( Karanlık bir gecede 50 km.'den bir mum ışığı. İLE/VE Sessiz bir ortamda 5 metreden bir kol saatinin işleyişi. İLE/VE Sekiz litrelik bir suda bir çay kaşığı şeker. İLE/VE Altı odalı büyük bir evde bir damla esans. İLE/VE Bir santimetre yükseklikten yüzüne düşen bir sineğin kanadı. )
( Santigrad derece ile ölçülen sıcaklığa 273 eklenmesiyle bulunan sıcaklık birimi Kelvin derecedir Yıldız sıcaklıkları bu birimde verilir Bir atm basınç altındaki suyun donma sıcaklığını 273 15 ve kaynama sıcaklığını 373 15 derece alanKelvin ölçeğine göre verilen sıcaklık Celcius ölçeğiyle arasında T K 273 15 t C bağıntısı vardır termodinamik sıcaklık da denir j 273 C derecesini sıfır olarak alan sıcaklık Düşüncel bir Carnot çevrimindeki ısı alışverişi temeline dayanan Kelvin ölçeğine göre ölçülen sıcaklık K 273 C )
( salt Sade saf tam karışımsız olan absolüt 1 İçine kendisine yabancı başka hiç bir şey karışmamış olan arı 2 Uygulamayla ilişkisi olmayan bilimler Ör salt matematik 3 Başka bir yetiye bağlı olmayan Ör Descartesta salt anlık duyulara gereksinme göstermeyen böylece de salt olan bilgiyi sağlar Salt us Kantta Deneyden bağımsız içinde duyudan hiç bir şey bulunmayan us fizik kimya matematik Yerel ağızlarda zalt ve saltan yalnız tek olarak da geçer tatsız yavan ve deli anlamları da vardır Eski kaynaklarda da salt biçimi kullanılır salt saltaŋ ohne jede Last Bagage Moğolcadan alındığı anlaşılıyor saltang leicht ohne Bagage ohne Esswaren auf der Reise Bulgarca salt yalnız ve Sırpça sàlt sàlte biçimleri Türkçeden alınmıştır Škaljić Turc 546 Yerel ağızlarda zalt ve saltan yalnız tek olarak da geçer tatsız yavan ve deli anlamları da vardır Eski kaynaklarda da salt biçimi kullanılır salt saltaŋ ohne jede Last Bagage Moğolcadan alındığı anlaşılıyor saltang leicht ohne Bagage ohne Esswaren auf der Reise Bulgarca salt yalnız ve Sırpça sàlt sàlte biçimleri Türkçeden alınmıştır Škaljić Turc 546 )
( En güçlü ve geniş bağışıklık olarak kabul edilen mutlak bağışıklığa göre şüpheli, sanık ve tanık, tanıklık yaptığı sıradaki verdiği beyânı ile ilgili hiçbir suçtan kovuşturulamaz. Fakat şüpheli, sanık ve tanığın, bağışıklık kapsamında ileri sürdüğü asıl suçla bağlantılı olmayan kanıtın kullanımı olanaklıdır. Savcının, kovuşturma yapmayacağına dair hukuka aykırı vaadi, mutlak bağışıklık sunmaz. Savcı, ancak gerçeğe ulaşmak için önem taşıyan durumlarda, bağışıklık tanınması konusunda mahkemeye öneride bulunabilir. Ayrıca, kişiye, mutlak bağışıklık tanınmışsa, savcı, bir sonraki ceza davasında kullandığı kanıtın, hukuka uygun ve bağışıklık ile elde edilen tanıklıktan bağımsız olduğunu kanıtlamak zorundadır. İLE Sadece, bağışıklık sağlanması yoluyla elde edilen beyân ve bu beyân aracılığıyla elde edilen kanıtlar, sanığın, bu suçlardan dolayı takip eden kovuşturmasında kullanılamaz. )
( Kimyasal tepkimelerde ürün ve tepkenler arasındaki nicel bağıntıyı kurabilmek için yapılan işlem Karşılaştırmalı çözümlemelerde bir etkenin payını ayırabilmek üzere karşılaştırılan durum ya da birimleri adı geçen etken dışındaki önemli bakımlardan benzer duruma getirme eşlendirme )
