DÖRT(4) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> UYUM

( Olgun kişi, zayıf ve kendinden aşağı unsurlara karşı sabır gösterir ve onlara önem verir. )
( Uyumsuzluğu, ihtiyârını devrede tutmayan kişi yaratır. )

- DAYANIKLILIK = FORTITUDE[İng.] = FORCE D'ÂME[Fr.] = GEISTESKRAFT[Alm.] = FORTITUDO[Lat.]

- DAYANIM ile DAYANIM ÖMRÜ

- DAYANMA ile DAYANMA GÜCÜ ile DAYANMA ÖMRÜ

- DAYATMA ve GASP

- DÂYE ile/||/<> SÜT ANA

( süt ana Az dayǝ 1 çocuk bakıcısı mürebbiye 2 kendi yavrusundan başka bir yavruya daha süt veren doğum yapmış hayvan 3 hastabakıcı kadın dāya a nurse fostermother a midwife dāyak )

- DAYILANMAK ile DAYILANABİLMEK ile DAYI/LIK ile DAYI KIZI ile DAYI OĞLU

- DAYK[Ar.] ile DIYK[Ar.]

- DAYK[Ar.] ile HAREC[Ar.]

- DAZ ile/||/<> SAÇI DÖKÜLMÜŞ (BAŞ), DAZLAK

( saçı dökülmüş baş dazlak Yerel ağızlarda dızlak olarak da geçer Az daz Azeri alanında dazbaş başında saçları dökülmüş olan demektir taz taz taz taz taz Alt Tel Koy tas tas Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede tāz olarak geçer Eski Kıpçakçada da taz biçimi kullanılır Bilimsel yayınlarda sık sık Moğolca tar ve taraqai biçimleriyle birleştirilmiştir Yakutça taraġay Moğolcadan alınmıştır Kałużyński ME 42 77 Macarca tar kahl Çuvaş özellikleri taşıyan eski bir Türk dilinden kalma alıntıdır )

- DAZLAK ile/||/<> SAÇI DÖKÜLMÜŞ (BAŞ), DAZLAK

( saçı dökülmüş baş dazlak Yerel ağızlarda dızlak olarak da geçer Az daz Azeri alanında dazbaş başında saçları dökülmüş olan demektir taz taz taz taz taz Alt Tel Koy tas tas Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede tāz olarak geçer Eski Kıpçakçada da taz biçimi kullanılır Bilimsel yayınlarda sık sık Moğolca tar ve taraqai biçimleriyle birleştirilmiştir Yakutça taraġay Moğolcadan alınmıştır Kałużyński ME 42 77 Macarca tar kahl Çuvaş özellikleri taşıyan eski bir Türk dilinden kalma alıntıdır )

- DBB/PHYSICIAN INFORMATION BANK[İng.] değil/yerine/= DOKTOR BİLGİ BANKASI

- DBSCAN/DENSITY-BASED SPATIAL CLUSTERING OF APPLICATIONS WİTH NOİSE[İng.] değil/yerine/= YOĞUNLUĞA DAYALI UZAMSAL KÜMELEME

- DBU/DBS DEEP BRAIN STIMULATION[İng.] değil/yerine/= DERİN BEYİN UYARIMI

- DDOS/DISTRIBUTED DENIAL OF SERVICE[İng.] değil/yerine/= DAĞITIK SERVİS HİZMET REDDİ

- de d. in di.[Lat. < DE DIE IN DIEM] değil/yerine/= GÜNDEN GÜNE

- DE HAAS-VAN ALPHEN EFFECT[İng.] / EFFET DE HAAS-VAN ALPHEN[Fr.] ile/değil/yerine/= DE HAAS-VAN ALPHEN ETKİSİ

- DE HAAS -VAN ALPHENSCHES EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DE HAS VAN ALPHEN ETKİSİ

- DE JURE ile DE FACTO

( Yöntem ve kurallara dayanır. İLE Ötekilerinin inancına dayanır. )

- DE NOVO İLE REFERANS TABANLI İLE HİBRİT ile/||/<> GENOM BİRLEŞTİRME

( DNA dizileme verilerinden genom oluşturma. )
( Formül: N50: Median contig uzunluğu )

- DE NOVO[İng.] değil/yerine/= DE NOVO

( Kelimenin anlamıyla, 'yeni gelen', kalıtılanın aksine.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- DE NOVO değil/yerine/= YENİ | YENİDEN

- DE NOVO[İng.] değil/yerine/= YENİDEN

- DE RHAM COHOMOLOGY ile/||/<> ČECH COHOMOLOGY

( de Rham diferansiyel form, Čech örtü intersection. )
( Formül: Differential forms İLE cover intersections )

- DE SAUTY'S BRIDGE[İng.] / PONT DE DE SAUTY[Fr.] ile/değil/yerine/= DE SAUTY KÖPRÜSÜ

- DEAD BALL[İng.] ile/||/<> ÖLÜ TOP

( Kuralların gerektirdiği 7 durumda topun oyun dışında kalması )

- DEAD INSURANCE[İng.] ile/||/<> ÖLÜM SİGORTASI

( Sigortalının ölümü durumunda sigorta şirketinin ödeyeceği bedelden poliçe gereği varislerinin ya da bir başkasının yararlandığı bir yaşam sigortası türü )

- DEAD LAYER[İng.] ile/||/<> ÖLÜ ÖRTÜ

( Dal yaprak tohum kabuk gibi bitki artıklarının toprak yüzeyinde birikmesi ile oluşan organik tabaka )

- DEAD RENT[İng.] ile/||/<> RENTE DE MİNÉRAL[Fr.] ile/||/<> MADEN KİRASI

( İşlesin ya da işlemesin maden ocağından alınan vergi )

- DEAD TIME[İng.] ile/||/<> ÖLÜ ZAMAN

( Makinelerin bozulması enerji kesintisi gibi nedenlere bağlı olarak üretimin aksaması yüzünden üretim faktörlerinin devre dışı kaldığı zaman )

- DEAD :/yerine ÖLÜ

- DEADLY NIGHTSHADE, BELLADONNA, DWALE, BANEWORT[İng.] ile/||/<> ATROPE, BELLADONE, BOUTON NOIR[Fr.] ile/||/<> ATROPA BELLADONNA[Lat.] ile/||/<> WOLFSKIRCHE, ECHTE TOLLKIRSCHE, BELLADONNA[Alm.] ile/||/<> GÜZELAVRAT OTU

