DÖRT(4) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- GEREKÇE/DAYANAKÇA ile/ve/||/<> ORAN/TI

( Gerekçe/dayanakça göstermeden, "karar almak/vermek"; oran(orantı) vermeden, "söz söylemek"; olanaksız, yetersiz ve değersizdir. )

- GEREKÇELENDİRME[İng. JUSTIFICATION] ile/||/<> ÇIKARIM[İng. INFERENCE] ile/||/<> DEGETTİERİZASYON[İng. DEGETTIERIZATION] ile/||/<> DEONTOLOJİK GEREKÇELENDİRME[İng. DEONTOLOGICAL JUSTIFICATION] ile/||/<> DİNİ EPİSTEMOLOJİ[İng. RELIGIOUS EPISTEMOLOGY] ile/||/<> GERİ GİDİŞ TEZİ[İng. REGRESS ARGUMENT] ile/||/<> GÜVENİLİRCİLİK[İng. RELIABILISM] ile/||/<> İNANÇ[İng. BELIEF] ile/||/<> TEMİNAT KOŞULU[İng. WARRANT CONDITION]

( “Meşrûlaştırma” gibi kullanımı çok nadiren olsa da kullanımdadır. Sait Reçber gibi hocalarımızın ise “haklı çıkarım” olarak kullandığını bildiğimiz bu kavram Gettier’in etkisiyle çağdaş epistemolojinin en tartışmalı kavramlarından biri olmuştur. Doğru inancı bilgiye dönüştüren bir unsur olarak görülen bir kavram bilgiye epistemik sorumluluk ve güvence katan bir işleve sahiptir. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Mevcut öncüller ile varılan sonuç. Çıkarım yapmak, mevcut kanıtlarla varılan sonuçlara atıfta bulunmak için kullanılır ve akıl yürütme ile bir sonuca varma süreci olarak da ifade edilir. Doğru öncüllerden doğru çıkarımlar yapılabileceği gibi doğru öncüllerden yanlış çıkarımlar yapmak ya da yanlış öncülden doğru çıkarımlar yapmak mümkündür. @@ Gettier’in ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Bilgi Midir?’ adlı makalesinden sonra çağdaş epistemoloji, gerekçelendirme unsuruna odaklanmıştır. Bu makalesinde Gettier, geleneksel bilgi tanımında yer alan gerekçelendirme unsurunun, doğru inancın bilgi haline gelmesinde şans faktörünü dışarıda bırakamadığına yönelik eleştiriler yapmıştır. Bu da çağdaş epistemolojide gerekçelendirmenin doğasına yönelik sorgulamalara yol açmış ve Gettier sorunu olarak bilinen sorunun üzerine yoğunlaşılmasına neden olmuştur. Degettierizasyon ise Gettier’in ortaya koyduğu sorunun çözülmesi ve gerekçelendirme unsurunu sağlamlaştırma çabasını ifade etmektedir. @@ Epistemik olmayan gerekçelendirme türleri arasında yer alan deontolojik gerekçelendirme, çoğunlukla geleneksel epistemolojide kullanılsa da çağdaş epistemolojideki düşünürler tarafından da kullanılmıştır. Deontolojik gerekçelendirme, öznenin, bir önermeye inanma yükümlülüğünü ifade etmektedir. Bu da gerekçelendirmenin, normatif bir unsur olduğu anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle öznenin, p önermesinin doğruluğuna inanması için yeterli ve geçerli kanıtlara sahipse bu önermeye inanması onun için bir yükümlülük haline gelmektedir. Öznenin p önermesine inanması, ahlaki bir yükümlülük olmaktadır. Dolayısıyla deontolojik gerekçelendirme, normatif unsurlara dayanmaktadır. Çağdaş epistemolojide deontolojik gerekçelendirmeye yönelik tutumlar, içselcilik ve dışsalcılık yaklaşımları altında çeşitlilik göstermektedir. Örneğin dışsalcı yaklaşım altında kuramlarını sınıflandırdığımız Goldman ve Plantinga gibi isimler, gerekçelendirme kavramının normatif özelliğinden kaçınmak adına teminat koşulu gibi ifadeleri daha uygun bulurlar. Ancak Chisholm ve Clifford gibi içselci yaklaşıma sahip isimler ise gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu ileri sürüp öznenin, bir inanca inanma yükümlülüğü olduğunu savunurlar. Bu bağlamda deontolojik gerekçelendirmenin iki çeşidi vardır: Kanıtlanmış bir inanca inanma yükümlülüğü ile inanılan önermeye göre davranmak. Bunlardan ilki, öznenin, herkesin ulaşabileceği türden kanıtlara dayanarak bir inancın gerekçelerini ortaya koyması ve bu inanca yönelik sağlam gerekçeleri bulunduğu için inanma yükümlülüğüne tabi olması biçiminde açıklanabilir. İkincisi ise Clifford’ın yaklaşımından hareketle savunulan radikal bir deontolojik gerekçelendirme türüdür. Buna göre gerekçelendirme, yalnızca inançlara dair sağlam nedenler ortaya koymak değil, söz konusu nedenlerden hareketle inançlara göre davranmayı da gerektirir. Yani öznenin, hem inançlarının kanıtlarına inanması hem de bu kanıtların gerektirdiği biçimde davranması ahlaki bir sorumluluktur. Bu da gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu gösteren yaklaşımlardan biridir. @@ Dini inançların da diğer inançlar gibi aynı epistemik statüye sahip olduğunu savunan dini epistemoloji, dini inançların rasyonelliğini gösterme çabasından çok bu inançlarında rasyonel olarak tartışılabileceği bir alandır. Dini Epistemoloji’nin en ünlü savunucularından biri Plantinga ve Swinburne’dur. Bu yaklaşım özünde Delilciliğe bir tepki niteliği taşır ve kökenleri John Calvin, Herman Bavinck ve Karl Barth gibi isimlerle ilişkilendirilir. Dini Epistemolojiyi, Reformcu Epistemoloji ile karıştırmamak önemlidir. Reformcu Epistemoloji’yi Dini Epistemoloji’nin alt alanı olarak görmek mümkündür., önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Reformist epistemoloji, delilcilik (evidentialism) ve klasik temelselcilik (classical foundationalism) yaklaşımlarına ateşli bir karşı çıkışa işaret eder ve bu sorulara Reformist Epistemoloji en temelde şöyle cevap verir; “Teistik inancın gerekçelendirilmesinde önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Birçok dini ve reformcu epistemolog için Tanrı inancı; rasyoneldir, gerekçelendirilebilir, epistemik olarak temeldir, gerekçelendirme için temeldir. Konuya dair şu, şu, şu, ve şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Geri gidiş tezi, bir inancın gerekçelendirmesinin bir başka inanca dayanması nedeniyle sonsuza kadar geri gidebileceğini ileri süren kuşkucu yaklaşıma yönelik, temele güvenilir bir inanç koyarak bu gerilemeyi durdurmak anlamına gelmektedir. Descartes’tan bu yana temelciliğin esas noktası olan temel inançlar, kendinden gerekçeli ve doğruluğu başka bir inanca dayanmayan inançlar oldukları için, gerekçelendirmenin sonsuz geriye gidiş sorununa bir çözüm olarak ileri sürülmüştür. Tüm inançlar, söz konusu temel inançlardan çıkarım yoluyla elde edilir. Böylelikle kuşkuculuğun sonsuz geriye gidiş eleştirilerine yönelik bir çözüm olarak temel inançları ortaya koyan temelciliğe göre, gerekçelendirme sonsuza kadar geriye gidemez. Çünkü her inanç, en nihayetinde, temel bir inançtan çıkarımla elde edilmiştir. Bir inancın temel inanç olması ise başka inançlara dayanmaksızın kendinden gerekçeli olması anlamına gelmektedir. Söz konusu geriye gidiş, temel inançlara ulaşıncaya dek devam etmektedir. Geri gidiş tezini benimsemiş olan temelciliğe yöneltilen itirazlar, temel inançların mahiyetine ilişkin olmakla birlikte, epistemik gerileme argümanı ve kavramsal gerileme argümanı olarak iki biçimde ifade edilebilir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Richard Fumerton, Gerekçelendirme Teorileri, Çev. Ayşenur Üngür Tabur.) @@ Dışsalcılığın ılımlı bir türü olan güvenilircilik, epistemik gerekçelendirme sorununa çözüm olarak ortaya atılan bir kuramdır. Bu kuram, bilme araçlarından hareketle elde ettiğimiz inançların, oluşturulma süreçlerinin güvenilirliğine odaklanır ve bilginin, bu sürecin güvenilirliği neticesinde meydana geldiğini ileri