(C₂H₄)] )
- ZEKÂ:
SOYUT ile/ve/||/<> MEKANİK ile/ve/||/<> TOPLUMSAL
( )
- ANLAK/ZEKÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< US/AKIL/TAPINDIRAK
( Birleştirme/bağlantılandırma üzerine ve becerisi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Ayırabilme, dışarıda bırakabilme üzerine ve becerisi. )
( Kendini düşünür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< [Önce kendiyle birlikte] Başkalarını da düşünür. )
( Sunulmuş/bahşedilmiş olan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Kişinin kuracağı. )
( Dün zekiydim, dünyayı değiştirmek isterdim. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bugün akıllıyım, kendimi değiştiriyorum. )
( "Savaşta". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Barış için! )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bağ. | Eskiden, develerin ayağına bağladıkları bağ. | Kendini, gereksinimi duyulan şeyi, kendi aracılığıyla elde edilen özel bir sıfatla kayıtlandırmış zât. )
( )
( Sözel/yazınsal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Matematik. )
( Dilin becerisi/hüneri. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Dilin freni. )
( Yakını gösteren ışık/huzme. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Uzağı gösteren ışık/huzme. )
( Ne yapacağını "bilmek", istenç/irâde[yapma bilgisi/gücü/isteği]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Ne yapmayabileceğini bilme[bilgisi/gücü/isteği], direnç/ihtiyâr. )
( Kısa sürede [kazanırsa/belki/kısmen] "kazan[dır]ır". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Orta ve uzun sürede kazan[dır]ır. )
( )
( [Kişileri ...] Ayrıştırır, uzaklaştırır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Birleştirir, buluşturur. )
( [öteki ucu] Asalaklık. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Aptallık. )
( Keskinleştirmek üzere. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yetkinleştirmek üzere. )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Hind felsefesindeki temel kavram RTA, Yol (Rota, route, road) anlamına gelmektedir. Ratio'nun kaynağı olan Ratis ise, Lâtince'de, bağ çubuklarını boylarına göre düzlemektir, denk etmektir. Eski Yunan'da, muntazam dizilmiş kolye anlamında, "cosmos", düzenli evren ("Cosmos") ile, akıl, dil, "Logos (uyumlu dil ve Akıl)", "Nomos", "Ethos" [yüce değerlere yönelme] arasındaki eşdeğerlik demektir. Japonların "Kannagara no michi"si, Arapların "Şeria"sı da aynı, doğru yol, anlamındadır. )
( INTELLIGENCE vs./and/but/||/<>/< REASON/RATIO
REASON/RATIO instead of INTELLIGENCE )
( [nicht] INTELLIGENZ mit/und/||/<>/< VERNUNFT )
- ZEKÂ[Ar.] değil/yerine/= ANLAK
- ZEKÂ değil/ne yazık ki BOŞLAMA(İHMAL)
( Çocukların, telefonda/tablette oyun bulup oynaması, zeki olduğunu değil ne yazık ki, boşlandığını gösterir. )
- ZEKÂ ve/<>/>< EYLEM
( INTELLIGENCE and ACTION )
- ZEKÂ ile/ve/||/<>/>/< GÖZLEM GÜCÜ
- ZEKÂ ile/ve/<> KUVVET ile/ve/<> MADDE
- ZEKÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NAMUS
- ZEKÂ ile/ve/değil/||/<> ÖNCELİK (VERME[ME]K)
- ZEKÂ ve/||/<> SEVGİ
( [İnsan] Zekâ karşısında dize gelir. VE/||/<> Sevgi karşısında diz çöker. )
- ZEKA ile ZEKAT ile ZEKALI/LIK ile ZEKASIZ/LIK ile ZEKA YAŞI ile ZEKA TESTİ ile ZEKA BÖLÜMÜ ile ZEKAT KEÇİSİ ile ZEKA GERİLİĞİ ile ZEKA YETENEĞİ
- ZEKÂNIN ELVERMESİ" ile "AKLIN BASMASI"
- ZEKÂT ile/ve/||/<> MÂÛN
( ... İLE/VE/||/<> Malın zekâtı. )
- ZEKÂT ile NİSÂB
( ASIL, ESAS | BİR MALIN ZEKÂTINI VERMEK ÜZERE VARILMASI GEREKEN MİKTAR | DERECE, İSTENİLEN HAD )
- ZEKÂT ile/ve/||/<> SADAKA ile/ve/||/<> İNFÂK
( Maddî olarak vermek. İLE/VE/||/<> Manevi olarak vermek. İLE/VE/||/<> Geciktirmeden vermek. )
- ZEKÂT ve/||/<>/>/< ZEKÂ
- ZEKERİYAKÖY CAMİİ :