( Patlıcangiller Solanaceae familyasından çiçekleri tekli er dişi çanak ve taç yaprakları beşer adet ve birleşik bakka tipi meyvesi olan siyah renkli atropin ihtiva ettiğinden dolayı eskiden kadınların göz bebeklerini büyüterek güzel görünmelerini sağlamak için kullandıkları ülkemizde Karadeniz Bölgesinde doğal olarak yetişen çok yıllık otsu bitkiler )

- DEAL WITH vs. NOT TO DEAL

- DEAL :/yerine ANLAŞMA, İLGİLENMEK

- DEALER :/yerine SATICI, BAYİ

- DEAN[İng.] ile/||/<> DOYEN[Fr.] ile/||/<> DEKAN[Alm. < DEKAN]

( Fakültede eğitim öğretim etkinliklerinin düzenle yürümesinden başlıca sorumlu olan yönetici fakülte başkanı )

- DEAR :/yerine SEVGİLİ

- DEATH :/yerine ÖLÜM

- DEATH'S-HEAD HAWK MOTH[İng.] ile/||/<> TÊTE DE MORT[Fr.] ile/||/<> ACHERONTIA ATROPOS[Lat.] ile/||/<> TOTENKOPF[Alm.] ile/||/<> KURUKAFA

( Tırtılları patates yaprağı yiyen alt kanatları sarı üstü kahverengi kelebek ölübaşlı kelebek sfenks kelebeği )

- DEB[Ar.] ile 'ÂDET[Ar.]


- DEBİ ile DEBİL/LİK

- DEBİLİTE değil/yerine/= DÜŞKÜNLÜK | GERİ ZEKÂLILIK

- DEBORAH NUMBER[İng.] / NOMBRE DE DEBORAH[Fr.] / DEBORAH-ZAHL, DEBORAH-ZAHL/DEBORAHSCHES ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBORAH SAYISI

- DEBRİDMAN değil/yerine/= ÖLÜ DOKU TEMİZLİĞİ, KAZIMA

- DEBT vs. GRATEFULNESS

- [not] DEBT vs. LOYALTY

- DEBT :/yerine BORÇ

- DEBYE RELAXATION TIME[İng.] / TEMPS DE RELAXATION DE DEBYE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE DURULMA SÜRESİ

- DEBYE-WÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE ISISI

- DEBYESCHE THEORIE DER SPEZIFISCHEN WÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE ÖZGÜL ISI SIĞALARIN KURAMI


- DEBYE THEORY OF SPECIFIC HEAT CAPACITIES[İng.] / THÉORIE DE LA CAPACITÉ THERMIQUE SPÉCIFIQUE DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-SPEZIFISCHEHITZEKAPAZITÄTTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE ÖZGÜL ISI SIĞASI KURAMI

- DEBYE SPECIFIC HEAT[İng.] / CHALEUR SPÉCIFIQUE DE DEBYE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE ÖZGÜL ISISI

- DEBYE-SCHERRER RING[İng.] / ANNEAU DE DEBYE-SCHERRER[Fr.] / DEBYE-SCHERRER/SCHES RING[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-SCHERRER HALKASI

- DEBYE-SEARS ULTRASONIC CELL[İng.] / CELLULE ULTRASONIQUE DE DEBYE-SEARS[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE-SEARS ULTRASONİK GÖZESİ/HÜCRESİ

- DEBYE LENGTH[İng.] / LONGUEUR DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-LÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE UZUNLUĞU

- DEC-/DECA-/DEKA-/DECEM- ile/||/<> DECİ-

( On. İLE/||/<> On, onda bir. )

- DÉCHAUMER[Fr.] ile/||/<> ANIZ BOZMAK

( tarım )

- DÉCISION/STATTONNATRE/APPROXMATION/DÉCRET/FAIRE LE NOIR/INSTABLE[Fr.] değil/yerine/= STEADY/DECREE/BLACK-OUT[İng.] değil/yerine/= STETIG/VÖLLIG VERDUNKELN[Alm.] değil/yerine/= KARARMA

( Sinema 1. Bir çekimin, aydınlıktan başlayıp gittikçe karanlıklaşarak görüntülerinin yitmesine dayanan noktalama çeşidi. Açılmanın karşıtı. TV. 2. Aynı sonucun televizyonda sağlananı. @@ Kara renge bürünme; ışık alan fotoğraf plağının gittikçe koyulaşması. @@ Ucaylanma mikroskobu altında döndürüldüğünde, anizotrop bir kristalin Nikoller haçlanınca, girişim olayları dolayısıyle dört kez kararması. (Bu kararma, oküler kılları ile mineralin belirli bir kristalyazar yönünün arasındaki açı 0° ve 90° ya da bunun tam yarısı olduğu durumlarda ortaya çıkarsa, bu kararmaya doğru kararma -sönme-, açı başka değerde ise eğri kararma -sönme- denir.) @@ 1. gökbilim: Işık alan fotoğraf plağının gittikçe koyulaşması. 2. metalbilim: Metal yüzeyin, yükseltgenme ya da öteki tepkimeler sonucu, istenmeyen bileşiklerin ince örtüleriyle lekelenmesi olayı. 3. sinema: Bir çekimin, aydınlıktan başlayıp gittikçe karanlıklaşarak görüntülerinin yitmesine dayanan noktalama türü. @@ (astronomi) @@ Yükseltgenme ya da öteki tepkimeler sonucu, metal yüzeyi, istenmeyen bileşiklerin ince örtüleri ile lekelenmesi olayı. @@ (görüntü için) )

- DECISION TREE[İng.] değil/yerine/= KARAR AĞACI

- DECK :/yerine GÜVERTE, DESTE


- DECLARE :/yerine İLAN ETMEK

- DECREE[İng.] ile/||/<> DÉCRET[Fr.] ile/||/<> KARARNAME[Ar. < KARÂR + FARS. < NÂME]

( Bakanlar Kurulunca alınan yetkileme belgesi )

- Dede Efendi Evi'nde DİNLE!!!

