DÖRT(4) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- SÂİRFİLMENÂM[Ar.]/SOMNAMBULE[Fr.] değil UYURGEZER

- ŞAİR-İ KESBÎ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ŞAİR-İ VEHBÎ

- SAİT FAİK ABASIYANIK MÜZESİ =/< SPANUDİS KÖŞKÜ

( Burgazada'dadır. [Lütfen müzelerimizi ziyaret edelim!] )

- SAİT İBRAHİM ESİ /F. SELMAN KABİBAY YALISI

( Yeniköy Tarabya Yolu üzerindedir. 1885 yılında inşâ edilmiştir. )

- SAİY:
SAFA
ve/<> MERVE

( Safa'dan başlayarak, Safa ile Merve arasında, 4 gidiş ve 3 gelişten oluşan Saiy görevi, Hacc'ın başka bir bölümünü oluşturmaktadır. )

- SÂK[Ar. çoğ. SİKAN, SÛK] ile SAK/SAKK[Ar. çoğ. SİKÂK, SUKÛK]

( Baldır, incik. | [botanikte] Sap. | [geom.] Kenar. İLE Şer'î mahkemeden verilen îlâm, berat, kadı hücceti ve bunun gibi yazılardaki tabirler, deyimler. | Vesîkalar. )

- SAK/SAC[İng.] değil/yerine/= KESE

- SAK ile SAĞ ile SAKA/LIK ile SAKE ile SAKİ ile SAKO ile SAKALI ile SAĞ İÇ ile SAĞ BEK ile SAĞ HAF ile SAĞ KOL ile SAĞ AÇIK/LIK ile SAĞ ESEN ile SAĞ PARA ile SAKA KUŞU ile SAĞ KANAT ile SAĞ SALİM ile SAĞ ŞERİT ile SAĞ SELAMET ile SAĞ ÇIKARMA ile SAĞ EĞİLİMLİ/LİK

- ŞAK ile ŞAKK[Ar.]

( Eni geniş bir şeyle vurulduğunda çıkan ses. İLE Yarma, yarılma. | Yarık, çatlak. )

- ŞAKA GİBİ ile/ve/=/||/<>/< GİBİ GİBİ


- SAKA KUŞUNUN BIYIKLARI ...:
SİYAHSA
ile/ve/||/<> BEYAZSA

( Erildir. İLE/VE/||/<> Dişildir. )

- ŞAKA-MAKA

- SÂKA[Ar. < SEVK/SAİK]/BEYYÂB ile ...

( Su taşıyan, sucu. )

- ŞAKA YAPMAK değil/yerine LÂTÎFE[Ar.]/ESPRİ[Fr., Lat.] YAPMAK

( Kişiye yönelik. DEĞİL/YERİNE Duruma, olguya, kavrama yönelik. )
( Aradaki ilişki ne kadar yakın olursa olsun, hangi şakanın kimi, ne kadar etkileyeceği, rahatsız edebileceği bilinmez! )
( Aşağılama. DEĞİL/YERİNE Yüceltme. )

- ŞAKA YAPMAK ile LAUBALİLİK

- ŞAKA ile/ve/||/<>/> İNTİKAM

- ŞAKA ile JİGGER

- ŞAKA ile ÖĞÜRÜCÜ

- SA'KA[Ar.] ile SÂKA/SAKKÂ[Ar. < SEVK | çoğ. SÂİK] ile SAKA[Ar.] ile ŞAKA[Ar.]

( Bayılma, baygınlık, kendinden geçme durumlarına yol açan bir hastalık. İLE Ardçılar, ordunun gerisinde bulunan askerler. | Evlere, çeşmeden su taşımayı iş edinmiş olan. | Kırsal bölgelerde sulama işlerini düzenleyen ve denetleyen kişi. İLE Kuş. )

- SAKA[Ar. < SEVK/SAİK]/BEYYÂB ile SAKA ile SAKA (TÜRKLERİ)

( Evlere, çeşmeden su taşımayı iş edinmiş olan kişi. İLE Serçegillerden, başında ve boynunda, kırmızı, sarı tüyler bulunan ve hoş öten bir kuş. İLE ... )

- ŞAKA ile ŞAKALAŞMAK ile ŞAKALAR

- ŞAKAK/DULUK KISMI(LOBU) ile/ve ALIN VE ÇEPER KISMI(LOBU)

( Yanlamasına oluk[lateral fissure], şakak[temporal] kısmını alın ve çeper kısmından ayırır. )
( Ense kısmını ayıran bir yarık yoktur. )

- SAKAL ile HATT

( ... İLE Gençlerde yeni terleyen bıyık ya da sakal. )

- SAKAL ile KABA SAKAL

( ... İLE Gür ve geniş sakal/lı. )

- SAKALLI HABEŞ/İPEK TAVUK ile SAKALSIZ HABEŞ/İPEK TAVUĞU

( image )

- SAKARLAŞMAK ile SAKAR/LIK ile SAKARCA ile SAKAR OTU ile SAKAR MEKE

- SAKAT/ALÎL[Ar.] ile TOPAL

( ... İLE Yürürken, sağa sola bükülüp yuvarlanır gibi devinme nedeniyle verilen ad. )