( Tarih yazan, tarihçi. | Ebced hesabına göre manzûm olarak tarih düşürenler. İLE Tarihi olayları günü gününe kaydeden tarihçi. | Osmanlı'larda devletçe görevlendirilen tarih yazarı. )
( Bir o kadar daha çoğaltılmış, bir kat daha artmış, taz'îf edilmiş. İLE İki kat, kat kat, katmerli. | Aynı "orta harfi" ile "son harfi", aynı harfin tekrarından oluşan sözcük.[musrir:musirr / müdrir:müdirr | hâdid:hadd] İLE Katılmış, bağlanmış, bağlı, izâfe edilmiş. | [ad takılarında] Belirtilen, başka bir ada katılmış ve onu tamamlamış olan. )
( Derleme erillik erkeklik Bazı dillerde erkek cinsten sayılan sözcük Arapçada kâtip muallim müdir Fransızcada le livre kitap le mur duvar Almancada der Tisch masa der Stuhl iskemle vb Cins )
( Kas, kasla ilgili. İLE/||/<> Daha az, daha küçük, kasılmanın azalması. İLE/||/<> Kasılma. İLE/||/<> Tendon. İLE/||/<> Et, kas. İLE/||/<> İç örgenlerle ilgili. )
( kaside I 3 c Divan edebiyatı terimi Peygamberin vasıflarını anlatmak ve şefaatini dilemek yolunda yazılan koşuk 1 Araplardan Farslara sonra divan yazınımıza geçmiş bir övgü koşuğu 3099 koşalı olur Uyak düzeni bakımından gazele benzer İlk koşa doğuş uyaklı öteki koşaların birinci dizeleri uyaksız ikincileri doğuş ile uyaklı olur Kasidenin bölümleri a başlangıç bölümü Kasidede konusu sevgi sevgili doğa ya da önemli olaylar olan giriş bölümü b övgü bülümü es t kasit maksat medih methiye övülecek kişinin övüldüğü bölüm c övünüş es t fahriye Ozanın kendi kendini övdüğü bölüm ç tegazzül Kimi keşidelere bir gazelin katılması ya da gazelin katıldığı bölümün adı d dua Övülen kimse için dua edilen bölüm 2 Kasideyi oluşturan kimi koşalar özel terimlerle adlandırılır a doğuş es t matla 1 Gazel ve kasidelerin ilk koşası 2 Ozanın koşuklarından birine katmayıp yalnız bıraktığı uyaklı çift dize b girişlik es t girizgâh Kasidelerde başlangıç bölümünden övgü bölümüne geçişi sağlayan koşa c taç beyit Kasidelerde ozanın adını ya da takma adını taşıyan koşa ç beytütkasit kasidenin en güzel koşası d kesmelik es t makta Divan koşuğunda ozanın adını ya da takma adını taşıyan son koşa son bağlam 3 Konularına göre keşideler a tevhit Tanrının birliğine ululuğuna övgü b mürsacat Tanrıya yakarış c naat Hz Muhammete övgü d methiye Bir kimseyi ya da bir şeyi övmek için yazılan kaside A Bunlar övgü konularına göre ad alır cülusiye Padişahın tahta çıkışını konu edinen kaside suriye Düğün törenlerini konu edinen kaside ramazaniye Konusu ramazanın gelişini kutlama olan kaside bayramiye es t idiyye Konusu bayram kutlaması olan kaside muharremiye Muharrem ayında Hz Hüseyinin şehit edilmesini konu edinen kaside B Konusu mevsimler olan kasideler Bahariye sayfiye şitaiye C Başka konularda yazılan kasideler hamamiye at kasidesi es t kasidei rahşiye rahşiye av kaîidesi es t şikâriye vb 4 Kasideler uyak ve yedeklerinin son harflerine göre de adlandırılır Uyaklarına göre t kasidesi es t kasidei taiye r kasidesi es t kasidei raiye vb gibi Rediflerine göre su kasidesi adem kasidesi vb II Doğu Anadoluda kısa öykülere verilen genel ad Divan edebiyatı terimi Konusu en çok övme olan ve en az onbeş yirmi beyti bulunan uzun gazel Kısa öykü kaside I 3 kaside kaside 1 1 b kaside 1 3 d kaside I 1 ç kaside I 3 d kaside I 3 d kaside I 2 c )
