DÖRT(4) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- FARK ile/ve/değil DİZİLİM

- FARK ile/ve/||/<> ETMEN

- FARK[Ar.] ile FASL[Ar.]

- FARK ile İKİLİK

- FARK ile İNCE ÇİZGİ

- FARK ile KÂR

- FARK ile/ve MESAFE

- FARK ile/ve/||/<> MÜBÎN[Ar. BEYN/BEYÂN]

( ... İLE/VE/||/<> İyiyi, kötüyü [hayr'ı, şer'i] ayıran/ayırabilen. | Açık, apaçık, belirli. )

- FARK ile ÖNEM

- FARK ile/ve/değil/yerine/en azından ORTAK NOKTA


- FARK ile ÖZELLİK

- FARK[Ar.] ile TEFRÎK[Ar.]

- FARK ile/ve/<>/>/< UZAKLAŞMA

- FARK ile ZIT

- FARKETMEK ile/ve/<> FARK'I FARKETMEK

- FARK-I EVVEL ile FARK-I SÂNÎ

- FARKINDALIK ve/<> ÜMİT

( Paylaş! VE/<> Aşıla! )
( Yeni yılda da, sağlıklı ve mutlu AN'lar yaşamak üzere,
Farkındalık'larımızı paylaşıyor ve
birbirimize, -en azından gülümseyerek :)-
Ümit aşılamaya devam ediyoruz...

:) )

- FARK/LAR:
NESNEDE
ile/ve/değil/||/<> GÖZLEMDE/KEŞİFTE

- FARKLI OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK) ile/ve/değil/yerine ADAM OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK)

- FARKLI OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK) ile/ve/değil/yerine FARK YARATMAK(/YARATMAYA ÇALIŞMAK)


- FARKLI ile AYRI

( Farklıdır fakat ayrı değildir. )
( Nesneler ve kişiler farklılardır, fakat, onlar, ayrı değillerdir. )
( Pencere kapalı ya da açık olabilir ama güneş her zaman parlar. Bu tamamen oda için bir fark oluşturur, güneş için ise hiç. )
( Ayrılık duygusunu kaldırın, çatışma kalmayacaktır. )
( Ancak ayrılıkçılık ve çıkarcılık dünyada gerçek ıstırabın ortaya çıkmasına neden olur. )

- FARKLI ile FARK ile GÖRÜŞ AYRILIĞI ile FARKLI ile FARKLILAŞMA ile TÜREVLENEBİLİR ile DİFERANSİYEL ile DİFERANSİYEL DİŞLİ ile FARKLILAŞTIRMAK ile FARKLILAŞMA ile FARKLILAŞTIRICI ile FARKLI

- FARKLI ile İKİLİ(/ÇİFT)

- FARKLI ile/ve ÖZEL

- FARKLILAŞMA[İng. DIFFERENTIATION] ile/||/<> ENDÜKSİYON[İng. INDUCTION] ile/||/<> F İSTATİSTİĞİ[İng. F STATISTICS] ile/||/<> F-İSTATİSTİKLERİ[İng. F-STATISTICS] ile/||/<> GAUSE KURALI[İng. GAUSE'S RULE]

( Ayrışmamış bir gözenin (örn; bir kök gözenin) vücuttaki spesifik bir gözeye dönüşme işlemine verilen addır. Farklılaşma, bir takım genlerin aktive olduğu, bazılarının inaktive olduğu karmaşık bir süreçtir. Bunun sonucunda farklılaşan bir göze spesifik bir yapıya bürünür ve belirli bir fonksiyonu vardır.Olgunlaşmış bir sinir gözesinin diğer sinir gözeleri ile iletişimi sağlamak üzere elektrokimyasal sinyal alıp vermeyi sağlayan ince, fiber dokuya benzeyen çıkıntıları vardır. Laboratuvar şartlarında bir kök göze diğer gözelere (örn; sinir, kalp ya da pankreas gözesine) dönüştürülebilir ve buna yönlendirilmiş (directed) farklılaşma denir. @@ Fizyolojik gelişme seyrinin tetiklenmesi. Embriyonal gelişmede embriyonun farklılaşması ve determinasyonu için önemli bir faktördür. @@ Wright'ın F-istatistiği olarak bilinen Sewall Wright (1969, 1978) tarafından geliştirilen genetik yapının ölçüldüğü bir istatistiktir. F-istatistikleri populasyon genetiğinde bir populasyonda beklenen muhtemel heterozigotluğu belirlemek için kullanılan bir istatistiktir. FST, toplam genetik varyansın (T alt simgesi) bir alt popülasyonda (S alt simge) bulunan toplam genetik varyansa oranıdır. Değerler 0'dan 1'e değişebilir. Yüksek FST, popülasyonlar arasında önemli derecede farklılaşma anlamına gelir. FIS (akrabalık katsayısı), bir bireyin buldundurduğu, alt popülasyondaki varyansın kendisindekine oranıdır. Yüksek FIS, yüksek akrabalık olduğunu gösterir. @@ Wright'ın F-istatistiği olarak da bilinen populasyon genetiğinde genetik çeşitliliği analiz etmek amacıyla Sewall Wright tarafından geliştirilmiştir. FST, alt popülasyonun toplam genetik varyansın toplam genetik varyansa oranıdır. Değeri 0 ile 1 arasında değişir. Bu değer ne kadar yüksekse populasyonlar arası farklılaşma o kadar fazladır. FIS (soy içi üreme katsayısı), bireyin genetik varyansının alt populasyonun genetik varyansına oranıdır. @@ İki tür aynı anda aynı yerde yaşayamaz (ekolojik olarak aynı türler aynı yaşam ortamında bir arada bulunamaz). Bu, yalnızca niş farklılaşmasının (gaga boyutundaki farklılık, kök derinlikleri, vb.) evrimiyle mümkündür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- FARK/LI/LIK ile/ve/||/<> ÇEŞİT/Lİ/LİK

