DÖRT(4) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- KALYONCU, ÖMER (SARIYER/MADEN 1961)

( Sarıyerli işadamı. Aile şirketinde işe başladı, değişik işkollarında çalıştı. DYP ve ANAP ta siyaset yaptı. İlçe yönetim kurulluranda görev aldı. Sarıyerliler Derneği (SA - DER), Sarıyer Spor Kulübü, Sarıyer Merkez Ali Kethüda Camii Derneği, Sarıyer Yeni Merkez Camii Derneği üyesi olup. Bu derneklerde yönetim kurullarında görev yaptı. Sarıyerliler Derneği ve iki cami derneğinde yönetim kurullarında görev yaptı. )

- KAM' değil/yerine/= EZME, KIRMA; ZAPTETME

- KAMA ile KAVELA[İt. < CAVIGLIA]

( Silah olarak kullanılan, ucu sivri, iki ağzı da keskin uzun bıçak. | Açılmış olan boşluklarda tavan ve yanlardan taş ya da cevher parçalarının düşmesini önlemek amacıyla tahkimat elemanları üstüne ya da arkasına yerleştirilen bir tahkimat parçası. | Kütüğü yarmak için kullanılan ucu sivri, yassı, enli çivi, takoz, kıskı. | Topun gerisini kapayan kapak. | Oyunda kazanılan her parti. | Oyunda sayı. İLE Halatların dikişlerinde kullanılan demir ya da ağaç kama. )

- KAMBİYO[İt. < CAMBIO] değil/yerine/= ÇAPRAZ PARA DEĞİŞ-TOKUŞU

( İki ayrı ülke parasının birbiriyle değiştirilmesi. | Herhangi bir yerdeki bir alacağın tahsili, bir borcun ödenmesi ya da bir yerden toplanan para ve para yerine geçen taşınabilir değerlerin başka bir yere aktarılması için yapılan işlemin bedeli. | Bu işlemin yapıldığı yer. )

- KAMER SUYU ÇEŞMESİ

( Kemer Kaynak Suyu Çeşmesi Bahçeköy eski belediye binasının önündedir. 1963 yılında bugünkü durumuna getirildi. )

- KAMET:
YASSI NAMAZININ KAMETİ
ile/ve/<> TERAVİH NAMAZI VE CUMA GECESİ[PERŞEMBE AKŞAMI] KAMETİ

( İsfehan makamında okunur. İLE/VE/<> Hüseynî makamında [Cumhur Müezzinliği'nde] okunur. [HAYYE ALE'S-SALÂH'a kadar, [bir müezzin]; HAYYE ALE'S-SALÂH'ta da, [tüm müezzinler ayakta olmak üzere] cemaatle birlikte.] )

- CAMPHENE[İng.] / CAMPHÈNE[Fr.] / CAMPHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KAMFEN, SAF NEFT YAĞI

- KAMİ ve/||/<> KAZE

( Tanrı. VE/||/<> Yel/rüzgâr. )

- KÂMİL'İN SABRI ile ÂRİF'İN SABRI ile AVAM'IN SABRI

- KAMİNETO[İt. < CAMINETTO] değil/yerine/= KÜÇÜK İSPİRTO OCAĞI


- CANE-SUGAR, SUGAR CANE, SUCROSE, SACCHAROSE[İng.] / SUCRE DE CANNE, SUCRE DE CANNE, SACCHAROSE[Fr.] / ROHRZUCKER, ZUCKERRÖHR, SACCHAROSE, SUCROSE, RÜBENZUCKER[Alm.] ile/değil/yerine/= KAMIŞ ŞEKERİ, SAKKAROZ

- KAMP KURMAK ile KAMP YERİ

- KAMPİMETRİ/CAMPİMETRY[İng.] değil/yerine/= GÖRME ALAN ÖLÇÜMÜ

- KAMPİNG[Fr. < CAMPING] değil/yerine/= KAMP KURMA YERİ

- KAMU

( Tüm, hep, hepsi. )

- KAMU DENETÇİ/LİĞİ/MUHTESİB(OMBUDSMAN/LIK) ile/ve/||/<> ARABULUCU/LUK

- KAMU TÜZESİ/HUKUKU ile/ve/||/<>/> DEVLETLER TÜZESİ/HUKUKU ile/ve/||/<>/> DÜNYA VATANDAŞLIĞI TÜZESİ/HUKUKU

- KAMU ile/ve/||/<>/> ÖZEL ile/ve/||/<>/> VAKIF

- KAMUOYU ile KAMU VİCDANI

- KAMUSAL/LIK ile/ve/<> KURUMSAL/LIK


- KAMUTAY ile/ve/||/<>/> OĞUŞLUK KAMUTAYI ile/ve/||/<>/> ULUS KAMUTAYI ile/ve/||/<>/> URAY KAMUTAYI

- KÂN(OLUŞ) ||/>
MEKÂN
ile/ve/||/<>/> DUYU ile/ve/||/<>/> DUYGU ile/ve/||/<>/> HAL ile/ve/||/<>/> MAHAL ile/ve/||/<>/> MAKAM
||/> AKIL/KAVRAM

- KAN:
ACİL GEREKSİNİM
ile/ve/<>/değil SÜREKLİ GEREKSİNİM

- BLOOD ALBUMIN[İng.] / ALBUMINE DU SANG[Fr.] / BLUTALBUMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KAN ALBÜMİNİ

- BLOOD CORPUSCLES[İng.] / BLUT KÖRPERCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KAN GÖZESİ/HÜCRESİ

- KAN MEKTUBU ile KAN ALMA

- BLOOD[İng.] / SANG[Fr.] / BLUT[Alm.] ile/değil/yerine/= KAN

- KAN ile DEM-İ NİFÂS[Ar.]

( ... İLE Doğum sırasında gelen kan. )

- KAN ile/ve İLİK

- KAN ile KAN BANKASI ile KAN KARDEŞİ ile KAN KANSERİ ile KAN HÜCRESİ ile KAN DOLAŞIMI ile KAN GRUBU ile KAN PARASI ile KAN ZEHİRLENMESİ ile KAN BASINCI ile KAN TAŞI ile KAN TESTİ ile KANA SUSAMIŞ ile KAN NAKLİ ile KAN GRUBU ile KAN DAMARI ile KAN DAMARLARI ile KANSIZ ile KAN DÖKÜLMESİ ile KAN ÇANAĞI


- KAN ile KAN DOKU

( ... İLE Plazması ve taşıdığı yuvarlar bakımından bir doku gibi görünen kan. )

- KAN ile PIHTILAŞMIŞ KAN(ALAK/ALEKA[Ar.])

- KANAAT değil/yerine/= KANI/KANIKLIK

- KANÂ'AT[Ar.] ile KASD[Ar.]