- DEDE YUSUF (DALYANCI YUSUF BEY) (?)

( Sarıyer/Büyükderelidir. Her iki semtte evi vardı. İstanbul'un şöhretli dalyancılarındandı. Milli Mücadele sırasında Millicilerden yana tavır koydu. Damadı Avukat Aziz Özgür ile birlikte M.M. (Müdafaa - i Milliye) Örgütünün Sarıyer'de kurulmasına ve taraftar bulmasına çalıştı. Millicileri korudu ve kolladı. Av. Aziz Özgür ile Muhtar Yusuf İzzettin Efendi'nin İngilizlerce tutuklanması ve Kürt Nemrut Mustafa Divanında idamla yargılanmaları sırasında, bir yolunu bulup serbest bırakılmalarını sağladı. Fakat bir süre sonra Anadolu'da başlatılan mücadeleye katkı verdi ve Padişahlı devirmek için silahlı ekip oluşturduğu iddiası ile idam talebi ile tutuklanıp Harp Divanına verildi. Buradan da kurtulmayı başardı ve yine Milli Mücadelenin başarılı olması için uğraştı. Zafer sonrasında Büyükdere'de bir sokağa "Dede Yusuf" adı verilerek ismi yaşatıldı. )

- DEDE YUSUF SOKAK

( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Sokağa adı verilen kişi Milli Mücadele döneminde büyük yararlıkları olan. M.M. G rubunun en etkili yerel yöneticilerinden biridir. Yerli Rumların Büyükdere vapur iskelesine, İstanbul'un işgali sırasında Yunan Bayrağı asması üzerine harekete geçmiş ve arkadaşları ile bayrağı indirerek önemli bir görev yapmıştır. İstanbul'dan Anadolu'ya Sarıyer üzerinden silah cephane kaçırılmasında etkin rol oynamış olması, tutuklanarak zindana atılan ve sonrada Kürt Nemrut Mustafa Mahkemesinde yargılanan Av. Aziz Beyi kurtarması nedeni ile unutulmaması için sokağa "Dede Yusuf Sokağı" ismi verilmiştir. )

- DEDE ile/||/<> ...

( Ok ucundaki deliğe geçirilen ağaç Gürmedere Fethiye Muğla )

- DEDE[Oğuz] ile/= BABA
[<

- DEDE/NİNE
ile/ve/||/<>/>
ANNE/BABA
ile/ve/||/<>/>
ABLA/AĞABEY
ile/ve/||/<>/>
BEN
ile/ve/||/<>/>
ERKEK/KIZ KARDEŞ

( )

- DEDİKODU ile/değil/yerine HATA

( Çalışmayanın "yaptığı". İLE/DEĞİL/YERİNE Çalışanın yaptığı. )

- DEDİKODU ile/ve/değil/< TEVÂTÜR[Ar. < VİTR]

( Söylenti. [Olumsuz/istenmeyen.] İLE/VE/DEĞİL Bir haberin/bilgi(nin) yayılması. [Olumludur.] )

- DEDİKODUCU ile/ve/= YAĞI/DÜŞMAN/HASIM

( Biz ancak kendimizin düşmanıyızdır. )
( Kişi, bilmediğine düşman olur. )

- DEEP COOLING[İng.] ile/||/<> DERİN SOĞUTMA

( Açık deniz balıkçılığında yakalanan balıkları muhafaza etme işleminde kullanılan önemli yöntemlerden biri olup balığın sıcaklığının homojen bir biçimde buzun erime noktasının biraz altına 2 4º C ye düşürülmesi )

- DEEP ECOLOGY değil/yerine/= DERİN ÇEVREBİLİM

- DEEP LEARNING ile/||/<> SHALLOW LEARNING

( Deep learning çok katmanlı sinir ağları kullanırken İLE shallow learning tek gizli katmanlı veya lineer modeller kullanır )
( Formül: Backpropagation )

- DEEP SUBJECT vs. SERIOUS SUBJECT

- DEEP :/yerine DERİN

- DEER :/yerine GEYİK

- DEF ETMEK ile/ve DEFN ETMEK

- DEF ETMEK ile/ve DEFN ETMEK

- DEF ile DEFA ile DEFİ ile DEFO ile DEFOLU ile DEFOSUZ ile DEFALARCA ile DEFLASYON


- DEF'[Ar.] ile DEFF[Ar.]/DEF[Fars.]/[Ar.]

( Öteye itme, savma, savulma. | Verme, ortadan kaldırma. | Giderme. | Bir dâvâyı savunmak üzere açılan başka bir dâvâ. İLE Tef. Zilli ve pullu bir çembere gerilmiş deriden oluşturulan çalgı, daire. )

- DEF[Ar.] değil/yerine/= ÖTEYE İTME, SAVMA, UZAKLAŞTIRMA | VERME, ORTADAN KALDIRMA | GİDERME

- DEF değil/yerine/= SAVU

- DEFATEN[Ar. DEF-AT[çoğ.] + Fars. -EN] ile/değil DEFAATLE[Ar. DEFA-AT[çoğ.] + Tr. İLE]

( Ansızın, bir kerede, bir çırpıda. İLE/DEĞİL Yineleyerek/tekrarlayarak, defalarca. )

- DEF-İ DEF değil/yerine/= SAVUYA SAVU

- [not] DEFICIENCY vs. DEFECT WITH ...