- FARK/LI/LIK ve IŞIK

- FARK'TA KALMA ile ÖZDEŞLEŞME

( Eminliğin oluşmamasına düşürür. İLE Aklın, askıya alınmasına neden olur. )

- FARM :/yerine ÇİFTLİK

- FARMAKOLOJİ[Fr. < PHARMACOLOGIE] değil/yerine/= İLAÇ BİLİMİ


- FARMAKOLOJİ/PHARMACOLOGY[İng.] değil/yerine/= İLAÇ BİLİMİ

- FARMAKOLOJİ ile TOKSİKOLOJİ

( İlaçların nasıl çalıştığını ve gövdeyi nasıl etkilediğini inceleyen bir bilim dalı. İLE Zehirlerin nasıl çalıştığını ve gövdeye nasıl zarar verdiğini inceleyen bir bilim dalı. Bu iki dalın kesiştiği noktada, yeni ilaçlar ve tedaviler geliştirilmekte ve zehirlenmelerin önlenmesi ve tedavisi için çalışmalar yapılmaktadır. )

- FARMAKOLOJİ ile/||/<> TOKSİKOLOJİ

( İlaçların etkilerini ve kullanımını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Zehirlerin etkilerini ve tedavisini inceleyen bilim dalı. )

- FARMAKOPE/PHARMACOPEIA[İng.] değil/yerine/= RESMİ İLAÇ BİLGİSİ

- FARMAKOVİJİLANS/PHARMACOVİGILANCE[İng.] değil/yerine/= İLAÇ TAKİP DÜZENİ

- FARMASÖTİK KİMYA ile/||/<> BİYOFARMASÖTİK KİMYA

( İlaçların kimyasını ve etkilerini inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Biyolojik ilaçların kimyasını inceleyen bilim dalı. )

- Fars ile FARS[Fr.]

( İran'ın güneybatısında oturan halk ya da bu halktan olan kişi. İLE İlkel, yalın güldürme öğelerinden yararlanan, kimi kez inanılırlığın sınırını aşan, güldürmeyi amaç edinen oyun. )

- FARS ABECESİ ile/ve ARAP ABECESİ

( BÜYÜK KAPI ile/ve KÜÇÜK KAPI )

- FARS[Fr. < FARCE] değil/yerine/= GÜLDÜRÜ

- FARZ ETMEK ile VARSAYILAN ile VARSAYMAK ile ADINI VARSAYMAK


- ... "FARZ" OLDU ile/değil/yerine ... ŞART OLDU

- FARZ ile FARZ-I KİFÂYE

- FARZ[Ar.] ile HATM[Ar.]

- FARZ ile/ve/değil İMAN

- FARZ[Ar.] ile KARZ[Ar.]

- FARZ ile NÂFİLE

- FARZ ile SÜNNET

- FARZ ile/ve/||/<>/> VÂCİB ( ile/ve/||/<>/> SÜNNET)

( ... İLE/VE/||/<>/> Farza yakın sünnet./Sünnete yakın farz. İLE/VE/||/<>/> ... )

- FARZ[Ar.] ile VUCÛB[Ar.]

