DÖRT(4) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- MÜTEZAHHİR[Ar. < ZAHR] ile MÜTEZÂHİR[Ar. < ZUHÛR]

( Karısına, nikâhı bozacak bir söz söyleyen. | Biri tarafından yardım edilen, taraflısı olan. İLE Görünen, çıkan, tezâhür eden. )

- MUTFAK ile GALİ[Fr. < Ar.]

( ... İLE Alçak ve altı düz gemi. | Gemilerin üst güvertelerinde ve palavralarında bulunan mutfak. )

- MU'TÎ/A[Ar. < TÂAT] ile MU'TÎ[Ar. < ATÂ]

( Boyun eğen, itaat eden. | Bağlı. | Rahat. İLE Veren, îta eden. )

- MUTLAK DEĞER ile/||/<> SAYI DEĞERİ

( Mutlak uzaklık, sayı değeri kendisidir )
( Formül: |-5|=5 İLE -5 )

- MUTLAK EŞİK DEĞERLERİNDE:
GÖRME
ile/ve İŞİTME ile/ve TAT ALMA ile/ve KOKU ALMA(ŞAMME[Ar.], ODORAT[Fr.], SMELL[İng.]) ile/ve DOKUNMA

( Karanlık bir gecede 50 km.'den bir mum ışığı. İLE/VE Sessiz bir ortamda 5 metreden bir kol saatinin işleyişi. İLE/VE Sekiz litrelik bir suda bir çay kaşığı şeker. İLE/VE Altı odalı büyük bir evde bir damla esans. İLE/VE Bir santimetre yükseklikten yüzüne düşen bir sineğin kanadı. )

- ABSOLUTE ERROR[İng.] / ERREUR ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTER FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK HATA

- MUTLAK MUVAZAA değil/yerine/= SALT DANIŞIK

- MUTLAK SÜHÛNET | SALT SICAKLIK ile/||/<> SALT SICAKLIK

( Santigrad derece ile ölçülen sıcaklığa 273 eklenmesiyle bulunan sıcaklık birimi Kelvin derecedir Yıldız sıcaklıkları bu birimde verilir Bir atm basınç altındaki suyun donma sıcaklığını 273 15 ve kaynama sıcaklığını 373 15 derece alanKelvin ölçeğine göre verilen sıcaklık Celcius ölçeğiyle arasında T K 273 15 t C bağıntısı vardır termodinamik sıcaklık da denir j 273 C derecesini sıfır olarak alan sıcaklık Düşüncel bir Carnot çevrimindeki ısı alışverişi temeline dayanan Kelvin ölçeğine göre ölçülen sıcaklık K 273 C )

- MUTLAK UZAY ile/||/<> MUTLAK MEKÂN

( Bilinmiyor tarafından keşfedildi/formüle edildi. )

- MUTLAK UZAY ile/ve/||/<> MUTLAK MEKÂN ile/ve/||/<> MUTLAK ZAMAN


- ABSOLUTE VACUUM[İng.] / VIDE ABSOLU[Fr.] / ABSOLUTE UNTERDRUCK, ABSOLUTES VAKUUM[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK VAKUM

- MUTLAK ve/=/||/<> ADEM

- MUTLAK ile/ve İLKE

( Göreliliği, birliğe getiren ilke. İLE/VE ... )
( MUTLAK: ZAMAN VE MEKÂN ÜSTÜ )
( MUTLAK: Değişenlerin, ilkeleri. )

- MUTLAK ile İNAK

- MUTLAK ile MUTLAKA ile MUTLAKÇI/LIK ile MUTLAK NEM ile MUTLAK MERA ile MUTLAK DEĞER ile MUTLAK SIFIR ile MUTLAK SICAKLIK

- MUTLAK ile/||/<> SALT

( salt Sade saf tam karışımsız olan absolüt 1 İçine kendisine yabancı başka hiç bir şey karışmamış olan arı 2 Uygulamayla ilişkisi olmayan bilimler Ör salt matematik 3 Başka bir yetiye bağlı olmayan Ör Descartesta salt anlık duyulara gereksinme göstermeyen böylece de salt olan bilgiyi sağlar Salt us Kantta Deneyden bağımsız içinde duyudan hiç bir şey bulunmayan us fizik kimya matematik Yerel ağızlarda zalt ve saltan yalnız tek olarak da geçer tatsız yavan ve deli anlamları da vardır Eski kaynaklarda da salt biçimi kullanılır salt saltaŋ ohne jede Last Bagage Moğolcadan alındığı anlaşılıyor saltang leicht ohne Bagage ohne Esswaren auf der Reise Bulgarca salt yalnız ve Sırpça sàlt sàlte biçimleri Türkçeden alınmıştır Škaljić Turc 546 Yerel ağızlarda zalt ve saltan yalnız tek olarak da geçer tatsız yavan ve deli anlamları da vardır Eski kaynaklarda da salt biçimi kullanılır salt saltaŋ ohne jede Last Bagage Moğolcadan alındığı anlaşılıyor saltang leicht ohne Bagage ohne Esswaren auf der Reise Bulgarca salt yalnız ve Sırpça sàlt sàlte biçimleri Türkçeden alınmıştır Škaljić Turc 546 )

- MUTLAK[Ar.] değil/yerine/= SALT/SALTIK

- MUTLAKA ... OLABILIR değil MUTLAKA OLUR ya da [sadece] OLABİLİR

- MUTLAK/KAPSAMLI/TAMAMEN BAĞIŞIKLIK ile GÖRELİ BAĞIŞIKLIK

( En güçlü ve geniş bağışıklık olarak kabul edilen mutlak bağışıklığa göre şüpheli, sanık ve tanık, tanıklık yaptığı sıradaki verdiği beyânı ile ilgili hiçbir suçtan kovuşturulamaz. Fakat şüpheli, sanık ve tanığın, bağışıklık kapsamında ileri sürdüğü asıl suçla bağlantılı olmayan kanıtın kullanımı olanaklıdır. Savcının, kovuşturma yapmayacağına dair hukuka aykırı vaadi, mutlak bağışıklık sunmaz. Savcı, ancak gerçeğe ulaşmak için önem taşıyan durumlarda, bağışıklık tanınması konusunda mahkemeye öneride bulunabilir. Ayrıca, kişiye, mutlak bağışıklık tanınmışsa, savcı, bir sonraki ceza davasında kullandığı kanıtın, hukuka uygun ve bağışıklık ile elde edilen tanıklıktan bağımsız olduğunu kanıtlamak zorundadır. İLE Sadece, bağışıklık sağlanması yoluyla elde edilen beyân ve bu beyân aracılığıyla elde edilen kanıtlar, sanığın, bu suçlardan dolayı takip eden kovuşturmasında kullanılamaz. )

- MUTLU İKEN ile ÜZÜNTÜLÜ İKEN ile ÖFKELİ İKEN

( Söz verme! İLE Yanıt verme! İLE Karar verme. )

- MUTLULUK:
DAHA ÇOK OLANI ARAMAK
değil/yerine/>< DAHA AZ OLANIN, TADINI ÇIKARMAK

- MUTLULUK:
"EN"/DAHA FAZLA
ile/ve/değil/yerine/||/<>/></< EN/DAHA AZDAN ZEVK ALMA/ALABİLME

- MUTLULUK İÇİN ...:
DAHA AZ ...
ve/>< DAHA ÇOK ...