- DEFICIENCY vs. DISCREPANCY vs. LACK vs. LIMITATION vs. SCARCITY vs. SHORTAGE vs. SHORTCOMING vs. WANT

- DEFICIT :/yerine AÇIK (BÜTÇE)

- MYRICA OIL[İng.] / MYRICA FETT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEFİNE YAPRAĞI YAĞI

- DEFİNE değil/yerine/= GÖMÜ


- DEFLASYON[Fr. < DÉFLATION] değil/yerine/= PARA KISITLAMASI

- DEFLATÖR[Fr. < DÉFLATEUR] değil/yerine/= PARA KISITLAYICI

- ESSENCE DE MYRICA[Fr.] ile/değil/yerine/= DEFNE YAPRAĞI YAĞI

- DEFNE, DOÇ. DR. MESUT ÖMER (ÇANKIRI, 1914 - 1955)

( Üniversite Öğretim üyesi. Kastamonu Muallim Mektebinin tatbikat kısmını bitirdi. Yüksek Ziraat Enstitüsü Orman Fakültesinden 1939'da mezun oldu. 1939 - 1943 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1943'te Orman Entomolojisi ve Koruma Kürsüsüne asistan oldu. "Batı Karadeniz Bölgesindeki Göknarların Zararlı Böçekleri ve Mücadele Metodları" konulu tezi ile "Doktor" unvanını aldı. 1954'te "Türkiye'de Otlak ve Otlatma İşlerini Tanzim Yolu ile Orman Korunması Problemi Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile Üniversite Doçenti unvanını aldı. )

- DEFNETMEK ile DEFNEDİLMEK ile DEFNE ile DEFNE YAĞI ile DEFNE YAPRAĞI

- DEFO[Fr. < DÉFAUT] değil/yerine/= KUSUR, ÖZÜR, BOZUKLUK

- DEFTER-DÂR[Ar./Fars.]

( İl'de Maliye Bakanlığı'nın en yüksek memuru. )

- DEFTERDAR[Ar. < DEFTER + FARS. < -DÂR] ile/||/<> ...

( 1 Osmanlılarda maliye işlerinin en yüksek buyurucusuna verilen san 2 İllerde maliye işleriyle uğraşan yüksek görevli )

- DEFTER-İ HAKANÎ | DEFTERHANE[Ar. < DEFTER + FARS. < HÂNE] ile/||/<> ...

( Osmanlı ülkelerindeki tüm toprak kayıtlarını kapsayan ana defterlerin bulunduğu ve bunlara özgü işlerin görüldüğü daire )

- DEGAJ ile DEGAJE ile DEGAJE YAKA


- DEĞER BAHA değil/yerine/= DEĞER EDER

- DEĞER DÜŞÜRÜCÜ/LÜK ile/değil DÜŞ/HAYAL KIRIKLIĞI

- DEĞER ile/ve/||/<> AYAR

- DEĞER ve/=/||/<> EMEK

- DEĞER = KIYMET = VALUE, WORTH[İng.] = VALEUR[Fr.] = WERT[Alm.] = VALOR[Lat., İsp.]

- DEĞER/İNİ BİLMEK:
SAHİP OLMADAN ÖNCE
ile SAHİP İKEN ile KAYBETTİKTEN SONRA

( )
( )
( )
( )

- DEĞERLİ OLAN BİR ŞEYİ/ŞEYLERİ SEVMEK ile/ve/<>/değil/yerine DEĞERİ SEVMEK

- DEĞERLİ TAŞ/CEVHER ile/ve/<> GANG[Alm.]

( ... İLE/VE/<> Bir maden cevherini, bir değerli taşı saran değersiz madde. )

- VALANCE BOND THEORY[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BAĞI KURAMI

- VALENCE BOND[İng.] / LIAISON DE VALENCE[Fr.] / VALENZBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BAĞI


- VALENCE-BAND METHOD[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BAND YÖNTEMİ

- VALENCE BAND[İng.] / BANDE DE LA VALENCE[Fr.] / VALENZBAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BANDI

- VALENCE SHELL ELECTRON PAIR REPULSION (VSEPR) THEORY[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK KABUĞU ELEKTRON ÇİFTİ İTMESİ (VSEPR) KURAMI

- DEĞERSİZ/"KÜÇÜK" GÖRMEK ile/değil UZAK(LAŞMIŞ) OLMAK

- DEĞİL ile BİLE DEĞİL

- DEĞİL["DİİL/DEYİL" değil!] ile BİLE DEĞİL

- DEĞİLLEME = NEFİY, İNKÂR, SELB = NEGATION[İng., Fr., Alm.] = NEGATIO[Lat.] = APOPHASIS[Yun.]

- DEĞİM/LİYÂKAT ile HAK EDİŞ

- DEĞİRME ile DEĞİRMEN/LİK ile DEĞİRMENCİ/LİK ile DEĞİRMEN TAŞI

- DEGİŞİK/LİK ile ÖZEL/LİK


- DEĞİŞİM:
KIRILINCA
ile/ve/||/<> KANDIRILINCA ile/ve/||/<> ÇOK FAZLA ŞEY ÖĞRENİNCE ile/ve/||/<> ÂŞIK OLUNCA ile/ve/||/<> ZORDA/ZORUNDA KALINCA

- DEĞİŞİM ile/ve/değil EŞİK

- DEĞİŞİMDE/METABOLE [ARISTOTELES'TE]:
| OLUŞ ile/ve/||/>< BOZULUŞ |
ve/||/<>
| NİCELİK ile/ve/||/<> NİTELİK ile/ve/||/<> YER DEĞİŞTİRME |a

- Değişimin için DİNLE!!!

- Değişimin için KONUŞ!!!

- Değişimin için SUS!!!

- ALTERNATOR[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN AKIM ÜRETECİ

- MÜTENÂVİB CEREYAN[Osm.] / ALTERNATING CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN AKIM

- DEĞİŞKEN ile/ve/değil/||/<>/< VERİ

( Her değişken, bir veridir fakat her veri bir değişken değildir. )

- DEĞİŞME ile/ve/değil BİR BAŞKA OLMA

( Sizi, eskisi gibi kullanamadıklarında, değiştiğinizi "söylerler". )

- KÂİDE-İ GAYR-İ TAHAVVÜL[Osm.] / INVARIANCE PRINCIPLE[İng.] / INVARIANZGRUNDREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞMEZLİK İLKESİ

- DEĞİŞTİRMEK ile RENGİ DEĞİŞTİR ile ROTAYI DEĞİŞTİR ile DAHA İYİYE DOĞRU DEĞİŞMEK ile VİTES DEĞİŞTİR ile EL DEĞİŞTİR ile EL DEĞİŞTİRMEK ile KİMLİĞİNİ DEĞİŞTİR ile PARAYI DEĞİŞTİR ile FİKRİNİ DEĞİŞTİR ile KONUMU DEĞİŞTİR ile DURUMU DEĞİŞTİR ile SIRAYI DEĞİŞTİR ile DEĞİŞTİRİLEBİLİR ile DEĞİŞTİ ile DEĞİŞİYOR

