DÖRT(4) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- SÂD/SÂDD[Ar. < SEDD] ile SÂD ile SA'D ile SAD ile SAD[Fars.]

( Kapayan, örten. | Aksu, göz perdesi. İLE Göz ağrısı/hastalığı. İLE Kutluluk. | Uğur. | Kutlu, uğurlu.[SA'D-ÜD-DÎN/SÂDETTİN: Dini uğurlu, kutlu kılan.] İLE Osmanlı ve Arap abecesinin onyedinci harfidir.[ebced hesabında 90 sayısının karşılığıdır] İLE Yüz/100. )

- SADÂ ve/<> EDÂ

- SADAK ile SADAKA ile SADAKLI ile SADAKA TAŞI

- SADAKALLÂHU[Ar.] ile SADAKA BİHİ[Ar.]

- SADÂKAT VE BAĞLILIK ve/||/<> FARKINDALIK VE ADÂLET ve/||/<> EDEB VE HAYÂ ve/||/<> FETA VE GÖNÜL

( HZ. EBÛ-BEKİR SIDDÎK ve/||/<> HZ. ÖMER el-FÂRUK/HATTÂB ve/||/<> HZ. OSMAN ZİNNUREYN ve/||/<> HZ. İMÂM-I ALİ )
( Çocukluk. VE/||/<> Gençlik. VE/||/<> Yetişkinlik. VE/||/<> Olgunluk. )

- SADÂKAT ile/ve/<> VEFÂ

( ... İLE/VE/<> Sadakatin zirvesi. )

- SADÂRET[Ar. < SADR] ile ...

( Başta bulunma, öne geçme. | Sadrâzamlık, sadrâzamın işi ve makamı. | Rumeli ve Anadolu Kazaskerliği. )

- SADASHIVA ile/||/<> SAT-SANG ile/||/<> SADANUBHAVA

( Sürekli güzellik, sürekli refah. @@ Doğru ve bilge kimselerle beraberlik. @@ Ebedi Gerçeğin deneyimi. )

- SAD-CHİT ile ...

( Evrensel potansiyelin, aşkın(transandantal) durumu. )

- SADDLE-NODE İLE HOPF İLE PİTCHFORK İLE TRANSCRİTİCAL ile/||/<> BİFURKASYON TÜRLERİ

( Parametre değişiminde davranış değişimi. )
( Formül: ẋ = μ ± x² (saddle-node) )

- SÂDE[Fars.]/SÂF[Ar.] değil/yerine/= ARI/YALIN

- SÂDE[Ar. < SEYYİD] ile SÂDE[Ar. < SÂDEC/SÂZEC]/YALIN[Ar.]

( Seyyidler. İLE Düz, basit, yalın, gösterişsiz. | Süssüz. | Karışıksız, katkısız. | Derin düşünemeyen, bön, saf adam. | Yalnız, ancak. | Arasına, içine peynir vb. konulmamış hamur. )

- SADE ile KEMER SIKMA

- SADE ile/ve/değil/yerine/||/<> SADECE

- Sadece) kişi/kul hakkı için SUSMA!

- SADECE ÖYLE OLMASI ile ÖYLE OLMASI

- SADECE ..." ile "SALT ..."

- SADECE ile TIPKI ile ADİL ile ŞU ANDA ile ADALET ile BARIŞIN ADALETİ ile YARGIÇ ile SAVUNMAK ile ADİL OLARAK

- SADECE/SIRF ile "DAHA ÇOK"

- SADED[Ar.] değil/yerine/= ASIL

( Asıl konu. | Yakınlık, civar. | Düşünce, niyet, kasıt; girişim/teşebbüs. )

- SADED[Ar.] ile ÖZET

( Asıl konu. | Yakınlık, civar. | Düşünce, niyet, kasıt; girişim/teşebbüs. İLE ... )

- SADELEŞMEK ile SADELEŞTİRMEK ile SADELEŞEBİLMEK ile SADELEŞTİRİLMEK ile SADE/LİK ile SADET ile SADECE ile SADE KEK ile SADE KAHVE ile SADE BİRİMLER BÖLÜĞÜ

- SADELİ değil(/olmaz) SADE

- SADELİK ve/||/<> DAYANÇ(SABIR) ve/||/<> ŞEFKÂT ve/||/<> MERHAMET

- SADI CARNOT ve/+/||/<>/> RUDOLF CLAUSIUS

( [1796 - 1832] ve/+/||/<>/> [1822 - 1888] )
( "Isı Makineleri" yazısının yayımlanması - 1824 )
( Isı Şelâlesi )

- SÂDÎ ile/ve CERRÂHÎ

- ŞÂDÎ[Ar. < ŞEDÂ] ile ŞÂDÎ[Fars.]

( Mahkeme hademesi, mübaşir. | Zamanında, sultan sarayına odun götüren yeniçeri, odun ambarı memuru. | Nağme ile şiir okuyan. | İlimden, edebiyattan payı olan. | Torba oğlanı, Acemi Ocağı neferi. İLE Memnuniyet, sevinçlilik, gönül ferahlığı. )

- SADIK HOCA MAHALLE MEKTEBİ

( Rumelikavağı'ndaki ilk özel okul Sadık Hoca Mahalle Mektebi idi. Bu okulda yıllarca eğitim verildi. Türk ordusunun iki mareşalinden biri olan M. Fevzi Çakmak, Sadık Hoca'nın Mahalle Mektebinde okudu. )

- SÂDIK[< SIDK] ile GÜVENİLİR

( DOĞRU, GERÇEK | SADÂKATİ, İÇTEN BAĞLILIĞI OLAN )

- SÂDIK ile/ve HÂZIK ile/ve EMİN


- SADIR ve ŞERH

- SADR ile/ve KALB

- PURE VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ PURE[Fr.] ile/değil/yerine/= SAF AĞDALILIK

- PURE GERMANIUM DETECTOR[İng.] / DÉTECTEUR AU GERMANIUM PUR[Fr.] / REINSTGERMANIUMDETEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SAF GERMANYUM DEDEKTÖRÜ