- SAKE :/yerine HATIRINA

- ŞAKÎ ile/değil/yerine/>< SAÎD

(
Başlık ŞAKÎ (شَقِيّ) SAÎD (سَعِيد)
Köken Ş–ق–ي / Ş–ق–و kökünden gelir. “Yarılmak, sıkıntı çekmek, bedbaht olmak” anlamındadır. س–ع–د kökünden gelir. “Mutluluk, baht açıklığı, iyi hâl” anlamındadır.
Temel Anlam Bedbaht, mutsuz, azaba uğrayan kişi. Mutlu, bahtiyar, kurtuluşa ermiş kişi.
Zıtlık İlişkisi Şakî >< Saîd karşıt anlamlıdır (bedbaht >< bahtiyar).
Kur’ân’daki Kullanımı “Şakî” olanlar, cehennemlik olarak tanımlanır. (Hud 11/105 - 107) “Saîd” olanlar, cennetlik olarak tanımlanır. (Hud 11/108)
Kader, İhtiyâr ve İrâde Bağlamı
  • Cebriyye’ye göre: önceden belirlenmiş bedbahtlık.
  • Mu‘tezile’ye göre: kişinin kendi fiiliyle kazandığı bedbahtlık.
  • Ehl-i Sünnet’e göre: Allah’ın ezelî ilminde bilinir; insan fiilinden sorumludur.
  • Cebriyye’ye göre: önceden belirlenmiş saadet.
  • Mu‘tezile’ye göre: kişinin iyi fiiliyle kazandığı saadet.
  • Ehl-i Sünnet’e göre: ilâhî bilginin konusu, irâdî fiilin sonucu.
Ahlâkî ve Ruhsal Yön
  • Kalp karanlığı ve gaflet.
  • Nefse uymak, hidâyeti reddetmek.
  • Azap, sıkıntı ve uzaklık hâli.
  • Kalp aydınlığı ve huzur.
  • İman, ihlâs ve salih amel.
  • Rahmet, sekinet ve yakınlık hâli.
Mekke Dönemi Müşrik ve inkârcı kesimler için kullanılmıştır. İlk mümin topluluk için kullanılmıştır.
Medine Dönemi Münâfıklar ve ikiyüzlüler için kullanılmıştır. Samimi mümin topluluğu için kullanılmıştır.
Raşid Halifeler Dönemi Adâletsiz, zulmeden kişiler için kullanılmıştır. Adâletli, takvâ sahibi yöneticiler için kullanılmıştır.
Tasavvufî Yorum Kalbin perdelenmesi, nefsin hâkimiyeti ve içsel sıkıntı hâlidir. Kalbin nurlanması, nefsin arınması ve ilâhî huzur hâlidir.
Sonuç İtibarı ile ... Şakâvet - Bedbahtlık, sapma ve azap durumudur. İman, ihtiyâr, irâde ve amel yönüyle kaybedilmiş bir dengedir. Saʿâdet - Hidayet, huzur ve kurtuluş durumudur. İman, niyet ve eylem bütünlüğünün sonucudur.
)

- SAKÎ[Ar.] ile SÂKÎ[Ar. < SAKY | çoğ. SUKAT]

( Kırağı, çiy.[Fars. JÂLE, ŞEBNEM, BEŞG, BEŞM | Yun. DROSOSTALIDA] İLE Su veren/dağıtan. | Kadeh, içki sunan. | Baldıra, ya da baldır kemiğiyle ilgili. | İnsana/kişilere, Allah sevgisi/nuru saçan kişi. )

- ŞÂKÎ[Ar. < ŞİKÂYET] ile ŞAKÎ[Ar. < ŞEKÂVET]

( Şikâyetçi, şikâyet eden. İLE Bahtsız, kötü hareketli, haylaz, habîs. | Yol kesen, haydut. )

- SÂKİ[Ar.] ile SANKİ[Tr. SAN + Fars. Kİ]

- SAKİL[Ar.]["SAKİR" değil!] değil/yerine/= AĞIR | KABA

( Ağır. | Sıkıntı veren, sıkıntılı. | Çirkin, kaba. | Türk müziğinde bir usûl. )

- ŞAKIMAK ile ŞAKALAŞMAK ile ŞAKALAŞABİLMEK ile ŞAK ile ŞAKA ile ŞAKİ/LİK ile ŞAKACI/LIK ile ŞAKALI ile ŞAKULİ ile ŞAK ŞAK ile ŞAKASIZ ile ŞAKA MAKA ile ŞAKA YOLLU

- SAKIN!:
ADAMIN, YERE BAKANINDAN
ve/||/<>
SUYUN, YAVAŞ AKANINDAN

- SAKIN HA! ile AMAN HA!

- SÂKİN[< SÜKÛN] / MUKÎM[< KIYAM] ile/ve ŞÂGİL[< ŞUGL]

( Konutta/meskende yaşayan/oturan, ikâmet eden. İLE/VE
Meşgul eden, edici. | Meşgul olmayı gerektiren. | İşgâl eden, tutan. | Bir mülkte oturan. )

- SAKINAN GÖZE ÇÖP BATAR değil SAKINILAN GÖZE ÇÖP BATAR

- SAKINAN GÖZE ÇÖP BATAR değil SAKINILAN GÖZE ÇÖP BATAR

- SAKINCA/BEYİS GÖR(ME)MEK ile/ve/||/<> İMTİNA ETME(ME)K


- SAKİNLEŞME:
AKILDA
ve/||/<> GÖNÜLDE

( Bilgi ile. VE/||/<> Sevgi ile. )
( Elinde getiren, karnında götürür; aklında getiren, gönlünde götürür. )

- SAKİN/LİK ile "AĞIR/LIK"

( Zihinsel. İLE Davranış ve tutumlarla. )
( Bilinçli/farkındalıklı iç devinimle. İLE Çevredekilerin bağdaştırdıkları/bekledikleri sıfatla. | [Mizactan dolayı da olabilir] )
( Sakin bir yaşama biçimine sahip kişiler, sıkı ve alçakgönüllü çalışmalarını sürdürmeli. )

- SÂKİ-Yİ ŞEB ile ...

( Mehtap, ayışığı. )

- SAKIZ AĞACI ile MAVİ SAKIZ AĞACI

( Antepfıstığıgillerden, meyvesi üzüme benzeyen ve yağlı, küçük bir ağaç. İLE Malawi'de bulunur. )

- SAKIZ ile KARDEŞKANI

( ... İLE Kardeşkanı ağacından alınan, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, koyu renkte bir sakız. )

- ŞAKK[Ar.] ile FALK[Ar.]

- ŞAKK[Ar. çoğ. ŞÜKUK] ile ŞÂKK[Ar. < MEŞAKKAT]

( Yarma, yarılma, çatlama, yırtma, paralama, kırma. | Yarık, çatlak. İLE Eziyetli, zahmetli. )

- SACCHARIC ACID[İng.] / ACID SACCHARIQUE[Fr.] / SACCHARINSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİK ASİT

- SACHARIMETRY[İng.] / SACCHARIMÉTRIE[Fr.] / ZUCKERMESSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİMETRİ

- SACCHAROMETER, SACHARIMETRY[İng.] / SACCHARIMÉTRIE[Fr.] / SACCHAROMETER, ZUCKERMESSUNG, ZUCKERMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKAROMETRE, SAKKARİMETRİ


- SACCHARONIC ACID[İng.] / ACIDE SACCHARONIC[Fr.] ile/değil/yerine/= SAKKARONİK ASİT

- ŞAKK-I GALSAMÎ[Ar.] ile ...

( Solungaç yarığı. )

- SAKLA BENİ, VARKEN; BULUNAYIM SANA, YOKKEN ile/ve SAKLA SAMANI, GELİR ZAMANI

- SAKLANMAK ile SAKLANMA YERİ

- SAKLI ile SAKLIK ile SAKLI YAZI

- SAKO[İt. < Yun.] değil/yerine/= ÜSTLÜK

( Paltoya benzer bir tür üstlük. )

- ŞAKRAMAK ile ŞAKRAK/LIK ile ŞAKRAK KUŞU

- SAKSAĞAN ile TAYVAN MAVİ SAKSAĞANI

( )

- SAKSI ile VAZO[İt.]