- CANNABIS[İng.] ile/değil/yerine/= KANABİS, HİNT KENEVİRİ

- CANADA BALSAM[İng.] / BAUME DU CANADA[Fr.] / KANADISCHE HARZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KANADA REÇİNESİ

- CANAL RAYS[İng.] / KANALSTRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KANAL IŞINLARI

- KANAL KAPASİTESİ İLE HATA DÜZELTME İLE SIKIŞTIRMA ile/||/<> İLETİŞİM TEOREMİ

( Shannon ın temel teoremleri. )
( Formül: C = B log₂(1 + SNR) )

- KANAL değil/yerine/= ARK/HARK

( İçinden su akıtmak için toprağı kazarak yapılan açık oluk. )

- KANAL ile MİDİ KANALI

( Akdeniz ve Atlantik Okyanusu'nu birbirine bağlayan, bugün dünya miras dizininde bulunan Midi Kanalı'nın inşasını 1667'de Paul Riquet adlı bir iş adamı başlattı. Kral XIV. Luis'in desteklediği, su, para ve insan gücünün uyumlu bir karışımı olan 240 km.lik bu proje ancak 1680'de tamamlanabildi. )

- KANAMA:
YERLEŞME
ile/ve/||/<> ÂDET

( Gebe kaldıktan yaklaşık 10 - 14 gün sonra oluşan az miktarda hafif lekelenme ya da kanama olarak tanımlanır. [Bu durum, gebelikte rahim duvarına yumurtanın yerleşmesi sırasında ortaya çıkar ve genellikle uzmanlar tarafından normal karşılanır.][Döllenmiş yumurtanın rahmin iç tabakasına yapışmasıyla oluştuğu düşünülen hafif bir kanama türüdür.][Genellikle kendi kendine durur ve özel bir tedavi gerektirmez.] İLE/VE/||/<> ... )

- KANAMALARDA, BASI/TURNİKE UYGULAMA NOKTALARI:
BOYUN
ile/ve/||/<> KÖPRÜCÜK KEMİĞİ ile/ve/||/<> KOLTUK ALTI ile/ve/||/<> PAZU ile/ve/||/<> KASIK ile/ve/||/<> UYLUK[BACAĞIN ÜST YARISI]

( [Turnike uygulamasında dikkat edilecekler...]
- Turnike uygulamasında kullanılacak malzemelerin genişliği en az 8 – 10 cm. olmalıdır.
- Turnike uygulamasında ip, tel gibi kesici malzemeler kullanılmamalıdır.
- Turnikeyi sıkmak için tahta parçası, kalem gibi malzemeler kullanılabilir.
- Turnike kanama duruncaya kadar sıkılır, kanama durduktan sonra daha fazla sıkılmaz.
- Turnike uygulanan bölgenin üzerine hiçbir şey örtülmez.
- Turnike uygulamasının yapıldığı saat bir kağıda yazılmalı ve yaralının üzerine asılmalıdır.
- Uzun süreli kanamalardaki turnike uygulamalarında, kanayan bölgeye göre 15-20 dakikada bir turnike gevşetilmelidir.
- Turnike uzvun koptuğu bölgeye en yakın olan ve deri bütünlüğünün bozulmamış olduğu bölgeye uygulanır.
- Turnike, kol ve uyluk gibi tek kemikli bölgelere uygulanır, ancak ön kol ve bacağa el ve ayağın beslenmesini bozabileceği için uygulanmaz. Uzuv kopması durumlarında, ön kol ve bacağa da turnike uygulanabilir. )
( [Boğucu Sargı (Turnike) Uygulama Tekniği]
- İlk yardımcı, eline, geniş, güçlü ve esnemeyen bir sargı alır.
- Şerit yarı uzunluğunda katlanır, uzuv, etrafına sarılır.
- Bir ucu halkadan geçirip çekilir ve iki ucu biraraya getirilir.
- Kanamayı tamamen durduracak yeterlikte sıkı bir bağ atılır.
- Sargının içinden sert nesne[kalem gibi] geçirilir ve uzva paralel konuma getirilir.
- Kanama durana kadar sert nesne döndürülür.
- Sert nesne, uzva dik konuma getirilerek sargı çözülmeyecek biçimde sabitlenir.
- Hastanın/yaralının giysisinin üzerine, adı ve turnikenin uygulandığı zaman[saat ve dakika] yazılı bir kart iğnelenir.
- Çok sayıda yaralı olduğunda, yaralının alnına rujla ya da sabit kalemle "turnike" ya da "T" harfi yazılır.
- Hasta/yaralı, pansuman ve turnikesi görülecek biçimde battaniye ile sarılır.
- Turnike, 15-20 dakika aralıklarla gevşetilir, sonra tekrar sıkılır.
)
( [Uzuv Kopması Varsa]
- Kopan parça, temiz, su geçirmez, ağzı kapalı bir plastik torbaya yerleştirilir.
- Kopan parçanın konduğu torba, buz içeren ikinci bir torbanın içine konulur.
- Kopmuş uzuv parçasının konduğu plastik torba, ağzı kapatıldıktan sonra içinde 1 ölçek suya 2 ölçek buz konulmuş ikinci bir torbaya ya da kovaya konulur. Bu biçimde, kopmuş uzuv parçasının buz ile doğrudan teması önlenmiş ve soğuk bir ortamda taşınması sağlanmış olur.
- Torba, hasta/yaralı ile aynı araca konulur, üzerine hastanın adı ve soyadı yazılır, en geç 6 saat içinde sağlık kuruluşuna gönderilir.
- Tıbbi birimler haberdar edilir[112].
)

- KANARYA MAHALLESİ ve/||/<> KUŞ ADLI SOKAKLAR

( )

- KANARYA SESİ ile/ve BÜLBÜL SESİ

( Sadece eril kanaryalar öter. İLE/VE ... )
( Telefonları ve öteki ev aletlerinin seslerini taklit edebilirler. İLE/VE Çevrelerindeki tüm sesleri belleklerine kaydederek büyük bir uyum içinde kaydettikleri tüm sesleri çıkartırlar. )

- KANAT ÖĞRENİMİNDE:
UÇUŞ(TA)/FLY
ile/ve/değil/||/<>/< YER ÇALIŞMASI/GROUND TRAINING

- KANAT/KUBBE ile/ve/||/<> ASKI İPLERİ ile/ve/||/<> TAŞIYICI KOLONLAR ile/ve/||/<> KUŞAM/HARNESS

- KANATTA:
MESAFE
ile/ AKROBASİ ile/ HIKE&FLY

- KANATTA/KUBBEDE:
HAVA GEÇİRMEZLİK
ile/ve/||/<> ESNEMEZLİK ile/ve/||/<> DAYANIKLILIK

- KANCALAMAK ile KANCALANMAK ile KANCA ile KANCACI ile KANCALI ile KANCASIZ ile KANCALI İĞNE ile KANCALI KURT ile KANCA BURUNLU

- KANCALI İĞNE değil/yerine ÇENGELLİ İĞNE


- KANDİLLEŞMEK ile KANDİL/LİK ile KANDİLCİ/LİK ile KANDİLLİ ile KANDİLSİZ ile KANDİL GÜNÜ ile KANDİL YAĞI ile KANDİL GECESİ ile KANDİL SİMİDİ ile KANDİL ÇİÇEĞİ ile KANDİL ÇÖREĞİ ile KANDİLLİ KÜFÜR ile KANDİLLİ SELAM ile KANDİLLİ TEMENNA

- KANDIR(IL)MAK ile/ve/değil/yerine İKNA ETMEK/EDİLMEK

- [ne yazık ki]
KANDIRMADA:
"APTAL/LIĞIMIZ"
ile/ve/değil/||/<>/< "ONUN/ONLARIN" KARAKTERSİZ/LİĞİ

( Olmuyor. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Oluyor. )

- KANDIRMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ALGI OLUŞTURMAK

- KANGURU ile/ve/<> AĞAÇ KANGURUSU

( ... İLE Papua Yeni Gine'nin başkenti Moresby'de görülebilir. )
( Avustralya'da, 60 kanguru türü bulunmaktadır. )
( ... İLE Yavruları, 12-20 ay arasında emerek beslenirler. )

- KANGURU ile/ve BUDİ

( Avustralya'da bulunan keseli hayvan. İLE/VE Fare kangurusu. )

- KANGURU ile KISA KUYRUKLU KANGURU

( )

- KÂNÎ[Ar.] ile Kânî[Ar.] ile KANİ'[Ar. < KANÂAT | çoğ. KANİÛN, KANİÎN]["ka" uzun okunur]

- KANIKSAMAK ile/ve/<> YADIRGAMAZ OLMAK

- KANIT ve/||/<>/< KAVRAM


- KANITLAMAK ile/ve/||/<>/> İKNÂ ETMEK

- KANKA ile/ve/değil/yerine "KAFA DENGİ"

- KANMAK/KANDIRMAK ile/ve/değil/yerine/<>/> İKNA (OLMAK/ETMEK)