- SAF SU ile ÇOK SAF SU/İLETKENLİK SUYU

( ... İLE Öz iletkenliği 18°C'de ve vakumda 4x10¯7; OHM¹ cm¹ olan çok saf su. )

- SAF ile/ve/||/<> ALIK

- SAF ile/ve/< SADE[Fars. < SÂZEC]

( Bir maddenin, kavramın ve/ya da ...'nın kendi özünden/doğasından uzaklaşmadığı kadar ve dışarıdan etkilenmediği derecede bulunduğu hal. İLE/VE
Bir maddenin ve/ya da kavramın etkilendiği dış faktörlerin olabildiğince alt seviyede/kıvamda tutulup, fazlalılığa/aşırılığa/lükse gitmeme/kaçmama hali. )
( Sadelikten şaşmamak doğrudur. )
( Saflaşın, dikkatli ve uyanık olun, hazır bulunun. )
( Be pure, be alert, keep ready. )

- SAF[Ar. < SAFF] ile SÂF[Ar. < SAF]

( Sıra. İLE İçine başka şeyler karışmamış olan, katışıksız, doğal, halis, has, öz, som. | Çevresinde olup bitenleri anlayamayan, kurnazlığa aklı ermeyen, zekâ ve kavrayıştan yoksun olduğundan, kolay kandırılabilen kişi, avanak, bön, safderun, safdil. | İyi niyetli, art niyetsiz. )

- SAF ile/ve/değil/||/<> SAFA YATAN

- SAF ile SAFİ ile SAF SU ile SAF DIŞI/LIK


- SAF ... değil SALT ...

- SAFE :/yerine GÜVENLİ

- SAFF[Ar.] ile GUFRÂN[Ar.]

- SAFF[Ar. çoğ. SUFÛF] ile SÂF[Ar.]

( Dizi, sıra. İLE Sade, arı, katıksız. | Kurnazlığa aklı ermeyen, kolaylıkla aldatılabilen. )

- SAFHA[Ar.]/MERHALE[Ar. < RİHLET]/FAZ[Fr. < Yun.] değil/yerine/= EVRE/AŞAMA

( Bir olayda, birbiri ardınca görülen ve/ya da beliren, gelişen değişik durumların her biri. | Menzil, konak, aşama. | İki menzil, konak arası. | Bir günlük yol. )

- SAFİ BABA

( Horasan'dan İstanbul kuşatmasında bulunmak için gelen Cihat Erlerinden biridir. Ayrıca Çamlıca da İvaz Baba, Beykoz da Yuşa'a Tepesinde Arkam Baba, Eyüp Sultan tepesinde Karyağdı Baba, Sütlücede Kömürcü Evliyası, Yedikule'de Eryek Baba, Merdivenköy de Şahkulu Sultan, Yıldız Baba Yıldız Hamamı mevkiinde, Tezveren Dede, Vezirhanı altında Ali Baba (Fatih Erlerindendir), Ayasofya'da Sancaktar Baba, Ayasofya'daki hamamın dibinde Salcı Baba yine aynı yerde Şücâüddin ve Cihangir'de Sakabaşı cihat erlerindendir. Safi Baba ve diğerleri İstanbul'un fethinden sonra erenlerden sayılmışlar, çoğu Bektaşi efsanelerine geçmiştir. )

- ŞÂFİ'[Ar. < ŞEFÂAT] ile ŞÂFÎ[Ar. < ŞİFÂ] ile ŞÂFİÎ[Ar.] ile ŞÂFİÎ[Ar.]

( Şefaat eden, hatalı kişinin affı için araya girip yalvaran. İLE Hastayı iyi eden, şifa veren. | Yeter görünen, kifâyet eden. İLE İmam-ı Şâfiî mezhebinden olan kişi. İLE Dört mezhepten birinin imamı olan kişi. [İdris][Hicrî: 150 - 204] )

- SAF/LAŞTIRILMIŞ AKIL ile/ve/= NİYET ile/ve/= KALP

- BILE ACIDS[İng.] / ACIDE BILIAIRE[Fr.] / GALLENSÄUREN[Alm.] ile/değil/yerine/= SAFRA ASİTLERİ

- BILE PIGMENT[İng.] / PIGMENT BILIAIRE[Fr.] / GALL FARBSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= SAFRA BOYARNESNESİ


- BILE SALTS[İng.] / SEL BILIAIRE[Fr.] / GALLEN SALZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SAFRA TUZLARI

- SAFRA ile CESUR ile YİĞİTLİK ile HUYSUZLUK ile GALERİLENMİŞ ile GALERİ ile GALLİKLİK ile FRANSIZLAŞMAK ile GALLİKOL ile SAFRA TAŞI

- SAFRA ile SAFRAN ile SAFRALI ile SAFRASIZ ile SAFRA SUYU ile SAFRA TANKI ile SAFRA KESESİ ile SAFRA YEŞİLİ

- SAFRAN[Ar.] ile HİNTSAFRANI/ZERDEÇAL[Fars.]

( Süsengillerden, baharda ççek açan, küçük bir bitki. | Bu bitkinin tepeciklerinin kurutulmasıyla elde edilen, bazı yiyecek ve içeceklerde tat, koku ve sarı renk vermekte kullanılan toz. İLE Zencefilgillerden, köksaplarından safranı andıran, boyalı bir madde çıkarılan, yaprakları sivri uclu, çiçekleri sarı renkte bir bitki. )

- SÂF/SAFF[Ar. çoğ. SUFÛF] ile SÂF/SÂFÎ[Ar. < SAFÂ, SAFVET] ile SAFH[Ar.]

( Dizi, sıra, camide cemaatin sırası. İLE Temiz, katkısız, karışık olmayan, halis. | Bön, kolay aldanabilen, kurnazlığa aklı ermeyen. İLE Yüz çevirme. | Affetme, suç bağışlama.[AFV] )

- ŞAFT[İng. SHAFT] ile ŞAFT

( Bir makinenin dönme hareketini, öteki parçalara aktaran ve ucuna dişli çarklar, tekerlekler ya da pervane bağlanan demir mil. İLE Bilardoda, ıstaka çeşidi. )

- SAFV[Ar.] ile SAFVET[Ar.]