sürmektedir. Güvenilir süreçler, epistemik öznenin doğru inanç oluşturması için gerekli olan esas koşuldur. Söz konusu süreçlere özellikle duyum ve algıyı ekleyen güvenilircilik; dış koşulların uygun olması, olguların ve önceki inançların şu an oluşturulan inançla olan sebebe dayalı ilişkisinin sekteye uğramaması ve mantıksal çıkarım gibi koşulların da sürecin güvenilirliğinde önemli bir rol oynadığını ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin dışsalcı olmasının nedeni, öznenin, güvenilir süreçleri farkında olmasını ya da bu süreçlere bilişsel erişimin olmasını gerekli görmemesidir. Burada önemli olan nokta, güvenilirliğin kendisidir. Ilımlı olmasının nedeni ise hem dışsal koşulları hem de öznenin bilişsel yetilerinin güvenilirliğini dikkate almasından kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle güvenilircilik, zihinsel faaliyetleri tamamen saf dışı bırakmamakla birlikte, bir inancı teminat altına alınmasını sağlayabilecek asıl unsurların dışsal koşullarda aranması gerektiğini ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin kayda değer temsilcilerinden biri olan Alvin I. Goldman, ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Nedir?’ ve ‘Bilgide Sebebe Dayanma Koşulu’ adlı makalelerinde, kuramın ana hatlarını belirtmiştir. Bu doğrultuda güvenilircilik, iki farklı teminat koşulu ortaya koymuştur: Sürecin güvenilirliği (Bkz: Güvenilirlik) ve sebebe dayanma. Sebebe dayanma koşulu, bilgiyi, ‘sebebe dayalı olarak gerekçelendirilmiş doğru inanç’ olarak tanımlar ve sınırlar. Goldman’a göre uygun sebebe dayalı süreçler, öznenin duyum, algı, çıkarım yapma, daha önceki inançları arasında değerlendirme yapma ve hatırlama gibi içsel durumların birbiriyle olan ilişkisini ifade etmektedir. Yani öznenin, fizik nesneleri duyumsarken ya da algılarken oluşturduğu inançları ile bu inançların oluşturulduğu kaynak olan fizik nesne arasındaki uyumluluk, uygun sebebe dayalı süreçlerden meydana gelmiştir. Dolayısıyla özne, söz konusu süreçlerin güvenilir olduğuna karar verirken yalnızca o anki deneyiminden değil, geçmiş deneyimlerinden de yararlanarak sürecin güvenilirliğini denetler. Söz konusu iki farklı teminat koşulu, birbirinden bağımsız olmanın aksine beraber çalıştıkları sürece bilginin meydana gelmesine olanak sağlamaktadır. O halde güvenilirciliğin ana hatları: Olgu ile inanç arasındaki karşılıklı ilişki, önceki inançlar ile sonraki inançlar arasında sebebe dayalı bir ilişki, inançları oluştururken güvenilir süreçlere dayanmak, inancı teminat altına alacak olan unsurların özenin dışında olması ve söz konusu sebebe dayanma koşulunu doğru bir biçimde yeniden inşa etme süreci olarak sıralayabiliriz. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ “Gerekçelendirilmiş doğru inanç” şeklindeki geleneksel üç parçalı bilgi tanımımızdaki inanç unsuru bilgi içerisindeki öznel ve psikoloji-zihin temelli unsura işaret eder. Burada inanç ifadesinden kastımız, kabul etmekle eşdeğerdir. S kişisinin, Q’ya inanması demek S’in Q’yu kabul ettiği anlamına gelir. Örneğin, elimi ileri ve yukarı doğru kaldırıp elimdeki kalemi bırakmayı planlıyorum. Bu durumda hem kalemin düşeceğine inanırım hem de düşeceğini kabul ederim. Türkçe’de inanma farklı anlam çağrışımlarına sebep olduğu için, inancı salt dini anlamda ya da dayanak sahibi olmaksızın kabul etme anlamında kullanmadığımızı belirtmek isteriz; kast ettiğimiz şey iman (faith) değildir. Diğer yandan, inanç kavramına dair önermesel olmayan inanç türünü işaret etmediğimizi eklemek isteriz; burada inanç derken önermesel olan ve kabule dayanan bir zihin halinden söz ediyoruz. Örneğin “Dünyanın düz olduğuna inanmıyorum.” ile “Dünyanın düz olduğunu kabul etmiyorum.” ifadeleri buradaki inanç tanımına göre eşdeğerdir. Böylece öznenin bir önermenin doğruluğunu tasdik etmeye dairi zihinsel durumuna inanç ya da kabul, bilgiye dair söz konusu koşula da İnanç/Kabul Koşulu ismini verebiliriz. Epistemoloji tarihinde birçok düşünür için inancın bilgiye kıyasla daha alt bir zihinsel durum biçimi olarak görüldüğünü eklemekte fayda var. Çünkü bilginin salt inanç sahipliğine kıyasla sahip olunması daha iyi ve tercih edilebilir olduğu kabul edilir. Önermesel inanç, bir önermenin içeriğinin doğruluğunu kabul etmeye dayanır. “İstanbul’daki seçimleri X’in kazanacağına inanıyorum.” ifadesinde, önermenin içeriğinin doğruluğuna inanmayı kast ediyoruz. Aynı zamanda, bu inanca yönelmemizde seçim anketleri, medyadaki etki ya da genel kamuoyu gibi bazı nedenler etkili olabilir. Kanıt ya da bilme araçlarının güvenilirliğine bağlı olarak inancı oluşturan koşullardaki değişim, inanç seviyesini de değiştirebilir. Diğer yandan, S’nin Q olduğunu bilmesi, S’nin Q olduğuna inanmasının bir türüyse; bu türü bizzat inancın kendisinden nasıl ayıracağız? S’in Q’ya dair sahip olduğu inançların doğru olması tek başına yeterli değildir. S kişisinin Q’ya dair doğru inancını oluştururken bu inancını gerekçelendirme biçimi, S’in Q’ya dair sahip olduğu bilgi için temeldir. @@ Teminat koşulu, bildiğini bilmeyi (knowing that one knows) sağlayan ve gerekçelendirmenin normatif anlamı nedeniyle dışsalcılar tarafından bir alternatif olarak sunulan dördüncü koşuldur. Dördüncü koşul, gerekçelendirmenin şans faktörünü engelleyememesi açısından bilgiyi koruma altına alacak olan koşul olarak düşünülmüştür. Bu bağlamda teminat koşulu, bir degettierizasyon çabası olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani teminat koşulu ile amaçlanan şey, gerekçelendirmeyi sınırlamak ve bilginin üç koşulunun yetmediği durumlarda bilgiden emin olmayı sağlamaktır. Çağdaş epistemolojideki gerekçelendirme kuramlarını, dördüncü koşul üzerinden tanımlamak mümkündür. Örneğin içselcilik, geleneksel gerekçelendirme koşulunu benimseyerek öznenin bilişsel yetileri doğrultusunda teminat koşulunu ele alır. Başka bir ifadeyle içselcilik, epistemik öznenin bildiğinden emin olmasını sağlayacak unsurların, yine epistemik öznenin zihninde bulunacağını ve öznenin bu unsurlara erişimi olduğunu savunmaktadır. Bu doğrultuda teminat koşulunu sağlayan dördüncü koşullar; sarsılmazlık, sağlam dayanaklar, doğruluğa götüren nedenler ve olması gerektiği gibi çalışan bilişsel yetiler olarak sıralanabilir. Dışsalcıların teminat koşuluna yaklaşımı ise daha farklıdır. Gerekçelendirmenin normatif anlamından uzaklaşmak isteyen dışscalcılar, dördüncü koşul için teminat/güvence (warrant) ya da güvenilirlik unsurlarını gerekli görmüşlerdir. Örneğin Plantinga’nın uygun işlevselcilik kuramına göre teminat koşulu; epistemik öznenin bilişsel yetilerinin uygun çalışıyor olmasına ve bilişsel yetilerin uygun çalışması için uygun bir çevrenin olmasına dayanmaktadır. Burada önemli olan nokta, inançların kanıtlarının ya da gerekçelerinin zihnin dışında aranması ve inançlar ile olgu durumları arasında uyumluluk olmasıdır. Dolayısıyla içselcilerin teminat koşulunu epistemik öznenin zihninde aramasından farklı olarak dışsalcılar dördüncü koşulu, dışsal süreçlerin uygunluğuna ve güvenilirliğine dayandırmışlardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- GEREKİRSE yerine YERİ/ZAMANI GELDİĞİNDE