- FARZ-I AYN ile/ve/<> FARZ-I KİFÂYE

( Herkes için geçerli olan durumların/konuların bilinmesi gerekli/zorunlu bilgiler/ilimler. İLE/VE Bazı kişilerin bilmesi yeterli olan bilgiler/ilimler. )

- FASHION :/yerine MODA

- FÂSİH[Ar. < FESH] ile FASÎH[Ar. çoğ. FUSAHÂ]

( İptal eden, bozan, çürüten, fesheden. İLE Güzel, düzgün ve açık konuşan, iyi söz söyleme becerisi olan. | Açık, âşikâr, sarih. )

- FASIL[Ar. çoğ. FUSÛL] ile FÂSIL[Ar. < FASL]

( Fasl. | Bir bestekârın aynı makamdan bestelediği iki beste. | Türk müziğinde klasik bir konser programı. İLE Ayıran, bölen, fasleden. )

- FASL[< FUSÛL]

( AYIRMA, AYRILMA | KESİNTİ | BÖLÜM )

- FASL[Ar.] ile FETH[Ar.]

- FASL[Ar.] ile FETK[Ar.]

- FASL[Ar.] ile KAT'[Ar.]

- FASL-VASL ile/ve HAŞR-NEŞR

- FASM[Ar.] ile KASM[Ar.]

- FASO FİSO

( Sıradan. Anlamsız. )

- FASO-FİSO

- FASS[çoğ. FUSÛS]

( TAŞIN YÜZÜKTE OTURDUĞU YUVA | YÜZÜK TAŞI )

- FAST :/yerine HIZLI

- [not] FAST vs./and ACTIVE

- FASULYE ile SOYA[Mançu dilinden]

( ... İLE Yağ çıkarılan, bir cins fasulye. )

- FASULYE/BEZELYE ile HİNTBEZELYESİ

( ... İLE Baklagillerden, sıcak ülkelerde yetişen, tohumları fasulyeye benzeyen bir bitki. )

- FAT32 ile/ve NTFS

- FATALITE ORANI/FATALITY RATE[İng.] değil/yerine/= OLGU-ÖLÜM ORANI

- FATE FAITH DESTINY

- FATE :/yerine KADER


- FATHER :/yerine BABA

- FATİH SULTAN MEHMET ve/< NİMEL[< Nİ AMEL] CEYŞ

( ... VE Fetihte şehit olan askerler. )
( 18 SEKBANLAR: Şehzâde Camii [Saraçhane'de] karşısında, [eski] Nikah Dairesi'nin yanındaki mezarlıklar. )

- FÂTİH[Ar. < FETH] ile FÂTİH[Ar.]

( Açan. | Anahtar. İLE Kendini açan/feth eden. )

- FÂTİHA SURESİNDEKİ DÖRT ANA İLİM

- FATİHÂ'YA İZNİ OLMAK ile/ve FATİHÂ'SI DÜZGÜN OLMAK

- FÂTİR[Ar.] ile FATÎR[Ar.] ile FATR[Ar. çoğ. FUTUR]

( Füturlu, durgun, gevşek. | Az sıcak, ılık olan. İLE Mayasız saç ekmeği, bazlama. | Bir çeşit pasta. | Olmamış, derecesini bulmamış şey. İLE Çatlak, yarık. | Mantar. )

- FATR[Ar.] ile Fİ'L[Ar.]

- FAUL ile FAUL YAPMAK

- FAUL ile FAULLÜ ile FAULSÜZ

- FAULT :/yerine HATA, KUSUR


- FAURE-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= FAURE GÖZESİ/PİLİ

- FAURE CELL[İng.] / CELLULE DE FAURE[Fr.] ile/değil/yerine/= FAURE PİLİ

- USEFUL BEAM[İng.] / FAISCEAU UTILE[Fr.] ile/değil/yerine/= FAYDALI DEMET

- PHASENGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ HIZI

- FAZ/İK/PHAS/IC[İng.] değil/yerine/= EVRE/Lİ

- FAZ İLE KRİTİK NOKTA İLE ÜÇLÜ NOKTA ile/||/<> FAZ GEÇİŞLERİ

( Maddenin hal değişim noktaları. )
( Formül: dP/dT = ΔH/TΔV )

- PHASE RULE[İng.] ile/değil/yerine/= FAZ KURALI

- FAZ[Fr. < PHASE] değil/yerine/= ELEKTRİK GERİLİMİNDE EVRE

- PHASENUMKEHR[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ TERS ÇEVRİMİ

- FAZ[Fr./İng. < PHASE] değil/yerine/= EVRE


- FAZ[Ar. < Fr. < Yun.] ile FAZZ[Ar.]

( Evre, safha. İLE Huysuz, kötü sözlü, kaba. )

- FÂZA[Ar.] ile SÂLE[Ar.]

- FÂZIL[Ar.] değil/yerine/= ERDEMLİ KİŞİ

- FAZL[Ar.] ile İHSÂN[Ar.]