- SAĞ/SOL BEYİN değil SAĞ/SOL YARIMKÜRE

- RIGHT-HAND RULE[İng.] / RÈGLE DE LA MAIN DROITE[Fr.] / DREIFINGERREGEL (RECHTE HAND), RECHTGÄNGIGE REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SAĞ EL KURALI

- RIGHT-HAND POLARIZATION[İng.] / POLARISATION DROITE[Fr.] ile/değil/yerine/= SAĞ EL KUTUPLANMASI


- RIGHT-HAND HELICITY[İng.] / HÉLICITÉ DROITE[Fr.] / RECHTER HELICITY[Alm.] ile/değil/yerine/= SAĞ EL SARMALLIĞI

- RECHTGÄNGIGE POLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= SAĞ ELLİ KUTUPLANMA

- RECHTGÄNGIGE SPIRALE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAĞ ELLİ SARMAL

- OMUZ:
SAĞ
ile/ve/<> SOL

( Kişinin, %80'inin sağ omuzu, sol omuzundan düşüktür. İLE/VE/<> Kişinin, %20'sinin de sol omuzu, sağ omuzundan düşüktür. )

- SAĞ SALİM değil/yerine/= SAĞ SAĞLAM/SAĞ ESEN/ESENLİKLE

- SAĞA ÇEKMEK ile KENARA ÇEKMEK

- SAĞA DALLANMA ile ...

( RIGHT BRANCHING )

- SAĞA SOLA (SORMAK, BAKMAK)

- SAĞDAN, SOLA DOĞRU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SAĞDAN, KALBE DOĞRU

- SAĞDUYU = HASSE-İ SELİME = GOOD SENSE[İng.] = BON SENS[Fr.] = GESUNDER VERSTAND[Alm.]


- SAĞI ile/ve GUANO[İsp. < Peru dilinden]

( Kuş gübresi. İLE/VE Denizkuşu gübresi. )

- SAĞILMAK ile SAĞIRLAŞMAK ile SAĞI ile SAĞIM/LIK ile SAĞIN ile SAĞIR/LIK ile SAĞIMLI ile SAĞIR KEF ile SAĞIR NUN ile SAĞIR KAPI ile SAĞIR RENK ile SAĞIR DUVAR ile SAĞIR YILAN ile SAĞIR DİLSİZ ile SAĞIR PUSULA ile SAĞIR PENCERE ile SAĞIM MAKİNESİ ile SAĞIN BİLİMLER ile SAĞIR MİKROFON

- SAĞIR(") ile ŞAİR

( Sağırın uydurduğunu, şair uyduramaz. )

- SÜSLEME!:
"SAĞIRA"
ve/||/<> "KÖRE"

( Sözünü. VE/||/<> Yüzünü. )
( Yorma dilini. VE/||/<> Süsleme sözlerini.
[Köre yormam dilimi, sağıra süslemem sözlerimi.] )

- SAGİTAL EKSEN/SAGITTAL AXIS[İng.] değil/yerine/= ÖN-ARKA EKSEN

- SAGİTTARİUS A* (SGR A*) ile/||/<> M87 KARA DELİĞİ

( Sgr A* Samanyolu merkezinde 4 milyon güneş kütlesi İLE M87 kara deliği 6,5 milyar güneş kütlesidir. Sgr A* 26 bin ışık yılı uzakta İLE M87 55 milyon ışık yılı uzaktır. İki kara delik EHT tarafından görüntülendi İLE süper kütleli kara deliklerin kanıtıdır. )
( Andrea Ghez tarafından 2020 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1965-) (Ülke: ABD) (Alan: Astronomi) (Önemli katkıları: Samanyolu merkezindeki süper kütleli kara delik (Sgr A*) gözlemi, Nobel Ödülü (2020)) )

- SAĞLAMA ile/ve ONAY

- SAĞLAMAK ile SAĞLANMAK ile SAĞLATMAK ile SAĞLAMLAMAK ile SAĞLAMLAŞMAK ile SAĞLATTIRMAK ile SAĞLANABİLMEK ile SAĞLAYABİLMEK ile SAĞLAMLAŞTIRMAK ile SAĞLAMLAŞTIRILMAK ile SAĞLAM/LIK ile SAĞLAMCA ile SAĞLAMCI/LIK ile SAĞLAM PARA

- SAĞLIK BAKANLIĞI TARABYA AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ

( Tarabya Caddesi bayırı üzerindedir. )

- SAĞLIK ENFORMASYON SİSTEMLERİ/HEALTHCARE INFORMATION SYSTEMS[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK BİLİŞİM DÜZENİ (BİLİM DALI)


- SAĞLIK TOPU ile/ve/||/<>/> SEPET[BASKET]/EL TOPU

- SAĞMAK ile SAĞMAL/LIK ile SAĞMAL İNEK

- SAGU = AĞIT = MERSİYE

( İslâm'dan önce. = Halk yazınında. = Divan yazınında. )

- SAGU ile SAGUCU/LUK

- SAĞYA değil SAĞA

- SAH/SAHÂ[Ar.] ile SAH/SAHH[Ar. < SIHHAT]

( Cömertlik, elaçıklığı. İLE "doğrudur, yanlışsızdır" anlamına, resmî yazılara konulan bir işaret. )

- ŞAH ile/ve VEZİR ile/ve FİL ile/ve AT ile/ve KALE/ROK ile/ve PİYON[Fr. < Lat.]

( ... ile/ve FERZ/FERZÎN/FERZÂNE/FERZEND[Fars.] ile/ve PÎL ile/ve ... ile/ve RUH ile/ve PİYÂDE, BEYDÂK[Ar.] )

- SAHA IONIZATION[İng.] / IONISATION DE SAHA[Fr.] / SAHA-IONISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= SAHA İYONLAŞMASI

- SÂHA[Ar.]/SEKTÖR[Fr.] ile BÖLÜM/KESİM/ALAN

- SAHA değil SÂHA


- SAHÂ'[Ar.] ile SÂHA[Ar. çoğ. SÂH, SÂHÂT]

( Cömertlik, elaçıklığı. İLE Alan, meydan, avlu. )

- ŞAHAP[Ar. < ŞİHÂB] değil/yerine/= AĞMA/AKAN YILDIZ

- SAHB[Ar.] ile SAHB[Ar. < SÂHİB]

( Gürültü, patırtı etme. İLE Yakın dostlar, sahipler. )

- SAHÎ[Ar.] ile SÂHÎ[Ar. < SEHV]

( Cömert, eliaçık. İLE Yanılan, hata işleyen. )

- SAHİB[< SAHB] ile SAİB

( Sahip[mâlik]. | Bir vasfı olan[hâiz]. | Koruyan[hâmî]. | Bir iş yapmış olan. | Sürekli sohbette bulunan. | Hak yolunu göstermek isteyen mürşid. )

- SAHİBİNE SORULMADAN/İZİN ALINMADAN KİŞİLERİN (ÖZEL) EŞYALARINA DOKUNULMAZ!