- DEĞME ile/değil GERİ TEPME

- DEĞNEK ile SOPA

( ... İLE Kalın değnek. )

- DEGRADER İLE PROTAC İLE MOLECULAR GLUE ile/||/<> PROTEİN DEGRADASYON

( Hedefli protein yıkımı. )
( Formül: POI-PROTAC-E3 )

- DEGREE/LIZARD[İng.] değil/yerine/= DEGRÉ/LÉZARD[Fr.] değil/yerine/= DEGREDUS/LACERTUS[Lat.] değil/yerine/= GRAD, WINKELGRAD, BOGENGRAD/EIDECHSE[Alm.] değil/yerine/= KERTELEME

( Sinema Düzgün, tek biçimli, yoğunluğu doğru ve değişmez pozitif bir eşlem sağlamak amacıyla, yoğunluğu değişik bir negatife basımda verilecek ışığı ayarlama. @@ Bir oyunun duygu, akımında yükselme, artma. @@ Anlatımı daha etkili kılmak için sözcüklerin, kavramların, düşünce ve duyguların derecelendirilmesi, derece gözetilerek sıralanması. Türleri:. 1. yükselen kerteleme: [es. t. tedric-i said, tensik-i irtikaî]: Azdan çoğa, küçükten büyüğe, güçsüzden güçlüye doğru düşünce ve duyguların derecelendirilmesi biçiminde yapılan kerteleme. Ör.: 'Top, tüfek sadası kesildi. İki asker mızrak mızrağa, kılıç kılıca, hançer hançere, boğaz boğaza uğraşmaya başladı.' (Namık Kemal, Cezmi) 2. alçalan kerteleme: [es. t. tedric-i habit, tensik-i inhitatı]: Çoktan aza, büyükten küçüğe, güçlüden güçsüze doğru düşünce ve duyguların derecelendirilmesi biçiminde yapılan kerteleme. Ör.: Barışı hangi ulus, hangi toplum, hangi kişi istemez? @@ (Söz sanatı terimi) Bir takım fikirleri şiddet derecelerine göre sıralama, ki dereceler yüksele yüksele çıkarsa YÜKSELEN KERTELEME, Tedrici sait, Gradation ascendante ou Climax denir. “Makber değil bir türbe, türbe değil bir mabet, mabet değil bir küre, küre değil bir nihayetsiz feza.” - A. Hâmit. Dereceler alçala alçala iniyorsa ALÇALAN KERTELEME, Tedrici hâbit, Gradation descendante ou Anticlimax adını alır. @@ Olay dizisindeki duygu akımının yavaş yavaş yükselmesi, artması. )

- DEH ile DEHA

- DEHÂ:
%1
ile/ve/değil/||/<>/< %99

( "İlham." İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Ter/çalışmak. )

- DEHA/DAHİ ile/ve/||/<> YARATICI/LIK

- DEHA | ÖKELİK ile/||/<> ÖKELİK

( Özellikle yaratıcı nitelikte olan en yüksek düzeydeki anlıksal yetenek Anlak ölçerleri üzerinde genellikle alt sınırı 140 Z B dir Yaratıcı yeteneğin yeni olanaklara yol açan en yüksek derecesi Ökelik ile yeteneği karıştırmamak gerekir Yetenekli kişi ancak kendi olanaklarının sınırı içinde en yüksek düzeye ulaşabilir öke ise bu sınırı aşarak yeni olanaklar yaratır )

- DEHA ile/||/<> DEHA-BUDDHİ ile/||/<> SWARUPA

( Fiziksel gövde. @@ Öz Varlığı fiziksel gövdeyle özdeşleştiren akıl. @@ Bireyin kendi şekli, doğası, karakteri. )

- DEHÂ ile/ve/||/<>/>< DELİLİK

( İkisinin arasında, çok ince bir çizgi, aralık vardır. )

- DEHÂ ile/ve/değil/||/<> ODAKLANMA GÜCÜ

- DEHÂ =/||/<> RAB

- DEHÂ ile/ve/değil TUTKU

- DEHA-BUDDHİ

( Öz Varlığı fiziksel gövdeyle özdeşleştiren akıl, düşünme yetisi. )

- DEHİSANS/DEHISCENCE[İng.] değil/yerine/= DOKU AYRILIM | AYRILMA

- DEHR[Ar.] ile EBED[Ar.]

- DEHR[Ar.] ile MÜDDET[Ar.]

- DEHŞ[Ar.] ile HAYRET[Ar.]


- DEISM[İng.] ile/||/<> DÉISME[Fr.] ile/||/<> DEUS[Lat.] ile/||/<> DEISMUS[Alm.] ile/||/<> YARADANCILIK | DEİZM[Fr. < DÉISME]

( Yaradancılık deus Tanrı Tanrıya inanmakla birlikte belli bir dinin dogmalarını ve ilkelerini benimsemeyen Tanrının evreni yarattıktan sonra onu kendi yasasına göre işlemek üzere kendi başına bıraktığını öne süren öğreti Yaradancılık XVI yüzyılda Tanrıtanımazlığın karşıtı olarak ortaya çıkmıştır Sonradan Aydınlanma döneminde kilise öğretisini eleştirerek us dinini savunanların öğretisi olmuştur Belli başlı savunucuları Jean Bodin Herbert of Cherbury John Toland Shaftesbury Voltaire J J Rousseau )

- DÉJÀ PENSÉ[İng.] değil/yerine/= SANKİ DÜŞÜNDÜM SANISI

- DÉJA VU[Fr.] ile/||/<> GÖRMÜŞLÜK DUYGUSU

( Kişinin yeni bir yaşantıyı eskiden de yaşamış olduğu yolundaki duygusu )

- DÉJÀ VU[Fr./İng.] değil/yerine/= SANKİ GÖRDÜM SANISI

- DECA-[İng.] / DÉCA-[Fr.] / DEKA[Alm.] ile/değil/yerine/= DEKA-

- DEKOLMAN/DETACHMENT[İng.] değil/yerine/= DOKU AYRILMASI

- DEKOVİL HATTI ile/||/<> NARROW GAUGE RAILWAY[İng.] ile/||/<> VOIE À ÉCARTEMENT ÉTROIT[Fr.] ile/||/<> SCHMALSPURBAHN[Alm.] ile/||/<> DAR HAT