- GEREKLİ DURUMDA LÜZUMU HALİNDE/ACİL LÜZUM HALİNDE değil/yerine/= GEREKLİ DURUMDA/İVEDİ

- GEREKLİ/GEREKSİZ ile/||/<> MELİ/MALI ile/||/<> ZASSHHHH

( ... @@ ... @@ "zaten" | "aslında" | "sonuçta" | "sadece" | "hep/hiç" | "herkes/hiçkimse" )
( Üçünden de uzak durmaya çabalamak ve kullanmamayı yeğleyerek konuşmak ve düşünmek... )

- Gerekli olduğu için KONUŞ!!!

- GEREKMEK ile GEREKTİRMEK ile GEREKÇELENDİRMEK ile GEREK/LİK ile GEREKLİ/LİK ile GEREKÇE ile GEREKSİZ/LİK ile GEREKÇELİ ile GEREKSİZCE ile GEREKÇESİZ/LİK ile GEREKSİZ YERE ile GEREKLİLİK KİPİ ile GEREKLİ GEREKSİZ

- GEREKSİNİM ve/||/<>/> DİLE GETİRMEK

( Gereksinimi olduğu halde dile getirmeyen, dilsiz kalsa daha iyidir. )

- GEREKSİNİM ile/ve/<> KİŞİ/İNSAN

( ... İLE/VE/<> Gereksinimlerinin gereksinimi(/hedefi) durumuna getirilmiş/düşürülmüş olan. )

- Gereksiz olmadığı için KONUŞ!!!


- GEREKSİZ (YERE) HARCAMA/MASRAF ile/ve/<>/değil/yerine FAZLA HARCAMA/MASRAF

- GEREKTİĞİ GİBİ ile/ve YETERİNCE

- GEREKTİĞİNDE ile/ve YERİ GELDİĞİNDE

- GEREN ile KEPİR/ŞÛRE[Fars.]

( Kuruyunca çatlayan toprak. İLE Çorak toprak. )

- GERGEDAN ile JAVA GERGEDANI

- GERGEDANGİLLER ile/||/<> HİNT GERGEDANI

( (Rhinocerotidae), (Lat. rhinoceros = gergedan), Omurgalı hayvanlardan memeliler (Mammalia) sınıfının etenliler (Placentalia) bölümünün tek-parmaklılar (Perissodactyla) takımına giren bir familyası. Kalın derili ve kuvvetlidirler. Başlarında 1-2 büyük boynuz bulunur. Ayakları üç parmaklıdır. Derileri hemen hemen çıplak olup Asyada yaşayanlarda derin katlanmalarla safiha biçiminde parçalara ayrılmıştır. Hint gergedanı (Rhinoceros unicornis), Endonezya gergedanı (Rh. sondaieus), Sumatra gergedanı (Ceratorhinus sumatrensis), Afrika gergedanı (Diceros bicornis), ak gergedan (Ceratotherium simus) olmak üzere 5 türü vardır. @@ (zooloji) @@ Memeliler (Mammalia) sınıfının, etenliler (Placentalia) bölümünün, Tek parmaklılar (Perissodactyla) takımından, kalın derili ve kuvvetli, başlarında 1-2 boynuz bulunan, ayakları üç parmaklı, derileri genellikle çıplak olan bir familya. )

- GERGEDAN ile AKGERGEDAN ile HİNT GERGEDANI ile ENDONEZYA GERGEDANI ile KUZEY BEYAZ GERGEDANI ile SUMATRA GERGEDANI ile YAVA/CAVA/JAVA GERGEDANI

( Gebelik süreleri 540 gündür. )
( Yaşayan, ancak beş gergedan türü vardı.[22 Mart 2018 itibariyle, dörde düştü. Son akgergedanın da ölmesiyle bir tür daha, rezil avcı bozuntuları eliyle yok edilmiş oldu ne yazık ki. :( (((((( ] )
( Yaşayan Endonezya gergedanı sayısı sadece 60'tır. En çok tehlike altında olan dördüncü türdür. )
( Tümüyle keratinden oluşan bir boynuza sahip tek hayvandır. )
( Sığır, koyun, ceylan ve zürafanın boynuzlarından farklı olarak kemik özü bulunmaz. )
( Boynuzları hasar gördüyse bazen düşerler. Gençlerinin boynuzları tamamen yeniden çıkabilir. )
( Boynuzları olmayan dişil gergedanlar yavrularına düzgün bir biçimde bakamazlar. )
( Gergedanların çok gelişmiş koku ve işitme duyuları vardır fakat görme duyuları kötüdür. )
( Genellikle yalnız yaşarlar ve sadece çiftleşmek için biraraya gelirler. )
( Beklenmedik bir durumla karşılaştıklarında işerler ya da dışkılarlar. )
( Saldıracaklarında, Asya'dakiler ısırır, Afrika'dakiler karşı tarafa doğru büyük bir hızla saldırırlar. )
( Siyah Afrika Gergedanı, kısa bacaklarına karşın, saatte 55 km. hıza ulaşabilir. )
( Türk mitolojisinde hayvanların kralı olarak kabul edilir. )
( )

- GERGEF[Fars. < KÂR + AR. < KEFF] ile/||/<> ...