- FAZLA ALÇAKGÖNÜLLÜKTE/TEVÂZÛDA:
RİYÂ
ile/ve/||/<> GERÇEK

( Fazla tevâzû gösterme, riyâdan sayarlar. İLE/VE/||/<> Fazla tevâzû gösterme, gerçek sayarlar. )
( [Fazla alçakgönüllük göstermek] İkiyüzlülük olarak yorumlanabilir. İLE/VE/||/<> İncelik olarak yorumlanmayıp çarpıtılarak, genelde de bilindiğiniz ya da göründüğünüz kadar incelikli olmadığınız biçiminde yorumlanabilir. )

- [ne yazık ki]
(FAZLA) ŞIMARTILAN ÇOCUK
ve/||/<>/> KENDİNDEN NEFRET EDEN ÇOCUK

- Fazla soru sorma SUS!!!

- FAZLALIK ile OBUR

- FCC İLE BCC İLE HCP ile/||/<> KRİSTAL ÖRGÜ TÜRLERİ

( Yaygın kristal yapılar. )
( Formül: APF = 0.74 İLE 0.68 İLE 0.74 )

- FDA/FOOD AND DRUG ADMINISTRATION[İng.] değil/yerine/= ABD GIDA VE İLAÇ DAİRESİ


- FEAR & ANXIETY

- FEAR vs. AVOID

- FEAR vs. PRECAUTION

- FEAR :/yerine KORKU

- [not] FEAR vs./and FACT

- FEAR vs./and PROTECTION

- FEATHER ANALYSIS[İng.] / FEATHER/SCHE-ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= FEATHER ÇÖZÜMLEMESİ

- feb. dur.[Lat. < FEBRE DURANTE] değil/yerine/= ATEŞ SIRASINDA, ATEŞ VARKEN

- FECİ ile FECİR

- FECR (VAKTİ) ile FECR-İ KÂZİB[YALANCI FECR] ile FECR-İ SÂDIK[HAKİKİ FECR]

( Sabaha karşı, güneş doğmadan önce, ufkun gün doğusu tarafından görünen aydınlığı, tan yerinin ağarması. İLE Sabaha karşı, doğuda, amûdî biçimde görülen aydınlık. [Sahura kalkış.] İLE Şafak sökme, sabah, imsak. )

- FECR-İ ÂTÎ ile/ve/<>/> MİLLÎ EDEBİYAT

( )
( )

- FEDÂ ETMEK değil/yerine/= YOLUĞLAMAK/GÖZDEN ÇIKARMAK

- FEDÂ[Ar. < FİDA] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DESTEK

- FEDÂ[Ar. < FİDA] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KATKI

- FEDÂ ile/değil/yerine/>< ELVEDÂ

( Sevene can fedâ; sevmeyene elvedâ. )

- FEDA ile FEDAİ/LİK ile FEDAİCE

- DİN:
FEDÂ
ve/||/<> FERÂGAT

- FEDÂ değil/yerine/= YOLUĞ

- FEDÂ(KÂRLIK) ile/<> FERÂGAT

( Sadakat. İLE/VE/||/<> Sevgi. )
( Mal/dan vermek. İLE/VE/||/<> "Can vermek" ve candan vermek. )
( Babadan gelen. İLE/VE/||/<> Anneden gelen. )
( Bedel ödemek. İLE/VE/||/<> Muhabbet. )

- FEDÂKÂRLIK ile "GERİ ADIM ATMA"


- FEED :/yerine BESLEMEK

- (not FEEL GUILTY FOR) FEEL GUILTY ABOUT

- FEEL :/yerine HİSSETMEK

- FEELING LIKE vs. BEING THAT

- FEHÎM[Ar. < FEHM] ile FEHM[Ar.]

( Zeki, anlayışlı, akıllı. İLE Anlama, anlayış. )

- FEHM ile/ve/||/<> AKIL ile/ve/||/<> İLLET ile/ve/||/<> HİKMET

( Kavram. İLE/VE/||/<> Bağlam. İLE/VE/||/<> Neden/içsel. İLE/VE/||/<> Dışsal. )

- FEHM ile/ve FİKİR

( Tekrar vardır. İLE/VE Hareket vardır. )

- FEHM[Ar.] ile 'İLM[Ar.]

- FEHM ile TEDEKKÜR ile TEFEKKUH

- FEİGENBAUM SABİTİ ile/||/<> ALTIN ORAN

( Feigenbaum δ=4.669 kaos, altın oran φ=1.618 geometri. )
( Formül: Evrensel kaos İLE estetik )

- FEK ile FEKE

- FEKAL ile FEKAL-ORAL YOL

( Dışkısal. İLE Dışkı-ağız yolu. )

- FEL ile FELÇ ile FELÇLİ/LİK

- FELÂ[Ar.] ile FELÂH[Ar.] ile FELAH[Ar.]