( ... nefret edelim. VE/>< ... sevelim.
... kaygılanalım. VE/>< ... dans edelim.
... alalım. VE/YERİNE/>< ... verelim.
... tüketelim. VE/YERİNE/>< ... üretelim/türetelim.
... somurtalım. VE/YERİNE/>< ... gülelim.
... konuşalım. VE/YERİNE/>< ... dinleyelim.
... korkalım. VE/YERİNE/>< ... deneyelim.
... yargılayalım. VE/YERİNE/>< ... kabul edelim.
... izleyelim. VE/YERİNE/>< ... yapalım.
... şikâyet edelim. VE/YERİNE/>< ... takdir/tebrik edelim. )

- MÜTTAKÎ[< VAKY ile VİKAYE] ile ...

( İTTİKA EDEN, SAKINAN, ÇEKİNEN | ALLAH'DAN KORKAN | ALLAH'IN ÖLÇÜSÜNE GÖRE KENDİNİ AYARLAYAN )

- MUTTALİ'[< TULÛ] değil/yerine/= ÖĞRENMİŞ, HABER ALMIŞ, BİLGİLİ, HABERDAR

- MUTTASIF[< VASF] ile ...

( VASIFLANAN, KENDİNDE BİR HAL, BİR SIFAT, BİR VASIF BULUNAN, İTTİSÂF EDEN )

- MUTTASIL[< VASL]:
ULAŞAN, KAVUŞAN, BİTİŞEN, İTTİSÂL EDEN | ARALIKSIZ, HİÇ DURMADAN, BİTEVİYE

- MUVÂCEHE[< VECH] ile YÜZLEŞME, YÜZ YÜZE GELME | KARŞI, ÖN

- MUVAFFAKIYET[< VEFK] ile ...

( ALLAH'IN YARDIMIYLA BAŞARI GÖSTERME | ELE GEÇİRME, BAŞARMA )

- MUVAFFIK[Ar. < VEFK] ile MUVÂFIK[Ar. < VEFK]

( Başarı kazandıran, muvaffak eden. İLE Uygun, yerinde. | [müzik] Bir makam. )

- MUVÂFIK[< VEFK]:
UYGUN, YERİNDE

- MUVAKKAT[Ar. < VAKT] ile BELİRLİ BİR ZAMANA ÖZEL, SÜREKSİZ, GEÇİCİ | EĞRETİ

( BELİRLİ BİR ZAMANA ÖZEL, SÜREKSİZ, GEÇİCİ | EĞRETİ )

- MUVAKKİ'[Ar. < VUKU] ile MUVAKKİR[Ar. < VEKAR]

( Fermanlara tuğra çeken kişi. İLE Ağırlayan, saygı gösteren, tevkir eden. | Ululayan. )

- MUVAZENE TEMİN ETME | DENKLEŞTİRME ile/||/<> DENKLEŞTİRME

( Kimyasal tepkimelerde ürün ve tepkenler arasındaki nicel bağıntıyı kurabilmek için yapılan işlem Karşılaştırmalı çözümlemelerde bir etkenin payını ayırabilmek üzere karşılaştırılan durum ya da birimleri adı geçen etken dışındaki önemli bakımlardan benzer duruma getirme eşlendirme )

- MUVÂZENE[< VEZN] ile ...

( DENK OLMA, KARŞILIKLI İKİ ŞEYİN UYGUNLUĞU | KIYAS, ÖLÇÜ | DENGE )

- MUVÂZÎ[Ar. < VEZY] ile MUVAZZİH[Ar. < VUZÛH]

( Paralel. İLE Açıklayan, ayrıntılı olarak anlatan, îzâh eden. )

- MÜVECCEH[Ar. < VECH] ile MÜVECCİH[Ar.]

( Yüzü bir tarafa döndürülmüş, tevcîh edilmiş. | Herkesin teveccüh ettiği, makbul, uygun/münâsip. İLE [mat.] Doğrultman. )

- MÜVELLİDÜLHUMUZA[Osm. Tr.] = OKSİJEN[Fr. < Yun. OKSYS: Ekşi. | GENNAN: Doğurmak.]

( Hidrojenle birleşerek suyu oluşturan, atom ağırlığı 16, rengi, kokusu ve tadı olmayan, havada, %20 oranında bulunan bir gaz. [Simgesi: O] )

- MÜVERRİH[< ÎRÂH] ile VAK'A-NÜVÎS[Ar., Fars.]

( Tarih yazan, tarihçi. | Ebced hesabına göre manzûm olarak tarih düşürenler. İLE Tarihi olayları günü gününe kaydeden tarihçi. | Osmanlı'larda devletçe görevlendirilen tarih yazarı. )

- MÜVESSİ'[Ar. < VESÜ ve SAAT] ile MÜVESSİH[Ar.] ile MÜVEZZİ'[Ar. < VEZ | çoğ. MÜVEZZİÎN]

( Genişleten, tevsi eden. İLE Kirleten, tevsîh eden. İLE Dağıtan, tevzi ve taksim eden. | Postacı, posta, mektup, telgraf gibi şeyleri, ev ev dağıtan kişi. | Gazeteci, evlere, gazete dağıtan kişi. )

- MÜYESSER[Ar. < YÜSR] ile MÜYESSİR[Ar. < YÜSR]

( Kolayı bulunup yapılan, kolay gelen, kolaylıkla olan. İLE Kolayını bulup yapan, kolaylıkla ortaya çıkaran. )

- MUZA'AF[Ar.] ile MUZÂAF[Ar. < ZIF] ile MUZÂF[Ar. < ZAYF | çoğ. MUZÂFÂT]

( Bir o kadar daha çoğaltılmış, bir kat daha artmış, taz'îf edilmiş. İLE İki kat, kat kat, katmerli. | Aynı "orta harfi" ile "son harfi", aynı harfin tekrarından oluşan sözcük.[musrir:musirr / müdrir:müdirr | hâdid:hadd] İLE Katılmış, bağlanmış, bağlı, izâfe edilmiş. | [ad takılarında] Belirtilen, başka bir ada katılmış ve onu tamamlamış olan. )

- MUZÂHÎ[Ar. < ZAHY] ile MUZÂHİR/MÜZÂHİR[Ar. < ZAHR]

( Benzeyen, benzeyici. İLE Arka, taraflı çıkan, yardım eden, koruyan, zahîr olan. )

- MUZAHİR[Ar.] değil/yerine/= DESTEKLEYEN, YARDIM EDEN

- MUZDARİP/MUZTARİB[Ar. < DARB] ile MÜSTARİB[Ar. < ARAB] ile MÜSTAHLİB[Ar. < HALBB]

( Istırap çeken. İLE Araplaşmış olan, aslen Arap olmadığı halde sonradan Araplaşmış olan. İLE Tırmalayan, istihlâb eden. )

- Müze Kart'ınızı

- MÜZE:
"KORUMA/SERGİLEME YERİ"
ile/değil/||/<>/< ESİNLENDİRME YERİ/ARACI

- MÜZE değil/yerine/= SERGİLİK

- MÜZEKKER | ERİL ile/||/<> ERİL

( Derleme erillik erkeklik Bazı dillerde erkek cinsten sayılan sözcük Arapçada kâtip muallim müdir Fransızcada le livre kitap le mur duvar Almancada der Tisch masa der Stuhl iskemle vb Cins )

- MÜZEKKÎ[Ar. < ZEKÂT] ile MÜZEKKİR[Ar. < ZİKR]

( Temizleyen, aklayan, tezkiye eden. | Tanıklarını durumunu inceleyerek tanıkların kabul edilebileceğini kanıtlayan. | Cenâze töreninde, tezkiye eden. İLE Andıran, hatıra getiren, zikr ettiren. | Zikr eden, ibâdet eden. )

- MÜZELLİL[Ar. < ZÜLL ve ZİLLET] ile MÜZERRİ'[Ar. < ZER]

( Hakirleştiren, zelilleştiren. İLE Tohum eken makine. )

- MÜZEYE GİR fakat "MÜZELİK OLMA!"