( Toprak bulunur. İLE En fazla su bulunur. )
( Geniş. İLE İnce. )
( Pişmiş topraktan yapılan, içine toprak konularak çiçek yetiştirmekte yararlanılan kap. İLE Çiçek koymak için kullanılan kap. )

- ŞAL ile ŞALE ile ŞALİ ile ŞALT ile ŞAL KUŞAK ile ŞAL ÖRNEĞİ ile ŞALT BİNASI


- SAL ile SALT ile SALI ile SALTÇI/LIK ile SALT NEM ile SAL YARIŞI ile SALT DEĞER ile SALT SIFIR ile SALT SICAKLIK ile SALT ÇOĞUNLUK

- SALÂ'[Ar.] ile SALÂH[Ar.]

( Cuma namazına ve bazı yerlerde cenazeye çağırmak için minarelerde okunan salavat. | Meydan okuma, "kendine güvenen varsa çıksın!" diyerek bağırma. | Bir mahalle çocuklarının, başka bir mahalle çocuklarıyla taş kavgalarına çıkmaları. | Mevlevîlerde, "can"ları namaza/mukabeleye/yemeğe çağırma. İLE Düzelme, iyileşme, iyilik. | Rahatlık, barış. | Dine olan bağlılık. )

- SALÂBET[Ar. < SULB] değil/yerine/= KATILIK/SAĞLAMLIK

( Peklik, katılık, sağlamlık. | Manevi kuvvet, dayanma. )

- SALAK/LIK ile/ve "ÖKÜZ/LÜK"

- SALAMURA[İt.] değil/yerine/= TUZLU SUDA TUTULMUŞ

- SALARY :/yerine MAAŞ

- SALATALIK/HIYAR ile ACUR

( ... İLE Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, açık yeşil renkte, irice bir tür hıyar. )

- SALÂT-I KÂİM > SALÂT-I DÂİM

- SALÂTÎN CAMİLERİ ile ...

( SULTAN CAMİLERİ )

- SALDIRAY ile/ve/||/<> BATIRAY ile/ve/||/<> ATILAY ile/ve/||/<> YILDIRAY

( 1939'da, Haliç Tersanesi'nden denize indirilen ve ne yazık ki, 1942'de batan, Türkiye'nin ilk denizaltısı Batıray ile birlikte Atatürk'ün belirlediği öteki üç denizaltının adları... )

- SALDIRI ile/değil/yerine/||/<> SORU

- SALE :/yerine SATIŞ

- SALEP ile ASILMIŞADAM

( ... İLE Salepgillerden, çiçekleri asılmış, bir insana benzeyen ve köklerinden salep çıkarılan bir bitki. )

- ŞALGAM ile ŞALGAM SUYU

- SALI PAZARI ile SALI PAZARI ile SALI PAZARI

( Fındıklı - Tophane arasındaki semt. İLE Kadıköy'de, Altıyol - Selâmiçeşme arasında bulunan bir semt ve pazar. İLE Şehremini'de kurulan semt pazarı. )

- SALI ve CUMA

( İstinsah yapılan gün. VE ... )

- SALI ile SALI

( Haftanın ikinci günü. İLE Onun sahip olduğu sal. )

- SALİHA SULTAN ÇEŞMESİ / AZAPKAPI ÇEŞMESİ ile SALİHA SULTAN SEBİLİ

( Azapkapı'da, Azapkapı Camisi önündedir. İLE Azapkapı'da, Azapkapı Camisi karşısındadır. )
( 1733'te, Sultan II. Mustafa'nın eşi Saliha Sultan tarafından. [Rokoko üslûbundadır.] İLE 1732'de, Sultan II. Mustafa'nın eşi Saliha Sultan tarafından. )

- SALİK ile/değil SAİK

- SÂLİM[Ar.] değil/yerine/= ESEN, SAĞLAM


- SÂLİM değil/yerine/= ESEN/SAĞLAM

- OSCILLATION MODE[İng.] / MODE D'OSCILLATION[Fr.] ile/değil/yerine/= SALINIM KİPİ

- SALICYLALDEHYDE[İng.] / SALICYLALDÉHYDE[Fr.] / SALIZYLALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLALDEHİT

- SALİSİLAT[Fr.] ile SALİSİLİK ASİT

( Salisilik asidin tuzu. | Salisilik asidin, türlü alkollerle ve fenollerle yaptığı ester. İLE Söğüt kabuğundan çıkarılan antiseptiklerle ilgili olan. [Aldehidin yükselgenmesiyle elde edilen, türlü uçucu yağlarda ester biçiminde bulunan, ekşi ya da tatlı olabilen, 155 °C'de ergiyen bir asit.] )

- SALİSİLİK ASİT ile GLİKOLİK ASİT

- SALICYLIC ACID[İng.] / ACIDE HYDROXY-2-BENZOCOUPAGE, ACIDE SALICYLIQUE[Fr.] / SALIZYLSÄURE, SPIRSÄURE, O-OXYBENZOESÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLİK ASİT

- SALİSİLİK ile SALİSİLİK ASİT

- SALKIM AĞACI = AKASYA[Lat.]

- SALKIMAK ile SALKIM ile SALKIMLI ile SALKIM KÜPE ile SALKIM TOPU ile SALKIM AĞACI ile SALKIM BAŞAK ile SALKIM SAÇAK ile SALKIM SÖĞÜT ile SALKIM SALKIM

- SÂL-NÂME[Fars.] ile ...

( Yıllık. [Belirli konulara dair yıldan yıla çıkarılan dergi/kitap] | Cep takvimi. )

- SALON ile SALON ÇAMI ile SALON ADAMI ile SALON KADINI ile SALON ÇİÇEĞİ ile SALON BİTKİLERİ

- ABSOLUTE ZERO[İng.] / ZERO ABSOLU[Fr.] / ABSOLUTER PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= SALT/MUTLAK SIFIR NOKTASI

- TEMPÉRATURE ABSOLUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SALT SICAKLIK

- SALT SOYUTLAMA ile/ve/> HİÇÇİLİK(NİHİLİZM)

- SALT ile SALTIK

( Yalnız, tek, sırf. | İçinde yabancı bir öğe bulunmayan. | İçinde, kendine yabancı hiçbir şey karışmamış, arı. İLE Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan, bağımsız, koşulsuz. | Koşulsuz, bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına, tam sayılan bir olgunun niteliği. )

- SALT = SIRF, SAF, MAHZ = PURE[İng.] = PUR[Fr.] = REIN[Alm.] = PURUS[Lat.] = PURO[İsp.]