( O halde, o zaman. İLE Kurtuluş, selâmet, onma. | Mutluluk, kutluluk. İLE Başlangıç, iptida. )

- FELÇ/C[Ar.] değil/yerine/= İNME

- FELEK ile/ve/||/<> ON/UNCU AKIL

- FELLOW :/yerine ARKADAŞ, DOST

- FELSEFE DAĞI ile/ve/||/<> MATEMATİK ÇANTASI

- FELSEFE:
DÜŞÜNME BAĞLAMI
ile/ve/<> BİLGİ TÜRÜ

- FELSEFE:
NİTELİKLİ SORU, SORMA "SANATI"
ile/ve/||/<>
NİTELİKLİ, SORU SORMA "SANATI"


- FELSEFE:
NİYET
ve/||/<>/+ OLGU

- FELSEFE SORUSU/SORUNU ile/değil SORU-NUN/SORUNUN FELSEFESİ

- FELSEFE:
"YAPILAN/YAPMAK"
değil İNŞÂ EDİLEN/ETMEK

- FELSEFE:
"YAPTIRIMLARI OLAN"
değil/yerine YARGILARI OLAN

- FELSEFE:
"YETENEK/ZEKÂ"
ile/ve/değil/||/<>/< ÇABA/EMEK

- FELSEFE ile/ve/< AMAÇ

( Amacı bilinmeyen şey, felsefeye konu olamaz. )

- FELSEFE ile FELSEFÎ ÖYKÜ

- FELSEFE ve/||/<>/> İDEOLOJİ ve/||/<>/> TÜZE

( Başlar. VE/||/<>/> Deneyimlenir. VE/||/<>/> Düzenlenir. )

- FELSEFE ile/ve KURAMSAL/TEORİK AKIL

- FELSEFE ile/ve ŞİİR


- FELSEFE ve TÜZE(HUKUK)

( Yunan ökesi/dehası. VE Roma ökesi/dehası. )

- FELSEFE/BİLİM/FİZİK/DOĞA:
"DİYOR Kİ" ...
değil İLKELERİ/YASALARI/ZORUNLULUKLARI ÇERÇEVESİNDE ...

( Anlamı ve ayrıntıları kişiselleştirmeden! Öykünce/fabl çeşidine katmadan/düşürmeden! )

- FELSEFE'DE MÎLÂDLAR:
TEKERLEK
ve YELKEN ve YAZI

- FELSEFE/DE:
ÖZEL/LİK
ile/ve/||/<> TÜMEL/LİK ile/ve/||/<> KESİN/LİK

- [FELSEFEDE/TASAVVUFTA] (BAZI/ÇOĞU) (ÖZEL ŞEY["AYRINTI/İÇERİK/DERİNLİK/YOĞUNLUK/KABALIK/İNCELİK"]):
"BAYIL" DİYE
değil/yerine "AYIL!" DİYE

- FELSEFEDE UCLAR:
İNAK/DOGMA
ile/>< KUŞKU

- FELSEFEYE/BİLİME/SANATA/DİLE/TARİHE/HUKUKA/DİNE ...:
"GÖRE" ...
ile/değil -DE ...

( Alanlar ve kavramlar, kişi olmadığından, "... göre" sözcüğünün kullanımı burada yanlıştır. "Felsefede/bilimde/dilde/sanatta ..." biçiminde bulunma durumu["-de ..."] ile kullanılabilir. )

- FELSEFİ HÜMANİZM ile FELSEFİ ANTİ-HÜMANİZM

( Kişinin değerini, özgürlüğünü ve potansiyelini vurgulayan görüş. İLE Kişi/insan merkezli düşünce düzenlerini eleştiren ve kişiyi/insanı merkezden çıkaran görüş. )

- FELSEFÎ SORU/SORGULAMA ile/ve/= DEĞERLENDİRME

- FELSEFÎ SÖYLEM/DİSKUR ile/ve FELSEFÎ EDİM


- FEMALE :/yerine KADIN, DİŞİ

- FENÂ'

( YOK OLMA, YOKLUK, GEÇİP GİTME )

- FENÂ ile/||/<> FELÂKET

- FENÂ ile/ve/||/<> MAHV

( Yok olma, yokluk, geçip gitme. | Kötü, iyi olmayan, uygunsuz olan. İLE Yok etme, ortadan kaldırma, harâb etme, perişân etme, batma, bitme, yok olma. | [tas.] Kişisel/beşerî eksikliklerden/yetersizliklerden/olumsuzluklardan kurtulma durumu/hâli. )

- FENÂ[Ar.] ile NEFÂD[Ar.]