- MUZÎ'[Ar.] ile MÛZÎ[Ar. < EZÂ] ile MUZÎ'[Ar. < ZÂYİ] ile MUZÎ/E[Ar. < ZİYÂ] ile MÛZİH/MUVAZZİH[Ar. < VUZÛH]

( Meydana çıkaran, açığa vuran, izâa eden. İLE İnciten, eziyet veren, rahat bırakmayan, îzâ eden. İLE Kaybeden, zâyi' eden. İLE Işık veren, parlayan, parlak, ziyâlandıran. İLE Açıklayan, ayrıntılı olarak anlatan, îzâh eden. )

- Müzik için SUS!!!

- MÜZİK ZİYAFETİ değil/yerine/= EZGİLER TOYU

- MÜZİK ile "KAPI GICIRTISI"

- MÜZİK ile/ve SU SESİ, ŞIRILTI/ŞIRLAMA

- MÜZİK ile UYKU

- MÜZİK'TE:
"ÖZGÜN/LÜK"
değil BİZE ÖZGÜ/LÜK

- MÜZİKTE:
SAZ
ile/ve/||/<>/> ÂVAZ


- MUZIRR[Ar. < ZARAR] ile MÜNZİR[Ar. < NEZR][>< MÜBEŞŞİR]

( Zararlı, zarar veren, zarara sokan. İLE Sonunun kötülüğünü söyleyerek korkutan. )

- MÛZİYE FASÎLESİ ile/||/<> MUSACÉES, MUSÉES[Fr.] ile/||/<> MUSA, MUSSACEAE[Lat.] ile/||/<> MUZGİLLER

( botanik )

- MY PERSONAL IDEA vs. THAT IS THE WAY SHOULD/SHOULDN'T BE

- MYA (MILLION YEARS AGO)[İng.] değil/yerine/= MYÖ (MİLYON YIL ÖNCE)

( Türlerin yaşadıkları dönemleri ya da jeolojik zamanların günümüzden kaç milyon yıl önce olduğunu anlatmak için kullanılan bir kısaltmadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- MYANMAR:
SAGAING ve INNWA
ile/ve/<> AMARAPURA[: Ölümsüz kent.]

( Myanmar'ın, büyük ve antik kentleri. İLE/VE/<> Başkenti. )

- MYC-/-MYCES/-MYCEES/-MYCET-/-MYCETO-/MYCO-/-MYCOSİS ile/||/<> MYC-/MYCO-

( Mantar, mantar sınıfı, mantar enfeksiyonu, bir bölümün mantar enfeksiyonları. İLE/||/<> Mukus. )

- MY-/MYO- ile/||/<> MİO-/MEİO- ile/||/<> -STALSİS ile/||/<> TEN-/TENDO-/TENO-/TENONT-/TENONTO- ile/||/<> SARC-/SARCO- ile/||/<> SPLANCHN-/SPLANCHO-

( Kas, kasla ilgili. İLE/||/<> Daha az, daha küçük, kasılmanın azalması. İLE/||/<> Kasılma. İLE/||/<> Tendon. İLE/||/<> Et, kas. İLE/||/<> İç örgenlerle ilgili. )

- MYTH :/yerine MİT

- MYTRA/KÜLT(ÜR) ile VARUNA

( Bilinçdışı veriler donatısı. İLE Güneş. )
( Dost. Dürüstlük, uyum. İLE Mytra'nın kardeşi. )
( Düşünce. İSE Güç. )
( Kahinlik. İSE İktidar. )
( Bilen. İSE Uygulayan. )

- N-UNIT[İng.] / UNITÉ N[Fr.] / N-EINHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= N BİRİMİ


- N-BUTYLCHLORIDE[İng.] / CHLORURE DE N-BUTYLE[Fr.] / PRIM. BUTYLCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= N-BÜTİLKLORÜR

- RAIE N[Fr.] / N-LINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= N-ÇİZGİSİ

- N-BUTYL ETHER[İng.] / ETHER BUTYLIQUE NORMAL[Fr.] / N-BUTYLÄTTER[Alm.] ile/değil/yerine/= N-DİBÜTİL ETER

- (N, ALFA) TEPKİMESİ / (N, GAMA) TEPKİMESİ / (N, P) TEPKİMESİ ile/değil/yerine/= (N, 2N) TEPKİMESİ

- GERMANIUM DE TYPE N[Fr.] ile/değil/yerine/= N TİPİ GERMANYUM

- CONDUCTIVITÉ DE TYPE N[Fr.] / N-TYP-LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= N TİPİ İLETKENLİK

- REDRESSEUR EN CRISTAL DE TYPE N[Fr.] / N-TYP-KRISTALLGLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= N TİPİ KRİSTAL DOĞRULTUCU

- SEMI-CONDUCTEUR DE TYPE N[Fr.] / N-TYP-HALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= N TİPİ YARI İLETKEN

- N-TİPİ İLE P-TİPİ İLE İNTRİNSİK ile/||/<> YARI İLETKEN TÜRLERİ

( Silikon ve germanyumun katkılanma türleri. )
( Formül: E_g(Si) = 1.1 eV )

- NA/NOMINA ANATOMICA[İng.] değil/yerine/= NABIZ PULSE VURU


- NAAL OIL[İng.] / NAAL OEL[Alm.] ile/değil/yerine/= NAAL YAĞI

- NAAŞ[Ar. < NAʿŞ] ile/||/<> ...

( El örgüleri ile dokumalarda görülen bir motif Yenikent Aksaray Niğde )

- NAAT ile/||/<> KASİDE

( kaside I 3 c Divan edebiyatı terimi Peygamberin vasıflarını anlatmak ve şefaatini dilemek yolunda yazılan koşuk 1 Araplardan Farslara sonra divan yazınımıza geçmiş bir övgü koşuğu 3099 koşalı olur Uyak düzeni bakımından gazele benzer İlk koşa doğuş uyaklı öteki koşaların birinci dizeleri uyaksız ikincileri doğuş ile uyaklı olur Kasidenin bölümleri a başlangıç bölümü Kasidede konusu sevgi sevgili doğa ya da önemli olaylar olan giriş bölümü b övgü bülümü es t kasit maksat medih methiye övülecek kişinin övüldüğü bölüm c övünüş es t fahriye Ozanın kendi kendini övdüğü bölüm ç tegazzül Kimi keşidelere bir gazelin katılması ya da gazelin katıldığı bölümün adı d dua Övülen kimse için dua edilen bölüm 2 Kasideyi oluşturan kimi koşalar özel terimlerle adlandırılır a doğuş es t matla 1 Gazel ve kasidelerin ilk koşası 2 Ozanın koşuklarından birine katmayıp yalnız bıraktığı uyaklı çift dize b girişlik es t girizgâh Kasidelerde başlangıç bölümünden övgü bölümüne geçişi sağlayan koşa c taç beyit Kasidelerde ozanın adını ya da takma adını taşıyan koşa ç beytütkasit kasidenin en güzel koşası d kesmelik es t makta Divan koşuğunda ozanın adını ya da takma adını taşıyan son koşa son bağlam 3 Konularına göre keşideler a tevhit Tanrının birliğine ululuğuna övgü b mürsacat Tanrıya yakarış c naat Hz Muhammete övgü d methiye Bir kimseyi ya da bir şeyi övmek için yazılan kaside A Bunlar övgü konularına göre ad alır cülusiye Padişahın tahta çıkışını konu edinen kaside suriye Düğün törenlerini konu edinen kaside ramazaniye Konusu ramazanın gelişini kutlama olan kaside bayramiye es t idiyye Konusu bayram kutlaması olan kaside muharremiye Muharrem ayında Hz Hüseyinin şehit edilmesini konu edinen kaside B Konusu mevsimler olan kasideler Bahariye sayfiye şitaiye C Başka konularda yazılan kasideler hamamiye at kasidesi es t kasidei rahşiye rahşiye av kaîidesi es t şikâriye vb 4 Kasideler uyak ve yedeklerinin son harflerine göre de adlandırılır Uyaklarına göre t kasidesi es t kasidei taiye r kasidesi es t kasidei raiye vb gibi Rediflerine göre su kasidesi adem kasidesi vb II Doğu Anadoluda kısa öykülere verilen genel ad Divan edebiyatı terimi Konusu en çok övme olan ve en az onbeş yirmi beyti bulunan uzun gazel Kısa öykü kaside I 3 kaside kaside 1 1 b kaside 1 3 d kaside I 1 ç kaside I 3 d kaside I 3 d kaside I 2 c )