( üzerine kumaş gerilerek nakış işlemeye yarayan çerçeve kārgāh kārgah tezgâh kār iş güç gāh yer Farsçada kergeh biçimi de geçer Türkçede kārgāhın sonundaki h sesi f ye çevrilmiştir Bulgarca gergev ve Sırpça djèrdef djerdev biçimleri Türkçeden alınmıştır )

- GERGİNLİĞİN BÖLGELERİNDE:
BOYUN
ile/ve/||/<> OMUZ ile/ve/||/<> ÜST SIRT ile/ve/||/<> ORTA SIRT ile/ve/||/<> ALT SIRT ile/ve/||/<> MİDE

( [psikolojik nedenleri] "Kendini tanımlamada korku ve bastırılmışlık." İLE/VE/||/<> "Zorunluluk ve sorumluluk." İLE/VE/||/<> "Üzüntü, keder." İLE/VE/||/<> "Güvensizlik ve güçsüzlük." İLE/VE/||/<> "Utanç, suçluluk, değersizlik." İLE/VE/||/<> "Duyguları yönetmede yetersizlik." )

- GERGİN/LİK ile/ve/değil/||/<>/< SIKI/LIK


- GERİ ADIM ATMAK ile/değil/yerine GEREKEN ADIM(LAR)I ATMAK

- GERİ ADIM ile/değil GERİLEME

- GERİ ALINAMAZLIK ile GERİ ALINAMAZ

- FEEDBACK[İng.] / RÉTROACTION[Fr.] / RÜCKFÜHRUNG, RÜCKKOPPLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ BESLEME

- GERİ BESLEME ile/||/<> GERİ BESLEME

( İletinin yöneltildiği kişilerce nasıl karşılandığını gönderenin algılama düzeyini ve amaçlarını ne oranda karşıladığını ölçmek için yararlanılan bilgi alma yöntemi Başa tepki )

- GERİ BİLDİRİM ile/||/<> GERİ TEPME

( Başa tepki. )

- RESTORING FORCE[İng.] / FORCE DE RAPPEL[Fr.] / RÜCKSTELLKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ ÇAĞIRICI KUVVET

- GERİ ÇEKİLME ile GELGİT VE AKIŞ

- GERİ ÇEKİLMEME ve/||/<> AÇIKLAMA GETİRMEME

- Geri dön ve KONUŞ!!!


- REFLUX[İng.] / REFLUX[Fr.] / RUCKFLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ DÖNDÜRME

- GERİ DÖNÜŞ ile/değil/yerine GERİDEN BESLENME

- GERİ DÖNÜŞÜM ile/||/<> GERİ KAZANIM

( geri kazanım )

- GERİ DÖNÜŞÜMLÜ ile/||/<> GERİ KAZANIM

( geri kazanım )

- GERİ "DÖNÜŞÜM/Ü" (OL[M]UYOR) değil GERİ DÖNÜŞ/Ü (OL[M]UYOR)

- GERİ GİDİŞ ile/değil/yerine AŞKINLIK

- GERİ KAÇIŞ | REFLÜ ile/||/<> REFLÜ[Fr. < REFLUX]

( Geri akış )

- GERİ KALMAK ile GEÇMİŞİNDEN GERİ KALMAK

( Bir yerde kalmak, ölmek demektir. )
( DEKADANS: Gerileme. )

- GERİ KALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> UZAK KALMAK

- Geri kalmamak için DİNLE!!!


- GERİ MUTASYON[İng. BACK MUTATION] ile/||/<> GERİ SOĞUTUCU[İng. CONDENSER]

( Bir önceki bir mutasyonun etkilerini tersine çeviren bir mutasyondur. Tipik olarak, işlev kaybettirici bir mutasyondan sonra meydana gelip, fonksiyonu geri kazandıran mutasyonlar için kullanılır. @@ Laboratuvarlarda damıtma işleminde kullanılan kaynayan gazın, soğuk su yardımıyla tekrar sıvı hale geçmesine yarayan cam malzeme.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- BACK SCATTERING[İng.] / DIFFUSION RÉTRAGRADE[Fr.] / RÜCKSTREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ SAÇILIM/SAÇILMA

- RECOIL ATOM[İng.] / ATOME DU RECUL[Fr.] / RÜCKSTOSSATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TEPME ATOMU

- RECOIL NUCLEUS[İng.] / NOYAU DE RECUL[Fr.] / RÜCKSTOSSKERN[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TEPME ÇEKİRDEĞİ

- RECOIL ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON DE RECUL[Fr.] / RÜCKSTOSSELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TEPME ELEKTRONU

- RECOIL PARTICLE[İng.] / PARTICULE DE RECUL[Fr.] / RÜCKSTOSSTEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TEPME PARÇACIĞI

- GERİ TEPME ile/ve/||/<> TERS TEPME

- BACK TITRATION[İng.] / TITRAGE EN RETOUR[Fr.] / RÜCKTITRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TİTRASYON

- GERİ ZEKÂLI değil/yerine ZEKÂ GERİLİĞİ

( Hakaret. DEĞİL/YERİNE Durum. )

- GERİ ZEKÂLI/LIK ile/ve/değil/||/<> HÖDÜK/LÜK


- GERİ ile ARKA

- GERİ ile GERİ

( Arka, bir şeyin, sonra gelen bölümü. | Geçmiş. | Hayvanların boşaltım örgenlerinin dışı. | Eksik gösteren. [saat vs.] | Geriye doğru. İLE Araba üzerine gerilerek, kenarları, arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman ya da tahıl doldurulan büyük kıl çuval. )

- GERİ ile/||/<> GERİ

( Vücudun ortasından geçen çizgiyle dar açı yapan çizginin gösterdiği ve ilerinin karşıtı olan yön I Eşik Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta II Fazla saman taşımak için arabaların yanlarına konan tahtalar Başkışla Karaman Konya Yeniköy Aksaray Niğde III 1 Kağnı ve arabalarda saman taşımak için kullanılan kıl ya da yünden yapılmış yaygı Akçaşar Yalvaç Isparta Kösten Ulucak Eşme Uşak Emirdağ Afyonkarahisar Yenikent Aksaray Nğ Başkışla Karaman Konya 2 Dört parçadan oluşan kıl yaygı Garip Senirkent Isparta 3 Büyük kıl çuval Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta )

- GERİ" ile/ve/değil/||/<> ZAYIF

- GERİBİLDİRİM ve/<> DİRİMLİLİK

( )

- GERİBİLDİRİM ile/ve "GİT-GEL"

- GERİBİLDİRİM'DE:
"HIIIIII"
ile/değil/>< HMMM

( Dinleyenin, küçümseyici/reddedici, kinâyeli bir tutum göstererek çıkardığı ses. İLE/DEĞİL/>< Dinleyenin, sözü/konuyu, tam olarak anlamasıyla çıkardığı ses. )

- GERİDÖNÜŞÜMSÜZ değil GERİ DÖNÜŞSÜZ

- GERİKAZANMA ile/ve/değil/||/<>/< GERİDÖNÜŞÜM

- VOLTAGE FEED[İng.] / SPANNUNGSVERSORGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM BESLEMESİ


- VOLTAGE NODE[İng.] / NŒUD DE TENSION[Fr.] / SPANNUNGSKNOTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM DÜĞÜMÜ

- VOLTAGE DROP[İng.] / SPANNUNGSABFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM DÜŞÜMÜ

- GERİLİM[İng. VOLTAGE] ile/||/<> ELEKTRİKSEL GÜÇ[İng. ELECTRIC POWER] ile/||/<> ELEKTROSİT[İng. ELECTROCYTE] ile/||/<> GİRAZ ile/||/<> JOULE ile/||/<> POTANSİYEL ENERJİ[İng. POTENTIAL ENERGY] ile/||/<> VOLT