- SALT :/yerine TUZ

- SALTIK/MUTLAK:
SONSUZ
ile/ve/||/<> TÜKETİLEMEZ OLAN

- SALTUK DEDE TÜRBESİ

( Türbe Rumelifener Köyünde ve Tahlisiye Feneri'nin içindedir. Mezar taşındaki kitabesinden ölüm tarihinin 1788/1789 olduğu anlaşılmaktadır. Bu yatıra "Saltuk Dede" denildiği gibi "Saltuk Baba" ve "Sarı Saltuk" da denilmektedir. Sarı Saltuk'un esas adı Ebu Hayr Muhammed Buhari'dir. 1300'de öldüğü kabul görür. Sarı Saltuk ile ilgili hikayeler değişiklik gösterir. Türkiye'nin birkaç yerinde Saltuk Dede, Saltuk Baba veya Sarı Saltuk türbesi olduğu gibi Balkan ülkelerinde de (Arnavutluk, Yugoslavya, Bulgaristan, Moldovya ve Romanya'da da) bulunmaktadır. Köy balıkçıları balığa giderken türbe önünden geçmeyi ve yatırın ruhu için dua etmeyi alışkanlık haline getirmişlerdir. )

- SALUTATION/GREETING vs./and LOVE


- ŞALVAR[Fars. ŞELVÂR]/DİMİ ile/değil/yerine PANTOLON

( Genellikle, ağı çok bol olan, bele bir uçkurla bağlanan, geniş bir pantolon türü. İLE ... )

- ŞALVAR/DİMİ ile ÇAKŞIR

( ... İLE Bir çeşit erkek şalvarı. | Kuşların ayağında bulunan ve süs gibi görünen tüy. )

- ŞÂM[Ar. < ŞÂME] ile ŞÂM[Fars.]

( [gövdede] Benler. İLE Akşam. )

- SAM ile/||/<> LB FİLM

( SAM kendiliğinden tek tabaka tiol-Au, LB transfer çok. )
( Formül: Spontan İLE mekanik )

- ŞAM ile ŞAM ile ŞAM GÜLÜ

- SAM ile SAMİ ile SAM YELİ

- ŞAMA ile ŞAMALI ile ŞAM FISTIĞI

- SAMADHİ[Sansk.] = CH'AN TİNG, SANWEİ SAMOTİ[Çince]

- SAMADHİ[Sansk.](CH'AN TİNG, SANWEİ SAMOTİ[Çince]) ile ...

( Bilinç üstü (üstün bilinç) hali, derin meditasyon, trans, vecd hali. Yoga uygulamasında arayıcının(sadhara) meditasyon nesnesi, konusu(sadhya) ile bir olması, böylece tarifsiz ve koşulsuz mutluluğa ermesi. Aşkın bilinç hali. Zihnin onu çevreleyenlerden tam olarak geri çekilmesi, mükemmel uygulanmış bir meditasyonun meyvesi; zihnimiz ya da gerçek doğamız üzerine saf bir tefekkür. Dhyana yoluyla ulaşılan durum. Theravada Budizmi'nde Dört Yüce Gerçek'ten 4.'sü olan Dharma'yı oluşturan 8 basamaklı yüce yolun en üst basamağı.
1. Evre: Saf düşünceler, anımsama, meditasyon.
2. Evre: Düşüncenin durdurulması ve kontemplasyon; sevinç ve huzur bilinci.
3. Evre: Sessizlik ve sakinliğin yaşanması.
4. Evre: Kişinin ego yükünden özgürleşmesi.
( Samadhi'nin tipleri:
* Savikalpa, dualistik âlemde bir duyusal nesne (genellikle bir ideal ya da bir tanrı) tasavvur etmek,
* Nirvikalpa, tüm kuşkuların, biçimlerin ve isimlerin ötesi,
* Nissankalpa, tüm arzuların “sankalpa“ biçimindeki gelişlerinin durması, nirvrittik, hatta istemsiz tasavvurlar(vritti'ler) durur,
* Nirvasana, vasanalar'ın içgüdüsel kabarışı bile durur. )

- SAMAN ile BART

( ... İLE Katı saman. )

- SAMAN ile SAMAN ÇATI KATI ile SAMAN YAPICI ile SAMANLIK ile SAMAN TOHUMU ile SAMAN TELİ

- ŞAMANLAR'IN SEVDİĞİ RENKLER:
AÇIK MAVİ
ve SÜT MAVİSİ ve ALTIN SARISI ve FİLİZ YEŞİLİ ve LEYLAK

- SAME vs. COMMON

- ŞÂME[Ar. çoğ. ŞÂM, ŞÂMÂT] ile ŞÂME[Ar.]

( [gövdede] Ben. İLE Akşam. )

- [not] SAME vs. SIMILAR

- SAME vs. SIMILAR

- SAME :/yerine AYNI

- ŞÂM-I İSRÂ[Fars.] ile ...

( Mi'râc gecesi. )

- SÂMÎ[Ar. < SÜMÜVV] ile SÂMÎ[Ar.] ile SÂMİ'[Ar. < SEM | çoğ. SÂMİÎN, SÂMİÛN] ile Sâmî[Ar.] ile Sâmî[Ar.] ile Sâmi[Ar.] ile SÂMİH[Ar.]

- SÂMİ'[Ar.] ile ÂLİM[Ar.]


- SÂMÎ ile SEMÎ

( Zaman zaman duyan. İLE Sürekli duyan. )

- SÂMÎ ile SEMÎ

( Zaman zaman duyan. İLE Sürekli duyan. )

- ŞÂMİL[< ŞEML < ŞÜMÛL] ile/ve/<> KÂMİL[< KEMÂL]

( Topluma. İLE/VE/<> Kişiye/sana! )
( Genele. İLE/VE/<> Özele. )
( İçine alan, kaplayan, çevreleyen. İLE/VE/<> Tam, eksiksiz, bütün. | Olgun. | Bilgin, âlim. )

- ŞÂMİL[< ŞEML ve/< ŞÜMÛL]:
İÇİNE ALAN, KAPLAYAN, ÇEVRELEYEN

- SAMİMİ ile ADAYLIK ile ADAY ile DÜRÜSTLÜK

- SAMİMİYET ile AÇIKLIK ile SAYDAMLIK/ŞEFFAFLIK

( Açıklığı ve iyilikseverliği sayesinde hem çevresine, hem de sonuç olarak kendine yararlı olan biri simgelenir. )

- ŞAMPİYON[Fr., İng. < CHAMPION] değil/yerine/= BÖKE

- SAMUR ile SAMUR KÜRK ile SAMUR KAŞLI

- SAMUR ile SUSAMURU/LUTR[Fr.]