- NÂBÎ[Ar.] ile NÂBİ'/NÂBİA[Ar. < NEBEÂN] ile Nâbî[Ar.]

( Haberci, haber veren. İLE Yerden çıkıp fışkıran, kaynayan, akan. İLE Büyük Türk şairi.[1626 - 1712][müzikte, Seyyid Nuh takma/müstear adıyla besteleri vardır.] )

- NABZA GÖRE ŞERBET ile/ve/||/<> EŞREF/EŞEK SAATİ

- NÂCÎ[Ar.] ile NÂCİ'[Ar.] ile Nâcî[Ar.]

( Kurtulan, selâmete kavuşan, necat bulan. | Cehennemden kurtulmuş, cennetlik. İLE Sindirimi kolay yiyecek. İLE Birçok eseri bulunan, Tercemân-ı Hakîkat gazetesi yazarı.[öl. 1893] )

- NÂCİ ile/ve NECÎB

- NÂDÂN[Fars.] ile/değil/yerine/>< DÂNÂ[Fars.]

( Bilmez. | Nobran, kaba, terbiyesi kıt. | Kendini beğenmiş, kibirli. >< Bilen, bilici, bilgiç. )

- NADH ile/||/<> FADH₂

( NADH 2.5 ATP ETC İLE FADH₂ 1.5 ATP kompleks II giriş. )
( Formül: Kompleks I İLE II )

- RARE EARTH ELEMENTS[İng.] / ÉLÉMENTS DES TERRES RARES[Fr.] ile/değil/yerine/= NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ


- RARE EARTH[Fr.] ile/değil/yerine/= NADİR TOPRAK

- NADİREN ile YERİ GELDİĞİNDE

- NAFİ BABA CAMİİ

( Rumelihisar'ın üst kısmında ve Nafi Baba mevkiinde bulunan camiidir. Tarihi özelliği yoktur. )

- NAFİ BABA SOKAK

( Rumelihisarı sokaklarından biridir. İsmini Nafi Baba Tekkesi şeyhi Nabi Baba'dan almıştır. Nafi Baba tekkede 53 yıl şeyhlik yapmış ve şöhreti yakalamıştır. Yeniçeri ocaklarının kaldırılması üzerine Tekke binası 1926'da yıktırılmış 1839 yılında tekrar inşâ edilmiştir. Sokaklara isim verilirken şeyh unutulmamış ve bir sokağa "Nafi Baba Sokak" ismi verildi. )

- NAFİ BABA TEKKESİ/DERGÂHI

( Boğaziçi Üniversitesi kampüsü içinde bulunan bu tekkeye şehitlik tekkesi de denilmektedir. Tekkenin adının duyulması Nafi Baba'nın postnişinliği döneminde oldu. Bu tekke de (Dergâhta) postnişinlik babadan oğula geçiyordu. )

- NAFİ BABA

( Nafi Baba Dergâhı posnişiydi. Dergâh Rumelihisarı'nın üst kısımlarında bulunuyordu. Nafi Baba 1835'te İstanbul'da doğmuş ve 1908'de İstanbul'da ölmüştür. Dini bilimleri Silivri Müftüsü Sadık Efendi ile Adanalı İsmail Efendi'den tahsil etmiş, Fatih Camii dersi İmamlarından Musa Kazım Efendi'den de ders alarak bilgisini genişletmiştir. 1846'da kendisine İptidai Hariç İstanbul Müderrisliği unvanı verilmiştir. 1872'de Musıla - i Süleymaniye'ye müderrisliği, 1907'de Bilad - ı Mahreçten Halep Mevleviyeti'ne terfi ettikten sonra 1908'de vefât etmiştir. )

- NÂFÎ[Ar. < NEFY] ile NÂFİ'[Ar. < NEFY]

( Gideren, giderici, yok eden/edici. İLE Yararlı, kârlı. )

- NAFİ ile NAFİA ile NAFİZ

- NÂFİLE[Ar.] ile NEDB[Ar.]

- NAFİLE/LİK ile NAFİLE YERE ile NAFİLE NAMAZ


- NAPHTHIONIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= NAFTİYONİK ASİT

- NAG ile NAG YILAN ile NAG YILI
[<

( Timsah. İLE "Ejderha". İLE Türk takviminin oniki yılından biri. )

- NAGA ile ...

( Hint mitolojisinde yarı kişi, yarı yılan varlık. )

- NAĞME, LAHİN | EZGİ ile/||/<> EZGİ

( 1 Belli bir kurala göre oluşturulan ve kulağa hoş gelen ses dizisi 2 Makamla söylenen halk koşuğu türkü Derleme sözün ezgisi Söylemede sese verilen özel titrem 1 Güncel konulara aşk konularına yaşama sevincine değinen kabarelerde söylenen şarkı 2 Epik tiyatroda oyuncuların açıklamalı ezgileri )

- NAĞRA değil NARA[Ar. < NARE]

( Haykırma, bağırma. | "Sarhoş ya da külhanbeyi" bağırması. )

- NAH ile/değil NARH[Fars.]

( İşte. İLE/DEĞİL Tüketiciyi korumak amacıyla özellikle temel gereksinim nesneleri için resmî makamlarca belirlenen ve her yerde geçerli olan fiyat. )

- NAHAK ile NAHAK YERE

- NAHB[Ar.] ile NAHB[Ar.]

( Ölüm, ecel. | Yüksek sesle ağlama. İLE Çekip çıkarma. | Şerefe içilen kadeh. | En iyi şeyi seçme, tercih etme. )

- NÂHÎ[Ar. < NEHY] ile NÂHÎ[Ar. çoğ. NUHAT]

( Yasak eden, önleyen, men eden. İLE Sözdizmi, nahiv, sentaks. )

- NÂHİB[Ar. < NEHB] ile NAHÎB[Ar. çoğ. NAHB] ile NAHÎB[Ar.]

( Yağmalayıcı/yağma eden, talanlayan/talanlayıcı, çapulcu. İLE Korkak. İLE Avaz avaz ağlama. )

- NAHÎF[Ar.] ile NAHÎF/NAÎF[Ar. < NEHÂFET] ile NAHİF/NAİF[Fr.]