- KANO ile WAKA

( ... İLE Maoriler'in, 1200 yıl önce Yeni Zelanda'ya ulaştığı kano. )

- KANONİK ile KANONİK ile KANONİK FORM ile KANONİK OLARAK ile KANONİKLİK ile KANONLAŞTIRMA ile AZİZLEŞTİRMEK

- KANSER[Fr./İng. CANCER] değil/yerine/= DOKUNMA BANA / İNCİTME BENİ

( Bir organ ya da dokudaki gözelerin kontrolsüz olarak bölünüp çoğalmasına bağlı olarak yakın dokulara yayılmasıyla ya da uzak dokulara sıçramasıyla beliren hastalık. )

- KANSER[İng. CANCER] ile/||/<> GEN TERAPİSİ[İng. GENE THERAPY] ile/||/<> GENOMİK DENGESİZLİK[İng. GENOMIC IMBALANCE] ile/||/<> KARSİNOFOBİ[İng. CARCINOPHOBIA] ile/||/<> KÖK URU[İng. AGROBACTERIUM TUMEFACIENS] ile/||/<> TÜMÖR[İng. TUMOR]

( Tıpta "kötü huylu neoplazma" olarak da bilinen, kontrol dışı göze büyümesi ile karakterize edilmiş geniş bir hastalık sınıfı. Kanserli gözeler kontrol edilemez bir biçimde gelişir ve ürerler. Bu yüzden kötü huylu tümörler oluştururlar ve vücudu önce bölgesel olarak, sonrasında tamamen işgal ederler. Kanser gözelerinin, kan akışı ve lenf kanalları aracılığıyla vücudun farklı yerlerine gidebildiği bilinmektedir. Günümüzde insanda görülen 200'den fazla kanser türü olduğu bilinmektedir. @@ Bir kişinin genlerini, hastalığı tedavi etmek ya da iyileştirmek için değiştiren bir tekniktir. Bu terapinin, kanser ve diğer durumları tedavi etme yolları üzerine yapılan araştırmalar devam etmektedir. @@ Kanser oluşumundaki ilk olaydır. DNA onarımı ve göze döngüsü kontrolünde meydana gelen kusurlar nedeniyle oluşur. Genomik dengesizlik, tümörü önleyen genin mutasyon geçirerek işlevini kaybetmesiyle ya da bir genin mutasyonla yeni bir işlev kazanarak kanserli gözeler üretmesi ile meydana gelir. @@ Kanser korkusu olarak bilinen, Yunancada "yengeç" anlamına gelen καρκίνος ("karkínos") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim. @@ Dikotiledöz bitkilerde (hububat hariç tüm tarımsal ürünler) kanser benzeri bir bitki hastalığına (kron gallu) neden olan bir toprak bakterisidir. Ti plazmidini içerir. Bakterinin tümör indüksiyon kabiliyeti, plazmid aracılığıyla komşu gözelere yayılır. @@ Herhangi bir sınırlama ya da sonlanma göstermeyen, konak canlının kontrol mekanizmaları dışında hareket eden, kontrolsüz göze çoğalmasıyla ortaya çıkan anormal bir doku kitlesidir. Neoplazinin tıp dilinde olağan kullanımı “tümör”dür. Aslında tümör deyimi; Latincedeki “tumor” sözcüğünden gelmektedir. Neo= yeni; plasm= oluşum, gelişme, büyüme anlamındadır. Onkolojide neoplazmların “benign” (iyi huylu) ve “malign” (kötü huylu) olarak gruplandırılması önemlidir. Kötü huylu tümörler, kanser gözelerinin bir diğer ismidir. Her tümör, kanser demek değildir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KANT\'ÇI ETİK ile ARİSTOTELES\'Çİ ETİK

( Eylemlerin evrensel ahlâki yasalar çerçevesinde değerlendirilmesini savunan etik düzen. İLE Erdem ve karakter üzerine odaklanan, insanın mutluluğa ulaşmasını amaçlayan etik düzen. )

- KANT ile/ve/||/<>/> SCHILLER ile/ve/||/<>/> FICHTE ile/ve/||/<>/> SCHLEIERMACHER ile/ve/||/<>/> SCHLEGEL ile/ve/||/<>/> HEGEL ile/ve/||/<>/> SCHELLING ile/ve/||/<>/> SCHOPENHAUER ile/ve/||/<>/> FUERBACH ile/ve/||/<>/> DARWIN ile/ve/||/<>/> SPENCER

( [Doğum Tarihi] 1724 ile/ve/||/<>/> 1759 ile/ve/||/<>/> 1762 ile/ve/||/<>/> 1768 ile/ve/||/<>/> 1770 ile/ve/||/<>/> 1772 ile/ve/||/<>/> 1772 ile/ve/||/<>/> 1775 ile/ve/||/<>/> 1788 ile/ve/||/<>/> 1804 ile/ve/||/<>/> 1809 ile/ve/||/<>/> 1820 )
( Wilhelm Schlegel, 22 Ocak 1798'de Jena'dan, Berlin'de kardeşi Friedrich Schlegel ile küçük bir evi paylaşan Schleiermacher'a, kardeşinin yarattığı skandallardan dolayı sitem dolu bir mektup yazar ve yakın zamanda taşınmış olduğu Berlin'den Jena'ya, kendinin yanına dönmesi için Friedrich'i ikna etmesini ister; zira kardeşi, Schiller ile girdiği tartışma sonrasında yayımladığı son metniyle tümden tozu dumana katmıştır. Öyle ki, aynı soyadını taşımasıyla Wilhelm dahi gözden çıkarılmanın eşiğine gelmiştir. Sonunda, Goethe, tartışmaya dahil olur ve Friedrich ile babacan bir konuşma yaparak, ondan kibarca, bundan sonra başka bir alan üzerine, başka bir yerde çalışmasını ister. Oysa Friedrich, bu tavsiye üzerine gittiği Berlin’de, çoktan kendi çevresini kurarak yeni bir edebi akımın öncülüğü görevini üstlenmiştir. Henüz 25 yaşındaki bir genç tarafından yazılıp böylesi büyük bir etki yaratan, yepyeni ve tümüyle özgün bir düşünsel hareketin öncüsü olan bu metin, Eleştirel Fragmanlar'dı ve yalnızca 37 sayfalık 127 aforizmadan oluşuyordu. Aradan geçen neredeyse iki yüz yıl boyunca Eleştirel Fragmanlar üzerine yüzlerce kitap yazılacaktı. Schlegel kimilerine göre yaygaracı, kimilerine göre dâhi olarak adlandırılacak ama her halükârda Romantik hareketin düşünsel temellendiricisi olarak tarih sahnesindeki yerini alacaktı... )

- KANT ve/||/<> SCHLEIERMACHER

( bkz. Fakültelerin Çatışması - I. Kant )

- KANTARLAMAK ile KANTAR/LIK ile KANTARCI/LIK ile KANTARLI ile KANTAR KOLU ile KANTAR TOPU ile KANTAR AĞASI ile KANTAR KABAĞI ile KANTARLI KÜFÜR ile KANTARI BELİNDE

- KANTAY, PROF. DR. RAMAZAN (İSPARTA, 1943)

( Üniversite Öğretim Üyesi:1943 yılında Isparta'da doğdu, 1963 yılında girdiği İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi'nden 1967 yılında mezun oldu. 1968 yılında fakülteye asistan, 1976'de doktor, 1984'te doçent, 1988 yılında ise profesörlüğe yükseltildi. Bugüne kadar Orman Ürünlerinden Faydalanma Bilim Dalı'nda 4 araştırma kitabı, 1 yardımcı ders kitabı(Türkiye'nin Orman Ağaç Türleri Kerestelerinin Teknik Kurutma Özellikleri Üzerine Araştırmalar, Ceviz, Cdruh Meşesi ve Doğu Kayınında Elde Edilen Kaplama Levhalarının Kurutma Özellikleri Üzerine Araştırmalar, Üç Tabakalı ve Okal Tipi Yonga Levhalarının Teknolojik Özellikleri Üzerine Araştırmalar - Göker ve Kurtoğlu ile birlikte - , Türkiye'e Parke Endüstrisinin Bugünkü Yapısı veSorunları (Ekizoğlu ile birlikte), Kereste Kurutma ve Buharlama) kitapları yayınlandı ayrıca çeşitli dergi ve gazetelerde 80 bilimsel makalesi ve 26 bilimsel bildirisi yayınlandı. )