- SAHİBİYİM ile/yerine (BU/ŞU/BURASI) BANA AİT

- SAHİCİ/LİK ile/ve/||/<>/> SAMİMİ/LİK

- ŞAHİD:
ÂYET
ve HADİS ve İNSAN

- SAHİH (OLAN) ile/ve/||/<>/> SALİH (OLAN)

( Bilinmeli. @@ Uygulanmalı. )

- SAHİL ile/ve/değil EŞİK

- SAHİL[Ar.] değil/yerine/= KIYI/YAKA/YALI

- SAHİL ile KIYI ile KIYI ŞERİDİ ile KIYIYA DOĞRU ile KIYIYA DOĞRU

- SAHİL ile SAHİL BOYU ile SAHİL SEYRİ ile SAHİL KORUMA ile SAHİL ŞERİDİ ile SAHİL KORDONU ile SAHİL ÇİZGİSİ ile SAHİL DEVRİYESİ

- SAHİLEŞMEK ile SAHİLEŞTİRMEK ile SAH ile SAHA ile SAHİ ile SAHN ile SAHACA ile SAHİCİ/LİK ile SAHA AMİRİ ile SAHA AVANTAJI ile SAHA KOMİSERİ

- SAHIN/SAHN[Ar.] değil/yerine/= NAMAZ KILMA YERİ

- SAHİP OLMA ile/ve/değil SAHİP OLDUĞUNU SÜREKLİ KILMAK

- SAHİP OLMAK ve/||/>/< TERK EDEBİLMEK

( Ancak, sahip olunabilen, terk edilebilir. )
( Önemli[öncelikli] olan, en çok şeye sahip olmak değil en az şeye gereksinim duymaktır. )
( Bir şeye sahip olmak istiyorsan, onu, zihninden, dilinden ve gönlünden çıkarmalısın! )
( İstediğiniz bazı şeylere sahip olamamak, mutluluğun bir parçasıdır. )

- SAHİP OLMAK ve TERK EDEBİLMEK

( Ancak sahip olunabilen terk edilebilir. )

- SÂHİR[Ar. < SİHR] ile SÂHİR[Ar. < SEHER] ile SÂHİR[Ar. < SAHR]

( Büyücü. | Büyüleyici etki yaratan güzel. İLE Gece uyumayan, uykusuz. İLE Maskaralık eden. )

- ŞAHIS[Ar.] değil/yerine/= KİŞİ/BİREY

- ŞAHIS[Ar. ŞAHS] ile ŞÂHIS

( Kimse, kişi. İLE Sırık. )

- SAHN[Ar.] ile SAHN[Ar.] ile SAHN[Ar.]

( Sıcaklık, hararet. İLE Avlu. | Evin ortasındaki açıklık. | Oyuk, boşluk, boş yer. | Orta, meydan, aralık; cami ve medreselerde toplanmaya yönelik üstü kubbeli, örtülü yer. | Büyük kâse. | Sahan. | Sahne. | Zil. | Kulağın dış boşluğu. İLE Kırma. )

- SAHNE TOZU YUTMAK ile/ve/||/<> MÜREKKEP YALAMAK

- SAHNE ile/değil/yerine ESAS

- SAHNE ile RAMP[Fr.]

( Tiyatro sahnesinde izleyiciye en yakın yer. )

- SAHNE ile ŞANO[İt. SCENA]

( ... İLE Tiyatro sahnesi. )

- SAHNE[Ar. < Yun.] değil/yerine/= KÖRÜNÇ/GÖRÜNÇ, SEKİ

- SAHN-İ ÇEMEN ile SAHN-İ GÜLŞEN ile SAHN-İ LÂLE-ZÂR

( Bahçenin ortası. İLE Gül bahçesinin ortası. İLE Lâle bahçesinin ortası. )

- SAHN-İ SEMÂN/Î ile ...

( İBTİDÂ-Yİ HÂRİC VE İBTİDÂ-Yİ DAHİL KISIMLARINDAN SONRA GELEN | SEKİZ MEDRESE MEYDANI | FÂTİH MEDRESESİ, FÂTİH CAMİİ'NİN İKİ TARAFINDAKİ KÂRGİR VE KURŞUNLU SEKİZ MEDRESE | İLMİYE MEDRESE TEDRÎSÂTINDA BİR DERECE )

- SAHR[Ar.] ile SAHR/SUHÛR[Ar. < SAHRE]

( Kaya. İLE Büyük taşlar, kayalar, maden kütleleri. )

- SAHRA ÇÖLÜ ile ÇÖL

( Yılda sadece 25 mm. yağış alır. İLE Yılda 254 mm.'den az yağış alan yer. )
( Dünya yüzeyinin 3'te 1'i, çöllerden oluşmaktadır. )
( Sahra Çölü, en büyük çöldür. [Amerika Birleşik Devletleri'nin yüzölçümü kadardır.] İLE ... )

- SAHRA ile SAHRA TOPU

- ŞAH-RUH:
Aynı anda, şah ve kale tehdidi.

- ŞAHS/ŞAHIS/FERT/FERD/INDIVIDU değil/yerine/= BİREY

- ŞAHS[Ar.] ile ÂL[Ar.]

- ŞAHS[Ar.] ile CÜSSE[Ar.]

- ŞAHS[Ar.] ile ŞEBAH[Ar.]

- ŞAHS[Ar.] ile TALEL[Ar.]