( Köy içinde bulunan cami, Çelebi Müfti Lakabı ile maruf Şeyhülislam Hocazade Mehmet Efendi (ö. 1615) tarafından yaptırıldı. Ayrıca camiin bakımı, onarımı ve diğer ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için Sarıyer'deki hamamı vakfetti. Vakfedilen Sarıyer Hamamı İsa - Zade vakfındadır. Cami birkaç kez onarım geçirdi. Son onarımda hemen hemen tamamen yenilendiği için tarihi bir özelliği kalmadı. )
- ZEKERİYAKÖY ORHAN KEÇELİ STADI :
( Zekzeriyaköy'de Bahçeköy yolu üzerinde sağ taraftadır. Normal büyüklükte bir antrenman sahasıdır. Tesisi varsa da yeterli değildir. Burada da semt kulüplerinin alt yapı takımları lig maçlarını oynamakta ve zaman zaman da Sarıyer Spor kulübü antrenman yapmaktadır. Bu stadı Seba İnşaatın sahibi Engin - Nedim Keçeli kardeşler yaparak İl Spor Gençlik Müdürlüğüne vermiş ve aile büyüklerkinin ismi stada verilmiştir. )
- ZEKERİYAKÖY'DEKİ DEV ÇINAR AĞACI :
( Köy meydanında ve Hayrat Çeşmenin (eski Emetullah Hatun Çeşmesi) yanında bulunan dev çınar ağacının çevresi dipten 11 m, göğüs hizasından çevresi 8 metredir. Yaşı tahminen 750 - 800'dir. Yüksekliği 25 m'den fazladır. Etrafı çevrilerek dıştan koruma altındadır. )
- ZEKERİYEKÖY MUHTARLIĞI YANINDAKİ ÇINAR AĞAÇI :
( Köy Muhtarlığı binası ile eski köy kahvesi arasındadır. Çok sağlıklıdır. Çevresi 7.50 m'dir. Yaşı tahminen 450 - 500'dür. )
- ZEKİ KİŞİLERİN, İŞE ALINMA AMACI:
NE YAPACAKLARINI SÖYLEMEK ile/değil/yerine İŞVERENLERİN, NE/LER YAPACAĞINI/YAPABİLECEĞİNİ SÖYLEMELERİ
- ZEKÎ[< ZEKÂ), ZEKİYYE değil/yerine/= TEMİZ, HÂLİS, HÂLİ TEMİZ OLAN KİMSE | AKLINI SAFLAŞTIRMIŞ, ARI, DURU HALE GETİRMİŞ KİŞİ
- ZEKİ ile/ve/değil/yerine/<>/< BİLGE
( [Sorunu] Çözümleyen/çözen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/< Önleyen. )
( Nerede aptal olacağını biliyorsan, yeterince zekisin demektir. )
- ZEKÎ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< SİNSİ
- ZEKÎ[Ar. < ZEKÂ] ile ZEKÎ[Ar. çoğ. EZKİYÂ] ile ZEKÎR[Ar.]
( Temiz, halis, hali temiz olan kişi. İLE Zeyrek, zekâ sahibi, çabuk anlayışlı. İLE Unutmayan, belleği güçlü. )
- ZELÎL[Ar. < ZİLLET] değil/yerine/= AŞAĞILANAN/HOR GÖRÜLEN
( HOR, HAKİR, ALÇAK, AŞAĞI TUTULAN, AŞAĞILANAN )
- ZELÎL[Ar.] ile MEHÎN[Ar.] ile MÜZ'İN[Ar.]
- ZELİL ile/ve/<> REZİL
- ZELÎL[Ar.] ile ZELÎL[Ar. < ZİLLET | çoğ. EZİLLÂ, EZİLLE, ZİLÂL, ZULLÂN]
( Sürçüp düşen, yanılan. İLE Hor, hakir, alçak, aşağı tutulan, aşağılanan. )
- ZELLE(T) ile ZULÜM
( Sürçüp kayma. İLE Güçlü birinin yasaya ya da vicdana aykırı olarak başkalarına yaptığı her türlü kötülük, haksızlık. )
- ZELZELE[Ar.] ile RECFE[Ar.]
( Sarsıntı. İLE Çok güçlü sarsıntı. )
- ZEMİN ile/ve/<> AĞ
- ZEMİN ile ALTYAPI
( GROUND vs. SUBSTRUCTURE )
- ZEMİN ile/ve/<> BAĞLAM
- ZEMİN ile/ve EREK
( PLACE vs./and AIM )
- ZEMİN ile/ve HAREKET NOKTASI
( Zemini olmayanın ereği olmaz. )
- ZEMİN ile/ve/<> OLANAK
- ZEMİN[Ar.] değil/yerine/= TABAN/YER
- ZEMİN ile/ve TAŞIYICI
- ZEMİN ile ZEMİN KAT ile KARA KUVVETİ ile ZEMİN PLANI ile ZEMİN KİRASI ile TEMEL DURUM ile ÖĞÜTÜLMÜŞ BUĞDAY VE ET ile TOPRAKLAYICI ile ASILSIZ ile TOPRAKLI ile KANARYA OTU
( GROUND vs. GROUND FLOOR vs. GROUND FORCE vs. GROUND PLAN vs. GROUND RENT vs. GROUND STATE vs. GROUND WHEAT AND MEAT vs. GROUNDER vs. GROUNDLESS vs. GROUNDLING vs. GROUNDSEL )
( آسيابي ile زمين ile دوخ ile کوبيده ile طبقه همکف ile اشکوب هم کف ile نيروي زميني ile طرح عمومي ile طرح اساسي ile اجاره عرصه ile کمترين نيرو ile نيروي اساسي ile هريسه ile پايهگذار ile واهي ile بي اساس ile بي اصلص ile گياه زميني ile تير پايه )
( ASYABY ile ZAMYNE ile دوخ ile KUBYDAH ile TABAGHEH CPEHMAKF ile ESHKUB NPAM KOF ile NEYROY ZAMYNEY ile TARH AMOMY ile TARH ASASY ile EJAREH ARSEH ile KAMTARYNE NEYRO ile NEYROY ASASY ile هريسه ile PAYCPEHGOZAR ile VAHY ile BEY ASAS ile BEY ESLES ile GYAH ZAMYNEY ile TYR PAYYEH )
(1996'dan beri)