- KANT'IN):
GÖRÜŞLER/İ
ile/ve/||/<> ÇÖZÜMLER/İ

( 1. Canlı kuvvetlerin, doğru tahmini üzerine düşünceler[1746]
2. Metafiziksel bilişin ilk ilkeleri üzerine yeni bir açıklama[1755]
3. Evrensel doğa tarihi ve gökler kuramı[1755]
4. Fiziksel monodoloji[1756] )

- KANT'IN, KRİTİK YAZIMI DÖNEMLERİNDE:
YAZIM ÖNCESİ
ile/ve/||/<> YAZIMI ile/ve/||/<> YAZIM SONRASI

( 1746 - 1770 ile/ve/||/<> 1781 - 1790 ile/ve/||/<> 1790 - 1804 )

- KANT'IN, ÖNE SÜRDÜĞÜ TEMEL VARSAYIM:
AKLÎ GÖRÜNÜN İPTALİ
ile/ve/||/<>/> MATEMATİK ZEMİNİN ORTAYA KONULMASI

- KANT'IN, YÜRÜYÜŞLERİNİN DAKİKLİĞİ ile/ve/||/<>/> BOZULMASI

( ... İLE/VE/||/<>/> 1789 Aydınlanma Devrimi'nin haberi ve coşkusundan dolayı. VE Rousseau'nun, eğitim felsefesi ile ilgili adlı "Emile" adlı kitabını okurken çok etkilenmiş olmasından dolayı. )

- [KANT'TA] KRİTİK:
ELEŞTİRİ
ile/ve/değil/||/<>/< SINIR ÇİZMEK

- KANT'TA, TEMEL AYRIMLAR:
A PRIORI | A POSTERIORI
ile/ve/||/<> TEZÂHÜR | KENDİNDE ŞEY ile/ve/||/<> GÖRÜ | KAVRAM

- KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME(KHK) ile/ve/değil/yerine/||/<> YASA

- KANUN ile ÇENG


- KANUN değil/yerine/= YASA

- KÂNUN-I EVVEL ile/ve KÂNUN-I SÂNÎ

- KANUN-U EVVEL[Ar.] ile KANUN-U SANî[Ar.]

( Aralık ayı. İLE Ocak ayı. )

- KAON[İng.] ile/değil/yerine/= KAON

- KAOS = CHAOS[İng., Fr., Alm.] = KHAOS:UÇURUM[Yun.] = CAOS[İsp.]

- KAOS ile/değil KORA

( Uçurum, yarık, geçişin olmaması. İLE/DEĞİL Karmaşa, düzensizlik. )

- KAOS ile/ve/değil/||/<> TENÂKUZ

- KAOS[Yun.] ile KOMPLEKS[Fr./İng.]

( Uçurum. | "Karmaşa". İLE Karmaşık. )

- KAP KALAYLAMAK ile/ve/<>/değil/yerine KALP KALAYLAMAK

- KÂP PAYI:
AYARLAMAK
değil AYIRMAK


- KAP[Fr. < CAPE] ile KAP ile KÂP/KÂB[Ar.]

( Giysi. İLE Mahfaza. İLE Aşık kemiği. )
( Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılan bir tür üst giysisi. | Kadınların giydiği kolsuz üstlük. İLE İçi gaz, sıvı ya da katı herhangi bir nesneyi alabilen oyuk nesne. | Kap kacak. | Türlü şeylerin taşınması ya da saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. | Kapak, cilt. İLE Aşık kemiği. )

- KAP ile SEFERTASI

- KAPPA NUMBER[İng.] ile/değil/yerine/= KAPA SAYISI

- KAPAA değil KAPAĞI

- KAPAK ile AMBAR YOLU ile KULUÇKA

- KAPAK ile/ve/değil EŞİK

- KAPAK ile KEPENK

( ... İLE İş yeri, pencere, kapı vb. yerleri kapamak için kullanılan, türlü biçimlerde sac levha, demir ya da tahta kanat. )

- KAPAKLANMAK ile KAPAK/LIK ile KAPAKLI ile KAPAKSIZ ile KAPAK KIZI ile KAPAK TAŞI ile KAPAK TAKIMI ile KAPAKLI VALF ile KAPAK BIÇKISI ile KAPAK TAHTASI ile KAPAK YILDIZI ile KAPAK BIÇKICISI

- CLOSED CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT FERMÉ[Fr.] / GESCHLOSSENER STROMKREIS, RUHESTROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= KAPALI DEVRE

- KAPALI KAPI ile/değil YANLIŞ ANAHTAR


- KIRIKLARDA:
KAPALI
ile/ve/||/<> AÇIK

( Kırık, kemik bütünlüğünün bozulmasıdır. Kırıklar, darbe sonucu ya da kendiliğinden oluşabilir. Yaşlılık ile birlikte kendiliğinden kırık oluşma riski de artar. )
( [Kırık belirtileri]
- Hareket ile artan ağrı.
- Biçim bozukluğu.
- Hareket kaybı.
- Ödem ve kanama nedeniyle morarma.
[Ağrılı bölgelerin tespiti için elle muayene gereklidir.] )
( [Kırığın Yol Açabileceği Olumsuz Durumlar]
- Kırık yakınındaki damar, sinir, kaslarda yaralanma ve sıkışma[Kırık bölgede nabız alınamaması, solukluk, soğukluk].
- Parçalı kırıklarda, kanamaya bağlı şok. )
( [Kırıklarda İlk Yardım]
- Yaşamı tehdit eden yaralanmalara öncelik verilir.
- Hasta/yaralı, hareket ettirilmez, sıcak tutulur.
- Kol etkilenmişse yüzük ve saat gibi nesneler çıkarılır. - Sabitleme ve sargı yapılırken, parmaklar görünecek biçimde açıkta bırakılır.
- Kırık kuşkusu bulunan bölge, ani hareketlerden kaçınılarak bir alt ve bir üst eklemleri de içine alacak biçimde sabitlenir.
- Açık kırıklarda, sabitlemeden önce yara temiz bir bezle kapatılmalıdır.
- Kırık bölgede sık aralıklarla nabız, derinin rengi ve ısısı gözlenir.
- Kol ve bacaklar yukarıda tutulur.
- Tıbbî yardım istenir[112]. )
( )

- KAPALI SORU SORMA ile/ve AÇIK SORU SORMA

( )

- KAPALI SORU ile/ve AÇIK SORU

- KAPAMAK ile KAPATMAK

( Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek. | Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak. | Bir şeyin görünmesine engel olmak. | Geçişi engellemek. | Tıkamak, içini doldurmak. | Su, elektrik gelişini kesmek. | Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek. | Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak. | Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek. | Ortalıktan alıp saklamak. | Karşılamak, denk gelmek. İLE Bir malı değerinden aşağı bir karşılıkla elde etmek. | Kapamak. | Bir kadınla nikâhsız yaşamak. | Yayımını yasak etmek, yayımına son vermek. | Herhangi bir yerin tüM tüketimlerini üstlenip başkalarını içeri almadan isteği doğrultusunda eğlenmek. | Bitirmek, unutturmak, söz edilmesini engellemek. )