- FENÂ-Fİ-LLÂH ile/ve/||/<> FENÂ-Fİ-L-AŞK

( Allah'ın varlığı içinde yok olma. İLE Aşk içinde yok olma. )

- FENAFİŞŞEYH ile FENAFİRRESUL ile FENAFİLLÂH

- FENALAŞMAK ile FENALAŞTIRMAK ile FEN ile FENA/LIK ile FENT ile FEN BİLİMİ ile FENA HALDE ile FENA KALPLİ/LİK ile FEN BİLİMLERİ

- FENALIK ile NAZAR ile KÖTÜ HUYLU

- FENÂ-YI HÂDİS ile FENÂ-YI KADÎM


- FENETİK ile FİLOGENETİK

( Organizmaların benzerlik ve farklarına göre sınıflandırılması. İLE Organizmaların evrimsel ilişkilerine göre sınıflandırılması. )

- ASİT FENİK[Osm.] / PHENOL[İng.] / PHÉNOL, ACID PHENIQUE[Fr.] / PHENOL[Alm.] ile/değil/yerine/= FENOL

- FENOMEN[Fr. < PHÉNOMÈNE] değil/yerine/= OLAY. | GÖRÜNGÜ

- FEODAL < VIEH[Alm.][:
Mal = Davar]

- FER[Ar.] ile/ve/||/<>/> FER'İ[Ar.] ile/ve/||/<>/> FERİH[Ar. < FERAH]

( Dal, budak. İLE/VE/||/<>/> Asıla değil fer'e ait olan, ayrıntılarla ilgili, ayrıntı niteliğinde olan. | İkinci dereceden. İLE/VE/||/<>/> Neşeli, sevinçli[< sevinmek]. )

- FER ile FERİ ile FERT ile FERZ ile FERÇ ile FERACE/LİK ile FERACELİ ile FERACESİZ

- FER'[Ar. çoğ. FÜRÛ/FÜRÛAT] ile FERR[Ar.] ile FER[Ar.] ile FER[Fars.]

( Dal, budak. | Tomurcuk. Bir kökten, bir asıldan ayrılan kolların her biri, asıl olmayan, şûbe. | Bir aslın sonucu. | İkinci derecede önemli olan. İLE Kaçma, firâr. [KERR Ü FERR: Saldırma ve çekilme.("KELLİ-FELLİ" değil KERLİ-FERLİ!)] İLE Türk mûsikîsinde on altı zamanlı, on iki vuruşlu, donanımdan sonra 16/4 biçiminde yazılıp gösterilen bir büyük usûl. İLE Parlaklık, aydınlık, nur [özellikle göz için kullanılır]. | Zîynet, süs, bezek. | Kuvvet, nüfuz, iktidar. )

- FERÂĞ ile/||/<> VEFÂEN FERÂĞ ile/||/<> MERHÛN ile/||/<> GAYR-İ MENKÛL ile/||/<> MEVRÛS MAL ile/||/<> İNTİFÂ ile/||/<> MERİYET/MERİYYET ile/||/<> SÜBÛT-I-ŞERİ

( Satış[Bir mülkün tasarruf, sahip, olma hakkını başkasına terk etme. | Arazi yasasında ise mîrî ya da vakıf arazisinin yararlanma hakkının satışı. İLE/||/<> Taşınmaz mal rehni. İLE/||/<> Rehnedilen mal. İLE/||/<> Taşınmaz mal. İLE/||/<> Miras yolu ile edinilen mal. İLE/||/<> Yararlanma, kullanma. İLE/||/<> Yürürlük. İLE/||/<> Şer'i esaslara göre sabit olan haklar. )

- FERÂGAT AHLÂKI ile/ve/değil/yerine ANNELİK AHLÂKI

- FERAGAT ETMEK ile FERAGAT ile FERAGAT EDEN


- FERÂGAT ETMEK ile ÖDÜN VERMEK

- FERÂGAT(BEZL) ile TERK

( Canına kıymazsan, seyahat etme! )

- FERAH FAHUR/FERİH FAHUR[Fars.] ile/ve/||/<>/> FERAH-DEST[Fars.]

( Rahat rahat, geniş geniş, ferah ferah. @@ Eli açık, cömert. )

- FERAH FEZA (OTURMAK)

- FERAH PARK SİNEMASI

( Sarıyer Mesarburnu Caddesi üzerindeydi. Bülbül Sokağını Sarıyer'e doğru geçtikten sonra ilk binanın yanında bulunan geniş bir alan üzerinde 1934 yılında Sinemacı Enver Şimşek tarafından açıldı. Uzun yıllar yazlık sinema olarak hizmet verdi. Kapalı sinema olan Gezi Sinemasının açılması ile 1960'lı yıllarda Ferah Sineması da tarihe karıştı. )

- FERAH PARK

( Ferahevler Mahallesindedir. 1.120,00 m²'lik bir alan üzerinde kuruldu. 660,00 m²'lik yeşil alanı, 150,00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )

- FERAHLATMA ve/<> KOLAY(LIK)(ÂSÂN[Fars.])