- ŞAHSINA MÜNHASIR değil/yerine/= KENDİNE ÖZGÜ


- SAHTE PARA ile/değil/yerine/>< GERÇEK PARA

- SAHÛR[Ar.] ile SAHÛR[Ar. < SİHR] ile SÂHÛR[Ar. < SAHRE] ile SÂÛR[Ar. < SA'R]

( Temcit yemeği, sahur. İLE Gece uyanıklığı, uykusuzluk. | Ay ağılı. İLE Dünyanın aya düşen, ay tutulmasını oluşturan gölgesi. İLE Ocak, fırın. )

- SAHV ile ...

( AYILMA, AYIKLIK, KENDİNE GELME | HASTANIN İYİLEŞMESİ | HAKK'LA BEKÂ )

- SAHV ile/ve MAHV

- SÂİB[Ar.] ile SÂİB[Ar. < SEVÂB] ile SÂİB[Ar. < SE'B] ile SAİB[Ar.] ile SAHİB[Ar.]

( Bir yerle, bir şeyle ilişiği olmayan. İLE Yanlışsız, doğru, yanlışlık yapmayan. | Amaca, hedefe uygun. | Hedefe doğru ulaşan. İLE Yağmur getiren bora[İt. < Yun.][: genellikle arkasından yağmur getiren sert ve geçici rüzgâr/yel.]. İLE Çarmıha germek. İLE Sahip[mâlik]. | Bir vasfı olan[hâiz]. | Koruyan[hâmî]. | Bir iş yapmış olan. | Sürekli sohbette bulunan. | Hak yolunu göstermek isteyen mürşid. )

- ŞAİBE[< ŞEVB | çoğ. ŞEVÂİB] ile/değil ŞÂYİA[çoğ. ŞÂYİÂT]

( Leke, kusur, ayıp; noksan, nakîsa. | Art düşünce. | Hile. | Kir, leke | Kötü eser, iz. İLE/DEĞİL Yayılmış haber, yaygın olan, söylenti. )

- SAİD HALİM PAŞA (KAHİRE, 1863 - 1921) ile/ve/||/<>/> SAİD HALİM PAŞA YALISI

( Mısır Hidivi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın torunu ve Halim Paşa'nın oğludur. Tahsilini İsviçre'de yaptı ve Siyasal Bilgiler okudu. Farsça, Arapça, İngilizce, Fransızca bilen Said Halim Paşa Mısırlı bir prens olmasına karşın ömrünün büyük kısmını İstanbul Yeniköy'de geçirdi. Sultan II. Abdülhamit tarafından 1888'de paşalık unvanı verilerek Şurayı Devlet azası yapıldı. 1908'de İstanbul'a geldi ve Yeniköy Belediye Dairesi Reisliği yaptı. 1912'de Şurayı Devlet başkanı yapıldı. İttihat ve Terakki Cemiyeti Kâtibi Umumisi oldu. 1913'te ikinci defa Şurayı Devlet Başkanı yapıldıktan üç gün sonra Hariciye Nazırı Mahmut Şevket Paşa'nın öldürülmesi üzerine Sadrazamlığa getirildi. I. Dünya Savaşına karşı idi. Bu nedenle savaşa girilince istifa etti. Ancak Sultan Reşat'ın ısrarı ile istifasını geri aldı ve tekrar sadrazamlık görevini üstlendi. 1917'de istifa edince Sadrazamlığa Talat Paşa getirildi. Mondros Mütarekesinden sonra Malta'ya sürüldü (1919). İkinci İnönü zaferinden sonra İngilizlerle yapılan antlaşma gereği Malta sürgünleri serbest bırakıldı. Damat Ferit Hükümetini tasvip etmediği için Türkiye'ye dönmedi ve İsviçre'ye gitti. Bir süre sonra İtalya geçti ve Roma'da bir Ermeni militan tarafından vurularak öldürüldü.

İLE/VE/||/<>/>

Yeniköy, Köybaşı Caddesinde 117 kapı No. lu muhteşem yalı Sait Halim Paşa Yalısıdır. Yalı deniz kenarında olup, iki köşesinde iki aslan heykeli bulunduğu için yalıya "Aslanlı" yalı da denilmektedir. 1535 m²'lik bir bahçe içinde bulunan yalı Hidiv Abbas Halim Paşa ve kardeşi Sait Halim Paşa tarafından 1890'da yaptırıldı. Yalı Sait Halim Paşa'nın ismi ile anılmaktadır. Paşanın vefâtı ile varislerine kalan yalı Turizm Bankasına geçti ve bir süre yabancılar tarafından kumarhane olarak kullanıldı. Kumarhanenin buradan taşınması üzerine uzun süre boş tutulan yalı daha sonra restaurant ve gece kulübü olarak kullanıldı. Bir süre başbakanlık konutu olarak da kullanılan bina 1980 - 1984 yılları arasında büyük onarım gördü. 1995'te yangın geçiren yalı Turizm Bakanlığınca onarıldı ve 2004'te 49 yıllığına Göçtür Turizm firmasına kiralandı. )

- SÂİD[Ar. < SUÛD] ile SÂİD[Ar. çoğ. SEVÂİD] ile SAÎD[Ar. < SUÛD]

( Yukarı çıkan, yükselen, kalkan/kalkıcı. | Ön kol. | Pestten tize doğru giden çıkıcı dizi.[>< NÂZİL(İNİCİ): Tizden peste doğru] İLE Kolun dirsekle bilek arasındaki bölümü. İLE Yüksek. | Yukarı çıkan. )

- SÂİK[Ar. < SÂKA] ile SÂİK[Ar. < SEVK]

( Ardçı.[askeriyede] İLE Götüren, sevk eden. | Süren/sürücü. | Güdü.[MOTIVATION(İng.), MOTIF(Fr.)] )

- SAİK ile SAİKA


- SAİKLER/LE" değil SAİK[Ar. < SEVK] (İLE)

( "Saik", sevk sözcüğünün çoğulu olduğundan, çoğul olana bir "-ler" eki daha olmaz/kullanılamaz. )

- SAİL ile MUTERİZ

( Yargıya ve kavrama/delillerine itiraz eden. İLE Sadece yargıya itiraz eden. )