- KAPASİTE[Fr./İng. CAPACITY] değil/yerine/= SIĞA/YETENEK/YETİ

( Bir kondansatörün, elektrik yığma sınırı. )
( Bir şeyi içine alma, sığdırma sınırı, kapsama gücü, sığa. | Belirli bir alana sığabilecek kişi ya da nesne sayısı. | Bir işletmenin üretim miktarı. | Bir kondansatörün elektrik yığma sınırı, sığa. | Anlama, kavrama yeteneği. )

- KAPASİTE değil/yerine/= SIĞA/SIĞARLIK

- BLOCKING[İng.] ile/değil/yerine/= KAPASİTÖRLER (NOT: BU ÇEVİRİ BAĞLAM DIŞI, GENELDE "ENGELLEME/BLOKAJ" OLUR)

- KAPI ÇALINIYOR değil KAPI ÇALIYOR

- GATTERSCHALTUNG, GATTERSTROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= KAPI DEVRESİ

- KAPI KOLU ile/değil KAPI TUTAMAĞI


- KAPI TOKMAKLARINDA:
BÜYÜK HALKA
ile/ve KÜÇÜK HALKA

( Baylar için. Çalanın/misafirin bay olduğunu anlamak için. İLE/VE
Bayanlar için. Çalanın/misafirin bayan olduğunu anlamak için. )

- KAPI ile/ve ÇIKRIK[Yörük]

( ... İLE/VE Bahçe kapısı. )

- KAPI ile DERVAZE

( ... İLE Şehir ve kale kapısı. )

- KAPI ile/ve ENGİN KAPI

- KAPI ile/ve/değil EŞİK

- KAPI ile/ve/||/<> GEÇİT

- KAPI ile/değil KAPAK

- KAPI ile KAPI SABİTLEME ile KAPI ÇERÇEVESİ ile KAPI BEKÇİSİ ile KAPI ZİLİ ile KAPICI ile KAPILAR ile KAPI EŞİĞİ ile KAPI ARALIĞI

- KAPI ile KAPICIK

( ... İLE Yumurtacığın tepesinde bulunan çiçek tozu borusunun geçtiği delik. )

- KAPI ve/<> KIPI

( Zemin. VE/<> An.[Zaman] )

- KAPI ile/ve/||/<>/> SAPI

- KAPI ile/ve SÖVE

( ... İLE/VE Kapının yerleştiği kasa, çerçeve. | Eşik. )

- KAPI[< KAPU] ile/ve/gibi/||/<>/> TAPU

- KAPI ve/||/<>/> YAPI

- KAPILAR/DÖRT TEKBİR

( * ŞERÎAT(Kavl-i Muhammedî)
* TÂRÎKAT(Fiil-i Muhammedî)
* HAKÎKAT(Hâl-i Muhammedî)
* MA'RİFET(Sırr-ı Muhammedî) )

- KAPILARI:
AÇIK BIRAKMAK
değil/yerine KAPALI TUTMAK

( Tuvalet kapısı gibi kapıların, içeridekiler tarafından kapatılması isteği, kendilerini saklamak üzere değil kapının önünden geçecek kişileri(/bayanları) içeriyi görmek zorunda bırakmamak içindir! [Lütfen özellikle bayanların rahatsızlığını dikkate alarak ve saygı göstererek tuvalet giriş kapılarını kapalı tutmaya özen gösterelim!...] )

- KAPİTALİZM:
BUGÜN TEMELLİ
değil GELECEĞE ODAKLI

- KAPİTALİZM İÇİN ...:
PİYASA
ile/ve/||/<> BİRİKİM ile/ve/||/<> SINIF ile/ve/||/<> DEVİNGEN YAPI

- KAPİTALİZM:
NESNE/ÜRÜN TEMELLİ
değil "SÖZE/VAADE" DAYALI

- KAPİTALİZM:
ÜRÜN TEMELLİ
değil "İMGE ODAKLI"


- KAPİTALİZM:
ÜRÜN ÜRETME
değil/ne yazık ki/>< MÜŞTERİ ÜRETME

- KAPİTALİZMDE:
KÂR
ile/değil/ne yazık ki (")ARTI DEĞER(") (SÖMÜRÜSÜ)

- | KAPİTALİZM ve BİREY | ile ULUS/MİLLET

( [ne yazık ki] | Birbirimizden uzaklaş(tır)arak. | DEĞİL/YERİNE/>< Birbirimize yaklaşarak. )

- KAPLAN ile BEBR/BEBİR[Fars.]

( ... İLE Hindistan'da kaplana benzeyen, kedi yapılı, gayet büyük, üstü yol yok tüylü bir hayvanmış. Saldırdığı zaman tüyleri öyle bir kabarırmış ki gören ürkermiş. Böbürlenmek sözcüğünün bebr'den geldiği sanılmaktadır. Efsaneye göre bu hayvanın derisine ok, kılıç, mızrak gibi savaş aletleri işlemezmiş. )

- KAPLUMBAĞA ile TİMSAH TÜRÜ KAPLUMBAĞA

- KAPLUMBAĞA'LARDA:
ERİL
ile/ve DİŞİL

( Alt yan kabukları içe dönükse. İLE/VE Alt yan kabukları dışa dönükse. )

- ACID CAPRIQUE[Fr.] / KAPRINSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KAPRİK ASİT

- CAPRYLIC ACID[İng.] / ACID CAPRYLLIQUE[Fr.] / KAPRYLSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KAPRİLİK ASİT

- CAPROIC ACID[İng.] / ACIDE CAPROIQUE[Fr.] / KAPRONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KAPROİK ASİT

- KAPSAMI AŞAN ile/ve/||/<> KAPSAM DIŞINDA KALAN


- KAPSAYAN ANNE ile/ve/||/<> NESNEL ANNE

- KAPTAN - I DERYEA CEZAYİRLİ GAZİ HASAN PAŞA GÖZETLEME KULESİ

( Garipçe kalesinin batı tarafında ve köyün en yüksek tepesinde bulunmaktadır. Gözetleme kulesinin 1778'de Kaptan - ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın emri ile yapıldığı kayıtlarda bulunmaktadır. Kulenin yapılmasındaki amaç boğazdan girecek olan düşman gemilerinin gelişini gözlemekti. Kule tahrip olmuş, harap haldedir. Uzun yıllar köylü tarafından harman yeri olarak kullanıldı. )

- KAPTAN BEY YALISI/SÜTUNLU YALI

( Sarıyer'de Mesarburnu Caddesi üzerindedir. Kaptan Bey isimli bir Ermeni tarafından 1866 yılında yaptırıldı. Ön cephede ve ana giriş kapısı önünde dört sütun olduğu için sütunlu yalı olarak da anılmaktadır. Yalı Cumhuriyetin ilk yıllarında Nemlizadeler tarafından satın alınıyor. Daha sonra da Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 25 bin liraya satın alınan yalı Sarıyer Ortaokulu olarak hizmet veriyor. Sonraları Sarıyer Lisesi, daha sonra da isim değiştirerek Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Lisesi oldu. Son dönemde Sarıyer Akşam Meslek Lisesi ve Öğretmen evi olarak kullanılmaktadır. Başbakan A. Fethi Okyar (1880 - 1043) birkaç yıl, yaz mevsimini bu binada ikamet ederek geçirdi. Atatürk İstanbul'a geldiğinde, Sarıyer'i gelerek Ali Fethi Bey ile bu evde bir araya geldiler. )

- KAPTAN PAŞA CAMİSİ ile KAPTAN PAŞA CAMİSİ

( Eyüp'te İskele Caddesi'ndedir. İLE Üsküdar, Doğancılar Caddesi'ndedir. )
( 1577'de, Hacı Mahmud Ağa tarafından. İLE 1727'de Kaptan-ı Derya Kaymak Mustafa Paşa tarafından. )

- KAPTAN/LIK ile KAPTAN PAŞA ile KAPTAN KÖŞKÜ ile KAPTAN PİLOT ile KAPTAN KÖPRÜSÜ

- KAPÜŞONLU["KAPŞON" değil!] ile/değil TOGA["TOKA" değil!]