- DEKOVİL[Fr. < DECAUVILLE] değil/yerine/= KÜÇÜK DEMİRYOLU

( Ray aralığı 60 santimetre ya da daha az olan, araçları buhar ya da insan gücüyle yürütülen küçük demiryolu. )

- DEXTRO LACTIC ACID[İng.] / DEXTROGYRE ACIDELACTIQUE[Fr.] / RECHTSDREHEND MILCHSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEKSTRO LAKTİK ASİT

- DEKUPAJ YAPMA, DEKUPE ETME, DEKUPAJ | KURGULAMA ile/||/<> KURGULAMAK ile/||/<> KURGULAMA

( Sinema 1 Kurguyu gerçekleştirmek için yapılan çalışma 2 Bir filmin çevirim oyunluğuna hazırlık olarak ileride yapılacak kurguyu önceden tasarlama filmi çekim çekim anlıkta canlandırma ve bunu kâğıda dökme işi Sinema Kurguyu kurgulamayı gerçekleştirmek Kurgu kurgulama eylemi sinema 1 Kurguyu gerçekleştirmek için yapılan çalışma 2 Yapılacak kurguyu önceden tasarlama bunu kâğıda dökme işi Gevşek dokulu ve daha çok göstermeci nitelikteki oyunda başka oyunlardan ya da sahnelerden alınmış çeşitli yerleri durumları kişileri belgeleri film ve diyaları uyumlu bir biçimde birleştirmek )

- DELÂLET:
AKLÎ/ZÂTÎ
ile/ve TABİÎ ile/ve VAZ'Î

( Lafzî. | Gayr-ı lafzî. İLE/VE Lafzî. | Gayr-ı lafzî. İLE/VE Lafzî. | Gayr-ı lafzî. )

- DELÂLET-İ LAFZİYE ile DELÂLET-İ GAYR-I LAFZİYE

( Sesli/Sözlü delâlet. İLE Sessiz/Sözlü delâlet. )
( Tabii | Vazî | Aklî İLE/VE Tabii | Vazî | Aklî )
( İkisi de; Tabiiye, Akliye, Vaz'iye olarak 3'e ayrılır. )
( Delâlet-i Gayr-ı Lafziye'ye örnekler;
* Tabiiye(Aşık, maşuku rüyet zamanında(gördüğünde), vech-i aşıkta zuhur eden kırmızılık)
* Akliye[Kardaki (ayak/dal vs.) iz(i)]
* Vaz'iye[ (-Duman işaretleri, -Trafik lambaları) (uylaşım(sal)) (muvadaa/karşılıklı konmak) (dil) (mantık)] )
( Delâleti(rehberi) olmayan, dalâlete düşer. )

- DELÂLETU'L-ÂYET[Ar.] ile DELÂLETU'L-TAZMÎNU'L-ÂYET[Ar.]

- DELAY vs. LATE

- DELİ BEKİR AĞA CAMİİ

( Maden Mahlallesindedir. İnşaa tarihi 1900 olup yaptıran kişinin adı ile anılmaktadır. Cami 1971 yılında büyük onarım gördü. )

- DELİ DOLU (YAŞAMAK/DAVRANMAK)

- DELİ FUAT PAŞA (KAHİRE/MISIR, 1835 - 1931)

( Babası Müşir Hasan Paşa'nın görevi nedeni ile Mısır'da bulunması nedeni ile Kahire'de doğdu. Ataklığı, olağanüstü cesareti ve dobra dobra konuşması nedeni ile "Deli" lakabı ile anıldı. Öğrenimini Mısır'da Abbasiye mektebinde yaptı. Aynı mektepte hocalık yaptıktan sonra Albay rütbesi ile İstanbul'a tayin edildi. Dar - ı Şura - yı Askeriye'de çalışırken Aşiret ayaklanmalarını bastırmakla görevlendirildi (1872). Karadağ Savaşlarına katıldı (1876), 93 Harbi de denilen Osmanlı Rus Savaşına katıldı (1877/78) ve başarılı oldu. Elana'da Rusları bozguna uğratınca "Elena Kahramanı" olarak anılır oldu. Bu başarısını takiben Padişahın Yaver - i Ekremliğine (Padişah Yaverliğine) getirildi ve olağanüstü elçi olarak Avusturya ve Rusya'ya gönderildi (1894). Abdülhamid yönetimine muhalefet edince Padişaha karşı bir komploya katıldığı iddiası ile evini basan hafiye Fehim Paşa ile çatışmaya girdiği için sıkıyönetim mahkemesine verildi, nişanları alındı ve rütbeleri söküldü ve Şam'a sürüldü. İkinci Meşrutiyetin ilanı ile (1908) İstanbul'a getirildi ve Ayan Meclisi üyesi yapıldı. Hürriyet ve İtilaf Partisi kurucuları arasında yer aldı. Damat Ferit'in istifası üzerine Parti Başkanlığını üstlendi ise de kısa süre sonra istifa ederek ayrıldı (1912). Balkan Savaşlarına katıldı. Damat Ferit Hükümetinin düşmesi için uğraş verdi. Müşirliğe (Mareşallığa) kadar yükseldi. Ömrünün son yıllarını İstinye koyundaki görkemli yalısında geçirdi ve 1931 yılında öldü. )

- DELİ OLMAK ile/ve/değil/||/<>/< ZIRVA BULABİLMEK

( "Deliyim" demek bir şey değil. Önemli olan, zırva bulabilmek. )

- DELİ ile/değil/yerine/<>/>< AKILLI

( Sadece, aklı başında olanlar, deli olduklarını kabul ederler. )
( Dışından, kendi kendine konuşunca. İLE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< İçinden, kendi kendine konuşunca. )

- DELİ ile AKILSIZ


- DELİ ile/değil/yerine "AKLI DALGALI"

- DELİ ile/ve/değil ÂŞIK

- DELİ ile/||/<> DELİ

( Önceleri Rumelide bulunan genişledikten sonra Anadoluda da vezir ve beylerbeylerine bağlı olarak görev yapan hafif süvari örgütünün askeri cephastalığı )

- DELİ ile/değil DENÎ

- DELİ" ile/ve/değil/yerine/||/<> "DERİN"

- DELİ ile DÎVÂNE

( Dîvan'dan, bir söz çıkar, âleme sığmaz. Dîvâne'den bir söz çıkar, Dîvân'a sığmaz. )
( "Ârifim ben!" diye hiçbir kimseye tan etme sen,
Defter-ü-divâna sığmaz söz gelir, dîvâneden!
[ Bâyezîd-i Bistâmî, bir tımarhanenin önünden talebeleriyle birlikte geçiyormuş.