- SÂİL[Ar. < SAVLET] ile SÂİL[Ar. < SUÂL]

( Saldırıcı/saldıran. İLE Soran, suâl eden. | Dilenci. | Akıcı/akan.[< SEYELÂN] )

- FEU DE SAINT-ELME[Fr.] ile/değil/yerine/= SAİNT ELMO KIVILCIMI

- SAİP ÖZDEN YALISI

( Yeniköy Köybaşı Caddesi üzerindeki 137 kapı Nolu yalı 1851 yılında inşâ edilmiş köşk tipi ahşap yapılardan bir örnek yapıdır. Yalının son sahibi ise Murat Saner'dir. )

- ŞAİR NİGAR HANIM (İST. 1862 - 1918)

( Rumelihisar'da oturmuştur. Edebiyatçı olup zamanının önemli hanım şairlerindendir. Edebiyat toplantılarının evde yapılmasını başlatan öncü bir şairdir. )

- ŞAİR NİGAR İLKÖĞRETİM OKULU

( Rumelihisar'daki Şair Nigar İlköğretim Okulu, Beyoğlu 27. Mektebi olarak Kadın Mektebi Sokakta 1952 yılına kadar hizmet verdi. Okul 1953'te Kışlak sokaktaki yeni binasına taşındı. 1977'de okula yeni ilaveler yapıldı ve 1997/98 ders yılında İlköğretim okuluna dönüştürüldü. )

- ŞAİR[Ar.]/POET[İng.] değil/yerine/= OZAN

- ŞAİR > ŞİİR" değil ŞİİR > ŞAİR

- ŞAİR-SÛFÎ ile/ve SÛFÎ-ŞAİR


- SAİR[Ar.] değil/yerine/= BAŞKA, ÖTEKİ

- ŞAİR ile/ve/||/<> DELİ ile/ve/||/<> MECNÛN

- ŞAİR ile/ve DERVİŞ

- ŞAİR ile MÜFLİK

( ... İLE Birinci sınıf şair. )

- ŞAİR ile/ve/||/<> NÂZIM

- ŞAİR[Ar.] değil/yerine/= OZAN

( Şiir söyleyen ya da yazan kişi. | Hayal gücü geniş olan, duyarlı, duygulu kişi. )
( )

- ŞAİR ile ŞAHİR

( İsmet Özel'in, "Şiir Okuma Kılavuzu" kitabında, açıklamasını bulabilirsiniz. )
( Bir şaire, bir beyit yeter. )
( Şairlerin en kötü "şiirleri", yaşamlarıdır. )

- SAÎR[Ar.] ile SÂİR[Ar. < SEYR] ile ŞÂİR[Ar. < Şİ'R]

( Ateş, alevli ateş. | Tamu, cehennem. İLE Harekette olan, yürüyen, seyir eden. | Bir şeyden kalan başka şey. | Geçen, dolaşan. | Başka, öteki/diğer, gayri. İLE Ozan, şiir yazan/yazarı. )

- ŞAÎR[Ar.] ile ŞÂİR[Ar. < Şİ'R | çoğ. ŞÂİRÂN, ŞUARÂ]

( Arpa. İLE Şair, ozan. )

- ŞAİR ve/||/<> SARAYBOSNA'LI ŞAİR

( )

- ŞAİR[Ar.] ile/ve/||/<>/> ŞARİH[Ar.]

( Ozan. İLE/VE/||/<>/> Açıklayan, şerh eden. Bir yapıtı açıklamak üzere başka bir betik yazan kişi. )

- SÂİRFİLMENÂM[Ar.]/SOMNAMBULE[Fr.] değil UYURGEZER

- ŞAİR-İ KESBÎ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ŞAİR-İ VEHBÎ

- SAİT FAİK ABASIYANIK MÜZESİ =/< SPANUDİS KÖŞKÜ

( Burgazada'dadır. [Lütfen müzelerimizi ziyaret edelim!] )

- SAİT İBRAHİM ESİ /F. SELMAN KABİBAY YALISI

( Yeniköy Tarabya Yolu üzerindedir. 1885 yılında inşâ edilmiştir. )

- SAİY:
SAFA
ve/<> MERVE

( Safa'dan başlayarak, Safa ile Merve arasında, 4 gidiş ve 3 gelişten oluşan Saiy görevi, Hacc'ın başka bir bölümünü oluşturmaktadır. )

- SÂK[Ar. çoğ. SİKAN, SÛK] ile SAK/SAKK[Ar. çoğ. SİKÂK, SUKÛK]

( Baldır, incik. | [botanikte] Sap. | [geom.] Kenar. İLE Şer'î mahkemeden verilen îlâm, berat, kadı hücceti ve bunun gibi yazılardaki tabirler, deyimler. | Vesîkalar. )

- SAK/SAC[İng.] değil/yerine/= KESE

- SAK ile SAĞ ile SAKA/LIK ile SAKE ile SAKİ ile SAKO ile SAKALI ile SAĞ İÇ ile SAĞ BEK ile SAĞ HAF ile SAĞ KOL ile SAĞ AÇIK/LIK ile SAĞ ESEN ile SAĞ PARA ile SAKA KUŞU ile SAĞ KANAT ile SAĞ SALİM ile SAĞ ŞERİT ile SAĞ SELAMET ile SAĞ ÇIKARMA ile SAĞ EĞİLİMLİ/LİK

- ŞAK ile ŞAKK[Ar.]

( Eni geniş bir şeyle vurulduğunda çıkan ses. İLE Yarma, yarılma. | Yarık, çatlak. )

- ŞAKA GİBİ ile/ve/=/||/<>/< GİBİ GİBİ

- SAKA KUŞUNUN BIYIKLARI ...:
SİYAHSA
ile/ve/||/<> BEYAZSA

( Erildir. İLE/VE/||/<> Dişildir. )

- ŞAKA-MAKA

- SÂKA[Ar. < SEVK/SAİK]/BEYYÂB ile ...