- KAPUT/HEAD[İng.] değil/yerine/= BAŞ

- KAPUT/LUK ile KAPUT BEZİ

- KÂR HADDİ değil/yerine/= KAZANÇ BUCU

- KİŞİ/İNSAN:
KÂR VAROLANI
ile/değil/yerine DEĞERLER VAROLANI


- KAR YAĞIŞI ile KAR FIRTINASI/TİPİ

( ... İLE Görüş mesafesini yağan kar ile 400 metrenin altına düşüren, en az 3 saat süren ve 56 km/saat hızında ya da daha şiddetli rüzgârlar ile görülen kar fırtınası. )

- KAR[< Ar. Soğuk.] ile/ve/değil DOLU/GIRCI/KIRCI

- KÂR ile GETİRİM/RANT[Fr.]

( ... İLE Bir mal ya da paranın, belirli bir süre içinde emek verilmeden sağladığı gelir. )

- KAR' ile KAR' ile KA'R[çoğ. KUÛR] ile KÂR[Fars.] ile -KÂR[Fars.]

( Kapıyı çalma. İLE Hekimin, hastayı muayene ederken, ses almak üzere, bir örgene/uzva parmakla vurması. | Kapı çalma. | Su kabağı. İLE Çukur şeyin dibi, dip, son/nihayet. | Derinlik. İLE İş güç, iş. | Kazanç, temettü. | Meşguliyet; sanat. | İşleme, etki/te'sir. | Savaş. İLE "-li, -ci, eden, -edici" eklerinin karşılığıdır. Adları sıfat yapar.[HİLE-KÂR, İSYAN-KÂR, KANAAT-KÂR vb.] )

- KAR ile/değil SULUSEPKEN/SEPKEN

( ... İLE/DEĞİL Yağmurla karışık yağan kar. )

- KÂR ile/değil/yerine/||/<>/< UZUN ERİMLİ AMAÇ

( Yaptığın/yapabileceklerinle. @@ Yapmadığın/yapmayabileceklerinle. )

- KÂR ile VOLİ[Yun.]

( ... İLE Vurgun, kazanç, kâr. )

- KARA ASTRONOMİSİ ile/ve DENİZ ASTRONOMİSİ

- KARA BABA

( Hakkında fazla bir bilgi yok. Sarıyer'de mezarı bulunan bir yatır olduğu söylenir. Sarıyer'deki Nakşi Dergâhı'nın (Sarıbaba Tekkesinin) aslında Kara Baba Dergâhı olduğu iddiası da yaygındır. Sarıyer Hamamında bulunan iki halvet odasından birinin ismi Kara Baba diğerinin ismi Sarı Baba olduğuna göre her ikisi de Sarıyer'de ve belki de dergâhın bahçesinde gömülüdür. )

- BLACK POWDER[İng.] / PAUDRE NOIRE[Fr.] / SCHWARZPULVER[Alm.] ile/değil/yerine/= KARA BARUT


- KARA ÇAM ile KIZIL ÇAM ile YEŞİL ÇAM

( image )

- KARA ÇARŞAF ile BUNKO

( ... İLE Özbekçe'de. )

- BLACK BODY TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE DU CORPS NOIR[Fr.] / SCHWARZE TEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= KARA CİSİM SICAKLIĞI

- SİYAH CİSİM[Osm.] / BLACK BODY[İng.] / CORP NOIR[Fr.] / SCHWARZER STRAHLER/KÖRPER[Alm.] ile/değil/yerine/= KARA CİSİM

- KARA ÇÖL ile/ve/<> KIZIL ÇÖL

- KARA DELİK BİRLEŞMESİ ile/||/<> NÖTRON YILDIZ BİRLEŞMESİ

( Kara delik birleşmesi sadece gravitasyonel dalga İLE nötron yıldız birleşmesi ışık ve dalga yayar. Kara delik birleşmesi sessiz elektromanyetik İLE nötron yıldız birleşmesi kilonova oluşturur. İki olay gravitasyonel dalga İLE LIGO-Virgo tarafından gözlenir. )

- KARA DELİK ENTROPİ ile/||/<> TERMODİNAMİK ENTROPİ

( Kara delik entropisi yüzey alanı ile orantılı İLE termodinamik entropi hacim ile ilişkilidir. Kara delik entropisi Bekenstein-Hawking formülü İLE evrendeki maksimum entropi sınırını belirler. İki entropi bilgi kuramı ile bağlantılıdır. )
( Stephen Hawking tarafından 1974 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1942-2018) (Ülke: İngiltere) (Alan: Fizik, Kozmoloji) (Önemli katkıları: Hawking ışıması, kara delik termodinamiği, tekillik teoremleri, kuantum kozmoloji) )

- KARA DELİK ile BEYAZ CÜCE

( Çok büyük kütleli yıldızların çökmesiyle oluşan, ışığın bile kaçamadığı bölge. İLE Düşük kütleli yıldızların yaşamının son evresinde oluşan yoğun ve küçük yıldız. )

- BLACK HOLE[İng.] / TROU NOIR[Fr.] / SCHWARZES LOCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KARA DELİK

- KARA DELİK ile/ve/değil EŞİK


- KARA DELİK ile/||/<> NÖTRON YILDIZI

( Kara delik ışık kaçamaz İLE nötron yıldızı yoğun ama görünür )
( Formül: r_s = 2GM/c² (Schwarzschild yarıçapı) )

- KARA DELİK ile/ve/||/<> OLAY UFKU

- BLACK DIAMOND[İng.] / DIAMANT NOIR[Fr.] / SCHWARZER DIAMONT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARA ELMAS

- KARA ENERJİ ile/ve KARA MADDE

- KARA İGUANASI (HİNT KERTENKELESİ) ile SU-KARA İGUANASI

( Kahverengi. İLE Siyah. )
( Amerika'nın tropikal bölgelerinde yaşar. İLE Galapagos Adaları'nda yaşar. )
( [kökeni/etimolojisi] Karaibçe'den İspanyolca'ya geçmiştir. )

- KARA KAPLUMBAĞALARINDA:
TRAKYA/YUNAN
ile KUZEY AFRİKA

( [büyüklüğü] 20 cm.'dir. İLE 30 cm.'dir. )
( Yunanistan, Balkanlar, İtalya ve Anadolu'da yaşarlar. İLE Güney Avrupa, İran ve Mısır'da yaşarlar. )
( [kış uykusuna] Yatarlar. İLE Yatarlar. )
( Otçuldur. İLE Otçuldur. )