Onlara ders vermek üzere hekime sorar:
"Sen akıl hastalıklarına çare buluyorsun, günah derdine de bir çâre var mı?"

Hekim, başını kaşıya dursun,
bir deli yanıt verir:
"İstiğfar kökünü tövbe yaprağıyla karıştırmalı,
gönül havanına koyup tevhid tokmağıyla dövmeli,
insaf eleğinden eleyip gözyaşıyla hamur etmeli,
aşk ateşinde pişirip muhabbet balıyla karıştırmalı
ve kanaat kaşığıyla da gece gündüz yemeli!"

Delinin bu sözü bittikten sonra, Bâyezid-i Bistâmi şöyle der:

"Ârifim ben!" diye hiçbir kimseye ta'n etme sen,
Defter-ü-divâna sığmaz söz gelir, dîvâneden!] )
( Harabât ehlini hor görme şâkir
Defîneye mâlik vîrâneler var )

- DELİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOLU

- DELİ ile/değil DONANIMLI

( Sadece aklı başında olanlar, deli olduklarını kabul ederler. )

- DELİ ile/||/<>/> GERİ

( Baktın deli, çekil geri. )

- DELİ ile GÖZÜKARA


- DELİ[< TELÜ < TİLVE] ile/değil MECZUB

( "Deliyim!" demek, bir şey değil. Önemli olan, zırva bulabilmekte! )
( Delileri, zihinlerini yorarak sınarlardı. Zihin yorulunca kendini bırakır, delilik hali varsa böylece meydana çıkardı. )
( Delilerin sınavı, posteki saymaktı. )
( Akl-ı maaş'tan kayan. İLE Akl-ı maad'dan kayan. )
( Maddî ve siyasi iradedeki boşluk artırır. İLE Manevî alandaki boşluk artırır. )

- DELİ ile MİSTİK

( Zihnin altında ezilirsek. İLE Zihni aşabilirsek. )

- DELİ ile/ve/||/<>/>/< SUÇLU

( Gördün deli, dön geri. )

- DELİ ile VELÎ ile ÖLÜ

( Kendini kurtarmış. İLE Kendini kurtarmışlıkla birlikte bir başkasını daha kurtarabilme olanağı/kudreti bulunan. İLE ... )
( [Sürekli] Anlaşılmaya çalışan. İLE/VE Anlamaya çalışan. İLE Anlayabileceği bir şeyi kalmayan. )
( ... İLE Ermiş, seven, dost, sahip. | Tüm işlerini, Allah'a sunan kişi. İLE ... )
( Akıl, baştan çıkarsa. İLE Dünya, senden çıkarsa. İLE Sen, dünyadan çıkarsan. )

- DELİK/YIRTIK ile/değil İLİK

- DELİK ile OYUK

- DELİL[Ar. < DELÎL] ile/||/<> KADI ile/||/<> MEYDANCI ile/||/<> PEYK ile/||/<> REİS ile/||/<> YİĞİTBAŞI

( (T.K.O.) Anadolu'da oyunları yönetene verilen ad. @@ bk. deli. )

- DELİ/LER ile/değil/yerine/>< DELİL/LER

- DELİLİK ile AMOK

( ... İLE Öldürücü delilik. [Malezya'da] )

- DELİ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLGİLİ/LİK

( Bilgisizler/cahiller ve düşün[e]meyenler için anlayamadıkları her şey [ve herkes] "deli/lik"tir. )

- DELİ/LİK ile/ve/değil/||/></ne yazık ki BİLGİSİZ/LİK / CAHİL/LİK

( Akıl, kişiyi terk etmişse. İLE/VE/DEĞİL/||/></NE YAZIK Kİ Kişi, "aklı terk etmişse", akıldan [ne kadar] "uzaksa". )

- DELİ/LİK ile ÇILGIN/LIK

- DELİ/LİK ile ÇILGIN/LIK

- DELİLİK ile/ve/değil İNANÇ/İMAN

- DELİ/LİK ile VELİ/LİK

( Deli, kendi deli olduğu gibi başkasını da delirten. İLE
Veli, başkasını ihyâ eden. )
( İnsan aklı bırakırsa Deli, akıl insanı bırakırsa Veli. )
( "Deliyim!" demek, bir şey değil. Maharet, zırva bulabilmekte! )
( Velîlik, altın; nebîlik, gümüş kerpiçtir. İlâhî zevk ve saltanat makamına "Altın kerpiç", Peygamber'in, kişileri davet etmek için indiği tenezzül makamına da "Gümüş kerpiç" denilmiştir. )

- DELİOTU ya da KUDUZOTU

( Turpgillerden, bahçelere süs olarak dikilen bir bitki. )

- DELİSİ OLMAK/OLAN ile/değil/yerine DÜŞKÜN

- DELIVERANCE vs. TO BECOME FREE

- DELK | SÜRTÜNME ile/||/<> SÜRTÜNME

( Bir cismin başka bir cisme değerek geçmesinde ya da bir ortam içindeki deviminde hız azaltıcı olay fizik İki metal yüzeyin birbirine değerek devinmeleri )

- DELK[Ar.] ile DELK[Ar.]

( El ile ovma, sürtme, ovuşturma/ovuşturulma. İLE Eski giysi, yamalı dilenci hırkası. | Dervişlerin giydiği eski aba ve yırtık cübbe. )

- DELTA ile DELTA KASI

- DELU | DELO | KOVA ile/||/<> KOVA

( Kova Bir takımyıldızın ve burcun adı Kova takımyıldızı Kova burcu astronomi )

- DELV[Ar.] ile ZENÛB[Ar.]