( Su taşıyan, sucu. )

- ŞAKA YAPMAK değil/yerine LÂTÎFE[Ar.]/ESPRİ[Fr., Lat.] YAPMAK

( Kişiye yönelik. DEĞİL/YERİNE Duruma, olguya, kavrama yönelik. )
( Aradaki ilişki ne kadar yakın olursa olsun, hangi şakanın kimi, ne kadar etkileyeceği, rahatsız edebileceği bilinmez! )
( Aşağılama. DEĞİL/YERİNE Yüceltme. )

- ŞAKA YAPMAK ile LAUBALİLİK

- ŞAKA ile/ve/||/<>/> İNTİKAM

- ŞAKA ile JİGGER

- ŞAKA ile ÖĞÜRÜCÜ

- SA'KA[Ar.] ile SÂKA/SAKKÂ[Ar. < SEVK | çoğ. SÂİK] ile SAKA[Ar.] ile ŞAKA[Ar.]

( Bayılma, baygınlık, kendinden geçme durumlarına yol açan bir hastalık. İLE Ardçılar, ordunun gerisinde bulunan askerler. | Evlere, çeşmeden su taşımayı iş edinmiş olan. | Kırsal bölgelerde sulama işlerini düzenleyen ve denetleyen kişi. İLE Kuş. )

- SAKA[Ar. < SEVK/SAİK]/BEYYÂB ile SAKA ile SAKA (TÜRKLERİ)

( Evlere, çeşmeden su taşımayı iş edinmiş olan kişi. İLE Serçegillerden, başında ve boynunda, kırmızı, sarı tüyler bulunan ve hoş öten bir kuş. İLE ... )

- ŞAKA ile ŞAKALAŞMAK ile ŞAKALAR

- ŞAKAK/DULUK KISMI(LOBU) ile/ve ALIN VE ÇEPER KISMI(LOBU)

( Yanlamasına oluk[lateral fissure], şakak[temporal] kısmını alın ve çeper kısmından ayırır. )
( Ense kısmını ayıran bir yarık yoktur. )

- SAKAL ile HATT

( ... İLE Gençlerde yeni terleyen bıyık ya da sakal. )

- SAKAL ile KABA SAKAL

( ... İLE Gür ve geniş sakal/lı. )

- SAKALLI HABEŞ/İPEK TAVUK ile SAKALSIZ HABEŞ/İPEK TAVUĞU

( image )

- SAKARLAŞMAK ile SAKAR/LIK ile SAKARCA ile SAKAR OTU ile SAKAR MEKE

- SAKAT/ALÎL[Ar.] ile TOPAL

( ... İLE Yürürken, sağa sola bükülüp yuvarlanır gibi devinme nedeniyle verilen ad. )

- SAKE :/yerine HATIRINA

- ŞAKÎ ile/değil/yerine/>< SAÎD

(
Başlık ŞAKÎ (شَقِيّ) SAÎD (سَعِيد)
Köken Ş–ق–ي / Ş–ق–و kökünden gelir. “Yarılmak, sıkıntı çekmek, bedbaht olmak” anlamındadır. س–ع–د kökünden gelir. “Mutluluk, baht açıklığı, iyi hâl” anlamındadır.
Temel Anlam Bedbaht, mutsuz, azaba uğrayan kişi. Mutlu, bahtiyar, kurtuluşa ermiş kişi.
Zıtlık İlişkisi Şakî >< Saîd karşıt anlamlıdır (bedbaht >< bahtiyar).
Kur’ân’daki Kullanımı “Şakî” olanlar, cehennemlik olarak tanımlanır. (Hud 11/105 - 107) “Saîd” olanlar, cennetlik olarak tanımlanır. (Hud 11/108)
Kader, İhtiyâr ve İrâde Bağlamı
  • Cebriyye’ye göre: önceden belirlenmiş bedbahtlık.
  • Mu‘tezile’ye göre: kişinin kendi fiiliyle kazandığı bedbahtlık.
  • Ehl-i Sünnet’e göre: Allah’ın ezelî ilminde bilinir; insan fiilinden sorumludur.
  • Cebriyye’ye göre: önceden belirlenmiş saadet.
  • Mu‘tezile’ye göre: kişinin iyi fiiliyle kazandığı saadet.
  • Ehl-i Sünnet’e göre: ilâhî bilginin konusu, irâdî fiilin sonucu.
Ahlâkî ve Ruhsal Yön
  • Kalp karanlığı ve gaflet.
  • Nefse uymak, hidâyeti reddetmek.
  • Azap, sıkıntı ve uzaklık hâli.
  • Kalp aydınlığı ve huzur.
  • İman, ihlâs ve salih amel.
  • Rahmet, sekinet ve yakınlık hâli.
Mekke Dönemi Müşrik ve inkârcı kesimler için kullanılmıştır. İlk mümin topluluk için kullanılmıştır.
Medine Dönemi Münâfıklar ve ikiyüzlüler için kullanılmıştır. Samimi mümin topluluğu için kullanılmıştır.
Raşid Halifeler Dönemi Adâletsiz, zulmeden kişiler için kullanılmıştır. Adâletli, takvâ sahibi yöneticiler için kullanılmıştır.
Tasavvufî Yorum Kalbin perdelenmesi, nefsin hâkimiyeti ve içsel sıkıntı hâlidir. Kalbin nurlanması, nefsin arınması ve ilâhî huzur hâlidir.
Sonuç İtibarı ile ... Şakâvet - Bedbahtlık, sapma ve azap durumudur. İman, ihtiyâr, irâde ve amel yönüyle kaybedilmiş bir dengedir. Saʿâdet - Hidayet, huzur ve kurtuluş durumudur. İman, niyet ve eylem bütünlüğünün sonucudur.
)

- SAKÎ[Ar.] ile SÂKÎ[Ar. < SAKY | çoğ. SUKAT]

( Kırağı, çiy.[Fars. JÂLE, ŞEBNEM, BEŞG, BEŞM | Yun. DROSOSTALIDA] İLE Su veren/dağıtan. | Kadeh, içki sunan. | Baldıra, ya da baldır kemiğiyle ilgili. | İnsana/kişilere, Allah sevgisi/nuru saçan kişi. )

- ŞÂKÎ[Ar. < ŞİKÂYET] ile ŞAKÎ[Ar. < ŞEKÂVET]