( Genizden gelen ses. İLE Zayıf, arık. İLE Kendini yetiştirmiş, doğal bir plastik sanat yeteneğine sahip sanatçılar tarafından yaratılan resim sanatı. | Güzel sanatların, özellikle resim alanında kendini yetiştirmiş sanatçısı ya da onun yapıtı. | Saf, deneyimsiz. | Acemice yapılan. )

- NAHÎF/NAÎF[Ar. < NEHÂFET] ile/ve/değil/||/<>/< ZARİF[Ar. < ZARÂFET]

- NAHIL[Ar. < NAHL] ile ...

( Anıtsal süs. Gümüş ya da mumdan yapılarak gelinlerin önünde götürülmesi ya da sonra gelin odasına konulması zamanında âdet olan süs ağacı. | Hurma ağacı. )

- NAHÎL[Ar. < NAHL] ile NÂHİL/E[Ar. < NAHL] ile NÂHİL[Ar. < NAHL] ile NÂHİL[Ar.]

( Hurma ağacı. İLE İnce, zayıf, arık. İLE Kalburcu. İLE Susuz, suyu olmayan. )

- NÂHİR[Ar. < NAHR] ile NAHÎR[Ar.]

( Çürüyüp ufalanmış kemik. İLE Burundan hırlama. )

- NÂHİS[Ar.] ile NAHÎS[Ar. < NAHS]

( Kıtlık yılı. İLE Uğursuz. | Kıtlık. )

- NAHİV ve FIKIH USÛLÜ ve TEFSİR USÛLÜ

- NÂHL[Ar. çoğ. NÜHÛL] ile NAHL[Ar.]

( Dişil bal arısı. İLE Hurma ağacı. | Zamanında, âdet olan süs ağacı. | Gümüş ya da mumdan yapılarak gelinlerin önünde götürülmesi ve sonra gelin odasına konulması. | [yazında/edebiyatta] İnce, uzun, nârin gövdeli dilber. )

- NAHL | PALMİYE ile/||/<> PALMİYE ile/||/<> PALMİYE[Fr. < PALMIER]

( hurma botanik Palmiyegiller Arecaceae familyasından 1015 m boyunda yuvarlağımsı ve parçalı yapraklı yaprak tabanları kalıcı çiçekleri ikili ya da dörtlü gruplar hâlinde meyveleri kalp şeklinde ana vatanı ve Japonya olan Akdeniz ve Ege Bölgesi sahillerinde park ve caddelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir tür ağaç Kendir palmiyesi Hurma )

- NAHL[Ar.] ile ŞİMRAH[Ar.]

( Hurma ağacı. İLE Hurma budağı, salkımı. )
( Ekildikten ancak 40 - 50 yıl sonra meyve verir. )

- NAHZ[Ar.] ile NAHZ[Ar.]

( Bir şeyle dürtme. | Biber gibi şeyleri havanda dövme. İLE [cerrahlıkta] Ameliyatta kesilecek kemiği açma. )

- NÂİB[< NEVB]:
VEKİL

- NAÎB ile ...

( Karga ve çirkin sesli kuşların ötüşü. )

- NAÎB[Ar.] ile NÂİB[Ar. < NEVB| çoğ. NÜVAB]

( Karga ve çirkin sesli kuşların ötüşü. İLE Birinin yerine geçen, vekil. | Kadı vekili. | Kadı, şeriat hükümlerine göre hüküm veren hâkim. | Nöbet bekleyen, nöbetle gelen. )

- NAÎB[Ar.] ile NAÎK[Ar.]

( Karga ve çirkin sesli kuşların ötüşü. İLE Karga ötüşü. | Horoz sesi. )

- NAÎK ile ...

( Karga ötüşü. | Horoz sesi. )

- NAİL (OLMA) ile/ve/||/<> NASİB (OLMA)

- NAİL OLMAK:
ZEVK
ve/<> SEVİNÇ

- NAİL OLMAK değil/yerine/= ERİŞMEK/ULAŞMAK/KAVUŞMAK

- NÂİL OLMAK ile/ve/<> LÂYIK OLMAK/OLABİLMEK


- NÂİL[< NEYL] ile ...

( MURADINA EREN, ERMİŞ, ELE GEÇİREN | (OLMAK) ile ABCDEF
( ERİŞMEK )

- NÂİM[< NEVM] ile ...

( LEZZETİ ALINAN HER TÜRLÜ NİMET, BOLLUKTA YAŞAYIŞ | CENNETİN BİR KISMI | UYUYAN )

- NÂİM[Ar. < NEVM | çoğ. NÂİMÎN, NİYÂM, NÜVVÂM, NÜVVEM, NÜYYEM] ile NÂİM[Ar. < Nİ'M] ile NAÎM[Ar.]

( Lezzeti alınan her türlü yiyecek, bollukta yaşayış. | Cennetin bir bölümü. | Uyuyan, uykuda bulunan. İLE Taze, körpe. | Yumuşak, kemiksiz şey. İLE Bollukta yaşayış. | Cennetin bir bölümü. )

- NAÎR[Ar.] ile NÂİR[Ar. < NÂR]

( Haykıran, na're atan. İLE Parlayan. )

- NAKA'["ka" uzun okunur] ile NÂKA[Ar.]

( Temiz olma, paklanma. İLE Dişil deve, maya. )

- NAKDİ ile NAKDİ CEZA ile NAKDİ VERGİ ile NAKDİ KIYMET ile NAKDİ YARDIM ile NAKDİ TEMİNAT

- NAKÎ[Ar.] ile NAKÎ'[Ar.]

( Temiz, pak. İLE Kandırıcı/kandıran. )

- NAKİL (ETMEK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AKIL (ETMEK)

- NAKİL | TRANSPLANTASYON ile/||/<> TRANSPLANTASYON ile/||/<> DOKU AŞISI

( doku aşısı doku nakli Organ nakli )

- NÂKIL[Ar. < NAKL | çoğ. NÂKILÂN] ile NÂKIR["ka" uzun okunur]

( Taşıyan. | Geçiren. | Çeviren.[bir dilden] | Duyduğunu anlatan. | İletken.[Fr. CONDUCTEUR] İLE Nişana isabet olan ok. | Delen, oyan, kazan. )

- NÂKİL[Ar.] ile NAKÎR[Ar. < NAKR]

( Dönen, nükûl eden. | Kaçınan, çekinen.[MUHTERİZ] İLE Hurma çekirdeğinin arkasındaki beyaz çukur. | Pek küçük, önemsiz şey. )

- NAKÎS[Ar. < NOKSÂN] ile NÂKİS[Ar. < NEKS | çoğ. NEVÂKİS] ile NAKÎZ[Ar. < NAKZ]

( Eksik. İLE Başını sürekli öne eğen kişi. | Alçak, adi, bayağı. İLE Karşı, zıt. )

- NAKIŞ ile CİVANKAŞI

( ... İLE Bir tür nakış ve işleme. )

- NÂKIS ile/||/>< ZÂİD

( Eksi/negatif. İLE/||/>< Artı/ pozitif. )

- NÂKIS/A[Ar. < NAKS] ile NAKIŞ[Ar.] ile NÂKIZ[Ar. < NAKZ]

( Eksik, noksan, tam olmayan. | Kusurlu, kusuru olan. | [matematikte] -[eksi] imi/işareti. İLE Genellikle kumaş üzerine, renkli iplikler ya da sırma ve sim kullanarak, elle, makineyle yapılan işleme. | Özellikle duvar ve tavanları süslemek için yapılan resim. | Beste ve semailerin, dört yerine iki haneli olanlarına verilen ad. | [mecaz] Hile. İLE Bozan, bozucu, bozma, çözme, kırma. )