( Bir elektrik devresinde iki nokta arasındaki elektriksel potansiyel fark. Bir iletken boyunca yük taşıyan elektriksel enerjinin, birim yük başına düşen iş miktarını ifade eder. Gerilim, elektriksel alanın bir sonucu olarak, pozitif ve negatif yükler arasındaki potansiyel enerji farkını gösterir. Birimi volt (V) olup, bu birim uluslararası birim sisteminde (SI) enerji birimi olan joule'ün coulomb başına düşen değeri olarak tanımlanır (1 V = 1 J/C). Elektriksel devrelerde gerilim, devre elemanlarının enerji transferini ve akımın yönünü belirleyen temel parametrelerden biri. @@ Akım şiddeti ile gerilimin çarpımına eşit olan ve elektrik enerjisinin ısı, ışık, mekanik, ses gibi başka enerji biçimlerine dönüşümünü belirten fiziksel büyüklük. Elektriksel gücün SI birimi Watt'tır. @@ Elektrikli balıklarda, her biri düşük gerilim üreten çok sayıdaki elektrik sağlayan elementlerden oluşan elektrik organında bulunan kas ya da sinir gözesi. 5.000 kadar elektrosit, 500 wattlık elektrik üretebilir. Volt bazında ise her bir gözenin 0.5 ila 1.5 volt arası elektrik potansiyeli yarattığı bilinmekte. @@ DNA replikasyonu sırasında süper burulmanın sebep olduğu moleküler gerilimi düşürmek için görev yapan bakterisel DNA topoizomerazlardan bir tanesidir. DNA giraz üretilir, kapatılır ve çift sarmal kırılır. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) iş ve enerjinin birimi olup 1 ohm'luk dirençten geçen 1 amperlik akımın 1 saniyede tükettiği enerjiye eş değer ısı miktarı ya da 1 Newton'lık kuvvetin bir cismi kendi doğrultusunda 1 metre ötelemesi ile yaptığı iştir. @@ Potansiyel enerji, bir cismin ya da sistemin konumundan ötürü sahip olduğu enerji türüdür. Yani bir cisim hareket etmediği halde sadece konumundan ötürü iş yapabiliyorsa bu cismin potansiyel enerjisi vardır diyebiliriz. Örneğin barajlarda biriken su, yükseğe kaldırılan cisim, sıkıştırılan yay ve elektrik yükleri potansiyel enerjiye sahiptir. Ayrıca potansiyel enerji, cisimlerde pek çok biçimde depolanabilir. Mesela bir yayı sıkıştırdığımızda yayda esneklik potansiyel enerjisi birikir, yayı serbest bıraktığımızda ise bu potansiyel enerji kinetik enerjiye dönüşecektir. Yine aynı biçimde elektriksel yüke sahip parçacıklar elektrik alan içerisindeki konumlarına bağlı olarak elektriksel potansiyel enerjiye sahiptir. Potansiyel enerjinin SI birimi Joule'dür. Ayrıca potansiyel enerji U ya da Ep ile gösterilir. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) potansiyel farkın (gerilimin) birimidir. Volt, aynı zamanda elektromotor kuvvetin de birimidir. Gerilimin birimi olan volt, adını İtalyan fizikçi Alessandro Volta'dan almaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- GERİLİM ile/||/<> AKIM

( Gerilim potansiyel farkı İLE akım yük akış hızıdır )
( Formül: V=IR İLE I=Q/t )
( Georg Ohm tarafından 1827 yılında keşfedildi/formüle edildi. )

- GERİLİM ile/ve/||/<> GERİLİM YAYI/KEMERİ

( ... İLE/VE/||/<> Bireyin, hırsları ve tutkuları tarafından itilerek düşüncelerinin peşinden gitmesi ile yaşanan iki kutup arasındaki gerilim.[Yaşamda kalmamızı, yaşama tutunmamızı sağlar.][Kohut] )

- GERİLLA HARBİ ile/||/<> GUERILLA WARFARE[İng.] ile/||/<> GUERRE DE GUERİLLAS[Fr.] ile/||/<> KLEINKRIEG, GUERILLAKRIEG[Alm.] ile/||/<> ÇETE SAVAŞI

( Küçük asker birliklerince ya da asker olmayan küçük topluluklarca düşman ordusu gerisinde düşmanı yıpratmak için her türlü yola başvurarak sürdürülen savaş )

- GERİLLA[Fr. < GUERILLA] ile/>< KONTRGERİLLA[Fr. < CONTRE-GUERILLA]

( Düzenli bir orduya karşı küçük birlikler hâlinde çatışan, hafif silahlarla donatılmış topluluk. | Bu topluluktan olan kişi. | Bağımsız bir biçimde hareket eden çete. İLE Gerilla güçlerine karşı oluşturulmuş güç. )

- GERİSİ GELİR ile/ve/||/<> SONU GELMEZ

- GERİSİN GERİ ile GERİSİN GERİYE

- GERİYE DÖNMEK ile/ve/değil/yerine GERİ DÖNMEK


- GERİZEKÂLI değil/yerine/>< GEZİ ZEKÂLI

- GERK[Fars.]

( Uyuz. )

- GERM CELL PRECURSORS[İng.] değil/yerine/= EŞEY HÜCRE ÖNCÜLLERİ

( Genetik bilgiler bir nesilden diğerine gametler yoluyla aktarılır. Eşey göze öncüllerindeki mutasyonlar, o gametten oluşan tüm döllerde bulunur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- GERO-/GERONT-/GERONTO- ile/||/<> GENO- ile/||/<> PRESBY- ile/||/<> SEN-

( Yaşlılıkla ilgili. İLE/||/<> Irk, cins, cinsel üreme, yaşlı. İLE/||/<> Yaşlılıkla ilgili. İLE/||/<> Eski, yaşlı. )

- GERUND[İng.] ile/||/<> GÉRONDIF, CONVERBE[Fr.] ile/||/<> KONVERBUM, KONVERB, GERUNDIUM[Alm.] ile/||/<> ULAÇ

( Derleme bağfiil zarf fiil Belirteç olarak kullanılan eylemsi Koşa koşa gitmek gelip gitmek gülerek gitmek gelince görmek giderken görmek geldikçe konuşmak geldiğinde konuşmak görmeden gitmek görmeksizin geçmek görmeyeli değişmek vb )

- GERUNDIUM[Lat.] değil/yerine ULAÇ

( Belirteç olarak kullanılan, eylem kökenli sözcükler.
[Koşa koşa / güle güle vb...] )

- GEŞ[Fars.] ile GEŞT[Fars.]

( Güzel, hoş. | Naz ve edâ ile yürüme. İLE Gezme, seyretme, dolaşma. )

- GEST- ile/||/<> GRAVİ- ile/||/<> PHOR-/-PHORE/-PHORİA/PHORO-/-PHOROUS

( Taşıma. İLE/||/<> Ağır, gebe. İLE/||/<> Taşıyan, yüklenen, görme ekseninin dönmesi. )

- GESTURE :/yerine JEST

- GEŞÜR/GEZRİ/TURMA = TURP
[<


- GET vs. TAKE vs. BUY

- GETİRİM/RANT:
EMEK
ile/ve/||/<> ÜRÜN ile/ve/||/<> YAPI ile/ve/||/<> PARA

- GETİRMEK ile GERİ GETİR ile ANILARI GERİ GETİR ile KÖTÜ ŞANS GETİR ile MEYVE GETİR ile İYİ ŞANSLAR GETİR ile GÖRÜŞ ALANINA GETİRMEK ile YAKINA GETİRMEK ile HADİ GETİR ile ORTAYA ÇIKARMAK ile BİR ARAYA GETİRMEK ile YETİŞTİRMEK ile GETİREN

- GETR[Fr.] değil/yerine/= TOZLUK

( Bacağın alt bölümünü ve ayakkabının üstünü örten kumaş vs.'den yapılmış nesne. )

- GEVEZE/YANŞAK ile/ve KAVVAL[Ar. KAVL]

( Çenesi düşük, çok ve gereksiz konuşan. İLE/VE Sözü yerinde söyleyen. | Geveze. | Şarkıcı. )

- GEVŞEK ile SARKIK KİŞİ

- GEYİK ile/ve ALAGEYİK/SIĞIN/MUS[Ural ormanında]

( ... İLE Postu benekli, erillerinin boynuzları, uca doğru kürek biçiminde genişleyen, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan bir cins geyik, sığın. )

- GEYİK ile FARE/CÜCE GEYİK

( Tragulidae[cüce geyikgiller] ailesine ait bir türdür.