( SUSAMURUGİLLER: SEMMÛRİYYE[Ar.] | MUSTÉLIDÉS[Fr.] )
( Susamurları, akıntıyla farklı yerlere sürüklenmemek için uyurken el ele tutuşur. )
( ... İLE Sansargillerden, tüyleri koyu kahverengi, iyi yüzen, küçük bir tür hayvan. )

- ŞAN ile ŞANO ile ŞANS ile ŞANSLI/LIK ile ŞANSSIZ/LIK ile ŞANS OYUNU


- SANA (DA) BİR ŞEY SÖYLENİLMİYOR değil/yerine NE SÖYLEYECEĞİNİ (İYİ) BİLMEK

( Ne söylediğini ve haddini iyi bilirsen beklemediğin tepkiler de almazsın. )

- SANA GÖRE ile BANA GÖRE

- SANA SÖVÜYORUM değil/yerine/>< SENİ SEVİYORUM

( DEĞİL/YERİNE/>< )

- Sana söylüyorum SUS!!!

- SANA YAPILAN "KÖTÜLÜK" ile/değil/yerine/ne yazık ki/>< SENİN YAPTIĞIN KÖTÜLÜK/YANLIŞ/HATA

( Unut/abil! İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Unutma! )

- SANAL GERÇEKLİK'TE:
NESNE'NİN YİTİRİLMESİ
ile/ve ÖZNE'NİN YİTİRİLMESİ

- MUHAYYEL RAKAM[Osm.] / IMAGINARY NUMBER[İng.] / NOMBRE IMAGINAIRE[Fr.] / IMAGINÄRE ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= SANAL SAYI

- SANAL ile SANAL KART ile SANAL SAYI ile SANAL REKLAM ile SANAL SOHBET

- SANAT:
[hem] ARAÇ OLARAK
ile/ve/hem de/||/<>/> AMAÇ OLARAK

- SANAT:
DEHÂ
ve/||/<> YARATICILIK


- SANAT YAPITININ:
İFŞÂ ETTİĞİ
ile/ve/değil AFİŞE ETMEDİĞİ (ŞEY/LER)

( BAYKUŞ: Güzel sanatların simgesi. | Sanatın yaratıcısı. )

- SANAT:
GEÇMİŞİ GERİ ALMAK
ile/ve/değil/||/<>/> GELECEĞİ ÖNGÖREBİLMEK

- SANAT:
İÇERİK
ve/||/<> AMAÇ ve/||/<> ANLAM

- Sanat için SUS!!!

- SANAT:
İÇTEN DIŞA
ile/ve/değil/||/<>/< DIŞTAN İÇE

- SANAT:
İSPAT
değil İCRÂ

- SANAT:
KİŞİSEL/ŞAHSÎ
ve/||/<> KİŞİYE ÖZGÜ/MUHTEREM

- SANAT:
UYUM
ve/||/<> ORGANİK ve/||/<> BİRLİK

( Sanat, uyumlu, organik birliğin yeniden ele geçirilmesinin aracıdır. )

- SANAT = ART[İng., Fr.] = KUNST[Alm.] = ARS[Lat.] = TEKHNE[Yun.] = ARTE[İsp.]

- SANAT ile/ve/||/<>/> DAHA/EN SANAT/SİMGE


- SANAT ile/ve/değil ...MIŞ GİBİ

- SANAT ve/||/<>/< OYUN

- SANAT ve/<> ÖZGÜVEN/İMAN

- SANAT ile/ve/||/<> SANA AİT

- SANAT ve/<> SANATÇI/KİŞİ/İNSAN

( Bir resimde, bir sanat yapıtında aradığım, sevdiğim şey, insandır. Sanatçının kendi! )
( Dans le tableau [l'oeuvre d'art] je cherche, j'aime l'homme l'artiste. )
( Çalışkanlıkta, arı, sana ustalık eder
Beceride, bir böcek, seni okutur
Seçkinlerde de var sendeki bilgiler
Sanat ise ey insan! Yalnız sana özgüdür! )
( Yaşam ciddidir, sanat ise neşeli.
Fakat ciddiyet içinde bile, neşe ya da sükûnet,
sanatın aslî ve özsel yapısı olarak kalır. )
( Schiller'in, "Sanatkârlar" adlı şiirini okumanızı salık veririz. )
( Durumun/sürecin/konunun/işin içine kişi/insan ve sanat girince/girmişse öteki herşey ikinci sıraya geçer/geçmeli/geçirilmelidir, indirilmelidir. )

- SANAT ile/ve/||/<>/> ÜRETKEN SEZGİ GÜCÜ ile/ve/||/<>/> ESTETİK SEZGİ

- SANATÇI İÇİN ÖNEMLİ(ÖNCELİKLİ) OLAN:
PARÇALARDAN DOLAYI BÜTÜN
değil BÜTÜNDEN DOLAYI PARÇALAR

- SANATÇI ile/ve/||/<> BİLGE/ÂRİF

( Dönüştürücü. İLE/VE/||/<> Geliştirici/ilerletici. )

- SANATIN:
DİLİ
ile/ve/değil/<>/< ARACI

- SANATIN OLUŞMASINDA:
ÇOK KİŞİ
ile/ve/değil TEK KİŞİ


- SANATSAL DUYARLILIK İÇİN SANAT(IN):
EYLEMİ
ve/ya da İLGİSİ

- SANATSAL ÜRÜN VERMEK ile/ve/değil/yerine/<> (KENDİNE VE TOPLUMA) SANATSAL DUYARLILIK KAZAN(DIR)MAK/KAZANDIRABİLMEK

( Sanat ürünü, sanatçısını yanında istemez. )

- SANATSAL ile/ve/fakat/<>/> SANATI AŞAN

- SANATSALLAŞTIR(IL)MALI!