- NAKİT PARA değil NAKİT

- NAKİT ile/||/<> NAKİT[Ar. < NAKD]

( Elde tutulan ve ödemelerde anında kullanılabilen para )

- NAKİT ile NAKİT PARA ile NAKİT KARTI

- NAKİT ile/||/<> PARA ile/||/<> PARA[Fars. < PÂRE]

( 1 1 4 durumunu gösteren ön ek 2 Bir asit tuz ya da esterin olağanüstü sayıda su molekülü ile birleştiğini gösterir ön ek 3 Çift dönme nicem sayısı ve karşıt koşut çekirdek dönüsü koşulunu belirleyen ön ek matematik 1 Eşyanın değerini ölçmek üzere değişim aracı olarak kullanılmakta olan satağa çıkarılan kâğıt ya da madensel değişim aracı 2 Değer ve eder ölçüsü birimi Bir ekonomide genel kabul gören değişim aracı değer koruma aracı ve hesap birimi işlevlerine sahip varlık anat 1 Yan 2 Yanında Az para 1 bir parça bütünün bir bölümü yarım 2 para pāra a piece portion fragment morsel Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir )

- NAKL ETMEK ile BEYÂN ETMEK


- NAKL[Ar.] ile NAKR[Ar.]

( Bir şeyi başka bir yere götürme. | Taşıma, aktarma, geçirme. | Aynısını başka bir şey üzerine alma. | Masal/öykü anlatma, söyleme. | Çeviri yapma, tercüme etme. | [coğrafya] Taşın.[Fr. TRANSPORT] İLE Vurma. | Kuşun yem toplaması. | Oyma, kazma, taş oyma, heykel yapma, taş oymacılığı. )

- NAKLEN YAYIN, DIŞ YAYIN ile/||/<> LIVE RELAY (BROADCAST, PROGRAMME, PRESENTATION, PRODUCTION, TRANSMISSION, TELEVISION), TELECAST[İng.] ile/||/<> ÉMİSSİON EN DİRECT, PROGRAMME EN DİRECT[Fr.] ile/||/<> LIVEPROGRAMM, LIVEÜBERTRAGUNG, LIVESENDUNG, DIREKTÜBERTRAGUNG, DIREKTSENDUNG, ORIGINALÜBERTRAGUNG[Alm.] ile/||/<> CANLI YAYIN

( TV Daha önceden herhangi bir gereç üzerine saptanmamış işlikte ya da işlik dışında gerçekleştirildiği alıcıyla saptandığı anda yayına verilen izlenceler için kullanılan terim Dolaylı yayının karşıtı )

- NAKLİ ile NAKLİ MAZİ

- NAKR, GOFRAJ | ÇAKMA ile/||/<> ÇAKMA ile/||/<> ÇAKMAK

( 1 kuyumculuk a Altın gümüş bakır vb metalleri vurarak ve çakarak işleme b Bu iş için kullanılan kalıp 2 işleyim Kumaş ve derilere sıcak demir kalıpla basılarak ya da geçirilerek yapılan kabartma süsler şebek şebek Yamyamlık taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası çelik taş cam plastik vb maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti eskimiş tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni )

- NAKŞ (ETMEK):
HARF[HRF]
ile/ve/<> RAKAM[RKM] ile/ve/<> KİTAP/KETEBE[KTB]

( Üçünün de anlamı, "Kazıyarak nakşetmek"tir. )

- NAKS | İNKÂR | NEFİY | YADSIMA ile/||/<> YADSIMA ile/||/<> OLUMSUZLAMA

( olumsuzlama Bir yanıtlayıcının olan bir durumu değilleyici yanıtlar vermesi Öne sürülen bir savı tanımama Olumsuzluk 1 Önermeler cebirinde verilen bir önermenin doğruluk değerinin tersine çevrilmesi Anlamdaş yadsıma 2 Önermeler cebirinde önüne geldiği önermenin yanlış olduğunu belirten im Simgesi Anlamdaş yadsıma Bir deyiş ya da örnermenin olumsuz biçimde dile getirilmesi olumlama Bir deyiş ya da önermenin olumlu biçimde dile getirilmesi olumsuzlama )

- NAKS[Ar.] ile NAKŞ[Ar.]

( Eksiklik, noksan. | Eksiltme, azaltma. İLE Resim. | Duvarlara, tavanlara yapılan yağlı ya da sulu boya resim, süsleme sanatı. | İpekle, sırma ile işletme. | Hile, renk. )

- NAKZ ile/ve/||/<> TAHSİS ile/ve/||/<> TAMİM ile/ve/||/<> İCMÂL ile/ve/||/<> TEFSİR

- NAL[Ar. < NAʿL] ile/||/<> ...

( at eşek öküz vb yük hayvanlarının tırnaklarına çakılan ayağın şekline uygun demir parçası naᶜl fer à cheval Räsänen V 349350 Abaev Benveniste Arm 10 Muhamedova MSFOu 158 1977 191 Türk ve Kafkas dillerine Kabard ve İran dillerine geçmiştir )

- NAL ile NALE


- NALBUR[Ar. < NAʿL + FARS. < -BER] ile/||/<> ...

( Nal deliklerini genişletmekte kullanılan araç Kümbet İnönü Eskişehir )

- NALÇA ile/||/<> NALÇA[Ar. < NAʿL + FARS. < -ÇE]

( I Yarımay biçiminde ayakkabı ökçe demiri Gölbaşı Çankaya Ankara Bursa II Bir namazlık deseni Saçıkara İslahiye Gaziantep )

- NÂLE[Fars.], MOAN[İng.] değil/yerine/= İNLEME

- NÂLE ile ...

( İNLEMEK, İNİLTİ )

- NALIDIXIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= NALİDİKSİK ASİT

- NAM ile NAME ile NAMECİ

- NAMA RUPA ile ...

( İsim~biçim. Zihinsel~fiziksel enerjiler. )

- NAMAZ ile/ve DERS

( Kazası varsa bile. İLE/VE Kazası olmaz. )

- NAMAZ ile/ve DUHÂ NAMAZI

- NAMAZ ile GECE NAMAZI(VİTR)


- NAMAZ ve ORUÇ

- NAMAZDAN ÖNCE ESTAĞFİRULLAH ile/ve NAMAZDAN SONRA OKUNAN ESTAĞFİRULLAH

- NAMAZ/LIK ile NAMAZCI ile NAMAZSIZ/LIK ile NAMAZ BEZİ ile NAMAZ NİYAZ ile NAMAZ VAKTİ ile NAMAZ ÖRTÜSÜ

- NAMDAR[Fars.] değil/yerine/= ÜNLÜ

- NAME :/yerine İSİM

- NÂME[Fars.] ile -NÂME[Fars.]