- DEM | DEMM ile/||/<> KAN

( İlkellere göre insana güç ve dirim veren ruhu barındıran kötülüğü uzaklaştıran pisliği arıtan erginleme törenlerinde kan kardeşliğinde büyücülükte beslenmede önemli yeri olan sıvı Hayvanlarda vücut boşluğu ya da kan damarı sistemi içinde dolaşan sıvı halinde bir dokudur Vücudun başlıca bölgelerine oksijen ve besin maddeleri taşır karbondioksit ve diğer boşaltım maddelerini toplar biyoloji zooloji Hayvanlarda vücut boşluğu içinde ya da kapalı damarlar içerisinde dolaşan hücreler ile oksijen karbondioksit hormonlar besin boşaltım ve bağışıklık maddelerini taşıyan sıvı Omurgalılarda oksijenin ve karbondioksitin taşınmasında görev yapan kırmızı kan hücreleri ile organizmanın savunmasında görev yapan beyaz kan hücreleri ve kanın pıhtılaşmasında görevli olan kan pulcukları ve serumdan oluşur 1 Omurgalılarda oksijenin ve karbondioksitin taşınmasında görevli kırmızı kan hücreleri organizmanın savunmasında görevli beyaz kan hücreleri ve kanın pıhtılaşmasında görevli olan kan pulcukları ve plazmadan oluşan sıvısal doku 2 Kan proteini kıl mide içeriği ve idrar vb yabancı maddeden arındırılmış temiz taze bütün veya suyu alınmış hayvan kanının hızlı bir biçimde dondurulması veya soğutulmasıyla elde edilen ürün hayvan kanı Az gan kān xān yun Çuvaşçada baştaki k sesinin yye çevrildiği göze çarpıyor Çuvaşçada buna benzer k y olaylarının varlığını biliyoruz Örn Türkçe kal Çuvaşça yul Türkçe kar Çuvaşça yur Türkçe kın Çuvaşça yĕnĕ Çuvaşçadaki k y örneklerinin uzun ünlülerden kalma bir olay olduğu yolundaki görüş bilim çevrelerinde yaygınlık kazanmıştır kanat Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede kān olarak geçer Eski Kıpçakçada da kān biçimi kullanılır Türevleri Moğolcaya da geçmiştir Egorov ÊS 349 Farsça xūn kan biçimiyle karşılaştırmıştır )

- DEM[Ar. çoğ. DİMÂ'] ile DEM'[Ar.] ile DEM[Ar.]

( Kan. İLE Gözyaşı. Gözyaşı dökme. İLE Soluk/nefes. | İçki. | An, vakit, saat, zaman. )

- DEM ile DEHR

- DEM ile/ve DEHR

( An. İLE/VE An. | Gökkubbenin tamamı. | Felek. | Çağ. )

- DEM ile DEME ile DEMO

- DEME, NEFES: Alevî ve Bektâşî şiiri.

- DEME!
"TARLADA HASADIM VAR"
ve/||/<> "EVLÂDIM VAR"

( Eline geçmedikçe. VE/||/<> El koynuna girmedikçe. )

- DEME ile/||/<> DEMEK

( 1 Genel olarak şiir yerine kullanılan terim 2 Daha çok Alevî Kızılbaş ozanlarının tarikatleriyle ilgili konuları işleyen koşuklarına kendilerince verilen ad )

- DEMET[Yun. DEMATİ] ile/||/<> DEST/E[< Fars.][Türkçe > Bulgarca ve Sırpça]

( Çiçek ya da bitkilerin bir araya getirilip bağlanmış biçimi, bağ, bağlam. | Aynı ya da farklı nesnelerin bir küme oluşturacak biçimde bir araya gelmiş biçimi. | Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı ya da lifli kordon. | Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu. | Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu. İLE/||/<> Elde tutulabilecek biçimde bir araya getirilmiş nesnelerden oluşan bağ, demet, tutam, bağlam. | On tâneden oluşan takım. | Tutulacak yer, kabza, sap. | Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldığı beş dereceden en küçüğü. | On yapraktan oluşan altın varak defteri. | Elli iki kâğıttan oluşan iskambil kâğıdı takımı. | Takım, tâife, güruh. )

- DEMİ- ile/||/<> HEMİ- ile/||/<> SEMİ- ile/||/<> FİSS- ile/||/<> SCHİZ-/SCHİZO-

( Yarım, yarı. İLE/||/<> Yarı. İLE/||/<> Yarı, yarım, yarısı. İLE/||/<> Yarılma, ayrılma, ikiye ayrılma, çatlama, bölünme. İLE/||/<> Yarı, kısmî. )

- DEMİ ile/||/<> LACRYMA[Lat.] ile/||/<> GÖZYAŞI

( biyoloji )

- DEMİN ile/ve/değil/<>/< BİRAZ ÖNCE

- IRON CORE[İng.] ile/değil/yerine/= DEMİR ÖZDEK

- DEMİR, N. ERDİ (MENEMEN, 1964)

( Fenerbahçe'den transfer edildi (1990) ve beş sezon Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 128 lig, 15 kupa ve 8 Turnuva maçı olmak üzerde 151 resmi ve 51 özel maçla birlikte toplam olarak 202 maçta Sarıyer takımında forma giydi. Lig maçlarında 37, Kupa maçlarında 6, turnuva maçlarında 3 olmak üzere resmi maçlarda 46, ayrıca özel maçlarda attığı 41 golle toplam olarak 87 gol takımına kazandırdı. 9 Ümit, 11 Amatör ve 16 A Genç olmak üzere toplam olarak 36 kez Milli Takım forması giydi ve 1994'te Sakaryaspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Teknik direktör lisansına sahip olup teknik adam olarak çalışmaktadır. )

- DEMİR ile/ve ATEŞ

- DEMİR ile/ve ATEŞ

- DEMİR ile EKŞİ

( ... İLE Ateş karıştırmaya yarayan demir. )

- DEMİR ile/ve/değil/||/<>/< EMİR

( "Emir, demiri keser." )

- HADİD[Osm.] / IRON[İng.] / FER[Fr.] / EISEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DEMİR

- DEMİR ile/değil HEME DEMİR

- DEMİRDEN KORKAN, TRENE BİNMESİN/BİNMEZ ile ALIŞMAMIŞ GÖTTE, DON DURMAZ