- SANAT/TA:
DOĞAL OLAN
ile/ve/||/<>/> DOĞAL OLARAK/DOĞALA EN YAKIN VE YALIN YAPILMIŞ OLAN

- SANATTA:
FARK
ile/ve/değil/yerine/||/>/<>/>< BENZERLİK

- ŞİİR:
SANATTA
ile/ve FELSEFEDE

( En üstte. İLE/VE En altta. )

- SANAYİ KAPİTALİZMİ ile/ve/||/<>/> ANAMAL/SERMAYE KAPİTALİZMİ ile/ve/||/<>/> MODERN KAPİTALİZM ile/ve/||/<>/> ÖZEL MÜLKİYET BİÇİMİ

(
Sanayi Kapitalizmi
18. yy sonu – 19. yy sonu
Üretimin fabrikalarda makine gücüyle örgütlendiği, ücretli emeğin dizge biçimde kullanıldığı kapitalizm aşaması. İngiltere'de Sanayi Devrimi ile doğmuş, Kıta Avrupası ve ABD'ye yayılmıştır. Temel dinamik: sermaye sahibi ile mülksüz işçi arasındaki asimetrik ilişki.
Anahtar: fabrika, ücretli emek, artı-değer, üretim araçları
Sermaye Kapitalizmi
1880 – 1945
Üretken sermayenin değil, para sermayesinin ve finansın egemen olduğu aşama. Bankacılık, faiz, hisse senedi ve kredi mekanizmaları ön plana çıkar; sanayi kapitalizminin içinden dönüşerek çıkar. "Finans kapitalizmi" olarak da adlandırılır.
Anahtar: banka kredisi, faiz, menkul kıymet, spekülatif sermaye
Modern Kapitalizm
1945 – günümüz
Çokuluslu şirketler, küresel finans piyasaları, refah devleti ve tüketim kültürünü kapsayan geç dönem kapitalizmi. Hem sanayi hem sermaye boyutlarını içerir; platform ekonomileri, patent ve veri de birer sermaye biçimi haline gelmiştir.
Anahtar: küreselleşme, neoliberalizm, dijital platform, bilgi ekonomisi
Özel Mülkiyet Biçimi
Tüm dönemler — kurucu zemin
Kavramsal olarak bir kapitalizm türü değil kapitalizmin kurucu koşuludur: üretim araçlarının (toprak, fabrika, makine, sermaye) özel ellerde bulunması. Öteki üç kavramın ortak zeminidir; mülkiyet biçimi değişirse kapitalizmin tanımı da değişir.
Anahtar: mülkiyet hakkı, mülksüzleştirme, tahsis, yasal güvence
Kavramsal Sıradüzen
Zemin – Aşama ilişkisi
ÖZEL MÜLKİYET BİÇİMİ — kapitalizmin kurucu zemini
>
SANAYİ KAPİTALİZMİ
XVIII. – XIX. yy. | fabrika, makine, ücretli emek | Marx'ın temel çözümleme nesnesi
>
ANAMAL/SERMAYE KAPİTALİZMİ
IX. yy. sonu – XX. yy. | finans, kredi, faiz | sanayi kapitalizminin dönüşümü
>
MODERN KAPİTALİZM
1945 – günümüz | küresel, dijital, çok katmanlı | ikisini de kapsar ve aşar
Karşılaştırmalı FaRkLaR
Boyut Özel Mülkiyet Biçimi Sanayi Kapitalizmi Anamal/Sermaye Kapitalizmi Modern Kapitalizm
Kavramsal durum/konum Kurucu zemin / koşul Tarihsel aşama Tarihsel aşama Tarihsel aşama
Dönem Tüm dönemler 1760 – 1900 1880 – 1945 1945 – günümüz
Odak Mülkiyet hakkı, tahsis Üretim, fabrika Finans, para, kredi Küresel dizge, platform
Egemenler Fabrikatör / burjuva Banker, borsa Çok uluslu şirket, büyük teknoloji
Emek biçimi Ücretli fabrika işçisi Ücretli + yatırımcı Esnek, güvencesiz, uzaktan
Temel çelişki Sahip — mülksüz Burjuva — proleter Borç veren — borçlu Küresel anamal/sermaye — yerel emek
Anamal/sermaye biçimi Mülk, arazi Makine, fabrika Para, tahvil, hisse Veri, patent, marka, algoritma
Devletle ilişki Mülkiyeti tanır / korur Laissez-faire Düzenleyici müdahale başlar Refah devleti <> neoliberalizm
Anahtar kavramlar mülkiyet hakkıtahsis artı-değersömürü faizkredispekülasyon yaratıcı yıkımr > g
04 — Kuramcılar
Sanayi kap. | Özel mülkiyet | Eleştiri
Karl Marx
1818 – 1883
Sanayi kapitalizmi ve özel mülkiyet biçiminin en kapsamlı eleştirmeni. İşçinin emeği ile aldığı ücret arasındaki fark olan artı-değerin anamal/sermaye birikiminin kaynağı olduğunu gösterdi. Sınıf çatışmasını tarihin itici gücü olarak tanımladı. Özel mülkiyetin ilgası olmadan sömürünün bitmeyeceğini savundu.
artı-değer sınıf çatışması yabancılaşma tarihsel nesnecilik
Das Kapital, Cilt I (1867)
Komünist Manifesto — F. Engels ile (1848)
Ekonomi ve Felsefe El Yazmaları (1844, yayım: 1932)
Kapitalizmin kültürel kökenleri | Kurumsal yapı
Max Weber
1864 – 1920
Kapitalizmin yalnızca ekonomik değil, zihinsel bir düzen olduğunu gösterdi. Protestan ahlakından beslenen rasyonelleşme, disiplin ve çağrı (Beruf) kavramları kapitalizmin temelini oluşturur. Marx'ın altyapı belirlenimciliğine karşı çıkarak kültür ve kurumların bağımsız ağırlığını savundu.
rasyonelleşme Protestan etiği bürokrasi meşrûiyet türleri
Protestan Ahlâkı ve Kapitalizmin Yapısı (1905)
Ekonomi ve Toplum (1922, ölüm sonrası)
Siyaset Meslek Olarak (1919)
Anamal/sermaye kapitalizmi > Modern kapitalizm geçişi | Girişimci
Joseph Schumpeter
1883 – 1950
Yaratıcı yıkım: girişimci, eski üretim yapılarını sürekli yıkarak yeni değer oluşturur; bu devinimin kapitalizmin özüdür. Ancak Schumpeter, kapitalizmin kendi başarısıyla çökeceğini de öngören nadir adlardan biridir: bürokrasi ve entelektüel eleştiri girişimciliği aşındıracaktır.
yaratıcı yıkım girişimci inovasyon konjonktür döngüsü
Ekonomik Kalkınma Kuramı (1911)
Kapitalizm, Sosyalizm ve Demokrasi (1942)
İş Döngüleri (1939)
05 — Modern Kapitalizmin Öne Çıkan Adları
Milton Friedman
1912 – 2006 | Chicago Okulu | Nobel 1976
Neoliberal dönüşümün kuramsal mimarı. Serbest piyasa, parasal disiplin ve devlet müdahalesinin küçültülmesini savundu. Thatcher ve Reagan dönemlerini doğrudan etkiledi. "Şirketin tek sorumluluğu kâr etmektir" tezi tartışmayı biçimlendirdi.
Neoliberalizm | Monetarizm
Friedrich A. Hayek
1899 – 1992 | Avusturya–Chicago | Nobel 1974
Merkezi planlamaya karşı piyasa bilgisinin üstünlüğünü savundu. Fiyat mekanizmasının dağınık bilgiyi koordine ettiğini gösterdi. Kölelik Yolu (1944) kitabıyla sosyalizme karşı liberal eleştirinin mihenk taşını koydu.
Piyasa bilgisi | Spontane düzen
Peter Drucker
1909 – 2005 | Yönetim kuramı
Modern şirket yönetiminin ve "bilgi işçisi" kavramının mimarı. Kapitalizmin organizasyonel boyutunu kuramsallaştırdı. Büyük şirketlerin toplumsal kurumlar haline geldiğini, yönetimi bir meslek ve sanat olarak tanımladı.
Bilgi işçisi | Yönetim bilimi
Thomas Piketty
1971 – Paris Okulu | Eleştiri cephesi
Anamal/sermaye/gelir eşitsizliğini ampirik olarak belgeleyen 21. yüzyılın en çok okunan kapitalizm analistlerinden biri. r > g formülüyle sermaye getirisinin büyüme hızını aştığını ve eşitsizliğin yapısal olduğunu gösterdi.
Anamal/sermaye eşitsizliği | r > g
)