( Haberci, haber veren. İLE Yerden çıkıp fışkıran, kaynayan, akan. İLE Büyük Türk şairi.[1626 - 1712][müzikte, Seyyid Nuh takma/müstear adıyla besteleri vardır.] )
( Rumelihisarı sokaklarından biridir. İsmini Nafi Baba Tekkesi şeyhi Nabi Baba'dan almıştır. Nafi Baba tekkede 53 yıl şeyhlik yapmış ve şöhreti yakalamıştır. Yeniçeri ocaklarının kaldırılması üzerine Tekke binası 1926'da yıktırılmış 1839 yılında tekrar inşâ edilmiştir. Sokaklara isim verilirken şeyh unutulmamış ve bir sokağa "Nafi Baba Sokak" ismi verildi. )
( Boğaziçi Üniversitesi kampüsü içinde bulunan bu tekkeye şehitlik tekkesi de denilmektedir. Tekkenin adının duyulması Nafi Baba'nın postnişinliği döneminde oldu. Bu tekke de (Dergâhta) postnişinlik babadan oğula geçiyordu. )
( Nafi Baba Dergâhı posnişiydi. Dergâh Rumelihisarı'nın üst kısımlarında bulunuyordu. Nafi Baba 1835'te İstanbul'da doğmuş ve 1908'de İstanbul'da ölmüştür. Dini bilimleri Silivri Müftüsü Sadık Efendi ile Adanalı İsmail Efendi'den tahsil etmiş, Fatih Camii dersi İmamlarından Musa Kazım Efendi'den de ders alarak bilgisini genişletmiştir. 1846'da kendisine İptidai Hariç İstanbul Müderrisliği unvanı verilmiştir. 1872'de Musıla - i Süleymaniye'ye müderrisliği, 1907'de Bilad - ı Mahreçten Halep Mevleviyeti'ne terfi ettikten sonra 1908'de vefât etmiştir. )
( 1 Belli bir kurala göre oluşturulan ve kulağa hoş gelen ses dizisi 2 Makamla söylenen halk koşuğu türkü Derleme sözün ezgisi Söylemede sese verilen özel titrem 1 Güncel konulara aşk konularına yaşama sevincine değinen kabarelerde söylenen şarkı 2 Epik tiyatroda oyuncuların açıklamalı ezgileri )
( Genizden gelen ses. İLE Zayıf, arık. İLE Kendini yetiştirmiş, doğal bir plastik sanat yeteneğine sahip sanatçılar tarafından yaratılan resim sanatı. | Güzel sanatların, özellikle resim alanında kendini yetiştirmiş sanatçısı ya da onun yapıtı. | Saf, deneyimsiz. | Acemice yapılan. )
( Anıtsal süs. Gümüş ya da mumdan yapılarak gelinlerin önünde götürülmesi ya da sonra gelin odasına konulması zamanında âdet olan süs ağacı. | Hurma ağacı. )
( Dişil bal arısı. İLE Hurma ağacı. | Zamanında, âdet olan süs ağacı. | Gümüş ya da mumdan yapılarak gelinlerin önünde götürülmesi ve sonra gelin odasına konulması. | [yazında/edebiyatta] İnce, uzun, nârin gövdeli dilber. )
( hurma botanik Palmiyegiller Arecaceae familyasından 1015 m boyunda yuvarlağımsı ve parçalı yapraklı yaprak tabanları kalıcı çiçekleri ikili ya da dörtlü gruplar hâlinde meyveleri kalp şeklinde ana vatanı ve Japonya olan Akdeniz ve Ege Bölgesi sahillerinde park ve caddelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir tür ağaç Kendir palmiyesi Hurma )