Henri Milne-Edwards[Fransız canlıbilimci] tarafından, 1864 yılında adlandırılmıştır. Tragulus kanchil[Lat.], Raffles tarafından, 1821 yılında Lesser Mouse-deer[fare geyiği] olarak adlandırılmıştır.

Fare geyiklerinin anavatanları, Güney Asya olup Asya'nın tamamında ve Kuzey Afrika'da da yaygın olarak görülebilmektedir. Indochina, Burma[Kra Isthmus], Brunei, Kamboçya, Çin[Güney Yunnan], Endonezya[Kalimantan, Sumatra ve çok sayıda küçük adada], Laos, Malezya[Peninsular Malezya, Sarawak] Güneydoğu Asya, Singapur, Tayland ve Vietnam genelinde yaygın olarak bulunurlar.

Güneydoğu Asya'da rastlanan, dünyanın en küçük toynaklı memeli türü olan fare geyiği, ilginç ve bir o kadar da ilgi çekici bir hayvan türüdür.

Yetişkin fare geyiklerinin yerden yüksekliği, yaklaşık 15 - 23 cm. arasında değişirken, uzunlukları 55 cm'i geçmemekle birlikte, ağırlıkları ise yaklaşık 2 - 3 kg. arasında değişmektedir. Otçul beslenen Fare geyiği, yavrularını sütle besler. Dişi Fare geyiği, 70 gün süren bir gebeliğin ardından, 8-12 yavru doğurur. Dişi fare geyiği, yavrularını üç aylık bir süre sütle besler. Yavru fare geyikleri, 5 aylık olduklarında, yavrular, tek başına bırakılır. Bu süreç sonunda, dişi fare geyiği yeniden çiftleşebilir. Bir dişi fare geyiği, yılda iki kere doğum yapabilir. Fare geyiklerinin yaşamı, ortalama 10 yıl kadardır.

Oldukça hızlı hareket edebilime özeliğine sahiplerdir. İstediklerinde ya da tehlike anında, saatte 50 km.'lik hızla koşabilirler. )

- GEYİK ile MAVİ GEYİK

- GEYİK ile PUDU

( )

- GEYİK ile/ve RUSA

- GEYİK ile/ve SİKA

- GEZEGEN ile/ve ACUN/DÜNYA

( Dünyanın 360 derecelik yapısı, her derecenin yeryüzündeki mesafe karşılığı 25 fersahtır.
Her fersah 12.000 zira(arşın)(5.685 m.)dir. Bir zira 25 parmaktır. Bir parmak, bitişik ve dışı
içine gelecek biçimde dizilmiş altı arpa tanesi uzunluğunda bir mesafedir. )
( ... İLE/VE Yüzölçümü: 509.600.000 km2 | Kara: 148.326.000 km2 )
( ... İLE/VE Asya: %30, Afrika: %20.3, Kuzey Amerika: %16.3, Güney Amerika: %11.9, Antartika: %8.9, Avrupa: %6.6, Okyanusya/Avustralya: %6.0 )
( ... İLE/VE Kara: %27, Buz: %2, Su: %71[%97 Tuzlu, %3 Tatlı] )
( Dünyanın (ekvator) çapı 12.756,28 km.dir. )
( Dünyanın yaşı 13.7 milyar yıl olarak kabul edilmektedir. )
( TÜRKÂN-İ ÇERH/SEB'A-İ SEYYÂRE: Yedi gezegen. [UTÂRİD: Merkür. | ZÜHRE: Venüs. | MİRRİH: Mars. | MÜŞTERİ: Jüpiter. | ZÜHAL: Satürn. | NEPTÜN | PLÜTON] )
( Eratosthenes [M.Ö. 276 - 194], dünyanın çevresini hesapladığı bilinen ilk kişidir. )

- GEZEGEN ile GEZEGEN YILI ile GEZEGENLER ARASI

- GEZEGENLERDE ÖZEL GİYSİSİZ YAŞAM SÜRESİ:
| GÜNEŞ ve VENÜS, JÜPİTER, SATÜRN, URANÜS, NEPTÜN ve MERKÜR, MARS |
ile/değil/yerine/><
DÜNYA

( | 1 saniye. VE 1 saniye. VE 2 dakika. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< 80 - 160 yıl. )
( )

- GEZEGENLERDEKİ YAĞIŞ TÜRLERİNDE:
SU
ile SÜLFÜRİK ASİT ile METAN ile ELMAS ile CAM ile SIVI DEMİR

( Dünya'da. İLE Venüs'te. İLE Titan'da. İLE Neptün'de. İLE HD189733b'de. İLE OGLE-TR-56b'de. )
( )

- GEZELEMEK ile GEZ ile GEZİ ile GEZİCİ/LİK ile GEZİ YAZISI ile GEZİCİ TOPLULUK ile GEZİCİ KÜTÜPHANE

- GEZELEMEK ile GEZ ile GEZİ ile GEZİCİ/LİK ile GEZİ YAZISI ile GEZİCİ TOPLULUK ile GEZİCİ KÜTÜPHANE

- GEZİ DÖNEMLERİ'Nİ

- GEZİ:
"İHYÂ"
değil İNŞÂ ["isteğiydi"]


- GEZİ SİNEMASI

( Sarıyer'de Mesarburnu Caddesi üzerindedir. Av. İzzet Sencer tarafından 1948 yılında hizmete açıldı ve yaz kış kapalı sinema olarak hizmet verdi. Tüm Sarıyer'in en modern sineması idi. Sinema 1974'te büyük bir yangın geçirdi. Yeniden faaliyete geçti ise de 1973 yılında kapatıldı. İşletmecisi Sadullah ve Yalkın Sencer kardeşlerdi. )

- GEZİ[Fars. < GEZİ] ile/||/<> ...

( pamuk ve ipekle karışık dokunmuş hareli kumaş gazī a coarse kind of cotton cloth )

- GEZİ[Ar.] ile GEZÎ[Ar.]

( Ülkeler ya da kentler arasında yapılan uzun yolculuk. | Gezilip hava alınacak yer. | Gezinti yeri. İLE Pamukla karışık, dokunmuş hâreli, arşınlık enli kumaş. | Bu kumaştan yapılmış olan. )

- gezi ile/ve/değil/<> Gezi

( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Türkiye'mizin/İstanbul'umuzun, Taksim'deki, akıl, değerler ve diriliş simgesi olan parkımız. )

- GEZİ ile GEZİCİ ile GEZİ

- GEZİNTİ ile GEZİNTİ YERİ

- GƏBƏ[Azr.] = BÜYÜK HALI[Tr.]

- GHOOM MANASTIRI(YİGA CHOELING) ile/ve/<> ZANG DHOK MANASTIRI

( Sıkkım'da: Sarı tarikatın manastırıdır. İLE Kırmızı şapkalı tarikatı[Phodans] manastırıdır. )

- GHS İLE MSDS İLE PPE ile/||/<> LABORATUVAR GÜVENLİĞİ

( Kimya güvenlik standartları. )
( Formül: Hazard pictograms )

- GIA/TRANSIENT ISCHEMIC ATTACK[İng.] değil/yerine/= GEÇİCİ YETERSİZ KANLANMA ATAĞI, GEÇİCİ İSKEMIK ATAK


- GİB/GRAPHICS PROCESSING UNIT[İng.] değil/yerine/= ÇİZGE İŞLEME BİRİMİ, GRAFİK İŞLEME BİRİMİ

- GIBBS PHASE RULE[İng.] / RÈGLE DES PHASES DE GIBBS[Fr.] / GIBBS-PHASENREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GİBBS FAZ KURALI

- GIBBS ADSORPTION RULE[İng.] ile/değil/yerine/= GİBBS YÜZEY SOĞURMA KURALI

- RÈGLE D'ADSORPTION DE GIBBS[Fr.] ile/değil/yerine/= GİBBS YÜZEYE TUTUNMA KURALI

- Gibi! de DİNLE!!!