- FERÂSET ile/ve ÂGÂH ile/ve ZİKİR

( Gözün uyanıklığı. İLE/VE Kulağın uyanıklığı. İLE/VE Kalbin uyanıklığı. )

- FERÂSET[Ar. < FERES(Çok hızlı giden at)] değil/yerine/= SEZGİ/SEZİ/SEZİŞ/ANLAYIŞ

( ZEKÂNIN İNCELMİŞ VE HIZLANMIŞI | EDEB'İN KALBE İNİŞİ | ANLAYIŞTA ÖNE GEÇME | ZEKÂNIN GÖVDEYİ KONTROL ALTINA ALMIŞ ŞEKLİ. (AKIL-ZEKÂ-FERASET) [AYNI ŞEYİN DEĞİŞİK MERTEBELERDE ALDIĞI ADLAR] )

- FERC[Ar. çoğ. FÜRÛC] ile FEREC[Ar.]

( Aralık, yarık, çatlak. | Dişilik örgeni, avret, utyeri, edep yeri. İLE Gam, tasa ve sıkıntıdan kurtulma. Kederden, darlıktan sonra gelen sevinç, teselli. | Zafer. )

- FERÇ/FERC[Ar.] ile/değil FECR[Ar.]

( Dişillerde üreme örgeninin dış bölümü. İLE/DEĞİL Güneş doğmadan önce ortalığın ağarmaya başladığı vakit, tan vakti. | Güneş doğmadan önce gün doğusunda görülen aydınlık, tan kızıllığı. )

- FERDİ/LİK ile FERDİ KAZA SİGORTASI

- FER-İ TÂLÎ değil/yerine/= SÜRGÜN

( Bitkinin dibinden süren filiz. )

- FERÎD[Ar. < FERD] ile FERÎD[Fars.]

( Tek, eşsiz, eşi olmayan. Tasım/kıyas kabul etmez, ölçüsüz. Üstün. İLE Avcı kuş. | Donmuş, katılaşmış şey. )

- FERİT PAŞA ile DAMAT FERİT PAŞA

- FERMA ile FERMAN ile FERMANLI ile FERMANLI DELİ

- FERMAT İLE MERSENNE İLE FİBONACCİ ile/||/<> ÖZEL SAYI DİZİLERİ

( Matematiksel öneme sahip sayı dizileri. )
( Formül: φ = (1+√5)/2 )

- FERMAT İLE MERSENNE İLE SOPHİE GERMAİN ile/||/<> ÖZEL ASAL SAYILAR

( Farklı özellikteki asal türleri. )
( Formül: M₈₂₅₈₉₉₃₃ = 2^82589933 - 1 )

- FERMENT[Fr. < FERMENT] değil/yerine/= MAYA

- FERMENT[İng.] / FERMENT[Fr.] / FELD[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMENT


- FERMENT[İng.] değil/yerine/= MAYA

- FERMI BETA DECAY THEORY[İng.] / THÉORIE DE LA DÉSINTÉGRATION BÊTA DE FERMI[Fr.] / FERMI-BETAZERFALLSTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ BETA BOZUNUMU KURAMI

- FERMI HOLE[İng.] ile/değil/yerine/= FERMİ BOŞLUĞU

- TROU DE FERMI[Fr.] / FERMI-LOCH[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ DELİĞİ

- FERMI GAS[İng.] / GAZ DE FERMI[Fr.] / FERMI-GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ GAZI

- FERMI-PLOT[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ GRAFİĞİ

- FERROELECTRIC HYSTERESIS LOOP[İng.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK ERESİM ÇEVRİMİ

- FERZ[Fars.]:
Vezir'in yerine geçen taş.

- FE'S[Ar. çoğ. FÜÛS] ile FES[Ar. < FAS]

( İki yüzlü balta. İLE Şapka yerine kullanılan, kırmızı, kalın çuhadan yapılmış, tepesinde püskülü olan, silindir biçiminde başlık. )

- FES[< Fas] ile/değil FESH

( Şapka yerine kullanılan, kırmızı, kalın çuhadan yapılmış, tepesinde püskülü olan, silindir biçiminde başlık. İLE/DEĞİL Verilmiş bir yargıyı/kararı, bozma, kaldırma. | Dağıtma, dağıtılma, kapatma. )

- FESAD ile/||/<> FENÂ

- FESÂD[Ar.] ile GAYY[Ar.]