( Karga ve çirkin sesli kuşların ötüşü. İLE Birinin yerine geçen, vekil. | Kadı vekili. | Kadı, şeriat hükümlerine göre hüküm veren hâkim. | Nöbet bekleyen, nöbetle gelen. )
( Eksik, noksan, tam olmayan. | Kusurlu, kusuru olan. | [matematikte] -[eksi] imi/işareti. İLE Genellikle kumaş üzerine, renkli iplikler ya da sırma ve sim kullanarak, elle, makineyle yapılan işleme. | Özellikle duvar ve tavanları süslemek için yapılan resim. | Beste ve semailerin, dört yerine iki haneli olanlarına verilen ad. | [mecaz] Hile. İLE Bozan, bozucu, bozma, çözme, kırma. )
( 1 1 4 durumunu gösteren ön ek 2 Bir asit tuz ya da esterin olağanüstü sayıda su molekülü ile birleştiğini gösterir ön ek 3 Çift dönme nicem sayısı ve karşıt koşut çekirdek dönüsü koşulunu belirleyen ön ek matematik 1 Eşyanın değerini ölçmek üzere değişim aracı olarak kullanılmakta olan satağa çıkarılan kâğıt ya da madensel değişim aracı 2 Değer ve eder ölçüsü birimi Bir ekonomide genel kabul gören değişim aracı değer koruma aracı ve hesap birimi işlevlerine sahip varlık anat 1 Yan 2 Yanında Az para 1 bir parça bütünün bir bölümü yarım 2 para pāra a piece portion fragment morsel Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir )
( Bir şeyi başka bir yere götürme. | Taşıma, aktarma, geçirme. | Aynısını başka bir şey üzerine alma. | Masal/öykü anlatma, söyleme. | Çeviri yapma, tercüme etme. | [coğrafya] Taşın.[Fr. TRANSPORT] İLE Vurma. | Kuşun yem toplaması. | Oyma, kazma, taş oyma, heykel yapma, taş oymacılığı. )
( TV Daha önceden herhangi bir gereç üzerine saptanmamış işlikte ya da işlik dışında gerçekleştirildiği alıcıyla saptandığı anda yayına verilen izlenceler için kullanılan terim Dolaylı yayının karşıtı )
( 1 kuyumculuk a Altın gümüş bakır vb metalleri vurarak ve çakarak işleme b Bu iş için kullanılan kalıp 2 işleyim Kumaş ve derilere sıcak demir kalıpla basılarak ya da geçirilerek yapılan kabartma süsler şebek şebek Yamyamlık taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası çelik taş cam plastik vb maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti eskimiş tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni )
( olumsuzlama Bir yanıtlayıcının olan bir durumu değilleyici yanıtlar vermesi Öne sürülen bir savı tanımama Olumsuzluk 1 Önermeler cebirinde verilen bir önermenin doğruluk değerinin tersine çevrilmesi Anlamdaş yadsıma 2 Önermeler cebirinde önüne geldiği önermenin yanlış olduğunu belirten im Simgesi Anlamdaş yadsıma Bir deyiş ya da örnermenin olumsuz biçimde dile getirilmesi olumlama Bir deyiş ya da önermenin olumlu biçimde dile getirilmesi olumsuzlama )
( at eşek öküz vb yük hayvanlarının tırnaklarına çakılan ayağın şekline uygun demir parçası naᶜl fer à cheval Räsänen V 349350 Abaev Benveniste Arm 10 Muhamedova MSFOu 158 1977 191 Türk ve Kafkas dillerine Kabard ve İran dillerine geçmiştir )
( Mektup. | Sevgiye ve aşka dair yazılmış mektup. | Kitap, dergi/mecmûa. İLE "Yazılı/yazılmış, küçük kitap" anlamlarına gelerek birleşik/mürekkep sözcükler oluşturur.[EMİR-NÂME, KÂNUN-NÂME, KARAR-NÂME] )