- Gibi! de, SUS!!!

- GİBİ (")DURUYOR(") ile/ve/değil/||/<>/< GİBİ GÖRÜNÜYOR

- GİBİ GİBİ ile/değil/yerine GİBİ

- GİBİ GÖRMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GİBİ OLMAK

- GİBİ OL(URSUN):
HZ. ÎSÂ
ile HZ. MUHAMMED ile ALLAH

( Kendini kurtarmak istersen. İLE Başkasını kurtarmak istersen. İLE Hiçbir işe karışma! )

- ... GİBİ ŞEYLER DE ...:
SÖZ KONUSU
ile/değil OLASI(/LIK İÇİNDE)

- GİBİ ile/ve/değil/yerine AYNI TÜR

- GİBİ ile/ve/||/<> DİYE

- GİBİ ile/||/<> GİBİ

( I Dolap mandalı Gürağaç Tavşanlı Kütahya II Saban okunun ökçeye girdiği oyuk Yeşilköy Gelendost Isparta )

- ...GİBİ ile HAVASINDA

- ... GİBİ ile ... KADAR

- GİBİ ile "MIŞ GİBİ"

- ... GİBİ ile/ve ...YA BENZEMEK

- ... GİBİ ile ...'YA GÖRE

- ... GİBİ HİSSETMEK ile/ve "O OLMAK"


- ... GİBİLERİNDEN değil ... GİBİ

- GİBİM" değil GİBİ

- GİBİ/Sİ/NE / GİBİ/Sİ/NDEN değil GİBİ

- GICIK ETMEK ile/ve İLGİ ÇEKMEK

- GICIK OLMAK ile UYUZ OLMAK

- GIDA | BESİN ile/||/<> BESİN

( Halkın geleneksel yollardan elde ettiği koruduğu ve yaşaması için tükettiği her türlü bitkisel hayvansal ve madensel ürün özdek yiyecek içecek botanik biyoloji Herhangi bir organizmanın beslenmesi için gerekli olan maddeler Besin maddesi Canlıların büyüme ve gelişmesi için gerekli olan organik ve inorganik maddeler besin maddesi Canlı bir organizmanın beslenmesi için gerekli olan madde besin maddesi )

- GIDA GÜVENCESİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GIDA EGEMENLİĞİ

- GIDA GÜVENLİĞİ ile/ve/değil GIDA GÜVENCESİ

( TECEDDÜ'[Ar.]: Kötü besinden ya da besin yetersizliğinden dolayı gözdeki meşîme tabakasının arkadan yarılması. )

- GIDA[Ar.] değil/yerine/= BESİN

( ZÂD[Ar.]: Erzak, azık, yiyinti. )
( )

- GIDA" ile/değil/||/<> GADA


- GIDÂ[çoğ. AĞDİYE] ile GIDÂ

( Kişiyi besleyenler. İLE İbâdet. | Zikrullah. )

- GIDA ile YEMEK

( Gıdanın ahlâkı bizde kalır, posası dışarı çıkar. )
( Aldığımız gıdalar, hayat ve huy sahibidir. )
( Kazın yediği otlar, kişiler/insan için şifalıdır. )

- GIDAKLAMAK ile GIDA ile GIDALI ile GIDASIZ/LIK ile GIDA REJİMİ

- GİDE GİDE

( Bir olay ya da olgunun artması ya da eksilmesinde. )

- Gidebilmek için SUS!!!

- Gideceğin yeri söyleme! SUS!!!

- GİDEĞEN ile/||/<> AYAK (GÖLLERDE)

( göllerde ayak göllerde )

- GİDER (YAPMAK) ile ATAR (YAPMAK)

- GİDERİNİ, GELİRİNE GÖRE AYARLAMAK/DÜŞÜREBİLMEK ile/ve/||/<>/> GELİRİNİ, GİDERİNE GÖRE AYARLAMAK/YÜKSELTEBİLMEK

- GİDERMEK ile GİDEBİLMEK ile GİDEDURMAK ile GİDERİLMEK ile GİDEREBİLMEK ile GİDERİVERMEK ile GİDER ile GİDE GELE ile GİDE GİDE


- GIDIKLAMAK ile GIDIKLANMAK ile GIDIK ile GIDIM ile GIDI GIDI ile GIDIM GIDIM

- GİDİLMEK ile GİDİŞMEK ile GİDİLEBİLMEK ile GİDİ ile GİDİŞ ile GİDİCİ/LİK ile GİDİMLİ ile GİDİŞ ALAYI ile GİDİŞ DÖNÜŞ ile GİDİŞ GELİŞ

- GİDİMLİ AKIL ile VİCDÂNİ AKIL

( TAAKKUL ile .. )

- GIFT :/yerine HEDİYE

- GIGA-[İng.] / GIGA-[Fr.] / GIGA[Alm.] ile/değil/yerine/= GİGA-

- GIGA ELECTRONVOLT[İng.] / GIGAELECTRONVOLT[Fr.] / GIGAELEKTRONENVOLT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİGAELEKTRONVOLT

- GINÂ'

( NAĞME | ESNÂ-YI ZİKİRDE OKUNAN İLÂHİLER | ZENGİNLİK, BOLLUK | USANÇ, BIKKINLIK )

- GINA ile DOYGUNLUK

- GINÂ değil/yerine/= USANÇ

( GINA: Zenginlik, bolluk. | Usanç, bıkkınlık. | Şarkı, türkü, nağme, ezgi, ırlama. )

- GİNE ile BEÇTAVUĞU ile KOBAY


- GİNE ile GİNELİ

- GİNEPİG/GUINEA PIGS ile HAMSTER

( 0,7 - 1,2 kilo arasında değişmektedir. İLE ... )
( 4 - 8 yıl arasında yaşamları vardır. İLE ... )
( 59 - 72 gün gebelik süreleri vardır. İLE ... )

- GIPTA ile/||/<> ENVY[İng.] ile/||/<> İMRENME

( Başkalarında bulunan bir özellik ya da varlığa karşı duyulan özlem Bu duygu kimi durumlarda tedirginlik verici olabilir )

- GIR ile GIRT ile GIR GIR ile GIR GIRCI ile GIRÇ GIRÇ

- GİRD değil/yerine/= TOPLANMAK, TOPARLANMAK, BİRİKMEK

- EDDY VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ TURBULENTE[Fr.] / WIRBELVISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AĞDALILIĞI

- WIRBELSTROMVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKIM KAYBI

- WIRBELSTROMPRÜFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKIM TESTİ

- EDDY CURRENT LOSS[İng.] / PERTE PAR COURANTS DE FOUCAULT[Fr.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKIMI KAYBI

- EDDY CURRENT TEST[İng.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKIMI SINAMASI


- EDDY CURRENT[İng.] / COURANT DE FOUCAULT[Fr.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKIMI

- EDDY FLUX[İng.] / FLUX TOURBILLONNAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKISI

- EDDY VELOCITY[İng.] / VITESSE DE TOURBILLON[Fr.] / WIRBELGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAP HIZI

- EDDY, VORTEX, WHIRLPOOL[İng.] / TOURBILLON[Fr.] / STRUDEL, WIRBEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAP

- WIRBELSTRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAPLI AKIŞ

- GİRDİLER DÖRTLÜSÜ ile/ve/<> YAŞAM DÖRTLÜSÜ ile/ve/<> UYUM DÖRTLÜSÜ ile/ve/<> DEĞERLER DÖRTLÜSÜ