- FETÂ[çoğ. FİTYÂN]

( GENÇ, DELİKANLI, YİĞİT, MERT | CÖMERT, ELİ AÇIK | PUT KIRICI )

- FETÂ[Ar. çoğ. FİTYÂN] ile FETHA[çoğ. FETEHÂT]

( Genç, delikanlı, yiğit, mert. | Cömert. Eli açık. İLE Arapça sözcüklerin üzerine konulan üstün işareti. | Delik. )

- FETAL ALKOL BELİRGESİ/SENDROMU ile/||/<> DOWN BELİRGESİ/SENDROMU

( Gebelik sırasında alkol tüketimi sonucu bebekte gelişimsel bozukluklar. İLE/||/<> Genetik bir kromozom bozukluğu ve zihinsel gerilik. )

- FETHA ile/ve/<> KESRE/ESRE/HAFZ ile/ve/<> HEMZE ile/ve/<> ÖTRE/ZAMME ile/ve/<> ŞEDDE/TEŞDÎD ile/ve/<> TENVÎN ile/ve/<> NASB ile/ve/<> REF ile/ve/<> İLLET ile/ve/<> MEDD/E ile/ve/<> MEDD-İ LÎN ile/ve/<> LÎN ile/ve/<> VAV-I ATIFA

( a ya da e [düz ve geniş ünlü] okutan üstün imi. İLE/VE/||/<> ı ya da i [düz ve dar ünlü] okutan im. İLE/VE/||/<> Elif, vav, ye, he üzerine konan işaret - gırtlak vuruşu; elifin adı. İLE/VE/||/<> o, ö, u, ü [yuvarlak ünlü] okutan ötre imi. İLE/VE/||/<> Bir yazacı çift okutan ve şedde denilen im. İLE/VE/||/<> Sözcüğün sonunu, nun gibi okutmak üzere konan iki üstün[-en], iki esre[­-in], iki ötre[-ün]. İLE/VE/||/<> Yazacın etha'lıymış gibi a ya da e'yle okunması. İLE/VE/||/<> Bir sözcüğü zammeli[ötre - yuvarlak ünlülü (o, ö, u, ü)] okuma. İLE/VE/||/<> Çeker harfleri[matres lectionis] elif, vav, ye yazaçlarından biri. İLE/VE/||/<> elif, vav, y e'yi çekerek uzatma. İLE/VE/||/<> vav ile ye sesçil imsiz[harekesiz] olup kendinden önceki yazaç üstün imi almışsa medd-i lîn olur. İLE/VE/||/<> Yumuşatarak çekme. İLE/VE/||/<> Atıf vavı. Bağlaç. Arapça ya da Farsça iki sözcüğü birbirine bağlarken, ilk sözcük ünsüzle bitmişse bu yazacı ü gibi okutur [ilim ve irfan~ilm ü irfan], ünlüyle bitmişse iki sözcüğü bağlayan vav, vü biçiminde okunur [kaza ve kader / kaza vü kader].
)

- FETİH:
İŞGAL
değil AÇMA

- FETK[Ar.] ile FASL[Ar.]

- FEVÇ ile FEVÇ FEVÇ

- FEVK[Ar.] ile A'LÂ[Ar.]


- FEVK ile/||/<> FEVKÂNÎ ile/||/<> FEVKÂNÎ TAHTÂNÎ

( Üst. İLE/||/<> Binanın üst bölümü, binanın üst katı. İLE/||/<> Altlı üstlü. )

- FEVKALÂDE/HARİKA değil/yerine/= ÇOK GÜZEL/OLAĞANÜSTÜ

- FEVK[Ar.] değil/yerine/= ÜST / YUKARI

- FEVT ile/ve/||/<> "HELÂK"

( [Osmanlı mahkeme kayıtlarında] Vefât etmiş müslümanlar için kullanılan. İLE/VE/||/<> Vefât etmiş müslüman olmayanlar için kullanılan. )

- FEVT ile/||/<> MEMÂT ile/||/<> MATÛH/E

( Ölüm. İLE/||/<> Ölüm. İLE/||/<> Bunamış, bunak. | Sakat, kötürüm, amelmânde. )

- FEVZ

( KURTULUŞ, ZAFER, NECAT, MUVAFFAKİYET, SELÂMET )

- FEVZ[Ar.] ile NECÂT[Ar.]

- FEVZ[Ar.] ile ZAFER[Ar.]

- FEWER vs. LESS

- FEWER :/yerine DAHA AZ


- FEYZ ile BEREKET

- FEYZ ve EDEB

- FEYZ ile/ve/<> İSTİMDÂT[< MEDED]

( Verimlilik, gürlük, ongunluk. İLE/VE/<> İmdat isteme, yardıma çağırma. )

- FEYZ-İ AKDES ile/ve/<> FEYZ-İ MUKADDES

( AN'da. İLE/VE/<> Zamanda. )
( ZÂT ÂLEMİNDEN GELEN TECELLİYÂT | EN KUTSAL TECELLÎ, MÂNÂ ile/ve/<> SIFAT ÂLEMİNDEN GELEN TECELLİYÂT, MADDE )
( ŞEFKAT ile/ve/<> KARŞILIKLI (KOŞULSUZ) SEVGİ )