- SANAYİ/ENDÜSTRİ[< INDUSTRY]/URAN değil/yerine/= İŞLEYİM

- SANCAK ile SANCAK BAĞI ile SANCAK BEYİ ile SANCAK GEMİSİ ile SANCAK SAHİBİ ile SANCAK ALABANDA


- SANÇMAK ile SANADURMAK ile SAN ile SANA ile SANI ile SANSASYON

- SAND :/yerine KUM

- CHAIR FORM[İng.] ile/değil/yerine/= SANDALYE ŞEKLİ

- ŞANİ IRMAĞI'NIN:
BİR YAKASI
ile/ve/<> ÖTEKİ YAKASI

( Çad. İLE/VE/<> Kamerun. )

- SANÎ'[Ar. < SUN] ile SÂNÎ[Ar. < SENY] ile SÂNİ'[Ar. < SUN] ile SÂNİH/A[Ar. < SÜNÛH]

( Görülen iş. İLE İkinci. İLE Yapan/yapıcı, işleyen. | Yaradan, sanat yapıtı olarak meydana getiren. | Allah. | [tüzel] İstisna akdinin borçlusu. İLE Zihin ve düşüncede oluşan, zihne/düşünceye doğan. )

- SANI ile DEJA VU

- SANI/ZAN/ZEHAB[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<> KANI/KANAAT(> "KANIMCA")

( Sahibi olunan düşüncenin/yorumun üzerine yargıda bulunum ve bu sürecin ilk durumu/sonucu. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Bir durum/olgu üzerine düşünce/yorum sahibi olmak. )
( Gerçeği bulmak istiyorsak, kanılarımıza asılmamalıyız. )
( To find truth, we must not cling to our convictions. )

- SANI = OPINION[İng., Fr.] = MEINUNG[Alm.] = OPINIO[Lat.]

- SANI ile SANRI

( Önce, olduğunuzu sandığınız kişi olmadığınızı anlayın. )
( En küçük bir kuşku olmaksızın, kendinizi sandığınız şey olmadığınızı bilin! )
( Understand first that you are not the person you believe yourself to be.
Beyond the least shadow of doubt, that you are not what you believe yourself to be. )

- SANIRIM ... OLABİLİR değil SANIRIM ... ya da ... OLABİLİR


- ATOME QUASI[Fr.] ile/değil/yerine/= SANKİ ATOM

- SANKİ GALİBA YANİ" değil SANKİ ya da GALİBA ya da YANİ

- ŞİBH-İ TEK ZERRE[Osm.] ile/değil/yerine/= SANKİ TEK ATOM

- SANKİ ile GİBİ

- SANKİ ile ...MIŞ GİBİ

- SANLAV, ÜMİT (SARIYER, 1973)

( İlk ve ortaokulu Sarıyer'de okudu, Şişli Endüstri Meslek Lisesi Telekomünasyon Bölümünü bitirdi. Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümünden mezun oldu. Genç yaşta iş hayatına atıldı, mesleği ile ilgili çalışmalar yaparken, bir yandan da Sarıyer'de "Sarıyer Haber Gazetesi"ni (2001) çıkardı. Değişik basın organlarında yazar, fotoğraf sanatçısı, yapımcı ve yönetmen olarak görev yaptı. Yıldız Teknik Üniversitesi Basından Sorumlu Rektör Danışmanlığı, özel bir kolejde kurumsal iletişim müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şirketlerinde Medya ve PR Danışmanlığı, Ortadoğu Holding Kurumsal İletişim Direktörlüğü, İbn Haldun Üniversitesi Kurumsal iletişim Müdürlüğü yaptı. İnternet ve sosyal medyanın tarihi ve gelişimi ile etkin kullanımının değerlendirildiği, alanında ilk kitap olan "Sosyal Medya Savaşları" kitabı yazdı. Ümit Sanlav, bu kitapta sosyal medyanın önemi ile sosyal medyanın sınırsız ve sonsuz faydalarının yanı sıra, yanlış kullanıldığında oluşabilecek zarar ve tehditlere de değindi. Uluslararası Sosyal Medya Derneği (USMED) kurucu başkan yardımcısı olan Ümit Sanlav, YTÜ'de başlayıp, sivil platform olarak devam eden Eğitim Teknolojileri Zirvelerinin tamamında Medya Koordinatörlüğü yaptı, Eğitim - Medya oturumları düzenledi. Ayrıca MEB tarafından düzenlenen tüm MEB Fatih ETZ'lere de davet edilen Sanlav, "Medya ve Eğitim" konulu oturumların Moderatörlüğünü ve sunumlar yaptı. Yıldız Teknik Üniversitesi Prestij Yayın grubunda yer alan "Yıldızlar Dergisi" Genel Yayın Yönetmenliği, Yıldız Teknik Üniversitesi TV Genel Yayın Yönetmenliği, Gebze Teknik Üniversitesi Rektör Danışmanlığı gibi alanlarda da çalışmalar yapan Sanlav, Teknoloji, İnternet ve Sosyal Medya Konularında sık sık TV ve Gazetelerin görüşüne müracaat ettiği isim oldu. )