- KARA KAPLUMBAĞASI ile BATAKLIK KAPLUMBAĞASI ile TATLISU KAPLUMBAĞASI ile DENİZ KAPLUMBAĞASI

( Bilinen, 200'den fazla çeşidi bulunmaktadır. Türkiye'de, 10 kaplumbağa türü bulunmaktadır. )
( ... İLE ... İLE ... İLE Türkiye'deki yuvalama kumsalları: Türkiye'nin Akdeniz kıyılarında belirlenmiş ve resmî olarak kabul edilmiş 21 yuvalama kumsalı bulunuyor. Bu kumsallar, Batı'dan Doğu'ya şöyle sıralanmaktadır: Ekincik, Dalyan, Dalaman, Fethiye (Muğla), Patara, Kale, Kumluca, Çıralı, Tekirova, Belek, Kızılot, Demirtaş, Gazipaşa (Antalya), Anamur, Göksu Deltası, Alata, Kazanlı, Davultepe (Mersin), Akyatan, Yumurtalık (Adana) ve Samandağ (Hatay). )
( [yaşam alanları] Dağlık, ormanlık hatta çöl ortamlarında bile rastlanmaktadır. İLE ... İLE Karadan, su yaşamına geçen hayvanlardandır. Tropikal ve alt tropikal iklim bölgelerinde yaşarlar. İLE Hem karada, hem de suda yaşarlar. Dünyanın orta bölgelerinde, tropikal bölgelerine yakın denizlerinde, açık okyanuslarda, kıyı habitatları özellikle tropikal ve ılıman bölgelerde, Hint Okyanusu, Atlantik Okyanusu, Pasifik Okyanusu, Karayipler ve Akdeniz'de yaşarlar. )
( [yaşam süreleri] ... İLE ... İLE ... İLE 25-50 yıldır. )
( ... İLE ... İLE ... İLE Dünya denizlerinde yaşayan yedi deniz kaplumbağası türü:[Dermochelys coriacea, Eretmochelys imbricata, Lepidochelys kempii, Lepidochelys olivacea, Chelonia mydas, Caretta caretta, Natator depressus] )
( Ayaklarında, beş parmak bulunmaktadır. Çiftleşmeyi kolaylaştırabilmek için karın alt kabuğu, erillerde daha güçlü ve içe doğru çöküktür. Erillerin, ön bacak tırnaklarından biri, dişiyi çiftleşme sırasında kavrayabilmek üzere daha uzundur. İLE ... İLE Parmakları arasında yarım perde biçimlenmiştir. Ayakları ve sırt kabukları biraz daha küçülmüş, uzamış ve yüzmeye uygun bir duruma gelmiştir.[Fırat kaplumbağasında, kabuk, tam sertleşmemiş bir yapı gösterir.] İLE Ayakları, yüzmeye uygun palet benzeri biçim almıştır. Tırnaklardan bir ya da ikisi kalmıştır. Kabukları, kayık benzeri, uzun bir biçim almış, baş ve ön ayakların bulunduğu yerden, kabuk, daha geri çekilmiştir. )
( Kaplumbağalar, kıçlarından da soluk alabilirler. )

- KARA KARA (DÜŞÜNMEK)

- KARA KARA DÜŞÜNME(NSH) ile/değil/yerine DÜŞÜNME

- KARA KURBAĞASI ile DEV KARA KURBAĞASI

( ... İLE Çok zehirlilerdir. [Büyük timsahları bile zehirleyebilecek güçtedir.] )
( ... İLE Anavatanları, Orta ve Güney Amerika'dır. )
( ... İLE Avustralya'da 100 milyon dev karakurbağası yaşamaktadır. [Dev karakurbağası dışında karakurbağası türü yaşamaz.][Avustralya'ya özgü kurbağa türlerinden dört kat daha fazla yumurtlarlar.] )
( ... ile Dev Kara Kurbağası )

- KARA KURBAĞASI ile FOWLER KARA KURBAĞASI

( Karalarda yaşayan, yumurtalarını suya bırakan bir tür kurbağa. İLE Soğuk algınlığına yakalanmış bir koyunun melemesine benzer bir ses çıkarır. )

- KARA MAMBA ile KRAL KOBRA

( ... İLE Dünyanın en iri zehirli yılanı. )
( ... İLE Isırırken enjekte ettiği zehiri bir fili 2,5 saatte, yetişkin bir kişiyi/insanı da 1,5 dakikada öldürebilecek güçtedir. )
( ... İLE Yılda bir kez çiftleşirler ve çiftleşmenin ardından dişilleri erilleri yerler. )
( ... İLE Yağmur ormanlarında yaşarlar. [Malezya ve Endonezya] )
( ... İLE 18 metre yüksekliğe kadar çıkabilirler. )

- KARA MEHMET KETHÜDA CAMİİ

( Büyükdere, Çayırbaşı Caddesi üzerindedir. Sultan III. Mustafa döneminde (1757 - 1774) sadaret kethüdası Kara Mehmet Ağa tarafından yaptırıldı. Onarımları sırasında iç kısmı çok değişikliğe uğradı. Cami haziresinde birkaç mezar bulunmaktadır. Cami Cumhuriyet döneminde Latin harfleri kabul edildiği zaman bir süre, ibadet olmadığı zamanlarda, Millet Mektebi olarak kullanıldı (bkz. Büyükdere Mehmet İpgin İlkokulu). )

- KARA MEMELİLERİ ile/ve DENİZ MEMELİLERİ

( Doğumda, önce başları çıkar. İLE/VE Doğumda, önce kuyrukları çıkar. )
( ... İLE/VE Dünyada 85 tür deniz memelisi bulunmaktadır. )
( ... İLE/VE Deniz memelilerinin 10 türü, toplu olarak intihar etmektedir. )

- KARA SIĞIRI yerine KARA HAYVANI

- KARA SÜLEYMAN MESCİDİ ile KARA SÜLEYMAN MESCİDİ ile KARA SÜLEYMAN MESCİDİ

( Eyüp, Düğmeciler Mahallesi'ndedir. İLE Süleymaniye'de, Bozdoğan Su Kemeri yakınındadır. İLE Eyüp, Nişanca'dadır. )

- KARA TODORİ YALISI

( Yeniköy, Köybaşı caddesi üzerinde 125 kapı No. lu yalıdır. Yalı 18. yy ortalarında yapılmış olup Kara Todori Yalısı olarak bilinmektedir. Kara Todori'nin ismi Aleksandros Todori (1833 - 1906) olup paşadır. )

- KARA TOPRAK ile/=/||/<> BİLGE

- KARA YEMEK / KARA ASLAN TAKIMI

- KARA YEMİŞ

( TAFLAN[yerel dilde] )

- KARA, HAYRİ (HAYRETTİN) (İST. 1944)

( Hasköy Spor Kulübünden transfer edildi ve dört sezon (1967 - 1971) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 121 lig, 1 amatör lig, 4 kupa olmak üzere 126 resmi ve 14 özel maçla birlikte 140 maçta Sarıyer formasını giydi. Lig maçlarında 27. amatör lig maçında 1, turnuva maçlarında 1 olmak üzere resmi maçlarda 29 ve özel maçlarda attığı 8 golle birlikte toplam olarak takımına 37 gol kazandırdı. Kocaelispor'a transfer olarak Sarıyer'den ayrıldı. )

- KARA ile/ve/||/<> DENİZ

- KARA ile KARA

( Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak.

İLE

En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. | Bu renkte olan. | Esmer. | Kötü, uğursuz, sıkıntılı. | Yüz kızartıcı durum, leke. | İftira. )

- KARA ile KARANLIK

- KARA ile SİYAH

- KARA ile TOPRAK REFORMLARI ile ARAZİ VERGİSİ ile İNDİ ile ARAZİ MÜLKİYETİ ile KARAYA YAKLAŞMA ile ARAZİ SAHİBİ ile İNİŞ ile İNİŞ TAKIMI ile İNİŞ YERİ ile TOPRAKSIZ ile DÖNÜM NOKTASI ile TOPRAKLAR ile MANZARA ile PEYZAJCI ile TOPRAK KAYMASI ile TOPRAK ADAMI ile KARAYA DOĞRU

- KARABALDIR = BALDIRIKARA

( Nemli yerlerde yetişen, çoğu eğrelti otu türünün ortak adı. )

- KARABATAK ile TEPELİ KARABATAK ile KÜÇÜK KARABATAK

( image )

- KARABERBEROĞLU, ESAT (ADAPAZARI, 1968 - 2013)

( Düzce Doğsanspor'dan transfer edildi ve iki sezon (1990 - 1992) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 19 lig, 5 kupa maçı olmak üzere 24 resmi ve 20 özel maçla birlikte 44 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 3 özel maçlarda 10 olmak üzere toplam 13 gol kaydetti. Sakaryaspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Değişik kulüplerde antrenör olarak görev yaptı. )

- KARABİBER ile DÂR-İ FÜLFÜL[Fars., Ar.]