( Sayın Gökçen ADAR'ın, "Yaşamla Flört" adlı kitabını okumanızı salık veririz. )
( Olumlu/Pozitif | Olumsuz/Negatif | Nötr | X [Belirsiz, merak uyandıran]. İLE/VE/
İş | Sosyal | Aile | Özel. İLE/VE/
Beklenti | Ortam | Olanak | Zaman. İLE/VE/
Vizyon | Misyon | Nosyon | Gusto[Zevk ve heyecan niteliği, estetik değerler]. )

- GİREN ile/||/<> BULUTLU, KAPALI, SİSLİ HAVA

( bulutlu kapalı sisli hava Kökenini bilmiyoruz )

- GİRGİN, KAYA (İST. 1953)

( Fenerbahçe'den transfer edildi (1957) Üç sezon (1957 - 1958 ve 1963 - 1965) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 34 lig, 1 kupa maçı olmak üzere 35 resmi ve 11 özel maçla birlikte 46 maçta Sarıyer formasını giydi. Lig maçlarında 11 ve özel maçlarda 6 olmak üzere takımına 17 gol kazandırdı. 1 kez A Genç Milli takımda yer aldı. )

- GİRİFT OLMA | KENETLENME ile/||/<> KENETLENMEK ile/||/<> KENETLENME

( Başka başka nitelikte kayaç birimleri yan yana bulundukları zaman katmanların birbirlerinin arasına sokulması Köpekte çiftleşme sırasında glans penisin aşırı genişlemesi sonucu ayrılmanın olmaması çatallaşma çatışma Çiftleşmenin döllenmeyle sonuçlanması bakımından önemlidir )

- GİRİŞ-GELİŞME-SONUÇ ile/ve/değil/yerine/||/<> SÜREÇ-SONUÇ / USÛL-ESAS

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Süreç olmadan(düşünülmeden/konuşulmadan), sonuca; yöntem(usûl) olmadan, asıl(esas) konuya geçilemez/değinilemez! )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Konuşuruz[konuşmalıyız!], etkin susmak üzere; susarız[susabilmeliyiz!], yetkin konuşmak üzere! ["Söyleyerek" değil söyleşerek/konuşarak!] )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Tümdengelim yapabilmek için tümevarımsal düşünmüş olmak gerekir! )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Anlamak için konuşmak; konuşmak için dinlemek; dinlemek için de susabilmek gerekir! [Anlamanın iki temel koşulu: 1. Nötr olmak/olabilmek. | 2. (Nitelikli) Soru sormak.] )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Algı düzenimizi (paradigmamızı) düzeltmek/değiştirmek/geliştirmek üzere, zaman zaman/sık sık "fabrika ayarlarımıza" dönmek gerekir. [Yaşamın ve özellikle de gündelik yaşamın/konuların hızına/yoğunluğuna (fazla) kapılmamak için!] )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Çıkarlarımıza yönelik/uygun olarak, "kazanın" "doğurduğuna" inanma eğilimi gösterirken; sonuç odaklı/merkezli olmamak üzere, "kazanın" "öldüğünü" kabul edebilme ve düşünme gücünü kullanmaya cesâret etmemiz gerekir. )

- GİRİŞ ile/ve/değil/||/<> AÇIŞ

- GİRİŞ ile/ve/||/<> ALTYAPI

- GİRİŞ ile/ve KAPI

- GİRİŞMEK ile GİRİŞİLMEK ile GİRİŞEBİLMEK ile GİRİŞ/LİK ile GİRİŞ KATI ile GİRİŞ KARTI ile GİRİŞ İŞLEMİ ile GİRİŞ KAPISI ile GİRİŞ ÜCRETİ

- GİRİTLİ OĞLU NECDET KAPTAN ÇEŞMESİ

( Rumelifeneri'nde mezarlık yolu üzerinde yapılan yeni çeşmelerden olup. Yaptıranın ismini almıştır. )

- GIRL :/yerine KIZ

- GIR/LA ile/ve/=/||/<> PEK ÇOK, ALABİLDİĞİNE ÇOK, DOLU

( Söz, lakırtı. | Yalan, uydurma. )

- GIRTLAK, İMİK/ÜMÜK/HANÇERE[Ar.] ile ÂDEM ELMASI ile GIRTLAK KAPAĞI

- GIŞÂ'

( ÖRTÜ, PERDEN, ZAR )

- GIŞÂ'[Ar.] ile GITÂ'[Ar.]


- GIŞÂ-İ HÜCREVÎ ile GIŞÂ-İ KİLYE ile GIŞÂ-İ MUHÂTÎ ile GIŞÂ-İ MÜSTEBTIN-ÜL-BATN

( Mukoza zarı. İLE Böbrek zarı. İLE Gövdenin tüm iç boşluklarını kaplayan/örten ince deri. İLE Karın zarı, periton. )

- GIŞÂY-I BEKÂRET ile/||/<> HYMEN[Fr.] ile/||/<> KIZLIK ZARI

( biyoloji )

- GIŞÂ-Yİ MUSTABTIN-ÜL-BATN, SIFAK | KARIN ZARI | PERİTON ile/||/<> PERİTON ile/||/<> KARIN ZARI

( karın zarı karın zarı karın zarı Karın zarı Karın zarı karşılık periton peri çevresinde teinein germek Kısmen karın boşluğunu astarlayan ve kısmen iç organları örten bir seroza zan periton zooloji biyoloji Karnın içini kaplayan zar Periton Karın boşluğunu örten ve karındaki organları saran seröz zar periton anat Karın boşluğunun duvarıyla karın iç organlarının tümünü örten zar peritoneum periton )

- GİŞE[Fr. < GUİCHET] ile/||/<> KAPALI GİŞE

( Sinema Sinema biletlerinin satıldığı yer. @@ Tiyatroya giriş biletlerinin satıldığı yer. bk. bilet satış yeri )

- GİŞE MEMURU ile/||/<> TICKET SELLER[İng.] ile/||/<> CAISSIER(-IÈRE)[Fr.] ile/||/<> KASSIER (-IN)[Alm.] ile/||/<> BİLETÇİ

( Sinema Sinema gişelerinde bilet satan yer ayıran kimse )

- GİŞE ile/||/<> GİŞE[Fr. < GUICHET]

( Sinema Sinema biletlerinin satıldığı yer Tiyatroya giriş biletlerinin satıldığı yer bilet satış yeri )

- GÎSÛ

( Omuza dökülen saç. )

- GİT GİDE

- GITÂ'[Ar.] ile SETR[Ar.]

- GİTAR ile/değil PİPA


- GÎTE MÉTALLIFÈRE[Fr.] ile/||/<> MADEN YATAĞI

( kimya jeoloji )

- Gitmek için SUS!!!

- GİTMİŞ/GİDEN/GİDECEK PARA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GELEBİLECEK/KAZANILABİLECEK PARA

- GİTTİKÇE ... ile/değil/yerine YOK YERE

- GIVE :/yerine VERMEK

- GIVING EXAMPLE vs. TO SIGN

- GIVING NAME vs. TO CONCEPT

- GIYBET(ÇEKİŞTİRME, DEDİKODU) ile/ve ZİNÂ

( Gıybet dili yakar. )

- GİYDİKÇE AÇILIR ile/ve/||/<> UZADIKÇA ŞEKİL ALIR ile/ve/||/<> ZAMANLA UNUTURSUN

( Tezgâhtarın "kandırmacası"/kaktırması. İLE/VE/||/<> Kuaförün "kandırmacası"/kaktırması. İLE/VE/||/<> "Arkadaşın" kayıtsızlığı. )

- GİYİM-KUŞAM ('A ÖNEM VERMEK)


- GİYSİ ile/ve/<> ROBA[İt.]

( ... İLE Giysi. | Bir giyeceğin, göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça. )

- GİZEM ile/ve/değil/yerine GENELE/HERKESE AÇIK OLMAYAN