- ŞANLI, PROF. DR. İSMET (MARDİN, 1937)

( Üniversite Öğretim Üyesi. İlk, orta öğrenimini Mardin'de tamamladı. İstanbul Davutpaşa Lisesinden mezun oldu ve girdiği İ.Ü. Orman Fakültesinden 1965 yılında Yüksek Orman mühendisi olarak mezun oldu. Bir süre Orman Genel Müdürlüğü teşkilatında çalıştıktan sonra askerlik görevini yaptı ve takiben 1970 yılına kadar yine Orman F - Genel müdürlüğü teşkilatında çalıştı. Açılan sınavı kazanarak İ.Ü.Orman Fakültesi Orman Botaniği Kürsüsüne asistan olarak atandı. Bir süre Fransa'da bilimsel çalışmalar yaptı. 1976'da "Doğu Kayını (Fagus orientalis Lipsky) ‘nin Türkiye'de Çeşitli Yörelerde Oluşan Odunları Üzerinde Araştırmalar" adlı tezi ile "Ormancılık Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. "Türkiye'nin Tersiyer Florası Üzerinde Ksikolojik Araştırmalar" adlı tezi ile 1982'de "Üniversite Doçenti" unvan ve yetkisini aldı ve 1988'de profesörlüğe yükseltildi, bilahare kendi isteği ile emekli oldu. )

- SANMA! ile/ve/||/<>/> ANMA! ile/ve/||/<>/> YANMA!

( )

- ŞANO[İt. SCENA] değil/yerine/= TİYATRO SAHNESİ

- ŞANS (VERMEK) ile/ve/değil/||/<>/< KOZ (VERMEK)


- ŞANS ile/ve ADIM

- ŞANS ile/ve/değil AYRICALIK

- ŞANS ile/ve BAHT

- ŞANS ile/değil DENKLİK/DENK GELME

- ŞANS ile/değil FIRSAT

- ŞANS ile KANAL ile ŞANSÖLYE

- ŞANS ile/ve/değil/yerine NİMET

( Bir nimetin çok olması, onun nimet olmadığını göstermez. )

- ŞANS ile/ve/değil OLANAK

( Şans, cesâretlinin yanındadır. )
( Kendini kanıtlaması için kendinize bir şans verin. )
( Doğru olana tutunun; şans yakında şanssızlığı alt edecektir. )
( Tedbirli ve alçakgönüllü[mütevazı] olun, şansı yakalarsınız. )
( Çalışkan ve alçakgönüllü kişiler, şansı yakalayacaktır. )
( Olgun kişi, şanssızlığın doğasını izleyerek kendini hazırlar. )
( İçten neşe, şans getirir. )
( Şanssızlık ve düşüş, kişinin kendini yönetme biçimine bağlıdır. )

- ŞANS ile/değil OLASILIK

( Mantıkla açıklanamayan birtakım rastlantısal olayların nedeni olan güç. | Bir olayın olabilirliği. | Bir kimsenin bilgi ve emeğinden çok, rastlantı sonucu elde ettiği elverişli durum. İLE ... )

- ŞANS ile/değil/yerine/>< ÖZEN/BAKIM


- ŞANS değil/yerine/= UĞUR/YOM

- ŞANS ile/ve ÜMİT

- ŞANSAL, NUSRET (URFA, 1945)

( Beykoz S. K. den transfer edildi ve iki sezon (1974 - 1976) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 26 lig ve 2 kupa maçı olmak üzere 28 resmi ve ayrıca 19 özel maçla birlikte toplam olarak 47 müsabaka oynadı. Lig maçlarında 1 gol attı. )

- SANSAR ile KAYA SANSARI

- SANSAR ile MİNK/VİZON

- ŞANSLI (OLAN) ile/ve/değil/yerine ŞANSINI YARATAN (OLMAK)

( Kişileri değil de, konu/kavram, olgu ve olayları düşünerek yaşamanın ve konuşmanın önemli(öncelikli) olduğunu anımsayarak, kişinin "şanslı" olup olmadığı değil olanaklarını, fırsatlarını değerlendirmesini/yaratmasını, olasılıkları yönetmenin esas olduğunu düşünmektir aslolan. )

- SANSÜR[Fr.] değil/yerine/= DENETLEME/DENETKİ/SIKIDENETİM

( Her türlü yayının, sinema ve tiyatro yapıtlarının, hükümetçe, önceden denetlenmesi. Yayın ve gösterilmesinin, izne bağlı olması, sıkıdenetim. | Denetleme işini yapan kurul. )

- GRAD CELSIUS[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAT DERECE

- SANTİMANTAL[Fr. < SENTIMENTAL] değil/yerine/= DUYGULU, İÇLİ, HASSAS

- SANTRA[İng. < Lat.] değil/yerine/= ORTA, MERKEZ


- SANTRİFÜJ/CENTRİFUGE[İng.] değil/yerine/= DÖNDÜR AYIR AYGIT

- SANTUKND (SURP) ERMENİ KİLİSESİ

( Rumelihisarı Durmuş Dede sokağındaki bu kilise küçük bir kiliseydi. Ahşap kilise 1816'da onarıldı. Bilahare yıkıldı ve yeniden daha büyük olarak inşâ edildi. Kiliseye aziz Bakire Santuknd Kilisesi denilmektedir. 1972'de yanan kilise 1973'te yeniden inşâ edildi. Kilise bahçesinde bir okul bir de mezarlık bulunuyordu (bkz. Tateosyon Okulu). )

- SAO TOME ve/<> PRINCIPE

( Afrika'nın en küçük ülkesi. )

- ŞAP ile ŞAP ŞAP ile ŞAP TAŞI ile ŞAP HASTALIĞI

- ŞAP ile ŞAP[Ar. < ŞABB]/ALÜN[Fr.] ile ŞAP

( İstekle öperken çıkan ses. | Birden yere düşme ya da çarpma sırasında çıkan ses. İLE Alüminyum ve potasyum sülfatından ya da amonyum alüminyum sülfatından oluşan, sıcak suda eriyen, tadı buruk, antiseptik bir madde. İLE İnce kum ve çimentoyla yapılan düzgün döşeme sıvası. )

- SAP ile SAPA ile SAP SAPA ile SAPI SİLİK

- SAPA ile SAPAK

( Gidilen yol üzerinde olmayan, sapılarak varılan. İLE Bir anayoldan ayrılan yolun, başlangıç noktası. )

- SAPASAĞLAM ile TAŞ GİBİ

- ŞAPKA ile/değil BONE