( ... İLE Karabibere benzer, uzun dâneli baharat. )

- KARACA, DURSUN (RİZE, 1946)

( Udi, bestekâr. Maden/Sarıyerlidir. Okul, spor ve müzik hayatını birlikte yürütmeye çalıştı. Futbol oynadı, başarılıydı, Çayeli Spor'a transfer oldu. Ancak müzik hayatına kendini verince spordan erken koptu. Müzik eğitimine ağırlık verdi ve udi oldu. Udi olarak büyük aşama gösterdi, kendini kabul ettirdi. 1984 - 1989 yılları arasında Sarıyer Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev laptı. Bu görevi tamamladıktan sonra kendisini tamamen müziğe verdi. Beste yapmaya, sosyal çalışmalara katılmaya gayret etti. Bu arada 2000 - 2010 yılları arasında "MESAM" (Müzik Telif Hakları Kuruluşu) ‘ın kuruluşunda yer aldı ve bu kuruluşun on yıl süre ile genel sekreterliğini yaparak, telif hakları konusunda büyük mücadeleler verdi. Çeşitli makamlarda, caz müziği ve marş olarak besteler yaparak Türk müziğine katkıda bulundu. Marşları arasında Nişantaşı Anadolu Lisesi Marşı, İstanbul barosu Marşı ve Sarıyer spor kulübü marşı var. Önemli bestelerinden bazıları: Yüreğimde bir ateş düşlerimde nursun" (Hicaz), "Bir tutum hasret" (Kürdili Hicazkâr), "Adını anmaya varmıyor dilim" (Nihavent), Sen gittin gideli yüzüm gülmüyor" (Hicaz/Düyek), "Nasıl unutursun" (Hicaz), "Sabret Diyorsun bana" (Nihavent), Yanık bıraktın beni türbede bir mum gibi" (Caz şarkı), "Ölürüm biliyorsun" (Muhayyer Kürdi), "Beni kalbinde ara" (Hicaz), "Gittiğin o uzak yerden" (Nihavent), "Seninle bu aşkı kaldığı yerden" (Nihavent tango" gibi besteleri var. Beste yarışmalarında pek çok ödül kazandı ve besteleri TRT repertuarında yer aldı, okundu, okunmaya devam ediyor. Sarıyer'e Türk sanat müziğine sevdiren kişi olarak 1964'te Halk Eğitim merkezinde, isteklilere müzik eğitimi vermiştir. Değişik derneklerin kurdukları sanat müziği çalışmalarına katkı vermektedir. )

- KARACİĞER(BAĞIR/KIZILCİĞER/CİĞER) ve KALP ve DİMAĞ

( NEFS-İ NEBATİ ve NEFS-İ HAYVÂNİ ve NEFS-İ İNSÂNÎ )

- KARACIL OMURGALILAR:
SÜRÜNGENLER
ile/ve/<> KUŞLAR ile/ve/<> MEMELİLER

- KARADENİZ ile SİYAH ile SİYAH BİR GÖRÜNÜM ile KARA SAFRA ile KARA KİTAP ile KARA KUTU ile SİYAH KAP ile SİYAH HOROZ ile KARA DELİK ile KARABORSA ile SİYAH ÇAMUR ile KARADUT ile SİYAH PEÇE ile BÖĞÜRTLEN ile YAZI TAHTASI ile KARARTMAK ile SİYAHLIK ile DEMİRCİ ile DEMİRCİLİK

- KARAKEÇİ ile KARAKEÇİ/KIL KEÇİSİ

( Sazana benzer bir tatlı su balığı. İLE Rengi beyazdan siyaha kadar değişmekle beraber en çok siyah renklisi görülen yerli bir tür keçi. )

- KARAKEHRİBAR = OLTU/OKSİDİYON TAŞI

- KARAKTER ile ALGI DÜZENEĞİ

- KARAKTER ile KARAKTER YAZICI ile KARAKTERİSTİK ile KARAKTERİSTİK EĞRİ ile ÖZELLİKLER ile KARAKTERLER

- CHARACTERISTIC LENGTH[İng.] / LONGUEUR CARACTÉRISTIQUE[Fr.] / CHARAKTERISTISCHE LÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= KARAKTERİSTİK UZUNLUK

- KARALAMAK ile/ve/||/<> ÇAMUR ATMAK


- KARAMAN, ÖMER (İSPİR, 1959)

( Sarıyer kaymakamı. Erzurum'un İspir ilçesinde doğdu. İlköğrenimini Halitpaşa İlkokulu, ortaöğrenimini Gazi Ahmet Muhtar Paşa Ortaokulunda tamamladı. Erzurum Lisesini bitirdi. Erzurum Eğitim Fakültesinden sonra, 1984 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun oldu. 1985'te Mülki İdareler Amirliği mesleğine intisap etti. İki yıl Trabzon İli Akçaabat İlçesi vekil kaymakamlık görevinde bulundu. 73. Dönem Kaymakamlık Kursu'nu başarıyla bitirip, 1989 yılında Babadağ (Denizli) ilçesinde kaymakamlık görevine başladı. Daha sonra Yazıhan (Malatya) ilçesinde kurucu Kaymakamlık yaptı. Bu görev sırasında bir yıllığına A.B.D.'ye dil eğitimi için gitti. 1993 - 1995 yılları arasında Eskipazar (Çankırı) Kaymakamlığı, 1995 - 1998 yılları arasında Sarıkamış (Kars) kaymakamlığı görevlerinde bulundu. 1998'de Şahinbey (Gaziantep) ilçesi kaymakamlığına atandı. 2004'te 8 ay süre ile Giresun Vali vekili olarak görev yaptıktan sonra, 16.4.2004'te İzmir Vali Yardımcılığına atandı. 17.9.2009 tarihinde de Sarıyer Kaymakamlığına atandı. )

- KARANFİL ile KARANFİLCİ/LİK ile KARANFİL YAĞI

- KARANFİL[Ar. < KARANFUL] ile TARÇIN[Fars. < DÂRÇÎN < DÂRÛ-Yİ ÇİN/DÂR-I ÇİN: Çin darısı/ağacı.]

( ... İLE Tarçın bitkisinin kökeninin, Sri Lanka olarak da bilinen Seylan Adası olduğu söylenir. Ne var ki, biz bu bitkiyi Uzakdoğu'dan, Çin ve Malezya gibi ülkelerden almışız. Aslında, bitkinin dilimizdeki adı da, tarihi bu bağa ilişkin bir ipucu verir gibi. Farsça, "dâr" sözcüğü, ağaç anlamına geliyor.[Arapça'da ev anlamına gelen "dâr" sözcüğüyle karıştırılmamalı!] "Dâr-ı Çin" yani "Çin ağacı" sözcüğü, Farsça'dan dilimize girmiş ve başındaki sessiz harf sertleşerek tarçın biçiminde söylenir olmuş.

İngilizce gibi Batı dillerinde, tarçın sözcüğünün karşılığı, "cinnamon". Bu sözcük, Latince, tarçın demek olan "cinnamomum" sözcüğünden kaynaklanıyor. Ama sözcük, Latince'ye gelinceye kadar dilden dile dolaşmış. Tıpkı, İpek Yolu tüccarlarının, mallarını taşımaları gibi, sözcük de dilden dile taşınmış. Sözcük, Latince'ye, eski Yunanca "kinnamomon"dan geçmiş. Yunanlar'sa, bu sözcüğü, İbraniler'in, "kinamom" dedikleri sözcükten alıp dillerine uyarlamışlar. Aramca, "qunimun" olarak söylenilen sözcüğün kökeniyse, Malezya'da ve Endonezya'da konuşulan Malay dili. Bu dilde, "kayu manis" sözcüğü, "tatlı odun" anlamına geliyor. )

- KARANFİLSİ KOROLLA, KARANFİL ÇİÇEĞİNDEKİ GİBİ BİR KOROLLA = TÜVEYC-İ KARANFİLÎ = COROLLE CARYOPHYLLÉE