( Mektup. | Sevgiye ve aşka dair yazılmış mektup. | Kitap, dergi/mecmûa. İLE "Yazılı/yazılmış, küçük kitap" anlamlarına gelerek birleşik/mürekkep sözcükler oluşturur.[EMİR-NÂME, KÂNUN-NÂME, KARAR-NÂME] )

- NÂMÎ[Ar. < NÜMÜVV] ile NÂMÎ[Ar. < Fars. NÂM]

( Yerden biten, yetişen, büyüyen, artan. İLE Ünlü, namlı, şöhretli. )

- NAMIK KEMÂL FIKRALARI değil NÂM-I KEMÂL FIKRALARI

- NAMIK KEMAL ve/||/<>/< ABDÜLLÂTİF SUPHİ PAŞA

- NAMUS ile NAMUSLU/LUK ile NAMUSSUZ/LUK ile NAMUSLUCA ile NAMUS SÖZÜ ile NAMUSSUZCA ile NAMUS BORCU ile NAMUS BELASI ile NAMUS DAVASI ile NAMUS CİNAYETİ


- NAMZET[Fars.] değil/yerine/= ADAY

- NAN ile NANE/LİK ile NANELİ ile NANESİZ ile NANE RUHU ile NANE SUYU ile NANE ŞEKERİ

- NAN ile/||/<> N-ASETİLNÖRAMİNİK ASİT

( Nasetilnöraminik asit )

- NAND CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT NAND[Fr.] ile/değil/yerine/= NAND DEVRESİ

- NANE ile/değil BUHRİYE

- NANE ile/ve/<> KEKİK

- NANE ile/||/<> NANE[Ar. < NAʿNAʿ]

( botanik tarım Ballıbabagiller Labiatae familyasından çiçekleri er dişi çanak yaprakları ışınsal taç yaprakları tek simetrili fındıksı tip meyveleri olan mentol kapsadığı için tıpta kullanılan ülkemizde 7 türle temsil edilen çok yıllık otsu türleri olan bir cins Yapraklarında yağ tanen reçineli maddeler şekerler ve acı maddeler içerennane yağı tıpta midebağırsak yatıştırıcısı gaz söktürücü bulantı ve kusma kesici olarak damla veya nane suyu ve şurubu biçiminde kullanılan ballıbabagiller familyasından bir bitki )

- NANE ile NARPIZ

( ... İLE Yaban nanesi. )

- NANE ile SU/YABAN NANESİ/YARPUZ

( .. İLE Ballıbaklagillerden, çiçekleri birbirinden ayrı halka durumunda, nane türünden, güzel kokulu bir bitki. )

- NANO KİMYA ile/||/<> MAKRO KİMYA

( Nanometre ölçeğindeki nesnelerin kimyasal özelliklerini inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Makroskopik ölçekteki nesnelerin kimyasal özelliklerini inceleyen bilim dalı. )

- NANO TEKNOLOJİ ve/<>/|| NENE(NİNE) BİLGELİĞİ

- NANO TEKNOLOJİ ile/ve/<> SÜPER İLETKEN/LER

( )

- NANO-CATALYSİS ile/||/<> BULK CATALYSİS

( Nano-catalysis nanoparçacık katalizör kullanırken İLE bulk catalysis makroskopik katalizör kullanır )
( Formül: High surface area )

- NANO-[İng.] değil/yerine/= NANO-

( Milyarda bir anlamına gelen bir birim ön ekidir. "n" ile gösterilir ve 10⁻⁹'a eşdeğerdir. Son derece küçük ölçekli yapıları ifade etmek için kullanılır. Örneğin, nanosaniye saniyenin milyarda birine eşitken; nanometre ise metrenin milyarda birine eşittir. Bilimde ve elektronikte zaman ile uzunluk birimlerinin ön eki için yaygın olarak kullanılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- NANO-[İng.] / NANO[Fr.] / NANO[Alm.] ile/değil/yerine/= NANO-

- NANOELECTRONICS[İng.] / NANOÉLECTRONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= NANOELEKTRONİK

- NANOTEKNOLOJİ ile BİYOTEKNOLOJİ

( Atomik ve moleküler seviyede nesnelerin manipülasyonu ile ilgilenen bir bilim dalı. İLE Canlıları ve biyolojik süreçleri kullanarak ürünler ve hizmetler üreten bir bilim dalı. Bu iki dalın kesiştiği noktada, nano ölçekte biyolojik düzenler ve cihazlar tasarlanmakta. )

- NAPOLYON ile/ve/<> VIII. HENRY

- NÂR ile ATEŞ

- NÂR ile/||/<> ATEŞ ile/||/<> ATEŞ[Fars. < ÂTEŞ]

( Odun kömür yağ gibi ördeklerin yanması ile ısı ve ışığın birlikte belirmesi kimya Humma Az atǝş ātaş Sart ataş ataş ataş kürök ataş kösȫ gibi sözlerde geçer ātaş Farsça ātaş Eski Türkçe odun yerini almıştır )

- NAR ile NARA ile NARH ile NARSİST ile NAR ŞERBETİ ile NAR BALİNASI ile NARSİST KOMPLEKSİ

- NARA[Ar. < NARE] ile/ve/||/<>/> ÇIĞLIK

( Haykırma, bağırma. | Sarhoş ya da külhanbeyi bağırması. İLE/VE/||/<>/> Acı, ince ve keskin selen. )

- NÂRA ile/||/<> HAYDALAMA

( Yağlı güreşte ve karakucakta saldırıya geçecek güreşçinin karşısındakini uyanık bulunmağa çağıran övücü sözlerle bağırması )

- NARASYON/U değil/yerine/= ÖYKÜ/SÜ

- NARBÜLBÜLÜ/ARDIÇKUŞU(TURDUS PILARIS[Lat.], ROBIN[İng.], Avrupa ve Asya ormanlarında yaşar.) ile/ve BAYIR KUŞU ile/ve ÇALI KUŞU ile/ve ÇAMURCUN ile/ve DALGIÇ KUŞU ile/ve DEVEKUŞU ile/ve FIRTINA KUŞU ile/ve GELİNKUŞU[Lat. OTOCORIS PENCILLATUS] ile/ve İNCİRKUŞU[Lat. ANTHUS TRIVIALIS] ile/ve İSHAK KUŞU/BATAKLIKBAYKUŞU[Fars. ŞEB-ÂVÎZ][ayağından asılarak başaşağı sarkar ve öter] ile/ve KARDİNALKUŞU ile/ve KARİYAMA(Güney Amerika'da) ile/ve KAŞIK GAGA ile/ve KAŞIKCI KUŞU ile/ve KEDİKUŞU ile/ve KELAYNAK[Sadece bu üç yerde: BİRECİK-URFA, FAS, PALMİRA ÇÖLLERİ-SURİYE][Lat. GERONTICUS EREMITA]17 Şubat, Birecik'te, Kelaynak Günü'dür! ile/ve KUYRUKKAKAN[Afrika ile/ve Asya'da][Lat. SAXICOLA] ile/ve MALURUS[Avustralya'da] ile/ve MAMO[Hawaii'de] ile/ve MANAKİN[Amerika'da] ile/ve MİNO[Asya'da] ile/ve MOA ile/ve MOHO ile/ve MUHABBET KUŞU ile/ve ÖRÜMCEK KUŞU[Lat. LANIUS] ile/ve TARLA KUŞU ile/ve YAĞMUR KUŞU ile/ve ALICI KUŞ ile/ve BOĞMAKLI KUŞ ile/ve MAKARALI KUŞ ile/ve SAKSAĞAN(AK'AK[Ar.], PÎSE[Fars.], PICA PICA[Lat.]) ile/ve SAKARMEKE ile/ve SIĞIRCIK(MÜRG-İ ZÎREK/ZÎREK-SÂR, LÂLESAR[Fars.], STURNUS VULGARIS[Lat.]) ile/ve İBİBİK, ÇAVUŞ KUŞU, HÜDHÜD[çoğ. HEDÂHİD][HÛC-I HÜDHÜD:
İbibik ibiği.](EBÜRREBÎ', UPUPA EPOPS[Lat.])
ile/ve ÖZKUŞU ile/ve PAPUÇGAGA[Afrika'da] ile/ve POTU(Güney Amerika'da) ile/ve POYRAZKUŞU ile/ve SUBAKALI ile/ve TORGU ile/ve TURAKO/MUZCUL(Afrika'da yaşar.) ile/ve UZUNBACAK ile/ve ÜVEYİK(TURTLE DOVE[İng.], STREPTOPELIA TURTUR[Lat.]) ile/ve YEŞİLBAŞ

( Kolombiya'da, dünyadaki tüm ülkelerdeki kuş türlerinden daha fazla kuş türü bulunur. )

- NÂRE'NİN ile NÂRİN'İN

- NARH KOYMAK ile/||/<> ...