( Şikâyetçi, şikâyet eden. İLE Bahtsız, kötü hareketli, haylaz, habîs. | Yol kesen, haydut. )

- SAKİL[Ar.]["SAKİR" değil!] değil/yerine/= AĞIR | KABA

( Ağır. | Sıkıntı veren, sıkıntılı. | Çirkin, kaba. | Türk müziğinde bir usûl. )

- ŞAKIMAK ile ŞAKALAŞMAK ile ŞAKALAŞABİLMEK ile ŞAK ile ŞAKA ile ŞAKİ/LİK ile ŞAKACI/LIK ile ŞAKALI ile ŞAKULİ ile ŞAK ŞAK ile ŞAKASIZ ile ŞAKA MAKA ile ŞAKA YOLLU

- SAKIN!:
ADAMIN, YERE BAKANINDAN
ve/||/<>
SUYUN, YAVAŞ AKANINDAN

- SAKIN HA! ile AMAN HA!

- SÂKİN[< SÜKÛN] / MUKÎM[< KIYAM] ile/ve ŞÂGİL[< ŞUGL]

( Konutta/meskende yaşayan/oturan, ikâmet eden. İLE/VE
Meşgul eden, edici. | Meşgul olmayı gerektiren. | İşgâl eden, tutan. | Bir mülkte oturan. )

- SAKINAN GÖZE ÇÖP BATAR değil SAKINILAN GÖZE ÇÖP BATAR

- SAKINAN GÖZE ÇÖP BATAR değil SAKINILAN GÖZE ÇÖP BATAR

- SAKINCA/BEYİS GÖR(ME)MEK ile/ve/||/<> İMTİNA ETME(ME)K


- SAKİNLEŞME:
AKILDA
ve/||/<> GÖNÜLDE

( Bilgi ile. VE/||/<> Sevgi ile. )
( Elinde getiren, karnında götürür; aklında getiren, gönlünde götürür. )

- SAKİN/LİK ile "AĞIR/LIK"

( Zihinsel. İLE Davranış ve tutumlarla. )
( Bilinçli/farkındalıklı iç devinimle. İLE Çevredekilerin bağdaştırdıkları/bekledikleri sıfatla. | [Mizactan dolayı da olabilir] )
( Sakin bir yaşama biçimine sahip kişiler, sıkı ve alçakgönüllü çalışmalarını sürdürmeli. )

- SÂKİ-Yİ ŞEB ile ...

( Mehtap, ayışığı. )

- SAKIZ AĞACI ile MAVİ SAKIZ AĞACI

( Antepfıstığıgillerden, meyvesi üzüme benzeyen ve yağlı, küçük bir ağaç. İLE Malawi'de bulunur. )

- SAKIZ ile KARDEŞKANI

( ... İLE Kardeşkanı ağacından alınan, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, koyu renkte bir sakız. )

- ŞAKK[Ar.] ile FALK[Ar.]

- ŞAKK[Ar. çoğ. ŞÜKUK] ile ŞÂKK[Ar. < MEŞAKKAT]

( Yarma, yarılma, çatlama, yırtma, paralama, kırma. | Yarık, çatlak. İLE Eziyetli, zahmetli. )

- SACCHARIC ACID[İng.] / ACID SACCHARIQUE[Fr.] / SACCHARINSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİK ASİT

- SACHARIMETRY[İng.] / SACCHARIMÉTRIE[Fr.] / ZUCKERMESSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİMETRİ

- SACCHAROMETER, SACHARIMETRY[İng.] / SACCHARIMÉTRIE[Fr.] / SACCHAROMETER, ZUCKERMESSUNG, ZUCKERMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKAROMETRE, SAKKARİMETRİ


- SACCHARONIC ACID[İng.] / ACIDE SACCHARONIC[Fr.] ile/değil/yerine/= SAKKARONİK ASİT

- ŞAKK-I GALSAMÎ[Ar.] ile ...

( Solungaç yarığı. )

- SAKLA BENİ, VARKEN; BULUNAYIM SANA, YOKKEN ile/ve SAKLA SAMANI, GELİR ZAMANI

- SAKLANMAK ile SAKLANMA YERİ

- SAKLI ile SAKLIK ile SAKLI YAZI

- SAKO[İt. < Yun.] değil/yerine/= ÜSTLÜK

( Paltoya benzer bir tür üstlük. )

- ŞAKRAMAK ile ŞAKRAK/LIK ile ŞAKRAK KUŞU

- SAKSAĞAN ile TAYVAN MAVİ SAKSAĞANI

( )

- SAKSI ile VAZO[İt.]

( Toprak bulunur. İLE En fazla su bulunur. )
( Geniş. İLE İnce. )
( Pişmiş topraktan yapılan, içine toprak konularak çiçek yetiştirmekte yararlanılan kap. İLE Çiçek koymak için kullanılan kap. )

- ŞAL ile ŞALE ile ŞALİ ile ŞALT ile ŞAL KUŞAK ile ŞAL ÖRNEĞİ ile ŞALT BİNASI


- SAL ile SALT ile SALI ile SALTÇI/LIK ile SALT NEM ile SAL YARIŞI ile SALT DEĞER ile SALT SIFIR ile SALT SICAKLIK ile SALT ÇOĞUNLUK

- SALÂ'[Ar.] ile SALÂH[Ar.]

( Cuma namazına ve bazı yerlerde cenazeye çağırmak için minarelerde okunan salavat. | Meydan okuma, "kendine güvenen varsa çıksın!" diyerek bağırma. | Bir mahalle çocuklarının, başka bir mahalle çocuklarıyla taş kavgalarına çıkmaları. | Mevlevîlerde, "can"ları namaza/mukabeleye/yemeğe çağırma. İLE Düzelme, iyileşme, iyilik. | Rahatlık, barış. | Dine olan bağlılık. )

- SALÂBET[Ar. < SULB] değil/yerine/= KATILIK/SAĞLAMLIK

( Peklik, katılık, sağlamlık. | Manevi kuvvet, dayanma. )

- SALAK/LIK ile/ve "ÖKÜZ/LÜK"

- SALAMURA[İt.] değil/yerine/= TUZLU SUDA TUTULMUŞ