( botanik tarım Ballıbabagiller Labiatae familyasından çiçekleri er dişi çanak yaprakları ışınsal taç yaprakları tek simetrili fındıksı tip meyveleri olan mentol kapsadığı için tıpta kullanılan ülkemizde 7 türle temsil edilen çok yıllık otsu türleri olan bir cins Yapraklarında yağ tanen reçineli maddeler şekerler ve acı maddeler içerennane yağı tıpta midebağırsak yatıştırıcısı gaz söktürücü bulantı ve kusma kesici olarak damla veya nane suyu ve şurubu biçiminde kullanılan ballıbabagiller familyasından bir bitki )
( Nanometre ölçeğindeki nesnelerin kimyasal özelliklerini inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Makroskopik ölçekteki nesnelerin kimyasal özelliklerini inceleyen bilim dalı. )
( Milyarda bir anlamına gelen bir birim ön ekidir. "n" ile gösterilir ve 10⁻⁹'a eşdeğerdir. Son derece küçük ölçekli yapıları ifade etmek için kullanılır. Örneğin, nanosaniye saniyenin milyarda birine eşitken; nanometre ise metrenin milyarda birine eşittir. Bilimde ve elektronikte zaman ile uzunluk birimlerinin ön eki için yaygın olarak kullanılır.
( Atomik ve moleküler seviyede nesnelerin manipülasyonu ile ilgilenen bir bilim dalı. İLE Canlıları ve biyolojik süreçleri kullanarak ürünler ve hizmetler üreten bir bilim dalı. Bu iki dalın kesiştiği noktada, nano ölçekte biyolojik düzenler ve cihazlar tasarlanmakta. )
( Odun kömür yağ gibi ördeklerin yanması ile ısı ve ışığın birlikte belirmesi kimya Humma Az atǝş ātaş Sart ataş ataş ataş kürök ataş kösȫ gibi sözlerde geçer ātaş Farsça ātaş Eski Türkçe odun yerini almıştır )
( Sinema TV Işık saçacak ölçüde ısıtılmış olan Yüksek sıcaklıkta bulunması nedeniyle ısı ışık ya da ikisini birden yayan özdek Yüksek sıcaklık etkisi ile ışıklı duruma giren cisimlerin özelliği kimya fizik )
( ince ince yapılı Az narın 1 son derece küçük toz gibi 2 zarif ince nārīn zarif ince Moğolca narin küçük ince az Standardı Türkçede ünlü uyumuna uymayan bir karşılık olarak narin zart fein schlank biçimi geçer Bu biçim Farsçadan gelmiştir Buna karşılık Azeri alanında ünlü uyumuna uygun narın klein fein biçimi geçer Karakalpakçada Kırgızcada ince doğranmış et ve hamur anlamına gelen bir anlam kazanmıştır Türkmencede buna benzer bir biçimin geçmediği anlaşılıyor )
( Gündüz aşırı uyku ve ani uyku atakları ile ilişkili bir uyku bozukluğu. İLE/||/<> Uyku sırasında solunumun durması ve tekrar başlaması ile ilişkili bir uyku bozukluğu. )
( Oyun teorisinde bir tarafın karşı tarafın seçimini bildiği için stratejisini değiştirmek istemediği özel durum. Yani birinci taraf, ikinci tarafın seçimini göz önünde bulundurarak kendi seçimini belirler. Adını Amerikalı matematikçi ve iktisatçı John Forbes Nash'ten alır. Nash dengesinin görüldüğü en meşhur sistemlerden biri mahkûm ikilemidir. Mahkûm ikileminde her ne kadar tek bir nash dengesi olsa da farklı sistemlerde birden fazla bulunabilir.
( Tarabya Mahallesindedir. 1.950,00 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 1.230,00 m²'lik yeşil alanı, 150,00 m²'lik çocuk oyun parkı ve 220,00 m²'lik spor alanı bulunmaktadır. )