( Zorunlu malların ve üretim faktörleri fiyatlarının resmi makamlarca her yerde geçerli olacak şekilde belirlenmesi )

- NARH[Fars. < NİRH] ile/||/<> NARH KOYMAK

( Zorunlu mallar ve üretim faktörleri için resmî yetkelerce belirlenen ve her yerde geçerli olan fiyat. )

- NARH[aslı NİRH] değil/yerine/= NARK, ÇARŞIDA, PAZARDA SATILAN ŞEYLER İÇİN RESMÎ MAKAMLARCA GÖSTERİLEN FİYAT

- NAR-İ BEYZA, MÜTEŞEHHİB | AKKOR ile/||/<> AKKOR

( Sinema TV Işık saçacak ölçüde ısıtılmış olan Yüksek sıcaklıkta bulunması nedeniyle ısı ışık ya da ikisini birden yayan özdek Yüksek sıcaklık etkisi ile ışıklı duruma giren cisimlerin özelliği kimya fizik )

- NARİN[Fars. < NÂRİN] ile/||/<> İNCE / İNCE YAPILI

( ince ince yapılı Az narın 1 son derece küçük toz gibi 2 zarif ince nārīn zarif ince Moğolca narin küçük ince az Standardı Türkçede ünlü uyumuna uymayan bir karşılık olarak narin zart fein schlank biçimi geçer Bu biçim Farsçadan gelmiştir Buna karşılık Azeri alanında ünlü uyumuna uygun narın klein fein biçimi geçer Karakalpakçada Kırgızcada ince doğranmış et ve hamur anlamına gelen bir anlam kazanmıştır Türkmencede buna benzer bir biçimin geçmediği anlaşılıyor )

- NARKOLEPSİ ile/||/<> UYKU APNESİ

( Gündüz aşırı uyku ve ani uyku atakları ile ilişkili bir uyku bozukluğu. İLE/||/<> Uyku sırasında solunumun durması ve tekrar başlaması ile ilişkili bir uyku bozukluğu. )

- NARTHEX, NARTHEX GALLERY[İng.] ile/||/<> NARTHEX, PRONAOS[Fr.] ile/||/<> NARTHEX, PARADIES, VORHALLE[Alm.] ile/||/<> SON CEMAAT YERİ

( Mimarlık Namaza geç kalanlar için camilerin giriş kapısı önündeki avludan yüksek revaklı üstü kubbe ile örtülü bölüm )

- NARU = YÖN
[<

- NAS ile/||/<> NAS[Ar. < NAṢṢ]

( Kar Karagöscülerin gitmek sözcüğü karşılığında kullandıkları terim Karagöz ustalarının gitmek sözcüğü karşılığında kullandıkları sözcük )

- NÂS[Ar. < İNS] ile NAS/NASS[Ar. < NUSÛS] ile NA'S/NA'SE[Ar.]

( Kişiler, halk, herkes. İLE Açıklık, sarihlik, kat'îlik. | Anlamında açıklık, kesinlik bulunan Kur'an-ı Kerîm ayetinin delil olarak gösterileni. | [felsefe] İnak, dogma. | [eskiden] Sadece bir anlama gelen sözcük. İLE Uykusu gelme, uyku bastırma, ımızganma. | Zayıflık, bitkinlik, kuvvetsizlik. )

- NÂS[Ar.] ile SUBE[Ar.]

- NÂS[Ar.] ile VERÂ[Ar.]

- NASB ile ...

( DİKME, SAPLAMA )

- NASH EQUILIBRIUM[İng.] değil/yerine/= NASH DENGESİ

( Oyun teorisinde bir tarafın karşı tarafın seçimini bildiği için stratejisini değiştirmek istemediği özel durum. Yani birinci taraf, ikinci tarafın seçimini göz önünde bulundurarak kendi seçimini belirler. Adını Amerikalı matematikçi ve iktisatçı John Forbes Nash'ten alır. Nash dengesinin görüldüğü en meşhur sistemlerden biri mahkûm ikilemidir. Mahkûm ikileminde her ne kadar tek bir nash dengesi olsa da farklı sistemlerde birden fazla bulunabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- NASH İLE PARETO İLE CORRELATED ile/||/<> DENGE KAVRAMLARI

( Oyun kuramınde denge türleri. )
( Formül: BR(σ₋ᵢ) = σᵢ )

- NASH İLE PARETO İLE STACKELBERG ile/||/<> DENGE KAVRAMLARI

( Oyun kuramınde farklı denge türleri. )
( Formül: BR₁(s₂) ∩ BR₂(s₁) = Nash )

- NASI değil NASIL?

- NAŞİ[Ar.] ile NAŞİR[Ar.]

( Ötürü. @@ Yayımcı. | Yayan, saçan. )

- NAŞİ[Ar.] değil/yerine/= ÖTÜRÜ/DOLAYI

- NASÎB ile NASB

( Pay, kısmet. | Birinin elde edebildiği şey. İLE Bir memurluğa tâyin. | Dikmek, saplamak. )

- NÂSIH/NASÎH[< NUSH (çoğ. NASÂYİH)] ile ÖĞÜT VEREN, NASÎHAT EDEN | KUŞATMA

- NASİHAT değil/yerine/= ÖĞÜT

- NASIL OLSA (ŞU/RADA VAR) ile/değil/yerine NEYSE Kİ, ŞU/RADA VAR

- NÂSİL[Ar. < NESAK] ile NÂSİR[Ar. < NESR] ile NASÎR[Ar. < NASR] ile NASL[Ar. çoğ. NİSÂL, NUSÛL] ile NASR[Ar.]

( Kıl dökücü ilâç. İLE Yayan, saçan. | Düzyazı/nesir yazan. İLE Yardımcı, nusret eden. İLE Ok, kargı, temren gibi şeylerin ucundaki sivri demir. İLE Yardım. | Üstünlük. )

- NASIL ile NE KADAR KÖTÜ ile NASIL OLUR ile NE KADARDIR ile KAÇ TANE ile KAÇ KEZ ile NE KADAR ile NE KADAR TUHAF ile NE SIKLIKTA ile NE KADAR TUHAF ile NE KADAR ŞAŞIRTICI ile NE KADAR HARİKA

- NASİ-/NASO- ile/||/<> RHİN-/-RHİNE/RHİNO-/-RHİNOUS/-RHİNİA/-RRHİNİA

( Burun, buruna ait. İLE/||/<> Burun, burunun belirli durumları ile ilgili. )

- NASİP ile/ve/değil/yerine AZİM

( Nasip bilmeyip, azim biliriz. )

- NASÎR[Ar.] ile VELÎ[Ar.]

- NÂS(I)R[Ar.] ile YARDIMCI, YARDIM EDEN

( YARDIMCI, YARDIM EDEN )

- NASRETTİN HOCA PARKI

( Tarabya Mahallesindedir. 1.950,00 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 1.230,00 m²'lik yeşil alanı, 150,00 m²'lik çocuk oyun parkı ve 220,00 m²'lik spor alanı bulunmaktadır. )